Bakan açıkladı: Batarya teknolojilerine teşvik geliyor!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yüksek kaliteli ve uluslararası sertifikasyonlara sahip batarya paketleri üretimi gerçekleştirecek Ampherr Batarya Teknolojileri Fabrikası’nı açtı.

Türkiye’yi batarya ve enerji depolama teknolojileri gibi yenilikçi teknoloji alanlarında küresel ölçekteki mega yatırımların merkezi hâline getirecek, yeni bir teşvik programı hazırlığında oldukları müjdesini veren Bakan Kacır, “Dünyada batarya üretim kapasitesi 2,6 terawatt saat düzeyindeyken, 2030’a geldiğimizde bu rakamın 3,5 misline yani 9 terawatt saate ulaşacağı öngörülüyor. Bu tabloda, elektrikli araçlar ve mobilite sektöründeki öncü olma iddiamızı kuvvetlendirmek ve pazar payımızı arttırarak ülkemizi, bölgesel batarya üretim üssü hâline getirmek istiyoruz.” dedi.

Haber güncelleniyor…

Benzin istasyonlarında robotik kollar çalışacak!

0

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi ADNOC, yakın zamanda yakıt ikmali deneyimini değiştirmenin yanı sıra geliştirmeyi de amaçlayan yeni ve en son yeniliği açıkladı. Bu şirket tarafından araçlara yalnızca birkaç saniyede yakıt ikmali yapabilen bir robot kol tasarlandı. Kol otomatik olarak otomobilin benzin kapağını açar, çevirip kapağı çıkarır ve çok kolay bir şekilde dolduruyor.

Robotik kol benzin doldurma görevini yapacak

Bu yeniliğe, yolculuğunuz için gereken yakıt miktarını tam olarak bilmenizi ve almanızı sağlayan bir uygulama eşlik ediyor. Bu genel sistem, hızlı ve çabuk olmasının yanı sıra çevresel sürdürülebilirliği de ön planda tutarak dökülme riskini en aza indirecek şekilde geliştirildi.

Bir yılı aşkın süredir kapsamlı bir geliştirme sürecinden geçen robotik kol, otomobilin benzin kapağını otonom olarak açacak, kapağı çıkaracak ve olağanüstü hız ve doğrulukla depo dolumunu gerçekleştirecek şekilde tasarlandı. Bu yeniliği tamamlayan ADNOC Fill & Go uygulaması, müşterilerin tercih ettikleri yakıt türünü seçmelerine ve yolculukları için gereken tam miktarı belirtmelerine olanak tanıyor. ADNOC istasyonuna vardıklarında müşteriler yakıt ikmali sürecini kullanıcı dostu bir dokunmatik ekran veya akıllı telefon arayüzü aracılığıyla başlatabilirler.

Gelişmiş sensörler ve kameralarla donatılmış robotik kol, güvenlik ve verimlilik açısından operasyonu yakından izlerken nozulun hassas şekilde hizalanmasını sağlıyor. Yakıt ikmali tamamlandıktan sonra kol, nozulu hızlı bir şekilde geri çekerek müşterilerin yolculuklarına hemen devam etmelerini sağlıyor. Bu girişim, ADNOC’un özellikle zorlu dış mekan koşullarında araba yakıt ikmalinin pratikliğini artırmayı ve işçi verimliliğini optimize etmeyi amaçlayan kapsamlı beş yıllık stratejisiyle uyumlu.

Duyuruda: “Bölgede bir ilk ve sıcak yaz ikliminde çalışacak şekilde sertifikalandırılan ve test edilen ilk tesis. Bu ileri adım, hizmet mükemmelliğine olan sarsılmaz bağlılığımızı yansıtıyor. Bu teknoloji mevcut personelin desteklenmesinde kullanılacak. Verimliliği artırıyoruz ve bekleme sürelerini azaltıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Abu Dabi’deki Reef Adası’nda gerçekleştirilen mevcut pilot proje, şirketin Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki ağı genelinde tam ölçekli uygulamaya konulmadan önce gerekli verileri toplamak ve robotik kol teknolojisini geliştirmek için bir test alanı olarak hizmet ediyor. Ayrıca ADNOC, Fill & Go uygulaması aracılığıyla bölgenin ilk yapay zekayla kişiselleştirilmiş yakıt ikmali deneyimini sunarak müşteri rahatlığını ve memnuniyetini daha da artırdı.

Teknopark İstanbul’da girişimciler, yatırımcılarla buluştu!

Türkiye’nin ‘Derin Teknoloji Merkezi’ Teknopark İstanbul, bünyesinde içerisinde faaliyet gösteren 120 girişimciyi 21 yatırımcı grubuyla bir araya getirdi. Heyecan dolu buluşmada 600 görüşme gerçekleştirildi. Bu görüşmelerden 120’si için ikinci aşama yatırım görüşmeleri yapılacak.

Teknopark İstanbul, bünyesinde faaliyet gösteren derin teknoloji girişimlerinin büyümesini desteklemek amacıyla 1. Yatırımcı – Girişimci Buluşması’nı gerçekleştirdi. Cube Incubation Kuluçka Merkezinde gerçekleşen toplantıya 21 yatırımcı grubu ile 120 girişimci katılarak toplam 600 görüşme gerçekleştirdi. Buluşmada yatırımcılar ve girişimciler arasında başarılı etkileşim ortamı oluşurken girişimciler, projelerini sunma fırsatı buldu.

Teknopark İstanbul Genel Müdürü M. Fatih Özsoy
Teknopark İstanbul Genel Müdürü M. Fatih Özsoy

Yatırımcılar ile girişimcileri bir araya getirerek iş birliği ve yatırım fırsatlarını artırmayı amaçladıklarını aktaran Teknopark İstanbul Genel Müdürü M. Fatih Özsoy, “Teknopark İstanbul, girişimcilik ekosisteminde kısa sürede büyük pay kazandı. Sahip olduğumuz geniş sosyal ağ ile girişimcilerin yatırımcılarla bağlantı kurmalarına ve iş birliği yapmalarına çeşitli olanaklar sağlıyoruz. Girişimcilik ekosisteminin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inandığımız bu başarılı buluşmada da katılımcılar arasında yeni iş bağlantıları kurulması için zemin oluşturmaya çalıştık. Her iki taraf için de değerli bir etkileşim olduğunu düşünüyoruz. Bu ilk toplantı ayrıca gelecekte yapmayı planladığımız benzer etkinlikler için de güçlü bir temel oluşturdu.” değerlendirmesini yaptı.

Bu yıl 95 patentli startupa destek sağlayarak Teknopark İstanbul’un üst üste dördüncü kez birinci olduğunu hatırlatan Özsoy, “Ülkemizin girişimcilik ekosisteminin dinamizmini koruduğunu görüyoruz. Sektöründe sergilediği liderlik ve sahip olduğu vizyonla kısa sürede küresel ölçekte tanınan bir inovasyon merkezi haline geldik. Her geçen yıl daha fazla sayıda startup’la yollarımızın kesişmesi bu çekim gücünün en büyük göstergesi. Girişimcilerimize sadece altyapı hizmetleri sağlayarak onları yalnız bırakmıyor, muhasebe, hukuk, insan kaynakları ve markalaşma gibi girişimciler için önemli alanlarda da destekler sunuyoruz. Teknopark İstanbul’un başarısının sırrı, firmaların ihtiyaçları doğrultusunda uçtan uca planlanmış bu çok yönlü hizmetlerdir. İleri teknoloji işletmelerinin büyümesini destekleyerek ülkemizin rekabet gücüne katkıda bulunmaya devam edeceğiz.” dedi.

