Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 393

Honda ve Renesas, yeni nesil araçlar için çip ortaklığına imza attı

CES 2025 etkinliğinde Honda ve Renesas Electronics Corporation, yazılım tanımlı araçlar (SDV) için yüksek performanslı bir sistem çipi (SoC) geliştirmek amacıyla iş birliği yaptıklarını duyurdu. Yeni çip, Honda’nın 2020’lerin sonlarında piyasaya sürülecek olan Honda 0 (Zero) Serisi elektrikli araçlarında kullanılacak.

Araç teknolojisinde yeni bir dönem: tek bir ECU

Honda, geçtiğimiz günlerde Zero serisi altında Honda 0 SUV ve Honda 0 Saloon prototiplerini tanıttı. Seviye 3 otonom sürüş özellikleriyle dikkat çeken bu araçlar, geleneksel birden fazla elektronik kontrol ünitesi (ECU) yerine tüm fonksiyonların tek bir merkezi ECU üzerinden yönetileceği bir mimariye sahip olacak.

Yeni merkezi ECUGelişmiş Sürücü Destek Sistemlerinden (ADAS), güç aktarma organlarına, yapay zeka tabanlı sistemlerden konfor özelliklerine kadar tüm işlevleri aynı anda yönetebilecek. Bu kapsamda, işlem taleplerini karşılamak için yüksek performanslı bir çip gereksinimi ortaya çıkıyor. Honda ve Renesas ortaklığı, bu ihtiyacı karşılayacak çözümü geliştirmek için çalışıyor.

Renesas teknolojisi ile güçlendirilmiş performans

Renesas’ın R-Car çözümleri, çiplet teknolojisini kullanarak özelleştirilebilir bir altyapı sunuyor. Ayrıca yapay zeka hızlandırıcılarının SoC’ye entegre edilmesiyle, özellikle otonom sürüş sistemlerinde yüksek yapay zeka performansı sağlanması hedefleniyor.

Bu iş birliği kapsamında, TSMC’nin 3 nm süreç teknolojisi kullanılarak enerji tasarruflu ve yüksek performanslı bir çip geliştirilecek. Renesas’ın beşinci nesil R-Car X5 SoC serisi, Honda’nın kendi geliştirdiği yapay zeka yazılımı ile optimize edilmiş bir yapay zeka hızlandırıcıyla birleştirilecek. Böylece, gelişmiş sürüş özellikleri ve otonom sistemleriçin gerekli olan yüksek AI performansı sağlanırken, enerji tüketimi minimize edilecek.

Honda’nın SDV vizyonu şekilleniyor

Honda ve Renesas, bu ortaklıkla SDV vizyonunu gerçekleştirmek ve elektrikli araç teknolojisinde yeni bir standartoluşturmayı hedefliyor. Honda 0 Serisi’nin 2020’lerin sonunda piyasaya çıkmasıyla, bu yenilikçi teknolojilerin sektörde nasıl bir etki yaratacağını göreceğiz.

Razer, dünyanın ilk ısıtmalı ve soğutmalı oyuncu koltuğunu duyurdu!

0

Razer, CES 2025 etkinliğinde oyuncular için oldukça yenilikçi bir ürün olan Razer Project Arielle’i tanıtarak dikkatleri üzerine çekti. Dünyanın ilk entegre ısıtma ve soğutma sistemine sahip oyuncu koltuğu olarak lanse edilen bu ürün, uzun süre oyun oynayan kişilere konforu artıracak çözümler sunmayı hedefliyor.

Razer, dünyanın ilk ısıtmalı ve soğutmalı oyuncu koltuğunu görücüye çıkardı

Koltuğun sırt dayanağındaki kanatsız fan sistemi sayesinde sıcaklık kontrolü sağlanıyor ve bu da oyuncuların hem soğuk hem sıcak ortamlarda rahat etmelerini mümkün kılıyor.

Razer, dünyanın ilk ısıtmalı ve soğutmalı oyuncu koltuğunu görücüye çıkardı.

Razer Project Arielle, soğutma için üç kademeli ayarlanabilir fan hızına sahip bir sisteme sahip. Razer’ın verdiği bilgilere göre, bu fanlar hava akışı yoluyla kuru ortamlardaki hissedilen sıcaklığı 2°C ile 5°C arasında düşürebiliyor. Daha serin hava şartlarında ise koltuk, maksimum 30°C’ye kadar sıcak hava üretebilen enerji tasarruflu PTC ısıtıcılarla donatılmış. İnovatif tasarımına rağmen koltuğun çalışırken neredeyse hiç ses çıkarmadığı belirtiliyor, bu da sessiz bir oyun deneyimi için önemli bir avantaj sunuyor.

Kullanıcılar, koltuğun kenarına yerleştirilmiş dokunmatik kontrol paneli aracılığıyla soğutma ve ısıtma ayarlarını kolayca yapabiliyor. Bu panel, sıcaklık ayarlarını değiştirme konusunda hızlı ve pratik bir çözüm sunuyor. Ancak Project Arielle’nin en büyük dezavantajı, tamamen işlevsel olabilmesi için bir güç kablosuna bağımlı olması. Buna rağmen, Project Arielle, oyun dünyasına yepyeni bir konfor standartı getirmeyi hedefleyen teknolojik bir yenilik olarak öne çıkıyor.

Yeni nesil dahili kablolu powerbank görücüye çıktı!

0

Anker, son dönemde popülerleşen dahili kabloya sahip powerbank modellerine bir yenisini ekleyerek, Anker Zolo Powerbank 25K‘yı tanıttı. Bu taşınabilir şarj istasyonu, özellikle kullanıcılara pratiklik ve verimlilik sağlayan bir çözüm sunuyor. Zolo Powerbank 25K, 25000mAh kapasitesine sahip devasa bataryası ile dikkat çekiyor. Bu yüksek kapasiteli batarya sayesinde, cihaz birden fazla cihazı hızlı ve verimli şekilde şarj etme yeteneğine sahip.

Yeni nesil dahili kablolu powerbank tanıtıldı

Powerbank, hem kullanıcı dostu tasarımı hem de fonksiyonel özellikleri ile öne çıkıyor. Cihazın iki adet dahili USB Tip-C kablosu bulunuyor; birinci kablo üst kısmından, ikinci kablo ise sağ kısımda bir askılık şeklinde uzanıyor. Bu özellik, kullanıcıların kablo karmaşasından kaçınmalarını sağlarken aynı zamanda taşınabilirlik açısından da büyük kolaylık sunuyor. İki dahili kablo ile birlikte, toplamda dört cihaz aynı anda şarj edilebiliyor, çünkü modelde USB Tip-C ve USB Tip-A olmak üzere iki farklı çıkış portu da yer alıyor.

Yeni nesil dahili kablolu powerbank tanıtıldı.

Zolo Powerbank 25K, şarj gücü konusunda da etkileyici bir performans sergiliyor. 165W‘a kadar enerji aktarabilme kapasitesine sahip olan powerbank, özellikle yüksek güç gereksinimi duyan cihazlar için oldukça uygun. Kullanıcılar, cihazlarının şarj seviyelerini izlemek için powerbank’ın ön kısmında yer alan ekranı kullanabiliyorlar. Bu ekran, her bir çıkış portunun ne kadar enerji sağladığını göstererek şarj sürecini şeffaf bir şekilde takip etme imkanı veriyor.

