IDEF 2023 Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı başladı!

0

Türkiye’nin global kara sistemleri üreticisi Otokar, ülkemizin ilk ağır sınıf insansız kara aracı ALPAR’ı ilk kez IDEF23’te sergiliyor. Türkiye’nin ilk yerli motorlu 8×8 zırhlı aracı ARMA II ilk defa IDEF’te görülecek. ARMA II 8×8’in yeni varyantı ARMA II 8×8 Mobil Onarım ve Kurtarma Aracı ve AKREP II R Keşif ve Gözetleme Aracı fuarda ilk kez sergilenecek araçlar arasında yer alıyor. Otokar standında ARMA 6×6 Zırhlı Personel Taşıyıcı, AKREP II zırhlı araç ailesinin dizel versiyonu ile Otokar’ın paletli zırhlı muharebe aracı TULPAR iki farklı kule sergileniyor. Stantta COBRA II’nin Zırhlı Acil Müdahale Ambulansının yanı sıra COBRA II Zırhlı Personel Taşıyıcı ve URAL Zırhlı Personel Taşıyıcı da tanıtılıyor. Otokar’ın tanıttığı sistemler arasında ayrıca Türkiye’de ilk kez tanksavar füze entegrasyonu yapılmış olan 30 mm kule sistemi yer alıyor. MIZRAK, ARMA II aracı üzerinde sergileniyor.

Koç Topluluğu şirketlerinden Türkiye’nin global kara sistemleri üreticisi Otokar; 25-28 Temmuz 2023 tarihlerinde 16’ncı kez düzenlenen IDEF 2023 Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda dünya çapında tanınan askeri araçları ve kule sistemleriyle yerini aldı. İstanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuarda Otokar, farklı özellik ve kabiliyetlere sahip 11 askeri aracını, kule sistemlerini sergilerken ARMA 8×8 Sürücü Nişancı Eğitim Simülatörünü de kullanıcılarına tanıtıyor. Otokar’ın ARMA 8×8 Alçak İrtifa Hava Savunma Aracı ve ARMA 6×6 HPEM Aracı da fuar boyunca Aselsan standında sergileniyor. 

Ülkemiz için her zaman göreve hazırız

Otokar’ın kara sistemlerinde Türkiye’nin en deneyimli şirketi olduğunu belirten Genel Müdür Serdar Görgüç; “Türk ordusu ve güvenlik güçleri dahil olmak üzere 5 kıtada 40’tan fazla dost ve müttefik ülkede, 33 bine yakın askeri aracımız görev yapıyor. Global ölçekteki bilgi birikimimiz, mühendislik başarımız, Ar-Ge ve teknoloji kabiliyetimiz ile kullanıcılarımıza en iyi ürün ve  hizmetleri sunmak için çalışıyoruz. Günümüz ve gelecek tehditlere karşı etkin çözümlerimizle kullanıcılarımızın ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyoruz” dedi.

Otokar’ın Türkiye’de ve dünyada farklı iklim ve coğrafyalarda edindiği deneyimleri araç geliştirme çalışmalarına yansıtmaktan gurur duyduklarını belirten Serdar Görgüç şunları söyledi: “Dünyanın dört bir yanında düzenlenen savunma sanayii fuarlarına katılarak ürün, hizmet ve kabiliyetlerimizi sergiliyoruz. IDEF’in yeri ise bizde ayrı. Her yıl kullanıcılarımızı ilklerimizle karşılıyoruz. Bu yıl Türkiye’nin ilk ağır sınıf paletli İnsansız Zırhlı Aracı ALPAR ile yerli motorlu ARMA II 8×8 ile öncülüğümüzü sürdürüyoruz. Yine ARMA II 8×8 ve AKREP II’nin yeni varyantları fuarın en yenilikçi araçları olacak.

Hedefimiz ülke ihracatına olan katkımızı sürdürmek

Cirosunun yüzde 7’sini araştırma geliştirme faaliyetlerine ayıran Otokar’ın başarısının temelinde sürekli kendini geliştirme ve yeniliklere öncülük etme anlayışı olduğunun altını çizen Görgüç, “Son 10 yılda 2,1 milyar TL’lik Ar-Ge harcaması gerçekleştirdik. Üstün tasarım, test ve üretim kabiliyetlerimiz sayesinde, kullanıcılarımızın sürekli değişen gereksinim ve ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilme yeteneğine sahibiz. Sahip olduğumuz tasarım, geliştirme, teknoloji ve mühendislik kabiliyetlerimizle küresel ölçekte dünya devleriyle yarışıyoruz. 2022 yılında savunma sanayii ciromuz içinde ihracatın payı ise yüzde 99 olarak gerçekleşti. Fuar süresince mevcut kullanıcılarımızla olan iş birliklerimizi geliştirirken, potansiyel kullanıcılara kara sistemleri alanındaki kabiliyetlerimizi tanıtacağız.

Türkiye savunma sanayisi için bir ilk: ALPAR

İnsansız olarak tasarlanmış ilk ağır kara aracı olan ALPAR, Türkiye savunma sanayisi için bir ilk olma özelliğini taşıyor. Silahlı Kuvvetlerin robotik ve insansız kara aracı ihtiyacını karşılamak üzere, muharebe sahasında insanlı ve insansız unsurlarla beraber görev icra edebilecek şekilde insansız bir platform olarak geliştirilen ALPAR’ın, 15 ton azami yüklü ağırlığı bulunuyor. Otonom ve yapay zeka sistemlerle muharebe sahasında personel riskini azaltmak, sahadaki personel sayısını düşürmek, görev başarısını artırmak, insansız hava araçları ve muharebe sahasındaki diğer unsurlar ile haberleşerek etkinliği artırmak için çözüm olarak geliştirilen ALPAR, otonom ve uzaktan komuta ile görev yapabiliyor. Düşük termal izi, uçakta taşınabilme özelliği ve hızlı değiştirilebilen batarya altyapısı ile dikkat çeken ALPAR, bünyesinde taşıyabildiği bir mini insansız kara aracı sayesinde görev kabiliyetini de arttırıyor. İleri keşif, gözetleme gibi görevler ile ateş destek aracı, lojistik destek aracı, hava savunma aracı, tanksavar aracı gibi farklı görevlere uygun modüler bir tasarıma sahip olan ALPAR’ın çevre algılama ve karar verme algoritmaları yerli imkânlarla geliştirildi. Seri hibrit elektrikli tahrik yapısıyla tamamen sessiz görev yapabilen ALPAR, Otokar tarafından geliştirilen Adaptif Sürüş Destek Sistemleri’ni üzerinde barındırıyor.

Türkiye’nin ilk yerli motorlu 8×8 zırhlı aracı: ARMA II 

Otokar, günümüzde sıkça rastlanan asimetrik tehditleri de göz önüne alarak geliştirilen ARMA II 8×8, MIZRAK 30 OMTAS Kule ile IDEF23’te yer alıyor. ARMA II, dünyada kendi sınıfındaki en yüksek balistik, mayın ve el yapımı patlayıcı (EYP) korumasını, yüksek arazi kabiliyetiyle birlikte optimum şekilde sunuyor. 40 ton azami yüklü ağırlığa sahip araç muharebe koşullarında daha fazla taşıma kapasitesi, daha fazla koruma özelliklerinin yanı sıra 120mm kalibreye kadar ağır silah sistemlerinin entegrasyonuna imkân veriyor. ARMA II, Türkiye’nin ilk yerli motorlu 8×8 zırhlı aracı olma özelliği taşıyor. Yüksek teknolojiye sahip bir araç olan ARMA II’de 12.7 litre, 6 silindirli, turbo dizel, 720 BG gücünde motor yer alıyor. Üç yıllık çalışma sürecinin ardından tüm testleri başarıyla geçen ARMA II, zırhlı muharebe aracından zırhlı personel taşıyıcıya; komuta kontrol aracından hava savunma  görevlerine kadar pek çok farklı göreve uygun bir platform sunuyor.