PitGrowth 15.000’den fazla Türk teknoloji şirketini bir araya getirecek

PitGrowth‘un 2022 yılında başladığı yolculuk, güvenilir hizmet sağlayıcılar ve dış kaynaklara erişimi kolaylaştırmayı hedefleyen bir network kurma amacıyla başlamıştı. Sadece 1.5 yılda, şirket hizmet sağlayıcılar ile teknoloji şirketleri arasında 1 milyon dolarlık ticari hacim oluşturdu. Girişimin ikinci aşamasında ise odak noktasını kurumsal şirketlere çevirdi. PitGrowth, bu aşamada erişilebilirliği artırmak, görünürlüğü sağlamak, dijital dönüşümü hızlandırmak ve teknoloji şirketlerinin ilerlemelerini takip etmek için bir platform hayata geçirdi.

Teknoloji ekosistemindeki girişimler, ISV’ler, scaleup’lar ve diğer teknoloji şirketlerinin gelişmelerini takip etmek zor olabilirken, PitGrowth’un sunduğu olanaklarla bu süreç daha kolay hale geliyor. Küresel ölçekteki şirketlerin büyüme ve ölçeklenmelerini anlık olarak takip edebilmek, cayak uydurmak artık daha mümkün. PitGrowth’un platformu, kurumsal şirketlerden yatırımcılara, inovasyon hub’larından teknoparklara, danışmanlardan tedarikçilere kadar geniş bir katılımcı kitlesini bir araya getiriyor. Anlık sektörel analizler, trend endüstriler, detaylı ürün ve şirket analizleri, yapay zeka destekli sayfa içi arama gibi özelliklerle birlikte, kullanıcılar sektördeki tüm gelişmeleri takip etme imkanına sahip olacaklar.

Detaylara iniyor, büyümeyi merceğe alıyor

Teknoloji ekosisteminde yer alan birçok şirketin PitGrowth ile detaylı trend analizleri takip edebilmesi, anlık aksiyonlar alabilmesi artık daha kolay hale geldi. Kurumsal şirketler ise, dijital dönüşümde şirket özelinde talep listeleri oluşturup teknoloji şirketlerini aradıkları teknoloji ve ürünler konusunda duyurularını yapabilecek. Teknoloji şirketleri, potansiyel iş ortakları bulabilecek, görünürlüklerini artırabilecek ve satış sunumu hazırlamalarına gerek kalmadan müşterilerini yatırımcılarını ve ekosistemi tek bir tuşla bilgilendirebilecekler.

Teknoloji şirketlerinin büyüme süreçlerini yakından inceleyerek yatırımcılar, potansiyel fırsatları önceden yakalayabilecek; kurumsal şirketler ise kullanım senaryoları ve gerçekleşmiş kullanım analizleri üzerine teknoloji şirketlerini radarlarına alacak. Bununla birlikte, teknoloji şirketleri tek bir noktadan 360 derece sektördeki her bir paydaşa gelişimlerini ve yeni referanslarını duyurabilecekler.

Dijital dönüşümde çevikliğin ve iletişimin maksimum olduğu bir yapı ortaya çıkarmaya çalıştık. Böylece teknoloji şirketleri PitGrowth ile hem lokal hem de globalde görünürlüklerini artırabilirler.

Yapay zeka 24 saatte öğreniyor!

0

Sanctuary yapay zekasının yeni robotu sadece 24 saatte görevleri öğrenebiliyor. Merkezi Kanada’da bulunan Sanctuary AI, geçtiğimiz günlerde Phoenix insansı robotunun en son versiyonunu tanıttı. Bu çığır açan teknolojinin 7. nesline işaret ediyor. Bu yeni model, hem donanımda hem de yapay zeka yazılımında, özellikle de Carbon adı verilen yapay zeka kontrol sisteminde yapılan iyileştirmelerle önceki modellere göre önemli iyileştirmelere sahip. Amaç, robotu davranış ve yetenek açısından daha da insana benzer hale getiriyor.

Yapay zeka 24 saatte öğrenerek robotun kullanım kolaylığını artırıyor

6. nesil robotun piyasaya sürülmesinden bu yana oldukça kısa bir süre içinde ve 5. nesil Phoenix’in Ocak 2023’te piyasaya sürülmesinden bu yana çok daha kısa bir süre içinde Sanctuary AI, 7. nesil ile kayda değer ilerlemeler kaydetti. Şirket, bu en yeni yinelemenin bugüne kadarki en karmaşık modeli temsil ettiğini ve insan davranışını benzersiz bir doğrulukla taklit etmek için üst düzey veriler üzerinde sıkı bir eğitimden geçtiğini iddia ediyor.

Yeni Phoenix’teki gelişmeler hızı, zekası ve el becerisinde açıkça görülüyor. Daha fazla eğitim ve veri yakalamaya olanak tanıyan daha fazla çalışma süresine sahiptir ve uzuvlarının esnekliğini artıran önemli donanım yükseltmeleri içeriyor. Minyatürleştirilmiş hidrolikler ağırlığı, güç tüketimini ve karmaşıklığı azaltmış durumda. Üstelik 7. Nesil, gelişmiş görsel keskinlik ve dokunsal algılama özelliği göstererek yeni görevlerin 24 saat gibi kısa bir sürede hızla öğrenilmesini sağlıyor.

Sanctuary AI, renkli bir nesne sınıflandırma egzersizi sırasında Phoenix 7’nin gelişmiş el becerisini gösteren görüntüleri yayınladı ve bir insan eğitmen tarafından teleoperasyon yoluyla eğitildikten sonra bağımsız olarak öğrenme ve görevleri çoğaltma yeteneğini sergiledi.

Bu son model, robot teknolojisinde önemli bir ileri atılımı temsil ediyor ve insan işçilere zahmetli veya tekrarlayan görevlerde yardımcı olma konusunda potansiyel uygulamalar sunuyor. İnsan personelinin daha karmaşık sorumluluklara odaklanmasına olanak tanıyan bu robotlar, çeşitli endüstrilerde devrim yaratabilir.

Sanctuary AI CEO’su ve Kurucu Ortağı Geordie Rose, sadece 11 ayda kaydedilen ilerlemeden duyduğu heyecanı dile getirerek, 7. Nesil’in mevcut seçenekler arasında insana en çok benzeyen nesil olduğuna inanıyor. Bunu yalnızca yapay zeka robotiğinde bir mihenk taşı olarak değil, aynı zamanda yapay genel zekaya doğru önemli bir adım olarak görüyor. Phoenix robotlarındaki gelişmelerin, temel yapay zeka modellerinin ve müşteri dağıtımlarının geliştirilmesini hızlandırması ve çeşitli sektörlerde yapay zeka teknolojilerinin daha geniş çapta benimsenmesine ve entegrasyonuna giden yolu kolaylaştırması bekleniyor.

