Intel Core Ultra 200 ve Core Ultra 300 mobil işlemcileri sızdırıldı

0

Intel, yakın zamanda masaüstü işlemcilerini duyurduğu Arrow Lake mimarisinin mobil sürümleri ve Panther Lake üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Sızdırılan bilgilere göre, bu yeni işlemciler performans ve verimlilik açısından önemli bir sıçrama vadediyor.

Sızıntılar, Arrow Lake mobil işlemcilerin “Core Ultra 200” adıyla geleceğini ve dört ana segmentte sunulacağını gösteriyor:

  • Masaüstü: 24 çekirdekli (8P + 16E) ve 36 MB L3 önbelleğe sahip LGA 1851 soketli
  • Yüksek Performanslı Dizüstü Bilgisayarlar: 16 çekirdekli (8P + 8E) ve 30 MB L3 önbelleğe sahip FCBGA soketli
  • Performans Dizüstü Bilgisayarlar: 14 çekirdekli (6P + 8E) ve 24 MB L3 önbelleğe sahip FCBGA soketli
  • Düşük Güçlü Tasarımlar: 10 çekirdekli (2P + 8E) ve 18 MB L3 önbelleğe sahip FCBGA soketli
Intel Core Ultra 200

Sızıntılara göre Arrow Lake-H işlemciler, Arc Alchemist Xe-LPG+ grafik mimarisine dayalı GT2 seviyesinde bir GPU barındıracak. HX serisi ise mevcut Arc Xe-LPG iGPU’yu kullanırken, Arrow Lake-U serisi GT1 tasarımlı Arc Xe-LPG+ iGPU’dan güç alacak.

Panther Lake mobil işlemciler ise 18A düğümünde üretilecek ve “Core Ultra 300” adıyla piyasaya sürülecek. Bu işlemciler, LPDDR5X paket içi bellek ve daha esnek DRAM seçenekleri sunacak.

Sızıntılar, Arrow Lake-H/P/U işlemcilerin 2025 başlarında, Panther Lake işlemcilerin ise 2026 başlarında satışa çıkacağını gösteriyor.

Sonuç olarak, Intel’in Arrow Lake ve Panther Lake mobil işlemcileri, performans ve verimlilik arayan kullanıcılar için heyecan verici bir seçenek sunuyor. Yeni nesil işlemciler, gelişmiş grafik işleme ve daha esnek bellek seçenekleri ile öne çıkıyor.

Not: Bu bilgiler sızıntılara dayanmaktadır ve resmi olarak doğrulanmamıştır.

NASA, Mikropları araştırmak için uzay yürüyüşü görevi düzenliyor!

NASA, 2024 yılının ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Bu görevde, Amerikalı astronotlar Tracy C. Dyson ve Matt DominickUluslararası Uzay İstasyonu‘nun (ISS) dış yüzeyinde bazı bakım çalışmaları yürütecekler. Görev, istasyonun dış yüzeyinde bulunan mikroorganizmaların temizlenmesi ve analizi üzerine odaklanacak.

Dyson ve Dominick, ISS’in Destiny ve Quest modüllerinin dış yüzeylerini temizleyecek ve bu yüzeylerde mikro yerçekimi ortamında hayatta kalabilecek mikroorganizmaları analiz edecekler. Bu çalışmalar, bilim adamlarının Dünya dışındaki yaşam olasılığını değerlendirmelerine yardımcı olacak ve Mars gibi gezegenlerde bulunan olası yaşamın gerçekten oradan mı yoksa Dünya’dan bir görevle mi getirildiğini doğrulamalarına yardımcı olacak.

NASA, astronot Tracy C. Dyson‘ın numune toplama görevini nasıl yerine getireceğini gösteren bir animasyon yayınladı. Animasyon, Dyson‘ın mikroorganizma sapını taşınabilir iş istasyonundaki kutuya yerleştirmesiyle başlıyor. Dyson, ilk numuneyi almak için vakumlu egzoz sistemi havalandırma deliğine gidecek. İkinci numune ise istasyonun karbondioksit havalandırmasından alınacak ve son olarak astronotların uzay yürüyüşü için yörünge tesisinden çıktıkları hava kilidinin çevresinden ek örnekler toplanacak.

Bu uzay yürüyüşü, Tracy C. Dyson‘ın dördüncü, Matt Dominick‘in ise ilk uzay yürüyüşü olacak. Her iki astronot da Mart ayında altı aylık bir görev süreci için uzay istasyonuna gelmişti. NASA, yaklaşık altı buçuk saat sürmesi beklenen uzay yürüyüşünün tamamını canlı olarak yayınlayacak.

Yayın, astronotların kasklarına takılan kamera dahil olmak üzere birden fazla kameradan alınan videoları içerecek. Ayrıca Dyson, Dominick ve Mission Control arasındaki canlı iletişim ile bir NASA yetkilisinin görev sırasında açıklamalarını içeren yorumları da duyabileceksiniz.

Bu önemli görev, sadece ISS’in bakımını sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda Dünya dışındaki yaşam araştırmalarına da değerli katkılarda bulunacak.

iPhone 15 Pro’ya Özel: iOS 18 ile eylem düğmesine yeni kontroller ekleniyor!

0

Apple, iPhone 15 serisine özel yeni özellikler sunan iOS 18 güncellemesini duyurdu. iPhone 15 Pro ve 15 Pro Max kullanıcıları için eylem düğmesi, yeni özelleştirme seçenekleriyle daha da işlevsel hale geliyor. Bu güncelleme, Apple’ın etkinlikte bahsetmediği bazı yenilikleri de beraberinde getiriyor.

iOS 17 ile iPhone 15 Pro kullanıcıları iOS 18 ile eylem düğmesine düğmesini sessiz mod, odak, kamera, el feneri, çeviri, müzikleri tanı, büyüteç, erişilebilirlik ve kestirme gibi işlevlerle özelleştirebiliyordu. Kestirmeler uygulaması sayesinde kullanıcılara geniş bir yelpazede seçenek sunulsa da, çoğu kullanıcı bu özelliği tercih etmiyordu. iOS 18, bu sorunu çözüyor ve Denetim Merkezi’ndeki düzinelerce kontrolü eylem düğmesine atama imkanı sunuyor.

Yeni özellikler ve kontroller

iOS 18 beta sürümünde, kullanıcılar eylem düğmesine koyu mod, uçak modu, hücresel veri, kişisel erişim noktası, alarm, sayaç, hesap makinesi, kronometre, Apple TV kontrol, saatime ping at ve QR kod tarama gibi kontrolleri atayabiliyor. Bu liste, iOS 18’in ilerleyen beta sürümlerinde ve final sürümünde daha da genişleyecek. Üçüncü parti uygulamaların da eklenmesi bekleniyor.

Güncelleme ayrıca, iPhone’ların pil ömrünü korumaya yardımcı olacak yeni şarj limiti seçenekleri ve önerilerini de içeriyor. Bu özellik, kullanıcıların cihazlarının pil sağlığını uzun süre korumasına yardımcı olacak.

iOS 18 ile eylem düğmesineiPhone 15 Pro ve 15 Pro Max kullanıcıları için eylem düğmesini daha kullanışlı hale getirerek, cihazlarının işlevselliğini artırıyor. Denetim Merkezi kontrollerinin eklenmesiyle, kullanıcılar eylem düğmesini kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirebilecekler. Bu güncelleme, Apple’ın kullanıcı deneyimini geliştirme konusundaki kararlılığını bir kez daha gösteriyor.