Fiyat açısından da makul bir seçenek olarak karşımıza çıkan Anker Zolo Powerbank 25K, yaklaşık 68$’lık bir fiyat etiketiyle satışa sunuluyor. Bu fiyat, özellikle benzer özellikleri sunan taşınabilir şarj cihazlarına göre oldukça rekabetçi bir fiyat seviyesinde bulunuyor. Yüksek kapasitesi, çoklu şarj imkanı ve kompakt tasarımı ile Anker Zolo Powerbank 25K, kullanıcılar için ideal bir taşınabilir şarj çözümü sunuyor. Özellikle seyahat ederken, aktif yaşam tarzını benimseyenler ve iş hayatında sürekli olarak cihazlarının şarjını kontrol etmek zorunda kalanlar için mükemmel bir alternatif.

Yumuşak robotik teknolojileri güvenli çözüm sağlıyor

0

İnsan benzeri kaslara sahip yeni yumuşak robotlar, yüksek bina temizliğini ve elektrikli araç şarjını dönüştürüyor. Wisson Robotics, CES 2025’te şirketin tescilli Pliabot teknolojisiyle güçlendirilen yenilikçi yumuşak robotik sistemlerinin canlı gösterileriyle dikkatleri üzerine çekti.

Stand, yumuşak biyonik kaslar, uyarlanabilir eklemler ve insan benzeri kollar içeren uygulamalarla robotiğin geleceğini sergileyerek büyük ilgi odağı oldu. Wisson Robotics, esneklik, verimlilik ve güvenliği bir araya getirerek izleyicileri büyüleyen teknolojilerinin temel yeteneklerini sergiledi.

Yumuşak robotik teknolojileri günlük hayata entegre oluyor

Wisson Robotics’in “İnsan Kaslarını Taklit Et, İnsan Yeteneklerini Aş” olarak adlandırdığı Pliabot teknolojisi, insan kaslarının özelliklerini taklit etmek için yumuşak biyonik kaslara ve nöral zekaya dayanıyor.

Bu çığır açan teknoloji, 2000:1 yük-ağırlık oranı, çevresel dayanıklılık, üstün görev uyumluluğu, gelişmiş etkileşim güvenliği ve polimer malzemeler ile 3D baskı yoluyla maliyet etkinliği gibi beş temel avantaj sunarak robotik zorlukların üstesinden geliyor ve bu sayede çeşitli endüstriler için çok yönlü, daha güvenli ve daha uygun fiyatlı bir çözüm haline geliyor.

Wisson Robotics, çeşitli endüstrilerde devrim yaratacak şekilde tasarlanmış, Pliabot teknolojisiyle çalışan bir dizi ürün geliştirdi. Bu robotlar, özellikle havadan hassas operasyonlar ve otomatik elektrikli araç (EV) şarjı gibi alanlarda halihazırda önemli bir etki yaratıyor. Öne çıkan ürünlerden biri, gelişmiş güvenlik için Pliabot gimbal’ı adaptif dengeleme ve yumuşak çarpışma tamponlamasıyla birleştiren Orion AP3-P3 Pliabot Aerial Tethered Cleaning System’dır. Bu yenilikçi sistem, yüksek binalardaki pencereleri yıkamak veya çatıdaki güneş panellerini korumak gibi yüksek irtifa temizlik görevleri için özellikle etkilidir.

Dikkat çeken bir diğer yenilik ise drone yeteneklerini geliştirmek için tasarlanmış hafif bir robotik kol olan Orion AP30-N1 Pliabot Hava Manipülatörüdür. Bu yumuşak robotik kol, kavrama, yerleştirme ve örnekleme gibi hassas hava görevlerini mümkün kılarak zorlu ortamlarda operasyonların karmaşıklığını ve riskini önemli ölçüde azaltır.

Ek olarak, Pliabot Otomatik Şarj Robotu, güvenli ve nazik bir şarj çözümü sağlayarak EV endüstrisinin gelişimini hızlandırmayı vaat ediyor. Robotun insan benzeri kolu, elektrikli araçların araca veya bağlantı noktalarına zarar vermeden şarj edilmesini sağlayarak otonom şarj sistemlerinin ticarileştirilmesinde büyük bir sıçramaya işaret ediyor.

Wisson Robotics’in yumuşak robotik yenilikleri, insan benzeri teknolojinin çok çeşitli uygulamalardaki muazzam potansiyelini sergiliyor. Robotların esnekliği, güvenlik özellikleri ve hafif tasarımı, onları geleneksel robotların etkisiz veya çok maliyetli olacağı yüksek riskli ortamlar için ideal hale getiriyor. İnsan kaslarını taklit eden yumuşak malzemeler ve havayla çalışan içi boş bir yapı ile bu robotlar hem uyum sağlama kabiliyeti hem de hassasiyet sağlıyor ve hassas etkileşim gerektiren karmaşık görevleri üstlenmelerine olanak tanıyor.

Dünyanın ilk 5K 180Hz oyuncu monitörü tanıtıldı!

0

Samsung, CES 2025 fuarında yenilikçi teknolojileriyle dikkat çekmeye devam ediyor ve bu kez oyuncu monitörleriyle öne çıkıyor. Şirket, Odyssey OLED serisinin üç yeni modelini duyurdu: G6, G7 ve G8. Bu monitörler, yüksek yenileme hızları, OLED panelleri ve yapay zeka destekli özelliklerle donatıldı.

Dünyanın ilk 5K 180Hz oyuncu monitörü görücüye çıktı

En dikkat çeken model ise, Odyssey OLED G7 oldu. Bu monitör, 5K çözünürlük (5120×2160) ve 180 Hz yenileme hızı ile 40 inç dev bir ekran sunuyor. Samsung, G7’nin 5K çözünürlükteki ilk 40 inçlik oyuncu monitörü olduğunu belirtiyor. Diğer modeller de farklı çözünürlük ve yenileme hızlarıyla oyun deneyimini bir üst seviyeye taşıyor: Odyssey OLED G8 27 inç boyutunda 4K çözünürlük ve 240 Hz yenileme hızı sunarken, Odyssey OLED G6 27 inç QHD çözünürlük ve 500 Hz yenileme hızı ile sektördeki en hızlı yenileme oranına sahip model olarak öne çıkıyor.

Dünyanın ilk 5K 180Hz oyuncu monitörü görücüye çıktı.

Tüm modellerde VESA DisplayHDR™ True Black 400 ve AMD FreeSync Premium Pro gibi gelişmiş teknolojiler bulunuyor, aynı zamanda Nvidia G-Sync desteği de mevcut. Ayrıca, her bir monitör, iki HDMI, üç USB 3.0 ve bir DisplayPort bağlantı noktaları ile donatılmış ve ergonomik ayaklarla daha rahat bir kullanım deneyimi sunuyor.