ESET Türkiye’de üst düzey atama

0

Erkan Tuğral, ESET Türkiye ve Stratus Bilişim bünyesinde 19 yıl süresince yöneticilik pozisyonları da dahil olmak üzere farklı birimlerde sorumluluklar üstlendikten sonra operasyon direktörü oldu.

ESET Türkiye’de COO  görevine deneyimli isim Erkan Tuğral  getirildi. 2005 yılından bu yana Siber Güvenlik Mühendisi, Ürün Müdürü, Strateji ve İş Geliştirme ve  Teknik Müdürlük  görevini üstlenen  Erkan Tuğral, 2022 tarihinden bugüne ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu. ESET Türkiye’nin yanı sıra Stratus Bilişim bünyesi içerisinde de yöneticilik görevlerini sürdüren Tuğral teknoloji, güvenlik, strateji ve iş geliştirme alanlarından sorumlu olacak.

Erkan Tuğral, Türkiye’de  yıllardır başarıyla faaliyet gösteren güçlü bir yapının parçası  olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’nin en önemli dijital güvenlik ürünleri dağıtıcısı Stratus Bilişim ve siber güvenlik şirketi  ESET Türkiye çatısı altında, farklı görev ve sorumluluklar ile 19 yılı geride bıraktım. ESET, Türkiye’de dijital güvenlik denilince akla ilk gelen marka olma özelliğini taşıyor. Stratus Bilişim müşterilerine Safetica, senhasegura, Teltonika, Carbonite, StorageCraft gibi dünya çapında tanınan güvenlik, yedekleme ve iş sürekliliği yazılımlarını ve ürünlerini  bayi kanalı aracılığıyla kullanıcılara ulaştırıyor. Hem ESET Türkiye hem de Stratus Bilişim olarak müşterilerimize en iyi çözümleri sunmak için çalışmaya, hedeflerimiz doğrultusunda büyümeye devam edeceğiz.  İstanbul, Ankara, İzmir ve Trabzon’daki tüm arkadaşlarımla beraber bu amaca en iyi şekilde ulaşmak için gayret göstereceğiz.”

Erkan Tuğral  kimdir?

1979 Adana doğumlu olan Erkan Tuğral, Çukurova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi  İşletme bölümünden  mezun oldu. Üniversite döneminde yerel bilişim firmalarında çalışmaya başlayarak bilişim sektörüne adımını attı. 2005 yılında ESET Türkiye’de Siber Güvenlik Mühendisi olarak göreve başlayan Tuğral,  2007 yılında ESET Türkiye Teknik Müdürlüğü sorumluluğunu üstlendi. İstanbul ve Ankara teknik ekiplerinin yönetiminden sorumlu olduğu bu dönemde, ekibiyle birlikte,  ESET Türkiye’nin en yüksek müşteri memnuniyeti sağlayan güvenlik firmalarından biri olmasını sağladı. 01 Ekim 2022 tarihinde Genel Müdür Yardımcısı olan Erkan Tuğral 01 Nisan 2024 itibariyle ESET Türkiye ve Stratus Bilişim COO’su olarak atandı.

Ölümsüz yaşam için milyarlarca dolar yatırım!

0

700’den fazla startup, insanlığın en zorlu sorununu çözmek için milyarlarca dolar yatırım yaptı. Biyolog ve Nobel ödüllü Venki Ramakrishnan, “Neden Ölüyoruz” kitabında yaşlanma ve yaşam uzatma bilimini araştırıyor.

2023 yılında teknoloji öncüsü Bryan Johnson, oğlunun genç kanını orta yaşlı vücuduna aktarmanın yaşlanmayla mücadele etmesine ve ölümü aldatmasına yardımcı olacağı umuduyla 17 yaşındaki oğlundan kan plazması değişimi aldığını açıkladı.

Ölümsüz yaşam arayışı

Johnson aşırı derecede aykırı olabilir, ancak onun arayışı ortak bir insan özelliğine örnek teşkil ediyor: ölümlülüğümüzü inkar etmek. Venki Ramakrishnan’ın “Neden Ölüyoruz: Yeni Yaşlanma Bilimi ve Ölümsüzlük Arayışı” adlı yeni kitabında yazdığı gibi, uzun ömürlülüğün sırlarını aramak insan uygarlığını yüzyıllar boyunca yönlendirmiştir. İnsanlar, ölümü anlama ve öngörme yeteneğimiz açısından hayvanlar arasında benzersiz olabilir ve bu farkındalığa evrildiğimizden beri, bunu kabullenmekte zorlandık. Reenkarnasyon ya da sonsuz, ölümsüz ruh hakkındaki dini inançları benimsiyoruz; nesiller ve miras yoluyla yaşamaya çalışıyoruz ve elbette antik çağlardan beri sonsuz yaşamı aradık.

Kimya alanında Nobel Ödülü sahibi olan ve kariyerini hücre proteinlerinin nasıl yapıldığını araştırarak geçiren Ramakrishnan, büyüleyici kitabında öncelikle bu son başa çıkma stratejisiyle ilgileniyor. 20. yüzyılın büyük bölümünde ciddi bilim insanları, gerontolojiyi veya yaşlanma çalışmalarını, kaçıkların ve dalkavukların kaynağı olarak görmezden geldi. Ancak bu yüzyılda, bu önemli bir araştırma önceliği haline geldi. Ramakrishnan, yalnızca son 10 yılda 700’den fazla startup’ın bu en büyük insan sorununu çözmek için milyarlarca dolar yatırım yaptığını yazıyor.

Sonsuz yaşam gibi yüklü bir konu varken abartıyı gerçeklikten ayırmak zor. Ramakrishnan, okuyucuların milyarderlerin maskaralıklarını, nefes kesici basın açıklamalarını ve çarpıcı bilimsel gelişmeleri anlamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Okurlarının neden yaşlandığımızı, neden öldüğümüzü ve gerçekçi olarak bu konuda neler yapılabileceğini anlamasını istiyor. Ramakrishnan, öncelikle ölümün ne olduğunu, “tutarlı bir bütün olarak işlev görmeyi bıraktığımız” zaman olarak tanımladığını ve neden yaşlandığımızı anlamanın önemli olduğunu söylüyor. Bilim insanları, hidra ve ölümsüz denizanası gibi daha şanslı türlerin aksine, vücudumuzun neden çürümesi gerektiğini düşünmek için onlarca yıl harcadılar. Bu soruya önerilen yanıtların çoğu, evrimin, vücudun ileriki yaşlarda çürümesine neden olan özellikleri umursamadığı fikrine dayanmakta: İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde, yaşlılığa ulaşmadan çok önce hastalıklardan veya doğal olmayan nedenlerden öldüğümüz için, bu durum evrimsel bir değişime yol açmıştır. Bizi yüzyıllarca hayatta tutacak özellikleri seçmek yerine, bir organizmanın çoğalmasına ve genlerini aktarmasına yardımcı olan özellikleri seçmek mantıklı.

