Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 496

MediaTek Dimensity 9400 teste girdi! İşte sonuçlar

0

MediaTek’in yeni amiral gemisi işlemcisi Dimensity 9400’ün kıyaslama sonuçları ortaya çıktı. Ekim ayında tanıtılması beklenen bu işlemcinin, Snapdragon 8 Gen 4 ile rekabet etmesi hedefleniyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

MediaTek Dimensity 9400 test edildi

Performans verileri, Dimensity 9400’ün AI yeteneklerine odaklanıyor. Tek çekirdekli performans testinde 1.501 puan, yarı çekirdekli testlerde 1.906 puan ve niceliksel görevlerde ise 1.793 puan almış durumda.

MediaTek Dimensity 9400 test edildi.
MediaTek Dimensity 9400 test edildi.

Dimensity 9400, sekiz çekirdekli bir konfigürasyonla geliyor. Bu yapı, 3.63 GHz hızında çalışan bir yüksek performanslı Cortex-X5 çekirdeği, 2.80 GHz hızında üç Cortex-X4 çekirdeği ve günlük işlemler için 2.10 GHz hızında dört Cortex-A725 çekirdeğinden oluşuyor.

Ancak, 3.63 GHz’lik tepe hızının, Snapdragon 8 Gen 4’ün söylentilere göre 4.32 GHz’lik hızına kıyasla yetersiz kalabileceği düşünülüyor. Apple’ın A18 serisinin ise 4.04 GHz’e ulaşacağı tahmin ediliyor.

Bununla birlikte, Dimensity 9400’ün %30 performans iyileştirmesi, %35 daha iyi enerji verimliliği ve AI performansında %40 artış sağlayacağı belirtiliyor. Bu iyileştirmeler, Qualcomm ve Apple’ın rakipleriyle ne kadar rekabetçi olacağı konusunda belirleyici olacak. Dimensity 9400’ün hangi telefonlarda kullanılacağı henüz açıklanmadı, ancak Vivo X200 serisi ve muhtemelen Oppo Find X8 serisinde bu işlemciyi göreceğimiz öngörülüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Realme firmasının yeni nesil ürünleri sektörde beklenen etkiyi yapabilecek mi? Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Hollanda, devasa atık su ısı pompasıyla çığır açıyor!

0

Hollanda’nın Utrecht şehrinde, enerji alanında çığır açan bir proje hayata geçirildi. Hollandalı enerji şirketi Eneco ve Bölgesel Su İdaresi (HDSR) iş birliğiyle devreye alınan devasa atık su ısı pompası, 20.000 hanenin ısınma ihtiyacını karşılayacak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Hollanda, dev atık su ısı pompasıyla çığır açacak

Utrecht’teki bir atık su arıtma tesisine entegre edilen ısı pompası, her gün yaklaşık 65 milyon litre işlenmiş atık sudan ısı çekiyor. Atık suyun sıcaklığı kışın ortalama 12 derece, yazın ise 22 derece civarında seyrediyor. Bu ısı enerjisi, yenilikçi bir sistemle kullanılabilir hale getiriliyor.

Hollanda, dev atık su ısı pompasıyla çığır açacak.
Hollanda, dev atık su ısı pompasıyla çığır açacak.

Sistemin çalışma prensibi oldukça etkileyici: İlk olarak, atık suyun içindeki ısı, bir eşanjör aracılığıyla çekiliyor. Ardından, ısı pompası devreye girerek bu ısıyı 75 dereceye kadar yükseltiyor. Yükseltilen ısı, evlere dağıtılmak üzere hazır hale geliyor. Sistemde ayrıca, yaklaşık 18 metre yüksekliğinde ve 18 metre genişliğinde devasa bir ısı tamponu bulunuyor. Bu tampon, her zaman yeterli ısının mevcut olmasını sağlayarak sistemin verimliliğini artırıyor.

Bu sayede 20.000 hane, doğalgaz kullanmadan, sadece elektrik enerjisiyle ısıtılıyor. Bu da hem enerji maliyetlerini düşürüyor hem de yılda 30.000 ton karbondioksit tasarrufu sağlayarak çevrenin korunmasına önemli bir katkı sağlıyor. Utrecht’teki bu dev atık su ısı pompası, sürdürülebilir ve verimli enerji çözümlerine yönelik atılan önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yapılan bu proje önümüzdeki dönemde planlandığı gibi başarılı olabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

NASA, Jüpiter’in uydusu Europa’da yaşam arayacak!

0

NASA, dünya dışı yaşam arayışında heyecan verici bir adım daha atmaya hazırlanıyor. Uzay ajansının geliştirdiği Europa Clipper uzay aracı, Jüpiter’in uydusu Europa’da potansiyel yaşam belirtilerini araştırmak üzere Ekim ayında fırlatılacak. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

NASA, Jüpiter’in uydusu Europa’da yaşam aramaya gidiyor

Europa, buzlu yüzeyinin altında devasa bir okyanus barındırdığı düşünülen ve bu nedenle dünya dışı yaşam için en olası adaylardan biri olarak kabul edilen bir gök cismi. Europa Clipper, bu gizemli okyanusu ve uydunun yaşanabilirlik potansiyelini incelemek üzere tasarlandı.

NASA, Jüpiter'in uydusu Europa'da yaşam aramaya gidiyor.
NASA, Jüpiter’in uydusu Europa’da yaşam aramaya gidiyor.

Uzay aracının daha önceki testlerinde transistörlerle ilgili bazı sorunlar tespit edilmiş ve bu durum fırlatma tarihini tehlikeye atabileceği endişesine yol açmıştı. Ancak NASA, dört ay boyunca süren kapsamlı testler ve değerlendirmeler sonucunda aracın fırlatılmaya hazır olduğunu doğruladı.

Europa Clipper, uydunun buzlu kabuğunun kalınlığını ölçmek, okyanusunun bileşimini analiz etmek ve yüzeydeki olası su kaynaklarını tespit etmek gibi görevleri yerine getirecek 10 farklı bilimsel cihazla donatıldı.

NASA yetkilileri, Europa Clipper görevinin, milyarlarca yıl önce yaşanabilir olabilecek bir dünyayı değil, aynı zamanda bugün potansiyel olarak yaşamı destekleyebilecek bir dünyayı keşfetme fırsatı sunduğunu vurguluyor.

Bu misyon, NASA’nın dünya dışı yaşam arayışındaki kararlılığının ve uzay keşiflerindeki sınırları zorlama konusundaki tutkusunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran soğutucu geliştirdi!

