Akbank müşteri hizmetlerine üretken yapay zeka desteği geldi!

Akbank, üretken yapay zeka teknolojileri alanında sunduğu çözümlere bir yenisini ekledi. Dört aydan kısa bir sürede geliştirdiği ve bankacılığın yardımcı pilotu olarak hizmet veren akıllı yardım asistanı sayesinde saha ve genel müdürlük çalışanları, müşteri taleplerini çok daha hızlı ve kolay bir şekilde çözüme kavuştururken, çalışan destek ihtiyaçları için de etkin şekilde yardım alabiliyorlar. Üretken yapay zeka destekli sohbet botu (chatbot) teknolojisine sahip bu asistan, bankacılık dünyasındaki 10.000’den fazla dokümandaki detaylı bilgileri harmanlayarak çalışanların günlük konuşma dilindeki karmaşık sorularını dahi nokta atışı yanıtlıyor. Sorulan her 10 sorudan en az 9’unu doğru olarak cevaplayabiliyor ve öğrenen algoritması sayesinde bu oran sürekli iyileştiriliyor. 

Üretken yapay zekayı kullanarak fark yaratan çözümler geliştirmek mümkün 

Akbank Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Gökçay
Akbank Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Gökçay

Akbank Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Gökçay; “Akbank olarak bankacılığın geleceğini şekillendirmeyi bir misyon olarak ele alıyoruz ve bu doğrultuda güncel teknolojiler ile fark yaratan yeni nesil çözümler geliştiriyoruz. Alanında lider, küresel teknoloji şirketleriyle stratejik iş ortaklıkları oluşturarak ileri teknoloji çözümlerini sektörümüze kazandırıyoruz. Yakın zamanda üretken yapay zeka alanında Microsoft ile uzun vadeli ve yoğun bir iş birliği başlattık. Bu çalışmalarımızın ilki, dört aydan kısa bir sürede hayata geçirdiğimiz ve bankacılığın yardımcı pilotu olarak hizmet veren akıllı yardım asistanı oldu.

Azure OpenAI servisiyle entegre sohbet botu ile akıllı yardım asistanı, bankacılık alanındaki 10.000’den fazla dokümanda yer alan detaylı bilgileri öğrenip harmanlayarak çalışanlarımızın doğal konuşma dili ile ilettikleri karmaşık sorularına saniyeler içinde nokta atışı yanıtlar veriyor. Bu sayede müşteri deneyimini mükemmelleştirme, operasyonel verimlilik, iş zekası ve inovasyon alanlarında önemli avantajlar yaratırken, sektörümüz için de örnek oluşturuyoruz. Binlerce çalışanımıza yardımcı pilotluk yapan akıllı asistanımızın hızlı ve sürekli hizmet verebilmesini Microsoft ile yaptığımız özel bir iş birliği ile sağladık. Böylece, Azure OpenAI PTU özelliğini kullanan dünyadaki öncü kurumlardan biri olduk. İlerleyen dönemde farklı üretken yapay zeka çözümlerimizi çalışanlarımız ve müşterilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz” dedi. 

500 girişimci kadın 80 milyon liralık iş hacmi yarattı!

Kadınların ülkenin ekonomik kalkınmasında öneminin vurgulanması ve finansal olarak güçlenmelerine destek olmak amacıyla başlatılan ‘iyzico Kadın Girişimci Destek Program’a bugüne kadar 500’ün üzerinde kadın girişimci katıldı ve 80 milyon TL değerinde iş hacmi yaratıldı.

iyzico’nun hayata geçirdiği ‘Kadın Girişimci Destek Programı’nın yeni dönem kayıtları başladı. 31 Ocak’a kadar başvuruların https://www.iyzico.com/isim-icin/kadin-girisimci adresinden devam ettiği programa kabul edilen kadın girişimciler, ilk dönemlerde olduğu gibi iyzico’nun sunduğu finanstan eğitime, pazarlama ve tanıtımdan özel indirimlere kadar birçok avantajdan yararlanabilecek.

Kendi işini kurmak isteyene ücretsiz eğitim

Hayallerinin peşinden gitmek isteyen kadın girişimciler ayrıca iyzico’nun e-ticaret dünyasında fırsatlar sunan ‘iyzico ile Öde’ ürünüyle müşterilerine farklı ödeme alternatifleri sunabilecek. Program çerçevesinde kadınlar ilk 6 ay içerisinde 100 bin TL’ye kadar ulaşan işlem hacimlerinde sıfır komisyon desteğine sahip olurken tanıtım desteği, dijital pazarlama ve online satış alanlarında ücretsiz eğitimler de alabilecek.

iyzico, geliştirdiği güvenli, erişilebilir ve yenilikçi teknolojilerle internet alışveriş deneyimini hem kullanıcılar hem de üye iş yerleri için kolaylaştırıyor. Bu yıl sektörde 10. yılını kutlayan iyzico, kadınların iş dünyasında güçlendirilmesinde önemli bir role sahip kadın girişimcileri desteklemeyi sürdürüyor. Fintek sektöründe öncü bir marka olarak, finansal hizmetleri hem bireyler hem de şirketler için dönüştüren ve dijitalleşmelerinde onlara liderlik etmeyi amaçlayan iyzico, ‘Kadın Girişimci Destek Programı’ ile bugüne kadar 500’ün üzerinde kadın girişimciye ulaştı ve 80 milyon TL değerinde iş hacmi yaratıldı.

Kadın girişimcileri desteklemeye devam edecek

iyzico Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven

iyzico Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Dağ Güven, girişimcilik ekosisteminde özellikle kadın girişimcilere büyük önem verdiklerini belirterek şunları söyledi: “iyzico olarak, kadınların önüne çıkan her türlü engel ve önyargıları aşmaları için fırsatlar sunmayı önemsiyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu projeyle girişimcilik ekosisteminde toplumsal cinsiyet eşitliğine katkıda bulunmayı hedefledik. iyzico etki raporlarına baktığımızda, kadın girişimcilerin büyüme hızı erkek girişimcilerin büyüme hızından iki kat daha fazla. Kadın girişimcilere yeni kaynaklar sağlamak ve yaratılan faydaların artarak büyümesine destek olmak amacıyla partnerlerimizle birlikte “iyzico Kadın Girişimci Destek Programı”nı başlattık. Önceki dönemlerde aldığımız olumlu geri bildirimlerin ardından altıncı dönem başvurularımız da hızla başladı.”

Güven, “Dijitalleşmenin de getirdiği imkanlar sayesinde kadın girişimcilerimizin ürettiği ürünlerini ulaşabildikleri platformlarda gelire dönüştürmeleri ve ülke ekonomisine de katkı sağlamaları için imkân sağlıyoruz. Bu doğrultuda birçok kadın girişimcimizin iş hayatına ve ekonomiye katılımlarında öncü bir rol üsteniyoruz. Önümüzdeki dönemde de daha fazla kadın girişimciye ulaşmaya, girişimci kadınlarına büyümesine ve dijitalleşmesine destek olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

6 ayda bir olmak üzere yılda iki defa yeni kadın girişimcileri programa dahil ederek kadın girişimcilere olan kapsamlı desteğini sürdüren iyzico; Good4Trust, Paraşüt, Mükellef, Webtures, Geliver, Youthall, Magnetiq gibi pek çok iş ortağının sunduğu özel eğitimler ve indirim fırsatlarını, programa dahil olan kadın girişimcilere ulaştırmaya devam edecek.

Nvidia AI GPU siparişi veriyor!

Nvidia, 500 milyon dolar değerinde 16.000 yapay zeka GPU siparişi veriyor. Hintli veri merkezi şirketi, 2025 yılına kadar 32.000 Nvidia H100 ve GH200 GPU’ya sahip olmayı hedefliyor. Hindistan, ABD’nin ihracat kısıtlamalarının Çin’i engellemesi nedeniyle artık Nvidia için önemli bir pazar haline geldi.

Reuters’in bir raporuna göre , Hindistan merkezli bir veri merkezi ve sunucu şirketi olan Yotta, Mart 2025’e kadar 500 milyon dolar değerinde 16.000 Nvidia GPU satın almaya hazırlanıyor. Bu anlaşma, ABD yaptırımlarının Nvidia’nın en büyük GPU’larının çoğunun ihracatını yasaklamasının hemen ardından geliyor. Çin’e GPU’ları sonlandırıyoruz ve öyle görünüyor ki Hindistan, Çin’in talebinin olduğu boşluğu en azından kısmen dolduruyor.

