Lityum çıkarma işlemi yüzde 50 ucuza yapılacak

0

Elektrikli araçların ve lityum pillerle çalışan hemen hemen her şeyin aslında pek de ‘yeşil’ olmadığını, çünkü lityum üretmenin gezegene büyük zarar verdiğini biliyor muydunuz? Stanford atılımı yüzde 50 daha ucuz ve daha temiz lityum çıkarmayı vaat ediyor.

Stanford Üniversitesi’ndeki bilim insanları, tuzlu su çözeltilerinden lityum çıkarmanın, mevcut yöntemlerden çok daha verimli, yarı yarıya daha ucuz ve çok daha çevre dostu bir yolunu bulduklarını söylüyorlar. Bu, birçok nedenden ötürü iyi bir haber. Elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji depolama sistemleri sayesinde gelecekte çok daha fazla lityuma ihtiyacımız olacak – daha azına değil. Lityum çıkarma firması Lilac Solutions, yalnızca otomotiv endüstrisinin lityum arzında 20 kat artış gerektireceğini tahmin ediyor.

Yeni nesil lityum çıkarma işlemi

Sonra, geleneksel lityum çıkarma işlemi enerji, arazi ve su dahil olmak üzere çok sayıda kaynak gerektirir. Şu anki durumda, bir ton lityum çıkarmak için yaklaşık 500.000 litre su gerekiyor. Başlamak için ayrıca dünyanın kabuğunun derinliklerine inmeniz gerekir ve bu artık değerli kaynak, Şili ve Bolivya gibi dünyanın birkaç yerinde yoğunlaşmıştır. Bu, felakete giden bir reçetedir.

Günümüzde pil üretmek için kullanılan lityumun büyük çoğunluğu, Şili’deki Salar de Atacama tuz yatakları gibi tuz yatakları olan yerlerde sert kayaların çıkarılmasıyla elde ediliyor. Bu kaynaklardan lityum çıkarmak için yaklaşık 18 aylık bir ön hazırlık süresine bakıyorsunuz.

Bunun nedeni, her biri 10 mil kare (26 km kare) büyüklüğündeki buharlaştırma havuzlarına önce mineral açısından zengin tuzlu su çıkarmanız ve pompalamanız gerektiğidir. Güneş radyasyonu, kimyasal konsantrasyonu arttıkça sürekli olarak bir havuzdan diğerine pompalanan bu tuzlu suyu buharlaştırır. Daha sonra toplanır ve lityuma rafine edilmek üzere gönderilir. Geleneksel süreçler genellikle yüzde 40’lık bir lityum geri kazanım oranına sahip.

Stanford Mühendislik Okulu’nda malzeme bilimi ve mühendislik profesörü Yi Cui liderliğindeki bir araştırma ekibi, “redoks-çift elektrodiyaliz” veya kısaca RCE olarak bilinen bir yaklaşım geliştirdi. Düşük metal konsantrasyonuna sahip sudan, katı hal elektrolit membranından geçirilerek lityumun daha yüksek konsantrasyonlu bir çözeltiye taşınması için elektrik kullanılarak çalışır. Bu, her biri lityum konsantrasyonunu metali izole etmeyi kolaylaştıracak bir noktaya kadar artıran bir dizi hücre aracılığıyla gerçekleştiriliyor.

Bu yaklaşımın çok sayıda avantajı var:

  • RCE, mevcut çıkarma yöntemlerinin yalnızca onda birini kullanan bir elektrik kullanıyor
  • Neredeyse yüzde 100 lityum seçiciliğine sahip, yani son derece verimli.
  • Tuzlu sudan bir ton lityum çıkarmanın maliyeti genellikle 9.100 dolar iken, RCE bunu yaklaşık 3.500 – 4.400 dolara gerçekleştirebiliyor.

Silikon Vadisi devlerinden yapay zeka yasasına destek!

0

TechCrunch’ın edindiği bilgilere göre, OpenAI, Adobe, Microsoft ve xAI’ın kurucusu Elon Musk, yapay zeka modellerinin insanlığa zarar vermesini engellemeyi amaçlayan Kaliforniya yasasına destek verdiklerini açıkladı. İşte konu hakkındaki en önemli detaylar…

Bu yasa tasarısı, yapay zeka modellerini geliştirmek için en az 100 milyon dolar harcayan ve eğitim sürecinde 10^26 FLOPS işlem gücü kullanan teknoloji firmalarını kapsayacak şekilde hazırlanmış. Tasarı, geliştiricilerin yeni yapay zeka modelleri oluştururken yeterli güvenlik önlemleri almalarını zorunlu kılıyor.

Silikon Vadisi, yeni yapay zeka yasa tasarısına olumlu mu bakıyor?

Kaliforniya’daki yasa tasarısı, yapay zeka sistemlerinin güvenlik testlerine tabi tutulmasını ve büyük çaplı can kaybı risklerinin önlenmesini amaçlıyor. Ayrıca, 500 milyon dolar veya daha fazla mali zarara yol açabilecek durumların da ortadan kaldırılmasını hedefliyor.

Silikon Vadisi, yeni yapay zeka yasa tasarısına olumlu mu bakıyor?

Şirketlerin üçüncü parti denetimleri kabul etmelerini ve yapay zeka sistemlerinin herhangi bir zamanda kapatılabilmesini sağlayacak bir kapatma anahtarına sahip olmalarını gerektiren tasarı, eyalet senatosundan geçti ve bu hafta eyalet meclisinde oylanması bekleniyor.

Kaliforniya eyalet senatörü Scott Wiener’ın katkıda bulunduğu yasa tasarısı, birkaç değişiklik sonrası senatoya geri dönecek ve kabul edilirse, son olarak Vali Gavin Newsom tarafından imzalanacak.

Microsoft’un çalışanlarına verdiği maaş belli oldu!

Yasayı destekleyenlerden biri olan xAI’ın kurucusu Elon Musk, X hesabından konuyla ilgili düşüncelerini paylaştı. Musk, “Bu zor bir karar ve bazılarını üzecek olabilir ancak Kaliforniya’nın SB 1047 yapay zeka güvenlik yasasını geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. 20 yıldan fazla süredir potansiyel risk oluşturan her ürünü denetlediğimiz gibi yapay zekanın da düzenlenmesini savunuyorum” dedi.

Cortex AI süper bilgisayar videosu paylaşıldı

0

Elon Musk, Tesla’nın Cortex AI süper bilgisayarını tanıttı, 350.000 Nvidia GPU planlanıyor. 20 saniyelik klipte, Nvidia H100 GPU’larla dolu sunucu sıraları görülerek devasa tesisin içine bir bakış sağlanıyor. Elon Musk, Tesla’nın Austin, Teksas’taki merkezinde inşa edilen yeni yapay zeka eğitim süper kümesi Cortex’in içini gösteren bir video paylaştı.

CEO, X gönderisinde Cortex’i “Austin’deki Tesla Genel Merkezi’nde gerçek dünyadaki yapay zeka sorunlarını çözmek için inşa edilen dev yeni yapay zeka eğitim süper kümesi” olarak tanımladı. 20 saniyelik klipte, Nvidia H100 GPU’larla dolu sunucu sıraları görülerek devasa tesisin içine bir bakış sağlanıyor. Bu güçlü grafik kartları, OpenAI’nin GPT-4 ve Google’ın PaLM 2 gibi büyük dil modellerini (LLM) eğitmek için olmazsa olmaz niteliğinde.

