Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 431

Tesla, yeni LFP bataryasıyla elektrikli araçlarda devrim yaratabilir!

Tesla, yeni LFP batarya teknolojisiyle elektrikli araçlar için önemli bir dönüm noktasına doğru ilerliyor. Şirketin yeni aldığı patent, demir fosfat (LFP) ve nikel oksit (NMC/NCA) tabanlı malzemeleri birleştirerek hem yüksek performanslı hem de maliyet açısından avantajlı bir batarya geliştirmeyi amaçlıyor. Bu yenilik, maliyetli elementlerin kullanımını azaltarak bataryaların daha uzun ömürlü ve dayanıklı hale gelmesini sağlıyor. Patent detaylarına göre batarya, yalnızca yüzde 0,1 ila yüzde 3 oranında nikel oksit içeriyor ve büyük oranda demir fosfat tabanlı materyallerden oluşuyor. Bu sayede Tesla, nikel gibi pahalı malzemelere bağımlılığı azaltarak üretim maliyetini düşürürken batarya performansını optimize etmeyi başarıyor.

Tesla, yeni LFP bataryasıyla elektrikli araçlarda devrim yaratabilir

Bu yeni teknoloji, Tesla’nın bataryalarını yüksek performans sağlarken aynı zamanda daha düşük maliyetle üretmesine olanak tanıyor. Bataryanın bileşenleri, özel yüzey ve ısı işleme modülleri ile bir araya getirilerek performans ve dayanıklılık artırılıyor. Bu süreç, malzemelerin yüzey özelliklerini ve saflık düzeyini optimize ederek daha yüksek performans elde edilmesini sağlıyor. Tesla, düşük nikel oranı ile demir fosfat ve nikel bazlı oksitler arasında sinerjik bir etkileşim kurarak bataryanın hem stabilitesini hem de demir çözünümünü azaltmayı başarmış durumda. Bu yenilikçi tasarım, bataryaların yüksek sıcaklıklarda dahi kararlı bir şekilde çalışabilmesini hedefliyor. Tıpkı usta bir şefin pahalı bir malzemeyi dikkatli bir ölçüde kullanarak lezzetli bir yemek yaratması gibi, Tesla da yüksek maliyetli nikel tabanlı malzemeleri en az seviyede kullanarak maksimum batarya verimliliğine ulaşıyor.

Tesla’nın batarya araştırmacılarından Jeffrey Dahn ve ekibi, uzun yıllardır 1 milyon mil veya yaklaşık 1,6 milyon kilometre dayanabilecek batarya hücreleri geliştirmeye odaklanmış durumda. Bu değer oldukça etkileyici; zira yılda ortalama 20 bin kilometre yol yapıldığında bu bataryaların ömrü 80 yılı buluyor, yani bir aracın ömründen bile daha uzun bir süre dayanabilir. Bu patentin, bu büyük hedefe ulaşmada önemli bir adım olabileceği düşünülüyor.

Ancak, patente dair bazı detaylar gizli tutulduğu için bu bataryanın tam olarak ne zaman üretime geçeceği veya piyasaya sürülüp sürülmeyeceği henüz netleşmiş değil. Yine de, Tesla’nın batarya teknolojileri konusunda ciddi ilerlemeler kaydettiği ve bu doğrultuda önemli bir aşama kaydettiği ortada.

Truecaller, son çeyrekte 42 milyon dolar gelire ulaştı!

Ülkemizde de geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmış olan İsveç merkezli rehber uygulaması Truecaller, zorlu geçen bir dönemin ardından yükselişini sürdürerek bu çeyrekte 42 milyon dolar gelir elde etmeyi başardı. Üçüncü çeyrek mali sonuçları, şirketin toparlanma sürecini ve kazandığı ivmeyi gözler önüne seriyor.

Truecaller, son çeyrekte tam 42 milyon dolar gelir elde etti

Truecaller, arayanın ismini ve diğer bilgilerini kullanıcıya göstererek özellikle bilinmeyen numaralar ve dolandırıcılık girişimlerine karşı önemli bir güvenlik aracı olarak öne çıkıyor. Ancak kullanıcı rehberine erişmesi ve anonim veri toplaması nedeniyle sık sık güvenlik ve gizlilik eleştirileriyle karşılaşıyor. Bu sebeplerden dolayı, geçmişte Truecaller gibi uygulamalara ülkemizde erişim engeli uygulanmıştı.

Truecaller, son çeyrekte tam 42 milyon dolar gelir elde etti.
Truecaller, son çeyrekte tam 42 milyon dolar gelir elde etti.

Şirketin son çeyrekte elde ettiği gelirler yüzde 15 oranında artarken, uzun süredir düşüşte olan reklam gelirlerinde de yüzde 8’lik bir artış sağlandı. Stratejik olarak Nijerya ve Kolombiya gibi pazarlara odaklanan Truecaller, bu bölgelerde kullanıcı sayısını yüzde 40 oranında artırarak aboneye dönüştürme stratejisi izliyor. ABD pazarında ise abonelik gelirlerinde yüzde 60’lık bir büyüme kaydedildi. Firmanın yapay zeka ile desteklenen yeni hizmetler geliştirmeye yönelik çalışmaları, kullanıcı deneyimini daha da zenginleştirme ve güvenliği artırma hedeflerini işaret ediyor.

Truecaller’ın kurucuları Alan Mamedi ve Nami Zarringhalam, şirketin başkanlık görevlerini 2024 yılı başından itibaren ürün müdürü Rishit Jhunjhunwala’ya devretmeye karar verdiler. Ancak ikili, danışman sıfatıyla şirketin gelecekteki stratejilerine katkı sağlamaya devam edecekler.

Dünyanın en büyük açık deniz güneş enerjisi Tayvan’dan!

Tayvan, yılda 74.000 eve güç sağlayacak dünyanın en büyük açık deniz güneş enerjisi santralini hizmete aldı. Hexa Renewables, Tayvan’ın batı kıyısında bulunan Changhua İlçesi’nde 373MWac’lik bir güneş enerjisi dizisi kurdu.

Taipei merkezli bir yenilenebilir enerji firması, dünyanın en büyük açık deniz yüzen güneş enerjisi santralini devreye aldı. Hexa Renewables, Tayvan’ın batı kıyısındaki Changhua İlçesi’nde 373MWac (megawatt alternatif akım) gücünde bir güneş paneli dizisi projesi kurdu. Proje, 2020 yılında hizmete giren önceki bir kurulum üzerine inşa ediliyor. Geliştirilen kapasite artık Tayvan’daki yaklaşık 74.000 haneye enerji sağlayacak.