Samsung’un AI Gen 3 işlemcisi, oyun ve video içeriği 4K’ya yakın çözünürlükte sunarak daha keskin bir görsel deneyim sağlıyor. Ayrıca, şirket gözlük takmaya gerek kalmadan 3D deneyimi sunan Odyssey 3D modelini de tanıttı. Bu model, 2D içeriği 3D’ye dönüştüren AI teknolojisi ile oyun ve medya deneyimini daha immersif hale getiriyor.

Ancak fiyat ve çıkış tarihine ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı. Detayların önümüzdeki haftalarda açıklanması bekleniyor.

Çinli Svolt, 8.5 dakika şarj olabilen bataryasını duyurdu!

Çinli pil üreticisi Svolt Energy, elektrikli araçlar (EV) için geliştirdiği yeni nesil pil teknolojisiyle dikkatleri üzerine çekti. Şirketin üçüncü nesil Fengxing Short Blade Battery isimli ürünü, yalnızca 8,5 dakika gibi bir sürede %10’dan %80’e şarj olabilme özelliği sunarak ultra hızlı şarj standartlarını bir adım ileri taşıyor. Lityum demir fosfat (LFP) kimyasına sahip olan bu piller, 185 Wh/kg enerji yoğunluğuna ve 6C şarj hızına sahip. Bu, örneğin 80 kWh kapasiteli bir batarya paketinin 480 kW şarj gücüyle desteklenebileceği anlamına geliyor.

Çinli Svolt, 8.5 dakika şarj olabilen bataryasını görücüye çıkardı

Pil teknolojisinin bir diğer dikkat çeken yönü, dayanıklılığı ve uzun ömrü. Svolt, yeni pilin 15 yıl veya 600.000 kilometrelik bir kullanım ömrüne sahip olduğunu belirtiyor. Bu süre, birçok elektrikli aracın kullanım ömrü boyunca pil değiştirme gerekliliğini tamamen ortadan kaldırabilir ve uzun vadede önemli bir maliyet avantajı sunabilir.

Fengxing Short Blade Battery, enerji yoğunluğu artırılmış kompakt yapısı ve yüksek şarj hızlarıyla, rakipleri olan BYD ve CATL’nin çözümlerine kıyasla daha iddialı bir performans ortaya koyuyor. 2024’te CATL tarafından tanıtılan ve 10 dakikada %80’e kadar şarj olabilen 6C LFP pilleri gibi, Svolt’un ürünü de elektrikli araçlar için ultra hızlı şarjı standart hale getirme yolunda önemli bir adım.

Svolt ayrıca arazi araçları ve ticari kullanımlara uygun piller geliştirmeye de devam ediyor. Özellikle 59 kWh kapasiteli ve -43°C ila 60°C arasında çalışabilen bir pil, zorlu hava koşullarına dayanıklı olması ve termal güvenliği artırıcı yapısıyla öne çıkıyor. Çift ortamlı soğutma teknolojisi sayesinde düşük sıcaklıkta bile yüksek verimlilik sağlayan bu pillerin, Great Wall Motor’un Tank 500 Hi-4-Z modeli gibi ağır arazi araçlarında kullanılacağı belirtiliyor.

Ticari araçlar için duyurulan diğer iki pil, sırasıyla 91,4 kWh kapasite ve 4C şarj hızına, 95,7 kWh kapasite ve 3C şarj hızına sahip. İkinci pil ayrıca 8 yıl veya 1,5 milyon kilometre garanti süresiyle uzun vadeli kullanım olanağı sağlıyor.

Svolt, %3,2 pazar payıyla Çin’deki en büyük beşinci pil üreticisi konumunda. Sektördeki liderlik ise %25,32 GWh üretimle CATL ve %15,82 GWh üretimle BYD’nin elinde. Svolt’un bu yeni nesil teknolojilerle bu iki devin gerisinde kalmayı bırakıp önemli bir oyuncu olarak yükseleceği öngörülüyor.

Boston Dynamics ve Ghost Robotics arasındaki patent davası çözüme ulaştı!

İki şirket tarafından yapılan ortak açıklamada, davanın sonlandırıldığı ve ilerleyen dönemde ortak çalışma potansiyeline odaklanılacağı duyuruldu. Boston Dynamics Hukuk Direktörü Jason Fiorillo, anlaşmayla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu anlaşmazlığı karşılıklı yarar sağlayacak şekilde çözmekten memnuniyet duyuyoruz. İki şirketin ortak çıkarları doğrultusunda iş birliği yapabileceği yeni alanlar yaratmayı hedefliyoruz.” dedi.

Anlaşmazlık, Boston Dynamics’in ayaklı robotlarla ilgili bir patentinin Ghost Robotics tarafından ihlal edildiği iddialarıyla başladı. Bu süreçte, Ghost Robotics’in askeri kullanım amacıyla robotlarına silah monte etmesi konuyu daha karmaşık hale getirdi. Boston Dynamics ve birkaç robotik şirketi, bu tür genel amaçlı robotların silahlandırılmasına karşı olduklarını belirten bir açık mektup yayınladı. Ancak, Ghost Robotics’in ürettiği bir robot köpeğin üzerine monte edilmiş otomatik tüfeğin görüntüleri sosyal medyada yayılınca, tartışma daha da büyüdü.

Ghost Robotics’in kurucu ortağı ve CEO’su Gavin Kenneally, bu uzlaşmanın şirketin inovasyona odaklanmasını sağlayacağını belirterek, “Bu anlaşma, robotik teknolojilerin ilerlemesini hızlandıracak ve ortak politikalar ile teknolojik girişimlerde iş birliğini güçlendirecek.” ifadelerini kullandı.

Boston Dynamics yöneticisi, robotik stratejilerine olan ihtiyacı vurguladı

Boston Dynamics’in geçmişinde askeri projeler yer alsa da, şirketin bugünkü vizyonu farklı bir doğrultuda ilerliyor. İlk robotik köpekleri, yük taşımak gibi görevler için geliştirilmişti ve silahlandırma gibi uygulamalara yönelmemişti. Ancak, Boston Dynamics yetkilileri ABD’nin ulusal düzeyde bir robotik stratejisinin olmamasını eleştiriyor.

Çin’in robotik ve yapay zekaya yaptığı yatırımlarla öne geçtiğine dikkat çeken Fiorillo, “ABD, daha proaktif politikalar geliştirmezse geri kalma riski taşıyor.” uyarısında bulundu.

İki şirket, bu yılın başlarında bir araya gelerek sektöre fayda sağlayacak yeni politika önerileri üzerinde çalışmayı planlıyor. Uzlaşma, yalnızca iki şirket arasındaki sorunu çözmekle kalmayıp, robotik endüstrisinin genel gelişimi için iş birliği zeminini de güçlendirecek gibi görünüyor.

xAI, Grok için bağımsız bir iOS uygulaması test ediyor!

Yeni Grok uygulaması, önceden yalnızca X kullanıcıları için erişilebilir durumdayken, şimdi farklı ülkelerde kullanılabilir hale getirildi.

Uygulama, gerçek zamanlı veriye erişim sağlayarak web ve X platformundan bilgi çekebiliyor. Ayrıca, metin yeniden yazma, uzun paragrafları özetleme, soru-cevap işlemleri ve metinden görüntü oluşturma gibi yapay zeka destekli üretici özellikler sunuyor.