Google’da şok: Android başkan yardımcısı ayrılıyor!

Android, mühendislik liderlerinden birini kaybediyor. Google’a ait işletim sisteminde mühendislikten sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev alan Dave Burke yaptığı açıklamada firmada geçen 17 yılın ardından görevinden ayrıldığını duyurdu. Ancak Burke, Google’ın çatı holdingi Alphabet’ten ayrılmıyor ve şirket içinde “AI/bio” projelerini araştıracak.

Burke, Android bünyesinde Nexus ve Pixel telefonlar, cep telefonları için Chrome’un geliştirilmesi, Android TV’nin başlatılması ve geliştirici araçlarının oluşturulması ve yayınlanması çabalarına öncülük edilmesi gibi önemli projelerde yer aldı.

Burke’ün Android Başkan Yardımcılığı görevini bırakma kararı, Google’ın çatı holdingi olan Alphabet’te bu yıl yaşanan bir dizi işten çıkarma ve yeniden yapılanmanın ardından geldi. Ocak ayında şirket, AR donanım ekibinin çoğu da dahil olmak üzere 1.000’den fazla çalışanı işten çıkardı ve Nisan ayında Google, yapay zekayı tüm cihazlarına getirmeye odaklanmak için donanım ve Android ekiplerini birleştirdi.

Bu son karar, Android, Chrome ve ChromeOS’u yöneten Hiroshi Lockheimer’ın şirkette başka roller keşfetmesine yol açtı ve yeni bölümü denetlemek üzere cihazlar ve hizmetlerden sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Rick Osterloh getirildi. Lockheimer’ın altında çalışan Sameer Samat ise Android Ekosisteminin başkanı oldu.

X’te yayınlanan bir yazıda Burke, şimdilik Google içinde “AI/bio” projejeleri ararken Android için danışman olarak göreve devam edeceğini söyledi. Burke, meslektaşlarına yazdığı ve LinkedIn’de de yayınladığı bir mektupta ise yapay zekanın ilaç keşfini artırmadaki rolünü keşfetmek istediğini şu sözlerle ifade ediyor:

“Konu başlığına bakarak tahmin edebileceğiniz gibi, paylaşmak istediğim bazı kişisel haberlerim var. Android’de geçirdiğim 14 yılın ardından artık değişim zamanının geldiğine karar verdim. Yapay zeka / biyo projelerini keşfederken Android Mühendisliği liderliğinden uzaklaşıp danışmanlık pozisyonuna geçeceğim. Yapay zeka, kalbime yakın bir konu olan tedavisi zor pediatrik kanserler de dahil olmak üzere geniş uygulanabilirliğe sahip ilaç keşfini hızlandırmada önemli bir rol oynama potansiyeline sahip. Alphabet’teki ilgili rolleri keşfetmek için Sundar ile birlikte çalışıyorum.”

Avrupa’nın önde gelen araştırma üniversitelerinden birisi olan University College Dublin’de bilgisayar mühendisliği eğitimi alan Burke ayrıca yine aynı üniversitede Biyomedikal Mühendislik doktorası yapmıştı. Aynı üniversitenin Ulusal Rehabilitasyon Hastanesi’nde 1,5 yıl çalışan Burke daha sonra ise VoiceXML IP medya sunucuları ve ağ geçitleri üzerine uzmanlaşan kendi şirketini kurmuştu. Google’ın Londra ofisinde 2007 yılında göreve başlayan Burke, 2014’ten bu yana Android mühendislikten sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyordu.

Bill Gates dünyanın kömürden nükleere geçen ilk santralini inşa ediyor

Bill Gates’in öncülüğünde, TerraPower şirketi dünya enerji sektöründe çığır açacak bir projeye imza atıyor. ABD’de hayata geçirilen ve kömürden nükleer enerjiye geçişi hızlandıracak olan Natrium adlı yeni nesil nükleer santralin temelleri atıldı. Bu santral, sodyum soğutmalı hızlı reaktör teknolojisini benimseyerek enerji üretiminde devrim yaratacak ve yenilenebilir kaynaklarla entegre çalışabilecek kapasitede tasarlandı.

Natrium projesi, geleneksel nükleer reaktörlere kıyasla çok daha güvenli olması ve minimum düzeyde atık üretmesi öngörülen bir yapıya sahip. Planlanan kapasitesi 345 megawatt‘a kadar esneyebilen bu tesis, enerji depolama sistemleriyle desteklenerek istikrarlı bir enerji arzı sağlayacak. 2030 yılında tam kapasiteyle faaliyete geçmesi planlanan Natrium, bu süreçte gerekli olan inşaat izinleri ve işletme lisanslarını almaya yönelik çalışmalar devam ediyor.

Natrium‘un sodyum bazlı soğutma teknolojisi, su bazlı sistemlere kıyasla çok daha yüksek bir kaynama noktasına sahip olmasıyla önem taşıyor. Bu sayede, reaktör daha kompakt bir yapıya kavuşurken inşaat maliyetleri de azalıyor. Ayrıca, hızlı reaktör teknolojisinin kullanılmasıyla daha verimli bir enerji üretimi sağlanıyor; bu teknoloji, termal nötronlara göre daha hızlı nötronlar kullanarak işlem yapıyor.

TerraPower‘ın Natrium projesi, sadece enerji üretiminde değil aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik konusunda da önemli adımlar atıyor. Kömür santrallerinin yerini alarak karbon emisyonlarını azaltması hedeflenen bu ileri teknoloji, gelecek nesiller için daha temiz bir enerji seçeneği sunuyor. Proje, enerji sektöründe sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler arayanların dikkatini çekiyor ve küresel enerji dönüşümünde önemli bir role sahip olmaya aday.

Dikkat edilmesi gereken 6 önemli kurumsal siber güvenlik tehdidi

ALEV AKKOYUNLU / Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

İşletmelerin teknolojik çözümlere olan bağımlılığı artarken, siber güvenliğin önemi de giderek artıyor. Teknoloji, işleri otomatikleştirmek ve karmaşık sorunları çözmek konusunda yardımcı olurken, aynı zamanda yeni risklerin de doğmasına sebep oluyor. Siber saldırılar da teknoloji ile birlikte daha sofistike hale geliyor. Şirketler, veri koruması ve çalışanlarının güvenli bir şekilde yazılım ve bilgileri kullanma konusundaki eğitimleri için büyük yatırımlar yapıyor. Ancak, siber suçlular hala güvenlik açıklarını bulmak için çaba sarf etmeye devam ediyor. Bu durum ciddi ekonomik ve bilgi kayıplarına neden olabilir ve şirketin itibarına zarar verebilir. Güvenlik risklerinin her an meydana gelebileceği gerçeğiyle yüzleşerek, siber suçlulara karşı ciddi önlemler alınması gerekiyor.

6 Önemli Kurumsal Siber Güvenlik Tehdidi

1. Kimlik Avı Saldırıları

Kimlik avı, siber güvenlikte en yaygın ve tehlikeli saldırı türlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Kimlik avı saldırıları, kullanıcıları sahte e-postalar, SMS’ler veya web siteleri aracılığıyla kandırarak kişisel bilgilerini çalmayı amaçlayan bir saldırı türü. Bu saldırılar, çalışanların veya kurumun dışındaki kişilerin güvenlik duvarlarını aşmasına ve hassas bilgilere erişmesine yol açabiliyor.