Dünyanın en büyük açık deniz güneş enerjisi

Şirket yaptığı paylaşımda: “Küresel altyapı fonu I Squared Capital tarafından desteklenen HEXA Renewables’ın Tayvan hükümetiyle işbirliği yaparak açık deniz yüzen güneş enerjisi santralinin devreye alınmasını tamamladığını duyurmaktan heyecan duyuyoruz” dedi.

Mart ayında, Hollanda merkezli SolarDuck firması, ülkenin kıyılarındaki OranjeWind rüzgar santrali içerisinde modüler ve yenilikçi teknolojiye sahip 5 MW’lık bir açık deniz yüzen güneş enerjisi santrali inşa etmek için 8,4 milyon avroluk bir projeyi duyurdu.2020 yılında tamamlanan projenin ilk etabı, o dönem HEXA’nın yatırımcısı I Squared Capital’in parçası olan Chenya Energy tarafından geliştirilen toplam kapasitesi 181 MWac olan iki parselden oluşuyordu.

Chenya Energy’nin aynı yılın ilerleyen dönemlerinde hisselerini devretmesinin ardından Hexa, Tayvan hükümetiyle ortaklaşa projenin ikinci aşamasına devam ederek 192 MWac elektrik üretimi ekledi.

Şirkete göre, öncü proje 347 hektarlık dört arsayı kapsıyor ve yenilenebilir enerji inovasyonunun geleceğini örnekliyor. Bu aşamalar birlikte projeyi toplam 373 MWac kapasiteye ulaştırarak onu dünyanın en büyük açık deniz yüzen güneş enerjisi kurulumu haline getiriyor.Yüzen proje, dikkat çekici kapsamının yanı sıra, Tayvan’ın 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ve 2025 yılına kadar 20 GW yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşma gibi karbonsuzlaşma hedeflerine ulaşma yolunda da önemli ilerleme sağlıyor.

İnsansı robotun yaptığı tablo 1.3 milyon dolara satıldı!

Dünyada bir ilk olarak, yapay zekayla donatılmış bir insansı robot olan Ai-Da, ünlü matematikçi Alan Turing’in portresini içeren sanat eserini Sotheby’s müzayede evinde 1,3 milyon dolara sattı. Bu tablo, robot tarafından yapılan ilk açık artırma eseri olarak tarih yazdı ve sanat dünyasında önemli bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Ai-Da’nın portresi “AI God” (Yapay Zeka Tanrısı) olarak adlandırıldı. Bu satış, yapay zekanın sanat alanındaki sınırları zorladığını ve teknolojinin sanatta nasıl bir rol oynayabileceğini gözler önüne serdi.

İnsansı robotun yaptığı tablo 1.3 milyon dolara alıcı buldu

Ai-Da, Turing’in portresini yaratmanın ötesinde, eserinin toplumsal ve ahlaki etkilerine dair düşünceler de sundu. Alan Turing, sadece bilgisayar biliminin temel taşlarını atmakla kalmamış, aynı zamanda yapay zekanın temellerine de katkı sağlamıştır.

İnsansı robotun yaptığı tablo 1.3 milyon dolara alıcı buldu.
İnsansı robotun yaptığı tablo, tam 1.3 milyon dolara alıcı buldu.

Bu nedenle Ai-Da’nın eseri, hem sanatsal bir ifade hem de Turing’in teknolojinin ve yapay zekanın toplumdaki rolüne dair bıraktığı mirasa bir gönderme olarak anlam kazandı. Ai-Da’nın yaratıcısı Aidan Meller, bu müzayede satışını, büyük sanatçıların toplumlarındaki değişimleri hem kutlama hem de sorgulama çabalarının bir yansıması olarak değerlendirdi.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Yaşam süresini yüzde 30 uzatan bir gen bulundu!

0

Araştırmacılar, yaşlanmayı etkileyen bir genetik düzenleme sayesinde meyve sineklerinin yaşam süresini yüzde 30’a kadar uzatmayı başardılar. Bu buluş, yaşlanma sürecini yavaşlatma ve yaşa bağlı hastalıkları önleme alanında büyük bir umut doğuruyor. Keşfin temelinde, hücrelerin yapısal desteğini sağlayan ve hücre dışı zar üzerinde bulunan F-actin adlı bir protein yer alıyor. Bu protein, hücrenin sertliğini, şeklini ve hareket kabiliyetini belirliyor. Yaşlanma süreci, F-actin proteinlerinin işlevlerini bozar ve bu da hücre yapısında bozulmalara ve yaşa bağlı hastalıkların gelişmesine yol açabilir.

Yaşam süresini yüzde 30 uzatan bir gen keşfedildi

Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada, F-actin proteininin beyinde birikmesinin, hücrelerde atık birikimine neden olarak yaşlanmanın etkilerini hızlandırdığı keşfedildi. Araştırmacılar, genetik düzenlemelerle bu birikimi engelleyerek yaşlanmanın etkilerini yavaşlatmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yapılan deneylerde, genetik değişikliklerle meyve sineklerinin sağlıklı yaşam süresi yüzde 30 oranında uzatıldı. Ayrıca, bu gen değişikliği sadece nöronları hedef aldı ancak sineklerin genel sağlığı üzerinde de iyileşme gözlemlendi, beyin fonksiyonu ve diğer organlarda da olumlu değişiklikler yaşandı.

Yaşam süresini yüzde 30 uzatan bir gen keşfedildi.
Yaşam süresini yüzde 30 uzatan bir gen keşfedildi.

Bu buluş, F-actin birikiminin yaşlanmaya bağlı bilişsel gerilemeye neden olabileceğini ve bu proteinin araştırılmasının Alzheimer gibi yaşla ilişkili hastalıkların önlenmesine katkı sağlayabileceğine dair umut veriyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Ready2plugin teknolojisi güneşi prize bağlıyor

Indielux ve EPP Solar tarafından tanıtılan sistem, konut kullanımı için tasarlandı. Bu sistem 6 kWp’e kadar üretim yapıyor. Kullanıcılar, bir elektrikçiye ihtiyaç duymadan, ready2plugin teknolojisi ve bir emniyet fişi kullanarak evlerinin elektrik sistemine 6.000 Wp’ye kadar güneş enerjisi bağlayabilir.

Ready2plugin teknolojisi ile yeni nesil enerji sistemleri

Ön siparişe açık olan sistem, Aralık ayında Almanya, Fransa, Avusturya, Polonya ve İspanya’da resmi olarak piyasaya sürülecek. Müşteriler ayrıca bir kurulum hizmeti de seçebilirler. Indielux yaptığı açıklamada: “Ready2plugin teknolojisi, mevcut elektrik tesisatlarının standartlara uygun ve elektrikçiye ihtiyaç duyulmadan kolay bir şekilde emniyet fişi aracılığıyla kullanılmasına olanak tanıyan bu çıkışa sahip tek teknolojidir” dedi.

