Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 394

Apple Arizona’daki çip üretim kapasitesini artırıyor

AppleAmerika’daki çip üretim kapasitesini artırma yolunda önemli adımlar atıyor. Arizona’da faaliyet gösteren TSMC’nin çip üretim tesisiiPhone işlemcilerinin ardından Apple Watch çiplerini de üretmeye başladı. Apple Arizona’daki gelişme, Apple’ın üretim süreçlerini Tayvan’ın ötesine taşıma stratejisinin bir parçası olarak dikkat çekiyor.

A16 ve S9 çipleri aynı tesislerde üretiliyor

TSMCApple’ın iPhone ve Mac için tasarladığı işlemcileri genellikle Tayvan’da üretiyor. Ancak, Başkan Joe Biden’ın Çip ve Bilim Yasası kapsamındaki vergi teşvikleri, firmanın üretimin bir kısmını ABD’ye taşımaya teşvik etti. Apple Arizona’daki Arizona’daki tesisEylül 2024’te iPhone 15 ve iPhone 15 Plus modelleri için A16 Bionic çipinin üretimine başladı. Sonrasında ise, Apple Watch için S9 çiplerinin üretimine geçildi.

Apple Watch Series 9 ile tanıtılan S9 çipi, tıpkı A16 Bionic gibi TSMC’nin 4 nanometre işlem teknolojisiyle (N4)üretiliyor. Bu ortak teknolojik yapı, Apple Arizona’daki Arizona’daki tesisin hem A16 hem de S9 çiplerini aynı üretim hattında verimli bir şekilde üretmesini sağlıyorApple Watch Series 9 üretimden kalksa daApple Watch Ultra 2 modeli hâlâ S9 çipini kullanıyor.

Yeni nesil çipler 2028’de geliyor

Arizona’daki TSMC tesisiTayvan dışındaki ilk büyük yarı iletken üretim merkezi olma özelliği taşıyor. Apple Arizona’daki yeni gelişmelere göre, şu anda tesisin üretim kapasitesi tam verimlilikte değil. Raporlara göre, Apple Arizona’daki tesis şimdilik sınırlı sayıda çip üretiyor, ancak bu yıl üretim kapasitesinin artırılması planlanıyor.

TSMC ayrıca 2028 yılında Arizona’da ikinci bir çip fabrikası kuracak. Bu tesiste 2 nanometre ve 3 nanometre çiplerin üretimi yapılacak. Apple Arizona’daki gelişmelerle Yeni fabrikayla birlikte, bölgenin yarı iletken üretim kapasitesinde büyük bir sıçrama bekleniyor.

Üretim hedefleri

Arizona tesisindeki ilk üretim aşaması olan Faz 1A, aylık yaklaşık 10.000 yonga plakası üretiyor. Bu yongalar, Apple, AMD ve diğer müşterilere dağıtılıyor. Her yonga plakası, tasarım ve verimlilik faktörlerine bağlı olarak yüzlerce çip içeriyorFaz 1B’nin devreye girmesiyle, Apple Arizona’daki aylık üretim kapasitesinin 24.000 yonga plakası seviyesine çıkması hedefleniyor.

Bu adımlar, Apple ve TSMC’nin Amerika’daki üretim süreçlerini daha da büyütmeye kararlı olduğunu gösteriyor. Apple Arizona’daki Arizona’daki üretim hattı, hem teknolojik yenilikler hem de ABD’nin yarı iletken sektöründeki büyümesi için önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.

Xpeng G7 tanıtıldı: Tesla Model Y’ye yeni rakip

Çin merkezli elektrikli araç üreticisi Xpeng, yeni SUV modeli G7’nin resmi görsellerini yayınladı. Şirketin, bu modelle satış rakamlarını artırmayı hedeflediği belirtilirken, Mona M03 ve P7+ modellerinde uygulanan uygun fiyat politikasının G7’de de devam edip etmeyeceği merak konusu. Xpeng G7’nin, 34 bin dolar civarında bir başlangıç fiyatıyla satışa sunulması bekleniyor.

Yapay zeka ve geniş yaşam alanı ile aileleri hedefliyor

G7yapay zeka teknolojileri ve geniş yaşam alanıyla özellikle aileleri hedefliyor. Yeni model, tasarım dilini büyük ölçüde Xpeng P7 sedan modelinden almış. Özellikle ön kaputtaki kaslı çıkıntılar, boydan boya uzanan parçalı LED ışık imzası ve dikey hava girişleriyle kombine edilmiş ana aydınlatmalar dikkat çekiyor.

Modern ve Aerodinamik tasarım

G7’nin yan tarafındaçift renkli jantlargizli kapı kolları, arkaya eğimli bir tavan hattı ve ön çamurluklardaki kameralar dikkat çekerken; arka bölümde uzun bir bagaj spoyleri ve boydan boya uzanan stop lambaları bulunuyor. Stop lambalarının tasarımı, bazı açılardan Kia EV6 modelini anımsatıyor.

Hawk AI ile Lidar olmadan akıllı sürüş

Xpeng G7akıllı sürüş teknolojilerinde önemli bir adım atarak, yeni Hawk AI sistemini tanıttı. Bu sistem, Lidar teknolojisi olmadan çalışabiliyor ve bu sayede akıllı sürüş çözümleri daha uygun fiyatlı hale geliyor. G7’nin en büyük rakibi olan Tesla Model Y karşısında bu özellik, modele önemli bir avantaj sağlayabilir.

Teknik özellikler ve performans beklentileri

Modelin teknik detayları henüz açıklanmadı, ancak aynı tasarım dilini paylaşan Xpeng P7’nin elektrik motoru 203 kW güç ve 440 Nm tork üretiyor. Bu motor, 86.2 kWsa NMC batarya ile 702 kilometreye kadar menzil sunuyor. Xpeng G7’nin de benzer teknik özelliklere sahip olabileceği düşünülüyor.

Xpeng G7’nin, hem tasarımı hem de teknolojik yenilikleriyle elektrikli SUV segmentine yeni bir soluk getirmesi bekleniyor. Özellikle fiyat/performans oranıTesla Model Y gibi rakiplerle rekabette önemli bir rol oynayabilir.

İtalya’nın Starlink hamlesi AB’de kriz yarattı

İtalya hükümetiSpaceX’in Starlink takımyıldızından uydu internet hizmetleri almak için 1,6 milyar dolarlık bir anlaşma üzerinde çalışıyor. Bu durum, Avrupa Birliği’nin stratejik egemenlik hedeflerini ve kendi uydu ağı IRIS²’yitehlikeye atabileceği gerekçesiyle AB ülkelerinde tepkiyle karşılandı.

Anlaşma ve tartışmaların odağı

İtalya’nın Starlink ile görüşmelerinin 2023 ortasında başladığı, ancak Başbakan Giorgia Meloni’nin Florida’da Donald Trump ile yaptığı görüşmenin ardından yeniden hız kazandığı belirtiliyor. Buna rağmen, İtalyan hükümeti henüz bir sözleşme imzalanmadığını ve Meloni-Trump görüşmesinde SpaceX konusunun gündeme gelmediğinivurguladı.

AB yetkilileri, İtalya’nın bu adımının, Avrupa’nın savunma ve telekomünikasyon alanındaki stratejik özerkliğini tehdit edebileceği görüşünde. Avrupa İç Pazarından sorumlu Komisyon Üyesi Thierry Breton, “Avrupa’nın altyapısını ve sanayisini koruması gerektiğini” belirterek IRIS²’nin önemine dikkat çekti.