Çin’de Zhejiang Üniversitesi öncülüğünde çalışan bir araştırma ekibi, hava kaynaklı ısı pompalarının (ASHP) performansını önemli ölçüde artıran çığır açıcı bir soğutucu akışkan geliştirdi. Karbondioksit (CO2) ve yanıcı olmayan bir hidrofloroolefin (HFO) karışımından oluşan bu yeni soğutucu, ASHP’lerin verimliliğini %21’e kadar artırma potansiyeline sahip.

Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran akışkan soğutucu geliştirdi!

Yeni soğutucu, sadece performans artışı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda güvenlik ve stabilite açısından da önemli avantajlar sunuyor. Yanıcı olmaması, onu geleneksel soğutucu akışkanlara göre daha güvenli bir alternatif haline getiriyor. Ayrıca çevre dostu olması da dikkat çekici bir özelliği.

Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran akışkan soğutucu geliştirdi!
Çinli araştırmacılar, ASHP performansını artıran akışkan soğutucu geliştirdi!

Araştırmacılar, MATLAB ortamında yaptıkları simülasyonlarda yeni soğutucuyu kullanan ASHP’lerin, geleneksel soğutuculara kıyasla %21,2 daha yüksek bir performans katsayısına (COP) ve %13,5 daha yüksek bir mevsimsel performans faktörüne (HSPF) ulaşabileceğini gösterdi. Bu iyileşme, özellikle Çin’in orta-kuzey bölgesinde daha belirgin olacak ve nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde enerji verimliliği açısından büyük bir avantaj sağlayacak.

Yeni sistemin ekonomik analizi de oldukça umut verici. 7,5 yıldan kısa bir geri ödeme süresi sunan sistem, yıllık maliyetleri %14,5’e kadar azaltabilir. Ayrıca, geleneksel sistemlere kıyasla %15,7 daha düşük karbon emisyonu sağlaması, çevresel etkileri açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Araştırmacılar, yeni soğutucu akışkanın maliyetinin şu anda geleneksel soğutuculardan biraz daha yüksek olduğunu kabul ediyor. Ancak büyük ölçekli üretimle birlikte maliyetlerin önemli ölçüde düşeceği öngörülüyor.

Bu yeni soğutucu akışkanın, hava kaynaklı ısı pompalarının daha verimli, güvenli ve çevre dostu hale gelmesinde önemli bir rol oynaması bekleniyor. Araştırma ekibi, soğutucuyu test etmeye ve geliştirmeye devam ediyor ve bu yenilikçi teknolojinin yakında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

NASA, büyük finansman sorunları yaşıyor! Peki neden?

Amerika’nın Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) için geleceğe dair endişeler giderek artıyor. Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademileri (NASEM) tarafından hazırlanan yeni bir rapor, ajansın geleceği için karamsar bir tablo çiziyor. Rapora göre, NASA, finansman eksikliği ve artan rekabet nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya.

NASA, ciddi finansman sorunları yaşıyor

Rapor, NASA’nın uzun vadeli planlarını ve operasyonlarını sürdürme konusunda yeterli finansman bulmada zorluk yaşadığını vurguluyor. Özellikle havacılık ve sivil uzay araştırmalarına olan ulusal ilginin azalması, finansman sıkıntısını daha da derinleştiriyor. Bu finansman eksikliği, önemli projelerin iptaline neden olmuş durumda. Örneğin, VIPER görevi bu yüzden iptal edildi. Ancak finansman sorunlarının ötesinde, yapısal ve yönetimsel zorluklar da mevcut.

ABD Lockheed Martin

Raporun temel bulguları, NASA’nın uzun vadeli stratejik ihtiyaçlara yeterince odaklanmadığını ve daha çok kısa vadeli çözümlerle ilerlediğini gösteriyor. Ajansın hizmet alımına dayalı sözleşme modeli ve yavaş işleyen bürokratik süreçler, verimsizliği artıran diğer faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca, özel uzay şirketlerinin NASA’nın yetenekli mühendislerini kendine çekmesi, ajansın iş gücünü zayıflatıyor. Bu durum, yeni nesil mühendislerin yeterli eğitim almamalarını da beraberinde getiriyor. NASA’nın mevcut altyapısının ömrünü tamamlamış olması da, operasyonel kabiliyetleri üzerinde ek bir yük oluşturuyor.

Lockheed Martin’in eski CEO’su ve raporun başyazarı Norman Augustine, NASA’nın özel sektöre olan bağımlılığının artmasının, ajansı sorun çözme yerine yalnızca denetim yapan bir yapıya dönüştürebileceğini belirtiyor. Bu durum, NASA’nın teknoloji geliştirme ve keşif misyonlarındaki öncü rolünü kaybetmesine neden olabilir. Kongre’nin bu endişeleri gidermek için NASA’ya daha fazla fon ayırma olasılığı bulunmakta; ancak bu, düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Augustine, NASA’nın mevcut kaynaklarını daha verimli kullanarak stratejik hedeflere ve önceliklere odaklanması gerektiğini öneriyor.

Gemini Live, Android kullanıcıları için ücretsiz oldu!

0

Google, yapay zeka destekli uygulaması Gemini’nin “Canlı Ses Modu”nu tüm Android kullanıcılarına ücretsiz olarak sundu. Mayıs ayında tanıtılan Gemini Live, başlangıçta yalnızca Gemini Advanced abonelerine, aylık 20 dolarlık bir ücret karşılığında sunuluyordu. Şimdi ise bu özellik, tüm Android kullanıcıları için erişilebilir hale geldi. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Gemini Live, Android kullanıcıları için ücretsiz hale geldi

Gemini Live, kullanıcıların Gemini ile gerçek zamanlı ve etkileşimli sesli görüşmeler yapmalarını sağlıyor. Bu özellik, yapay zeka ile daha doğal ve anlamlı konuşmalar yapmayı mümkün kılıyor. Kullanıcılar, yalnızca komutlar vermekle kalmayıp, karmaşık konuları açıklayabilir, yeni konulara derinlemesine inebilir ve yapay zekadan fikir alabilirler. Kısacası, Gemini Live, basit bir sesli asistanın ötesine geçerek, iki yönlü bir sohbet deneyimi sunuyor.

Gemini Live, Android Gemini uygulamasına entegre edildi ve uygulamanın güncellenmesiyle kullanılabilir hale geliyor. Kullanıcılar, uygulamanın alt sağ köşesindeki yıldız simgesine tıklayarak Canlı Ses Modu’nu etkinleştirebilir ve doğrudan Gemini ile konuşmaya başlayabilirler. Ancak, şu anda Gemini Live, Gmail, YouTube Music ve diğer uygulama entegrasyonlarını desteklemiyor ve yalnızca İngilizce dilinde kullanılabiliyor. Gelecek güncellemelerde diğer dillerin ve uygulama entegrasyonlarının da eklenmesi bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri ortaya çıktı!