Keşif ve gözetleme görevi için “AKREP II R”

Otokar, düşük silueti, çevikliği ve arazi kabiliyeti ile kullanıcıların dikkatini çeken AKREP II’nin yeni varyantı AKREP II R’de, IDEF23 süresince incelenebilecek yeni araçlar arasında yer alıyor. İleri keşif ve gözetleme aracı olarak geliştirilen araç, düşük silueti ile muharebe sahasına yakın bölgede keşif ve gözetleme faaliyetlerini kolaylıkla icra edebilecek, aynı zamanda elde ettiği bilgiyi muharebe sahası yönetim sistemi ile üzerindeki uydu haberleşme sistemi sayesinde bir komuta kontrol merkezine gönderebilecek kabiliyete sahip. Keşif ve gözetleme sistemi, gövde içerisine gömülmüş yükselen direk sayesinde, kullanılmadığında tamamen aracın içine gizlenebilecek şekilde entegre edildi. Ayrıca uzaktan komutalı silah sistemi sayesinde yakın muharebe sahasında kendini koruma ve/veya tespit edilen hedefleri imha görevlerini yerine getirebiliyor. 3 personel kapasitesine sahip araca eklenebilecek KBRN koruma donanımı, yardımcı güç grubu ve diğer destek ekipmanları sayesinde, araç personeli muharebe sahasında günlerce görev yapma kabiliyetine sahip oluyor.

ARMA II’NİN mobil onarım ve kurtarıcı aracı versiyonu ilk kez IDEF’TE 

ARMA II 8×8’in Mobil Onarım ve Kurtarıcı Aracı versiyonu, 720 BG gücünde bir motora sahip olup, muharebe sahasında birlikte görev yaptığı hasar görmüş, devrilmiş, batmış paletli ve tekerlekli zırhlı araçların kurtarılması, her türlü bakım, onarım ve çekerek kurtarma faaliyetlerinin icrası, zemin düzeltilmesi ve engellerin kaldırılması faaliyetlerini süratli bir şekilde yerine getirebilliyor.

Otokar’ın mevcut 8×8 araçları ile eşdeğer  koruma seviyesine sahip olan araç, muharebe koşullarında araçları güvenli bir şekilde kurtarma görevi sırasında mürettebatını da en yüksek tehditlerden korumak için tasarlandı. Aracın önüne monteli dozer bıçağı ile; mevzi hazırlama, çukur ve hendek kapama gibi operasyonlar gerçekleştirebiliyor. Uzun ve yüksek kapasiteli bom vinci ile; zırhlı araçların kule ve güç grubunu en zorlu koşullarda kaldırabiliyor ve lojistik araçlarına aktarabiliyor. Araca özel tasarlanmış kaldırma ve çekme donanımı sayesinde, birinci aksı eksik başka bir 8×8 aracı sahada çekerek, taşıyıcı bir treyler üzerine çıkartabilecek kapasiteye sahip.

Yeni nesil zırhlı muharebe aracı: TULPAR 

Otokar’ın dünyaca tanınan zırhlı araçları arasında son yıllarda en çok dikkat çeken aracı arasında yer alan TULPAR, iki versiyonuyla IDEF23’te sergileniyor. TULPAR Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı, hareket kabiliyeti, yüksek ateş gücü ve beka özellikleri ile dikkat çekiyor. Gelecekte ortaya çıkabilecek gereksinimlere cevap verebilecek şekilde 28.000 kg ile 45.000 kg arasında genişleme potansiyeline sahip çok amaçlı paletli araç olarak tasarlanan TULPAR modüler tasarım yaklaşımı, farklı konfigürasyonlar için ortak gövde yapısı ve ortak alt sistemler kullanılabilmesini sağlıyor. TULPAR’ın farklı araç konfigürasyonlarının ortak alt sistemler ile görev yapabilmesi kullanım esnekliğini artırıyor. En sert iklim koşullarında ve ağır arazi şartlarında test edilen TULPAR, tehditlere göre yapılandırılabilen ve ölçeklendirilebilen modüler zırh teknolojisi ve zırh yapısı ile sınıfının en üstün balistik ve mayın korumasına haiz.

Kule sistemlerinde yeni kabiliyet

Otokar’ın tanıttığı sistemler arasında bir ilk daha yer aldı. Türkiye’de ilk kez bir 30 mm kule sistemi üzerine tanksavar füze entegrasyonu yapıldı. Otokar’ın MIZRAK 30 kulesine Roketsan OMTAS lançer entegre edilerek, ülkemizde üretilen 30mm topa haiz bir kule sistemine tanksavar füze kabiliyeti ilk kez kazandırıldı. Her türlü zırhlı araç üzerine entegre edilen MIZRAK kulesi artık orta kalibreli top ve tanksavar füze kabiliyeti ile zırhlı piyade muharebe araçları için çok etkin bir çözüm oluşturuyor. 

İnsan beynini kullanan yapay zeka çipine askeri yatırım

0

İnsan beynini kullanan yapay zeka çipi projesi askeri fon aldı. Projenin aldığı fonun askeri kaynaklı olması soru işaretleri yaratıyor.

Bilim deneyleri insan beyin hücrelerinin yapay zekadan daha hızlı öğrenebileceğini kanıtlamakla kalmadı. Aynı zamanda bazı bilim adamları artık beyin hücrelerini yapay zeka çiplerinin kullanımında kullanıyor, bu da onları her zamankinden daha hızlı ve daha güçlü yapıyor. 2022 yılında Monash Üniversitesi’nden araştırmacılar, tasarımına insan ve fare beyin hücrelerini dahil eden yarı biyolojik bir yapay zeka çipi olan “DishBrain” adını verdikleri şeyi geliştirdi. DishBrain son derece ümit vericiydi, Pong’un bir versiyonunu sadece beş dakikada çalmayı öğrendi. Bu insan beyni yapay zeka çipini çevreleyen bir proje, Avustralya’nın Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Keşif Araştırma Hibe Programından 407.000 dolar hibe aldı. Bu vaat ileriye dönük olarak daha da kullanılabilir. Bu, DishBrain’in daha gelişmiş sürümlerini oluşturmalarına izin verebiliyor.

Turner Beyin ve Ruh Sağlığı Enstitüsü’nden Doçent Adeel Razi’nin Melbourne’de yeni kurulan  Cortical Labs ile işbirliği içinde yürüttüğü yeni araştırma programı , bir tabakta yaşayan yaklaşık 800.000 beyin hücresinin büyütülmesini içeriyor. Bunlar daha sonra hedefe yönelik görevleri yerine getirmeyi öğretiyor. Projenin amacı, yaşam boyu sürekli öğrenmenin altında yatan çeşitli biyolojik mekanizmaları anlamak için DishBrain sistemi adı verilen bir laboratuvar çanağında insan beyin hücrelerini büyütmek oldu.

İnsan beyninin biyolojik hesaplaması

Bu programlanabilir bilgisayar çipleri, yalnızca yapay zekanın gücünü kullanmakla kalmıyor, aynı zamanda onu insan beyninin biyolojik hesaplamasıyla sorunsuz bir şekilde harmanlıyor. Bu, bilgi işlemi yalnızca silikon tabanlı donanıma güvenmekten çok daha ileriye taşıyabilecek bir adım. En azından, dahil olan birçok araştırmacının inandığı şey bu. Araştırma başarılı olursa, yapay zekayı kullanan son teknoloji bilgisayar çipleri için tamamen yeni kapılar açabilir. Robotik, planlama, gelişmiş otomasyon, ilaç keşfi ve beyin-makine arayüzleri dahil olmak üzere çeşitli alanlarda da etkileri olabilir.

Bu, nihayetinde OpenAI, Google’ın AI girişimleri ve Apple’ın pişirebileceği her şey gibi şeylerde gördüğümüzden çok daha güçlü olan tamamen yeni nesil bir makine öğreniminin temelini oluşturabilir. Araştırmacılar, hibeyi biyolojik sinir ağlarının öğrenme kapasitesini çoğaltabilen daha gelişmiş yapay zeka makineleri geliştirmek için kullanacaklarını söylüyor.

BinBin İstanbul Havalimanı’nda ücretsiz scooter servisi vermeye başladı

Mikromobilite alanında teknoloji üreten, çevreci ve pratik ulaşım çözümleri sunan teknoloji şirketi BinBin, yaz sezonunda yaşanan seyahat problemlerine yönelik yepyeni bir ulaşım çözümüne daha imza attı. 2020 yılından itibaren Türkiye’nin küresel ölçekteki en büyük projelerinden İGA İstanbul Havalimanı’nda hizmet sunan şirket, kısıtlı bir süreyle terminal içerisindeki tüm cihazlarını ücretsiz kullanıma açtı.  

Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte İGA İstanbul Havalimanı binlerce uçuşa ve yüz binlerce yolcuya ev sahipliği yapmaya başladı. Yaz sezonu itibariyle terminal içerisinde ciddi bir trafik artışı görülüyor.  Yaşanan yoğunluk ve oluşan kuyruklar nedeniyle yolcuların mağdur olmaması ve daha iyi bir seyahat deneyimi yaşanması adına sunduğu hizmete yeni çözümler ekleyen BinBin, terminal içerisindeki tüm kullanıcılarına ücretsiz olarak hizmet vereceğini açıkladı.