Kimlik avı, saldırganların sahte, hileli mesajlar ve e-postalar göndermesiyle ortaya çıkıyor. Siber suçlular, sizi kişisel bilgilerinizi paylaşmaya, kötü amaçlı bağlantılara tıklamaya, cihazınıza kötü amaçlı yazılım indirip farkında olmadan çalıştırmaya veya hesap ayrıntılarınızı bir banka, alışveriş sitesi, sosyal ağ, e-posta veya daha fazlası için vermeye ikna etmeye çalışabilir. Kimlik avı, telefonunuza kötü amaçlı yazılım veya gözetim yazılımı yüklemek için de kullanılabilir.

2. Kötü Amaçlı Yazılımlar

Kötü amaçlı yazılımların tespiti zor olsa da adaptasyon yeteneği olan kötü amaçlı yazılımlar, kurumsal düzeydeki şirketlerin en yaygın tehditlerinden biri. Şifreleme gibi yöntemler kullanarak kodunu gizler, bu da onu ciddi bir tehdit haline getirir. Anti-malware ve anti-virüs programları kullanmak, e-posta spam filtresi ve diğer uç nokta güvenlik önlemleri almak kötü amaçlı yazılımlardan korunmada etkili olabilir. Siber güvenlik sistemlerini güncellemek, şüpheli web sitelerini engellemek ve çalışanlara doğru kullanımı konusunda eğitim vermek de önlem alınması gereken önemli adımlardır.

3. Fidye Yazılımları

ABD, fidye yazılımı için uluslararası yasak istiyor

Fidye yazılımı kurumlar için ciddi bir siber güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bir şirketin ağına giren siber suçlu, fidye yazılımını yerleştirerek ve şifreleyerek şirketin verilerine erişimini kısıtlayabilir. Siber suçlu, verileri geri vermeleri karşılığında fidye talep ederek verileri silme veya ihlal etme tehdidinde bulunabiliyor. Kurumlar, fidye yazılımı olaylarına karşı güvenli yedekleme çözümlerine yatırım yapmayı tercih ediyorlar. Bu sayede veriler çoğaltılarak güvenli bir şekilde saklanabiliyor ve iş operasyonlarına devam edilebiliyor. Fidye yazılımları genellikle kurumları hedef alıyor.

4. DDoS Saldırıları

Dağıtık Hizmet Reddi (DDoS) saldırıları genellikle bir ağın, sunucunun veya web sitesinin, aşırı miktarda sahte trafik ile kasıtlı olarak yüklenmesi ve normal hizmetlerinin aksaması veya tamamen durması şeklinde gerçekleştiriliyor. Bu saldırılar, siber suçlular tarafından genellikle bir web sitesini çevrimdışı bırakmak veya belirli bir hizmeti engellemek amacıyla kullanılıyor. DDoS saldırıları özellikle çevrimiçi hizmetler sunan şirketler için ciddi tehditler oluşturuyor. Bu saldırılara karşı alınabilecek önlemler arasında, trafik analizi ve filtreleme, ağ güvenliği çözümleri ve kapasite planlaması bulunuyor. Özellikle ağ altyapısını sürekli olarak gözden geçirmek ve potansiyel tehditlere karşı hazırlıklı olmak bu tür saldırıların etkilerini azaltabilir.

5. Gelişmiş Kalıcı Tehditler

Siber güvenlik alanında çok ciddi ve sofistike bir tehdit türü olan APT’ler, genellikle devlet destekli veya büyük ölçekli ve uzun süreli hedeflere yönelik olan saldırılar olarak tanımlanır. Bu tehditler, kurumların veya devletlerin bilgi varlıklarını hedef alırken, genellikle gizlilik, süreklilik ve verimliliği hedefliyor. APT’ler, genellikle gelişmiş siber saldırı teknikleri ve araçları kullanıyor. Bu saldırganlar, bilgi sistemlerine sızma, uzun süreli izleme ve veri çalma gibi karmaşık yöntemlerle hedeflerine ulaşmaya çalışırlar. APT’ler, genellikle hedef sistemlere uzun süreli erişim sağlamayı hedefliyorlar. Bu, saldırganların gizlice bilgi çalmasına, sistemleri kontrol etmesine ve gerektiğinde zarar vermesine olanak tanıyor.

6. Nesnelerin İnterneti (IoT) Tabanlı Saldırılar

IoT saldırısı, Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazını veya ağını hedef alan herhangi bir siber saldırı türü. Bilgisayar korsanı cihazın kontrolünü ele geçirebilir, verileri çalabilir veya DoS veya DDoS saldırılarını başlatmak üzere bir botnet oluşturmak için virüslü cihazlar grubuna katılabilir. Bağlı cihazların sayısının önümüzdeki birkaç yıl içinde hızla artmasının beklendiği göz önüne alındığında, siber güvenlik uzmanları IoT saldırılarının da artacağını tahmin ediyor. Ayrıca bağlantılı cihazların kullanımını daha da artıracak olan 5G ağlarının hayatlarımıza girmesiyle de saldırılarda artışa yol açabilir.

Alev Akkoyunlu
Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

23 yıla yakın bir süre siber güvenlik sektöründe satış ve pazarlama alanında ustalaşan Alev Akkoyunlu, şu an Bitdefender Antivirüs’ün de aralarında bulunduğu birçok güvenlik ürününün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörlüğü görevini yürütmektedir. 1979 doğumlu olan Akkoyunlu, Süleyman Demirel Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. Akkoyunlu, 1 çocuk sahibidir.

OpenAI, Microsoft ve Oracle ile ortaklık kuruyor!

OpenAIMicrosoft ve Oracle, yapay zeka teknolojilerini ileriye taşımak amacıyla önemli bir ortaklık duyurdu. Bu yeni işbirliği, yapay zeka çözümlerinin geliştirilmesi ve genişletilmesi konusundaki küresel çabaları desteklemeyi hedefliyor.

Oracle‘ın Gen2 yapay zeka altyapısı ve Microsoft Azure AI platformu, Oracle Cloud Infrastructure (OCI) üzerinde bir araya getirilerek OpenAI‘ye ek kapasite sağlayacak. Bu adım, özellikle OpenAI’nin popüler yapay zeka hizmeti ChatGPT gibi büyük çaplı uygulamalarını daha da ölçeklendirmesine olanak tanıyacak.

OpenAI‘nin CEO’su Sam Altman, işbirliğiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Microsoft ve Oracle ile çalışmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. OCI, Azure’un yapay zeka platformunu genişleterek, OpenAI’nin büyümesine katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.

Oracle‘ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Larry Ellison ise, “OCI’nın sunduğu güçlü yapay zeka yetenekleri, dünya çapındaki yapay zeka yenilikçileri için önemli bir tercih sebebi olmaya devam ediyor. OpenAI gibi öncü şirketlerin OCI‘yı seçmesi, platformumuzun sağlamlığını ve ölçeklenebilirliğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

Bu stratejik işbirliği, OCI‘nin yüksek performanslı donanım ve NVIDIA GPU gibi ileri teknolojileri kullanarak yapay zeka model eğitimini desteklemesini sağlayacak. Böylece, sektördeki şirketlerin daha hızlı ve güvenilir yapay zeka çözümleri geliştirmelerine imkân tanıyacak.

OpenAIMicrosoft ve Oracle‘ın ortaklığı, yapay zeka alanında yeni bir dönemi başlatarak teknoloji dünyasında büyük bir ilgi uyandırmayı hedefliyor.

Samsung, ilk renkli E-Kağıt ekranını tanıttı: düşük güç tüketimi ile reklamcılıkta devrim yaratacak!

