Dünyanın ilk çinko iyon pil fabrikası açıldı!

İsveçli pil üreticisi Enerpoly, Stockholm’ün kuzeyinde dünyanın ilk büyük ölçekli çinko iyon pil fabrikasını açtı. 6.500 metrekarelik bir alana kurulu olan Enerpoly Üretim İnovasyon Merkezi, yıllık 100 MWh üretim kapasitesine sahip ve 2026 yılında tam kapasiteyle üretime geçmesi planlanıyor. Sabit enerji depolama sistemlerinde kullanılması planlanan çinko iyon piller, lityum iyon pillere göre bazı önemli avantajlar sunuyor.

Dünyanın ilk çinko iyon pil fabrikası hizmete girdi

Çinko iyon piller, yanıcı olmayan, su bazlı bir elektrolit kullanıyor, bu da yangın ve patlama riskini azaltıyor. Ayrıca çinko, lityuma göre doğada çok daha bol bulunuyor ve daha ucuz. Çinko madenciliği de lityum madenciliğine göre çok daha çevre dostu. Çinko iyon piller, daha geniş bir sıcaklık aralığında çalışabiliyor ve daha az bakım gerektiriyor. Çinko bazlı pillerin 20 yıla kadar dayanabildiği, lityum pillerin ise yaklaşık 12 yıl ömre sahip olduğu belirtiliyor.

Dünyanın ilk çinko iyon pil fabrikası hizmete girdi. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Ancak çinko iyon pillerin enerji yoğunluğu, lityum iyon pillerin gerisinde kalıyor. Enerpoly’nin çinko iyon hücresi, 106,4 Wh/kg enerji yoğunluğuyla, 250-300 Wh/kg enerji yoğunluğuna sahip lityum iyon pillerin oldukça altında.

Elektrikli araç patlaması bitiyor mu?

Yine de bu piller sabit enerji depolama sistemlerinde kullanılacağı için enerji yoğunluğu büyük bir dezavantaj oluşturmuyor. Şirket, pillerinin 2-10 saatlik enerji depolama için uygun olduğunu belirtiyor. Yeni fabrikanın açılmasıyla birlikte çinko iyon pil teknolojisinin yaygınlaşması ve enerji depolama alanında önemli bir alternatif haline gelmesi bekleniyor.

ZES şarj istasyonlarına zam!

0

Elektrikli otomobil kullanımının Türkiye’de giderek yaygınlaşmasıyla birlikte, şarj istasyonlarına olan talep de artıyor. Bu alanda hizmet veren birçok marka arasında yer alan ZES, Eylül ayı itibarıyla elektrikli araç şarj istasyonu fiyatlarında güncellemeye gitti.

ZES şarj istasyonu fiyatları ne kadar oldu?

Yeni tarifede, AC Tip 2 soketlerde kWh başına ücret 7,49 TL olarak belirlendi. DC şarj istasyonlarında ise 60 kW DC CCS için 9,49 TL/kWh, 60 kW üstü DC CCS için 10,99 TL/kWh ve CHAdeMO soketler için 10,99 TL/kWh olarak fiyatlandırıldı.

ZES, Türkiye’deki en geniş şarj ağı ağına sahip firmalardan biri olarak biliniyor. Şirket, Nisan ayında yaptığı fiyat güncellemesinin ardından, artan maliyetler sebebiyle yeni bir fiyat tarifesine geçti. Enflasyon ve döviz kurundaki dalgalanmaların yanı sıra enerji maliyetlerindeki artış, güncellemeyi zorunlu kıldı.

Şarj TipiAC (TL/kWh)DC (TL/kWh)
Tip 2 Soket7,49
60 kW CCS9,49
60 kW+ CCS10,99
CHAdeMO10,99

ZES, misafir kullanıcılar için de bir uygulama sunuyor. Misafir olarak şarj işlemi gerçekleştiren kullanıcılar, halka açık ağ tarifesine göre ücretlendiriliyor ve işlem başına 750 TL’lik bir tutar bloke ediliyor. İşlem sonunda, tüketime bağlı olarak hesaplanan ücret bu tutardan düşülerek kalan meblağ kullanıcıya iade ediliyor.

Elektrikli araç sahipleri, ZES’in sunduğu mobil uygulama üzerinden şarj istasyonlarının konumlarını ve doluluk oranlarını görüntüleyebiliyor, ödeme işlemlerini gerçekleştirebiliyor ve şarj süreçlerini takip edebiliyor.

Yapay zeka projeleri başarısız mı olacak?

Araştırma şirketi Gartner’ın yeni bir raporuna göre, büyük bir heyecan yaratan üretken yapay zeka (Gen AI) projeleri, yüksek maliyetler ve beklenen getirilerin sağlanamaması nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. 2025 yılına kadar, bu projelerin en az üçte birinin kavramsal ispat aşamasından sonra rafa kaldırılacağı tahmin ediliyor.

Yapay zeka projeleri hüsranla sonuçlanabilir!

Gartner’ın önde gelen analistlerinden Rita Sallam, projelerin rafa kaldırılmasının başlıca nedenlerinden birinin yüksek ön yatırım maliyetleri olduğunu belirtiyor. Şirketler, Gen AI projelerinin değerini tartarken, üst düzey yöneticiler yatırımlarının hızlı bir şekilde geri dönüşünü görmek istiyor. Ancak, projelerin kapsamının genişlemesi, geliştirme ve dağıtım maliyetlerinin artmasına neden oluyor.

Gen AI projelerinin maliyetleri oldukça değişkenlik gösteriyor. Bir Gen AI API’si kullanmak isteyen şirketler 100.000 ila 200.000 dolar arasında bir başlangıç ​​yatırımı yaparken, kullanıcı başına yıllık ek maliyetler 550 dolara kadar çıkabiliyor. Sıfırdan özel yapay zeka modelleri oluşturmak veya “temel” AI modellerini özelleştirmek ise 5 milyon ila 20 milyon dolar arasında bir maliyet gerektiriyor ve kullanıcı başına yıllık maliyetler 8.000 ila 21.000 dolar arasında değişebiliyor. Gartner, maliyetlerin yanı sıra yetersiz risk kontrolü ve kötü veri yönetimi gibi faktörlerin de Gen AI projelerinin başarısız olmasına yol açabileceğini vurguluyor.

OpenAI Chris Lehane’i küresel politika başkanı olarak atadı

Rapor, bazı şirketlerin gelir artışı, maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı gibi avantajlar sağlayarak üretken yapay zeka teknolojisinden faydalanmaya başladığını da ortaya koyuyor. Bununla birlikte Gartner, bu faydaların ölçülmesinin zor olabileceği konusunda uyarıyor.

Üretken yapay zeka projelerinin başarısı, anında geri dönüş beklentisi yerine gelecekteki dolaylı finansal getirileri tolere edebilmeyi gerektiriyor. Bu durum, birçok CFO’nun bugünün yatırımlarıyla gelecekteki dolaylı değeri arasında bir denge kurmakta zorlanması ve yatırımların stratejik sonuçlardan ziyade taktiksel hedeflere yönlendirilmesi sonucunu doğurabiliyor.

