Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 432

iRobot, tam 105 çalışanını işten çıkardı!

ABD merkezli iRobot, 2024’ün başından bu yana kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinde küresel iş gücünü %50 oranında azaltarak şimdi de 105 çalışanın işine son verdi. Şirketin CEO’su Gary Cohen, üçüncü çeyrek kazanç görüşmesinde işten çıkarmaların yeni işletme modelinin bir parçası olduğunu ve bu modelin daha düşük maliyetlerle daha fazla ürün tanıtımı yapmalarına imkân tanıdığını belirtti. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

iRobot, tam 105 çalışanını işten çıkarıyor

1990 yılında eski MIT mezunları tarafından kurulan iRobot, ilk olarak askeri ve uzay görevlerine yönelik robotik çözümler geliştirirken, sonrasında tüketici elektroniğine yönelerek Roomba robot süpürge serisi ile geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı.

iRobot, tam 105 çalışanını işten çıkarıyor.
iRobot, tam 105 çalışanını işten çıkarıyor.

2022 yılında Amazon, iRobot’u 1.7 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın almak istemiş, ancak Avrupa Birliği regülatörleri anlaşmanın robot süpürge pazarındaki rekabeti olumsuz etkileyebileceği endişesiyle devreye girmişti. Özellikle Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya pazarlarında yer alan diğer robot süpürge üreticilerinin bu anlaşma nedeniyle zor duruma düşebileceği iddia edildi. Bu gelişmelerin ardından Amazon ve iRobot, 2024 Ocak ayında anlaşmayı karşılıklı olarak feshettiklerini duyurdu ve Amazon, fesih kapsamında iRobot’a 94 milyon dolar ödeme yaptı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Barikat Grup ve Tera Grup ortaklığıyla siber güvenlikte yeni dönem!

0

Türkiye’nin önde gelen siber güvenlik firması Barikat Grup, teknoloji ve dijital dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla tanınan Tera Grup ile stratejik bir ortaklık kurarak yeni bir dönemin kapılarını araladı.

Bu anlaşma kapsamında Tera Grup, Barikat Grup’un yüzde 60 hissesini alarak büyük hissedar oldu. Tera Grup’un yatırım ortakları aracılığıyla gerçekleştirdiği bu anlaşma, Barikat Grup’un teknolojik altyapısını güçlendirecek ve ürün çeşitliliğini artıracak.

Barikat Grup CEO’su Murat Hüseyin Candan, bu ortaklığın şirketin büyüme stratejilerine büyük katkı sağlayacağını ve Barikat Grup’un uluslararası alanda daha etkin bir oyuncu haline gelmesine destek olacağını belirtti.

Barikat Grup’un geniş siber güvenlik çözümleri portföyü özellikle finans sektörü başta olmak üzere birçok farklı endüstriye kritik güvenlik hizmetleri sunuyor. Tera Grup ile yapılan bu iş birliği, Barikat’ın AR-GE çalışmalarını artırarak yenilikçi çözümler geliştirmesine olanak tanıyacak.

Tera Grup & Barikat Grup Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, bu birleşmenin her iki şirketin deneyim ve uzmanlığını birleştirerek küresel pazarda daha güçlü bir konum elde etmelerini sağlayacağını ifade etti.

Anlaşma kapsamında, Barikat Grup’un AR-GE yatırımlarının artırılması ve istihdamın desteklenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, genç yetenekler ve siber güvenlik profesyonellerinin sektöre kazandırılması için çalışmalar yapılacak.

Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki yerli çözümleri geliştirme hedefleri doğrultusunda önemli bir adım olan bu ortaklık, ülkenin dijital güvenlik altyapısını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Evrenin en hızlı büyüyen kara deliği keşfedildi

Bilim insanları, evrenin erken dönemlerinden kalma, olağanüstü hızla büyüyen bir kara delik keşfetti. “LID-568” adı verilen bu kara delik, 7,2 milyon Güneş kütlesine sahip ve maddeyi Eddington limitinin 40 katı hızla yutuyor. Bu keşif, evrenin en hızlı büyüyen kara deliği olan LID-568, süper kütleli kara deliklerin nasıl oluştuğu ve evrendiği hakkında yeni bilgiler sunuyor.

Büyük Patlama’dan sadece 1,5 milyar yıl sonra var olduğu tespit edilen LID-568, maddeyi olağanüstü hızla çekiyor. en hızlı büyüyen kara deliği olan LID-568, çevrelerinden çekilen gaz ve maddeyi emerek büyürken, bu süreçte yoğun bir radyasyon açığa çıkar. Eddington sınırı, kara deliklerin madde çekiş hızını sınırlayan bir parametredir. Bu sınırda, kara deliğin kütlesinin çekim gücü ile açığa çıkan radyasyon basıncı arasında bir denge oluşur. Bu denge aşılırsa, radyasyon basıncı o kadar yüksek olur ki, madde kara deliğe doğru çekilmek yerine dışarıya itilir.

Ancak LID-568, bu dengeyi aşarak maddeyi Eddington sınırının 40 katı hızla içine çekiyor. Bu hızla büyüyen kara delik, James Webb Uzay Teleskobu tarafından eski veriler üzerinde yapılan bir araştırmada keşfedildi. Webb’in güçlü kızılötesi algılama gücü, bu tür sönük nesnelerin gözlemlenmesini sağladı. LID-568, evrenin en hızlı büyüyen kara deliği olarak X-ışını spektrumunda oldukça parlak bir şekilde gözlemlendi.

LID-568’in tam konumunun belirlenmesi, geleneksel X-ışını gözlemleri ile mümkün olmadı. Bu nedenle, Webb’in NIRSpec cihazındaki tümleşik alan spektrografı kullanılarak yapılan gözlemlerle kara deliğin varlığı tespit edildi. Dr. Emanuele Farina, evrenin en hızlı büyüyen kara deliği olan LID-568’in keşfinin Webb olmadan mümkün olamayacağını vurguladı.

Bu keşif, süper kütleli kara deliklerin oluşumu hakkında önemli bir ipucu sunuyor. Uluslararası Gemini Gözlemevi’nden Dr. Hyewon Suh, bu bulguyu, kara deliklerin hızlı beslenme süreçleriyle büyük kütle kazandığını gösteren bir örnek olarak değerlendirdi. LID-568’in güçlü enerji çıkışlarının, aşırı beslenme sonucu oluşan enerjiyi serbest bırakarak kara deliğin sisteminin dengesiz hale gelmesini engellediği düşünülüyor.