0

Samsung, ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen Infocomm 2024 fuarında teknoloji dünyasına büyük bir yenilik sunarak ilk renkli E-Kağıt ekranını tanıttı. Bu yeni teknoloji, renkli E-Ink paneller kullanarak sabit görüntülerde hiç enerji tüketmeyerek çevre dostu bir çözüm sunuyor. Özellikle alışveriş merkezleri, ofisler, halka açık mekanlar, restoranlar ve mağazalar gibi yerlerde reklam, ürün sergileme ve menü gösterimi için ideal olarak tasarlanmış.

Samsung’un tanıttığı renkli E-Kağıt TV32 inç büyüklüğünde ve QHD çözünürlüğe sahip. 60 bin renk görüntüleme kapasitesine sahip olan ekran, sadece 17.9 mm kalınlığında ve batarya hariç sadece 2.9 kg ağırlığında olup oldukça taşınabilir bir yapıya sahip. Arka ışık kaynağı gerektirmeyen bu teknoloji, görüntü sabit olduğunda enerji tüketmez; sadece içerik değiştiğinde enerji harcar, bu da uzun ömürlü batarya ömrü ve düşük işletme maliyetleri sağlar.

Ekran ayrıca 8 GB depolama alanıBluetooth, Wi-Fi ve iki adet USB Type-C bağlantı noktası gibi modern özellikler sunuyor. Samsung, ekranı The Frame TV serisine benzer değiştirilebilir Frame Deco çerçevesiyle birlikte sunacak ve kullanıcıların dekorasyon zevklerine uygun olarak özelleştirmelerine olanak tanıyacak.

Fuar sırasında Samsung, ekran üzerindeki içeriği yönetmek için bir akıllı telefon uygulaması da duyurdu. Bu uygulama sayesinde kullanıcılar, ekranlarını uzaktan kontrol edip içerikleri kolayca güncelleyebilecekler.

Samsung’un bu yenilikçi renkli E-Kağıt ekranı, enerji tasarruflu teknolojisiyle sadece işletme maliyetlerini azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda görsel iletişim ve reklam alanlarında da yeni olanaklar sunacak. Gelişmiş özellikleri ve çevre dostu yapısıyla, bu teknolojinin ticari kullanımlarda önemli bir yer edinmesi bekleniyor.

Apple, ChatGPT entegrasyonu için OpenAI’a para ödemiyor!

Apple, yıllık geliştiricilere yönelik WWDC konferansında büyük bir duyuru yaparak OpenAI’ın ChatGPT yapay zeka modelini iPhone, iPad ve Mac işletim sistemlerine entegre edeceğini duyurdu. Ancak bu işbirliği finansal anlamda sıradışı bir yapıda gerçekleşiyor; Apple, OpenAI’a doğrudan para ödemeyecek.

Bloomberg tarafından yayımlanan bir rapora göre, Apple ve OpenAI arasındaki işbirliği tamamen “itibar” odaklı. Apple, ChatGPT sayesinde teknolojisini milyonlarca kullanıcının hizmetine sunarak OpenAI’a büyük bir tanınırlık kazandırıyor. Bununla birlikte, herhangi bir nakit ödemesi yapılmıyor.

Anlaşmanın detaylarına göre, Apple, ChatGPT’yi iOS 18, iPadOS 18 ve macOS Sequoia’daki yapay zeka yeteneklerini güçlendirmek için kullanacak. Örneğin, Siri gibi hizmetler, ChatGPT’yi daha karmaşık istekleri işlemek için kullanabilecek. Ayrıca Apple’ın platformlarında yazma araçları da ChatGPT’yi kullanarak metin üretimi, özetleme ve farklı tonlarda metinler oluşturma gibi yeteneklere sahip olacak.

Kullanıcılar, bu yeniliklerden yararlanmak için ek bir hesap açma zorunluluğu olmadan ChatGPT’yi kullanabilecekler. Ancak ek özellikler ve daha gelişmiş yetenekler için aylık abonelik ücreti olan ChatGPT Plus’a geçiş yapabilecekler. Bu abonelikten elde edilecek gelir, OpenAI ve Apple arasında paylaşılacak.

Apple’ın bu tür işbirliklerini genişletmeye yönelik planları da mevcut; firma, Anthropic ve Google gibi diğer yapay zeka şirketleriyle de görüşmeler yapıyor. Gelecekte, benzer gelit paylaşımı anlaşmalarıyla bu şirketlerin ürünlerini ve çözümlerini entegre etmeyi planlıyor.

Sonuç olarak, Apple ve OpenAI arasındaki işbirliği sadece teknolojik entegrasyonlarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda yapay zeka alanındaki büyüme ve yenilikleri teşvik etmeyi hedefliyor. Bu işbirliği, her iki şirket için de stratejik önem taşıyor ve yapay zeka teknolojilerinin kullanıcılar arasında daha geniş bir kabul görmesine katkıda bulunuyor.

Galaxy Z Fold 6 fiyatı belli oldu: pahalı mı, yoksa değer mi?

Samsung’un merakla beklenen yeni katlanabilir telefonu Galaxy Z Fold 6, ABD pazarında yüksek fiyatıyla dikkat çekecek. 1900 dolar ile başlayacak olan fiyatlar, 256 GB versiyon için 2020 dolar ve 512 GB versiyon için 2260 doları bulacak. Bu fiyatlar, önceki model Galaxy Z Fold 5‘e kıyasla yaklaşık olarak 100 dolarlık bir artışı temsil ediyor.

Galaxy Z Fold 6, tasarımında önemli yeniliklere sahip olacak. Daha kare ve sert köşelere sahip olan telefon, hem estetik hem de dayanıklılık açısından önceki modellerden farklılık gösterecek. Qualcomm’un güçlü işlemcisi Snapdragon 8 Gen 3 ile donatılan telefon, kullanıcılarına yüksek performans sunmayı hedefliyor. Ayrıca 239 gramağırlığıyla, selefinden 14 gram daha hafif olması bekleniyor, bu da kullanım kolaylığı açısından önemli bir avantaj sağlayabilir.

Kamera özellikleri açısından Galaxy Z Fold 6, kullanıcıların beklentilerini karşılayacak bir yapıya sahip. 50 MP ana kamera10 MP 3x zumlu telefoto kamera ve 12 MP ultra geniş kamera ile fotoğraf tutkunlarına geniş bir yelpaze sunacak. Ön tarafta ise 4 MP ekran altı ve 10 MP selfie kamerası bulunacak.

Samsung, Galaxy Z Fold 6‘yı Lacivert, Gümüş Gölge ve Pembe renk seçenekleriyle tüketicilerin beğenisine sunacak. Bu renk seçenekleri, kullanıcıların telefonlarını kişiselleştirmelerine olanak tanıyacak.

Galaxy Z Fold 6‘nın özellikleri ve fiyatlandırması, Samsung’un katlanabilir telefon teknolojisindeki en son ve en iddialı adımını temsil ediyor. Tüketiciler, bu yeni modelin piyasaya sürülmesiyle birlikte daha geniş ekran deneyimi ve güçlü performansı bir arada bulabilecekler.

Tesla hissedarları Elon Musk’a dava açıyor!

Tesla hissedarları tarafından açılan dava, Musk’ın xAI’yi kurma kararına yönelik en doğrudan meydan okumalardan biri; Tesla üzerinde daha fazla oy kontrolü elde etmedikçe yapay zeka geliştirme çalışmalarını şirket dışında yürüteceği tehdidinin hemen ardından geldi.

