Apple’dan katlanabilir müjde

Teknoloji devi Apple, merakla beklenen katlanabilir cihazlarıyla ilgili heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. Son raporlara göre, Apple, yakın gelecekte düzenleyeceği Let Loose etkinliğiyle birlikte yeni iPad modellerini tanıtacak. Ancak, firmanın ilerleyen yıllarda katlanabilir teknolojiyi kullanarak piyasaya süreceği cihazlar da gündemde.

2025 yılının sonlarında tanıtılması beklenen bir hibrit iPad modeli, büyük ekranıyla dikkat çekiyor. 20,3 inçlik bir ekranla gelecek olan bu hibrit iPad, kullanıcıların hem tablet hem de dizüstü bilgisayar deneyimini aynı anda yaşamalarını sağlayacak. Ardından, 2026‘da piyasaya sürülmesi beklenen ilk katlanabilir iPhone ise 7,9 inç veya 8,3 inçlik ekran seçenekleriyle gelerek mobil cihazlarda yeni bir dönemi başlatacak.

Apple' cihaz

Analizlere göre, her iki cihaz da Apple’ın şimdiye kadar ürettiği diğer ürünler gibi yüksek kalitede ve yüksek fiyat etiketleriyle gelecek. Ancak, Apple hayranları ve teknoloji tutkunları, bu yenilikçi cihazların getireceği deneyimi merakla bekliyor.

Katlanabilir teknoloji konusunda Apple’ın adımlar atacağına dair spekülasyonlar daha önce de ortaya atılmıştı. Ming-Chi Kuo, Ross Young ve Mark Gurman gibi tanınmış kaynaklar, Apple’ın bu alanda çalışmalar yaptığını ve katlanabilir cihazlar üzerinde araştırmalarını sürdürdüğünü belirtmişti.

Farklı kaynaklar farklı tarihler verse de, genel olarak katlanabilir cihazların geleceği hakkındaki tahminler birleşiyor. Tüm bu raporlar, Apple’ın muhtemelen birden fazla katlanabilir cihaz konsepti üzerinde çalıştığını gösteriyor.

Bu arada, Apple’ın Let Loose etkinliğinde yeni iPad modellerini tanıtacağı belirtiliyor. Etkinlik, Türkçe simültane çeviri ile 17:00‘de YouTube kanalında canlı olarak yayınlanacak. Teknoloji meraklıları ve Apple hayranları, bu etkinliği kaçırmamak için heyecanla bekliyor.

Schneider Electric’te yeni atama!       

0

Schneider Electric, Mahmut Dede’nin Türkiye Ülke Satış Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildiğini duyurdu. Dede, yeni görevi kapsamında Ülke Satış Organizasyonunun stratejisinin belirlenerek hedeflerinin gerçekleştirmesinden sorumlu olacak.

Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümüne liderlik eden Schneider Electric, Mahmut Dede’nin Türkiye Ülke Satış Genel Müdür Yardımcısı olarak atandığını duyurdu.

1 Mayıs 2024 tarihi itibariyle yeni görevine başlayan Dede, müşteri odaklı stratejiler geliştirerek pazardaki rekabetçi konumunu güçlendirme, yeni pazar fırsatlarını keşfetme ve satış performansını artırma görevini üstlendi. Ayrıca, mevcut müşteri ilişkilerini güçlendirerek müşteri memnuniyetini artırmak ve uzun vadeli müşteri bağlılığını sağlamlaştırmak gibi birçok konuya liderlik edecek.

Alanında 15 yılı aşkın tecrübeye sahip olan ve 2011 yılından bu yana Schneider Electric’te görev alan Dede, Ülke Satış Genel Müdür Yardımcılığının öncesinde son olarak 2021 yılından beri Servisler ekibine liderlik ederek, Servisler İş Biriminin büyümesine ve stratejik olarak konumlanmasına önemli katkılar sağladı.

Dede, İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra 2008 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2009 senesinde ETH Üniversitesi’nde Yönetim, Teknoloji ve Ekonomi programını tamamladı.  

Tamamen elektrikli insansı robot sahnede!

0

İnsansı robotlarda, çok sayıda firmanın prototipleriyle pazar payı için rekabet ettiği güncel bir yenilik dalgası var. 2024 Zhongguancun Forumu’ndaki önemli yapay zeka duyurularına uygun olarak, Pekin’in devlet destekli robotik inovasyon merkezi artık çığır açan eseri elektrikli insansı “Tiangong”u sergiliyor.

Tamamen elektrikli insansı robot

Pekin İnsansı Robot İnovasyon Merkezi Şirketi tarafından oluşturulan Tiangong, insansı robotlarda dikkat çeken bir gelişmedir. 163 cm boyundaki bu çok yönlü insansı, her yönde yumuşak hareket imkanı sağlayan elektrikli aktüatörlere ve saatte 6 kilometre azami hıza sahip. Robot, saniyede 550 trilyon işlemlik hızlı işlem hızını, görsel algıya yönelik gelişmiş bir sensör dizisiyle birleştiriyor. 43 kg küçük ağırlığı, dinamik aktivitelerde stabiliteyi garanti ediyor ve Durum Belleği Tabanlı Tahmine Dayalı Takviye Taklit Öğrenimi, doğal koşu hareketini kolaylaştırıyor.

Tiangong, yüksek hassasiyetli atalet ölçüm birimi (IMU), 3 boyutlu görüş ve görsel algı sensörleri ile temel hareket kontrolü sorunlarını çözüyor. Tökezlemelerden kurtulmak için gerçek zamanlı yürüyüş değişikliği ile gelişmiş esneklik sergileyerek merdivenlerde ve tepelerde ne kadar iyi gezinebildiği etkileyici.

Tiangong, Çin’in bu alanda liderliği ele geçirme yönündeki stratejik hamlesini temsil ediyor ve ülkenin insansı robotlar geliştirmeye yönelik iddialı vizyonuyla uyum sağlıyor. Plana göre Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, 2025 yılına kadar seri üretime geçen ve 2027 yılına kadar bilişsel ve yaratıcı kapasitelerle donatılmış insansı robotlara sahip olmayı umuyor.

Pekin’in Ekonomik ve Teknolojik Gelişim Bölgesi ile çalışan Tiangong, kendisini pazardaki rakiplerden ayıran açık kaynak metodolojisinin standardını belirliyor. Bu çaba, akademik kurumlar ve robotik işletmeleri arasındaki işbirliği yoluyla yeniliği teşvik ediyor ve ticari kullanımlarını genişletiyor. Çin’in insansı robot endüstrisi, UBtech Robotics, LimX Dynamics, Fourier Intelligence, Astribot ve Unitree gibi birçok özel şirketin yardımıyla gelişiyor.

Dahası, yapay zekanın günlük hayata dahil edilmesi, insansı robotların gelişimini ilerleterek Çin’in oyunun kurallarını değiştiren bu teknoloji alanındaki hızlı başarısını gösteriyor.

Sürücüsüz Waymo otoyolda görüldü!

Waymo aracının sürücünün müdahalesi olmadan sokaklarda ilerlemesi San Francisco’da görüldü.. Son zamanlarda Google’a bağlı otonom otomobil şirketi, Phoenix, Arizona çevresindeki yüksek hızlı otoyollarda yer alarak her gün gördüklerimizin ötesine geçiyor. Bu eylem, Waymo için önemli bir dönüm noktası anlamına geliyor çünkü sürücüsüz araçlarının yeteneklerini genişletme konusundaki kararlılığını gösteriyor.