Intel, önümüzdeki haftalarda tanıtılması beklenen yeni nesil Arrow Lake-S işlemcileriyle ilgili detayları açıkladı. Yeni işlemciler arasında Core Ultra 9 285K, Core Ultra 7 265K ve 265KF, ve Core Ultra 5 245K ve KF modelleri bulunuyor. Bu işlemciler, Intel’in yeni Lion Cove P ve Skymont E çekirdek mimarileriyle donatılacak.

Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri belli oldu

Core Ultra 9 285K modeli, 8 P-Core ve 16 E-Core olmak üzere toplamda 24 çekirdek ve 24 iş parçacığı sunacak. Tek çekirdekli performansında 5,7 GHz, tüm çekirdeklerde ise 5,4 GHz hızlarına ulaşacak. E-Core’lar ise 4,6 GHz’te çalışacak. Bu işlemci, 76 MB toplam önbellek (36 MB L3 + 40 MB L2) ve Alchemist 4 çekirdekli Xe-LPG grafik birimi ile desteklenecek. Enerji tüketimi açısından, 125W TDP ve 250W tepe güç tüketimi değerlerine sahip olacak.

Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri belli oldu.
Intel Arrow Lake-S işlemcilerin teknik özellikleri belli oldu.

Core Ultra 7 265K, 8 P-Core ve 12 E-Core ile 20 çekirdek ve 20 iş parçacığı sunacak. Bu model, tek çekirdekli performansında 5,5 GHz, tüm çekirdeklerde ise 5,2 GHz hızına sahip olacak ve 69 MB önbellek (33 MB L3 + 36 MB L2) ile birlikte gelecek. Grafik performansı, Alchemist 4 çekirdekli Xe-LPG ile sağlanacak. TDP değeri 125W ve tepe güç tüketimi 250W olarak belirlenecek.

Core Ultra 5 245K modeli ise giriş seviyesine yönelik olarak 6 P-Core ve 8 E-Core içerecek, toplamda 14 çekirdek ve 14 iş parçacığı sunacak. Bu işlemci, tek çekirdekli performansında 5,2 GHz, tüm çekirdeklerde ise 5,0 GHz hızlarına ulaşacak. 50 MB önbellek (24 MB L3 + 26 MB L2) ve Alchemist 4 çekirdekli Xe-LPG grafik birimi ile desteklenecek. Enerji tüketiminde ise 125W TDP ve 250W tepe güç tüketimi değerlerine sahip olacak.

Intel Arrow Lake-S K-F serisi işlemcilerin tanıtım tarihi olarak 10 Ekim belirlenmişken, piyasaya çıkışları 17 Ekim ile 24 Ekim arasında gerçekleşmesi bekleniyor. 65W TDP’li modeller içinse tanıtım ve çıkış tarihi henüz netleşmiş değil.

Xiaomi’den yeni nesil akıllı tartı

0

Teknoloji devi Xiaomiakıllı ev ürünleri portföyüne bir yenisini daha ekleyerek Mijia Body Fat Scale S400 Promodelini tanıttı. Kullanıcıların sağlığını yakından takip etmesine olanak tanıyan bu Xiaomi akıllı tartı, geliştirilmiş sensörleri ve modern tasarımıyla dikkat çekiyor. Vücut yağ oranı gibi birçok önemli değeri ölçebilen cihaz, son derece kapsamlı bir analiz sunuyor.

Yeni tasarım ve gelişmiş ölçüm teknolojisi

Mijia Body Fat Scale S400 Pro, geleneksel basküllerden farklı olarak ITO kaplamalı dayanıklı cam tasarımı ile öne çıkıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ölçüm alanının baskülün tamamına yayılmasına olanak tanıyor. Yani kullanıcı, herhangi bir noktaya basarak doğru sonuçlar elde edebiliyor. Bu Xiaomi akıllı tartı, ölçümlerinde hem 50kHz hem de 250kHz çift frekanslı bioimpedans ölçüm teknolojisini kullanıyor. Bu teknoloji, kan akışının hücre içi ve dışı impedans değerlerini yüksek hassasiyetle ölçerek daha doğru sonuçlar sunuyor.

Ölçülen veriler, DEXA altın standardı ile karşılaştırıldığında %93’ün üzerinde bir uyumluluk gösteriyor. Bu da Mijia Body Fat Scale S400 Pro‘nun, profesyonel düzeyde bir doğruluğa sahip olduğunu kanıtlıyor.

Zengin vücut analizleri ve kullanıcı dostu arayüz

Cihaz, sadece vücut ağırlığını ölçmekle kalmıyor; aynı zamanda vücut yağ oranınabızvücut su miktarıprotein seviyesikas kütlesi ve iç yağ konsantrasyonu gibi detaylı vücut analizleri de yapabiliyor. 3.5 inçlik renkli ekransayesinde kullanıcılar, ölçüm sonuçlarını anında görebiliyor ve baskülün sunduğu yönlendirmeleri takip edebiliyor. Xiaomi akıllı tartı, bu kapsamlı analizleri kullanıcılarına sunuyor.

Ayrıca, cihaz Xiaomi Home uygulamasıyla entegre çalışıyor. Kullanıcılar, baskül üzerinden yapılan tüm ölçümleri uygulama ile senkronize edebilir, geçmiş verilerini takip edebilir ve sağlık verilerini detaylı bir şekilde analiz edebilirler. Xiaomi akıllı tartı ile yapılan ölçümler bu uygulamaya aktarılabilir. Bu özellik, uzun vadeli sağlık hedeflerine ulaşmak isteyenler için önemli bir avantaj sağlıyor.

XiaomiMijia Body Fat Scale S400 Pro‘yu yalnızca 35$ fiyat etiketiyle piyasaya sürüyor. Bu uygun fiyatı, sunduğu özelliklerle birleştirdiğimizde ürün, fiyat-performans açısından oldukça rekabetçi bir konuma yerleşiyor. Özellikle sağlığını yakından takip etmek isteyenler için bütçe dostu bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Mijia Body Fat Scale S400 Pro, Xiaomi’nin akıllı yaşam çözümleri alanındaki inovatif yaklaşımını yansıtıyor ve kullanıcıların günlük sağlık takibini çok daha kolay ve kapsamlı hale getiriyor. Xiaomi akıllı tartı, sağlığını takip etmek isteyenlerin tercihi olabilir.

SpaceX tarihe geçti: ilk özel uzay yürüyüşü başarıyla tamamlandı!

