OpenAI, seçimleri hedef alan İranlı ChatGPT hesaplarını kapattı!

OpenAI, operasyonun yapay zeka tarafından üretilen makaleler ve sosyal medya gönderileri oluşturduğunu ancak bu içeriklerin geniş bir kitleye ulaşmadığını açıkladı.

Bu, OpenAI’ın devlet destekli aktörlerin ChatGPT’yi kötü niyetle kullanmasını engellediği ilk olay değil. Mayıs ayında şirket, kamuoyunu manipüle etmek amacıyla ChatGPT kullanan beş kampanyayı daha engellemişti.

Bu olaylar, devlet aktörlerinin Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformlarını kullanarak önceki seçim döngülerine müdahale etme girişimlerine benzerlik gösteriyor. Şimdi, benzer gruplar (veya belki de aynı gruplar), sosyal medya kanallarını yanlış bilgilerle doldurmak için üretken yapay zeka kullanıyor. Sosyal medya şirketlerinde olduğu gibi, OpenAI de bu çabaları ortaya çıktıkça yasaklama yaklaşımını benimsemiş görünüyor.

OpenAI, bu hesap grubuna yönelik soruşturmasının, geçen hafta Microsoft Threat Intelligence tarafından yayınlanan bir rapordan faydalandığını belirtti. Bu raporda grup, 2020’den beri ABD seçimlerini etkilemek için faaliyet gösteren daha geniş bir kampanyanın parçası olarak tanımlandı.

Microsoft, Storm-2035 olarak adlandırdığı bu grubun, ABD’deki seçmen gruplarını başkan adayları, LGBTQ hakları ve İsrail-Hamas çatışması gibi konularda kutuplaştırıcı mesajlarla hedeflediğini açıkladı. Bu operasyonların amacı, belirli bir politikayı teşvik etmekten ziyade, anlaşmazlık ve çatışma yaratmak olarak görülüyor.

OpenAI, Storm-2035 için hem ilerici hem de muhafazakar haber siteleri olarak görünen beş siteyi tespit etti. Grup, “X Trump’ın tweetlerini sansürlüyor” gibi makaleler yazmak için ChatGPT’yi kullandı. OpenAI, sosyal medyada bu operasyonun kontrolünde bir düzine X ve bir Instagram hesabı tespit etti. Şirket, ChatGPT’nin çeşitli politik yorumları yeniden yazmak için kullanıldığını ve bu yorumların daha sonra bu platformlarda paylaşıldığını belirtti.

OpenAI, Storm-2035’in makalelerinin geniş çapta paylaşılmadığını ve sosyal medya gönderilerinin çoğunluğunun az beğeni, paylaşım veya yorum aldığını kaydetti. Bu tür operasyonlar genellikle hızlı ve ucuz bir şekilde yapay zeka araçlarıyla oluşturulabildiği için bu durum yaygındır. Seçim yaklaştıkça ve çevrimiçi partizan tartışmalar yoğunlaştıkça bu tür uyarılar daha sık görülebilir.

Meta, seçim öncesi Rus dezenformasyonuyla boğuşuyor!

Meta tarafından işaret edilen Rus etki operasyonlarında; yapay zeka vasıtasıyla sahte gazeteci kimlikleri oluşturularak haber sitelerinde, gerçek makalelerin çarpıtılmasıyla yaratılan bilgileri içeren sahte haberler yayınlandı.

Geçmişte ABD politikalarını etkilemeye yönelik Rus çabaları, belirli bir ülkedeki sosyal ve kültürel sorunlara odaklanarak ilgi çekerken; mevcut “aldatıcı kampanya”, ağırlıklı olarak Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına destek toplama çabalarına odaklanıyor.

2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana, Rusya’nın Meta ile ilişkisi gergin. Facebook, işgalden kısa bir süre sonra Rusya’daki tüm reklamları durdurdu ve Rus reklamlarını engelledi. Aylar sonra, Rusya Meta’yı aşırılıkçı ve terörist bir örgüt olarak kategorize etti.

Meta raporunda, “Şimdi ve Kasım ayında yapılacak ABD seçimleri arasında, Rusya merkezli operasyonların Ukrayna’ya yardım etmeye karşı çıkan adaylarla ilgili destekleyici yorumları teşvik etmelerini ve Ukrayna’nın savunmalarını desteklemeyi savunanları eleştirmelerini bekliyoruz.” denildi.

“Bu, ABD’deki ekonomik zorlukları Ukrayna’ya mali yardım sağlamaya bağlamak, Ukrayna hükümetini güvenilmez olarak göstermek veya savaş ve geleceği konusunda Rusya yanlısı görüşleri dile getiren sesleri yükseltmek şeklinde olabilir.”

Meta, yapay zekaya yoğun şekilde dayanan veya sahtekarlık kampanyaları yürüten daha aldatıcı gönderi ve hesapları hedef alıp kaldırdığını belirtti. Meta’ya göre, bu operasyonlar “düşük kaliteli, yüksek hacimli” olup operasyonel güvenlikte aksaklıklar yaşandı.

Meta raporunda, GenAI destekli taktikler, tehdit aktörlerine yalnızca kademeli verimlilik ve içerik üretme kazançları sağlıyor; etki operasyonlarını bozma yeteneğimizi engellemedi.” denildi.

“Aslında, gerçek insanların bu ağları troller olarak nitelendirdiğini ve otantik kitlelerle etkileşime geçmekte zorlandıklarını görüyoruz.”

National Public Data güvenlik ihlalini doğruladı 

0

National Public Data, Amerikalıların sosyal güvenlik numaralarını ifşa eden ihlali doğruladı. Şirketten çalınan milyarlarca kayıt çevrimiçi olarak sızdırılmıştı. 

National Public Data güvenlik açıklaması yaptı 

ABD’de yaşayan kişilerin Sosyal Güvenlik Numaraları da dahil olmak üzere 2.7 milyar kişisel bilgi kaydı içeren bir veri dökümü yakın zamanda çevrimiçi olarak sızdırıldı. Veri dökümünün içeriği, kamuya açık olmayan kaynaklardan bilgi toplayan ve bunları geçmiş kontrolleri için satan bir şirket olan National Public Data ile ilişkilendirildi. Şimdi şirket, insanların adlarının, e-postalarının, adreslerinin, telefon numaralarının, sosyal güvenlik numaralarının ve posta adreslerinin çalındığı bir “veri güvenliği olayı” yaşadığını doğruladı.

National Public Data’nın Güvenlik Olayı raporundaki ifadeleri biraz belirsiz ve dolambaçlı, ancak güvenlik ihlalini üçüncü taraf bir kötü aktöre yükledi. Kötü aktörün “Aralık 2023 sonlarında verilere girmeye çalıştığını” ve “belirli verilerin olası sızıntılarının” Nisan 2024 ve 2024 yazında gerçekleştiğini, bunun da bilgisayar korsanının sistemine başarıyla sızdığını gösterdiğini söyledi. Nisan ayında, USDoD olarak bilinen bir tehdit aktörü, ABD, İngiltere ve Kanada’da yaşayan kişilerin 2,9 milyar kaydını 3,5 milyon dolara satmaya çalıştı. Bilgileri National Public Data’dan çaldığını iddia etti. O zamandan beri kayıtlar parçalar halinde çevrimiçi olarak sızdırıldı ve daha yeni olanı daha kapsamlıydı ve daha hassas bilgiler içeriyordu. 

Şirket, potansiyel olarak etkilenen kayıtları incelemek için kolluk kuvvetleriyle birlikte çalıştığını ve “onlar için geçerli başka önemli gelişmeler varsa” bireyleri “bildirmeye” çalışacağını söyledi. Ayrıca, potansiyel olarak etkilenenlerin harekete geçebilmesi için bildirimi yayınladığını söyledi. Şirket, insanlara hileli işlemler için finansal hesaplarını izlemelerini tavsiye ediyor ve ayrıca onları ücretsiz kredi raporları almaya ve dosyalarına bir hile uyarısı koymaya teşvik ediyor. 