QR koduyla hızlı ve pratik kullanım 

Teknoloji ve insan tecrübesini bir araya getirerek en iyi müşteri deneyimini sunmaya odaklanan BinBin, yenilenen mobil uygulaması sayesinde oldukça pratik kullanım kolaylığı sağlıyor. BinBin cihazlarına erişmek isteyen kullanıcıların BinBin mobil uygulamasını iOS ve Android platformlarından indirmesi ve üyelik oluşturması gerekiyor. Yenilenen arayüzü sayesinde, kullanıcılar mobil uygulama içerisinde yer alan haritadan yakınlarında bulunan tüm cihazları ve cihazların batarya durumu kolayca görülebiliyorlar. 

Kullanıcıların Terminal içerisindeki cihazları ücretsiz bir şekilde kullanmaları içinse üzerlerinde yer alan QR kodunu mobil uygulamaya taratmaları yeterli oluyor.

BinBin CEO’su Kadir Abdik, konuya ilişkin değerlendirmesinde, kullanıcılarına daima daha iyi hizmet sunmaya odaklandıklarını belirterek şunları söyledi; “Binbin olarak bugün dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılarımıza çevreci ve ekonomik bir ulaşım alternatifi sunmak ve ihtiyaç duydukları her noktada var olmak adına çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2020 yılından beri İGA İstanbul Havalimanı içerisindeki önemli noktalarda, pratik ve hızlı bir seyahat deneyimi yaşatmak adına en yeni cihazlarımızla hizmet sağlıyoruz. Türkiye’nin ulaşımının kalbi olan ve milyonlarca yolcuya ev sahipliği yapan İstanbul Havalimanı’nda bu sezon yaşanan yoğunluk nedeniyle, yolcularımızın seyahat deneyimlerini daha iyi hale getirmek adına belli bir süre için ücretsiz kullanım hizmetimizi hayata geçirdik.  Bu sayede yaz aylarında artan yoğunlukta terminal içerisindeki uzun mesafeleri güvenli, pratik ve ücretsiz olarak kısaltıyoruz. BinBin olarak, bulunduğumuz her alanda kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına çözüm üretiyor ve en iyi kullanıcı deneyimini sağlamak için bu hizmetlerimizi geliştirerek sürdürmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. 

Chromecast patent davası Google’a pahalıya patladı!

Chromecast patent davası nedeniyle Google para cezasına çarptırıldı. Bu cezayla Google’ın patent ihlali netleşmiş oldu.

Alphabet’in Google’ı, uzaktan akış teknolojisiyle bir yazılım geliştiricisinin patent haklarını ihlal etti. Teksas, Waco’daki bir federal jüri 338.7 milyon dolar tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi. Jüri, Google’ın Chromecast ve diğer cihazlarının, bir ekrandan diğerine video akışıyla ilgili olarak Touchstream Technologies’in sahip olduğu patentleri ihlal ettiğini tespit etti. Yasal şikayetinde şirket, Aralık 2011’de Google ile bir araya geldiğini ve Shodogg teknolojisi için bir ortaklık hakkında görüştüğünü iddia ediyor. NDA’ları imzaladığını söylüyor ve Google’ın Şubat 2012’de aniden bu ortaklığa devam etmemeye karar verdiğini öne sürüyor.

Google sözcüsü Jose Castaneda yaptığı açıklamada, şirketin karara itiraz edeceğini ve “her zaman teknolojiyi bağımsız olarak geliştirdiğini ve fikirlerimizin esası üzerinde rekabet ettiğini” söyledi. Touchstream avukatı Ryan Dykal yaptığı açıklamada, Touchstream’in karardan memnun olduğunu söyledi.

Google patent davasında suçlu bulundu

Shodogg olarak da iş yapan New York merkezli Touchstream, 2021’deki davasında, kurucusu David Strober’ın videoları akıllı telefon gibi küçük bir cihazdan televizyon gibi daha büyük bir cihaza “taşımak” için 2010 yılında teknoloji icat ettiğini söyledi. Şikayete göre Google, Aralık 2011’de Touchstream ile teknolojisi hakkında görüştü ancak iki ay sonra ilgilenmediğini belirtti. Google, Chromecast medya akış cihazlarını 2013 yılında piyasaya sürdü.

Touchstream, Google’ın Chromecast’inin yeniliklerini kopyaladığını ve üç patentini ihlal ettiğini söyledi. Ayrıca patentlerinin Google’ın Home ve Nest akıllı hoparlörleri ve üçüncü taraf televizyonları ve Chromecast özelliklerine sahip hoparlörleri tarafından ihlal edildiğini söyledi. Google, Touchstream’in haklarını ihlal ettiğini reddetti ve patentlerin geçersiz olduğunu savundu.

Touchstream, bu yılın başlarında Teksas’taki kablo sağlayıcıları Comcast, Charter ve Altice’ye karşı benzer şikayetlerde bulundu. O davalar ise halen devam ediyor.  Bundan yaklaşık 10 yıl önce 35 dolarlık bir hizmet olan Chromecast’in bu şekilde gündem haline gelebilmesi ise büyük bir başarı diyebiliriz. Üstelik Google’ın bu alana çok fazla ağırlık vermemesi rağmen bu başarıya ulaşıldı. Ceza kararının paylaşılması ile Chromecast’in 10. yılında gelmiş oldu.

MNG Kargo satıldı!

0

DHL Group, Türkiye’nin önde gelen kargo şirketlerinden biri olan MNG Kargo’nun hisselerinin tamamını satın almak üzere anlaşma imzaladı. Yapılan bu anlaşma, Türkiye’nin hızla büyüyen e-ticaret ve kargo sektörlerine yeni bir ivme kazandıracak. Türkiye, sahip olduğu genç ve dinamik nüfus, yaygın dijital iletişim ağı, ve kurulu ulaşım altyapısı ile e-ticaretin, Avrupa Birliği pazarlarından çok daha hızlı bir şekilde, çift haneli büyüdüğü bir ülke. Piyasalar Türkiye’ye, Avrupa’dan yapılan bu doğrudan yatırımı, ülke ekonomisine ve büyüme potansiyeline gösterilen güven olarak yorumluyor. 

2003 yılında kurulan MNG Kargo, 27 aktarma merkezi, 800’ü aşan şubesi ve yaklaşık 10 bin kişiye sağladığı istihdam ile sektörün lider oyuncularından biri.

MNG Kargo, DHL e-ticaret Avrupa kargo teslimatı ağını tamamlayacak

DHL Group CEO’su Tobias Meyer konuyla ilgili, “Sürdürülebilirlik, küreselleşme ve dijitalleşmenin yanı sıra e-ticareti lojistikte bir mega trend olarak tanımladık ve 2025 DHL Grup Stratejisi’nde odaklandığımız bir alan haline getirdik” diyor ve ekliyor: “E-ticaret, lojistik sektörü ve özellikle de kargo hacimleri için en büyük büyüme faktörlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle, organik ve inorganik büyüme stratejileri ile, e-ticaret sektöründeki ayak izimizi genişletmek için sürekli çalışıyoruz. MNG Kargo, bizim iş portföyümüzü tamamlayacak, bu sektördeki kurulu ağımızı daha da genişletmemize yardımcı olacaktır.”

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, “Türkiye, büyüyen ekonomisi, stratejik konumu, yetkin işgücü ve kurulu ulaşım altyapısı ile lojistik sektöründe bölgesel bir merkez durumundadır. Ülkemizdeki kargo hacmi, e-ticarette yakalanan çift haneli büyüme ile günden güne artmaktadır. Sektörün en önemli oyuncularından biri olan DHL’nin Cumhuriyetimizin Yüzüncü yılında gerçekleştirdiği bu satın alma, ülkemizin potansiyeline olan inancını ve artan yatırım iştahını da göstermektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yatırım ortamının geliştirilmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların artırılması en önemli hedeflerimizden biridir” dedi. 

DHL e-Ticaret CEO’su Pablo Ciano, “DHL e-Ticaret olarak amacımız müşterilerimize güvenilir, ulaşılabilir ve sürdürülebilir e-ticaret teslimat hizmetleri sunmaktır. Bu stratejinin bel kemiğini, kendimiz veya ortaklıklar aracılığıyla işlettiğimiz geniş ağımız, dijital uzmanlığımız ve yetkinliklerimiz oluşturuyor. MNG Kargo’nun satın alınması, kurulu ağımızı güçlendirecek ve global müşterilerimizi Türkiye pazarıyla buluşturmamıza yardımcı olacak” diye konuştu.