SpaceX, tarih yazan bir başarıya daha imza attı. Elon Musk’ın kurduğu uzay ve havacılık şirketi, insanlık tarihindeki ilk özel uzay yürüyüşünü gerçekleştirdi. SpaceX tarihe geçti. Bu tarihi başarı, Polaris Dawn misyonu kapsamında uzaya çıkan Amerikalı milyarder iş insanı Jared Isaacman tarafından hayata geçirildi. Isaacman, SpaceX’in uzay aracı olan Crew Dragonkapsülünden çıkarak, uzay boşluğunda yürüyen ilk sivil insan oldu.

Görev, SpaceX’in gelecekteki uzay araştırmaları için büyük önem taşıyor. SpaceX tarihe geçti çünkü Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden 10 Eylül tarihinde fırlatılan Falcon 9 roketi, Isaacman’in yanı sıra üç kişilik ekibi de taşıdı. Ekipte SpaceX mühendislerinden Sarah GillisAnna Mennon, ve pilot Scott Poteet yer alıyor. Tüm ekip, Dragon kapsülü ile uzayda 732 kilometre yükseklikte bir yörüngeye oturdu. Bu yükseklik, çoğu uluslararası uzay istasyonu görevlerinin gerçekleştiği irtifadan çok daha yukarıda bulunuyor.

Tarihi uzay yürüyüşü başarıyla gerçekleştirildi

Polaris Dawn misyonu kapsamında gerçekleştirilen ilk özel uzay yürüyüşü sırasında Isaacman, kapsülden dışarı çıkarak bir halat yardımıyla uzayın boşluğuna doğru ilk adımlarını attı. Bu tarihi anda Isaacman, “Bu muhteşem!” şeklinde heyecanını dile getirdi. Ardından, SpaceX mühendislerinden Sarah Gillis de dışarı çıkarak uzay boşluğunda yürüyen ikinci kişi oldu. SpaceX’in sosyal medya platformu X (eski adıyla Twitter) hesabından yapılan paylaşımda, “Polaris Dawn uzay yürüyüşü başarıyla tamamlandı.” ifadesi kullanıldı.

Bilimsel deneyler ve yüksek irtifa hedefi

Polaris Dawn misyonu, yalnızca uzay yürüyüşleriyle değil, aynı zamanda bilimsel araştırmalar açısından da büyük önem taşıyor. SpaceX tarihe geçti çünkü ekip, yörüngede bulunduğu süre boyunca radyasyon kuşağını inceleyecek, uzayda uzun süreli yaşamın insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair veri toplayacak. Özellikle Dünya’nın manyetik alanının dışındaki Van Allen radyasyon kuşaklarında yapılacak deneyler, gelecekteki derin uzay görevleri için hayati bilgiler sağlayabilir.

Görev ayrıca, insanlık tarihinin en yüksek irtifaya çıkan mürettebatlı görevlerinden biri olarak kayda geçti. Ekip, Crew Dragon kapsülü ile Dünya’nın en yüksek yörüngesine ulaşmayı hedefliyor. Bu irtifa, Uluslararası Uzay İstasyonu’nun yörüngesinin çok üzerinde bulunuyor ve insanlığın uzayda daha derin bölgelere yolculuk edebilmesi için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Polaris Dawn, SpaceX’in Polaris programı kapsamında hayata geçirilen ilk misyon olarak öne çıkıyor. Bu program çerçevesinde iki yeni misyonun daha gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu yeni görevler, SpaceX’in uzay araştırmaları ve ticari uzay yolculuğu konusundaki iddiasını bir adım öteye taşıyacak.

Polaris programı, özel uzay yolculukları için çığır açıcı bir nitelik taşıyor. İlk kez sivil bir ekip, bilimsel deneyler yapmak ve uzay yürüyüşü gerçekleştirmek üzere yörüngeye çıkmış bulunuyor. İleride hayata geçirilecek olan görevler, bu deneyimi daha da geliştirecek ve SpaceX’in insanlığı Mars’a taşıma hedefine yönelik kritik adımlar arasında yer alacak. Misyon aynı zamanda, uzay turizmi ve özel sektör tarafından gerçekleştirilecek uzay görevleri için bir dönüm noktası niteliğinde.

Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı yeniden çalışmaya başladı

0

Max Planck Plazma Fiziği Enstitüsü’nün (IPP) Greifswald’daki tesisinde bulunan Wendelstein 7-X, bir yıllık bakım döneminin ardından deneysel çalışmalarına yeniden başladı. Dünyanın en büyük ve en güçlü stellaratoru olarak bilinen Wendelstein 7-X, önemli yeniliklerle donatıldı ve ilk aşamada plazma sıcaklığını adım adım artırmayı hedefliyor. Bu sayede dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı unvanını koruyor.

Yenilenen teknoloji ile yüksek performans

Şubat 2023‘te 1,3 gigajoule gücünde ve 8 dakika süren rekor bir plazma üretmiş olan Wendelstein 7-X, bu başarının ardından planlı bakıma alınmış ve kapsamlı iyileştirmeler gerçekleştirilmişti. Yenilenen sistemler arasında, plazmaya 1 megawatt’tan fazla enerji verebilen bir ısıtma elemanı olan gyrotron ve yeni bir pelet enjektörü dikkat çekiyor. Önceki sistemde 1 megawatt‘lık güç elde edilirken, yeni modül bu gücü 1,5 megawatt seviyesine çıkarabiliyor. Dünyanın en güçlü gyrotronu olan bu modül, Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) ve Münih merkezli Thales şirketi tarafından geliştirildi ve reaktöre toplam 12 elemanın dahil edilmesi planlanıyor. Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı tarafından özel olarak üretilen yeni enjektör ise plazmaya hidrojen partikülleri sağlıyor. Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı olan bu reaktör, güç ve verimliliği artırmak için sürekli yenileniyor.

Yüksek verimliliğe odaklanan yeni deneysel aşamalar

Yeni deneysel aşamalar OP2.2 ve OP2.3, üretilen plazmaların performans parametrelerini kademeli olarak artırmaya odaklanacak. Wendelstein 7-X’in hedefi, plazma sıcaklıklarını yüksek değerlere çıkararak bu sıcaklıkları birkaç dakika süreyle sürdürebilmek. IPP Direktörü Prof. Thomas Klinger, “Yavaş yavaş daha yüksek ısıtma güçlerine yaklaşıyoruz… Amaç, yüksek plazma sıcaklıklarında uzun atımlar elde etmek. Şu anda üzerinde çalıştığımız şey de bu” ifadelerini kullanarak, ekibin plazma süresi için yeni rekorlar yerine enerji verimini artırmayı amaçladığını belirtti. Bu çabalar Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı için önemli adımlar.