National Public Data, Ağustos ayının başlarında kimlik hırsızlığı koruma hizmetlerinden kişisel bilgilerinin karanlık web’de yayınlandığı bildirimini alan bir davacı tarafından açılan önerilen bir toplu dava davasıyla karşı karşıya. Şirketin “düzenli iş uygulamalarının bir parçası olarak topladığı ve sakladığı kişisel olarak tanımlanabilir bilgileri uygun şekilde güvence altına alma ve korumada başarısız olduğunu” savundular. 

Deri altı implantı hayat kurtaracak 

0

Deri altı implantı, opioid aşırı doz ölümlerini önlemek için nalokson dağıtıyor. Birisi opioidlerden aşırı doz aldığında, opioidi tersine çeviren ilaç olan naloksondan mümkün olan en kısa sürede bir doz alması kritik önem taşır. Aksi takdirde, ölüm kesin bir olasılıktır. İşte tam bu noktada yeni bir implant devreye girer, çünkü naloksonu vücudun içinden otomatik olarak dağıtır. 

Deri altı implantı iSOS 

İsmi “Opioid Güvenliği İçin İmplante Edilebilir Sistem” ifadesinin kısaltması olan iSOS implantı, MIT ve Harvard’a bağlı Brigham ve Kadın Hastanesi’nden bir bilim insanları ekibi tarafından geliştiriliyor. 

Cihaz 78 mm uzunluğunda, 12 mm genişliğinde ve 8 mm kalınlığındadır. Entegre bir haznede 10 miligram nalokson içerir, ayrıca pil, vibratör ve Bluetooth modülü gibi elektronik aksamlar, ayrıca birden fazla EKG elektrodu ve bir dizi başka sensör içerir. İdeal olarak, solar pleksus yakınındaki cildin hemen altına implante edilir. Bu prosedür, lokal anestezi kullanılarak bir klinikte hızla gerçekleştirilebilir. 

Yerine yerleştirildiğinde, iSOS hastanın vücut sıcaklığını, kalp atış hızını, solunum hızını ve kan oksijen satürasyonunu izler. Bu parametreler bir opioid aşırı dozunun gerçekleştiğini gösterecek şekilde değişirse, cihaz hem dokunsal hem de işitsel bir uyarı üretmek için titreşim cihazını etkinleştirir.  

Ayrıca hastanın akıllı telefonundaki bir uygulamaya bir uyarı gönderir. Yanlış pozitif olması durumunda, hasta bu uygulama aracılığıyla implantın “durmasını” sağlayabilir. Ancak bunu hemen yapmazlarsa, iSOS hızla kan dolaşımına bir doz nalokson pompalamaya devam eder. Uygulama ayrıca önceden belirlenmiş bir acil durum irtibatına bir uyarı gönderecektir. 

Laboratuvar testlerinde cihaz, fentanil aşırı doz alan domuzların %96’sını ortalama 3,2 dakika içinde başarıyla canlandırdı. Pilinin şu anda 16 günlük hayati belirtilerin izlenmesi için yeterli olduğu ve gerektiğinde kablosuz olarak şarj edilebildiği belirtiliyor. 

Nalokson haznesi, implantın üstündeki bir porta deri yoluyla yerleştirilen bir hipodermik iğne ile doldurulabilir. İlacın vücut sıcaklığında en az 14 gün sürdüğü gerçeği göz önüne alındığında, hastaların pil şarjı ve yeniden doldurma için iki haftada bir kliniğe gitmeleri öngörülüyor. 

T-Mobile Starlink uydu hizmeti eleştiri alıyor

AT&T ve Verizon, T-Mobile’ın Starlink uydu hizmetinden şikayetçi. AT&T ve Verizon, SpaceX’in uygulamasının kendi mobil geniş bant ağlarına zarar vereceğini savunarak SpaceX ve T-Mobile’ın yaklaşan doğrudan hücresel uydu teklifine karşı çıktı. Federal İletişim Komisyonu’nu SpaceX’in bant dışı emisyon sınırlarından feragat etme talebini reddetmeye çağıran dosyalar bu hafta AT&T ve Verizon tarafından sunuldu ve uydu şirketleri EchoStar ve Omnispace’in benzer muhalefetine katıldı.  

T-Mobile, SpaceX ortaklığını 2022 yılında duyurmuş ve cep telefonlarının Starlink uydularına bağlanmasına izin vererek ölü bölgeleri ortadan kaldırma sözü vermişti. SpaceX şimdi, AT&T’ye göre karasal mobil operasyonlarda “kabul edilemez zararlı parazitlere neden olacak” Uzaydan Ek Kapsama (SCS) teklifini yürürlüğe koymak için bant dışı emisyonlar için mevcut güç akı yoğunluğu sınırlarının “dokuz kat artırılmasını” istiyor. 

 Özellikle AT&T’nin teknik analizi, SpaceX’in teklifinin operasyonel ve temsili bir AT&T PCS C Blok pazar dağıtımında ağ aşağı bağlantı veriminde ortalama yüzde 18’lik bir azalmaya neden olacağını göstermektedir. Birincil karasal lisanslar ve ağlar SCS girişiminden korunmalı SpaceX’in Feragat Talebi kapsamındaki operasyonlar bunu başaramayacak. 

AT&T, geçtiğimiz yılın Mayıs ayında FCC’ye yaptığı bir önceki şikayette de benzer endişeleri dile getirmişti. Hem Verizon hem de AT&T, AST SpaceMobile ile 2025’ten önce kullanıma sunulması muhtemel olmayan kendi uydudan telefona hizmetlerini de duyurdu. T-Mobile ve SpaceX hizmetinin, bu şikayetlerin gecikmelere yol açmaması halinde, bu sonbaharda başlatılması bekleniyor. 

AMD, ZT Systems’i 4,9 Milyar Dolarlık Anlaşmayla Satın Alıyor!

0

Dünyaca ünlü çip üreticisi Advanced Micro Devices Inc. (AMD), devrim niteliğinde bir adım atarak sunucu üreticisi ZT Systems’i 4,9 milyar dolar değerinde bir nakit ve hisse senedi anlaşmasıyla satın alma kararı aldı. Bu hamle, AMD’nin Nvidia Corp. ile rekabetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

New Jersey, Secaucus merkezli ZT Systems, AMD’nin Veri Merkezi Çözümleri İş Grubu’na dahil olacak. AMD, ZT Systems’in tasarım ve müşteri ekiplerini koruyacak ve üretim bölümünü satmayı planlıyor. Anlaşma fiyatı, belirli hedeflerin gerçekleştirilmesine bağlı olarak 400 milyon dolarlık ek bir ödeme içeriyor.

Veri merkezi yapay zeka sistemlerini güçlendirecek

ZT Systems, büyük veri merkezi sahipleri için sunucu bilgisayarları üretme konusunda geniş deneyime sahip bir şirket olarak biliniyor. Bu, özellikle yeni yapay zeka yeteneklerine milyarlarca dolar yatıran müşteriler için büyük bir avantaj sağlıyor. AMD’nin CEO’su Lisa Su, bu satın almanın veri merkezi yapay zeka sistemlerini “önemli ölçüde güçlendireceğini” vurguladı.

AMD, Nvidia’nın pazar liderliğine meydan okuma hedefiyle donanım ve yazılım yeteneklerini artırmaya çalışıyor. Şirket, son 12 ayda yapay zeka pazarındaki etkisini genişletmek için 1 milyar dolardan fazla harcama yaptı. Temmuz ayında 665 milyon dolara yapay zeka model üreticisi Silo AI’ı satın alan AMD, şimdi de ZT Systems’i bünyesine katıyor.

Santa Clara, Kaliforniya merkezli AMD, yapay zeka işlemcileri konusunda Nvidia’nın en yakın rakibi olarak görülüyor. Yeni MI serisi hızlandırıcı çiplerinin bu yıl 4,5 milyar dolardan fazla yeni gelir getireceği öngörülüyor. Ancak, Nvidia’nın 100 milyar dolarlık veri merkezi gelir beklentisinin yanında bu rakam küçük kalıyor.

