Türkiye’de enerji ithalat verileri açıklandı!

0

Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, birçok dünya ülkesinin gündem maddelerinin başında yer alıyor. Türkiye de o ülkelerden biri. Dışa bağımlılık azaldıkça, enerji ithalatı da daha aşağı seviyelere çekilecek. Son istatistikler, Türkiye‘de enerji ithalatının yıllık yüzde 36 oranında düştüğünü gösteriyor.

Türkiye’de enerji ithalatı– Son durum!

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan dış ticaret istatistikleri verisi açıklandı. Eylül 2023 verilerine göre Türkiye’nin toplam ithalatı geçen yıla göre gerileme gösterdi. Geçen yılın aynı ayına göre toplam ithalat yüzde 14,6 azaldı.

Eylül 2023’te ithalat miktarı 27 milyar 501 milyon dolar olarak kaydedildi. Bu miktarın 5 milyar 629 milyon 555 bin dolarlık kısmını enerji ithalatı oluşturdu. Enerji ithalatı içinde mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler, bitümenli maddeler, mineral mumlar yer alıyor.

Geçen yılın eylül ayında enerji ithalatı, 8 milyar 852 milyon 5 bin dolar olarak kaydedilmişti. Dolayısıyla geçen yıldan bu yıla Türkiye’nin enerji ithalatı miktarı yüzde 36,4 oranında azaldı diyebiliriz.

Türkiye’nin ithalatında, eylül ayında da ilk sırayı Çin aldı. Eylül ayında Çin’den 3 milyar 728 milyon dolarlık ithalat yapıldı. Çin’i; Rusya, Almanya, ABD ve BAE takip etti.

Kısaca ihracat verilerine de bakacak olursak, Türkiye’de Eylül 2023’te toplam ihracat yüzde 0,5 geriledi ve 22 milyar 490 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Eylül döneminde dış ticaret açığı yüzde 7,2 artarak 80 milyar 722 milyon dolardan, 86 milyar 545 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Eylül döneminde yüzde 68,4 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 66,3’e geriledi.

Finans durumu yapay zekaya emanet 

0

Hedef ile yaşamadan düzenli yatırıma günümüz insanının ihtiyaç duyduğu finansal davranışları toplumun her kesimine kazandırma amacını sahiplenen Monay’ın, içinde başta Monay Kart ve ‘Finansal Davranış Yolculukları’ olmak üzere yedi farklı ürün ve ekosisteminde iş dünyasının önemli markalarını barındıran iş modelinin detayları da katılımcılarla paylaşıldı.

Gelir, tasarruf, yatırım ve borç yönetimi gibi alanlarda doğru adımlar atabilmek, insanların geleceğe güvenle bakabilmeleri ve yaşam kalitelerini artırabilmeleri için giderek önem kazanıyor. Tam bu noktada akla gelen finansal iyiliğe yolculuk (Financial Wellbeing), bireylerin mali durumlarını etkili bir şekilde yönetmeleri ve finansal refahlarını artırmalarını amaçlayan bir trend olarak tüm dünyada hızla yaygınlaşıyor. JP Morgan ve Goldman Sachs gibi finans dünyasının iki itibarlı otoritesi tarafından 2024 yılı finansal trendleri arasında gösterilen finansal iyiliğe yolculuğun Türkiye’deki kategori oluşturucusu ise Monay.

Dört yıl süren Ar-Ge çalışmalarının ürünü olarak hayata geçirilen Monay uygulaması, yenilikçi teknolojik alt yapısını, iş dünyası ekosisteminin gücü ile birleştiriyor. Kullanıcılarına, finansal stres ve yaşam maliyeti gibi sorunlarla başa çıkabilmeleri için para yönetiminde psikolojik ve ekonomik kazanımlar sunan Monay, geleneksel bankacılık anlayışının ötesinde bir deneyim ile finansal iyiliğe yolculuğu herkes için erişilebilir kılmayı amaçlıyor.

Monay Kurucusu Özlem Denizmen
Monay Kurucusu Özlem Denizmen

Monay’ın ilk kez basının ve sektör temsilcilerinin karşısına çıktığı lansman davetinin açılış konuşmasını yapan Monay Kurucusu Özlem Denizmen, uygulamanın çıkış noktasını şöyle anlattı: “Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılının ilk gününde Monay’ı sizlerle ilk kez buluşturmanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Benim finansal okuryazarlık, kapsayıcılık, erişim ve davranış bilimleri alanlarını kapsayan konuşmalarımda hep söylediğim bir cümle vardır: “Parasını yöneten hayatını yönetir.”  Bu perspektiften bakıldığında kişisel olarak finansal süreçlerin yönetiminde aslında açıkta kalan pek çok konu olduğunu söylemek mümkün. Her şeyden önce bazı temel meselelerde bile çok ciddi bir bilgi kirliliği var. Monay, bu belirsizlik ortamında insanların doğru bilgiye ulaşma hakkını savunma misyonuyla finansal iyiliğe yolculuğun Türkiye’deki kategori oluşturucusu olmak için yola çıktı.”

Hedef bir yıl içinde 1 milyon kullanıcıya ulaşmak

“Finansal bir yol arkadaşı” olarak tanımlayabileceğimiz Monay, sahip olduğu özellikleri ile bizi, özellikle enflasyonist ortamda giderek daha fazla önem kazanan harcama alışkanlıklarımız başta olmak üzere, parayla olan ilişkimizi derleyip toplayan ve iyileştiren bir yolculuğa çıkarıyor.  Monay’ın kişiselleştirilmiş finans yönetimi uygulamalarına ek olarak davranışsal ekonomi temelli özelliklerle kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunduğunu belirten Denizmen şöyle devam etti: “Monay’da, finansın ana bileşenleri olan harcama, bütçe, birikim ve yatırımı bir araya getiren 360 derece bir finansal dünyayı kullanıcılarımıza sunmayı hedefliyoruz. Günlük kısa sohbetler, para uzmanlarından canlı telefon görüşmesi hizmeti, kişiselleştirilmiş hatırlatma mesajları ve finansal yönetimi tek platformdan sağlayan dijital altyapıya ek olarak sanal-ön ödemeli Monay Kart gibi özelliklerle kullanıcılarımızın finansal iyilik deneyimini zenginleştiriyoruz. Altı ay önce yayına aldığımız Monay uygulamamızın bugün itibarıyla yaklaşık 70 bin kullanıcısı var. Hedefimiz bir yıl içerisinde 1 milyon kullanıcıya ulaşmak.”

Uygulama ile entegre olarak kullanılan Monay Kart, kullanıcılarını, elinde olmayan parayı harcama davranışından koruyarak, yüklediği para kadar harcamaya yönlendiriyor. Monay Kart, bu özelliğiyle gereksiz harcamaların önüne geçerken, parayı kişiye değer katacak şekilde kullanmak için destek ve motivasyon sağlıyor. Mastercard ve ParamTech tarafından sağlanan cüzdan altyapısı ile Monay Kart kullanıcıları, uygulama içerisinde hesap ve kart oluşturma, QR ile ödeme, sanal kartla online alışveriş ve hesaba havale/EFT gibi hizmetlerden yararlanabiliyorlar.

Web Summit, istifa ettirilen CEO’nun yerine Katherine Maher’i atadı!