Uygulama açıklamasında şu ifadeler yer alıyor: “Grok, maksimum düzeyde doğru, faydalı ve meraklı olacak şekilde tasarlanmış bir yapay zeka destekli asistan. Her türlü soruya cevap alabilir, çarpıcı görseller üretebilir ve dünyanızı daha derinlemesine anlamak için fotoğraflar yükleyebilirsiniz.”

Aynı zamanda xAI, sohbet robotunu web üzerinden erişilebilir kılmak için Grok.com adlı özel bir site üzerinde çalışıyor. Şu anda siteye bir xAI hesabıyla giriş yapıldığında “çok yakında” mesajı görüntüleniyor.

Başlangıçta Grok, yalnızca X’in ücretli abonelerine sunulmuştu. Ancak Kasım ayında şirket, sohbet robotunun ücretsiz bir versiyonunu test etmeye başladı ve bu ayın başlarında tüm kullanıcılara açtı.

Grok, yapay zeka teknolojisiyle kullanıcıların hem yaratıcı hem de analitik ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor. Fotoğraf gerçekçiliğinde üstün bir performansa sahip olan Grok, görsel üretim esnasında geniş bir esneklik sunarak kamuya mal olmuş figürlerin ve materyallerin kullanımına izin veriyor.

Bu özellik, hem bireysel hem de profesyonel kullanıcılar için güçlü bir araç sağlıyor. Ayrıca, metin özetleme, yeniden yazma ve gerçek zamanlı bilgi erişimi gibi özelliklerle günlük iş akışlarını kolaylaştırıyor. Ücretsiz sürümün yaygınlaşması, Grok’un daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasını sağlarken, yapay zeka destekli asistanın küresel çapta benimsenmesini ve erişilebilirliğini hızlandırıyor.

ABD, elektronik cihazları güvenlik seviyesine göre etiketleyen yeni bir sisteme geçiyor!

ABD Siber Güvenlik Güvencesi olarak adlandırılan bu girişim, cihazların federal siber güvenlik standartlarına uygun olup olmadığını gösteren bir etiketi içerecek.

Gönüllü olarak uygulanacak bu program kapsamında, üreticiler belirlenen standartları karşılayan cihazlarına özel bir kalkan logosu ve QR kod içeren bir etiket ekleyebilecek. Tüketiciler, bu QR kodu tarayarak cihazın güvenliği hakkında daha fazla bilgi edinebilecek. Bebek monitörleri, ev güvenlik kameraları, fitness takip cihazları, buzdolapları ve diğer internet bağlantılı cihazlar bu etiketi alabilecek ürünler arasında yer alıyor.

Başkan Yardımcısı Anne Neuberger, ortalama bir Amerikan evinde 21 internet bağlantılı cihaz bulunduğuna dikkat çekerek, her birinin siber suçlular için potansiyel bir giriş noktası olabileceğini vurguladı. Neuberger, “Bu program, tüketicilere bir bebek monitörünün veya ev alarm sisteminin siber güvenli olup olmadığını kolayca kontrol etme imkânı tanıyor.” dedi.

Elektronik ürünleri etiketleme fikri çok sayıda şirketten destek buldu

Amazon, Best Buy, Google, LG Electronics, Logitech ve Samsung gibi büyük şirketler de programın destekçileri arasında. ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), geçen yıl etiketleme sistemini onayladı ve geçtiğimiz ay, etiketlerin teknik değerlendirmesini yapacak 11 şirket ve kuruluş belirlendi. İlk ürünlerin etiketlemesi bu yıl içinde başlayacak.

Uzmanlar, bu sistemin, tüketicilere cihazların güvenliği hakkında daha fazla bilgi sağlayarak hem siber tehditlerden korunmayı hem de üreticileri güvenlik güncellemelerini daha düzenli sunmaya teşvik edeceğini belirtiyor.

Tüketiciler, QR kodlar sayesinde cihazın yazılım güncellemeleri alıp almadığını ve olası yeni tehditlere karşı koruma sağlanıp sağlanmadığını öğrenebilecek.

Enerji verimliliği etiketine benzer bir yaklaşım

Program, enerji verimliliğini değerlendiren Energy Star etiketine benzetiliyor. FCC yetkilileri, bu sistemin hem tüketicilere bilinçli seçim yapma olanağı tanıyacağını hem de üreticilerin siber güvenlik standartlarını geliştirmesini teşvik edeceğini söylüyor. Siber güvenlik uzmanı Justin Brookman, bu etiketin, tüketicilerin güvenilir markaları ayırt etmelerini kolaylaştıracağını ifade etti.

Bu girişim, hızla artan akıllı cihaz kullanımının neden olduğu siber tehditlerle mücadelede önemli bir adım olarak görülüyor. Güvenli olmayan bir cihaz, tüm bir ev ağına siber saldırılar için açık kapı bırakabileceğinden, bu tür etiketsel düzenlemeler kritik bir öneme sahip.

Sonsuz pil ömrüne sahip akıllı saat geliştirildi!

0

Garmin, Instinct 3 adlı yeni orta segment akıllı saatini duyurdu. Bu modelin en dikkat çeken özelliği, güneş enerjisiyle şarj olabilme imkânı sunan MIP ekranlı versiyonu. Güneş ışığına maruz kaldığında şarj olabilen bu sistem sayesinde, cihazın pil ömrü neredeyse “sonsuz” hale geliyor. Garmin’e göre, saat, güneşte en az 3 saat kullanıldığında, sürekli olarak şarj olmaya devam ediyor ve normal kullanımı da sürdürülebiliyor. Bu özellik, özellikle açık havada vakit geçiren kullanıcılar için son derece avantajlı.

Sonsuz pil ömrüne sahip akıllı saat tanıtıldı

Garmin Instinct 3, 45 mm ve 50 mm boyutlarında iki farklı ekran versiyonuna sahip: AMOLED ekran ve MIP ekran. MIP ekran, daha düşük enerji tüketimi sağlarken, AMOLED ekran ise daha canlı renkler ve yüksek çözünürlük sunuyor. Her iki versiyon da, spor aktivitelerini izleme, sağlık verilerini takip etme (kalp atış hızı, uyku, stres seviyesi vb.), düşme algılama gibi pek çok fonksiyonu barındırıyor.

Sonsuz pil ömrüne sahip akıllı saat tanıtıldı.

Saat, GNSS (Global Navigation Satellite System) teknolojisiyle konum belirleme ve Garmin Pay ile temassız ödeme yapma gibi işlevler de sunuyor. Ek olarak, dahili el feneri ve SatIQ teknolojisi, navigasyon doğruluğunu artırarak pil ömrünü daha da uzatıyor.

Fiyatlandırma ise şu şekilde: Garmin Instinct 3 Solar (güneş enerjili versiyon) modelinin 45 mm’lik versiyonu 399 dolar, 50 mm’lik versiyonu ise 449 dolar olarak satışa sunulacak. AMOLED ekranlı versiyonlar için fiyatlar 45 mm için 449 dolar, 50 mm için ise 499 dolar olacak. Tüm modeller, 10 Ocak’tan itibaren piyasaya çıkacak.

