Humane AI Pini satacak mı?

Kötü bir şekilde hafızalara kazınan Humane AI Pini sadece 10.000 sipariş alındıktan sonra, 1 milyar dolarlık bir satın alma arayışında. New York Times’ın yakın tarihli bir makalesine göre, giyilebilir yapay zekanın zayıf performansına rağmen şirketin kendisini yüksek bir fiyata satmaya çalıştığı bildiriliyor.

Humane AI Pini için HP iddiası

Nisan ayı başlarında Humane, AI Pin için yaklaşık 10.000 sipariş almıştı. Bu yıl sevk etmeyi hedeflediği 100.000 birime kıyasla hayal kırıklığı yaratan bir rakam. Bu, cihazın çok sayıda sert incelemeye maruz kaldığı ve muhtemelen daha fazla satış ivmesini engellediği zamanlardı. AI Pin’in yüksek fiyatı (700 dolar artı 4G hizmeti için zorunlu 24 dolarlık aylık ücret) amacına yardımcı olmadı ve potansiyel iptal edilen siparişler hariç tahmini 7.24 milyon dolarlık bir başlangıç ​​gelirine yol açtı.

HP’nin, Humane ile potansiyel bir satın alma konusunda görüştüğü bildirilen şirketlerden biri olduğu bildirildi. Olumsuz eleştirilerin yayınlanmasından kısa bir süre sonra görüşmeler başladı. AI Pin’in piyasadaki zayıf alımı ve son zamanlardaki güvenlik endişeleri göz önüne alındığında, herhangi bir potansiyel alıcı önemli bir risk alıyor olacaktır. Humane, olası bir yangın tehlikesi nedeniyle müşterilere AI Pin’in şarj kutusunu kullanmayı bırakmalarını tavsiye ederek şirketin sıkıntılarını artırdı.

Humane’nin 1 milyar dolarlık cüretkar değerlemesi, mevcut sonuçlarıyla uyumlu görünmüyor. Şirketin geleceği, AI Pin’in tüketicilerin ilgisini çekememesi ve ardından gelen kötü haberler nedeniyle gölgelendi. Riski üstlenmeye hazır bir alıcı, bu engellere rağmen Humane’in en son teknolojisini ve olası fikri mülkiyetini çekici bulabilir. Humane’ın hikayesi, yazılım girişimlerinin acımasız dünyasında işletmelerin karşılaşabileceği yüksek riskler ve ani şans değişiklikleri hakkında bir uyarı görevi görüyor. Humane’in yüksek fiyatını ödemeye hazır bir alıcı bulup bulamayacağı henüz bilinmiyor. Ancak mevcut gidişatı, kalabalık bir sektörde yeni bir dijital ürünü tanıtmanın ve sürdürmenin ne kadar zor olduğunu vurguluyor.

Everest Dağı’nda Drone teslimatı yapıldı!

0

Dünyanın ilk drone teslimatı Everest Dağı’nda 19.685 feet yükseklikte tamamlandı. Drone, 33 kiloluk malzeme taşıyabildi ve alıcıların çöpleriyle birlikte ana kampa geri dönebildi. Nepal Airlift, 8KRAW ve yerel rehberlerle işbirliği içinde DJI, Everest Dağı’nda dünyanın ilk drone teslimatını tamamladı.

Yüksek ölçekli drone teslimatı

Bu yılın nisan ayında gerçekleştirilen test, dağcılara malzemeleri hızlı ve güvenli bir şekilde ulaştırmak için drone kullanımının konseptinin kanıtı olarak hizmet ediyor. Bu dikkate değer başarı, maksimum 33 pound (15 kg) taşıma kapasitesine sahip DJI FlyCart 30 kullanılarak elde edildi. Drone’un yükü güvenli bir şekilde ve aşırı koşullar altında yüksek irtifalarda taşıması gerekiyordu.

FlyCart 30, testler sırasında üç oksijen şişesi ve üç pound (1.5 kg) diğer malzemeleri taşıdı. Deniz seviyesinden 17.389 fit (5.300 metre) yükseklikteki Everest Ana Kampından, deniz seviyesinden 19.685 fit (6.000 metre) yükseklikteki Kamp 1’e uçtu. Dönüş uçuşunda drone, Kamp 1’den çöp bile taşıdı. İki kamp, ​​tırmanışın en tehlikeli aşamalarından biri olan Khumbu Buz Şelalesi ile ayrılıyor.

DJI Kıdemli Kurumsal Strateji Direktörü Christina Zhang: “Nisan ayının sonundan itibaren ekibimiz, Everest’teki temizlik çalışmalarının daha güvenli ve daha verimli olmasına yardımcı olmak için çığır açan bir çabaya girişti. DJI FlyCart 30’umuzun göreve hazır olduğunu paylaşmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Ekipman, malzeme ve atıkların drone ile güvenli bir şekilde taşınması, Everest dağcılık lojistiğinde devrim yaratabilir, çöp temizleme çalışmalarını kolaylaştırabilir ve katılan herkesin güvenliğini artırabilir” diye ekledi.

Bunlar arasında -15° ile 5°C arasındaki sıcaklıklar, 15 m/s’ye (33 mph) varan rüzgar hızları ve yüksek rakımlar yer alıyordu. Bu koşullar altında drone, farklı ağırlıklarla havada kalma testleri, rüzgar direnci, düşük sıcaklık ve artan faydalı yüklerle ağırlık kapasitesi testleri gerçekleştirdi. Kendi başlarına çok ilginç olsalar da, son testler aynı zamanda dağdaki güvenlik açısından da önemli sonuçlar doğuruyor.

Apple TV+, China Mobile ile Çin’e giriş hedefliyor

Teknoloji devi Apple, Çin’de yaygın olan video akış platformlarının yasaklandığı bir ortamda, Apple TV+ hizmetini Çinli kullanıcılara sunma girişiminde bulunuyor. Ülkenin en büyük mobil operatörlerinden biri olan China Mobile üzerinden Apple’ın TV+ hizmetinin sunulması planlanıyor.

Çin, uzun yıllardır Batılı internet platformlarına sıkı bir erişim kısıtlaması uyguluyor. Google gibi dev platformlar başta olmak üzere birçok sosyal medya, video ve müzik platformu yasaklı durumda. Bunun sonucunda Çin’de yerel alternatifler ön plana çıkıyor.

Apple, yaklaşık iki yıldır Çin pazarına Apple TV+ hizmetini sunmak için China Mobile ile görüşmelerde bulunuyor. Bu anlaşma kapsamında, Apple TV+ hizmetinin ülkedeki 200 milyon set üstü TV kutusu kullanıcısına ulaşması hedefleniyor.

Çin’in yasalarına göre, iPhone üzerinden Apple içeriklerinin doğrudan sunulması yasak. Apple, bu kısıtlamayı aşmak için China Mobile set üstü kutularına geniş bant hizmeti olarak Apple TV+ platformunu entegre edecek ve kullanıcılardan aylık bir abonelik ücreti talep edecek. Bu ücretin global fiyatların altında olabileceği belirtiliyor.

Henüz görüşmelerin ne aşamada olduğu net olarak bilinmemekle birlikte, Apple‘ın Çin pazarında büyük bir adım atmaya hazırlandığına dair işaretler giderek güçleniyor. Bu girişim, Apple‘ın küresel pazardaki rekabet gücünü artırması ve platformunun kullanıcı tabanını genişletmesi açısından önem taşıyor.

ChatGPT çökmesi Google Gemini ve Microsoft Copilot’a ilgiyi arttırdı

ChatGPT platformunun çökmesi, kullanıcıların internete yönelerek Google Gemini ve Microsoft Copilot aramalarında ani bir artışa neden oldu. Son iki yılda hızlı bir büyüme gösteren üretken yapay zekâ trendi, kullanıcılar arasında bir bağımlılık yaratmış gibi görünüyor.

Önceki gün devre dışı kalan ChatGPT web sitesi ve mobil uygulaması, kullanıcıları alternatiflere yöneltti. Elde edilen verilere göre Gemini terim aramaları normalde günlük 205 bin civarındayken, ChatGPT’nin çökmesinin ardından günlük 327 bin seviyesine fırladı. Ayrıca “ChatGPT down” veya “ChatGPT çöktü mü?” şeklinde aramalarda da artış gözlemlendi.

Kullanıcılar Gemini’ye yöneldi

Kullanıcılar, ChatGPT’ye alternatif olarak ilk tercihlerini Gemini’den yana kullanıyor. Gemini’yi ikinci sırada Microsoft Copilot takip ediyor. Günlük ortalama 11.000 arama hacmi olan Microsoft Copilot, çökme gününde 16.677 arama hacmine ulaştı. “ChatGPT Alternative” aramaları da 898’den 11 bine yükseldi.