Ramakrishnan, daha uzun yaşam sürelerinden varoluşsal olarak tatmin olacağımıza bile ikna olmadı. Acı gerçek şu ki, henüz rahimdeyken yaşlanmaya başlıyoruz: Gerçekten ölmek için doğuyoruz.

Almanya siber saldırı için Rusya’yı uyardı!

Almanya Dışişleri Bakanı, Rusya’nın ‘dayanılmaz’ siber saldırının sonuçlarıyla karşı karşıya kalacağını söyledi. Almanya’nın üst düzey diplomatı yaptığı açıklamada, NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Rusya’nın siber uzaydaki “kötü niyetli” davranışının cevapsız kalmasına izin vermeyeceklerini söylemesi nedeniyle, askeri istihbarat servisini “kesinlikle kabul edilemez” bir siber saldırıyı planlamakla suçlayan Rusya’nın sonuçlarla karşılaşacağını söyledi.

Almanya siber saldırı konusunda uyarıda bulundu

Rusya ile Almanya arasındaki ilişkiler zaten gergindi; Almanya, Rusya ile devam eden savaşında Ukrayna’ya askeri destek sağlıyordu. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, geçen yıl iktidardaki koalisyonun önde gelen partisi Sosyal Demokratları hedef alan bir siber saldırının arkasında Rus devlet korsanlarının olduğunu söyledi.

Avustralya’nın Adelaide şehrinde düzenlediği basın toplantısında, “Rus devlet korsanları Almanya’ya siber uzayda saldırdı. Bu saldırıyı Rusya’nın askeri istihbarat servisinin yönlendirdiği APT28 adlı gruba bağlayabiliriz. Bu kesinlikle kabul edilemez ve kabul edilemez ve sonuçları olacak” dedi.

Almanya’daki Rusya Büyükelçiliği Cuma günü Moskova’nın 2023’te gerçekleşecek bir siber saldırıya karıştığını yalanladı. Büyükelçilikten yapılan açıklamada, elçinin “Rus devlet yapılarının söz konusu olaya karıştığı yönündeki suçlamaları asılsız ve asılsız olduğu gerekçesiyle kategorik olarak reddettiği” belirtildi. AB Konseyi daha sonra Çekya kurumlarının da siber kampanyanın hedefi olduğunu söyledi.

AB’nin üst düzey diplomatı Josep Borrell tarafından yapılan açıklamada, bloğun ülkeleri “Rusya kontrolündeki Gelişmiş Kalıcı Tehdit Aktörü 28 (APT28) tarafından Almanya ve Çekya’ya karşı yürütülen kötü niyetli siber kampanyayı güçlü bir şekilde kınadıklarını” söyledi. AB, 2015 yılında Alman parlamentosunu hedef alan APT28 saldırılarından sorumlu kişi ve kuruluşlara daha önce yaptırımlar uyguladığını kaydetti. Özellikle Haziran ayında yapılacak AB seçimleri nedeniyle bu tür saldırıların devam etmesine tolerans göstermeyeceğini belirtti.

NATO, APT28’in Litvanya , Polonya , Slovakya ve İsveç de dahil olmak üzere “diğer ulusal hükümet kuruluşlarını, kritik altyapı operatörlerini ve İttifak genelindeki diğer kuruluşları” hedef aldığını söyledi. NATO’nun başlıca siyasi karar alma organı olan Kuzey Atlantik Konseyi, “Koordineli tepkileri dikkate almak da dahil olmak üzere, birbirimizi desteklemek amacıyla her türlü siber tehdidi caydırmak, bunlara karşı savunma yapmak ve karşı koymak için gerekli yetenekleri kullanmaya kararlıyız” dedi.

Baerbock, Avustralya , Yeni Zelanda ve Fiji’yi ziyaret ediyor ve gezi, Çin’in Pasifik bölgesinde nüfuz sağlamaya çalıştığı bir dönemde güvenlik politikasına odaklanıyor.

Microsoft güvenliği artırıyor: her şeyden önce güvenlik!

Dünyanın en büyük yazılım odaklı şirketlerinden biri olan Microsoft, güvenliği en büyük öncelik haline getirerek siber güvenlik konusunda önemli adımlar atmaya devam ediyor. Son yıllarda artan siber tehditler ve yüksek profilli saldırılar, Microsoft’u güvenlik konusunda daha hassas olmaya yönlendirdi.

Microsoft CEO’su Satya Nadella, tüm çalışanlarına yönelik bir mesajda güvenliğin her adımda öncelikli tutulması gerektiğini vurguladı. Nadella, “Güvenlik ile başka bir şey arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsanız cevabınız çok net: Güvenliği seçin. Bazı durumlarda güvenliğe yaptığımız diğer şeylerden çok daha fazla öncelik vereceğiz.” ifadeleriyle güvenliğin önemini belirtti.

Son dönemde yaşanan olaylar, Microsoft’un güvenlik önlemlerini artırma kararı almasını sağladı. Özellikle şirketin geçtiğimiz aylarda çalışanlarının şifrelerini, giriş anahtarlarını ve kimlik bilgilerini “parolasız olarak” barındırdığı bir sunucunun yanlış yapılandırma sonucu herkese açık hale gelmesi, güvenlik endişelerini artırdı.

Bunun yanı sıra, Microsoft’un bazı kaynak kodlarına Rus hacker’ların eriştiğinin açıklanması ve SolarWinds saldırısında Rus hacker’ların önemli bilgilere ulaştığının belirtilmesi, şirketin güvenlik konusundaki hassasiyetini ön plana çıkardı. Bu saldırıların son kullanıcıyı etkilemediği belirtilerek, müşterilerin güvenliğinin sağlanması konusunda kararlılık vurgulandı.

Microsoft, Siber Güvenlik İnceleme Kurulu’nun “Güvenlik kültürleri yetersiz” açıklamasının ardından siber güvenliği en önemli öncelik haline getirerek, güvenlik konusundaki adımlarını artırmaya devam ediyor. Şirket, müşterilerin ve çalışanların güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını sürdürerek, genel güvenliği artıracak büyük adımlar atmaya devam edeceğini belirtiyor.

Çin Ay’a bir sonda daha gönderdi. Hedef, Ay’da bir üs kurmak!

0

Çin, ülkenin iddialı uzay programı için potansiyel olarak büyük bir adım olarak, ayın uzak tarafından ilk kez örnekler getirmeyi amaçlayan mürettebatsız bir ay görevi başlattı.

Çin’in bugüne kadarki en karmaşık robotik ay görevi olan Chang’e-6 sondası, uzay hayranlarının tarihi anı izlemek için toplandığı güney Çin’in Hainan adasındaki Wenchang Uzay Fırlatma Merkezi’nden Uzun Yürüyüş-5 roketini fırlattı. Ülkenin Ulusal Uzay İdaresi fırlatmanın başarılı olduğunu söyledi.