Bilim insanları, LID-568 ve benzeri kara deliklerin Eddington sınırını nasıl aştığını anlamak için James Webb ile daha fazla gözlem yapmayı planlıyor. Bu araştırmalar, evrenin en hızlı büyüyen kara deliğine dair önemli bilgiler sağlayacak ve evrenin ilk dönemlerinde süper kütleli kara deliklerin nasıl şekillendiğine dair önemli bilgiler sunacak.

BYD Atto 3, Euro NCAP testinde en düşük sürücü destek puanını aldı!

0

BYD Atto 3, Euro NCAP güvenlik testlerinde sürücü destek sistemleri alanında büyük bir başarısızlık yaşadı ve şimdiye kadar verilmiş en düşük puanı aldı. Araç, “Akıllı Adaptif Hız Sabitleyici” (Intelligent Adaptive Cruise Control) sisteminin yetersizliği nedeniyle Euro NCAP tarafından “tavsiye edilmez” olarak derecelendirildi. Bu, Euro NCAP’in sürücü destek sistemleri için verebileceği en düşük puan olup, ilk kez bir araç için kullanıldı. Uzmanlar, Atto 3’ün tehlike anlarında sürücüsünün tepkisiz kaldığı durumlarda, sistemin kontrolü ele almayı başaramadığını belirttiler. Bu eksiklik nedeniyle araç, 25 puan üzerinden sıfır aldı.

BYD Atto 3, Euro NCAP testinde en düşük sürücü destek puanını elde etti

Adaptif hız sabitleyici sisteminin 90 km/s üzerindeki hızlarda da yetersiz olduğu ve kritik senaryolarda hız kontrolünü sürdürdükten sonra direksiyon desteğini etkin şekilde kapattığı ifade edildi.

BYD Atto 3, Euro NCAP testinde en düşük sürücü destek puanını elde etti.
BYD Atto 3, Euro NCAP testinde en düşük sürücü destek puanını elde etti.

Ayrıca, Atto 3’ün trafik işaretlerini tanıma konusunda da zorluk yaşadığı ve bu alanda yalnızca %55 gibi düşük bir puan aldığı bildirildi. Diğer testlerde ise sistem arızası kategorisinde “zayıf” ve çarpışma önleme kategorisinde “yeterli” seviyelerinde puan almıştı. BMW 5 Serisi ve Mercedes C-Class gibi modeller ise çok yüksek puanlar alarak fark yarattı.

Euro NCAP’in teknik yöneticisi Adriano Palao Bernal, sürücü destek teknolojilerinin güvenilirliğine dair önemli bir içgörü sunduğunu belirterek, bu teknolojilerin her zaman kusursuz olmadığını ve yanlış kullanıldıklarında yeni riskler yaratabileceğini vurguladı. BYD, test sonuçları hakkında yorum yapmaktan kaçınırken, yeni modellerinde daha gelişmiş sürücü destek teknolojilerine yer verdiklerini belirtti.

MIT’den kuantum sıçraması: elektronikte yeni bir çağ

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), geleneksel silikon transistörlerin sınırlarını aşmayı başaran çığır açıcı bir transistör tasarımı geliştirdi. MIT mühendislerinin “kuantum tünelleme” prensibini kullanarak tasarladığı bu yeni transistör, elektronik cihazlarda enerji verimliliği ve performansı artırmak için devrimsel bir adım olarak görülüyor. Bu gelişmenin özellikle yapay zeka gibi yüksek enerji gereksinimi olan teknolojilerde çığır açması bekleniyor.

Silikon tabanlı transistörlerin performansını artırmada karşılaşılan en büyük engellerden biri “Boltzmann tiranlığı”olarak bilinen fiziksel bir sınır. Bu sınır, transistörün açılıp kapanabilmesi için gereken voltaj miktarının alt sınırını belirliyor. Ancak MIT'den kuantum prensibini kullanarak tasarlanan transistörler bu sınırı aşabiliyor. Voltajı düşürmek istendiğinde transistörün işlevini kaybetme riski oluşuyor. MIT mühendisleri ise bu sorunu, galyum antimonit ve indiyum arsenit gibi yeni yarı iletken malzemeler kullanarak geliştirdikleri deneysel transistörlerle aşmayı başardı.

Kuantum tünelleme ile sınırların ötesine geçiş

Yeni transistörlerde, geleneksel silikon yerine kullanılan malzemeler sayesinde çok daha düşük voltajda çalışmak mümkün hale geldi. Elektronlar, bu transistörlerde yalıtkan bir tabakadan geçmek yerine, kuantum tünelleme etkisiyle adeta “teleportasyon” yaparak hareket ediyor. Ayrıca, yalnızca 6 nanometre çapında üretilen 3D nanotel yapılarsayesinde kuantum hapsedilme etkisi devreye giriyor ve bu da transistörlerin performansını daha da artırıyor. MIT’den kuantum ile ilgili çalışmalar bu yeniliği mümkün kılıyor.

MIT’nin ileri teknoloji araştırma laboratuvarı olan MIT.nano tesislerinde geliştirilen bu yeni tasarım, enerji verimliliği ve hız açısından geleneksel silikon transistörlerden çok daha üstün bir performans sergiliyor. MIT mühendisleri, yeni transistörlerin anahtarlama voltaj eğimlerinin, silikon temelli transistörlerden daha keskin olduğunu ve performansın, diğer deneysel tünelleme transistörlerine göre yaklaşık 20 kat daha iyi olduğunu vurguluyor.

Geleceğin transistörleri

Projenin baş yazarı Yanjie Shao, bu teknolojinin gelecekte silikonu tamamen değiştirebilecek potansiyele sahip olduğuna dikkat çekiyor. MIT’den kuantum tünellemeyi kullanan transistörler yeni bir çağ başlatabilir. Yeni tasarım, silikonun işlevlerini çok daha verimli bir şekilde yerine getirebilir ve özellikle enerji tasarrufu alanında büyük bir atılım sağlayabilir. Ancak, bu yeni teknolojinin ticarileşmesi zaman alacak ve üretim sürecinde daha homojen nano transistörler elde edilmesi için çalışmalar devam edecek.

MIT’nin bu çalışması, Intel’in finansal desteğiyle gerçekleştirilmiş olup, Nature Electronics dergisinde yayımlandı. Enerji verimliliği ve performansta devrim yaratabilecek bu yeni nesil transistörlerin, gelecekte elektronik dünyasında radikal bir değişim yaratacağına inanılıyor.