Sosyal medyada görülen rekabet üretken yapay zekada da yaşanıyor

Sosyal medya sektöründe olduğu gibi, üretken yapay zekâ alanında da bir oyuncu çöktüğünde kullanıcılar anında diğer alternatif oyunculara yöneliyor. Bu nedenle, bu alanda ilk tercih veya alternatif olmak büyük önem taşıyor.

ChatGPT’nin çökmesi, kullanıcıların üretken yapay zekâ araçlarına olan ilgisinin ve bağımlılığının ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bu durum, bu alandaki rekabetin önümüzdeki dönemde daha da kızışacağına işaret ediyor.

Apple, kullanıcıların giriş bilgilerini yönetmelerini sağlayacak “Passwords” uygulamasını tanıtacak

Apple, önümüzdeki hafta düzenlenecek olan Dünya Geliştiriciler Konferansı’nda (WWDC 2024) kullanıcıların giriş bilgilerini yönetmelerini sağlayacak yeni bir uygulama olan “Passwords“ı tanıtmayı planlıyor. Bloomberg’in haberine göre, bu yeni uygulama, kullanıcıların hesaplar, Wi-Fi ağları ve geçiş anahtarları gibi farklı kategorilere ayrılmış giriş bilgilerini yönetmelerine imkan tanıyacak.

Apple, halihazırda iCloud Anahtar Zinciri üzerinden parolaların iPhone ve iPad’e kaydedilmesine olanak sağlıyor. Yeni “Passwords” uygulaması da aynı şekilde senkronize edilecek ancak daha geniş bir kullanım alanına odaklanacak. Bloomberg’e göre, uygulama Windows desteğine sahip olacak, ancak Android desteği hakkında henüz bir bilgi bulunmuyor.

Yeni uygulamanın iOS 18, iPadOS 18 ve macOS 15 ile birlikte piyasaya sürülmesi bekleniyor. “Passwords” uygulaması, şifrelerin oluşturulması ve saklanmasının yanı sıra kullanıcı adları ve şifreler için otomatik doldurma ve kimlik doğrulama kodları oluşturma gibi yeteneklere de sahip olacak. Bu özellikleriyle, LastPass ve 1Password gibi popüler şifre yöneticileriyle benzerlik gösterecek.

Apple10 Haziran’da gerçekleştirilecek WWDC 2024 etkinliğinde, cihazlarının yeni yazılım sürümlerini duyuracak. Özellikle iOS 18‘in gelecek yapay zeka özellikleri büyük bir merak konusu olarak ön plana çıkıyor.

Türkiye ihracat tarihinde bir ilk!

0

Türkiye’nin milli ve özgün SİHA’larını geliştiren Baykar, ihracatta önemli bir başarıya daha imza attı. Geçtiğimiz 3 yılda savunma ve havacılık sektöründe ihracat lideri olan Baykar, 2023’te ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren 10 firma arasına girdi. Bu başarıyla birlikte Türkiye ihracat tarihinde ilk kez bir savunma ve havacılık firması ilk 10 ihracatçı arasında yer almış oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ödül

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni”nde açıklanan listeye göre Baykar, Türkiye’de en yüksek mal ihracatı yapan ilk 10 firmadan biri oldu. Törene katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edilen ödülü Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar aldı.

Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2021 ve 2022 yıllarında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2021’de 664 milyon dolarlık ihracat yapan Baykar, 2022’de ise 1.2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı oldu

Savunma Sanayii Başkanlığı ve TİM tarafından 2023’te de sektörün ihracat şampiyonu olduğu açıklanan Baykar, geçen yıl 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Son yıllarda gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı.



Dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı olan Baykar, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) dünyanın ilk 100 savunma sanayisi şirketi listesine de 76. sıradan girdi. Listedeki 100 firma içinde gelirlerini %94’lik bir oranla en çok artıran şirket olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 33 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 9 ülke ile olmak üzere toplam 34 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı.

Intel ve AMD’nin Copilot Plus PC’leri erteleniyor: yapay zeka özellikleri sonbaharda mı gelecek?

Microsoft ve Qualcomm iş birliği ile başlatılan Copilot Plus PC ve yapay zeka dönemi, Intel ve AMD kullanıcıları için beklenmedik bir şekilde başlıyor. Microsoft, son haftalarda duyurduğu Auto SR ile yerleşik yükseltme teknolojisini Qualcomm Snapdragon X işlemcili Copilot Plus PC’ler için sunacaklarını açıkladı. Ancak, Intel ve AMD işlemcili Copilot Plus PC’ler başlangıçta bu yapay zeka özelliklerinden yoksun kalacak.

Intel ve AMD’nin önümüzdeki ay piyasaya sürülecek Qualcomm Snapdragon X Elite işlemcili Copilot Plus PC’ler, kutudan çıkar çıkmaz Copilot AI özelliklerine sahip olacak. Ancak, Intel ve AMD’nin yeni Lunar Lake ve Strix Point Ryzen AI 300 işlemcileri sonbaharda piyasaya sürülecek olmasına rağmen, bu cihazlarda yapay zeka özelliklerinin aktif olup olmayacağı belirsizliğini koruyor. Microsoft, Copilot Plus AI özelliklerinin bu cihazlara ücretsiz yazılım güncellemeleri ile geleceğini belirtse de, bu güncellemelerin 2024 yılı içinde mi yoksa daha sonrasında mı yapılacağı kesinleşmiş değil.

Microsoft Pazarlama Müdürü James Howell, bu durumu onaylarken, Intel Halkla İlişkiler Müdürü Thomas Hannaford ise “Lunar Lake, Copilot+ deneyimlerini mevcut olduğunda bir güncelleme yoluyla alacak” açıklamasında bulundu. Benzer şekilde, Nvidia ve AMD de ücretsiz güncelleme vurgusu yaparak, kullanıcıların Copilot Plus PC deneyimlerine 2024 yılı sonuna kadar sahip olmayı beklediklerini belirtti.

Bu gecikmenin nedenleri belirsizliğini korurken, Microsoft’un yeni AI özellikleri ve bu özelliklerin getireceği değişiklikler, teknoloji çevrelerinde tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kullanıcılar, bu yıl içinde satın aldıkları cihazlarda yapay zeka özelliklerinin ne zaman aktif olacağını merakla beklerken, Microsoft ve işlemci üreticilerinin yapacakları güncellemeler merakla bekleniyor.

Microsoft ve iş ortakları, bu gecikmenin kullanıcı deneyimini olumsuz etkilemeyeceğini umut ediyor. Ancak, yapay zeka destekli yeni nesil bilgisayarların piyasaya sürülmesi, kullanıcıların bu özelliklere sahip cihazlara ne zaman erişebilecekleri konusundaki belirsizlik nedeniyle ertelenebilir.

ABD, yapay zeka devlerine soruşturma açtı: OpenAI, Nvidia ve Microsoft hedefte!

ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) ve Federal Ticaret Komisyonu (FTC), yapay zekâ sektöründeki üç büyük teknoloji devi OpenAI, Nvidia ve Microsoft hakkında rekabet soruşturmaları başlattı. İki düzenleyici kurum, bu şirketlerin yapay zeka endüstrisindeki baskın rollerini incelemek üzere görev paylaşımı yaptı.

Nvidia’nın pazar hâkimiyeti inceleniyor

DOJ, yapay zeka çiplerinin en büyük üreticisi ve bu alanda yaklaşık yüzde 80 pazar payına sahip olan Nvidia‘nın antitröst yasalarını ihlal edip etmediğini araştıracak. Nvidia’nın pazar hâkimiyeti ve CUDA gibi yazılım yığınlarıyla müşterilerini kendine bağlama stratejileri, DOJ’un odak noktası olacak.

OpenAI ve Microsoft’un iş birlikleri mercek altında

FTC, son dönemde ChatGPT, Sora, DALL-E ve en son GPT-4o modeliyle dikkat çeken OpenAI‘ı ve bu firmaya 13 milyar dolar yatırım yapan Microsoft‘u soruşturacak. FTC’nin incelemesi, OpenAI’ın veri toplama yöntemlerinin tüketicilere zarar verip vermediğine ve Microsoft’un OpenAI’a yaptığı yatırımın rekabeti nasıl etkilediğine odaklanacak.

Biden yönetimi, büyük teknoloji şirketlerinin gücünü sınırlamak için düzenleyici kurumlarla iş birliğini sürdürüyor. DOJ ve FTC, bundan beş yıl önce Google, Apple, Amazon ve Meta’yı tekelcilik karşıtı yasaları ihlal ettikleri iddiasıyla soruşturmuştu. Bu şirketler aleyhine açılan davalar, teknoloji sektöründe önemli yankı uyandırmıştı.