Panoramaaufnahmen beim Umsetzen des letzten Moduls auf das Maschinenfundament des Wendelstein 7-X

Gelecek deney aşamaları

OP2.2 deney aşaması Eylül-Aralık 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilecek, ardından Şubat-Mayıs 2025 tarihlerinde OP2.3 aşaması devam edecek. Bu süreçlerden sonra Wendelstein 7-X tekrar bakıma alınacak ve deneyler Ağustos-Aralık 2026‘da OP2.4 ve Şubat-Mayıs 2027‘de OP2.5 aşamaları ile devam edecek. Dünyanın en güçlü yıldızlaştırıcısı olma yolunda bu aşamalar kritik önem taşıyor.

Wendelstein 7-X, yenilikçi yaklaşımlarla plazma fiziği ve nükleer füzyon araştırmalarında daha verimli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye odaklanıyor.

AMD’den sessiz bir giriş: Radeon RX 7800M piyasada!

0

AMD, mobil grafik kartı pazarında dikkat çeken bir hamle yaptı ve Radeon RX 7800M modelini sessiz sedasız bir şekilde resmi web sitesine ekleyerek tanıttı. Bu yeni GPU, dizüstü bilgisayarlar için yüksek performans sunmayı vaat ediyor ve özellikle üst seviye kullanıcılar için tasarlandı.

Radeon RX 7800M‘nin teknik özellikleri oldukça etkileyici. Kart, 12 GB GDDR6 bellek kapasitesine sahip ve 180Wtoplam grafik gücü (TGP) sunuyor. RDNA3 mimarisine sahip olan bu model, AMD’nin Radeon RX 7000M serisinde yer alıyor ve 60 Hesaplama Birimi (CU) ile donatılmış. Bu yapılandırma, 3.840 Stream işlemcisi sağlar ve yüksek performans gerektiren uygulamalar için oldukça uygun bir seçenek sunar.

RX 7800M, 192-bit bellek veri yolu ve 432 GB/s maksimum bant genişliği sunarak, veri iletiminde yüksek hız ve verimlilik sağlar. Bellek modülleri 18 Gbps hızında çalışırken, Infinity Cache kapasitesi 64 MB’den 48 MB’ye düşürülmüştür. Bu değişiklikler, kartın performansını etkileyebilir, ancak AMD, GPU’nun 2145 MHz saat hızında çalıştığını ve güçlü grafik performansı sunduğunu belirtiyor.

Önceki sızıntılara göre, RX 7800M, Nvidia RTX 4070 Laptop GPU modelinin performansını geride bırakmayı başarıyor. Ancak, RTX 4080 Laptop GPU karşısında daha düşük performans sergiliyor. AMD’nin bu segmentteki eksikliği gidermek amacıyla piyasaya sürdüğü RX 7800M, özellikle oyuncular ve profesyonel kullanıcılar için cazip bir seçenek olabilir.

AMD’nin bu ürünü sessiz bir şekilde duyurması, RX 7800M’in tıpkı RX 7900M gibi, çok fazla cihazda yer almayabileceğini gösteriyor olabilir. Ancak, bu durum, kartın performansını ve yeteneklerini göz ardı etmemizi gerektirmiyor. Radeon RX 7800M, üst seviye performans arayan mobil kullanıcılar için güçlü bir alternatif sunarak AMD’nin portföyündeki önemli boşluğu dolduruyor.

Sonuç olarak, AMD’nin yeni Radeon RX 7800M grafik kartı, mobil performans pazarında önemli bir adım atmış görünüyor. Yüksek performansı, geniş bellek kapasitesi ve güçlü özellikleriyle dikkat çeken bu model, kullanıcılara etkileyici bir deneyim vaat ediyor.

OpenAI’nin yeni nesil yapay zekası Strawberry yakında piyasada!

OpenAI, OpenAI’nin yeni nesil yapay zeka sektöründe lider konumunu GPT-4 ve GPT-4o gibi modelleriyle pekiştirmeye devam ederken, yeni bir modelin de piyasaya sürülmesi bekleniyor. Son dönemde, OpenAI’nın “Strawberry” adında gizemli bir modelüzerinde çalıştığı konuşuluyordu ve bu modelin yapay zekada büyük bir atılım yaratabileceği düşünülüyor. The Information tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, başlangıçta sonbaharda piyasaya sürülmesi planlanan Strawberry, önümüzdeki iki hafta içinde kullanıcılara sunulabilir.

Strawberry, OpenAI’nin yeni nesil alışılmış yapay zeka modellerinden oldukça farklı bir yaklaşıma sahip. Tasarımında, yanıt vermeden önce düşünmek üzere geliştirilmiş bir model olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda, model, sorguları daha metodik bir şekilde işleyerek hata olasılığını azaltmayı ve özellikle karmaşık veya çok adımlı muhakeme gerektiren işlemlerde performansı artırmayı hedefliyor. OpenAI, Strawberry’nin matematik problemlerini çözme, kodlama, pazarlama stratejileri oluşturma ve daha fazlası gibi alanlarda daha iyi yanıtlar verebilmesi için özel olarak eğitildiğini belirtiyor.

Strawberry’nin ChatGPT gibi mevcut araçlara entegre edilip edilmeyeceği henüz belirsizliğini korurken, OpenAI’ın yeni modelleri için aylık abonelik ücretlerinin 2000 dolara kadar çıkabileceği iddia ediliyor. Başlangıçta yalnızca metin tabanlı olması beklenen model, bazı test kullanıcıları tarafından sorgulara yanıt vermesinin bazen uzun sürdüğüve yanıt kalitesinin her zaman bu bekleme süresini haklı çıkaracak düzeyde olmadığı belirtiliyor. Bununla birlikte, Strawberry’nin önceki konuşmaları hatırlayarak daha kişiselleştirilmiş yanıtlar sunma yeteneği de dikkat çekiyor.

OpenAI’nın Strawberry modeli, sektörde yeni bir dönemin başlangıcı olabilir ve kullanıcılara daha doğru, düşünülmüş ve metodik yanıtlar sunarak yapay zeka ile etkileşimde yeni bir standardı belirleyebilir. Modelin piyasaya sürülmesiyle birlikte, OpenAI’nin yeni nesil teknolojisiyle ne gibi yenilikler getireceği merakla bekleniyor. OpenAI’nin yeni nesil yapay zeka modelleriyle, sektörde önemli değişiklikler yaratabilir.