Avrupa’nın en güçlü 10 perakende marketi: Zirvede bir Türk şirket var!

0

Avrupa’nın önde gelen market zincirlerinin gücünü değerlendiren Avrupa Market Raporu, bu yıl da önemli veriler sunuyor: ESM tarafından yayımlanan rapor, market zincirlerini, markaların performansını ölçen Marka Güç Endeksi (BSI) üzerinden değerlendirirken, Migros, tüm kıtanın en güçlü marketi ünvanını aldı.

Migros, resmen Avrupa’nın en güçlü marketi oldu!

BSI, markaların rakiplerine kıyasla soyut ölçütlerdeki etkinliğini analiz eden bir metrik olarak dikkat çekiyor. Bu değerlendirme, ISO 20671 standartlarına uygun olarak yapılırken, pazarlama yatırımları, paydaşların marka üzerindeki etkisi ve tüm bunların iş performansına etkisi göz önüne alınıyor.

Marka Güç Endeksi’ni hesaplamak için Brand Finance tarafından yürütülen özel bir pazar araştırma programı ve halka açık kaynaklardan elde edilen veriler kullanılıyor. Her bir markaya, performansına göre 100 üzerinden bir BSI skoru veriliyor ve bu skor, markanın toplam değer hesaplamasında kullanılıyor.

BSI skoru aynı zamanda markanın bir kredi notu gibi değerlendirilen Marka Notu’nu belirliyor. En yüksek nota sahip markalar AAA+ ile ödüllendiriliyor.

Bu yılın sıralamasında, İstanbul merkezli, tam adıyla Migros Ticaret 90.1 BSI skoru ile birinci sıraya yerleşti. Türkiye genelinde 3.500’den fazla mağazası bulunan Migros, aynı zamanda 9.0’lık müşteri sadakati ve 9.8’lik itibar puanı ile de dikkat çekti. Listenin ikinci sırasında ise İsveç menşeli ICA yer aldı.

Avrupa’nın En Güçlü 10 Market Zinciri

  1. Migros Ticaret (Türkiye) – BSI Skoru: 90.1
  2. ICA (İsveç) – BSI Skoru: 86.3
  3. Albert Heijn (Hollanda) – BSI Skoru: 86.1
  4. Jumbo (Hollanda) – BSI Skoru: 84.1
  5. Tesco (Birleşik Krallık) – BSI Skoru: 83.9
  6. E. Leclerc (Fransa) – BSI Skoru: 83.7
  7. REWE (Almanya) – BSI Skoru: 83.5
  8. Mercadona (İspanya) – BSI Skoru: 83.4
  9. Edeka (Almanya) – BSI Skoru: 82.7
  10. Kaufland (Almanya) – BSI Skoru: 82.4.

BYD, önemli bir eşiği daha aştı

Çinli otomobil üreticisi BYD, 2024 yılı başından itibaren 1 milyon elektrikli otomobil satışını aşarak büyük bir başarıya imza attı. Ağustos ayında rekor kırarak 145.627 tamamen elektrikli araç satan şirket, aynı dönemde şarj edilebilir hibritler ile birlikte toplamda 373.082 yeni enerjili araç (NEV) satışı gerçekleştirdi. Bu başarı, geçen yıla kıyasla elektrikli araç satışlarının %12 artmasıyla sağlandı. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

BYD, yine büyük bir başarıya daha imza attı

BYD, 2024 yılı boyunca 1,3 milyondan fazla şarj edilebilir hibrit araç satarak bu segmentte de önemli bir büyüme kaydetti. Bu satışlar, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %73 artış gösterdi.

BYD, yine büyük bir başarıya daha imza attı. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Ayrıca, şirketin yurtdışı satışları yıllık bazda %26 artarak 31.451 adede ulaştı ve yıl başından bu yana toplamda 265.000 araç ihraç etti. BYD, yeni pazarlara açılarak uluslararası satışlarını artırmayı hedefliyor.

Tesla FSD için yeni video paylaştı

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce BYD’nin yeni nesil sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Siz daha önce hiç BYD marka bir araçkullandınız mı? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Vestel, IFA 2024’te şirketin geleceğini paylaştı!

Vestel, 2024 Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (IFA 2024) gücünü bir kez daha göstererek global büyüme ve sürdürülebilirlik odaklı vizyonunu sergiledi. Şirket, 3000 metrekarelik bir alanda sürdürülebilir ürün ve teknolojilerle dikkat çekti.

Vestel, IFA 2024’te vizyonunu gösterdi!

Vestel CEO’su Ergün Güler, geçen yıl CEO’luk görevini devraldığı dönemde ortaya koyduğu stratejik plan doğrultusunda, markanın tasarım, donanım ve yazılım ekseninde değer kazanmaya devam ettiğini belirtti. Şirketin hedefi ciro ve verimlilik artışını kaldıraç olarak kullanarak, üç yıl içinde şirket değerini iki katına çıkarmak. Bu hedefe yeni iş alanlarına yatırım yaparak, farklı coğrafyalara açılarak ve lisanslı markalarla büyüyerek ulaşmayı amaçlıyorlar.

Özellikle küresel jeopolitik dinamiklerdeki değişimlerin tedarik zincirlerinde yarattığı kırılganlıkları fırsata çevirmek için stratejik adımlar atıyor. Uzak Doğu’ya olan bağımlılığı azaltmak ve dost ülkelerden tedarik sağlamak gibi yaklaşımlarla, Amerika, Kuzey Afrika ve Körfez Ülkeleri gibi yeni pazarlarda daha aktif olmayı planlıyor.

2028 yılı itibarıyla Amerika’ya yönelik ihracatını beş katına çıkarmayı hedefleyen şirket aynı zamanda Avrupa’daki etkinliğini daha da güçlendirmek için İsveç merkezli Cylinda AB’nin tüm hisselerini satın aldı. Bu hamleyle Kuzey Avrupa pazarındaki varlığını pekiştirirken Çin’e açılmayı da planlıyor.

Kendi markasıyla küresel pazarlarda daha fazla yer almak için Almanya’da hem dijital hem de fiziksel mağazalar açıyor. Almanya’da hayata geçirilen “Vestel Express” mağazası şirketin omnichannel deneyimini Avrupa’ya taşıyor.

Aynı zamanda Almanya’da online mağazasını da açarak tüketicilere dijital alışveriş deneyiminde yeni standartlar sunuyor. Şirket, Almanya pazarında ulaşılabilir lüks ve farklılaşan tasarım kavramlarıyla konumlanmayı ve Retro serisi gibi şık tasarımlarıyla fark yaratmayı amaçlıyor.

Sürdürülebilirlik de Vestel’in iş stratejilerinin merkezinde yer alıyor. Şirket, Biolive ile iş birliği yaparak zeytin çekirdeklerinden elde edilen biyoplastik granüllerle çevre dostu ürünler geliştiriyor. Bu sayede beyaz eşyalarda kullanılan petrol bazlı plastik oranını önemli ölçüde azaltıyor ve karbon emisyonunu düşürüyor.

