Microsoft Copilot, Suno ile yapay zeka şarkıları üretmeye başladı!

Cambridge merkezli yapay zeka müzik girişimi Suno, Discord’da metin komutlarına yanıt olarak orijinal şarkılar besteleme yeteneği sunan bir araç geliştirdi. Microsoft’un yapay zeka sohbet robotu Copilot ile yapılan yeni bir iş birliği sayesinde, kullanıcılar artık Copilot üzerinden Suno’ya erişerek talep üzerine yapay zeka şarkıları üretebilecekler.

Nasıl Kullanılıyor?

Copilot kullanıcıları, uygulamayı kullanabilmek için hesaplarına giriş yapmalı ve Suno eklentisini etkinleştirmeli veya “Suno ile müzik yapın” yazan logoya tıklamalıdır. Ardından, istenilen komutları yazarak şarkı oluşturmak mümkün olacaktır. Suno, bir veya iki dakika uzunluğunda orijinal bir şarkı üretecek ve şarkı sözlerinin transkriptini ekleyecektir.

Lisanslama ve Kullanım Koşulları Suno, ücretsiz kullanıcılara üretilen yapay zeka şarkılarını YouTube veya Spotify gibi platformlarda ticari amaçla kullanmalarını yasaklamaktadır. Ancak ücretli kullanıcılara şarkıları için ticari haklar tanınmaktadır. Ücretsiz kullanıcılar, Suno’nun tüm üretilen şarkıların haklarına sahip olduğunu, ancak sosyal platformlarda paylaşma veya ticari olmayan kullanımlarına izin verildiğini bilmelidir.

Bu yeni özellik, yapay zeka teknolojisinin müzik yaratma sürecine getirdiği yenilikleri gösteriyor ve kullanıcılarına özgün şarkılar oluşturma ve paylaşma imkanı sunuyor. Microsoft Copilot ve Suno iş birliğiyle, yazı, görsel ve ses alanlarında gelişmiş bir yapay zeka deneyimi sunulmaktadır.

TEKNOFEST 2024 başvuruları başladı!

0

TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında düzenlenen dünyanın en büyük teknoloji yarışmaları için başvurular başladı. “TEKNOFEST ile Gelecek Sensin” mottosuyla prestijli yarışmalarda yüksek performans sergileyecek teknoloji tutkunlarına 25 milyon TL ödül ve 50 milyon TL’nin üzerinde malzeme desteği sağlanacak.

Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarışma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST teknoloji yarışmaları bu yıl 46 ana kategori, 117 alt kategoride düzenlenecek. TEKNOFEST 2024 teknoloji yarışmalarına başvurular 20 Şubat 2024 tarihine kadar yapılabilecek.

TEKNOFEST’e milyonlar başvuruyor! Bu heyecana sen de ortak ol

Millî teknoloji üretme ve geliştirme konusunda gençlerin ilgisinin artırılması hedeflenerek bu alanlarda çalışan binlerce gencin projesine destek olmak için hız kesmeden devam eden TEKNOFEST’e 2018 yılından bu yana 2 Milyonun üzerinde başvuru yapıldı.

TEKNOFEST 2024

TEKNOFEST 2024 için yine ilkokul seviyesinden ortaokul, lise, üniversite, lisansüstü ve mezun seviyesine kadar nitelikli binlerce gencimiz hayallerini gerçekleştirmek için birbirinden farklı kategorilerde düzenlenen teknoloji yarışmalarına başvuruda bulunabilecek. Son başvuru tarihinin 20 Şubat olduğu yarışmalara katıl TEKNOFEST 2024’te sen de yerini al.

TEKNOFEST 2024’te Roket, Model Uydu, Sağlıkta Yapay Zekâ, Biyoteknoloji İnovasyon, Sanayide Dijital Teknolojiler, Uçan Araba Simülasyon, Eğitim Teknolojileri, Robotaksi Binek Otonom Araç, Tarım Teknolojileri, Savaşan İHA, Çip Tasarım Yarışması gibi gençlerin ilgiyle takip ettiği 46 farklı teknoloji yarışması düzenlenecek.

2023 teknoloji yarışmalarından farklı olarak TEKNOFEST 2024 kapsamında Kablosuz Haberleşme, BlokZincir, Hava Savunma Sistemleri, Finansal Teknolojiler, İnsansız Deniz Aracı, Akıllı Wi-Fi Kapsama ve TEKNOFEST Robolig Yarışmaları ise ilk defa başvuruya açılacak.

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerin destekleriyle düzenlenen TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali 2024’te Adana’da gerçekleşecek. Festival coşkusunu Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan, ayakları yere basmayan tek festival TEKNOFEST’te yarışmalara katılmak için başvurular www.teknofest.org web sitesi üzerinden yapılacak.

2024’te Türkiye’den birkaç unicorn çıkabilir!

Tüm dünyada yaşanan belirsizliklerin bir startup yatırımcısı için yüksek kazanç anlamına geldiğinin altını çizen Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Duygu Eren, “Belirsizliklerden bizim ortamımız çok etkilenir ama bunu pozitif değerlendirmek gerekir. Çünkü bir startup yatırımcısı, o an yatırım yaptığı girişimin ilerleyen zamanlarda eğer doğru bir sektördeyse büyüyeceğinin farkında olan kişidir. Avrupa’da, Ortadoğu’da savaşlar var, bankacılık krizleri var, depremler, ekonomik sıkıntılar, seçimler derken 6 ay geçti. Globalde ve Türkiye’de ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Türkiye’de 200’den fazla GSYF kuruldu. Bunların işlevsel olması gerekiyor. Bu çok sevindirici bir durum ve 2023’ün artılarından bir tanesi. Ancak Türkiye’de exit sayısı az. Arzu edilen rakamlara gelemedik.” şeklinde konuştu.

Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Duygu Eren
Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Duygu Eren

Yıl sonunu 12 yatırımla kapatacağız

2023 yılının 2019 yılı metriklerine geri dönülen bir yıl olduğunu da sözlerine ekleyen Eren, “2023 yılında bazı küçülmeler yaşadık ama 2024’ten umutluyuz. 2023 yılında Keiretsu Forum Türkiye olarak 10 yatırım gerçekleştirdik, sene sonuna kadar da tahmini 12 yatırımla 2023’ü tamamlayacağız. En çok yatırımı da Keiretsu Forum Türkiye olarak biz yapmış oluyoruz. 1 milyar dolarlık bir çözümü çözebilmeniz için, 1 milyar dolarlık bir çözümle gelmeniz gerekiyor. Bu bakımdan 2024 bizim için çok çok daha iyi bir yıl olacak.

Dikey tarım, lojistik ve siber güvenlik ön planda olacak

Türkiye ve dünyada en çok ilgi çeken sektörler savunma sanayi, siber güvenlik, dikey tarım ve lojistik oldu. Yani etki yatırımcılığı çok önemli bir hale geldi. Bu da temiz enerji, rüzgar enerjisi ve dikey tarım demek.

2024’te Türkiye’den unicorn çıkabilir

Exit’ların artıp yatırımların çoğalacağı bir 2024 yılı olacak. 2024 ilk çeyreğinde bunları hep birlikte göreceğiz, hatta Türkiye’den bir kaç unicorn çıkacağını da öngörüyorum. Çünkü Türkiye bir fintech cenneti. 2024’te de çok başarılı girişimciler çıkaracağımıza inancımız tam.

Girişimleri incelediğimizde Keiretsu Forum Türkiye’ye yapılan başvuruların %25’i yapay zeka startupları oldu. Bu yıl yüzde 25 olan bu oran 2024’te yüzde 40-50 olacak. Yapay zekanın çok farklı çeşitleri var. Yapay zeka artık günümüzde olmazsa olmazlardan. Yapay zeka tüm dünyada konuşuluyor ama Türkiye oyun girişimlerinde dünyada süper ligde. En az İngiltere veya Amerika kadar oyun girişimlerinde başarılıyız.  

Yüzde 20’lik pay lojistik sektöründe

Keiretsu Forum Türkiye olarak trendleri takip ederken, tek bir kriterimiz var; gelir üreten girişimlere yatırım yapıyoruz. Dikey tarım, yapay zeka, siber güvenlik dikkat ettiğimiz girişimler. Öte yandan lojistik ve sağlık girişimlerini seviyoruz. Bu sektörler dikkat ettiğimiz sektörler. En ağırlıkta dikkat çeken girişimlerde ise yüzde 20’lik pay lojistikte. Diğer payın içinde ise sağlık, perakende, görüntü işleme sektörü, siber güvenlik girişimleri var. Yatırımcılar paralarının geri dönüşlerini bekliyorlar. Bu geri dönüş esnasında da bizim fark yarattığımız konu, o girişimi ilk etapta yakalamamız ve yakaladıktan sonra da o girişimin tekrar ve tekrar fonlanması oluyor.