Dava ayrıca Tesla’nın, hissedarların muhtemelen bu yılın başında bir yargıç tarafından düşürülen 56 milyar dolarlık tazminat paketini yeniden onaylamak için oy kullanacakları yıllık toplantısına ev sahipliği yapmasının planlanmasından sadece birkaç saat önce açıldı.

Musk uzun zamandır Tesla’nın gerçek değerinin sadece elektrikli araç üreticisi değil, aynı zamanda bir yapay zeka şirketi olması olduğunu iddia ediyordu. Bu iddia, Tesla’nın hisselerinin bir teknoloji şirketi kadar yüksek fiyatlı olmasının ve dört büyük otomobil üreticisinin toplamından daha değerli olmasının nedenlerinden biri.

Bu yeni şikayet Perşembe günü, Tesla adına Delaware Chancery Court’taki Cleveland Bakers ve Teamsters Emeklilik Fonu, Daniel Hazen ve Michael Giampietro tarafından sunuldu. Raporda, Musk ve Tesla’nın yönetim kurulu üyelerinin, hissedarlara karşı vekalet görevlerini ihlal ettikleri ve CEO’nun rakip bir şirket kurmasına izin vererek Musk’ı haksız yere zenginleştirdikleri iddia ediliyor.

Davadaki davacılar ayrıca Musk’ın xAI’ı yaratıp yöneterek Tesla’nın iş etiği kurallarını ihlal ettiğini ve yönetim kurulunun Musk‘ın bu kuralları hiçbir engele maruz kalmadan ihlal etmeye devam etmesine izin verdiğini söylüyor. Mahkemeden Musk’ı xAI’deki hissesinden vazgeçmeye ve bunu şirketlerine devretmeye zorlamasını istiyorlar. 

Şikayette, “Delaware’de halka açık büyük bir şirketin CEO’sunun – yönetim kurulunun açık onayıyla – rakip bir şirket kurabileceği; ardından yetenek ve kaynakları kendi şirketinden startup’a yönlendirebileceği fikri mantıksız.” diyor. Musk’ın eylemlerini, Coca-Cola CEO’sunun rakip bir alkolsüz içecek şirketi kurması ve ona malzeme göndermesi gibi varsayımsal bir durumla karşılaştırıyor.

Elon Musk'

Musk, xAI’ı 2023’te başlattı ve yakın zamanda OpenAI, Microsoft ve Alphabet gibi rakiplerle rekabet etmeyi amaçlayan girişim için 6 milyar dolar fon topladı.

Davacılar, kısa bir süre sonra Tesla’nın yetenekleri ve kaynakları şirketten xAI’e yönlendirmeye başladığını belirtiyor. Dava, en az 11 çalışanın doğrudan Tesla’dan xAI’a katıldığını söylüyor ve Tesla’nın AI ile ilgili verilere xAI erişimini nasıl sağladığına işaret ediyor. 

Davacılar ayrıca CNBC’nin, Musk’ın Tesla için ayrılmış büyük miktarda yapay zeka işlemcisi sevkiyatını Nvidia’dan, daha önce Twitter olarak bilinen sosyal medya şirketi X’e yönlendirdiğini bildirdiğine de işaret ediyor. Musk, birkaç hafta önce X’te şirketin bu yıl “eğitim ve yapay zekanın birleşimine” 10 milyar dolar harcayacağını paylaşmıştı ve ayrıca Tesla’nın “yapay zeka ve robot biliminde lider” haline gelmesine yardımcı olmak için Nvidia’nın pahalı çiplerine ihtiyaç duyulacağını da söylemişti.

Musk, şirketin Teksas’taki yeni veri merkezinin hâlâ yapım aşamasında olduğunu ve bunları saklayacak yeri olmadığını iddia ederek çipleri X’e yönlendirdiğini itiraf etti.

Bu haftanın başlarında diğer Tesla hissedarları Musk’a karşı ayrı bir dava açtılar ve onun içeriden alınan bilgileri kullanarak otomobil üreticisinin hisselerini 2021 ve 2022’de satarak milyarlarca dolar kazandığını iddia ettiler.

Japonya, Google ve Apple’a darbe vurdu!

Japonya parlamentosu, Google ve Apple gibi teknoloji devlerinin akıllı telefon uygulama mağazalarındaki tekelleşmesini kırmak amacıyla önemli adımlar attı. Yeni yasa, bu şirketlerin üçüncü taraf uygulama ve hizmetlerin satışını ve çalıştırılmasını kısıtlamasını yasaklıyor. Bu değişiklik, pazarda rekabeti artırmayı ve daha küçük rakiplerin de büyüme fırsatı bulmasını sağlamayı hedefliyor.

Kabul edilen yasaya göre, Apple’ın iOS ve Google’ın Android işletim sistemleriyle çalışan akıllı telefonlarda, bu şirketlerin kendi platformlarıyla doğrudan rekabet eden uygulama ve hizmetlerin satışı engellenemeyecek. Örneğin, Apple App Store veya Google Play Store‘da bulunan bir uygulamanın, bu platformların sunduğu hizmetlerle rekabet edebilmesi ve kullanıcılara daha fazla seçenek sunabilmesi mümkün olacak.

Ayrıca, yasa teknoloji devlerinin internet arama sonuçlarında kendi hizmetlerine öncelik vermesini de yasaklayarak adil rekabeti teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu düzenleme ile birlikte, kullanıcıların daha çeşitli hizmetlere erişimi sağlanarak inovasyonun teşviki amaçlanıyor.

Yeni yasaya göre ihlaller sonucunda ciddi cezalar öngörülüyor. Bir şirketin yurt içi gelirinin yüzde 20’sine kadar ceza kesilebilecek ve ihlaller devam ederse bu oran yüzde 30’a kadar çıkabilecek. Bu cezaların amacı, kurallara uygunluğu sağlamak ve rekabeti korumak olarak belirtiliyor.

2025 yılı sonunda yürürlüğe girmesi planlanan bu yasa, Avrupa Birliği’nin benzer bir düzenlemeyi Mart ayında uygulamaya koymasının ardından geliyor. Japonya’nın aldığı bu adım, küresel düzeyde teknoloji devlerinin piyasada hakimiyetini sınırlamaya yönelik artan bir eğilimi yansıtıyor.

Teknoloji devlerinin artan düzenleme baskısı altında, önümüzdeki dönemde benzer adımların diğer ülkelerde de gündeme gelebileceği öngörülüyor. Japonya’nın bu yasa değişikliği, teknoloji sektöründe rekabetin artmasını ve tüketicilere daha geniş seçenekler sunulmasını teşvik ederek, dijital ekonomide adalet ve inovasyonun önemini vurguluyor.

OpenAI’nın gelirleri hızla artıyor: yıllık gelir 3,4 milyar ulaştı!

Yapay zeka alanında önde gelen teknoloji şirketi OpenAI, son raporlara göre gelirlerini hızla artırmayı başardı. CEO Sam Altman tarafından yapılan açıklamalara göre, OpenAI’ın yıllık geliri 3,4 milyar dolar seviyesine yükselmiş durumda. Bu rakam, bir önceki yıl olan 2022‘de 1 milyar dolar‘ın üzerindeyken, 2023‘te ise 1,6 milyar dolar‘a çıkmış.