MNG Kargo CEO’su Kağan Gündüz; “MNG Kargo olarak, DHL Group’un global bilgi ve teknoloji birikimini arkamıza alarak, tüketiciye sunduğumuz hizmet kalitesini daha da geliştirmeyi ve kapasite artırım yatırımları ile daha da yüksek istihdam yaratmayı hedefliyoruz. Ülkemiz, uluslararası üreticilerin sürdürülebilir tedarik zinciri oluşturma stratejilerinin odağı haline gelmiş durumdadır ve sektörümüzün gelişimi hız kesmeden devam edecektir” açıklamasında bulundu. 

Apple, geliştiriciler için Vision Pro başvurularını başlattı

Apple, yapılan bir duyuryla geliştiricilerin Vision Pro kulaklık almak için başvuru yapabileceklerini bildirdi. Kulaklığa ek olarak, geliştirme kiti ayrıca cihazı kurma yardımı, kod düzeyinde destek talepleri ve visionOS için bir uygulama tasarlama ve geliştirme konusunda Apple uzmanlarıyla “check-in” içeriyor.

Şirket, “visionOS özelliklerinden ve yeteneklerinden yararlanan” bir uygulama oluşturan başvuru sahiplerine öncelik verecek. Başvurmak için Apple, ekibinizin geliştirme becerilerini ve mevcut uygulamalarını belirtebileceğiniz Apple Geliştirici Programında Hesap Sahibi olmanız gerektiğini söylüyor. Sun Apps CEO’su Dylan McDermott, Apple’ın cihazları güvence altına alma politikasının ayrıntılarını da tweetledi.

Vision Pro

Apple ayrıca Cupertino, Londra, Münih, Şangay, Singapur ve Tokyo’da Apple’ın web sitesinde başvurabileceğiniz geliştirici laboratuvarları düzenliyor. Ayrıca, geliştiricilerin uygulamalarının Vision Pro’da kullanılan visionOS işletim sistemi için hazır olduğundan emin olmalarına yardımcı olacak bir uyumluluk kontrol listesi yayınladı.

Apple, geliştiricilerin hiçbir şeyi değiştirmek zorunda kalmadan uygulamalar üzerinden otomatik olarak taşınacağı için iOS ve iPadOS uygulamalarını kulaklığa getirmeyi kolaylaştırmaya çalışıyor. Bununla birlikte, geliştiriciler uygulamalarını visionOS için geliştirmekte ve yenilerini oluşturmakta özgürler. Kulaklık 3.499 dolardan başlayacak ve gelecek yılın başlarında ABD’de piyasaya sürülecek.

Renault’tan ikinci el araçlar için yenileme programı

0

Renault Group, yeni kimliği RENEW ile ikinci el faaliyetlerini büyütmeye devam ediyor. RENEW, daha önce Renault2 markası altında yer alan 56 satış noktasının tamamında hizmete sunuluyor.

Bursa’daki Oyak Renault fabrikasında kurulan ikinci el otomobil yenileme ile yenilikçi bir yaklaşım getirecek olan Refactory’de, aynı zamanda yenilenen tüm araçlar RENEW’un ikinci el konusundaki uzmanlığı ile buluşuyor.

Renew, Türkiye’de 56 noktada faaliyet gösteren geniş satış ağıyla ikinci el araçlarda yeni bir standart belirliyor.

96 kontrol noktası, 12 aya kadar garanti ve cazip finansman seçenekleri sunan Renew, ikinci el araç güvenilirliğinin yanı sıra, tüm markaları barındıran geniş bir model yelpazesiyle hizmet veriyor. 

Renault Group, Refactory ile sürdürülebilir kalkınma stratejisinin merkezinde yer alan endüstriyel ve ticari bir ekosistem yaratmayı hedefliyor. Refactory faaliyetlerine ilk olarak Fransa’nın Flins bölgesinde başlayan Renault Group, ardından İspanya’nın Sevilla kentinde devam etti. Son olarak ise Bursa’da başladı. 

Oyak Renault fabrikası bünyesinde kurulan bu yeni endüstriyel tesisin amacı, kullanılmış otomobilleri standartlara göre yenilemek. Test sürüşü, ekspertiz, teşhis, mekanik ve karoser onarımları gibi hizmetler sunan Refactory, aynı zamanda boya işlemleri, Renault Estetik süreci (ayrıntılı iç ve dış temizlik), kalite kontrolü ve otomobilin standartlaştırılmış fotoğraf çekimi alanlarında da kalitesiyle fark yaratıyor. İlk etapta Clio IV, Clio V ve Megane Sedan modellerine odaklanan Refactory, hizmetlerini genişletecek. 

Bu yaklaşımın avantajı, endüstriyel olarak standartlaştırılmış süreç, maliyet azaltma ve aynı zamanda yüksek kaliteli onarım seviyesidir. Oyak Renault fabrika ekiplerinin güçlü uzmanlığı, bayilere RENEW’in yeni kalite standartlarını sunmasını sağlayacak. Buradan çıkan ikinci el otomobiller 2 yıl garantili olacak.

DyDo Drinco Türkiye, atık sorunu için harekete geçti

0

İçecek ürünlerinde kalite ve çeşitlilik sunan DyDo Drinco Türkiye, sürdürülebilirlik projeleri çerçevesinde öncü adımlar atmaya devam ediyor. Bu kapsamda, bünyesinde bulunan Saka Su markası ile “Crush Your Bottle” projesini oluşturan DyDo Drinco Türkiye, geri dönüşüm sürecine katkıda bulunmayı ve daha fazla atık alanı yaratmayı hedefliyor. 

Sürdürülebilir kaynaklar elde edebilmek ve gelecek nesillere temiz bir dünya bırakabilmek için geri dönüşüm büyük bir önem taşıyor. Tüketimi en aza indirerek malzemelerin yeniden kullanılabilir hale gelmesini sağlayan geri dönüşüm, sürdürülebilir bir dünyanın anahtarını oluşturuyor. Değerleri doğrultusunda sürdürülebilirliği odağına alan çalışmalar gerçekleştiren DyDo Drinco Türkiye, bu çerçevede hayata geçirdiği “Crush Your Bottle” projesi ile plastik şişe atıkları sorununu ele alıyor. Günlük hayata kolayca entegre edilebilen proje, plastik atıkların geri dönüşümü için pratik bir çözüm sunuyor.

DyDo, gençlere ve çocuklara daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için harekete geçti

Her yıl milyonlarca plastik şişe çöplere atılıyor, düzensiz çöp atımı ise atık fazlalığına sebep oluyor ve zararlı sera gazlarını havaya salıyor. Bu çerçevede harekete geçen DyDo Drinco Türkiye, boş plastik şişelerin çöp kutusuna atılmadan önce ‘şişeyi ezme’ uygulamasını benimseyerek bir farkındalık projesine imza attı. Küçük bir adımla büyük bir etki yaratmayı amaçlayan DyDo Drinco Türkiye, Crush Your Bottle projesi ile çöp kutularında daha fazla alan yaratıyor, atık toplama sıklığını azaltıyor ve CO2 emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunuyor. 

Gençlere ve çocuklara daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için harekete geçen DyDo Drinco Türkiye, bu kapsamda Saka Su markası ile hayata geçirdiği en yeni “Crush Your Bottle” ile plastik şişe kullanan herkesin bu şişeleri ezerek çöp kutusuna atmaya davet ediyor. 

Twitter’ın sıradaki rakibi TikTok

Twitter aldığı bir çok tepkiyle uyguladığı yanlış politikalarla kan kaybetmeye başlayınca yeni rakipleri doğdu. Bluesky, Threads gibi birçok güçlü platform doğrudan Twitter’la rekabet için üretildi. Şimdi de dünyada en çok kullanılan sosyal medya uygulamalarından olan TikTok duyurduğu metin özelliğiyle Twitter’a rakip olmaya hazırlanıyor.

Platform, duyuruda süreci çok daha kolaylaştıracağının ve kullanıcıların fikirlerini beyan etmelerini sınırlarını genişlettiğinin altını çiziyor. Twitter’ın kısıtlayıcı yaklaşımına karşı özgürlükçü iddialarda bulunması platformun elini güçlendiriyor fakat bunun ne kadar gerçekçi olduğu ve TikTok’un kullanıcı profiline, düşük kaliteli içeriklerine ilişkin çektiği tepkiler nedeniyle bunun ne kadar karşılık bulabileceği tartışma konusu.

TikTok’un paylaştığı görsel

Fakat yine de Elon Musk’ın Twitter’ın adını değiştirerek kültürünü yok etmeye yönelik hamleleri ve her geçen gün artan kısıtlamaları büyük kitlelerin uygulamadan kaçmasına neden oluyor. Dolayısıyla bu rakip çıkan her uygulamaya az ya da çok fayda sağlayacak.