Vestel’in sürdürülebilir üretim süreçleri, enerji verimliliği, geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı ve çevre dostu ürünlerin geliştirilmesi gibi alanlarda da somut adımlar atılıyor. Ayrıca kadın girişimciliğini destekleyen projelerle toplumsal cinsiyet eşitliğine katkıda bulunmayı amaçlıyorlar.

Vestel Mobilite ise elektrikli araç komponentleri ve şarj istasyonları gibi alanlarda faaliyet gösteriyor ve bu sektördeki büyüme hedeflerini büyük bir iddiayla ortaya koyuyor. Şirket, mobilite sektöründe önümüzdeki üç yıl içinde piyasa değerini milyar dolar seviyesine çıkarmayı hedefliyor.

Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu’na yeni isim!

0

Finans, sermaye piyasaları, muhasebe, denetim, yatırımcı ilişkileri, uyum ve risk yönetimi alanlarında 30 yılı aşkın tecrübesi olan Ulga, Türkiye’nin sektör lideri şirketlerinde finans yönetimi liderliği yaptı. Serhan Ulga’nın yönetim kurulu üyeliği Re-Pie Portföy’ün portföyündeki şirketlerin finansal performans optimizasyonu için önemli katkı sağlayacak.

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Serhan Ulga, Ernst & Young İstanbul ve Boston ofislerinde 7 yıl çalıştıktan sonra ABD’de iki büyük küresel şirketin finans, muhasebe, hazine, şirket birleşmeleri ve satın almaları alanlarında çeşitli yönetici pozisyonlarında görev yaptı.  2003 yılında Türkiye’ye dönen Ulga, sırasıyla şimdiki adıyla Avery Dennison Türkiye’nin Finans ve IT Direktörlüğü, Doğan Medya Grubu’nun Mali İşler Koordinatörlüğü, Polisan Holding’in iki, Pegasus Hava Taşımacılığı’nın 11 ve Petrol Ofisi’nin yaklaşık 3 yıl boyunca CFO’luk görevlerini üstlendi.  Bu süreçlerde sistem kurma, yatırım, birleşme, yurtdışı şirket kurma ve tasfiye, küresel büyük hacimli sermaye malları tedariki, satışı ve finansmanı, halka arz, yatırımcı ilişkileri, yapılandırılmış finansman, iş birlikleri gibi konularda önemli projelere imza attı. Çalıştığı şirketlerin ve çeşitli grup şirketlerinin Yönetim Kurulu üyelik görevlerini yaptı.

Fortune Türkiye ve DataExpert tarafından yapılan araştırmalarda iki kez ‘En Etkin 50 CFO’ arasında gösterilen Serhan Ulga, 2020 ve 2023 yılları arasında Helvacızade Grubu’nda Yönetim Kurulu üyeliği yaptıktan sonra 2023’ten itibaren Saudia Havayolları Grubu’nda grup finans projelerinin icrasından sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

Serhan Ulga’nın ABD’den CPA ve CMA sertifikaları bulunuyor.

Yerli internet sağlayıcısından Ibv6 hamlesi

0

İnternetin günlük hayatımızın bir parçası haline gelmesiyle birlikte servis sağlayıcılarının konumu da kritikleşiyor. Bunun perde arkasında tüketicilerin internet hızlarının, kalitesinin ve altyapısının sürekli olarak modernize edilmesi gibi ihtiyaçları bulunuyor. İnternet değişim noktası sayısını 300’ün üstüne çıkaran yerli sağlayıcı ise bu sayede erişilebilirliği artırıyor.

İnternet, günlük hayatımızın önemli bir parçası haline gelirken kullanıcıların ihtiyaçları bu doğrultuda artıyor. Yerli internet servis sağlayıcısı ise altyapısına yaptığı yatırımlarla internet kullanıcılarının deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Kullanıcıların gelecek dönemde de son teknolojiyle modernize edilmiş altyapıya ihtiyaç duyacaklarını belirten GIBIRNet CEO’su Halim Ak ise internet kullanıcılarının sayısının artmasıyla birlikte deneyimlerini iyileştirecek ve kesintisiz hizmet alabilecekleri Ipv6 altyapısını tamamladıkları ve müşterilerine hizmet vermeye hazır hale getirdiklerine dikkat çekiyor.

İnternet artık insanlar için temel bir ihtiyaç

GIBIRNet CEO’su Halim Ak, konuyu şu sözlerle değerlendirdi: “Günümüzde internet, sadece bilgiye erişim için değil, günlük yaşamın her alanında vazgeçilmez bir araç haline geldi. Eğitimden sağlığa, iş dünyasından eğlenceye kadar pek çok sektörde internetin önemi artarken, hızlı ve güvenilir bağlantılar sağlamak giderek daha kritik hale geliyor. Özellikle pandemi sürecinde uzaktan çalışma ve online eğitim gibi uygulamaların yaygınlaşması, internetin temel bir ihtiyaç olarak kabul edilmesini hızlandırdı. Bu nedenle, altyapı yatırımları ve yeni teknolojilerin entegrasyonu, toplumun tüm kesimlerine daha iyi hizmet sunmak için hayati bir önem taşıyor. Bizler de 2019’da kurulmuş genç bir servis sağlayıcısı olarak bu temel ihtiyacı tüketicilere en uygun ve hızlı şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz.”

IPV6 kullanımı giderek yaygınlaşıyor

GIBIRNet CEO’su Halim Ak

GIBIRNet CEO’su Halim Ak, “Teknolojik olarak hızla gelişen ve ilerleyen dünyamızda yeniliklere ve gelişmelere ayak uydurmak sektörümüzün en önemli unsurlarından biri. Dünyada ve ülkemizde IPV6 kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Çünkü, mevcut internetteki cihaz sayısı hızla artarken, mevcut IP adres sistemi (IPv4) bu talebi karşılamakta zorlanıyor. Bu sorunu kökten çözmek üzere tasarlanan IPv6 ise sınırsız servis alanının yanı sıra, hızlı ve verimli erişim, güvenlik gibi birçok özellikle kullanıcılara avantaj kazandırıyor. Biz de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından belirlenen standartlarda hazır hale getirebilmek amacıyla IPV6 testlerine başladık” dedi.

İnternet servis sağlayıcılığında en önemli konu hız

İnternet servis sağlayıcı sektöründe , hızın müşteri memnuniyetinin ve hizmet kalitesinin belirleyici bir unsuru olarak öne çıktığını aktaran Halim Ak, “Hızlı internet bağlantıları, hem bireysel kullanıcılar hem de işletmeler için kritik öneme sahip. Çünkü verimli çalışmak ve kesintisiz bir deneyim sağlamak için yüksek veri transfer hızlarına ihtiyaç duyuluyor. Özellikle büyük veri transferleri gibi yüksek bant genişliği gerektiren uygulamalar, düşük hızlar karşısında performans sorunları yaşayabiliyor. Bu nedenle, internet servis sağlayıcıları, altyapılarını sürekli olarak güncelleyerek ve optimize ederek yüksek hız sunmayı amaçlıyor. GIBIRNet olarak bu alandaki başarımızı ortaya koyarak nperf verilerine göre 2024’te abonelerine en iyi sabit hat internet erişimini sağlayan 3. operatör seçildik” ifadelerini kullandı.