Sürücüsüz Waymo testleri

Her ne kadar yalnızca çalışanlar için yapılsa da, bu tür otoyol testleri gelecekteki kamu kullanımına yönelik yollar açarak yolcuların şehir içi yollardan otoyollara sorunsuz bir şekilde geçiş yapmasına olanak tanıyor. Waymo’nun kendi kendine sürüş teknolojisi, rampalarda, rampalarda ve hatta şerit değişiklikleriyle ilgili tüm görevleri bağımsız olarak yönetebildiği için etkileyici düzeyde bir özerklik sergiliyor.

Bununla birlikte Waymo, daha fazla gelişmenin gerekliliğinin bilincindedir. Otomobilin davranışı, özellikle hızlı hareket eden otoyollardan daha yavaş hareket eden yüzey caddelerine geçiş yaparken, konforlu bir sürüşü garanti etmek için daha kesintisiz hızlanma ve yavaşlamaya özellikle vurgu yapılarak, üretici tarafından titizlikle ayarlanıyor. Daha yüksek hızlarda gürültü rahatsızlığı olasılığını daha da azaltmak için Waymo, ortam müziğini bir seçenek olarak dahil etti. Waymo, Jaguar I-Pace gibi doğal olarak sessiz olan elektrikli arabaları kullanıyor.

Tamamen otonom araçlara giden yolda zorluklar yaşandı. Waymo, San Francisco’da bir bisikletçiyle çarpışma ve iki arabanın bir çekiciyle çarpışmasına neden olan bir yazılım arızası da dahil olmak üzere birkaç aksilik yaşadı. Her ne kadar üzücü olsa da, bu olaylar işletmeyi güvenliği ilk sıraya koyma konusunda motive etti ve bu da yazılım yükseltmeleri ve sürekli gelişime bağlılıkla sonuçlandı. Rakip Cruise’un başına gelen bir yaya kazası da benzer bir aksamaya ve testlerin durdurulmasına neden oldu. Bu, böylesine devrim niteliğinde bir teknoloji yaratmanın getirdiği sürekli zorlukları ve güvenlik kaygılarını göstermekte.

Bu zorluklara rağmen Waymo’nun otoyol denemeleri, otonom otomobillerin geliştirilmesinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Daha rahat, daha güvenli bir işe gidip gelme ortamı olasılığı, kamu erişimi arttıkça ve teknoloji ilerledikçe daha da gerçekçi hale geliyor.

Tesla çakması elektrikli kamyonet çıktı!

0

2024 Pekin Otomobil Fuarı, tarihin en büyük otomobil fuarlarından biriydi. Çin’in önde gelen otomobil üreticilerinden Dongfeng, konsept aracını (2024 Konsept Kamyonet) tanıttığında elektrikli kamyon pazarı ele geçirdi. Tesla’nın Cybertruck’uyla paylaştığı benzerlikler hayret verici. Ancak onu potansiyel bir oyun değiştirici olarak ayıran bir fark var: Önemli ölçüde daha düşük bir fiyata geliyor.

Tesla çakması elektrikli kamyonet soruna neden olabilir

Çin’in önemli elektrikli araç sübvansiyonları göz önüne alındığında, Tesla’nın Cybertruck’ının Dongfeng tarafından taklit edilmesi, daha uygun fiyatlı bir seçenek sunarak pazarı bozabilir. Bütün bunlar olurken Tesla zaten kendi Cybertruck’ı için güvenlik geri çağırmalarıyla mücadele ediyor; gaz pedalında yaşamı tehdit edebilecek bir sorun var. Her iki kamyon da görsel açıdan oldukça benzer bir görünüme sahip. Karma şeklindeki tasarıma sahip; dik ön uç; arka tekerleklerin üzerinde kargo yatağı. Bununla birlikte, ayırt edici bir özellik Dongfeng konseptini diğerlerinden ayırıyor: macerayı ve kamp yapmayı sevenlere hitap eden, şilteli bir kamyon kasasının üzerinde açılır çadır.

Tesla CEO’su Elon Musk’un Cybertruck’un Çin yollarında kullanım için onaylanmasının zor olduğunu itiraf etmesi ilginç. Bu, Dongfeng’in daha ucuz sahte ürünlerinin Çin pazarının büyük bir bölümünü kaplaması için büyük bir fırsat penceresi yaratıyor. Ancak halen bilinmeyen bir şey var: Dongfeng fikrinin içinde ne var? Pekin fuarında sergilenen diğer otomobillerin aksine, bu özel modelin içi tamamen kordonların arkasına gizlenmişti. Bunu çevreleyen gizem, Dongfeng’in rakibi Cybertruck için hangi özellik ve yetenekleri planlayabileceğine dair soruları gündeme getiriyor.

Dongfeng, bu konsepti ortaya çıkararak ve Tesla’nın elektrikli kamyon pazarındaki hegemonyasına açıkça karşı çıkarak bir risk aldı. Kendine özgü kamp özelliği ve olası daha ucuz fiyat noktası göz önüne alındığında, Dongfeng’in Cybertruck taklitçisi Tesla’nın özellikle Çin’deki pazar payını ciddi şekilde tehdit edebilir. Kesin özellikler ve performans rakamları henüz bilinmese de elektrikli kamyon pazarının giderek daha rekabetçi hale geldiği ve Çin’in bu pazarda büyük bir oyuncu olacağı açık.

Yerli Elektron Hızlandırıcısı TARLA Devreye Girdi!

0

Türkiye, bilim ve teknoloji alanında çığır açacak tarihi bir adım attı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen Türk Hızlandırıcı ve Işınım Laboratuvarı (TARLA) Elektron Hızlandırıcısı’nın devreye girdiğini duyurdu. TARLA elektron hızlandırıcısı, Türkiye’yi süper iletken elektron hızlandırıcı teknolojisine sahip dünyadaki dört ülkeden biri haline getiriyor.

TARLA, bilimsel araştırmalarda yeni bir çağ açacak

Yerli Elektron Hızlandırıcısı TARLA Devreye Girdi!

Bakan Kacır, TARLA’nın sahip olduğu teknolojik altyapının, uygulamalı temel bilim ve mühendislik dallarında araştırmaların önünü açacağını vurguladı. Işık hızında elektron üretebilen bu hızlandırıcının, özellikle radyasyon yönetimi konusunda bilgi birikimi ve kabiliyet sağlayarak, sağlık başta olmak üzere birçok öncelikli alanda ulusal ihtiyaçlara cevap vereceği belirtildi. TARLA’nın, havacılık ve uzay sanayii için de önemli bir rol üstleneceği açıklandı. Hızlandırıcı sayesinde, yüksek radyasyon ve ısı gibi zorlu dış faktörlere dayanıklı özgün malzemelerin Türkiye’de test edilmesi, geliştirilmesi ve üretilmesi mümkün olacak. TARLA, Faz-1 20 meV (em-ivi) demet hattıyla, yerli donanım ve yetkinlikleriyle ülkemizin süper iletken elektron hızlandırıcı teknolojisine sahip, dünyada 4 ülke arasında yer almasını sağlayacak.

Hızlandırıcı teknolojilerinde dünyanın öncüleri arasında yer alacak

Yerli Elektron Hızlandırıcısı TARLA Devreye Girdi!