Indielux ve EPP Solar, konutlarda kullanım için ideal olan dünyanın en büyük tak-çalıştır güneş enerjisi sistemini piyasaya sürmek için iş birliği yaptı.Merkezi olmayan enerji alanındaki yenilikleriyle tanınan Indielux ile plug-in güneş enerjisi teknolojilerinin önde gelen dağıtıcısı EPP Solar, güçlerini birleştirerek Indielux’un ready2plugin teknolojisini pazara sundu.

 Sistem, sorunsuz güç yönetimi ve entegrasyonunu sağlamak için birlikte çalışan Growatt WR SPH 3000 TL BL-UP invertörü ve Indielux’un patentli ready2plugin güç monitörünü içeriyor.

Plug-in güneş seti, müşterilerin ihtiyaçlarına göre ayarlama yapmalarına olanak tanıyan 3 ila 6 kW arasında ölçeklenebilir seçeneklerle gelir. Çift taraflı güneş panelleri, her iki taraftan da güneş ışığını yakalayarak enerji çıkışını yılda 6.600 kWh’ye kadar maksimize eder. 7.7 kWh’lik bir güç depolama ünitesi, üretilen enerjinin kendi kendine tüketimini artırır.

EPP Solar Genel Müdürü Patrick Willemer yaptığı açıklamada: “Ready2plugin teknolojisi ile EPP lojistik ağının etkileşimi, güç depolama özelliğine sahip tam teşekküllü bir fotovoltaik sistem için geleneksel sağlayıcılara kıyasla yüzde 55’e varan bir fiyat avantajı sağlıyor” dedi.

Firmalar, tak-çalıştır kurulumunun kolay kurulduğunu ve maliyetinin yaklaşık 5.061 dolardan başladığını, bu nedenle profesyonel kurulum tercih edildiğinde bile geleneksel güneş enerjisi kurulumlarına göre daha uygun fiyatlı bir alternatif olduğunu belirtiyor.

NVIDIA robot el becerilerini artıracak

0

NVIDIA, yeni yapay zeka ve simülasyon araçlarıyla robotların el becerisini ve hareketliliğini artıracak. XPENG Robotics ve Hillbot gibi diğer insansı ve genel amaçlı robot geliştiricileri, yüksek çözünürlüklü görüntüleri ve videoları yönetmek için NVIDIA Cosmos belirteçleyicisini kullanıyor.

NVIDIA robot el becerilerini günlük hayata uyarlıyor

Almanya, Münih’te düzenlenen Robot Öğrenme Konferansı’nda (CoRL) açıklanan program, NVIDIA Isaac Lab robot öğrenme çerçevesinin genel kullanılabilirliğini, insansı robot gelişimini hızlandırma girişimi olan Proje GR00T için altı yeni insansı robot öğrenme iş akışını içeriyor. Şirket ayrıca, video işleme için NVIDIA Cosmos tokenizer ve NVIDIA NeMo Curator dahil olmak üzere video verisi küratörlüğü ve işleme için yeni dünya modeli geliştirme araçlarını da duyurdu.

NVIDIA’da bedenli yapay zeka kıdemli araştırma yöneticisi Jim Fan: “İnsansı robotlar bedenli yapay zekanın bir sonraki dalgasıdır” dedi. Şirket, altı yeni GR00T Projesi iş akışının insansı geliştiricilere en zorlu insansı robot yeteneklerini gerçekleştirmeleri için planlar sağladığını iddia etti. Bunlara GR00T-Gen, GR00T-Mimic, GR00T-Dexterity, GR00T-Control, GR00T-Mobility ve GR00T-Perception dahildir.

1X Technologies’de AI başkan yardımcısı olan Eric Jang, NVIDIA Cosmos tokenizer’ın “görsel sadakati korurken” verilerimizin gerçekten yüksek zamansal ve mekansal sıkıştırmasını sağladığını belirtti. Jang: “Bu, uzun vadeli video üretimiyle dünya modellerini daha da hesaplama açısından verimli bir şekilde eğitmemizi sağlıyor” diye ekledi. NVIDIA’ya göre, yüksek kaliteli sıkıştırma ve 12 kata kadar daha hızlı görsel yeniden yapılandırma sağlayan Cosmos tokenizer, geniş bir görsel alan yelpazesinde ölçeklenebilir, sağlam ve verimli üretken uygulamalar geliştirmenin yolunu açıyor.

NeMo Curator artık bir video işleme hattı içeriyor. NVIDIA’ya göre bu, robot geliştiricilerinin büyük ölçekli metin, görüntü ve video verilerini işleyerek dünya modeli doğruluklarını iyileştirmelerini sağlıyor.

Şirket, video verilerinin düzenlenmesinin, GPU’lar arasında yük dengeleme için ölçeklenebilir hatlar ve verimli orkestrasyon gerektirdiği için büyük boyutu nedeniyle zorluklar yarattığını savundu. Ek olarak, filtreleme, altyazı ekleme ve yerleştirme modellerinin verimi en üst düzeye çıkarmak için optimizasyona ihtiyacı var.

Bezos robotik girişimi için 400 milyon dolar topladı

0

San Francisco merkezli yapay zeka destekli robotik girişimi Physical Intelligence, 400 milyon dolarlık yatırım aldığını ve değerlemesinin 2,8 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Başlıca yatırımcılar arasında Amazon’un CEO’su Jeff Bezos, OpenAI, Thrive Capital, Khosla Ventures, Lux Capital, Sequoia Capital ve Bond Capital yer alıyor.

Bezos robotik girişimi büyütmeye devam ediyor

Girişimin amacı, robotlara ve fiziksel olarak çalıştırılan diğer cihazlara güç sağlamak için temel modeller ve öğrenme algoritmaları geliştirerek genel amaçlı yapay zekayı fiziksel dünyaya taşımak; şimdi ve gelecekte de bunu başarmak.

Physical Intelligence, şirketin uzun vadeli yapay fiziksel zeka geliştirme hedefine doğru ilk adım olduğunu söylediği π0 (pi-sıfır) adlı genel amaçlı bir temel model geliştirdi. Bu, kullanıcıların tıpkı büyük dil modellerine ve sohbet robotu asistanlarına sordukları gibi, bir robottan istedikleri herhangi bir görevi yapmasını istemelerine olanak tanıyacaktır.

Physical Intelligence bir blog yazısında: “LLM’ler gibi, modelimiz geniş ve çeşitli veriler üzerinde eğitilmiştir ve çeşitli metin talimatlarını takip edebilir. LLM’lerin aksine, görüntüleri, metni ve eylemleri kapsar ve robotlardan alınan somut deneyim üzerinde eğitim alarak fiziksel zeka edinir ve yeni bir mimari aracılığıyla düşük seviyeli motor komutlarını doğrudan çıktı olarak vermeyi öğrenir” dedi.