0

Maher aynı zamanda özel mesajlaşma uygulaması Signal‘in arkasındaki vakfın yönetim kurulu başkanı. Kendisi Atlantik Konseyi ve Truman Ulusal Güvenlik Projesi de dahil olmak üzere çeşitli kurul ve burs görevlerinde bulunmakta. Aynı zamanda insan ve dijital haklara odaklanan teknoloji savunuculuğuna da katılım geçmişi var.

Görevini duyuran kısa bir videoda Maher, Web Summit’in uzun süredir devam eden CEO’su ve kurucu ortağı Paddy Cosgrave’in İsrail ve Hamas arasında yaşananların ardından yaptığı açıklamalarla başlayıp bu ayın başlarında görevden alınmasına neden olan tartışmadan hiç bahsetmedi.

Cosgrave’in eleştirilere yanıt olarak yaptığı açıklamalar ve tutum, bazı yüksek profilli teknoloji figürlerinin ve diğerlerinin artık konferansa katılmayacaklarını belirten kamuya açıklamalarda bulunmasına yol açtı.

Maher’in bugünkü konuşması, Web Summit’in tartışmanın ardından köprüleri yeniden inşa etme konusunda karşılaştığı zorlukların belki de en incelikli kabulünü yapıyor: “Size Lizbon’dan geliyorum ve sizi Kasım ayında yakında görmeyi gerçekten umuyorum.“.

Maher videoda şöyle devam ediyor: “Wikimedia’nın CEO’su olarak dünyanın en büyük ve en çeşitli teknoloji topluluklarından biriyle çalıştım ve şimdi küresel topluluğunuzdaki Web Summit ekibiyle birlikte çalışmaktan inanılmaz heyecan duyuyorum.” “Web Summit dünyanın her köşesinden binlerce yenilikçiyi bir araya getiriyor ve birbirine bağlıyor. Ve her yıl olduğu gibi önemli sesleri ve konuşmaları sahneye taşıyor. Bu bağlantı ve sohbet sayesinde teknolojinin hayatlarımızı ve çevremizdeki dünyayı nasıl şekillendirdiğine dair diyaloğu mümkün kılıyoruz. Sizi yakında Lizbon’da görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Teşekkür ederim.

Teknoloji konferansının önümüzdeki ayın ortasında (13-15 Kasım) gerçekleşmesi planlanıyor ve Maher’e etkinliği daha sakin sulara yönlendirmesi ve daha da önemlisi, Cosgrave’in olaylara ilişkin tutumundan dolayı yabancılaşan katılımcıları yeniden birleştirmeye çalışması için yalnızca birkaç kısa hafta verilecek.

Google/Alphabet, Meta, Intel, Amazon ve Stripe gibi büyük teknoloji firmaları, geçen hafta, yaklaşan Web Summit etkinliğinden çekileceklerini söylemişti. 

Web Summit etkinlikleriyle bağlarını kesme sözü verenlerin yeniden düşünmeye ikna olup olmayacaklarını zaman gösterecek. Ancak Maher’in CEO olarak görevi devralması, tartışmadan fikir birliğine geçiş sunan bir liderlik tarzıyla, açıkça geçmişten kopuşun sinyalini vermeyi amaçlıyor.

Duyuruya eşlik eden bir açıklamada Maher, kendi görüşüne göre misyonun bağlantı ve sohbet misyonu olduğunu vurguladı.

Teknolojinin hayatımızın her alanına örüldüğü bir günümüzde ve onun en büyük umudumuzu ve en büyük engelimizi temsil ettiği bir gelecekte, Web Summit’in bir bağlantı ve sohbet yeri olarak rolü her zamankinden daha acildir.”, diye belirtiyor. 

Acil görevimiz, odak noktamızı en iyi yaptığımız şeye döndürmek: teknolojik ilerlemeyle bağlantılı olan herkes arasında diyalog sağlamak.”

Web Zirvesi yönetim kuruluna başkanlık eden Cosgrave bu ayın başlarında yönetim kurulundan istifa etti.

GetirFinans İş Bankası desteği ile geliyor

0

Gerekli yasal onay süreçlerinin ardından servis modeli bankacılığı kapsamında hizmet verecek GetirFinans’a, İş Bankası Grubu’nca ayrıca 50 milyon ABD doları yatırım kararı alındı.

Getir’in finansal alanda kullanıcılarına servis modeli bankacılığı kapsamında hizmet vermek amacıyla hayata geçireceği GetirFinans, yasal mercilerden alınacak izin ve onayların ardından hizmete başlayacak. Getir ve İş Bankası’nın yaptığı stratejik iş ortaklığı kapsamında GetirFinans’ın servis modeli bankacılığı altyapısına dahil olacak olan İş Bankası, ana yatırımcısı olduğu girişim sermayesi fonu ile GetirFinans’a yapacağı 50 milyon ABD doları girişim sermayesi yatırımı ile yüzde 20 ortak olacak. Böylelikle henüz faaliyete geçmeyen GetirFinans’ın değerlemesi, aldığı ilk yatırımla 250 milyon ABD doları seviyesine ulaşmış oldu.

Yatırım kararını değerlendiren İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Ülkemizde bankacılığın dijitalleşmesi ve teknolojik yenilik anlamında pek çok ilki hayata geçiren İş Bankası 100. yaşına da büyük bir heyecan ve coşkuyla giriyor. Geleceğin bankacılığı vizyonumuz kapsamında bir yandan müşterilerimize kendi dijital kanallarımızda en iyi deneyimi yaşatırken, diğer yandan platform bankacılığı ile müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarını işlem yaptıkları platformda ve ihtiyaç anında aynı eşsiz deneyimi sunarak karşılamayı hedefliyoruz. İş Bankası Grubu olarak, ülkemizde dijitalleşmenin, girişimciliğin ve girişimlerin öncü bankası olma misyonumuz doğrultusunda, yeni bir girişim olarak doğan GetirFinans’a 50 milyon ABD doları yatırım yaparak stratejik iş ortaklığı yapma kararı aldık. 100. yılımızda Getir ile kuracağımız güçlü iş birliğinin, sektörümüze örnek olmasını ve devamının gelmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.

Getir kurucusu Nazım Salur ise, “2015’te dakikalar içinde teslimat modeli ile başlayan Getir yolculuğumuza, kullanıcılarımızın farklı ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerimizi çeşitlendirerek devam ettik. Yakın gelecekte de bu hizmetlerimize GetirFinans ile finansal ürünleri ekleyerek, dijital ürün ve uygulamalara yatkın tüm kullanıcılar için yeni bir mobil bankacılık deneyimi sunmayı hedefliyoruz. 100. yaşını kutlamak üzere olan İş Bankası’nın hem kullanıcılarımıza hem de finans sektörüne değer katmasını hedeflediğimiz GetirFinans’a ortak olma kararından büyük memnuniyet duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

HP eski çalışanlarına 18 milyon dolar tazminat ödeyecek!

0

Hewlett Packard’ın yan kuruluşları HP ve Hewlett Packard Enterprise (HPE), 2015 yılında şirket bölündüğünde 40 yaşın üzerinde olan ve işten çıkarılan çalışanların açtığı toplu davayı çözmek için toplam 18 milyon dolar ödemeyi kabul etti. Davacı grup, 2016 yılında HP ve HPE’ye dava açarak hem yeni kuruluşların hem de eski Hewlett Packard’ın 2012 yılına kadar işten çıkarmalar için yaşlı çalışanları haksız yere hedef aldığını iddia ediyordu.