IRIS² projesine tehdit

IRIS²Avrupa Birliği ve Avrupa Uzay Ajansı tarafından geliştirilen ve 2030 yılına kadar tamamlanması planlanan 10,5 milyar dolarlık bir uydu takımyıldızı projesi. 290 uydudan oluşacak bu sistem, Avrupa’nın güvenli iletişim altyapısını güçlendirmeyi amaçlıyor. Projede önemli bir rol üstlenen İtalya’nın SpaceX ile olası anlaşması, bu projeye yönelik desteği zayıflatabilir.

Eski İtalyan Maliye Bakanı Antonio Misiani, olası bir anlaşmanın “ulusal egemenliğin kabul edilemez bir şekilde satılması” anlamına geleceğini ifade etti. Eski politika danışmanı Beniamino Irdi ise, bu hamlenin AB’nin stratejik özerkliğinden vazgeçildiği mesajını verebileceğini söyledi.

Musk ve Avrupa’nın endişeleri

Elon Musk’ın SpaceX’i, hem uzay fırlatma pazarında küresel bir lider olarak hem de Starlink hizmetleriyle stratejik bir oyuncu haline geldiStarlink’in Ukrayna’daki savaş sırasında sağladığı iletişim desteği ve ABD ordusuyla giderek artan iş birliğiAB’nin projelerine rakip bir yapı oluşturuyor.

Ayrıca, Musk’ın Avrupa’daki aşırı sağcı politik akımlara yönelik desteği ve sosyal medya platformu X’i satın aldıktan sonraki söylemleri de Avrupa’da endişeleri artıran faktörler arasında. Musk’ın SpaceX ile İtalya hükümeti arasında gerçekleşecek bir anlaşmaAB içinde politik ve ekonomik yeni gerilimlere yol açabilir.

İtalya’nın SpaceX ile olası iş birliğiAvrupa’nın stratejik özerklik hedefleri ve IRIS²’nin geleceği üzerinde derin bir etki yaratabilir. İtalya hükümetinin vereceği karar, hem politik hem ekonomik hem de uzay teknolojileri açısından Avrupa’nın yol haritasını şekillendirecek gibi görünüyor.

Microsoft, performansa dayalı işten çıkarmalar yapacağını duyurdu!

Microsoft tarafından yapılan açıklamaya göre, çalışanlarının yeteneklerini geliştirmeye odaklanan şirket, düşük performans gösteren çalışanlara yönelik gerekli adımları atmayı planlıyor.

Şirket sözcüsünün yaptığı açıklamada, “Microsoft olarak yüksek performanslı yeteneklere odaklanıyoruz. İnsanların öğrenmesi ve gelişmesi için sürekli çalışıyoruz. Ancak performans gösterilmeyen durumlarda uygun aksiyonları alıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

İşten çıkarmaların, Microsoft’un 228.000 çalışanının %1’inden azını etkileyeceği bildirildi. Bu hamle, şirketin daha önce gerçekleştirdiği büyük çaplı küçülme adımlarıyla kıyaslandığında oldukça düşük.

Microsoft, 2023’ün başlarında 10.000 çalışanını işten çıkarmış ve bazı kira sözleşmelerini sonlandırmıştı. 2024’ün başında ise Activision Blizzard’ın 75,4 milyar dolarlık satın alımının ardından oyun biriminde 1.900 pozisyon sonlandırılmıştı.

Microsoft ve OpenAI arasındaki yapay zeka ortaklığı rekabete dönüşüyor!

2025’e girerken, Microsoft’un yapay zeka girişimi OpenAI ile olan ilişkisi, giderek daha karmaşık bir hal alıyor.

Şirket, OpenAI’e 13 milyar dolardan fazla yatırım yapmış ve bu ortaklık, şirketin piyasa değerini 3 trilyon dolara taşımıştı. Ancak yaz aylarında Microsoft, OpenAI’i rakipleri arasında listeledi ve CEO Satya Nadella bu ilişkiyi bir tür iş birliği gerilimi olarak tanımladı.

Öte yandan, Microsoft’un OpenAI teknolojisini kullanan 365 Copilot ürünü, şirketler arasında yaygınlaşmakta yavaş kalmış görünüyor. UBS analistlerine göre, Copilot’un lansmanı beklenen etkiyi yaratmadı ve Microsoft’un Ignite konferansından alınan geri bildirimler bu durumu doğruluyor.

Microsoft Azure ve gelecek hedefleri

Microsoft’un finans müdürü Amy Hood, Ekim ayında yaptığı açıklamada, Microsoft Azure bulut hizmetlerindeki gelir artışının 2025’in ilk yarısında hızlanmasını beklediğini söyledi. Bunun, yapay zeka altyapısına yapılan yatırımlar sayesinde gerçekleşeceği belirtildi.

Microsoft, mevcut işten çıkarmaların yanı sıra, büyüme fırsatlarına odaklanmayı sürdürüyor. Şirket, hem yapay zeka alanındaki yeniliklerle hem de Azure bulut hizmetlerinin genişlemesiyle sektördeki liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor.

Mark Zuckerberg ve Meta’dan büyük dönüşüm: yeni bir çağın kapıları aralanıyor

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, hem kişisel hem de kurumsal düzeyde köklü değişimlere imza atıyor. Teknoloji dünyasındaki “karizmatik lider” furyasının en dikkat çeken isimlerinden biri olan Zuckerberg, Meta’nın kimliğini yeniden şekillendirme kararı aldı.

2004 yılında Harvard Üniversitesi’nde bir öğrenciyken kurduğu Facebook sayesinde teknoloji dünyasında devrim yaratan Mark Zuckerberg, geçen 20 yılda hem kişisel hem de profesyonel anlamda pek çok kez kabuk değiştirdi. Zuckerberg, Facebook’un ilk yıllarındaki rahat ve uçarı tavrını geride bırakarak, 2010’ların ortasında ciddi ve mesafeli bir CEO kimliğine bürünmüştü. Şimdi ise bambaşka bir strateji ile teknoloji sahnesine damga vuruyor.

Hükûmet baskısı ve dönüşüm süreci

Meta, son 10 yılda ABD siyasetinin merkezinde yer aldı. Özellikle Donald Trump döneminde siyasi baskılarla karşı karşıya kalan Zuckerberg, platformunda uyguladığı politikalar nedeniyle Demokrat Parti’ye yakın olmakla eleştiriliyordu. Bu süreçte Trump’ın Facebook ve Instagram hesaplarının kapatılmasındanCovid-19 paylaşımlarına yapılan müdahalelere kadar pek çok tartışma yaşandı. Zuckerberg, geçtiğimiz yıl bu baskılara boyun eğdiğini ve pişman olduğunu açıklamıştı.

Ancak, son iki yılda dünya genelinde esen siyasi rüzgarların yön değiştirmesiyle birlikte Zuckerberg de stratejisini değiştirmeye başladı. ABD’deki 2024 başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanması, bu değişimi hızlandırdı.

Meta’nın yeni dönemi: İfade özgürlüğü ve Texas’a taşınma

Mark Zuckerberg, bu hafta yayınladığı bir videoda Meta’nın içerik moderasyon politikalarında köklü değişiklikler yapacağını duyurdu. Facebook ve Instagram’daki sansür mekanizmalarının devre dışı bırakılacağını belirten Zuckerberg, ifade özgürlüğüne vurgu yaptı. Bunun yerine topluluk notları gibi daha şeffaf mekanizmalar kullanılacak.

Meta’nın bu dönüşümünün en dikkat çekici adımlarından biri, içerik moderasyon ekibinin liberal politikalarla özdeşleşmiş Kaliforniya’dan, muhafazakar politikaların merkezi Teksas’a taşınması oldu. Bu adım, Elon Musk’ın Twitter’da uyguladığı benzer politikaları hatırlattı.

