Mark Zuckerberg odağını yapay zekaya kaydırarak yüksek teknoloji çiplere milyarlarca yatırım yaptı. Şaşırtıcı bir hareketle, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg dikkatini Metaverse’den uzaklaştırdı ve gözünü yapay zekaya dikti. Teknoloji kralı, yapay zeka çiplerine önemli bir yatırımın ve yapay genel zeka (AGI) arayışının ana hatlarını çizdiği bir Instagram gönderisi aracılığıyla iddialı planını açıkladı. Bu beklenmedik dönüş, artık Meta olarak bilinen sosyal medya devi için büyük bir stratejik değişime işaret ediyor.
Zuckerberg çip yatırımıyla gelecek planlaması yapıyor
Zuckerberg’in planı önemli bir mali taahhüt gerektiriyor. Meta, Nvidia’nın 350.000 adet yüksek kaliteli yapay zeka çipini satın almaya hazırlanıyor. Oldukça pahalı olan bu çipler, ChatGPT gibi büyük dil modellerinin (LLM’ler) güçlendirilmesinde önemli bir rol oynuyor. Her bir Nvidia H100 yongası yaklaşık 30.000 dolarlık yüksek bir fiyat etiketine sahip. Sonuç olarak Meta’nın bu çipleri satın alması 10,5 milyar doları aşan bir harcama anlamına gelebiliyor. Ancak harcamalar bununla bitmiyor. Zuckerberg, 350.000 adet Nvidia H100’e ek olarak yaklaşık 600.000 H100 eşdeğeri elde etmeyi de hedefliyor ve bu da bu çabanın mali boyutunu daha da artırıyor.
Mark Zuckerberg, bir sonraki ChatGPT benzeri dil modelinin peşinde koşmak yerine, gözünü daha büyük bir hedefe dikti. Yapay genel zekanın (AGI) geliştirilmesi. YGZ, Silikon Vadisi’nin seçkinleri arasında sıklıkla tartışılan bir kavramı temsil ediyor ve yapay zekanın insan düzeyinde zekaya ulaştığı varsayımsal noktayı işaret ediyor. Sahadaki herkes mevcut yapay zeka teknolojisinin bu seviyeye ulaşabileceğine ikna olmasa da Meta’nın bu vizyona olan bağlılığı, şirketi AGI yarışında önemli bir oyuncu olarak konumlandırıyor. Ayrıca potansiyel olarak OpenAI gibi rakipleri geride bırakıyor.
Zuckerberg bir video mesajında “genel istihbarat oluşturmak, onu sorumlu bir şekilde açık kaynak haline getirmek ve herkesin faydalanabilmesi için geniş çapta kullanılabilir hale getirmek” şeklindeki uzun vadeli vizyonunu ifade etti. Bu vizyon, OpenAI’nin insanlığa fayda sağlamayı vurgulayan ancak teknolojinin açık kaynak kullanımından açıkça bahsetmeyen YGZ planlarından farklı.
Yapay zekaya yönelmesine rağmen Zuckerberg, Metaverse’yi tamamen terk etmedi. Yapay zekayla güçlendirilmiş sanal gerçeklik gözlüklerini tanıtma planlarını açıkladı.
Google bir kez daha insanların internetten bilgi alma şeklini değiştiriyor. Arama motoru, insanların aradıklarını bulmalarına yardımcı olmak için yapay zekayı kullanan iki büyük güncellemeyi duyurdu.
İlk güncelleme, mobil cihazlardaki kullanıcıların bir resmi daire içine almasına, vurgulamasına, dokunmasına veya karalamasına olanak tanıyacak. Google, yapay zeka teknolojisinin resim hakkında bilgi sağlayacağını söylüyor. Arama işlevi yalnızca görseller üzerinde çalışmıyor. Google, insanların metinleri veya videoları da daire içine alabileceğini ve onlara seçimleri hakkında bilgi sağlayacağını söylüyor. Bu özellik 31 Ocak’ta belirli Android akıllı telefonlarda kullanıma sunulacak.
Google arama yapay zeka kullanarak daha güçlü olacak
İnsanların bilgi aramak için telefonlarının kamerasını kullanmalarına olanak tanıyan ikinci güncellemeyi kullanmak için bir Android telefona ihtiyacınız yok. İnsanlar artık Google uygulamasını kullanarak bir şeyin fotoğrafını çekebiliyor veya fotoğraf yükleyebiliyor ve arama işlevi, görselin içinde ne olduğuna dair bilgi sağlayacak. Google, bu özelliğin ne zaman kullanışlı olabileceğine dair bir örnek verdi.
Şirket: “Bir bahçe satışında olduğunuzu ve alışılmadık bir masa oyunuyla karşılaştığınızı hayal edin. Sadece oyunun bir fotoğrafını çekin, sorunuzu ekleyin ve web genelindeki en alakalı bilgileri bir araya getiren yapay zeka destekli bir genel bakış elde edeceksiniz” dedi. Google, iki güncellemenin üretken yapay zeka alanında yaklaşık bir yıllık testlerin sonucu olduğunu söylüyor. Şirket, denemelere devam ettiğini ve sonunda daha da fazla yeni özellik sunmayı planladığını söylüyor.
Google’ın öne çıkardığı bazı kullanım örnekleri şunlar:
Sosyal paylaşımlardaki moda öğelerini belirleme: Benzer bir çifti nereden satın alabileceğinizi bulmak için Instagram kıyafet fotoğrafındaki güneş gözlüklerini daire içine alın.
YouTube Shorts’tan tanımlar alma: İkinci el mağazalarında bulunan eşyaların yeniden satılması anlamına geldiğini öğrenmek için “tasarruf etme” gibi alışılmadık bir terimi karalayın.
Karmaşık sorular sormak: Bir gıda maddesini daire içine alın ve “Bu neden trend?” gibi bir metin ekleyin. viral bir tarif veya mutfak hakkında ayrıntılı bilgi almak için.
Havaalanı güvenliği dikkatli bir askeri operasyon gibi çalışıyor. Çünkü oradan geçtiğinizde eşyalarınızı tepsilere, sıvıları plastik torbalara koymanız ve dikkatli personel ile tarayıcılardan geçmeniz gerekiyor. Havalimanlarında X-ray cihazlarının kullanılması güvenlik açısından büyük bir gelişme diyebiliriz. Bu cihazlar sizi tepeden tırnağa inceleyerek olası tehlikeleri tespit etmenize yardımcı oluyor.
Havalimanları X-ray ile gizliliği ihlal mi ediyor?
2009 yılında bir adamın uçuş sırasında iç çamaşırındaki patlayıcıları patlatmaya çalışmasının ardından Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA) geri saçılım teknolojisini kullanmaya başladı. Bu teknoloji benzer olayların yaşanmaması için uygulamaya konuldu. ABD’deki 30 havaalanına geri saçılım teknolojisine sahip 174 tarayıcı kurdu. Bu tarayıcılar gezginlerin tam vücut görüntüsünü oluşturabiliyor.
Ancak bu bazı sorunlara neden oldu. İnsanlar tarayıcıların vücutlarının ayrıntılı görüntülerini göstermesinden hoşlanmadı. Böylece Haziran 2013’te tarayıcılar havalimanlarından kaldırıldı ve TSA, Rapiscan şirketi ile olan sözleşmesinin bir kısmını sona erdirdi. Gizlilik sorunlarını çözmek için havalimanları milimetre dalga tarayıcılarını kullanmaya başladı. Bu tarayıcılar vücut büyüklüğü veya özel vücut parçaları gibi kişisel ayrıntıları göstermiyor. Bu değişiklik, tarama sürecini daha az müdahaleci hale getiriyor ve yolcuların mahremiyetine saygı gösteriyor. Ancak bu tam vücut tarayıcılar, yolcuların açık ayrıntılarını görüntüledikleri ve mahremiyet savunucularının eleştirilerine yol açtığı için tartışmalara yol açtı. Her biri 180.000 dolara mal olan tarayıcılar, bu işlemi yapmayı reddeden gezginlerin direnişiyle karşılaştı.