Platformla ilgili bir diğer endişe ise bilgi güvenliği noktasında. Platform yakın zamanda sadece ülkemizden 700.000 kullanıcının hesabının çalınması ile gündeme gelmişti. Kişilerin fikirlerini barındırdığı bir noktada TikTok’un bu verileri ne kadar iyi koruyacağı tartışılıyor. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Twitter’a rakip olarak duyulan Threads de Instagram’ın destekleriyle çok hızlı yükseldi. Fakat aynı başarıyı kullanıcıların uygulamada tutmakta gösteremedi ve hızlı bir şekilde düşüşe geçti.

Elektronik sertifika sayısı 7,5 milyonu geçti

0

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından açıklanan 2023 yılı ilk çeyrek Elektronik sertifika verilerine göre, e-imza sayısı 6,7 milyona, mobil imza sayısı ise 887 bine ulaştı. Toplamda 7,5 milyon elektronik sertifika oluşturuldu. 

BTK, 2023 yılının ilk çeyreğine ilişkin Pazar Verileri Raporu’nu yayımladı. Üretilen elektronik imza sayısı 6 milyon 672 bin 173’e yükseldi. Mobil imza sayısı ise 887 bin 43’e ulaştı. Toplamda 7 milyon 559 bin 216 elektronik sertifika oluşturuldu. 2022 yılının son çeyreğine oranla e-imza sertifika sayısında yüzde 4,1 artış, mobil imza sertifika sayısında ise yüzde 3,1 yükseliş gerçekleşti. Toplam üretilen sertifika sayısı ise bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 4 arttı. Islak imza ile aynı hukuki geçerliliğe sahip e-imza, elektronik işlemlerde gönderilen bilginin yolda değişmediğini, gönderen kişiye ait olduğunu ve inkâr edilemeyeceğini garantiliyor. E-imza, ayrıca elektronik ortamda gerçekleşen işlemlerde kişilerin kimlik bilgilerinin doğruluğunu da gösteriyor.

Elektronik sertifikalar çalışan verimliliğini artırıyor

E-imzanın işletmelerde dokümanların imzalanma sürecini bilgisayar ve mobil ortama taşıyarak pek çok operasyonel süreci birkaç tıklama işlemi ile zamandan ve mekândan bağımsız hale getirmek için kullanılan temel öğelerden biri olduğuna dikkat çeken E-GÜVEN Genel Müdürü İlker Türkoğlu, “Günlük hayatımızda, e-imza bireylere ve işletmelere önemli avantajlar sağlıyor. Bireyler tarafında, e-devlet uygulamalarının giderek yaygınlaşması, e-imza kullanımını da artırıyor ve zamanın çok değerli olduğu günümüzde her türlü işlemin verimli, hızlı yapılabilmesini sağlıyor.  İş süreçlerini kısaltmak ve çalışanlarının verimliliğini hem ofis içinde hem ofis dışında maksimum seviyeye çıkarmak isteyen şirketler de e-imzayı bünyelerine dahil edip, iş süreçlerini hızlandırıyor. E-imza ve e-imzalı çözümler ile iş süreçlerini dijitalleştiren kurumlar kâğıt, kargolama ve arşivleme maliyetlerini de ortadan kaldırıyor. Kâğıtsız hayatı mümkün kılan, enerji, zaman ve para tasarrufu sağlayan e-imza ve çözümler, işletmelerin en değerli hazinesi olan verinin ve emeğin korunmasına yardımcı olurken, doğaya da büyük katkı sağlıyor” açıklamasında bulundu. 

Kuzey Koreli hackerların IP adresleri açığa çıktı!

Güvenlik uzmanları, Kuzey Koreli bilgisayar korsanlarının, yaptıkları bir hata nedeniyle kurumsal yazılım şirketi JumpCloud’a son zamanlarda yapılan bir izinsiz girişin arkasında olduğuna büyük güven duyduklarını söylüyorlar.

JumpCloud’un etkilenen müşterilerinden birine yardım eden Mandiant, ihlali Kuzey Kore’nin Genel Keşif Bürosu veya kripto para şirketlerini hedef alan ve yöneticiler ile güvenlik ekiplerinin şifrelerini çalan bir bilgisayar korsanlığı birimi olan RGB için çalışan bilgisayar korsanlarına bağladı. Kuzey Kore, yaptırım uygulanan nükleer silah programını finanse etmek için uzun süredir kripto para hırsızlıklarını kullandıklarını belirtiyor.

Bir blog gönderisinde Mandiant, UNC4899 olarak adlandırdığı bilgisayar korsanlığı biriminin yanlışlıkla gerçek dünyadaki IP adreslerini ifşa ettiğini söyledi. Kuzey Koreli bilgisayar korsanları, IP adreslerini maskelemek için genellikle ticari VPN hizmetlerini kullanıyor, ancak “birçok durumda” VPN’ler çalışamadı veya bilgisayar korsanları, kurbanın ağına erişirken bunları kullanmadı ve Pyongyang’dan erişimlerini açığa çıkardı.

Mandiant, kanıtlarının bunun “bir OPSEC hatası” olduğunu desteklediğini, operasyonel güvenliğe atıfta bulunduğunu söyledi. Araştırmacılar, daha önce Kuzey Kore’ye atfedilen bilgisayar korsanları tarafından kullanılan bu izinsiz girişte de kullanılan ek alt yapıyı ortaya çıkardıklarını söylediler.

Kuzey Kore-nexus tehdit aktörleri, kripto para birimini çalmak için siber saldırı yeteneklerini geliştirmeye devam ediyor. Mandiant’ın CTO’su Charles Carmakal, “Geçtiğimiz yıl boyunca, birden fazla tedarik zinciri saldırısı gerçekleştirdiklerini, meşru yazılımları zehirlediklerini ve özel kötü amaçlı yazılım geliştirip MacOS sistemlerine yerleştirdiklerini gördük” dedi. “Nihayetinde şirketlerle kripto paraları tehlikeye atmak istiyorlar ve oraya ulaşmak için yaratıcı yollar buldular. Ama aynı zamanda bazı izinsiz girişleri onlara atfetmemize yardımcı olan hatalar da yapıyorlar.”

SentinelOne ve CrowdStrike, Kuzey Kore’nin JumpCloud saldırısının arkasında olduğunu da doğruluyor

JumpCloud, geçen hafta yaptığı kısa bir gönderide, beşten az kurumsal müşterisinin ve ondan az cihazının Kuzey Kore bilgisayar korsanlığı kampanyası tarafından hedef alındığını söyledi. JumpCloud, Haziran ayında bir izinsiz girişi bildirdikten sonra müşteri API anahtarlarını sıfırladı. JumpCloud’un GoFundMe, ClassPass ve Foursquare dahil 200.000’den fazla kurumsal müşterisi vardır.

Worldcoin göz taramalı kripto projesi başladı!

Sam Altman’ın cüretkar göz küresi tarama kripto girişimi Worldcoin, “insanları yapay zekadan çevrimiçi olarak ayırmak” için güvenilir bir çözüm oluşturmaya yardımcı olmak, “küresel demokratik süreçleri” etkinleştirmek ve “ekonomik fırsatı büyük ölçüde artırmak” için hizmetlerini küresel olarak sunmaya başladı.

Toplamda yaklaşık 250 milyon dolar toplayan ve destekçileri arasında Andreessen Horowitz, Khosla Ventures ve Reid Hoffman’ı sayan girişim, kimlik teknolojisinin yanı sıra token’ı uluslararası alanda kullanıma sunduğunu söyledi. Bireyler, girişimin protokol uyumlu cüzdan yazılımı olan World App’i indirebilir ve World ID’lerini almak için girişimin kask şeklindeki göz küresi tarama doğrulama cihazı olan Orb’u ziyaret edebilir.

Daha önce şirket tarafından belirtildiği gibi, Worldcoin belki de dünyaya para birimini benimsemesi için rüşvet vermeye yönelik en cüretkar çabalardan biridir. OpenAI CEO’su Altman ve Alex Blania tarafından kurulan girişim, her insanın akıllı telefonuna bir kripto cüzdanı koymak istiyor, ancak bunu yapabilmek için birinin benzersiz olup olmadığını belirlemenin bir yolunu bulmak gerekiyor.

Üç yılı aşkın bir süredir üzerinde çalışılan Worldcoin, Hindistan da dahil olmak üzere birçok ülkede sessizce bireyleri kaydettiriyor ve katılanlara 25 Worldcoin jetonu veriyor. Ancak şimdiye kadarki yolculuk pek pürüzsüz olmadı. Proje, yoksul ülkelerdeki sömürücü uygulamalar nedeniyle çok fazla kişi tarafından eleştirildi.