Kuantum iletişimi gerçek mi oluyor?

0

Bilim insanları, kuantum iletişim ağlarında veri güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılabilecek, son derece parlak ışık parçacıkları üretebilen yeni bir ışık kaynağı geliştirdi. Bu buluş, gelecekteki kuantum iletişim ağlarında verilerin güvenli bir şekilde iletilmesini sağlayabilir.

Kuantum iletişimi gerçek olabilir

Kuantum interneti, dolanık foton çiftleri aracılığıyla bilgi iletimini mümkün kılar. Bu fotonlar, kuantum mekaniğinin ilginç kurallarına göre, zaman ve mekân sınırlarını aşarak bilgi paylaşabilir. Dolanık fotonlara kodlanan veriler yüksek hızlarda aktarılabilir ve “kuantum tutarlılığı” sayesinde veriler yakalanamaz hale gelir. Ancak kuantum internetinin geliştirilmesindeki en büyük zorluk, fotonların mesafe arttıkça zayıflamasıdır. Bu yüzden başarılı bir kuantum interneti için fotonların dolanıklığını kaybetmeden uzun mesafelere taşınabilmesi gerekmektedir.

Bu sorunu aşmak için, Avrupa, Asya ve Güney Amerika’dan bilim insanları, mevcut teknolojileri kullanarak yüksek parlaklıkta yeni bir kuantum sinyal kaynağı oluşturdu. Başarı, tek foton üreten bir cihaz olan foton noktası yayıcısını, kuantum imzasını güçlendiren bir cihaz olan kuantum rezonatörü ile birleştirerek elde edildi. Araştırmacılar, bu iki teknolojiyi birleştirerek, maksimum polarize dolanıklık sağlayan güçlü bir kuantum sinyali üretmeyi başardı.

Google hastalık teşhisi için yapay zeka kullanıyor

Araştırmanın önemi, bu teknolojilerin bağımsız olarak laboratuvarlarda test edilmesinin ardından ilk kez bir arada kullanılmasıdır. Bilim insanları, foton noktası yayıcısını, piezoelektrik aktüatör üzerinde yer alan dairesel bir Bragg rezonatörü ile entegre etti. Bu kombinasyon, hem parlaklık hem de dolanıklık özelliklerini yüksek tutan fotonlar üretmeyi mümkün kıldı.

Bu ilerleme büyük bir adım olsa da, kuantum internetinin yakında hayata geçmesi beklenmiyor. Teknolojiler hâlâ deneysel aşamada ve geliştirme aşamasında. Araştırmada kullanılan foton yayıcıları, toksik hammaddelere, özellikle arsenik gibi maddelere ihtiyaç duyuyor, bu da ölçeklenebilirlik konusunda güvenlik endişelerine yol açıyor.

Araştırmacılar, bir sonraki aşamada piezoelektrik aktüatör üzerine diyot benzeri bir yapı entegre etmeyi planlıyor. Bu, kuantum noktalar üzerinde elektrik alanı oluşturarak dolanıklık derecesini artırabilir ve decoherence (dolanıklık kaybı) sorununu çözebilir.

Üretken Yapay Zekanın Yeni Evresi

0

Üretken yapay zeka, sohbet robotları ve yardımcı robotlar gibi bilgi temelli uygulamalardan karmaşık ve çok adımlı iş akışlarını gerçekleştirebilen otonom yapay zeka ajanlarına doğru evriliyor. Bu sistemler, farklı sektörlerde çeşitli, yüksek karmaşıklığa sahip kullanım durumlarını otomatikleştirebiliyor. Bu makale, yapay zeka ajanları için gerekli olan farklı bellek sistemlerini inceleyerek bu sistemlerin karşılaştığı temel zorlukları tanımlayacak ve farklı veri tabanlarının bir bellek sistemine nasıl entegre edilebileceği üzerinde duracaktır.

Yapay Zeka Ajanı Nedir?

Yapay zeka ajanları, yapay zekanın işbirlikçi ve yenilikçi olarak hareket ettiği ve insanların teknolojiyle etkileşim biçimini temelden değiştiren yeni bir çağın kapısını açıyor. Yapay zeka ajanları; çok adımlı süreçleri tamamlamak için karar verebilen, planlama yapabilen ve minimum düzeyde insan denetimi ile karmaşık hedefleri otonom olarak takip etmek amacıyla tasarlanmış sistemleri ifade eder. Bu yapay zeka ajanları, bağlamı anlama, hedefler belirleme, görevler arasında muhakeme yapma ve değişen koşullara göre faaliyetleri uyarlama gibi daha çok insanların sahip olduğu becerileri kullanarak çalışmayı amaçlamaktadır.

Yapay zeka ajanlarının üç kritik bileşene ihtiyacı vardır: büyük dil modelleri (LLM’ler), bellek ve bir plan.  Her bir bileşen farklı bir role hizmet eder ve entegre edildiklerinde yapay zeka ajanlarının parçaların toplamından daha fazla işi başarmasını sağlarlar.

  • LLM’ler: Bir yapay zeka ajanı, sorunları parçalara ayırmak ve alt görevleri yerine getirmek için LLM’leri birden çok kez kullanabilir. Mevcut diyaloğu özetlemek için bir LLM kullanarak işe başlayabilir ve ardından çalışma belleği oluşturabilir. Daha sonra başka bir LLM ile sonraki eylemleri planlayabilir ve her olası eylemin kalitesini değerlendirmek için üçüncü bir LLM kullanabilir. Son olarak, dördüncü kez LLM kullanımı ile kullanıcı için nihai yanıtı oluşturur. Farklı amaçlar için farklı LLM’lerin kullanılması, yapay zeka ajanlarının tek bir LLM kullanımına kıyasla daha yüksek performans elde etmesini sağlar.
  • Bellek: Uzun süreli bellek, yapay zeka ajanlarının sorunları daha etkili bir şekilde çözmesini sağlar. Örnek olarak, bir perakendecinin yapay zeka ajanı ürünler, garanti politikaları ve şirket geçmişi hakkında ayrıntılı bilgilere erişebilir ve böylece müşteri sorularına daha doğru yanıtlar verebilir.
  • Plan: Bir yapay zeka ajanının karmaşık, çok adımlı görevleri güvenilir bir şekilde yerine getirmek için “plan” ya da iş akışına ihtiyacı vardır. Bu planlar yapay zeka ajanına süreç boyunca rehberlik ederek görevlerin doğru sırada gerçekleştirilmesini ve başarıyla tamamlanmasını sağlar.