Nvidia AI GPU yatırımı yapıyor

Reuters, Yotta CEO’su Sunil Gupta ile görüştü ve şirketin Mart 2025’e kadar 16.000 adet H100 ve GH200 GPU sipariş edeceğini söyledi. Bu GPU’ların toplam değerinin yaklaşık 500 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Ancak Yotta’nın kaç tane sipariş ettiği belli değil. 2022’de bir H100 GPU’nun fiyatı 30.000 doların üzerindeydi. Muhtemelen önemli ölçüde daha pahalı olan GH200’e ek olarak birkaç bin H100 yongası satın almak için 500 milyon doların yeterli olacağını gösteriyor. Yotta, Nvidia’dan daha iyi bir anlaşma yapıyor olabilir ve belki de siparişte pek çok GH200 bulunmuyor.

Bu son satın alma öncesinde şirket geçen yıl 16.000 adet daha H100 GPU satın aldı. Bunların Temmuz ayında teslim edilmesi bekleniyor. Gupta, H100 ve GH200 siparişinin Yotta’nın AI GPU satın alımlarının toplam maliyetini 1 milyar dolara çıkaracağını iddia ediyor ve bu anlaşma yaklaşık 500 milyon dolar değerindeydi. Yotta’nın bütçesini önemli ölçüde artırmadan üst düzey donanım satın alabilmesi, H100’ün belki de eskisi kadar pahalı olmadığını gösteriyor. H200’ün o zamandan bu yana H100’ün yerini aldığı düşünülürse durum böyle olabilir.

Rapor, bu Yotta-Nvidia anlaşmasını, ABD’nin Çin’e yönelik, birçok üst seviye GPU’nun ülkeye ihracatını yasaklayan en son yaptırımlarıyla ilişkilendiriyor. Nvidia’nın H100 GPU’larını Çin’de satmasına izin verilmedi, bu nedenle yaptırımlara uymak için H800’ün daha yavaş bir versiyonunu yaptı. Ancak aylar sonra H800 Çin’de yasaklandı. Bu da Nvidia’nın Çin’de satabileceği daha fazla GPU çeşidi yaratması gerektiği anlamına geliyordu.

Atılan her 100 imzanın 72’si mobilden!

Günler süren evrak, sözleşme ve anlaşmalar için gereken imzaların tek platformdan gönderilmesini sağlayan Paperzero ile 2023 yılı içerisinde 350 bin imzalama ve onaylama işlemi gerçekleşti. Bu süreçte 1 milyon 400 bin işlem yapıldı. Çevre dostu platform sayesinde bir yıl içerisinde toplamda 300 ağaç kesilmekten kurtarıldı, 7 ton karbon emisyonu azaltıldı.

Bir ağaçtan ortalama 73 bin A4 kağıt çıktığı dikkate alındığında, platform sayesinde 1 milyon 750 bin adet A4 kağıtla yapılabilecek işlem elektronik ortamda gerçekleştirildi. Kullanıcılar, elektronik ve mobil imzalı yasal imzalama altyapısıyla zaman ve mekandan bağımsız imzalama veya onaylama işlemlerini gerçekleştirerek iş süreçlerini daha hızlı ve kolay tamamlıyor. Sürekli geliştirilen uygulamaya yalnızca 2023 yılı içerisinde 35 yeni özellik daha kazandırıldı. Türkiye’deki bütün bankalarla entegre olan Paperzero, en büyük kurumların imzalama süreçlerini dijitalleştirdi. Özellikle banka talimatları süreçlerinde kullanılmasıyla ön plana çıkan platform aynı zamanda insan kaynakları, fatura onay süreçleri, kurum içi ve dışı tüm imza süreçlerinde tercih ediliyor.

Mobil imza daha çok tercih edildi

E-GÜVEN Genel Müdürü İlker Türkoğlu
E-GÜVEN Genel Müdürü İlker Türkoğlu

Günler alan imza süreçlerini 10 saniyeye indirdiklerini, istenilen yerde ve zamanda imzalama veya onaylama konforu sunduklarını belirten E-GÜVEN Genel Müdürü İlker Türkoğlu, “Hiçbir kurulum ihtiyacı olmayan, masaüstü veya mobil uygulama üzerinden rahatlıkla kullanılabilen Paperzero ile şirketler ve bireyler istedikleri belgeyi, sözleşmeyi, anlaşmayı elektronik ortamda veya mobil cihaz üzerinden imzalayabiliyor veya onaylayabiliyor. Genel kullanımda gördüğümüz üzere, uygulama en çok mobil imzalama ile kullanılıyor, mobilitenin önemi bir kez daha ön plana çıkıyor. Şirketler, hızlı ve güvenilir işlemlerle kağıt, arşivleme, kargolama maliyetlerinden kurtuluyorlar. Operasyonlarını dijitalleştirirken çevreye de katkı sağlıyorlar” açıklamasında bulundu.

Basefunder, e-sukul için yatırım turu başlattı!

Sermaye Piyasası Kurulu’ndan lisanslı Kitle Fonlama Platformu Basefunder, girişimcilik ekosistemini destekleyecek çalışmalara bir yenisini ekledi. Kuruluşundan bu yana 5 girişimi fonlanmaya açan, bunların üçünün fonlamasını başarıyla sonuçlandıran Basefunder, şimdi de e-sukul için yatırım turunu başlattı. 1 milyon 150 TL hedefiyle yola çıkan e-sukul, yatırımcıları için yüzde 5,75’lik pay ayırdı.

Okul yönetim sistemleri üzerine 3 yıllık yoğun bir Ar-Ge çalışması sonucunda 2022 yılında kurulan e-sukul, eğitim sektörünün ihtiyaçlarına nitelikli cevaplar vermek üzerine inşa edilen yazılım altyapısı ile pazarda lider konumda bulunuyor. Eğitim kurumlarının karmaşık yönetim ihtiyaçlarını tek bir entegre sistemle karşılamayı amaçlayan e-sukul; yapay zekâ destekli otonom sistemi ile, muhasebe, öğrenci kaydı, devamsızlıklar, ders programı, online ders içerikleri ve sınav yönetimi gibi bir dizi kritik süreci içeren geniş bir yelpazede eğitim kurumlarının yönetimini kolaylaştırıyor.

Kapsamlı sistemiyle eğitim kurumlarına iş gücü yükünü hafifletme avantajı sunarak aynı zamanda kâğıt israfını da en aza indiren e-sukul, sıfır kâğıt kullanımı mottosuyla çıktığı bu yolda her yıl binlerce ağacın kesilmesini önlüyor ve çalıştığı her kurum başına TEMA vakfı üzerinden 1 adet fidan dikimi gerçekleştiriyor.

1 TL ile bile girişime ortak olma imkânı var!

Kitle Fonlama Platformu’nun girişim sermayesi ve melek yatırım ağlarına alternatif bir araç olarak ortaya çıktığını kaydeden Basefunder Kitle Fonlama Platformu Kurucusu Mehmet Dolgan, platform ile Türk girişimlerinin rekabette fark yaratmaları ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamalarına olanak sağladıklarını söyledi. Ayrıca yatırımcıların yaptıkları yatırımın, Sermaye Piyasası Kurulu himayesinde Takasbank güvencesi altında olduğunu ifade eden Dolgan, “Bağımsız bir kuruluş ile girişimlerin fotoğraflarını çekip analiz ettikten sonra makul bir değerleme ile yatırımcıların karşısına çıkarırken şeffaf süreçlere ve analizlere odaklanıyoruz. Basefunder, yatırımcılara yenilikçi ve dinamik bir yatırım aracı sunarken, 1 Türk Lirası ile bile farklı sektörlerden birçok girişime ortak olma imkanı tanıyor” dedi.

Daha fazla bilgi ve yatırımcı olmak için buradan bilgi alabilirsiniz.

Unilever’in Avrupa pazarı Türkiye’den yönetilecek!

Unilever Orta Doğu & Türkiye Kişisel Bakım Genel Müdürü ve Unilever Türkiye Ülke Başkanı görevlerini beş yıldır başarıyla sürdüren Mustafa Seçkin, Unilever Avrupa, Birleşik Krallık, İrlanda, Avustralya ve Yeni Zelanda Dondurma Genel Müdürü olarak atandı. Yeni görevine 1 Şubat 2024 tarihi itibarıyla Unilever’in Hollanda’daki yönetim merkezinde başlayacak olan Mustafa Seçkin, Unilever’in Dondurma işindeki en büyük iş birimine liderlik edecek.