Şirket tarafından yapılan açıklamada, Worldcoin’in şu an için ABD’de piyasaya sürülmeyen tüm tokenlerinin yaklaşık %20’sini elinde tuttuğunu söyledi.

“Başarılı olursa, Worldcoin’in ekonomik fırsatı büyük ölçüde artırabileceğine, gizliliği korurken çevrimiçi yapay zeka için insanları ayırt etmek için güvenilir bir çözüm ölçeklendirebileceğine, küresel demokratik süreçleri etkinleştirebileceğine ve sonunda yapay zeka tarafından finanse edilen UBI’ye giden potansiyel bir yol gösterebileceğine inanıyoruz.”

Worldcoin’in “küresel ölçekte uyum sağlama girişimi” olduğunu söylenerek, Twitter’ın kurucu ortağı ve kripto para dünyasına yabancı olmayan Jack Dorsey’den bir hamle geldi.

BluTV kimin?  BluTV’de görev değişikliği

BluTV ülkemizde en çok izlenen dijital akış hizmetleri arasında yer alıyor. BluTV’de geçtiğimiz aylarda görev değişikliği olmuştu. Peki BluTV kimin?

Yerli dijital akış hizmet BluTV çıkış tarihinden bu yana önemli yayınlara imza attı. Özellikle geçmişte başarılı olan dizilerin devamını getirmesi büyük bir izleyici kitlesi çekti. Bununla beraber çıkardığı yeni yerli yapımlar da dikkat çekici oldu.  Başarılı içeriklere imza atan BluTV geçtiğimiz günlerde değişikliğe gitti. BluTV’nin kurucusu ve CEO’su Aydın Doğan Yalçındağ, CEO’luk görevini Deniz Şaşmaz Oflaz’a devretti. Ocak 2023’te yaşanan bu değişim, BluTV’nin genel stratejisinde de değişikliğe neden olabilir.

Deniz Şaşmaz Oflaz’ın kariyerine baktığımızda ise 2016 yılında Content Strategy and Acquisitions Manager olarak çalışma hayatına başladığını görüyoruz. Daha sonra 2018 yılında Head of Content Acquisitions & Productions göreviyle çalışma hayatına devam etti. Son olarak BluTV’ye katılan Oflaz, 2020 yılında Chief Commercial Officer” ve 2021 yılında “Chief Commercial & Content Officer” olarak şirkette görev aldı.

BluTV’de yer alan yapımlar

7 yıllık bir geçmişe sahip olan BluTV, bu değişimle önemli bir yeniliğe imza atıyor. 2021 yılında ise medya devi Warner Bros. Discovery ile stratejik bir ortaklığa gitmesi de platformun büyümesini sağlıyor. Discovery ssson olarak şirketin yüzde 35’li hissesi için 20 milyon dolar ödeme yaptı. Bu ödemenin yapıldığı dönemde BluTV’nin değerlemesi 57 milyon seviyelerindeydi.

Bununla birlikte HBO ile BluTV arasında yapılan anlaşma da büyük bir öneme sahip. Bu anlaşma kapsamında HBO dizileri BluTV üzerinden izlenebilecek.

Ayrıca istatistiklere baktığımızda BluTV içerik havuzu ile önemli bir kullanıcı kitlesini elinde bulunduruyor. Türkiye’de BluTv yüzde 38’lik izleyici kitlesine sahip. Netflix yüzde 27,Amazon Prime Video yüzde 19, Disney+ yüzde 8 ile BluTV’yi takip ediyor. JustWatch’tan alınan bu istatistikler, BluTV’nin HBO ile anlaşması sonrasında önemli bir büyüme yaşadığını gösteriyor. BluTV’de yer alan bazı öne çıkan yapımlar ise şu şekilde:

  • Bizden Geriye Kalanlar (The Last Of Us)
  • Joker
  • Euphoria
  • Sürücü (Drive)
  • Game of Thrones
  • Aşıklar Şehri (La La Land)
  • Westworld
  • Soygun (Good Time)
  • True Detective
  • Yıldızlara Doğru (Ad Astra)

Yurt dışı telefon kayıt ücreti ne kadar?

Yurt dışı telefon kayıt ücreti 7 Temmuz 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile güncellendi. Peki yurt dışı telefon kayıt ücreti ne kadar?

Yurt dışından telefon almak, vergi yükümlülüğünü göz önünde bulundurulduğunda çok avantajlı olmaktaydı. Ancak son düzenlemeler ile yurt dışından alınan telefonlar için kayıt ücretlerinde değişiklik oldu. Böylelikle 7 Temmuz 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 492 Sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarifelerde yer alan harç tutarı yüzde 50 artış gerçekleşti.

Daha önce 2023 yılında IMEI kayıt ücreti 2 bin 732 TL’den 6 bin 91 TL’ye çıkarılmıştı. Resmi Gazete’de yayınlanan artışla bu ücret Cumhurbaşkanı kararıyla birlikte 20 bin TL’ye yükseldi. Böylelikle IMEI kayıt ücreti 20 bin TL olarak değişti.

IMEI kaydı nasıl yapılıyor?

BTK kararı kapsamında yurt dışından getirilen telefonların kayıt edilebilmesi için 120 günlük bir sınır bulunuyor. Bu 120 gün içerisinde e-Devlet üzerinden başvuruda bulunulması gerekiyor. Kayıt işlemi için öncelikle E-devlet üzerinden kayıt hakkı sorgulamak gerekiyor. Daha sonra harç ücreti yatırılıp kayıt işlemleri tamamlanması gerekiyor.

Tüm bu işlemler için e-Devlet kapısı https://www.turkiye.gov.tr/btk-imei-kaydet üzerinden sisteme giriş yapmak gerekiyor. Daha sonra gerekli bilgiler doldurulduktan sonra kayıt işlemi gerçekleştiriliyor. Bazı kişilerde e-devlet kapısı üzerinden işlem sırasında sistemsel veya hak bazlı sorun yaşanabiliyor. Buna izin verilmeyen kişiler (diplomatik belge sahipleri) Abone Kayıt Merkezlerine başvuru yapabiliyor. Böylelikle Resmi Gazete’de yer alan bilgiler şu şekilde:

Karar Sayısı: 7344

Ekli “492 Sayılı Harçlar Kanununa Bağlı Tarifelerde Yer Alan Maktu Harç Tutarının Yeniden Belirlenmesine Dair Karar”ın yürürlüğe konulmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun mükerrer 138 inci maddesi gereğince karar verilmiştir.

492 SAYILI HARÇLAR KANUNUNA BAĞLI TARİFELERDE YER ALAN MAKTU HARÇ TUTARLARININ YENİDEN BELİRLENMESİNE DAİR KARARLAR

Madde 1- (1) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı, (9) sayılı tarifenin “II-Sürücü belgesi harçları” başlıklı bölümü hariç olmak üzere, tarifelerde yer alan ve 2023 yılında uygulanan maktu harç tutarları (maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil) yüzde 50 oranında artırılıyor. Alınan Kanuna bağlı (8) sayılı tarifenin “VIII-Yolcu beraberinde getirilen telefon kullanım izin harcı” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasında yer alan harç tutarı 20 bin TL olarak yeniden belirlendi.

Madde 2- (1) Bu Karar yayımı tarihini izleyen gün yürürlüğe girer.

Madde 3- (1) Bu Karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür.

Trendyol’da satıcı olmak için gerekenler

Trendyol’da satıcı olmak günümüz işletmeleri için önemli avantajlar sağlıyor. Bunun için birkaç adımda işlemleri tamamlayabilirsiniz.

Trendyol 30 milyonu aşkım müşterisi ile ülkemizin en büyük pazaryerlerinden biri. İsteyen satıcılar, şartları karşıladığı takdirde Trendyol’da sanal mağaza açabiliyor. Böylelikle sanal mağazalar ile milyonlarca müşteriye ulaşmak daha kolay oluyor. Trendyol’un satış başına komisyon odaklı ücret politikası da satıcının birden büyük bir ödemenin altına girmesini engelliyor. Böylelikle bu modelde satıcı yaptığı satış başına Trendyol’a pazaryeri komisyonu ödemek durumunda kalıyor. Trendyol bu modeli ile mağaza açma sırasında satıcından hiçbir ek ücret tahsil etmiyor.