TARLA elektron hızlandırıcısı tüm fazlarıyla tamamlandığında parçacık fiziği, nükleer fizik, biyoteknoloji, nanoteknoloji, genetik, malzeme, endüstri, metroloji, çevre, kimya, ilaç, maden, enerji, savunma, uzay ve iletişim gibi çok sayıda alanda araştırma, eğitim ve uygulama imkanı sağlayacak. Bu yüksek teknoloji tesisi, Türkiye’nin hızlandırıcı teknolojilerine dayalı bilimsel kapasitesini geliştirerek ülkemizi dünyanın öncüleri arasına taşıyacak.

Bakan Kacır, Millî Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda, TARLA elektron hızlandırıcısı gibi yeni araştırma altyapılarıyla teknolojinin takipçisi değil, teknolojiye yön veren bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti.

TARLA, bünyesindeki karakterizasyon, lazer, çevre ve biyoteknoloji laboratuvarlarıyla Türk bilimine katkı sağlamaya devam edecek ve kendi öz yeterliliğini sürdürülebilir hale getirecek.

Bilim insanlarına tam destek

Bakan Kacır, bilim insanlarının uygun şartlar ve desteklerle bilim dünyasında öncü ve yenilikçi çalışmalarıyla adlarından söz ettirmeye devam edeceklerini vurguladı. Türkiye, bilimsel araştırmalara verdiği önemi artırarak, kritik teknolojileri milli olarak geliştirebilmek ve yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunabilmek için yetkinliklerini daha da ileriye taşıyacak.

İstanbul’da suyun geleceği! Dönüşüm başladı

0

İstanbul’un devasa su ve kanalizasyon altyapısını yöneten İSKİ, son beş yılda gerçekleştirdiği dijital dönüşüm hamlesiyle geleceğin şehir yönetimine ışık tutuyor. İSKİ’nin Dijital Yolculuğu başlığıyla İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımıyla düzenlenen tanıtım toplantısında, bu dönüşümün etkileyici sonuçları ve gelecek hedefleri gözler önüne serildi. 

Yaklaşık 1 milyar TL’lik bir yatırımla hayata geçirilen dijital dönüşüm süreci, sadece abonelere daha hızlı ve verimli hizmet sunmakla kalmıyor, aynı zamanda İSKİ operasyonlarını optimize ederek kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlıyor.

İSKİ dijital dönüşüm

Bu dönüşümün temelinde üç temel hedef yatıyor. Bunlar sırasıyla abone memnuniyetini artırmak, kesintisiz hizmet sunmak ve güvenli bir altyapı oluşturmak. 7 milyon aboneye sahip İSKİ, dijitalleşme sayesinde online işlem adedini 3,5 kat artırırken, dijital fatura kullanımını da 600 bine yaklaştırdı.

İSKİ dijital dönüşüm

Bu sayede abonelerin işlemlerini daha hızlı ve kolay bir şekilde yapabilmeleri sağlandı. Ayrıca kağıt israfının önüne geçilerek çevreye katkı sunuldu. Ayrıca vezne tahsilat hızı 7,9 kat artarken, arızalara müdahale süresi yüzde 80 azalarak vatandaş memnuniyetinde önemli bir artış yaşandı. 

İSKİ dijital dönüşüm

İSKİ Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Tayfun İşbilen, bu dönüşümün sadece teknolojik bir yenilenme değil, aynı zamanda bir kurum kültürü değişimi olduğunun altını çiziyor. Beş yıllık süreçte 85 dijital dönüşüm projesinin hayata geçirildiğini belirten İşbilen, bu başarıyı mevcut bütçe ile gerçekleştirdiklerini gururla ifade ediyor. 

İSKİ dijital dönüşüm

Gelecekte, İSKİ’nin bir dijital ikizinin oluşturulması ve yapay zeka tabanlı tahminleme çalışmaları (İSKİ GPT) planlanıyor. Bu sayede şehrin su altyapısı sanal ortamda modellenerek olası riskler ve senaryolar önceden tahmin edilebilecek, daha proaktif ve etkili bir su yönetimi sağlanabilecek. 

İSKİ, dijital dönüşümdeki deneyimlerini diğer şehirlerle de cömertçe paylaşıyor. Ocak 2024’te düzenlenen SUKİ Dijital Dönüşüm Zirvesi, bu alanda bilgi ve deneyim paylaşımına önemli bir katkı sundu. Kısacası İSKİ sadece İstanbul’un suyunu yönetmiyor, aynı zamanda geleceğin şehir yönetimi anlayışına da öncülük ediyor.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bir taraftan rutin hizmetleri yerine getirirken diğer taraftan, dijital dönüşüm projeleri hayata geçiyor. 1 milyar TL’ye yakın yatırım ile sonuçları vatandaşa dokunan, güvenlik risklerini azaltan, sorunları çözen dijital dönüşüm sürecini İSKİ başarıyla yürüttü.

Teknolojik dönüşümle beraber 3 hedefe ulaşacağız. Öncelikle İSKİ aboneleri daha hızlı ve daha verimli hizmet alacak. Bu, 7 milyon abonenin mutluluğu anlamına geliyor. İkinci olarak; İSKİ bilgi sistemlerinin kesintisiz ve daha hızlı çalışmasını sağlamak.

Ve bu da tabi etkili ve verimli bir şekilde iş üretmesini sağlayacak bir amaca hizmet ediyor. Üçüncü olarak da eski bilgi sistemlerinin, özellikle siber güvenlik alanındaki eksiklerini gidermek. İSKİ Genel Müdürlük Kampüsü’nde kurulan sistemin bir de birebir yedeğini kurma konusundaki çalışmalarımız da çok önemlidir.

Afet durumunda bu olmadığı takdirde, büyük sıkıntılar yaşanabiliyor. Özellikle deprem afeti, burada en önemli endişemiz. Bu konuda yatırım yapmamız gerekiyordu. İSKİ sistemlerinin kesintisiz çalışmasını sağlayacak ortamında sağlandığı bir yatırım oldu.”

İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa şunları söyledi:

“5 yıllık sürece Bilgi İşlem Daires 1.6 milyar TL değerinde yatırım yaptı. Bu rakamın 840 milyonu dijital dönüşüm projeleri için harcandı. Mevcut sunucular, en son 2016 yılında güncellenmiş ve fiziksel donanım ağırlıklı bir bilgi teknolojisi altyapısı kullanılmaktaydı.

Bu durum, daha çok bakım ve enerji maliyeti oluşturmaktaydı. Bununla birlikte sürekli artan dijital dönüşüm talepleri, mevcut altyapıyı yetersiz kılmaktaydı. Sürekli değişen siber saldırı yöntemlerine karşı alınacak tedbirler ve kanuni regülasyonlara uyum için güncel donanım ve lisans yatırımlarına ihtiyaç duyuldu.

2022 yılında başlayan dönüşüm sürecinde, öncelikli olarak yazılım ve donanım altyapısı yenilendi. Güncel ağ ve siber güvenlik donanımları ile daha hızlı ve daha güvenli bir bilgi teknolojileri altyapısı oluşturuldu.”

Su altı drone rekor kırdı!

0

Saipem’in su altı drone’u 167 günlük rekor denizaltı operasyonuna ulaştı. Drone, Equinor’un Njord Sahasında kesintisiz olarak görev yürütüyor. Saipem’in su altı müdahale drone’u Hydrone-R, açık deniz enerji endüstrisindeki çabaları artırarak önemli bir kilometre taşına ulaştı.

Su altı drone rekor ile umut verdi

Enerji firması Equinor’un Norveç açıklarındaki Njord Field geliştirme projesinde konuşlandırılan drone, 167 günlük sürekli denizaltı ikametini tamamladı. Hydrone-R neredeyse altı ay boyunca otonom görevleri ve uzaktan çalıştırılan görevleri kesintisiz olarak yürütüyordu. Saipem’in Norveç’in Stavanger kentindeki karadaki kontrol merkezi, teçhizata olan iletişim bağlantısı aracılığıyla faaliyetleri tam olarak kontrol ediyor.