OpenAI, gelirlerinin büyük bir kısmını ürün ve hizmetlerinden elde ediyor. Özellikle ChatGPT‘nin Plus sürümü gibi ücretli hizmetlerin önemli bir katkısı bulunuyor. Ayrıca firma, geliştiricilere büyük dil modellerini uygulama ve hizmetlerinde kullanma imkanı sunarak gelirlerini çeşitlendiriyor. Microsoft Azure aracılığıyla yapay zeka modellerine erişim sağlayarak yaklaşık 200 milyon dolar gelir elde etmeyi hedefleyen OpenAI, Microsoft‘un destekleriyle bu alandaki faaliyetlerini genişletiyor.

OpenAI'nın gelirleri

Son dönemde Apple ile bir işbirliği anlaşması da yapan OpenAI, ChatGPT’nin Apple’ın iPhoneiPad ve Mac‘lerinde doğrudan kullanılmasını sağlıyor. Bu ortaklık, OpenAI’ın ürünlerinin daha geniş kullanıcı kitlesine ulaşmasına olanak tanıyor.

OpenAI ayrıca, GPT-5 gibi yeni ve gelişmiş yapay zeka modelleri üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Şirketin bu yeni nesil modelle ilgili detayları henüz tam olarak açıklamadığı belirtiliyor ancak gelişim sürecinin devam ettiği biliniyor.

OpenAI, yapay zeka alanındaki faaliyetlerini genişleterek ve büyüyerek gelirlerini önemli ölçüde artırmaya devam ediyor. Yüksek teknolojiye dayalı ürün ve hizmetlerle sektördeki konumunu güçlendiren firma, gelecekteki büyüme hedeflerini de net bir şekilde belirlemiş durumda.

YouTube’da reklam engelleme devri bitiyor!

YouTube, reklam engelleme araçlarına karşı verdiği mücadelede önemli bir adım atıyor. Ortaya çıkan bilgilere göre, YouTube reklamların doğrudan video akışına eklendiği sunucu tabanlı reklam enjeksiyonunu test etmeye başladı. Bu yeni yöntem, reklamların engellenmesini neredeyse imkansız hale getiriyor.

YouTube, uzun süredir reklam engelleyicilere karşı savaş halinde ve görünüşe göre bu savaşın kazananı olma yolunda ilerliyor. Sunucu tabanlı reklam enjeksiyonu, reklamların video içeriğinin bir parçası olarak cihazlara aktarılmasını sağlıyor. Bu, geleneksel reklam engelleyicilerin artık reklamları ayırt edip engelleyemeyeceği anlamına geliyor.

SponsorBlock adlı, videolardaki sponsorlu reklam bölümlerini atlamak için kullanılan bir uzantı, YouTube’un bu yeni yöntemi denediğini bildirdi. Sunucu tabanlı reklam enjeksiyonu, kullanıcıların cihazlarına gönderilen videoların içerisine reklamların doğrudan entegre edilmesiyle çalışıyor. Böylece reklamlar, videodan ayrı olarak sunulmadığından, engellenmesi neredeyse imkansız hale geliyor.

Bu yeni yöntem, özellikle mobil cihazlarda popüler olan üçüncü taraf istemcileri hedef alıyor ve kullanıcıları YouTube Premium’a abone olmaya teşvik etmeyi amaçlıyor. Şu an için bu değişiklik test aşamasında ve henüz genel kullanıma sunulmuş değil. Ancak, testlerin başarılı olması durumunda, bu yeniliğin tüm platformda uygulanması bekleniyor.

YouTube’un bu hamlesi, reklam engelleyicilerin işlevselliğini ciddi ölçüde azaltarak, kullanıcıları Premium aboneliğe yönlendirebilir. Reklam engelleyici araçlar, reklamları tespit edip engellemek için yeni yöntemler geliştirmek zorunda kalacak veya kullanıcılar reklamsız bir deneyim için Premium abonelik satın almak durumunda olacaklar.

YouTube’un reklam engelleyicilere karşı başlattığı bu yeni savaş, platformun reklam gelirlerini koruma ve artırma stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, bu değişikliklerin platformda uygulanıp uygulanmayacağını ve reklam engelleyicilerin bu duruma nasıl yanıt vereceğini merakla bekliyor.

Elon Musk’ın 56 milyar dolarlık devasa ödeme paketi onaylandı, ama mücadele devam ediyor

Tesla hissedarları, CEO Elon Musk’ın 56 milyar dolarlık ödeme paketini ve Tesla’nın merkezinin Teksas’a taşınmasını büyük bir çoğunlukla onayladı. Musk, X hesabından yaptığı açıklamada, oy kullanan hissedarlara teşekkür etti ve desteğin kendisi için çok önemli olduğunu belirtti.

Tesla hissedarları, Elon Musk’ın 2018’de belirlenen ödeme paketini yeniden onayladı. Bu onay, Musk’ın dev maaşını hemen alacağı anlamına gelmiyor, ancak yatırımcıların geniş desteğine sahip olduğuna dair güçlü bir sinyal veriyor. 2018 yılında anlaşmaya varılan bu paket, Tesla’nın piyasa değeri, gelir ve kârlılık hedeflerine ulaşması şartıyla Musk’a ödenecekti. Musk, hedeflerin tümüne ulaştığını ve bu nedenle ödeme paketini hak ettiğini savunuyor.

Hukuki süreç halen devam ediyor

Her ne kadar hissedarlar Musk’ın ödeme paketini onaylamış olsa da süreç henüz tamamlanmış değil. Bu yılın başlarında Delaware yargıcı56 milyar dolarlık paketin adil olmayan bir süreçle belirlendiğini öne sürerek anlaşmayı geçersiz kılmıştı. Musk, bu kararı bozmak için uzun bir yasal mücadele vermeye devam edecek ve potansiyel olarak son oylamayla ilgili yeni davalarla uğraşmak zorunda kalacak.

Hissedarlar ayrıca Tesla’nın yasal merkezinin Delaware’den Teksas’a taşınmasını ve Kimbal Musk ile James Murdoch’ın yönetim kurulu üyeliklerinin devam etmesini de onayladı. Musk’ın paylaşımının ardından Teksas Valisi Greg Abbott, “Ne kişisel ne de kurumsal gelir vergisi olan bir eyalete hoş geldiniz,” açıklamasını yaptı.

Elon Musk, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamalarda, ödeme paketinin onaylanmaması durumunda odağını Tesla dışındaki robotik ve yapay zeka gibi alanlara kaydıracağını söyleyerek açık bir tehditte bulunmuştu. Tesla yönetim kurulu ise Musk’ın bu dev ödeme paketini hak ettiğini ve onun liderliğinde şirketin büyük başarılara imza attığını ifade etmişti.

Resmi sonuçlar bekleniyor

Musk, oylamanın onaylandığını duyursa da resmi sonuçların bugün içinde açıklanması bekleniyor. Hissedarların yıllık toplantının başlangıcına kadar oylarını değiştirme hakları bulunuyor, ancak önemli bir sürpriz beklenmiyor.

Elon Musk, bu dev ödeme paketi onaylandığı takdirde Tesla’nın gelecekteki başarılarına odaklanmaya devam edeceğini ve şirketin büyüme hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacağını belirtiyor.

Apple’dan yeni yapay zeka: mükemmel ama kusursuz değil!

Apple, uzun zamandır üzerinde çalıştığı yapay zeka platformu Apple Intelligence‘ı WWDC 2024’te nihayet tanıttı. Mesaj ve mailleri özetleme, özel emojiler oluşturma ve gelişmiş Siri yetenekleri gibi etkileyici özelliklerle öne çıkan bu yenilik, yapay zekanın günlük hayatımıza entegrasyonunda önemli bir adım olarak görülüyor.