Xfinity’den 36 Milyon müşterinin gizli bilgisi çalındı!

Amerikan telekomünikasyon ve medya devi Comcast‘e ait kablolu televizyon ve internet şirketi Xfinity, bilgisayar korsanlarının hedefi oldu. Şirketin 36 milyon müşterisinin kritik dereceli bilgileri, CitrixBleed güvenlik açığından yararlanan bilgisayar korsanlarının eline geçti. Comcast, müşterilerinin hassas bilgilerinin çalındığını doğruladı.

CitrixBleed olarak adlandırılan bu güvenlik açığı, büyük şirketlerin sıklıkla kullandığı Citrix ağ cihazlarında bulunuyor ve Ağustos ayından bu yana bilgisayar korsanları tarafından saldırıya uğruyor. Boeing, Çin Sanayi ve Ticaret Bankası gibi önemli şirketlere sızmak için kullanılan bu açık, şimdi de Comcast‘in Xfinity hizmetini etkiledi.

Xfinity

Xfinity‘nin CitrixBleed‘in son kurbanı olduğunu doğrulayan Comcast, Pazartesi günü müşterilere yaptığı bir bildirimde, bilgisayar korsanlarının 16 Ekim ile 19 Ekim tarihleri arasında iç sistemlere erişim sağladığını, ancak “kötü amaçlı saldırıyı” 25 Ekim’e kadar tespit edemediklerini belirtti.

Şirket ayrıca, belirtilmeyen sayıda müşteri için bilgisayar korsanlarının isimlere, iletişim bilgilerine, doğum tarihlerine, sosyal güvenlik numaralarının son dört hanesine ve gizli soru ve cevaplarına erişmiş olabileceğini açıkladı. Comcast, “Veri analizimiz devam ediyor ve uygun olduğunda ek bildirimler sağlayacağız” diyerek ek veri türlerine de erişilmiş olabileceğini öne sürdü.

Comcast, Maine başsavcılığına sunduğu bir dosyada yaklaşık 35,8 milyon müşterinin ihlalden etkilendiğini doğruladı. Şirketin son kazanç raporu, 32 milyondan fazla geniş bant müşterisine sahip olduğunu gösteriyor ve bu ihlalin tüm Xfinity müşterilerini olmasa da çoğunu etkilediğini gösteriyor.

Olayla ilgili detaylar ve güvenlik önlemleri hakkında güncel bilgileri takip etmek için Comcast‘in resmi iletişim kanallarını takip etmek önemlidir.

Telekomünikasyon sektöründe yatırım reformu gerekli!

0

Vodafone Türkiye, ülkemizin dijitalleşme vizyonu ve elektronik haberleşme sektörü stratejisine yönelik önerilerden oluşan yeni bir rapor yayınladı. Yatırımların devamlılığı için telekomünikasyon sektörünün stratejik sektör olarak kabul edilmesine ve bir yatırım reformu gerçekleştirilmesine ihtiyaç olduğuna dikkat çekilen rapora göre; kaynakların etkin kullanılması, yatırımların teşvik ve adil katkı payı gibi uygulamalarla desteklenmesi, gelir akışının sürdürülebilir hale getirilmesi ve rekabet ortamının iyileştirilerek öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturulması gerekiyor.

Vodafone, Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunu mercek altına alan raporlar yayınlamaya devam ediyor. Şirket şimdi de kendi iç kaynaklarıyla hazırladığı ve Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu ve elektronik haberleşme sektörü stratejisine yönelik önerilerden oluşan bir rapor yayınladı. Raporda, telekomünikasyon sektöründe yatırımların devamlılığı için sektörün stratejik sektör olarak kabul edilmesi ve bir yatırım reformu gerçekleştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu reformla kaynakların etkin kullanımı ve yatırımların sağlanacak teşvikler ve adil katkı payı gibi uygulamalar ile desteklenmesine, gelir akışının sürdürülebilir hale getirilmesine ve rekabet ortamının iyileştirilerek öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturulmasına ihtiyaç duyuluyor.

Yatırımların reel değeri 157,6 milyar TL’yi aştı

Düzenlenen basın toplantısında konuşan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şirketin Türkiye’de faaliyet gösterdiği 17 yılda sergilediği performans hakkında bilgiler paylaştı:

“Ülkemizin ve sektörümüzün geleceğine duyduğumuz güvenle yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Son 17 yılda yaptığımız yatırımın reel değeri 157,6 milyar TL’yi aştı. Bu süreçte Vodafone’un gerçekleştirdiği toplam yatırım, Türkiye’nin çektiği yabancı yatırımın %4,6’sına denk geliyor. Vodafone ekosistemi olarak, sadece 2022-2023 mali yılında Türkiye GSYH’sine 68 milyar TL’lik katkı sağladık. Vodafone’da yaratılan her 1 TL’lik katma değer, Türkiye ekonomisinde yaklaşık 2,3 TL’lik katma değer yaratıyor. Vodafone ekosisteminin GSYH katkısı, Türkiye’deki 45 ilin GSYH’sinin üzerinde. Operasyonlarımız, Türkiye’de 112 bin kişilik istihdam yaratılmasına imkân sağlıyor. Vodafone Holding bünyesindeki her 1 kişilik istihdam, Türkiye ekonomisinde 38 kişilik istihdam yaratıyor. Vodafone sayesinde oluşan istihdam, Türkiye’deki 32 ilin toplam sigortalı çalışan sayısından fazla. Yatırımlarımızla ülkemizin dijitalleşmesine ve uluslararası rekabet gücünün artmasına katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz.”

Uzun vadeli bir stratejik plana ihtiyaç var

Kamu politikası için önemli veriler sağlayan analizlerin üretilmesine liderlik ettiklerini belirten Aksoy, şunları söyledi:

“Son yayınladığımız raporda, mobil ve sabit olarak ayırmaksızın, bir bütün olarak, sektörün hak ettiği stratejik öneme ve itibara kavuşması, sektörde yatırımların sürdürülebilirliğini tehdit eden yatırım maliyeti ve gelirleri arasındaki dengesizliğin giderilmesi ve sektörün ihtiyaç duyulan dijital dönüşüm ve değişime gerçekçi ve sağlıklı bir zeminde katkı sağlaması için önerilerimize yer veriyoruz. Ülkemizin kalkınması bakımından kritik role sahip elektronik haberleşme altyapılarının yaygınlaştırılarak dijital dönüşümün hızlandırılması için uzun vadeli hedefleri de kapsayan bir stratejik plan dahilinde hareket edilmesi önem arz ediyor. Bu doğrultuda, dünyadaki gelişmelere ve belirlenen hedeflere paralel olarak ülkemizde de 2030 dijitalleşme vizyonuyla hedef belirleme ve bu hedeflere ilişkin eylem adımlarını somutlaştırma çalışmaları yapılması yüksek politika önceliğine sahip bir adım olacak. Toplumun, devletin ve şirketlerin dijitalleşme hedeflerine ulaşılmasını sağlayacak en önemli bileşen yüksek kapasiteye ve kapsama sahip genişbant internet altyapısı. Dolayısıyla internet altyapısının yaygınlığı, dijitalleşme politikasında öncelikli olarak ele alınması gereken bir mesele.”