Yerleşik sualtı dronları, destek gemilerini veya işçileri helikopterle uzak bölgelere taşıma ihtiyacını ortadan kaldırdığından, denetim ve bakım sıklığı açısından daha düşük çevresel etki ve artan verimlilik vaat ediyor.

Hydrone-R, otonom bir su altı aracının (AUV) yeteneklerini uzaktan çalıştırılan bir araçla (ROV) birleştiren bir drone’dur. AUV gibi otonom denetimler gerçekleştirebiliyor ve yerden uzaktan kontrol ediliyor. Drone’un tasarımı yapılandırılabilirliğe öncelik vererek, belirli proje gereksinimlerini karşılamak için birden fazla göreve özgü eklentinin (yükler) kusursuz entegrasyonuna olanak tanır. Saipem’e göre bu modüler yaklaşım, yalnızca çok yönlülüğünü arttırmakla kalmıyor aynı zamanda farklı denizaltı görevlerinde kaynakların verimli kullanımını da sağlıyor.

Araç, bir yıldan fazla bir süre boyunca 3000 metre derinlikte su altında çalışabiliyor, otonom incelemeler ve küçük operasyonlar gerçekleştirebiliyor. Tamamen şarj edildiğinde pil paketi 12 saat dayanıyor ve 10 kilometreden fazla menzile sahip.

Üstelik Hydrone-R, uzun süreli görevlere uygun olarak tasarlanarak sürekli operasyonlara olanak tanır ve bakım prosedürlerini basitleştiriyor. Saipem, tasarımının, hava koşullarından bağımsız olarak deniz altı sahalarına uzaktan erişimi garanti ettiğini ve yılın 365 günü, günün her saatinde kesintisiz hizmet sağladığını iddia ediyor. Hydrone-R’nin deniz altı alanlarına entegre edilmesi, su altı müdahale ve denetim yeteneklerinde önemli bir ilerlemeye işaret ediyor. Müdahale manipülasyonu özelliklerini otonom denetim işlevleriyle birleştirerek, deniz altı ortamları için çok yönlü bir varlık haline geliyor.

CVC Bosphorus’24 yatırım dünyasına ışık tuttu

Girişimci Kurumlar Platformu (GKP), Özyeğin Üniversitesi iş birliğinde ve Fiba Holding ana sponsorluğunda düzenlenen CVC Bosphorus’24 Konferansı’nın ikincisine ev sahipliği yaptı. Yaklaşık 250 şirketten 500’e yakın katılımcının iştirak ettiği etkinlikte, yerli ve yabancı üst düzey yöneticiler ile kurumsal girişim sermayesi alanında uzman isimler bir araya geldi. Konferansın teması olan “Invest Together, Stronger Together” altında, yatırım dünyasındaki trendler, gelişmeler ve ortak sorunların çözümü ele alındı.

Girişimci ve kurucu bakış açısına vurgu

Konferansın açılışında konuşan Girişimci Kurumlar Platformu Kurucusu ve Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Rektör Danışmanı İhsan Elgin, iş liderlerinin girişimci ve kurucu bakış açısına sahip olmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca, iş dünyasının hızla değişen dinamiklerine ayak uydurmanın, yıllık büyüme oranlarına sıkı sıkıya bağlı kalmaktan daha fazlasını gerektirdiğini belirtti.

Yatırım ve eğitim arasındaki ilişki

Fiba Grubu Kurucusu ve Onursal Başkanı Hüsnü Özyeğin, iş dünyasında girişimciliğin yaygınlaşması için eğitimin önemine değindi. Özyeğin, girişimcilik lisans programları gibi eğitim girişimlerinin, geleceğin iş dünyasına donanımlı liderler yetiştirmeye yardımcı olduğunu ifade etti. Ayrıca, Fibabanka Genel Müdürü Ömer Mert, bankanın dijitalleşme vizyonuna sağladığı katkı ve girişimcilere sunduğu destek hakkında bilgi verdi.

Kurumsal girişim sermayesinin büyümesi

İhsan Elgin, Türkiye’deki kurumsal girişim sermayesi sektörünün büyümesine dikkat çekerek, kurumların yatırımlarının Türkiye’deki toplam yatırımların önemli bir kısmını oluşturduğunu belirtti. Elgin, bu durumun artık kurumsal girişim sermayesinin sadece bir yardımcı aktör olmadığını, aksine ana aktör olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Öne çıkan stratejiler

CVC Bosphorus 24’ün çeşitli oturumlarında, yatırımcı ekosistemi, erken dönem ve büyüme aşamasındaki yatırımlar, sürdürülebilirlik ve regülasyonlar gibi konular ele alındı. Etkinlikte, birçok önemli kurum ve yatırımcının deneyimlerini ve sektördeki gelişmeleri paylaştığı oturumlar düzenlendi.

CVC Bosphorus’24 Konferansı, kurumsal girişim sermayesi alanında iş birliği ve büyümeyi teşvik eden önemli bir platform olma özelliğini sürdürüyor. Katılımcılar, yatırım dünyasındaki son trendler hakkında bilgi edinirken, iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkanı buluyorlar.

Türkiye yetenekli mühendisleriyle yazılım ihracatında iddiasını artırıyor

Yenilikçi yaklaşımı, çalışma kültürü, küresel çalışma deneyimiyle dikkat çeken ve Ar-Ge yatırımını son 5 yılda yaklaşık 25 kat artıran adesso Türkiye, Türkiye’nin mühendislik gücünü ve yazılım dünyasında öncü rol oynama potansiyelini de net biçimde ortaya koyuyor.

adesso Group yatırımı olarak 11 yıl önce Burak Barı ve Mutlu Önder liderliğinde İstanbul’da kurulan ve bugüne kadar kararlılıkla büyüyen adesso Türkiye, hem ülkemizde hem de dünyada imza attığı fark yaratan yazılım projeleriyle adından sıkça söz ettiriyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Eskişehir gibi büyük şehirler başta olmak üzere Türkiye’de 40’tan fazla ildeki 520’yi aşkın çalışanıyla değer yaratan adesso Türkiye, son beş yılda ihracat oranını rekor bir büyüme ile %1600 artırarak, gelirinin %55’ini yazılım ihracatından elde eder konuma ulaştı. Ar-Ge yatırımını son 5 yılda yaklaşık 25 kat artıran ve 2024 yıl sonu gelir hedefini 1 milyar liraya çıkaran özgün yazılım evi, Türkiye’nin mühendislik gücünü ve yazılım dünyasında öncü rol oynama potansiyelini de net biçimde ortaya koyuyor.

Son 4 Yılda 7 Kat Büyüdü

ABD, Almanya, Hollanda, İngiltere, Romanya, Azerbaycan, Kazakistan ve BAE gibi dünyanın farklı bölgelerinde yer alan 10 ülke özelinde üstlendiği yüzlerce projeyi yüksek kalite standartlarına ve hedef zamanlamalara uygun biçimde teslim eden adesso Türkiye, büyümeye devam ediyor. 2020 yılında 88,5 milyon lira olarak gerçekleşen gelirini 2023 yılı sonunda 7 kat artırarak 603 milyon liraya çıkarma başarısını gösteren şirketin geliştirdiği yazılımlarla en çok değer kattığı ilk beş alan ise sırasıyla finans, otomotiv, sigorta, enerji ve üretim oldu. Yetenekli mühendislerden oluşan ekibiyle geliştirdiği etkin projelerle gücünü küresel anlamda ortaya koyan şirket, 2024 Nisan ayı itibarıyla Türkiye ve dünya genelindeki 46 müşterisine hizmet sunuyor. Yazılım ihracatındaki başarısı kapsamında elde ettiği tecrübeleri sektörle paylaşmayı da önemseyen adesso Türkiye, Türkiye’nin yazılım sektöründeki gücünü artırması noktasında da ülkemize güç katmaya devam ediyor.