SpaceX, altıncı Starship testini gerçekleştirmeye hazırlanıyor!

Bu test, yalnızca bir ay önceki başarılı beşinci uçuşun ardından gerçekleşecek. Spacex tarafından gerçekleştirilen testlerin sıklığı, Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) son iki uçuş için aynı anda onay vermesi sayesinde mümkün oldu.

SpaceX, bu gelişmeyle, her uçuş öncesi uzun onay süreci beklemek zorunda kalmaktan kurtulmuş oldu.

Altıncı uçuşun hedefi, başarıları tekrarlamak

SpaceX, altıncı test uçuşunda, Super Heavy güçlendirici roketin fırlatma sahasına geri dönerek kuledeki dev “çubuk kol” ile havada yakalanması gibi önemli başarıları tekrar etmeyi planlıyor.

Ayrıca, Starship’in üst aşamasının Hint Okyanusu’na doğru hedefli bir iniş yapması amaçlanıyor. Şirket, ısı kalkanı ve yeniden giriş manevralarını test ederek hem roketin hem de güçlendiricinin yeniden kullanımına daha da yaklaşmayı hedefliyor.

Mühendisler, bu uçuş için bazı sistem güncellemeleri ve iyileştirmeler gerçekleştirdi. Bunlar arasında, güçlendirici itiş sistemine eklenen yedekli bileşenler, yazılım kontrol güncellemeleri ve yeni ısı koruma malzemeleri yer alıyor.

Starship’in altı Raptor motorundan birinin yörüngede yeniden ateşlenmesi de testin önemli adımlarından biri olacak; bu, Starship’in üst aşamasının yeniden kullanılabilir olması yolunda kritik bir aşama olarak değerlendiriliyor.

Daha yüksek iniş açısı ile iniş testleri

SpaceX, bu uçuşta iniş sürecini daha da zorlaştırarak Starship’in son iniş aşamasında daha yüksek bir hücum açısıyla uçmasını planlıyor. Bu amaçla flap kontrol limitleri kasıtlı olarak zorlanacak, bu sayede gelecekteki inişler için daha fazla veri toplanacak.

Yedinci uçuşla birlikte “önemli iyileştirmeler” yapılması beklenen Starship için yeni, daha geniş yakıt tankları ve gelişmiş ısı koruma sistemleri gibi ek güncellemeler planlanıyor.

Uçuş canlı yayınlanacak

Bu önemli test uçuşu, 30 dakikalık bir fırlatma penceresi ile gerçekleşecek ve fırlatmadan yaklaşık 30 dakika önce SpaceX’in X platformu ve web sitesinde canlı olarak yayınlanacak.

Google, Suudi Arabistan’da yapay zeka veri merkezi açacak!

0

Google, Suudi Arabistan’da yeni bir yapay zeka veri merkezi kurmak için Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile stratejik bir ortaklık başlattı. Bu merkez, özellikle Arapça yapay zeka modelleri geliştirmeye odaklanacak ve Suudi Arabistan’a özgü yapay zeka teknolojilerini destekleyecek. Yeni merkez, Suudi Arabistan’ın yapay zeka alanında lider olma hedefini güçlendirecek ve önümüzdeki 8 yıl içinde binlerce iş fırsatı yaratması bekleniyor. Ayrıca, Suudi Arabistan’ın GSYİH’sini 71 milyar dolar artırması öngörülüyor.

Google, Suudi Arabistan’da yapay zeka veri merkezi açıyor

Suudi Arabistan, küresel bir yapay zeka merkezi olma ve petrol dışındaki gelir kapılarını artırma amacını güdüyor. Bu ortaklık, ülkedeki yapay zeka kullanım kapasitesini artırmayı ve bölgedeki işletmelerin yapay zekayı sağlık, perakende, finans gibi sektörlerde benimsemesini hızlandırmayı amaçlıyor. Ruth Porat, Google’ın Başkan Yardımcısı ve Baş Yatırım Sorumlusu, bu stratejik ortaklığın sadece Suudi Arabistan’da değil, Orta Doğu, Afrika ve dünya genelindeki işletmeler için de önemli fırsatlar yaratacağını belirtti.

Google, Suudi Arabistan’da yapay zeka veri merkezi açıyor.
Google, Suudi Arabistan’da yapay zeka veri merkezi açıyor.

PIF ve Google Cloud, Arapça dilinde yapay zeka yeteneklerini geliştirmek amacıyla Gemini’ın Arapça dil modelleri üzerinde çalışmalar yapacak. Yerel işletmeler, araştırmacılar ve geliştiriciler bu modelleri kullanarak yeni uygulamalar geliştirme fırsatına sahip olacak.

Ancak bu anlaşma, özellikle çevresel hedefler konusunda eleştirilerin odağında yer alıyor. Google, 2020’de fosil yakıt üretimi için algoritmalar geliştirmeyi bırakacağını açıklamıştı ve 2021’de karbon emisyonlarını yarıya indirme taahhüdünde bulunmuştu. Fakat yeni anlaşma ile oluşturulacak yapay zeka algoritmalarının petrol ve gaz üretiminde kullanılabileceği yönünde endişeler bulunuyor. Bu, Google’ın iklim taahhütleriyle çeliştiği iddialarını gündeme getiriyor.

Intel, Almanya’da fabrika açma planlarını erteledi!

0

Intel, Almanya’nın Magdeburg kentinde kurmayı planladığı ve “Fab 29” olarak bilinen yarı iletken fabrikasının açılışını 2029-2030 yıllarına erteleme kararı aldı. Bu gecikme, Alman hükümetinin projeye sağladığı 10 milyar Euro’luk devlet desteğinin geleceğini belirsiz bir hale getirdi. Özellikle Almanya’nın İklim ve Dönüşüm Fonu’ndan sağlanması planlanan desteğin 3,96 milyar Euro’luk kısmı 2024 yılı için ayrılmıştı. Ancak Intel’in finansal nedenlerle bu yatırımı ertelemesi, bu fonların federal bütçeye geri dönme ihtimalini gündeme taşıyor.

Intel, Almanya’da fabrika açma planlarını erteleme kararı aldı

Bu erteleme kararı, Almanya’nın yarı iletken sektöründe güçlü bir konuma ulaşma hedefini tehdit ediyor. Ülkede, bu desteğin farklı alanlara yönlendirilmesi gerektiğine dair siyasi tartışmalar hız kazanmış durumda. Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner, fonların alternatif ekonomik projelere tahsis edilmesini savunurken; Ekonomi Bakanı Robert Habeck ise bu fonun ekonomik büyümeyi desteklemek ve iklim hedeflerine katkı sağlamak amacıyla kullanılmasını öneriyor.