Yapay zeka şirketlerine yakın takip

2022’de üretken yapay zekanın ortaya çıkışıyla birlikte düzenleyicilerin bu alandaki şirketlere yönelik ilgisi arttı. FTC, daha önce OpenAI’ın veri toplama uygulamalarını incelemeye almıştı. Ayrıca FTC, Microsoft’un OpenAI’a yaptığı yatırımın yanı sıra Google ve Amazon’un Anthropic gibi yapay zeka start-up’larına yaptığı yatırımları da kapsayan geniş bir soruşturma başlattı.

Nvidia, daha önce antitröst soruşturmalarına dâhil olmamıştı. Ancak, şirketin pazardaki baskın konumu ve müşteri kilitleme stratejileri nedeniyle düzenleyicilerin radarına girdi. DOJ ve FTC, yapay zeka sektöründeki rekabet sorunlarını daha fazla derinleşmeden ele almak istiyor.

Bu soruşturmalar, yapay zeka alanında faaliyet gösteren büyük oyuncuların rekabetçi uygulamalarını ve pazardaki etkilerini değerlendirmeyi amaçlıyor. Düzenleyici kurumlar, bu incelemelerle sektördeki adil rekabeti sağlamak ve tüketicilerin çıkarlarını korumak istiyor.

Türkiye e-ticaret hacminde büyük artış!

Geçtiğimiz hafta Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan “Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu” verilerine göre e-ticaret hacminin Türkiye’de bir yılda yüzde 115 oranında artarak 1,85 trilyon Türk lirasına ulaştı. İşlem sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 22,25 artarak 5,87 milyar adet olarak gerçekleşti. Ticaret Bakanlığınca 2024 yılında e-ticaret hacminin 3,4 trilyon Türk lirası ve işlem sayısının da 6,67 milyar adet olacağı öngörülüyor. E-ticaret hacminin genel ticaret hacmine oranı 2019 yılında yüzde 10,1 iken yıllar içinde büyük bir artış kaydederek 2023 yılında yüzde 20,3’e ulaştı. 2023 yılında e-ticaret hacminin gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) içindeki payı (E-GSYH) bir önceki yıla göre yüzde 33,3 oranında artarak yüzde 6,8’e ulaştı. E-GSYH’nin 2019-2023 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 26 oldu.

Büyüme, işletme modellerini de değiştiriyor

E-ticaret sektöründeki hızlı büyümenin Türkiye’deki işletme modellerini de hızla dönüştürdüğünü ifade eden TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi, Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Özellikle e-ticaret yapan ve e-ticaret üzerinden harcayan nüfusun yaş aralığına bakıldığında, sektörün bizim bile öngöremeyeceğimiz kadar hızla katlanarak büyüyeceği ortada. Bu alanda büyüme sadece sektör dinamiklerine değil, genç nüfusun iş yapmaya başlaması ve para kazanarak harcamaya başlamasına da bağlı. Bu da büyümede tahmini zor bir çarpan etkisi yaratıyor. Rapora göre en çok harcama yapan yaş 29. Bana kalırsa en küçük esnaf bile bir an önce işletmesini dijitale taşımalı. Geç kalmamak için önümüzde artık uzun yıllar yok, değişim çok hızlı” dedi.

Mal ve hizmet ticareti dengede

Türkiye’de E-Ticaretin Görünümü Raporu’na göre, e-ticaret hacminin yüzde 51’ini mal ticareti, yüzde 49’unu ise hizmet ticareti oluşturuyor. Bunun yanında kartlı işlem hacminin yüzde 63’ü mal ticareti iken yüzde 37’si hizmet ticareti kaynaklı işlemlerden meydana geliyor. E-ticaret hacminden en büyük payı alan ilk üç sektörden ilki 233 milyar Türk lirası ile beyaz eşya ve küçük ev aletleri olurken bu sektörü sırasıyla 135 milyar Türk lirası ile elektronik ve 127 milyar Türk lirası ile giyim, ayakkabı ve aksesuar sektörleri izliyor. E-ticarete uyum endeksine göre uyumu en yüksek ilimiz İstanbul. E-ticarete uyum skorlarına bakıldığında e-ticarete uyumu en yüksek olan iller sırasıyla İstanbul, Kayseri, Çorum, İzmir ve Kocaeli olarak öne çıktı.

 İşletme sayısında büyük artış

2023 yılında Türkiye genelinde e-ticaret yapan işletme sayısı 559.412’ye ulaştı. Pazaryerlerinde e-ticaret faaliyeti yürüten işletme sayısı ise 540 bine yaklaşırken kendi sitesinden veya mobil uygulamasından e-ticaret faaliyetinde bulunan ETBİS’e kayıtlı işletmelerin sayısı 35 bini aştı. Ülkemizde e-ticaret yapan işletmelerin yüzde 76’sı şahıs işletmesi, yüzde 21’i limited şirket ve yüzde 3’ü anonim şirket. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya, e-ticaret faaliyetinde bulunan işletmelerin en çok bulunduğu ilk 5 il olarak öne çıktı. E-ticaret faaliyetinde bulunan esnaf işletmesi sahiplerinin yüzde 70,5’i erkek, yüzde 29,5’i ise kadın.

Esnaf işletmesi sahiplerinin yaşlarına göre dağılımına bakıldığında çoğunluğun 25-44 yaş aralığında olduğu görüldü. E-ticaret harcamalarının yaşa göre dağılımında 25-36 yaş aralığı dikkat çekiyor. E-ticaret alışveriş tutarlarının yaş dağılımına bakıldığında en fazla harcamayı 29 yaşındaki tüketiciler gerçekleştirirken e-ticaret hacminin yarısından fazlasını 25-36 yaş aralığındaki tüketiciler yaptığı alışverişler oluşturdu.

Rapora göre, e-ticaret harcamalarının saat aralıklarına göre dağılımına bakıldığında yüzde 43 ile en fazla sayıda işlem 18.00-00.00 arasındaki 6 saatlik zaman diliminde gerçekleştirildi. Türkiye genelinde ortalama kargo teslim süresi 46,2 saat. Teslim edilemeyen kargo gönderilerine bakıldığında ilk sebep yüzde 34,13 ile müşterinin gönderiyi kabul etmemesi iken yüzde 26,43 ile adreste bulunamama ikinci sırayı aldı. En az karşılaşılan sebep ise yüzde 1,2 ile hasarlı kargo oldu. En yüksek sayıda kargo gönderimi yapan il yüzde 55,27 ile İstanbul oldu. İstanbul’u sırasıyla Kocaeli, Ankara, İzmir, Bursa ve Kayseri illeri takip etti. En fazla kargo gönderimi yapan ilçelere bakıldığında ise İstanbul iline bağlı Bağcılar ilçesi ilk sırada yer aldı. En fazla sayıda kargo alan il yüzde 29,74 oranı ile yine İstanbul oldu. Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Kocaeli, İstanbul’u takip etti. En yüksek sayıda kargo alan ilçe ise Ankara iline bağlı Çankaya ilçesi oldu.

En çok satılan ürünler

Sektör bazında aşağıdaki ürünler en çok satılan ürünler olarak dikkat çekti: Giyim, ayakkabı ve aksesuar sektöründe, ayakkabı, gömlek, mont ve ceket, pantolon, elbise. Elektronik sektöründe, cep telefonu, dizüstü bilgisayar, televizyon, ağ sistemleri, masaüstü bilgisayar. Beyaz eşya ve küçük ev aletleri sektöründe, airfryer ve fritöz, klima, mutfak ve yemek aletleri, çamaşır makinesi, buzdolabı. Gıda ve süpermarket sektöründe, meyve ve sebze, çay ve demleme içecek, et, deniz ürünleri ve yumurta, kahve. Yemek sektöründe, hamburger, kebap, pizza, pide, döner, tatlı, dondurma.

İspanya’da mezarlıklar güneş enerjisi üretmek için kullanılıyor

İspanya’nın Valencia şehrinde, mezarlıklar yenilenebilir enerji üretimi için kullanılmaya başlandı. Valencia’da bulunan üç mezarlık7.000 güneş paneli ile donatılarak elektrik üretmeye hazırlanıyor. Şehir, fazla kullanılmayan alanların azlığı nedeniyle yenilenebilir enerji kurulumları için alışılmadık bir yer olan mezarlıkları tercih etti.

Valencia şehri, geçtiğimiz ay başlattığı “Requiem in Power (RIP)” adlı proje kapsamında mezarların üzerine binlerce güneş paneli yerleştirmeye başladı. Proje, şehrin önceki iklim konseyi üyesi Alejandro Ramon tarafından ortaya atıldı. Ramon, “Valencia’da fiilen bir iklim acil durumuyla karşı karşıyayız. Kuraklık ve aşırı sıcaklıklarla mücadele ediyoruz. Geçişi hızlandırmak gerekiyor ancak bazen şehirlerde yenilenebilir enerji kurulumu için geniş boş alanlar bulmak zor olabiliyor.” dedi.