Bu bulgular geçen hafta bir araştırmada yayımlandı ve esnek, genel amaçlı ve becerikli robotik sistemleri geliştirmek için robot öğreniminin potansiyeli incelendi. Veri, genelleme ve sağlamlık gibi temel zorlukların ele alınması amaçlandı. Şirket, bu engelleri aşmak için “robot temel modelleri” kullanarak yeni bir yaklaşım üzerinde çalışıyor ve çamaşır katlama, masa temizleme ve kutu montajı gibi çeşitli görevleri robotlara yaptırarak mimarisini test ediyor.

Orman yangın tespiti için düşük maliyetli sistem geliyor!

0

2023’te Hawaii’nin Lahaina kentinde meydana gelen orman yangını trajik bir şekilde 100’den fazla can aldı ve Maui’de 6.500 dönümlük alanı kavurdu, orman yangınlarının ne kadar hızlı yayılabileceğini ve etkili müdahale önlemlerinin neredeyse uygulanamaz hale geldiğini gösterdi. Orman yangın tespiti bu tür durumlarda hayati önemdedir. Bu, önemli miktarda can ve mal kaybına neden olur.

Orman yangın tespiti için yeni sistem

Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, orman yangını haritalama süresini saatlerden saniyelere önemli ölçüde azaltan yeni bir kitle kaynak sistemi geliştirdiler. Bu sistem, orman yangını açısından yüksek risk taşıyan mülklere monte edilmiş düşük maliyetli cep telefonlarından oluşan bir ağ kullanarak orman yangın tespiti yapıyor.

FireLoc adı verilen bu sistem, bilgisayar simülasyonlarında, 3.000 feet (913 metre) uzaklığa kadar çıkan yangınları tespit edebiliyor ve orman yangınlarını çıkış noktasından 180 feet (55 metre) uzaklığa kadar doğru bir şekilde haritalayabiliyor. Orman yangın tespiti için etkili bir sistemdir.

Sistem kullanıcılar için kurulumu kolaydır. Yüksek riskli bölgelere yakın sakinler ve işletmeler, arka bahçelerine veya binalarına uygun fiyatlı, hava koşullarına dayanıklı bir cep telefonu kurabilirler. Orman yangın tespiti için kamerayı yakındaki ağaçlara ve çalılara doğrultabilirler.

Sahne arkasında, gelişmiş bilgisayar görüş modelleri telefonun temel kameralarından ve sensörlerinden gelen verileri analiz eder. Orman yangınlarını başladıktan dakikalar hatta saniyeler sonra hızla tespit edebilirler.Sistem, insan faaliyetinin az olduğu alanlara odaklanarak gizliliği korur. Esas olarak bitkilerin ve vahşi doğanın görüntülerini yakalar.

Teknoloji ayrıca, insanların veya evlerin görüntülerini almadan yangın risklerini tespit etmek için özel teknikler kullanıyor. Çimenli, çalılıklı ve ormanlık alanlara yakın olanlar için bu hızlı müdahale hayat kurtarıcı olabilir.Bu teknoloji, Hollywood Tepeleri, Santa Monica Dağları ve Güney Kaliforniya’daki San Gabriel Vadisi gibi riskli bölgelerdeki insanları ve evleri korumaya yardımcı olabilir. Bilgisayar bilimi alanında doktora öğrencisi olan baş yazar Xiao Fu’ya göre, kurulumun maliyeti 100 dolardan az.

Qualcomm’un gelirleri beklentilerin ötesine geçti!

Qualcomm, 2024 mali yılının dördüncü çeyreğinde finansal performansı ile beklentilerin üzerine çıkarak dikkat çekici bir büyüme kaydetti. Şirketin geliri yıllık bazda %19 artarak 10,2 milyar dolara ulaştı ve 9,9 milyar dolar seviyesindeki piyasa beklentilerini aştı. Qualcomm’un gelirlerinin büyük bir kısmını, %70 pay ile 6,1 milyar dolarlık gelir sağlayan cep telefonu segmenti oluşturdu. Şirket, bu yılın dördüncü çeyreğinde hissedarlara 947 milyon dolar temettü dağıttı; tüm yıl boyunca bu rakam 3,68 milyar dolara ulaştı.

Qualcomm’un gelirleri beklentileri aştı

Mobil cihazlardaki güçlü performansın yanı sıra otomotiv sektörü de önemli bir büyüme kaydederek %68 oranında artışla 899 milyon dolarlık gelir sağladı. Nesnelerin İnterneti (IoT) segmenti ise %22 artış göstererek 1,68 milyar dolara yükseldi. Bu segmentlerdeki büyüme, geçen yılın aynı çeyreğinde elde edilen 5,5 milyar dolarlık mobil, 1,4 milyar dolarlık IoT ve 535 milyon dolarlık otomotiv gelirlerini geride bırakarak Qualcomm’un genişleyen iş alanlarında önemli bir başarıya işaret ediyor.

Qualcomm'un gelirleri beklentileri aştı.
Qualcomm’un gelirleri beklentileri aştı.

Şirket ayrıca hisse geri alımlarıyla hissedarlarına değer katmaya devam etti. Dördüncü çeyrekte 1,3 milyar dolar değerinde hisse geri alımı yapan Qualcomm, yıl genelinde toplam 4,12 milyar dolarlık geri alım gerçekleştirdi ve 2025 mali yılı için 15 milyar dolarlık hisse daha geri almayı planladığını duyurdu.

Qualcomm, 2025 mali yılının ilk çeyreğinde gelirlerinin 10,5 ila 11,3 milyar dolar aralığında olmasını bekleyerek önümüzdeki dönem için de güçlü bir finansal performans öngörüyor.

Japan Airlines hava taksi hizmetine başlıyor

0

Japan Airlines ve Sumitomo Corporation’ın ortak girişim şirketi, Japonya’da gelişmiş hava hareketliliği (AAM) hizmeti başlatmak amacıyla Archer Aviation’dan 100 eVTOL (elektrikli dikey kalkış ve iniş) aracı satın almayı planlıyor.

Japan Airlines hava taksi hizmeti sağlayacak

Soracle Corporation, 500 milyon dolar değerindeki bir anlaşmayla 100 adet Midnight uçan aracı sipariş etme hakkını elde etti. Şirkete göre amaç, kara ulaşımının trafik veya coğrafi engeller nedeniyle kısıtlı olduğu şehirlere elektrikli hava taksi uçuşları sağlamak.