Yapay Zeka Ajan Sistemlerinde Bellek Sistemleri Türleri

Üretken Yapay Zeka

Bellek sistemleri, yapay zeka ajanlarının iyi çalışabilmesi adına büyük önem taşır. Yapay zeka ajanları; işlevselliklerini, verimliliklerini ve karmaşık görevleri yapabilme yeteneklerini geliştirmek için bellek sistemlerine ihtiyaç duyar. Bellek sistemleri, bilgiyi depolamak ve geri almak, bağlamı korumak, geçmiş deneyimlerden öğrenmek ve bilinçli kararlar almak için gereklidirler.  İyi bir bellek sistemi, yapay zeka ajanlarının çıkarım yapmak için yararlanabileceği çeşitli bilgilerin düzenlenmesi, depolanması ve yüksek verimli performans sağlamak için elzemdir.

Yapay zeka ajanları için bellek sistemleri kısa ve uzun süreli bellek sistemleri olarak sınıflandırılabilir. Kısa süreli bellek, aktif olarak işlenmekte olan bilgileri geçici olarak tutan çalışma belleğini içerir. Bu, anında yapılması gereken görevler için gereklidir. Çalışma belleği ya da kısa süreli belleğin bir diğer kullanım alanı da bağlam yönetimidir ve Üretken yapay zeka ajanları için devam eden görevlerin bağlamını korumak son derece önemlidir. Bu yetenek, düzenli işlemler ve karar verme için gereklidir ve yapay zeka ajanlarının iş akışları boyunca karmaşık talimatları gerçekleştirebilmesine olanak tanır.

Yapay zeka ajanları için ikinci tür bellek sistemi, episodik, semantik ve işlemsel belleği kapsayan uzun süreli bellektir.

  • Episodik bellek, belirli olayları ve deneyimleri depolar. Yapay zekanın geçmiş etkileşimleri hatırlamasını ve bu bilgiyi öğrenme ve adaptasyon için oldukça önemli olan gelecekteki kararları vermek için kullanmasını sağlar.
  • Semantik bellek, gerçekler ve kavramlar da dahil olmak üzere dünya hakkında genel bilgileri tutar ve yapay zekanın daha doğru yanıtlar verebilmek için karşılaşılan bilgileri anlamasına ve muhakeme etmesine yardımcı olur.
  • İşlemsel bellek, görevlerin nasıl yerine getirileceğine dair bilginin depolanmasını içerir ve yapay zekanın, aynı insanların bisiklete binmeyi hatırlamasına benzer şekilde öğrenilen prosedürleri otomatik olarak yürütebilmesine olanak tanır. Böylelikle, kullanıcılarla etkileşimlerin akışını ve bağlamını koruyarak, yapay zekanın bir konuşma boyunca tutarlı ve bağlama uygun yanıtlar vermesini sağlar.

Mevcut Yaklaşımlarda Karşılaşılan Zorluklar

Bellek sistemi gereksinimlerini karşılamak için yaygın yaklaşım, çeşitli veri iş akışları veya türleri için özel amaçlı ve bağımsız veritabanı yönetim sistemlerinin kullanılmasıdır:

  • Bellek içi veritabanı: Önbelleğe almak ve sıklıkla ihtiyaç duyulan verilere hızlı erişim sağlamak için kullanılır.
  • İlişkisel ve ilişkisel olmayan veritabanları operasyonel ve işlemsel veriler için kullanılır.
  • Veri ambarları ve OLAP sistemleri, geçmiş veri setleri ve karmaşık sorgular için kullanılır.
  • Vektör veritabanları vektörleri yönetmek için kullanılır ve gömme ve benzerlik aramalarını içeren görevler için gereklidir.

Ancak, bağımsız veritabanlarından oluşan karmaşık bir ağ, bir yapay zeka aracısının performansınını olumsuz yönde etkileyebilir.

  • Gecikme sorunları: Farklı veri tabanlarının farklı yanıt sürelerine sahip olması verimsizliğe yol açabilir.
  • Veri siloları: Birbirinden farklı veri tabanları kapsamlı veri analizi yapılmasını engelleyebilir.
  • Tutarsız veri: Veri tutarlılığındaki farklılıklar hatalara yol açabilir.

Bu farklı veritabanlarını Üretken yapay zeka ajanları için uyumlu, birlikte çalıştırılabilir ve esnek bir bellek sistemine entegre etmek başlı başına bir zorluktur. Sık kullanılan veritabanı hizmetlerinin büyük bir çoğunluğu, yapay zeka ajanı sistemlerinin ihtiyaç duyduğu hız ve ölçeklenebilirlik için uygun değildir ve zayıf oldukları noktalar çoklu sistemlerde daha da kötü bir hale gelir.

Rahul Pradhan, Ürün ve Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Couchbase
Rahul Pradhan, Ürün ve Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Couchbase

Yapay zeka ajanları çağında bellek sistemlerinin entegrasyonu giderek daha da fazla önem taşımaktadır. Otonom Üretken yapay zeka ajanlarının tam potansiyelini gerçekleştirmenin anahtarı, farklı veri kaynaklarının neden olduğu zorlukların hız ve ölçeklenebilirlik için optimize edilmiş bellek sistemleri kullanarak üstesinden gelmektir. İşletmeler, yüksek performans ve düşük gecikmeyi destekleyen birleşik veri platformlarından yararlanarak inovasyonu teşvik edebilir, verimliliği artırabilir ve stratejik hedeflerine ulaşmak için yapay zeka ajanlarından yararlanabilir. Yapay zekanın geleceği, yalnızca insanlar gibi düşünen ve öğrenen değil, aynı zamanda çeşitli verileri sorunsuz bir şekilde entegre ederek otonom olarak akıllı, uyarlanabilir ve bağlama duyarlı yanıtlar sağlayan sistemler yaratmaktan geçiyor.

Google, Facebook ve Amazon kullanıcıları tehlikede!

Kaspersky’nin 25 popüler küresel şirket arasında yaptığı son araştırmaya göre, kimlik avı saldırıları söz konusu olduğunda en sık hedef alınan markalar arasında Google, Facebook ve Amazon yer alıyor. Siber saldırganlar diğer markaların kimlik bilgilerini ve verilerini de yoğun bir şekilde takip ederken, saldırı sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 1,5 kat arttı.

Kaspersky, kimlik avı istismarı için Interbrand tarafından hazırlanan En İyi Küresel Markalar 2023 sıralamasındaki 25 şirketten oluşan bir örneği ele alarak analiz etti. 2024’ün ilk yarısında, dünyanın dört bir yanından kullanıcılar bu markaları taklit eden sahte kaynaklara yaklaşık 26 milyon kez erişmeye çalıştı. Bu sayı Ocak-Haziran 2023 dönemine göre yaklaşık yüzde 40 daha fazla. Kaspersky uzmanları bu keskin artışı, kullanıcıların dikkatindeki düşüşten ziyade dolandırıcılık faaliyetlerindeki artışa bağlıyor. Siber suçlular, kullanıcıların verilerinin ve paralarının peşinden koşma konusunda daha agresif hale geliyor.

Google hizmetleri öncelikli hedef!