40 GWh kapasiteli dünyanın en büyük bataryası faaliyete geçti!

Çin, yenilenebilir enerji altyapısındaki üstünlüğünü bir kez daha göstererek dünyanın en büyük pompaj depolamalı hidroelektrik santralini devreye aldı. Hebei Eyaleti’nin Fengning ilçesinde inşa edilen bu devasa tesis, 40 GWh enerji depolama kapasitesiyle bir “mega batarya” olarak işlev görüyor. Proje, Pekin ve Tianjin şehirlerinin enerji ihtiyaçlarını desteklemenin yanı sıra çevredeki 10 GW kapasiteye sahip rüzgar ve güneş enerjisi santralleriyle entegre çalışacak. Bu şekilde, değişken yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye entegrasyonunda esneklik sağlayacak.

40 GWh kapasiteli dünyanın en büyük bataryası hizmete giriyor

Yaklaşık 2,6 milyar dolarlık bir yatırımla 11 yılda tamamlanan tesis, Çin Devlet Şebeke Kurumu tarafından işletiliyor. Santralde her biri 300 MW kapasiteli 12 tersinir pompa türbini bulunuyor ve toplamda 3,6 GW gücünde enerji üretimi yapılabiliyor. Yıllık 6,61 TWh enerji üretim ve 8,71 TWh enerji depolama kapasitesine sahip olan tesisin, enerji sistemlerine istikrar getirme ve ani yük dalgalanmalarını karşılama konusunda önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.

40 GWh kapasiteli dünyanın en büyük bataryası hizmete giriyor.
40 GWh kapasiteli dünyanın en büyük bataryası resmen hizmete girdi.

Fengning Tesisi, 45,04 milyon metreküp kapasiteye sahip bir üst rezervuar ve 71,56 milyon metreküplük bir alt rezervuar içeriyor. Üst rezervuar dolu olduğunda, santrali 10,8 saat boyunca tam kapasitede çalıştıracak enerji sağlayabiliyor. Ayrıca, dünyanın en büyüğü olan yeraltı güç merkezi ve 50 kilometreyi aşan 190 yeraltı tüneliyle projede mühendislik harikası çözümler kullanılmış. Değişken hızlı pompa türbini teknolojisi sayesinde sistem, rüzgar ve güneş enerjisinin anlık değişimlerine hızlı bir şekilde yanıt vererek şebeke stabilitesini artırıyor.

Enerji depolama teknolojilerine artan talep, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkili kullanılmasını zorunlu kılıyor. Her ne kadar lityum iyon bataryalar günümüzde yaygınlaşmış olsa da, Çin gibi uygun coğrafi koşullara sahip bölgelerde pompaj depolamalı hidroelektrik sistemleri daha ekonomik, verimli ve çevre dostu bir çözüm sunuyor. Çin, hali hazırda 40 GW pompaj depolama kapasitesiyle dünya lideri konumunda ve inşaat halindeki 53 GW’lık yeni tesisleriyle bu liderliği daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Bu projeler, küresel enerji dönüşümünde önemli bir örnek teşkil ediyor.

Meta’dan büyük değişiklikler: teyit programı kalkıyor

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Instagram ve Facebook gibi şirketin en büyük sosyal medya platformlarında köklü değişiklikler yapacaklarını duyurdu. Zuckerberg’in açıklamasına göre, ifade özgürlüğü daha fazla ön planda olacak, politik içeriklere yaklaşımlar değişecek ve yıllardır kullanılan teyit programı kaldırılacak.

9 Yıllık teyit programı sona eriyor

2016 yılında başlatılan teyit programı, platformlardaki dezenformasyonu önlemek amacıyla bağımsız teyitçilerle iş birliği yapıyordu. Ancak Zuckerberg, bu sistemin artık yeterli olmadığını savunarak, yerini X’teki topluluk notlarına benzer bir özellik alacağını açıkladı. Yeni sistem, kullanıcıların gönderilerdeki yanlış bilgileri topluluk odaklı bir şekilde doğrulamalarına imkan tanıyacak.

Yanlış bilgi yayılma riski tartışılıyor

Teyit programının kaldırılması uzmanlar arasında endişe yarattı. Bazı uzmanlar, bu kararın yanlış bilginin yayılmasını kolaylaştırabileceğini ve X platformunda görülen olumsuz sonuçların Meta’ya da taşınabileceğini ifade etti. Zuckerberg ise mevcut teyitçilerin politik açıdan taraflı davrandığını ve topluluk odaklı doğrulama sisteminin daha adil ve etkili olacağını savundu.

Politik içerikler ve ifade özgürlüğünde değişiklik

Meta’nın politik içeriklere yaklaşımında da değişiklikler yapılıyor. Daha önce algoritmalar, kullanıcıların politik içeriklerle daha az karşılaşmasını sağlıyordu. Ancak yeni kararla, bu içerikler kullanıcıların akışlarında daha görünürolacak. Zuckerberg, bu hamlenin Meta’nın köklerine dönmesine ve platformların ifade özgürlüğünü yeniden kazanmasına yardımcı olacağını belirtti.

Trump yönetimi ile ilişkiler gündemde

Bu değişiklikler, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönüş ihtimalinin konuşulduğu bir dönemde geldi. Zuckerberg, Meta’nın ifade özgürlüğü adına Trump yönetimiyle iş birliği yapacağını belirtirken, bu konuda detaylı bilgi vermedi. Teknoloji devlerinin Trump ile yakınlaşma çabası Meta’nın politikalarını da etkiliyor gibi görünüyor.

Meta’nın yeni vizyonu

Meta’nın bu değişikliklerle birlikte, hem kullanıcı deneyimini yeniden şekillendirmesi hem de ifade özgürlüğünü önceliklendirmesi bekleniyor. Ancak topluluk notlarının ne kadar etkili olacağı ve yanlış bilgiyle mücadelede nasıl bir sonuç doğuracağı, zamanla netlik kazanacak.

Yapay zeka ile iş dünyasında devrim: 2025’te neler değişecek?

0

İşletmeler giderek daha dijital bir dünyada yol alıyor. Bununla birlikte, yapay zekanın 2025 yılına kadar büyümeyi ve başarıyı yönlendirmedebüyük bir rol oynamasını bekliyoruz. İşte YZ’nin işletmeleri nasıl dönüştürebileceği ve başarıya nasıl konumlandırabileceğine dair hızlı bir bakış.

Yapay zeka ile iş dünyasında yeni dönem

Özel müşteri deneyimleri

Yapay zeka, işletmelerin müşteri verilerini ve tercihlerini ölçekte analiz etmesini sağlıyor. Böylelikle özel öneriler, hedefli pazarlama kampanyaları ve ürün teklifleri sağlıyor. 2025 yılına kadar, yapay zeka destekli kişiselleştirme araçlarından yararlanan şirketler, müşteri elde tutmada iyileşme ve daha yüksek dönüşüm oranları görecektir.

Gelişmiş karar alma

Yapay zeka destekli analiz araçları, işletmelerin büyük miktarda veriyi hızla işlemesine yardımcı oluyor. Ayrıca bilinçli karar almayı destekleyen eyleme alınabilen içgörüler sağlıyor. Tahmini analiz ve gerçek zamanlı raporlama ile şirketler, pazar eğilimlerine uyum sağlayabiliyor. Böylelikle müşteri ihtiyaçlarını rakiplerinden önce tahmin edebiliyor.