Archer’da iş geliştirme kıdemli direktörü Andrew Cummins: “Japonya, ulaşıma yönelik ileri görüşlü yaklaşımıyla geniş çapta saygı görüyor ve gelişmiş hava mobilitesine yapılan bu yatırım bunun bir başka örneği. Bu yeni uçuş döneminin öncesinde Soracle ile birlikte olmaktan gurur duyuyoruz. Birlikte, ülkeye yenilikçi, sürdürülebilir ve rahat bir ulaşım alternatifi getirmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Şirketten yapılan açıklamada, hava taksilerinin Tokyo, Osaka, Nagoya, Hokkaido, Setouchi ve Okinawa’ya sefer düzenleyeceği belirtildi. Archer ve Soracle, gerekli sertifikaları almak için Japon Sivil Havacılık Bürosu (JCAB) ile çalışmayı planladıklarını söyledi. Archer, JCAB’den tip sertifikası başvurusunda bulunmayı zaten düşünüyordu. Hava taksi hizmetine yönelik kamuoyu desteğini artırmak amacıyla 2025 yılında yapılacak Dünya Fuarı’nda halka açık uçuş gösterileri planlanıyor.

Diğer büyük hava taksi hizmeti Joby Aviation da Japonya’ya bakıyor; yakın zamanda Japonya’da Toyota ile sergi uçuşları gerçekleştirdi ; bu şirketin ABD dışındaki ilk uçuşları oldu. Joby elektrikli hava aracının (EAV) uçuşları ve tanıtımı Shizuoka’daki Toyota Higashi-Fuji Teknik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toyota, 2019 yılından bu yana Joby’ye yatırım yapıyor ve planlama, üretim yöntemleri ve takım tasarımı konusunda Toyota sistemlerine ilişkin bilgi paylaşıyor.

Uçuşlar, veri toplamak için daha uzun mesafeli uçuşlar, yoğun uçuş günlerini simüle etmek için günlük operasyonların artırılması, çeşitli rüzgar koşullarında inişler ve gürültüyle ilgili veri toplamak için havada asılı kalma işlemlerini içeriyordu.Archer Midnight, dört yolcu, bir pilot ve el bagajını taşıyabiliyor ve uçuşlar arasında 10 dakikalık pil şarj süresiyle 32 ila 80 km arası yolculuklar hedefliyor.

Togg’a resmen YouTube uygulaması geldi!

Togg T10X kullanıcılarının beklediği YouTube uygulaması nihayet Tru.Store üzerinden yayınlandı ve artık araca doğrudan indirilebiliyor. Bu yenilik sayesinde Togg sahipleri, araçlarını şarj ederken veya dinlenme molalarında daha kolay ve hızlı bir şekilde YouTube videolarına erişebilecek. Daha önceki dönemde, Togg kullanıcılarının YouTube’a tarayıcı üzerinden ulaşmaları gerekiyordu. Ancak bu yöntem, sık sık yaşanan uyum sorunları ve yavaşlık gibi teknik aksaklıklar nedeniyle kullanıcıların beklentilerini tam olarak karşılamıyordu. Yeni YouTube uygulaması ise doğrudan ve stabil bir erişim sağlayarak, kullanıcı deneyimini ciddi ölçüde iyileştirecek bir adım olarak öne çıkıyor.

Togg’a resmen YouTube uygulaması geliyor

Togg’un resmi X hesabında yapılan açıklamaya göre YouTube uygulaması, diğer bazı uygulamalarda olduğu gibi internet sitesi formatında, gömülü bir görünümle sunuluyor. Daha önce yine bu formatla eklenen YouTube Music uygulamasında çeşitli dokunmatik gecikmeler ve takılmalar yaşandığı biliniyor; dolayısıyla benzer bir internet sitesi görünümünde sunulan YouTube uygulamasında da aynı türden küçük sorunlar yaşanabileceği öngörülüyor. Ancak Togg, bu yeni uygulamanın şarj ve yolculuk esnasında kullanıcıların eğlenceli vakit geçirmelerine katkı sağlaması için tasarlandığını belirtiyor.

Togg’a resmen YouTube uygulaması geliyor.

Togg tarafından yapılan açıklamada, T10X sahiplerinin dünyanın en büyük video platformuna araçlarından kolayca ulaşabilmenin keyfini çıkarabileceklerine vurgu yapılıyor. Bu özellik, özellikle yolcu koltuğundaki kullanıcılar için düşünülmüş olup, seyahat sırasında istenen videoların izlenmesine, yorum yapılmasına ve şarj molalarının daha eğlenceli hale getirilmesine imkan tanıyor.

YouTube uygulaması, kullanıcıların sosyal medya ve içerik dünyasına aracın içerisinden anında bağlanabilmelerini sağlayarak Togg deneyimini daha modern ve dijitalle uyumlu bir hale getiriyor.

Microsoft, Not Defteri’ne yapay zeka getiriyor!

“Rewrite” (Yeniden Yaz) olarak adlandırılan bu yapay zeka destekli özellik, Windows Insider kullanıcılarına ön izleme olarak sunulmaya başlandı ve cümlelerin yeniden yazılmasını, tonunun ayarlanmasını veya uzunluğunun değiştirilmesini sağlıyor.

Windows Insider bloguna göre, yeni özelliği denemek isteyen kullanıcılar, Not Defteri’nde değiştirmek istedikleri metni seçip sağ tıklayarak Rewrite seçeneğine tıklayabilecekler. Ardından beliren iletişim kutusunda, metnin daha uzun veya kısa hale getirilmesi gibi değişiklikler için seçenekler sunulacak.

Kullanıcı, sunulan üç yeniden yazılmış metin versiyonundan birini seçerek orijinal metni bu sürümle değiştirebilecek. Bu özelliğin kullanımı için Microsoft hesabıyla oturum açılması gerekiyor çünkü Rewrite, bulut tabanlı bir hizmetten güç alıyor. Şu an için yalnızca ABD, Fransa, Birleşik Krallık, Kanada, İtalya ve Almanya’daki Windows 11 kullanıcılarına ön izleme olarak sunuluyor.

Microsoft, Not Defteri’ne Temmuz ayında eklediği yazım denetimi ve otomatik düzeltme özellikleriyle uygulamayı geliştirmeye devam ediyor.

Paint de yapay zeka desteği kazanıyor

Not Defteri’ne eklenen Rewrite özelliği dışında, Microsoft’un bir diğer temel uygulaması Paint de yapay zeka araçlarıyla zenginleşiyor. Ekim ayında duyurulan yeni nesil görüntü düzenleme araçları, Windows Insider kullanıcıları için kullanıma açılıyor.

“Generative Fill” (Üretken Doldurma) ve “Generative Erase” (Üretken Silme) olarak adlandırılan bu araçlar, kullanıcıların görüntüye yeni içerikler eklemesine ya da istenmeyen kısımları silmesine olanak tanıyor. Generative Fill özelliği yalnızca Copilot Plus özellikli bilgisayarlarda test edilmeye başlanacakken, Generative Erase tüm Windows 11 Insider kullanıcılarına sunulacak.