Dana White meta yönetim kurulunda

Meta’nın yönetim kurulunda da önemli değişiklikler yapıldı. UFC Başkanı Dana White’ın, yönetim kuruluna katılacağı açıklandı. White, Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen bir isim ve bu atama, Zuckerberg’in Trump’a olan yakınlaşma çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor.

Zuckerberg 3.0: yeni bir liderlik yaklaşımı

Mark Zuckerberg, sadece kurumsal değil, kişisel düzeyde de bir dönüşüm içinde. 2022’den itibaren Jiu Jitsu dövüşleriyle gündeme gelen Zuckerberg, daha samimi ve “daha insani” bir figür olarak dikkat çekiyor. Demokrat Parti’ye yakınlığıyla bilinen podcast yayıncıları yerine daha bağımsız ya da muhafazakar isimlerle vakit geçirmeye başlayan Zuckerberg, teknoloji dünyasında yeni bir liderlik modeli ortaya koyuyor.

Meta’nın bu dönüşümü, yalnızca şirketin değil, Mark Zuckerberg’in de yeni bir kimlik yaratma çabasının bir yansıması. Zuckerberg’in bu adımları, teknoloji devlerini sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal alanda da şekillendiren liderler arasında yerini güçlendiriyor.

Samsung Galaxy S25 Ultra Tüm özellikleri ve çıkış tarihi netleşti

amsung’un bir sonraki Galaxy Unpacked etkinliğinde tanıtılması beklenen Galaxy S25 serisi, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Serinin amiral gemisi modeli olan Galaxy S25 Ultra, güvenilir bir kaynaktan gelen bilgilerle artık tüm detaylarıyla netleşti. İşte cihazın öne çıkan özellikleri ve çıkış tarihi…

Galaxy S25 Ultra’nın beklenen özellikleri

Güvenilir teknoloji analisti Roland Quandt‘ın paylaştığı bilgilere göre, Galaxy S25 Ultra şu özelliklerle gelecek:

  • Ekran:
    • 6.8 inç Dynamic AMOLED 2X LTPO ekran
    • FullHD+ çözünürlük
    • 120Hz değişken yenileme hızı
    • 2.600 nit tepe parlaklık
    • HDR10+ desteği
  • Boyut ve Ağırlık:
    • 162,8 x 77,6 x 8,2 mm boyutlar
    • 219 gram ağırlık
    • Galaxy S24 Ultra’ya kıyasla daha uzun, ince ve hafif bir tasarım
  • İşlemci ve Depolama Seçenekleri:
    • Snapdragon 8 Elite platformu
    • 12GB RAM / 256GB depolama
    • 16GB RAM / 512GB depolama
    • 16GB RAM / 1TB depolama
  • Yazılım:
    • Android 15 tabanlı One UI 7.0 işletim sistemi
  • Şarj ve Batarya:
    • 45W kablolu şarj
    • 25W kablosuz şarj (önceki modele kıyasla 10W artış)

Galaxy S25 serisinin tanıtım tarihi

Daha önce paylaşılan basın görsellerine göre, Galaxy S25 serisi 22 Ocak 2025 tarihinde tanıtılacak. Ayrıca görsellerde seriye ait bir dördüncü cihazın da yer aldığı görüldü. Bu cihazın büyük olasılıkla Galaxy S25 Slim olduğu düşünülüyor.

Samsung’un bu yeni serisi, hem tasarımı hem de özellikleriyle sektörde dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor. Özellikle S25 Ultra modeli, performans ve yenilik anlamında çıtayı bir üst seviyeye taşıyacak.

Tesla Model Y’nin makyajlı versiyonu kamuflajsız göründü

Tesla’nın en popüler modellerinden biri olan Model Y’nin makyajlı versiyonu, resmi tanıtım öncesinde kamuflajsız şekilde ortaya çıktı. 2025 yılının başında tanıtılması beklenen araç, kış testleri sırasında net bir şekilde görüntülendi. Yenilenen Model YCybercab stili ön tasarımı ve dikkat çeken detaylarıyla öne çıkıyor.

Yeni tasarım detayları

Tesla Model Y’nin makyajlı versiyonuboydan boya uzanan yeni far tasarımı ve çıkıntılı burun yapısıyla dikkat çekiyor. Bu yeni tasarımın, aerodinamik verimliliği artırarak aracın menziline olumlu katkı sağlaması bekleniyor. Ayrıca, tampon kenarlarındaki büyütülmüş dikey hava girişleri de aracın daha agresif bir görünüm kazanmasını sağlıyor.

Arka tarafta ise boydan boya uzanan stop lambaları dikkat çekiyor. Araç karlı bir zeminde görüntülendiği için bazı detaylar tam olarak net değil ancak difüzörün mevcut modele göre daha köşeli hatlara sahip olduğu gözlemleniyor. Ayrıca, difüzörde yer alan reflektörler de güncellenmiş.

İç mekanda konfor ve teknoloji

Yenilenen Tesla Model Y’nin iç mekanında da önemli iyileştirmeler bekleniyor. Daha iyi ses yalıtımı için akustik camlarkonsol ve kapı panellerinde ambiyans aydınlatmaön koltuk soğutma gibi özellikler öne çıkıyor. Ayrıca, arka yolcular için dokunmatik ekran gibi yenilikler sunulacak. Tartışılan bir özellik olarak sinyal kolunun kaldırılıp bu kontrollerin direksiyon üzerindeki düğmelere atanması da planlanıyor.

Menzil ve performans artışı

Tesla Model Y’nin batarya seçenekleriverimlilik ve enerji yoğunluğu açısından güncellenecek. Daha aerodinamik bir tasarımla birleştiğinde, menzil tarafında %10’a varan bir artış sağlanması bekleniyor. Ayrıca, Tesla’nın Full Self Driving (FSD) sistemienerji tasarrufuna odaklanan yeni bir yazılımla güncellenecek.

Performans tarafında ise çift motorlu versiyonlar için hızlanma ve yol tutuşun iyileştirilmesi amacıyla güç optimizasyonları yapılacak.

Üretim ve Türkiye’ye geliş tarihi

Makyajlı Tesla Model Y’nin üretimi Çin’de başlamış durumda. Ancak Avrupa pazarını ilgilendiren Berlin fabrikasındaki üretimin ilk veya ikinci çeyrekte başlaması bekleniyor. Türkiye’ye ise aracın yılın üçüncü çeyreğinde gelmesi öngörülüyor.

Yapay zeka teknolojisi duraksamada: eğitim verileri tükendi mi?

Son yıllarda inanılmaz bir hızla büyüyen yapay zeka teknolojisinde son dönemde bir yavaşlama gözlemleniyor. Bu duruma dikkat çeken isimlerden biri de teknoloji dünyasının önde gelen figürlerinden Elon Musk. Musk’a göre yapay zeka eğitiminde kullanılan verilerin tükenmesi, bu duraksamanın başlıca nedeni.

Yapay zeka eğitim verileri tükendi mi?

Son birkaç yıl, yapay zeka teknolojisinde büyük sıçramalara sahne oldu. ChatGPT ve Gemini gibi yapay zeka araçlarının geliştirilmesi için milyarlarca gerçek dünya verisi (metin, resim, video ve ses) kullanıldı. Ancak Elon Musk, Mark Penn ile canlı yayınlanan bir sohbet sırasında, “Artık yapay zeka eğitiminde insanlığın sahip olduğu bilginin kümülatif toplamını tükettik. Bu esasen geçen yıl oldu.” açıklamasında bulunarak, gerçek dünya verilerinin sınırlarına ulaşıldığını öne sürdü.