Nvidia, yapay zekayı ekonominin her alanına yaymayı amaçlayan çipler, ağlar, sunucular, yazılımlar ve hizmetler sunarak genişlemesini sürdürüyor. AMD, Su’nun liderliğinde bu genişlemeye ayak uydurmak için kararlılığını gösteriyor. AMD hisseleri, Cuma günü New York borsasında %1’in altında bir artış gösterdi ve bu yıl için büyük bir değişiklik yaşanmadı. Ancak son yıllardaki kazançlar, şirketin piyasa değerini 240 milyar dolara taşıdı. Bu rakam, AMD’nin uzun süredir rakibi olan Intel Corp.’un iki katından fazla.

Titan yaşamın izlerini taşıyor olabilir mi?

0

Uzay araştırmalarında tarihi bir gelişme yaşandı. Bilim insanları, Satürn’ün en büyük uydusu Titan’da şaşırtıcı yeni keşifler yaptı. Titan’ın yoğun atmosferinde karmaşık organik moleküller tespit edildi. Bu buluş, bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Titan’da yaşam olasılığı, artık hiç olmadığı kadar gerçekçi bir senaryo olarak karşımıza çıkıyor.

Titan, Güneş sistemimizdeki en büyük ikinci uydu. Yüzeyi kalın bir sis tabakası ile örtülü. Ancak Cassini-Huygens misyonu, Titan’ın sırlarını ortaya çıkarmada büyük bir adım oldu. NASA, ESA ve ASI’nin ortaklaşa yürüttüğü bu görev, Titan’ın yüzeyine indi ve benzersiz veriler topladı.

Cassini-Huygens misyonu sırasında toplanan veriler, Titan’ın yüzeyinde sıvı hidrokarbonlardan oluşan göller ve nehirler olduğunu gösterdi. Bu göller, Dünya’daki su döngüsüne benzer bir hidrolojik döngü ile besleniyor. Ancak Titan’da yağmur olarak yağan sıvı, su değil metan ve etan. Bu durum, Titan’ı hem Dünya’ya benzeyen hem de ondan tamamen farklı kılan bir ortam yaratıyor.

Titan’da Yaşam İçin Umut Verici İşaretler

Satürn'ün en büyük uydusu Titan

Titan’ın yüzeyinin altında, su ve amonyak karışımından oluşan bir yer altı okyanusu olabileceği düşünülüyor. Bu yer altı okyanusu, yaşam için potansiyel bir ortam oluşturabilir. Bilim insanları, Titan’da tespit edilen karmaşık organik moleküllerin, bu yer altı okyanusu ile bağlantılı olabileceğini düşünüyor. Bu moleküller, yaşamın temel yapı taşları olarak kabul edilen bileşiklere benziyor.

Titan’da yaşam olasılığı, bilim dünyasında büyük bir ilgi uyandırıyor. Titan’ın yüzeyinde su bazlı yaşamın gelişmesi pek olası değil. Ancak Titan’ın aşırı soğuk koşullarında, metan bazlı yaşam formları gelişmiş olabilir. Bu tür bir yaşam, Dünya’daki biyolojik süreçlerden tamamen farklı olabilir. Bu nedenle, Titan’da yapılacak keşifler, yaşamın evrensel olarak nasıl oluşabileceğine dair yeni anlayışlar sunabilir.

NASA, Titan’daki keşifleri daha da ileriye taşımak için yeni bir misyon planlıyor. Dragonfly adı verilen bu görev, 2027 yılında fırlatılacak. Dragonfly, Titan’ın atmosferinde ve yüzeyinde detaylı incelemeler yapacak. Bu görev, Titan’daki potansiyel yaşam izlerini arayacak ve bu dev uyduya dair bilinmeyenleri gün yüzüne çıkaracak.

Bilimsel Önemi ve Gelecekteki Misyonlar

Titan’daki keşifler, Güneş sistemi dışındaki gezegenlerde yaşam arayışına da ışık tutabilir. Titan, atmosferi ve yüzeyiyle Dünya’ya benzeyen nadir gök cisimlerinden biri. Bu yüzden Titan, bilim insanları için adeta bir laboratuvar niteliğinde. Titan’daki keşifler, evrendeki diğer yaşam formları hakkında yeni ipuçları sağlayabilir.

Cassini-Huygens misyonu, Titan’ın sırlarını açığa çıkarmak için atılan ilk adımdı. Ancak bilim dünyası, Titan’daki keşifleri derinleştirmek için sabırsızlanıyor. Dragonfly misyonu, Titan’daki yaşam izlerini araştırmak için yeni teknolojilerle donatıldı. Bu yeni misyon, Titan’ın atmosferini ve yüzeyini daha detaylı bir şekilde inceleyecek.

Titan, sadece Satürn’ün değil, tüm Güneş sisteminin en gizemli uydularından biri. Bilim insanları, Titan’da yapacakları yeni keşiflerle, yaşamın evrendeki kökenine dair en büyük soruları yanıtlamayı umuyor. Titan’daki her yeni keşif, bizleri evrendeki diğer potansiyel yaşam formlarına bir adım daha yaklaştırıyor.

IoT satış konusunda hangi yenilikleri sağlıyor?

Nesnelerin İnterneti (IoT) tüm sektörleri dönüştürüyor ve satış da bunun bir istisnası değil. Satış hunisini optimize etmekten müşteri etkileşimi için yeni fırsatlar yaratmaya kadar IoT, işletmelerin satış stratejilerine yaklaşımlarını yeniden şekillendiriyor. IoT teknolojisi gelişmeye devam ettikçe, satış üzerindeki etkisi de derinleşecek ve yeni verimlilikler ve olanaklar sağlayacaktır. 

IoT satış dünyasını değiştiriyor 

Günümüzün satış ortamında IoT, müşterilerin farkındalıktan satın almaya kadar geçirdiği yolculuğu temsil eden bir model olan satış hunisinin geliştirilmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. IoT’nin entegrasyonu, işletmelerin bağlı cihazlardan büyük miktarda veri toplamasına ve analiz etmesine olanak tanıyarak satış hunisinin her aşamasında müşteri davranışları, tercihleri ve ihtiyaçları hakkında içgörüler sunar. 

Örneğin, IoT cihazları ürün kullanımına ilişkin gerçek zamanlı veriler sağlayarak satış ekiplerinin bir müşterinin ne zaman bir üst satış için hazır olabileceğini veya desteğe ihtiyacı olduğunu belirlemesine yardımcı olabilir. Bu veriler, pazarlama mesajlarını ve tekliflerini uyarlamak için kullanılabilir ve müşteriye en uygun zamanda ulaşmalarını sağlar. Ayrıca IoT, kişiselleştirilmiş bildirimler veya hatırlatıcılar göndermek gibi satış sürecinin bazı kısımlarını otomatikleştirmeye yardımcı olabilir, bu da potansiyel müşterilerin katılımını sağlar ve onları dönüşüm hunisinde daha da ileriye taşır. 

Perakende, IoT’nin özellikle etkili olduğu bir sektördür. Örneğin akıllı raflar, envanter seviyelerini ve müşterilerin ürünlerle etkileşimlerini izleyebilir. Bu veriler satış ekiplerinin şunları anlamasına yardımcı olabilir. 

Geleceğe baktığımızda, IoT’nin satışa entegrasyonu muhtemelen daha da sofistike hale gelecek ve işletmelerin müşterilerle daha önce hayal edilemeyen şekillerde bağlantı kurmaları için yeni fırsatlar yaratacaktır. 

Potansiyel gelişmelerden biri, IoT’nin öngörücü satışlarda kullanılmasıdır. Daha fazla cihaz bağlandıkça, üretilen veriler gelecekteki satın alma davranışlarını tahmin etmek için analiz edilebilir. Bu öngörü yeteneği, işletmelerin satış fırsatlarını daha ortaya çıkmadan önce belirlemelerine olanak sağlayabilir. Örneğin bir şirket, bir müşterinin kullanım alışkanlıklarına dayanarak bir ürünü ne zaman değiştirmesi gerektiğini tahmin edebilir ve proaktif olarak mükemmel zamanda bir değiştirme önerebilir. 