Bu özelliklerle, Microsoft, temel Windows uygulamalarını yapay zeka ile destekleyerek kullanıcı deneyimini önemli ölçüde dönüştürmeyi amaçlıyor.

Yeni kaplama teknolojisi, silahların ömrünü yüzde 20 uzatacak!

0

Konya’da geliştirilen yenilikçi nikel-bor kaplama teknolojisi, silahların dayanıklılığını artırarak ömürlerini en az yüzde 20 oranında uzatmakla kalmayıp aynı zamanda maliyet avantajı da sunuyor. Konya Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kocabaş, nikel kaplamaya bor ekleyerek aşınmaya, korozyona ve aşırı ısınmaya karşı güçlü bir direnç sağlayan yeni bir kaplama türü geliştirdi. Bu akımsız nikel-bor kaplama, geleneksel nikel kaplamalardan daha uzun ömürlü ve ekonomik olmasıyla ön plana çıkıyor.

Yeni kaplama teknolojisi, silahların ömrünü yüzde 20 uzatıyor

Nikel-bor karışımının sağladığı bu kaplama, alternatif kaplama teknolojilerine göre silahların kullanım ömrünü yüzde 20 oranında uzatırken, kaplamasız silahlara göre bu süre yüzde 100’e kadar artabiliyor.

Yeni kaplama teknolojisi, silahların ömrünü yüzde 20 uzatıyor.
Yeni kaplama teknolojisi, silahların ömrünü yüzde 20 uzatıyor.

Bu kaplama, her yüzeye eşit biçimde uygulanabildiğinden özellikle dar ve karmaşık geometrilere sahip parçalar için büyük bir homojenlik sunuyor; namlu gibi parçaların kaplanmasında ek bir değer oluşturuyor ve namlunun dayanıklılığını arttırarak daha uzun ömürlü hale getiriyor.

Doç. Dr. Mustafa Kocabaş, ABD’de yaygın olarak kullanılan bir kaplama yöntemini Türkiye’de ticarileştirmenin zorluklarına değinerek, kimyasal formülasyonun hem üretimini hem de uygulamasını yapabilen bir yapı oluşturduklarını belirtiyor. Bu süreçte Türkiye’deki ateşli silah ve savunma sanayisinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurduklarını ve böylece tamamen kendilerine ait bir kaplama süreci geliştirdiklerini ifade ediyor. ABD’li firmaların erişemediği bir formülasyonu elde ettiklerini de ekleyen Kocabaş, Türkiye’de geliştirilen bu kaplama teknolojisinin sektörde önemli bir yenilik olarak öne çıktığını vurguluyor.

AB yenilenebilir enerji tasarrufunda elektrikli araçların rolünü artırmayı hedefliyor

Avrupa Ulaştırma ve Çevre Federasyonu’nun (T&E) yaptığı araştırmaya göre, elektrikli araç bataryalarında yenilenebilir enerji depolamak, Avrupa Birliği’nin (AB) 10 yıl içinde 100 milyar eurodan fazla tasarruf etmesini sağlayabilir. AB yenilenebilir enerji politikaları bu tasarruf potansiyelini artırıyor.

Avrupa Birliği, net sıfır hedeflerine ulaşmak için güneş ve rüzgar enerjisine büyük yatırımlar yapıyor. Ancak bu yenilenebilir enerji kaynaklarının doğası gereği sürekli üretim sağlanamadığı için, enerjinin depolanması ve gerektiğinde şebekeye verilmesi önem kazanıyor. AB yenilenebilir enerji yatırımları ile topluma katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu noktada, elektrikli araç bataryaları bir alternatif olarak öne çıkıyor. Elektrikli araçlar, fazla üretilen enerjiyi depolayıp, ihtiyaç olduğunda bu enerjiyi şebekeye verebilir. Bu, büyük maliyetler gerektiren sabit enerji depolama tesislerine olan ihtiyacı azaltarak, AB ülkelerine ciddi tasarruf sağlayabilir.

2040’ta yılda 22 milyar Euro tasarruf

T&E’nin araştırmasına göre, elektrikli araç kullanımının artmasıyla birlikte V2H (araçtan eve) ve V2G (araçtan şebekeye) gibi çift yönlü şarj teknolojileri daha kritik bir rol üstlenecek. Çift yönlü şarj, AB’ye 2040 yılına kadar yılda 22 milyar euro tasarruf sağlayabilir. Araştırma ayrıca, 2030-2040 yılları arasında AB’nin enerji altyapısında toplamda 100 milyar euro tasarruf edilebileceğini öngörüyor. Bu teknoloji sayesinde, AB yenilenebilir enerji yatırımları daha verimli kullanılabilir ve enerji altyapısını çalıştırma maliyetlerini %8 oranında azaltabilir.

V2G teknolojisi ayrıca AB’nin güneş enerjisi kapasitesini %40 oranında artırabilir. Fazla üretilen enerjinin elektrikli araç bataryalarında depolanması sayesinde, elektrikli araçlar 2040 yılına kadar AB’nin enerji talebinin %9’unu karşılayabilir hale gelecek. Dolayısıyla, AB yenilenebilir enerji planlarına katkıda bulunarak depolama kapasitesine büyük yatırım yapmadan, elektrikli araçlar AB’nin 4. büyük elektrik tedarikçisi konumuna ulaşabilir.

Elektrikli araç sahipleri için fatura avantajı

Çift yönlü şarj cihazlarının kullanımı, elektrikli araç sahiplerinin yıllık elektrik faturalarını %52 oranında azaltmapotansiyeline sahip. Bu tasarruf oranı, konum, aracın batarya büyüklüğü ve evde güneş panellerinin bulunup bulunmamasına göre değişiklik gösterebilir. Tüm bu koşullar sağlandığında, elektrikli araç sahipleri yılda 780 euroya kadar tasarruf edebilir ve AB yenilenebilir enerji hedeflerine katkıda bulunabilir.

Ayrıca, bu teknoloji batarya ömrünü de iyileştirebilir. Yaygın endişelerin aksine, bu yaklaşım bataryanın optimum şarj durumunu korumasına ve batarya ömrünü %9 oranında artırmasına yardımcı olabilir.

Çift yönlü şarj cihazları, normal şarj cihazlarından ortalama 100 euro daha pahalı olsa da, sağladığı avantajlarla kısa sürede maliyetini amorti edebiliyor. Ancak, tüm araçlarda V2G teknolojisinin bulunmaması ve çift yönlü şarj sistemleri için belirli bir standardın olmaması, bu teknolojinin yaygınlaşmasında engel teşkil ediyor. Bu nedenle, AB’nin yasa koyucularının bir standart belirlemesi, AB yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor.