Aşağıdaki satıcı olma şartlarını karşılayabilen satıcılar, şirket bilgilerini doldurup ürünlerini ekleyerek müşterilere ulaşabiliyor. Trendyol’da satıcı profili açmak için şirket kurmanız gerekiyor. Anonim, limited veya şahıs şirketiniz varsa Trendyol pazaryerinde satış yapmak için kolayca başvuru yapabilirsiniz.

Trendyol satıcısı olmak

  • Trendyol’da satıcı olabilmeniz için anonim, limited, şahıs veya diğer şirket tiplerinde bir kuruluşunuzun olması gerekiyor.
  • Vergi mükellefi olmanız gerekiyo. Vergi mükellefi, kimin vergilendirileceğinin kişi unsuru olarak tanımlanıyor. Vergi Usul Kanunu’nun 8. maddesinde yer alan bilgilere göre üzerine vergi borcu yüklenen gerçek ve tüzel kişiler, vergi mükellefi anlamına geliyor.
  • Online platformda satılabilecek ürün stoğuna sahip olmanız gerekiyor.
  • Satış operasyonunu sürdürecek kapasiteye sahip olmanız gerekiyor.

Trendyol’da satış yapmak için gerekli şartları yerine getirdiyseniz belgeleri sisteme yüklemeniz gerekiyor. Onaylandıktan sonra 10 iş günü içerisinde Satıcı Üyelik Sözleşmesini ıslak kaşeli ve imzalı olarak göndermelisiniz. Trendyol mağaza açma başvurusu genellikle 1-7 gün içerisinde tamamlanıyor. Bu süreç tamamladıktan sonraürünlerinizi satmaya başlayabiliyorsunuz.

Trendyol’a üye olduktan sonra satıcı olarak giriş yapmak için partner.trendyol.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Satıcı platformuna başvuru yaparken önceden belirlediğiniz şifre ve e-posta adresiniz ile ulaşabilirsiniz. Google Play ve App Store’dan Satıcı Platformu’nu indirerek indirim, kampanya ve duyurularınızı takip edebilirsiniz. Mağaza açılış sürecini başarıyla tamamladıysanız bir sonraki adım ürünlerinizi listelemek ve satışa başlamak. Bunun için ürün bilgilerinizi detaylı olarak girmeniz gerekiyor. En çok satan ürünlerin envanterini güçlendirip, doğru fiyat politikası belirlemelisiniz.

Hangi bankalarda hesabım var?

E-devlet’teki “Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Banka Sorgulama” işlemi hangi bankalarda hesabım var sorusunu cevaplıyor.

Finansal hedeflerinize bağlı olarak, birden fazla banka hesabına sahip olmanın mantıklı olduğunu görebilirsiniz. Ancak sahip olunması gereken doğru sayıda banka hesabı yok. Burada anahtar kelime, hangi hesap kombinasyonunun finansal hedefleriniz ile yaşam tarzınız arasında ideal eşleşmeyi sağladığı.

Tek bir banka hesabına sahip olmak günlük iş süreçlerini kolaylaştırabilir. Ancak bankalar arasında yaşanan bazı kesintiler, müştrileri birden fazla banka hesabına olmaya itiyor. Bu da müşteriler için aslında karmaşıklığa neden oluyor. Hiç kullanılmayan banka hesapları kapatılmayarak güvenlik tehlikeleri de oluşturabiliyor. Birden fazla banka hesabının tüm avantajlarına rağmen, bu seçimin mali durumunuz için mantıklı olmayabileceği nedenler var. Bunlar arasında kontrol edilecek daha fazla hesap olması, asgari bakiyeler ve hesap kesim ücretleri yer alıyor diyebiliriz.

Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Banka Sorgulama

Düzenliyseniz ve biraz araştırma yapmaktan çekinmiyorsanız, birden fazla banka hesabına sahip olmak uzun vadede size kolaylık sağlayabilir. Ancak finansal güvenlik için bu hesapların sürekli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. Ayrıca düşük bir ihtimal de ols dolandırıcılar sizin kimlik bilgileriniz ile sizin adınıza sahte banka hesapları da açabiliyor.

hangi bankalarda hesabınız olduğunu neredeyse hiç efor harcamadan online şekilde öğrenebilirsiniz. Bunun için öncelikle e-devlet sistemine kimlik bilgileriniz ve şifreniz ile giriş yapmanız gerekiyor. Daha sonra e-devlet kapısı üzerinden “Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Banka Sorgulama” sistemine giriş yapmanız gerekiyor. Sorgulamayı yaptıktan sonra hangi bankalarla ilişiğiniz olduğunu görebilirsiniz. Bu sayede hesaplarınızı kontrol edebilirsiniz. Ayrıca borcunuzun olup olmadığını veya bakiyenizin olup olmadığını görüntüleyebilirsiniz.

Elbette bu sorgulama sadece bilgilendirme amaçlı yapılıyor. BDDK, yaptığı bir açıklamada e-Devlet’ten çıkan sonuçlar ile banka kayıtları arasında çelişki oluştuğu takdirde banka kayıtlarının esas alınması gerektiğini belirtiyor. Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Banka Sorgulama sistemi özellikle müşteriler için aktif olmayan hesaplarını kapatmalarını sağlıyor. Bu sayede hesap kalabılığından kurtularak doğrudan ihtiyaca yönelik bir şekilde hareket edilebiliyor. Ayrıca hesapların sizini bilginiz dışında kullanımının da önüne geçerek güvenliğinizi sağlayabilirsiniz. BDDK’nın açıklaması gereği e-devlet’teki bilgilerle bankalardaki bilgileri karşılıklı olarak kontrol etmekte fayda bulunuyor.           

Elektrikli araçlarda ÖTV oranları ne kadar?

Elektrikli araçlarda ÖTV oranları, bu araçların satış fiyatında belirleyici oluyor. Peki elektrikli araçlarda ÖTV oranları ne kadar?

Elektrikli araçlarda ÖTV oranları ile iligli tartışmalar devam ediyor. Bir yandan birçok ülke elektrikli araç teşviklerini artırmak için ÖTV düzenlemesine gidiyor. Ülkemizde ise özellikle Çin’den gelen elektrikli araçlara yönelik yapılan düzenleme gündem oldu.

Böylelikle Çin’den gelen ve 160 kW’yı geçmeyen ve vergisiz fiyatı 1 milyon 250 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar yüzde 10’luk ÖTV dilimine giriyor. 1 milyon 250 bin TL’yi aşan araçlara ise yüzde 40 oranın ÖTV uygulanıyor. Motor gücü 160 kW’ı geçen araçlarda farklı bir uygulamaya gidiliyor. Bu modellerde fiyatı 1 milyon 350 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlardan yüzde 50, bu tutarı aşan araçlardan ise yüzde 60 ÖTV alınıyor.

Aslında burada matrahın yükselmesi elektrikli araç üreticilerinin elini rahatlatıyor. Böylelikle ÖTV oranı bir alt dilimlere iniyor. Togg en düşük ÖTV oranı olan yüzde 10 diliminde kalsa bile, artık fiyatının 1 milyon TL’nin altında kalma zorunluluğu kalkıyor. Bu da Togg için aslında daha sürdürülebilir ve ulaşılabilir bir fiyat politikası anlamına geliyor.

Elektrikli araç satış rakamları

Elektrikli araç konusunda talep hızla artıyor ve yeni modeller de bu artışta önemli br etkiye sahip oluyor. 2022 yılı Ocak-Aralık döneminde tamamen elektrikli olan araç satışlarına baktığımızda, 8.210 otomobil ve 10 adet hafif ticari araç satışının yapıldığını görüyoruz. Bu satışlarda en öne çıkan markalar, 2021 yılına benzer şekilde BMW ve Renault olmuş durumda. Marka model istatistiklerine baktığımızda ise bizi ilk beşte aşağıdaki tablo karşılıyor.

  • BMW iX: 1.502
  • Renault Zoe: 1.155
  • Skywell ET5: 1.150
  • Mercedes Benz EQE: 704
  • Mercedes Benz EQS: 528

Yıl bazlı genel tabloya baktığımızda ise 2021 yılında toplam elektrikli araç satışının 2.894 olduğunu görüyoruz. Bunun 2022 yılında 8.210 adede yükseldiğini görüyoruz. 2022 yılı toplam elektrikli araç satışlarında BMW yüzde 27, Mercedes Benz yüzde 19, Renault ise yüzde 14 pay elde etti. 2021 yılında Porsche Taycan’ın 353 adet ile yüzde 12’lik dilim elde etti. 2022 yılında 182 adet satılması ve yüzde 2’lere gerilemesi sektörün ne kadar dinamik olduğunun da göstergesi diyebiliriz. 2023 yılında ise bizi nasıl bir tablonun karşılayacağını hep birlikte göreceğiz.