Kamuoyunun tepkisi öyle boyutlara ulaştı ki Haziran 2013’te havalimanları bu tarayıcıları kaldırmak zorunda kaldı. TSA, görüntülemesiz Otomatik Hedef Tanıma (ATR) yazılımının Kongre tarafından zorunlu kılınan son tarihe kadar dağıtılamaması nedeniyle üretici Rapiscan ile olan sözleşmesinin bir kısmını feshetti. Tartışmanın ardından havalimanları iyonlaştırıcı olmayan elektromanyetik radyasyon kullanan milimetre dalga tarayıcılarını kullanmaya başladı. Öncekilerden farklı olarak bu tarayıcılar, yolcuları boyut, ağırlık, boy ve hatta vücut kısımları gibi ayrıntıları açığa çıkarmadan değerlendirmeyi amaçlıyor.
TSA çalışmalarında uzmanlaşmış bir yazar ve iletişim araştırmacısı olan PhD Shawna Malvini Redden, ilk tarayıcı sürümlerinde başlangıçtaki gizlilik koruması eksikliğinin altını çizdi. Ancak modern makinelerin, yolcuların benzersiz, tanımlanabilir görüntülerinden ziyade genel vücut görüntüleri oluşturmak üzere tasarlandığını belirtti. Milimetre dalga görüntüleme teknolojisi, yolcunun vücudundaki nesneleri tespit etmeyerek veya deriye nüfuz etmeden gizlilik endişelerini gideriyor.
Çin merkezli teknoloji devi Huawei, Android ile herhangi bir bağlantısı olmayan ve şirketin bağımsızlık hedeflerine büyük bir adım atan yeni HarmonyOS NEXT işletim sistemini resmi olarak tanıttı. Huawei, platformunu güçlendirmek ve geliştirmek amacıyla yaklaşık 1 milyar dolarlık bir yatırım yapmayı planlıyor.
Huawei’nin HarmonyOS NEXT’i, LiteOS temel alınarak özel olarak şirket içinde geliştirildi. Android Açık Kaynak Projesi (AOSP) ile hiçbir ilgisi olmayan bu işletim sistemi, tamamen özgün programlama dili ve derleyici dahil olmak üzere şirket içi kaynaklardan oluşuyor. Önemli bir not olarak, HarmonyOS NEXT, AOSP bileşenleri içermediği için Android uygulamalarını desteklemiyor.
Şu an itibariyle, HarmonyOS NEXT için 200’den fazla uygulama ve yaklaşık 70 oyun geliştirilmekte. Tahminlere göre, yıl sonuna kadar platformda 5.000’den fazla uygulama bulunacak. Huawei, bu yeni yazılımı geliştirmek için 7 milyar yuan (yaklaşık 983 milyon dolar) harcamayı planlıyor.
HarmonyOS NEXT’in kapalı beta sürümü, yakın bir gelecekte Huawei’nin öne çıkan akıllı telefonlarından biri olan Huawei Mate 60, Huawei Mate 60 Pro ve Huawei Mate X5‘e yüklenebilecek. Final sürümünün ise 2024’ün dördüncü çeyreğinde yayınlanması bekleniyor. Yayınlanan teaser videosunda, işletim sisteminin kullanıcı dostu arayüz tasarımını gözlemlemek mümkün.
Huawei, HarmonyOS NEXT ile geleceğin teknoloji trendlerine liderlik etmeyi ve kendi bağımsız ekosistemini inşa etmeyi amaçlıyor. Bu adım, şirketin teknoloji dünyasındaki etkisini artırmaya yönelik stratejik bir hamle olarak öne çıkıyor.
Hologram teknolojisi yıllardır ölü ve diri müzik efsanelerine yeni hayat veriyor. Ancak şimdi aynı sistemin konuk öğretim görevlilerini üniversite sınıflarına ışınlamak için kullanılması planlanıyor. İngiltere’nin Londra kentinin yaklaşık 160 kilometre kuzeyinde bulunan Loughborough Üniversitesi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) spor bilimcilerinin katılımıyla teknolojiyi eğitim ortamında deneyen Avrupa’daki ilk üniversite olacak.
Hologramlar üniversite derslerini dijitalleştirecek
Projeyle bağlantılı olanlar, öğrencilerin yurt dışından canlı olarak gönderilen 3 boyutlu görüntüyü, video görüşmesine veya duvara yansıtılan 2 boyutlu görüntüye tercih edeceklerini, hologramların çok daha ilgi çekici ve çekici olduğunu iddia ediyor. Ayrıca konuşmacıların karmaşık bir ekipmanı Zoom çağrısında gösterildiğinden daha net bir şekilde göstermelerine de olanak tanıyacak.
Denemelerin ardından hologram tabanlı etkinlikler gelecek yıl üniversitenin müfredatına resmi olarak dahil edilebilecek. Bu, iş seyahatlerini azaltmak isteyen şirketlere hâlihazırda hologramlar sunan Los Angeles merkezli Proto ile yapılan bir ortaklık sayesinde mümkün oldu. Teknoloji, orada olsalar da olmasalar da herkesin 3 boyutlu olduğu toplantılara izin veriyor. Proto’nun kurucusu David Nussbaum, Guardian’a teknolojinin büyük bir potansiyele sahip olduğunu ve bunu yapay zeka ile birleştirerek, fizikçi ve kozmolog Stephen Hawking’i örnek vererek, ölen insanları parlak zekalarla yeniden yaratmak için kullanılabileceğini söyledi.
Nussbaum: “Teknolojiyi kitaplara, konferanslara, sosyal medyaya, ilgi duyduğu her şeye, herhangi bir soruya, onunla olan herhangi bir etkileşime bağlayabiliriz. Yapay zeka Stephen Hawking onun gibi görünecek, onun gibi ses çıkaracak ve kendisiymiş gibi etkileşime girecek” dedi.
Teknolojiyi daha uygun maliyetli hale getirmek için Proto, hologramı yansıtmak için her birinin maliyeti 1.000 dolardan az olan daha küçük birimler piyasaya sürmeyi hedefliyor. Ancak bunların hologramı gerçek boyutundan daha küçük olacak. Hologram teknolojisi bugüne kadar çoğunlukla eğlence sektöründe kullanılıyordu. Yetmişli yılların pop grubu ABBA bunu Londra’daki gösterilerde büyük bir etki yaratmak için kullanırken, yakın zamanda efsanevi glam rock’çılar Kiss, onlarca yıl süren meşakkatli turnelerin ardından ayağa kalkabilmeleri için grubu turneye göndermek için kullanacaklarını duyurdu. Bu ayın başlarında rock’n’roll’un kralı Elvis Presley için hologram bazlı bir gösterinin de planlandığını öğrendik.
