Yatırım teşvik belgesi alarak Türkiye pazarına giriş yapmaya hazırlanan BYD’nin getireceği elektrikli modeller merakla beklenirken, Ağustos ayında elektrikli otomobil satışlarında %30’luk bir daralma yaşandı. Peki, bu düşüşün sebepleri neler ve marka bazında satış rakamları nasıl şekillendi?
Elektrikli otomobil satışlarında Ağustos ayında durgunluk
Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre %31’lik bir düşüşle 5.661 adet elektrikli otomobil satıldı. Ancak Ocak-Ağustos dönemi toplam satış rakamlarına baktığımızda ise geçen yıla göre %80’lik bir artışla 51.144 adetlik bir satış rakamına ulaşılmış durumda.
Peki, Ağustos ayındaki bu ani düşüşün sebebi ne? BYD’nin Türkiye’de fabrika kurmak için yatırım teşvik belgesi alacak olması, bazı tüketicileri elektrikli otomobil alımını ertelemeye sevk etmiş olabilir. Çünkü Çinli marka, yatırım yaptığı için ek gümrük vergisinden muaf olacak ve elektrikli modellerini daha rekabetçi fiyatlarla sunabilecek.
Ağustos ayında en çok satan elektrikli otomobil modellerine baktığımızda ise Tesla’nın Model Y modeli, düşük ÖTV dilimine giren versiyonların da etkisiyle 1.050 adetlik satış rakamıyla zirvede yer aldı. Onu 601 adetle Togg T10X takip ederken, Mercedes’in EQB modeli 298 adetlik satışla üçüncü sıraya yerleşti.
İşte Ağustos Ayının En Çok Satan Elektrikli Otomobilleri:
Tesla Model Y: 1.050 adet
Togg T10X: 601 adet
Mercedes EQB: 298 adet
MG4: 279 adet
Peugeot 2008: 258 adet
BMW X1: 257 adet
KGM Torres EVX: 235 adet
Hyundai IONIQ 5: 230 adet
MINI Countryman: 218 adet
Hyundai IONIQ 6: 213 adet
2024 yılının ilk sekiz aylık dönemine baktığımızda ise Togg, 14.849 adetlik satış rakamıyla liderliğini koruyor. Togg’u 4.552 adetle Tesla Model Y ve 3.192 adetle KG Mobility Torres EVX takip ediyor.
İşte Ocak-Ağustos Döneminin En Çok Satan Elektrikli Otomobilleri:
Togg T10X: 14.849 adet
Tesla Model Y: 4.552 adet
KGM Torres EVX: 3.192 adet
BMW iX1: 1.836 adet
BMW i5: 1.769 adet
Mercedes EQB: 1.732 adet
MG4: 1.488 adet
BYD Atto 3: 1.273 adet
MINI Countryman: 1.245 adet
Hyundai IONIQ 5: 1.075 adet
BYD’nin pazara girişiyle birlikte elektrikli otomobil pazarında rekabetin kızışması ve satış rakamlarının hareketlenmesi bekleniyor.
Çin’in yeni perovskit hücreleri 550 saat sonra bile yaklaşık yüzde 80 verimliliği koruyor. Optimize edilmiş cihaz, 2,13 V’luk etkileyici açık devre voltajı, 16,06 mA cm−2’lik kısa devre akım yoğunluğu ve yüzde 84,19’luk dolum faktörü ile yüzde 28,80’lik bir güç dönüşüm verimliliğine ulaştı.
Çin’deki Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi, tüm perovskit tandem güneş hücresi için yüzde 28,49’luk rekor kıran bir güç dönüşüm verimliliği elde etti. Özellikle, bu başarı üçüncü taraf bir kuruluş tarafından bağımsız olarak onaylandı. Araştırmacılar, “İki bağlantı noktalı tüm perovskit tandem güneş hücrelerinde yüzde 28,49’luk sertifikalı bir güç dönüşüm verimliliği elde ettik” diye vurguladılar.
Perovskit hücrelerde verimlilik yüzde 28’lere çıktı
Perovskit güneş hücreleri, düşük maliyetleri, kolay üretilmeleri ve gelecek vaat eden verimlilikleri nedeniyle son yıllarda önemli ilgi görmektedir. Araştırma ekibi, yenilikçi yaklaşımlarıyla bu sorunları ele almayı amaçlıyor. Geniş bant aralıklı kalay-kurşun (Pb-Sn) perovskit üst hücresindeki kusurları azaltmak için tasarlanmış bir yüzey yeniden yapılandırma tekniği geliştirdiler.
Bağlam olarak, perovskit malzemelerdeki kusurlar radyasyon dışı enerji kayıplarına yol açarak güneş hücresinin genel verimliliğini engelleyebilir. Çalışmada: “Tüm perovskit tandem güneş hücrelerinin verimliliğinin iyileştirilmesi, Sn-Pb karışık dar bant aralıklı perovskit filmlerde radyasyon dışı rekombinasyon kaybından kaynaklanan yüzey kusurları tarafından büyük ölçüde engelleniyor” denildi.
Araştırmacılar, yüzey değiştiriciler olarak 1,4-bütandiamin (BDA) ve etilendiamonyum diiyodür (EDAI2) kullanarak, kusurları azaltılmış yüksek kaliteli Sn-Pb karışık perovskit filmleri oluşturabildiler. Bu, yük taşıyıcısı taşınmasının iyileştirilmesi ve perovskit-elektron taşıma katmanı arayüzünde enerji kayıplarının azaltılmasıyla sonuçlandı.
Araştırmacılar 0,0871 cm2’lik bir güneş hücresi inşa ettiler. Işık emen katman olarak işlenmiş Sn-Pb perovskit içeriyor. Ek olarak, buckminsterfullerene’den (C60) yapılmış bir elektron taşıma katmanı, PEDOT-PSS’den oluşan bir delik taşıma katmanı ve son olarak hücreyi tamamlamak için bir altın metal temas noktası içeriyor. Optimize edilen cihaz, 2,13 V’luk etkileyici açık devre voltajı, 16,06 mA cm−2’lik kısa devre akım yoğunluğu ve yüzde 84,19’luk doldurma faktörü ile yüzde 28,80’lik bir güç dönüşüm verimliliğine ulaştı.
Intel, gerçekleştirdiği lansmanda tanıttığı Intel Core Ultra 200V serisi işlemciler ile mobil işlemci dünyasında yeni bir sayfa açtı. Bu seri sadece yüksek performans sunmakla kalmıyor, aynı zamanda x86 mimarisinin verimlilik sınırlarını da zorluyor.
Intel Core Ultra 200V serisi işlemciler neler sunuyor?
Intel, Core Ultra 200V serisi işlemcilerle tüketicilere ve işletmelere yeni bir AI PC deneyimi sunmayı hedefliyor. Acer, ASUS, Dell Technologies, HP, Lenovo, LG, MSI ve Samsung gibi dev isimler de dahil olmak üzere 20’den fazla dünya lideri üretici bu yeni seriyi destekleyerek 80’den fazla tüketici tasarımı üzerinde çalışıyor.
Günümüzde tüketiciler mobil cihazlarıyla daha fazla içerik üretiyor, bağlantı kuruyor, oyun oynuyor ve öğreniyor. Bu artan mobil ihtiyaçlar hem performansta hem de pil ömründe taviz vermeyen uygulama uyumluluğuyla kullanıcıları sınırlamayan ve gelişmiş güvenlik önlemleri sunan, aynı zamanda AI donanımından tam olarak yararlanabilen sistemlere olan talebi artırıyor. Intel Core Ultra 200V serisi işlemciler, işte tam da bu beklentileri karşılamak için ortaya çıktı.
Bu yeni işlemciler dikkat çekici bir şekilde AI PC’ler için düşük güç liderliği sunuyor. Yüzde 50’ye kadar daha düşük paket gücüyle çalışan bu seri, merkezi işlem birimi (CPU), grafik işlem birimi (GPU) ve sinirsel işlem birimi (NPU) arasında toplam 120 platform TOPS’a (saniyede trilyon işlem) kadar ulaşarak etkileyici bir performans sergiliyor.
Bu da modeller ve motorlar arasında en uyumlu ve performanslı AI deneyimlerinin kapılarını aralıyor. Intel’in geliştirdiği dördüncü nesil sinirsel işlem birimi (NPU) enerji verimliliğini korurken önceki nesilden 4 kata kadar daha fazla güç sunarak sürekli AI iş yüklerini sorunsuz bir şekilde yönetebiliyor.
Ayrıca Intel, AI PC Hızlandırma Programı kapsamında 100’den fazla entegre yazılım satıcısı (ISV) ve geliştiriciyle iş birliği yaparak 300’den fazla AI hızlandırmalı özelliği aktif hale getirdi ve bu da sektör lideri bir platform TOPS seviyesi sunulmasını sağladı.