İncelenen markalar arasında siber suçlular, kullanıcı adları ve parolalar gibi kimlik bilgilerini çalma girişimlerinde öncelikli olarak Google hizmetlerini hedef aldı. Kaspersky çözümleri, kullanıcıları Google hesap bilgilerini vermeleri için kandırmak üzere tasarlanmış kimlik avı web sitelerine erişmek için dünya çapında 4 milyondan fazla girişimi engelledi. Google’ın ardından Facebook kullanıcılarına yönelik yaklaşık 3,7 milyon girişim gerçekleşirken, Amazon yaklaşık 3 milyon ile üçüncü sırada yer aldı. Microsoft ve DHL sırasıyla 2,8 milyon ve 2,6 milyon girişimle ilk beş sırayı tamamladı. PayPal, Mastercard, Apple, Netflix ve Instagram, 2024 yılında siber suçluların kimlik bilgileri ve para için hedef aldığı ilk 10 marka arasında yer aldı.

Bazı markaların kimlik avı saldırı girişimlerinde geçen yıla kıyasla daha yoğun hedef alındığı ortaya çıktı. Google’a yönelik kimlik avı saldırıları, 2024’ün ilk yarısında geçen yıla kıyasla yüzde 243 büyüme göstererek üç kattan fazla arttı. Mastercard, hassas veri ve para çalma girişimlerinde yüzde 210’luk artış görürken, onu saldırı girişimlerinde her biri iki kat artış yaşayan Facebook ve Netflix izledi.

Tek bir hesaptan diğer hesaplara ulaşmak mümkün

Kaspersky Güvenlik Uzmanı Olga Svistunova, şunları söyledi: “Bu yıl Google’ı hedef alan kimlik avı girişimlerinde önemli bir artış gözlemledik. Bir kimlik avcısı Gmail hesabına erişim sağlarsa, potansiyel olarak birden fazla hizmete erişebiliyor. Bu da servisi birincil hedef haline getiriyor. Para çalmayı amaçlayan Mastercard’a yönelik kimlik avı saldırıları, mal satıyormuş gibi görünen ve sözde Mastercard ile ödeme seçeneği sunan sahte çevrimiçi mağazaların çoğalmasıyla artmış görünüyor. İlginç bir şekilde, Microsoft kimlik avı kaynaklarına yapılan tıklamalarda bir düşüş yaşadı. Bu marka kurumsal kimlik avı için sıklıkla hedef alındığından, bu düşüş çeşitli kuruluşlarda siber okuryazarlığın artmasına bağlı olabilir. DHL’de de bir düşüş gözlemledik. Bu da analiz ettiğimiz çeşitli taşımacılık ve lojistik markaları arasında ortak bir eğilim olarak öne çıktı.”

İlk 10’a giremeyen, ancak giderek daha fazla hedef haline gelen diğer markalar arasında 2024’te sekiz kat artışla 240 bin kimlik avı girişimine maruz kalan HSBC ve üç kat artışla 300 binden fazla saldırıya maruz kalan eBay yer alıyor. Airbnb, American Express ve Linkedin’e yönelik girişimler sırasıyla %174, %137 ve %122 artış kaydetti.

OpenAI ile TSMC işbirliğine gidebilir!

0

OpenAI, yapay zeka alanındaki liderliğini sürdürmek adına önemli bir adım atarak, şirket içinde tasarladığı ilk yapay zeka çipini üretmek için TSMC’nin en gelişmiş teknolojisini kullanmayı planlıyor. Bu yeni çip, TSMC’nin henüz seri üretimine başlamadığı A16 Angstrom süreciyle üretilecek ve özellikle OpenAI’ın Sora video oluşturma yeteneklerini geliştirmek için kullanılacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

OpenAI ile TSMC işbirliğine mi gidiyor?

Özellikle dikkat çeken nokta, OpenAI’nin bu çipi üretmek için TSMC’nin A16 Angstrom sürecini tercih etmesi. Bu teknoloji, TSMC’nin nanosheet transistörleri ile mantık yoğunluğunu ve performansı artırmayı amaçlayan Super Power Rail mimarisini birleştiriyor. A16 süreci, veri merkezleri için hız artışı, enerji tasarrufu ve çip yoğunluğu artışı gibi avantajlar sunacak.

OpenAI ile TSMC işbirliğine mi gidiyor?
OpenAI ile TSMC işbirliğine mi gidiyor?

OpenAI ve TSMC arasında özel bir dökümhane kurulması üzerine görüşmeler yapılsa da, bu planlar kârlılık ve diğer faktörler göz önünde bulundurularak iptal edildi. Ancak, A16 sürecinin 2026 yılına kadar seri üretime geçmesi beklenmediği için OpenAI’ın bu çipi kullanması biraz zaman alacak.

Yapay zeka su tüketimini artırıyor

Ayrıca, OpenAI’ın bu çipi geliştirmesi ve kullanması, Apple ile potansiyel bir işbirliği olasılığını da gündeme getiriyor. ChatGPT’nin Apple Intelligence ile entegre hale getirilmesi ve iki şirketin yakın çalışabileceğine dair iddialar, bu spekülasyonları destekliyor. Ancak, bu işbirliği şu an için sadece bir spekülasyon olarak değerlendiriliyor.

Xiaomi uçuyor: İşte şirketin 2. çeyrek net geliri!

0

Küresel teknoloji devi Xiaomi, 2024 yılına ait ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin bu dönemde düzeltilmiş net kârı, yıllık yüzde 20,1’lik bir artışla yaklaşık 869 (6,2 milyar RMB) milyon dolara ulaştı. Bu büyüme, Xiaomi’nin küresel pazarda giderek artan etkinliğini ve çeşitli iş kollarındaki ilerlemesini gözler önüne seriyor.

Xiaomi, birçok iş alanında aktif bir çeyrek geçirdi

Xiaomi tarafından açıklanan rakamlara göre, şirketin toplam geliri yüzde 32 artarak 12,4 milyar dolara (88,9 milyar RMB) yükseldi. 5 milyar dolar (46,5 milyar RMB) gelir elde ederken, IoT ve yaşam tarzı ürünleri 3,8 milyar dolar (26,8 milyar RMB) gelir sağladı.

İnternet hizmetleri ise 1,2 milyar dolar (8,3 milyar RMB) ile gelirini artırmayı başaran bir başka iş kolu oldu. Xiaomi’nin yeni girişimlerinden biri olan elektrikli araç segmenti de 900 milyon dolar (6,4 milyar RMB) gelir sağlamayı başardı.

Xiaomi’nin küresel akıllı telefon satışları da etkileyici bir performans gösterdi. Şirket, bu dönemde 42,2 milyon telefon sevkiyatı gerçekleştirerek yüzde 28,1’lik bir artış kaydetti ve pazar payını yüzde 14,6’ya çıkardı. Canalys’e göre, Çin menşeli şirket, bu rakamlarla son 16 çeyrektir dünya çapında en büyük üç akıllı telefon üreticisinden biri olmayı sürdürüyor.

Şirketin elektrik araç alanında da faaliyetleri dikkat çekici bir ivme kazandı. Şirket, ikinci çeyrekte 27 binden fazla akıllı elektrikli araç teslim etti. Xiaomi’nin elektrikli araç fabrikası, yıl sonuna kadar 120 bin araç teslim etmeyi planlıyor. Ayrıca, Xiaomi’nin pistteki en hızlı dört kapılı elektrikli aracı üretme hedefi de bu alanda önemli bir strateji olarak öne çıkıyor.