Çin Ay sondası başarılı oldu

Fırlatma, 2030 yılına kadar astronotları aya indirme ve güney kutbunda bir araştırma üssü inşa etme planlarıyla Çin’in baskın bir uzay gücü olma yolunda önemli bir kilometre taşı olmayı hedefleyen bir görevin başlangıcını işaret ediyor. ABD de dahil olmak üzere giderek artan sayıda ülke, rekabetin giderek arttığı bir alanda genişletilmiş ay araştırmalarının stratejik ve bilimsel faydalarını göz önünde bulunduruyor.

Çin’in planladığı 53 günlük görevde, Chang’e-6 iniş aracının ayın uzak tarafındaki, Dünya’ya hiç bakmayan geniş bir kratere inmesi öngörülüyor. Çin, 2019 Chang’e-4 misyonu sırasında ayın uzak tarafına inen ilk ve tek ülke oldu. Chang’e-6 iniş aracının uzak taraftan alacağı herhangi bir örnek, bilim adamlarının ayın ve güneş sisteminin evrimini derinlemesine incelemesine yardımcı olabilir ve Çin’in ay hedeflerini ilerletmek için önemli veriler sağlayabilir.

Ge Ping: “Chang’e-6, Ay’ın geriye dönük yörüngesinin tasarımı ve kontrol teknolojisi, akıllı örnekleme, kalkış ve yükselme teknolojileri ve ayın uzak tarafında otomatik örnek dönüşü konularında çığır açmayı hedefliyor” dedi. Chang’e-6 sondası, lider Xi Jinping’in ülkeyi bir uzay gücüne dönüştürme yönündeki “ebedi hayalini” gerçekleştirme çabasında Çin’in uzay yetenekleri açısından önemli bir test olacak. Çin, geleneksel olarak ABD ve Rusya’nın öncülük ettiği alanda, son yıllarda hızlı uzay ilerlemeleri kaydetti.

2007 yılında başlatılan ve adını Çin mitolojisindeki ay tanrıçasından alan Chang’e programıyla Çin, 2013 yılında yaklaşık kırk yıl içinde Ay’a robotik iniş gerçekleştiren ilk ülke oldu. 2022’de Çin kendi yörünge uzay istasyonu Tiangong’u tamamladı.

Teknik açıdan karmaşık olan Chang’e-6 görevi, hem Chang’e-4’ün 2019’da ayın uzak tarafına iniş rekoruna hem de Chang’e-5’in 2020’de Ay’a yakın örneklerle Dünya’ya dönme başarısına dayanıyor. Chang’e-6’nın bu kez Ay’ın uzak tarafından Dünya ile iletişim kurmak için Mart ayında Ay yörüngesine fırlatılan Queqiao-2 uydusuna güvenmesi gerekiyor.

Android telefonlarda Cihazımı Bul özelliği nasıl kullanılır?

0

Cihazımı Bul, kaybolan veya çalınan bir telefondaki verileri kolayca uzaktan izlemenize, kilitlemenize ve silmenize olanak tanıyor. Ayrıca telefonunuzun kalan pil ömrünü ve bağlı olduğu Wi-Fi ağını da görebilirsiniz. Kayıp bir Android telefonu takip etmenin başka yolları da var. Ancak Cihazımı Bul en kolay seçenektir ve kutudan çıkan tüm Android telefonlarda etkin.

Cihazımı Bul özelliği kullanımı

Cihazımı Bul, Google Play Korumanın ve telefonunuzu kötü amaçlı içerikten korumak için tasarlanmış bir yardımcı program paketi olan daha geniş Play Hizmetlerinin bir parçası. Google, telefonunuzda yüklü uygulamaları taramak ve doğrulamak için makine öğrenimi uzmanlığından yararlanıyor ve Uygulamaları Doğrula özelliği birkaç yıldır mevcut olmasına rağmen Google, süreci kullanıcılar için çok daha görünür hale getiriyor.

Google, Cihazımı Bul’u tüm Apple cihazları tarafından kullanılan Bul ağına yaklaştıran büyük bir güncelleme yayınladı. Teknoloji, cihazları bulmak için kitle kaynaklı Bluetooth yakınlık verilerini kullanıyor. Dünya çapında milyarlarca Android cihazın kullanımda olması, hizmetin doğruluğunu önemli ölçüde artırıyor ve Pixel 8 veya 8 Pro kullanıyorsanız çevrimdışı cihazların da konumunu belirleyebiliyor.

Kullanıcı müdahalesine gerek yok. Cihazımı Bul, tüm Android telefonlarda kutudan çıktığı gibi etkinleştirilir ve telefonunuzda konumu etkinleştirdiyseniz, cihazınızı kurduğunuz andan itibaren etkinleşir. Yeni özelliklerle ilgili en belirgib şey, Nest cihazınız olması koşuluyla evinizdeki cihazları bulabilmesi. Hizmet artık Bluetooth izleyicileri de içeriyor ve bunların 2024’ün 2. çeyreğinde daha sonra piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Google hesabınızdan Cihazımı Bul’da oturum açmanız gerekecek. Telefonunuzda birden fazla hesapta oturum açtıysanız telefonla ilişkilendirmek istediğiniz hesabı seçebileceğiniz bir açılır menü görüntülenir.

  • Ana ekranınızdan veya uygulama çekmecenizden Cihazı Bul’u açın.
  • Hizmeti kullanmak istediğiniz Google hesabın seçin.
  • Farklı devam et düğmesine basın.
  • Google hesabınızın şifresini girin.
  • Oturum aç’a dokunun.
  • Google hesabınıza bağlı tüm cihazların bir listesini göreceksiniz.

Cihazımı Bul’da oturum açıp bir cihaz seçtiğinizde, cihazın mevcut konumunu ve iki seçeneği içeren bir harita göreceksiniz: Sesi çal ve Cihazı güvenli hale getir. İkinci seçeneğe basmak, cihazı kilitlemenize ve Google hesabınızdan çıkış yapmanıza olanak tanır. Birden fazla telefonda oturum açtıysanız hesabınızla ilişkili cihazların listesine göz atarak belirli bir cihazı seçebilirsiniz.

Apple etkinliği ne zaman olacak, neler tanıtılacak?

0

Apple, şirketin yakında duyuracağı ürünler hakkında merak ve spekülasyonlar uyandıran ünlü tanıtım etkinliklerinden birine daha hazırlanıyor. Teknoloji tutkunları her yıl Apple’ın yeni telefonlardan dizüstü bilgisayarlara, kalemlerden saatlere kadar uzanan ürünleri görmek için bir araya geliyor.

Apple etkinliği ne zaman?

Şubat 2023’te Apple, yeni Mac Book Air M3’ü tanıttı ve artırılmış gerçeklik izleyicileri için Apple Vision Pro’yu piyasaya sürdü. Her zaman en yenilikçi şirketlerden biri olarak öne çıkan Apple, şimdiden basını bir sonraki lansman etkinliğine çağırdı. Şirket bu sunumda nelerin görüleceğine ilişkin ayrıntıları açıklamasa da markanın haber kaynağı AppleSphere, görebildiklerimizin yeni iPad’lerin yanı sıra birkaç yeni lansman olduğunu vurguladı. AppleSfera tarafından belirtilenlere ek olarak şirketin CEO’su Tim Cook, kalem emojisinin eşlik ettiği “7 Mayıs Salı günü için kaydoldum” yazan bir tweet ile yeni tasarım araçlarının piyasaya sürüleceğinin sinyalini verdi.