Yapay zeka ile iş dünyasında kolaylıklar sağlıyor

Basit operasyonlar

Yapay zeka ile otomasyon, tekrarlayan görevleri en aza indirerek çalışanların stratejik girişimlere odaklanmasını sağlar. Tedarik zincirlerini yönetmekten Chabot’lar aracılığıyla müşteri hizmetlerini otomatikleştirmeye kadar, yapay zeka iş akışlarını optimize eder ve operasyonel maliyetleri azaltır.

Özel pazarlama kampanyaları

Yapay zeka araçları, birden fazla platformdan gelen verileri analiz edebiliyor. Ayrıca eğilimleri belirleyebiliyor. Böylelikle doğru kitleye doğru zamanda ulaşmak için reklam harcamalarını optimize edebiliyor. İşletmeler kampanyalarını verimli bir şekilde ölçeklendirebilir ve yatırım getirisini en üst düzeye çıkarabilir.

Ürün yeniliği

Yapay zeka, tüketici geri bildirimlerini analiz ederek, prototipleri test ederek ve pazar eğilimlerini tahmin ederek araştırma ve geliştirme süreçlerini hızlandırır. Bu, pazar taleplerine göre özel daha hızlı ürün lansmanlarını ve yenilikleri teşvik ediyor.

Gelişmiş siber güvenlik

Siber tehditlerin artmasıyla birlikte, AI güvenlik risklerini tespit etmek ve azaltmak için sağlam çözümler sunar. AI destekli sistemler ağ trafiğini izleyebilir, güvenlik açıklarını belirleyebilir ve tehditlere gerçek zamanlı olarak yanıt verebiliyor.

AB, veri gizliliğini ihlal ettiği için kendine ceza verdi!

Avrupa Komisyonu’nun, kendi koyduğu katı veri gizliliği yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Alman vatandaşına 400 Euro tazminat ödemeye mahkûm edilmesi, Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne (GDPR) ne denli önem verdiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Avrupa Birliği Genel Mahkemesi’nin verdiği bu karar, GDPR kurallarının yalnızca özel şirketler için değil, yasa koyucu AB kurumları için de bağlayıcı olduğunu açıkça gösteriyor ve böyle bir ceza örneği ilk kez yaşanıyor.

AB, veri gizliliğini ihlal ettiği için resmen kendine ceza veriyor

Olay, Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen bir konferansta “Facebook ile Giriş Yap” seçeneğinin kullanılması sırasında başladı. Katılımcının IP adresi, tarayıcı ve cihaz bilgileri gibi veriler, gerekli veri güvenlik önlemleri alınmadan ABD’deki Amazon ve Meta gibi üçüncü taraf şirketlere aktarıldı. Bu durum, GDPR’ın açıkça ihlali olarak değerlendirildi. Mahkeme, Komisyon’un bu veri aktarımında yeterli önlemleri almadığını ve bunun ciddi bir ihlal olduğunu belirterek tazminat kararını verdi.

Bu karar, GDPR kurallarına uyum konusunda AB’nin kendi organlarının bile dikkatle incelenebileceğini ve ihlal durumlarında yaptırıma tabi olabileceğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Avrupa Birliği, 2018 yılında yürürlüğe giren GDPR ile bireylerin kişisel verilerinin güvenliği ve şeffaflığı konusunda dünyadaki en katı düzenlemelerden birini hayata geçirmişti. Bu düzenleme, sadece özel ve kamusal kuruluşların değil, bireysel hakların da korunmasını hedefliyor. Ancak bu tür olaylar, düzenleyici çerçevenin bile belirlenen standartları ihlal edebileceğini ortaya koyuyor.

Kararın, GDPR’ın uygulanmasına dair genel farkındalığı artırması ve AB kurumlarında daha katı denetimler getirilmesine zemin hazırlaması bekleniyor. Avrupa Komisyonu’na verilen bu ceza, bireylerin haklarını koruma konusunda AB’nin ne kadar ileri gidebileceğini ve yasaların öncelikli olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu durum, Avrupa’nın veri koruma standartlarının ciddiyetle uygulanmasını garanti altına alma kararlılığını açıkça gözler önüne seriyor.

Samsung, üçlü katlanabilir telefonuyla geliyor!

0

Huawei’nin geçtiğimiz yıl tanıttığı ve büyük bir yankı uyandıran Mate XT modeli, iki kez katlanabilen “tri-fold” tasarımıyla dikkat çekmişti. Bu yenilikçi tasarım, üçe katlanabilir akıllı telefon segmentini başlatırken, yeni oyuncuların bu alana dahil olacağına dair merakları da artırmıştı. Görünen o ki, bu segmentin bir sonraki önemli temsilcisi Samsung olacak. Ortaya çıkan bilgilere göre, Samsung’un üçe katlanabilir akıllı telefonunun 2025’in ikinci yarısında tanıtılması planlanıyor. Ancak bu cihaz, sınırlı sayıda üretilecek ve üretim adedinin 300.000’in altında kalması bekleniyor.

Samsung, üçlü katlanabilir telefonuyla karşımıza çıkacak

Üretim miktarındaki kısıtlama, cihazın tasarımının ve üretim süreçlerinin karmaşıklığından kaynaklanıyor. Samsung, bu yeni teknolojiye olan ilginin büyük olması durumunda üretim kapasitesini artırma olasılığını değerlendiriyor. Ancak bu süreç, cihazın tahmin edilen yüksek fiyat etiketi nedeniyle zorluklarla karşılaşabilir. Söylentilere göre, Samsung’un bu modeli bugüne kadar piyasaya sürdüğü en pahalı katlanabilir telefon olacak.

Cihazın ekran üretiminin, Samsung Display tarafından yapılacağı ve Huawei Mate XT’den farklı bir katlanma mekanizmasına sahip olacağı belirtiliyor. Tasarımda ekranın tamamen içte kalacağı bir mekanizma tercih edilerek, dış faktörlere karşı dayanıklılığın artırılması hedefleniyor. Bu yeni mekanizma, cihazın ekran boyutlarına da doğrudan etki ediyor. Elde edilen bilgilere göre, ekran sol tarafa doğru açıldığında 10,5 inç, sağ tarafa doğru açıldığında ise 12,4 inç büyüklüğe ulaşıyor.

İlginç bir detay olarak, cihazda ekran altı kameranın bulunmayacağı belirtiliyor. Bu, Samsung’un dayanıklılık ve pratik tasarıma öncelik verdiğini gösteriyor. Üç kez katlanabilen telefonun, teknoloji dünyasında önemli bir yenilik olarak kabul edilmesi ve tüketiciler arasında geniş bir merak uyandırması bekleniyor. Samsung’un bu cihazla, yeni bir segmentte standartları belirlemeye çalıştığı görülüyor. Tüm bu gelişmeler, akıllı telefon dünyasında yeni bir rekabet dalgasının işareti olarak değerlendiriliyor.

Başınıza yapışan yapay zeka cihazı geliştirildi!