Decacorn Angels Silikon Vadisi’nden Exin Health’e yatırım yaptı

0

Hastane ameliyathaneleri için “ORGenie” adlı akıllı yapay zeka platformu ile ameliyathaneleri sürekli ve objektif olarak destekleyen, buradaki cerrahi operasyonların verimliliğinin artırılmasına ve hasta güvenliği risk faktörlerinin azalmasına yardımcı olan Exin Health, Decacorn Angels yatırımcılarından yatırım aldı. Exin Health Silikon Vadisi’nin en önemli merkezlerinden biri olan Palo Alto’da çalışmalarını sürdürüyor.

Ürün geliştirme çalışmalarına 2023’ün üçüncü çeyreğinde başlayan ve Palo Alto, Kaliforniya merkezli bir ticari kuruluş olan Exin Health, cerrahiye yönelik yapay zeka (AI) alanında öne çıkıyor. Hem klinik hem de operasyonel konulardaki kapsamlı uzmanlığıyla, ameliyathane güvenliğini, verimliliğini artıran, aynı zamanda önlenebilir hataları azaltan ve yeni personel eğitim yeteneklerini artıran son teknoloji çözümler geliştirmede ön saflarda yer alıyor. Exin Health’in temel teknolojileri arasında yapay zeka, bilgisayarla görme, makine öğrenimi, iş akışı optimizasyonu ve eyleme dönüştürülebilir ön görüler oluşturulması var. Hastane ameliyathaneleri için “ORGenie” adlı akıllı yapay zeka platformu geliştiren Exin Health, ameliyathaneleri sürekli ve objektif bir şekilde gözlemleyerek kurumların ameliyathane devir sürelerini azaltmalarına ve hasta güvenliği risk faktörlerini azaltmalarına yardımcı oluyor. ORGenie AI platformu tarafından otomatik olarak üretilen uygulanabilir ön görüler, hastanelerin ameliyat hizmet kalitesini ve ameliyathane verimliliğini aynı anda artırmasına olanak tanırken, HIPAA uyumlu bir şekilde çalışıyor. Hastaneler, her ameliyathane başına sabit bir aylık ücret karşılığında ORGenie platformuna abone olup, Exin Health servisinden yararlanabiliyor.

Temel olarak, cerrahi prosedürlerin hastalar, personel ve hastane liderleri için daha az varyasyon ve sürpriz faktörlerle zamanında ve daha güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan Exin Health, Decacorn Angels yatırımcılarından Techventure VC tarafından yatırım alarak yoluna devam ediyor.

Exin Health kurucuları Hasan Ertaş ve Metin Sezgin uzun dönemli aşkın tecrübeleriyle kendi alanlarında uluslararası uzmanlar. Hasan Ertaş 20 yıldan fazladır minimal invaziv cerrahi platformları sektöründe çalıştığını belirterek, “Intuitive ve Stryker gibi büyük tıbbi cihaz ve platform firmalarında çalışmak bana bu pazarı çok iyi tanıma fırsatı verdi. Intuitive’de da Vinci genel cerrahi prosedürlerini ekibimizle sadece 7 yılda 20 kat büyütmeyi başardık. Exin Health’de de vizyonumuz, yapay zeka aracılığıyla ameliyathanelerde çalışan cerrah, hemşire, anestezi personeline görevlerinde yardımcı olabilmek, ameliyat kalite ve güvenliğini ilerletmektir. Amacımız, yapay zekayı kullanarak hastanelere gerçek işletme ve iş değeri getiren bir sektör lideri olmak” dedi.

Saniyede 1 milyardan fazla hesaplama yapabiliyor

Yapay zeka alanında 25 yılı aşkın bir süre akademik ve endüstriyel çalışmalarıyla uluslararası aranan bir lider olan Prof. Dr. Metin Sezgin de “Platformumuz güçlü yapay zeka GPU’ları ve kullandığı algoritmalar sayesinde saniyede 1 milyardan fazla hesaplama yapabilme kapasitesine sahip. ORGenie, bir hastanede bulunan tüm ameliyathaneleri 7/24 etkili bir şekilde gözlemleyebilir, her prosedürdeki iyileştirme fırsatlarını objektif olarak değerlendirip ve bunları hastane liderlerine uygulanabilir ön görüler olarak sunabilmektedir. ORGenie ile diğer platformlardan farklılaşmayı, ameliyathane video ve ses veri akışlarını anonimleştirebilen patent başvurusu sürecindeki kimlik gizleme algoritmalarımızla sağlıyoruz. Hasta ve personel gizliliğine bu kadar önem veren bir sistem tasarlamak, müşterilerimiz tarafından büyük bir takdirle karşılanıyor. Ayrıca, ORGenie’nin gözlemleme ve değerlendirme yetenekleri açısından genişliği de teknolojimizi farklı kılıyor.” dedi.

11 girişimciye 300 bin TL’ye kadar hibe desteği!

Lonca Girişimcilik Merkezi, 10. dönem programına başladı. İlk dokuz döneminde binlerce başvuru arasından seçilen ve 6 aylık eğitim döneminin ardından 90 girişimi mezun eden Lonca Girişimcilik Merkezi, yeni döneminde de girişimcileri iş dünyasına hazırlayacak. 300’ü aşkın başvurunun yapıldığı Lonca’nın yeni dönemine 11 startup seçildi.

Lonca Girişimcilik Merkezi, başta nakit hibe desteği olmak üzere 6 aylık program boyunca özel eğitim ve danışmanlık, proje bazlı mentörlük, etkinlik ve fuarlara katılım, açık ofis ve Ar-Ge desteği, PoC imkânı, Kuveyt Türk’le iş birliği fırsatıyla birlikte API erişimi gibi önemli avantajlar sunuyor.

Toplamda 300 bin TL’ye varan hibe

Lonca Girişimcilik Merkezi, yeni dönemde girişimlere 250 bin TL nakit hibe ve 50 bin TL Ar-Ge desteği olmak üzere toplamda 300 bin TL’ye kadar katkıda bulunacak. Programda yer alan ekipler, Lonca’nın sunduğu kişiselleştirilmiş destek modeliyle işlerini geliştirerek Kuveyt Türk’ün yatırımcısı olduğu Lonca Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile yatırım almakta önceliğe sahip olacak. Ayrıca Lonca, erken aşama girişimlerin hızla gelişip büyümelerine destek olacak olan yeni bir fonla girişimcilerin ihtiyaç duydukları finansal desteği sağlayarak daha hızlı bir büyüme ve ölçeklenme süreci yaşamalarına olanak tanıyacak.

Lonca’nın 10. dönem programına seçilen 11 startup:

Carbon Gate: İşletmelere, karbon ayak izlerini takip ederek raporlama hizmeti sunan, şirketlerin çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için etkili bir araç sunan çevresel sürdürülebilirlik girişimidir.

CorPal: Kronik hastalığı bulunan kişilerin fiziksel ve mental rehabilitasyona istedikleri zaman istedikleri yerden ulaşabilmelerini sağlayan, yapay zekâ destekli çözümleriyle hastaların kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerine ulaşmalarını destekleyen bir sağlık teknolojisi girişimidir.

Cynte: SoftPOS çözümleriyle NFC destekli mobil cihazları POS cihazına dönüştürerek geleneksel POS cihazlarına gerek kalmadan güvenli ve hızlı ödeme alınmasını sağlayan; ödeme süreçlerini dijitalleştiren ve basitleştiren bir finansal teknoloji girişimidir.

Kampania: Kullanıcıların, farklı bankaların kredi kartı kampanyalarını tek bir platformda karşılaştırmasını sağlayarak en uygun fırsatları bulmalarını kolaylaştıran bir finansal teknoloji girişimidir.

Madlen: Öğrencilerin öğrenme stillerine uygun kişiselleştirilmiş eğitim süreçleri sunan, öğretmenlerin ise iş yükünü azaltarak verimliliklerini artıran bir eğitim teknolojisi girişimidir.

Meditechlabs: Hasta raporlarının ses kullanarak hızlı ve doğru bir şekilde otomatize edilmesini sağlayan, sağlık profesyonellerinin iş yükünü azaltan bir sağlık teknolojisi girişimidir.