Unilever bünyesinde 30 yılı aşkın sürede yurt içi ve yurt dışında önemli sorumluluklar ve çeşitli liderlik rolleri üstlenen Mustafa Seçkin, özellikle gıda ve dondurma kategorilerinde sahip olduğu engin deneyimle, gelişmekte olan pazarlarda başarılı iş sonuçlarına imza attı. Unilever Türkiye Ülke Başkanı olarak görev yaptığı süreçte, küresel pandemi, enflasyonist ortam, doğal afetler ve tedarik zincirinde yaşanan kesintiler gibi zorluklara karşın Türkiye operasyonunu başarılı bir şekilde yöneten Mustafa Seçkin, Unilever Türkiye’nin merkez ofisinin yenilenmesi de dahil olmak üzere geleceğin çalışma modellerine geçişe ve dijitalleşme süreçlerine de öncülük etti.

Unilever Orta Doğu & Türkiye Kişisel Bakım Genel Müdürü ve Unilever Türkiye Ülke Başkanı Mustafa Seçkin
Unilever Orta Doğu & Türkiye Kişisel Bakım Genel Müdürü ve Unilever Türkiye Ülke Başkanı Mustafa Seçkin

Türkiye’de 100 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Unilever için gerçek anlamda bir elçi olarak da görev yapan Mustafa Seçkin, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonomiyi sağlamayı hedefleyen Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi Türkiye Ulusal Ağında 2016 – 2019 yılları arasında Başkanlık görevini üstlenerek Türkiye’deki kurumsal sürdürülebilirlik gündemine liderlik etti. Mustafa Seçkin ayrıca, Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nde (YASED) ve Dutch Business Association Türkiye’de (DBA Türkiye) Yönetim Kurulu Üyesi olarak çeşitli görevler üstlendi. 

Mustafa Seçkin’in liderliğindeki Orta Doğu & Türkiye Kişisel Bakım organizasyonu da rekabetçi ve kârlı büyümeyle birlikte sağlanan örnek finansal sonuçlarıyla Unilever’in dünya genelinde kişisel bakım iş biriminde en yüksek performans gösteren iş birimleri arasında yer alma başarısını gösterdi.

Unilever bünyesindeki etkileyici kariyeri ve güçlü liderliği sonucunda Unilever Avrupa, Birleşik Krallık, İrlanda, Avustralya ve Yeni Zelanda Dondurma Genel Müdürü olarak atanan Mustafa Seçkin, yeni görevine kendine özgü liderlik tarzı ve sahip olduğu geniş bilgi birikimiyle birlikte başarılı sonuçlar elde etme konusundaki engin deneyimini beraberinde getirecek.

Mustafa Seçkin Hakkında

Kariyerine 1989 yılında Unilever Pazarlama departmanında başlayan Mustafa Seçkin, tüm gıda kategorileri ve marka gruplarında görev yaptıktan sonra 2000 yılında Polonya’da bulunan Bölgesel İnovasyon Merkezi’nin Direktörlüğü görevine atandı. 2002-2007 yılları arasında Afrika, Orta Doğu ve Türkiye Bölgesi Knorr Marka Geliştirme Direktörlüğü görevini yürüttü.

Mustafa Seçkin, Şubat 2007 yılında Türkiye Gıda Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Unilever Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı. 2016 itibarıyla Unilever NAMETRUB Bölgesi (Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Rusya) İçecek ve Dondurma Kategorilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Unilever NAMETRUB Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Seçkin, 2017 yılında Gıda Kategorisinin de sorumluluğunu üstlendi. 2019-2022 yılları arasında Unilever Türkiye, Orta Asya ve İran Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Mustafa Seçkin, 1 Temmuz 2022 tarihinde ise Unilever’in global Compass organizasyonu yapılanması doğrultusunda Unilever Orta Doğu & Türkiye Kişisel Bakım Genel Müdürlüğü ve Unilever Türkiye Ülke Başkanlığı görevlerini üstlendi. Mustafa Seçkin, Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunudur.

Google Cloud veri aktarım ücretinden vazgeçti!

0

Google Cloud, müşteriler için veri aktarım ücretlerinden feragat etti ve bu süreçte Microsoft’a büyük bir darbe vurdu. Google Cloud veri aktarımındaki değişiklikler, müşterilerin büyük ücretlerden vazgeçebileceği ve sağlayıcıları kolayca değiştirebileceği anlamına geliyor. Ancak çoklu bulut yaklaşımı arayanlar için de bir çekicilik var.

Analistler, müşterilerin başka bir sağlayıcıya ücretsiz olarak veri taşıyabilmesini sağlayacak Google Cloud veri aktarım uygulamalarındaki değişikliklerin açıklandığını ve bu hareketin “doğrudan Microsoft’u hedef aldığını” söyledi . Bulut müşterilerinin genellikle verileri farklı sağlayıcılara taşırken ödeme yapması gerekiyor. Bu, fiyatların aktarılan veri hacmine bağlı olması nedeniyle son derece kısıtlayıcı ve maliyetli olabilmesi nedeniyle bazı sektör uzmanları tarafından eleştirilen bir politika.

Google Cloud veri aktarım konusunda kullanıcıları rahatlattı

Yapılan bir duyuruda, Genel Müdür/Başkan Yardımcısı ve Google Cloud platform başkanı Amit Zavery, ücretsiz geçiş hizmetlerinin dünya çapındaki tüm müşteriler için geçerli olacağını ve onlara külfetli ücretler olmadan sağlayıcıları değiştirebileceklerini açıkladı. Zavery: “Bugünden itibaren, Google Cloud’u kullanmayı bırakıp verilerini başka bir bulut sağlayıcısına ve/veya şirket içi ortama taşımak isteyen Google Cloud müşterileri, verilerini Google Cloud’un dışına taşımak için ücretsiz ağ veri aktarımından yararlanabilir. Bu dünya çapındaki tüm müşteriler için geçerli” dedi. Bulut devi, yeni politikanın müşterilere kolaylık sağlayacağını ve alternatif bir sağlayıcı seçerken onlara daha fazla esneklik sunacağını söyledi.

Açıklamada: “Bulut sağlayıcılarını değiştirirken veri aktarım ücretlerinin ortadan kaldırılması, müşterilerin bulut sağlayıcılarını değiştirmesini kolaylaştıracak. Ancak bu, birçok müşterinin tercih ettiği bulut sağlayıcısıyla çalışmasını engelleyen temel sorunu çözmüyor: kısıtlayıcı ve adil olmayan lisanslama uygulamaları” ifadelerini kullandı. Gartner Araştırma Bulut Hizmetleri ve Teknolojileri Başkan Yardımcısı Sid Nag’a göre, Google’ın “haksız lisanslama uygulamalarından” bahsetmesi, bulut bilişim alanındaki rakiplere, özellikle de Microsoft’a yönelik açık bir saldırıyı temsil ediyor.

Aralık 2023’te Google Cloud ve Amazon Web Services (AWS), Microsoft’un lisanslama uygulamalarını ve bunların Birleşik Krallık’taki bulut müşterileri üzerindeki olumsuz etkisini eleştirdi. Google, Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasalar Otoritesi’ne (CMA) yazdığı bir mektupta, başlangıçta Microsoft’un lisans rejiminin, müşterilerin kendi tekliflerinin yanı sıra ikincil bir sağlayıcı olarak bile rakip hizmetlerini kullanmaktan caydırıldığı anlamına geldiğini iddia etti. AWS, birkaç gün sonra CMA’ya yaptığı bir takip açıklamasıyla yaraya daha fazla tuz bastı ve teknoloji devinin politikalarının müşterilerin Microsoft dışında bir sağlayıcı seçmesini “mali açıdan sürdürülemez” hale getirdiğini belirtti.

Apple yönetiminde büyük değişiklik!

Apple Inc.’nin yıllardır yaşadığı en büyük yönetim kurulu değişikliklerinden birinde, uzun süreli direktörler Al Gore ve James Bell şirketten emekli oluyorlar. Eski Aerospace Corp. Üst Yöneticisi (CEO) Wanda Austin ise şirkete katılıyor.