Yazılım

Çok Sayıda Global Dev İçin Yazılım Üretiyor

adesso Türkiye, Ar-Ge’ye verdiği önemle de dikkat çekiyor. Son beş yılda Ar-Ge harcamalarını yaklaşık 5 kat artıran şirket, geçtiğimiz yıl yaklaşık 147,5 milyon lirayı Ar-Ge’ye ayırdı. Bu yatırımların karşılığını alan şirket, ortaya koyduğu etkin çözüm ve çalışma disiplini sayesinde dünyada sektöründe lider olan BMW Group, ING, Citibank, Deutsche Bank ve PepsiCo Türkiye gibi şirketler tarafından tercih ediliyor. Bu şirketlerden biri de Mercedes-Benz markası altında lüks otomobiller üreten Almanya merkezli otomotiv şirketi Daimler AG. Mercedes-Benz’in dünya çapındaki üretimi kapsamında çok sayıda fabrikasına kritik yazılım hizmetleri sağlayan adesso Türkiye, çeşitli sektörlerde önde gelen markalarla yaptığı projelerle bu başarı ivmesini yukarı taşımaya devam ediyor. Dünyanın önde gelen markalarıyla iş birliği yaparak deneyimini geliştiren şirket, sektördeki yeniliklere de liderlik ediyor. Müşteri odaklı çözümler geliştirme, dijital dönüşümü ve teknolojiyi iş süreçlerine entegre etme üzerine kurulu çözümler sunarak, Ar-Ge yatırımlarıyla teknolojiyi yeniden şekillendiriyor.

Yazılım İhracatında Öncü

Son beş yılda ihracat oranını %1600 artırarak, gelirinin %55’ini yazılım ihracatından elde eden özgün yazlım evi adesso Türkiye, sunduğu yazılım çözümleri ile Türkiye’nin teknoloji ihraç eden güçlü şirketleri arasında öne çıkıyor. Bu başarıyı, adesso Türkiye’nin sektörde farklılaşarak öne çıkan önemli özellikleri destekliyor. Şirket, yapay zekâ alanında öne çıkan bir konumda bulunmakla kalmayıp aynı zamanda teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek doğru trendleri belirleyip projelerinde uyguluyor. Müşteri memnuniyetine verilen önem, uzun vadeli iş ilişkileriyle müşteri güvenini kazanmada kritik rol oynuyor. Aynı zamanda bir diğer farklılık ise adesso Türkiye’nin tipik bir ticari şirketten öte yatay karar alma mekanizmalarına sahip kolektif bir yapıya sahip olması olarak öne çıkıyor.

adesso Türkiye CEO’su Burak Barı yaptığı değerlendirmede şunları belirtiyor: “11 yıllık başarı hikayemiz önemli bir vizyonun yansıması… Müşteri memnuniyetine ve teknolojik yeniliklere verdiğimiz önem, teknoloji ihracatı özelinde bizi uluslararası alanda öne çıkaran unsurların başında geliyor. Herkesin kuruma ve ortak başarıya hizmet ettiği kolektif bir çalışma kültürünü benimsiyoruz, insanı merkeze alan esnek ve yenilikçi bir yapıya sahibiz. Bu kültür, büyük şirketlerin sıkışık hiyerarşik yapılarından farklı bir deneyim sunarak, iş birliğini ve inovasyonu teşvik ediyor. adesso Türkiye olarak bizler, sadece teknolojiye odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda iş yapma şeklimizi de yenilikçi ve çevik bir yapı olarak sürdürmeye özen gösteriyoruz. Bu değerler, bizim için sadece bir iş stratejisi değil, aynı zamanda kimliğimizi ve iş yapma tarzımızı da belirliyor. Sürdürülebilir başarımızın temelinde ortak bir kültürü paylaşan ve iş birliğinden keyif alan ekip arkadaşlarımız yani “adessiler” yer alıyor. Almanya merkez ofisinden aldığımız vizyoner destek ve yüksek kalite standartlarına sahip yüzlerce projeden edindiğimiz deneyimlerle, sektörde farkımızı ortaya koymaya devam edeceğiz.’’

adesso Türkiye, “insanı” “gerçek değer” olarak konumladığı şirket kültürüne, teknolojiye ve inovasyona verdiği önemle sektördeki farkını ortaya koyuyor. Şirket, müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmayı ve iş birliklerinin gücünü artırmayı amaçlarken, değişen ihtiyaçlara uyum sağlamak adına çözüm ve hizmetlerine sürekli yenilikler eklemeyi taahhüt ediyor.

Hyundai sürücüsüz araç yatırımına devam ediyor!

Hyundai, sürücüsüz araç şirketine 1 milyar dolar yatırım yapacak. Anlaşmanın bir parçası olarak Hyundai Grubu, Motional’ın Aptiv’in sahip olduğu öz sermayesinin %11’ini 448 milyon dolar karşılığında satın alacak.

Yatırım ilk olarak otomotiv parçaları tedarikçisi Aptiv tarafından birinci çeyrek kazanç raporunda açıklandı. Aptiv, Motional’da Hyundai ile ortak girişim ortağıydı ancak bu yılın başlarında artık şirkete para taahhüt etmeye hazır olmadığını açıklamıştı. Hyundai Grubu’nun yeni yatırımı, Motional’ın Aptiv’in sahip olduğu öz sermayesinin yüzde 11’ini 448 milyon dolar karşılığında satın almasını sağlayacak.

Hyundai sürücüsüz araç sermayesini artırıyor

Nakit enjeksiyonu grup genelindeki farklı şirketlerden gelecek; en büyük katkıyı Hyundai markası sağlayacak, bunu Kia ve ardından parça tedarikçisi Hyundai Mobis takip edecek. Grup ayrıca Motional’a 475 milyon dolarlık ek bir fon sağlayacak ve yatırım yine Hyundai, Kia ve Hyundai Mobis arasında paylaştırılacak.

Bu anlaşmalar Aptiv’in özsermaye payını yüzde 50’den yüzde 15 civarına düşürecek. Ve ileriye dönük olarak Aptiv’in Motional’ı finanse etmesi gerekmeyecek. Yatırım, Activ’in kazanç açıklamasında açıklandıktan sonra otomobil üreticisi tarafından Güney Kore medyasına yapılan bir açıklamada doğrulandı. Açıklamada: “Hyundai Motor Group, otonom sürüş teknolojisini proaktif bir şekilde geliştirmek ve temel teknolojiyi içselleştirmek için Motional’da istikrarlı yönetim hakları almaya karar verdi” ifadeleri kullanıldı.

Motional, ilk olarak 2020 yılında Aptiv ile Hyundai Motor Group arasında 4 milyar dolarlık bir ortak girişim olarak kuruldu. Aptiv’in Şubat ayında Motional’a olan ilgisini azaltma kararının ardından, şirketin sürücüsüz taksileri geliştirme ve kullanıma sunma konusunda ilerlemesini sağlamak için yeni fonlara ihtiyaç duyulacağı açıktı.