Tabii yeni Intel Core Ultra işlemciler yalnızca AI performansında değil, aynı zamanda temel işlem performansında da olağanüstü bir gelişme sunuyor. Güç yönetiminde yapılan ince ayarlar ve performans başına güç başına alan için optimize edilmiş, tamamen yeniden yapılandırılmış Performans çekirdekleri (P-çekirdeği) sayesinde verimli ve olağanüstü bir çekirdek performansı elde ediliyor.
Mobil grafik performansında yüzde 30 artış!
Intel’in bugüne kadarki en güçlü Verimli çekirdekleri (E-çekirdeği) ise daha fazla iş yükünü başarıyla yönetebiliyor. Böylece sistemin sessiz ve serin bir şekilde çalışmasını garanti ediyor. Intel Core Ultra 200V serisi işlemciler, mobil grafik performansında yüzde 30 ortalama performans artışı ile dikkat çeken Intel’in yeni Xe2 grafik mikro mimarisinin ilk örneği.
Yerleşik Intel Arc GPU, sekiz yeni 2. Nesil Xe-çekirdeği, sekiz gelişmiş ışın izleme birimi, üç 4K monitöre kadar destek ve 67 TOPS’a kadar çıkan yeni yerleşik Intel XMX (Intel XMX) AI motorları ile yaratıcı uygulamalara güç katarken, gelişmiş XeSS çekirdekleri sayesinde oyun performansını da artırıyor.
Bu işlemcilere sahip PC’ler iş parçacığı başına 3 kata kadar daha fazla performans, yüzde 80’e kadar en yüksek performans artışı ve üretkenlik kullanım örneklerinde 20 saate kadar pil ömrü ile bir üretkenlik canavarı haline geliyor.
Önde gelen ISV’lerle kurulan ortaklıklar geniş ekosistem desteği ve 500’den fazla optimize edilmiş AI modeli sayesinde en yeni Intel Core Ultra işlemcilerle çalışan PC’ler kullanıcıların AI’nin tüm olanaklarından en iyi şekilde faydalanmalarını sağlıyor.
Birden fazla performanslı AI motoru sayesinde bu yeni işlemciler içerik oluşturma, güvenlik, üretkenlik ve oyun alanlarında fark yaratıyor. İçerik oluşturucular video sahne değişikliklerinin otomatik olarak algılanmasıyla daha hızlı video düzenleme yapabilir ve metin istemleri aracılığıyla göz alıcı vektör ve raster sanatı oluşturabilirler.
Güvenlik açısından ise yerel AI deep-fake algılama ile çevrimiçi videoların orijinalliği doğrulanabilir ve PC’de depolanan kişisel veriler kötü amaçlı uygulamalardan ve kullanıcılardan korunabilir. Yeni işlemciler, üretkenliği artırmak için video sunumlarının tek seferde kaydedilmesini ve yeni diyaloglarla yeni ses ve video oluşturularak yeniden çekimlerin ortadan kaldırılmasını mümkün kılıyor. Oyuncular ise saniyedeki kare performansını artırarak ve AI destekli yüksek kaliteli ölçeklendirilmiş görüntülerle daha etkileyici bir oyun deneyiminin keyfini çıkarabilirler.
Intel Core Ultra 200V serisi işlemcilere sahip tasarımların çoğu Intel’in ortaklarıyla yakın işbirliği içinde ortaklaşa tasarlanan ve en iyi genel AI PC deneyimini sunmak için titiz testlerden geçen Intel Evo Edition dizüstü bilgisayarlar olarak karşımıza çıkacak.
Anahtar platform teknolojilerini sistem optimizasyonlarıyla bir araya getiren bu dizüstü bilgisayarlar, gecikmeyi en aza indirgemek, dikkat dağıtıcı unsurları en aza indirmek ve pil şarj cihazlarına olan bağımlılığı azaltmak için üretildi.
Bu yıl yeni olan Intel Evo tasarımları daha serin ve daha sessiz performans için gelişmiş ölçütleri karşılamak zorunda. Bu ölçütler ultra ince tasarımlarda daha serin ve daha sessiz performans ve yanıt verme, uzun gerçek dünya pil ömrü, kötü amaçlı yazılım saldırılarını önlemeye ve güvenlik açıklarını en aza indirmeye yardımcı olan yerleşik güvenlik, hareket halindeyken bile hızlandırılmış oluşturma ve daha akıcı oyun oynama için yerleşik Intel Arc grafikleri, Intel Wi-Fi 7 (5 Gig) ile yıldırım hızında bağlantı, Thunderbolt Paylaşımı ile PC’yi birden fazla monitöre bağlama, dosya aktarma ve PC’yi şarj etme olanağı, anında uyanma ve hızlı şarj, ve EPEAT Gold sertifikası ile en yüksek sürdürülebilirlik standartlarını içeriyor.
Not: Intel Core Ultra 200V serisi işlemcilerle çalışan cihazlar bugün ön siparişe açıldı ve Intel vPro platformu üzerine kurulu ticari cihazlar önümüzdeki yılın başlarında piyasaya sürülecek.
Apple, 9 Eylül’de iPhone 16 serisini tanıtmaya hazırlanıyor. Tanıtım öncesinde heyecan giderek artarken, her geçen gün yeni detaylar ortaya çıkıyot. Şirket, tedarik zincirinden gelen bilgilere göre, yeni modeller için tam 88 milyon adetlik bir stok hazırlığı yapıyor. Ve bu kez Apple’ın beklentisi çok daha büyük.
88 milyon adetlik iPhone 16 serisi, Apple’ın büyük beklentilerini karşılayabilecek mı?
Ortaya çıkan rakam, Apple’ın iPhone 16 serisinden ve Apple Intelligence hizmetinden ne kadar büyük beklentileri olduğunu gösteriyor. Üretilen ürün miktarı, geçtiğimiz yılki iPhone 15 serisi ile neredeyse aynı. Peki, iPhone 16’dan neler bekliyoruz?
iPhone 16 serisi, dört farklı modelle karşımıza çıkacak: iPhone 16, iPhone 16 Plus, iPhone 16 Pro ve iPhone 16 Pro Max. Yeni seride en çok dikkat çeken özelliklerden biri, Pro ve Pro Max modellerinin daha büyük ekran boyutlarına sahip olması. iPhone 16 Pro’nun ekranı 6.27 inç, iPhone 16 Pro Max’in ekranı ise 6.86 inç olacak. Ayrıca, Çöl Titanyumu rengi de merakla beklenen yenilikler arasında.
Apple ayrıca, tüm iPhone 16 modellerine Capture Button ekliyor. Bu özellik, önceki seride sadece Pro modellerinde bulunuyordu. Amacı ise, kullanıcıların hızlıca fotoğraf ve video çekmelerini sağlamak. Performans konusunda ise iPhone 16 serisi, A17 Bionic çipseti ve Pro modellerde yer alacak olan A18 Pro çipseti ile karşımıza çıkacak.
Yeni serinin üretimi için Foxconn, büyük bir iş gücü artışıyla hazırlıklara başladı. Apple’ın yeni cihazlarının piyasaya sürülmesiyle büyük bir talep patlaması yaşanması bekleniyor. Peki, siz iPhone 16 satın almayı düşünüyor musunuz? Apple’ın yeni cihazları, beklentilerinizi karşılar mı? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
Amazon, yapay zeka robotik girişimi Covariant’ın kurucularını işe aldı. Amazon, Covariant’ın kurucuları Pieter Abbeel, Peter Chen ve Rocky Duan’ı ve girişimin çalışanlarının “yaklaşık dörtte birini” işe aldığını duyurdu. Ayrıca Covariant’ın robotik temel modellerini kullanmak için münhasır olmayan bir lisans imzaladı.
Chen, bu yılın başlarında TechCrunch’a Covariant’ın “büyük bir dil modeli, ancak robot dili için” inşa ettiğini söyledi. Başka bir deyişle, başlangıçta çöp toplama gibi yaygın depo görevlerini gerçekleştiren robotik kollara odaklanarak robotlar için yapay zeka modelleri oluşturuyor.
Amazon Fulfillment Technologies & Robotics Başkan Yardımcısı Joseph Quinlivan: “En zeki beyinlerden bazılarıyla temel araştırmaları ilerleteceğiz, zengin uzmanlığımızı birleştirerek yapay zeka ve robotların operasyon çalışanlarımıza yardımcı olması için yeni yollar açacağız. Covariant’ın yapay zeka teknolojisini mevcut robot filomuza onları daha performanslı hale getirecek ve müşterilerimiz için gerçek dünya değeri yaratacak” dedi.