Intel, Almanya'da fabrika açma planlarını erteleme kararı aldı.
Intel, Almanya’da fabrika açma planlarını erteleme kararı aldı.

Öte yandan, Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü’nden (DIW) Alexander Schiersch, yılın başlarında yaptığı değerlendirmede Intel’in mali durumu dikkate alındığında, projenin hayata geçme ihtimalinin yüzde 50’yi aşmayabileceğini belirtmişti. Bu gelişmeler ışığında, Intel’in Almanya’daki fabrika projesinin geleceği konusunda belirsizlikler artıyor ve yatırımın devamı için yeni müzakere süreçleri gerekebilir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Physical Intelligence, 400 milyon dolar yatırım aldı!

Physical Intelligence, robotlara fiziksel zeka kazandırmayı amaçlayan bir girişim olarak, son yatırım turunda 400 milyon dolar aldı ve değerlemesini 2.4 milyar dolara çıkardı. Bu erken aşama yatırım turuna Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, OpenAI, Thrive Capital, Bond Capital ve Lux Capital gibi isimler katıldı.

Physical Intelligence, tam 400 milyon dolar yatırım alıyor

Şirket, yapay zekayı fiziksel dünyaya entegre etme hedefiyle, robotları daha verimli ve esnek hale getirecek temel modeller ve öğrenme algoritmaları geliştiriyor. Physical Intelligence, pi-zero adlı yazılımını tanıttı; bu yazılım, robotlara çamaşır katlama, masa taşıma ve ekmek kızartma gibi görevleri yerine getirme yeteneği kazandıran, büyük bir pi veri kümesi üzerine eğitilmiş bir teknolojiyi temel alıyor. Bu yazılım, görev başına özel yazılım geliştirme ihtiyacını ortadan kaldırarak, robotların daha çeşitli görevlerde ve çevrelerde esnek bir şekilde çalışabilmesini sağlıyor. Ayrıca, pi-zero teknolojisinin adaptasyon yeteneği, robotları harici müdahalelere karşı dayanıklı hale getiriyor.

Physical Intelligence, tam 400 milyon dolar yatırım alıyor.
Physical Intelligence, tam 400 milyon dolar yatırım alıyor.

Robotik teknolojileri, sağlık sektöründen lojistiğe kadar birçok alanda büyük bir dönüşüm yaratıyor. Yapay zeka algoritmalarının entegrasyonu, robotların belirli görevleri yerine getirirken çevrelerine uyum sağlamalarını, beklenmedik durumlara esnek yanıtlar vermelerini mümkün kılıyor.

Üretim hatlarında, otomotiv sanayisinde ve lojistik merkezlerinde aktif olarak görev alan bu robotlar, iş akışlarını optimize etmekte ve üretim aksaklıklarını tespit edebilmektedir. Ayrıca, riskli ve tekrarlayan işlerde insan işçilerin yerini alarak iş sağlığı ve güvenliği alanında önemli katkılar sağlamakta, “fiziksel zeka” özellikleriyle daha karmaşık ve dinamik ortamlarda görevlerini yerine getirebilmektedir.

Axeleo Capital, 125 milyon euroluk yeni fon oluşturdu!

0

Paris merkezli risk sermayesi şirketi Axeleo Capital, yeşil teknolojiler geliştiren girişimlere yatırım yapmayı amaçlayan yeni bir fon oluşturdu. Yeni fon, “Green Tech Industry I” adıyla piyasaya sürüldü ve ilk kapanışını 125 milyon euro ile yaptı. Ancak fonun nihai hedefi 250 milyon euroya ulaşmak. 2017 yılında kurulan Axeleo Capital, bu yeni fon ile birlikte yönetimindeki toplam 300 milyon euroyu daha da artırmayı ve Avrupa’nın endüstriyel inovasyon alanında daha da büyük bir oyuncu olmayı hedefliyor.

Axeleo Capital, 125 milyon euroluk yeni bir fon oluşturdu

Bu yeni fon, özellikle yeşil teknolojilere odaklanacak. Axeleo Capital, yenilenebilir enerji, geri dönüşüm, biyoteknoloji, tarım, gıda, elektrikli mobilite, karbon nötr hava taşımacılığı ve deniz taşımacılığı gibi sürdürülebilir endüstrilerde faaliyet gösteren girişimlere yatırım yapmayı planlıyor. Fon, 3 milyon ile 10 milyon euro arasında değişen yatırım tutarları ile toplamda 15 ila 20 girişimi desteklemeyi hedefliyor. Bu strateji, özellikle erken aşamadaki girişimlere yardımcı olmayı amaçlıyor ve girişimcilere büyüme fırsatları sunmayı planlıyor.

Axeleo Capital’in kurucu ortakları Eric Burdier ve Mathieu Viallard, bu fonun lansmanını, şirketlerinin gelişimi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor. 2017’den beri yazılım B2B stratejileriyle başarı kazanan Axeleo Capital, yeşil teknoloji alanına da yatırım yaparak, şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Burdier ve Viallard, bu fon sayesinde Avrupa’daki endüstriyel sektörlerin karbon salınımını azaltarak daha sürdürülebilir hale gelmesini sağlayacak büyük yeniliklere imza atmayı umuyorlar.

Axeleo Capital’in bu yeni fonuyla, Avrupa’daki yeşil teknoloji girişimlerinin daha güçlü bir şekilde büyümesine ve uluslararası pazarda rekabetçi hale gelmelerine katkı sağlamayı hedefliyor. Bu yatırımlar, yeşil enerji dönüşümünün hızlanmasına yardımcı olacak, ayrıca daha çevre dostu bir ekonomi için inovasyonları teşvik edecek.

Robot tarafından çizilen resim dudak uçuklatan fiyata satıldı!

0

Yapay zeka ve insansı robotların sayısı son yıllarda hızla artarak teknolojinin ne denli ileriye gittiğini gözler önüne seriyor diyebiliriz. Artık bu gibi robotlar, geçmişte olduğu gibi sadece basit görevleri yerine getirmekle kalmıyor, aynı zamanda insan benzeri düşünme, öğrenme ve adaptasyon yeteneklerine sahip olabiliyor. Bu kapsamda, dünyanın en gelişmiş insansı robotlarından Ai-Da tarafından çizilen Alan Turing portresi dudak uçuklatan bir miktara satıldı.