PlayStation 5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisiyle geliyor

0

Sony, yeni oyun konsolu PlayStation 5 Pro ile oyun dünyasına güçlü bir giriş yaptı. Ancak konsolun yüksek fiyatı birçok oyuncu tarafından eleştirilirken, donanım tarafındaki önemli gelişmeler de dikkat çekiyor. Özellikle ışın izleme performansında AMD’nin yeni nesil RDNA 4 mimarisinden esinlenilen özelliklerin kullanılması, PS5 Pro’yu bir önceki modelden belirgin şekilde ayıran önemli bir fark olarak öne çıkıyor.

PlayStation 5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisiyle gelecek

Sony’nin baş sistem mimarı Mark Cerny, PS5 Pro’nun ışın izleme performansını artırmak için AMD’nin gelecek nesil RDNA 4 mimarisindeki bazı özelliklerden yararlandıklarını açıkladı. Bu sayede, PS5 Pro bir önceki modele kıyasla iki ila üç kat daha hızlı ışın izleme performansı sunabiliyor. Bu da oyunlarda daha gerçekçi ışıklandırma, gölgeler ve yansımalar anlamına geliyor.

PS5 Pro devrimi
PlayStation 5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisiyle gelecek.

Cerny, Sony’nin AMD’yi bu teknolojiyi geliştirmeye teşvik ettiğini ve sonuçlardan son derece memnun olduklarını belirtti. Ancak şu anda piyasada bu özellikleri kullanan başka bir AMD grafik kartı bulunmuyor. Yani PS5 Pro, AMD’nin RDNA 4 mimarisinin bir nevi öncüsü konumunda.

PS5 Pro’nun grafik biriminde yapılan diğer iyileştirmeler de performans artışına katkı sağlıyor. Grafik birimi işlem birimleri %67 arttırılırken, RAM performansı da %28 arttırıldı. Sonuç olarak, PS5 Pro bir önceki modele göre %45’e kadar daha yüksek performans sunabiliyor.

PS5 Pro’nun RDNA 4 tabanlı ışın izleme teknolojisiyle oyunlarda çığır açması bekleniyor. Ancak konsolun yüksek fiyatı, birçok oyuncu için engel oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde Sony’nin fiyat politikasında bir değişiklik yapıp yapmayacağı merakla bekleniyor.

iPhone 16 Pro’nun A18 Pro çipi yeni kıyaslama sonuçlarıyla gündemde

0

Apple, geçtiğimiz günlerde düzenlediği “It’s Glowtime” etkinliğinde en güçlü telefonu olarak lanse edilen iPhone 16 Pro Max modelini tanıttı. Henüz telefonlar piyasaya sürülmedi, ancak teknoloji dünyası, bu cihazlarda kullanılan yeni nesil A18 Pro yonga setinin performansına odaklanmış durumda. Son olarak, iPhone 16 Pro ve Pro Max’in işlemcisinin kıyaslama sonuçları paylaşıldı.

A18 Pro, Benchmark testlerinde nasıl performans gösterdi?

Sızdırılan Geekbench sonuçlarına göre, Apple’ın A18 Pro işlemcisi tek çekirdek testinden 3.409 puan, çoklu çekirdek testinden ise 8.492 puan aldı. Bu sonuç, Apple’ın daha düşük modellerinde kullandığı A18 Bionic işlemcisine kıyasla oldukça yüksek. A18 Bionic’in tek çekirdek puanı 3.114, çok çekirdek puanı ise 6.666 olarak kaydedilmişti.

M1 çipi ile karşılaştırma

A18 Pro’nun çoklu çekirdek testinde aldığı 8.492 puan, Apple’ın M1 çipinin ortalama çoklu görev puanı olan 8.351‘in biraz üzerinde. Bu da M1 ile A18 Pro arasında performans farkının oldukça az olduğunu gösteriyor. Ancak burada önemli bir detay var: M1 çipi2020 yılında piyasaya sürülmüş olup TSMC’nin 5nm mimarisine dayanıyordu. Öte yandan, A18 Pro, TSMC’nin ikinci nesil 3nm üretim süreci ile geliştirildi ve daha güncel bir teknolojiye sahip. Bu da, iPhone’ların performans açısından Mac serisine giderek yaklaştığının bir göstergesi.

A18 Pro’nun teknik özellikleri

A18 Pro işlemcisi, ikinci nesil 3nm sürecinin avantajlarını kullanarak daha verimli ve güçlü bir performans sunuyor. İşlemci, 2 adet performans çekirdeği ve 4 adet verimlilik çekirdeğinden oluşuyor. Önceki sızıntılar, bu çekirdeklerin 4GHz hızında çalıştığını ortaya koymuştu. Ayrıca, A17 Pro yonga setine göre A18 Pro, yüzde 15 daha yüksek işlemci performansı ve yüzde 20 enerji tasarrufu sağlıyor.

Gelecek: M4 MacBook Pro’lar A18 Pro’ya yakın performans mı sunacak?

Apple’ın önümüzdeki ay yeni M4 MacBook Pro modellerini tanıtması bekleniyor. Bu modellerin, A18 Pro’ya benzer şekilde, TSMC’nin ikinci nesil 3nm süreciyle üretileceği tahmin ediliyor. Bu da, Apple’ın hem mobil cihazlarında hem de dizüstü bilgisayarlarında aynı üretim sürecini kullanarak benzer performans hedeflediğini gösteriyor.

Apple’ın A18 Pro işlemcisi, iPhone’ların bilgisayar performansına yaklaşmaya başladığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Yeni iPhone 16 Pro ve Pro Max modellerinin piyasaya sürülmesiyle bu işlemcinin günlük kullanımda nasıl bir fark yaratacağı büyük bir merak konusu.

Pikaboost 2: bisikletlere 1 dakikada elektrikli motor desteği

Elektrikli bisikletler, günümüzde popüler bir ulaşım aracı haline geldi. Ancak hali hazırda standart bir bisiklet sahibi olan tüketicilerin, elektrikli bisiklete geçişi her zaman kolay olmuyor. Bu zorluğu aşmanın bir yolu ise dönüşüm kitleri. Bu kitler, kullanıcıların mevcut bisikletlerine motor gücü ekleyerek elektrikli bisiklet deneyimi yaşamalarını sağlıyor. İşte bu alanda öne çıkan yeni bir çözüm: Pikaboost 2 bisikletlere.

Pikaboost 2 nedir?