  • iPad Air (6. nesil): Muhtemelen ilk kez 10,9 ve 12,9 inç olmak üzere iki farklı boyutta gelecek; büyük yeni özellik olarak M2 çipi ve hatta belki daha büyük modelde bir Mini LED ekranı içerecek.
  • iPad Pro (2024): Bunlar, benzer boyutlarda (11 ve 12,9 inç) M3 çipi, OLED panelleri ve çok fazla sızdırılmamış yeni tasarımıyla öne çıkacak iki yeni versiyon olabilir.
  • Apple Pencil Gen 3
  • Yenilenen trackpad’li Magic Keyboard

Etkinlik, 7 Mayıs Salı günü saat 07:00 PT / 10:00 ET’de tamamen sanal olarak gerçekleştirilecek ve etkinliği Apple’ın resmi web sitesi www.apple.com‘dan takip edebilirsiniz. Bu etkinlikle ilgili tüm gelişmeleri TechInside okurları için anlık olarak sizlerle paylaşacağız. Ürünlerle ilgili inclemeler ve kullanıcı yorumlarımızı paylaşacağız.

X, Grok AI ile yeni bir özellik sunuyor!

0

X, uygulamanın Keşfet bölümündeki kişiselleştirilmiş trend hikayeleri özetleyen bir özelliği desteklemek için artık Elon Musk’ın yapay zeka sohbet robotu Grok’u kullanıyor. X Engineering ekibi tarafından yayınlanan bir duyuruya ve ekran görüntülerine göre , X’in Premium aboneleri, Keşfet’teki Sizin İçin sekmesinde yer alan her trend hikayeyle ilişkili X’teki gönderilerin özetini okuyabilecek.

X Grok AI ile gelen yenilikler

Sizin İçin sayfası, X’in platformunda paylaşılan, ağınızda popüler olan haberleri ve hikayeleri, önerilen diğer öğelerle birlikte gösteriyor. Zaman çizelgesini kaydırmak için uzun süre harcamak zorunda kalmadan, platformda söylenenleri takip etmek isteyen X kullanıcılarının ilk durakları arasında yer alıyor. Örneğin, bugün bir okuyucunun Sizin İçin sayfasında Apple’ın yaklaşan iPad etkinliği, Microsoft’un güvenlik revizyonu ve yapay zeka mühendisleri arasındaki tükenmişlik hakkında hikayeler yer alabilir. İlgili X gönderilerini görüntülemek için her bir hikayeye dokunduğunuzda, artık sayfanın üst kısmında konunun genel bir özetini sunan hikayenin bir özeti görünecek.

Örneğin yapay zeka tükenmişlik hikayesi durumunda, Grok destekli özet: “Şirketler, gerçek sorunları çözmek yerine yatırımcı memnuniyetine öncelik verdiğinden, teknoloji endüstrisindeki rekabetçi yarış nedeniyle yapay zeka mühendisleri tükenmişlik ve aceleyle piyasaya sürülmeyle karşı karşıya kalıyor” şeklinde başlıyor. Hikaye, yapay zeka “kıskançlık yarışı” sorununa kısaca değindikten sonra: “eleştirmenler, yapay zeka yatırımlarının peşinde uygun önlemlerin ve düşünceli yeniliklerin sonradan düşünülmemesi gerektiğini savunuyorlar…” sözleriyle sona eriyor.

Trendleri özetleme fikri yeni değil ancak özetlerin nasıl ele alındığı açısından yeni. Önceki liderliği altında Twitter, bir yapay zeka botunun yardımıyla olmasa da, 2020’deki trendlerine başlıklar ve açıklamalar eklemeye başladı. Bunun yerine, Twitter’ın kendisi günlük trendlerden bazılarına ekstra bilgiler ekleyecek ve daha fazla bağlam sağlamak için temsili bir tweet’i sabitleyecek. xAI’nin sohbet robotu Grok’a erişim, kullanıcıları premium abonelik satın almaya teşvik edecek bir satış noktası olmayı amaçlıyor. Premium ve üst düzey Premium+ planlarıyla kullanıcılar, uygulamanın alt orta düğmesine dokunarak Grok’a erişebilir. Grok’u, ChatGPT gibi diğer yapay zeka sohbet robotlarından farklı kılan, keskin ve “asi” bir yapay zeka olan X verilerine özel ve gerçek zamanlı erişim.

İrlanda, Intel’in elektrik faturalarını siliyor!

0

İrlanda’nın doğrudan yabancı yatırımı çekmekten sorumlu kurumu IDA Ireland, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle AB elektrik faturalarının artan maliyetlerini dengelemek için Intel’e 2023’te 30 milyon Euro ödül verdi. The Irish Times’ın yakın tarihli bir raporu, Intel’in Mart 2023’te mikroişlemci üreticilerine yapılan 100 milyon Euro’luk daha büyük bir yatırımın parçası olarak İrlanda hükümetinden aldığı önceden bilinmeyen meblağın miktarını ortaya çıkardı.

Intel elektrik faturaları ile mücadele ediyor

IDA, İrlanda’nın teknoloji endüstrisine 100 milyon Euro yatırım yapma planlarını Avrupa Komisyonu ile görüşerek, “önemli ekonomik belirsizlikleri, ticaret akışlarını ve tedarik zincirlerini aksatmayı ve özellikle doğal gaz ve elektrikte olağanüstü büyük ve beklenmedik fiyat artışlarına yol açmayı” suçladı. Ödemenin yönetim organı tarafından “ekonomideki ciddi bir rahatsızlığın giderilmesi için gerekli, uygun ve orantılı” olduğu belirtildi.

İrlanda’nın çip üretim endüstrisi İrlanda’ya yılda 8.7 milyar Avroluk ihracat sağlıyor. Dolayısıyla enerji maliyetlerinin bir kısmını sübvanse etme kararı ülke için kolay oldu. Intel’in İrlanda ekonomisine yıllık 2.75 milyar Euro katkıda bulunduğunu iddia etmesiyle İrlanda, büyük miktarda geri ödeme yapma konusunda teşvik ediliyor. İrlanda, Intel’e bol miktarda iade edilebilir vergi kredisi sağladı. Ancak bunların toplam miktarı bilinmiyor. Intel, 2023 yılında ABD dışındaki ülkelerden 645 milyon dolar hibe ve vergi kredisi aldığını açıkladı. Ancak ne kadarının İrlanda’dan geldiğinin dökümü bilinmiyor.

İrlanda ve Intel, uzun yıllardan beri güçlü bir ortaklığa sahip. Intel’in 1989’dan beri faaliyet gösteren İrlanda kampüsünde yeni Fab 34’ü inşa etmesiyle yakın zamanda desteklenen bu ortaklık. Fab 34, Intel 4 prosesinin yüksek hacimli üretimini sağlıyor. 7 mm’lik bir süreç olan Intel 4 fabrikasyon teknolojisi şu anda yalnızca Meteor Lake işlemciler için yongalar üretiyor. Intel, yeni Fab 34 tesisini inşa etmek için 22 milyar dolar yatırım yaptı. Fabrikanın iyileştirilmesi için 2 milyar dolar daha yakında gelecek. Intel, daha yüksek AB elektrik faturalarını ödemek için 30 milyon Euro alıyor — İrlanda ve Intel sıkı bir ortaklığa devam ediyor.