WWDC 2024’de tanıralan Ancak Apple CEO’su Tim Cook, şirketin yapay zekasının kusursuz olmadığını da açıkça itiraf etti. The Washington Post’a verdiği röportajda Cook, Apple Intelligence’ın test edildiğini ve kullanıma hazır hale getirilmesi için büyük çaba sarf edildiğini vurguladı. Fakat yapay zekanın doğası gereği hata yapma ihtimalinin her zaman var olduğunu da ekledi:

“Yüzde 100 olduğunu iddia edemem… Teknolojinin kullanıma hazır olup olmadığı konusunda derinlemesine düşünmek de dahil olmak üzere, elimizden gelen her şeyi yaptığımızı düşünüyorum. Bu yüzden çok kaliteliolacağına eminim. Ancak dürüst olmak gerekirse bunun %100’ün altında olduğunu söyleyebilirim. Yüzde 100 olduğunu asla iddia edemem.”

Bu sözler, yapay zekanın geliştirme aşamasında olduğunu ve zamanla daha da iyileştirileceğini gösteriyor. Nitekim,büyük dil modellerinin karmaşıklığı ve veriye bağımlılığı göz önüne alındığında, şu anda %100 hatasızlık beklemek gerçekçi değil.

Öte yandan, şirket Intelligence’ın bazı hatalara yol açması kaçınılmaz olsa da, kullanıcılar için yine de oldukça faydalıbir araç olması bekleniyor. Özellikle üretken yapay zeka alanındaki gelişmeler, Siri’nin daha da akıllı hale gelmesine ve kullanıcılara daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunmasına imkan tanıyacak.

Sonuç olarak, Apple Intelligence, yapay zekanın günlük hayatımızdaki rolünü önemli ölçüde genişletme potansiyeline sahip. Apple’ın bu alandaki çalışmaları takdire şayan olsa da, yapay zekanın kusursuz olmadığını ve her zaman gelişmeye açık olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Waymo, kazanın ardından yazılım ve haritalamasını geri çağırıyor!

Waymo, filosundaki sürücüsüz özellikli araçların toplam sayısı olan 672 araca yönelik bir yazılım güncellemesini tamamladıktan sonra geri çağırma işlemini Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi’ne (NHTSA) yapıyor.

Güncelleme, telefon direğine “düşük hasar puanı atayan” yazılımdaki bir hatayı düzeltiyor ve haritayı, ara sokaktaki daha önce dahil edilmemiş olan zorlu yol kenarını hesaba katacak şekilde güncelliyor.

Bu, Waymo’nun geçen Şubat ayında 444 aracın geri çağrılmasına yol açan iki küçük çarpışmadan sonra şimdiye kadarki ikinci geri çağırması. Ve bu, federal araştırmacıların ABD’de otonom araçlar işleten neredeyse tüm büyük şirketleri araştırdığı, sürücüsüz araç endüstrisine yönelik düzenleyici incelemelerin arttığı bir zamanda geliyor.

En son geri çağırmaya yol açan olay 21 Mayıs’ta Phoenix’te meydana geldi. Yerel raporlara göre boş bir Waymo aracı, her iki tarafı ahşap telefon direkleriyle kaplı bir ara sokaktan yolcu alma noktasına doğru gidiyordu. Direkler kaldırım üzerinde değil, yolla aynı hizadaydı ve araçlar için uygun yolu tanımlamak üzere boylamasına sarı şeritlerle çevrelenmişti. Şirket, Waymo aracının kenara çekilirken saatte 8 mil hızla direklerden birine çarptığını ve bir miktar hasara yol açtığını söyledi.

Waymo’nun geri çağrılması, şirketin mühendisleri tarafından araçların düzenli bakım ve test için geri döndüğü merkez depoya gerçekleştirildi. Bu, Tesla‘nın son geri çağırmalarından bazılarının aksine, kablosuz bir yazılım güncellemesi aracılığıyla gerçekleşmedi.

Waymo sözcüsü Katherine Barna yaptığı açıklamada, “Filomuzun tamamında haritalama ve yazılım güncellemelerini zaten kullandık ve bu mevcut operasyonlarımızı etkilemiyor.” dedi.

Waymo Robotaksiler

“Daha fazla şehirde daha fazla sürücüye hizmet verdikçe, sürücülerimizin, topluluk üyelerimizin, düzenleyicilerimizin ve politika yapıcılarımızın güvenini kazanmak için çalışarak önce güvenlik yaklaşımımızı sürdüreceğiz.”

Waymo, özellikle kendi araçlarının açıkça hatalı olduğu olaylarla ilgili olarak güvenliği konusunda proaktif olmaya çalışıyor. Şirket, birkaç “tek taraflı” kaza ve olası trafik kanunu ihlalleri de dahil olmak üzere sürücüsüz araçlarıyla ilgili iki düzineden fazla olay nedeniyle NHTSA tarafından soruşturma altında. Pek çok olay, 21 Mayıs’taki telefon anketi kazasına benzer şekilde, sabit nesnelerin çarpmasını içeriyordu.

Sürücüsüz araçlar nedeniyle çok sayıda yaya ve çevredeki diğer kişiler yaralandı, bu da daha fazla düzenleyici incelemeye ve halkın öfkesine yol açtı. Bu arada hükümet, endüstrinin güvenlik iddialarının abartıyı karşılayıp karşılamadığını belirlemek için şirketlerden, özellikle de kazalarla ilgili olarak her zamankinden daha fazla veri talep ediyor.

Şirketler, araçlarının öngörülemeyen veya tehlikeli şekilde davrandığı videoların internette yayılmasıyla, kameralı akıllı telefonların çoğalmasının kendilerine karşı çalıştığını fark ediyor.

Startup’lara 230 milyon dolar destek!

0

Amazon Web Services (AWS), üretken yapay zeka uygulamalarının geliştirilmesini hızlandırmak için dünyanın dört bir yanındaki startup’lara 230 milyon dolarlık destek taahhüdünde bulunduğunu duyurdu. Bu taahhüt ile startup’lara, özellikle de erken aşamadaki şirketlere, yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi (ML) teknolojilerini daha iyi kullanmaları için AWS kredileri, mentorluk ve eğitim sağlanacak. Yeni taahhüdün bir kısmı, karmaşık zorlukların üstesinden gelmek için üretken yapay zekadan faydalanan en iyi 80 erken aşama startup’ın her birine uygulamalı uzmanlık ve 1 milyon dolara kadar AWS kredisi sağlayan bir program olan AWS Üretken Yapay Zeka Hızlandırma Programı’nın (AWS Generative AI Accelerator) ikinci grubunu finanse edecek. AWS Üretken Yapay Zeka Hızlandırma programı için başvurular 19 Temmuz’a kadar devam edecek. Başvurular https://aws.amazon.com/startups/accelerators/generative-ai  adresinden yapılıyor.   

Unicorn’ların yüzde 96’sı AWS üzerinde çalışıyor  

AWS Yapay Zeka Ürünleri Başkan Yardımcısı Matt Wood konuyla ilgili şunları söyledi: “AWS, 18 yılı aşkın bir süredir diğer tüm bulut sağlayıcılarından daha fazla startup’ın işlerini kurmasına, başlatmasına ve ölçeklendirmesine destek oluyor. Yani tüm AI/ML unicorn’larının yüzde 96’sının AWS üzerinde çalışıyor olması bir tesadüf değil. Bu destek taahhüdümüzle, tüm dünyanın öğrenme, bağlantı kurma ve iş yapma şeklini her yönden etkileyecek yeni yapay zeka uygulamalarının geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan yapı taşlarını sağlayarak startup’ların birinci sınıf şirketler kurmasına ve ölçeklendirmesine yardımcı olacağız.”