Ramon, şehrin mezarlıklarından birini ziyaret ederken, mezarların üzerindeki boş alanların güneş panelleri kurulumuna uygun olduğunu fark etti. “Teknisyenlere danıştıktan sonra bana o nişlerin çatılarının güneş panelleri kurmaya son derece uygun olduğunu söylediler.” diyen Ramon, mezarlıkların artık yalnızca ölenlerin dinlenebileceği bir alan olmanın ötesine geçerek, temiz ve yerel enerji üretimi için de kullanılacağını belirtti.

Bu proje sayesinde, elektrik yerel olarak üretilerek uzun enerji hatları üzerinden iletimde meydana gelen kayıplar önlenebilecek ve yenilenebilir enerjiden daha iyi yararlanılabilecek. Üretilen elektriğin büyük kısmı belediye binalarındakullanılacak olup, bir kısmı da yakındaki evlere gidecek.

İlk aşamada, Grau, Campanar ve Benimàmet mezarlıklarına güneş panelleri yerleştirilecek. Toplamda 7.000 panelkurulması planlanıyor ve bu, ülkedeki en büyük kentsel güneş enerjisi çiftliğini oluşturacak. Valencia, bu yenilikçi yaklaşımıyla hem iklim kriziyle mücadelede önemli bir adım atmış olacak hem de kullanılmayan alanları değerlendirmiş olacak.

Benzinli araçlar tercih önceliği olmaya devam ediyor

0

Araştırmaya göre insanlar hala hibrit ve elektrikli araçlar yerine benzinli arabalar istiyor. Hibritlere ve elektrikli araçlara (EV’ler) artan ilgiye rağmen, birçok kişi hala geleneksel gazla çalışan otomobilleri tercih ediyor. KPMG’nin yakın zamanda yaptığı bir araştırmaya göre katılımcıların %38’i araba alırken normal benzinli motoru tercih ediyor. Elektrikli araçlar yalnızca yüzde 21 ile onu takip ederken, hibritler yüzde 34 ile hemen arkasından geldi. Ayrıca yüzde üçü yalnızca bir arabaya sahip olmaktan memnundu ve yüzde beşi emin değildi.

Benzinli araçlar tercih için ön planda

2020 ABD Nüfus Sayımı demografisine göre, Nisan ayında 1.100 kişilik bir örneklemle gerçekleştirilen bu anket, içten yanmalı motorlu (ICE) otomobillerin önemli ölçüde tercih edildiğini gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan 335 milyon insanla karşılaştırıldığında mütevazı olmasına rağmen, örneklem büyüklüğü pazar eğilimlerini temsil ediyor.

Benzinli araçların tercihi şaşırtıcı değil. Elektrikli araç satışlarıyla ilgili, özellikle Tesla’nın istikrarsızlığı nedeniyle, ilk çeyrekteki bazı endişelere rağmen, diğer markalar istikrarlı satışlarını sürdürdü. Bu durum şu soruyu gündeme getiriyor: Tüketiciler elektrikli araçları tercih ettikleri için mi seçiyorlar, yoksa otomobil üreticileri onları zorladığı için mi?

Son yıllarda birçok orijinal ekipman üreticisi (OEM), 2030, 2035 ve hatta 2040 yılına kadar tamamen elektrikli serilere geçme planlarını duyurdu. Ancak GM ve Ford gibi bazıları, hibritleri yeniden piyasaya sürerek geri adım atmaya başladı. Bu arada Toyota, Mazda ve Subaru yeni bir içten yanmalı motor geliştirmek için işbirliği yaparak gaz motorlarına halen talep olduğunu gösterdi. KPMG araştırması tüketiciler ile otomobil üreticileri arasındaki kopukluğu vurguluyor. Ortabatı ve Kuzeydoğu gibi bölgelerde, yalnızca benzinle çalışan arabalar, ankete katılanların sırasıyla yüzde 40 ve yüzde 37’si için ilk tercih olmaya devam ediyor. Batı Yakasında elektrikli araçlara ve hibritlere yönelik daha güçlü bir tercih var. Ek olarak, tüketicilerin yüzde 60’ı, yüzde 80’lik bir şarj için 20 dakikayı aşmayan şarj süreleri istiyor; bu görüş sektör yöneticileri tarafından tam olarak paylaşılmıyor.

KPMG ABD Enerji Sektörü Lideri Angie Gildea, tüketicilerin ister yenilenebilir enerji ister fosil yakıt olsun tanıdık teknolojilerden memnun olduklarını vurguluyor. Elektrikli araçların daha geniş çapta benimsenmesini teşvik etmek için eğitim ihtiyacını ve maliyetlerin düşürülmesini vurguluyor. Federal vergi indirimleri ve yerel teşvikler olmadan, elektrikli araçlara geçiş yapmak isteseler bile çoğu kişi için finansal açıdan ulaşılamaz durumda.

Su bazlı ısı pompası yüzde 400 dönüşüm sağlıyor!

0

Yeni su bazlı ısı pompası, kullandığı enerjiden yüzde 400 daha fazla ısı sağlıyor. SeaWarm’ın ısı pompası herhangi bir su kaynağından enerji alabiliyor ve evlere ve işyerlerine enerji sağlamak için daha sürdürülebilir bir çözüm sunuyor.

Su bazlı ısı pompası özellikleri

Edinburgh Üniversitesi’nde, İskoçya’nın Edinburgh kentindeki evlere ve ofislere sürdürülebilir şekilde enerji sağlamak için yeni bir ekipman türü deneniyor.  Bu yenilik, evler ve işyerleri için verimli ısıtma ve soğutma sağlamak amacıyla denizlerden, nehirlerden, göletlerden ve hatta maden suyundan gelen su kaynaklarının gücünden yararlanan bir Edinburgh Üniversitesi Spin-Off Şirketi olan SeaWarm tarafından geliştirildi. Su Kaynaklı Isı Pompası (WSHP) olarak bilinen sistem, bu su kütlelerinde depolanan termal enerjiyi kullanıyor.

Sistem, sudan ısıyı çıkarmak için tasarlanmış SeaWarm’ın HotTwist teknolojisi gibi bir ısı eşanjörüne sahip. Isı eşanjörü sudan termal enerji toplar ve onu ısıtma amacıyla uygun daha yüksek bir sıcaklığa sıkıştırılacağı ısı pompasına aktarıyor. Şirkete göre bu sistem, sabit su sıcaklıkları için optimize edilerek tutarlı performans sağlıyor ve hatta buz füzyonunun gizli ısısını kullanarak aşırı koşullarda verimli bir şekilde çalışabiliyor.

SeaWarm’ın ısı pompası şu anda Edinburgh Üniversitesi tarafından Firth of Forth yakınında, Forth Köprüsü’ne yakın uygun fiyatlı bir konut projesinde, güneybatı İskoçya’daki bir altın madenciliği müzesinde ve Fife’deki ticari bir serada test ediliyor. Raporda ayrıca, Firth of Forth’tan gelen enerjiyi de kullanacak olan Kuzey Berwick’teki İskoç Seabird Merkezi’nde bu yaz başka bir ısı pompası sisteminin kurulmasının planlandığı belirtildi.

Bu, hava ve toprak kaynaklı ısı pompalarında kullanılanlara benzer teknolojilerin kullanılmasıyla, çevredeki doğal sıcaklığın binaları ısıtmak için kullanılmasına yönelik en yeni yöntemi temsil ediyor. SeaWarm sisteminin önemli bir bileşeni var: antifriz maddesi olarak kullanılan bir sıvı olan glikol. Glikol, ısı eşanjörü içindeki halkalı boru sistemi boyunca dolaşır ve burada su kaynağından gelen termal enerjiyi emiyor. Bu ısıtılan glikol daha sonra ısı pompasında sıkıştırılır ve sıcaklığı, radyatör ve banyo gibi çeşitli amaçlar için suyu ısıtmaya yetecek kadar yükseltiliyor.

Kuika Yapay Zeka Hackathonu: 50.000 TL Ödül Bekliyor!

İnovasyon ve Teknoloji Dünyasının En Heyecan Verici Etkinliği Yaklaşıyor! 29-30 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek olan Kuika Yapay Zeka Hackathonu, genç yeteneklerin teknoloji dünyasını değiştirecek fikirlerini ortaya koymaları için eşsiz bir fırsat sunuyor. 18 yaş ve üzeri bireylerden oluşan 2-5 kişilik ekipler, Kuika AI Hackathonu’na katılarak yapay zeka alanında kendilerini geliştirme şansına sahip olacak. Katılımcılar, gerçek dünya problemlerine yenilikçi çözümler sunarak, deneyim kazanacak ve değerli ödüller kazanma şansını yakalayacaklar.

Kazanmanın Heyecanını Yaşayın!

Kuika Yapay Zeka Hackathonu ile büyük ödülleri kazanma fırsatı sizi bekliyor!