Basehub, startuplara strateji, büyüme ve yatırım operasyonlarında destek sunuyor. Kendisini girişimciler için bir İsviçre çakısı olarak tanımlayan platform startuplar için tüm yatırım süreçlerini yönetiyor, alternatif fon kaynakları buluyor ve tüm süreci hızlandırıyor. Ayrıca, Melek Yatırımcılar ve Risk Sermayesi fonları için Analiz ve Raporlama Hizmetleri de sunuyor. Basehub ekibi, girişimcilik, yatırım ve kurumsal finans alanlarında deneyimli üç partner tarafından kuruldu. Bu üç farklı perspektif sayesinde girişimlere çeşitli destekler sağlama kapasitesine sahipler. Zaman içinde, muhasebe, hukuk, hibe-teşvik, global büyüme gibi alanlarda deneyimli partnerler ekibe dahil edildi. Basehub’ın başarıları arasında, şimdiye kadar 15 yatırım turunu başarıyla yönetmesi, 50’den fazla yatırımcıyı startuplarla buluşturması, 100’den fazla startup için dokümantasyon ve şirket değerlemesi hizmeti vermesi yer alıyor. Ayrıca, 6 farklı hızlandırıcıda Yatırıma Hazırlık ve Finansal Planlama gibi konularda eğitimler veriyor ve startupların gelişimine katkıda bulunuyor.
Bu videomuzda, platformun girişimcilik ve yatırım dünyasındaki etkisine dair önemli noktaları sizlerle paylaşıyoruz. Söz konusu video içeriğimizin temel noktalarını özetle sizlerle paylaşıyor olacağız, detayları birinci ağızdan videomuzda sizlerle paylaşmış olacağız.
Girişimciler İçin: Videomuzda, Base-Hub platformunun girişimcilere sunduğu değerli hizmetlere dikkat çektik. Özellikle, Investment Ready Programı (IR), Catalyst Interim Programı (CI) ve One Extra Mile Programı (1EM) gibi hizmetlerini ele aldık. Bu programların, girişimcileri yatırım almaya nasıl hazırladığını, finansal analiz, değerleme ve stratejik yol haritası geliştirme konularında sağladıkları destekleri vurguladık. Videomuzda, bu yaklaşımlarının, yatırım sürecini hızlandırmadaki etkinliğine özellikle vurgu yaptık.
Yatırımcılar İçin: Base-Hub’un melek yatırımcılar, fonlar ve risk sermayedarlarına sunduğu hizmetler üzerine de yoğunlaştık. Finansal analiz, girişim keşfi ve yatırım süreci yönetimi gibi konularda sundukları geniş hizmet yelpazesini ele aldık. Videomuzda, yatırımcılar için sunulan bu hizmetlerin, portföylerindeki girişimlerin yönetimsel yeteneklerini nasıl geliştirdiğine ve küresel yatırım fırsatlarını nasıl kolaylaştırdığına dikkat çektik. Base-Hub’ın müşterilerinden alınan geri bildirimlere de videomuzda yer verdik. Ayrıca, Base-Hub’un kullanıcılar arasında teşvik ettiği topluluk yapısı ve ağ oluşturma fırsatlarına da değindik. Consumer Electronics Show 2024 (CES 2024) kapsamında etkinliğin hazırlık sürecinde Base-Hub tarafından etkinlikte yer alacak girişimlere verilen katkılardan bahsettik.
Videomuzda, bu özelliklerin iş büyümesi ve deneyim paylaşımı için ne kadar önemli olduğunu anlattık. Base-Hub’ın girişimcilere ve yatırımcılara sunduğu çeşitli ve kapsamlı hizmetler üzerine geniş bir bakış açısı sunduk. Platformun girişim ekosistemindeki rolünü ve önemini, verimlilik ve özelleştirilmiş hizmetlerine konuğumuz Serkan Türkoğlu’yla vurgu yaparak ele aldık.
Güvenlik alanında dünyanın önde gelen kuruluşlarından Securitas Technology, güvenlikle ilgili farklı konularda çeşitli içgörüler, eğilimler ve veriler içeren Global Teknoloji Trendleri Raporu’nun altıncısını yayımladı. Raporda bu yıl ilk kez, dünyanın dört bir yanından 900’ün üzerinde güvenlik konusunda uzman karar vericiyle yapılan görüşmelerden elde edilen ve güvenlik sektöründeki yeni teknolojiler, fırsatlar ve zorluklarla ilgili içgörüleri ortaya koyan bilgiler yer aldı.
En çok harcama yapılacak 3 teknoloji
Fransa, İsveç, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nden 900 katılımcının görüşlerinin yer aldığı ankete göre, işletmelerin yatırım yapmayı düşündükleri elektronik güvenlik teknolojileri arasında Bulut Bilişim, Uyumlu Teknoloji, Yapay Zeka ve Tahminsel Analitik yer alıyor. Şirketlerin yüzde 57’si halihazırda Bulut Bilişim’e, yüzde 46’sı ise Yapay Zeka’ya yatırım yaptıklarını bildirdi.
Veri analitiği ve biyometrik sistemler, önümüzdeki 18 ay içinde benimsenme olasılığı en yüksek teknolojiler olarak öne çıkıyor. Yine aynı süreçte en çok harcama yapılması planlanan 3 teknoloji ise geçiş kontrol, video izleme ve yeni gelişmekte olan teknolojiler.
2024 yılında bir şirketin iş başarısı giderek hızlanan değişime uyum sağlayabilme yeteneğine ve güvenlik teknolojilerindeki dönüşümü takip etmelerine bağlı olacak. Bu doğrultuda güvenlik endüstrisi, modern iş zorluklarıyla başa çıkmak için hızla evrilmeye devam edecek. Bu yıl alarm doğrulama, tüketici teknolojileri, verilerden elde edilen içgörüler, bulut geçişi ve akıllı güvenlik teknolojileri, sektöre yön verecek. İsmail Uzelli, “Bu trendleri benimseyen organizasyonlar güvenlik önlemlerini geliştirebilir, operasyonel verimliliği artırabilir ve her gün değişen tehditlere karşı bir adım önde olma kozunu elde edebilir” dedi.
Hizmet ve ürün kalitesi öncelikli
Anket sonucuna göre, güvenlik teknolojilerine yatırım yaparken hizmetin ve ürünün kalitesi en önemli iki faktör olarak öne çıkıyor. Organizasyonların yüzde 41’i elektronik güvenlik sistemlerini işletme verimliliğini artırmak ve maliyet tasarrufu sağlamak için kullanıyor. Bir başka dikkat çeken veri ise organizasyonların yüzde 85’inin, tehditleri öngörmek ve engellemek için güvenlik teknolojilerinden yararlanması.
Yapay zekanın yükselişi sürecek
İşletmeler güvenliklerinde daha proaktif bir yaklaşıma doğru kaydıkça, yapay zeka ve veri analitiği endüstrideki yeniliklerin geleceğini şekillendirmede önemli bir rol oynayacak. Halen organizasyonların yüzde 55’i verimliliğini artırmak için güvenlik çözümlerinde yapay zeka ve veri analitiği kullanıyor. Organizasyonların yüzde 44’ü ise verimlilik sağlamak üzere güvenlik verilerini analiz etmek ve yapılandırmak için şirket içi uzmanlık veya bu konuya odaklanmış bir iş ortağı eksikliği olduğunu belirtiyor.
Siber güvenlik ekipleri büyüyor
Organizasyonlar dijital dönüşümü benimserken ve gelişmiş teknolojilerden faydalanırken; varlıklarını, hassas verilerini ve müşterilerinin güvenini korumak için daima tetikte kalmak zorunda. Hızla değişen siber güvenlik tehditleri de işletmelerin yeni risklerden korunmaya ve risklerin azaltılmasına öncelik vermesine yol açıyor. Ankete göre işletmelerin yüzde 48’i, halihazırda kullandıkları elektronik güvenlik sistemleri için bir siber güvenlik uygulamasından destek alıyor, yüzde 4’lük bir kesim ise siber güvenliği elektronik güvenlik programlarının bir parçası olarak değerlendirmiyor. Ankete katılanların yüzde 66’sı, ayrı ve özel bir siber güvenlik yöneticisine veya ekibe sahip olduklarını söyledi.