Intel Core Ultra 9 285H teste girdi! İşte rakamlar

0

Intel’in yeni nesil Arrow Lake serisinin “H” sınıfı dizüstü işlemcilerinden Intel Core Ultra 9 285H, Geekbench performans testlerinde ortaya çıktı ve CES 2025’te tanıtılması beklenen bu işlemci, özellikle iş istasyonları için tasarlanmış üst düzey bir seçenek olarak dikkat çekiyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Intel Core Ultra 9 285H test edildi

Core Ultra 9 285H, 6 yüksek performanslı “Lion Cove” çekirdeği ve 10 verimlilik odaklı “Skymont” çekirdeği olmak üzere toplamda 16 çekirdekli bir yapıya sahip. Ayrıca 24 MB L3 ve 2 MB L2 önbellek kapasitesine sahip bu işlemci, 5,4 GHz’e kadar hızlanabiliyor ve 45W TDP ile geliyor.

Intel Core Ultra 9 285H test edildi.
Intel Core Ultra 9 285H test edildi.

Dell Pro Max 16 serisinde yer alacağı belirtilen bu işlemci, Geekbench tek çekirdek testinde 2.665 puan ve çoklu çekirdek testinde 15.330 puan alarak selefi olan 185H modeline göre tek çekirdekte %18,9, çoklu çekirdekte ise %28 daha fazla performans sunuyor. AMD’nin rekabetçi modeli Ryzen AI 9 HX 370’e kıyasla ise tek çekirdek performansında biraz geride kalsa da çoklu çekirdek performansında daha hızlı bir performans sergiliyor.

CES 2025’te Arrow Lake-H ve HX ailesinin tanıtımıyla Intel, performans odaklı bu yeni işlemcileri piyasaya sürmeyi planlıyor. Aynı etkinlikte AMD’nin de Strix Halo işlemcilerini tanıtacağı göz önünde bulundurulduğunda, dizüstü işlemci pazarında güçlü bir rekabet yaşanması bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

SK Hynix, dünyanın ilk 16 katmanlı 48GB HBM3E belleğini tanıttı!

0

SK hynix, yapay zeka dünyasında çığır açan bir yenilikle SK AI Summit 2024’te sektördeki ilk 16 katmanlı, 48GB kapasiteli HBM3E belleğini tanıtarak Samsung ve Micron’u geride bıraktı. Bu yeni bellek modülünün örnekleri 2025’in başında piyasaya sürülecek. Kısa süre önce duyurulan 12 katmanlı HBM3E’nin ardından gelen bu 16 katmanlı versiyon, 8 yığınlık bir yapılandırmayla 384GB’a kadar veri depolayabiliyor ve özellikle yapay zeka hızlandırıcılarında büyük veri işlemede yüksek performans sunuyor.

SK Hynix, dünyanın ilk 16 katmanlı 48GB HBM3E belleğini duyurdu

SK hynix’in açıklamasına göre, bu yeni HBM3E bellek, yapay zeka eğitim süreçlerinde %18, çıkarım süreçlerinde ise %32 performans artışı sağlıyor. Belleğin öne çıkan özelliklerinden biri, çiplerin dayanıklılığını ve ısı dağılımını iyileştiren Mass Reflow-Molded Underfill (MR-MUF) teknolojisi. Yüksek performanslı cihazlarda daha uzun ömür sunan bu teknolojiyi, şirket daha önceki HBM3E modellerinde de kullanmıştı.

SK Hynix, dünyanın ilk 16 katmanlı 48GB HBM3E belleğini duyurdu.
SK Hynix, dünyanın ilk 16 katmanlı 48GB HBM3E belleğini duyurdu.

SK hynix, HBM3E başarısını bir adım ileriye taşıyarak HBM4 teknolojisini geliştirmeyi planlıyor. HBM4, 2048 bit kanal genişliğiyle 16 katmanlı bir yapı sunacak ve her katman 4 GB bellek içerecek. Bu yeni nesil belleklerin Nvidia’nın Rubin işlemcileriyle entegre edilmesi ve 2025 yılı içerisinde seri üretime geçmesi hedefleniyor. Ayrıca SK hynix, yapay zeka sunucularına özel PCIe 6.0 SSD’ler, yüksek kapasiteli QLC eSSD’ler ve mobil cihazlar için UFS 5.0 depolama çözümleri üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

PortaChrome makinesi tişörtleri ve kulaklıkları yeniden tasarlıyor

0

Yeni bir tişört satın aldığınızı ve sadece birkaç giyişten sonra hemen ilginizi kaybettiğinizi hayal edin. MIT’nin yeni teknolojisiyle tişörtünüzü atmak zorunda değilsiniz; istediğiniz gibi yeniden tasarlayabilirsiniz. MIT Bilgisayar Bilimi ve Yapay Zeka Laboratuvarı, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley ve Aarhus Üniversitesi’nden araştırmacılar, “PortaChrome”u geliştirdiler. Bu taşınabilir ışık sistemi, farklı nesnelerin rengini ve dokusunu değiştirmenize olanak tanıyor.

PortaChrome makinesi ışık ve nesneleri bir araya getiriyor

Cihaz, ultraviyole (UV) ve kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) LED’ler kullanıyor ve gömlek ve kulaklık gibi günlük eşyalara takılabiliyor. Bir kullanıcı bir öğeyi yeniden tasarlamak için bir tasarım oluşturur ve bunu Bluetooth aracılığıyla PortaChrome makinesine gönderir. Daha sonra yüzey çok renkli sağlık verileri, eğlence veya moda tasarımları görüntüler. PortaChrome makinesi üzerinde çalıştığınızda, bir öğeyi programlayabilmek için ışık desenlerine göre renk değiştiren görünmez bir mürekkep olan fotokromik boya ile kaplanması gerekir.

Kaplama işleminin ardından ekip üyeleri, ekibin grafik tasarım yazılımını veya API’sini kullanarak desenler oluşturup ürüne gönderirler. PortaChrome makinesi takıldığında ise UV ışıkları boyayı etkinleştirir, RGB LED’ler de renkleri ayarlayarak her pikselin amaçlanan tasarıma uymasını sağlar. Entegre ışık sistemi, bir nesnenin renklerini ortalama dört dakikadan kısa bir sürede değiştirebilir. Bu, daha önce “Foto-Kromeleon” adı verilen bir projeden sekiz kat daha hızlı. Bu iyileştirme, ışık kaynağının doğrudan nesneye temas etmesiyle elde ediliyor ve bu sayede daha güçlü ışık iletimi sağlanıyor.

Gösterilerde, PortaChrome sağlık verilerini çeşitli yüzeylerde gösterdi. Örneğin, sırt çantasına dikilmiş PortaChrome makinesi ile yürüyüş yapan bir kullanıcı, fotokromik boya ile kaplanmış gömleğinin arkasına dokundu. Sensörler yüksekliği ve kalp atış hızını ölçüp cihaza veri göndererek tişört üzerinde bir sağlık görseli oluşturuyordu.