  • Birincilik Ödülü: 50.000 TL
  • İkincilik Ödülü: 30.000 TL
  • Üçüncülük Ödülü: 20.000 TL

Başvurun ve Geleceğin Teknolojilerini Şekillendirin!

Hackathon, 29 Haziran saat 09:00’da başlayacak ve 30 Haziran saat 17:00’da sona erecek. Etkinlik, Karşıyaka Belediyesi Kolektif Girişimcilik Merkezi’nde düzenlenecek. Son başvuru tarihi ise 12 Haziran.

Detaylı bilgi için: https://tr.kuika.com/kuika-ai-hackathon-1

KOSGEB destekli bayilik veren firmalar nelerdir?

KOSGEB, Türkiye’de KOBİ’lerin (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin) gelişimini desteklemek amacıyla kurulmuş bir kurumdur. Bu destekler arasında, KOBİ’lerin bayilik alması veya vermesi süreçlerini desteklemek de yer almaktadır. KOSGEB’in bayilik veren firmalara yönelik sağladığı destekler, girişimcilerin ve işletmelerin büyüme ve gelişme potansiyellerini artırmayı hedefler.

KOSGEB destekli bayilik veren firmalar, genellikle sektörlerine ve iş modeline göre değişiklik gösterir. Ancak, genel olarak KOSGEB’in desteklediği alanlarda faaliyet gösteren firmalar bayilik verme yoluna gidebilirler. Bu alanlar arasında gıda ve içecek, perakende, hizmet sektörleri gibi çeşitli sektörler bulunmaktadır.

Gıda ve içecek sektöründe KOSGEB destekli bayilik veren firmalar, genellikle restoranlar, kafe zincirleri, fast-food markaları ve gıda üreticileri olarak karşımıza çıkar. Bu firmalar, KOSGEB’in sağladığı finansal desteklerle yeni şubeler açmak isteyen girişimcilere bayilik fırsatları sunarlar. Ayrıca, KOSGEB’in eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile işletme sahiplerine yönelik sunduğu destekler sayesinde, bayilik alan girişimciler işletme yönetimi konusunda da destek alabilirler.

KOSGEB destekli bayilik veren firmalara örnekler

Perakende sektöründe ise tekstil, kozmetik, ev eşyaları gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar, KOSGEB destekli bayilik veren firmalara örnek olarak gösterilebilir. Bu firmalar, KOSGEB’in sağladığı desteklerle bayilik verme süreçlerini kolaylaştırarak yeni şubeler açmak isteyen girişimcilere fırsatlar sunarlar. Ayrıca, KOSGEB’in pazar araştırması ve marka geliştirme gibi hizmetleri ile bayilik alan işletmelerin rekabet güçlerini artırmalarına yardımcı olurlar.

Hizmet sektöründe ise eğitim, danışmanlık, yazılım gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar, KOSGEB destekli bayilik veren firmalar arasında yer alır. Bu firmalar, KOSGEB’in sağladığı finansal desteklerle bayilik modelini benimseyerek şubeler açabilir ve bu şubelerin işletme süreçlerini kolaylaştırmak için KOSGEB’in sunduğu eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden faydalanabilirler. Ayrıca, KOSGEB’in AR-GE ve inovasyon destekleri ile hizmet sektöründe faaliyet gösteren firmaların rekabet avantajı elde etmeleri sağlanır.

KOSGEB destekli bayilik veren firmaların sunduğu fırsatlar, sadece finansal desteklerle sınırlı değildir. Bu firmalar genellikle bayilik alan girişimcilere marka bilinirliği, pazarlama ve satış desteği gibi konularda da yardımcı olurlar. Böylece, KOBİ’lerin büyüme ve gelişme süreçleri daha kolay ve etkili bir şekilde gerçekleşir.

Hangi sektörlere destek veriliyor?

KOSGEB destekli bayilik veren firmaların çeşitliliği, farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmeleri kapsar. Bu sektörler arasında:

  1. Eğitim ve Danışmanlık: Eğitim ve danışmanlık firmaları, KOSGEB’in sağladığı desteklerle bayilik modelini benimseyerek şubeler açabilirler. Bu firmalar genellikle işletme yönetimi, stratejik planlama, pazarlama gibi konularda hizmet verirler ve bayilik alan girişimcilere bu alanlarda destek sağlarlar.
  2. Yazılım ve Teknoloji: Yazılım geliştirme, bilişim teknolojileri ve dijital çözümler alanında faaliyet gösteren firmalar, KOSGEB destekleriyle bayilik modelini benimseyebilirler. Bu firmalar, yazılım ürünlerinin satışı ve dağıtımı konusunda bayilik vererek girişimcilere iş fırsatları sunarlar.
  3. Sağlık ve İyi Olma: Sağlık sektöründe faaliyet gösteren hastane, klinik, eczane gibi işletmeler, KOSGEB destekleriyle bayilik verme modelini benimseyebilirler. Özellikle sağlık hizmetleri, sağlık ürünleri satışı gibi alanlarda bayilik modeliyle büyümek isteyen işletmeler, KOSGEB’in sunduğu desteklerden faydalanabilirler.
  4. Yapı ve İnşaat: İnşaat, tadilat, dekorasyon gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar da KOSGEB destekleriyle bayilik modelini benimseyebilirler. Bu firmalar, inşaat malzemeleri satışı, proje yönetimi gibi hizmetlerde bayilik vererek yeni iş fırsatları yaratabilirler.
  5. Otomotiv ve Taşımacılık: Otomotiv sektöründe yedek parça satışı, araç bakımı gibi hizmetler sunan işletmeler, KOSGEB destekleriyle bayilik verme modelini benimseyebilirler. Ayrıca, kargo, lojistik gibi taşımacılık alanında faaliyet gösteren firmalar da bayilik modeliyle büyümek isteyebilirler.
  6. Tarım ve Hayvancılık: Tarım, tarım makinaları, tohumculuk gibi alanlarda faaliyet gösteren işletmeler de KOSGEB destekleriyle bayilik modelini benimseyebilirler. Bu firmalar, tarımsal ürünlerin satışı, tarım ekipmanlarının distribütörlüğü gibi konularda bayilik vererek yeni iş fırsatları yaratabilirler.
  7. Turizm ve Konaklama: Turizm sektöründe otel, tatil köyü, seyahat acentesi gibi işletmeler, KOSGEB destekleriyle bayilik verme modelini benimseyebilirler. Bu firmalar genellikle markalarını büyütmek ve yeni pazarlara girmek amacıyla bayilik modelini tercih ederler.

Firmalara sunulan fırsatlar

Bu sektörlerde faaliyet gösteren KOSGEB destekli bayilik veren firmalar, girişimcilere iş fırsatları sunarken aynı zamanda KOBİ’lerin büyüme ve gelişme potansiyellerini artırmaya yardımcı olurlar.

Sonuç olarak, KOSGEB destekli bayilik veren firmalar, çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerdir ve genellikle KOSGEB’in sağladığı desteklerden faydalanarak bayilik modelini benimserler. Bu firmalar, girişimcilere düşük maliyetlerle iş yapma fırsatı sunar ve KOBİ’lerin büyüme ve gelişme potansiyellerini artırmaya yardımcı olurlar.

3D e-deri robotlara hassasiyet kazandıracak

0

Dünyanın ilk 3D e-deri prototipi, robotlara insan benzeri dokunma hissi veriyor Çin’den gelen bu elektronik cilt, basıncı, sürtünmeyi ve gerilimi gerçek zamanlı olarak çözebiliyor.

Çinli bilim insanları, üç boyutlu (3D) mimarili bir elektronik cildin geliştirilmesiyle teknolojik bir atılım gerçekleştirdi. İlk olarak Xinhua Haber Ajansı tarafından bildirilen bu yenilik, yara bandı gibi doğrudan cilde uygulanabiliyor. Bu, biyomedikal teşhis ve insansı robotlarda potansiyel uygulamalara sahip kişilerin gerçek zamanlı sağlık verilerini izlemek için kullanılabiliyor. Tsinghua Üniversitesi’nden Profesör Zhang Yihui’nin buluşu olan elektronik deri, üç mekanik sinyali çözüp algılayabiliyor: basınç, sürtünme ve gerginlik.

3D e-deri robotlarla entegre çalışacak

Gelişme hakkında konuşan Profesör Zhang, elektronik derinin insan derisinin duyusal işlevlerini taklit eden yeni bir sensör türü olduğunu ortaya çıkardı. Açıklamada: “Gelecekte erken teşhis ve tedavi için tıbbi robotların parmak uçlarına kurulabileceği gibi, kan oksijeni, kalp atış hızı gibi sağlık verilerinin gerçek zamanlı olarak izlenmesi için insan cildine yara bandı gibi de uygulanabilecek” ifadeleri kullanıldı.