Cortex AI süper bilgisayar tanıtımı

Tesla, son teknoloji ürünü bir yapay zeka süper bilgisayar kümesini barındırmak için Texas Gigafactory’sini geliştiriyor. Tamamlanma aşamasına gelen genişleme projesi, başlangıçta Tesla’nın tescilli yapay zeka donanımının yanı sıra 50.000 adet Nvidia GPU’yu da içerecek ve Tesla’nın Tam Otonom Sürüş özelliğini ilerletmesi bekleniyor. Tesla CEO’su Elon Musk, Gigafactory süper bilgisayarının ilk etapta 130 megawatt elektrik çekeceğini ve potansiyel olarak 500 megawatt’a kadar çıkabileceğini tahmin ediyor.

Şaşırtıcı bir şekilde, bu Musk’ın süper bilgisayarlara yaptığı tek girişim değil. Bu projeye paralel olarak, milyarderin yapay zeka girişimi xAI için milyarlarca dolarlık başka bir süper bilgisayar kümesi daha var.

İlk etapta 100.000 adet Nvidia H100 GPU siparişiyle dünyanın en büyük GPU destekli yapay zeka kümelerinden biri olma yolunda ilerleyen bu yeni süper bilgisayar, X’in premium abonelerine sunulan yapay zeka sohbet robotu GrokAI’nin bir sonraki sürümüne güç verecek.  Dell ve Supermicro (SMC), Dell başkanı ve CEO’su Michael Dell’in Twitter’da doğruladığı üzere xAI süper bilgisayarı için sunucuları sağlayacak . Ayrıca, sistemin önümüzdeki yaza kadar 300.000 Nvidia B200 GPU’ya yükseltilmesi planlanıyor.

Tesla’nın yapay zeka çalışmaları, şirketin en önemli iki ürünü olan Tam Otonom Sürüş (FSD) ve insansı robot Optimus’un geliştirilmesinde kritik öneme sahip. Elon Musk’ın 2016 yılında Master Plan, Part Deux’da ana hatlarını çizdiği Tesla’nın planladığı Robotaxi ağının uygulanabilirliği büyük ölçüde FSD’nin başarısına bağlı.  Optimus ise imalat sektörü gibi birçok sektörü değiştirme potansiyeline sahip.

IKEA, ikinci el mobilyalar için pazar yeri kuracak

0

Ikea, müşterilerin ikinci el mobilya alıp satabileceği bir pazar yeri kurma planlarını açıkladı. Yeni platform, IKEA Preowned adıyla Madrid ve Oslo’da test edilecek ve eBay, Craigslist ve Gumtree gibi rakiplerle rekabet edecek. İşte konu hakkındaki en önemli detaylar…

IKEA, ikinci el mobilyalar için girişim yapıyor

Bu girişim, Ikea’nın perakende modelindeki dönüşümün bir parçası olarak görülüyor; şirket, yalnızca şehir dışı perakendecilikten online satışlar ve şehir merkezlerinde mağazalara, ayrıca montaj hizmetlerine kadar genişleyen bir hizmet yelpazesine geçiş yaptı. Bu durumun, birçok kullanıcıyı oldukça heyecanlandırdığını şimdiden rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gelen son bilgilere göre, IKEA, ikinci el mobilyalar için önemli bir girişim yapıyor.

IKEA Preowned’da kullanıcılar, ürünlerin fotoğraflarını ve fiyatlarını ekleyebilecek, IKEA’nın yapay zeka destekli veritabanı ise tanıtım fotoğrafları ve ölçümler sağlayacak. Alıcılar mobilyayı doğrudan satıcıdan alırken, satıcılar ise ödeme ya da IKEA’dan %15 indirimli kupon seçeneklerinden birini seçebilecek. Listeleme işlemleri genellikle ücretsiz olacak, ancak küçük bir ücret talep edilebileceği belirtiliyor. Bu kararın sektörde nasıl karşılanacağını ise önümüzdeki dönemde hep beraber göreceğiz.

Ikea drone filosu genişliyor 

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce IKEA’nın bu hamlesi sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Siz daha önce hiç IKEA marka bir ürün kullandınız mı? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli.

2024’ün en çok tercih edilen programlama dilleri

2024’ün ilk 9 aylık dilimi nerdeyse geride kalmak üzere. Yapay zekâ, robotik ve büyük dil modellerinin etkisi tüm dünyayı adeta kasıp kavurmaya devam ediyor. Bu durum, programlama dilleri popülaritesine de doğrudan yansımış durumda. TIOBE endeksine göre Python bu ay tarihinde ilk kez tüm aktif programlama dilleri arasında %18’in üzerinde bir paya sahip olmayı başardı. Bir dil en son Kasım 2016’da Java ile %18’in üzerine çıkmıştı. İkinci sıradaki C++ şu anda Python’un tam %8 gerisinde ve 1. pozisyon ile 2. pozisyon arasındaki fark neredeyse rekor düzeyde.

Ayrıca, TIOBE dışında, bu alanda çalışan profesyoneller için anket düzenleyen IEEE Spectrum’un listelerinde de Python dikkat çekici bir üstünlüğe sahip. IEEE Spectrum’a göre Python, yapay zekâ gibi son derece popüler alanlar dışında pedagojik önemiyle de genel hakimiyetini güçlendirmeye devam ediyor. Bugün çoğu öğrenci herhangi bir okulda bir programlama dili öğreniyorsa bu muhtemelen Python.

Anketlere ve kullanım analizlerine göre Java, Javascript ve C++ gibi eski yazılımlar da yüksek sıralamalarını koruyor, ancak özellikle ilginç olan biraz daha aşağılarda neler olduğu. Javascript’in bir üst kümesi olan Typescript, tüm sıralamalarda ciddi bir yükseliş sergiliyor. Typescript’in Javascript’ten birincil farkı, değişkenlerin statik olarak yazılmasını zorunlu kılmasıdır; burada bir değişkenin türü -tamsayı, kayan nokta, metin ve benzeri- kullanılmadan önce bildirilmelidir. Bu, Typescript programları Javascript’e derlendiğinde daha fazla hata kontrolü yapılmasını sağlar ve güvenilirlikteki artış bu dilin oldukça cazip olduğunu kanıtlamıştır.

Bir diğer yükselen yıldız ise C veya C++ gibi sistem yazılımı oluşturmayı amaçlayan bir dil olan Rust. Rust, öncülü sayılabilecek bu iki dilden farklı olarak “bellek güvenlidir”, yani programların bellekte yazmamaları gereken yerlere yazmamalarını sağlamak için çeşitli teknikler kullanır. Bu tür hatalar önemli bir güvenlik açığı kaynağıdır. Rust’ın profili, Beyaz Saray’ın Şubat ayında yayınladığı siber güvenlik raporunda C ve C++’ın yerine bellek güvenli dillerin kullanılması çağrısında bulunması gibi gelişmelerin de etkisiyle hızla yükseliyor.

Gerçekten de C’nin popülerliği azalıyor gibi görünüyor zira yaygınlık sıralamasında dördüncü sıradan dokuzuncu sıraya, işverenlerin ilanlarında yer alma sıralamasında ise yedinci sıradan 13’üncü sıraya geriledi.

Tabii ki bu sıralamalar oluşturulurken adeta “ölümsüz” diller olarak nitelenen Fortran ve Cobol’u da es geçmemek gerekiyor. Yaklaşık 65 yaşında olmalarına rağmen, hala her ikisinde de programcı arayan işverenler bulabilirsiniz. Fortran, başta nükleer enerji tesisleri olmak üzere pek çok bilim projesi ve yüksek fizik gerektiren alanlarda oldukça aktif olarak kullanılıyor. Birçok hükümet ve finans sistemiyse hala onlarca yıllık altyapıya dayandığından Cobol oldukça geniş çapta talep görmekte.