Anlaşma, Amazon’un Haziran ayında AI startup’ı Adept’in kurucularını işe almasına benziyor. Bu anlaşma, Amazon’a mevcut bir startup’ı tamamen satın almak zorunda kalmadan yeni yeteneklere ve teknolojiye erişim sağlayan başka bir anlaşma niteliğinde oldu. O zamanlar, antitröst incelemesiyle karşı karşıya kalan teknoloji devlerinin, satın almalarını gizlemek için işe alma ve lisanslama anlaşmalarını kullanabilecekleri bir “ters satın alma kiralama” olarak tanımlamıştık.
Bu arada Covariant, Ted Stinson ve Tianhao Zhang liderliğinde faaliyetlerine devam edeceğini ve startup’ın COO’su olan Stinson’ın artık CEO rolüne geçtiğini söyledi. Şirket, “Covariant Brain’i giyim, sağlık ve güzellik, market ve ilaç gibi geniş bir küresel endüstri yelpazesinde üretim ortamlarına sunmaya adanmış” olmaya devam ettiğini ekledi.
Sürdürülebilir demiryolu ulaşımında çığır açan Stadler Rail, yine fark yaratıyor! Şirket, hem hidrojen hem de batarya ile çalışabilen devrim niteliğinde bir tren filosu geliştirdiğini duyurdu.
Hem hidrojen hem de batarya ile çalışabilen tren gündeme oturdu
Almanya’da uzun yıllar hizmet veren ikonik Stadler RS1 Railbus trenlerinin emeklilik vakti geldi çattı. Hem geleneksel dizel yakıtla hem de biyodizel ile çalışan bu trenlerin yerini artık sıfır karbon salınımı hedefleyen Stadler RS Zero alacak.
Stadler RS1 Railbus’ın varisi olan RS Zero, iki çevre dostu sürüş teknolojisini bir araya getirerek demiryolu taşımacılığında yeni bir sayfa açıyor. Hidrojen ve batarya gücünü birleştiren bu yenilikçi tren, emisyonsuz bir geleceğe doğru atılan önemli bir adımı temsil ediyor. Stadler, özellikle Avrupa’daki demiryolları için kritik olan bu eksikliği gidermeyi hedefliyor.
Avrupa’daki demiryolu hatlarının %43’ü, Almanya’da ise %38’i elektrifikasyondan yoksun. İşte bu noktada RS Zero devreye giriyor. Eski ve elektrifikasyonsuz hatları yeniden canlandırarak demiryolu trafiğini artırmak ve ulaşımda dönüşümü hızlandırmak mümkün olacak.
RS Zero’nun prototipi, tek vagonlu hidrojen modeli olarak tanıtıldı. Ancak iki vagonlu konfigürasyon seçeneği de mevcut. Tek vagonlu hidrojenli model 700 km’ye kadar menzil sunarken, iki vagonlu versiyon 1.000 km’ye kadar çıkabiliyor. Batarya ile çalışan modellerin menzili ise şu şekilde: tek vagonlu versiyon 80-100 km, iki vagonlu versiyon ise 90-180 km arasında değişiyor. Her iki konfigürasyon da maksimum 120 km/h hıza ulaşabiliyor. Batarya menzilleri, bataryaların ömürlerinin sonuna doğru ulaşılabilen değerleri temsil ediyor.
Bu hibrit seçenek, demiryolu işletmecilerine güzergahlarına ve tercih ettikleri yakıt türüne göre en uygun aracı seçme özgürlüğü sunuyor. Stadler RS Zero, yolcu konforunu ve erişilebilirliği ön planda tutuyor. 70 ila 150 yolcu kapasiteli trenlerde alçak giriş yüksekliği ve basamaksız zemin alanı, özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı yolcular için büyük kolaylık sağlıyor. Ayrıca bisikletler ve hacimli eşyalar için ayrılmış çok amaçlı bir alan da bulunuyor. İhtiyaç halinde koltukların katlanabilir olması, bu alanın bisikletler için daha da genişletilmesine olanak tanıyor.
Tesla, son tanıtım videosunda tam otonom sürüş özelliklerini sergiliyor. “Tam otonom sürüş” olarak etiketlenmelerine rağmen, Tesla’lar hala tek yönlü tünellerde kullanımda sorun yaşıyor.
Tesla, denetlenen “tam otonom sürüş” teknolojisinin özelliklerini sergileyen yeni bir video yayınladı. Bu teknoloji, gelişmiş sürücü destek sistemini satın alan veya abone olan daha fazla sahibine sunuluyor. Video reklamı, FSD’nin (Denetlenen) şehir sokaklarında büyük ölçüde kendi başına, asgari düzeyde insan müdahalesiyle dolaşabildiğini gösteriyor. Dolambaçlı yollar, dar boşluklar ve korumasız dönüşler dahil olmak üzere çeşitli zorlu senaryolar içeriyor.
Tesla FSD videosu
Tesla’nın FSD için önceki reklamlarında olduğu gibi, yeni videoda sürücülerin FSD (Denetlenen) kullanırken dikkatli olmaları ve gerektiğinde kontrolü ele almaya hazır olmaları gerektiği yönünde bir uyarı yer alıyor. Tesla, daha gelişmiş FSD ve Otopilot özellikleri sunarken bile bu uyarıyı tutarlı bir şekilde sürdürdü.
FSD’nin büyük bir destekçisi olan Tesla CEO’su Elon Musk, videoyla ilgili bir yorumda teknolojiye olan coşkusunu dile getirdi. Teslarati’nin bildirdiğine göre, Musk X’te FSD (Denetlenen) ile sürüşü “sihir gibi hissetmek” olarak tanımladı. Musk’ın yorumları ve Tesla’nın FSD (Denetlenen) videosu çevrimiçi olarak karışık tepkiler aldı. Bazı takipçiler sistemin en son sürümünü henüz almadıklarından şikayet ederken, diğerleri Tesla’nın reklamı X’te yayınlamasını eleştirerek, platform kullanıcılarının sistemin özellikleri hakkında zaten çok şey bildiğini belirtti.
Elektrikli araç devi, Giga Texas’taki bir süper bilgisayar kümesi olan Cortex’in ve New York, Buffalo’daki 500 milyar dolarlık yaklaşan Dojo süper bilgisayarının geliştirilmesinden de anlaşılacağı üzere FSD programına büyük yatırımlar yapıyor. Bu yatırımlar önemli, özellikle de FSD’nin Ekim ayında tanıtılması planlanan yeni Robotaxi gibi ürünlerin temel bir özelliği olması nedeniyle. Bu yılın başlarında, Musk’ın Çin ziyareti Tesla için başarılı oldu, zira ABD’li otomobil üreticisi sürücü yardım sistemini dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin’de konuşlandırmak için onay aldı.
Tesla ayrıca Çinli teknoloji devi Baidu ile bir haritalama ve navigasyon anlaşması imzaladı ve Çin hükümetinin veri güvenliği ve depolama konularında onayını aldı. Daha önce, Tesla’nın arabaları veri toplama endişeleri nedeniyle Çin askeri tesislerine ve bazı hükümet mekanlarına giriş yasağıyla karşı karşıya kalmıştı.
Enerji depolama sektörü, Alman üretici Energiekonzepte Deutschland (EKD) tarafından Ampere.StoragePro’nun (ASP) piyasaya sürülmesiyle çığır açan bir ilerlemeye tanık oluyor. EKD, ASP’nin “modern enerji depolama sistemleri için performans ve esneklik açısından yeni standartlar belirlediğini” iddia ediyor. EKD ev pili, son teknoloji bileşenleri ve yenilikçi özellikleriyle ASP, enerji tedarikini yeni zirvelere taşımak için tasarlandı.
EKD ev pili özellikleri
ASP’nin öne çıkan özelliklerinden biri de olağanüstü kullanım ömrüdür. Laboratuvar testleri, ASP’nin 24 yıllık sektör ortalamasının iki katı olan 48 yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bu etkileyici dayanıklılık büyük ölçüde evin enerji şebekesini sürekli izleyen gelişmiş entegre güvenlik sisteminden kaynaklanıyor. Sistem, voltaj, sıcaklık veya akımda herhangi bir düzensizlik tespit ederse EKD ev pili proaktif olarak kapanıyor. EKD ayrıca, ciddi sorunlara dönüşmeden önce olası kısa devreleri veya uygunsuz kurulumları tespit etmek için ek sensörler de ekleyerek daha yüksek düzeyde güvenlik sağlıyor.