Elektronik derinin “yoğun bir şekilde düzenlenmiş ve dış uyaranları doğru bir şekilde algılayabilen üç boyutlu bir uzamsal dağılıma sahip çok sayıda dokunsal reseptör hücresine sahip olduğunu” ekledi.  Basınç, sürtünme ve gerinim sinyallerinin eşzamanlı kodunun çözülmesi, bu teknolojinin geliştirilmesinde önemli bir zorluk oluşturdu. Yeni elektronik cilt, epidermis, dermis ve deri altı dokudan oluşan, insan derisini taklit eden bir yapıyla bu engelin üstesinden geliyor.

Elektronik kaplamalar daha önce de geliştirildi. Bunların arasında en dikkat çekeni, geçen yıl Stanford bilim adamlarının geliştirdiği, beyinle doğrudan iletişim kurma ve gerçek derinin duyusal geri bildirimlerini taklit etme yeteneğine sahip olanı. Profesör Zhang’ın ekibi, inovasyonlarının daha da ileri gittiğini vurguluyor. Gerçek derinin duyusal geri bildirimini bile taklit edebilir. Ekip, elektronik bir cildin harici bir nesneye temas etmesi durumunda birden fazla sensörün birlikte çalışacağını belirtiyor. Sensörler tarafından toplanan sinyaller bir dizi iletim ve çıkarıma tabi tutuluyor ve ardından derin öğrenme algoritmalarıyla birleştiriliyor.

Devlet destekli işler nelerdir?

Devlet destekli girişimcilik, sadece bireysel girişimcilerin değil, aynı zamanda toplumun genel refahı ve ekonomik istikrarı açısından da önemlidir. Bu tür programlar, genç işletmelerin büyümesini teşvik ederek yeni iş imkanları yaratır ve işsizliği azaltır. Ayrıca, girişimcilik ekosistemlerinin güçlendirilmesi, bölgesel kalkınmayı destekler ve ekonomik eşitsizlikleri azaltabilir. Bu nedenle, devlet destekli girişimcilik, sosyal kalkınma ve adalet açısından da büyük öneme sahiptir.

Bu programlar, aynı zamanda inovasyonu teşvik ederek ekonomik büyümeyi sağlayabilir. Yenilikçi fikirlerin ve teknolojilerin geliştirilmesi, rekabetçi bir iş ortamı oluşturur ve endüstriyel dönüşümü destekler. Devlet destekli AR-GE programları ve teknoloji transferi projeleri, yeni ürün ve hizmetlerin piyasaya sürülmesini kolaylaştırır.

Devlet destekli işler ayrıca işletmelerin rekabet güçlerini artırır. Bu da ulusal ekonominin daha dinamik ve dirençli olmasını sağlayabilir.

Ayrıca, devlet destekli girişimcilik, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk gibi kritik konuları da ele alabilir. Yeşil teknolojilere ve sürdürülebilir iş modellerine yönelik teşvikler, çevresel etkilerin azaltılmasına ve kaynakların verimli kullanılmasına yardımcı olabilir. Aynı şekilde, işletmelerin toplumlarına ve çevrelerine karşı sorumluluklarını yerine getirmelerini teşvik eden programlar, sadece kâr odaklı olmaktan ziyade toplumsal fayda sağlayan işletmelerin gelişimine katkıda bulunabilir.

Devlet destekli işler hangi alanlarda görülüyor?

1. Kalkınma Ajansları ve Fonları:
Kalkınma ajansları ve fonları, genellikle bölgesel veya ulusal düzeyde faaliyet gösteren kuruluşlardır. Bu kuruluşlar, girişimcilik ekosistemini desteklemek için çeşitli finansal araçlar sunarlar. Bu araçlar arasında hibe programları, düşük faizli krediler, sermaye yatırımları ve işletme geliştirme hizmetleri bulunabilir. Bu kaynaklar, özellikle yeni girişimlerin veya yenilikçi projelerin başlangıç aşamasında sermaye sıkıntısı çeken girişimcilere büyük fayda sağlayabilir.

2. Vergi Teşvikleri ve İndirimler:
Vergi teşvikleri, girişimcilere vergi yükünü azaltarak iş kurma ve büyüme süreçlerini destekler. Örneğin, birçok ülke yeni işletmeler için vergi muafiyetleri veya belirli faaliyetlerde bulunan işletmeler için vergi indirimleri sunar. Ayrıca, Ar-Ge harcamaları için vergi indirimleri veya Ar-Ge merkezlerinin kurulması için teşvikler de bulunabilir. Bu teşvikler, girişimcilerin yenilikçi faaliyetlerde bulunmalarını teşvik eder ve ekonomik büyümeyi destekler.

3. Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri:
Eğitim ve danışmanlık hizmetleri, girişimcilerin işlerini planlama, yönetme ve büyütme süreçlerinde destek olur. Bu hizmetler genellikle işletme yönetimi, pazarlama stratejileri, finans yönetimi, hukuk ve yasal konular gibi çeşitli alanlarda uzmanlık sunar. Ayrıca, girişimcilerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş eğitim programları ve mentorluk hizmetleri de sunulabilir. Bu şekilde, girişimcilerin işletme becerilerini geliştirmeleri ve başarılı bir şekilde büyümeleri desteklenir.

4. Altyapı ve Teknoloji Desteği:
Altyapı ve teknoloji desteği, girişimcilerin işlerini yürütmeleri için gerekli fiziksel ve teknolojik kaynaklara erişimlerini sağlar. Bu destekler arasında ofis alanları, laboratuvar imkanları, üretim tesisleri, AR-GE merkezleri ve teknoloji altyapısı gibi unsurlar yer alabilir. Ayrıca, yeni teknolojilere erişimi kolaylaştıran programlar veya teknoloji transferi destekleri de sunulabilir. Bu tür destekler, girişimcilerin yenilikçi projeler geliştirmelerine ve rekabet avantajı elde etmelerine yardımcı olabilir.

5. Pazar Erişimi ve Ticaret Destekleri:
Pazar erişimi ve ticaret destekleri, girişimcilerin ürünlerini veya hizmetlerini uluslararası pazarlara açmalarını sağlar. Dış ticaret fuarlarına katılım, ticaret heyetler, ihracat teşvikleri ve uluslararası ticaret danışmanlık hizmetleri bulunabilir. Bu tür destekler, girişimcilerin işlerini genişletmelerine, yeni pazarlara ulaşmalarına ve ihracat gelirlerini artırmalarına yardımcı olabilir.

Sürdürülebilir bir kalkınma için kritik

Sonuç olarak, devlet destekli girişimcilik, ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan sürdürülebilir bir kalkınma için kritik bir öneme sahiptir. Bu tür programlar, girişimcilere sağladığı desteklerle ekonomik büyümeyi ve istihdamı teşvik eder. Ayrıca, toplumsal ve çevresel sorunların çözümüne de katkıda bulunabilir. Ancak, başarılı olabilmeleri için bu programların etkili bir şekilde tasarlanması, uygulanması ve yönetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, şeffaf politika çerçeveleri, etkin yönetim mekanizmaları ve sürekli izleme ve değerlendirme süreçleri önemlidir. Bu sayede, devlet destekli girişimcilik, daha adil, yenilikçi ve sürdürülebilir bir ekonomik gelecek inşa etmede önemli bir araç olarak kullanılabilir.

Kadın girişimcilere destekler nelerdir?

Girişimcilik, toplumların ekonomik ve sosyal kalkınmasında önemli bir rol oynar. Ancak, kadın girişimcilerin karşılaştığı engeller, başarıya ulaşmalarını zorlaştırabilir. Finansmana erişimde yaşanan güçlükler, ağ kurma imkânlarının kısıtlı olması ve cinsiyet temelli ayrımcılık gibi faktörler, kadın girişimcilerin önündeki zorlukları artırır. Bu nedenle, kadın girişimcilerin desteklenmesi ve güçlendirilmesi için çeşitli destek mekanizmaları oluşturulmuştur.

1. Finansal Destekler

Kadın girişimcilerin finansmana erişimde yaşadığı zorluklar, genellikle kendi işlerini kurmaları veya büyütmeleri için yeterli sermayeye sahip olmamalarından kaynaklanır. Bu durum, girişimcilerin potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmalarını engeller. Bu nedenle, kadın girişimcilere yönelik finansal destek programları, düşük faizli krediler, hibe programları ve sermaye yatırımları gibi çeşitli imkânlar sunarak bu eksikliği gidermeye çalışır. Ayrıca, mikrofinans kuruluşları da kadın girişimcilere küçük çaplı finansman sağlayarak işlerini kurmalarına yardımcı olabilir.