Teknoloji dünyasında bu açıklama, mevcut yapay zeka modellerinin gelişim hızındaki yavaşlamanın bir açıklamasıolarak görülüyor. Yeni modeller artık devrimsel yeniliklerden ziyade, daha iyi revizyonlar olarak karşımıza çıkıyor.

Çözüm: sentetik veri

Eğitim verilerinin tükenmesi, milyarlarca dolar yatırımla büyüyen yapay zeka sektörünü tehdit eden bir durum olarak değerlendiriliyor. Ancak bu sorunun çözümü için giderek daha fazla şirket, “sentetik veri” kullanımına yöneliyor. Musk, sentetik veriyi “Yapay zeka, kendi ürettiği verilerle kendi kendini derecelendirecek ve öğrenme sürecini devam ettirecek.” şeklinde tanımlıyor.

Sentetik veri, gerçek dünya verilerinin eksik kaldığı durumlarda yapay zeka modellerinin kendi ürettiği verilerle eğitilmesi anlamına geliyor. Microsoft, Meta, OpenAI ve Anthropic gibi dev şirketler bu yöntemi eğitim süreçlerinde aktif olarak kullanıyor. Gartner’a göre, 2024 yılında yapay zeka projelerinde kullanılan verilerin %60’ının sentetik kaynaklardan gelmesi bekleniyor. Örneğin, Microsoft’un Phi-4 modeli ve Meta’nın Llama serisi, hem gerçek hem de sentetik verilerle eğitiliyor.

Maliyet avantajı ve riskler

Sentetik veri kullanımı, yapay zeka geliştirme maliyetlerini ciddi oranda düşürüyor. Örneğin, Writer adlı yapay zeka girişimi, Palmyra X 004 modelini neredeyse tamamen sentetik veriyle geliştirerek bu süreci 700 bin dolara tamamladı. Buna karşın, OpenAI tarafından benzer boyutta bir modelin geliştirilmesi 4,6 milyon dolara mal oluyor.

Ancak sentetik veri kullanımı beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Araştırmalar, sentetik verilerle eğitilen modellerde yaratıcılık kaybı ve işlevsellikte bozulma gibi sorunların ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Özellikle, sentetik verilerdeki önyargıların modele taşınması, uzun vadede yapay zeka teknolojisinin güvenilirliğini tehdit edebilir.

Gelecekte ne bekleniyor?

Her ne kadar yapay zeka teknolojisinde bir duraksama söz konusu olsa da, sentetik veri kullanımı sektöre yeni bir ivme kazandırabilir. Bununla birlikte, bu teknolojinin yaratabileceği potansiyel riskler dikkatle ele alınmalı ve etik standartlar çerçevesinde yönetilmeli. Yapay zeka dünyası, gerçek veri ve sentetik verinin dengeli bir şekilde kullanıldığı bir geleceğe doğru ilerliyor.

Google’dan Yeni kişiselleştirilmiş podcast özelliği: Daily Listen

Google, kullanıcılarının ilgi alanlarına göre beş dakikalık sesli özetler sunan yeni bir podcast özelliği üzerinde çalışıyor. “Daily Listen” adı verilen bu özellik, arama geçmişi ve Discover verilerini analiz ederek haberleri kişiselleştirilmiş bir şekilde sunmayı hedefliyor. Şu anda yalnızca ABD’deki Android ve iOS kullanıcıları için Search Labs üzerinden test edilen özellik, haberleri hızlı ve pratik bir şekilde takip etme imkânı tanıyor.

Daily listen ile hızlı ve kişiselleştirilmiş haber takibi

Google’ın “Daily Listen” özelliği, kullanıcıların ilgisini çekebilecek haberleri seçerek beş dakikalık sesli özetlerhalinde sunuyor. Bu özetler, Google’ın daha önce duyurduğu NotebookLM projesindeki “Audio Overviews” teknolojisine benzer bir yapıda hazırlanıyor. Kullanıcılar, özetleri dinlerken ses açma, duraklatma ve geri sarma gibi işlemleri kolayca gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, sesli özetle birlikte metin transkripti de sunularak dinleme deneyimi daha da kolaylaştırılıyor.

Erişim ve kullanım

Daily Listen, şu an için yalnızca Google uygulamasındaki widget bölümü üzerinden erişilebiliyor. Kullanıcılar, sesli özetlerin ardından ilgili içeriklere göz atabiliyor ve bu içeriklere beğeni veya onay vererek geri bildirimde bulunabiliyor. Google, kullanıcı deneyimini iyileştirmek için bu geri bildirimlerden yararlanmayı hedefliyor.

Geniş kitlelere ne zaman sunulacak?

Google’ın yeni özelliği Daily Listen, şu an test aşamasında olduğu için tüm kullanıcılara ne zaman sunulacağına dair bir bilgi bulunmuyor. Ancak bu yenilik, haberleri daha hızlı ve kolay tüketmek isteyen kullanıcılar için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Google’ın bu yeni girişimi, kullanıcıların dijital içerikleri daha verimli bir şekilde tüketmesine olanak tanıyarak, podcast alanında güçlü bir oyuncu olmayı hedeflediğini gösteriyor.

Samsung’dan kafa karıştıran “AI aboneliği”: gerçekte ne anlama geliyor?

Güney Koreli teknoloji devi SamsungCES 2025 etkinliğinde düzenlediği basın toplantısıyla dikkat çeken bir açıklama yaptı. Şirket, Galaxy serisi cihazlar için “AI aboneliği” adı altında yeni bir hizmet sunmayı planladığını duyurdu. Bu yenilikçi abonelik sisteminin, Şubat 2025 itibarıyla Galaxy cihazlarına uygulanacağı belirtildi. Aynı dönemde Galaxy S25 serisinin de piyasaya sürülmesi bekleniyor.

İlk Etapta ABD ve Güney Kore’de

Samsung’un “AI aboneliği” sistemi, başlangıçta ABD ve Güney Kore’de devreye alınacak. Şirket temsilcilerinden Han Jong-hee, bu hizmetin yalnızca yapay zekâ teknolojileriyle değil, cihazların donanım ve satış sonrası destek süreçleriyle de bağlantılı olduğunu açıkladı. Ancak “AI aboneliği” isminin bazı kullanıcılar tarafından yanıltıcı bulunabileceği ifade ediliyor.

Han Jong-hee’ye göre, yeni sistem, kullanıcıların cihazlarına yönelik bakım, onarım ve destek hizmetlerini daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor. Ayrıca, bu abonelik modeli donanım taksit planları gibi finansal çözümleri de kapsayacak.

Ballie ile entegre çalışacak

Samsung’un duyurduğu bu hizmetin, şirketin yapay zekâ özellikli robotu Ballie ile bağlantılı olacağı belirtildi. Daha önce tanıtımı yapılan ve 2025 yılında piyasaya sürülmesi planlanan Ballie, yapay zekâ tabanlı çeşitli işlevler sunacak. Samsung’un bu entegrasyon ile kullanıcı deneyimini farklı bir seviyeye taşımayı hedeflediği düşünülüyor.

Galaxy AI döneminin sonu

Samsung, geçtiğimiz yıl Galaxy S24 serisinde tanıttığı “Galaxy AI” özelliklerini 2025 yılı sonuna kadar ücretsizsunacağını açıklamıştı. Ancak CES 2025’te yapılan açıklama, bu hizmetlerin gelecekte abonelik modelinedönüştürülebileceği sinyallerini verdi. Üçüncü taraf yapay zekâ hizmetlerinde ise farklı ücretlendirme politikalarının uygulanabileceği vurgulandı.