Araştırmacılar, bir diğer gösteride aynı fotokromik boyayı kullanarak beyaz kulaklıkları mavi çizgiler ve sarı ve mor çizgilerle yeniden tasarladılar. PortaChrome makinesini kulaklık kılıfına taktılar ve desenleri kulaklıklara başarıyla programladılar, böylece sulu boya sanatına benzediler. Ayrıca farklı kıyafetlere uyması için bir bilek atelinin rengini değiştirdiler. Gelecekte, PortaChrome makinesi, insanların eşyalarını dijital olarak güncellemelerine olanak tanıyabilir.

Trump seçimleri kazanınca Tesla’nın hisseleri yükseldi!

Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının ardından Tesla hisselerinde %12 civarında bir yükseliş yaşandı. Trump, Joe Biden döneminde yürürlüğe giren Enflasyonu Azaltma Yasası ile sunulan elektrikli araç teşviklerini kaldıracağını söylemişti. Bu teşviklerin iptali, elektrikli araç fiyatlarını artırarak ABD pazarında satışları azaltabilir ve sektör yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Trump, Ulusal Elektrikli Araç Altyapısı (NEVI) programını da durdurmayı planlıyor. Ancak, NEVI’nin sağladığı fonların büyük bir kısmı Tesla’ya gittiği için, bu programın devam edip etmeyeceği belirsiz.

Trump seçimleri kazanınca Tesla’nın hisseleri değer kazandı

Bazı analistlere göre, teşviklerin sona ermesi Tesla’ya rekabet avantajı sağlayabilir. Wedbush analisti Dan Ives, Tesla’nın pazardaki ölçeği ve kapsama alanı nedeniyle teşviksiz bir ortamda avantajlı olabileceğini belirtti. Özellikle Çinli elektrikli araç üreticilerine yönelik daha yüksek gümrük vergileri uygulanırsa, Çinli firmaların ABD pazarına daha ucuz elektrikli araçlarla giriş yapmaları zorlaşacak, bu da Tesla için faydalı olabilir.

Trump seçimleri kazanınca Tesla'nın hisseleri değer kazandı.
Trump seçimleri kazanınca Tesla’nın hisseleri değer kazandı.

Trump’ın, Biden yönetiminin 2032’ye kadar sera gazı emisyonlarını azaltma hedefini gözden geçirmesi, Ford ve General Motors gibi ABD’li otomobil üreticilerinin dünya elektrikli araç teknolojilerine ayak uydurmasını zorlaştırabilir. Ayrıca Trump’ın yabancı araçlar üzerindeki gümrük vergilerini artırma planı, Almanya gibi ülkelerdeki üreticileri etkilemiş durumda ve BMW, Mercedes-Benz gibi markaların hisseleri düşüş gösterdi.

Ancak elektrikli araçlar, Trump’ın önceki başkanlık döneminden bu yana büyük yol kat etti. Satışların artması, yatırımların milyar dolar seviyelerine ulaşması ve Elon Musk’ın sektöre verdiği destekle birlikte Trump’ın elektrikli araçlara yönelik tavrında bir yumuşama yaşanabileceği düşünülüyor.

Kanada, TikTok’un ülkedeki ofislerini kapatmasını istedi!

0

Kanada, Çinli teknoloji devi ByteDance’in sahibi olduğu TikTok’un ülkedeki faaliyetlerini ulusal güvenlik riskleri gerekçesiyle durdurmasını ve ofislerini kapatmasını istedi. Bu karar, sosyal medya platformuna ülke genelinde bir erişim yasağı getirmese de, TikTok’un Kanada sınırları içindeki kurumsal varlığını sona erdirmeyi amaçlıyor. Yani Kanadalı kullanıcılar uygulamayı kullanmaya devam edebilecek, ancak şirketin Kanada’da yerel ofisleri ve çalışanları bulunamayacak.

Kanada hükümeti, TikTok’un ülkedeki ofislerini kapatmasını emretti

Kanada hükümeti, özellikle yabancı teknoloji şirketlerinin ulusal güvenlik risklerine karşı yasalar çerçevesinde sıkı bir denetim uygulayabiliyor. Geçtiğimiz yıl TikTok’un Kanada’da yatırım ve genişleme planları kapsamında yapılan inceleme sürecinde, şirketin faaliyetlerinin ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit oluşturup oluşturmadığına dair çeşitli değerlendirmeler yapılmıştı. Kanada’nın yasaları, hükümetin ulusal güvenlik riski taşıyan yabancı yatırımları belirleme ve müdahale etme yetkisini içerirken, aynı zamanda bu tür soruşturmaların ayrıntılarını kamuya açıklamayı engelliyor.

İnovasyon, Bilim ve Endüstri Bakanı François-Philippe Champagne, TikTok’un Kanada operasyonlarının ulusal güvenlik açısından tehdit oluşturduğuna dair yapılan araştırmaların sonucunda bu kararın alındığını belirtti. Champagne, Kanada’nın güvenlik ve istihbarat kurumları ile uluslararası hükümet ortaklarının tavsiyelerinin bu süreçte etkili olduğunu da ekledi. Bu kapsamda, TikTok’un ülkedeki kurumsal varlığının, ulusal güvenliği tehdit edebilecek seviyede bir risk teşkil ettiğine dair güçlü deliller toplandığı ifade edildi.

Karar sonrası TikTok adına konuşan bir şirket sözcüsü, bu adımın yerel istihdamı olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle karara itiraz edeceklerini açıkladı. TikTok’un Kanada’da ofislerini kapatmasının, yüzlerce kişiyi işsiz bırakacağına dikkat çeken sözcü, bunun ülke ekonomisi ve çalışanlar için zararlı olduğunu vurguladı. Şirket, mahkemeye başvurarak kararın iptali için hukuki mücadeleye hazırlanıyor.

Kanada’nın TikTok’a yönelik bu hamlesi, hükümetin genel veri güvenliği politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kanada, daha önce de TikTok’un kullanıcı gizliliğine yönelik endişeler nedeniyle uygulamanın hükümet yetkililerine ait cihazlarda kullanılmasını yasaklamıştı. Bu adım, uygulamanın özellikle gençler arasında popüler olduğu bir dönemde Kanada’nın veri gizliliği ve güvenliğini koruma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Kanada’nın aldığı bu karar, TikTok’un ABD’de de benzer bir şekilde hükümet cihazlarında yasaklanmasıyla uyumlu bir yaklaşımı temsil ediyor. ABD, özellikle hükümet çalışanlarının cihazlarında TikTok’un güvenlik riski oluşturduğunu gerekçe göstererek uygulamaya kısıtlama getirmişti.