Çinli otonom araç şirketi WeRide, ABD’ye açılıyor!

0

Çin merkezli otonom araç şirketi WeRide, ABD’de robotaksi testlerine başlamaya hazırlanıyor. Şirket, Kaliforniya’da testler yapabilmek için gerekli izinleri almış durumda, ancak yolculardan ücret talep edebilmek için Kaliforniya Kamu Hizmetleri Komisyonu’ndan (CPUC) ayrı bir onay alması gerekiyor. WeRide, bu alanda Waymo, Cruise, Tesla ve Zoox gibi büyük rakiplerle rekabet ediyor. İşte çok konuşulan konu ile ilgili en önemli ve çarpıcı detaylar…

Çinli otonom araç şirketi WeRide, resmen ABD’ye açılıyor!

WeRide, L4 seviyesinde otonom sürüş teknolojisi geliştiren ve Çin, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Singapur gibi ülkelerde testler yapan tek şirket olma özelliğine sahip. Şirketin ürün yelpazesi geniş; robotaksi, robobus, robovan, robosweeper gibi çeşitli araçları bulunuyor.

Çinli otonom araç şirketi WeRide, resmen ABD'ye açılıyor!
Çinli otonom araç şirketi WeRide, resmen ABD’ye açılıyor!

WeRide, aynı zamanda ABD borsasında halka açılma sürecinde ve bu süreçte yaklaşık 440 milyon dolarlık bir halka arz (IPO) ve eşzamanlı özel sermaye artırımı planlıyor. Şirketin yatırımcıları arasında Nvidia, Bosch ve GAC Group gibi büyük firmalar yer alıyor. İlk yarıda 21 milyon dolar gelir elde eden WeRide, buna rağmen net zararı 124 milyon dolar olarak kaydetti.

Çinliler Rolls-Royce’un çakmasını yaptı!

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Letven Capital’den, ACTIO Mobilite Teknolojileri’ne dev yatırım!

Çevre dostu ve yüksek performanslı mobilite çözümleriyle öne çıkan ACTIO Mobilite Teknolojileri, Letven Capital’den 120 milyon TL değerinde büyük bir yatırım aldı. Bu yatırım, Letven Capital’in PREO Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) aracılığıyla gerçekleştirdiği ilk yatırım olma özelliğini taşıyor. İşte konu hakkındaki en önemli ayrıntılar…

Letven Capital, ACTIO Mobilite Teknolojileri’ne önemli bir yatırım yaptı

Ford Otosan’ın inovatif fikir platformu Rakun’da filizlenen proje, Driventure, Devinno Teknoloji ve Altınay Elektromobilite’nin güçlerini birleştirmesiyle ACTIO çatısı altında hayat buldu. Yerli ve milli üretimi benimseyen ACTIO, akıllı ve sürdürülebilir mobilite araçları geliştirerek sektöre öncülük etmeyi hedefliyor.

Letven Capital, ACTIO Mobilite Teknolojileri’ne önemli bir yatırım yaptı.

Aldığı bu önemli yatırımla birlikte ACTIO, Ar-Ge çalışmalarına hız kazandırarak ürün yelpazesini genişletmeyi ve üretim alt yapısını güçlendirmeyi planlıyor. Ulaşım ve lojistik başta olmak üzere birçok sektöre yenilikçi çözümler sunmayı amaçlayan şirket, elektrikli araçlarıyla katma değer yaratacak ve Türkiye’yi mobilite alanında global bir oyuncu haline getirmeyi hedefliyor.

Sağlık girişimi Doccla, Avrupa’daki hamlesini aldığı dev yatırımla destekleyecek!

ACTIO Yönetim Kurulu Başkanı Kutsal Anıl, 2025 yılının ikinci yarısından itibaren ACTIO marka araçların yollarda boy göstereceğini müjdeledi. Kısacası, ACTIO’nun bu hamlesi, sadece şirketin değil, aynı zamanda Türkiye’nin mobilite geleceği için de büyük önem taşıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.

Hindistan, yarı iletken yatırımlarını artırarak pazara yeni aktörler sokuyor!

Ancak son aylarda Hindistan hükümeti, Çin’e alternatif arayışında olan küresel şirketlerin oluşturduğu fırsat penceresini değerlendirerek ülkeyi yarı iletken üretiminde güçlü bir konuma getirmek için ciddi yatırımlar yapmaya başladı.

Hindistan özelinde gerçekleşen bu dönüşümden yararlanmayı hedefleyen BigEndian Semiconductors, kamera gözetim çipleri geliştirme amacıyla yola çıktı.

Mayıs ayında kurulan Bengaluru merkezli bu fabless tasarım girişimi, ARM, Broadcom ve Intel gibi devlerde görev almış CEO Sunil Kumar liderliğinde yürütülüyor. BigEndian’ın kurucu ekibi, Broadcom ve Cypress Semiconductors gibi firmalardan önemli deneyimlerle geliyor.

Sunil Kumar, yaptığı açıklamada, kurucu üyelerin 25 yıllık bir geçmişe sahip olduklarını ve Hindistan’daki 50 milyon kamera düzeyindeki iç tüketim potansiyeli ve Çin’e alternatif arayışındaki müşteri taleplerini göz önünde bulundurarak bu girişimi başlatmaya karar verdiklerini belirtti. Kumar, “Bu işi biz yapmazsak, bu nesil kaybolacak.” dedi.

Atılımı desteklemek için dev bir bütçe hazırlandı

Hindistan, yarı iletken ve ekran üretim şirketlerini desteklemek amacıyla 9 milyar dolarlık bir bütçe ayırdı ve dört yarı iletken üretim birimini onayladı. Bu birimlerin toplam 17,9 milyar dolar yatırım çekmesi ve günde yaklaşık 70 milyon çip üretme kapasitesine sahip olması bekleniyor.

Samsung'a

Henüz dört aylık olan BigEndian, ilk olarak 28nm nod işlemine dayalı bir referans çipini 2025’in ilk çeyreğinde piyasaya sürmeyi planlıyor. Girişim, Tayvanlı fabrika UMC ile çalışarak gözetim çiplerini geliştirecek. Uzun vadede ise 16 ve 32 bit mikrokontrolörlerin hakim olduğu IoT pazarında yer almayı hedefliyor.

BigEndian, geleneksel bir fabless yarı iletken firmasından farklı olarak, hükümetlerin Çinli yazılım çözümlerinden bağımsız olmalarına yardımcı olacak bir platform-as-a-service modeli geliştirmeyi planlıyor. Bu model, üreticilerin ve müşterilerin gözetim kameralarını nasıl özelleştirebileceğini sağlayacak yazılım çözümleri sunacak.

BigEndian, Vertex Ventures SEA ve Hindistan’ın öncülük ettiği 3 milyon dolarlık bir tohum yatırımı aldı. Kumar, Hindistan’daki teşviklerin, girişimin rüzgarı arkasına almasına yardımcı olduğunu ifade etti. Firma, gelecek turda daha büyük yatırımlar çekmeyi hedefliyor.