Galaxy S25 lansmanı 22 Ocak’ta

Samsung’un merakla beklenen Galaxy S25 serisi için resmi tanıtım etkinliği, 22 Ocak 2025’te Kaliforniya, San Jose’dedüzenlenecek. Tanıtımın ardından ön siparişlerin açılması ve cihazların kısa süre içinde kullanıcılarla buluşması bekleniyor.

Samsung’un “AI aboneliği” sistemi ve yeni Galaxy S25 serisi, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratırken, kullanıcıların bu yeniliklere nasıl tepki vereceği merak konusu.

Nvidia RTX Kit teknolojisi, oyunlarda görsel devrim yapacak!

0

CES 2025 etkinliği kapsamında Nvidia, donanım yeniliklerinin yanı sıra yapay zeka odaklı yazılımlar ve platformlarla da büyük ilgi topladı. Oyun dünyasında çığır açması beklenen Nvidia RTX Kit, grafiksel mükemmelliği hedefleyen yeni bir araç seti olarak tanıtıldı. Bu kit, özellikle ışıklandırma, dokular, yüz ifadeleri ve sahne detayları gibi grafik unsurlarında fotogerçekçiliği bir üst seviyeye taşımayı amaçlıyor. GeForce RTX 50 Serisi GPU’larla entegre bir şekilde sunulan RTX Kit, oyun geliştiriciler için performans ve görsel kalite arasında benzersiz bir denge sunuyor.

Nvidia RTX Kit teknolojisi, oyunlarda görsel devrim yaratabilir

RTX Neural Shaders teknolojisi, Nvidia’nın Blackwell mimarisiyle gelen yeniliklerden biri olarak dikkat çekiyor. Bu teknoloji, sinir ağlarını grafiklerin işlenme sürecine dahil ederek daha gerçekçi sonuçlar elde ediyor. Özellikle RTX Neural Texture Compression (NTC) özelliği ile dokular, geleneksel sıkıştırma yöntemlerine göre çok daha az VRAM kullanılarak optimize edilebiliyor. Aynı zamanda RTX Neural Materials aracı, gölgelendirici kodlarını sıkıştırarak oyun grafiklerinin daha kaliteli görünmesini sağlıyor. RTX Neural Radiance Cache (NRC) ise yüzeylerdeki ışık yansımalarını simüle ederek dolaylı aydınlatma performansını artırıyor. Bu teknolojiler, yapay zeka desteği sayesinde oyun dünyasında görselliğin sınırlarını yeniden tanımlıyor.

RTX Kit’in diğer yenilikleri arasında RTX Mega Geometry öne çıkıyor. Bu özellik, yüz milyarlarca üçgenin ışın izleme teknolojisine uygun hale getirilmesiyle oyun sahnelerinde detay seviyesini artırıyor ve performansı iyileştiriyor. Özellikle Unreal Engine 5’in Nanite teknolojisiyle tam uyum içinde çalışarak grafiksel zenginliği yeni bir boyuta taşıyor. Remedy’nin Alan Wake 2 oyununda kullanılmaya başlanacak olan bu teknoloji, oyunlarda detaylı ve sürükleyici bir görsel deneyim sunmayı vadediyor.

RTX Neural Faces, Nvidia’nın dijital insan tasvirlerinde yeni bir dönem başlatma girişimi olarak büyük bir yenilik getiriyor. Bu teknoloji, insan yüz ifadelerini daha doğal ve gerçekçi hale getirmek için gelişmiş sinir ağı modelleri kullanıyor. Saç ve cilt detaylarının işlenmesinde de devrim niteliğindeki Linear-Swept Spheres (LSS) teknolojisinden yararlanılıyor. Küre tabanlı bu modelleme yöntemi, geleneksel üçgen geometrilere kıyasla daha verimli ve düşük bellek kullanımına olanak tanıyor. Özellikle oyun karakterlerinin saç yapılarının ışın izleme süreçlerindeki doğruluğu artırılıyor ve oyunculara çok daha gerçekçi bir deneyim sunuluyor.

Son olarak, Audio2Face teknolojisi, yapay zeka destekli ses işleme ve karakter animasyonu alanında geliştirilmiş bir çözüm sunuyor. Bu sistem, ses girdilerinden duygu ve ifade üreterek karakterlerin daha insansı tepkiler vermesini sağlıyor. Güncellenen gerçek zamanlı difüzyon tabanlı mimari, dudak senkronizasyonunu daha doğru hale getirirken, doğal hareketlerle oyun karakterlerinin anlatım gücünü yükseltiyor. Nvidia RTX Kit, sunduğu tüm bu yeniliklerle oyun sektöründe bir devrim yaratarak, görsel ve teknik standartları yeni bir seviyeye taşıyor.

Siber saldırıların verdiği zarar 10 trilyon doları aşabilir!

Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, verilerin değerinin artması siber saldırıların da önemli bir tehdit haline gelmesine neden oluyor. KOBIL CEO’su İsmet Koyun, bu konuda yaptığı değerlendirmelerde, dünya genelinde siber saldırıların maliyetinin 2025 yılı itibarıyla 10,5 trilyon doları aşmasının beklendiğini açıkladı. 2024’te bu zarar, 9 trilyon dolar olarak kayıtlara geçti ve artan siber tehditler ile birlikte önümüzdeki yıl bu rakamın daha da yükseleceği tahmin ediliyor.

Siber saldırıların verdiği zarar 10 trilyon doları aşacak

Koyun ayrıca Türkiye’de Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kurulmasının önemine vurgu yaptı ve ülkemizin siber savunma alanında daha sistemli bir yapı oluşturmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Veri korumanın, yalnızca merkezî sistemleri değil, tüm altyapıyı kapsayacak şekilde çok yönlü bir yaklaşımı gerektirdiğini ifade etti.

Siber saldırılar, özellikle üretim sektörünü hedef alarak büyük çaplı zararlara neden oluyor. Dünya Ekonomi Forumu’nun raporuna göre, bağlantı ve veri şeffaflığındaki artış, üretim ekosistemindeki riskleri ciddi boyutlara taşıyor. Üç yıl üst üste en çok saldırıya uğrayan sektör olan üretimde, siber güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği vurgulanıyor. Ancak bu alanda uzman açığı oldukça büyük ve rapor, küresel düzeyde 4 milyon nitelikli siber güvenlik profesyoneline ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’de yeni kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı ise bu tehditlere karşı ulusal düzeyde çözüm üretmeyi hedefliyor. Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme ile kurulan bu yapı, Türkiye’nin siber güvenliğini sağlamak için politika ve stratejiler geliştirecek. Başkanlık, siber saldırılar karşısında alınacak önlemleri ve kriz yönetimi planlarını koordine ederken, bilgi güvenliğine dair projeler de hazırlayacak. Aynı zamanda yasal düzenlemeler konusunda çalışmalar yürüterek siber güvenliğin her açıdan sağlanmasına katkıda bulunacak. Bu gelişmeler, Türkiye’nin hem kendi veri güvenliğini güçlendirmek hem de küresel tehditlere karşı daha hazırlıklı olmak adına önemli bir adım attığını gösteriyor.

Sodyum iyon bataryalı scooter görücüye çıktı!

Çinli motosiklet üreticisi Yadea, sodyum iyon pille çalışan ilk scooter modellerini piyasaya sürdü. Sodyum iyon piller, özellikle çevre dostu ve düşük maliyetli alternatifler arayışıyla son yıllarda dikkat çeken bir teknolojik yenilik oldu. Yadea’nın yeni scooter modellerindeki sodyum iyon piller, enerji yoğunluğu 145 Wh/kg olan ve 1500 şarj döngüsüne dayanıklı bir yapıya sahip.