Shipsider: Deniz ticaretinde operasyonel optimizasyon sağlayarak zaman, para ve karbon tasarrufu sunan; akıllı ve modüler sistemlerle navlun hesaplamalarını basitleştiren bir lojistik teknolojisi girişimidir.

Skymod: Şirketlerin takımlar halinde çalışabilecekleri, istedikleri dil modelini seçip tek tıkla asistan oluşturabilecekleri, AI çözümlerini güvenle kullanmalarını mümkün kılan bir üretken yapay zekâ platformudur.

Stash: Yazılım geliştirme ekiplerinin sorun çözüm süreçlerini hızlandırmak için yapay zekâ destekli çözümler sunan; geliştiricilerin iş akışlarını optimize ederek daha hızlı çözümler üretmelerini sağlayan bir yazılım analitiği platformudur.

Upsonic: Kod bakımını gereksiz kılarak Data ve ML ekiplerinin zaman kazanmasını sağlayan; dokümantasyon ve test süreçlerini otomatize eden; fonksiyonların tekrar kullanımını artırarak verimliliği yükselten bir codebase teknolojisidir.

Urth: Markaların müşterileriyle duygusal bağ kurabileceği özgün tasarımlar sunan; yapay zekâ teknolojisiyle markaların kendine özgü imzalarını oluşturmalarına yardımcı olan bir yapay zekâ girişimidir.

Küresel akıllı sayaçlar 3.4 milyar adede ulaşacak

Küresel akıllı sayaçlar 2033 yılına kadar ikiye katlanarak 3.4 milyar adede ulaşacak ve yıllık 40 milyar dolar gelir elde edecek. Dünyanın önde gelen IoT analist firması Transforma Insights, küresel akıllı sayaçların 2023 yılında 1.7 milyardan 2033 yılında 3.4 milyara çıkacağını ve bu tarihe kadar akıllı ölçümün yılda 40 milyar dolar gelir getireceğini tahmin ediyor. Akıllı elektrik ölçümü baskın olmaya devam edecek ancak akıllı su ölçümü de giderek önem kazanacak. 

Küresel akıllı sayaçlar ile IoT destekli enerji 

Transforma Insights, devam eden IoT pazar tahminlerinin bir parçası olarak akıllı su, gaz ve elektrik ölçümü pazarları hakkında bir dizi rapor yayınladı. Araştırma, akıllı ölçümün en önemli IoT kullanım alanlarından biri olmaya devam edeceğini gösteriyor. 

Bugün, küresel olarak tüm Nesnelerin İnterneti bağlantılarının yüzde 10’undan fazlası akıllı sayaçlardır. Diğer kullanım alanlarının daha hızlı büyümesiyle birlikte bu oran 2033 yılına gelindiğinde biraz azalarak yüzde 9’a düşecektir. 

Bugün 1,15 milyar bağlantı (yüzde 68) ile elektrik akıllı sayaçları baskınken, 2023 sonunda 245 milyon gaz akıllı sayacı (yüzde 14) ve 296 milyon su akıllı sayacı (yüzde 17) bulunmaktadır. Bu rakamlar 2033 yılına kadar sırasıyla 2,1 milyar (yüzde 62), 510 milyon (yüzde 15) ve 789 milyon (yüzde 23) olacaktır. 

Dünya genelinde akıllı sayaçlardan elde edilecek toplam gelir 2023 yılında 17 milyar USD iken, bu rakam 2033 yılında 40 milyar USD’ye ulaşacaktır. 

Akıllı sayaçları bağlamak için tercih edilen teknolojiler oldukça hızlı bir şekilde gelişecektir. Bugün elektrik sayaçlarını bağlamak için elektrik hattı iletişimi ve RF ağı dahil olmak üzere çok çeşitli teknolojiler kullanılmaktadır. Zamanla bu durum, hem hücresel mMTC teknolojileri (örn. NB-IoT) hem de LoRaWAN ve Sigfox gibi lisanssız teknolojiler olan Düşük Güçlü Geniş Alan (LPWA) teknolojilerinin kullanımına doğru kademeli olarak geçiş yapacaktır. 

Yapay zekalı çıplaklık siteleri kapatılacak

0

San Francisco Şehir Savcısı David Chiu Perşembe günü düzenlediği bir basın toplantısında en popüler 16 yapay zekalı çıplaklık sitesini kapatmayı planladığını açıkladı.  

Yapay zekalı çıplaklık siteleri tüketicilere zarar veriyor 

Şehir Savcısı bu siteleri intikam pornografisi, deepfake pornografi ve çocuk pornografisi ile ilgili federal yasaları ihlal etmekle suçluyor. Chiu’nun ofisi ayrıca siteleri Kaliforniya eyaletinin haksız rekabet yasasını ihlal etmekle de suçluyor. Çünkü Kaliforniya’daki bir üst mahkemeye sunulan ihtiyati tedbir talebine göre “tüketicilere verdikleri zarar, bu uygulamalarla ilişkili her türlü faydadan çok daha ağır basıyor”. 

Şikayet, Chiu’nun çıplaklık web sitelerini işlettikleri için dava açmayı planladığı toplam 50 sanığa odaklanıyor. Bazı sanıkların ve web sitelerinin isimleri redakte edildi ancak Florida’da bulunan Sol Ecom, New Mexico’daki Briver ve İngiltere merkezli Itai Tech Ltd. gibi “kadın ve kızların görüntülerini çıplaklaştırmayı teklif eden dünyanın en popüler web sitelerinden bazılarını” işleten birkaç şirket de açıkça tanımlanıyor. Şikayette adı geçen tek sanık Estonyalı Augustin Gribinets, kadın ve çocukların rıza dışı görüntülerini içeren bir yapay zeka soyunma sitesinin sahibi olmakla suçlanıyor. 

Bu web siteleri altı aylık bir süre içinde 200 milyondan fazla ziyaret almıştır. Şikayete göre, bu sitelerdeki kadın ve çocukların rıza dışı görüntüleri, daha fazla ziyaretçi kazandıkça “kadınları ve kız çocuklarını zorbalık etmek, tehdit etmek ve aşağılamak için kullanılıyor” ve bu üzücü eğilim hiçbir azalma belirtisi göstermiyor.  

Şehrin avukatı, Şubat ayındaki yasal şikayetinde, bir yapay zeka soyunma sitesinin Kaliforniya’daki bir ortaokulda 16 sekizinci sınıf öğrencisinin görüntülerini oluşturduğu bir vakaya atıfta bulunuyor. Bu olay muhtemelen Beverly Hills’teki bir lisede meydana gelen ve 16 öğrencinin diğer öğrencilerin sahte çıplak görüntülerini yaydığı bir olaya atıfta bulunuyor. Los Angeles Times’a göre okul bölgesi, yasadışı görüntülerin yayılmasına karıştıkları gerekçesiyle beş öğrenciyi okuldan uzaklaştırdı. 

Deepfake teknolojisi özellikle federal düzeyde önemli bir yasal sorun haline gelmiştir. Geçtiğimiz ay ABD Telif Hakları Ofisi dijital kopyalarla ilgili bir rapor yayınladı ve “yeni bir yasaya ihtiyaç olduğu” sonucuna vardı. Sadece birkaç gün sonra, iki partili bir grup senatör, bireyleri seslerinin, yüzlerinin veya vücutlarının rızaları olmadan yapay zeka ile yeniden yaratılmasına karşı koruyacak yeni bir yasa oluşturacak NO FAKES Yasasını tanıttı. 

Neden Her Kuruluş Genişletilmiş Tespit Ve Yanıt (XDR) Kullanmalı?

ALEV AKKOYUNLU / Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

Günümüzün gelişmiş tehditleri, XDR çözümlerinin sağladığı erken tespit ve müdahale sayesinde artık yeterince güvenli olmayan uç noktaları ihlal edemiyor ve ağ içerisinde kontrolsüz bir şekilde yayılamıyor. Elbette bu tehditler hala mevcut ancak XDR, saldırının amacına ulaşmasını önlemek için güvenlik ekiplerine kabiliyet kazandırıyor.