Spotter, geliştirdiği AI paketiyle YouTuber’ların üretim sürecine destek verecek!

Bu yeni Spotter paketi, YouTuber’ların video fikirlerini beyin fırtınası yapmalarına, başlık ve küçük resim önerileri oluşturmalarına, projelerini planlamalarına, görevleri organize etmelerine ve ekipleriyle iş birliği yapmalarına yardımcı olmayı hedefliyor.

Özellikle dikkat çeken bir özellik, halka açık milyarlarca YouTube videosunu analiz ederek benzer içerik üreticilerinden ilham almayı sağlıyor.

Spotter Studio, içerik üreticileri için geliştirilen TubeBuddy ve vidIQ gibi çeşitli yapay zeka araçlarıyla rekabet ediyor. Ayrıca YouTube’un, izleyicilerin o anda izlediği videolarla ilgili konuları öneren yapay zeka destekli ilham aracıyla da karşı karşıya. Ancak Spotter Studio, diğer araçlardan farklı olarak daha kişisel tercihlere yönelik çözümler sunmayı vaat ediyor.

İçerik üreticileri Spotter Studio’ya kaydolduklarında, platforma tüm halka açık YouTube videolarına erişim izni veriyorlar. Şirket, bu videoları kullanarak izleyici kitlesine hitap eden özel öneriler sunuyor ve kullanıcıların kişisel önerilerini başkalarıyla paylaşmadığını belirtiyor.

Şirket CEO’su Aaron DeBevoise, her içerik üreticisine özel öneriler sunmak için kanal performans verileriyle birlikte geçmiş videoların performansını analiz ettiklerini söylüyor. Spotter Studio’nun “Beyin Fırtınası” özelliği, içerik üreticilerinin daha önce oluşturduğu içeriklere dayanarak yeni fikirler üretiyor ve sonuçları daha da özelleştirmek için değişiklik yapma seçenekleri sunuyor. Örneğin, izleyici kitlesinin çoğunluğu erkekse, kullanıcılar kadın ve non-binary izleyicilere yönelik fikirler talep edebiliyorlar.

Spotter Studio’nun bir diğer dikkat çekici özelliği, kullanıcıların başlıklarına tıklayarak kanal için beyin fırtınası yapabilen “Outliers” adlı araştırma asistanı özelliği. Ancak bu özellik, içerik üreticileri arasında orijinallik ve yaratıcılık konusunda endişelere neden olabilir. Spotter’ın EVP ürün sorumlusu Paul Bakaus, bu tür içeriklerin zaten her gün kopyalandığını ve bu durumun kaçınılmaz olduğunu belirtti. Bakaus, Spotter Studio’nun video fikirlerini kopyalamadığını, yalnızca başlıklardan ilham aldığını da vurguluyor.

Beta testi katılımcıları olumlu geri bildirimlerde bulunuyor

Şirket, AI araçlarını yaklaşık bir yıldır geliştiriyor ve beta testine katılan içerik üreticileri, Spotter Studio’nun kullanımıyla videolarında ilk hafta izlenme oranlarının yüzde 49 arttığını belirtiyor.

Spotter Studio şu anda ABD, Kanada, İngiltere ve Avustralya’da 49 dolar aylık ücretle kullanıma sunuldu ve sınırlı süreli indirimle yıllık 299 dolara satın alınabiliyor. Ayrıca 30 günlük ücretsiz deneme süresi de mevcut.

Mars’ın yüksek çözünürlüklü haritası yayınlandı!

Çin’in Tianwen-1 görevinden elde edilen verilerle oluşturulan Mars’ın en yüksek çözünürlüklü küresel renkli haritası, gezegenin yüzeyini 1 kilometreye kadar çözünürlükle detaylandırıyor. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Mars’ın şimdiye kadarki en yüksek çözünürlüklü haritası yayınlandı

Tianwen-1 yörünge aracı, 1298 gün boyunca Mars yüzeyinin binlerce görüntüsünü topladı ve bu görüntüler, Çin Bilimler Akademisi tarafından işlenerek şu ana kadar elde edilen en yüksek çözünürlüklü Mars haritasına dönüştürüldü.

Bu harita, Mars’ın gerçek renklerini ve detaylarını göstererek, gelecekteki insanlı ve insansız Mars görevleri için önemli bir referans niteliği taşıyor. Mars’ın yüzeyinin detaylı bir şekilde haritalanması, hem mevcut keşifler hem de planlanan gelecekteki görevler için kritik bir bilgi sağlıyor. Harita, Mars yüzeyinin gerçek renklerini ve yapısını anlamaya yardımcı olarak, gelecekteki keşiflerde ve görevlerde kullanılabilecek coğrafi bir temel oluşturuyor.

NASA’nın güneş yelkeni projesinde büyük sorun!

Bu harita, geçmiş Mars görevlerinden elde edilen haritalardan önemli ölçüde daha yüksek çözünürlük sunuyor. Örneğin, önceki görevlerden elde edilen haritalar genellikle 100 metre/piksel veya daha düşük çözünürlükteydi, ancak Tianwen-1’in haritası 57 ile 197 metre arasında değişen çözünürlükler sunuyor. Bu yüksek çözünürlük, gezegenin yüzeyindeki detayları daha iyi anlamamıza olanak tanıyor ve Mars’ın keşfi için büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Boeing Starliner’daki problemin kaynağı ortaya çıktı!

NASA, Boeing’in Starliner uzay aracından gelen garip sesin kaynağını açıkladı. Üç aydır Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) kenetli olan Starliner’dan gelen sesin, ISS ve Starliner arasındaki ses sisteminde yaşanan bir geri bildirim sorunu olduğu belirtildi. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Boeing Starliner’daki sorunun sebebi ortaya çıktı!

NASA, bu tür parazit ve geri bildirimlerin uzay istasyonunun karmaşık ses sistemi nedeniyle yaygın olduğunu ve mürettebat üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığını vurguladı. Bu açıklama, konuyla ilgilenen birçok insanı oldukça rahatlattı.

Boeing Starliner’daki sorunun sebebi ortaya çıktı! İşte çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Starliner, 5 Haziran’da astronotlar Suni Williams ve Butch Wilmore’u ISS’e taşımıştı. Ancak görev sırasında yaşanan helyum sızıntıları ve itici arızaları nedeniyle Starliner’ın mürettebatla Dünya’ya dönmesi uygun bulunmadı. Starliner’ın, 7 Eylül’de mürettebatsız olarak Dünya’ya dönmesi planlanıyor. İki astronot ise 2025 Şubat ayında SpaceX Dragon Crew-9 misyonu ile geri dönecek. NASA’nın gelecekteki projeleri de daha şimdiden büyük bir merakla bekleniyor

NASA’nın güneş yelkeni projesinde büyük sorun!

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce NASA gelecekteki projelerinde başarılı olabilecek mi? Siz uzay araştırmalarını yakından takip ediyor musunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.