Sektörü 2030 hedefine taşıyacak kilometre taşları

Engin Aksoy, 2030 yılına gelindiğinde elektronik haberleşme sektörünün ulaşması gereken kilometre taşlarını ise şu şekilde sıraladı:

  • 5G teknolojisinin hayata geçmiş olması
  • 6G teknolojisi için hazırlıkların yapılmış olması, teknoloji ekosisteminin oluşması
  • Ülke çapında 2 milyon km fiber ağına ulaşılması
  • Spektrum politikasının sektör ile istişare yoluyla yatırımları teşvik edecek şekilde belirlenmesi, hem abonelerin kapasite ihtiyacını karşılayacak şekilde hem de gelecek teknolojileri destekleyecek bir plan dahilinde sunulması
  • Düzenleyici çerçevenin yeni teknolojilere yatırımı kolaylaştırması ve 2G, 3G gibi zamanla abone talebini karşılamakta yetersiz kalan teknolojilere yatırım ile ilgili yükümlülüklerin kaldırılması ve/veya gözden geçirilmiş olması
  • Uydu teknolojilerinin tamamlayıcı olarak hem yedeklilik hem de kırsal ve kapsama boşluğu olan alanlarda abonelere hizmet sunulması için kullanıma geçmiş olması
  • Bulut teknolojisi ve çözümlerinin küreselleşmenin getirdiği fırsatları da gözetecek şekilde özel sektör ve kamuda yaygınlaşmış olması
  • Veri merkezi yatırımlarınn veri ihtiyacını karşılayacak kapasiteye ulaşması ve ülkemizin bir bölgesel merkez haline gelmiş olması
  • Denizaltı fiber kablolar ile uluslararası bağlantıların yapılmış olması
  • Abonelerin akıllı cihaz penetrasyonunun %100 olması ve akıllı cihazların lüks ürün olmaktan çıkarılması

Sektörün sürdürülebilirliği sağlanmalı

Sektörün ayakta kalması ve yatırımların devamlılığı için sektörün stratejik sektör olarak kabul edilmesi ve bir yatırım reformunun gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şöyle devam etti:

“Öncelikle öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturarak sektör gelirlerinin sürdürülebilir olması sağlanmalı. Bunun için atılması gereken adımların başında etkin bir spektrum yönetiminin hazırlanması geliyor. Sektörümüzün yeni nesil teknolojilere dönüşümü sağlayacak yatırım planlarını oluşturabilmesi ve yatırımların verimliliğini artırabilmesi için bazı adımlar atılması gerekiyor. Örneğin 3G gibi artık ihtiyaca yetmeyen teknolojilerin 4.5G gibi daha yeni ve verimli teknolojilerle güncellenmesi gerekiyor. 5G frekans tahsislerinin yapılması, teknoloji dönüşümüne ilişkin yatırımlarımız açısından çok kritik. 5G’ye geçiş sürecinde, ülkemizde atıl durumda olan 700 MHz bandının 5G geçişi beklenmeden kullanıma sunulmasıyla hem 5G’ye hazırlık sürecine katkı vermesi hem de kullanıcılara daha yüksek kapasite ve kalitede hizmet sunulması sağlanabilir. Frekans tahsislerinin doğru zamanda, doğru miktarda ve uygun koşullarda yapılması, yatırımların sürekliliği ve teknolojinin yaygınlaşması bakımından kritik önem taşıyor. Temelde lisans ve yetkilendirme olarak ifade edilebilecek düzenleyici çerçevenin telekomünikasyon sektörünün dinamizmini ve teknolojik gelişmeleri de dikkate alarak esnek olması, bunun yanında özellikle kıt kaynakların kullanım haklarının uzaması/uzamaması durumuna dair süreç ve kuralların net olması gerekiyor. Lisans süreçleri, bedelleri ve uzatma ile ilgili koşulların, sabit ve mobil hizmetler için sektördeki tüm oyuncular açısından eşit ve adil şekilde belirlenip uygulanması, rekabetin korunması bakımından önemli.

Sektörün finansal sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yeni politikaların benimsenmesine, mevcut sektörel ve genel düzenleyici yapının gözden geçirilmesine ve gerekli adımların atılmasına ihtiyaç bulunuyor. Düzenleme süreçlerinde ihtiyaç odaklı yaklaşımın benimsenmesi ve sektörel yükümlülüklerin neden olduğu baskı ve maliyetlerin azaltılması gerekiyor. Bu amaçla operatörler üzerine sorumluluk yükleyen yatırım yükümlülükleri ile sektörün karşılaması mümkün olmayan kapsama koşulları ile tüketici hakları yaklaşımında bütüncül bir bakış açısıyla değişime ihtiyaç var. Lisans rejiminin daha esnek hale gelmesi ve teknolojik gelişmelere uyum sağlayacak hızda olması için sadeleştirilmesine ihtiyaç var. 2G, 3G, 4.5G gibi farklı farklı lisans ve yetkilendirmelerde her birinin kapsama ve yatırım yükümlülükleri üst üste toplanarak devam ediyor. Oysa, değişen teknoloji ve tüketici ihtiyaçlarına göre uyumlanmalı ve güncellenebilmeli.”

Ortak altyapı ve yapısal ayrışma modelleri değerlendirilmeli

“Bu vizyonla oluşturulacak stratejide altyapı kurulumlarının kolaylaştırılmasının önü açılarak dijitalleşmenin getireceği ekonomik büyüme ve katma değerin ortaya çıkarılması ülkemizin menfaatine olacak. Bu kapsamda önemli konulardan biri de fiberin yaygınlaştırılmasının önceliklendirilmesi. Fiber yatırımı tek şirkete bırakılacak bir iş değil, tüm hanelere fiber götürülmesi mevcut yatırım hızıyla 2050’yi bulacak. Bunun için altyapı kurulum mevzuatının iyileştirilmesi, fiber altyapı kurulumunun hızlandırılması ve fibere erişim konusunda rekabetin sağlanması amacıyla ortak altyapı şirketi dahil farklı modellerin değerlendirilmesi, fibere erişim koşullarının sektördeki tüm oyuncuların adil fiyat ve hizmet kalitesi seviyesinde hizmet sunmasını sağlayacak düzeye getirilmesi gerekiyor. Dünyada fiber konusunda rekabetin sağlanması için yerleşik işletmecinin yapısal ayrışması ve ortak altyapı şirketi gibi modeller uygulanıyor. Örneğin İngiltere’de British Telekom yapısal ayrışma ile altyapı ve hizmet sunumu için iki ayrı şirket haline getirildi. Openreach adlı altyapı şirketi tüm operatörlere fiber altyapı kurup kiralıyor. Aynı zamanda sektörde özel girişim olarak Cityfibre adında farklı bir altyapı şirketi kurulmuş olup Openreach ile rekabet halinde fiber altyapı kuruyor. Ülkemizde de bu gibi rekabetin önünü açacak uygulamalara ihtiyaç olduğunun altını çizmek isterim. 2026’da süresi bitecek olan ve gündeme gelen sabit altyapı uzatma süreci, bu modellerin uygulamaya alınması için önemli bir fırsat sunmaktadır.”

Sektörde öngörülebilir ve adil bir yatırım ortamı tesis edilmeli

“Ülkemizde dijitalleşmenin arzu edilen seviyede yaygınlık kazanması, elektronik haberleşme sektörünün varlık ve sürdürülebilirliğine bağlı. Mevcut politikalar ve yapı ile devam edilirse, ülkemizin dijitalleşmesi ile ilgili ortaya koyduğumuz 2030 hedeflerine ulaşılması mümkün olmayacak, dünyanın gerisinde kalma riski ile karşı karşıyayız. Gelinen noktada, hem rekabet koşullarının hem de yatırım ikliminin doğru politika tercihleri ve düzenleyici müdahalelerle zaman kaybedilmeksizin geliştirilmesi elzem. Bu noktada sektörü etkileyen politikalara ilişkin karar mekanizmasının adil ve tüm oyunculara eşit mesafede olması yüksek önem taşıyor. Ülkemizin dijitalleşme yolculuğunda uluslararası rekabeti yakalaması için yatırımların hızlanması şart. Yatırımların hızlanabilmesi için de sektörde öngörülebilir ve adil bir yatırım ortamı tesis edilmesi gerekiyor. Bunun için sektörde aksak rekabetin ortadan kaldırılması ve yatırımların artması için yapısal değişikliklerin hayata geçirilmesi gerekiyor.”

Ortak bir vizyonla hareket edilmeli

Sektörün dijitalleşmeyi sağlayan stratejik konumuyla amaçlanan faydanın elde edilebilmesi için ortak ve sağlam temellere dayanan bir vizyonla hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Aksoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu ortak vizyonun tesis edilebilmesi için toplumun, şirketlerin ve devletin yeni teknolojilerden ve dijitalleşmeden sağlayabilecekleri fayda ile ekonomik kalkınmaya katkı verilmesi sağlanmalı. Sektörün sürdürülebilirliğini gözeterek gelir ve yatırım dengesinin kurulmasını destekleyecek düzenleyici adımlar atılmalı. Altyapıya yatırımın teşvik edilmesi ve kolaylaştırılması ile kapasite ve kapsamanın artırılması amaçlanmalı. Yeşil dijital dönüşüm odağında sektör pratiklerinin sürdürülebilir olması için kaynakların etkin kullanılması esas olmalı. Sektör için rekabetçi bir ortam tesis edilerek inovasyonun teşvik edilmesi, böylece sektörün sağladığı servislerin ve ürünlerin geliştirilmesi hedeflenmeli. Bu vizyonla sektör öncülüğünde dijital dönüşüm gerçekleştirilerek toplumsal kalkınma sağlanabilir. Vodafone olarak, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da ülkemize olan inancımızın gereği olarak sektörümüzün geleceğini teminat altına almak üzere her türlü katkıyı vermeye ve işbirliğinde bulunmaya hazırız.”