ASP’nin uzun ömürlülüğü, güvenlikleri ve dayanıklılıklarıyla bilinen prizmatik lityum demir fosfat (LFP) hücrelerinin kullanımıyla daha da destekleniyor. EKD ev pili, on yıl boyunca tam performans garantisi veriyor ancak şirket ayrıca, on yıl sonra bile ASP’nin orijinal kapasitesinin çoğunu koruduğunu belirtiyor. EKD: “10 yıl geçtikten sonra bile Ampere.StoragePro orijinal kapasitesinin çoğunu koruyor ve bu da onu uzun vadeli enerji depolama için sürdürülebilir ve ekonomik bir çözüm haline getiriyor” dedi. EKD ev pili olan ASP’de kullanılan LFP hücreleri 12.000 şarj döngüsüne kadar dayanabiliyor ve termal kararlılıkları ve toksik kimyasal içermemeleri onları özellikle güvenli bir seçim haline getiriyor.
Uzun ömrünün ötesinde, ASP performansta da mükemmeldir. 20 kW’lık bir tepe deşarj kapasitesiyle geleneksel sistemlerden dört kata kadar daha hızlı şarj ve deşarj hızları sunar. EKD ev pili olan 12 kW’lık üç fazlı invertör, üç bağımsız Maksimum Güç Noktası (MPP) izleyicisi ve akıllı gölgeleme yönetimi teknolojisi sistemin verimliliğini daha da artırır. EKD’ye göre bu kombinasyon, gerçek depolama performansında yüzde 20’lik kayda değer bir artışa yol açabilir.
Qualcomm, Endüstriyel IoT’sini güçlendirmek için 4G IoT teknolojisini satın aldı. Satın alma, enerji açısından verimli ürünler sağlayarak Qualcomm’un endüstriyel IoT portföyünü güçlendirmeyi amaçlıyor.
Qualcomm 4G IoT teknolojisi
Sequans, Nesnelerin İnterneti için 4G ve 5G yarı iletken ürünleri tedarikçisi olarak çalışıyor. Qualcomm, satın almanın Endüstriyel IoT uygulamalarına göre uyarlanmış güvenilir ve optimize edilmiş hücresel bağlantı için enerji açısından verimli çözümler sağlayarak endüstriyel IoT portföyünü güçlendirdiğini söyledi.
Qualcomm’un IoT teknolojileri ve sistemleri “müşterilerin operasyonlarını optimize etmek, büyük miktarda veriyi paraya çevirmek, yeni yollarla yenilik yapmak ve maliyet tasarrufu kullanımını yönlendirmek için işletmelerini dijital olarak dönüştürebilmeleri için uçtan uca, dağıtıma hazır çözümler sunmak için gerçek dünyaya bağlı akıllı kenarı kullanır” dedi.
Qualcomm Technologies’de otomotiv, endüstriyel ve gömülü IoT ve bulut bilişim grup genel müdürü Nakul Duggal, dijital dönüşümün uçta yüksek performanslı işleme ve zeka tarafından yönlendirildiğini ve Qualcomm’u en büyük adreslenebilir fırsatlardan birinde büyümeye konumlandırdığını söyledi.
Duggal “Sequans’ın 4G IoT teknolojisinin bu satın alınması, Qualcomm’un geniş portföyüne katkıda bulunarak, Endüstriyel IoT uygulamaları için güvenilir, optimize edilmiş hücresel bağlantı için düşük güç çözümleri sunan kurumsal müşterilerimiz genelindeki tekliflerimizi daha da güçlendiriyor” dedi.
Sequans’ın, şirketin 4G işini büyütmesini ve 5G portföyünü ilerletmesini sağlayacak sürekli bir lisans anlaşmasıyla teknolojiye ilişkin tüm ticari hakları elinde tutması bekleniyor. Sequans CEO’su Georges Karam: “Qualcomm ile bu önemli işlemi duyurmaktan heyecan duyuyoruz. Bu anlaşma, 4G IoT teknolojimizin değerini vurguluyor ve IoT iş hedeflerimize daha fazla yatırım yapmaya devam etmemiz için bize önemli bir sermaye sağlıyor” dedi.
Karam: “Yeniliğin sınırlarını zorlamaya ve AI destekli Nesnelerin İnterneti uygulamalarının gelişen ihtiyaçlarını karşılayan son teknoloji 4G/5G yarı iletken çözümleri sunmaya adadık kendimizi. Bu işlemin, ürün tekliflerimizi geliştirmek ve pazar varlığımızı genişletmek için bize kaynak ve esneklik sağlaması bekleniyor” ifadelerini kulalndı.
Yapay zeka çağında enerji kullanımı akıllara ilk gelen konu oluyor. Ancak artan veri merkezi su tüketimi sektör paydaşları arasında ciddi endişelere yol açıyor. Veri merkezi su tüketimi son altı yılda önemli ölçüde arttı ve son yapay zeka patlaması birçok büyük teknoloji firmasının yüksek sürdürülebilirlik hedeflerini ciddi şekilde tehlikeye attı.
Yapay zeka su tüketiminde etkili rol oynadı
Financial Times tarafından elde edilen kayıtlar, Virginia’nın ‘veri merkezi sokağı’ndaki BT altyapı tesislerindeki su tüketiminin 2019’dan bu yana neredeyse üçte iki oranında arttığını ortaya koydu. Dünyanın internet trafiğinin her gün yüzde 70’ine ev sahipliği yaptığı tahmin edilen Ashburn, VA çevresindeki ortak konumlar, 2023’te yedi milyar litreden fazla su tüketti. Kuzey Virginia’daki çeşitli ilçelerin yetkililerinden alınan verilere göre, bu, 2019’da tüketilen yaklaşık beş milyar litreye kıyasla neredeyse yüzde 64’lük bir artışı işaret ediyor.
Yapay zeka araçlarının yaygın olarak benimsenmesi, bulut altyapısına yeni talepler getirdi ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki hiper ölçekleyiciler tarafından hızlı veri merkezi genişlemesini körükledi. Bu genişlemeyle ilişkili enerji maliyetleri iyi duyuruldu ve Microsoft, Google ve Amazon, sürdürülebilir veri merkezlerine yoğun yatırım yaparak bu talebi sorumlu bir şekilde karşılamak için ölçeklendiklerini göstermek için koordineli çabalar gösterdiler.
Bu, esas olarak yerel yeşil enerji üretim şirketleriyle güç satın alma anlaşmaları imzalamaya odaklandı. Örneğin, Microsoft, Temmuz ayında ABD ve Avrupa’daki veri merkezi operasyonları için güç sağlamak üzere Brookfield ile ortaklık kurduğunda tarihin en büyük kurumsal yenilenebilir enerji anlaşmasına imza attı.
Amazon ve Google, veri merkezlerini çalıştırmak ve karbon emisyonlarını en aza indirmek için yenilenebilir enerji satın alarak benzer hamleler yaptı. Öte yandan, sürecin eşit derecede ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen su tüketimi daha az ilgi gördü. British Standards Institution’da (BSI) grup sürdürülebilirliği direktörü olan Ghinwa Chammas, yeşil enerjinin aksine suyun sorumlu bir şekilde yönetilmesi gereken sınırlı bir kaynak olduğunu belirtti.
Google arama trendlerine göre 2024 yılında Türkiye’de yapay zeka aramaları %120, “yapay zeka nasıl çalışır” aramaları %90, “yapay zeka nedir” aramaları %80 artış gösterdi. Kullanıcılar yapay zeka ile ilgili bilgi edinmek ve becerilerini geliştirmek için aramalar yaptı: “yapay zeka kursu” ve “yapay zeka işleri” aramalarını iki katına çıkardı.
Google’ın 2024 yılına dair yayınladığı yeni arama trendleri, Türkiye’deki kullanıcıların yapay zekaya olan ilgisinin rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Yapay zeka aramaları, geçen yıla göre %120 oranında artış gösterirken, “yapay zeka nasıl çalışır” ve “yapay zeka nedir” gibi temel konulara yönelik aramalar %90 ve %80 oranında yükseldi. Bu veriler, Türkiye’deki kullanıcıların yapay zekayı öğrenmeye ve bu alandaki becerilerini geliştirmeye olan yoğun ilgisini gözler önüne seriyor.
Yapay zeka becerilerini ve niteliklerini geliştirmek istiyoruz
Google arama trendleri, 2024 yılı itibarıyla yapay zekanın Türkiye’deki kullanıcıların kariyer ve yaratıcılık alanlarında yeni fırsatlar keşfetmeleri için önemli bir araç haline geldiğini ortaya koydu. Google Arama verilerine göre, “yapay zeka kursu” ve “yapay zeka işleri” gibi sorgular iki katından fazla (%120) artış gösterdi. “Yapay zeka ve girişimciler” aramaları ise %20 oranında yükseldi. Yapay zeka ve öğrenme ile ilgili en popüler sorgular arasında “yapay zeka ile İngilizce öğren”, “yapay zeka öğrenmek” ve “yapay zeka öğrenmek istiyorum” yer aldı. “Yapay zeka mühendisliği maaşı” aramaları ise %5000’den fazla arttı. Kullanıcılar, yapay zekayı sadece bilgi edinmek için değil, aynı zamanda kariyerlerini inşa etmek ve yaratıcılıklarını beslemek için de kullanıyor. Trend aramalar arasında “yapay zeka ile logo oluşturma”, “ücretsiz yapay zekaya soru sorma” ve “yapay zeka Google” gibi sorgular %5000’den fazla artış göstererek, Türkiye’deki kullanıcıların yapay zekayı günlük hayatlarına nasıl entegre ettiklerini gösteriyor. Türkiye genelinde siber güvenlik ve yapay zekaya olan ilgi de iki katına çıktı (%100) ve insanlar yapay zekanın bilimdeki geleceği konusunda belirgin bir ilgi gösterdi. Yapay zeka ve doktor aramaları %100 arttı, yapay zeka ve bilim aramaları %80 oranında arttı, yapay zeka ve hastane aramaları ise %50 oranında arttı.