CES 2025’te tanıtılan yenilikçi yapay zeka cihazları arasında başınıza yapışan “Omi,” teknoloji dünyasında büyük ses getirdi. San Francisco merkezli Based Hardware tarafından geliştirilen bu cihaz, madeni para büyüklüğündeki boyutuyla kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Başınıza yapışan yapay zeka cihazı geliştirildi

Omi’nin benzersiz yanı, başa yapıştırılarak veya alternatif olarak kıyafete takılarak ya da kolye şeklinde taşınarak kullanılabilmesi. Dahili bataryası sayesinde tek bir şarjla günlerce aktif kalabiliyor. Ayrıca, herhangi bir uyandırma sözcüğüne gerek olmadan sürekli olarak açık durumda çalışabiliyor ve GPT-4o tabanlı yapay zeka altyapısını kullanarak gerçek zamanlı etkileşimler sunuyor.

Omi, kullanıcıların konuşmalarını dinliyor, bağlamı analiz ederek kişiselleştirilmiş yanıtlar ve tavsiyeler veriyor. Özellikle toplantı, sohbet ve sesli notların canlı metin dökümleri, anlık özetler ve soru-cevap işlevleriyle dikkat çeken cihaz, insan seviyesinde doğrulukla ses kaydı yapabiliyor. Omi, Google Takvim, Notion ve Google Drive gibi 250’den fazla uygulamayla entegre çalışarak dijital dünyayı yönetmeyi kolaylaştırıyor. Üstelik kullanıcı verilerinin güvenliği için şifreleme sağlanmış olup, cihaz üzerindeki veriler tek bir dokunuşla silinebiliyor. Cihaz kaybolsa bile, bağlı uygulama üzerinden verilere erişmek veya silmek mümkün.

Omi’nin en dikkat çekici gelecek hedefi ise beyin-bilgisayar arayüzü geliştirme çalışmaları. Bu teknolojinin, cihazın beyin sinyallerini okumasına olanak tanıması bekleniyor. 2025’in ikinci çeyreğinde piyasaya sürüleceği belirtilen bu modül, öncelikli olarak ilk 5.000 sipariş veren kullanıcıya sunulacak. Şu an 89 dolar gibi uygun bir ön sipariş fiyatıyla satışta olan cihaz, abonelik ücreti olmadan çalışabiliyor. Sipariş veren kullanıcılar, Omi’ye 2025’in ikinci çeyreğinde ulaşabilecek. Giyilebilir teknolojideki bu yenilik, kişisel asistanların geleceği için büyük bir adım olarak görülüyor.

MG, Türkiye’deki yatırımlarına devam edecek!

Çinli otomotiv devi SAIC Motor’un sahip olduğu İngiliz kökenli otomobil markası MG’nin, Mısır’da yıllık 100 bin araç üretim kapasitesine sahip bir fabrika kuracağını duyurması, Türkiye’deki yatırım beklentileri üzerinde bazı soru işaretleri oluşturdu. Bu gelişmenin ardından MG’nin Türkiye’deki temsilcisi Doğan Trend Otomotiv CEO’su Kağan Dağtekin, bu durumun Türkiye’yi olumsuz etkilemeyeceğini, aksine yatırım sürecinin halen devam ettiğini belirtti. Dağtekin, Mısır’da planlanan fabrikanın Türkiye için bir alternatif ya da rakip olmadığının altını çizdi ve Türkiye’deki projeye odaklanmış durumda olduklarını ifade etti.

MG, Türkiye’deki yatırımlarına devam ediyor

Kağan Dağtekin yaptığı açıklamada, Mısır’da iki yıl süren bir planlama sonucu ortaya çıkan yatırımın, ağırlıklı olarak Mısır iç pazarıyla birlikte Afrika ve Ortadoğu bölgelerini hedef aldığını belirtti. Bu fabrikanın yıllık üretim kapasitesinin 50 bin araçlık bölümünün bu pazarların ihtiyaçlarına yönelik olacağını söyledi. Türkiye’nin ise bambaşka bir pozisyonda bulunduğunu vurgulayan Dağtekin, Mısır fabrikasının Türkiye ile herhangi bir bağlantısı olmadığını ve bu nedenle bir rekabet durumu yaratmadığını dile getirdi. Türkiye’nin olası rakiplerinin daha çok Avrupa ülkeleri ve Fas gibi bölgeler olduğunu ifade eden Dağtekin, MG’nin Türkiye projesinde kararlılıkla ilerlemeye devam ettiğini sözlerine ekledi.

MG, Türkiye yatırımlarına devam edebilir.
MG, Türkiye’deki yatırımlarını sürdürecek.

Türkiye ile SAIC arasında yaklaşık bir yıldır süren yoğun görüşmelerin altını çizen Dağtekin, bu süreçte önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti. SAIC Motor’un üst yönetiminin, bu önemli yatırım projesini daha ileri bir aşamaya taşımak amacıyla 10 Ocak’ta Şangay’da gerçekleştirilecek toplantı için kendilerini davet ettiğini açıkladı. Bu toplantının, Türkiye’ye yönelik fabrikanın nihai kararları konusunda kritik bir rol oynayacağını ifade eden Dağtekin, MG’nin Türkiye’ye olan ilgisinin sürdüğünü ve bu projede ciddi bir mesafe alındığını vurguladı.

MG’nin Türkiye yatırımı yalnızca bir otomobil fabrikası kurmanın ötesinde, Türkiye’nin bölgedeki konumunu güçlendirecek stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Dağtekin, bu yatırımın gerçekleşmesiyle hem Türkiye’nin üretim kapasitesinin artacağını hem de MG’nin Avrupa pazarındaki etkinliğinin artacağını belirtti. Şangay’da yapılacak görüşmelerin ardından, bu önemli projede daha somut sonuçların ortaya çıkması bekleniyor. MG ve SAIC’in Türkiye üzerindeki bu yatırım potansiyeli, otomotiv sektörünün dikkatle izlediği gelişmeler arasında yer alıyor.

Chery, 2024 yılında 2,6 milyondan fazla araç sattı!

Chery, 2024 yılını büyük bir başarıyla kapatarak 2,6 milyonun üzerinde araç satışı gerçekleştirdi ve yüzde 40’a yakın büyüme oranıyla sektör ortalamalarının üzerinde bir performans sergiledi. Yıl boyunca 2 milyon 603 bin 916 araç satan şirket, yalnızca aralık ayında yıllık yüzde 38,4 artışla 298 bin 505 araç satışı gerçekleştirdi. Bu etkileyici büyüme oranıyla Chery, yıllık hedeflerini aşarken sektörün genel büyüme oranını da yaklaşık yüzde 20 oranında geride bıraktı. Şirketin 2024 yılına ait toplam geliri ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 50’den fazla artış göstererek yaklaşık 65,5 milyar dolara ulaştı.