Davada iki ayrı sınıf belirlendi: HP ve HPE’yi ABD İstihdamda Yaş Ayrımcılığı Yasası (ADEA) temelinde yaş ayrımcılığı yapmakla yani federal yasaları çiğnemekle suçlayan 146 eski personel ve eski işverenlerini Kaliforniya eyaleti iş yasalarına dayanarak aynı şekilde suçlayan 212 kişi. Eylül ayı sonlarında ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi’nde açılan ve Perşembe günü bir yargıç tarafından ön onay verilen uzlaşma bildirimi ile taraflar uzlaşma yoluna gittiler.

Davanın iki HP bölümü için giderek daha pahalı hale gelen bir sıkıntı olduğuna şüphe olmasa da, HP avukatları dava sonucunu beklemenin hatta gerekirse temyize gitmenin daha doğru bir yaklaşım olabileceğini söylüyorlardı. Dava dosyaları birkaç davacının yasal işlem sırasında zaten öldüğüne işaret ediyor. Tarafların uzlaşmaya varması sonucunda Yargıç Edward Davila dün anlaşmanın “adil, yeterli ve makul” olduğuna karar verdi.

Herhangi bir değişiklik yapılmadan onaylanması halinde, Kaliforniya’daki davada yer alan 358 davacının her biri brüt 50.279 dolar bireysel tazminat kazanacak. Ancak mahkeme dosyalarına göre, avukatlık ücretleri, masraflar ve harcamalar düşüldüğünde bu toplam yaklaşık kişi başına 15.000 dolara iniyor. HP’ye 2020 yılında benzer yaş ayrımcılığı uygulamaları nedeniyle Colorado’da da dava açılmıştı, ancak bu davanın durumu henüz belirsiz.

Yine benzer bir dava da geçtiğimiz ay eski yöneticileri tarafından IBM’e açılmıştı. Söz konusu davada iki IBM eski yöneticisi, firmanın yapay zeka yatırımlarının bir neticesi olarak işten çıkartma yaparken yaş kriterine önem verdiğini ve yıllarını firmaya adamış kıdemli personele yaş ayrımcılığı yaptığını iddia etmişlerdi.

G7 yapay zeka kurallarına dikkat çekti!

G7’ye göre, hükümetler teknolojinin risklerini ve olası kötüye kullanımını azaltmaya çalışırken, Yedi sanayi ülkesinden oluşan Grup, ileri yapay zeka sistemleri geliştiren şirketler için bir davranış kuralları üzerinde anlaşmaya varacak.

Reuters tarafından tespit edilen belge, gönüllü davranış kurallarının, gizlilik endişeleri ve güvenlik riskleri nedeniyle büyük ülkelerin yapay zekayı nasıl yöneteceğine dair bir dönüm noktası oluşturacağını gösterdi. Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere ve ABD’nin yanı sıra Avrupa Birliği’nden oluşan G7 ekonomilerinin liderleri, süreci Mayıs ayında “Hiroşima” adı verilen bir bakanlar forumunda başlattı.

G7 yapay zeka için kararlı

G7 belgesinde, 11 maddelik kodun “dünya çapında güvenli, emniyetli ve güvenilir yapay zekayı teşvik etmeyi amaçladığı ve en gelişmiş temel modeller ve üretken yapay zeka sistemleri de dahil olmak üzere en gelişmiş yapay zeka sistemlerini geliştiren kuruluşların eylemleri için gönüllü rehberlik sağlayacağı” belirtildi.

Kurallar, şirketleri yapay zeka yaşam döngüsü boyunca riskleri tanımlamak, değerlendirmek ve azaltmak için uygun önlemleri almaya ve ayrıca yapay zeka ürünleri piyasaya sürüldükten sonra olaylarla ve kötüye kullanım kalıplarıyla mücadele etmeye teşvik ediyor. Şirketler yapay zeka sistemlerinin yetenekleri, sınırlamaları, kullanımı ve kötüye kullanımı hakkında kamuya açık raporlar yayınlamalı ve ayrıca sağlam güvenlik kontrollerine yatırım yapmalı.

AB, zorlu Yapay Zeka Yasası ile gelişen teknolojiyi düzenlemede ön saflarda yer alırken, Japonya, ABD ve Güneydoğu Asya’daki ülkeler ekonomik büyümeyi artırmak için bloktan daha müdahaleci bir yaklaşım benimsedi. Bu ayın başlarında Japonya’nın Kyoto kentinde internet yönetimi konulu bir forumda konuşan Avrupa Komisyonu dijital şefi Vera Jourova, Davranış Kurallarının güvenliği sağlamak için güçlü bir temel olduğunu ve düzenleme yürürlüğe girene kadar bir köprü görevi göreceğini söyledi.

Önde gelen yapay zeka şirketlerinin çoğu, yapay zeka gelişiminin güvenliğini incelemek için kendi gönüllü kılavuzlarını ve finansman kuruluşlarını zaten geliştirdi. Anthropic, Google, Microsoft ve OpenAI, yapay zekanın olası zararlarını incelemek için bir güvenlik forumu duyurdular ve yakın zamanda kuruluşa fon sağlamak için 10 milyon dolar sözü verdiler. Aynı kuruluşların yanı sıra IBM, Meta, Nvidia ve Palantir de yapay zekanın geliştirilmesinde emniyet ve güvenlik taahhüdünde bulunmayı kabul etti.

Detail, podcast üreticileri için kritik bir özellik sunuyor!

Bir podcast kayıt ve düzenleme uygulaması olan Detail, yeni çok kameralı kayıt özelliğiyle video podcast’lere yönelik artan talebi karşılıyor.

Kullanıcılar, üst üste yığılmış iki çekimden oluşan dikey bir video oluşturmak için iki iPhone’dan aynı anda kayıt yapabiliyor. Podcast, alanında önemi giderek büyüyen TikTok, Instagram Reels ve YouTube Shorts için optimize edilmiş bir format.

Video podcast’lerin popülaritesi arttı, bunun nedeni podcast’lerin video kliplerinin sosyal medyada bağımsız seslerden çok daha fazla paylaşılabilir olması. Call Her Daddy gibi programlar dikey videoya dayanarak viral anlar yaratmayı başardı. Yine de bu klipler genellikle sunucu ve konuk arasında geçiş yapıyor; Detail’in yeni özelliği ise her ikisinin de çekimde aynı anda görünmesine olanak tanıyor.

Karma Türkiye, ilk Podcast kuluçka merkezi'ni açtı

Detail tarafından geliştirilen yeni ücretsiz araç, ortalama Zoom‘unuzdan çok daha temiz bir çekim oluşturmak için iki kullanıcının telefonlarını senkronize etmesine olanak tanıyor. Ancak yeni yeteneğin bazı sınırlamaları var. Yalnızca iki kullanıcı yakındaysa çalışıyor, bu nedenle uzaktan podcast kaydı için kullanılamaz. 

Yine de kitlelere yönelik çoklu kamera kurulumu, podcast yaratıcıları için ileri bir adım. Podcast yayıncıları keşifle mücadele etmeye devam ederken, bir programı kalabalıktan ayırmaya yardımcı olan her şey işe yarayabilir.

Podcast’ler, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların günlerinin büyük çoğunluğunu toplu taşımada ya da araçlarıyla trafikte geçirmesi ve gittikçe azalan radyo programcılığının yarattığı boşlukta her geçen gün yaygınlaşıyor. Bu ve benzeri uygulamalar bu büyümeyi hızlandırıyor ve daha kaliteli içeriklere imkan sağlıyor.

Western Digital, flash bellek işini sonlandırıyor! Neden?

Western Digital, Pazartesi günü kazanç sonuçlarının yanı sıra bu değişikliği de duyurdu ve flash işini kapatmanın şirketin “tam değerini gerçekleştirmesine” olanak sağlayacağını belirtti.

Western Digital, flash bellek üreticisi SanDisk‘i 2016 yılında yaklaşık 19 milyar dolara satın aldı. Ancak The Wall Street Journal’ın belirttiği gibi bu karar, birleşmeyi etkili bir şekilde tersine çevirecek ve flash bölümünün bağımsız bir işletme olarak çalışmasına olanak tanıyacak. Ayrılığın 2024 yılının ikinci yarısında gerçekleşmesi bekleniyor.

Şirket CEO’su David Goeckeler yaptığı açıklamada, “HDD ve Flash işletmelerimiz, veri depolama sektörünün önemli pazar dinamiklerinden yararlanmak için iyi bir konumdadır.” dedi. “Mevcut kısıtlamalar göz önüne alındığında, son haftalarda Kurul için tek başına bir ayrılık sağlamanın bir sonraki doğru adım olduğu daha açık hale geldi.

Geçtiğimiz çeyrekte şirketin geliri, flash bellek ve disk sürücüsü satışlarının düşmesi nedeniyle yıllık bazda yüzde 26 düştü. Western Digital yakın zamanda disk sürücü serisini Steam Deck ve ROG Ally için NVMe SSD’lerin yanı sıra Xbox Series S/X konsolları için genişletilebilir depolama kartlarını içerecek şekilde genişletti.

Western Digital, Japon flash bellek üreticisi Kioxia ile birleşmek için yıllardır görüşmelerde bulunurken, dolaylı bir Kioxia yatırımcısının anlaşmayı reddetmesinin ardından iki şirketin geçen hafta planlarını iptal ettiği bildirildi.

Bu son yaşananlar, şirketin süreci yalnız değerlendirmesine neden oldu ve mevcut hamlelerin zeminini oluşturdu.

Eskisinden 2 kat daha hızlı! Yeni iMac tanıtıldı

0

Apple, bugün gerçekleştirdiği Scary Fast etkinliğinde M3, M3 Pro ve M3 Max işlemcilerin yanı sıra yeni iMac modelini tanıttı. İşte M3 iMac teknik özellikleri ve Türkiye fiyatı…

M3 iMac özellikleri ve Türkiye fiyatı

Apple, yeni iMac modelinin 24 inç ekran ile geleceğini duyurdu. Yapılan açıklamaya göre yeni iMac, M1 işlemcili selefine kıyasla 2 kat daha hızlı olacak. Intel tabanlı iMac’ten yükseltme yapacaklar için yeni iMac’in en popüler 27 inç modellerden 2,5 kata kadar, 27 inçlik modellerden ise 4 kat daha hızlı olduğunu belirtelim.

M3 iMac özellikleri ve Türkiye fiyatı

8 çekirdekli CPU, 10 çekirdeğe kadar GPU ve 24 GB’a kadar birleşik bellek desteği sunan M3 işlemci, iMac performaısını ciddi oranda artıracak. Kullanıcılar, günlük üretkenlik uygulamalarında çoklu görev yapmaktan, yüksek çözünürlüklü fotoğrafları düzenlemek veya birden fazla 4K video akışı gibi yaratıcı tutkuları keşfetmeye kadar yaptıkları her işlemde M3’ün gücünü hissedecek.

M3’ün yeni nesil GPU’suna sahip iMac, donanım hızlandırmalı ağ gölgelendirmeyi (Mesh Shading) ve ışın izlemeyi (Ray Tracing) destekleyerek daha gerçekçi oyun deneyimi için daha doğru aydınlatma, yansımalar ve gölgeler sağlayacak. 16 çekirdekli Neural Engine ve en yeni medya motoruyla iMac, aynı zamanda olağanüstü makine öğrenimi ve video performansı da sunacak.

Aynı zamanda 11,3 milyon piksel ve bir milyarın üzerinde renk içeren geniş bir 4,5K Retina ekrana sahip. Bununla birlikte Apple, M3 iMac’in en iyi kameraya sahip all-in-one cihazı olduğunu iddia ediyor.

Apple’ın Donanım Mühendisliğinden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı John Ternus, “M3 çip ile iMac’in performansına büyük bir katkı sağlamaktan heyecan duyuyoruz. Milyonlarca kullanıcı, çarpıcı tasarımı ve tüm favori uygulamalarıyla birlikte dağıtıp işlerini halletmeleri için mükemmel boyutta olan geniş 24 inç, 4,5K Retina ekranı nedeniyle iMac’i kesinlikle seviyor. Ve artık M3, ister çoklu görev yapmak, ister büyüleyici görüntüler ve videolar oluşturmak, bir iş planı üzerinde çalışmak veya en sevdikleri oyunları oynamak olsun, kullanıcıların yaptığı her şeye daha da fazla hız getiriyor.” ifadelerine yer verdi.

Apple, müşterilerin yeni iMac’i bugünden itibaren sipariş edebileceğini duyurdu. M3 iMac stoklara ülkemizde 10 Kasım günü girecek.

Yeni iMac, ülkemizde 49.999 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulacak. Cihazın en üst konfigürasyona sahip 24 GB RAM, 2 TB bellekli versiyonu ise 99.919 TL fiyat etiketine sahip olacak.

M3 iMac teknik özellikleri

İşlemci: Apple M3 işlemci, 3nm, 8 çekirdekli CPU, 10 çekirdeğe kadar GPU

Ekran: 11,3 milyon piksel ve bir milyarın üzerinde renk içeren geniş 24 inç 4,5K Retina ekran

RAM ve depolama: 8 GB/ 16 GB/ 24 GB RAM, 512 GB/ 1 TB/ 2 TB depolama

Bağlantı özellikleri: 2 adet Thunderbolt/USB 4 bağlantı noktası, 2 adet USB 3 bağlantı noktası

M3 Max işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro tanıtıldı! İşte özellikleri ve Türkiye fiyatı!

0

Teknoloji tutkunlarının merakla beklediği gün geldi çattı. Apple, Scary Fast etkinliğinde en yeni ürünlerini vitrine çıkardı. Burada en çok dikkat çeken ürünlerden birisi de şüphesiz M3 Max işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro oldu. Peki şirketin yeni Mac modelleri kullanıcılara neler vadediyor? İşte M3 Max işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri!

M3 Max işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri

Apple’ın yeni M3 Pro’lu 14 ve 16 inç MacBook Pro modeli nihayet tanıtıldı. Dizüstünün en çok öne çıktığı kriter isminden de anlaşıldığı üzere M3 Max işlemcisiyle kullanıcıların karşısına çıkması oldu.

M3 Max işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri

M3 Max işlemcili yeni Mac, 40 adede kadar çekirdekle yapılandırılabilen daha büyük bir GPU’ya sahip ve M1 Pro çipe sahip 16 inç model ile karşılaştırıldığında yüzde 40 daha hızlı. Ayrıca 400 GBps birleşik bellek bant genişliği sunarken, 12 adet yüksek performans çekirdeği ve 4 adet yüksek verimlilik çekirdeğiyle yapılandırılabilen 16 çekirdekli bir CPU dizilimine ev sahipliği yapıyor.

M3 Max’li MacBook Pro; M1 Max çipe sahip 16 inç MacBook Pro’ya kıyasla 2,5 kata kadar ve en hızlı Intel tabanlı MacBook Pro modelinden 11 kata kadar daha hızlı. Dahası, 128 GB’a kadar birleşik bellek RAM desteği sayesinde bellek konusunda kullanıcıları üzmüyor. Ayrıca dizüstünün en hızlı Intel tabanlı MacBook Pro modeline kıyasla 11 kata kadar daha hızlı olduğu ve yine aynı şekilde 11 saate kadar ekstra kullanım imkanı sunduğunun altı çiziliyor. Cihazın batarya ömrü ise 22 saate kadar gidebiliyor.

Yeni MacBook Pro’nun ekran tarafında ciddi değişiklikler yok. Zira ilk etapta bizleri önceki modellerde de karşımıza çıkan Liquid Retina XDR ekran karşılıyor. Bunlara ek olarak ekranda HDR içerikler için 1000 nit sürekli parlaklık ve 1600 nit maksimum parlaklık mevcut. Öte yandan SDR içeriklerin 600 nite kadar parlaklıklarda görüntülendiğini belirtelim. Son olarak 1080p FaceTime HD kamera, altı hoparlörlü ses sistemi ve stüdyo kalitesinde mikrofonlar da kullanıcılara sunulduğunu belirtelim.

M3 Max işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri

14 ve 16 inç MacBook Pro fiyatı

M3 Max çipli 14 inç MacBook Pro 121.999 TL’den başlayan fiyatlarla; 16 inç MacBook Pro ise 130.599 TL başlayan fiyatlarla satışa sunulacak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşmayı unutmayın!

M3/M3 Pro işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro tanıtıldı: İşte özellikleri ve Türkiye fiyatı!

0

Apple’ın merakla beklenen Scary Fast etkinliği resmen başladı. Etkinlikte şirketin en yeni ürünleri kullanıcı karşısına çıkarken, burada en çok dikkat çeken yenilik M3/M3 Pro işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro’nun tanıtılması oldu. Peki şirketin en yeni Mac modelleri kullanıcılara neler sunuyor? İşte M3/M3 Pro işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri!

M3/M3 Pro işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri

Apple’ın sızıntılarla gündemden düşmeyen M3/M3 Pro’lu 14 ve 16 inç MacBook Pro modeli nihayet vitrine çıktı. Cihazın en çok ön plana çıktığı nokta isminden de anlaşıldığı üzere M3/M3 Pro işlemcilerinden güç alması oldu. Yeni M3 Pro işlemcisinde 6 performans çekirdeği ve 6 verimlilik çekirdeğinin bulunduğu 12 çekirdekli bir CPU ve 18 çekirdekli bir GPU dizilimi karşımıza çıkıyor. Şirketin iddiasına göre yeni işlemci M2 Pro’dan yüzde 20, M1 Pro’dan ise yüzde 40 daha hızlı.

M3/M3 Pro işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri

M3 Pro, performansı bir üst seviyeye taşıyacak özelliklere sahip. Zira 37 milyardan fazla transistöre sahip işlemci, yapılan tüm işlemleri daha da hızlı ve verimli bir hale getirebiliyor. Bu sayede yeni MacBook Pro’da 36 GB’a kadar birleşik bellek (RAM) ve 200 GBps bellek bant genişliği yer alıyor.

Standart M3 sürümünde ise dördü performans dördü verimlilik olmak üzere 8 çekirdek karşımıza çıkıyor. Apple, M1’den yüzde 35 ve M2’den ise yüzde 20 daha hızlı olduğunun altını çiziyor. 25 milyar transistör barındıran M3 yongasının 24 GB’a kadar RAM desteğine sahip olduğunu da belirtelim.

Yeni MacBook Pro’nun ekran tarafında ciddi değişiklikler yok. Zira ilk etapta bizleri önceki modellerde de yer alan Liquid Retina XDR ekran karşılıyor. Bunlara ek olarak ekranda HDR içerikler için 1000 nit sürekli parlaklık ve 1600 nit maksimum parlaklık mevcut. Öte yandan SDR içeriklerin 600 nite kadar parlaklıklarda görüntülendiğini belirtelim. Son olarak 1080p FaceTime HD kamera, altı hoparlörlü ses sistemi ve stüdyo kalitesinde mikrofonlar da kullanıcılara sunulduğunu belirtelim.

M3/M3 Pro işlemcili 14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri

14 ve 16 inç MacBook Pro özellikleri

M3 çipli 14 inç MacBook Pro 62.999 TL’den ve eğitime özel 59.059 TL’den başlayan fiyatlarla; Pro çipli MacBook Pro 78.999 TL’den ve eğitime özel 73.069 TL’den başlayan fiyatlarla; 16 inç MacBook Pro ise 94.999 TL’den ve eğitime özel 87.399 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulacak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Serinin en güçlüsü: Macbook Pro’lar için M3 Max tanıtıldı!

0

Türkiye saatiyle gece yarısı gerçekleştirilen Apple Scary Fast etkinliğinde bir dizi yeni ürün tanıtıldı. Etkinlikte MacBook Pro’lara güç verecek olan yeni M3 serisi dikkatleri çekti. İşte serideki M3 Max hakkındaki dair ilk bilgiler…

M3 Max özellikleri

Apple, üç farklı işlemcisini bugünkü etkinliğiyle tanıttı.  40 çekirdekli bir GPU’ya, 12 yüksek performanslı çekirdeğe ve dört verimli çekirdeğe sahip 16 çekirdekli bir CPU’ya sahip olduğu görülüyor. Selefi mevcut ‌M2‌ Max çipinde 12 çekirdekli bir CPU ve 38 çekirdekli bir GPU bulunuyor.

M3 Max özellikleri
Apple M3 serisi özelliklerini gösteren tablo

M3 Max, transistör sayısını 92 milyara çıkararak sınırları zorlayan bir performans sunmaya hazırlanıyor. Apple,  40 çekirdekli GPU, M1 Max’ten yüzde 50’ye kadar daha hızlı olduğunu belirtiyor. Ek olarak  128 GB’a kadar birleşik bellek desteği olduğunu belirtelim. Teknoloji devi, M1 Max’ten yüzde 80’e kadar daha hızlı olduğunun altını çiziyor.

Öte yandan  iki ProRes motoru ile M3 Max, DaVinci Resolve, Adobe Premiere Pro veya Final Cut Pro kullanılarak en yüksek çözünürlüklü içerik üzerinde bile video post prodüksiyon çalışmasını hızlı ve akıcı hale getiriyor. Apple, MacBook Pro’da sektörün öncüsü olacak pil performansı sunacağını iddia ediyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? M3 Max özellikleri beklenen performansı sunabilir mi? Lütfen görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşınız.

MacBook Pro’lara güç verecek M3 Pro tanıtıldı!

0

Apple, Türkiye saatiyle gece yarısı gerçekleştirilen Scary Fast etkinliğini gerçekleştirdi. Bir dizi yeni ürünün sahne aldığı etkinlikte MacBook Pro’lara güç verecek olan M3 Pro işlemcileri göze çarptı. İşte işlemciye dair ilk bilgiler…

M3 Pro özellikleri

Yeni M3 Pro işlemcisinde 6 performans çekirdeği ve 6 verimlilik çekirdeğinin bulunduğu 12 çekirdekli bir CPU ve 37 milyar transistörden 18 çekirdekli bir GPU dizilimi karşımıza çıkıyor. Öte yandan 14 inç ve 16 inç MacBook Pro modellerine güç verecek işlemci, 14 çekirdekli (8 performans ve 6 verimlilik) CPU ve 20 çekirdekli GPU’ya sahip bir opsiyonunun da olduğu ifade ediliyor.

M3 Pro özellikleri
Apple M3 serisi özelliklerini gösteren tablo

Öte yandan 36 GB’a kadar çıkan birleşik bellek desteği, kullanıcılar hareket halindeyken daha büyük projelerin MacBook Pro’da gerçekleştirilmesine olanak tanıyor. 12 çekirdekli CPU tasarımında altı performans çekirdeği ve altı verimlilik çekirdeği bulunuyor.

Son olarak işlemcinin M1 Pro’ya göre yüzde 30’a kadar daha hızlı tek iş parçacıklı performans sunduğunu tekrar belirtelim. Yeni MacBook Pro’daki M3 Pro ile Adobe Photoshop’ta devasa panoramik fotoğrafları birleştirme ve değiştirme gibi işlemler her zamankinden daha hızlı olduğunun altını çizelim.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce MacBook Pro’da kullanılacak olan Apple’ın M3 Pro özellikleri, bekleneni karşılayacak mı? Lütfen düşüncelerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşınız.

Gerçek canavar: Apple M3 tanıtıldı! İşte özellikleri

0

Apple, bugün gerçekleştirdiği Scary Fast etkinliğinde yeni donanımlarını görücüye çıkardı. Silicon ailesinin en yeni üyesi olan Apple M3 işlemcisi de tanıtılan ürünler arasındaydı. Güç ve verimlilik odaklı olmasıyla dikkat çeken M3, yeni MacBook’lara güç verecek.

3nm mimarili Apple M3 işlemcisi neler vadediyor?

Apple, M serisi işlemci ailesini M3 ile genişletti. Üç modelden oluşacak serinin temel işlemcisi M3, 3nm mimarisini benimsiyor. Bu teknoloji, Apple Silicon için grafik mimarisinde en büyük atılımı temsil ediyor. Dynamic Caching (Dinamik Önbellekleme) adı verilen yeni bir mimariyi barındırıyor.

Apple’ın açıklamasına göre yeni nesil GPU’da bellek donanımı gerçek zamanlı olarak dinamik bir şekilde belirleniyor. Bu da her görev için ihtiyaç duyulan bellek miktarının kullanılacağı anlamına geliyor. 10 çekirdekli bir GPU’ya sahipken yeni GPU’nun M1’den yüzde 65 daha hızlı olduğu belirtildi.

Yeni M3 işlemcide dördü performans dördü verimlilik olmak üzere 8 çekirdek yer alıyor. Apple, M1’den yüzde 35 ve M2’den ise yüzde 20 daha hızlı olduğunun altını çiziyor. 25 milyar transistör barındıran M3; 24 GB’a kadar RAM desteğine sahip.

Serinin temel modeli, yeni 14 inç MacBook Pro ve 24 inç iMac’e güç verecek. Diğer MacBook modellerinin ise M3 Pro ve M3 Pro Max’ten gücünü alacağını belirtmek gerekiyor.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Biden yapay zeka emrini imzaladı!

Biden yapay zekayı denetlemek ve ona yatırım yapmak için yönetici emrini imzaladı. Emir oldukça geniş ve odak noktaları sivil haklar ve sektör düzenlemelerinden hükümetin işe alım çılgınlığına kadar uzanıyor. Başkan Joe Biden Pazartesi günü yapay zekaya ilişkin geniş kapsamlı bir idari emir imzaladı ve bazı endüstri düzenlemeleri için zemin hazırladı. ABD hükümetinin teknolojiye daha fazla yatırım yapması için fon sağladı.

Emir oldukça geniş ve odak noktaları sivil haklar ve sektör düzenlemelerinden hükümetin işe alım çılgınlığına kadar uzanıyor. Emrin ön izlemesini yapan bir medya görüşmesinde, çağrı şartları kapsamında isminin verilmemesini isteyen üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, yapay zekanın o kadar çok yönü olduğunu ve etkili düzenlemelerin geniş bir ağ oluşturması gerektiğini söyledi.

Biden yapay zeka düzenlemelerini hızlandırıyor

Yetkili: “Yapay zeka politikası bir dekatlona koşmaya benziyor ve burada 10 farklı etkinlik var. ‘Sadece güvenliği sağlayacağız’, ‘sadece eşitliği sağlayacağız’ ya da ‘sadece mahremiyeti sağlayacağız’ seçeneğini seçme lüksümüz yok. Bunların hepsini yapmak zorundasınız” dedi. Yetkili ayrıca ülkenin yapay zeka konusundaki çıkarlarını daha da ilerletmek için “önemli iki partili yasa” çağrısında bulundu. Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer (D.Y.), Eylül ayında sektör liderleriyle özel bir forum düzenledi ancak henüz önemli bir yapay zeka mevzuatı sunmadı.

Siparişlerin bir kısmı, yapay zeka geliştiren en büyük ABD teknoloji şirketlerinden yedisinin Temmuz ayında kabul ettiği, sistem zayıflıklarını araştırmak için dışarıdan uzmanların işe alınması ve kritik bulguların paylaşılması gibi bağlayıcı olmayan bir anlaşmaya dayanıyor. Karar, bu şirketlerin güvenlik testi sonuçlarını federal hükümetle paylaşmalarını yasal olarak zorunlu kılmak için Savunma Üretim Yasası’ndan yararlanıyor.

Aynı zamanda Ticaret Departmanı’na, derin sahte videoların veya ChatGPT tarafından oluşturulan makalelerin insanlar tarafından oluşturulmadığını açıkça belirtmek için yapay zeka içeriğinin “filigranlanması” konusunda rehberlik oluşturma görevini de veriyor. Emir, yeni yapay zeka araştırmaları için finansman ve federal yapay zeka işe alımlarında artış sağlıyor. Beyaz Saray, iş arayanları AI hükümetindeki işlerle buluşturmak için ilgili bir web sitesi başlattı: AI.gov.

Stanford İnsan Merkezli Yapay Zeka Enstitüsü’nün eş direktörü Fei-Fei Li, bir röportajda yapay zekanın büyük insan sorunlarının üstesinden gelebilmesi için hükümet finansmanının çok önemli olduğunu söyledi. Teknolojinin toplum üzerindeki etkilerine odaklanan kar amacı gütmeyen bir grup olan AI Now Institute’un genel müdürü Sarah Myers West, Biden’ı sıralamaya sosyal ve etik kaygıları dahil ettiği için övdü.

Google Pixel telefonları bekleyen tehlike

0

Karşılaştırma kolaylığı için Pixel 8 Pro’ya odaklanalım. 999 dolara harika bir telefon. Ancak 999 dolara en iyi telefon değil. Qualcomm’un yapay zekayı seven Snapdragon 8 Gen 3 çipiyle desteklenen akıllı telefonlar raflara çıktığında, Pixels’in övülen yapay zeka sınırı daha da azalacak. 26 Ekim’de piyasaya sürülen Xiaomi 14 ikilisine ve hemen köşede oturan OnePlus 12’ye bir göz atabilirsiniz.

İçerisindeki yeni Qualcomm çipi ve yeni HyperOS yazılımı sayesinde Xiaomi cihazı, konuşma oluşturma, görüntülü aramaları notlara dönüştüren ve kısa özetler oluşturan bir makale özetleme hilesi, yapay zeka görüntü oluşturma, slayttan metin oluşturma gibi yapay zeka uyumlu avantajlar sunuyor. Karalamaları sanat eserine dönüştürme yeteneği de avantaj sağlıyor. Tıpkı Xiaomi 14 gibi, Honor’un aynı Qualcomm çipini kullanan yeni amiral gemisi de akıllı telefonlarda temel üretken yapay zeka modellerini yerel olarak çalıştırabilecek.

Google Pixel telefonları için tehlike yaklaşıyor

Qualcomm, en son amiral gemisi çipindeki yükseltilmiş NPU ve yapay zeka yığınının, tıpkı Pixel telefonlarda olduğu gibi kullanıcıların videolardan istenmeyen nesneleri kaldırmasına olanak tanıyacağını söylüyor. Çok adımlı karmaşık görevlerin sesli komutla yapılmasını sağlamak için yapay zeka eklentilerini kullanarak görüntü tuvalini genişletmek ve ayrıca metinden görüntüye dönüştürme, başarabileceği diğer birçok numara arasında yer alıyor.

En yeni Qualcomm çipi, Google Pixel’in yapay zeka özelliklerini tamamen ortadan kaldırmıyor ancak ortalama bir Android amiral gemisi, Google’ın telefonları için sıklıkla öne sürdüğü zekaya hiç bu kadar yakın olmamıştı.

Yaşlanan rakipler bile sıralamada yükseliyor

Geçen yılki Galaxy S22 Ultra, bazı önemli kıyaslama testlerinde hala Pixel 8 Pro’nun Tensor G3 çipinden daha iyi performans gösteriyor. Müthiş bir yakınlaştırma kamerasına ve çarpıcı gece modu özelliklerine sahiptir. Yazılım, özelleştirilebilirlik açısından Pixel 8 Pro’ya göre daha zengin özelliklere sahiptir. Windows PC’lerde iyi performans gösteren bazı güzel ekosistem avantajlarına sahiptir. Geçmişteki Samsung amiral gemisi aynı zamanda DeX adı verilen masaüstü benzeri bir alt sistem de sunuyor. Pil ömrü daha iyi ve termaller de öyle.

Google telefonlarındaki kötü antenden bir kez daha şikayet eden gerçek Pixel 8 serisi kullanıcıları var. Bu da ağ alımının kötü olmasına neden oluyor. Bir kullanıcı, bir Android uygulaması kullanarak bir test gerçekleştirdi ve en son Pixel’in ortalamanın altında ağ alım sonuçları sağladığını gördü. Bu temel bir özelliktir ve bir telefonun bunu doğru şekilde yapması gerekir . Sonuçta arama yapabilmek için telefon alıyoruz. Apple efsanesi Steve Jobs, iPhone’un kötü anten sorununu “Yanlış tutuyorsun” hatasıyla küçümsediği için bugün bile alay konusu oluyor.

LIGO kuantum sınırını aştı

LIGO’nun interferometresinin kollarına ışığı sıkıştırmaya yönelik bir teknik, ölçümlerin kuantum bariyerini geçmesine olanak sağladı. LIGO (Lazer Girişimölçer Yerçekimi Dalgası Gözlemevi) için bu, yeni ve cesur bir hassasiyet alan. Yerçekimsel dalga dedektörüne, bir veya iki tespit civarında olan önceki çalışma oranına göre yüzde 60 daha fazla ölü yıldız birleşimi bulma yeteneği kazandırıyor.

LIGO’nun kuantum ölçeklerinde tespit yapmasını engelleyen önceki sınırlamaları aşan bu tekniğe frekansa bağlı sıkıştırma adı veriliyor. Caltech’ten fizikçi Lee McCuller: “Artık bu kuantum sınırını aştığımıza göre, çok daha fazla astronomi yapabiliriz. LIGO, gözlemlerini yapmak için lazerler ve büyük aynalar kullanıyor. Ancak biz, cihazın kuantum aleminden etkilendiği anlamına gelen bir hassasiyet seviyesinde çalışıyoruz” dedi.

LIGO kuantum sınırını aşmayı başardı

LIGO’nun duyarlılığı zaten kesinlikle dudak uçuklatan düzeydeydi. İnterferometre, milyonlarca milyarlarca ila ışık yılı uzaklıktaki kara deliklerin ve nötron yıldızlarının çarpışmasıyla oluşan uzay-zamandaki dalgalanmaları tespit ederek çalışıyor. Bunlar havuzdaki dalgalanmalar gibi yerçekimsel dalgalara neden oluyor. Onları hissedemiyoruz; ancak uzun, çok uzun bir tünelde ışığın yolundaki çok küçük sapmalarda tespit edilebiliyor.

Bu sapmalar inanılmaz derecede küçük. Hatta insan saçından trilyonlarca kat daha küçük. Ancak atom altı ölçeklere (kuantum alemine) girdiğinizde LIGO’nun yetenekleri aksıyor. Bunun nedeni, hayal edilemeyecek kadar küçük ölçeklerde parçacıkların rastgele bir şekilde uzaya girip çıkması ve herhangi bir sinyalden daha yüksek, sürekli bir kuantum gürültüsü tıslaması yaratması.

Frekansa bağlı sıkıştırma, sinyalleri kuantum gürültüsünden ‘daha yüksek’ olacak şekilde yükseltmenin bir yolu. Fizikçiler bunun biraz balonu sıkmaya benzediğini söylüyor. Balonun bir ucunu sıktığınızda diğer ucu büyür. Benzer şekilde, ışığın genlik (veya güç) gibi bir özelliğini sıkıştırırsanız frekans gibi diğer özellikler daha doğru bir şekilde ölçülebilir. Ancak bir alanda hassasiyet kazansanız da diğerinde kaybedersiniz. LIGO, 2019’dan bu yana frekansa bağlı sıkıştırma teknolojisine sahipti ancak pek esnek değildi. Yeni yükseltme, sıkıştırmanın daha esnek olduğu anlamına geliyor. Caltech’ten fizikçi Rana Adhikari: “Daha önce LIGO’nun nerede daha kesin olmasını istediğimizi seçmek zorundaydık” diyor. “Artık pastamızı yiyebiliriz ve onu da yiyebiliriz. Bir süredir bunu çalıştıracak denklemleri nasıl yazacağımızı biliyorduk ama şimdiye kadar gerçekten çalıştırıp çalıştıramayacağımız belli değildi” dedi.

Teknoloji, LIGO’nun 4 kilometre uzunluğundaki vakum tüplerindeki tek başıboş fotonları daha düşük enerjili iki dolaşmış fotona dönüştüren kristallerin kullanılmasıyla çalışıyor. Bu fotonlar, tünellerden aşağıya doğru parlayan lazer ışınlarıyla etkileşime girerek lazer ışığını istenilen şekilde sıkıştırıyor. Yerçekimi dalgaları içinden geçtiğinde, bu lazer ışınları, diğer uçtaki hareketin algılanabileceği şekilde titreşiyor. Yeni frekansa bağlı sıkıştırma teknolojisi, ışığı sıkıştırma şeklini değiştirerek çalışıyor. Böylece hem yüksek hem de düşük frekanslar güçlendiriliyor. LIGO’nun mevcut gözlem çalışmasının Mayıs ayında başlamasından bu yana faaliyette olan cihaz, muhtemelen gözlem çalışması sona ermeden İtalya’daki Başak dedektörüne kurulacak.

Yapay zekâ ekosistemi Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nde buluştu

0

Tüm dünyada üretken yapay zeka uygulamaları ve bu yeni teknolojinin kullanım alanları ilgi çekmeye devam ediyor. Hem bireysel kullanıcılar hem de iş dünyası hızla kendisini bu yeni alana adapte etmeye çalışırken, bu yeni teknolojiyi tanıtan ve yapay zeka ekosisteminde yer alan paydaşları bir araya getiren etkinlikler de hızla ön plana çıkıyor. Örneğin 1 – 2 Kasım tarihlerinde İngiltere yönetimi yapay zeka güvenlik zirvesi düzenlemeye hazırlanıyor. Benzer zirve ve etkinlikler ülkemizde de ilgi çekmeye başlamış durumda.

Bu bağlamda, Türkiye’deki yapay zekâ farkındalığını artırmak ve ekosistemi geliştirmek amacıyla 2017 yılında kurulan Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi (TRAI)’nin düzenlediği Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi’nin bu yıl altıncısı gerçekleşti. Zirvenin fiziksel olarak yapılan ilk günü binin üzerinde profesyonelin katılımıyla gerçekleşti. Zirve çerçevesinde bankacılık ve finans, üretim, sağlık, enerji, sivil savunma, e-ticaret, perakende, otomotiv gibi pek çok farklı sektörün öncü şirketlerindeki yeni yapay zekâ uygulamaları ve ekosistemdeki en güncel yenilikler katılımcılarla paylaşıldı.

Etiya, Ford Otosan, Hewlett Packard Enterprise, NVIDIA, Meta, Sambanova, Exodus, Turkcell ve Turkcell Global Bilgi, Artivise, Cypien.ai, Google Cloud, Deloitte, Intel, Robusta, Ron Digital, Wiro’nun desteğiyle hayata geçirilen zirvede AI uygulamaları ve bu uygulamaların iş dünyasında kullanım alanları işlendi. Zirvede robotik, dijital dönüşüm, otonom araçlar, siber güvenlik, global AI ekosistemleri, ekosistemin ihtiyaçları ve çözümleri, fırsatlar ve riskler önemli deneyim aktarımlarıyla ve başarılı AI startuplarının sunumlarıyla incelendi.

Zirve, TRAI Kurucusu Halil Aksu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında günümüzde artık her alanda yapay zekâ olduğunu belirten Aksu şunları söyledi: “Yapay zekâ medeniyetimizin işletim sistemi haline gelmiştir. Pek yakında yapay zekâ en ince kılcal damarlarımıza kadar ilerlemiş olacak ve onsuz bir hayat mümkün olmayacak. Elektrik, içten yanmalı motor, buhar makinesi, internet ve cep telefonu gibi bu yeni teknoloji de hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelecek. Bu yeni teknolojiyi hangi alanlarda kullanacaksınız? Bu teknoloji için gerekli veri ve altyapınız var mı? En önemlisi de yapay zekâ yetenekleriniz var mı? Bu yetenekler için dünya çapında bir rekabet söz konusu. Tüm bu soruların cevapları için TRAI 2017’den beri yanınızda ve TRAI Akademi, TRAI Consulting ve TRAI Labs ile şirketlere destek olmaya devam edeceğiz”

TRAI’den üretken yapay zekâ raporu

Zirvede, ayrıca TRAI Üretken Yapay Zekâ Raporu’nun yayınlandığı bilgisi verildi. 35 sayfalık rapor, şirketlerin bu yeni teknolojiyi tanımasını, yenilikleri, güncel gelişmeleri, araştırma sonuçlarını, sunduğu fırsatları takip ederek stratejik öneme sahip kararlar almasını sağlamayı hedefliyor.

Zirvenin ikinci ve üçüncü günleri çevrimiçi olarak devam etti. İkinci gün küresel yapay zekâ ekosisteminden konuşmacılarla en yeni teknolojiler, farklı sektörlerden inovatif projeler ve önemli deneyim aktarımları canlı olarak çevrimiçi etkinliklerle sağlandı. Zirvenin final günündeyse TRAI Akademi, Microsoft, Ford Otosan, Google ve Amazon Web Services’ten yapay zekâ eğitimleri verildi.

Sigorta uygulaması çalınan araç tespiti ile hırsızları yakalattı!

25 Ekim gecesi yarısı arabası çalınan San Francisco’da yaşayan bir adam, araba sigortası uygulamasını kullanarak aracın izini sürmeyi başardı. Çalınan aracı ertesi sabah, kaybolduğunu fark ettikten yarım saat sonra geri aldı.

Alamo Meydanı’ndan Dylan Harris Çarşamba sabahı mahallede dolaşırken 2013 Mazda CX-5’inin önceki gece bıraktığı yere park edilmediğini fark etti. Onun yerine ön cam kırıldı; şehrin araba hırsızlığı açısından en yoğun noktalarından biri haline gelen bir bölgede tanıdık bir manzara. Harris, 11 yıl önce Dallas’tan San Francisco’ya taşındığından beri şehrin araba hırsızlığı ve hırsızlık merkezi olarak ününü sık sık duyuyordu. Harris: “Sonunda başıma geldiğinde hiç şaşırmadım. Bir gün camın kırılabileceğini biliyordum ama arabamın çalınacağını gerçekten düşünmemiştim” diyor.

Sigorta şirketi çalınan araç tespiti işini başarıyla yaptı

Ancak daha sonra Harris, neredeyse anında, bir arabanın konumunu takip eden ve ne kadar kullanıldığına bağlı olarak ücret talep eden, San Francisco merkezli dijital kilometre başına ödemeli araba sigortası şirketi MetroMile’ın uygulamasını kullanarak telefonunu takip edebileceğini fark etti.

Harris: “Uygulamayı açtım ve Mission Bay’de olduğunu gördüm. Bisikletimi oraya sürdüm ve onu aldım” diyor. Olayla ilgili yorum almak için MetroMile’ın ana şirketi Lemonade ile temasa geçildi. Harris, arabasını almadan önce San Francisco Polis Departmanına danışmadı ve memurların, zaten elinde olan çalıntı bir arabayı neden ihbar etmek istediği konusunda kafalarının karıştığını söyledi. Sürücü tarafı camının kırıldığını, ancak başka bir hasar olmadığını, sadece içeride bir miktar esrar malzemesi ve kör sargı bulunduğunu söyledi. The Standard polise diğer araba hırsızlığı mağdurlarını Harris’in örneğini takip edip arabalarını kendileri almaya teşvik edip etmeyeceklerini sorduğunda, bir SFPD sözcüsü dikkatli olma tavsiyesinde bulundu. Sigorta şirketi çalınan araç tespiti konusunda örnek bir çalışma yapmış oldu.

Polis verilerine göre, Alamo Meydanı’nı da içeren Western Addition mahallesinde, 21 Ekim’e kadar olan 12 ayda 274 motorlu araç hırsızlığı raporu vardı. Geçen yılın aynı döneminde ise bu sayı 219’du. Şehir genelinde de sorun son yıllarda daha da kötüleşti. Araba hırsızlığı sayısı 2019’da 10.000 kişi başına 60 olaydan bu yıl 101 olaya yükseldi. Harris, MetroMile’ın kilometreyi takip etmek için kullandığı cihazın arabasının içindeki bir bağlantı noktasına bağlı olduğunu söyledi. Nerede arayacağınızı bilmediğiniz sürece fark edilmez. Şirketin, arabasının camını değiştirme ve kilitleri yeniden anahtarlama masraflarını karşıladığını da sözlerine ekledi.