Ai-Da tarafından çizilen Alan Turing portresi 1,08 milyon dolara alıcı buldu

İngiliz matematikçi, bilgisayar bilimcisi ve kriptolog Alan Turing‘in Ai-Da isimli insansı robot tarafından çizilen bir portresi açık artırmada 1,08 milyon dolara satıldı. Bu, aynı zamanda bir robot tarafından üretilen ilk sanat eseri olduğu niteliğinde.

Aslında Alan Turing‘in portresi için ilk etapta 120 ila 180 bin dolar arasında bir fiyat beklentisi belirlense de, aldığı tamı tamına 27 teklifle bu aralığı çok kısa sürede aşarak rekor bir satış fiyatına ulaşmayı başardı.

Ai-Da, tahmin edildiği üzere yapay zeka aracılığıyla konuşup diyaloglara girebiliyor. Bununla birlikte, gelen bilgilere göre insansı robot Alan Turing‘in fotoğraflarına bakarak bu tabloyu hazırladı. Yani, tıpkı çoğu sanatçıda olduğu gibi gör ve resmet konseptinde ilerlediğini söyleyebiliriz.

Robotun Alan Turing‘i portresine konuk etme sebebi ise 1950’lerde yapay zekayla ilgili görüşlerini dile getirmesi demek mümkün. Son olarak, bu robotun ismini ilk bilgisayar programcısı Ada Lovelace‘tan aldığını ve sanat uzmanı Aidan Meller ve Oxford ile Birmingham Üniversitelerinden yapay zeka uzmanları tarafından geliştirildiğini belirtelim.

Siemens, sürdürülebilirlik şirketi Danfoss Fire Safety’yi satın alıyor!

Siemens, Danfoss Fire Safety’yi satın alarak yangın güvenliği alanındaki portföyünü güçlendirmeyi ve sürdürülebilir yangın söndürme çözümleri sunmayı amaçlıyor. Siemens Akıllı Altyapılar Bölümü’ne bağlı Binalar İş Birimi altında faaliyet gösterecek olan Danfoss Yangın Güvenliği, özellikle veri merkezleri, endüstriyel süreçler ve tüneller gibi hızla büyüyen sektörlerde daha çevre dostu ve etkili yangın güvenliği çözümleri sunacak. Siemens, bu satın alma ile yüksek basınçlı su sisi teknolojisi gibi yeni yangın söndürme teknolojilerini portföyüne dahil ederek, müşterilerine daha yeşil ve güvenli seçenekler sunmayı hedefliyor.

Siemens, sürdürülebilirlik şirketi Danfoss Fire Safety’yi satın aldı

Siemens Akıllı Altyapı Bölümü Binalar İş Birimi CEO’su Susanne Seitz, Danfoss Yangın Güvenliği’nin satın alınmasının, büyüme potansiyeli yüksek olan sektörlere daha hızlı ve etkili hizmet sunmayı sağlayacağını vurguladı. Seitz, bu adımın, yangın söndürme pazarındaki sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandırmaya yardımcı olacağını belirtti.

Siemens, sürdürülebilirlik şirketi Danfoss Fire Safety’yi satın aldı.
Siemens, sürdürülebilirlik şirketi Danfoss Fire Safety’yi satın aldı.

Danfoss Grubu’ndan yapılan açıklamada ise, şirketin çalışanları, müşterileri ve tedarikçileri için sorunsuz bir geçiş sağlama taahhüdü dile getirildi. Danfoss Yangın Güvenliği, 2019’dan beri Danfoss Grubu bünyesinde faaliyet gösteriyordu ve satın alma işlemiyle birlikte “A Siemens Business” olarak devam edecek.

Bu satın alma ile Siemens, sürdürülebilir yangın güvenliği çözümleri alanındaki liderliğini pekiştirecek ve enerji verimliliği ile çevre dostu teknolojilere geçişi hızlandıracak. Satın almanın 2024 yılı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

Turkcell, 3. çeyrek sonuçlarını açıkladı!

0

Turkcell, 2024’ün üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı ve sürdürülebilir büyüme yolunda önemli bir performans sergiledi. Grup gelirleri, bir önceki yıla göre yüzde 6,9 artarak 40,2 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin net karı ise güçlü operasyonel performansın yanı sıra Ukrayna’daki varlık satışının katkısıyla 14,3 milyar TL olarak gerçekleşti.

Turkcell’den güçlü üçüncü çeyrek performansı!

Turkcell, yoğun rekabet ortamında bile faturalı abone sayısını artırmayı başardı. Bu çeyrekte 515 bin yeni faturalı abone kazanan şirket, son bir yılda 1,9 milyon faturalı abone artışı kaydetti. Faturalı abonelik oranı yüzde 74’e ulaşarak önemli bir eşiği aştı.

Ayrıca, sabit genişbant segmentinde de büyümeye devam eden Turkcell, uçtan uca fiber abone sayısını 2,4 milyonun üzerine çıkardı. Özellikle 100 Mbps ve üzeri hızda internet kullanan müşterilerin oranı yüzde 38’e yükseldi.

Financell ve Paycell markaları ile techfin alanında güçlenen Turkcell, bu çeyrekte finansal hizmetlerdeki büyümesini sürdürdü. Financell, yıllık bazda %38,1 büyüyerek 1,1 milyar TL gelir elde etti. Paycell ise yüzde 19,6 artışla 970 milyon TL gelire ulaştı ve POS çözümlerine olan talep yüksek kaldı. Turkcell’in TV+ platformu ise pazar payını artırarak IPTV alanında Türkiye’nin en büyük ikinci oyuncusu konumuna geldi.

Enerji yatırımları da sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda genişletiliyor. Şirket, güneş enerjisi projelerinde ilk faz olan 54 MW kapasitenin kurulumunu tamamladı ve bu çeyrekte 6,4 MW kurulu gücü aktive etti.

Turkcell, veri merkezi yatırımlarını da artırarak %43 büyüme ile bu alanda 639 milyon TL gelir elde etti. Global arenada GSMA Yönetim Kurulu’nda Türkiye’yi temsil eden Turkcell, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yenilikçi projelere odaklanmaya devam ediyor.