Sodyum iyon bataryalı scooter tanıtıldı

Bu pillerin en dikkat çekici özelliklerinden biri, şarj hızı; 1,5C ile 3C arasında bir hızda şarj olabiliyor ve bu, yalnızca 15 dakikada %80 şarj seviyesi elde edilmesini sağlıyor. Ek olarak, bu piller soğuk hava koşullarında da etkili çalışabiliyor; -20°C’de bile %92’nin üzerinde kapasite kaybı yaşanmıyor, bu da sodyum iyon pillerin zorlu hava koşullarında bile güvenilir bir performans sergileyebileceğini gösteriyor.

Yadea, elektrikli scooter’larının teknik detaylarını henüz tam olarak açıklamasa da, önceki modellerine dayanan tahminlere göre bu scooter’ların yaklaşık 600W’lık bir motor gücüne ve 45 km/s gibi bir maksimum hıza sahip olması bekleniyor. Bu, günlük ulaşım için yeterli olan standart scooter özelliklerini gösteriyor. Şirket, dört farklı model sunuyor ve fiyatlar şu şekilde belirlenmiş: Yadea Q1 sodyum iyon, 3.299 yuan (450 dolar); Yadea DE3 sodyum iyon, 3.499 yuan (480 dolar); Yadea G30 Lite sodyum iyon, 3.699 yuan (500 dolar); ve Guanneng Q50 sodyum iyon, 4.299 yuan (590 dolar).

Sodyum iyon piller, lityum iyon pillere kıyasla daha düşük enerji yoğunluğuna sahip olsa da, sodyumun doğada bol bulunması ve maliyetinin düşük olması bu teknolojinin avantajlarını arttırıyor. Ayrıca, sodyum iyon pillerin, mevcut lityum iyon pil üretim ekipmanlarına uyumlu olması ve daha ucuz olması, üretim maliyetlerini önemli ölçüde düşürmeye olanak tanıyor. Bu da onları elektrikli araçlar, scooter’lar, elektrikli bisikletler ve enerji depolama çözümleri için cazip hale getiriyor. Çin’de birçok şirketin sodyum iyon pil üretimine yatırım yapması bekleniyor. Örneğin, BYD, 1,4 milyar dolar yatırım yaparak 30 GWh’lik bir sodyum iyon pil tesisi kurmaya başladı ve CATL, 2025 yılında ikinci nesil sodyum iyon pilini piyasaya sürmeyi planlıyor. Bu gelişmeler, sodyum iyon pillerin yakın gelecekte elektrikli ulaşımda önemli bir yer edineceğini gösteriyor.

Anker, güneş enerjisiyle çalışan soğutucu geliştirdi!

Anker, taşınabilir soğutucu kategorisinde büyük bir yenilik sunduğu Solix EverFrost modelini tanıttı. Bu yenilikçi soğutucu, klasik taşınabilir soğutuculara kıyasla sunduğu güneş enerjisi ile çalışma özelliğiyle dikkat çekiyor. Kullanıcılar, Anker Solix EverFrost’u çakmak girişine olan bağımlılıktan kurtaracak şekilde, entegre güneş panelleriyle tamamen bağımsız bir şekilde kullanabilecek. Bu özellikle, özellikle kamp gibi doğa aktivitelerinde veya elektrik kaynağının sınırlı olduğu ortamlarda ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Anker, güneş enerjisiyle çalışan soğutucusunu tanıttı

Anker Solix EverFrost, üç farklı boyut seçeneği sunuyor ve bu boyutlar 23 litrelik küçük modelden başlayarak 58 litrelik büyük modele kadar değişiyor. Bu çeşitlilik, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap etmek için tasarlanmış. Bu taşınabilir soğutucu, rakiplerine göre yüzde 20 daha hızlı ve daha verimli bir soğutma performansı sergiliyor. Soğutma kapasitesi -20 dereceye kadar düşebildiği için, dondurulmuş ürünler veya içeceklerin saklanması için oldukça elverişli. Aynı zamanda, sıcaklık 20 dereceye kadar çıkabilir, yani sadece soğutma değil, aynı zamanda ısıtma işlevini de yerine getirebilir, bu da çok yönlülüğünü artırıyor.

Anker, güneş enerjisiyle çalışan soğutucusunu tanıttı.

Solix EverFrost’un en dikkat çeken özelliği, en büyük modelinin hem buzdolabı hem de buzluk olarak kullanılabilmesidir. Bu sayede, bir tarafta içecekler ve atıştırmalıklar gibi gıda ürünleri saklanabilirken, diğer tarafta ise buzlar tutulabiliyor. Kullanıcılar, bu özellik sayesinde yalnızca içecekleri soğutmakla kalmayıp, aynı zamanda buz ihtiyacını da karşılayabiliyor. Cihazda ayrıca çift batarya yuvası bulunuyor, böylece uzun süreli kullanım süreleri mümkün hale geliyor. Bu bataryalar tam şarj olduklarında, 104 saate kadar kullanım süresi sunabiliyor, yani dört günü aşkın bir süre boyunca soğutma yapabilmek mümkün oluyor.

Solix EverFrost, LED ekran üzerinden kullanıcı dostu bir kontrol sunuyor. Bu ekran sayesinde, cihazın mevcut çalışma durumu ve sıcaklık ayarları gibi veriler kolayca takip edilebiliyor. Cihaz ayrıca 100W’lık güneş panellerine sahip. Bu güneş panelleri, cihazı tamamen güneş enerjisiyle çalıştırabilmeyi sağlıyor, böylece elektrik kaynağına olan gereksinim ortadan kalkıyor. Ancak, isteğe bağlı olarak cihaz aynı zamanda prizden de enerji alabiliyor, böylece hem bağımsız hem de enerji tasarrufu sağlayacak bir kullanım deneyimi sunuluyor.

Anker, Solix EverFrost’u 700 ila 1000 dolar arasında bir fiyatla satmayı planlıyor. Gelişmiş özellikleri ve dayanıklılığıyla dikkat çeken bu soğutucu, önümüzdeki ay piyasaya sürülecek ve kullanıcıları, taşınabilir soğutma ihtiyacı olan her durumda güneş enerjisi ile özgürce kullanım imkânı sunacak.

Getty Images ve Shutterstock resmen birleşiyor!

Stok medya sektörünün iki büyük devi, Getty Images ve Shutterstock, 3,7 milyar dolar değerindeki dev bir birleşme anlaşmasına imza atarak güçlerini birleştirecek. Bu birleşme, nakit ve hisse senedi üzerinden gerçekleştirilecek ve sonuç olarak iki şirket, “Getty Images Holdings” adı altında tek bir çatı altında faaliyet gösterecek.

Getty Images ve Shutterstock resmen birleşecek

Ancak bu birleşmenin tamamlanabilmesi için düzenleyici kurumlardan onay alınması gerekecek. Birleşme sonrası, Getty Images yeni oluşacak şirketin %54,7’sine sahip olacakken, Shutterstock hissedarları %45,3’lük bir paya sahip olacak.

Getty Images, dünya çapında yarım milyondan fazla içerik üreticisiyle işbirliği yaparak, her yıl 160 binden fazla haber, spor ve eğlence etkinliği içeriklerini üretiyor ve reklamlama, haber ajansları gibi birçok sektöre lisanslama hizmeti sunuyor. Ayrıca, iStock ve Unsplash markalarını bünyesinde barındırıyor. Shutterstock ise 2003 yılında 30 bin fotoğrafla kurulduğu günden bu yana büyük bir büyüme kaydetti. Şirket, 2024 itibarıyla kütüphanesinde 530 milyondan fazla görsel ve medya varlığına sahip.