Chery, 2024 yılında 2,6 milyonun üzerinde araç satışı yaptı

Chery, ihracat tarafında da büyük bir başarı yakalayarak 2024’te yüzde 21,4 artışla toplamda 1 milyon 144 bin 588 aracı yurt dışına gönderdi. Böylece üst üste 22. kez Çin’in en büyük binek otomobil ihracatçısı olma unvanını korudu. Ayrıca yeni enerji araçlarına olan talebi iyi değerlendirerek bu segmentteki satışlarını yüzde 232,7 artırdı ve toplamda 583 bin 569 adet satış gerçekleştirdi. Şirketin aralık ayında Plug-in Hibrit (PHEV) araç satışları ise aylık yüzde 31,9 artışla 100 bin adedin üzerine çıktı.

2024 yılı Chery için sadece satış başarısıyla değil, önemli kilometre taşlarıyla da anıldı. Kasım ayında İspanyol EV MOTORS şirketiyle kurduğu ilk ortak girişim tesisi faaliyete geçti ve efsanevi İspanyol otomobil markası EBRO’nun yeniden doğuşuna katkı sağladı. Bu dönemde Chery TIGGO 2 modeli de bir milyon üretim adedine ulaştı. Ekim ayında düzenlenen Küresel Kullanıcı Ekosistemi Konferansı’nda, dünya genelindeki beş farklı üretim tesisinde üretilen 15 milyonuncu araç banttan indi. Aynı yıl içinde bir milyonuncu TIGGO 7 ihracatı gerçekleşirken Chery, Brezilya, Mısır ve Endonezya gibi önemli pazarlarda ödüller kazanarak ve liderliğini pekiştirerek küresel bilinirliğini artırmayı sürdürdü.

Chery’nin 2024 yılı itibarıyla toplam kullanıcı sayısı, 4,5 milyonu yurt dışında olmak üzere 15,72 milyona ulaştı. Şirketin bugüne kadarki faaliyetleri ise 110’un üzerinde ülke ve bölgeye yayılmış durumda. Hem satış hem de inovasyon odaklı çalışmalarıyla Chery, küresel otomotiv pazarında güçlü bir oyuncu olmaya devam ediyor.

TikTok’un ABD operasyonları satılıyor mu?

ABD’li iş insanları, TikTok’un ABD’deki operasyonlarını satın almak için ByteDance’e teklif sundu. Bu girişim, sosyal medya platformunun ülkedeki geleceğini şekillendirebilir.

ABD’li milyarder Frank McCourt, Project Liberty adlı kar amacı gütmeyen kuruluşuyla birlikte “The People’s Bid for TikTok” adlı bir grup oluşturdu. Bu grup, TikTok’un ABD’deki varlıklarını satın almak için Çin merkezli ByteDance şirketine resmi bir teklif iletti. Teklifin değeri yaklaşık 20 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

170 milyon kullanıcının bilgisi ABD’ye taşınacak

Teklif, TikTok’un mevcut 170 milyon aylık ABD’li kullanıcısını, gizlilik ve güvenliği ön planda tutan ABD merkezli bir teknoloji altyapısına taşımayı hedefliyor. McCourt, platformu mevcut TikTok algoritmasından bağımsız olarak yeniden yapılandırmayı planlıyor. Bu sayede, kullanıcıların platformu kullanmaya devam etmesi amaçlanıyor.

ABD Başkanı Joe Biden, Nisan 2024’te ByteDance’in TikTok’un ABD operasyonlarını ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle satmasını zorunlu kılan bir yasayı imzalamıştı. Bu yasanın 19 Ocak 2025’te yürürlüğe girmesi planlanıyor. Başkan seçilen Donald Trump, Aralık 2024’te TikTok’a karşı olumlu bir tutum sergileyerek, platforma karşı “sıcak bir yaklaşımı” olduğunu belirtmişti. Trump, TikTok ve ByteDance’in önerilen yasağa karşı 10 Ocak’ta yapacakları savunmanın, göreve başlamasına kadar ertelenmesini talep etti. Ancak ABD Adalet Bakanlığı bu erteleme talebine karşı çıkıyor.

TikTok’un ABD’deki geleceği belirsizliğini koruyor. ByteDance’in teklife nasıl yanıt vereceği ve ABD Yüksek Mahkemesi’nin olası bir yasağa ilişkin kararı, platformun kaderini belirleyecek. Bu süreç, sosyal medya dünyasında önemli değişikliklere yol açabilir.

ABD’li iş insanlarının TikTok’u satın alma girişimi, platformun ABD’deki varlığını sürdürmesi için kritik bir adım olarak görülüyor. Gelişmeler, hem kullanıcılar hem de teknoloji sektörü tarafından yakından takip ediliyor.

Starlink, tüm Los Angeles’a tek başına internet sağlıyor!

0

Los Angeles bölgesinde günlerdir devam eden orman yangınları, iletişim altyapısını tamamen etkisiz hale getirdi: Bu kriz ortamında, SpaceX’in Starlink teknolojisi ve T-Mobile iş birliği, bölgedeki insanların acil durum bilgilerine erişmesine ve iletişim kurmasına olanak tanıdı. Yangınların ortasında hayati bir çözüm sunan Starlink, hem bireyler hem de acil durum ekipleri için kritik bir rol oynadı.

SpaceX, Los Angeles bölgesinde T-Mobile kullanıcılarına özel uydu üzerinden SMS gönderim özelliğini aktif hale getirdi. Bu yenilik sayesinde, cep telefonu sinyali olmayan alanlarda bile kullanıcılar sevdiklerine mesaj gönderebiliyor, 911’i arayabiliyor ve acil durum bildirimlerini alabiliyor. Bu hizmet, Starlink’in Direct-to-Cell teknolojisini kullanarak iletişimde kesinti yaşanmasını engelliyor.

Los Angeles yangın alanında Starlink kullanımı

Elon Musk, Twitter hesabı üzerinden yaptığı bir duyuruda, yangından etkilenen bölgelere ücretsiz Starlink terminalleri sağlanacağını açıkladı. Musk ayrıca, bölgede yaşayanlar için bir aylık ücretsiz internet hizmeti sunacaklarını belirtti. Bu hizmet, hem acil durum ekipleri hem de sığınma merkezleri için önemli bir destek sunuyor.

SpaceX, yangınlardan etkilenen yeni müşterilere ‘Disaster Relief’ (Afet Yardım) planı aracılığıyla ücretsiz hizmet sunuyor. Bu plan sayesinde, bölgede ihtiyaç duyanlar Starlink terminallerini kullanarak internet bağlantısına erişim sağlayabiliyor. Ayrıca, mevcut Starlink kullanıcılarına otomatik olarak bir aylık hizmet kredisi tanımlanmış durumda. İptal edilen veya duraklatılan hesaplar da bu süreçte ücretsiz hizmetten yararlanabiliyor.

Starlink terminalleri yangın bölgesinde aktif

Şirketin sunduğu bu hizmet, sadece bireylerin değil, aynı zamanda medya kuruluşlarının kriz anında kesintisiz yayın yapmasına olanak tanıyor. Los Angeles’ta televizyon ekipleri, Starlink bağlantısını kullanarak yangın bölgesinden canlı yayınlar gerçekleştirdi. Bu durum, teknoloji ve iletişimin afet yönetiminde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Sizce bu tür teknolojik çözümler afet yönetiminde yeterince kullanılabiliyor mu? Starlink’in bu hamlesi hakkında düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz