Intel tarafından geliştirilen bu uygulama sayesinde kullanıcıların sadece telefonlarına 2-3 saniyelik “aah” sesini kaydediyor ve ses verilerini analiz edilerek gırtlak kanseri gibi rahatsızlıklar %80 doğruluk oranıyla tespit ediliyor.
Geçen yıl Intel, bu inovatif uygulamanın geliştirilmesi için Tayvan’ın önde gelen ağ sağlayıcılarından Far EasTone Telecom (FET) ve Tayvan merkezli hastanelerle işbirliği yaptı. Uygulama, Tayvan’daki Uzak Doğu Memorial Hastanesi ve diğer katılımcı hastanelerden gelen geniş bir ses verisi seti üzerinde eğitildi. Bu veriler, hastaların mahremiyetini korumak adına anonimleştirilmiş durumda.
Intel Tayvan Genel Müdürü Grace Wang, bu teknolojinin sadece hastaların verilerini korumakla kalmayıp aynı zamanda yapay zeka modelini sürekli olarak geliştirmek adına sağlık hizmeti sağlayıcılarına yardımcı olduğunu belirtiyor. İş ortakları arasında bulunan JelloX Biotech gibi şirketlerin, daha fazla veri ve işbirlikleriyle modelin doğruluğunu artırmaya devam edeceği ve bu sayede daha fazla insanın bu teknolojiden faydalanabileceği vurgulanıyor.
Uzak Doğu Memorial Hastanesi Yapay Zeka Merkezi Direktörü Dr. Chi-Te Wang, yıllardır gırtlak kanserinin erken evre teşhisine odaklandıklarını belirterek, erken teşhisin hastaların sesini koruyarak tedavi başarı oranlarını %90’a kadar çıkarabileceğini söylüyor.
Projenin çıkış noktasının, yirmi yıldır çözülemeyen bir soruna çözüm getirmek olduğu vurgulanıyor. Intel’in 4. Nesil Xeon işlemcileri, FPGA hızlandırıcıları ve açık kaynaklı yazılım araçları ile oluşturulan yapay zeka modeli, evrensel bir ses tabanlı teşhis modeli olarak dünya çapında uygulanabilir bir potansiyele sahip.
Düşük gecikme süreli 5G mobil ağların kullanımıyla, uygulamanın büyük hastanelerden uzaktaki kırsal bölgelere kadar geniş bir coğrafyada etkili olduğu ve hastaların sadece bir “aah” sesiyle hızlı sonuçlar alabildiği belirtiliyor. Proje, Asya ve diğer pazarlara yayma çabalarını sürdürüyor. 2020’de başlatılan 5G hizmeti ve bu teknolojinin projedeki rolü de metinde öne çıkıyor.
Fintek sektörünün lider oyuncularından Sipay, büyümede hız kesmiyor. 2023 yılında Sipay Kart adedi bir önceki yıla kıyasla 7 kat artarken, işlem adedi 11 kat, işlem hacmi ise 6 kat artış gösterdi. En çok harcama yapılan sektörler sırasıyla gıda/market, akaryakıt ve elektronik eşya/bilgisayar.
2019 yılında lisans alarak finansal teknoloji sektörüne “ödeme sistemleri alanına yenilikçi ve dinamik çözümler sunma” mottosuyla giriş yapan ve PSM Awards’da 2 “altın” ödüle layık görülmesinin yanı sıra Deloitte Teknoloji Fast 50’de Türkiye’nin en hızlı büyüyen fintek şirketi olan Sipay, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam ediyor. Sipay Kart adedi geçen yıl bir önceki yıla kıyasla 7 kart artış gösterirken, söz konusu dönemde işlem adedi 11 kat, işlem hacmi 6 kat arttı. En çok harcama yapılan sektörler sırasıyla gıda/market, akaryakıt ve elektronik eşya/bilgisayar oldu.
Sipay çalışan sayısını 2’ye katladı
2023 yılında Sipay Cüzdan adedi 2022 yılına kıyasla 4 kat artarken, Walletgate altyapısı ile hizmet verdiği cüzdan projelerinde de toplam cüzdan sayısı 6,5 kat yükseldi. Öte yandan üye işyeri adedini geçen yıl 2,5 kat artıran şirketin, üye işyeri işlem adedi 2 kat, üye işyeri işlem hacmi ise 4 kat artış gösterdi. Sipay’in çalışan sayısı ise son bir yılda yüzde 125 arttı.
“En hızlı büyüyen fintek şirketiyiz”
Sipay CEO’su Semih Muşabak
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sipay CEO’su Semih Muşabak, şunları söyledi: “2019 yılında faaliyetlerine başlayan bir marka olarak son 3 yılda elde ettiğimiz 22 katlık büyüme ile sektörün en hızlı büyüyen fintek şirketiyiz. Başarımızın ardında kuşkusuz alanında tecrübeli ve tek takım ruhuyla titiz ve özverili bir şekilde hareket eden ekibimiz yatıyor.”
Uluslararası para transferi ürünü yolda
Sektörün en hızlı büyüyen şirketi olmanın yanı sıra sektöre ve müşterilerine değer katmayı sürdüreceklerini vurgulayan Muşabak, 2024 yılı planlarına ilişkin ise şu bilgileri verdi: “Bu yılın ilk çeyreğinde uluslararası para transferi ürünümüzü devreye alacağız. Ayrıca, değerli maden alım satım özelliği de ilk çeyrek içerisinde kullanıma sunacağımız bir başka özellik olacak. Bunlara ek olarak 2024’te yurt dışı pazarlarda çalışmalarımızın meyvelerini görmeye başlayacağımız için oldukça mutlu ve heyecanlıyız. Pek çok pazarı araştırdık, incelemelerimiz sürüyor. İngiltere ve bazı Avrupa pazarları için şirket kurulumlarımız, lisans başvurularımız ve hazırlıklarımız tüm hızıyla yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.”
George Carlin’in mirası, popüler komedi podcast’i Dudesy’nin özel programı “George Carlin: I’m Glad I’m Dead” ile ilgili açılan federal bir dava ile gündemde. Carlin’in mirasını temsil eden avukatlar, programın bir yapay zeka tarafından üretilen taklit olduğunu ve Carlin’in orijinal materyallerinin izinsiz olarak kullanıldığını iddia ediyorlar.
Dava, Carlin’in onlarca yıllık komedi materyallerinin, yapay zeka tarafından “kopyalanması” ve Carlin’in tanınabilirliğinin izinsiz olarak kullanılmasını içeriyor. Davacılar, bu durumun Carlin’in sanat eserine zarar verdiğini ve değerini düşürdüğünü savunuyorlar.
Dudesy’nin temsilcisi, özel programın aslında bir insan tarafından yazıldığını kabul etse de, davacılar bu durumu kabul etmiyorlar. Dava metni, programın bir yapay zeka tarafından üretilmiş bir taklit olduğunu ve bu taklitin Carlin’in orijinal eserine zarar verdiğini vurguluyor.
Dudesy sunucusu Will Sasso’nun temsilcisi, programın bir yapay zeka yaratımı olmadığını itiraf etse de, Carlin’in avukatı Josh Schiller davanın devam edeceğini belirtiyor. Schiller, “Bildiğimiz tek şey ifadelerinin alınacağı. Belgeler üretecekler ve dizinin nasıl yaratıldığını bir şekilde gösteren kanıtlar olacak” diyor.
Bu dava, yapay zeka eğitim modellerinin telif hakkıyla korunan materyalleri kullanma konusundaki belirsizlikleri ve tartışmaları bir kez daha gündeme getiriyor. Şu anda, bu alanda adil kullanımın ne kadar geçerli olduğu konusunda belirgin bir hukuki çerçeve bulunmamaktadır.
Davaya göre, isim ve benzerlik konuları da önemli bir rol oynuyor. Davacılar, Carlin’in adının ve benzerliğinin izinsiz kullanılmasının suç olduğunu savunuyorlar.
Dava süreci devam ederken, yapay zeka ile üretilen içeriklerin telif hakkı ve isim benzerliği konularında daha fazla hukuki netlik bekleniyor. Medya ve sanat dünyası, bu tür davaların sonuçlarını yakından izliyor.
Apple kullanıcıları dikkat! Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi resmi X hesabı, iPad ve iPhone kullanıcılarını kötü etkileyecek bir güvenlik açığı tespit ettiğini duyurdu.
iOS güvenlik açığı, USOM tarafından ortaya çıkarıldı
Splicecom’un Maximiser Soft PBX, iPCS ve iPCS2 ürünlerinde tespit edilen güvenlik zafiyetleri, siber saldırganlara kapı aralayabilecek potansiyel riskleri taşıyor. Söz konusu güvenlik açıklıkları, v1.5 versiyonu ve öncesini kullanan Maximiser Soft PBX, iOS App için v1.3.4 versiyonu ve öncesini kullanan iPCS, ve iOS App v2.8 versiyonu ve öncesini kullanan iPCS2 ürünlerini etkiliyor.
TR-24-0058 (Splicecom Güvenlik Zafiyeti)
Splicecom'a ait bazı ürünlerde iOS App'i etkileyen güvenlik zafiyetleri tespit edilmiştir. https://t.co/StbupAXgvw
Tespit edilen güvenlik açıkları, kötü niyetli hackerların saldırılarını gerçekleştirmelerine olanak tanıyabilir ve tüm işletim sistemini kullananları tehlikeye atabilir. Söz konusu güvenlik açıklıkları için gerekli önlemlerin alınmaması durumunda, kullanıcılar ve sistem yöneticileri ciddi siber tehditlere maruz kalabilir.
Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM), bu konuda kullanıcıları ve sistem yöneticilerini bilgilendirdi.
Amazon Türkiye, uygun ürünleri üreticinin orijinal paketinden başka ek bir ambalajlama yapmadan, sadece adres etiketi ekleyerek teslim etmeye başladı. Ürünler için ek ambalajlama yapılmaması, gönderilerin daha hafif olması anlamına geliyor, bu da paket başına teslimat emisyonlarının azalmasını sağlıyor. Yeni uygulamayla birlikte, müşterilerin geri dönüştüreceği ekstra Amazon karton kutuları veya zarfları da azalıyor.
Amazon Türkiye Ülke Müdürü Richard Marriott, “Müşterilerimiz Amazon.com.tr’den satın aldıkları ürünlerin hızlı ve güvenli bir şekilde, minimum ambalaj kullanılarak kendilerine ulaşmasını istiyor. Yeni ambalaj programımız, teslimatlarda kullanılan fazladan ambalajları tamamen ortadan kaldırmayı ve yalnızca ürünü korumak için gerektiğinde ekstra bir karton veya zarf kullanmayı amaçlıyor. Bu uygulamayı hayata geçirmekten mutluluk duyuyor ve müşterilerimizin teslimatlarında daha az ambalaj kullanılacak olmasının faydalarını takdir edeceklerini umuyoruz. Ancak zaman zaman müşterilerimizin, örneğin arkadaşlarına veya aile üyelerine hediye aldıklarında, siparişlerinin ek ambalaj ile paketlenmesini tercih edebileceklerini de biliyoruz. Biz de elbette bu sürprizleri bozmak istemeyiz. Bu nedenle müşterilerimize, siparişleri ambalajsız gönderilebilecek durumda olsa bile ‘içindekini gizle’ seçeneği sunuyoruz. Bu seçeneği tercih eden müşterilerimizin ürünleri, hiçbir ek ücret olmadan ek ambalaj ile paketlenmeye devam ediyor.” dedi.
Amazon Türkiye, mutfak aksesuarları, spor ekipmanları ve ofis malzemeleri de dâhil olmak üzere binlerce seçilmiş ürünü bu programa dâhil etti. Müşterilere orijinal ambalajlarında güvenli ve emniyetli bir şekilde ulaşmalarını garanti altına almak için bu ürünlerin her biri sert düşme testlerinden geçirildi. Ürün ek ambalajlama yapılmadan orijinal paketi ile gönderilmeye uygunsa, ödeme sırasında müşteriye ürünün “içinde ne olduğunu gösteren” bir paketle teslim edileceğini içeren bir mesaj gösteriliyor. Siparişlerini gizlemek isteyen müşteriler ise “Ek Amazon ambalajı olmadan gönderilir” onaylı birçok ürün için açılır menüyü kullanarak “İçindekini gizle, Amazon ambalajında gönder” seçeneğini tercih edebiliyor. Ek paketleme gerektiğinde ise Amazon, akıllı paketleme seçimleri yapılmasına yardımcı olmak amacıyla makine öğrenimine dayanan algoritmaları kullanıyor. Böylece ürünler paketlere daha iyi sığıyor, mümkün olduğunca az malzeme kullanılıyor ve müşterilerin siparişleri güvenli bir şekilde kapılarına kadar ulaşıyor.
Amazon Türkiye’nin “Ek Amazon ambalajı olmadan gönderilir” programı hakkında daha fazla bilgi burada yer alıyor.
Teknoloji alanında, farklı liderlik rollerinde 25 yılı aşkın deneyimi bulunan Elçim Sirek; Sovos Türkiye Ülke Müdürlüğü görevinin ardından, EMEA (Avrupa, Orta Doğu, Asya) Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı oldu. Sirek, globaldeki bu yeni sorumluluğu ile 70’ten fazla ülkede, her büyüklükteki işletme için vergi teknolojileri çözümleri sunan Sovos’un bölgedeki faaliyetlerinde önemli bir rol oynayacak.
Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden 1997 yılında mezun olan Sirek, Galatasaray Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. İş hayatına 1997 yılında Aksa şirketinde başladı ve ardından OMV Petrol, Telpa, Tech Mahindra, Gartner’da çalıştı. EMEA bölgesinde güçlü müşteri ilişkileri kurma konusunda uzun ve sürekli bir geçmişe sahip olan Sirek, Sovos’a katılmadan önce Oracle’ın dijital kurumsal uygulamalar grubunda ülke ve bölge liderliklerini üstlendi.
Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek
Ülke Müdürü olarak 2021 yılında Sovos Türkiye’de çalışmaya başlayan Elçim Sirek, ekibiyle birlikte, Türkiye’de verginin dijitalleşmesiyle doğan yasal yükümlülükleri şirketler için kolaylaştıran pek çok çözüme imza attı. Yeni görevini İstanbul’dan yürütecek olan Sirek, Sovos CEO’su Kevin Akeroy’a direkt bağlı olan ve tüm kıtaların yönetimini yürüten Gelirden Sorumlu Başkan Alice Katwan’a raporlayacak.
Sovos Gelirden Sorumlu Başkanı Alice Katwan konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Küresel vergi uyumluluğu hizmetlerine olan talep artmaya devam ederken hem mevcut hem de gelecekteki müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için deneyimli, yüksek kalibreli liderliğe sahip olmamız çok önemli” dedi. Katwan sözlerini şöyle sürdürdü: “Elçim Sirek, Sovos’ta geçirdiği süre zarfında, sürdürülebilir satış fırsat ve anlaşmaları sağlama geçmişine sahip güçlü bir lider olduğunu kanıtladı. Onu ekibe davet etmekten heyecan duyuyorum.”
Sovos EMEA Bölgesinden Sorumlu Satış Başkan Yardımcısı Elçim Sirek ise globaldeki yeni rolü için, “Türkiye, verginin dijital dönüşümündeki öncü ülkelerden biri. Sovos’taki deneyimimin ve kurduğum ilişkilerin müşterilerimize büyük fayda sağlayacağından eminim. EMEA ekibine bir sonraki büyüme aşamamızda liderlik etmekten heyecan duyuyorum” diye konuştu. Vergi makamlarının çok uluslu işletmeler için hem hız hem de ölçek açısından her geçen gün daha fazla veri talebinde bulunduğunu belirten Sirek, “Sovos, vergi uyumluluğunda müşterilerimizin hep bir adım önde olmasını sağlıyor, böylece biz uyumlulukla ilgilenirken onlar da işlerini büyütmeye odaklanabiliyorlar” dedi.
Sovos Hakkında:
Sovos, işletmelerin giderek daha fazla düzenlemeye tabi olan bir dünyada gerçek bir güvenle gezinmelerini sağlayan küresel bir vergi ve uyumluluk çözümleri ve hizmetleri sağlayıcısıdır. Her zaman açık uyumluluk yetenekleri için özel olarak tasarlanan ölçeklenebilir BT odaklı çözümlerimiz, gelişen ve karmaşık bir küresel düzenleyici ortamın taleplerini karşılar. Sovos’un bulut tabanlı yazılım platformu, iş uygulamaları ve devlet uyum süreçleri ile benzersiz bir entegrasyon düzeyi sağlar.
Fortune 500’ün yarısı da dahil olmak üzere 100’den fazla ülkede 100.000’den fazla müşteri, uyumluluk ihtiyaçları için Sovos’a güveniyor. Sovos her yıl, 19.000 küresel vergi yetki alanında üç milyardan fazla işlem gerçekleştirmektedir. 400’den fazla güçlü iş ortağı programı ile desteklenen Sovos, sektörler ve coğrafyalar arasındaki şirketler için rakipsiz bir küresel ağ oluşturmaktadır. 1979 yılında kurulan Sovos, Amerika ve Avrupa’da faaliyet göstermektedir ve Hg & TA Associates’e aittir.
Son yıllarda sürdürülebilirlik kavramının yanı sıra çevre dostu ürün ve hizmetler tüm dünyada giderek önem kazanıyor. Bu bağlamda, konvansiyonel petro-kimya endüstrisinin bugüne dek ciddi anlamda yön verdiği plastik şişe, ambalaj ve materyal sektöründe de biyo-plastik adı verilen ve bitkisel yağlar, mısır nişastası, saman balyası, odun yongaları, yiyecek artıkları gibi yenilenebilir biyokütle kaynaklarından elde edilen plastikler hızla benimseme kazanıyor. 2019 yılında üniversite öğrencisi gençlerin kurduğu Nişasta bazlı atıklardan çevre dostu biyoplastik hammaddeler üreten yerli girişim Plastic Move şimdi yeni bir işbirliğine imza atarak dikkat çekmeyi başardı.
Türkiye’de yılda çöpe giden 5 milyar bayat ekmekten doğada hızla kaybolabilen biyoplastik hammaddeler üreten Plastic Move, yine son dönemde kozmetik sektörünün parlayan alanlarından birisi konumundaki vegan cilt bakım ürünleri geliştiren The Purest Solutions’tan yatırım almayı başardı. Plastic Move ayrıca The Purest Solutions’la ambalaj ve şişe üretimi için de el sıkıştı.
2019 yılında genç girişimcilerin kurduğu ve 2020’de önce TÜSİAD’ın Bu Gençlikte İŞ Var! 2020 Dönemi finalistleri arasına girmeyi başaran, daha sonra kitle fonlaması projeleri vasıtasıyla Ar-Ge için ihtiyaç duyulan yatırımı almaya başaran Plastic Move, ilk ürün denemelerini de Evyap ve Avrupa’nın en büyük plastik ambalaj üreticilerinden biri olan Sarten işbirliğinde gerçekleştirmişti. Firma ayrıca Mercedes-Benz StartUP 2021 programına da katılmıştı.
Biyoplastikler genel olarak ambalajlama, tabak takımları, çatal bıçak takımı, çömlekçilik, çim topu ve payetler gibi atılabilir ürünler için kullanılmakla birlikte aslında geniş bir potansiyel ürün skalasına sahip. Bununla birlikte, biyoplastik üretiminin petro-kimya sektörüne kıyasla maliyetli olması sektörün gelişiminin önünde önemli bir sorun oluşturuyor. Atık ekmeklerden ve nişasta bazlı ürünlerden biyoplastik üretimi ise bu sorunu gidermek için akıllı bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor.
Plastic Move’a yatırım yapan ve işbirliğine imza atan The Purest Solutions ise 2020 yılında yine genç iki Türk girişimci tarafından kurulan ve özellikle vegan cilt bakım ürünleri alanında uzmanlaşmaya çalışan bir firma. 20 farklı ürünle 30’dan fazla ülkeye ihracat yapan genç şirketin Türkiye’de yerel ofis, Amerika Birleşik Devletleri’nde yerel ofis ve Almanya’da merkez ofis olmak üzere toplam 3 ülkede ofisi bulunuyor. Hong Kong merkezli Hutchison Holdings’e bağlı ünlü Watsons kozmetik grubunun 2022 ve 2023 Güzellik ve Kişisel Bakım Ödülleri’nde ödül almayı başaran The Purest Solutions yaptıkları stratejik yatırımlarla hem markanın hem de sektör genelinde sürdürülebilirlik standartlarını yükseltmeyi hedeflediklerini belirtiyor.
DenizBank’ın yeni nesil iştiraki NEOHUB Bulut Teknolojileri dijital varlıkları saklama hizmeti sunuyor. NEOHUB’ın yüzde 100 iştiraki olarak faaliyetlerini sürdüren NEOHUB Bulut Teknolojileri A.Ş. bünyesinde hizmet veren platformda, kullanıcılar dijital varlıklarını akıllı çözümlerle saklayıp yönetebiliyor.
Platform üzerinden kullanıcılar cüzdan yapısı sayesinde Bitcoin (BTC), Ethereum (ETH) ve Avalanche (AVAX) dahil olmak üzere birçok popüler kripto para birimini güvenle saklayıp transfer edebiliyor.
Dijital varlıkların yönetimi güvenilir teknolojilerle sağlanıyor
NEOHUB Genel Müdürü Gürhan Çam
NEOHUB Genel Müdürü Gürhan Çam yaptığı açıklamada; “kurulduğumuz günden itibaren farklı iş modelleri üreten bir fabrika olma vizyonuyla çalışıyor; geleceğin bankacılık sistemine yeni teknolojiler tasarlamayı ve bunları bütün sektöre kazandırmayı hedefliyoruz. Aynı vizyonla, dijital varlık dünyasındaki yenilikçi gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Yoğun ilgi gören dijital varlıklardan avantajlı şekilde yararlanmayı ve bunları akıllı çözümlerle yönetmeyi sağladığımız iştirakimiz ile, sektördeki yenilikçi ve güvenilir teknolojileri kullanarak, çeşitli dijital varlıkların yönetimini sağlıyoruz. İlk etapta DenizBank çalışanlarına açtığımız platformumuzu en kısa sürede yüksek güvenlikli özelliği ile farklılaşan hizmet anlayışımızla tüm kullanıcılara hazır hale getireceğiz” dedi.
19 Ocak’ta piyasaya çıkan ve çıktığı gibi çok büyük bir oyuncu kitlesine ulaşan Palworld, öylesine büyük bir yankı getirdi ki bu oyunun türüyle ilgisi olmayan oyuncuların bile ilgisini toplamayı başardı. En son açıklanan rakamlara göre Palworld, yaklaşık 10 günde 8 milyon adet satarak büyük bir satış başarısı sağladı. Buna ek olarak aynı anda 2 milyondan fazla kişinin oyunu oynamasıyla birlikte Steam tarihinde ikinci sıraya oturmayı başardı. İlk sırada 3,5 milyon kullanıcı ile PUBG bulunuyor.
Oyunfor Genel Müdürü Mehmet Dumanoğlu Palworld’ün başarısının arkasında iyi bir formülün yattığını belirtiyor. Oyuna baktığımızda aslında Pokemon’a fazlasıyla benzeyen bir yapı görülüyor -ki Nintendo da konuyla ilgili araştırmasını başlatmış durumda. Palworld’ün yapımcısı Pocketpair ise sadece Pokemon konseptine bağlı kalmadan, oyuna farklı türlerden getirdiği çeşitli özellikleri de eklemiş durumda. Örneğin kendinize ait bir kulübeniz olabiliyor. Bunu inşa etmek içinse yine birçok oyunda kullanılan kaynak toplama mekaniği devreye giriyor: Ahşap, taş ve diğer malzemeler için doğada vakit geçiriyorsunuz. Bunun üzerine bir de hayatta kalma mekaniği ekleniyor ve karnımız acıktığında yemek yemeniz gerekiyor. Dolayısıyla haritanın bir ucundan diğer ucuna sadece yaratık avlamak üzere dolu dizgin seyahat etmek yerine, farklı işlerle de uğraşarak oyuna bir anlamda çeşitlilik getirilmiş ve bu son derece iyi işliyor.
Her seviyeden oyuncuya hitap ediyor
İşin ilginç tarafıysa Palworld’ün, içeriğinde barındırdığı tüm özellikleri aslında ortalama bir seviyede yapması. Hiçbir özellik ne devrim niteliğinde, ne de gereksiz derecede sıkıcı. Bunlar envaiçeşit yaratık, silah kullanabilme özelliği gibi daha da bağımlılık yapan oyun özellikleriyle birleşince de her seviyeden oyuncuya hitap eden, anlaması ve ustalaşması kısa bir süre alan, görselliğiyle de etkileyici duran bir oyun ortaya çıkıyor ve “casual” olarak tabir ettiğimiz büyük bir oyuncu kitlesinin oyuna olan ilgisini artırıyor.
Özetle Palworld hem basit ve her tür oyuncuya hitap eden yapısıyla, hem de günümüzde iyice yükselen “hype”, yani “herkes bunu konuşuyor, ben de orada yer almalıyım” dürtüsüyle ilgi çekmeyi başardı. Pairpocket’ın çoktan büyük bir kar elde ettiği açık fakat oyunun uzun süreli bir başarısı olup olmayacağını ancak zaman gösterecek…
Microsoft, Windows 11 için hazırladığı en son güncelleme olan Insider Preview Build 26040’ı kullanıcılara sundu. Yeni sürüm, bir dizi yenilikçi özellikle dikkat çekiyor ve Windows kullanıcılarına gelişmiş bir deneyim vad ediyor.
Bu güncellemenin öne çıkan özellikleri arasında yapay zeka ile geliştirilmiş ses, USB 80Gbps desteği ve ekran alıntısı aracında yeni fotoğraf düzenleme işlevi bulunuyor. Yapılan değişiklikler henüz nihai olmasa da, Microsoft’un Windows 11’in gelecekteki sürümleri için planladığı yenilikleri göstermesi açısından önem taşıyor.
Yapay zeka destekli ses ve ekran alıntısı güncellemeleri:
Microsoft Windows 11’in bu güncelmesi, ses deneyimini daha da iyileştirmek için yapay zeka ile geliştirilmiş ses özelliklerini içeriyor. Ayrıca, ekran alıntısı aracına eklenen yeni fotoğraf düzenleme işlevi, kullanıcılara daha fazla kontrol ve kolaylık sağlıyor.
Uzaktan yakalama özelliği:
Geçtiğimiz yıl Phone Link uygulamasına eklenen “Uzaktan Yakalama” özelliği, bu güncelleme ile ekran alıntısı aracına taşındı. Bu özellik, Android mobil cihazlardan en son fotoğraflara ve ekran görüntülerine PC üzerinden erişim imkanı sunuyor.
Voice Clarity özelliği ve USB 80Gbps desteği:
Microsoft Windows 11′ yalnızca Surface cihazlarında kullanılabilen Voice Clarity özelliği genişletilerek, gerçek zamanlı yankı iptali, arka plan gürültüsü bastırma ve yankı azaltma özellikleri güçlendirildi. Ayrıca, güncelleme belirli cihazlarda USB 80Gbps desteği sağlayarak yüksek performanslı ekranlar, depolama ve bağlantı imkanlarını artırıyor.
Narrator ve diğer iyileştirmeler:
Güncelleme, Narrator özelliğine yeni klavye komutları ekliyor ve görüntü tanıma ile genel görüntü açıklamalarını iyileştiriyor. Aynı zamanda, Windows Yerel Yönetici Parolası Çözümü’nde yapılan değişikliklerle otomatik hesap yönetimi, parola desteği ve görüntü geri alma algılama gibi özellikler de güncellenmiş durumda.
Microsoft’un bu güncellemelerle Windows 11’i daha işlevsel ve kullanıcı dostu hale getirmeyi amaçladığı belirtiliyor. Detaylı bilgilere ulaşmak için Microsoft’un resmi blogunu ziyaret edebilirsiniz.
Türkiye’nin en başarılı girişimlerinden Yemeksepeti, geçtiğimiz aylarda bir fintech şirketi kurduğunu açıklamıştı. Bugün Resmi Gazete’de yayınlanan bilgilere göre, bir Yemeksepeti iştiraki olan “Yemekpay” faaliyet izni aldı.
Resmi Gazete’deki açıklama:
20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunun (Kanun) 14, 15, 18 ve 19 uncu maddeleri kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde;
Yemekpay Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş.’ye Kanun’un 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen ödeme hizmetleri ile Kanun’un 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen elektronik para ihracı hizmetini sunmak üzere elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni verilmesine karar verilmiştir.
Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanuna bakıldığında 12. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerine göre Yemekpay Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş., ödeme hesabına para yatırılması ve ödeme hesabından para çekilmesine imkan veren hizmetler de dâhil olmak üzere ödeme hesabının işletilmesi için gerekli tüm işlemleri yapabilecek.
Yemeksepeti’nin ödeme kuruluşu Yemekpay’in ne zaman faaliyete başlayacağı konusunda herhangi bir bilgi paylaşılmamış olsa da, kısa bir süre sonra Yemeksepeti kullanıcılarına yeni bir ödeme seçeneği olarak ortaya çıkacağı düşünülüyor. Yemekpay web sitesinde şu açıklama yer alıyor:
Değerli Ziyaretçimiz, Şirketimiz 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında faaliyet göstermek üzere TCMB’ndan faaliyet izni alma çalışmalarını sürdürmekte olup, ödeme hizmetleri konusunda henüz faaliyet gösterememektedir. İlginiz için teşekkür ederiz.
Microsoft 31 Aralık 2023’te sona eren üç aylık döneme ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Yazılım devinin toplam geliri bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %18 oranında artarak 62 milyar dolara ulaşırken net kâr ise yine geçen yılın aynı dönemine kıyasla %26 artışla 21,9 milyar dolar olarak açıklandı.
Microsoft Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Satya Nadella, yatırımcılara yönelik toplantıda yaptığı konuşmada “Yapay zeka hakkında konuşmaktan yapay zekayı geniş ölçekte uygulamaya geçtik” dedi ve ekledi: “Yapay zekayı teknoloji yığınımızın her katmanına dahil ederek yeni müşteriler kazanıyor ve her sektörde yeni faydalar ve üretkenlik artışları sağlamaya yardımcı oluyoruz.”
Bildiğiniz üzere Microsoft, ChatGPT’yi üreten OpenAI firmasına 13 milyar dolar yatırım yapmış ve yapay zekâ yarışında öne geçmek için stratejik adımlarına hız vermişti. Hatta OpenAI CEO’su Sam Altman firmadan kovulduğunda Microsoft kendisine kucak açmış, ardından ise OpenAI ile yapılan pazarlıklar sonucunda Altman’ın OpenAI firmasına CEO olarak geri dönmesini sağlamıştı.
Öte yandan, firmanın bulut gelirleri de hızla artmaya devam ediyor. Microsoft’un başkan yardımcısı ve finans müdürü Amy Hood, yatırımcı toplantısında yaptığı konuşmada “Satış ekiplerimizin ve iş ortaklarımızın güçlü performansı sayesinde Microsoft Bulut gelirleri bir önceki yıla göre %24 artışla 33,7 milyar dolara ulaştı” dedi. Yazılım devinin yer aldığı çeşitli iş alanlarındaki finansal sonuç tablosunu aşağıda görebilirsiniz.
Bu tabloya göre, Microsoft’un ana gelir kaynağı sunucu ürünleri ve bulut servisleri olmaya devam ediyor. Bu alandaki gelirin bir önceki senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 22,2’lik bir artışla 23,9 milyar dolar seviyesine ulaştığı görülüyor. Gelir bazında ikinci sırayı ofis ürünleri ve bulut servisleri alırken üçüncü sırada ise geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla çarpıcı bir değişiklik mevcut.
Geçtiğimiz yıl 31 Aralık’ta sona eren 3 aylık dönemde Windows birimi 4,8 milyar dolar ile 3. Sırayı alırken bu yılın aynı döneminde ise Oyun biriminin 7,1 milyar dolara ulaşarak 3. Sırayı aldığı görülüyor. Oyun gelirlerinde yüzde 49’u bulan artışın temelinde ise Activision Blizzard anlaşmasının yattığını söylemek yanlış olmaz. Yazılım devinin Cihazlar bölümünün de geçen yılın aynı dönemine kıyasla gelirlerinin %9 azalması dikkat çekici.
Microsoft bu sonuçlarla birlikte, 62 milyar $ gelir üzerinden 2,93 $ hisse başına düzeltilmiş kâr açıklayarak analist beklentilerini geride bırakmış oldu. Firmanın 61,1 milyar $ gelir üzerinden 2,78 $ düzeltilmiş hisse başına kâr açıklaması bekleniyordu.
Türkiye startup ekosistemindeki yatırımları inceleyen StartupCentrum, 2023 Türkiye Startup Ekosistemi Yatırım Raporu’nu yakın zamanda yayımladı. Rapor, 2022 yılında 1,74 milyar dolar olan yatırım hacminin, 2023 yılında 900 milyon dolara düştüğünü ortaya koydu. Bu düşüşte özellikle yabancı yatırımcıların sayısındaki azalmanın önemli bir rol oynadığı belirtildi. Öte yandan, yatırım sayısı 2022’de 387 iken, 2023’te 347’ye düştü, buna rağmen yatırım adedi pandemi öncesi döneme kıyasla yüksek bir seviyede kaldı, bu da bizlere pazarın dinamizmini koruduğuna işaret etti.
En yüksek 10 yatırım, tüm yatırımların %80’ini oluşturdu
2023’te gerçekleştirilen 347 yatırımdan en yüksek 10’u toplamda 714 milyon dolarlık bir hacme ulaşarak, tüm yatırımların yaklaşık %80’ini temsil etti. En yüksek ilk 10 yatırım ise Getir(500M$), Insider(105M$), GetirFinans(50M$), Binalyze(19M$), Vivoo(12M$), HotelRunner(6,5M$), Fazla(6M$), Grand Attic(5,3M$), Linktera(5M$) ve Bluedot(5M$) oldu.
Yapay zeka ve oyun yine ön planda
2023’ün hemen hemen her alanında konuşulan yapay zeka, girişimcilik ekosistemi içinde de pastadan en geniş payı almayı başaran dikey oldu. Yapay zeka ile çözümler geliştiren 42 girişim 2023 yılında toplamda 127 milyon dolara yakın yatırım aldı. 2023 yılında adet olarak en çok yatırımı alan dikey olsa da önceki yıllara göre düşüş gösterdi.
Oyun dikeyine olan ilgi ise adet olarak önceki yıla göre bir miktar artarak 38 yatırıma ulaştı. Ancak 2022 yılında 382 milyon dolar olan yatırım miktarı, 32 milyon dolara geriledi. Öte yandan sadece kadın kurucu ortaklara sahip oyun girişimlerinin son üç yılda yatırım almadığı dikkat çekti.
Sürdürülebilirlik & çevre yeni hype olabilir mi?
Sürdürülebilirlik ve çevre odaklı girişimler, 2023’te artan bir ilgi gördü. Atık yönetimi ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda faaliyet gösteren 33 girişim yatırım aldı. Henüz yatırımlar düşük olsa da Fazla, Nicat ve Wastespresso gibi iddialı girişimlerin bulunduğu bir alan. İlerleyen yıllarda belki bir unicorn haberi de alınabilir.
Girişimlerin ne kadarının yatırım aldıktan sonra yoluna devam ettiği hakkında önemli bir analiz paylaşan StartupCentrum, 2023 yılında, 2019’da yatırım alan girişimlerin yalnızca yüzde 12,5’inin yatırım aldığı sonucuna ulaştı. Öte yandan bir yatırımı takiben ertesi yıl ikinci yatırımını alan girişimlerin oranı 2019’da %32 iken, 2022’de %22’ye geriledi. Raporda bu durumun ekosistemde hızlı artan yatırım sayısı ile kaliteli girişim sayısının aynı oranda artmadığına işaret ettiği belirtildi.
Yerli yatırımcının ilgisi devam ederken yabancı yatırımcı sayısı azaldı
Raporda paylaşılan bilgilere göre 2023 yılında 640 yatırımcı yatırım yaptı. Bunlardan 372’si bireysel yatırımcıyken 262’si kurumlardan oluştu. Yatırım yapan kurumlardan 173’ü yerli yatırımcılardan, 89’u ise yabancı yatırımcılardan oluştu. Geçtiğimiz iki yıla göre yerli yatırımcı sayısı aynı kalırken yabancı yatırımcı sayısında ciddi bir düşüş yaşandı.
Bireysel yatırımcıların tek başına katkısı 11,2 milyon dolar oldu.
Girişimcilik ekosisteminin önemli paydaşlarından olan bireysel/melek yatırımcıların yatırımları bir miktar azaldı. Sadece bireysel yatırımcıların katıldığı tur sayısı 2022’de 49 iken, geçtiğimiz yıl 42 oldu. Bu turlarda toplam 11,2 milyon dolar yatırım yapıldı.
StartupCentrum, raporun içerisinde ayrıca Türkiye Yatırımcı İlişki Ağını da paylaştı. Ağ haritasını detaylı olarak buradan inceleyebilirsiniz. Bu ağ haritası ile hangi yatırımcıların ortak yatırımlar yaptığına ve 2023 yılının çekim merkezi haline gelen yatırımcılara ulaşılabiliyor. İlişki ağına göre APY Ventures ve İstanbul Portföy Yönetimi, adet olarak en çok sayıda yatırım yaparken ortak yatırım yaptığı yatırımcı çeşitliliğinin de en çok olduğu iki yatırım şirketi oldu.
2024 Beklentileri Neler?
2024’ten ilk beklenti Türkiye’deki unicornların artacağı yönünde. Bazı yüksek tutarlı yatırımların da 2024’te karşımıza çıkacağı konuşulan konular arasında. Ancak yeni yılda faiz oranlarının artacağı beklentisi ile bireysel yatırımcıların startup yatırımından kaçma eğiliminde olması, yatırımları etkileyebilecek bir süreç olarak ön görülüyor. Türkiye’nin 2023 yılında yaşadığı büyük felaket, seçim belirsizliği ve 100. Yıl coşkusu, dalgalı bir seyirde olan ülke ekonomisini etkileyen önemli olaylardı. Ekoniminin 2024 yılında daha sabit bir düzlem üzerinde olmasını umut ederek yeni gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz. StartupCentrum’un hazırladığı raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Google, veya daha doğru ismiyle Alphabet (çatı holding) 31 Aralık’ta sona eren 3 aylık döneme ilişkin finansal raporunu açıkladı. Yapılan açıklamaya göre bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla satış gelirlerini %13 oranında artırmayı başaran firma, 26 yıllık tarihinin en yüksek satış geliri olan 86,3 milyar dolar seviyesine ulaştı. Firmanın net karı ise yine geçen yılın aynı dönemine kıyasla %51 oranında artarak 20,6 milyar dolara ulaştı.
Yıl sonu rakamlarına bakıldığında ise arama devinin 2023’ü toplam 307,3 milyar dolar satış geliri (bir önceki yıla kıyasla %9 artış) ve 73,7 milyar dolar net kâr (bir önceki yıla kıyasla %23 artış) kapattığı görülüyor. Daha net anlaşılması açısından, TC Hazine ve Maliye Bakanlığı resmi rakamlarına göre ülkemizin 30 Eylül 2023 tarihi itibariyle Net Dış Borç Stoku 263,7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Yani Google, bir yıllık gelirleri ile Türkiye’nin net dış borç stokunu kapatabilecek konuma ulaşmış durumda.
Google finansal çeyrek açıklamasında yatırımcılara seslenen CEO Sundar Pichai “Arama motoru pazarında süregelen güçten ve YouTube ile Bulut’un artan katkısından memnunuz. Bunların her biri halihazırda yapay zekâ yatırımlarımızdan ve yeniliklerimizden faydalanıyor. Gemini dönemine girerken, en iyisi henüz gelmedi,” dedi ve firmanın geçtiğimiz ay tanıttığı Gemini ile daha da iyi satış ve kârlılık rakamlarına imza atacağı vurgusunu yaptı.
Alphabet Başkanı ve Baş Yatırım Sorumlusu CFO Ruth Porat ise “2023’ü çok güçlü dördüncü çeyrek finansal sonuçlarıyla kapattık. 4. çeyrek konsolide gelirlerimiz yıllık %13 artışla 86 milyar dolara ulaştı. Büyüme fırsatlarımızı desteklemek için yatırım yaparken maliyet tabanımızı kalıcı bir şekilde yeniden yapılandırma çalışmalarımıza bağlı kalmaya devam ediyoruz” dedi.
2024 yılı Google ve çatı holdingi Alphabet için parlak bir yıl oldu. 307 milyar dolarlık satış ve 74 milyar dolarlık net gelir, 2023’e göre %9 ve %23’lük bir büyümeyi temsil ederek şimdiye kadarki en yüksek rakamlar oldu. Firma için bu rakamların en önemlisi yanı ise Alphabet’in temel arama reklamcılığı birimindeki performansın güçlü olması ve bu birimden elde edilen 48 milyar dolarlık gelirin rekor seviyeye ulaşması oldu. Bu da son 15 aydır Microsoft’un Bing arama motoruna yapay zekalı chatbot ChatGPT’yi dahil etmesi nedeniyle Microsoft’un Google kullanıcılarını avlayabileceği yönündeki endişelerin yatışmasına yardımcı oldu. Microsoft yayınladığı kendi kazanç raporunda arama motoru ve haber reklamcılığı bölümünde yıldan yıla %8’lik bir büyüme bildirmişti ki bu oran Google Search’ün yıllık %13’lük büyümesinden daha zayıf.
Google tarafından yapılan finansal çeyrek sonu ve yıl sonu raporu açıklamasına bakıldığında, firmanın en büyük gelir kalemi doğal olarak Google Search ve bağlantılı reklam ve hizmet gelirleri olarak göze çarpıyor. Google Bulut birimi ise 31 Aralık’ta sona eren 3 aylık dönemde 9,1 milyar dolarlık geliri ile AWS ve Microsoft’un oldukça gerisinde. Hatta Google’ın YouTube reklam gelirleri bile 9,2 milyar dolar ile Google Bulut biriminden daha fazla gelir getirmiş durumda.
Teknopark İstanbul’un finansal teknoloji alanında yaşanan boşluğu doldurma amacıyla oluşturduğu Türkiye’nin ikinci tematik uydu kuluçka merkezi Cube Ümraniye, büyüme hedefleri doğrultusunda TEB ile ilk iş birliğine imza attı.
Teknopark İstanbul’un, Türkiye’nin ikinci tematik alan odaklı uydu kuluçka merkezi Cube Ümraniye, büyüme hedefleri doğrultusunda TEB ile ilk iş birliğine imza attı. İstanbul Finans Merkezi’ne olan yakınlığıyla finansal teknoloji alanındaki girişim ve projelerin geliştirilmesinde önemli destekler sağlayan Cube Ümraniye, TEB iş birliği ile daha çok yenilikçi fikrine açık hale gelecek. Finansal girişimlerin merkezi Cube Ümraniye’de gerçekleşen imza törenine Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Şahin Gök ve TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz katıldı.
Teknopark İstanbul ile TEB arasında kurulan stratejik iş birliği; bilgi, deneyim, altyapı ve yetenek havuzlarının karşılıklı kullanımını esas alıyor. Bu sayede, sürekli gelişen bir iş ortaklığı modeli oluşturularak karşılıklı büyüme sağlanması amaçlanıyor. İş birliği kapsamında TEB, Cube Ümraniye’nin sunduğu hizmetlerden faydalanacak. Aynı zamanda açık inovasyon programı aracılığıyla sektöre öncülük edebilecek yenilikçi finansal teknolojiler alanındaki iş fikirlerine ve girişimcilere erişebilecek.
Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. M. Şahin Gök, “Yenilikçi fikirlere sağladığı desteklerle inovasyon konusunda sadece bankacılık sektöründe değil tüm sektörlerde öne çıkan TEB ile finansal teknoloji alanındaki girişim ve projelerin geliştirilmesindeki etkisini kısa sürede hissettiren Cube Ümraniye arasında gerçekleştirdiğimiz güç birliğinden ülkemiz adına ufuk açan sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Cube Ümraniye, gerçekleştireceği benzer stratejik iş birlikleri ile finans sektörünün büyüme ivmesine de katkı sunacak. Türkiye’nin derin teknoloji merkezi Teknopark İstanbul olarak ülkemizin gücüne güç katacak gençleri ve hayallerinin peşinde koşan azimli girişimcileri destekleyerek onların işini kolaylaştırmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz ise şunları söyledi: “TEB olarak, 2013 yılında hayata geçirdiğimiz TEB Girişim Bankacılığı ile Türkiye’nin dört bir yanındaki inovatif iş fikirlerini ekonomiye kazandırmak ve girişimcilik ekosistemini geliştirmek amacıyla çalışmalar yapıyoruz. On yıldır ekosistemin bir parçası olmaktan ve ekosistemin diğer paydaşlarıyla birlikte girişimciliğin desteklenmesine katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Teknopark İstanbul ile iş birliğimiz kapsamında Cube Ümraniye’de finansal teknolojiler alanındaki girişimlere ve projelerin geliştirilmesine destek sağlamak üzere çalışacağız. TEB Girişim Bankacılığı olarak teknolojik firmalara sağladığımız finansal ürün ve hizmetlerimizle de girişimcilerimizin yanında olacağız.”
İstanbul Finans Merkezi’nin kalbinde yer alıyor
Bulunduğu konum itibariyle İstanbul Finans Merkezi’nin kalbinde yer alan Cube Ümraniye; girişimciler ve girişimci adayları için modern çalışma alanları, eğitimler ve etkinlikler, mentorluk hizmetleri, akademik ve teknik danışmanlık, teknoloji ve girişim analizleri, yatırımcı ve iş birliği fırsatları, veri tabanlarına erişim imkanları, finans alanında uzman partner firmalarla iş birlikleri, TTO (Teknoloji Transfer Ofisi) destekleri ve teknopark vergi avantajları gibi birçok olanak sunuluyor.
ABD istihbarat topluluğu, açık kaynak istihbaratı veya OSINT alanındaki stratejisini güçlendirmek ve veri analizi süreçlerini iyileştirmek amacıyla yeni adımlar atmaya hazırlanıyor. Ulusal İstihbarat Direktörü Ofisi (ODNI), uzun yıllar analist ve siber uzman olarak görev yapmış olan Jason Barrett’i OSINT’e liderlik etmesi için görevlendirdi.
Barrett’in öncelikli görevi, istihbarat topluluğunun ulusal OSINT stratejisinin geliştirilmesine katkıda bulunmak olacak. Bu strateji, veri toplama, koordinasyon ve analiz süreçlerini optimize ederek istihbarat topluluğunun açık kaynaklardan elde ettiği bilgileri daha etkili bir şekilde kullanmasını amaçlıyor.
ABD istihbarat kurumları, gittikçe artan dijital veri miktarı karşısında OSINT alanında yaşanan zorluklarla mücadele ediyor. Açık kaynaklardan elde edilen bilgilerin işlenmesi ve anlamlandırılması, hükümetin ve istihbarat topluluğunun karşılaştığı önemli bir meydan okuma olarak öne çıkıyor.
CIA’in Açık Kaynak Kurumsal bölümü, bu zorlukları aşmak için yapay zeka destekli bir araç geliştirdi. Bu araç, binlerce kullanıcı tarafından kullanılarak analistleri önemli bilgilere yönlendiriyor ve içeriği otomatik olarak özetliyor.
Açık kaynak bilgilerin etkili bir şekilde kullanılmasının, geleneksel istihbarat toplama yöntemlerini tamamlayabileceği ve hatta bazı durumlarda daha güçlü bir analiz sunabileceği belirtiliyor. Ancak, OSINT’in güçlü ve zayıf yönleri arasında denge sağlamak, hükümetin ve istihbarat topluluğunun önündeki bir diğer önemli hedef olarak görülüyor.
ABD’de OSINT kullanımı, insan hakları ihlalleri iddiaları veya stratejik tehditlere karşı yaptırım uygulanacak hedefleri belirleme konusunda da etkili olabiliyor. Ancak, bu çabaların sivil özgürlükleri koruma konusundaki hassasiyetleri tetiklediği ve güçlü bir denge sağlanması gerektiği belirtiliyor.
ABD istihbarat topluluğu, OSINT alanında koordinasyonu artırmak, veri paylaşımını iyileştirmek ve etkili bir strateji geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu çabaların, bilgi toplama ve analiz süreçlerini daha verimli hale getirerek ulusal güvenliği güçlendirmeye yönelik önemli bir adım olduğu ifade ediliyor.
Çin, yapay zeka (YZ) gelişiminde ABD’yi yakalamaya yönelik çabalarını sürdürürken, yetkililerin onay sürecini başlatmasından bu yana geçen altı ay içinde 40’tan fazla yapay zeka modelini kamu kullanımı için onayladı. Securities Times’ın haberine göre, geçen hafta sadece 14 büyük dil modeline (LLM) onay verilerek, Çin’in bu alandaki çabalarının devam ettiğini gösterdi. Xiaomi Corp, yeni sekme açılır, 4Paradigm ve 01.AI gibi şirketler de onay alanlar arasında yer aldı.
Geçtiğimiz Ağustos ayında başlayan uygulama ile Pekin, teknoloji şirketlerini LLM’lerini halka açmak için düzenleyicilerden onay almaya zorluyor. Bu adım, Çin’in YZ teknolojisini kendi gözetimi ve kontrolü altında geliştirmeye odaklandığını vurguluyor. İlk onay grubu Baidu, Alibaba ve ByteDance gibi büyük şirketleri içeriyordu.
Çinli düzenleyiciler, Kasım ve Aralık aylarında iki grup daha onay verdikten sonra, bu ay başında 40’tan fazla YZ modeline onay verdi. Hükümet, onaylanan şirketlerin tam listesini açıklamamış olsa da, Securities Times Pazar günü bu sayıyı doğrulayarak Çin’in YZ teknolojisindeki hızlı ilerlemesine dikkat çekti. Şirketler, OpenAI’nin 2022’de dünyayı kasıp kavuran ChatGPT gibi başarılı YZ ürünlerini geliştirmek için rekabet halinde.
Aracı kurum CLSA’ya göre, Çin’de 2022’de 130’dan fazla LLM bulunuyordu ve bu rakam küresel toplamın %40’ını oluşturarak ABD’nin %50’lik payının hemen arkasında yer alıyordu. Çin’in önde gelen ChatGPT benzeri sohbet botlarından biri olan Baidu’nun Ernie Bot’u, CTO’nun Aralık ayında yaptığı açıklamaya göre 100 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı.
Çin, yapay zeka teknolojisindeki bu hızlı gelişmelerle birlikte küresel sahnede etkisini artırmaya devam ediyor.
Microsoft, son zamanlarda Rusya Dış İstihbarat Servisi tarafından desteklenen bir hacker grubu olan Midnight tarafından gerçekleştirilen bir saldırıya maruz kaldı. Bu saldırı, Microsoft’un en üst düzey liderlik ekibi ve siber güvenlik fonksiyonları dahil olmak üzere kurumsal e-posta hesaplarına erişimi içeriyordu.
Microsoft, Rus hacker Saldırısı, temel bir bilgisayar korsanlığı yöntemi olan “şifre püskürtme” kullanılarak gerçekleştirildi. Microsoft, bir blog yazısında, hacker grubunun eski bir test hesabına sızarak daha sonra üst düzey liderlik ekibi dahil olmak üzere birçok hesaba erişim sağladığını ve e-posta ve belgeleri çaldığını belirtti.
Microsoft, saldırının kendi ürünlerindeki güvenlik açıklarından kaynaklanmadığını vurguladı, ancak bu olayın şirketin siber güvenlik protokollerini sorgulamaya açtı. Özellikle, şirketin güçlü parolaların kullanılmasını ve kullanılmayan hesapların kapatılmasını sağlamadaki eksiklikleri eleştirildi.
Bu saldırı, Microsoft’un son dönemdeki güvenlik zafiyetleri ve Çin hükümetinin diplomatik yazışmalarını ele geçirme olaylarıyla birlikte ele alındığında, federal hükümeti endişelendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Microsoft, şu ana kadar hacker grubunun müşteri ortamlarına, üretim sistemlerine, kaynak koduna veya yapay zeka sistemlerine erişimi olduğuna dair kanıt bulunmadığını iddia etse de, olayın üzerindeki soruşturmanın devam ettiğini belirtti.
Bu olay, güvenlik açıklarıyla mücadele edilmesini teşvik eden yeni bir Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi‘nin de açıklanmasıyla birlikte, teknoloji şirketlerini ve özel sektörü daha güvenli uygulamalara yönlendirmeyi amaçlayan bir çağrıyı içeriyor. Federal yetkililer, zayıf yazılım güvenliğinin Amerikan vatandaşları için sistemik risk oluşturduğunu belirterek, bu konuda sorumluluk alınması gerektiğini vurguluyor.
Microsoft’un güvenlik önlemlerine ilişkin eleştiriler ve bu tür saldırıların artması, şirketin federal sözleşmelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği endişelerini artırmaktadır. Bu durum, teknoloji şirketlerinin siber güvenlik önlemlerini artırmalarına yönelik bir baskı oluşturabilir.
Bir Alman demiryolu şirketi, Windows 3.11 Yöneticisi için iş ilanı verdi. Şartlar, 30 yıllık işletim sistemi Windows for Workgroups ile mücadele etme becerisine ek olarak, MS-DOS kullanmayı bilmeyi de içeriyor. Yöneticinin 166MHz işlemcilere ve 8MB RAM’e sahip sistemleri denetleyeceği iddia ediliyor. Modern demiryollarının hala bu kadar eski sistemlerde çalışıyor olması biraz endişe verici görünebilir, ancak kritik görev sistemleri genellikle “eğer bozulmadıysa, tamir etme” kuralına bağlı kalıyor.
Önemli gerçek zamanlı verileri sağlamak için bu tür eski eski işletim sistemlerine güvenildiğini görmek biraz endişe verici, ancak eski yazılım tarafından çalıştırılan eski görev açısından kritik sistemler bulmak alışılmadık bir durum değildir. Ayrıca ekran, kritik değil yalnızca bilgi amaçlı veri sağlayabilir.
Windows 3.1X, Microsoft’un GUI tabanlı işletim sisteminin entegre ağ bağlantısına sahip ilk sürümü olmasıyla dikkat çekiyordu ve 386 korumalı mod ağ yığınını tanıtmıştı. Microsoft, bu ağ dostu işletim sistemini 1992’de piyasaya sürdü ve 31 Aralık 2001’de bu işletim sistemine verilen desteği sona erdirdi.
Hacker News forumunda yapılan bazı sohbetlere göre, yukarıda bahsedilen eski sistem şu anda Almanya’nın ICE 1 ve ICE 2 trenlerinde kullanılıyor. Eğer doğruysa, yazılım MS-DOS ve Win 3.11’e dayanıyor. Bir başka ilginç iddia da Win 3.11 çalıştıran demiryolu sistemlerinden birinin 1996 yılından kalma bir BIOS’a sahip olduğu ve 166MHz işlemci artı 8MB RAM içerdiği iddiası.
Eski donanım ve yazılımlar en beklenmedik yerlerde ortaya çıkmaya devam ediyor. Bu arada meraklılar hala Intel’in eski 8088 CPU ve tabanlı bilgisayarlarını satın alıyorlar ve ISA bus grafik kartlarını hız aşırtmayla uğraşıyorlar!