İlgilenen startup’lar bu fonlara nasıl erişebilecekleri hakkında daha fazla bilgi için https://aws.amazon.com/tr/startups/generative-ai/ adresini ziyaret edebilirler. Startup’lar, AWS kredilerini AWS bilgi işlem, depolama ve veri tabanı teknolojilerinin yanı sıra en düşük maliyetle yüksek performans sunan, enerji açısından verimli yapay zeka çipleri olan AWS Trainium ve AWS Inferentia2’ye erişmek için kullanabilirler. Bu krediler, şirketlerin kendi FM’lerini (temel modeller) oluşturup eğitmelerine yardımcı olan tam olarak yönetilen bir servis olan Amazon SageMaker ve üretken yapay zeka uygulamalarının kolayca ve güvenli bir şekilde oluşturulması için model ve araçlar sunan Amazon Bedrock’a erişim için de kullanılabilir.

Yatırımcı olmak için sadece bir cep telefonu yeterli olacak!

0

Son yıllarda dünyada hızla büyüyen ve Türkiye’de 10 yıllık geçmişi olmasına rağmen 200 milyar lira büyüklüğü aşan alternatif yatırım fonları piyasasına yeni bir ivme kazandıracak mobil uygulama Fonmap hayata geçti. Türkiye’de ilk defa girişim sermayesi yatırım fonları (GSYF) ve gayrimenkul yatırım fonlarında (GYF) tamamen dijital ortamda işlem yapılmasını sağlayacak uygulama Fonmap, yatırımcılara yeni bir fırsat penceresi açıyor.

Nitelikli yatırımcılar Fonmap ile hiçbir evrakla uğraşmaksızın geleceğin unicorn’larına, büyüme potansiyeli yüksek girişimlere ve AVM, lojistik merkezi, ofis, arsa, konut projesi gibi getiri potansiyeli yüksek gayrimenkullere yatırım yapabilecek.

Fonmap uygulaması sayesinde SPK tarafından ihracı onaylanmış GSYF ve GYF’lerin bilgisine ulaşılıyor ve fon alımı yapılabiliyor. Fonmap’in hizmetlerinden faydalanmak isteyenler ücretsiz olarak hesap açabiliyor.

Alternatif fonlara pay devri özelliği ile likidite imkânı

GYF ve GSYF’ler 5-7 veya 10 yıl gibi sürelerle kurulan uzun vadeli fonlardır. Fonun süresi dolmadan yatırımcıların fondan çıkış yapmaları veya paylarını başka yatırımcılara devretmeleri ise çok zordur. Ancak Fonmap mobil uygulaması ile bu durum değişiyor. Uygulamanın ikinci fazında devreye alınacak özellikle birlikte, henüz süresi dolmamış yani itfa olmamış fonların devredilmesi sağlanacak. Fonmap kullanıcıları portföylerindeki fonları kısmi olarak veya tamamen elden çıkarmak istediklerinde kendi paylarını Fonmap’teki diğer yatırımcılara satabilecek. Böylece henüz süresi dolmamış bu fonlardaki payları, ilgilenen başka Fonmap kullanıcıları alarak portföylerine ekleyebilecek. Bu özellik aynı zamanda ihraca kapanan fonların yatırımcılar nezdinde yeniden ulaşılabilir olmasını mümkün kılacak. Bu sayede ise fonların likiditesi artacak.

Girişimlere ve gayrimenkullere dijital ortamda yatırım imkânı

Fonmap Kurucu ve Genel Müdürü Tuba Ertugay
Fonmap Kurucu ve Genel Müdürü Tuba Ertugay

Türkiye’de ilk ve tek olan Fonmap uygulaması ile alternatif yatırım fonlarına erişimi tamamen dijital ortama taşıyoruz” sözleriyle yeni uygulamayı tanıtan Fonmap Kurucu ve Genel Müdürü Tuba Ertugay şunları söyledi: “Fonmap’te, bireysel yatırımcıların önündeki erişim engellerini kaldırarak alternatif yatırım fonlarına yatırımı geniş kitlelere ulaştırma amacıyla yola çıktık. Fonmap’in alternatif yatırım fonlarına sağlayacağı erişim kolaylığı ve likiditenin, sermaye piyasalarına yepyeni bir soluk ve anlayış getireceğine inanıyoruz. Fonmap’te yatırımcılar, alternatif yatırım fonlarını keşfederek, portföylerini zenginleştirebilecekler. Uygulamamızın kullanıcıları, SPK tarafından ihracı onaylanan fonları tek bir uygulama üzerinden takip edebiliyor ve anlaşmalı olduğumuz portföy yönetim şirketlerinin ihraçtaki fonlarını alabiliyor. Finansal geleceklerine yatırım yapmak isteyen yatırımcılar sadece birkaç tıkla geleceğin unicorn’unun veya bir AVM’nin yatırımcısı olabiliyor. Fon performans takibi için de yatırımcıların portföylerinin büyüklük ve getirisini kolayca takip edebileceği bir kullanıcı deneyimi tasarladık. Fonların performansını, altın, BIST 100 endeksi, temel döviz kurları ile karşılaştırmalı görerek, yatırım kararlarına derinlik sağlayan ekranlar sunuyoruz. Bunun yanı sıra, yeni ihraç edilen fonlara dair duyurular, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) bildirimleri, bağımsız denetim raporları ve piyasadan haberlerle de yatırımcının güncel duruma hâkim olarak yatırım yapabilmesi için dinamik bir ortam oluşturduk. Dağıtım anlaşması yaptığımız ilk portföy yönetim şirketleri, Re-Pie Portföy, Albaraka Portföy, İstanbul Portföy, BV Portföy, 24 Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy ve Neo Portföy oldu.”

Evrak imzalamadan yatırımcı olmak mümkün

Fonmap’in olmadığı dünyada, bir yatırımcının, portföyüne herhangi bir GSYF ve GYF eklemek istediğinde, o fonu ihraç eden portföy yönetim şirketine bizzat başvurması gerekiyor. Saklama hesabı açılması için yüzlerce sayfalık sözleşmelerin her sayfasının imzalanması şartı var. Farklı PYŞ’lerin fonlarını portföyüne eklemek için yatırımcı bu işlemleri her şirket için ayrı ayrı tekrarlamak durumunda.

Fonmap ile bu süreci tamamen değiştiriyoruz. Fonmap’e kâğıt üzerinde herhangi bir evrakla uğraşmadan kaydolmak çok kolay” diyen Ertugay, “Alternatif yatırım fonlarına erişimi artırarak, ülkemiz girişim ekosisteminin ve gayrimenkul pazarının sürdürülebilir büyümesine katkı sunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Fonmap uygulamasında kayıt ve hesap açma süreci, çipli kimlik kartının telefonların NFC özelliği ve müşteri temsilcisiyle yapılan canlı görüntülü görüşme ile tamamen dijital ortamda tamamlanıyor. Saklama hesaplarının portföy saklama kuruluşunda açılması ve Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. (MKK) sicil numarasının hesaba eklenmesi eş zamanlı olarak gerçekleşiyor ve bu işlemler 1-2 iş günü arasında tamamlanıyor. Mevcut durumda bu süreç haftalar alabiliyor.