Google Türkiye Ülke Direktörü Mehmet Keteloğlu, Türkiye’de artan yapay zeka arama sorgularıyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Yapay zeka, herkes için günlük hayattan toplumsal alanlara kadar pek çok konuda fırsat yaratmaya katkıda bulunma potansiyeline sahip. Bu yüzden Türkiye’deki kullanıcıların bu dönüştürücü teknolojiden en iyi şekilde yararlanmanın yollarını arıyor olması şaşırtıcı değil. Kullanıcılar kariyerlerini, yaratıcılıklarını ve toplumu geliştirmek için daha fazla yapay zeka becerisi öğrenmenin yollarını keşfediyorlar. Bu durum da her yıl yapay zekaya olan ilginin bir önceki yılın rekorunu kırmasını sağlıyor” dedi.
Google yapay zekayı toplumsal zorlukların üstesinden gelmek için bir çözüm aracı olarak da kullanıyor. Türkiye’nin Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 Eylem Planı’nın ana hedefleri çerçevesinde başlatılan “Yapay Zeka Okuryazarlığı Seferberliği” kapsamında ülkemizde yetenekli yapay zeka işgücü geliştirme ve gençlere bu konuda eğitim verilmesi alanında da Google üzerine düşeni yaparak 2024-2025 itibarıyla Oyun ve Uygulama Akademi’sini “Yapay Zeka ve Teknoloji Akademisi” olarak yeniden yapılandırdı. Bu sayede Google Türkiye; yapay zeka uzmanı, veri analisti ve yapay zeka destekli oyun ve uygulama geliştirici gibi farklı alanlarda uzmanlaşan gençlerin yetiştirilmesine katkı vermeyi hedefliyor.
NASA’nın geleceğin uzay yolculukları için umut vadeden teknolojilerinden biri olan güneş yelkeni projesinde beklenmedik bir sorun yaşanıyor. Nisan ayında fırlatılan ve güneş ışığının itme gücünü kullanarak hareket etmesi planlanan ACS3 isimli uzay aracı, aylar geçmesine rağmen yelkenlerini açmayı başaramadı.
NASA’nın güneş yelkeni projesi iptal mi olacak?
Görevin ilk aşamalarında her şey yolunda giderken, NASA ekipleri yelken açma operasyonlarına başladığında sorunlar ortaya çıktı. İlk denemede, güç monitörlerinden birinde beklenenden yüksek motor akımı tespit edildi ve sistem otomatik olarak durduruldu.
NASA yetkilileri, sorunun kaynağını belirlemek için uzay aracından gelen verileri analiz etmeye devam ettiklerini açıkladı. Şu ana kadar uzay aracının iletişim, güç ve yön kontrol sistemlerinin normal şekilde çalıştığı belirtildi.
Güneş yelkenleri, tıpkı denizdeki yelkenlilerin rüzgârı kullanması gibi, güneşten gelen fotonları kullanarak hareket eder. Fotonlar yelkene çarptığında oluşan momentum, uzay aracını ileri doğru iterek yakıt kullanmadan hareket etmesini sağlar. Bu teknoloji, özellikle uzun vadeli uzay görevleri için büyük potansiyel sunuyor.
NASA’nın ACS3 projesi, bu deneysel itiş sistemleri için yeni malzemeleri ve açılabilir yapıları test etmeyi amaçlıyordu. Yelkenin açılmasını sağlayan ve polimer bir malzemeden yapılan kompozit bomlar, hafif olmalarına rağmen yüksek sıcaklıklara ve zorlu uzay koşullarına dayanıklı olarak tasarlandı.
Eğer başarılı olursa, 9 metrelik kenarlara sahip güneş yelkeni, uzay aracını atmosferik sürtünmenin olmadığı yüksek bir yörüngeye taşıyacaktı. Bu sayede, güneş ışığının sürekli itme gücüyle çok yüksek hızlara ulaşılması hedefleniyordu.
Yaşanan bu aksaklık, NASA’nın güneş yelkeni teknolojisi konusundaki uzun vadeli hedefleri için önemli bir engel teşkil ediyor. Yelkenlerin açılamaması, projenin temel amacını tehlikeye atıyor.
NASA ekipleri, sorunun kaynağını belirlemek ve çözüm üretmek için yoğun bir şekilde çalışıyor. Ancak, şu an için yelkenlerin ne zaman ve nasıl açılabileceği belirsizliğini koruyor.
Eğer sorun çözülemezse, bu durum NASA’nın güneş yelkeni teknolojisi alanındaki çalışmalarını geciktirebilir ve gelecekteki uzay görevlerinde kullanılması planlanan bu yenilikçi itiş sisteminin geleceğini gölgede bırakabilir.
Çevrimiçi öğrenme platformu Coursera Türkiye’deki öğrenenlerin ve kurumların ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak ve yüksek kalite eğitime erişmelerini desteklemek için yeni projeler hayata geçiriyor. Bu çerçevede, çevrimiçi öğrenimi daha kişiselleştirilmiş ve etkileşimli hale getiren yapay zeka destekli özelliklerin devreye alınmasının yanı sıra, Türkçe öğrenme içeriklerini kapsayan geniş bir katalog yayınlanacak. Bugüne dek sadece İngilizce olarak sunulan Yale Üniversitesinden İyi Yaşam Bilimi (Science of Well-Being), DeepLearning.AI’dan Herkes İçin Yapay Zeka (AI for Everyone), Michigan Üniversitesi’nden Herkes İçin Programlama (Programming for Everybody) ve IBM’den Veri Bilimi Nedir? (What is Data Science?) gibi dünyada en çok tercih edilen dersler artık Türkçe ulaşılabilir olacak.
Bu yeniliklerle Coursera’nın Türkiye’deki her geçen gün büyüyen öğrenen tabanı desteklenecek ve çevrimiçi öğrenmeyi benimseyerek platformdaki derslerden yararlanan kurum ve kuruluşlardaki çalışan ve öğrencilerin dijital becerileri daha üst seviyeye çıkacak. Türkiye’de sayıları 1.4 milyona erişen ve platformda 3.7 milyon derse kayıtlı olan öğrenenlerin yüzde 40’ı derslere mobil cihazlardan erişim sağlıyor. Coursera yöneticileri platformun Türkiye’deki öğrenenlerin yetenek gelişimine olan katkılarını artırmayı sürdüreceğini ifade etti.
Konuyla ilgili konuşan Coursera CEO’su, Jeff Maggioncalda, “Türkiye’nin ekonomisi geleneksel sektörlerin ötesine açılıp dijital devrimle bütünleştikçe, kalifiye işgücüne duyulan ihtiyaç her zamankinden daha acil bir hal alıyor.” dedi. “Amacımız, dil engeline takılmadan, yüksek kaliteli eğitimi herkese ulaştırabilmek ve bugün bu hedef doğrultusunda büyük bir adım attık. Yapay zekanın gücünden yararlanarak 4.700 dersi Türkçe’ye çevirdik ve Türkiye’deki öğrenenlere dijital geleceğe yönelik becerilerini geliştirmeleri için benzersiz bir erişim ve esneklik sağladık.” diye ekledi.
4.700’den fazla ders Türkçe olarak erişime açıldı
Bunlara Derin Öğretim Çözümlerinden Nasıl Öğrenileceğini Öğrenmek, Yale Üniversitesi’nden Finansal Pazarlar ve DeepLearning.AI’dan Denetimli Makine Öğrenimi gibi ülkedeki en popüler kurslar da dahil. Öğrenenler, ders notlarına, ders videolarının alt yazılarına, testlere, değerlendirmelere, akran değerlendirme notlarına ve tartışma yönergelerinin hepsine yerel dillerinde erişebiliyor. Çevrilen içerikler İş, Kampüs ve Devlet müşterileri için dahil, Coursera’daki her öğrenen için erişime açık.