2. Eğitim Programları

Kadın girişimcilerin işletme yönetimi, pazarlama stratejileri, finansal yönetim ve dijital teknolojiler gibi konularda bilgi ve becerilerini geliştirmeleri için çeşitli eğitim programları sunulmaktadır. Bu programlar genellikle üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel şirketler tarafından düzenlenir. Ayrıca, çevrimiçi eğitim platformları da kadın girişimcilerin esnek bir şekilde eğitim almalarını sağlayabilir. Bu eğitimler, girişimcilerin iş dünyasındaki güncel trendleri ve en iyi uygulamaları öğrenmelerine yardımcı olabiliyor.

3. Mentorluk Hizmetleri

Mentorluk, deneyimli bir kişinin daha az deneyime sahip birine rehberlik etmesi anlamına gelir. Kadın girişimcilere mentorluk hizmetleri sağlamak, onların işletme süreçlerinde karşılaşabilecekleri zorluklarla başa çıkmalarına ve daha etkili bir şekilde büyümelerine yardımcı olabilir. Bu mentorluk ilişkileri genellikle uzun vadeli olup, girişimcilerin kişisel ve profesyonel gelişimlerine katkıda bulunabilir. Ayrıca, mentorluk programları çeşitli sektörlerde deneyimli liderlerle bağlantı kurma fırsatı sunarak kadın girişimcilerin ağlarını genişletmelerine yardımcı olabiliyor.

4. Ağ Oluşturma İmkânları

Kadın girişimcilerin birbirleriyle bağlantı kurmaları ve deneyimlerini paylaşmaları, işlerini büyütme ve yeni fırsatlar keşfetme konusunda kritik bir rol oynar. Bu nedenle, çeşitli ağ oluşturma etkinlikleri, konferanslar, seminerler ve online platformlar aracılığıyla kadın girişimcilere bir araya gelme fırsatı sunulur. Bu etkinlikler, girişimcilerin birbirlerinden öğrenmelerini, işbirliği yapmalarını ve potansiyel ortaklıklar kurmalarını sağlayabilir. Ayrıca, kadın girişimciler için özel olarak tasarlanmış ağlar, destek ve ilham alma konusunda bir dayanak noktası olabiliyor.

Kadın girişimcilere destek

5. İşletme Danışmanlığı

Profesyonel işletme danışmanları, kadın girişimcilere iş stratejileri geliştirme, pazarlama planları oluşturma, operasyonel verimliliği artırma ve finansal yönetim konularında destek sağlayabilirler. Bu danışmanlar genellikle işletmelerin belirli ihtiyaçlarına uygun çözümler sunarlar ve girişimcilerin kısa ve uzun vadeli hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olurlar. İşletme danışmanlığı hizmetleri, girişimcilerin işletmelerini daha verimli bir şekilde yönetmelerine ve rekabet avantajı elde etmelerine yardımcı olabilir. Ayrıca, danışmanlar genellikle girişimcilerin stratejik kararlar almasına ve büyüme potansiyellerini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olurlar.

Bu destek mekanizmaları, kadın girişimcilerin işlerini büyütme ve potansiyellerini tam anlamıyla ortaya çıkarma sürecinde kritik bir rol oynar. Ancak, bu desteklerin etkili olabilmesi için kadın girişimcilerin ihtiyaçlarına uygun şekilde tasarlanması ve uygulanması önemlidir. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve cinsiyet temelli ayrımcılığın önlenmesi de önemlidir. Bu şekilde, kadın girişimcilerin iş dünyasında başarılı olmaları ve toplumlarına değer katmaları sağlanabilir.

Kadın girişimcilere sunulan bu çeşitli destekler, onların işlerini başarıyla büyütmelerine ve potansiyellerini tam anlamıyla ortaya çıkarmalarına yardımcı olabilir. Ancak, destek programlarının etkili olabilmesi için kadın girişimcilerin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanması ve erişilebilir olması önemlidir. Ayrıca, toplumun genelinde cinsiyet eşitliği ve kadınların ekonomik katılımını teşvik etmek için yapısal ve kültürel değişikliklerin desteklenmesi gerekmektedir. Bu şekilde, kadın girişimcilerin potansiyellerini tam anlamıyla ortaya çıkarabilmeleri ve iş dünyasında başarıya ulaşmaları mümkün olacaktır.

İç girişimci nedir?

İç girişimcilik, günümüz iş dünyasında giderek daha fazla öne çıkan ve önem kazanan bir kavramdır. Geleneksel iş modelleri ve kurumsal yapılar, sürekli değişen pazar koşulları, teknolojik ilerlemeler ve rekabetin artması gibi faktörlerle birlikte esnekliklerini kaybetme riskiyle karşı karşıyadırlar. Bu nedenle, şirketlerin sürdürülebilir rekabet avantajını korumaları ve büyümeleri için iç girişimciliğe olan ihtiyaçları artmaktadır. Peki, iç girişimci nedir?

İç girişimcilik, bir şirketin içinde çalışan bireylerin girişimci ruhla hareket ederek yenilikçi projeler geliştirmesi ve işleri geliştirmesi anlamına gelir. Bu kişiler, mevcut iş süreçlerini iyileştirmek, yeni iş fırsatları yaratmak veya şirketin hedeflerine ulaşmak için farklı bir bakış açısıyla hareket ederler.

İç girişimciler, genellikle kendi alanlarında uzmanlaşmış, yaratıcı, yenilikçi ve risk alabilen bireylerdir. Birçok iç girişimci, mevcut iş süreçlerindeki eksiklikleri veya fırsatları belirleyerek bunlara çözümler üretir veya yeni projeler başlatır. Bu projeler, şirketin büyümesine, verimliliğine ve rekabet gücüne katkı sağlayabilir.

İç girişimcilerin sahip olduğu özellikler

  1. Yenilikçilik: İç girişimciler, mevcut durumu sorgulayan ve yeni çözümler üreten yenilikçi bireylerdir. Yaratıcı düşünme becerileri sayesinde, problemlere farklı açılardan yaklaşırlar ve beklenmedik çözümler ortaya koyarlar.
  2. Risk Alma Yeteneği: İç girişimcilik, risk almaya hazır olmayı gerektirir. İç girişimciler, belirsizliklerle başa çıkmak için cesur adımlar atmaktan çekinmezler. Başarısızlık korkusu onları durdurmak yerine, öğrenme fırsatları olarak görürler.
  3. Girişimcilik Ruhu: İç girişimciler, girişimcilik ruhuna sahip bireylerdir. Kendi işlerini kurma arzusunu taşırlar ve bu tutkularını şirket içinde fikirleri hayata geçirerek gerçekleştirirler.
  4. Problem Çözme Becerisi: İç girişimciler, karşılaştıkları sorunlara pratik çözümler üretebilme yeteneğine sahiptirler. Sorunları analiz eder, kök nedenlerini belirler ve etkili çözümler geliştirirler.
  5. Değişime Adaptasyon: İş dünyasındaki hızlı değişimlere ayak uydurabilme yeteneği, iç girişimcilerin önemli bir özelliğidir. Yeni teknolojileri ve trendleri takip ederler ve bu değişimleri fırsata çevirme yetenekleri vardır.
  6. İşbirliği ve İletişim: İç girişimciler, işbirliği yapabilme ve etkili iletişim kurabilme yeteneklerine sahiptirler. Diğer departmanlarla ve ekiplerle işbirliği yaparak fikirlerini geliştirir ve projelerini hayata geçirirler.
  7. Liderlik Yeteneği: İç girişimciler, liderlik özelliklerine sahip bireylerdir. Vizyoner bir bakış açısına sahiptirler ve diğer çalışanları motive ederek takım çalışmasını teşvik ederler.

İç girişimcilik, sadece büyük şirketler için değil, aynı zamanda küçük ve orta ölçekli işletmeler için de kritik öneme sahiptir. Küçük işletmeler, genellikle sınırlı kaynaklara sahip olduklarından, iç girişimcilik sayesinde rekabet avantajı elde edebilirler. İnovasyona odaklanarak, daha esnek ve hızlı bir şekilde büyüme ve gelişme fırsatları yakalayabilirler. Büyük şirketler ise iç girişimciliği, kurumsal bürokrasiyi azaltmak, yenilikçi projelerin hızla hayata geçirilmesini sağlamak ve şirket içindeki yenilikçi potansiyeli artırmak için bir araç olarak kullanabilirler.

iş dünyasında başarılı olmak için kritik bir unsur

İç girişimciliğin önemi, iş dünyasında başarılı olmak için kritik bir unsurdur. İç girişimciler, şirketlerin inovasyon kapasitesini artırır, yeni ürünler ve hizmetler geliştirir, iş süreçlerini iyileştirir ve pazarlama stratejilerini yenilikçi bir şekilde şekillendirirler. Ayrıca, iç girişimcilerin varlığı, şirket içindeki motivasyonu artırır, çalışan bağlılığını güçlendirir ve kurum kültürünü olumlu yönde etkiler.