Microsoft passkey desteğini etkinleştirdi! Artık şifre girmeyeceğiz

Microsoft, tüm bireysel hesap sahiplerine şifresiz giriş imkanı sunan geçiş anahtarı (passkey) desteğini aktive etti. Bu yeni özellik sayesinde, kullanıcılar biyometrik doğrulama araçlarıyla hesaplarına şifre girmeden erişebilecekler.

Geçiş anahtarları, geleneksel şifre yöntemlerinin yerine cihazın kendi kimlik doğrulama mekanizmasıyla oturum açılmasını sağlayan bir teknoloji olarak öne çıkıyor. Kullanıcılar, Windows, Android ve iOS platformlarında geçiş anahtarları oluşturabilecekler ve bu sayede Microsoft hesaplarına kolayca erişim sağlayabilecekler. Mobil uygulamalardaki geçiş anahtarı desteğinin ise yakın bir zamanda sunulması bekleniyor.

Bu yenilik, güvenlik açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Geçiş anahtarları, çalınma riski düşük ve daha hızlı giriş imkanı sunarak kullanıcıların bilgilerini daha güvenli bir şekilde korumalarını sağlıyor.

Microsoft‘un bu hamlesi, parolasız bir geleceğe doğru atılmış önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Geçiş anahtarları, endüstri standardı haline gelerek diğer teknoloji devleri tarafından da benimsenmeye başladı. Şifresiz giriş yöntemleri, kullanıcı deneyimini kolaylaştırırken aynı zamanda güvenlik standartlarını da yükseltiyor.

Geçiş anahtarlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, gelecekte şifrelerin tamamen kullanımdan kalkması ve daha güvenli kimlik doğrulama yöntemlerinin yaygınlaşması bekleniyor.

Geçiş anahtarlarına nasıl sahip olabilirim?

Microsoft hesabınız için geçiş anahtarları oluşturmak oldukça basit. Bunu yapmak için şu adımları izleyebilirsiniz:

  1. https://support.microsoft.com/en-us/windows/sign-in-to-your-microsoft-account-with-windows-hello-800a8c01-6b61-49f5-0660-c2159bea4d84 adresini ziyaret edin.
  2. “Geçiş anahtarlarını ayarlayın” butonuna tıklayın.
  3. Talimatları izleyerek cihazınızda bir geçiş anahtarı oluşturun.

Elon Musk bir gününü nasıl geçiriyor?

0

Elon Musk, Tesla, SpaceX ve diğer şirketlerdeki çalışmaları sayesinde 198 milyar dolarlık bir servet elde etti. 52 yaşındaki adam aynı zamanda 10 çocuk babası ve neredeyse her gün X’te paylaşım yapmaya vakit buluyor. Peki Tesla CEO’su günlerini nasıl yapılandırıyor?

Musk günlük hayatında neler yapıyor?

Musk bu noktaya haftada 40 saat çalışarak ulaşamadığını söyledi. Milyarderin , geçmişte 120 saatlik çalışma haftası talep ettiğini söylediği yoğun bir programa sahip olduğu biliniyor . Yine de Güney Afrika imparatorunun rutininde ortalama Joe ile benzerlikler var. Birçoğumuz gibi Musk da sabahları tatlı bir ziyafet çekiyor ve zamanını sosyal medyada gezinerek geçiriyor. Musk’ın yıllar içinde yaptığı röportajlara ve paylaşımlara göre günleri şu şekilde geçiyor.

Musk sabah 9 civarında uyanıyor ve her sabaha çörekle başladığını söylüyor. Musk , 2023’te The Wall Street Journal’a genellikle sabah 3 civarında yattığını ve altı saat uyuduğunu söyledi. Yani genellikle her gün sabah 9 civarında uyanıyor. Aynı yıl X’te bir doktora “her sabah bir donut” yediğini söyleyen bir yanıt yazarken trolleme yapıyor olabilir. Ancak Musk’un gönderilerine hızlı bir bakış onun pastanın oldukça hayranı olduğunu ortaya koyuyor.

Sabahları genellikle elinde telefonuyla başlıyor. Musk 2022 yılında uyanır uyanmaz telefonunu kontrol etme döngüsünü kırmaya çalıştığını söylemişti. Full Send Podcast’inde Musk bunu, kurtulmayı umduğu “korkunç bir alışkanlık” olarak tanımladı. Ancak Journal’ın haberine göre, geçen yıl itibarıyla halen uyanıyor ve acil durumlar için hemen telefonuna bakıyor. Musk’ın her gün paylaşım yapmak ve başkalarına yanıt vermek için zaman ayırıp ayırmadığı belli değil, ancak uygulamadan nadiren bir gün izin aldığı kesin gibi görünüyor. Musk, “Elon Musk” biyografisinde Walter Isaacson’a “Bazı günler uyanıp halen çalışıp çalışmadığını görmek için Twitter’a bakıyorum” dedi.

Duş almak günlük rutininin önemli bir parçası. Musk daha önce duş almanın günlük yaşamında en büyük olumlu etkiye sahip olduğunu belirtmişti. 2015 yılında Reddit’teki bir AMA oturumu sırasında bir kullanıcı, günlük alışkanlıklarından hangisinin hayatını en çok etkilediğini sordu.

Hangi Tesla’nın ofise gidip geleceğine karar veriyor. Ayrıca Musk sabah 3 civarında yatıyor ve her gece yaklaşık 6 saat uyuyor

Sodyum pil üretimi başladı! Şarj sıkıntısını bitirecek mi?

0

Lityum içermeyen sodyum piller laboratuvardan çıkıyor ve ABD’de üretime giriyor. İki yıl önce, sodyum iyon pil öncüsü Natron Energy, özel olarak formüle edilmiş sodyum pillerini seri üretime hazırlamakla meşguldü. Şirket, 2023 başlangıç ​​planlarının biraz ötesine geçti ancak seri pil üretimi açısından çok da geride kalmadı. Hızlı şarj edilen, uzun ömürlü lityum içermeyen sodyum pillerinin üretimine resmi olarak başladı. Böylelikle enerji depolama oyununda ilgi çekici yeni bir alternatifi pazara sundu.

Sodyum pil üretim sürecinde

Sodyum, Dünya dediğimiz gezegende lityumdan 500 ila 1000 kat daha bol olduğu gibi, aynı türde toprak yara izi çıkarma işlemini de gerektirmez. Sodyum ve lityum soyadı karşılaştırmasının ötesine geçen Natron, sodyum iyon pillerinin tamamen alüminyum, demir ve manganez de dahil olmak üzere bol miktarda bulunabilen ticari malzemelerden yapıldığını söylüyor. yrıca, Natron’un sodyum iyon kimyasına yönelik malzemeler, jeopolitik bozulmadan uzak, ABD merkezli güvenilir bir yerel tedarik zinciri yoluyla temin edilebiliyor. Aynı şey kobalt ve nikel gibi yaygın lityum iyon malzemeleri için söylenemez.