Ezber bozan yapısına rağmen XDR çözümleri, endüstri genelinde yaygınlaşmadı. Bunun en büyük sebebi ise XDR’ın yalnızca büyük işletmeler tarafından ihtiyaç duyulduğu algısı. Ancak tedarik zinciri saldırılarının artması, küçük kuruluşları kurumsal ağlara sızmaya çalışan kötü niyetli aktörler için cazip hedefler haline getirdi.

Tedarikçilerle, hizmet sağlayıcılarla ya da diğer ortaklarla iş yapan tüm kuruluşların günümüzün sofistike saldırılarına karşı risk altında olduğunu bilmesi, kendilerini ve ortaklarını saldırganlardan korumak için en iyi araçlardan yararlanması önem taşıyor.

1. Gelişmiş Tehdit Algılama: Günümüzün tehdit aktörleri, geleneksel güvenlik araçlarını aşmak için farklı birçok hileli ve kapsamlı taktikler kullanıyor. Genellikle yapay zeka ve makine öğrenimi ile desteklenen XDR ise gerçek zamanlı tehdit istihbaratına ve bilinen güvenlik açıklarına dayalı olarak hangi davranışların aranacağını biliyor. Anormal bir konumdan ağa giriş yapan bir uzaktan çalışan ile yetkisiz bir ağ bağlantısı arasındaki farkı anlamak, False-Positive algılamaları ve gereksiz iş akışlarını azaltırken savunmanızı güçlendiren istihbarat

üretir. XDR’ınız iş operasyonlarını etkilemeden bu sofistike tehditleri tespit edebilecek gelişmiş tehdit algılama yeteneklerine sahip olduğundan emin olun. Anormal bir konumdan ağa giriş yapan bir uzaktan çalışan ile yetkisiz bir ağ bağlantısı arasındaki farkı anlamak, yanlış pozitifleri ve gereksiz iş akışlarını azaltırken savunmayı da güçlendiren önemli bir istihbarat türü.

2. Otomatik Yanıt: Otomasyon, güvenlik iş akışlarını düzene sokmanın ve operasyonel verimlilik yaratmanın anahtarı olarak kabul ediliyor. Doğru XDR çözümü, ister güvenliği ihlal edilmiş bir kullanıcı hesabını devre dışı bırakmak, ister bilinmeyen bir makineyi ağdan izole etmek olsun, kritik olaylara otomatik yanıtları tetikleme yeteneğine sahip olması gerekiyor. Bağımsız olarak veya döngüde bir insanla birlikte hızlı hareket etme yeteneği, kuruluşların saldırganları yüklerini teslim etmeden önce saldırı zincirinin erken aşamalarında durdurmalarına ve iş operasyonları üzerindeki etkilerini azaltmalarına olanak tanıyor.

3. Merkezi Yönetim ve Proaktif Öngörü: Son olarak, XDR çözümünüzün size tek bir yönetim paneli ile tüm BT ortamınızın merkezi ve bütünsel bir görünümünü sağlaması önem taşıyor. Ağınızdaki sistemleri, verileri, kullanıcıları ve bağlantıları, nerede savunmasız olduğunuzu ve tehditlerin sistemden sisteme nasıl geçebileceğini bilmeniz gerekiyor. Doğru XDR çözümü, vektörler ve izleme araçları arasında değerli proaktif öngörüler oluşturmak için eğilimleri belirleyerek ve farklı olayları ilişkilendirerek merkezi yönetimin ötesine geçiyor. Günümüzün tehditleri, bulutta başlayıp şirket içi altyapıya yayılmadan önce sistemler arasında yayılacak kadar karmaşıktır. Bu nedenle XDR çözümlerinin ilgisiz olayları tespit etmesi, müdahale ekiplerine uygun bir yanıt oluşturmaları için ihtiyaç duydukları bağlamı sağlayan eksiksiz bir saldırı zincirini bir araya getirmesi ve bunu saldırganlar çoktan harekete geçip yüklerini teslim ettikten sonra değil, neredeyse gerçek zamanlı olarak hızlı bir şekilde yapması önem taşıyor.

Alev Akkoyunlu
Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

23 yıla yakın bir süre siber güvenlik sektöründe satış ve pazarlama alanında ustalaşan Alev Akkoyunlu, şu an Bitdefender Antivirüs’ün de aralarında bulunduğu birçok güvenlik ürününün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörlüğü görevini yürütmektedir. 1979 doğumlu olan Akkoyunlu, Süleyman Demirel Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. Akkoyunlu, 1 çocuk sahibidir.

Koku alan yapay zekâ geliyor!

Yapay zeka girişimi Osmo, kokuları “ışınlamaya” hazırlanıyor. Şirketin iddialı teknolojisi, bir zamanlar hayal edilen dijital kokular kavramını gerçeğe dönüştürebilir ve aynı zamanda hastalık tespiti gibi alanlarda çığır açıcı yenilikler sunabilir.

CEO Alex Wiltschko liderliğindeki Osmo, kokuyu görüntüler ve sesler gibi dijital olarak işlenebilir hale getirecek bir yapay zeka geliştirmeye odaklanıyor. Bu, sadece Smell-O-Vision’a duyulan nostaljiyle ilgili değil; kokuları yorumlamak ve yeniden yaratmak için yapay zekayı kullanmak, geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilecek bir başarı olabilir.

Bu teknoloji, bilgisayarlara kokularla ilişkili spesifik moleküler desenleri tanımayı öğretmeye dayanıyor. Mikrofonlar ve kameralar gibi cihazlar uzun süredir bilgisayarlara veri sağlarken, koku algılama konusunda bu tür bir donanım bulunmuyor. Mevcut sensör cihazları, örneğin alkol testi için belirli molekülleri analiz edebiliyor, ancak geniş bir koku spektrumunu tanımlayıp sınıflandırmak için gereken kapasiteye sahip değiller.

Osmo’nun yenilikçi yaklaşımı, yapay zekanın çalışabileceği bir “koku haritası” oluşturmayı içeriyor—bu, moleküler bağ birlikteliklerinin etiketlendiği bir veri seti geliştirmeyi gerektiren büyük bir görev. Wiltschko, molekül yapısında en küçük bir değişikliğin bile kokuyu tamamen farklı bir şeye dönüştürebileceğini, bunun da yapay zekayı kokuları doğru bir şekilde tanıması ve yeniden yaratması için eğitmenin ne kadar zor olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Kokulara bakarak hastalıkları tespit edebilir

Teknik başarısının ötesinde, Osmo’nun teknolojisi sağlık alanında da derin etkiler yaratabilir. Yapay zeka, belirli hastalıklarla ilişkili kokuları tespit ederek kanser gibi hastalıkları saptayabilir. Örneğin, diyabet hastalarında düşük kan şekerini koklayabilir ve bu sayede erken uyarı sistemi olarak kullanılabilir.

Ayrıca, kokuları sentezleyip internet üzerinden iletme yeteneği, dijital pazarlama ve marka oluşturma alanlarında da yeni kapılar açabilir. Şirketlerin bir gün kendi marka kimliklerinin bir parçası olarak kokuları kullanabileceği veya tüketicilerin bir ürünü çevrimiçi satın almadan önce kokusunu deneyimleyebileceği bir dünya hayal edin.

Osmo’nun çalışması, sadece teknolojik bir merak olmanın ötesinde; kokunun, sağlık hizmetlerinden tüketici etkileşimine kadar dijital deneyimlerde önemli bir rol oynayacağı bir geleceğe doğru atılmış bir adım.

Bitcoin madenciliği karlılık konusunda dipte! 

0

Coindesk’in haberine göre, JPMorgan tarafından yapılan bir analiz, yapay zeka kazançlarının peşine düşen ve bu süreçte kriptoyu terk eden yatırımcılar sayesinde elit kripto para birimini çıkarmak için gereken hesaplama gücünün değerini aştığını ortaya koydu. 

Bitcoin madenciliği karlılık nedeniyle tercih edilmiyor 

Sonuç: Bitcoin madenciliğinin kârlılığı tüm zamanların en düşük seviyesinde ve daha da düşüp düşmeyeceği henüz belli değil. 