Zip, Apple ile işbirliğine gidiyor!

0

Zip, şimdi al sonra öde hizmetlerini ABD’deki tüketicilere sunmak amacıyla Apple ile görüşmelere başladı. Zip’in CEO’su Cynthia Scott, Salı günü yaptığı açıklamada, Apple ile entegrasyon konusundaki görüşmelerin sürdüğünü belirtti. İşte konu hakkındaki en önemli detaylar…

Zip ile Apple arasında önemli işbirliği

Avustralya merkezli fintech girişimi Zip, kullanıcıların ürünleri esnek ödeme planlarıyla satın almalarını sağlayan bir sistem sunuyor. Şirket, Apple’ın haziran ayında sonlandırdığı Apple Pay Later’ın yerine geçebilecek bir çözüm üzerinde çalışıyor. ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda’da faaliyet gösteren Zip, ABD pazarındaki fırsatları değerlendirmek istiyor.

Zip, ABD’deki Apple kullanıcılarına finansal çözümler sunmak amacıyla diğer ödeme sağlayıcılarıyla stratejik ortaklıklar kurarak sektördeki etkisini artırmayı hedefliyor. Ayrıca, bu ay başında Stripe kullanan ABD’li tüccarlara da şimdi al sonra öde seçeneği sunma planlarından bahsetti.

Apple’ın yeni M4 çipli MacBook’ları 16GB RAM ile gelecek

Önümüzdeki iki yıl içinde kazançlarını ve işletme kâr marjını artırmayı hedefleyen Zip, Sidney borsasında “ZIP” sembolüyle işlem görmekte. Son 12 ayda yaklaşık %505 oranında büyüyen şirket, ABD’deki işlem değerini %40 artırdı ve ülkeden elde ettiği gelirlerde %46’lık bir artış yaşadı. Cynthia Scott, ABD’de Apple ile bir entegrasyonlarının henüz olmadığını ancak bu konuda görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Zip’in bu kararı sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Siz daha önce hiç Apple marka bir cihaz kullandınız mı? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için çok değerli.

NASA, Boeing Starliner’ın mürettebatsız dönüşüne hazırlanıyor!

NASA, Boeing Starliner’ın güvenirliğine olan inancını sürdürdüğünü belirtse de, SpaceX’in Crew Dragon kapsülünü tercih etme kararının, Starliner’ın güvenliği konusunda yaşanan belirsizlik ve uzman onayı eksikliğinden kaynaklandığını açıkladı.

Starliner’ın bu aşamada mürettebatsız bir şekilde Dünya’ya dönmesi planlanıyor. NASA, astronotlar Butch Wilmore ve Sunita Williams’ın 2025 yılı Şubat ayında Crew Dragon kapsülü ile Dünya’ya döneceğini duyurdu. Bu iki astronot, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yaklaşık altı ay daha kalacak.

NASA’nın Uzay Operasyonları Misyon Direktörlüğü’nden Ken Bowersox, bu tür kararların kolay olmadığını belirterek NASA ve Boeing ekiplerinin güvenlik önceliği doğrultusunda kapsamlı analizler ve şeffaf tartışmalar yürüttüğünü vurguladı.

Bowersox, Starliner’ın mevcut görevinin bir test uçuşu olduğunu ve bu tür test uçuşlarının doğası gereği güvenli ve rutin olmadığını ifade etti. NASA, Starliner’ın mürettebatsız olarak geri dönüşü için uçuş hazırlık incelemesinin bir sonraki aşamasına geçileceğini belirtti.

Starliner daha önce iki kez mürettebatsız uçuş gerçekleştirmişti, ancak mevcut görev için gerekli olan otomatik undock yeteneği yazılımında bulunmamaktaydı. NASA ve Boeing mühendisleri, bu yeteneği geri kazandırmak için haftalardır çalışıyor. NASA Yöneticisi Bill Nelson, uzay uçuşlarının en güvenli ve en rutin zamanlarda bile riskli olduğunu, test uçuşlarının ise doğası gereği güvenli ve rutin olmadığını vurguladı. NASA’nın Starliner’ı mürettebatsız bir şekilde Dünya’ya getirme kararının, güvenlik ve değerler doğrultusunda alındığını söyledi.

Haziran ayındaki fırlatmadan sonra Starliner’ın yaşadığı sorunlar, NASA’nın başlangıçta itici gaz ve helyum sızıntılarını küçümsemesine rağmen, ajansın zamanla retoriğinin değişmesine neden oldu.

Starliner programı Boeing’e şu ana kadar 1.5 milyar dolardan fazlaya mal oldu. Wilmore ve Williams, ISS’te bilim projelerini sürdürmeye devam edecek ve birkaç uzay yürüyüşü gerçekleştirme olasılıkları bulunuyor. Bu iki astronotun dönüş yolculuğuna yer açmak için, yaklaşmakta olan Crew-9 görevi, dört yerine sadece iki astronotla yola çıkacak.

Rusya, Google’ın parasıyla Ukrayna’daki savaşı finanse ediyor!

ABD’de yapılan mahkeme başvuruları, 2022 yılında Rusya’nın, Google’ın yerel bankalarındaki bu parayı alarak şirketin iflasına yol açtığını ortaya koyuyor. Google’ın Rusya genelindeki varlıkları üzerindeki bu el koyma işlemi, Kremlin’in propaganda kanallarını finanse etmek için kullanıldı. Bu fonlar, özellikle devlet destekli RT ve Tsargrad gibi kanallara aktarıldı.

Google, Rusyadaki varlıklarına el konulduğunu ve bu durumun şirketi ülkede iflasa sürüklediğini açıklamıştı, ancak el konulan miktarın ne kadar olduğu tam olarak bilinmiyordu.

Yeni belgeler, Moskova’daki bir mahkemenin Google’ın, Tsargrad TV’ye büyük miktarda tazminat ödemesi gerektiğine karar verdiğini ve bunun ardından Google’ın banka hesabındaki fonlara el konulduğunu gösteriyor. Tsargrad TV, oligark Konstantin Malofeev tarafından kontrol edilen bir propaganda kanalı olarak biliniyor.

Google için hukuk mücadelesi sürüyor!

Google, geçtiğimiz hafta ABD ve İngiltere mahkemelerinde RT, Tsargrad TV ve bir diğer yayıncı olan NFPT’ye karşı davalar açtı.

Google yasa dışı tekel

Rus mahkemeleri, Google’ın bu üç kanala YouTube’dan kaldırılmaları ve Google hesaplarının silinmesi nedeniyle tazminat ödemesi gerektiğini iddia ediyor. Google, ABD mahkemelerinde yaptığı başvuruda, Rusya’nın bu hukuki süreci Google’ın uluslararası yaptırımlara uyum sağlamasını engellemek ve bilgilere erişimi kısıtlamak için bir araç olarak kullandığını belirtti. Tsargrad TV ise el konulan fonların Ukrayna’daki savaş çabalarını desteklemek amacıyla kullanılacağını açıkladı.

Google, bu süreçte Rus mahkemelerinin emsalsiz cezalar ve keyfi hukuki yaptırımlar uyguladığını, bu durumun Google’ın uluslararası varlıklarını tehdit ettiğini ifade etti. Ayrıca, Tsargrad TV’nin, el konulan fonların Ukrayna’daki savaşı desteklemek için kullanılacağını belirtmesi, olayın uluslararası boyutunu daha da kritik hale getirdi.

Türk uzay girişimi Plan-S, dört yeni uyduyu uzaya gönderdi!

Türk uzay girişimi Plan-S, küresel uzay yarışında iddiasını ortaya koyarak dört yeni iletişim uydusunu başarıyla uzaya fırlattı. Connecta adını verdikleri Nesnelerin İnterneti (IoT) tabanlı haberleşme ağı için kritik öneme sahip olan bu fırlatma Plan-S’in dünya genelinde kesintisiz ve düşük gecikmeli IoT haberleşme hizmeti sunma hedefine doğru attığı önemli bir adım.

Plan-S başarıya giden bu yolda önemli bir deneyim birikimi edindi. Daha önce test amaçlı fırlatılan beş uydu şirket mühendislerine değerli veriler sağlayarak ticari amaçlı Connecta uydularının geliştirilmesinde kilit rol oynadı.

Şirket, uzun vadede 200’den fazla uydudan oluşan bir ağ kurarak küresel çapta hizmet vermek istiyor. 2025, 2026 ve 2027 yıllarında gerçekleştirilmesi planlanan fırlatmalar için yapılan anlaşmalar da bu hedef doğrultusunda.

Plan-S’in hizmet ağı coğrafi olarak genişlemeyi de hedefliyor. İlk olarak Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri’nde başlayacak olan IoT haberleşme hizmetleri daha sonra Körfez Bölgesi, Afrika, Asya Pasifik ve Avrupa ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletilecek. Enerji, tarım, lojistik, madencilik, deniz taşımacılığı ve finans gibi çeşitli sektörlere odaklanan Plan-S, uydu tabanlı IoT haberleşmesinin getirdiği avantajları bu sektörlere sunmayı amaçlıyor.

Şirketin vizyonu IoT haberleşmesiyle sınırlı değil. 5G/6G teknolojilerini uzaya taşıyarak küresel haberleşme alanında da önemli bir rol oynamayı hedefleyen Plan-S, aynı zamanda yüksek çözünürlüklü görüntüleme yeteneğine sahip uydu filosuyla yer gözlem ve uzaktan algılama hizmetleri de sunacak.

Plan-S’in Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan, bu başarının arkasındaki zorlukların ve çabaların altını çiziyor. Uzay teknolojilerinin geliştirilmesinin yüksek maliyetli ve uzun soluklu bir süreç olduğunu belirten Aslanhan, Plan-S’in bu süreçte önemli yatırımlar yaptığını ve geliştirme süreçlerinin tamamını kendi bünyesinde gerçekleştirdiğini vurguladı. Şirketin büyüme hedeflerini desteklemek ve küresel pazardaki rekabet gücünü artırmak için 400 milyon dolar değerleme üzerinden bir yatırım turuna çıktığını da ekledi.

Aslanhan ayrıca Türkiye’de uzay alanında faaliyet gösteren şirketlere daha fazla devlet desteği ve teşvik sağlanması gerektiğine dikkat çekti. Amerika ve Avrupa’daki rakiplerinin devlet desteklerinden faydalandığını belirten Aslanhan, Türkiye’nin de bu alanda geride kalmaması ve uzay yarışında daha aktif bir rol oynaması için gerekli adımların atılması gerektiğini ifade etti.

Threads, 24 saatlik gönderi özelliği üzerinde çalışıyor!

Bu süre sonunda gönderi ve tüm yanıtlar, tıpkı Hikayeler’de olduğu gibi kaybolacak. Threads sözcüsü, yaptığı açıklamada bu özelliğin şu anda belirli bir kullanıcı grubuyla test edildiğini doğruladı.

Özellik, ilk olarak yaz aylarında geliştirici Alessandro Paluzzi tarafından fark edilmişti. Bu format, X öncesi Twitter’ın Fleets özelliğine benziyor, ancak Fleets kullanıcılar arasında pek rağbet görmemişti. Ancak, bu geçici format, sık sık gönderi silen kullanıcılar için işleri kolaylaştırabilir.

Bu gelişme, Instagram yöneticisi Adam Mosserinin, Threads’in otomatik arşivleme özelliğini denediğini paylaşmasından birkaç ay sonra geldi. Otomatik arşivleme seçeneği, kullanıcılara gönderilerinin belirli bir tarihte akıştan gizlenmesini sağlama olanağı tanıyordu. Ancak, Threads kullanıcıları bu özelliğe pek ilgi göstermemişti ve bu özellik geniş çapta sunulmadı.

Meta Threads erişimi

Threads, Ağustos ayının başında 200 milyon kullanıcıya ulaşarak büyümeye devam etti ve özellikle geniş takipçi kitlesine sahip kullanıcılar için hesap performanslarını izlemelerine olanak tanıyan “Insights” adlı bir analiz aracı sundu. Meta ayrıca, gönderi zamanlama seçeneğinin de yolda olduğunu duyurdu.

Threads’in bu yeni geçici gönderi özelliği, kullanıcılara daha fazla esneklik sunmayı hedefliyor ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarını değiştirebilir. Gönderilerin sadece 24 saat sonra kaybolacak olması, kullanıcıların içeriklerini daha spontane ve kaygısız bir şekilde paylaşmalarını teşvik edebilir.

Bu yeni özellik, kullanıcıların içeriklerini daha rahat ve anlık olarak paylaşmalarına olanak tanıyarak, sosyal medya etkileşimlerinde yeni bir dönemi başlatabilir.

Retro Bilgisayar The Spectrum piyasaya çıkıyor!

0

Spectrum 48K tasarımına sadık kalarak, kauçuk tuşlar ve ikonik gökkuşağı şeridi ile donatılmış bu yeni cihaz, 48 yerleşik oyun sunuyor ve retro meraklılarının USB aracılığıyla kendi oyunlarını yüklemelerini kolaylaştırıyor.

The Spectrum, 48K ve 128K modelleriyle uyumlu olacak ve 22 Kasım’dan itibaren Polonya ve İngiltere’deki çevrimiçi perakendecilerde 89 Sterlin fiyatla satışa sunulacak.

Son yıllarda retro mini konsollar ve ev bilgisayarları popüler hale geldi, son trend ise tam boyutlu replikalar. Retro Games, retro meraklılarının daha büyük ve daha işlevsel oyuncaklar arzusunu karşılamak için yakın geçmişte The C64’ü piyasaya sürmüştü ve şimdi de The Spectrum bu alanda bir sonraki büyük yeniliği olacak. Bu Spectrum versiyonu, HDMI ve USB gibi modern arayüzlerin yanı sıra tam işlevli bir replika klavye ile kapsamlı bir Spectrum deneyimi sunmayı hedefliyor, böylece kendi Sinclair BASIC oyunlarınızı bile yazabilirsiniz.

Kutu İçeriği:

  • The Spectrum Ev Bilgisayarı
  • USB-C Güç Kablosu (1.8m)
  • HDMI Kablosu (1.8m)

Cihaz, ZX Spectrum’un 48 ve 128 modellerini emüle ederek HDMI üzerinden çok bölge uyumlu 720p HD çıkış sunuyor. Ayrıca oyunları USB flash sürücü ile oynatma, 4 USB-A bağlantı noktasıyla çok oyunculu oyunlar için ek denetleyici ekleme gibi özellikler de mevcut.

Ancak, cihazla birlikte bir joystick veya joypad’in gelmemesi endişe verici olabilir. Oyun odaklı nostaljik alıcılar için bu önemli bir eksiklik olarak görülebilir. Yine de yerleşik oyun listesi Manic Miner, The Hobbit, Saboteur ve Head Over Heels gibi klasikleri içeriyor.

Genel olarak, The Spectrum retro tutkunları için cazip bir teklif gibi görünüyor, ancak herhangi bir ses/görüntü sorununa dair incelemeleri beklemek akıllıca olabilir. Resmi lansmanın bu Salı yapılması bekleniyor, ancak cihazın Kasım ayının 22’sinde satışa çıkması planlanıyor.

Bu arada, Spectrum retro oyunlarını PC, Raspberry Pi, tablet, akıllı telefon veya tarayıcı üzerinden oynamanın birçok yolu mevcut ve 2024’te platforma yeni oyunlar gelmesi bekleniyor.

Volkswagen araçlarda Oyun oynanabilecek!

Volkswagen, araç sahiplerine keyifli bir yolculuk deneyimi sunmak amacıyla AirConsole ile işbirliğine giderek multiplayer oyun platformunu belirli modellerine entegre ediyor. Bu yenilikle birlikte, sürücüler ve yolcular, cep telefonlarını kullanarak araç içinde arkadaşlarıyla oyun oynayabilecek. Volkswagen araçlarda Oyun oynamak bu sayede daha eğlenceli hale gelecek.

Yeni özellik, Volkswagen’in ID.7ID.5ID.4 ve ID.3 modellerinin yanı sıra PassatTiguanGolf ve Golf Estate gibi popüler araç serilerine de dahil edilecek. Bu yenilik, ilk olarak Eylül ortasına kadar Avrupa pazarındaki kullanıcılara sunulacak. Volkswagen araçlarda Oyun deneyimini artıracak bu özellik, birçok kullanıcı tarafından sabırsızlıkla bekleniyor.

Telefonlar QR Kod ile bağlanacak

Kullanıcılar, aracın bilgi eğlence ekranında AirConsole uygulamasını başlattıktan sonra, ekranda görünen QR kodunutarayarak cep telefonlarını araca bağlayabilecekler. Diğer yolcular da aynı şekilde bağlanarak multiplayer oyunlarınkeyfini çıkarabilecek. Ancak, AirConsole‘un yalnızca araç park halindeyken çalışacağını belirtmekte fayda var. Bu sayede, otomobil şarj olurken veya bekleme anlarında yolcuların eğlenebileceği bir seçenek sunulmuş olacak.

Araç içi oyunlar popülerleşiyor

AirConsole, geçtiğimiz yıl BMW araçlarına da entegre edilmişti. Platform ayrıca masaüstü web tarayıcısında, Android TVGoogle TV ve Amazon Fire TV gibi cihazlarda da mevcut. Araçlarda oyun hizmeti sunma trendi giderek yaygınlaşıyor; örneğin, Tesla bazı modellerinde Steam‘e erişim imkanı sunarak bu alanda öncü firmalardan biri haline gelmiş durumda. Bu tür yenilikler, Volkswagen araçlarda Oyun deneyimini değiştirebilir.

Volkswagen’in bu adımı, sürücülere ve yolculara araç içinde daha eğlenceli ve interaktif bir deneyim sunma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Okula dönüşte mobil reklamlar kazandırıyor!

Sıcak yaz günlerinin geride kaldığı bu günlerde, okul koridorlarının sessizliği yerini öğrencilerin ve velilerin heyecanına bırakıyor. Eğitim coşkusunun getirdiği bu özel dönemde, öğrencilerin derslere hazırlıklı girmesi için gerekli materyalleri tamamlama süreci başladı.

Mobil reklam dünyasında dünyanın öncü isimlerinden Digital Turbine, bağımsız araştırma şirketi GWI işbirliğiyle gerçekleştirdiği “Okula Dönüş Alışveriş Araştırması” ile öğrenci ve velilerin alışveriş tercihlerini inceledi, ve mobilin okula dönüş alışverişindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Okula dönüş dönemi, markaların Digital Turbine’ın reklam çözümleriyle hedef kitleleriyle güçlü etkileşim kurmaları, satışları artırmaları ve kalıcı marka bilinirliği oluşturmaları için önemli bir fırsat sunuyor.

Araştırmalar gösteriyor ki, bu dönemde mobil oyuncular, mobil oyun oynamayan kitlelere kıyasla markalar için çok daha değerli bir hedef kitle haline geliyor. Okula dönüş sürecinde, mobil oyuncuların 15%’i gördükleri bir reklam sonrasında bir ürün satın alırken bu oran oyun oynamayanlara göre %6 daha fazla. Ayrıca, mobil oyuncuların %33’ü yeni markaları uygulama içi reklamlardan öğrendiklerini belirtiyor.

Özellikle ev eşyaları kategorilerisinde okula dönüş sürecindeki mobil oyuncuların alışveriş yapma olasılığı, oyun oynamayanlara göre 1.1 kat daha yüksek. Bu noktada, Digital Turbine, okula dönüş kitlesi tarafından en çok tercih edilen popüler uygulamalarda dikkat çekmeyi başarıyor. DT’nin video reklamları, sosyal medya ve mobil web videolarına kıyasla 9 ila 14 kat daha fazla dikkat çekiyor. Digital Turbine video reklamları 22 saniyelik bir dikkat süresine ulaşırken, sosyal medya reklamları 2.5 saniye ve mobil web videoları 1.6 saniye ulaşarak oldukça geride seyrediyor.

EMEA & LATAM Direktörü, Müdürü, Yeşim Öztekin: “Mobil oyuncular, uygulama içi reklamlara daha fazla ilgi gösteriyor ve bu etkileşimlerini satın alma davranışına dönüştürme olasılıkları daha yüksek. Markalar için bu, okula dönüş döneminde satışları artırmak ve marka bilinirliğini derinleştirmek adına mobil platformları güçlü bir araç olarak kullanma fırsatı sunuyor.”

Digital Turbine Hakkında

Digital Turbine, dünyanın önde gelen global markalarına güvenilir bir mobil partner olarak hizmet veren, uygulama içi mobil video reklam platformudur. Mobil video reklamcılığında tanınmış bir lider olan AdColony’yi satın alması ve dünyanın en büyük mobil operatörleri ve cihaz üreticileriyle olan iş birlikleri sayesinde, DT, benzersiz telekom verilerini daha akıllı mobil hedef kitleler oluşturmak için kullanıyor ve bu kitleleri doğrudan DT Exchange üzerinden sunuyor.

GEN Academy ile liderlik yolculuğunuzu başlatın!

GEN Academy, 2024 yılında liderlik, kariyer ve yetenek gelişimi alanında öğrencilere büyük fırsatlar sunarak yüzlerce markayı geleceğin liderleriyle buluşturuyor. Akademiye başvuru yapacak 200 bin öğrenci arasından seçilecek en başarılı 1000 yetenek, 5 ay boyunca sektörün önde gelen marka yöneticileriyle bir araya gelme şansı yakalıyor ve dönem sonunda çeşitli ödüller kazanma fırsatını elde ediyor.

GEN Academy, öğrencilere farklı sektörlerin öncü markalarından liderlerin deneyimlerini dinleme ve onlara doğrudan sorular yöneltme imkanı sunarak hem güçlü bir network hem de kaliteli bir sertifikayı CV’lerine ekleme fırsatı sağlıyor. Bu eşsiz platform, öğrencilere kariyerlerini şekillendirmede önemli bir avantaj sunuyor.

GEN Academy’de hangi eğitimler yer alıyor?

Öğrenciler, GEN Academy’de dört farklı alanda uzmanlardan eğitim alma fırsatı buluyor. Eğitim başlıkları şunlardır:

  • İnsan Kaynakları ve Yetenek Kazanımı Eğitimi: İnsan kaynakları süreçleri ve yetenek yönetimi konularında derinlemesine bilgi sahibi olunuyor.
  • Dijital Pazarlama, Influencer Marketing ve Girişimcilik Eğitimi: Dijital dünyada markalaşma ve girişimcilik becerilerini geliştirme fırsatı sunuluyor.
  • Liderlik, Satış, Pazarlama ve Marka Yaratma Eğitimi: Satış stratejileri ve marka yaratma konularında uzmanlaşma imkanı veriliyor.
  • Yazılım Teknolojileri ve Yapay Zeka Eğitimi: Geleceğin teknolojileri hakkında bilgi sahibi olunarak, bu alanda yetkinlik kazanılıyor.

Öğrenciler, ilgi alanlarına uygun eğitimi seçebilecekleri gibi, tüm eğitimleri birlikte alarak çok yönlü bir gelişim de sağlayabiliyor. Platformda bulunan eğitimler, canlı olarak izlenebilmenin yanı sıra sonradan da takip edilebiliyor, böylece öğrenciler aynı anda tüm başlıklardaki dersleri alma esnekliğine sahip oluyor.

Akademiyi Türkiye’nin ve Dünya’nın Önde Gelen 126 Firması Destekliyor

GEN Academy sertifikası nerelerde geçerli?

GEN Academy tarafından verilen sertifikalar, dünya genelinde geçerli olan GloballyCheck doğrulama sistemi tarafından onaylanıyor. Bu sertifikalar, öğrencilerin LinkedIn profillerinde ve CV’lerinde büyük bir fark yaratırken, katılımcı firmaların insan kaynakları birimleri tarafından da özel ilgiyle karşılanıyor. 100’den fazla yerli ve yabancı firmanın katılım gösterdiği GEN Academy, öğrencilere uluslararası alanda da kendilerini kanıtlama fırsatı sunuyor.

GEN Academy’nin sunduğu bu eşsiz fırsatlardan yararlanmak ve geleceğin liderleri arasında yer almak için acele edin! Kayıtlar devam ediyor ve yerler sınırlı!

Hemen Başvur

Bayern Münih, basketbolu geleceğe taşıyor: LED zeminler geliyor!

Alman şirket ASB GlassFloor tarafından üretilen ve LED ekranlardan oluşan zemin teknolojisi, Bayern Münih’in basketbol sahası BMW Park Arena’ya kalıcı olarak kuruluyor. Bu yenilikçi teknoloji, basketbol maçlarını çok daha interaktif ve görsel açıdan ilgi çekici hale getirecek.

ASB GlassFloor teknolojisi, aslında yeni bir gelişme değil. 10 yılı aşkın süredir piyasada olan bu zemin, daha önce geçici olarak bazı turnuvalarda kullanılmıştı. Ancak bu kez, FC Bayern Basketbol Kulübü’nün sahası olan Münih’teki BMW Park Arena’da kalıcı olarak yer alacak. Şirket, Bayern Münih ile yapılan bu ortaklığın 2030 yılına kadarsüreceğini duyurdu.

Basketbol sahaları için devrim niteliğinde bir teknoloji

ASB GlassFloor teknolojisi, dayanıklı cam bir katmanın altında bulunan milyonlarca LED’den oluşuyor. Bu LED’ler, alt tarafta çift yaylı alüminyum bir alt yapı tarafından destekleniyor. GlassCourt OS yazılımının çalıştığı ayrı bir tablet ile LED’ler; geleneksel basketbol zemin işaretlerini, animasyonlu reklamları, maç verilerini ve oyuncu tanıtımı gibi birçok görseli gösterebiliyor. Böylece saha, oyuncular ve seyirciler için daha interaktif ve ilgi çekici hale geliyor.

Ayrıca, bu sistem yapay zeka destekli antrenman seansları sırasında da kullanılabiliyor. Antrenman esnasında oyuncuların gerçek zamanlı olarak en uygun saha pozisyonlarımevcut pas seçenekleri ve koşu hızları gibi bilgiler görüntülenebiliyor.

ASB GlassFloor, dayanıklılık ve performans açısından ahşap parke zemine göre birçok avantaj sunuyor. Şirket, zeminin yaklaşık 2,5 kat daha elastik olduğunu ve yüzeyindeki seramik noktalar sayesinde ahşap parkeden daha yüksek tutuşsağladığını belirtiyor. Ayrıca, zeminin sürtünmeden kaynaklı yanık oluşturma olasılığı daha düşük ve temizliği daha kolay. Sokak ayakkabılarından zarar görmeyen bu zemin, 70 yıl ömürlü olup LED’leri ise 100.000 saat çalışma süresine sahip. Ayrıca, ahşap zeminin aksine yeniden yüzey kaplaması gerektirmiyor.

ASB GlassFloor’un zemini, Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA)Uluslararası Hentbol Federasyonu (IHF)ve Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) tarafından en üst düzey yarışmalar için sertifikalandırılmış durumda. Bu özellikleriyle, zemin hem oyuncular hem de organizatörler için cazip bir seçenek haline geliyor. BMW Park Arena’ya kurulacak olan bu yenilikçi zemin, basketbolseverlere unutulmaz bir maç deneyimi sunacak gibi görünüyor. Bayern Münih ve ASB GlassFloor iş birliğiyle basketbol sahaları artık teknolojiye ayak uyduruyor.

Çinli Unisoc’tan dünyanın ilk açık mimari RISC-V güvenlik çipi hamlesi

0

Çinli çip üreticisi Unisoc, dünyada ilk kez açık kaynaklı RISC-V mimarisine dayanan bir güvenlik çipi olan E450R’yi tanıttı. Bu gelişme, hem güvenlik hem de performans konusunda yeni standartlar belirlerken, Çin’in yarı iletken sektöründeki bağımsızlığını güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Unisoc’un yeni güvenlik çipi E450Rasimetrik kriptografik algoritmalar için yüzde 50’ye varan performans artışısunarak sektörde çığır açıyor. Bu sayede anahtar uzunlukları artırıldığında bile yüksek güvenlik seviyesi korunuyor. Ayrıca, geleneksel işlem tabanlı uygulamalarda yüzde 50’lik bir iyileşme sağlayan çip, hızlı işlemin kritik olduğu ortamlarda ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor.

RISC-V’nin gücü

E450R’nin en önemli özelliklerinden biriaçık kaynaklı RISC-V ISA’sını kullanması. Bu sayede Unisoc, işlemci çekirdeklerini özgürce özelleştirerek, daha yüksek performansı daha düşük enerji tüketimiyle elde edebiliyor. Bu durum, şirketin hazır işlemci çözümlerine bağımlılıktan kurtulmasını ve daha esnek bir tasarıma imkan vermesinisağlıyor.

RISC-V

Yazılımda büyük iyileştirme

Unisoc’un özel olarak tasarladığı mikro mimari sayesinde, E450R’de çalışan uygulamaların kod boyutu yüzde 30 oranında küçülüyor ve yükleme süreleri yüzde 120 oranında hızlanıyor. Bu durum, özellikle gerçek zamanlı uygulamalar için büyük bir avantaj sunuyor. Ayrıca, çip, Ulusal Kriptografi Seviye 2, UnionPay ve CCRC IT EAL4+ gibi önemli sertifikalara sahip olmasıyla güvenilirliğini kanıtlıyor.

Unisoc’un E450R çipiaçık kaynaklı RISC-V mimarisinin potansiyelini gözler önüne seren önemli bir gelişme. Bu çip, hem güvenlik hem de performans konusunda yeni standartlar belirlerken, aynı zamanda Çin’in yarı iletken sektöründeki bağımsızlığını güçlendirecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Sektör uzmanları, E450R’nin IoT cihazlarından veri merkezlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olacağını öngörüyor.

TSMC 3nm ve 5nm çiplerle rekor kırıyor!

0

Tayvanlı yarı iletken devi TSMC3nm ve 5nm üretim süreçlerindeki devasa başarısıyla sektörde fırtına estiriyor. Son dönemde yapay zeka ve büyük teknoloji şirketlerinin yeni nesil ürünlere olan yoğun talebi, TSMC’yi zirveye taşıdı. TSMC 3nm üretim süreci, bu başarının önemli bir parçası.

31 Milyar dolarlık gelir hedefi

Şirketin sadece üç çeyrekte 31 milyar dolarlık gelir elde etmesi bekleniyor. Bu rakamın büyük bir kısmı, Apple’ın iPhone 16 serisi ve Nvidia’nın Blackwell serisi gibi amiral gemisi ürünler için kullanılan 3nm ve 5nm çiplerdengeliyor. Özellikle ikinci çeyrekteki %11’lik büyüme, TSMC’nin yapay zeka furyasından ne denli faydalandığınıgözler önüne seriyor. TSMC 3nm çiplerinin talebi giderek artıyor.

TSMC’nin bu başarısı, yarı iletken pazarındaki lider konumunu daha da güçlendiriyor. Intel ve Samsung gibi rakipleri ise şimdilik daha az gelişmiş süreçlerle yetinmek zorunda kalıyor. TSMC’nin 3nm ve 5nm süreçleriyüksek performans ve düşük enerji tüketimi gibi özellikleriyle öne çıkıyor ve bu da şirketin müşterileri için büyük bir çekim merkezi haline geliyor. Bu süreçlerin arasında TSMC 3nm teknolojisi ön plana çıkıyor.

Gelecek için iyimser beklentiler

Analistler, TSMC’nin bu başarısının uzun vadede de devam edeceğini öngörüyor. Yapay zeka, 5G ve diğer gelişen teknolojilere olan talebin artmasıyla birlikte, ileri düzey yarı iletkenlere olan ihtiyaç da sürekli olarak büyüyecek. TSMC, bu talebi karşılamak için yatırımlarına devam edecek ve sektördeki dominant konumunu koruyacak gibi görünüyor.

Sonuç olarak, TSMC’nin 3nm ve 5nm çiplerle elde ettiği başarı, yarı iletken endüstrisinde yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Şirketin bu başarısı, hem teknoloji dünyası hem de küresel ekonomi için önemli sonuçlar doğuracak. TSMC 3nm çipleri geleceğin teknoloji dünyasında büyük bir etkiye sahip olacak.

FINEXT hızlandırma programı başvuruları başladı!

0

Finans teknolojileri alanındaki girişimciler için büyük bir fırsat sunan FINEXT Hızlandırma Programı başvuruları başladı! Programın tanıtım etkinliği, Dijitalpark Teknokent Ataşehir Yerleşkesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikte açılış konuşmalarını Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve TÜBİTAK TEYDEB Başkanı Mehmet Aslan yaptı.

Finans teknolojileri alanındaki girişimciler için büyük bir fırsat sunan FINEXT Hızlandırma Programı başvuruları başladı! Programı, sağladığı faydaları ve Türkiye girişimcilik ekosistemini sektörün ileri gelen isimleri ile değerlendirdik.

Bilgi çağında hızlı üretim ve inovasyonun önemi

Bilginin hızla üretilip tüketildiği bu çağda, inovasyon ve AR-GE’nin önemine vurgu yapıldı. Dijitalpark Teknokent’in bu alandaki rolü, Türkiye’nin teknoloji bağımsızlığını sağlamada ve küresel rekabet gücünü artırmada kritik olarak değerlendirildi.

Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin, “Bilgi çağında yaşıyoruz ve bilginin çok yüksek hızda üretildiği bir dönemdeyiz. Bilginin ikiye katlanma süresi bugün neredeyse iki ayın altına düştü. Bu bilgiyi anlamlandırmak ve stratejik sonuçlar çıkarmak için doğru araçlara sahip olmamız gerekiyor. Ülkemizin orta gelir tuzağından çıkabilmesi için AR-GE ve inovasyon kritik önem taşıyor. Fintek dikeyinde güçlü adımlar atmak, dünya liginde yer almamız için şart” dedi.

Yerel yönetimlerle güçlü iş birliği

Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, şehirlerin sadece fiziki yapılarıyla değil, aynı zamanda insanları, yenilikçi fikirleri ve dinamik iş dünyasıyla geliştiğine inandığını belirterek, “Yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve özel sektörün birlikte çalışmasının, toplumsal kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Fintek girişimcileri için destekleyici bir ortam oluşturmak, onların büyümelerini ve yenilikçi çözümler geliştirmelerini sağlamak bizim için büyük bir öncelik. Dünyada bu alanda öncü olan şehirlerin deneyimlerinden ilham alıyoruz. Hep birlikte, fintek sektöründe yenilikçi fikirlerin yeşerdiği, girişimciliğin desteklendiği ve güçlü iş birliklerinin kurulduğu bir geleceği inşa edeceğiz” dedi.

TÜBİTAK’ın fintek desteği

TÜBİTAK TEYDEB Başkanı Mehmet Aslan, son yıllarda fintek alanında yaşanan hızlı gelişmelerin sektörün çehresini kökten değiştirdiğini ve finansal hizmetlerin sunumunu yeniden şekillendirdiğini dile getirerek, “Bu gelişmeler fintek girişimlerine büyük fırsatlar sunuyor. Bu fırsatların hayata geçebilmesi için TÜBİTAK‘ın yürüttüğü destek programları aktif bir şekilde devreye girebilir. TÜBİTAK’ın çok sayıda destek programı var” ifadelerini kullandı. Fintek sektöründeki firmalardan daha fazla başvuru beklediklerini de özellikle vurguladı.

Stratejik iş birlikleri ve katkılar

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, gönderdiği yazılı mesajda bölgenin potansiyelini vurgulayarak, “FINEXT, bölgeden çıkacak fintek girişimcileri için eşsiz bir fırsat sunuyor. Rize’deki yerleşkemiz ve çevresindeki yenilikçi ekosistemle girişimcilerimizi ulusal ve uluslararası arenada başarılı kılmak için tüm gücümüzle destek olacağız. Bu program, bölge girişimcilerinin dünya çapında ses getirecek projeler üretmesi için bir köprü olacak” dedi.

Türk-Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız ise gönderdiği yazılı mesajda, Almanya’dan ve Avrupa’dan gelen girişimcilerin programa olan ilgisinin yüksek olacağını belirtti: “Almanya ve Avrupa’daki fintek girişimcilerinin de FINEXT’e büyük ilgi göstereceğinden eminim. Türk-Alman Üniversitesi olarak bu süreci Almanya tarafı ile tam destekliyor olacağız. Bu program, Türkiye ve Almanya arasında teknoloji ve inovasyon alanında daha güçlü iş birlikleri kurulmasını sağlayacak, Avrupa’nın fintek potansiyelini Türkiye’ye taşımada önemli bir rol oynayacaktır” dedi.

FINEXT hızlandırma programına başvur!

Finans teknolojileri alanındaki iş fikirlerinizi hayata geçirip başarıya ulaşmak için doğru desteği mi arıyorsunuz? Girişimciler için sunduğumuz kaynaklar ve uzman mentorluk hizmetlerimizle, iş fikrinizin potansiyelini maksimize edebilir, yenilikçi çözümlerle pazarda fark yaratabilirsiniz. Şimdi adım atın ve geleceğin finans teknolojilerini birlikte şekillendirelim!

Başvuru için: https://finext.istanbul

Programın süreçleri ve hedefleri

FINEXT süreçleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Tahsin Engin, “Başvuru ve değerlendirme aşamalarından başlayarak hızlandırma programı ve Demo-Day’e kadar birçok kritik aşamayı içeren FINEXT programı, fintek ekosisteminde öne çıkan Sigorta Teknolojileri, Regülasyon Teknolojileri, Ödeme ve Teknolojileri, Blokzinciri ve Kriptopara, Yatırım Yönetimi, Bankacılık Servisleri, Kurumsal Finans, Skorlama ve Suistimal Yönetimi, Kişisel Finans Yönetimi gibi alt sektörlerde önemli gelişmeler sağlıyor. Programımız, Türkiye’nin hızla büyüyen fintek ekosistemini desteklerken yerel ve uluslararası yatırımcılar için büyük fırsatlar sunuyor. Girişimlerin seçim sürecinden Demo-Day etkinliğine kadar tüm süreçleri program paydaşlarımızla yürüteceğiz. Böylece seçilen girişimler 15 hafta boyunca, aynı zamanda potansiyel fintek yatırımcısı olan kuruluş uzmanlarıyla birlikte olacak ve yatırımcılar ile girişimciler birbirlerini daha yakından tanıma ve değerlendirme fırsatı bulacaklar” ifadelerini kullandı.

Dijitalpark Teknokent, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk-Alman Üniversitesi’nin bilgi birikim ve güçlerini birleştirerek hayata geçirdiği bir teknoloji üssü olarak, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük bilim ve teknoloji merkezlerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. Özellikle finans teknolojileri alanında sunduğu benzersiz fırsatlarla, girişimcilerin ve yatırımcıların buluşma noktası haline geliyor.

Fintek alanında yenilikçi güç

Dijitalpark Teknokent’in vizyonu ise şu şekilde özetlendi: “Dijitalpark Teknokent, ulusal ve uluslararası girişimciler için sadece bir mekân değil, aynı zamanda teknolojik gelişim ve inovasyon için bir merkezdir. Türkiye’nin finans teknolojileri alanında global bir merkez haline gelmesini sağlamak amacıyla bu tür programlar büyük önem taşıyor. Özellikle fintek ekosisteminin büyümesi, yenilikçi projeler ve kripto varlıkların entegrasyonu ile daha da hızlanacak.”

Ekosistemin geleceğini şekillendiren ortaklık

Prof. Dr. Tahsin Engin, lansmanın sonunda Dijitalpark Teknokent’in finans teknolojileri ekosistemi üzerindeki stratejik etkilerine değinerek şunları söyledi: “Girişimciler için sunduğumuz desteklerle, Türkiye’nin fintek ekosisteminde lider bir oyuncu olmasını hedefliyoruz. Üniversite-sanayi iş birliği, mentorluk, yatırımcı buluşmaları ve AR-GE faaliyetleri ile Türkiye’nin geleceğini şekillendiren inovasyon projelerini destekliyoruz. Bu süreçte bizlere katkı sağlayan sponsorlarımız Halk Bankası, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi, Halk Yatırım, Arz Portföy, Aktif Ventures, Odeatech, Unico Sigorta, Ataşehir Belediyesi; katkıda bulunan fonlar Fonlabüyüsün, Basefunder, Startup Fon; medya paydaşları W2E.MEDIA, ShiftDeleteNet, Techinside, Co-founder Academy, Youthside ve tüm yöneticilerine yürekten teşekkür ediyorum.”

Program Takvimi

Girişim Hızlandırma ve Kurumsal İnovasyon Platformu B-Connector iş birliği ile yapılan FINEXT Hızlandırma Programı’nın başvuru süreci 30 Eylül 2024 tarihinde sona erecek olup, başvuruların değerlendirilmesi 1-11 Ekim 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Programa katılacak girişimler 13 Ekim 2024’te duyurulacak ve hızlandırma programı Ekim 2024 – Şubat 2025 tarihleri arasında sürecektir. Demo-Day ise 25 Şubat 2025’te yapılacaktır.

Başvuru formu ve program detayları: https://finext.istanbul

Dijitalpark Teknokent, İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki yeni yerleşkesinde, İstanbul Finans Merkezi’nin yanı başında, ulusal ve uluslararası birçok şirketin bulunduğu stratejik bir konumda yer alıyor. Türkiye’nin finans teknolojileri alanındaki gelişmelerine katkı sunan Dijitalpark Teknokent, finans dünyasında etkin bir rol oynamaya devam edecek.

Samsung’un yeni Bixby asistanı, ev aletlerini akıllı hale getiriyor

Samsung, yapay zeka destekli Bixby sesli asistanını tanıttı. Ancak bu yeni özellik, Galaxy telefonlardan ziyade BESPOKE AI serisi ev aletlerine odaklanıyor. Yeni Bixby, kullanıcıların ev aletlerini daha akıllı ve etkileşimli bir şekilde kontrol etmelerini sağlayacak.

Geliştirilmiş Bixby, bağlamı anlayabilme yeteneği ile dikkat çekiyor. Bu özellik, kullanıcıların doğal dilde sesli komutlar vermelerini kolaylaştırıyor ve komutların doğru bir şekilde yerine getirilmesini sağlıyor. Örneğin, bir kullanıcı “Klimayı 18 dereceye ayarla, çamaşırları da saat 17.00’ye kadar bitir” şeklinde bir komut verdiğinde, Bixby klimayı açacak ve sıcaklığı 18 dereceye ayarlayacak. Aynı zamanda, çamaşır makinesinin yıkama döngüsünü günün ilerleyen saatlerinde saat 17.00’ye kadar tamamlayacak şekilde programlayacak.

Bixby, daha karmaşık komutları da anlayabiliyor. Kullanıcılar, çamaşır makinesinin bu ay ne kadar enerji tasarrufu sağladığını ve elektrik faturasının ne kadar olduğunu sorabiliyor. Asistan, her iki soruyu da ayrı ayrı yanıtlayarak detaylı bilgi sunabiliyor. Bu, Bixby’nin sadece temel işlevleri yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda kullanıcıların enerji ve maliyet yönetimini de kolaylaştıracağını gösteriyor.

Bixby’nin yetenekleri bununla sınırlı değil. Kullanıcılar, ev aletlerinin kullanım kılavuzlarından bilgileri doğrudan alabiliyor. Örneğin, “Klimanın filtrelerini nasıl değiştirebilirim?” şeklindeki bir soruya, Bixby adım adım rehberlik sağlayarak kullanıcılara gerekli bilgileri sunuyor. Bu özellik, özellikle kullanıcıların cihazları daha etkili bir şekilde kullanmalarını ve sorunlarını hızlıca çözmelerini sağlıyor.

Bixby AI ile uyumlu ürünler arasında Bespoke AI Family Hub BuzdolabıBespoke AI ComboBespoke AI Steam ve Bespoke AI Wind-Free Gallery Klima gibi cihazlar bulunuyor. Samsung, bu yeniliği ev aletleriyle başlatmış gibi görünüyor, ancak gelecekte bu teknolojinin daha geniş bir ürün yelpazesine entegre edilmesi bekleniyor. Bixby’nin ev aletleri üzerindeki bu yenilikçi uygulaması, akıllı ev teknolojileri alanında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve kullanıcıların günlük yaşamlarını daha da kolaylaştırmayı vaat ediyor.