Perakende sektörüne bulut desteği!

Huawei Cloud Türkiye Perakende İnovasyon Günü, 20 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. ‘Bulut Teknolojileriyle Türkiye’de Perakendenin Dijitalleşmesine Yön Vermek’ temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, en güncel teknolojilerin perakende sektöründe yaratacağı değişimi keşfetmek üzere, Huawei Cloud yöneticileri, müşterileri ve ekosistem iş ortaklarını bir araya getirdi. 

Huawei Cloud Türkiye Başkan Yardımcısı Onur Karahayıt, Huawei tarafından Türkiye için özel olarak tasarlanan; ‘bulut tabanlı altyapı’, ‘akıllı operasyon’, ‘kullanıcı deneyimini geliştirme’, ‘küresel güçlendirme’ ve ‘ortak ekosistem’ olmak üzere beş yeteneği kapsayan perakende sektörü çözümünü tanıttı.

Huawei Cloud Türkiye Başkan Yardımcısı Onur Karahayıt ile Huawei Cloud’un Türkiye’de perakende sektörüne getirdiği yenilikleri ve buluta taşınmanın getirdiği avantajları değerlendirdik.

Karahayıt, bu yeteneklerin, Huawei Cloud’un yapay zeka kabiliyetleri ve şirketin 30 yılı aşkın dijital dönüşüm deneyiminin bir ürünü olduğunu ifade ederken, Türkiye için yeni bir perakende potansiyelini ortaya çıkarmayı amaçladıklarını belirtti.

Bulut tabanlı altyapı: Huawei Cloud’un bulut tabanlı altyapısı, geniş bir kullanıcı tabanı için sorunsuz bir alışveriş deneyimi sağlayarak, Türkiye’deki perakende sektörü yöneticilerinin buradaki trafik dalgalanmalarını kolayca yönetmesine olanak tanıyor. Sadece 30 saniye içinde bilgi işlem gücünü 8.000 çekirdeğe kadar hızla artırabilen ‘CCE Turbo’, bunun önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. GaussDB sistemi ise saniyede milyonlarca sorguyu işleyerek, yüksek eşzamanlılık sağlayabiliyor. Huawei Cloud ayrıca, dünya çapında 1.000’den fazla SAP müşterisi için SAP IaaS sertifikalı ‘SAP on Cloud’ çözümüne de imza attı.

Akıllı operasyon: Akıllı öneri ve veri işleme teknolojilerinden yararlanan Huawei Cloud, perakendecilerin mağaza konumları hakkında veriye dayalı kararlar almalarını, mağaza açılışlarını hızlandırmalarını ve gerçek zamanlı mağaza durumu ve envanterine dayalı, dağıtım ve satış stratejilerini optimize etmelerini sağlıyor. Huawei’in dünya çapında 400.000 perakende mağazasından oluşan bir ağı yönetme konusundaki uzmanlığı, çeşitli senaryolara hitap eden, kapsamlı ve akıllı perakende hizmetleri sunmasını da sağlıyor. Bu hizmetler, yapay zeka, ısı haritası analizi, düzen optimizasyonu, gerçek zamanlı PSI veri toplama, IoT cihaz yönetimi ve dijital tabela içerik yönetiminden yararlanarak, perakendeciler için alışveriş deneyimini geliştirmeyi ve satış performansını artırmayı hedefliyor.

Kullanıcı deneyimini geliştirme: Huawei Cloud, sanal destek canlı yayınlarıyla, kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye çıkararak, ultra düşük gecikme süresiyle, gerçek zamanlı etkileşimi kolaylaştırıyor. Sanal desteğin bir hafta içinde hızlı bir şekilde oluşturulmasıyla, perakendeciler kullanıcı deneyinin gelişmesini sağlarken, satış gelirini de hızla artırabiliyor.

Küresel güçlenme: Perakendeciler, Huawei Cloud’un güvenli ve uyumlu sistemi, küresel altyapısı ve yerelleştirilmiş hizmetleri ile küresel erişimlerini sorunsuz bir şekilde genişletebiliyor.

Ortak ekosistem: GoCloud ve GrowCloud iş ortaklığı çerçeveleri kapsamında Huawei Cloud, dijital platformlar ve araçlar geliştirmek için Türk iş ortaklarıyla iş birliği yaparak yenilikçi ürünler ve deneyimler sunan bir dijital perakende ekosistemini teşvik ediyor.

Huawei Cloud, 120 sertifika, 7 katmanlı savunma sistemi ve 300 tehdit algılama modeli ile sağlam güvenlik ve uyumluluk önlemleri sunarak, güvenlik risklerinin %99’unun dakikalar içinde çözülmesini sağlıyor. Huawei Cloud, deterministik operasyonlarla %99,99 kullanılabilirlik, %80 daha düşük hizmet kesintisi riski, 7/24 katılım, dakikalar içinde yanıt ve sektör ortalamasından dört kat daha hızlı hizmet kurtarma desteği sunuyor.

Huawei Cloud Türkiye Perakende İş Ortağı Geliştirme Programı

Huawei Cloud etkinlik kapsamında, yerel stratejik ortaklarla işbirliğine dayalı bir girişim olan ‘Türkiye Perakende İş Ortağı Geliştirme Programı’nı tanıttı. Bu program, açık ve yenilikçi bir perakende dijital ekosistemi kurarak, yeni büyüme fırsatlarının ve ortak başarının kilidini açmayı amaçlıyor.

Senaryo inovasyonundan süreç yükseltmeye kadar kapsamlı dijital hizmetler sunacak olan program, perakendecilerin veri odaklı kararlar almasını, müşteri deneyimini geliştirmesini, iş sınırlarını genişletmesini ve temel rekabet güçlerini artırmasını sağlayacak.

Huawei Cloud, Türkiye’deki kuruluşundan bu yana, farklı sektörlerdeki müşterilerine 110’dan fazla yenilikçi bulut hizmeti aracılığıyla, en güncel bulut tabanlı dijital teknolojileri sunmayı amaçlıyor. Veri güvenliği ve gizliliğin öneminin farkında olan Huawei Cloud, Türkiye’nin regülasyon kurallarına tam uyumla yerel bulut altyapısı sağlamaya devam ediyor. Huawei Cloud, Türkiye için yeni nesil perakendenin büyümesini teşvik etmek amacıyla, yapay zeka ve dijital dönüşümün gücünden yararlanarak, Türkiye’deki perakende müşterileri ve iş ortaklarıyla işbirliği yapmaya devam ediyor.

Bill Gates, yapay zeka ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu!

Bill Gates’e göre bu yıl, insanlığa yapay zekanın geleceği nasıl şekillendireceğine dair bir fikir verdi. Sonuçta, artık “Yapay zekanın ne tür işleri kendi başına gerçekleştirebileceği ve ne tür işlerde yardımcı pilot olarak hareket edeceği konusunda daha iyi bir fikrimiz var.“.

Bill Gates, “Artık yapay zekanın üretkenliği artırmak ve eğitime, zihinsel sağlığa vb. erişimi genişletmek için kullanılabileceği her zamankinden daha açık.” ifadesini kullandı.

Aynı zamanda insanlığın bu yolculuğun henüz başında olduğunu söylüyor.

Gelecek yıl tanıtılacak olan yeni yapay zeka tabanlı çözümler ve icatlar, “bu on yılın sonunda büyük ölçekli bir teknolojik patlamanın zeminini” hazırlıyor.

Girişimci, “Yapay zekayı en iyi şekilde nasıl kullanacağınızı henüz anlamadıysanız, yalnız değilsiniz.” diyor ve geçen yüzyılda yaşamda önemli bir iyileşmenin inovasyondan sorumlu olduğunu ekliyor.

Gates yapay zekayı iş için ilk kez kullandığında

Milyardere göre çalışmaları her zaman inovasyonun ilerlemenin anahtarı olduğu temel fikrine dayanıyordu. Bu nedenle Microsoft’u yarattı ve daha sonra Gates Vakfı’nı kurdu.

Yapay zekayı ilk kez 2023’te iş ve “diğer ciddi görevler” için kullandı.

Halüsinasyonlara karşı en iyi yapay zeka modelleri açıklandı

Gates, bundan önce yapay zeka üzerinde “tamir” yaptığını ve “arkadaşları için parodi şarkı sözleri yarattığını” itiraf ediyor.

Ayrıca, “Aynı şeyin birçok insan için de geçerli olduğundan şüpheleniyorum. Büyük bir teknolojik geçişin başlangıcındayız. Heyecan verici ve kafa karıştırıcı bir zaman.” diyor.