Yeni yatırım buna izin veriyor ve bu durum, Hyundai Motor Group’un artık Boston merkezli şirkette çoğunluk hissedarı olduğu anlamına geliyor. Motional’ın Hyundai’nin Ioniq 5 modelini temel alan otonom taksileri, güvenlik sürücüleri ile çalıştıkları Las Vegas’ta son birkaç yıldır tanıdık bir manzara haline geldi. Araçlar, Uber ve Lyft gibi tanıdık araç çağırma devleri aracılığıyla temin edilebiliyor.

Ioniq 5 sürücüsüz taksinin üretim versiyonlarının Singapur’daki bir tesiste inşa edilmesi ve Kia ile birlikte geliştirilecek yeni bir robotaksi de dahil olmak üzere geleceğe yönelik iddialı planlar da ortaya çıktı.

Google güvenlik operasyonları için iyileştirmeler yapıyor!

Google, Güvenlik Operasyonlarını yeni algılama türleri ve Gemini destekli asistanlarla yükseltiyor. Şirket, güvenlik ekiplerinin yeni tehditleri bulmaları, üretkenliği artırmaları ve manuel işleri azaltmaları için daha fazla destek özelliği ekliyor.

Google güvenlik operasyonları için önlemlerini artırıyor

Chronicle ve Workspace’e yönelik Gemini destekli güvenlik güncellemelerini açıkladıktan sonra Google, güvenlik yazılımını yeni yapay zeka özellikleriyle yükseltiyor. Güvenlik Operasyonları (SecOps), Google’ın siber güvenlik tehditlerini tespit etmeye, araştırmaya ve bunlara yanıt vermeye yönelik platformudur. Pazartesi günü RSA Konferansında duyurulan yeni özellikler, tehdit keşiflerinden tespitleri otomatikleştirmek için yapay zekayı kullanıyor ve şirketin açıkladığı Uygulamalı Tehdit İstihbaratını temel alıyor.

Yapay zeka destekli güncellemeler yoğun çalışmayı azaltıyor ve güvenlik ekiplerine büyük resme bakmaları için daha fazla bant genişliği sağlıyor. IDC Araştırma Direktörü Michelle Abraham, açıklamada, SecOps’un “güvenlik ekiplerinin en son tehditleri karmaşık mühendislik gerektirmeyen anahtar teslim bir şekilde ortaya çıkarmasına olanak tanıdığını” söyledi.

Google’dan uzmanlar ve şirketin tehdit verileri derleme hizmeti olan Mandiant, ekiplere ortamları için ihtiyaç duydukları tehdit algılama türünü belirlemelerine olanak tanıyan seçilmiş algılamalar sağlıyor. Google bugün iki yeni algılama türünü açıkladı: Bulut ve yeni ortaya çıkan tehdit.

Bulut algılamaları, kripto para birimi madenciliği olaylarının yanı sıra Google Cloud ve Security Command Center Enterprise’dan elde edilen bulguları takip ederek sunucusuz tehditlere karşı korunmaya yardımcı oluyor. Ayrıca olağandışı kullanıcı davranışını tespit etmeye yönelik kuralları, cihaz sorunları için makine öğrenimi (ML) tarafından oluşturulan uyarıları ve Amazon Web Services (AWS) için temel güvenlik kapsamının yanı sıra Mandiant Yönetilen Savunma ekibinden gelen bilgileri de entegre ediyor. Şirket, yeni ortaya çıkan tehdit tespitinin “son zamanlarda tespit edilen metodolojileri kapsayabileceğini ve ulus devletler ve yeni tespit edilen kötü amaçlı yazılım aileleri de dahil olmak üzere tehdit aktörü taktikleri, teknikleri ve prosedürlerine (TTP’ler) dayandığını” belirtti.

Google ayrıca iki Gemini eklentisini de duyurdu: Araştırma Asistanı ve Başucu Kitabı Asistanı. Gemini, güvenlik ekiplerinin tehdit taktiklerini bağlamsallaştırmak, daha iyi anlamak ve rehberli önerilere dayalı olarak bunlara yanıt vermek için doğal dili kullanmalarına zaten izin veriyor.

Elektrikli uçan taksi şirketi siparişler almaya başladı!

0

Elektrikli dikey kalkış ve iniş (eVTOL) jeti geliştiren Alman geliştirici, 20 adet uçan araç siparişi aldı. Güney Florida gelişmiş hava hareketliliği (AAM) başlangıç ​​alıcısı UrbanLink’in ayrıca 20 ek elektrikli jet satın alma seçeneği de var. Elektrikli hava araçlarını (EAV) Güney Florida’da çalıştırmayı planlıyor.

UrbanLink, Lilium ve ortaklarının beş yıldır üzerinde çalıştığı Florida vertiport ağını kullanmayı planlıyor. Lilium’un ticari müdürü Sebastien Borel: “UrbanLink’in ağı ve operasyonları için Lilium Jet’i seçmesinden gurur duyuyoruz.Bu  sadece Lilium için değil, eVTOL’lerin ABD’de ticarileştirilmesi açısından da büyük bir kilometre taşı. Bu eVTOL uçağı satın alımının, satın aldığı üreticiye yatırım yapmayan bir ticari operatör tarafından yapılan ilk satın alma olduğuna inanıyoruz. Bu, eVTOL uçak pazarının olgunlaştığının ve şehirler arasında bağlantı sağlamak yerine şehirler arası bağlantı sağlayabilecek uçaklara olan talebin arttığının bir işareti” diyor.

Elektrikli uçan taksi siparişleri

Lilium Jet’in pilotlu ilk uçuş testlerinin bu yılın sonlarında yapılması planlandığından, EAV henüz teslimata hazır değil. Lilium yakın zamanda Garmin’den ilk yedek uçuş aletleri setini aldı . Bekleme göstergeleri, kokpit göstergelerinin arızalanması durumunda yedek ekran görevi görüyor.

Yedekleme sisteminin, Lilium elektrikli jet için Federal Havacılık İdaresi (FAA) ve Avrupa Birliği Havacılık Güvenliği Ajansı (EASA) tarafından ikili tip sertifikasyonuna yardımcı olması amaçlanıyor. Binlerce sertifikalı uçakta kullanılan Garmin uçuş cihazının, EAV uçuş kontrol bilgisayarıyla arayüz oluşturacak şekilde Lilium Jet’in kokpitine entegre edilmesi bekleniyor. Lilium yakın zamanda elektrikli jetlerine şarj sistemleri sağlamak üzere bir elektrikli araç şarj altyapısı ve mikro şebeke şirketiyle ortaklık kurdu.

EAV üreticisi, yer ve uçuş testi araçları için Star Charge’dan 120 şarj cihazı siparişi verdi. Şarj cihazlarında, yüksek performanslı şarj için uzun, sıvı soğutmalı bir şarj kablosu kullanılıyor. Anlaşma, Lilium’un Filipinler ve diğer Güneydoğu Asya ülkelerinde AAM hizmetleri kurmak için jet ve helikopter operatörü PhilJets ile birlikte çalıştığına dair daha önce yapılan bir duyurunun ardından geldi.

Lilium ve PhilJets ortaklaşa rota geliştirmeyi ve bölgedeki isteğe bağlı eVTOL hizmeti için yolcu talebini belirlemeyi planlıyor. Bu anlaşma PhilJets’e 10 adet Lilium jetinin satışını da içeriyordu. Bu, Filipinler’de başlayan EAV hizmetlerine ilişkin ilk duyuru değil.