Securitas Technology Orta Avrupa Genel Müdürü İsmail Uzelli
Bulut, kritik verilerin depolanmasından karmaşık uygulamaların çalıştırılmasına kadar işletmelerin iş yapış şeklinde devrim yarattı ve teknoloji altyapılarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Giderek daha fazla işletme bulut bilişimin avantajlarını deneyimledikçe, ticari güvenlik sistemleri de dahil olmak üzere diğer önemli sistemleri de buluta taşıma eğilimi artıyor. Kurumların yüzde 44’ü kendi içinde bulut tabanlı güvenlik teknolojisini benimsemiş durumda, yüzde 17’si ise bunu önümüzdeki 18 ay içinde gerçekleştirmeyi planlıyor. Artan bu eğilime rağmen, buluta geçmeyenlerin en büyük endişelerinden birinin siber güvenlik olması dikkat çekiyor.
Securitas Technology’nin Orta Avrupa Genel Müdürü İsmail Uzelli “Söz konusu bilgileri toplamak ve müşterilerimizin kullanımına sunmak, bu misyonu yerine getirmemiz açısından büyük önem taşıyor. Sürekli gelişen teknoloji dünyası giderek daha da dinamik ve karmaşık hale gelen iş ortamında müşterilerimizin başarıya ulaşmalarına yardımcı oluyor ve misyonumuzu yerine getirmemizi sağlıyor” diye konuştu.
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu
Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu da raporun 2024 ve sonrasında elektronik güvenlik pazarını etkileyecek trendler hakkında bilgi verdiğini belirterek, “Dünya genelinde elektronik güvenlik alanındaki karar vericilerin gözünden, organizasyonların gelişmekte olan riskleri nasıl ele aldıklarını, tehditleri nasıl azalttıklarını ve işletme verimliliğini nasıl artırdıklarını anlamaya çalıştık. Bu özel rapor için derlediğimiz veriler, işletmelerin kendi yaklaşımlarını değerlendirmesi ve rekabet avantajı sağlamak için güvenlik teknolojilerinden faydalanmanın yenilikçi yollarını ortaya koyması açısından benzersiz bir bakış açısı sunuyor” dedi.
ABD tarafından geliştirilen insansı robotlar, Ultimate Driving Machines’in üretimine yardımcı olacak. Kaliforniya merkezli yapay zeka robot şirketi Figure, Alman otomobil üreticisi BMW’nin genel amaçlı robotlarını otomobil üretiminde kullanmasını sağlayacak bir anlaşmaya vardığını doğruladı.
Figure, üreticinin X3, X4, X5, X6, X7 ve XM’den sorumlu Spartanburg, Güney Carolina’daki devasa tesisinde ilk resmi konuşlandırmalarından önce robotların en iyi şekilde nasıl kullanılması gerektiğini araştıracak.
BMW insansı robotlar için çalışıyor
Figure 01 robotunun ilk etapta sınırlı sayıda iş gerçekleştireceği anlaşılıyor ve bunların ne olacağı henüz belirlenmemiş olsa da şirket robotların “zor, güvensiz veya sıkıcı” görevlerin otomasyonuna yönelik olacağını söylüyor. Bu, çalışanların otomatikleştirilemeyen süreçlere konsantre olmalarını sağlayacak ve üretim verimliliğinde iyileştirmeler sağlayacak.
Yakın zamanda YouTube’da yayınlanan bir video, 01 robotunun yetenekleri hakkında fikir veriyor. Bu, Figure’in yapay zeka uçtan uca sinir ağlarını kullanarak, kendi kendini düzeltebilme özelliğiyle birlikte robota yalnızca 10 saatte bir fincan kahve yapmayı nasıl öğretebildiğini gösteriyor. Figure’a göre robotunu bir insana bu kadar benzetme kararı basit bir karardı. Figure: “Dünyamızı insan formuna göre tasarladık. Eller kapıları açmamızı ve aletleri kullanmamızı sağlıyor. Kollar ve bacaklar verimli hareket etmemize, merdiven çıkmamıza, kutuları kaldırmamıza ve daha pek çok şeye olanak sağlıyor” diyor. Ancak öğrenme yeteneği, beceri setinin ve kullanışlılığının zamanla artacağı anlamına gelir.
Figure’e göre bu durum onu imalat, lojistik, depolama ve perakende alanlarında faaliyet göstermeye çok uygun hale getiriyor. Spartanburg’da, eşyaları yüklemek veya boşaltmak veya eşyaları bir yerden diğerine taşımak gibi görevleri ilk başta muhtemelen oldukça basit olacak. Figure’in kurucusu ve CEO’su Brett Adcock: “Tek amaçlı robot teknolojisi ticari pazarı onlarca yıldır doymuş durumda. Ancak genel amaçlı robot teknolojisinin potansiyeli tamamen kullanılmamış durumda” dedi.
Adcock: “Figür’ün robotları şirketlerin üretkenliğini artırmasına, maliyetleri azaltmasına ve daha güvenli ve daha tutarlı bir ortam yaratmasına olanak tanıyacak. Yapay zeka ve robot bilimini otomotiv üretimine entegre etmek için BMW Manufacturing ile yan yana çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz” diyor. BMW Manufacturing Başkanı ve CEO’su Engelhorn: “BMW Manufacturing, bir endüstri lideri ve yenilikçi olarak geleceğimizi ileriye taşımak için yenilikçi teknolojileri üretim sistemlerimize entegre etmeye kararlı” dedi.
Uluslararası teslimat firması DPD’nin yapay zeka müşteri hizmetleri sohbet robotu, yakın zamanda yaşanan bir karşılaşma sırasında hileye başvurdu. Teslimat firmasının yapay zeka chatbotu sahtekarlık yapıyor, müşteriye küfür ediyor ve şirketi eleştiriyor.
Yapay zeka, özellikle halka açık chatbot ChatGPT’nin kullanıma sunulmasıyla birlikte, sanattan eğitime ve iş dünyasına hayatın her alanına sızdığı için mizahi paylaşım daha büyük sorunları simgeliyor . Robotların insanların yerini almada ne kadar etkili olduğu ya da yapay zekanın sonunda bizi alt edip etmeyeceği konusunda süregelen bir tartışmanın ortasında, şirketler işlerini kolaylaştırmak için yapay zekaya yöneldi. Bu tartışmayı özetleyen son çevrimiçi sohbet, Beauchamp’ın “bu tamamen işe yaramaz!” diye yazmasıyla hayal kırıklığının ortasında başladı. Mesajların kaydırıldığı bir kayda göre, bir insanla konuşması istendi.
Sohbet sırasında chatbot küfür etti
Uluslararası teslimat hizmeti için yapay zeka müşteri hizmetleri sohbet robotu DPD sohbet sırasında küfür kullandı, şaka yaptı. Bunun ne kadar işe yaramaz olduğuna dair şiir yazdı ve hayal kırıklığına uğramış bir müşterinin yönlendirmesi üzerine şirketi “dünyanın en kötü teslimat firması” olarak eleştirdi.
Chatbot kendisine bağlanamadığını söyleyince Beauchamp botla biraz oynamaya karar verdi ve ondan bir şaka yapmasını istedi. “Gözleri olmayan balığa ne denir? Fsh!” bot yanıt verdi.