Bu bulguların özü “hashrate” olarak bilinen ve kripto dünyasında belirli bir para biriminin madenciliğini yapmak için gereken hesaplama gücüne dayanıyor. Bitcoin ve Ethereum gibi iş kanıtı para birimlerinde madenciler, her bir madeni parayla ilişkili uzun hash kodlarını hızlı bir şekilde tahmin etmek için giderek daha büyük miktarlarda bilgi işlem gücü kullanmak zorundadır ve bunu yaptıklarında yeni basılmış bir madeni parayla ödüllendirilirler. 

Bu yaz Bitcoin’in değerinin düşmesinin ardından hashrate o kadar yükseldi ki Ağustos ayı itibariyle Amerika Birleşik Devletleri’nde listelenen 18 milyondan fazla madenci yüzde 18’lik bir piyasa değeri kaybı kaydetti. Esasen, tam madenciler yanmayı hissederken, seçkin kripto para biriminin fiyatı düştü ve durumu daha da kötüleştirdi. 

Coindesk’in belirttiği üzere, Bitcoin’in madencilik karlılığı, kıtlığı korumak ve enflasyonla mücadele etmek için dört yıllık programa göre her bir madeni paranın değerini yarıya indiren bu yılki yarılanma olayından bu yana sürekli olarak düştü.  

Aslında, Bitcoin’in madencilik karlılığını ölçen hashprice’ı Aralık 2022’ye kıyasla yüzde 30, yarılanma öncesine kıyasla ise yüzde 40 daha düşüktü. 

Uluslararası Para Fonu’nun, insanları büyük ölçüde enerji yoğun ve kirletici bir çabaya girmekten caydırmak için kripto madenciliği elektriğinin maliyetini yüzde 85’e kadar artırmayı düşündüğü raporlarıyla, Bitcoin madencisi olmak için hiç bu kadar kötü bir zaman olmamış gibi görünüyor. 

Ancak Bitcoin kardeşlerin bu durumu gelecekteki bir dalgalanmanın işaretinden başka bir şey olarak görüp görmeyeceklerini kimse tahmin edemiyor. 

ChatGPT doktorluk işinde kötü performans gösterdi! 

0

ChatGPT’yi sıkıcı bir iki e-posta yazmak için kullanmakta sakınca görmeyebilirsiniz, ancak ChatGPT doktorluk konusunda ona güvenir miydiniz? Yeni araştırmalar muhtemelen güvenmemeniz gerektiğini gösteriyor. 

ChatGPT doktorluk mesleğini yapamıyor 

Plos One dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 150 tıbbi vaka sunulduktan sonra, ChatGPT doktorluk yeteneklerinden yoksun olduğunu gösterdi. Yapay zekalı chatbot yalnızca zamanın yarısından daha azında doğru tanı koydu. 

Araştırmacılar, bulguların ChatGPT’nin mevcut haliyle “bir teşhis aracı olarak doğru olmadığını” gösterdiğini ve bunun da Google gibi şirketlerin hastanelerde kullanılan ChatGPT doktorluk chatbotlarıyla ilgili denemelerini sorgulanır hale getireceğini yazdı. Yapay zeka modelleri özellikle tıbbi amaçlar için piyasaya sürüldüğünden, yazarlar halkın teknolojinin yeteneklerini abartacağından endişe ediyor. 

Çalışmanın eş yazarı ve Western Üniversitesi yardımcı doçenti Amrit Kirpalani Live Science’a verdiği demeçte, “İnsanlar korkmuş, kafası karışmış ya da bakıma erişememişse, kendileri için ‘kişiye özel’ tıbbi tavsiyeler sunuyormuş gibi görünen bir araca güvenebilirler” dedi.

Kirpalani: “Tıp camiası olarak (ve daha geniş bilim camiası içinde) genel nüfusu bu araçların sınırlılıkları konusunda eğitme konusunda proaktif olmamız gerektiğini düşünüyorum. Henüz doktorunuzun yerini almamalılar” dedi.  

Araştırmacılar deneylerinde ChatGPT’nin büyük dil modeli GPT 3.5’i, tıp uzmanları için çevrimiçi bir kaynak olan Medscape’ten halihazırda doğru bir şekilde teşhis edilmiş çeşitli tıbbi vakalarla beslediler. ChatGPT doktorluk uygulamasında başarısız oldu. Ayrıca, ChatGPT’nin eğitim verilerine dahil edilmediklerinden emin olmak için yalnızca Ağustos 2021’den sonraki vakaları seçtiler. İşleri adil hale getirmek için ChatGPT ayrıca hasta geçmişine, fizik muayenelerden elde edilen bulgulara ve laboratuvar ve görüntüleme sonuçlarına da baktı. 

 Her vakada bot, yalnızca biri doğru olmak üzere dört farklı çoktan seçmeli cevap arasından seçim yapmak zorundaydı. Ayrıca teşhisin arkasındaki mantığı açıklaması ve bazı durumlarda alıntılar sunması gerekiyordu. 

ChatGPT bir tıp öğrencisi olsaydı, tam bir F alırdı: zamanın sadece yüzde 49’unda doğru teşhisi koydu ve zamanın sadece yüzde 52’sinde “tam ve ilgili” cevaplar verdi. Ancak genel doğruluk oranı çok daha iyiydi. Bu kriter, ChatGPT’nin tüm çoktan seçmeli seçenekler arasında yanlış seçenekleri atma becerisini değerlendirdi. Yüzde 74 puan aldı. Yani ChatGPT doktorluk yapmadaki başarısızlığına rağmen, neyin yanlış olduğunu fark etmede şaşırtıcı derecede iyiydi. 

Hafıza sırları çözülüyor: anılar değiştirilebilir mi?

0

Basel Üniversitesi Biozentrum’daki araştırmacılar, farelerin beyinlerinde yaptıkları görüntüleme çalışmalarıyla, anıların nasıl depolandığını ve zamanla nasıl değiştiğini gözlemleyerek çarpıcı bulgulara ulaştılar. Yapılan araştırma, insan beyninin tıpkı yedekli bilgisayar sistemleri gibi, tek bir anıyı depolamak için üç farklı nöron seti kullandığını ortaya koydu.

Hafıza için üç farklı nöron seti harekete geçiyor

Araştırmaya göre, anıların depolanması sırasında erken doğan, orta evredeki ve geç doğan nöronlar olmak üzere üç farklı nöron grubu devreye giriyor. Erken doğan nöronlar, fetüsün en erken gelişen nöronları olarak bilinirken, geç doğan nöronlar ise embriyonik gelişimin geç dönemlerinde ortaya çıkıyor. Orta evredeki nöronlar ise rahimdeki büyümenin ortasında oluşuyor.

Hafızanın aman içerisinde güçlenmesi ve zayıflaması

Görüntüleme çalışması, anıların depolandığı nöron grubunun hafızanın gücü ve kalıcılığı üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Erken doğan nöronlarda depolanan anılar, başlangıçta hatırlanması zor olabilirken, zamanla güçleniyor. Geç doğan nöronlarda depolanan anılar ise başlangıçta çok güçlü olsa da, zamanla zayıflayarak beyin tarafından erişilemez hale geliyor. Orta evredeki nöronlar ise diğer gruplara kıyasla daha yüksek bir stabilite gösteriyor.

Araştırma grubunun başkanı Flavio Donato, beynin hafıza oluşumundaki bu esnek yapısının, hafızanın hem geçmişi hatırlamamıza yardımcı olduğunu hem de değişen dünyaya uyum sağlamamıza imkan tanıdığını vurguluyor.

Araştırmacılar, bu bulguların travmatik anılardan muzdarip kişilerin tedavisinde önemli etkileri olabileceğineinanıyor. Özellikle hafızanın depolanma sürecinin başlangıcında, yani geç doğan nöronlar etkinleştirildiğinde, anıların hala değiştirilebilir olduğu belirtiliyor. Ancak hafıza daha uzun süre depolandığında, onu değiştirmek giderek zorlaşıyor.