Birleşme anlaşması, Shutterstock hissedarlarının üç farklı seçenek arasından tercihte bulunabilmesini sağlıyor. Bu seçenekler, hisse başına 28,85 dolar nakit ödeme, 13,67 Getty Images hissesi veya 9,17 Getty Images hissesi ile 9,50 dolar nakit ödeme kombinasyonu olarak sıralanmış. Bu birleşme, stok medya endüstrisindeki rekabeti önemli ölçüde azaltabileceği için düzenleyici kurumlar açısından sıkı denetimlere tabi olabilir. Bununla birlikte, her iki şirketin yapay zeka alanındaki bazı ortaklıkları, bu birleşmenin getirdiği yeni rekabet ve yapay zekanın uzun vadede sektördeki etkileri karşısında şirketlerin kendilerini koruma amacı taşıdığını gösteriyor.

Güneş enerjisi, plaj şemsiyesine entegre edildi!

Anker, yenilikçi bir çözüm olarak güneş enerjisini plaj şemsiyelerine entegre ederek, yaz tatilleri için devrim niteliğinde bir ürün tanıttı: Anker Solix Solar Beach Umbrella. Bu plaj şemsiyesi, kullanıcısını hem güneş ışınlarından hem de yağmurdan korumanın ötesinde, doğrudan güneş enerjisinden yararlanarak telefonları şarj etme gibi pratik bir özellik sunuyor.

Güneş enerjisi, plaj şemsiyesine entegre ediliyor

Anker Solix Solar Beach Umbrella, geleneksel plaj şemsiyelerinin sunduğu korumayı, IP67 sertifikası sayesinde hem suya hem de toza karşı dayanıklı hale getiriyor. Şemsiyenin en dikkat çekici özelliği ise, üst kısmına entegre edilen perovskit güneş panelleri.

Güneş enerjisi, plaj şemsiyesine entegre ediliyor.

Bu paneller, geleneksel kristal silikon hücrelerine göre yüzde 30 daha yüksek verimlilik sunarak güneş ışınlarını enerjiye dönüştürüyor. 80W’a kadar enerji üretme kapasitesine sahip olan bu paneller, şemsiyenin alt kısmındaki dönüştürücü ile telefonları şarj etme ve EverFrost 2 soğutucuyu çalıştırma gibi işlevleri yerine getirebiliyor.

Anker, bu projeyi yaz aylarında oteller ve plajlar gibi açık alanlarda kullanım için test etmeyi planlıyor. Bu, ürünü doğrudan son kullanıcıya değil de işletmelere yönelik bir çözüm haline getirebilir. Şirket, bu sistemin ne kadar maliyetli olacağı ve ne kadar yaygın bir kullanım potansiyeli taşıyacağı konusunda incelemeler yapacak. Ancak, son kullanıcılar için de doğrudan erişilebilir bir çözüm olma potansiyeline sahip bu ürün, güneş enerjisinin günlük yaşamda nasıl daha verimli kullanılabileceğinin güzel bir örneğini sunuyor.

Elon Musk’tan büyük duyuru: Grok yapay zekası Tesla’lara geliyor!

Elon Musk, sahibi olduğu yapay zeka şirketi xAI tarafından geliştirilen Grok adlı yapay zekalı sohbet robotunun Tesla’nın elektrikli araçlarına entegre edileceğini açıkladı. Ancak bu yeniliğin hayata geçeceği tarih henüz kesinleşmedi. Grok yapay zekası Tesla ile yeni bir deneyim sunacak.

Dünyanın en çok satan elektrikli araç üreticisi Tesla’nın CEO’su Musk, duyuruyu sahibi olduğu sosyal medya platformu X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı bir canlı yayında paylaştı. Path of Exile 2 oyununu oynadığı esnada açıklamada bulunan Musk, “Grok, yakında Tesla’lara geliyor. Tesla’nızla konuşup her şeyi sorabileceksiniz” ifadelerini kullandı. Böylece, Grok yapay zekası Tesla ile buluşuyor.

Grok nedir?

GrokxAI tarafından geliştirilen ve OpenAI’ın ChatGPT’sine doğrudan rakip olan bir yapay zekalı sohbet robotu. Halihazırda X platformu üzerinden ücretsiz olarak kullanılabilen Grok’un ayrıca mobil uygulaması da bulunuyor. Grok, şu anda “Grok 2” modeliyle hizmet verirken, daha gelişmiş bir versiyon olan “Grok 3”ün yakında tanıtılması bekleniyor. Musk, geçtiğimiz yıl Grok 3’ün 2024 sonunda piyasaya sürüleceğini duyurmuş olsa da bu takvimde bir gecikme yaşandığı gözleniyor. Musk, yeni modelin “ileri bir sıçrama” olacağını vurgulamıştı.

Tesla’da Grok’un kullanımı nasıl olacak?

Grok’un Tesla araçlarına entegrasyonu konusunda detaylar henüz netleşmiş değil. Bu yapay zekanın araçlarda sadece bir uygulama olarak mı hizmet vereceği, yoksa Tesla’nın sistemine derinlemesine entegre edilip araç içi özelliklerin kontrolünü sağlayan bir yapıya mı sahip olacağı belirsizliğini koruyor. Eğer Grok, Tesla’da yalnızca soruları yanıtlamaktan öteye geçip araç içi işlevleri de yönetebilecek bir şekilde entegre edilirse, bu gelişme otomotiv sektöründe büyük bir yenilik olarak değerlendirilebilir. Görünen o ki, Grok yapay zekası Tesla entegrasyonuyla sektörü değiştirebilir.

Tesla kullanıcılarının sabırsızlıkla beklediği bu yenilik, yapay zekanın günlük hayata entegrasyonu açısından önemli bir adım olabilir. Ancak kesin tarih ve detaylar için Musk ve Tesla’dan gelecek yeni açıklamalar bekleniyor. Şüphe yok ki, Grok yapay zekası Tesla kullanıcıları tarafından heyecanla bekleniyor.

Nvidia, dünyanın en küçük yapay zekalı bilgisayarını tasarladı!

0

Nvidia, CES 2025’te duyurduğu yeniliklerle dikkat çekerken, “Project Digits” adını verdiği kişisel yapay zeka süper bilgisayarıyla büyük bir atılım yaptı. Bu masaüstü boyutundaki cihaz, 200 milyar parametreli yapay zeka modellerini işleyebilme kapasitesiyle sektörde devrim niteliğinde bir adım olarak görülüyor. Nvidia’nın yeni Grace Blackwell Superchip’ini kullanan Digits, güçlü işleme kapasitesini enerji verimliliğiyle birleştirerek standart bir elektrik prizinden çalışabiliyor ve 3.000 dolarlık başlangıç fiyatıyla piyasaya çıkacak.

Nvidia, dünyanın en küçük yapay zekalı bilgisayarını geliştirdi

Digits, 128GB birleşik belleği ve 4TB’a kadar NVMe depolama kapasitesi sunarak standart masaüstü bilgisayarlardan çok daha yüksek bir performans sağlıyor. Saniyede 1 katrilyon yapay zeka işlemi yapabilen bu cihaz, Nvidia’nın en son teknoloji CUDA mimarisini ve Tensor çekirdeklerini kullanıyor. Ayrıca, MediaTek ile iş birliği sayesinde güç verimliliği daha da optimize edilmiş. Daha büyük projelerde kullanılmak üzere iki Digits cihazını bir araya getirmek mümkün ve bu da kapasiteyi 405 milyar parametreye kadar çıkarabiliyor.