Plastik şişeler yeşil hidrojen için kullanılıyor

0

Dünyanın dört bir yanına dağılan, 5 milimetreden küçük plastikler olan mikroplastikler, küresel ısınmaya neden oluyor. Ayrıca besin zincirlerini bozuyor ve toksik kimyasallarla ekosistemlere zarar veriyor. Bu nedenle Texas A&M Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent olan Dr. Manish Shetty, plastiklerin çevreye karışmadan önce parçalanması için çalışmalar yürütüyor.

Plastik şişeler yeşil hidrojen  için kullanılıyor çöpten yakıta dönüşüm yapılıyor

Sürdürülebilir kimyasallar yaratmak ve daha iyi atık yönetimi geliştirmek daha iyi sürdürülebilirliğe katkıda bulunacaktır. Bu araştırma, katalizörler kullanılarak atık yönetimi için yeşil hidrojenin nasıl kullanılabilir hale getirilebileceğini bulmanın bir parçasıdır.Shetty’nin araştırmasında, polietilen tereftalat (PET) şişeler, ambalajlar, tekstiller ve 3 boyutlu baskı gibi yoğunlaşma polimerleri adı verilen belirli bir plastik sınıfını parçalamak için hidrojen kaynağı görevi gören düşük miktardaki çözücüler kullanılıyor.

Shetty:”Bu araştırmada yaptığımız şey, yoğunlaşma polimerlerini yakıt olarak kullanılabilecek aromatik bileşiklere parçalamaktı” dedi. Shetty ve ekibi, Angewandte Chemie International Edition’da yayınlanan son makalesinde ana hatlarıyla açıklandığı gibi , bu yoğunlaşma polimerlerini parçaladıktan sonra depolanan hidrojeni kullanmak için katalizörler tasarladılar.

Araştırma, katalizör yüzeylerinin bu organik taşıyıcılardan kalan hidrojeni kullanarak PET’i yakıt veya kimyasallar için kullanılabilen bir molekül olan p-ksilene nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor. Shetty, araştırmalarının atık yönetimi çözümü sunduğunu ve kimya endüstrisinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını söyledi.

Makaleye göre araştırma yaklaşımında PET’i daha küçük parçalara ayırmak için metanol ve PET’ten potansiyel bir kimyasal veya yakıt olan p-ksilen oluşturmak için bir H2 kaynağı kullanılıyor. Shetty, bu araştırmanın uygulanmasının ekonomimizin fosil yakıtlara bağımlı olmaktan çıkmasına yardımcı olabileceğine inanıyor. 

Shetty, “Olabilecek şeylerden biri, hidrojenin daha fazla bulunabilir hale gelmesi, özellikle de suyun elektrolizi yoluyla elde edilen yeşil hidrojen için, bir taşıma vektörü olarak hidrojen taşıyıcılarına ihtiyaç duymamızdır” dedi.

Amazon insansız hava araçları ile teslimata hazır

0

Teslimatın geleceği uçuşa geçiyor. E-ticaret devi Amazon, drone teslimat hizmetini genişletmek için düzenleyici onay aldı. Amazon’un en son drone’u MK30, seleflerinden daha küçük, daha sessiz ve daha yetenekli. Daha uzun mesafelerde ve hafif yağmurda uçma yeteneğiyle, Amazon insansız hava araçları bu gelişmiş drone teslimat sektörünü ilerletmeye hazır.

Amazon insansız hava araçları kullanacak

Federal Havacılık İdaresi (FAA), Amazon’a Arizona, Tolleson’da görsel görüş hattının ötesinde teslimatlar yapma izni verdi. Bu, Amazon insansız hava araçları sayesinde dronların artık daha uzağa ve sürekli insan gözetimi olmadan uçabileceği anlamına geliyor.

Amazon basın açıklamasında: “Yeni dronumuz MK30, müşterilere hizmet vermeye başlamak için FAA onayını aldı. Onayımız, gelişmiş yerleşik algılama ve kaçınma sistemimizi kullanarak Görsel Görüş Hattının Ötesinde uçma yeteneğini de içeriyor” dedi.  Açıklamada: “Bu, FAA’nın sistemlerimizin ve süreçlerimizin güvenliğine ilişkin titiz bir değerlendirmesinin ardından yeni bir drone sistemi ve yeni bir operasyon yeri için tarihi ve türünün ilk örneği bir onaydır” ifadeleri yer aldı.

Tolleson, Arizona bölgesindeki müşteriler artık bir saatten kısa sürede drone teslimatı ile 5 pound’a kadar ağırlıktaki uygun ürünleri alabilirler. Ancak, Amazon insansız hava araçları hizmetinden yararlanmak için şirketin Same-Day tesisinin yakınında yaşamaları gerekir.İlginç olanı ise ev ürünleri, güzellik ürünleri ve ofis/teknoloji malzemeleri gibi 50.000’den fazla günlük temel ihtiyaç malzemesi arasından seçim yapıp, servis ücreti karşılığında hızlı drone teslimatı alabilmeleri.İHA ile teslimat, Arizona’daki Phoenix Metro Alanı’nın Batı Vadisi’nde gerçekleştirilecek.

Phoenix Belediye Başkanı Kate Gallego yaptığı açıklamada: “Bu tür teslimatlar gelecektir ve bunun Phoenix Metro Alanı’nda başlayacak olması heyecan verici” dedi. Gallego: “Sıfır emisyonlu paket teslimatına geçiş, yerel kirliliği azaltmamıza ve şehrimizi geleceğin yenilikçi teknolojilerinin merkezi haline getirmemize yardımcı olacak” diye ekledi.

Prime Air mühendislik ekibi MK30 insansız hava aracını geliştirmek için yaklaşık iki yıl harcadı.Gelişmiş, güvenlik açısından kritik öneme sahip özellikleriyle drone, daha küçük arka bahçelerdeki ve daha kalabalık banliyö mahallelerindeki müşterilere paket teslim edebiliyor.

Önceki modellerimize göre iki kat daha fazla menzile sahip olan drone, yüzde 50 daha sessiz ve yağmurlu koşullara dayanıklı olarak tasarlandı. MK30, FAA ile yapılan iş birliği sonucunda havacılık sınıfı sertifikasını aldı ve Amazon insansız hava araçları ile teslimatları güvenle gerçekleştirecek.

Örümcek platformlar yük kaldırmayı kolay hale getiriyor

0

İnşaat veya bakım amaçlarıyla ulaşılması zor alanlara erişim söz konusu olduğunda, örümcek asansörler paha biçilmez bir araç haline geliyor. Bu çok yönlü platformlar, yüksekteki çalışma alanlarına güvenli ve etkili erişim sağlamak için tasarlandı. Bu da onları endüstri profesyonelleri arasında popüler bir seçim haline getirir.