Bir şirket içinde iç girişimcilik kültürü oluşturmak ve sürdürmek, yöneticiler ve liderler için birkaç önemli adımı içerir. İlk olarak, şirket liderleri, İç girişimci nedir? sorusunun yanıtını bilmeli ve iç girişimciliği teşvik eden bir kültür oluşturmak için çaba harcamalı ve çalışanlara bu yönde destek vermeli ve ilham kaynağı olmalıdır. Ayrıca, iç girişimcilere fikirlerini paylaşabilecekleri bir ortam sağlanmalı ve bu fikirlerin değerlendirilmesi için mekanizmalar oluşturulmalıdır. Şirketler, iç girişimcilerin fikirlerini gerçekleştirmeleri için gerekli kaynakları sağlamalı ve projelerinin başarılı olabilmesi için desteklenmelidir.

İç girişimcilik, şirketler üzerinde birçok olumlu etkiye sahiptir. İlk olarak, iç girişimcilik, şirketlerin rekabet avantajını sürdürmelerine yardımcı olabiliyor. İnovatif ürünler ve hizmetler geliştirerek, şirketler rakiplerinden bir adım öne çıkabilirler. Ayrıca, iç girişimcilik, çalışanların yeteneklerini ve potansiyellerini maksimum düzeyde kullanmalarını sağlar. Çalışanlar, kendi projelerini geliştirerek kendilerini daha değerli hissederler ve şirkete daha bağlı olurlar. Bunun sonucunda, iş verimliliği artar ve şirketin karlılığı artar.

İç girişimcilik, şirket kültürünü olumlu yönde etkileyen bir faktördür. İç girişimcilik, işbirliği, yenilikçilik ve risk alma gibi değerleri teşvik eder. Bu değerler, şirket içinde daha sağlam bir iş kültürü oluşturur ve çalışanların birlikte çalışma ve başarı elde etme konusunda daha motive olmalarını sağlar.

Sonuç olarak, iç girişimcilik, günümüz iş dünyasında başarılı olmanın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Şirketlerin rekabet avantajını sürdürebilmeleri ve büyüyebilmeleri için iç girişimciliği teşvik etmeleri ve iç girişimcilere fırsatlar sunmaları önemlidir. İç girişimcilik, şirketlerin inovasyon kapasitesini artırır, çalışanların motivasyonunu artırır ve rekabet avantajı sağlar.

Girişimcilik türleri nelerdir?

Girişimcilik, ekonomik büyümenin ve yenilikçiliğin motorlarından biridir. Girişimciler, yeni iş fikirleri geliştirir, risk alır ve pazar ihtiyaçlarını karşılamak için yenilikçi çözümler sunarlar. Girişimcilik türleri, girişimcinin faaliyet gösterdiği sektör, hedefler, iş modeli ve işletmenin yapısına göre farklılık gösterir. Bu yazıda, girişimcilik türlerini detaylı bir şekilde ele alacağız.

1. Ticari Girişimcilik

Ticari girişimcilik, kar amacı güden girişimlerdir. Bu tür girişimcilik, genellikle yeni ürünler veya hizmetler geliştirmek, mevcut pazar boşluklarını doldurmak ve kar elde etmek amacıyla yapılır. Örnek olarak teknoloji startup’ları, restoranlar, perakende mağazaları verilebilir. Ticari girişimciler, pazarlama, satış, müşteri ilişkileri ve operasyonel verimliliği artırarak işlerini büyütmeye odaklanırlar. Ticari girişimcilik, ekonominin temel taşlarından biridir ve yeni iş imkanları yaratmada önemli bir rol oynar.

2. Sosyal Girişimcilik

Sosyal girişimcilik, toplumsal veya çevresel sorunları çözmeye yönelik girişimcilik türüdür. Bu girişimciler, kar amacı gütmekten ziyade toplumsal fayda sağlamak için çalışırlar. Örneğin, eğitimde fırsat eşitliği sağlamak, çevre kirliliğini azaltmak veya yoksullukla mücadele etmek gibi amaçlarla hareket ederler. Sosyal girişimcilik projeleri, genellikle sivil toplum kuruluşları, vakıflar veya kar amacı gütmeyen organizasyonlar tarafından desteklenir. Sosyal girişimcilik, toplumsal değişimi ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyerek toplumlara büyük katkılar sağlar.

3. Kurumsal Girişimcilik (İç Girişimcilik)

Kurumsal girişimcilik, büyük şirketler içinde yenilikçi projeler geliştiren çalışanların faaliyetlerini ifade eder. İç girişimciler, şirketin mevcut kaynaklarını kullanarak yeni iş fırsatları yaratır ve organizasyon içindeki yenilikçiliği teşvik ederler. Bu tür girişimcilik, büyük şirketlerin rekabet avantajını korumasına ve piyasadaki değişikliklere hızla adapte olmasına yardımcı olur. Kurumsal girişimcilik, şirketlerin iç dinamiklerini güçlendirir ve inovasyon kültürünü yaygınlaştırır.

4. Teknolojik Girişimcilik

Teknolojik girişimcilik, teknolojik yenilikleri temel alan iş fikirleri geliştiren girişimcilik türüdür. Bu tür girişimcilik, genellikle yüksek teknoloji, yazılım, biyoteknoloji ve mühendislik gibi alanlarda görülüyor. Teknolojik girişimciler, yeni teknolojiler geliştirir veya mevcut teknolojileri iyileştirerek pazara sunarlar. Örneğin, bir yazılım geliştiricisi yeni bir uygulama veya program yazarak pazara sunabiliyor. Teknolojik girişimcilik, bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde büyük önem taşır ve yenilikçi çözümlerle yaşam kalitesini artırır.

5. Kadın Girişimciliği

Kadın girişimciliği, kadınların kurduğu ve yönettiği işletmeleri ifade eder. Bu girişimciler, çeşitli sektörlerde faaliyet gösterebilir ve genellikle toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların iş hayatındaki rolünü artırmayı hedeflerler. Kadın girişimciliği, ekonomik büyümeye katkıda bulunmanın yanı sıra, toplumsal yapıda olumlu değişiklikler de sağlıyor. Kadınların iş dünyasında daha fazla yer alması, yenilikçi fikirlerin artmasına ve toplumsal çeşitliliğin güçlenmesine olanak tanır.

6. Yeşil Girişimcilik

Yeşil girişimcilik, çevre dostu iş modelleri geliştiren ve sürdürülebilirlik odaklı girişimlerdir. Bu tür girişimciler, çevresel sorunlara yenilikçi çözümler sunar ve doğal kaynakların korunmasını ve enerji verimliliğini artırmayı hedefler. Örneğin, geri dönüşüm projeleri, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlar veya çevre dostu ürünler geliştiren işletmeler yeşil girişimcilik kapsamında. Yeşil girişimcilik, çevresel sürdürülebilirliği sağlamak ve ekolojik dengeyi korumak için kritik öneme sahiptir.

7. Serbest (Freelance) Girişimcilik

Serbest girişimcilik, bireylerin bağımsız olarak çalıştığı ve kendi işlerini yönettiği girişimcilik türüdür. Bu girişimciler, genellikle hizmet sektöründe faaliyet gösterirler ve belirli bir şirketin çalışanı olmadan farklı müşterilere hizmet sunarlar. Örneğin, serbest yazarlar, grafik tasarımcılar, danışmanlar ve yazılım geliştiriciler bu kategoriye girer. Serbest girişimcilik, bireylere esneklik ve özgürlük sunar, ancak aynı zamanda yüksek düzeyde disiplin ve öz yönetim gerektirir.

8. Sosyal Medya Girişimciliği

Sosyal medya girişimciliği, sosyal medya platformlarını kullanarak iş fikirlerini hayata geçiren girişimcilik türüdür. Bu girişimciler, sosyal medya kanalları üzerinden ürün veya hizmetlerini tanıtarak geniş kitlelere ulaşırlar. Influencerlar, YouTuberlar ve sosyal medya pazarlama uzmanları sosyal medya girişimciliğinin örnekleridir. Sosyal medya girişimciliği, dijital çağda büyük bir etkiye sahiptir ve markaların geniş kitlelere ulaşmasını sağlar.

Girişimcilik, birçok farklı biçimde ve sektörde karşımıza çıkabiliyor. Her girişimcilik türü, farklı hedeflere, metodolojilere ve başarı kriterlerine sahip olsa da, hepsinin ortak noktası yenilikçilik, risk alma ve değer yaratma çabasıdır. Girişimcilerin bu farklı türlerde kendilerini ifade etmeleri, hem bireysel başarılarını hem de toplumsal ilerlemeyi destekler. Bu nedenle, girişimciliğin teşvik edilmesi ve desteklenmesi, ekonomik ve sosyal kalkınma için büyük önem taşır. Girişimcilik ekosisteminin gelişmesi, yeni iş fırsatlarının ortaya çıkmasına ve toplumsal refahın artmasına katkıda bulunuyor.