Pikaboost 2

Livall girişimi tarafından geliştirilen Pikaboost 2, bisikletinizi elektrikli bir bisiklete dönüştürmek için tasarlanan pratik bir kit. Diğer dönüşüm kitlerinden farklı olarak, Pikaboost 2 bisikletlere kullanıcıyı uzun ve karmaşık bir montaj sürecinden kurtarıyor. Cihaz, bisikletin sele altına sabitleniyor ve arka tekerleğin üzerine yerleştirilen özel bir tekerlek sayesinde elektrikli motor desteği sağlıyor. Gidon kısmına yerleştirilen kumanda ile de tüm kontrol sağlanıyor.

Pikaboost 2 bisikletlere, 250W gücündeki motoruyla 500W’a kadar güç verebiliyorUygulama ile eşleştirilen cihaz, ülkelere göre hız sınırlaması getirerek genellikle 25 km/s ile sınırlandırıyor. Ayrıca, patentli teknolojisi sayesinde bisiklet manuel olarak kullanıldığında ya da yokuş aşağı bırakıldığında kendisini şarj edebiliyor. Pikaboost 2, 70 kilometrelik menzilsunarken, 96 kilometre menzile sahip bir seçenek de bulunuyor.

Pikaboost 2

Ek özellikler ve fiyatlandırma

Cihazın bataryası 3 saat içinde tam olarak şarj edilebiliyor ve aynı zamanda powerbank olarak kullanılabiliyor. Ayrıca farklı modlar ile kullanıcının bisiklet sürerken daha fazla dirençle karşılaşması ve fiziksel olarak kendini zorlaması mümkün oluyor. Pikaboost 2, 388 dolarlık bağış karşılığında temin edilebiliyor ve Eylül ayında hacimli üretime başlanması planlanıyor.

Dönüşüm kitleri sayesinde Pikaboost 2 bisikletlere, standart bisikletler elektrikli bisiklete dönüşerek hem pratik hem de ekonomik bir alternatif sunuyor. Pikaboost 2, bu alanda dikkat çeken bir seçenek olarak öne çıkıyor.

Google kullanılmayan Gmail hesaplarını silmeye başladı!

Dünyanın en popüler e-posta servislerinden biri olan Gmail, milyonlarca kullanıcısı bulunan ancak uzun süredir aktif olmayan hesapları silmeye başladı. Google kullanılmayan Gmail hesaplarını hedef alarak bu kararı aldı. Google’ın bu kararı, kullanıcıların unuttuğu ve yıllardır giriş yapılmayan hesapları kalıcı olarak silme sürecini başlattı.

Google, yılın başlarında yaptığı bir duyuru ile 2 yıldan uzun süre kullanılmayan Gmail hesaplarının silineceği konusunda kullanıcılarını e-posta yoluyla bilgilendirdi. Google kullanılmayan Gmail hesaplarındaki verilerin de silineceğini belirtti. Şirket, bu hesaplarla birlikte Gmail, Google Drive ve Google Fotoğraflar’daki tüm verilerin de kalıcı olarak silineceğini belirtti. Ancak, bu durumla karşılaşmamak ve hesabınızı güvende tutmak için birkaç basit adım atabilirsiniz.

Neden hesaplar siliniyor?

Google, uzun süre kullanılmayan hesapların güvenlik riski oluşturduğunu ifade ediyor. Google kullanılmayan Gmail hesaplarını silerek güvenliği artırmayı hedefliyor. Şirket, Gmail’i ve diğer hizmetlerini daha güvenli hale getirmek amacıyla bu kararı aldığını belirtiyor. Aktif olarak kullanılmayan hesaplar, güvenlik açıklarına daha yatkın hale gelirken, iki aşamalı doğrulama gibi güvenlik önlemleri ile korunan aktif hesaplardaha güvenli kabul ediliyor.

Hesabınızı nasıl güvence altına alabilirsiniz?

Google kullanılmayan Gmail hesaplarınızı korumak ve hesabınızın silinmesini önlemek için birkaç basit adım atabilirsiniz:

  1. E-posta Gönderin: Hesabınızı aktif tutmanın en kolay yolu, en az iki yılda bir bu hesaptan e-posta göndermek. Google, bu eylemi aktif kullanım olarak kabul eder ve hesabınızın silinmesini engeller.
  2. Google Hizmetlerini Kullanın: Gmail dışındaki Google hizmetlerini de kullanarak hesabınızı aktif gösterebilirsiniz. Google Fotoğraflar’da fotoğraf paylaşmak, YouTube’da video izlemek gibi basit işlemler bile hesabınızın güvende kalmasını sağlar.
  3. Google Arama Yapın: Google hesabınıza giriş yaparak gerçekleştirdiğiniz her arama, hesabınızın aktif olduğuna işaret eder. Bu da silinme tehlikesine karşı önemli bir önlem niteliği taşır.

Google, Gmail’i daha verimli ve güvenli hale getirmek amacıyla çeşitli yapay zeka destekli güncellemeler yapıyor. Google kullanılmayan Gmail hesaplarını düzenli olarak kontrol ediyor. Bu nedenle, hesaplarınızı düzenli olarak kullanmak, uzun vadede verilerinizin korunması için büyük önem taşıyor.

Hesabınızı güvende tutmak için bu adımları takip etmeyi unutmayın!

Mercedes elektrikli araçlarda yeni bir çığır açıyor!

Mercedes, elektrikli araçlar için yeni bir teknolojiye yatırım yaparak menzil konusunda devrim yaratmaya hazırlanıyor. ABD merkezli Factorial ile işbirliği yapan Mercedes, katı hal pilleriyle elektrikli araçların menzilini %80’e kadar arttırmayı hedefliyor.

Factorial, tescilli FEST (Factorial Elektrolit Sistem Teknolojisi) platformuna dayanan katı hal pillerini geliştirerek bu yazın başlarında Mercedes’e teslim etti. Sülfür tabanlı ve tamamen katı hal özelliklerine sahip olan bu piller, elektrikli araçlarda daha uzun menzildaha az ağırlık ve daha yüksek verimlilik sağlayacak.

Factorial, Mercedes dışında Hyundai ve Stellantis gibi otomotiv devleriyle de işbirliği yapıyor. 2022 yılında yapılan 200 milyon dolarlık yatırım turunda bu otomobil üreticileri Factorial’a destek verdi. Şirketin hedefi ise 2030 yılına kadar katı hal pillerini piyasaya sunmak.

Slostice pil teknolojisi: daha hafif, daha güvenli

Factorial’ın en son tanıttığı “Slostice” isimli yeni nesil pil, Mercedes’in yeni elektrikli modellerine güç sağlayacak. 450 Wh/kg yoğunluğa sahip hücreleriyle bu pil, geleneksel pillerden çok daha verimli olacak. Ayrıca, üretim sırasında verimliliği ve sürdürülebilirliği artıran kuru katot tasarımı kullanılıyor.