Şirket, bu duyuruyu Perşembe günü yaptı ve direktörlerin 75 yaşından sonra yeniden seçilmeme politikasını gerekçe gösterdi. Eski Boeing Co. yöneticisi Bell, 2015 yılında Apple yönetim kuruluna katılmıştı, eski ABD Başkan Yardımcısı Gore ise yirmi yıldan fazla bir süredir direktörlük yapıyor. Her iki adam da 75 yaşında.

Bu değişiklik, genellikle bir seferde birden fazla emeklilik yaşanmayan Apple yönetim kurulu için alışılmadık bir durum. Gore, 2003 yılında, şirketin kurucu ortağı Steve Jobs’un CEO olduğu ve iPhone henüz piyasaya çıkmamışken katılan en uzun süre görev yapan üye idi.

Apple CEO’su Tim Cook bir açıklamasında, “Al, kullanıcılarımızın gizliliğini koruma konusundaki koşulsuz desteğinden, çevre ve iklim konularındaki eşsiz bilgisine kadar, çalışmalarımıza inanılmaz katkılarda bulundu. James’in adanmışlığı olağanüstüydü ve denetim, finans ve daha birçok konuda yıllar boyunca sunduğu önemli perspektifler ve derin uzmanlık için minnettarız” dedi.

Yeni aday Austin, “yenilikleri ilerletme ve kurumsal stratejiyi şekillendirme” konusunda önemli bir geçmişe sahip olduğu belirtildi. Uzun süredir ABD’nin uzay keşfi çabalarının büyük bir savunucusu olan Austin, Apple’ın doğrudan dahil olmadığı bir alanda faaliyet gösteriyor. 28 Şubat’ta şirketin yıllık hissedarlar toplantısında seçime sunulacak.

Yaş politikasına rağmen, başka bir direktör Ronald Sugar bu yıl 76 yaşına giriyor ve yönetim kurulundan ayrılması planlanmıyor. Apple, Sugar’ın “yönetim kurulu kompozisyonunda önemli son dönem geçişler ve görev süresi boyunca şirkete derinlemesine anlayış kazandıran direktörleri korumanın değeri” göz önünde bulundurularak görevde kalacağını söyledi.

Apple’ın Sugar’ı tutma gerekçesi göz önüne alındığında, Başkan Arthur Levinson’un, gelecek yıl 75 yaşına girmesi durumunda politikanın uygulanıp uygulanmayacağı belirsiz.

Apple ayrıca CEO Tim Cook ve diğer yöneticiler için en son tazminat detaylarını açıkladı. Cook’un 2023 için hedeflenen maaşı 49 milyon dolar olmasına rağmen, toplamda 63.2 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bunun yaklaşık 47 milyon doları, Apple’ın net satışlar ve işletme gelirinde iç hedefleri aşması nedeniyle beklenenden yüksek olan hisse senedi ödülleri olarak geldi. 2024 için Cook’un hisse senedi bazında hedef tazminatı 50 milyon dolara çıkacak.

Apple’ın diğer adı geçen yöneticileri — mali işler müdürü, perakende başkanı, genel müşavir ve operasyonlar müdürü — 2023’te yaklaşık olarak her biri için 27 milyon dolar civarında sabit bir tazminat aldı.

Bir dosyalamada şirket, hissedarlardan yönetim kurulu üyeleri ve yönetici tazminatları lehine oy kullanmalarını istedi. Ayrıca, şirkette yapay zeka kullanımı hakkında bir rapor talep eden bir teklifi reddetmeleri için yatırımcılara çağrıda bulundu.

Şirket, “İstenen raporun kapsamı son derece geniş ve rekabet pozisyonumuz için zararlı olabilecek stratejik planlar ve girişimlerin ifşasını içerebilir ve bu gelişmekte olan alanda erken olurdu” dedi. Apple, Bloomberg News’un bildirdiğine göre, iPhone ve diğer cihazlar için AI tabanlı araçları en erken Haziran ayında tanıtmayı planlıyor.

Çin’de 50 yıl ömürlü nükleer pil geliştiriliyor!

Çin’de geliştirilen yeni bir nükleer pil teknolojisi, enerji dünyasında çığır açıyor. 50 yıl gibi olağanüstü bir ömre sahip olan bu pil, Betavolt BV100 adı altında piyasaya sürülecek. İçerisinde Nikel-63 izotopu ve elmas yarı iletken malzeme kullanılarak üretilen bu pil, sürdürülebilir ve uzun ömürlü enerji çözümlerinde yeni bir dönemi işaret ediyor.

Bu yenilikçi nükleer pil teknolojisi, özellikle enerji ihtiyacı yüksek ve uzun süreli güç kaynağı gerektiren uygulamalar için ideal. Uzay araştırmalarından askeri uygulamalara, uzaktan kumandalı cihazlardan elektrikli araçlara kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu pil, çevre dostu bir alternatif olarak da dikkat çekiyor.

nükleer pil

Pilin geliştirilmesi sürecinde, radyoaktif malzemelerin güvenli kullanımı ve atık yönetimi konularında önemli adımlar atıldı. Bu sayede, hem çevresel hem de sağlık açısından riskler en aza indirildi.

Çin’in bu yenilikçi adımı, global enerji sektöründe yeni bir yarışın başlangıcı olarak görülüyor. Uzun ömürlü ve yüksek performanslı bu nükleer pil teknolojisi, geleceğin enerji ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol oynayacak gibi görünüyor.

Yapay zeka, lityum iyon pillere alternatif bulmuş olabilir!

Microsoft, şarj edilebilir pillerin üretiminde lityum metaryaline olan küresel bağımlılığı hafifletebilecek yeni bir malzeme keşfetmek için Enerji Bakanlığı’nın Pasifik Kuzeybatı Ulusal Laboratuvarı (PNNL) ile işbirliği yaptı. 

Yapay zeka ve Azure Quantum Elements bulut platformundan yararlanan Microsoft ekibi, doğada bulunmayan malzemeler üzerinde zaman alan araştırmaları önemli ölçüde hızlandırdı.

Redmond’un yüksek performanslı bilgi işlem (HPC) sistemleri sayesinde yapay zeka algoritmaları, enerji, kuvvet, gerilim, elektronik bant aralığı ve mekanik özellikler gibi yeni malzemelerin özelliklerini tahmin edebildi. Microsoft ve PNNL, simülasyonlardan elde edilen milyonlarca veri noktasını kullanarak yapay zeka modellerini eğitti ve bu, geleneksel yoğunluk fonksiyonel teorisi hesaplamalarına kıyasla malzeme özelliklerinin 1.500 kat daha hızlı tahmin edilmesini sağladı.

Seçim süreci, 32,6 milyon aday materyal ve tahmin edilen 500.000 kararlı materyali tanımlayan yapay zeka algoritmalarıyla başladı. İşlevsel özelliklerin taranmasının ardından havuz, 800 potansiyel adaya kadar daraltıldı. İyonik yayılım gibi dinamik özellikleri keşfetmek için “Yapay Zeka ile hızlandırılmış” simülasyonlardan yararlanan Microsoft Quantum ekibi, seçimi 150 malzemeye kadar daralttı.

Yapay zeka, Azure Quantum Elements platformu ve yerleşik bilimsel uzmanlığın sinerjisi ile Microsoft, modern teknolojinin kimya ve malzeme bilimi alanında gelecek 250 yıllık yeniliği “gelecek 25 yıla” yoğunlaştırabileceğini iddia ediyor.

Lityum iyon

Daha sonra yenilik, mekanik ve unsurların bulunabilirliği gibi pratik hususlar dikkate alınarak en iyi 18 adaydan oluşan bir grup belirlendi. Microsoft araştırmacıları, ek tarama parametreleri için PNNL’nin uzmanlığından ve içgörülerinden yararlanarak nihai adayı belirledi: mevcut lityum iyon pillerden yaklaşık yüzde 70 daha az lityum kullanan ve lityumun bir kısmını sodyumla değiştiren bir elektrolit malzeme.

Yeni malzeme halihazırda PNNL tarafından sentezlendi ve stabilitesini ve verimliliğini doğrulamak için ek testler planlanıyor. PNNL’nin baş dijital sorumlusu Brian Abrahamson, yeni piller geliştirmenin çok önemli bir küresel zorluk olduğunu söyledi. Abrahamson, materyalleri insan ölçeğinde sentezlemenin ve test etmenin emek yoğun ve temelde sınırlayıcı bir süreç olduğunu belirtti.

Yapay zeka, Azure Quantum Elements platformu ve yerleşik bilimsel uzmanlığın sinerjisi ile Microsoft, modern teknolojinin kimya ve malzeme bilimi alanında gelecek 250 yıllık yeniliği “gelecek 25 yıla” yoğunlaştırabileceğini iddia ediyor. 

Redmond şirketine göre yapay zeka her sektörde devrim yaratacak ve yeni bir bilimsel keşif çağının kapısını açacak.

Türkiye’yi dünya çapında temsil eden İnfrasis’ten yeni bir başarı!

İnfrasis Siber Mühendislik, bilgi kaynaklarının güvenliği, verimliliği, etkin kullanımı ve iyileştirilip düzenlenmesi konularında üst seviye çözümler üreterek hem yurt içinde hem yurt dışında hayata geçirdiği önemli çalışmalarını elde ettiği başarılarla taçlandırıyor. İnfrasis Siber Mühendislik, bu yıl 18’incisi düzenlenen Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye Programı’na katılarak, Türkiye’nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketi arasındaki yerini aldı. Konu hakkında açıklamalarda bulunan İnfrasis Siber Mühendislik Genel Müdürü Can Sobutay, “Bu programa üçüncü kez katılmaya hak kazanarak, Türkiye’nin dijital ekosisteminin gelişmesinde öncü bir rol üstlendiğimizi bir kez daha kanıtlamış olduk” dedi.

İnfrasis Siber Mühendislik, bilgi kaynaklarının güvenliği, verimliliği, etkin kullanımı, iyileştirilmesi ve düzenlenmesi alanlarında yürüttüğü çalışmalar kapsamında elde ettiği başarılara bir yenisini daha ekledi. Türkiye’nin dijital ekosisteminin gelişmesine katkı sağlayan çalışmaları çerçevesince örnek bir başarıya daha imza atan İnfrasis, bir kez daha Türkiye’nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketi arasındaki yerini aldı. Çalışmaları hakkında bilgiler veren İnfrasis Siber Mühendislik Genel Müdürü Can Sobutay, faaliyetlerine başladıkları 2012 yılından bu yana ağ ve bilgi güvenliği, iş sürekliliği, sanallaştırma, ağ altyapısı, bütünleşik altyapı sistemleri, felaket kurtarma merkezleri uygulamaları ve tasarımları alanında çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Hizmet verdiği alanlarda dünya lideri üreticiler ile yaptıkları stratejik iş birlikleri kapsamında bilgi kaynaklarının güvenliği, verimliliği, sürekliliği, etkin kullanımı, iyileştirilmesi ve düzenlenmesi için mühendislik odaklı üst seviye hizmetler ve çözümler ürettiklerini aktaran Can Sobutay, “Amacımız dünyanın önde gelen teknoloji firmaları arasında yer almak. Müşterilerimiz için yüksek kalitede, sürdürülebilir, güvenilir hizmetler ve doğru çözümler üreterek; onların beklentilerini en üst seviyede karşılamaya, insan kaynaklarına, etik ilkelere, ahlaki değerlere, sürekli gelişime verdiğimiz önemden yola çıkarak hayata geçirdiğimiz hizmetler ve mühendislik çözümlerimizle sektörde fark yaratmaya devam edeceğiz” dedi.

Programa; dijital ekosisteme katkı sağlayan şirketler katılabiliyor

Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye Programı’na katılmaya hak kazanmalarının kendileri için son derece önemli olduğunu ifade eden Sobutay, şunları söyledi: “Bu programa üçüncü kez katılmaya hak kazanarak, Türkiye’nin dijital ekosisteminin gelişmesinde öncü rol üstlendiğimizi bir kez daha kanıtlamış olduk. Ülkemizin kendi alanında teknik sertifikasyon açısından en kuvvetli firması olarak yurt içinde ve yurt dışında güvenilir bir danışman olmaya, Türk mühendisler olarak yurt dışında Türkiye’yi başarıyla temsil etmeye devam ediyoruz. Ekip olarak ilk günden bu yana hayalini kurduğumuz; iyi yetişmiş, mutlu insan kaynakları, sektörel standartları zorlayan bilgi birikimi ve eşsiz saha tecrübesini bir araya getiren bir şirket olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Hedefimize ulaşmak için çalıştığımız 12 yılın ardından geldiğimiz nokta, bizi hem çok heyecanlandırıyor hem de gururlandırıyor” dedi.

Neural Lab, Iron Man efsanesini gerçeğe dönüştürebilir!

0

Neural Lab markasının amiral gemisi ürünü AirTouch, karakterlerin hologramları ve sanal arayüzleri değiştirmek için ellerini kullandığı Iron Man ve benzeri bilim kurgu filmlerinden ilham alıyor.

Neural Lab, AirTouch’ı başka bir startup olan NanoAR tarafından geliştirilen şeffaf holografik cam ekranda gösteriyor. Teknolojilerin bu birleşimi; kullanıcıların duvar, pencere veya masa gibi herhangi bir yüzeye yansıtılan dijital içeriği görüp kontrol edebildiği çarpıcı bir görsel efekt yaratıyor.

Neural Lab’ın vizyonu, herhangi bir yüzeyi potansiyel bir görüntü haline getirmek ve kullanıcıları küçük dokunmatik ekranların sınırlamalarından kurtarmak. Örneğin, AirTouch bilgileri gözlüklere yansıtabiliyor ve kullanıcılar bununla etkileşime geçmek için hava hareketlerini kullanabiliyor.

Çeşitli uygulamalar ve gelecek planları

Neural Lab, ziyaretçilerin teknolojiyi ilk elden deneyimleyebileceği CES 2024’te AirTouch’ı sergiledi. Gösteriler, kamusal alanlarda veya salgın sırasında faydalı olabilecek normal ekranların temassız arayüzlere dönüştürülmesi, eğlence veya eğitim amaçlı kullanılabilecek holografik şeffaf ekranlarla sürükleyici bilim kurgu etkileşimleri gibi çeşitli uygulamaları içerecek.

Neural Lab ayrıca AirTouch’ı arabaların ön camlarına entegre etmek için NanoAR ile işbirliği yapıyor; bu, daha güvenli ve daha rahat bir navigasyon ve kontrol yöntemi sağlıyor. AirTouch ayrıca kullanıcıların konumunu ve rolünü tanıyabilir ve erişimi ve işlevselliği buna göre ayarlayabilir. Örneğin sürücü navigasyon ve sürüş ayarları üzerinde tam kontrole sahip olurken, yolcular yalnızca eğlence ve çevre ayarlarına erişebiliyordu.

Neural Lab’ın teknolojisi ekrana dokunmanın pratik veya hijyenik olmadığı çeşitli endüstriyel, gıda ve tıbbi ortamlarda da uygulanabilir. Örneğin, teknisyenler ellerini kirletmeden yansıtılan bir ekrandaki talimatları takip edebiliyor, şefler ekrana un bulaştırmadan tarifleri takip edebiliyor ve doktorlar steril ortamı bozmadan cerrahi robotları kontrol edebiliyordu.

Neural Lab, henüz piyasada olmayan ancak yakında çıkacak olan cerrahi navigasyon entegrasyonunu yapmak için Fortune 50’deki büyük bir tıp teknolojisi şirketiyle çalışıyor.

Teknik ayrıntılar ve zorluklar

Interesting Engineering, AirTouch’ın vizyonunu ve potansiyelini anlatan Neural Lab’ın baş teknik sorumlusu Oliver Chen ile röportaj yapma şansı buldu; ropörtajda “Bilgisayarlara tıpkı normal bir insanın yaptığı gibi görsel bilgileri anlamayı öğretiyoruz. Kullanıcıların ellerini kullanarak niyetlerini ve komutlarını ifade edebilecekleri doğal ve sezgisel bir etkileşim yolu yaratmak istiyoruz.” ifadesi yer aldı.

Ayrıca AirTouch’ın doğruluğu, hızı ve hareketlerin amacını tanıması gibi bazı teknik ayrıntılarını ve zorluklarını da ortaya çıkardı. “Biz donanımdan bağımsızız, bu nedenle derinlik algılayan bir kamera kullanmıyoruz. Farklı kameralar kullanarak hareketlerin aralığını ve çözünürlüğünü ölçeklendirebiliriz.” dedi. 

Ayrıca AirTouch’ı BMW’nin eller serbest kontrolü veya Samsung’un ön cam GPS’si gibi piyasadaki mevcut veya yeni gelişen teknolojilerden bazılarıyla karşılaştırdı. Şöyle dedi: “Hepimiz deneyimi zenginleştirme amacındayız. Yatırımcılarla konuştuk ve onlar BMW’lerini sürdüklerini ve tesadüfen bir jest yaptıkları için yanlışlıkla sesi açtıklarını söylediler. Niyetini anlıyoruz ve eğer Bir ekrana bakıp onunla etkileşime geçmek istiyorsanız, aynı zamanda slot makineleri yapan bir şirketle de çalışıyoruz.

Sadece bir tetikleyici veya düğmeye basmaktan fazlasını yapabileceğimizi, görsel bilgileri eyleme dönüştürülebilir öğelere dönüştürebileceğimizi söylüyoruz. İşin sırrı görsel bilgiyi anlayarak çok daha iyi ve bilinçli bir deneyim üretebilmemizdir.

Amazon’un yapay zekayla ürettiği müşteri yorumları ne kadar yaratıcı?

Amazon müşteri puanları ve yorumları; sahtekarlığa, manipülasyona ve saçmalığa eğilimli. Yapay zekanın çevrimiçi alışverişi daha kaotik ve güvenilmez hale getireceğinden duyulan endişeler şu an kamuoyunda hakim.

Amazon’un müşteri yorumları oteller, restoranlar, filmler ve doktorlar için tüm çevrimiçi geri bildirim sistemini zaten etkilemiş durumda.

Beğenin ya da beğenmeyin, Amazon’un yapay zeka deneyi, yapay zeka tarafından yazılan metinleri ve yapay zeka tarafından oluşturulan görselleri incelemek için becerilere ihtiyaç duyacağımız bir geleceğin habercisi.

Bu AI özetlerine biraz şüpheyle yaklaşın

Bu Stanley yalıtımlı kupa için rastgele bir Amazon ürün listesi seçtik. Müşteri incelemeleri bölümüne doğru sayfayı aşağı doğru kaydırdığımızda yapay zeka yorumlarını görüyoruz.

Göreceğiniz ilk şeylerden biri “müşterilerin ürün hakkında söylediklerinden” oluşan birkaç cümle. Amazon, bunun yaklaşık 40.000 müşteri incelemesinin metninin yapay zeka tarafından damıtılması olduğunu söylüyor.

Amazon, yeni yapay zeka Olympus"u eğitmeye başladı

(Yapay zeka özetlerini görmek için Amazon hesabınızda oturum açmanız gerektiği anlaşılıyor. Tüm ürünlerde yapay zeka tarafından oluşturulan müşteri geri bildirimi özetleri bulunmuyor.)

E-ticaret araştırma şirketi Marketplace Pulse’un kurucusu Juozas Kaziukenas, Amazon’un geçen yıl AI tarafından oluşturulan inceleme özetlerini başlatmasından bu yana şirketin müşteri derecelendirmelerinde çokça ortaya çıkan terimleri veya özellikleri vurgulamak için bunları değiştirdiğine dikkat çekti. Olumlu özellikler yeşil renkle vurgulanıyor ve olumsuz veya nötr geri bildirimler sarı ve gri renkte.

Alışveriş yapanların bir ürün hakkında ne düşündüğüne dair fikir edinmek istiyorsanız Amazon’un yapay zeka özeti, sizi incelemelere göz atmaktan kurtarabiliyor.

Bazı eleştirmenlerin ciltlerini tahriş ettiğinden veya söz verildiği gibi çalışmadığından şikayet ettiği bir epilasyon ürününü araştırdım. Ürün incelemelerinin AI özetinde bu şikayetlerden bahsedilmedi.

AI özeti aynı zamanda ürünü “ayak kazıyıcı” olarak da tanımlıyor. Öyle değil.

Bloomberg News yakın zamanda düzinelerce yapay zeka inceleme özetine baktı ve bazı durumlarda müşterilerin olumsuz geri bildirimlerini hafife aldıklarını ve diğer ürünler için bunları abarttıklarını buldu.

Ve elbette, eğer incelemelerin kendisi yanlış bilgilendirilmişse veya hileliyse, önemsiz müşteri geri bildirimlerinin özeti de önemsiz olacak.

Amazon, şirketin “hem müşterilerden hem de satıcılardan öne çıkan incelemelerimiz hakkında olumlu geri bildirimler aldığını” ancak “zaman içinde inceleme öne çıkanları deneyimini sürekli olarak geliştireceğini” söyledi.

Alışverişte yapay zeka için sırada ne var?

Amazon, eBay ve Shopify da bir fotoğraftan veya birkaç anahtar kelimeden ürün açıklamaları çıkarmak için yapay zekayı kullanmayı deniyor.

Amazon ve Meta’nın da aralarında bulunduğu bir grup teknoloji şirketi de, çevrimiçi alışveriş sonuçlarınızı tıkayacak ürün reklamları oluşturma konusunda yapay zekanın mevcut yöntemlerden daha iyi ve daha ucuz olacağına inanıyor.

Kaziukenas, çevrimiçi incelemelerde yapay zekanın kötüye kullanılma potansiyeli konusunda da endişeli. Yapay zekanın bunları bir inceleme özetine dahil etmesi umuduyla şirketlerin ödeme yapmaya çalıştığını veya incelemecileri tekrar tekrar anahtar kelimelerden bahsetmeye teşvik ettiğini düşünmek yanlış olmaz.

Kaziukenas, “Eğer bu büyürse, Amazon oyununun başka bir parçası haline gelecek ve algoritmanın kendisini en iyi şekilde özetlemesini sağlayacak doğru türde şeylerden bahseden doğru türde incelemeler alacak.” dedi.

Bu, Google’ın web arama yapay zekasında zaten gerçekleşti.

Web siteleri kendilerini sık sık Google’da aranan kelimelerle doldurur, böylece “kolay tavuk yemekleri” veya “Anneler Günü hediyeleri” diye arama yaptığınızda bunları bulabilirsiniz. 

Web arama robotları için sihirli kelimeler kullanma ihtiyacı, yemek tarifi web sitelerinin siz tarife ulaşmadan önce sizi sayfalarca metinle boğmasının nedenidir.

Başka bir deyişle; web zaten yapay zeka için, onu insanlar için okunmaz hale getirecek şekilde yazılı. Alışverişte ve ötesinde daha fazla yapay zekanın sorunu daha da kötüleştireceğinden endişeleniyorum.

Instagram kurucularının projesi Artifact faaliyetlerini sona erdiriyor!

Cuma günü Instagram kurucu ortaklarının başlattığı Artifact, bir blog yazısı aracılığıyla; pazar fırsatının yatırımın devamını garanti edecek kadar büyük olmadığını söyleyerek, bir yıl önce başlatılan uygulamanın “faaliyetlerini durdurma” kararı aldığını duyurdu.

Ekip, ürününü SmartNews benzeri bir haber okuma uygulamasından, bireysel kullanıcıların bir tür yaratıcı haline gelebileceği; web’den başkalarının beğenebileceği ve yorum yapabileceği ilginç cevherler bulabileceği bir küratörlük ve haber keşif platformuna kadar hızla geliştirmiştiAyrıca haberleri özetlemek, tıklama tuzağı başlıklarını yeniden yazmak ve en iyi içeriği ortaya çıkarmak için çeşitli yapay zeka araçları kullandı. 

Bununla birlikte, değişiklikler listesi; Apple News gibi, kullanıcıların telefonlarındaki yerleşik tekliflerin benzerlerini üstlenebilecek basit bir haber uygulaması olan ürünün orijinal değerini belki de sulandırmıştı. 

Instagram ve Artifact kurucu ortağı Kevin Systrom tarafından kaleme alınan blog yazısında, pazar gerçekliğini kabul etmenin startup şirketlerinin sıklıkla yapamadığı bir şey olduğunu ancak “zor kararı erken vermenin, katılan herkes için daha iyi olacağını” yazdı.

Systrom, “En büyük fırsat maliyeti, milyonlarca insana ulaşabilecek daha yeni, daha büyük ve daha iyi şeyler üzerinde çalışmak için harcanan zamandır.” diye yazdı ve “Kişisel olarak yeni şeyler inşa etmeye devam etmekten heyecan duyuyorum, ancak bunun ne olacağını yalnızca zaman gösterecek. Yapay zekanın dokunduğumuz hemen hemen her şeyi değiştirdiği ve yeni fikir fırsatlarının sınırsız göründüğü heyecan verici bir zamanda yaşıyoruz.” dedi.