Intel’in kurumsal sorumluluk raporunda dikkat çeken Konya örneği!

Çip üretiminde dünya devleri arasında yer alan Intel operasyon, tedarik zinciri ve sürdürülebilirlik çabalarını kapsayan kurumsal sorumluluk projelerini detaylandıran bir rapor yayınladı. 30 yıldır her yıl yayınlanan bu kapsamlı yıllık raporda Türkiye’de deprem felaketi sonrasında bölgeye yapılan yardımların yanı sıra, Konya’da faaliyete alınan bir projeye de yer veriliyor.

KSS raporuyla ilgili bir açık mektup kaleme alan Intel CEOS’su Pat Gelsinger “Raporu inceleyen okuyucular, Intel’in geçtiğimiz yıl boyunca kaydettiği ilerlemenin önemli noktalarını bulacaklar” diyor ve ekliyor: “Bugüne kadar piyasaya sürdüğümüz her bir ürün, dünyayı ileriye taşıyacağına dair bir inançla başladı. Ve yarım yüzyılı aşkın bir süredir inovasyonlarımız, insanlığın ilerlemesini sağlayan ve her yerdeki insanların yaşamlarını iyileştiren teknolojiye güç verdi.  

Bugün, dünya iklim değişikliğinden aşırı eşitsizliğe kadar muazzam ve karmaşık zorluklarla karşı karşıyayken, hepimiz bu olumlu bakış açısını biraz daha kullanabiliriz. Bu 2023-24 Intel Kurumsal Sorumluluk Raporu’nda, RISE stratejimiz ile attığımız muazzam adımları göreceksiniz: teknoloji ve çalışanlarımızın uzmanlığı ve tutkusu ile daha sorumlu, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünya yaratma çabamız.”

Raporda yer verilen bilgilere göre 2023 yılında Intel Vakfı, depremler, hortumlar, orman yangınları, seller ve kıtlık dahil olmak üzere artan sayıda insani kriz ve doğal afete müdahale etti. Çalışanlar, 10 özel eşleştirme kampanyasını desteklemek için Vakfa katılarak 4 milyon doların üzerinde bağış topladı ve Vakıf eşleştirmeleri, yaklaşık 26 kuruluşun ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmasını sağladı. Bu kampanyalar arasında Washington, Kanada ve Maui’deki orman yangınları; Türkiye ve Suriye’deki depremler ve daha fazlası için yardımlar yer aldı.

Ayrıca yine raporda (90. Sayfa) Intel işbirliğinde Konya’da geliştirilen bir projeye de yer veriliyor. Rapora göre “Akıllı trafik yönetimi, güvenliği artırırken ve yol tıkanıklığını hafifletirken emisyonları da azaltabilir. Intel ve ISSD Electronics, akıllı kameralar, yapay zekâ analitiği ve daha fazlasını içeren akıllı bir ulaşım sistemi oluşturdu. Türkiye’de 2 milyondan fazla nüfusa sahip Konya’daki bir uygulamada, trafik kavşaklarındaki bekleme süreleri %30 ve karbon emisyonları %40 oranında azaltıldı.”

Raporda yapay zekâ konusundaki gelişmelere ve Intel’in bu alandaki yatırımları aracılığıyla önemli sürdürülebilirlik adımları attığına da dikkat çekiliyor. Buna göre Intel, 2023 yılında sorumlu yapay zekâ stratejisini ve ilkelerini son yenilikleri ve ortaya çıkan riskleri yansıtacak şekilde güncelledi.

Yapay zeka siber güvenlik endişelerine neden oluyor!

Siber güvenlik tehditleri her zaman profesyonellerin akıllarında yer eden bir endişe oldu. Ancak yeni bir rapor, son teknolojik gelişmelerin korkuların yeni boyutlara ulaşmasına neden olduğunu öne sürüyor.

EY, kamu ve özel sektörde çalışan 1.000 Amerikalının siber güvenlik farkındalığı ve uygulamalarına ilişkin görüşlerini toplayan 2024 Siber Güvenlikte İnsan Riski Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Saldırganların yeni teknikleri benimsemesi ve savunucuların da bunlara karşı koyması nedeniyle siber güvenlik sürekli olarak gelişmekte. Geçtiğimiz yıl, yapay zeka alanındaki gelişmeler  gelişmiş siber güvenlik saldırılarına yol açarak bu kedi-fare oyununun hızını artırdı.

Yapay zeka siber güvenlik endişesini artırıyor

Araştırma, çalışan profesyonellerin bu değişikliklerin farkında olduğunu, katılımcıların yüzde 85’inin yapay zekanın siber güvenlik saldırılarını daha karmaşık hale getirdiğine inandığını ve yüzde 78’inin siber saldırılarda yapay zeka kullanımından endişe duyduklarını ortaya çıkardı. Araştırma ayrıca çalışanların yüzde 39’unun yapay zekayı sorumlu bir şekilde kullanma konusunda kendilerine güvenmediğini ortaya çıkardı. Çalışanlar, şirketlerinin yapay zeka araçlarını kullanma konusundaki güvenlerini artırmaya yardımcı olmak için harekete geçmelerini bekliyor.

Çalışanların yüzde 91 kadarı kuruluşlarının yapay zeka gelişmelerine ayak uyduracak şekilde eğitimlerini güncellemesini istiyor. Ancak işverenler hedefi gözden kaçırıyor: Çalışanların yalnızca yüzde 62’si kuruluşlarının çalışanların sorumlu yapay zeka kullanımı konusunda eğitilmesine öncelik verdiğini bildirdi.

Sonuç olarak EY raporu, personeli yapay zeka konusunda eğitme çabalarını güçlendirerek ve üst düzey yöneticilerin örnek teşkil etmesini sağlayarak kuruluşları harekete geçmeye teşvik ediyor. EY Siber Güvenlik CTO’su Dan Mellen yaptığı açıklamada: “Siber güvenlik eğitimi ve üst düzey liderlerin ilgisi, bir kuruluş içinde güçlü bir güvenlik duruşunun geliştirilmesine katkıda bulunuyor.” dedi.

EY, şirketlerin çalışanlarına teknolojinin yeteneklerine ve risklerine ilk elden maruz kalmalarını sağlayan uygulamalı yapay zeka eğitim protokolleri eklemesini önerdi. EY ayrıca iş liderlerini, yapay zekanın kuruluş içinde nasıl geliştirildiği ve dağıtıldığı konusunda kamuoyuna karşı şeffaf olmaya ve olası riskleri azaltmak için kullandıkları önlem ve uygulamaları paylaşmaya çağırdı.

Gelişmiş bilişsel robot Automate 2024’te sahnede!

0

Endüstriyel otomasyon şirketi Omron Automation, ortakların üretim verimliliğinde “devrim yaratacağını” söylediği yeni, akıllı bir robot serisi geliştirmek için Neura Robotics ile ortaklık kuruyor.

Yeni Omron akıllı Bilişsel Robot (iCR) serisi, Neura Robotics’in MAiRA robotik kol serisini ve Omron’un makine otomasyon platformu Sysmac’ı kullanarak şirketlerin teknolojilerini birleştirerek endüstriyel makineleri izlemek ve kontrol etmek için bütünsel bir platform sunacak. Neura Robotics’in MAiRA serisi, paletleme, toplama ve diğer intralojistik uygulamaları gibi zahmetli ve zorlu görevleri otomatikleştirmek için tasarlandı.