Çalışmanın ilk yazarı Vilde Kveim, “Anıların beyinde dinamik bir şekilde depolanması, beynin muazzam bellek kapasitesinin temelini oluşturan esnekliğin bir kanıtıdır” dedi. Kveim ve ekibi, bu esnekliğin anlaşılmasının, bilim insanlarının gelecekte insanların kaybettiklerini düşündükleri anılara nasıl erişebileceklerini veya acı verici anıları nasıl susturabileceklerini anlamalarına yardımcı olabileceğini ifade ediyor.

Ucuz Tesla Model 3 satışa çıktı!

Elektrikli araç üreticisi Tesla, daha uygun fiyatlı bir Model 3 versiyonunu tanıtarak otomobil pazarında yeni bir hamle yaptı. Şu an sadece Meksika‘da satışa sunulan bu yeni versiyon, iç mekanda yapılan bazı önemli değişikliklerle dikkat çekiyor. Eğer bu model, Meksika’da tüketicilerden olumlu geri dönüş alırsa, Tesla’nın bu stratejiyi diğer pazarlara da yayma ihtimali oldukça yüksek.

Tesla, yeni ve daha uygun fiyatlı Model 3 versiyonunda maliyeti düşürmek amacıyla bazı iç mekan özelliklerinden feragat etmiş durumda. Standart Model 3’te sunulan siyah veya beyaz iç mekan seçenekleri, bu modelde yalnızca siyah renk ile sınırlandırılmış. Bunun yanı sıra, genellikle lüks bir özellik olarak görülen deri koltuklar yerini kumaş koltuklarabırakmış. Bu değişiklik, Tesla’nın daha geniş bir müşteri kitlesine hitap etme çabası olarak yorumlanabilir.

Arka koltuk ekranı gibi son model Tesla’larda standart olarak sunulan bazı teknolojik özellikler, bu versiyonda yer almıyor. Ayrıca, özellikle soğuk iklimlerde tercih edilen ısıtmalı direksiyon ve koltuklar da bu yeni modelden çıkarılmış durumda. Yeni Model 3’ün kokpitini çevreleyen RGB ortam aydınlatması ise sadece beyaz ışıkla sınırlandırılmış, bu da maliyetleri düşürmek için yapılan bir diğer önemli değişiklik olarak öne çıkıyor.

Diğer değişiklikler ve performans

Yeni Model 3’te dikkat çeken bir diğer unsur ise akustik camlardaki değişiklik. Standart versiyonda tüm camlar akustik özellik taşırken, bu daha ucuz modelde yalnızca ön camda akustik özellik bulunuyor. Bu tür detaylar, Tesla’nın maliyeti daha da düşürme amacıyla yaptığı yeniliklerden sadece birkaçını oluşturuyor.

Ancak tüm bu değişikliklere rağmen, aracın performansı ve sürüş dinamikleri, Tesla Model 3 RWD (arkadan çekişli) ile büyük ölçüde aynı kalmış durumda. Bu da, Tesla’nın fiyatı düşürürken temel sürüş deneyiminden ödün vermediği anlamına geliyor.

Meksika’da piyasaya sürülen bu yeni Tesla Model 3, 40.100 dolarlık bir fiyat etiketiyle satışa sunuluyor. Ancak Meksika’daki vergi indirimleri göz önüne alındığında, aracın fiyatı 35.000 dolara kadar düşüyor. Bu fiyat, Tesla’nın ABD pazarında sattığı Model 3 RWD versiyonundan yaklaşık 4.000 dolar daha düşük.

Tesla, bu yeni versiyonu Meksika pazarında test ederken, başarılı olması halinde aynı stratejiyi diğer pazarlara da taşıyabilir. Daha düşük maliyetli bir Model 3, Tesla’nın küresel pazarda daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayabilir ve şirketin elektrikli araç pazarındaki liderliğini pekiştirebilir.

Tesla’nın bu yeni model hamlesi, firmanın piyasa stratejisi hakkında önemli ipuçları veriyor. Elektrikli araçların popülaritesi arttıkça, daha fazla tüketici bu teknolojiye erişim sağlamayı hedefliyor. Tesla‘nın bu girişimi, hem marka imajını güçlendirebilir hem de elektrikli araç pazarındaki rekabeti daha da kızıştırabilir. Eğer bu model, Meksika‘da beklenen ilgiyi görürse, Tesla’nın diğer pazarlarda da benzer hamleler yapması bekleniyor. Bu da, Tesla’nın global stratejisinde esneklik ve yenilikçilikten vazgeçmediğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Microsoft, BitLocker cihaz şifrelemesini varsayılan haline getirecek!

Bu, 24H2 sürümü ile birlikte gelecek ve önümüzdeki aylarda kullanıcılara sunulacak. Eğer bu sürümü sıfırdan yükler ve bir Microsoft hesabı veya iş/okul hesabı ile oturum açarsanız, cihaz şifrelemesi otomatik olarak etkinleştirilecek.

Cihaz şifrelemesi, Windows makinelerinin güvenliğini artırmak için tasarlandı ve Windows yüklü diske BitLocker şifrelemesini otomatik olarak uygularken, kurtarma anahtarını da Microsoft hesabınıza veya Entra ID’ye yedekliyor.

Windows 11 sürüm 24H2 ile Microsoft, otomatik cihaz şifrelemesi için donanım gereksinimlerini azaltarak Home sürümünü kullananlar dahil olmak üzere daha fazla cihaza bu özelliği açıyor. Artık Cihaz Şifrelemesi için Hardware Security Test Interface (HSTI) veya Modern Standby gibi gereksinimler aranmayacak. Ayrıca, güvenilmeyen doğrudan bellek erişim (DMA) arabirimleri tespit edilse bile şifreleme etkinleştirilecek.

Bu en son Windows 11 sürümü, Microsoft’un Copilot Plus PC’lerinde önceden yüklü olarak geliyor ve mevcut cihazlarda eylül ayının sonlarında kullanılabilir olacak. Eğer yılın ilerleyen zamanlarında Windows 11’i sıfırdan yükler veya 24H2 yüklü bir yeni bilgisayar satın alırsanız, BitLocker cihaz şifrelemesi varsayılan olarak etkinleştirilecek. Ancak sadece 24H2’ye yükseltme yaparsanız, Microsoft otomatik olarak cihaz şifrelemesini etkinleştirmeyecek.

Bu özellik, bazı cihazlarda SSD performansını olumsuz etkileyebilir. Tom’s Hardware, geçen yıl bu BitLocker sürümünü test etti ve sürücülerin hızında yüzde 45’e kadar bir yavaşlama tespit etti. Microsoft, bu konuda yorum yapmaktan kaçındı ve yalnızca destek belgeleri aracılığıyla planlarını doğruladı. Ancak, bu belgelerde olası performans etkilerinden bahsedilmedi.

Eğer Windows 11 24H2 sürümünü sıfırdan yüklerken bir yerel hesap kullanıyorsanız, otomatik cihaz şifrelemesinden kaçınabilirsiniz. Yeni bir cihaz kurduğunuzda ve yerel bir hesapla oturum açtığınızda, cihazı şifrelemeyi tamamlamak için bir Microsoft hesabı ile oturum açmanız istenecek. BitLocker, yine de yerel hesaplarda manuel olarak BitLocker Kontrol Paneli üzerinden etkinleştirilebilir. Ayrıca, cihaz şifrelemesini Windows 11’in gizlilik ve güvenlik ayarları bölümündeki bir geçiş anahtarıyla devre dışı bırakabilirsiniz.

Microsoft, Windows 11’de güvenliği anlamlı bir şekilde artırmayı hedefledi ve bu amaçla modern işlemciler, Secure Boot ve TPM (Güvenilir Platform Modülü) çipleri gibi gereksinimleri zorunlu kıldı.

Bu gereksinimler tartışmalı olsa da, Microsoft’un iki yıl önce sanallaştırılmış Bellek Bütünlüğü özelliğini varsayılan olarak etkinleştirmesine olanak sağladı ve bu sayede Windows 11 sistemlerini zararlı yazılımlardan daha iyi koruma amaçlandı.