Uygulama, kullanıcılara geçiş için zaman tanımak amacıyla yorum yapma ve paylaşım yapma gibi çeşitli özellikleri kapatarak başlayacak. Bu, denetleme çabalarının azaltılmasına yardımcı olacak. Mevcut gönderiler şimdilik görünür kalacak ve Artifact, Şubat ayı sonuna kadar “temel haber yeteneğini” kullanmaya devam edecek.

Kapanma, Twitter’ın rakip ortamında artan rekabetin yanı sıra SmartNews gibi diğer haber toplayıcıların kullanımında da yavaşlamanın olduğu bir dönemde gerçekleşti. İkincisi, işten çıkarmalar ve CEO’nun değiştirilmesiyle zorlu bir 2023 yılı geçirdi; uygulama ise indirenleri ve aktif kullanıcıları kaybediyor. 

Yapay zekanın gelişiyle birlikte kullanıcıların haber ve bilgi bulma yöntemleri kısmen değişiyor. Aynı zamanda yayıncılar, içeriklerinin yapay zeka eğitim verilerine sarıldığını ve bu verilerin daha sonra OpenAI ChatGPT gibi botların kullanıcıları tarafından sorgulandığını; bunun da bazı durumlarda davalara, diğerlerinde ise lisans anlaşmalarına yol açtığını fark ediyor.

Artifact için hedefin ne olduğu hiçbir zaman tam olarak tanımlanmamıştı: Twitter benzeri bir sohbet ve keşif platformu ya da ilginç bağlantılar keşfetme konusunda Pinterest‘in rakibi veya yapay zeka destekli bir haber motoru gayet olasıydı. Kullanıcılar uygulamanın olağan iş akışlarına nasıl uyum sağlayacağını bilmediğinden, bu durum kullanıcıların dikkatini çekmek için bir fırsatın kaçırılmasına yol açmış olabilir.

Systrom, kapanmaya rağmen haber ve bilgilerin “startup yatırımı için kritik alanlar olmaya devam ettiğini” ve diğer “parlak beyinlerin” bu alandaki fikirler üzerinde çalıştığına inandığını söylüyor.

Apple Vision Pro’yu sipariş vermek için yüz taraması şartı

Teknoloji devi Apple, merakla beklenen karma gerçeklik gözlüğü olan Apple Vision Pro’yu 2 Şubat’ta dünya genelinde kullanıcılara sunmaya hazırlanıyor. Ancak, bu yenilikçi AR/VR başlığını sipariş verenlerin deneyimlerini özelleştirebilmek ve başlığı daha iyi oturtabilmek adına önceden yüz taramasından geçmeleri gerekecek.

Gözlük, kullanıcının yüz hatlarına mükemmel bir uyum sağlamak için çeşitli aksesuarlara ihtiyaç duyan bir tasarıma sahip. Bu nedenle, Apple, kullanıcılara başlığı en iyi şekilde kişiselleştirebilmeleri için Apple Store uygulaması üzerinden yüz taraması yapma olanağı sunacak. Bu özellik, kullanıcılara sipariş sırasında doğru ölçülerle işlem yapma imkanı tanıyarak, başlığın rahat bir şekilde kullanılabilmesini sağlayacak.

Apple, başlığın konforunu artırmak amacıyla farklı boyutlarda kafa bandı ve light seal (yüze oturan yastık) seçenekleri sunacak. Henüz ölçü bilgileri açıklanmamış olsa da, Apple, kutunun içinden çıkacak olan iki farklı bantla kullanıcılara başlığı istedikleri gibi özelleştirebilme imkanı sunacak.

Apple Vision Pro’nun ön siparişleri 19 Ocak’ta başlayacak ve 2 Şubat’ta resmi olarak satışa sunulacak. 256GB depolama alanına sahip olan başlığın fiyatı ise 3500 dolar olarak belirlendi. Teknoloji tutkunları, bu yenilikçi ve heyecan verici ürünü edinmek için heyecanla bekleyişlerini sürdürüyor. Apple’ın Vision Pro ile AR/VR dünyasına getirdiği bu yeni soluk, kullanıcıları büyüleyici bir deneyime taşıyacak gibi görünüyor.

TCL, 115 inçlik Quantum miniLED TV ile sınıfının en büyüğü oldu

TCL, CES 2024 etkinliğinde, 115 inç boyutundaki devasa bir televizyon olan 115QM89’u tanıtarak Quantum Dot teknolojisiyle donatılmış en büyük MiniLED TV’sini duyurdu. Bu adım, TCL’nin uygun fiyatlı televizyonlarıyla bilinen imajını, Samsung, LG ve Sony gibi rakiplerine karşı birinci sınıf bir oyuncu olarak konumlandırma çabasının bir parçası gibi görünüyor.

115QM89, QM8 serisine ait olan 65 ile 98 inç arasındaki birinci sınıf TV’lerin devamı niteliğinde. Yeni televizyon, önceki modellerin bazı özelliklerini taşımanın yanı sıra daha etkileyici bir ev sineması deneyimi sunan 6.2.2 kanallı bir hoparlör sistemiyle donatılmış durumda. Büyük ekran aynı zamanda daha yüksek kaliteli ve canlı görüntüler sunan bir TCL AIPQ ULTRA işlemciye sahip.

Televizyonun öne çıkan özelliklerinden biri de 20 bin karartma bölgesine sahip olması. Bu özellik, kontrastın artmasına ve karanlık ile parlak bölgelerin daha belirgin hale gelmesine katkı sağlayarak izleme deneyimini iyileştiriyor.

TCL ayrıca, parlaklığı %33 arttırılan, 600 nit pik parlaklığa sahip, bölgesel karartma özelliğine sahip premium Q6-Pro serisi TV’leriyle birlikte 50 ile 85 inç arasında değişen boyutlarda yeni ürünlerini tanıttı. QM7 serisi ise daha yüksek işlemci hızı, ekran parlaklığı ve mini LED ekranıyla dikkat çekiyor.

Şirket, orta seviyedeki S serisine de yeni bir ekran sunarak 43 ile 85 inç arasında değişen boyutlarda 4K UHD çözünürlüğe sahip S5’i tanıttı. TCL, bu TV’lerin önceki nesle göre %25 daha parlak olacağını ve yeni TCL AIPQ işlemcisi sayesinde gelişmiş renk gösterimi sunacağını belirtiyor. S5 ayrıca Dolby Vision ve HDR PRO gibi özellikleri içeriyor.

Son olarak, TCL, yeni S ve Q sınıfı soundbar modellerini de tanıttı. Serinin zirvesinde, 2.1 Kanal Dolby Atmos destekli S55H soundbarı ve 7.1.4 Kanal Dolby Atmos ses sunan, arka hoparlörlere kablosuz bağlanabilen Q85H bulunmaktadır.

Samsung, projeksiyon cihazlarını dokunmatik hale getiriyor

Samsung, CES 2024 fuarında sektöre yön veren bir yenilikle karşımıza çıkarak Lightwarp teknolojisi ile donatılmış yeni Premiere projeksiyon cihazlarını tanıttı. Bu teknoloji, projeksiyon cihazlarını herhangi bir yüzeyde dokunmatik hale getirerek interaktif bir kullanım deneyimi sunuyor.

Samsung’un Lightwarp teknolojisi, uzun yıllardır kurumsal projeksiyon uygulamalarında kullanılan bir konsepti tüketici elektroniği dünyasına taşıyor. Standart bir tahta ya da alanı dokunmatik bir yüzeye dönüştüren bu teknoloji, kullanıcıların herhangi bir noktaya dokunarak ilgili komutu çalıştırmasına olanak tanıyor. Örneğin, uygulama simgelerine dokunarak içeriklere erişim sağlamak, hava durumu bilgilerini kontrol etmek veya web sitelerinde gezinmek mümkün.

Samsung

Lightwarp teknolojisi, kullanıcının dokunduğu noktada yüksek çözünürlüklü bir görüntü aktarımı yaparken aynı zamanda dokunma hassasiyetini algılayarak interaktif kullanım sunuyor. Bu özellik, sadece iş ortamlarında değil, aynı zamanda eğitim, eğlence ve diğer çeşitli alanlarda da benzersiz deneyimler sunma potansiyeli taşıyor.