Örümcek platformlar ile yük kaldırma

Örümcek kaldırma platformları, geleneksel erişim ekipmanlarına göre birçok avantaj sağlıyor. Örümcek kaldırma platformlarının temel avantajlarından biri, dar alanlarda kolayca manevra yapmalarını sağlayan kompakt boyutları ve hafif tasarımları. Bu, onları daha büyük ekipmanların uygun olmayabileceği kentsel ortamlarda veya kapalı alanlarda kullanım için ideal hale getiriyor. Ek olarak, kaldırma platformları, benzersiz mafsallı bomları ve teleskopik kolları sayesinde yüksek ve erişilmesi zor alanlara kolayca ulaşma yetenekleriyle biliniyor.

Kaldırma platformları, etkileyici erişimlerine ek olarak, kompakt boyutları ve hafif tasarımlarıyla da bilinir. Bu, onları daha büyük ekipmanların pratik olmayabileceği kentsel ortamlarda veya kapalı alanlarda kullanım için ideal hale getirir. Dar alanlarda kolayca manevra yapma yeteneği, örümcek kaldırma platformlarını inşaat, bakım ve ağaç bakımı dahil olmak üzere çeşitli endüstriler için değerli bir araç haline getirir. Bu platformların 230 kg’a kadar yük kaldırma kapasitesi de büyük önem arz ediyor.

Örümcek kaldırma platformları, inşaat, bakım ve ağaç bakımı gibi çeşitli endüstrilerde kullanılıyor. Bu çok yönlü platformlar, yüksekteki çalışma alanlarına erişmek, bakım görevlerini gerçekleştirmek ve hatta yüksekteki ağaçları budamak için kullanılabiliyor. Kompakt boyutları ve manevra kabiliyetleriyle kaldırma platformları, dar veya ulaşılması zor alanlara erişim gerektiren projeler için mükemmel bir seçim.

Roblox, yeni çocuk güvenliği politikalarını yürürlüğe koyuyor!

Bu adım, özellikle küçük yaştaki kullanıcıların güvenliğini artırmayı hedefliyor. Geçtiğimiz ay gündeme gelen bu değişiklikler, bugün Roblox geliştirici forumunda detaylı bir şekilde açıklandı.

İçerik kısıtlamaları artırılıyor

Yeni güvenlik politikalarının ilki, 13 yaş altı kullanıcıların platformdaki içeriğe erişimini daha sıkı kontrol altına alacak.

3 Aralık’tan itibaren geçerli olacak bu düzenlemeye göre, 13 yaş altındaki oyuncular, derecelendirilmemiş hiçbir içeriğe ulaşamayacak, arama veya keşfetme yoluyla da bu içerikleri görüntüleyemeyecek. Ancak, doğrudan bir bağlantı ile gönderilen içerik bilgilerine erişimleri sınırlı şekilde mümkün olacak.

Roblox, içerik üreticilerinden platformda sergiledikleri tüm içerik detaylarının yaş uygunluğu açısından kriterlere uyduğundan emin olmalarını istiyor.

Bu yeni politika, çocuklara uygun olmayan içeriklerin filtrelenmesine yönelik önemli bir adım olarak görülüyor. Üreticiler artık içerik tanıtım sayfalarındaki tüm detayların, yaş gruplarına uygunluğunu garanti etmek zorunda olacak.

Roblox’un yaş uygunluğu kriterlerine göre, 9 yaş ve üzeri çocuklar için belirlenmiş olan içerik standartlarına uyulması gerekecek.

Sosyal etkileşim ve özgün içerik yaratımına erişim sınırı

Güvenlik önlemlerinin ikinci aşaması ise Roblox’un Sosyal Buluşmalar (Social Hangouts) ve Serbest Yaratım (Free-form User Creation) deneyimlerine erişimi, yalnızca 13 yaş üstü kullanıcılarla sınırlayacak.

18 Kasım’dan itibaren bu özelliklere erişim, yalnızca 13 yaş üzeri kullanıcılarla kısıtlanmış olacak. Bu karar, küçük yaş grubundaki kullanıcıların sosyal etkileşim yoluyla olası tehlikelerden korunmasını amaçlıyor.

Roblox’un güvenlik kayıtları ve geçmiş problemler

Roblox, çocuk güvenliği konusundaki sicili nedeniyle geçmişte birçok eleştiriye maruz kalmıştı. Özellikle 2018 yılından bu yana, platform aracılığıyla çocuklarla iletişim kurup kötü niyetli amaçlarla onları istismar eden en az iki düzine insanın ABD’de tutuklanmasıyla ilgili olaylar, Roblox’un güvenlik açıklarını gözler önüne sermişti. Bu yeni önlemler, şirketin bu sorunları önlemek ve kullanıcı güvenliğini artırmak için attığı adımlar olarak değerlendiriliyor.

Roblox’un platformdaki genç kullanıcılarını koruma yönünde yaptığı bu yeni düzenlemeler, güvenlik standartlarını yükseltmeyi hedefliyor. Özellikle küçük yaştaki kullanıcıların uygunsuz içeriklerden ve riskli sosyal etkileşimlerden uzak tutulması, bu adımların ana hedefi olarak öne çıkıyor.

OpenAI, “Chat.com” alan adını satın aldı! Peki neden?

Yapay zeka alanında öncü şirketlerden OpenAI, internetin en köklü ve bilinen alan adlarından biri olan Chat.com’u satın aldı ve bu alan adı artık doğrudan ChatGPT platformuna yönlendirme yapıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, alan adının satın alındığını kısa bir açıklamayla doğrularken, şirketin sözcüsü bu işlemin gerçekleştiğini onayladı fakat satın alma bedeline dair bir bilgi paylaşılmadı. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

OpenAI, “Chat.com” alan adını resmen satın alıyor

İlk olarak Eylül 1996’da tescil edilen Chat.com, özellikle “Chat” gibi teknoloji sektöründe yüksek talep gören bir anahtar kelimeye sahip olması nedeniyle yıllar içinde değer kazandı. Geçen yıl, HubSpot’un kurucu ortağı ve CTO’su Dharmesh Shah, 15.5 milyon dolarlık bir bedelle bu alan adını satın alarak dikkatleri çekmişti.

OpenAI, "Chat.com" alan adını resmen satın alıyor.