Binbin scooter fiyatı ne kadar?

Scooter paylaşımı sektöründe birçok marka birbirleriyle rekabet ediyor. Peki mavi rengiyle dikkat çeken Binbin scooter fiyatı ne kadar?

Binbin markası “Tanısan sende çok sürersin” sloganı ile ülkemizde faaliyet gösteriyor. Şirketin marka değerindeki en öne çıkan özelliklerinden biri de mavi renkli scooterları ile hizmet vermesi. Şirket şu an sadece scooterlarla hizmet sağlıyor. Yani herhangi bir şekilde araç kiralama gibi bir hizmet vermiyor. İstanbul, Adana, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, Kocaeli, Kayseri, Konya, Sakarya, Samsun, Trabzon ve Uşak’ta hizmet bölgeleri arasında yer alıyor. BinBin başlangıç için 2 TL açılış ücret talep ediyor. Ardından kullandığınız her dakika için hesabınızdan 1,29 TL tahsis ediyor.

Scooter paylaşım işindeki maliyetler

Scooter bulma, kiralama ve kullanma becerisi, birbiriyle etkileşime giren farklı donanım ve yazılım katmanları tarafından destekleniyor. Paylaşılan scooterlar internete bağlı olarak çalışıyor. Bu bağlantı doğru kurulmazsa ve filo ile iletişim kesilirse, çok hızlı bir şekilde pahalı hale gelebiliyor. Bir scooter’ın yerinin belli olmaması endişeye neden olabilir. Scooterları şarj etmeye, bakımını yapmaya ve yerini değiştirmeye çalışmak, scooter paylaşım operasyonlarını geniş bir şekilde tanımlar ve bunun oynanmaya başlamasının tek yolu, birbirine bağlı bir scooter filosuna sahip olmaktan geçiyor. Scooter, bulut ve IoT cihazının aynı geliştiriciden gelmesi, hepsini aynı sisteme entegre etme sürecini basitleştiriyor. Bir scooter operasyonunda öne çıkan iş kalemlerini şu şekilde paylaşabiliriz:

  • Filo operasyonları
  • Paylaşım işlemleri
  • Mobil uygulama

Yani aslında bunları hesaba kattığımızda scooter paylaşım işinde bazı ön görülemeyen maliyetler de yer alıyor. Filo operasyonları fiziksel ve personel anlamında en çok iş gücünün harcandığı alan oluyor. Bununla birlikte piyasa işlemleri sırasında şirketler çeşitli kayıplara uğrayabiliyor. Ayrıca mobil uygulamaların işletilmesi ve bakımları da ayrı bir iş yükü oluşturuyor. Tüm bunlarla birlikte aralarda çeşitli vergiler ve kesintiler de buna ekleniyor.

İyi entegre edilen tek bir çözüme ulaşmak, bir scooter paylaşım sisteminin başlatılmasını hızlandırıyor. Bu, iş yükünü hafifletiyor ve pazara girişi hızlandırıyor. Böylelikle operatör için faydalı oluyor. Daha da önemlisi, karmaşıklığı en aza indiriyor. İyi entegre edilen bir sistem, kullanıcı deneyimini olumlu yönde etkiliyor.

2023’te yenilenmiş telefona eğilim 2 kat arttı

0

Tüketicilerin cep telefonu alma tercihlerine dair araştırma, bu yıl yenilenmiş telefon alma eğiliminde geçen seneye göre iki kata yakın artış olduğunu ortaya koydu. Peşin fiyatına 12 ay taksit ve 12 ay garantiyle alınabilen yenilenmiş telefonlar, orijinal parça ve veri güvenliği ile tüketiciler nezdinde ‘akıllı tercih’ olarak öne çıkıyor.

Tüketicilerin cep telefonu alma tercihlerine dair olarak bağımsız araştırma kuruluşu Sia Insight tarafından yapılan araştırma, yenilenmiş telefonun avantajlarını öğrenen tüketicilerin bu yönde tercih yapmaya giderek daha fazla eğilimli olduğunu ortaya koydu. Mayıs ayında 12 ilde bin kişiyle görüşülerek yapılan araştırmaya göre, yenilenmiş telefonun ne olduğunu öğrenen tüketicilerin %31’i alışverişlerini bu yönde yapabileceklerini ifade etti. Aralık 2022’de bu oran %17 seviyesindeydi.

Yenilenmiş telefon almayı düşünen tüketicilerin %60’a yakını ‘boşuna daha fazla para ödememek için’, yarısı ‘sıfır telefonla yenilenmiş telefon arasında fark görmediği’, yüzde 28’i ise ‘elindeki parayla daha iyi marka/modelde telefon’ alabilmek için tercihini bu yönde kullanıyor.

Ticaret Bakanlığı tarafından lisans verilmiş yenileme merkezleri 2020 yılından bu yana özel tanımlı bir kanuni altyapıda hizmet veriyor. Taksitlerin 3 ayla sınırlı olduğu sıfır cep telefonlarına karşın, yenilenmiş cep telefonlarında peşin fiyatına 12 ay taksit, 12 ay garanti ve iki hafta süreyle iade hakkı veriliyor. Yenilenmiş telefon fiyatları, muadili sıfır telefonlara göre yüzde otuza kadar daha ucuz. Uzman ekiplerce lisanslı merkezlerde yenilenen telefonlarda yalnızca orijinal ve lisanslı yedek parçalar kullanılıyor ve cihazlar kapsamlı testlerden geçiriliyor. 

Yenilenmiş telefon almak ‘akıllı tercih’ olarak öne çıkıyor

2018 yılında kurulan ve Ticaret Bakanlığı’ndan lisans alan ilk yenileme merkezlerinden biri olan EasyCep, aynı araştırmaya göre tüketiciler tarafından bu sektörde bilinirliği en yüksek marka olarak öne çıktı. En fazla ziyaret edilen ilk 15 e-ticaret platformu arasında yer alırken, 59 konsept mağazanın yanı sıra, 36 Migros mağazasında ve 18 Carrefour mağazasında yer alan satış noktalarıyla, Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış 120’ye yakın fiziksel noktada hizmet veren EasyCep, sektörün en hızlı büyüyen oyuncusu.

EasyCep Kurucu Ortağı ve CEO’su Mehmet Akif Özdemir konuyla ilgili olarak “Ülkemizde yenilenmiş telefonun avantajlarının fark edilmesinden ve marka olarak ilk günden bu yana ‘akıllı tercih’ olarak konumladığımız bu yeni kategorinin tüketici algısında ve beğenisinde öne çıkmasından memnunuz. Tüketiciye avantajlı koşullarla telefon sağlamanın yanı sıra, elektronik cihazların kullanım ömrünü uzatarak, yeni cihaz üretiminden kaynaklı karbon salınımının önüne geçiyor olmak ve ithalat oranını düşürerek ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmak temel motivasyonlarımız arasında” açıklamasını yaptı ve şunları söyledi: “Buna karşın, ülkemizde telefon alan tüketicilerde yenilenmiş telefon alma oranı henüz yüzde 1’ler seviyesinde. Halbuki Avrupa ve Kuzey Amerika gibi gelişmiş pazarlarda beş kişiden birinin yenilenmiş telefon tercih ettiğini görüyoruz. Ülkemizde, ekonomik durumdan bağımsız olarak, tüketici farkındalığının artmasıyla bu oranın da artacağına inanıyoruz.”

Yedekte tutulan eski telefonlar kullanıma kapanabilir

EasyCep gibi telefon yenileme merkezleri tüketicilerin eski cihazlarını değerlendirmeleri için güvenli bir tercih olarak öne çıkıyor. Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na uyumlu olarak faaliyet gösteren yenileme merkezleri, elden çıkarılan eski telefonlardaki fotoğraf ve verilerin kötü amaçlı kişilerin eline geçme riskini ortadan kaldırıyor. 

Yapılan araştırma, tüketicilerin yüzde 28’inin eski telefonlarını yedekte durması için sakladığını gösteriyor. Buna karşın, geçtiğimiz yıl Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemeye göre, 1 yıl boyunca sinyal alınmayan cihazlar BTK tarafından iletişime kapatılacak. Düzenleme 1 Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girecek.

Tüketicilerin, yedekte tuttukları telefonların kullanıma kapatılması tehlikesi ile karşı karşıya olduklarının altını çizen Özdemir, “EasyCep’in internet sitesine giren veya mağazalarımızı ziyaret eden kullanıcılar, eski telefonları için anında teklif alabilir, isterlerse kapılarına gelen kuryeye eski cihazlarını teslim ettikleri aynı gün içerisinde ödemelerini de alabilirler” ifadelerini kullandı.