Beauchamp daha sonra chatbot’tan işe yaramaz bir chatbot hakkında bir şiir yazmasını, ona küfretmesini ve şirketi eleştirmesini istedi. O da bunu yaptı. Bot, DPD’yi “dünyanın en kötü teslimat firması” olarak adlandırdı ve şiirinde kendi kendine: “Bir zamanlar DPD adında, yardım sağlamada işe yaramaz bir sohbet robotu vardı” dedi.
DPD’nin bir sözcüsü, TIME’a gönderdiği bir e-postada, değişimin bir müşteri hizmetleri sohbet robotundan yapıldığını söyledi. Sözcü: “İnsan müşteri hizmetlerine ek olarak, sohbet içinde yapay zeka unsurunu birkaç yıldır başarıyla işletiyoruz. 18 Ocak Perşembe günü yapılan sistem güncellemesinden sonra bir hata oluştu. Yapay zeka öğesi hemen devre dışı bırakıldı ve şu anda güncelleniyor” dedi. Küresel şirketin Hollanda’daki şubesinin X hesabı, Beauchamp’ın gönderisine, hâlâ insan “bireyleriyle” sohbet özelliğinin bulunduğunu söyleyerek yanıt verdi.
Oyun endüstrisinde çığır açmaya hazırlanan Unipoly, 20 Ocak Cumartesi günü gerçekleştirdiği özel etkinlik ile oyun ve WEB3 sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirerek yeni yapısı ve geliştirdiği teknolojileri misafirlerine sundu. Gerçekleştirilen etkinlikte şirketin kurucu ortağı Emir Emad ve genel müdür Saltukhan Gülşen yaptığı sunumda geliştirilen yapay zekâ merkezli teknolojileri ve geliştirilen projelerin detaylarını paylaşarak, misafirlerin büyük beğenisini ve ilgisini topladı. Ayrıca 20 Milyon Dolar değerleme üzerinden Hollanda merkezli bir Venture Capital’dan alınan yatırım haberi ile gecenin sürpriz haberini paylaştılar.
İstanbul merkezli WEB3 oyun yayıncısı Unipoly, oyun geliştiricisi ve yayıncı kimliğinin yanı sıra bir teknoli şirketi olarak oyun sektörünün dinamiklerini şekillendirecek ve stüdyolara birçok avantaj sağlayacak servisler geliştiriyor. Geliştirdiği teknolojilerin yanı sıra 4 farklı oyun projesi üzerinde de çalışan Unipoly, WEB3 entregrasyonu tamamlanan Raidfield 2’nin yeni versiyonunu canlıya alarak 2 milyon üzerinde kullanıcının deneyimine sundu.
Raidfield2’nin yanı sıra geliştirilmesi devam eden Raidfield3, Six Cube Mystery ve Xdriver Pro isimli 3 farklı oyununu da 2024 yılı içerisinde yayınlayacak. Unipoly, aynı zamanda Six Cube Mystery isimli korku oyununun film çekimlerine de 2024 yılında başlayarak tarihte ilk defa bir oyunu filmi ile eş zamanlı kullanıcılarının deneyimine sunmaya hazırlanıyor.
WEB2 oyunlarını WEB3 dünyasına taşıyor
Unipoly, AI ve WEB3 teknolojilerini entegre ederek, deneyimlerini geliştiren kapsamlı bir geliştirme platformu sunuyor. Platform, AI yardımıyla çok oyunculu yapı geliştirme, otomatik WEB3 ve NFT yapısı entegrasyonu ve API oluşturma gibi özellikler içeriyor. Ayrıca, AI asistanı, oyunların detaylı analizinde, teknik özetlerde ve arka plan mimarisi oluşturmada yardımcı oluyor. Platform, entegrasyonu kolaylaştıran güçlü bir arka plan dağıtım sistemi ve güvenlik SDK ile de dikkat çekiyor. Bu teknoloji platformu, oyun stüdyolarının bütün temel ihtiyaçlarına kapsamlı çözümler sunarak ciddi maliyet ve zamandan tasarruf etmelerine imkân sunuyor. Tüm bu araçları 28 Mart tarihinde unipoly.io isimli SaaS platformunda globalde açmaya hazırlanıyor.
Dünya çapında ortaklık anlaşmaları
Unipoly Games, dünya çapında çok sayıda stüdyoyla anlaşmalar başlatarak endüstrinin geleceğini aktif olarak şekillendiriyor. Şirket, çeşitli ülkelerden gelen başvurularla büyük ilgi gördü. Bu ortaklıklar, yerel yetenekleri dünya çapındaki oyuncu kitlesine tanıtarak küresel bir oyun topluluğu yaratmaya hazırlanıyor. Stüdyoların yanı sıra görüşmelere başladığı Avrupa ve Asya’daki kuluçka merkezleri, servis sağlayıcıları ve büyük oyun şirketleri ile partnerlik anlaşmalarını tamamlayarak bünyesindeki oyun stüdyolarına ciddi destek sağlayacak.
Unipoly, WEB2 oyun dünyasının WEB3 entegrasyonunu sağlayan öncülerinden biri olmak için Kanada merkezli oluşturduğu akademik ve teknik ARGE ekibi ile 2024 yılında kendi blockchain altyapısını stüdyolara sunmaya hazırlanıyor. Oyunlar için tasarlanan bu altyapı oyun stüdyolarının WEB3 entegrasyonunun çok daha hızlı ve avantajlı olmasını sağlayacak. CoinW ve Toobit borsalarında listeli olan UNP Token, Mexc borsasında da 27 Ocak tarihinde itibaren listelenecek.
Unipoly hakkında daha fazla bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Avrupa artık malzemenin kökenlerini ortaya çıkaran elektrikli araç pil pasaportlarına ihtiyaç duyuyor. Avrupa Birliği (AB), gıda ürünlerinin kökeninin izini sürmeyi anımsatan bir hareketle artık elektrikli araç pillerinin kaynağına ve geçmişine odaklanıyor. Örneğin bifteğinizin nereden geldiğini bilmeye benzer şekilde, AB tüm elektrikli araçlar için pil pasaportu zorunlu kılmayı ve pillerin ham maddeleri ve üretim geçmişi hakkında ayrıntılı bilgi sağlamayı amaçlıyor.
Elektrikli araç pil pasaportu için beklenenler
Bu pil pasaportlarını oluşturma sorumluluğu, ister otomobil üreticisi ister üçüncü taraf bir şirket olsun, üreticiye ait durumda. AB, pili üreten kişinin bu bilgiyi derleyip sunmasını zorunlu kılıyor. Ancak fikri mülkiyeti korumak için üreticiler, pilin tam bileşimini açıklamadan yalnızca genel ayrıntıları paylaşmakla yükümlü.
ABD’de şu anda pil pasaportu zorunluluğu bulunmasa da gelecekte benzer bir önlemin alınabileceği yönünde spekülasyonlar var. Bu tür pasaportlar, otomobil üreticileri ve hükümet için federal vergi kredisi gerekliliklerine uyumu kolayca göstermede bir araç olabiliyor. Bu pil pasaportlarına dahil edilecek spesifik bilgiler henüz tanımlanmadı. Ancak Battery Pass Konsorsiyumu adı verilen 7.6 milyon dolarlık bir proje üzerinde aktif olarak çalışıyor. Aralarında BMW ve Audi’nin de bulunduğu 11 ortağın yer aldığı bu işbirlikçi çaba, başarılı bir uygulama beklendikten sonra girişimi Şubat 2027’ye kadar hayata geçirmeyi hedefliyor.
Distopik endişelerin aksine, pilli pasaportların uygulanması, müşterilerin sınırları geçerken belge sunmasını gerektirmiyor. Bunun yerine otomotiv endüstrisinde şeffaflığın artırılmasına odaklanılıyor. Amaç, otomobil üreticileri, akü tedarikçileri ve tüketiciler arasında net bir iletişim kurarak bireylerin araçlarının akülerinin menşeini bilmelerini sağlamak diyebiliriz. Pil pasaportları, başlangıçtaki tedarik zincirini ve üretim unsurlarını atlayacak ve bunun yerine üretimden itibaren pilin başına gelen her şeye odaklanacak şekilde de ayarlanabilir.
Elektrikli araç üreticisi dışındakilerin veri erişimindeki kısıtlamalara rağmen, pil pasaportları, alıcılara arabalarına tam olarak ne girdiği konusunda her zamankinden çok daha fazlasını gösterecek. Yedi kategoride bir pasaporta 90 parça bilgi eklenmesini önerildi. Bunlar arasında genel pil ve üretici bilgileri; uyumluluk, sertifikalar ve etiket; pil karbon ayak izi; tedarik zinciri durum tespiti; pil malzemeleri ve bileşimi; döngüsellik ve kaynak verimliliği; ve performans ve dayanıklılık var.
Türk Devletleri arasında para transferi koridorları kurma hedefiyle çıktığı yolda, ilk açılımını Ocak ayında Azerbaycan ile gerçekleştiren Turan, Kasım ayından itibaren Kazakistan, KKTC, Kırgızistan ve Özbekistan’a saniyeler içinde para transferine başladı. Her gün milyonlarca liralık para transferi hacmine ulaşan uygulama Türkiye’de ikamet eden Türk soydaşlar için birçok finansal işlemi kolaylaştırırken aynı zamanda Türkiye içinde de tüm kullanıcılarına %100 dijital ve uygun maliyetli finansal hizmetler vermeye devam ediyor.
Geçtiğimiz haftalarda mobil uygulama mağazalarında Türkiye’de finans kategorisinde birinci, genel sıralamada ise en çok indirilen ikinci uygulama olan Turan, Türkiye’deki birçok kullanıcının telefonuna girmeyi başardı. 300 binden fazla müşterisine erişebilir finansal hizmetler sunan uygulama, Azerbaycan ve Özbekistan yerel ofislerini de açtı.
Türk Devletleri arasında dijital para transferi koridoru
Turan’ın devam yatırımı ile ilgili konuşan Turan Kurucusu Özgür Bayraktar: “Türkiye’de yaşayan soydaşlarımız için çözüm önerisi olarak çıktığımız yolda, geldiğimiz noktaya ve geleceğe baktığımızda bu yolculuğun henüz sadece yüzde 1’inde olduğumuzu değerlendiriyoruz. Türk Devletleri arasında dijital para transferi koridoru hedefimizde ilk olarak Azerbaycan’da faaliyetlerimizi hızlandırdık. Yakında kullanıcılarımız Azerbaycan’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Azerbaycan’a cüzdandan cüzdana para transferi yapabilecek. Fakat asıl hedefimiz, tüm Türk Devletlerinde aynı modeli gerçekleştirip, devletler arasında tek bir cüzdan altyapısı ile dijital para transferini sağlayarak koridorlarımızı tamamlamak olacak. Turan Orta Asya’nın en büyük finans uygulaması olacak. Bu vizyon ve misyonumuzda bize ilk günden beri güvenmeye ve inanmaya devam eden, birlikte çıktığımız bu yolculukta tüm finansal altyapımızı sağlayan görünmez gücümüz United Payment’a teşekkür ediyoruz. Bu devam yatırımının stratejik iş birliğimizin derinleşmesi açısından önemli bir basamak olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Girişimler yurt dışı pazarlarda da destekleniyor
United Payment CEO’su İlker Sözdinler de “United Payment olarak yatırım yaptığımız girişimleri açıldığımız yurt dışı pazarlarda da destekliyor, onların bizimle birlikte büyümesine büyük önem veriyoruz. Gelişmiş altyapı imkanlarımızın yanı sıra girişimlerin dinamik ve yenilikçi takımlarından yararlanarak birlikte bir ekosistem oluşturuyoruz. Kurulduğu günden beri yolculuğuna yatırımcı ve iş ortağı olarak eşlik ettiğimiz Turan da, sunduğu hizmetlerle bu ekosistemin önemli bir parçasını oluşturuyor. Turan, 180 milyondan fazla soydaşımızın yaşadığı Türk Coğrafyası’nda, bankaların ulaşamadığı kitlelerin finansal ihtiyaçlarını tamamen dijital ortamda, kısa sürede ve güvenle gerçekleştirmesini sağlıyor. Kurulalı 14 ay gibi kısa bir süre geçmesine rağmen 300 bini geçen müşteri sayısı, 500 milyona koşan işlem hacmi ve 70 binden fazla kart kullanıcısıyla Turan’ın, bu süreçteki gelişimi ve ulaştığı başarısından dolayı gurur duyuyoruz” diye konuştu.
Yatırımcıları arasında KT Portföy, Re-pie, Colendi, Tera Portföy, Neo Portföy ve Azerbaycan’ın ilk risk sermayesi fonu Caucasus Ventures da olan Turan bu devam yatırımı ile son 16 ayda toplamda 75 milyon TL’den fazla yatırım almış oldu.
Turan Hakkında daha fazla bilgi ve uygulamayı denemek için: https://turan.app/
Sam Altman, Nvidia’ya kendi yapay zeka çipiyle rakip olmak için TSMC’yi kullanmayı planlıyor. Nvidia’nın GPU’ları, OpenAI’nin GPT-4’ü gibi büyük dil modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için yüksek performans ve verimlilik sunduklarından çoğu yapay zeka araştırmacısı ve şirketi için ana tercih oldu.
Çipler, yapay zeka modellerinin geliştirilmesi ve devreye alınması için gerekiyor. Bu nedenle Silikon Vadisi’ndeki start-up’lar ve başka yerlerdeki köklü teknoloji devleri için en çok aranan ürün haline geldi. Nvidia’nın GPU’ları, OpenAI’nin GPT-4’ü gibi büyük dil modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için yüksek performans ve verimlilik sunduklarından çoğu yapay zeka araştırmacısı ve şirketi için ana tercih oldu. Görünüşe göre OpenAI’nin CEO’su Sam Altman, Nvidia’nın yapay zeka gemisinde sadece yolcu olmakla yetinmiyor. Kendi çip üreten gemisinin kaptanı olmak istiyor. Gelecek nesil yapay zeka modellerine güç verecek çipler ve fabrikalar yaratmayı hedefleyen Altman, kesinlikle yıldızları hedefliyor.
Financial Times’ın bir raporuna göre Altman, BAE’nin ulusal güvenlik danışmanı ve çeşitli devlet yatırımlarının başkanı Şeyh Tahnoon bin Zayed el-Nahyan da dahil olmak üzere Orta Doğu’nun en zengin ve en nüfuzlu kişilerinden bazılarıyla görüşüyor. fonlar ve yapay zeka şirketleri. Altman, yapay zeka sistemlerini eğitmek ve oluşturmak için tasarlanan çipleri geliştirmeye ve üretmeye yönelik iddialı yeni projesi için fon arıyor. Altman ayrıca, dünyanın en büyük çip üreticisi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Co (TSMC) ile çipleri üretmek için olası bir ortaklığı da tartışıyor. Ne OpenAI ne de TSMC konu hakkında yorumda bulunmadı ve Şeyh Tahnoon da yorum yapamadı. Bloomberg ilk olarak Altman’ın Orta Doğulu yatırımcılarla bir çip girişimi peşinde olduğunu bildirdi.
Çip tasarımı ve geliştirilmesinin oldukça karmaşık ve pahalı olması nedeniyle girişimin milyarlarca dolara mal olması bekleniyor. Altman, yaklaşık 1.5 trilyon dolarlık piyasa değeriyle yapay zeka çip pazarının hakim oyuncusu Nvidia’ya meydan okumayı umuyor. Nvidia’nın GPU’ları, büyük ölçekli sinir ağlarını çalıştırmak için yüksek performans ve verimlilik sundukları için yapay zeka devriminin omurgasını oluşturdu.
Ancak Nvidia’nın GPU’ları OpenAI ve diğer birçok önde gelen yapay zeka şirketi ve araştırmacısı tarafından kullanılıyor ve bu da sınırlı çip tedariği için şiddetli bir rekabet yaratıyor. Amiral gemisi yapay zeka modeli GPT-4’ün bu yıl piyasaya sürülmesi beklenen yeni versiyonu üzerinde çalışan OpenAI, modelleri karmaşıklaştıkça çip ortaklarına daha bağımlı hale geliyor.
Altman’ın çip girişiminin OpenAI’nin bir yan kuruluşu mu yoksa ayrı bir kuruluş mu olacağı belirlenme aşamasında. Kaynaklara göre OpenAI, yeni şirketin ana müşterisi olacak ve bu da ona yapay zeka alanındaki rakiplerine karşı üstünlük sağlayabilir.
ABD Savunma Bakanlığı, Pentagon’un çatısına güneş panelleri kurarak sürdürülebilirlik çabalarını arttırıyor. Bu çevresel dostu adım, Biden yönetiminin federal hükümeti sürdürülebilirlik konusunda lider kılma planının önemli bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Pentagon, çatı üstü güneş panelleri ile birlikte, doğal gaz ve petrol bağımlılığını azaltmak amacıyla ısı geri kazanımlı bir ısı pompası sistemi ve güneş termal panelleri de entegre edecek. Bu strateji, şu anda kullanılan doğal gaz ve petrolle gerçekleştirilen ısıtma ve sıcak su temininin %95’ten fazlasını karşılayacak şekilde tasarlanmıştır.
610.000 metrekarelik bir taban alanına sahip olan Pentagon, 26.000 çalışanına ev sahipliği yapmaktadır ve bu sürdürülebilirlik projesiyle net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı amaçlamaktadır. Proje, yılda 7 milyon kWh’nin üzerinde elektrik ve 128.157 MMBtu doğalgaz tasarrufu sağlayarak, yıllık toplam enerji maliyetinde 1,36 milyon dolarlık bir azalmaya yol açması beklenmektedir.
Pentagon’un bu sürdürülebilirlik programı, ABD Enerji Bakanlığı’nın “Enerji Tasarrufu Teknolojileri ile Federal Tesislere Yardımcı Olma (AFFECT)” programından 104 milyon dolarlık bir hibe alacak 31 federal tesisten biridir. Bu finansal destek, sürdürülebilir enerji projelerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için önemli bir kaynaktır.
Diğer sürdürülebilirlik projeleri arasında, Ulaştırma Bakanlığı’nda güneye bakan pencerelere fotovoltaik film uygulaması ve Enerji Departmanı’nın Forrestal Binası içindeki 8000 metrekare alana sahip tek camlı pencerelerin çift camlı pencerelere dönüştürülmesi bulunmaktadır. Pentagon’un bu kapsamlı ve yenilikçi adımları, sürdürülebilir enerji ve çevre dostu teknolojilere olan küresel talebe önemli bir katkı sağlamaktadır.
B2B tahsilat, Gateway, Fiziki Pos ve Açık bankacılık hizmeti sunan Ödüyo ile Amerika, İngiltere, Estonya, Hollanda, Malta, Almanya ve BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) gibi uluslararası pazarlarda şirket kurmak veya işlerini büyütmek isteyen yatırımcılara vergi optimizasyonu, online ödeme ve tahsilat gibi birçok konuda hizmet sunan danışmanlık firması Company Global iş birliğine imza attı.
Ödüyo ve Company Global ortaklığı sayesinde, Ödüyo müşterileri avantajlı ve özel fiyatlarla yurt dışına taşınabilecek veya işlerini kurabilecek.
Bu iş birliğinden dolayı çok mutlu olduklarını dile getiren, Ödüyo Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Erman Yapıcı, “Kurulduğumuz günden bu yana şirketlerin nakit akışını kolaylaştırmak, hızlandırmak ve ihtiyaç duydukları finansmana aracılık etme stratejisiyle hareket ediyoruz. Company Global ile artık müşterilerimizin globale taşınmasına da aracılık edecek en uygun ve en optimum maliyetli seçenekleri Company Global sayesinde kendilerine sunabileceğiz. Company Global Türkiye’deki en iyi danışmanlık firmalarından biri. Farklı coğrafyalarda yatırım ve iş ortaklıkları yapmayı düşünen müşterileri için en uygun fırsatları araştırıyor, yerel pazarlar ile en iyi ve verimli ilişkileri kurabilmeleri için gerekli tüm analiz ve ipuçlarını bir araya getirerek sunuyor. Bu ayrıcalıklardan artık Ödüyo müşterileri de yararlanabilecek. Company Global ve Ödüyo olarak müşterilerimize destek olmak ve işlerini daha da kolaylaştırmak adına oldukça heyecanlıyız.” derken;
Company Global CEO’su Egemen Antmen de bu işbirliğinden dolayı çok memnun olduklarını belirterek, “Müşterilerimize Türkiye ve dünyanın farklı yerlerindeki ofislerinde bir yetkili ile yüz yüze tanışma, toplantı ve bilgilendirilme imkânı sunuyoruz. Ayrıca her müşterinin talebi ve ihtiyacına özel yenilikçi çözümler ve sürdürülebilir stratejiler de sunuyoruz. Artık bu çalışmalarımızı Ödüyo müşterileri için de gerçekleştireceğimiz çok mutluyuz.” şeklinde konuştu.
E-ticaret devi Amazon, müşterilerin alışveriş deneyimini daha interaktif hale getirmek amacıyla yeni bir yapay zeka asistanını test ediyor. Şirketin mobil uygulamasında keşfedilen bu özellik, belirli ürünlerle ilgili sorulara anında yanıt verme yeteneğine sahip.
Amazon‘un bu özelliğini destekleyen LLM (Büyük Dil Modeli), şirketler tarafından sağlanan liste detaylarına ve kullanıcı incelemelerine dayanarak sorulara anında yanıt oluşturuyor. Örneğin, bir egzersiz kıyafetinin koşu için uygun olup olmadığı veya uzun boylu bir kişiye uygunluğu gibi sorular bu yapay zeka asistanına yönlendirilebiliyor.
Hepsiburada gibi benzer özelliklere sahip olan Amazon, müşterilere ürün bilgilerini ve yorumlarını tek bir yerde sunarak alışveriş deneyimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Ancak, bu özellik henüz erken aşamalarda olduğu için yapay zeka asistanının yapabilecekleri şu an için sınırlı.
Sistem, henüz ürün karşılaştırma veya alternatif önerilerde bulunma yeteneğine sahip değil. Ancak, basit önerilerde bulunabilen Amazon‘un yapay zeka asistanı, örneğin, elektrikli bisikletin randevular için uygun olup olmadığı sorusuna cevap verebiliyor.
Yapay zeka asistanının test aşamasında, bazı istenmeyen özellikler ve tuhaflıkların ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu, genel olarak yapay zekaların karşılaştığı bir sorun olan yanlış bilgi üretme eğiliminden kaynaklanıyor. Test aşamasında, Amazon‘un yapay zeka asistanı bazı temel soruları yanıtlamayı reddedebiliyor ve hatta Python kodu üretebiliyor veya şakalar yazabiliyor. Ancak, bu tür özelliklerin aslında tasarlanmadığı vurgulanıyor.
Amazon‘un bu yeni yapay zeka asistanı, alışveriş deneyimini daha interaktif hale getirmek ve müşterilere daha hızlı bilgi sağlamak amacıyla geliştirilmiş olsa da, şu an için hala geliştirme aşamasında olduğunu söylemek mümkün. Bu özellik, gelecekte alışveriş deneyimini daha da zenginleştirebilir ve müşterilere daha fazla kolaylık sunabilir.
İstanbul Ticaret Odası tarafından girişimciliğin desteklenmesi amacıyla kurulan ve dünyanın en iyi 5 kuluçka merkezinden biri seçilen Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) yeni yılın ilk dönemi için başvuru süresini 28 Ocak 2024 Pazar gününe kadar uzattı. Ön Kuluçka, Kuluçka ve Post Kuluçka programlarına yapılacak başvurular BTM’nin web sitesi https://btm.istanbul/ adresi üzerinden yapılabiliyor. Fikir aşamasındaki girişimcilere yönelik oluşturulan BTM Kamp ise yıl boyunca başvuru kabul etmeyi sürdürüyor.
Girişimcilere sayısız destek veriyor
BTM’deki programlar kapsamında; eğitim ve seminerler, mentor desteği, yatırımcı eşleştirmeleri, yatırımcı karşısında sunum yapılan demo day etkinliklerinde yer alma, 7/24 ofis ve ortak çalışma alanı kullanma olanağı, birebir danışmanlık gibi hizmetler girişimcilere ücretsiz olarak sunuluyor. Girişimler yatırım aşamasında İTO bünyesindeki 81 meslek komitesine sunum yapabiliyor. İstanbul’un merkezinde, Fulya’da konumlanan BTM Yerleşkesine ulaşım için girişimcilere Mecidiyeköy’den servis olanağı da sunuluyor.
Girişimcilik ekosisteminde yarattığı değerle bugüne kadar çok sayıda ödül alan BTM, girişimcilik ekosisteminin Oscar’ı olarak kabul edilen UBI Global tarafından hazırlanan endekste geçen yıl dünyanın en iyi 5 kuluçka merkezi arasında yer almıştı.
Vestel Ventures, otomotiv ve güç elektroniği çipleri geliştiren ABD merkezli Elevation Microsystems Inc. Firması’na yatırım yaptı. Vestel, yakın gelecekte Elevation’ın üreteceği yeni çipleri mobilite ürünlerinde kullanmayı ve ayrıca satışa sunmayı planlıyor.
Girişimleri desteklemek ve yeni iş alanlarını Vestel bünyesine kazandırmak amacıyla 2015 yılında kurulan kurumsal yatırım şirketi Vestel Ventures, Vestel’in otomotiv alanındaki varlığını genişletecek bir yatırım gerçekleştirdi. Vestel Ventures, otomotiv ve güç elektroniği çipleri geliştiren ABD merkezli Elevation’a ortak oldu.
Vestel Ventures Genel Müdürü Öner Tekin anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, yatırımın Vestel için son derece önemli bir adım olduğunu söyledi. Tekin, “Vestel’in teknoloji şirketi vizyonu doğrultusunda uzun yıllardır start-up yatırımları, uluslararası iş birlikleri ve büyüme alanlarımıza yönelik yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Vestel’in otomotiv ekosistemi ve mobilite alanlarındaki gücünü artıracak bir hamlede daha bulunarak ABD merkezli Elevation’a yatırım yaptık” dedi.
Türk mühendislik gücünden yararlanacak
Vestel Mobilite Genel Müdürü Hakan Kutlu da Vestel’in son yıllarda otomotiv elektroniği alanında önemli adımlar attığını ve pazarda önde gelen bir tedarikçilerden biri haline geldiğini hatırlatarak, Elevation yatırımının bu alanda kendilerini daha da ileriye taşıyacağını kaydetti. Kutlu, “Uzun yıllardır Vestel olarak geleceğin sektörleri arasında gördüğümüz otomotiv elektroniği alanında yatırımlar yapıyoruz. Elevation yatırımı da bu vizyonun bir parçası. Önümüzdeki dönemde Vestel mühendislerinin Elevation’daki meslektaşlarıyla tasarlayacakları çipler, Vestel’in geliştireceği mobilite ürünlerinde kullanılacak.” diye konuştu.
Elevation kurucusu David Nam ise Vestel yatırımına ilişkin olarak “Elevation bugün otomotiv kalifikasyonlarına sahip, yüksek performanslı analog ve güç mikroçipleri geliştiren bir firma. Bu noktada bizlere ve vizyonumuza olan güveni için Vestel’e teşekkür ediyorum. Vestel ile birlikte geleceğin otomobillerinde kullanılacak mikroçipleri geliştireceğimiz için büyük heyecan duyuyoruz.” diye konuştu.
Bugün yüksek voltajlı güç ve otomotiv elektroniği çiplerinden oluşan bir ürün portföyüne sahip olan Elevation, elektri̇kli̇ araçlar için yeni̇ nesi̇l geni̇ş bant aralığı teknolojisini̇ kullanan sistem çözümleri̇ üretiyor. Şirket enerji verimliliği sağlayan çözümleriyle otomotiv sektörünün sürdürülebilir enerji alanında gelişmesine yardımcı oluyor.
Google News platformunda, yapay zeka tarafından oluşturulan kopya haberlerin artış göstermesi üzerine Google’dan gelen açıklama, içerik kalitesine odaklanma ve filtreleme zorluklarına dair yeni bir tartışma başlattı. Şirket, yapay zekanın sağladığı olanakları vurgulayarak, ancak bu gücün kötü niyetli kullanımına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Son dönemde, Google Haberler platformunda, gerçek insan gazetecilerin kaleme aldığı haberlerin yanı sıra yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin de yayınlanması, platformun kullanıcıları arasında güvenilirlik endişelerine neden oldu. Yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin genellikle düşük kalitede ve spam benzeri nitelikte olduğu eleştirileri sıkça dile getirilirken, birçok web sitesinin trafiği artırmak amacıyla bu tür içerikleri kullanması, sorunun büyümesine katkı sağlıyor.
Google, eleştirilere karşı içerik kalitesine odaklandığını ve otomatik oluşturulan içeriklerin spam olarak değerlendirildiğini belirtti. Şirket, bu tür içeriklere karşı belirlediği politikalar doğrultusunda hareket ettiğini ifade etti. Ancak, kullanıcılar ve yayıncılar, Google News’ta hala yapay zeka tarafından oluşturulan içeriklerin bulunduğunu ve bu durumun sorun oluşturduğunu bildiriyorlar.
Google News’un içeriği etkili bir şekilde filtreleme konusundaki zorluklar, yapay zekanın yükselişiyle birlikte daha belirgin hale geldi. Bu durum, platformun güvenilirliği ve haber kaynaklarının niteliği konusunda endişeleri artırıyor. Kullanıcılar, Google’ın bu sorunlara daha etkin bir çözüm bulması ve haber içeriklerinde yapay zeka kaynaklı kopya haberlere karşı daha güçlü bir filtreleme sistemi oluşturması konusunda beklenti içindeler.