Nvidia CEO’su Jensen Huang, Digits’in hedefinin yapay zekayı herkes için erişilebilir kılmak olduğunu vurgulayarak bu cihazın yapay zeka araştırmacılarından öğrencilere kadar geniş bir kitleye hitap edeceğini belirtti. Linux tabanlı DGX OS ile çalışan Digits, PyTorch, Python ve Jupyter Notebook gibi popüler framework’leri destekliyor ve Nvidia’nın yapay zeka yazılım kütüphaneleriyle uyum içinde çalışıyor. Kullanıcılar, AI modellerini yerel olarak geliştirebilir ve Nvidia AI Enterprise platformu aracılığıyla bu modelleri bulut ortamına veya veri merkezlerine entegre edebilir.

Digits, kişisel süper bilgisayar konseptini hayata geçirirken Nvidia’nın Aralık ayında tanıttığı uygun fiyatlı Jetson Orin Nano Super cihazının üst segment bir alternatifi olarak dikkat çekiyor. Digits’in Mayıs 2025’te piyasaya sürülmesi planlanıyor ve bu teknoloji, veri bilimcilerden yapay zeka mühendislerine kadar birçok kullanıcıya büyük ölçekli projeleri yerel olarak gerçekleştirme imkanı sunacak.

Lenovo, yuvarlanabilir ekranlı dizüstü bilgisayarını tanıttı!

0

Lenovo, CES 2025’te, ekranı yukarı doğru genişleyebilen yuvarlanabilir ekran teknolojisine sahip ThinkBook Plus Gen 6 modelini tanıtarak yenilikçi dizüstü bilgisayarlar alanında dikkatleri üzerine çekti. İlk kez 2022 yılında konsept olarak tanıtılan bu cihaz, şimdi tam anlamıyla gerçeğe dönüştü. ThinkBook Plus Gen 6, kullanıcıya standart 14 inç boyutunda OLED ekran sunarken, özel menteşe mekanizmasındaki motorlar sayesinde ekranını 16,7 inçe kadar büyütebiliyor. Bu özellik, özellikle çoklu görevler, geniş görseller ve uygulama kullanımı için ek alan ihtiyacı duyan kullanıcıları hedefliyor.

Lenovo, yuvarlanabilir ekranlı dizüstü bilgisayarını görücüye çıkardı

Cihazın ekran çözünürlüğü kapalıyken 2000 x 1600 piksel, açıkken ise 2000 x 2350 piksel değerlerinde. Bu dinamik yapının kolayca kullanılabilmesi için klavyenin üzerinde ekranı kontrol eden bir düğme yer alıyor, ayrıca ekran hareketleri el jestleriyle de kontrol edilebiliyor. Lenovo, ekran mekanizmasının dayanıklılığına özellikle vurgu yapıyor ve cihazın yaklaşık 20.000 uzayıp kapanma döngüsüne dayanabildiğini belirtiyor.

ThinkBook Plus Gen 6, işletim deneyimini daha zengin hale getirmek için özel olarak tasarlanmış ThinkBook Workspace adlı bir uygulama sunuyor. Bu uygulama, ekran alanının alt kısmında widget yerleştirme, ek pencereler açma ve sanal bir ekran çalıştırma gibi özelliklerle kullanıcıların verimliliğini artırıyor.

Donanım tarafında cihaz, Intel Core Ultra 7 200 serisi işlemci, 32 GB DDR5x RAM ve 1 TB SSD ile yapılandırılabiliyor. Bağlantı noktalarında ise iki adet Thunderbolt 4 portu ve bir 3.5 mm kulaklık girişi mevcut ancak HDMI portunun bulunmaması dikkat çekiyor. Cihaz, yuvarlanabilir ekran mekanizmasının getirdiği karmaşıklık nedeniyle, standart 14 inçlik laptoplara göre biraz daha ağır ve kalın: Ağırlığı 1,69 kg, kalınlığı ise 1,98 cm. Batarya tarafında 66 Wh kapasite sunan ThinkBook Plus Gen 6, özellikle taşınabilirliğe değil, esnek kullanım ve ekran deneyimine öncelik veren kullanıcılar için tasarlanmış.

Fiyatı ise teknoloji meraklıları için bir diğer önemli nokta. Bu yenilikçi dizüstü bilgisayar, 3499 dolarlık fiyat etiketiyle yılın ikinci çeyreğinde satışa sunulacak. Lenovo’nun bu cihazla yalnızca konsept tasarımdan ticari ürüne geçişi değil, aynı zamanda yuvarlanabilir ekran teknolojisini geleceğin dizüstü bilgisayarlarına dahil etme potansiyelini de sergilediği söylenebilir.

Nvidia, yapay zeka destekli Media2 sistemini tanıttı!

Nvidia, CES 2025 etkinliğinde yapay zeka destekli Media2 sistemini tanıtarak medya sektörüne yönelik devrimsel bir teknoloji sundu. Şirketin açıklamalarına göre Media2, içerik üretiminden izleyici deneyimlerine kadar geniş bir yelpazede yenilikler sunma ve dijital platformları dönüştürme potansiyeline sahip.

Nvidia, yapay zeka destekli Media2 sistemini görücüye çıkardı

Nvidia yöneticisi Richard Kerris, Media2’yi, AI teknolojilerinin gücünü kullanarak online yayıncılığı ve canlı medya deneyimlerini yeni bir boyuta taşıyacak bir girişim olarak tanımlıyor. Sistem, içerik üreticilerine ve yayıncılara izleyicilerin tercihlerine göre özelleştirilmiş içerikler oluşturma ve daha interaktif bir kullanıcı deneyimi sağlama fırsatı sunuyor.

Nvidia, yapay zeka destekli Media2 sistemini görücüye çıkardı.

Media2, Nvidia’nın AI tabanlı yazılım çözümlerini tek bir çatı altında bir araya getiriyor. Öne çıkan bileşenlerden biri olan NVIDIA Holoscan, yayıncıların canlı yayın sırasında video akışı ile yapay zeka tabanlı araçları aynı anda kullanabilmesini sağlıyor. Bu özellik, canlı yayın sırasında izleyicilere yönelik yenilikçi hizmetlerin sunulmasına olanak tanıyor. Örneğin, bir spor müsabakası esnasında izleyiciler sesli komutlar aracılığıyla yapay zekadan o ana kadar neler olduğunu özetlemesini isteyebilir. Aynı sistem, dizi veya film izlenirken de uygulanarak izleyicilere içeriği anlık olarak özetleme veya analiz etme gibi seçenekler sunabilir. Media2’nin sunduğu özelliklerin ne şekilde kullanılacağı ise tamamen yayıncıların tercihlerine bağlı.

Nvidia’nın Media2 sistemi, medya sektöründeki önemli şirketlerden Comcast, Verizon ve Runway tarafından şimdiden kullanılmaya başlandı. Kerris’in ifadelerine göre, Media2 sadece içerik üretim süreçlerini optimize etmekle kalmıyor, aynı zamanda izleyici deneyimini üst seviyeye taşıyarak dijital platformlara ve yayıncılara büyük bir esneklik sağlıyor. Bu teknolojiyle birlikte, hem canlı yayınlar hem de dijital içerik platformları izleyicilere daha interaktif ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunacak gibi görünüyor. Önümüzdeki dönemde yapay zeka destekli bu tür hizmetlerin daha yaygın hale gelmesi bekleniyor.