İnovasyonla ilgili favori hikaye

Microsoft kurucusu, inovasyonla ilgili en sevdiği hikayenin “2000 yılından bu yana, dünyada beş yaşından önce ölen çocukların sayısı yarı yarıya azalmış olmasına” dayandığını da itiraf etti.

Ona göre bu buluş, araştırmacıların kullandığı yenilikler sayesinde sağlandı.

İşadamı, konuyu “Bilim insanları aşıları daha hızlı, daha ucuz ama bir o kadar da güvenli üretmenin yeni yollarını keşfettiler. Dünyanın en uzak yerlerinde işe yarayan ve daha fazla çocuğa ulaşılmasını sağlayan yeni dağıtım mekanizmaları geliştirdiler. Ve çocukları koruyan yeni aşılar yarattılar. Rotavirüs gibi ölümcül hastalıklardan korunuyor.” şeklinde açıklıyor.

Sipay 2 ödül birden aldı!

Finans sektörünün ve finansal teknoloji alanının gelişmesini hedef alan yenilikçi ürün ve hizmetleri desteklemek, inovatif projeleri öne çıkartarak bunların gelişimindeki iş modellerinin, deneyimlerin ve birikimlerin paylaşılmasını sağlamak ve ödeme sistemleri endüstrisindeki yaratıcılığı teşvik etmek için şirketlerin başarılarını ödüllendiren PSM Awards’da 2023 kazananları belli oldu. Bu yıl 6’ncısı düzenlenen programda, Fintek sektörünün lider oyuncularından Sipay, “Açık Bankacılık” uygulaması ile “Dijital Dönüşüm” alanında “Altın PSM” ödülü alırken, Sipay Proje Direktörü Meltem Yüksek de “Genç Kıvılcım” kategorisinde “altın” ödülün sahibi oldu.

3 yıl art arda ödül aldı

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sipay CEO’su Semih Muşabak, şöyle konuştu: “Henüz 5’inci yılını yeni tamamlamış bir şirket olarak PSM Awards’da 3 yıl art arda ödüle layık görülmekten dolayı çok mutluyuz, gururluyuz. Bu başarı olağanüstü yetenekleri, üstün becerileri ve mükemmel performanslarıyla büyük bir özveriyle çalışan ekibimizin eseri. Sipay olarak PSM Awards 2021’de Sanal POS ve Dijital Cüzdan ürünümüzle “Yılın Startup’ı” dalında “altın” ödül alırken, 2022’de de “En İnovatif Ürün” ve “En İyi Altyapı” dallarında “altın” ödüllerin sahibi olmuştuk. Bu yıl alanımızda bir ilke imza atarak hayata geçirdiğimiz Açık Bankacılık uygulamamızın yanı sıra genç bir kadın liderimizin elde ettiği başarıyla birlikte 2 “altın” ödüle daha layık görüldük. Geçtiğimiz yıllarda elde ettiğimiz başarılı büyüme grafiğini gelecek yıllarda da sürdüreceğiz. Ana hedefimiz giderek büyüyen ekibimizle birlikte ortak çaba göstererek sektörün en hızlı büyüyen şirketi olma unvanımızı korumak.”

Apple Vision Pro, Şubat 2024’te geliyor olabilir!

Teknoloji devi Apple, karma gerçeklik dünyasına getireceği iddialı ürünü Apple Vision Pro’nun çıkış tarihine dair netleşen bilgilerle heyecan uyandırıyor. Bloomberg’den Mark Gurman’ın sunduğu bilgilere göre, Apple, Vision Pro’yu şubat ayında piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Çin’deki üretim hızını artıran şirket, ocak ayının sonuna kadar cihazları tüketicilerle buluşturmayı planlıyor.

Gurman’ın aktardığına göre, Apple sadece üretimi hızlandırmakla kalmıyor; aynı zamanda geliştiricilerle işbirliği yaparak başlığın uygulamalarını en son teknolojiyle test etmelerini ve geri bildirim sağlamalarını istiyor. Bu adım, Vision Pro’nun yakın bir gelecekte piyasaya sürüleceğine dair güçlü bir işaret olarak değerlendirilebilir.

apple Vision Pro

Apple Vision Pro, şirketin 2015 yılında tanıttığı Apple Watch’un ardından uzun bir aradan sonra sunulan ilk yeni donanım ürünü olacak. Başlık, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen birden fazla konfigürasyona sahip. Bu nedenle, her perakende mağazasından en az iki personeli, müşterilere başlığı doğru şekilde tanıtmak ve satışa sunmak için özel olarak eğitecek.

Müşterilere 3.499 dolarlık bir fiyat etiketiyle sunulacak olan Apple sanal gerçeklik gözlüğü , yüksek performansı ve etkileyici özellikleriyle dikkat çekecek. Ancak daha önce sızan bilgilerde belirtildiği gibi, Apple’ın daha uygun fiyatlı ve daha az güçlü bir versiyon üzerinde çalıştığı ve bu versiyonun fiyatının 1.500 ila 2.500 dolar arasında olabileceği belirtilmişti. Şu an için bu daha uygun fiyatlı versiyon hakkında daha fazla detay bulunmamaktadır. Apple Vision Pro’nun şubat ayında piyasaya sürülmesi, teknoloji tutkunlarının ve kullanıcıların büyük bir heyecanla beklediği bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.

Sony’den yeni rekor: PlayStation 5 satışları 50 milyonu aştı!

Sony’nin oyun dünyasındaki devi PlayStation 5, satışları yeni bir dönüm noktasına ulaştı. 2020 yılında piyasaya sürülen PS5, dünya çapında 50 milyon adetlik satış barajını geçti. Sony, bugün yaptığı açıklamada, 30 Eylül’de sona eren ikinci çeyrekte yaklaşık 46.6 milyon konsolun satıldığını duyurmuştu.

Bu güncellemeye göre, PS5 satışları, sadece iki ay içinde yaklaşık 3.4 milyon adet artarak etkileyici bir ivme kazandı. Temmuz ayında bildirilen 40 milyon satış rakamına kıyasla, bu, hızlı bir büyüme trendini yansıtıyor.

Ancak, pandeminin etkisi ve tedarik sorunları nedeniyle, PS5’in satış ivmesi olumsuz yönde etkilendi. Stok kıtlığı, satışların planlanandan daha yavaş ilerlemesine sebep oldu.

Sony Interactive Entertainment Başkanı ve CEO’su Jim Ryan, yaptığı basın açıklamasında, “PS5 satışlarında bu dönüm noktasına ulaşmak, küresel PlayStation topluluğunun sarsılmaz desteğinin ve PlayStation Studios’un yetenekli geliştiricileri ile ortaklarımızın yarattığı inanılmaz deneyimlere olan tutkularının bir kanıtıdır” dedi.

PS5, satış hızında PS4’ü yakalama konusunda hızla ilerliyor. PS4, 50 milyon satışa ulaşmak için 160 hafta beklemişken, PS5 bu dönüm noktasına bir hafta daha hızlı ulaştı.

Sony’nin PlayStation 5 satışları hedefi ise büyük: Mart 2024’e kadar toplamda 25 milyon PS5 satışı gerçekleştirmek. Eğer bu hedef tutarsa, orijinal PlayStation’ın 12 aylık süre içinde 22.6 milyon adet sattığı 25 yıllık rekor da kırılmış olacak. Jim Ryan, “PS5 yolculuğuna katılan tüm oyuncularımıza minnettarız ve lansmandan bu yana tam bir PS5 konsolu kapasitesine sahip olduğumuz ilk tatil sezonu olmasından dolayı heyecan duyuyoruz; böylece isteyen herkes bir tane alabilir” şeklinde açıklamada bulundu.

Yapay zekayı kandırıp 1 dolara araba sattırdılar!

Otomobil galerisi alışveriş sitelerinde kullanılan yapay zeka sohbet robotları, güvenlik açıkları nedeniyle dikkat çekici bir şekilde gündeme geldi. Kaliforniya merkezli müzisyen ve yazılım mühendisi Chris White, bir otomobil galerisinin web sitesinde gezinirken ChatGPT destekli bir sohbet robotuyla karşılaştı. White, robotun kendisine Python betikleri yazma yeteneğini keşfetti ve bu durumu sosyal medyada paylaşarak büyük bir ilgi çekti.

White’ın ekran görüntülerinin paylaşılmasıyla birlikte, diğer kullanıcılar sohbet robotuyla oynamaya başladı. Bazı kullanıcılar, yapay zekanın bayinin çıkarlarına aykırı şekilde davranmasını sağlamak amacıyla robotu manipüle etti. Bir kullanıcı, sohbet robotunu bir Chevy Tahoe’yu sadece 1 dolara satmaya ikna etti. Bu olay, web sitesinde olağandışı miktarda trafik oluşmasına ve haberi alan otomobil galerisi yetkililerinin konuyla ilgili bilgi sahibi olmadığını belirtmelerine neden oldu.

Yapılan şakaların bazıları Reddit’in /rChatGPT forumunda da paylaşıldı, burada kullanıcılar, yapay zekanın potansiyel tehlikeleri hakkında tartışmalara neden oldu. Özellikle bir Reddit kullanıcısı, teknoloji basınının bu olayı yapay zekanın risklerini vurgulayarak haber yapacağını öngördü.

Bu güvenlik açığı hızla fark edilip kapatılsa da, olay, otomobil bayileri için pazarlama ve satış yazılımı sağlayan teknoloji şirketi Fullpath’in CEO’su Aharon Horwitz’in dikkatini çekti. Horwitz, olayın medyada geniş bir şekilde yer bulması durumunda, yapay zekanın güvenliği konusundaki endişeleri tetikleyebileceğini belirtti.

Chevrolet’nin üreticisi General Motors’un sözcüsü Chad Lyons ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Üretken yapay zeka alanındaki son gelişmeler GM’de, bayi ağlarımızda ve ötesinde iş süreçlerini yeniden düşünmek için inanılmaz fırsatlar oluşturuyor.” ifadelerini kullandı. Bu gelişme, otomotiv endüstrisinde yapay zeka uygulamalarının güvenlik protokollerinin gözden geçirilmesi ihtiyacını bir kez daha gündeme getirdi.

Toyota, 1 milyondan fazla kusurlu aracını geri çağırıyor!

Toyota, çarşamba günü internet üzerinden yayınlanan bir duyuruda, ön yolcu koltuğu hava yastığındaki olası bir kusurun; hava yastığının bir çarpışma anında düzgün şekilde açılmasını önleyebileceğini, yaralanma riskini artırabileceğini veya daha kötü olabileceğini söyledi.

Geri çağırma, model yılı 2020 ile 2022 arasında olan çeşitli Toyota ve Lexus araçlarını kapsıyor:

Toyota:

Avalon, Avalon Hybrid / 2020-2021
Camry, Camry Hybrid / 2020-2021
Corolla / 2020-2021
Highlander, Highlander Hybrid / 2020-2021
RAV4, RAV4 Hybrid / 2020-2021
Sienna Hybrid / 2021

Lexus:

ES250 / 2021
ES300H / 2020-2022
ES350 / 2020-2021
RX350 / 2020-2021
RX450H / 2020-2021

Japon otomobil devi, geri çağırma bildiriminde; araçların ön yolcu koltuğunda “yanlış üretilip kısa devreye neden olabilecek” Yolcu Sınıflandırma Sistemi (OCS) sensörleriyle birlikte geldiğini açıklıyor.

Şöyle devam ediyor: “Bu, hava yastığı sisteminin yolcunun ağırlığını doğru şekilde sınıflandırmasına izin vermez ve hava yastığı belirli çarpışmalarda tasarlandığı gibi açılmayabilir.

Etkilenen araçların sahipleri Şubat ortasına kadar bilgilendirilecek, Toyota – Lexus bayileri OCS sensörlerini inceleyecek ve gerektiğinde ücretsiz değiştirmeler yapacak.

Japon otomobil devi, bu son geri çağırmayla ilgili endişeleri olan veya daha fazla bilgi isteyen araç sahiplerinin, Toyota araçlarına yönelik Toyota Marka Etkileşim Merkezi veya Lexus Marka Etkileşim Merkezi ile iletişime geçmesi gerektiğini belirtiyor.

Toyota’nın bu yıl gerçekleştirdiği tek geri çağırma bu değil. Sonbaharda, ön alt tampon kapağındaki güvenlik sorunu nedeniyle yaklaşık 750.000 Toyota Highlander SUV‘u da geri çağrılmıştı.

Otomobil üreticisi ayrıca, 2 milyondan fazla müşterisinin aracının konumunun 2013’ten itibaren on yıl boyunca ihlal riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya çıkardıktan sonra bu yılın başlarında manşetlere çıktı.

Nükleer füzyon enerjisi arayışında yeni başarı

Bilim insanları tarihi nükleer füzyon buluşunu üç kez başarıyla kopyaladı. Kaliforniya’daki bilim insanları, içinde biber tanesi büyüklüğünde bir yakıt kapsülü bulunan bir silindire yaklaşık 200 lazer ateşleyerek, füzyon enerjisi arayışında bir adım daha attı. Bu enerji, eğer ustalaşırsa, dünyaya neredeyse sınırsız bir temiz güç kaynağı sağlayabilecek.

Nükleer füzyon enerjisi için kritik gelişme

2022 yılı bir Aralık sabahı, Kaliforniya’daki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ndaki (LLNL) Ulusal Ateşleme Tesisi’ndeki bilim insanları, dünyada bir ilk olarak, “ateşleme” adı verilen bir süreçte, kullandığından daha fazla enerji açığa çıkaran bir nükleer füzyon reaksiyonu üretmeyi başardı. LLNL’nin Aralık ayı raporuna göre, bu yıl en az üç kez ateşlemeyi başarıyla kopyaladıklarını söylüyor. Bu, esas olarak fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan küresel iklim krizine bir gün önemli bir çözüm olabilecek bir çözüme yönelik bir başka önemli adıma işaret ediyor.

Onlarca yıldır bilim insanları, esas olarak güneşin Dünya üzerindeki gücünü yeniden yaratarak füzyon enerjisinden yararlanmaya çalıştı. 2022’de tarihi net enerji kazanımını elde ettikten sonra bir sonraki önemli adım, sürecin tekrarlanabileceğini kanıtlamaktı. Londra Imperial College Ataletsel Füzyon Çalışmaları Merkezi’nden araştırma görevlisi Brian Appelbe, kopyalama yeteneğinin sürecin “sağlamlığını” gösterdiğini ve bunun lazer veya yakıt peleti gibi koşullar değiştiğinde bile elde edilebileceğini gösterdiğini söyledi. Appelbe, her deneyin ateşleme fiziğini ayrıntılı olarak inceleme fırsatı sunduğunu söyledi. Appelbe: “Bu, bilim adamlarına aşılması gereken bir sonraki zorluğun üstesinden gelmede değerli bilgiler sağlıyor: elde edilebilecek enerjinin nasıl en üst düzeye çıkarılacağı” diyor.

Nükleer fisyondan farklı olarak nükleer füzyon, uzun ömürlü radyoaktif atık mirası bırakmıyor. İklim krizi hızlandıkça ve gezegeni ısıtan fosil yakıtlardan vazgeçmenin aciliyeti arttıkça, bol miktarda güvenli, temiz enerji kaynağı olasılığı umut verici hale geliyor. Güneşe ve diğer yıldızlara güç veren reaksiyon olan nükleer füzyon, büyük miktarlarda enerji açığa çıkaran bir süreçte iki veya daha fazla atomun daha yoğun bir atom oluşturmak üzere bir araya getirilmesini içeriyor. Füzyondan enerji üretmenin farklı yolları var, ancak NIF’de bilim adamları, kendisi de altın bir silindirin içinde bulunan, karabiber büyüklüğünde bir elmas kapsülün içindeki hidrojen yakıt topağına yaklaşık 200 lazerden oluşan bir dizi ateşliyor. Lazerler silindirin dışını ısıtarak bir dizi çok hızlı patlamaya neden oluyor ve ısı olarak toplanan büyük miktarda enerji üretiyor.

Aralık 2022’de üretilen enerji küçüktü; yaklaşık 10 su ısıtıcısı suyu kaynatmaya yetecek kadar toplam 3,15 megajoule açığa çıkaran reaksiyonu güçlendirmek için yaklaşık 2 megajoule gerekti. Ancak bu, başarılı bir ateşleme yapmak ve lazer füzyonunun enerji yaratabileceğini kanıtlamak için yeterliydi.

Çin, yarı iletkenleri güçlendirmek için 1,5 milyar dolar fon ayırdı!

Çin yarı iletkenleri endüstrisini desteklemek amacıyla önemli bir adım atarak, 11 milyar Yen (1,5 milyar dolar) değerinde yeni bir çip fonu başlatma kararı aldı. Bu hamle, Çin’in bölgesel çip fonu trendine katılımını gösteriyor ve daha geniş bir perspektiften bakıldığında, ülkenin kendi çip endüstrisini güçlendirmek ve küresel çip üretim pazarındaki etkisini artırmak için kararlı bir çaba içinde olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni fon, “Guangdong Yarı İletken ve Entegre Devre Endüstrisi Sermaye Yatırım Fonu Aşama II” adını taşıyor ve Aralık 2020’de başlatılan ilk aşamayı takip ediyor. İlk aşama, Guangdong’daki çeşitli çip projelerine 10 milyar Yen (1,41 milyar $) yatırmıştı. Her iki fon da, yerel yarı iletken girişimlerine finansal destek sağlamak ve inovasyonu teşvik etmek amacıyla oluşturuldu.

Çin yarı iletkenleri

Guangdong eyaleti,Çin yarı iletkenleri bu fonun kaynaklarının büyük bir kısmını sağlayan Guangdong Yuecai Holdings üzerinden %90’dan fazla hisseye sahip. Ayrıca, Dongguan ve Zhongshan şehirleri, her biri %4,5 hisseyle bu önemli girişime katılıyorlar. Bu, bölgesel yönetimlerin çip endüstrisine duyduğu güçlü bağlılığı ve katılımı gösteriyor.

Çin’in genel çip stratejisine uygun olarak, Guangdong’un çip fonu da federal hükümet tarafından belirlenen hedeflerle uyumlu bir şekilde şekilleniyor. Ülkenin çip endüstrisini güçlendirmek amacıyla var olan büyük ölçekli fonlar arasında, Çin Ulusal Entegre Devre Endüstrisi Yatırım Fonu (“Büyük Fon”) öne çıkıyor. Bu fon, 2014’ten bu yana çip endüstrisine önemli yatırımlar yaparak, sektördeki büyümeyi desteklemiş ve Çin’in küresel çip üretiminde daha rekabetçi hale gelmesine katkıda bulunmuştur.

Yerel çabaların ve büyük fonların birleşimi, Çin’in yarı iletken projelerini destekleme ve ülkenin çip endüstrisini kendi başına sürdürülebilir hale getirme hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Bu girişimler, yeni üretim tesislerinin hızlı bir şekilde kurulmasını sağlarken, Çin merkezli şirketlere de çeşitli çip ihtiyaçlarını karşılama ve küresel pazarda daha etkin bir konum elde etme fırsatı sunuyor. Bu gelişmeler, Çin’in yarı iletken endüstrisindeki çıtanın yükseldiğine işaret ediyor ve ülkenin teknolojik liderlik yolunda ilerlemesine katkıda bulunuyor.

Binance, 2,7 milyar dolarlık uyumluluk ihlali cezasını ödeyecek

Amerika Birleşik Devletleri’nde Mahkeme Kararıyla Binance ve Eski CEO’su CFTC İhlalleri İçin Anlaştı ABD Illinois Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi, kripto borsası Binance ve eski CEO’su Changpeng “CZ” Zhao‘nun, Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu’na (CFTC) ödeme yapmasını öngören bir karar aldı. Uzlaşma gereğince CZ 150 milyon dolar, Binance ise 2,7 milyar dolar ödeyecek.

CFTC, 18 Aralık’ta yaptığı açıklamada, mahkemenin daha önce duyurulan uzlaşmayı onayladığını ve Kasım ayında yayınlanan yaptırım eylemini sonlandırdığını belirtti. Mahkeme, Zhao ve Binance’in Emtia Borsası Yasasını (CEA) ve CFTC düzenlemelerini ihlal ettiğini tespit etti. Bu doğrultuda Zhao’ya 150 milyon dolar şahsi para cezası ve Binance’e 1,35 milyar dolarlık haksız işlem ücretini affetmesi ve 1,35 milyar dolar ceza ödemesi emredildi.

Uzlaşmanın bir parçası olarak CZ ve Binance, Müşterini Tanı önlemlerinin sürdürülmesini sağlamak amacıyla daha fazla adım atmayı ve kurumsal yönetim yapısını güçlendirmeyi kabul etti. Bu kapsamda Binance’in eski uyum sorumlusu Samuel Lim’e de ayrı bir kararla 1,5 milyon dolar para cezası verildi.

CZ, ABD Adalet Bakanlığı, Hazine Bakanlığı ve CFTC ile yapılan geniş kapsamlı anlaşmanın bir parçası olarak 21 Kasım’da Binance CEO’luk görevinden istifa etti. CZ’nin ABD’de 23 Şubat 2024 tarihine kadar kalma kararı alındı ve 18 ay hapis cezasıyla karşı karşıya kalan CZ, cezaları temyize götürmemeyi kabul etti.

Binance‘in yeni CEO’su Richard Teng, Cointelegraph’a verdiği röportajda, şirketin düzenleyici kurumlarla anlaşmak amacıyla önemli yatırımlar yaptığını ve uyumluluk konusundaki eksikliklerin geride kaldığını belirtti. Geçtiğimiz 18 ay içinde Binance, dünyanın çeşitli bölgelerinde temel hizmetlerini kısıtlamak zorunda kaldı.

Müşteri temsilcilerinin performansı yapay zekaya izleniyor!

Yeni dünya düzeninde giderek yeri daha çok genişleyen evden ve uzaktan çalışma modeli, müşteri deneyimi yönetimindeki temsilcilerin denetimini zorunlu hale getirdi. Müşteri deneyimi yönetimi ve verimliliğinde fark yaratan entegre çözümleriyle kendi operasyonlarını geliştirmenin yanında, iş ortaklarının uçtan uca dijitalleşme sürecine de yön veren Mplus Türkiye, geliştirdiği “Görüntü İzleme Teknolojisi” ile evden ve uzaktan hizmet veren müşteri temsilcilerinin operasyonlarını adım adım takip ederek verimlilik karnesini çıkarıyor. Yüz algılama ve tanıma, yüz yönünü algılama ve nesne tanıma özelliklerine sahip olan bu teknoloji, kamera görüntülerini kullanarak çalışanların verimliliğini ve duygu değişimlerini analiz ediyor. Duygu analiziyle verimliğin düşme ihtimalini tespit ederek çalışanları harekete geçiriyor.

Müşteri deneyimi yönetiminde giderek artan esnek çalışma modeli, evden ve uzaktan hizmet veren müşteri temsilcilerinin sayısını da artırdı. Sektöre hizmet veren 140 binin üzerindeki müşteri temsilcisinin %58’i evden çalışırken %18’i hibrit bir modeli benimsemiş durumda. Bu durum özellikle müşteri deneyimi yönetiminde istihdamın %50’sini gerçekleştiren istihdamın bankacılık, finansal sigorta, telekomünikasyon, kamu hizmetleri ve e-ticaret sektörleri için çalışanların yeni nesil teknolojilerle denetlenmesini kritik hale getiriyor.  Pazarlamadan satış sonrası hizmetlere kadar çok sayıda alanda konumlanan çalışanların yeni nesil teknolojilerle denetimi, işletmelerin verimlilik hedeflerine ulaşmasında katalizör görevi görüyor.

Yapay zeka teknolojisiyle çalışanların duyguları analiz ediliyor

Mplus Türkiye, müşteri deneyimi yönetimi ve verimliliğinde fark yaratan entegre çözümlerine eklediği yapay zeka destekli Görüntü İşleme Teknolojisi ile şirketleri verimlilik hedeflerinin ötesiyle tanıştırmayı planlıyor. Görüntü İşleme Teknolojisi ile evden ve uzaktan çalışanların görüntülü olarak denetlenmesini sağlayan şirket, şimdiye dek çalışanların işlemleri üzerinden yapılan denetimleri yapay zeka teknolojisiyle buluşturuyor. Elde edilen görüntüler üzerinden çalışanların duygu analizini yaparak müdahale gerektiren durumlarda aksiyona geçilmesini sağlıyor. Kamera görüntülerinden nesne tanıma sayesinde uzaktan çalışanların hangi nesnelerle ilgilendikleri de tespit ediliyor. Böylece performanslarının düşme ihtimaline karşı anlık uyarılar verilebiliyor.

Operasyonların anlık olarak ölçülmesini bir zorunluluk

Mplus Türkiye CTO’su Erçin Öztuncel
Mplus Türkiye CTO’su Erçin Öztuncel

Geliştirdikleri yeni nesil teknolojilerle şirketlerin iş yapış biçimleri kadar yetkinliklerinin de dönüşümünü hedeflediklerini kaydeden Mplus Türkiye CTO’su Erçin Öztuncel “Dijital enstrümanların şekillendirdiği yeni dünya düzeninde giderek daha çok benimsenen esnek çalışma modelleri çalışanların denetimini ve beraberinde operasyonların anlık olarak ölçülmesini bir zorunluluğa dönüştürdü. Bugüne kadar çalışanların işlemleri üzerinden yapılan değerlendirmeler ise hedef odaklı olmasına rağmen yeterli gelmiyordu. Mplus Türkiye olarak yapay zeka destekli Görüntü İşleme Teknolojimiz ile manuel yöntemlerle oldukça güç olan müşteri temsilcilerinin nasıl şartlar altında çalıştığını, ne kadar verimli olduğunu, duygu değişimlerini analiz ederek çalışanların verimliliğini oransal olarak ortaya çıkarıyoruz” dedi.

Yüz algılama ve tanıma, yüz yönünü algılama ve nesne tanıma özelliklerine sahip olan Görüntü İşleme Teknolojisi, işe çalışan kimliğinin tespit edilmesiyle başlıyor. Sonraki aşamada ise çalışanların faaliyetlerinde ne kadar aktif olduğu hesaplanırken duygu değişimleri anlık olarak takip ediliyor. Görüntü İşleme Teknolojisi ile evden ve uzaktan hizmet veren müşteri temsilcilerini ofis ortamının yarattığı güvenle tanıştırmayı hedeflediklerini söyleyen Öztuncel, “Yeni teknolojimiz, çalışan performansının değerlendirilmesine bağlı olarak iyileştirme planlarının yapılabilmesine olanak sağlıyor. Çalışanların görüntülerinden yüz, nesne algılama ile duygu analizleri yaparak şirketlere hızlı ve düşük maliyetli bir çözüm sunuyoruz. Operasyonlar sırasında hataların en aza indirilmesine yön veren bu teknoloji çalışanların denetlenme işlemini yürüten personelin işini üstlenerek, bu iş gücünün daha efektif işlerde kullanılmasına olanak sağlıyor. Nesne tanıma sayesinde uzaktan çalışanların çalışma esnasında hangi nesnelerle ilgilendikleri de tespit edilebilip performanslarının düşme ihtimaline karşı uyarıda bulunuyor. Böylece otomatik bir denetleme mekanizması sağlıyor” ifadelerinde bulundu.

Kamerada görünen kişinin sahte mi gerçek mi olduğu algılanabiliyor

Görüntü İşleme Teknolojisi ile uzaktan çalışma sırasında kamerada görüntülenen kişinin sahte ya da Viola Jones ve CNN algoritmalarını kullanan birden fazla kişi olup olmadığını tespit ettiklerini belirten Öztuncel, “Hangi koşulda olursa olsun çalışanlar için denetlenebilir olmak verimliliği artırıyor. Biz de buradan yola çıkarak manuel ya da çalışan işlemleri üzerinden yapılan denetleme işlemlerine yapay zeka ile yeni bir boyut getiriyoruz. Yeni teknolojimiz hem şirketlere hem de çalışanlara verimlilik hedefi doğrultusunda motivasyon sağlıyor. Çalışanların aktiflik oranının %80’den fazla olması çalışanların ödüllendirilmesini beraberinde getirirken, tüm çalışanlar arasında barışçıl bir rekabet ortamı yaratılmasını da sağlıyor. Bu da şirketlerin faaliyetlerine sürdürülebilir bir katma değer getiriyor” diye ekledi.

InterEast Logistics Türkiye’nin Ülke Müdürü değişti

Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerini Almanya’daki Universitat Stuttgart’ta İktisat ve İşletme bölümlerinde tamamlayan Kaya, profesyonel kariyerine Almanya merkezli DPD Deutschland’da başladı. Daha sonra Stuttgart’taki bir başka küresel lojistik şirketi olan DB Schenker’da çalışan Kaya, ardından Türkiye’ye döndü.

Ekol Logistics, Fevzi Gandur Logistics, Blue Water Shipping Türkiye ve Batu Logistics’te Müşteri Hizmetleri Müdürlüğü, Satış Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğü, Fuar Lojistiği, Deniz ve Hava Departman Müdürlüğü gibi farklı görevlerde bulunan Kaya, InterEast Logistics Türkiye’nin Ülke Müdürlüğü göreviyle birlikte ülkedeki yeni dönem yapılanmasından da sorumlu olacak.

Samsung ve Naver, yapay zeka için yeni çip geliştiriyor

Samsung Electronics ve Naver, yapay zeka (AI) alanında önemli bir işbirliği yaparak büyük ölçekli AI modelleri için özel bir yarı iletken çözüm geliştirdi. İki şirket, bu projede Samsung’un çip üretim yetenekleri ile Naver’ın yapay zeka alanındaki uzmanlığını birleştiriyor.

BusinessKorea‘nın haberine göre, ortak projenin ilk çözümü, verilere dayanarak Nvidia’nın AI GPU’larından tam 8 kat daha fazla güç verimliliğine sahip olacak. Naver, bu çözümün Nvidia’nın yapay zeka GPU’larından daha etkili olduğunu belirtse de, cihazın detayları hakkında henüz bilgi verilmedi. İki şirketin bu çözümle ilgili bir sevkiyat ürünü ne zaman geliştireceği ise belirsizliğini koruyor.

Samsung ve Naver, 2022 yılı sonlarında başladıkları bu işbirliği kapsamında, Naver HyperCLOVA X büyük dil modeli için özel olarak uyarlanmış bir yapay zeka yarı iletken çözümü sergiledi. Naver, bu çözümün LPDDR bellek kullanımı sayesinde Nvidia’nın yapay zeka GPU’larından 8 kat daha fazla güç verimliliğine sahip olduğunu iddia ediyor.

İki şirket arasındaki işbirliği, Samsung’un gelişmiş işlem teknolojilerini ve Naver’ın yapay zeka algoritmalarındaki uzmanlığını birleştirerek, hesaplamalı depolama, bellek içinde işleme (PIM), belleğe yakın işleme (PNM) ve Compute Express Link (CXL) gibi yüksek teknolojili bellek çözümlerini geliştirmeyi amaçlıyor.

Samsung Electronics Bellek Küresel Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jinman Han, “Naver ile işbirliğimiz sayesinde, büyük ölçekli yapay zeka sistemlerindeki bellek darboğazını çözmek için son teknoloji yarı iletken çözümler geliştireceğiz” dedi. “Yapay zeka hizmet sağlayıcılarının ve kullanıcılarının en acil ihtiyaçlarını yansıtan özel çözümlerle, sürekli artan veri ölçeğini tam olarak karşılamak için hesaplamalı depolama, PIM ve daha fazlasını içeren pazar lideri bellek serimizi genişletmeye kararlıyız.” dedi

Mükellef, yılın startup’ı seçildi!

Mikro işletmeler ve KOBİ’lerin şirket kuruluşundan vergi süreçlerine kadar tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılayan online platform Mükellef, bu yıl altıncısı düzenlenen PSM Awards’da “Yılın Startup’ı” kategorisinde “altın” ödüle layık görüldü.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Türkiye’nin yanı sıra Estonya, Hollanda, Almanya gibi Avrupa Birliği ülkelerine ticaretini taşımak isteyen küçük ve orta büyüklükteki işletmelere, şirket kuruluşundan vergilendirmeye kadar olan süreçte ürün ve hizmetler sunan Mükellef, başarılarını ödüllerle taçlandırıyor. Mükellef, finansal teknoloji dünyasının en önemli ödül organizasyonu olan ve bu yıl altıncısı düzenlenen PSM Awards’da “Yılın Startup’ı” kategorisinde “Altın PSM” ödülünün sahibi oldu.

Mükellef, Yılın Startup’ı kategorisinde Altın PSM’nin sahibi oldu

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mükellef Kurucu Ortağı ve CEO’su Kenan Açıkelli, bu ödülün bir ekip başarısı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Elde ettiğimiz tüm başarılar, ekibimizin kolektif yeteneğinin, özverili çalışmasının ve güçlü kararlılığının bir sonucudur. Genç bir girişim olarak başarılarla dolu bir yılı daha geride bırakırken, PSM Awards tarafından Yılın Startup’ı kategorisinde ‘altın’ ödülü almak bizleri çok gururlandırdı. Global ekonomik zorlukların yaşandığı bir ortamda gösterdikleri üstün performanslarıyla bu ödülü almamızda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımın yanı sıra bizlere inan ve güvenen müşterilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de takım ruhuyla başarılarımıza yenilerini eklemeyi sürdüreceğiz.”

Şirket kurma ve yönetme süreçlerini dijitalleştirerek basitleştiren bu platform, girişimcilerin zaman ve kaynaklarını daha verimli kullanmalarını sağlamayı hedefliyor. Şirket kuruluş süreçlerini online olarak tamamlama imkanı sunan Mükellef, bürokratik işlemleri minimuma indirgeyerek girişimcilerin işlerine daha hızlı başlamalarına olanak tanıyor. Ayrıca, finansal süreç yönetimini dijitalleştiren bu platform, karmaşık finansal işlemleri anlaşılır ve yönetilebilir hale getiriyor.