Gelişmiş bilişsel robot özellikleri

iCR serisi, 9 Mayıs’ta Chicago’da yapılacak olan Automate ticaret fuarında tanıtılıyor ve burada vizyonunu ve becerisini 3 boyutlu bir kutu toplama gösterimi aracılığıyla sergileniyor. Şirketler ortak açıklamada: “Bu demo, yapay zeka destekli kognitif otomasyonun üretim süreçlerinin verimliliğini ve esnekliğini nasıl geliştirip yeniden tanımlayabileceğine dair bir fikir verecek. Aynı zamanda Omron’un hepsi bir arada Sysmac kontrol platformunun etkileyici entegrasyonunu da sergileyecek ve karmaşık operasyonları kolaylaştırma yeteneğini öne çıkaracak” dedi.

Omron iCR, gelişmiş esneklik, üretkenlik ve verimlilik için entegre 3D görüntü sensörleri ve yapay zeka teknolojilerine sahip olacak. Bilişsel robotlar, çevrelerinden uyarlanabilir bir şekilde öğrenmeleri ve değişen senaryolara ve çevreye yanıt olarak otonom kararlar almaları açısından geleneksel endüstriyel robotlardan farklılık gösteriyor.

Neura Robotics CEO’su David Reger: “Omron ile stratejik ortaklığımız, endüstriyel otomasyonda yeni bir çağa işaret ediyor ve küresel robotik pazarında devrim yaratıyor. Akıllı Bilişsel Robot iCR ile kullanım engellerini kaldırıyoruz, uygulamaları genişletiyoruz ve yeni şeyler belirliyoruz”  dedi.

Omron Robotics CEO’su Olivier Welker: “Omron iCR, endüstriyel otomasyonun sınırlarını zorlama ve üretim sektöründe yenilikçiliği artırma konusundaki kararlılığımızı temsil ediyor” dedi.

Tesla, Hindistan’daki rakibine marka ihlali davası açtı!

Elektrikli araç endüstrisinin öncülerinden olan Tesla, Hintli pil üreticisi Tesla Power India‘ya karşı ticari marka ihlali nedeniyle dava açtı. Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla, Hintli şirketin, 2022’de yapılan bir ihtarnameye rağmen “Tesla Power” ismini kullanarak ürünlerinin reklamını yapmaya devam etmesi üzerine yasal adımlarını attı.

Dava sürecinde Hintli şirketin savunması, Tesla‘dan daha önce kurulduğunu, faaliyet alanının ise elektrikli araçlarla değil, kurşun asit pil üretimiyle ilgili olduğunu vurguluyor. Delhi Yüksek Mahkemesi, Hintli şirkete savunmasını hazırlaması için 3 haftalık bir süre tanıdı.

Tesla Hindistan'

Tesla‘nın iddiasına göre, Hintli şirketin “Tesla Power USA” adında bir web sitesi bulunuyor ve bu sitede genel merkezin Delaware’de olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, Tesla‘nın da Delaware’de kayıtlı olduğu ve bu durumun vergi gibi bazı avantajlar sağladığı biliniyor.

Tesla Power India‘nın temsilcisi Manoj Pahwa, şirketlerinin Elon Musk’ın Tesla‘sıyla hiçbir bağlantısının olmadığını ve Tesla‘nın Hindistan’da faaliyet göstermeye çok önce başladığını belirtti. Ancak Tesla‘nın ısrarlı tutumu ve hukuki süreç devam ediyor.

Davanın bir sonraki duruşması 22 Mayıs‘ta gerçekleşecek. Bu süre zarfında her iki taraf da iddialarını ve savunmalarını daha detaylı bir şekilde sunacak.

OpenAI’nın sora yapay zekası ilk resmi müzik videosunu yayınladı

OpenAI’nın sora yapay zekası ilk resmi müzik videosunu yayınladı çığır açan metinden videoya yapay zekası Sora, müzik dünyasına adım attı. Washed Out adlı Chillwave müzik sanatçısı, Sora ile işbirliği yaparak “The Hardest Part” adlı şarkısının video klibini tamamen yapay zeka ile oluşturdu. Bu, yapay zeka tarafından üretilen bir müzik videosunun resmi olarak yayınlanan ilk örneği olarak dikkat çekiyor.

OpenAI’nın videosu sora yapay zekası ilk resmi müzik videosunu yayınladı Chillwave tarzındaki bu 4 dakikalık video, izleyicilere duygusal bir hikaye sunuyor. Kızıl saçlı bir kadın ile koyu saçlı bir erkeğin ilişkilerini anlatan video, yönetmen Paul Trillo‘nun yönetmenliğinde, rüya gibi sahnelerle dolu bir görsel şölen sunuyor. İkilinin hayatı, ergenlik yıllarından başlayarak aile kurdukları yetişkinlik dönemine kadar olan süreçte, izleyicilere dokunaklı bir yolculuk sunuyor.

OpenAI’nın videosu ilk başta gerçek mekanlarda ve gerçek oyuncularla çekilmesi planlanan video, zaman ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle Washed Out ve Trillo tarafından farklı bir yaklaşımla ele alındı. Bu durum, Sora yapay zekasının sanal kamerası aracılığıyla gerçeğe dönüştürülen hayal gücünün bir ürünü olarak karşımıza çıktı.

Ernest Greene ve Trillo, detaylı metin istemlerini kullanarakOpenAI’nın videosu Sora yapay zekasını yönlendirerek, video için sahneler oluşturdu. Sonuç olarak ortaya çıkan video, yapay zekanın ürettiği birçok video gibi bazı bozukluklar içerse de, izleyicilere etkileyici bir deneyim sunuyor. Bu ilginçlik, izleyicilerin bir rüyaya dalma hissi uyandırarak, videoyu sıra dışı kılıyor.

Huawei, ABD’deki akademik araştırmaları desteklemek için yatırımlarını artırıyor

ABD tarafından ulusal güvenlik gerekçesiyle ağır yaptırımlara maruz kalan ve adeta ezilen Çinli teknoloji devi Huawei, şaşırtıcı bir şekilde ABD’ye yatırım yapmaya devam ediyor. Bu kez hedefi ise akademik çevreler.

Milyon Dolarlık Fonlarla ABD’li bilim insanlarını cezbediyor

Edinilen bilgilere göre Huawei, bir süredir ABD’de akademik araştırmalara milyonlarca dolarlık ödüller dağıtıyor. Yarışma tarzında düzenlenen bu etkinliklere ülkenin en önemli araştırmacıları ve bilim insanları katılıyor. 2022 yılından bu yana devam eden bu organizasyonda aracı kurum ise Optica Vakfı. Huawei’nin yıllık bir milyon dolar ile fonladığı iddia edilen Optica Vakfı, bu iş birliğinden son derece memnun olduğunu ve global araştırmaların desteklendiğini belirtiyor.

Ancak bazı güvenlik uzmanları, Huawei’nin bu yarışmalar aracılığıyla ABD’nin güvenliğini riske atacak yenilikler elde edebileceği konusunda endişelerini dile getiriyor. Üstelik yarışmaya katılan bazı araştırmacıların Çin ile iş birliği yapması ABD hükümeti tarafından yasaklanmış durumda. Elbette Optica Vakfı, fonlamanın Huawei tarafından yapıldığını uzun bir süre açıklamamış olması da dikkat çekici.

ABD hükümeti ne yapacak?

Bu gelişmelerin ardından ABD hükümetinin nasıl bir tepki vereceği merak konusu. Huawei’nin bu hamlesi, ABD ile Çin arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir mi?