Mart ayında Shah, Chat.com’u gizli bir alıcıya sattığını ima ederek birçok spekülasyona yol açtı. Bugün ise X platformunda, alıcının OpenAI olduğunu doğruladı ve anlaşmanın bir parçası olarak OpenAI’dan hisse aldığını belirtti, ancak bu detayların tamamen gizli kalacağını ifade etti.

OpenAI’ın bu hamlesi, ChatGPT’yi daha geniş bir kitleye ulaştırmayı ve platformun bilinirliğini artırmayı amaçlıyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Kripto CEO’su kaçırıldı, 1 Milyon Dolar fidye ödeyerek serbest bırakıldı!

Toronto, kripto para dünyasında büyük yankı uyandıran bir kaçırılma olayıyla sarsıldı. Kripto para sektörünün tanınan ismi, Kanadalı kripto para firması WonderFi’nin CEO’su Dean Skurka gizemli kişiler tarafından kaçırıldı ve serbest bırakılması için tam 1 milyon dolar fidye talep edildi. Kanada’nın en büyük şehirlerinden biri olan Toronto’da yaşanan olay, hem güvenlik önlemlerinin yetersizliği konusunda tartışmalara yol açtı hem de kripto dünyasında büyük bir endişe yarattı. Ünlü CEO, fidye ödendikten sonra serbest bırakıldı ve sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yetkililer, kaçırılma olayının detaylarını araştırmaya devam ediyor.

Büyük kazanç, büyük tehlike demek

Kripto para dünyasında hızla büyüyen yatırımlar, bazı tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Büyük kazançlar elde eden kişilerin güvenliği sık sık tartışma konusu oluyor. Kaçırılan CEO’nun adını açıklamayan yetkililer, fidyenin ödenmesi ile CEO’nun sağ salim kurtarıldığını bildirdi. Kaçırılma olayı ise büyük yankı uyandırarak sektörün güvenlik risklerini gözler önüne serdi.

Kaçırılma sonrasında Toronto polisi, bu olayın titizlikle soruşturulacağını duyurdu. Yetkililer, olayın organize bir suç örgütüyle bağlantılı olup olmadığını araştırıyor. CEO’nun serbest kalmasında etkili olan fidye ödemesinin ardından, güvenlik uzmanları da kripto zenginlerinin korunması için yeni önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.

Toronto polisi, kripto para sahiplerine yönelik güvenlik önlemlerini artırma planları yapıyor. Kripto para yatırımlarıyla tanınan CEO’lar, artık güvenliklerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalabilir. Teknolojinin getirdiği bu yeni güvenlik açıkları, dijital zenginlerin korunması için yeni adımların atılmasını zorunlu hale getirdi. Özellikle kripto para dünyasında yaşanan bu gibi olayların artması, güvenlik şirketlerini de alarma geçirdi.

Toronto’da meydana gelen kaçırılma olayı, kripto dünyasında büyük yankı uyandırdı. Kripto CEO’sunun yaşadığı bu talihsiz olay, sektörde güvenliğin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Fidyenin ödenmesi sonucu serbest kalan CEO’nun durumu ise Toronto’da yeni güvenlik politikalarının oluşturulması gerektiğini işaret ediyor.

Avustralya, 16 yaş altı çocuklar için sosyal medyayı yasaklayacak!

0

Avustralya, çocukların fiziksel ve zihinsel sağlığını koruma amacıyla 16 yaşın altındaki gençlere sosyal medya erişimini yasaklamaya yönelik kapsamlı bir yasa hazırlığında. Başbakan Anthony Albanese, bu adımı, özellikle gençlerin sosyal medyada karşılaştığı zararlı içeriklerin çocuklar üzerindeki etkilerini göz önüne alarak, çocukları çevrimiçi ortamlardan kaynaklanan risklerden korumak için attıklarını belirtti. Yasa tasarısı bu yıl parlamentoya sunulacak ve kabul edilmesi halinde bir yıl içinde yürürlüğe girecek. Bu düzenleme, sosyal medya erişimini ebeveyn iznine bağlı olmaksızın sınırlayacak, mevcut hesapları da kapsam dışı bırakmayacak ve uygulama için yaş doğrulama sistemini zorunlu kılacak.

Avustralya, 16 yaş altı çocuklar için sosyal medyayı yasaklayabilir

Albanese, sosyal medyada çocuklar üzerinde oluşabilecek olumsuz etkilerin özellikle kız çocuklarında beden algısı ve erkek çocuklarında kadın düşmanlığına yönelik içeriklerle ilişkilendirildiğini ifade etti. Başbakan, ergenlik döneminin gençler için hassas bir geçiş dönemi olduğunu, bu süreçte sosyal medyada karşılaşılan içeriklerin gençlerin ruhsal gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini vurguladı. Albanese, ayrıca, sosyal medya platformlarının erişimi sınırlama sorumluluğunu üstlenmeleri gerektiğini ve bu yükün gençler veya ebeveynlere yüklenmemesi gerektiğini dile getirdi.

İletişim Bakanı Michelle Rowland da bu düzenlemeyi “dünya çapında bir ilk” olarak nitelendirdi. Tasarının Instagram, Facebook, TikTok, X ve YouTube gibi büyük platformları kapsaması bekleniyor. Ancak Avustralya’nın bu hamlesi, teknolojinin önde gelen firmalarını temsil eden Dijital Endüstri Grubu (DIGI) tarafından eleştiriliyor. DIGI Genel Müdürü Sunita Bose, erişim kısıtlamalarının çocukları daha güvensiz ve düzenlenmemiş çevrimiçi alanlara itebileceği konusunda uyardı ve yasak yerine dijital okuryazarlığın artırılması ve yaşa uygun içerik oluşturulmasının daha sürdürülebilir bir çözüm olabileceğini belirtti.

Bu yeni yasa, sosyal medya platformlarının genç kullanıcıların güvenliğini sağlama konusundaki sorumluluğunu artırmayı hedefliyor. Diğer ülkeler de çocukları çevrimiçi zararlardan korumak için benzer adımlar atmaya başlasa da Avustralya, 16 yaş sınırı gibi oldukça yüksek bir yaş sınırlaması getirerek küresel anlamda en sert düzenlemelerden birini yürürlüğe koymayı planlıyor. Fransa 15 yaş altındaki gençlere yönelik benzer bir öneriyi gündemine almışken, ABD ise 13 yaşın altındaki çocukların verilerine erişimi ebeveyn izni şartına bağlamış durumda.