Sodyum iyon teknolojisi, daha güvenilir ve potansiyel olarak daha ucuz bir enerji depolama ortamı olarak son yıllarda artan bir ilgi görüyor. Enerji yoğunluğu lityum iyonun gerisinde kalsa da daha hızlı döngü, daha uzun ömür ve daha güvenli, yanıcı olmayan son kullanım gibi avantajlar, sodyum iyonu özellikle veri merkezi ve elektrikli araç şarj cihazı yedek depolaması gibi sabit kullanımlar için çekici bir alternatif haline getirdi.

2013 yılında kurulan Natron, bu yeni sodyum iyonu araştırma ve yenilik dalgasının öncülerinden biri olmuştur. Sodyum iyonu tasarımlarının çoğu laboratuvarda kalırken, Natron dünya çapındaki ilk büyük üretim operasyonlarından birini başlattı. Resmi üretim başlangıcını bu hafta başlarında Holland, Michigan üretim tesisinde bir kurdele kesme töreniyle kutladı ve bunu ABD’deki ilk ticari ölçekli sodyum iyon pil üretimi olarak nitelendirdi.

Natron’un kurucusu ve eş CEO’su Colin Wessells: “Sodyum iyon piller, daha yüksek güç, daha hızlı şarj, daha uzun kullanım ömrü ve tamamen güvenli ve istikrarlı bir kimya ile lityum iyona benzersiz bir alternatif sunuyor. Ekonomimizin elektrifikasyonu, yeni, yenilikçi enerji depolama çözümlerinin geliştirilmesine ve üretilmesine bağlıdır. Biz Natron olarak, tartışmalı mineraller veya çevresel etkileri şüpheli malzemeler kullanılmadan böyle bir pili teslim etmekten gurur duyuyoruz” dedi.

Docker Hub kötü amaçlı yazılımları yaymak için kullanılıyor!

Kötü amaçlı yazılım yaymak için üç milyon Docker Hub deposu kullanılıyor. Araştırmacılar, bilgisayar korsanlarının son üç yılda milyonlarca görüntüsüz kapsayıcı aracılığıyla Docker Hub’a kötü amaçlı içerik yüklediğini ve hizmetin kullanıcılarına bir uyarı verildiğini tespit etti.

Docker Hub kötü amaçlı yazılım için hedef oldu

Yeni araştırmaya göre, 2021’den bu yana  milyonlarca kötü amaçlı dosyanın yerleştirildiği bir dizi büyük ölçekli kötü amaçlı yazılım kampanyasından üç milyon Docker Hub deposu etkilendi. Docker Hub, konteynerleri bulmak ve paylaşmak için kullanılan bulut tabanlı bir depo hizmeti. Şu anda 15 milyondan fazla depoya ev sahipliği yapıyor.

JFrog’daki araştırmacılara göre Docker Hub’ın halka açık depolarının yaklaşık yüzde 20’si aslında kötü amaçlı içerik barındırıyor. Bu, korsan içeriği teşvik eden basit spam mesajlarından , tamamı otomatik olarak oluşturulan hesaplar kullanılarak yüklenen daha karmaşık kötü amaçlı yazılımlara ve kimlik avı varlıklarına kadar çeşitlilik gösteriyordu. Bu kampanyalar, kullanıcıların ihtiyaçları için doğru kapsayıcıyı bulmalarına yardımcı olmak amacıyla Docker tarafından sunulan bir dokümantasyon özelliği sayesinde mümkün oldu.

Docker Hub, kullanılabilirliğini artırmak ve genel depolar için bir topluluk platformu olarak işlev görmesine olanak sağlamak için bir dizi topluluk özelliği sundu.  Kullanıcıların görsel aramasına yardımcı olmak için Docker Hub, depo yöneticilerinin depolarına HTML formatında kısa açıklamalar ve belgeler eklemelerine izin verdi. Bunlar daha sonra havuzun ana sayfasında görüntülendi.

Buradaki fikir, görselin amacına ilişkin kısa bir açıklama sağlamaktı ancak bilgisayar korsanları, bunun yerine kötü amaçlı içeriği depoya yüklemek için bu işlevsellikten yararlanmanın bir yolunu buldu. JFrog, Docker Hub’da barındırılan yaklaşık 4,6 milyon havuzun görüntüsüz olduğunu, yani depo belgelerini dışında hiçbir içeriklerinin olmadığını buldu. Bu, platformda barındırılan tüm halka açık depoların yüzde 30’unu temsil ediyor.

Bir kapsayıcı görüntüsü olmadan bu depolar kullanılamaz. Bu da bu görüntüsüz depoların arkasında gizli bir amaç olduğunu gösteriyor. Daha ileri araştırmalar, bu resimsiz depoların çoğunluğunun (yaklaşık 2.81 milyon) kötü amaçlı içerikle yüklendiğini ortaya çıkardı. JFrog, bu depoların tümünü üç büyük ölçekli kötü amaçlı yazılım kampanyasına bağlayabildiğini söyledi.

Dünyanın ilk AI RISC-V işlemcisi Çin’den çıktı!

Yapay zeka alanında önemli bir gelişme yaşandı! Çinli girişim SpacemiT, RISC-V mimarisi tabanlı ilk yapay zeka işlemcisini duyurdu: SpacemiT Key Stone K1. Bu işlemci, X60 RISC-V çekirdekleri sayesinde daha güçlü yapay zeka algoritmalarına ev sahipliği yapıyor ve önemli performans ve verimlilik artışları sunuyor.

Google’ın Android’den RISC-V desteğini çekmesi sürpriz yaratırken, SpacemiT bu alanda önemli bir adım atarak öne geçti. ABD’li girişim Rivos’un 250 milyon dolarlık fonla geliştirmeye başladığı ilk RISC-V AI yongası geride kaldı.

SpacemiT Key Stone K1’in özellikleri:

  • 8 adet SpacemiT X60 RISC-V çekirdeği
  • ARM Cortex-A55’e göre %130 daha yüksek tek çekirdek performansı
  • %60-80 daha iyi enerji verimliliği
  • Yapay zeka iş yüklerinde yüksek performans
  • RISC-V mimarisinin sunduğu algoritma uygulama avantajları

SpacemiT Key Stone K1 ile birlikte gelenler:

  • SpacemiT Muse Book dizüstü bilgisayar modeli: Yapay zekaya odaklanan dizüstü, Banibu OS işletim sistemi, 16GB’a kadar LPDDR4X bellek, 14.1 inç ekran ve 1TB’a kadar SSD ile donatılmış.
  • Mini PC ve geliştirme kartı gibi farklı ürünler de piyasaya sürülecek.

SpacemiT Key Stone K1, yapay zeka alanında önemli bir dönüm noktası olma potansiyeline sahip. RISC-V mimarisinin sunduğu avantajlar ve işlemcinin güçlü özellikleri, yapay zekanın daha da gelişmesine ve yaygınlaşmasına katkıda bulunacaktır.