GenAI Akademisi Microsoft, Stanford Çevrimiçi, Vanderbilt University, DeepLearning.AI, Google Cloud ve AWS dahil olmak üzere en iyi üniversitelerden ve şirketlerden temel okuryazarlık ve yönetici eğitim programları sunmakta.
Coursera Koç (Coursera Coach), Coursera Plus Abonelerine kişiselleştirilmiş geri bildirim veren, soruları yanıtlayan ve video derslerini ve kaynakları özetleyen yapay zeka destekli bir sanal öğrenme asistanı sağlıyor. Koç ayrıca öğrencileri yerel dilde etkileşimle destekliyor.
Coursera Kurs Geliştiricisi (Coursera Course Builder) kurs yapısı, açıklamalar, okumalar, ödevler ve sözlükler dahil olmak üzere insan yazarlardan gelen istemlere göre otomatik olarak içerik oluşturan yapay zeka destekli bir ders oluşturma aracı. Şirketler ve kampüsler bu özelliği, özel dersler üretmek ve bunları Coursera’daki katılımcı ortaklardan önerilen içerikle harmanlamak için kendi bünyelerindeki uzmanlarını kullanarak özel yazarlık için de değerlendirebilirler. Bu özellik belirli müşteriler tarafından denenmekte.
Akademik Dürüstlük özelliklerinin yeni paketi üniversitelerin yapay zeka destekli kopya çağında öğrenim sürecini doğrulamasına yardımcı oluyor. Yapay Zeka Destekli Not Verme, Gözetmenlik ve Kilitleme Tarayıcısı ve Yapay Zeka Tabanlı Viva Sınavlar gibi bu özellikler, kampüslerin kopya çekme durumlarını tespit edip caydırmalarına yardımcı olurken öğrencilere özgün öğrenim sunmalarını, ayrıca çevrimiçi değerlendirmelerin, kursların ve sertifikaların da değerlerinin artırılmasını sağlıyor.
Türkiye’deki yapay zeka fırsatının 2030 yılına kadar 7,37 milyar dolara ulaşacağı öngörüldüğünde, Coursera’nın Türkçe içerik sunması gibi girişimler, ülkenin işgücünün gelecek için en çok talep gören yapay zeka becerileriyle donatılmasında kritik bir rol oynayacak.
Yapay zeka ve yüksek performanslı hesaplama alanlarındaki hızlı gelişim, yarı iletken endüstrisini yeni arayışlara itiyor. Geleneksel silikon tabanlı üretim yöntemlerinin sınırlarına dayanmasıyla birlikte, “cam substrat” teknolojisi geleceğin yıldızı olmaya aday gösteriliyor.
Çip üretiminde cam devrimi mi yaşanacak?
Çip üretiminde substrat olarak bilinen alt tabaka, yarı iletkenlerin üzerine yerleştirildiği temel platform görevi görüyor. Bugüne kadar çoğunlukla silikon kullanılan bu alanda, cam substratlar sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor. Daha ince ve dayanıklı yapıları sayesinde cam substratlar, daha küçük ve daha güçlü çiplerin üretilmesini mümkün kılıyor. Bu da yapay zeka ve yüksek performanslı hesaplama gibi alanlarda büyük bir sıçrama anlamına geliyor.
Cam substrat teknolojisi, yarı iletken sektöründeki devleri de harekete geçirmiş durumda. Intel, TSMC ve Samsung gibi dev oyuncular, bu alandaki Ar-Ge çalışmalarını hızlandırarak liderliği ele geçirmek için yarışıyor.
Intel, on yılı aşkın süredir sürdürdüğü çalışmaları sonucunda seri üretime hazır olduğunu belirtirken, TSMC de Nvidia’nın talepleri doğrultusunda çalışmalarına hız verdi. Samsung ve Huawei gibi firmalar da cam substrat teknolojisine yatırım yapıyor, ancak uzmanlara göre henüz yolun başındalar.
Uzmanlar, cam substrat teknolojisinin 2025-2026 yılları arasında yaygınlaşmasını ve pazara hakim olmasını bekliyor. Bu süreçte Intel ve TSMC’nin öncü rol üstlenmesi beklenirken, diğer oyuncuların da geride kalmamak için büyük çaba sarf edeceği öngörülüyor.
Cam substrat teknolojisinin yükselişi, yeni işbirliklerini de beraberinde getiriyor. Tayvanlı üreticilerin öncülüğünde kurulan “E Core” isimli ittifak, cam substrat ekipmanı üreten firmaları bir araya getirerek sektörün gelişimini hızlandırmayı hedefliyor.
Cam substrat teknolojisi, yarı iletken endüstrisinde devrim yaratma potansiyeline sahip. Daha küçük, daha hızlı ve daha güçlü çiplerin önünü açan bu teknoloji, yapay zekadan yüksek performanslı hesaplamaya kadar birçok alanda büyük değişimlere yol açacak. Önümüzdeki yıllarda teknoloji devlerinin kıyasıya rekabetine sahne olması beklenen bu alanda yaşanacak gelişmeler, tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor.
Telegram ve Discord üzerindeki 1 milyardan fazla kullanıcıya reklam yapmayı mümkün kılan Magfi, tohum yatırım turunda 1.1 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu. Bu yatırım turu, Bulgaristan merkezli Eleven Ventures tarafından yönetildi ve Türkiye’den Boğaziçi Ventures, Bulgaristan’dan Zoran Arsovski ve Romanya’dan Horia Manda gibi melek yatırımcılar da katılım sağladı.
Yerli girişim Magfi, aldığı yatırım ile gündem oldu
Makine öğrenimi ve yapay zeka teknolojilerini kullanarak Telegram ve Discord topluluklarında eş zamanlı reklam yapmayı sağlayan yerli girişim Magfi, tohum turda 1.1 milyon dolar yatırım aldı.
Tur, Payhawk gibi unicorn girişimlere yaptığı yatırımlarla tanınan Bulgaristan merkezli Eleven Ventures tarafından yönetildi. Eleven Ventures’tan Svetozar Georgiev, Magfi’nin büyümesini desteklemek amacıyla şirketin yönetim kuruluna katılacak.
Telegram ve Discord, her ay yaklaşık 1.5 milyar kullanıcıya ev sahipliği yapıyor ve bu kullanıcılar belirli konular etrafında toplanan gruplarda bir araya geliyor. Magfi’den önce, grup yöneticileri reklam paylaşmak ve gelir elde etmek için manuel olarak reklamverenler aramak zorundaydı. Reklamverenler ise bu geniş kullanıcı tabanına erişmek ve reklamları etkili bir şekilde hedeflemek konusunda zorluk yaşıyordu. Magfi’nin çözümü, reklam yerleştirme sürecini basitleştirerek reklamverenlerin en uygun gruplara otomatik olarak reklam vermesini sağlıyor. Ayrıca bu reklamlar, grup sohbetleri içinde zengin ve etkileşimli bir şekilde sunuluyor ve gelişmiş hedefleme algoritması sayesinde mikro hedefleme yapılabiliyor. Platform, grup sahiplerine de büyük bir değer katıyor; topluluklarına otomatik olarak reklam alıyor, her reklamdan görüntülenme ve tıklanma başına gelir elde ediyorlar. Bu sayede adminler, grupları için daha kaliteli içerik üretmeye ve topluluğu daha iyi hale getirmeye odaklanabiliyor.
Magfi, spor, finans, haber, video oyunları ve daha birçok niş konuda kurulmuş, milyonlarca abonesi olan binlerce toplulukta 1 milyondan fazla reklam paylaştı. Platform, günlük 600.000 tekil kullanıcıya ulaşarak önemli bir erişim ve etki gösteriyor. Tohum öncesi yatırımının ardından sadece bir yıl içinde, Magfi dört haneli başlangıç gelirini 25 kat artırdı. Magfi’nin müşterileri arasında Türkiye’deki büyük bankalar, küresel e-ticaret firmaları ve dünya çapında tanınan reklam ajansları gibi hızlı büyüyen ve çok uluslu şirketler yer alıyor.
Bu yeni yatırımla birlikte Magfi, daha agresif bir büyüme için ekibini genişletmeyi planlıyor. Şirket, işe alım, destek ve reklam optimizasyonu gibi tüm süreçlerini ve sistemlerini tamamen otomatikleştirmeyi hedefliyor. Türkiye dışına açılmayı öncelikli hedefleri arasında tutan girişim, 220 milyonluk nüfusu ve %50 Telegram kullanım oranıyla Brezilya’yı bir sonraki hedef pazar olarak belirledi. Magfi, sohbet tabanlı topluluklarda popüler sosyal medya reklam platformlarının sahip olduğu düzeyde sofistike ve etkili reklamcılığı getirmeyi amaçlıyor.
Eleven Ventures ortağı Svetozar Georgiev, yatırımla ilgili yaptığı açıklamada;
“Sohbet tabanlı merkeziyetsiz topluluklarda reklam yapmak, Magfi’nin öncülük ettiği bir Mavi Okyanus pazarı. Geleneksel sosyal medyadan farklı olarak, burada dinamikler biraz farklı, bu da hem bir zorluk hem de büyük bir fırsat sunuyor. Kurucular ve ekip, vizyonları, Web3 dünyasına olan derin anlayışları ve ürün mükemmeliyetine duydukları güçlü tutku ile bizi etkiledi. Bu ekip durdurulamaz ve bu yolculukta onlara katılmaktan büyük heyecan duyuyoruz.”
Magfi’nin kurucu ortağı ve CEO’su Mustafa Fikret Uğur ise yaptığı açıklamada;
“Dünya, web3 tabanlı mesajlaşmaya doğru kayıyor ve Telegram ve Discord bu sektörün öncü platformları. Bu platformlarda 1 milyardan fazla aylık aktif kullanıcı ve topluluklarda büyük bir potansiyel var. Biz, Magfi olarak bu potansiyeli ortaya çıkarıyoruz. Markalar artık Magfi Ads aracılığıyla bu platformlarda son derece ilgili topluluklara reklam vererek, daha önce erişemedikleri kitlelere ulaşabiliyor. On binlerce grup yöneticisi ise ürettiği içerikten gelir elde edebiliyor. Bu yatırımla birlikte Türkiye pazarındaki konumumuzu sağlamlaştırıp, Latin Amerika’da faaliyet göstermeye başlayacağız. Magfi Monitoring ve Marketplace ürünlerimizi tanıtacağız ve ajans iş birliklerimizi güçlendireceğiz. Ayrıca üretken yapay zeka gibi teknolojilerle de her bir topluluk için özel olarak reklam kreatifleri üretme konusunda çalışmalar yapıyoruz.” dedi.
Teknoloji devi Intel, şirket tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşarken, CEO Pat Gelsinger radikal önlemler almaya hazırlanıyor. Son bilgilere göre Gelsinger, önümüzdeki haftalarda Intel yönetim kuruluna maliyetleri düşürme ve varlık satışlarını içeren kapsamlı bir plan sunacak.
Intel küçülmeye gidebilir!
Eylül ortasında gerçekleşmesi beklenen toplantıda sunulacak plan, Intel’in bir zamanlar büyük kârlar elde ettiği ancak artık finanse edemediği işletmelerin satılmasını içeriyor. Bu kapsamda, programlanabilir çip birimi Altera’nın satışı da gündemde.
Intel’in 2015 yılında 16,7 milyar dolara satın aldığı Altera, şirketin maliyet azaltma planları kapsamında ilk elden çıkarılabilecek varlık olarak görülüyor. Altera’nın tamamen satışı veya ayrı bir yan kuruluş olarak yapılandırılması seçenekler arasında değerlendiriliyor. Bu durum, çip üreticisi Marvell gibi potansiyel alıcılar için cazip bir fırsat olabilir.
Planın bir diğer önemli ayağı ise sermaye harcamalarının azaltılması. Intel’in Almanya’daki 32 milyar dolarlık fabrika projesini durdurma veya tamamen iptal etme olasılığı değerlendiriliyor. Ayrıca, şirketin sermaye harcamalarını 2025 yılına kadar %17 oranında düşürerek 21,5 milyar dolara çekmeyi planladığı belirtiliyor.
Intel için Eylül ortasındaki yönetim kurulu toplantısı, şirketin geleceği açısından kritik bir öneme sahip. Ağustos ayında açıklanan ikinci çeyrek finansal sonuçlarının ardından şirketin temettü ödemeleri askıya alınmış ve %15 oranında iş gücü indirimine gidilmişti. Bu gelişmeler ışığında, Intel yönetim kurulu hangi iş kollarının korunacağı ve hangilerinin elden çıkarılacağı konusunda önemli kararlar almak zorunda kalacak.
Intel, değeri 3 trilyon doları bulan Nvidia gibi devlerle rekabet etmekte zorlandığı yapay zeka çağında zorlu bir dönemden geçiyor. Kötüleşen mali performans nedeniyle piyasa değeri 100 milyar doların altına gerileyen Intel’de CEO Pat Gelsinger, yatırımcıları rahatlatmak için yoğun çaba harcadıklarını belirtiyor. Ancak, şirketin gerçek bir dönüşüm geçirip geçiremeyeceği, Eylül ayındaki yönetim kurulu toplantısından sonra daha net bir şekilde ortaya çıkacak.
Intel’in danışmanlık hizmetleri almak için Morgan Stanley ve Goldman Sachs gibi finans devleriyle iş birliği yapması, şirketin ciddi bir yeniden yapılanma sürecine girdiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
İş dünyasında verimliliği artırmanın en kolay yollarından biri dijitalleşmeden geçiyor. Zamandan tasarruf etmek isteyen rekabetçi firmaların en önemli enstrümanlarından olan dijitalleşme, manuel olarak yönetilen iş süreçlerini daha hızlı ve daha kolay bir şekilde çözüyor.
Türkiye’nin ilk ve en büyük No Code & Low Code Platformu Xpoda, çözüm odaklı yaklaşımları ile müşterilerine her türlü kolaylığı sunuyor. 1937 yılından bu yana kendi sektörünün öncüsü niteliğinde olan Atasay, Xpoda ile tanıştıktan sonra dijitalleşme sürecini hızlandırdı ve zamanı en verimli şekilde kullanmaya başladı.
Atasay Bilgi Sistemleri Direktörü Özkan Yurttaşer, yazılım sektöründe analiz yapmanın çok önemli olduğunu vurguladı. “Kurumsal bir şirkette işlerin nasıl yapılacağı ve organizasyon şemasının doğru olup olmadığı tam olarak belirtilmeden işlere başlanmamalı” diyen Yurttaşer, “Doğru analiz yapıldığında ve uygun yazılım seçildiğinde işler kısa sürede hayata geçirilebilir. Şu anda “no-code” yani kod yazmadan uygulama geliştirme araçları bu işte büyük avantaj sağlıyor” ifadesini kullandı.
Yurttaşer, Xpoda ile iş birliği yapmalarının nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Xpoda’nın, uluslararası dilleri destekleyerek bize hizmet verebilmesi ve kullanımının çok basit olması Xpoda’yı seçmemizdeki ana etkenlerdir. Xpoda sayesinde iş akışlarını hızlandırdık ve yazılı evrakları dijital sisteme entegre ettik. Intranet yazılımımızı da Xpoda ile geliştirirek tüm departmanların Xpoda’dan faydalanaması için çalışmalara başladık. . Xpoda’nın bize sunduğu hızlı erişim, basit kullanım ve dijital platformda denetim imkanından dolayı bu yazılımı bırakmayı düşünmüyoruz.”
Atasay, Xpoda ile iş süreçlerini daha iyi yöneterek verimliliği doğrudan artırdı. Bünyesinde bulundurduğu personel talep, izin, avans, masraf ve gider taleplerinin alınmasına, ödeme ile ilgili onay süreçlerinin takibine kadar birçok süreci klasik yöntem ile manuel olarak yapan Atasay, Xpoda ile dijitalizasyon sürecini hızlandırmış oldu. Xpoda iş birliğinden sonra dijital ortamın verimliliğini bünyesinde barındıran Atasay, artık tüm bu süreçleri dijital ortamda yönetebiliyor.
Xpoda ile neler değişti?
Taleplerin toplanması, onay süreçlerinin takibi ve raporlanması gibi aşamaların yol açtığı zaman kaybı Xpoda No Code Platformu’nun kullanılmasıyla son buldu. İzin, Personel Talep, avans, masraf ve ödeme talepleri gibi süreçler dijital ortama aktarıldı ve çalışanlar artık taleplerini bilgisayar, telefon veya tabletlerinden kolaylıkla iletebilmeye başladılar. Bu taleplere özel dinamik iş akışları oluşturuldu. Tüm onay süreçlerinin izlenmesi ve yönetimi Xpoda ile basitleştirildi. Hem yönetici hem de personel için yetki seviyelerine göre özelleştirilmiş raporlama ekranları tasarlandı. Bu sayede herkes, rolüne uygun olarak verileri analiz etme olanağına sahip oldu.
Xpoda’nın dinamik, hızlı ve kullanıcı dostu tasarım araçları sayesinde süreç takibi hızla dijital platforma taşındı ve iş akışlarının daha verimli yönetilmesi sağlandı. Atasay, Xpoda’nın sağladığı kolaylık ile dijital ortamda takip işlemlerini çok daha kısa sürede yapabiliyor.
Hangi kazanımlar elde edildi?