Samsung’un 2024 projeksiyon cihazı serisi, Lightwarp teknolojisini içeriyor ve dikkat çeken modeller arasında 100 inçlik yansıtma alanına sahip Samsung Premiere 5 ile 150 inçlik yansıtma alanı, 100W ses, 8.2.2 kanal Dolby Atmos, 8K görüntü özellikleri sunan Samsung Premiere 8K cihazları bulunuyor.

Bu yeni teknoloji, kullanıcılara herhangi bir yüzeyde interaktif içeriklere erişim sağlama imkanı sunarak projeksiyon cihazları dünyasında Samsung’u bir adım öne çıkarıyor. Lightwarp teknolojisinin getirdiği dokunmatik deneyim, geleneksel projeksiyon kullanımını daha etkileşimli ve kullanıcı dostu hale getirerek teknoloji severlerin ilgisini çekmeye aday.

Google Asistan’da 17 özellik kaldırılıyor: İşte detaylar

Google, Android telefonlardaki Google Asistan’da bulunan 17 özelliğin kaldırılacağını duyurdu. Şirket, kullanılmayan özelliklerin kaldırılmasının kalite ve güvenilirlik odaklı bir karar olduğunu vurguluyor. 26 Ocak itibariyle kaldırılacak olan bu özelliklerden herhangi birini etkinleştiren kullanıcılar bilgilendirilecek ve çoğu özellik 26 Şubat’ta tamamen kaldırılacak.

Kaldırılan özellikler arasında, Google Play Kitaplar’daki sesli kitapları sesinizle çalma ve kontrol etme, medya alarmları ayarlama, yemek kitabınıza erişmek gibi özellikler bulunuyor. Ayrıca, Google uygulamasında ve Pixel Arama çubuğunda mikrofonun çalışma şeklinde de değişiklikler yapılacak.

Google Asistan’ın daha basit hale getirilmesi, gelecekte daha işlevsel bir asistan sunma hedefini güçlendiriyor. Google, ilerleyen dönemlerde Asistan’a Bard yapay zekasını eklemeyi planlıyor. Ancak, kaldırılan özelliklere doğrudan eşdeğer alternatifler sunulmayacak.

İşte kaldırılan özelliklerden bazıları:

  1. Google Play Kitaplar’daki sesli kitapları sesinizle çalma ve kontrol etme.
  2. Google Asistan özellikli cihazlarda medya alarmları ayarlama.
  3. Yemek kitabınıza erişmek veya yönetmek.
  4. Akıllı Ekranlarda ve Hoparlörlerde kronometreyi yönetme.
  5. Bir cihazı aramak veya Google Aile Grubunuza mesaj yayınlamak için sesinizi kullanma.
  6. E-posta, video veya sesli mesaj göndermek için sesinizi kullanma.
  7. Google Takvim’de bir etkinliği sesinizle yeniden zamanlama.
  8. Mesaj okumak ve göndermek, arama yapmak ve medyayı kontrol etmek için Google Haritalar’da Google Asistan sürüş modunda Uygulama Başlatıcı’yı kullanma.
  9. Önceden planlanmış Family Bell duyurularını planlamayı veya dinlemeyi isteme.
  10. Calm ile meditasyon yapmayı isteme.
  11. Etkinlikler için sesli kontrol artık Fitbit Sense ve Versa 3 cihazlarında kullanılamayacak.
  12. Uyku özetlerinizi görüntülemek yalnızca Google Akıllı Ekranlarda mümkün olacak.
  13. Hoparlörlerden ve Akıllı Ekranlardan yapılan aramalar, Duo kullanmadığınız sürece arayan kimliği ile görünmeyecektir.
  14. Akıllı Ekranlarda ortamdaki “İşe gidip gelme” süresi tahminlerini görüntüleme.
  15. Kişisel seyahat programlarını sesli olarak kontrol etme.
  16. Kişileriniz hakkında bilgi isteme.
  17. Ödeme göndermek, rezervasyon yapmak veya sosyal medyada paylaşım yapmak gibi belirli eylemleri sesli olarak gerçekleştirmeyi isteme.

OpenAI, askeri çalışmalar için kapıyı araladı!

Politika daha önce ürünlerinin “askeri konular ve savaş” amacıyla kullanımını yasaklamış olsa da, bu dil artık ortadan kalktı ve OpenAI artık askeri kullanıma açık olduğunu inkar etmedi.

10 Ocak’ta yayına girmiş gibi görünen değişikliği ilk kez Intercept fark etti.

Kullanımı yöneten ürünler gelişip değiştikçe, teknolojide politika metninde habersiz değişiklikler oldukça sık oluyor ve OpenAI’in de bundan farklı olmadığı açık. Aslında şirketin, kullanıcı tarafından özelleştirilebilir GPT’lerinin, muğlak bir şekilde ifade edilen para kazanma politikasının yanı sıra halka açık hale getirileceğine dair yakın zamanda yaptığı duyuru, muhtemelen bazı değişiklikler gerektirdi.

Ancak “askeriyeye hayır” politikasındaki değişimin bu yeni ürünün bir sonucu olması pek mümkün değil. OpenAI’in güncellemeyle ilgili bir açıklamasında olduğu gibi “askeri konular ve savaş”ın hariç tutulmasının sadece “daha net” veya “daha okunabilir” olduğu da inandırıcı bir şekilde iddia edilemez. Bu, aynı politikanın yeniden ifade edilmesi değil, önemli ve sonuç niteliğindeki bir politika değişikliği.

Açıkçası her şey yeniden yazıldı, ancak daha okunabilir olup olmaması her şeyden çok zevk meselesi. Açıkça izin verilmeyen uygulamaların madde işaretli bir listesinin, bunların değiştirildiği daha genel yönergelerden daha okunaklı olduğunu düşünüyorum. Ancak OpenAI’deki politika yazarları açıkça aksini düşünüyor ve eğer bu onlara şimdiye kadar açıkça izin verilmeyen bir uygulamayı olumlu ya da olumsuz yorumlama konusunda daha fazla serbestlik sağlıyorsa, bu sadece hoş bir yan etki. 

Şirket, açıklamasında “başkalarına zarar verme” ifadesinin “geniş ama kolayca kavranabilir ve birçok bağlamla alakalı olduğunu” belirtti. Aynı zamanda daha esnek.

OpenAI temsilcisi Niko Felix’in açıkladığı gibi, silah geliştirme ve kullanma konusunda hala genel bir yasak var; bunun başlangıçta ve ayrı olarak “askeri konular ve savaş” olarak listelendiğini görebilirsiniz. Sonuçta ordu silah yapmaktan daha fazlasını yapıyor ve silahlar ordudan başkaları tarafından yapılıyor.

OpenAI’in yeni iş fırsatlarını incelediğinin tahmin edildiği yer tam da bu kategorilerin örtüşmediği nokta. Savunma Bakanlığı’nın yaptığı her şey kesinlikle savaşla ilgili değil; her akademisyenin, mühendisin ya da politikacının bildiği gibi askeri kurumlar her türlü temel araştırma, yatırım, küçük işletme fonları ve altyapı desteğiyle derinden ilgilenmekte.

OpenAI’in GPT platformları, örneğin bir bölgenin su altyapısına ilişkin onlarca yıllık belgelemeyi özetlemek isteyen ordu mühendisleri için çok faydalı olabilir. Pek çok şirket için hükümet ve askeri parayla ilişkilerini nasıl tanımlayacakları ve yönlendirecekleri gerçek bir ikilem. 

Google’ın meşhur “Maven Projesi” bir adım fazla ileri gitti, ancak çok az kişi milyarlarca dolarlık JEDI bulut sözleşmesinden bu kadar rahatsız görünüyordu. Hava Kuvvetleri Araştırma laboratuvarı bursu alan bir akademik araştırmacının GPT-4’ü kullanması uygun olabilir, ancak AFRL içinde aynı proje üzerinde çalışan bir araştırmacı için uygun olmayabilir. Çizgiyi nerede çiziyorsunuz? Katı bir “askeriyeye hayır” politikasının bile birkaç uzaklaştırma sonrasında sona ermesi gerekiyor.

Bununla birlikte, OpenAI’in yasaklı kullanımlarından “askeri konular ve savaş” kelimelerinin tamamen çıkarılması, şirketin en azından askeri müşterilere hizmet vermeye açık olduğunu gösteriyor.