Xpoda uygulamalarını kullanan Atasay, dijital talep ve onay süreçleri sayesinde verilerini güvenilir ve doğru bir şekilde yönetti. Bu, hataları ve veri kaybını önledi. Hız ve verimlilik sağlandı, dijital süreçler sayesinde iş akışları hızlandı ve verimlilik arttı. Manuel işlemlere göre daha hızlı sonuçlar elde edildi. Doğru raporlama gerçekleşerek doğru ve anlamlı raporlar oluşturuldu. Bu durum, yöneticilere daha iyi karar verme yeteneği sağladı. Mobilite kullanımı, zaman ve işgücü tasarrufu gerçekleştirildi ve böylelikle manuel işlemlere harcanan zaman azaldı. Bu da emek verimliliğini artırdı. Dijital ve entegre süreçler şirketin rekabet gücünü artırdı. Şirket içi yazılım ihtiyaçlarına daha hızlı ve esnek cevap verebilme olanağı sağladı.
Cengiz Holding, Almanya’nın en büyük ikinci bankası olan DZ Bank’tan Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali projesi için 20 milyon dolarlık yeşil finansman aldı. Gelecek yıl tamamlanacak projede kullanılan türbinlerin kanatları Türkiye’nin en büyüğü olacak. Cengiz Holding’in grup şirketi Cengiz Enerji tarafından kullanılacak krediyle Çerkeş santraline toplam 32,6 MW kurulu güce sahip rüzgar türbinleri eklenecek.
Karbon ayak izini azaltma konusunda önemli bir rol üstlenecek
Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray
Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray, yeşil kredinin çevresel etki ve sürdürülebilirlik yönünden belirli kriter ve taahhütleri yerine getiren şirketlere verildiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Dünyanın ve Türkiye’nin içinden geçtiği büyük dönüşüm sürecinde ve sıfır karbon yolculuğunda hem sektörümüze hem de topluma öncülük etmek istiyoruz. Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimiyle bölgenin enerji ihtiyacını karşılama ve karbon ayak izini azaltma konusunda önemli bir rol üstlenecek projemiz için yeşil kredi anlaşması imzalamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu kredi türü, standart finansman modellerine kıyasla çok daha sıkı ve katmanlı bir teminat ve onay mekanizmasının yanı sıra raporlama ve şeffaflık yönünden de çok daha detaylı bir süreçten geçmeyi gerektiriyor. Cengiz Holding’in güçlü bilanço yapısı ve kredi piyasalarındaki itibarının yüksek olması sayesinde bu krediyi, Çin’in ihracat ve kredi sigorta kuruluşu olan Sinosure’un krediye vermiş olduğu sigorta poliçesi ile alabildik. Bu önemli başarıda tüm çalışma arkadaşlarımızın payı var. Cengiz Holding olarak tüm faaliyet alanlarımızda hem ülkemizin hem de dünyanın geleceği için bu taahhütleri sunmaya devam edeceğiz.”
Finansmanı yeşil krediden sağlanacak kapasite artırma projesiyle Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali’nin kurulu gücü 32,6 MW’lık artışla 82,6 MW’a çıkacak. Her biri 7,2 MW kurulu güce sahip rüzgar türbinlerinden meydana gelecek santral, 183 metre rotor çapı ve 90 metre kanat uzunluğu ile bu alanda Türkiye’nin en büyüğü olacak. Rekor kanat uzunluğu ile tek türbinde maksimum enerji üretiminin hedeflendiği proje bu özelliği ile verimli, sürdürülebilir ve çevreci projelere örnek oluşturacak. Yıllık yaklaşık 54 bin ton karbondioksit salımını engelleyecek projenin 2025 yılının ikinci yarısında tamamlanması planlanıyor.
Türkiye İş Bankası ve Türkiye’nin SaaS modelinde hizmet veren ilk ve en büyük insan kaynakları ve personel yönetim platformu olarak 2 binden fazla şirkete hizmet veren Kolay İK yeni bir iş birliğine imza attı. Buna göre İş Bankası’nın KOBİ’lerin dijitalleşme ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetleri tek bir çatı altında sunduğu DijiKolay platformuna katılan şirketler, Kolay İK’nın personel yönetimine yönelik dijital İK çözümlerinden 12 ay süreyle hiçbir ücret ödemeden yararlanabilecek. Uygulamanın maliyeti bu süre boyunca İş Bankası tarafından karşılanacak.
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz konuya ilişkin açıklamasında, iş süreçlerinin dijitale taşınmasının hem insan kaynağı açısından hem de finansal açıdan firmaların operasyonel yük ve maliyetlerini azaltarak verimliliği artırdığına ve firmaları rekabette öne çıkardığına dikkat çekerek, “Biz de ‘Geleceğin Bankası olma’ vizyonumuz doğrultusunda KOBİ’lerimize dijital dönüşüm süreçlerinde yol arkadaşlığı yapıyoruz. DijiKolay platformumuzla KOBİ’lerin tüm faaliyet döngülerini verimli kılmak için dijitalleşmenin gücünden faydalanabilmelerine imkân sağlıyoruz. Dijitalleşme yolculuğunda olan KOBİ’lere ayrıcalıklı koşullar sunarak e-dönüşüm hizmetlerinden e-ticaret ve e-ihracat çözümlerine, sürdürülebilirlik çözümlerinden yönetsel çözümlere kadar birçok hizmeti tek çatı altında topluyoruz. Her biri kendi alanında uzman iş ortakları ile çalışıyoruz” diye konuştu.
Yılmaz, Kolay İK ile yaptıkları iş birliğinin, çalışan sayısı az olan şirketlerin insan kaynağı alanındaki süreçlerini dijitalleştirmelerine destek olması açısından çok kıymetli olduğunu belirterek “DijiKolay platformumuzu klasik bankacılık hizmetlerinin ötesinde KOBİ müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak dijital çözümler ve iş birlikleri ile zenginleştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Her ölçekten firmaya destek
Ölçek fark etmeksizin tüm işletmelere bire bir aynı hizmeti sunduklarını söyleyen Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı ise şunları söyledi; “Bugün beş kişilik bir girişim de beş bin kişinin çalıştığı bir şirket de Kolay İK ekranını açıp aynı çözümlerden yararlanabiliyor. Bu da KOBİ’ler için büyük bir avantaj. Çünkü özellikle çalışan sayısı az olan işletmelerde İK ekibi ya hiç olmuyor ya da bu departmanda çalışan personel sayısı az olduğundan desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Özlük bilgilerinin tutulması, avans, mesai, izin, puantaj yönetimi gibi hem vakit alan hem de manuel ilerlendiğinde hata payı yüksek olan karmaşık süreçleri şirket sahipleri veya idari işlere bakan çalışanlar yürütüyor. Bu da ciddi bir verimlilik kaybına yol açıyor ve buna bağlı olarak zaman ve maliyet kaybı oluşuyor. Biz Kolay İK olarak küçük şirketlerde tek bir kişinin yürütmeye çalıştığı iş yükünü dijital çözümlerle şirket geneline bölüştürerek süreçleri minimize ediyor ve iş yükünü hafifletiyoruz. Diğer taraftan İK ekibi bulunan şirketler de Kolay İK kullandıklarında bu tekrarlayan işlere daha az zaman ayırdıklarından dolayı işe alım, yetenek yönetimi, çalışanların eğitimi, esenliği, çalışan bağlılığı, işveren markası gibi şirkete doğrudan ve dolaylı olarak finansal getiri de sağlayacak çok daha katma değerli işlere odaklanabiliyor. Üstelik yaptıkları bu işleri işleyip analiz edebildiklerinden şirketlerinin kurumsal hafızası da oluşuyor. Bu sayede KOBİ’ler gelecek planlarını çok daha sağlam bir şekilde yapabiliyor. İş Bankası ile yaptığımız bu kıymetli iş birliği ile birlikte daha fazla KOBİ’nin dijitalleşmesine katkı sağlayacağımız için büyük mutluluk duyuyoruz.”
Yalı,personel yönetiminin yanı sıra işe alım ve aday takip sistemi, performans değerlendirme, vardiya yönetimi ve İK analitiği gibi uygulamalar ile İK danışmanlığı, bordro hesaplama gibi KOBİ’lere değer katacak hizmetler sunduklarını da hatırlattı.
30 çalışana kadar ücretsiz
KOBİ’ler bu iş birliği kapsamında 30 çalışana kadar hiçbir ücret ödemeyecek. Çalışan sayısı daha yüksek olan KOBİ’ler ise yalnızca 30 çalışandan sonrası için ödeme yaparak kampanyadan yararlanabilecek. Kolay İK’nın personel yönetimi hizmetleri arasında çalışan özlük bilgilerinin tutulması, izin, maaş, prim, avans ve harcamaların takibi, puantaj takibi, eğitim, takvim ve zimmetlerin yönetimi gibi modüller bulunuyor.