Factorial’ın geliştirdiği yeni pil hücreleri sadece menzili artırmakla kalmıyor, aynı zamanda araç ağırlığını %40’a kadarazaltıyor. Bu da elektrikli araçların enerji tüketimini ve karbon ayak izini önemli ölçüde düşürebilir. Sülfür bazlı katı hal elektrolit sistemi, daha önce kullanılan sıvı elektrolitlerin yarattığı güvenlik risklerini ortadan kaldırarak daha güvenlibir alternatif sunuyor. Pil hücreleri, 90 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıklarda dahi kararlılığını koruyarakgelişmiş soğutma sistemlerine olan ihtiyacı azaltıyor.

Elektrikli araçların geleceği

Factorial, 2030 yılına kadar bu yeni nesil katı hal bataryalarını piyasaya sürmeyi planlıyor. Mercedes’in de dahil olduğu bu yeni pil teknolojisi, elektrikli araçların geleceğini şekillendirebilir ve şarj endişesini ortadan kaldırarak daha uzun menzil ve güvenlik sağlayabilir.

Bu yeni pillerle, elektrikli araçların menzil problemi büyük ölçüde çözülmüş olacak ve daha fazla kişi elektrikli araçlara yönelmeye teşvik edilecek.

Mistral AI, yeni yapay zeka modeliyle OpenAI’ya rakip olacak!

0

Fransız yapay zeka girişimi Mistral, OpenAI ve Anthropic gibi devlerle rekabet edebilecek güçlü bir çok modlu model olan Pixtral 12B’yi yayınladı. Hem görüntü hem de metin işleme yeteneklerine sahip olan bu model, yapay zeka dünyasında yeni bir dönemin habercisi olabilir. İşte konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Mistral AI, yeni yapay zeka modeliyle OpenAI’ya rakip olabilecek mi?

Mistral tarafından geliştirilen Pixtral 12B, yaklaşık 12 milyar parametre ve 24 GB boyuta sahip. Model, daha az parametreye sahip modellere göre daha yüksek performans göstermek üzere tasarlandı. Pixtral 12B, OpenAI’nin GPT-4o modeli ile rekabet etmeyi hedefliyor.

Mistral AI, yeni yapay zeka modeliyle OpenAI'ya rakip olabilecek mi?
Mistral AI, yeni yapay zeka modeliyle OpenAI’ya rakip olabilecek mi?

Pixtral 12B’nin en önemli özelliği, görüntüleri ve metinleri birlikte işleyebilmesi. Bu sayede model, fotoğraflara açıklama ekleme, fotoğraftaki nesneleri sayma ve görüntülerle ilgili soruları yanıtlama gibi görevleri yerine getirebiliyor.

Mistral, Pixtral 12B’yi GitHub ve Hugging Face platformları üzerinden torrent bağlantısıyla erişime açtı. Kullanıcılar, modeli indirebilir, ince ayar yapabilir ve kendi projelerinde kullanabilirler.

Mistral’in bu başarısı, Avrupa’nın yapay zeka alanında daha fazla söz sahibi olma hedefini destekliyor. Henüz bir yaşını doldurmamış olan Mistral, Pixtral 12B ile birlikte yapay zeka dünyasının önemli oyuncularından biri olma yolunda önemli bir adım attı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Adobe, yapay zekalı video oluşturma aracını kullanıma sunacak!

0

Adobe, video dünyasında devrim yaratacak yapay zeka destekli video oluşturma aracı Firefly Video’yu bu yıl sonunda kullanıcılara sunmaya hazırlanıyor. Premiere Pro beta uygulaması ve özel bir web sitesi üzerinden erişilebilecek Firefly Video, video üretim süreçlerini hızlandırmayı ve basitleştirmeyi hedefliyor. İşte çok konuşulan konu hakkındaki en çarpıcı detaylar…

Adobe, yapay zekalı video oluşturma aracını kullanıma sunmaya hazırlanıyor

Firefly Video ile birlikte gelen Generative Extend özelliği, mevcut videolara sorunsuz bir şekilde iki saniyelik ekstra görüntü ekleyerek videoların uzatılmasını sağlıyor. Bu özellik, bir sahnenin erken bittiği ve geçiş veya kaybolma efektleri için uzatılması gereken durumlarda oldukça faydalı olacak.

Adobe, yapay zekalı video oluşturma aracını kullanıma sunmaya hazırlanıyor.
Adobe, yapay zekalı video oluşturma aracını kullanıma sunmaya hazırlanıyor.

Ayrıca, Firefly’ın Metinden Videoya ve Görüntüden Videoya özellikleri sayesinde kullanıcılar, yazılı veya görsel komutlar girerek beş saniyeye kadar videolar oluşturabilecek.

Adobe, Firefly Video’nun etik kullanımına da önem veriyor. Bu kapsamda, çıplaklık, uyuşturucu, alkol, politikacılar veya ünlüler gibi hassas konularda video üretilmesinin önüne geçmek için güvenlik önlemleri alınmış.

Firefly Video, video oluşturmayı demokratikleştirme ve herkesin erişebileceği bir hale getirme potansiyeline sahip. Adobe’nin yapay zeka alanındaki bu girişimi, video üretim endüstrisinde yeni bir çağın başlangıcı olabilir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Vücut ısısından elektrik üreten cihaz testleri geçti

0

Vücut ısısını elektriğe dönüştüren cihaz delici, 2 bin kat uzayabiliyor. Bu sağlam elektrikli prototip alet, 2 bin kez delinmesine ve gerilmesine rağmen çalışmaya devam etti.

Fitness takip cihazları ve diğer giyilebilir cihazlar giderek daha popüler hale geliyor, ancak çoğu zaman ortak bir sorunla karşı karşıya kalıyorlar: pil ömrü. Washington Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, vücut ısısını kullanarak kendi gücünü üretebilen giyilebilir bir cihaz geliştirdiler. Üretilen elektrik, piller, sensörler veya LED’ler gibi çeşitli küçük elektronik cihazları çalıştırmak için kullanılabilir.

Vücut ısısından elektrik üreten cihaz

Elektrik üretimi için ısı kullanan cihazların büyük çoğunluğu “sert ve kırılgan” olarak tanımlanıyor. Malakooti ve ekibi tarafından yaratılan ürün oldukça esnek ve yumuşak. Bu sayede giyilmesi rahattır ve hatta bir bireyin kolunun şekline göre şekil alabiliyor. Bu cihazı geliştirmek için kapsamlı simülasyonlar yaparak başladılar. Bu, malzemelerin ve cihaz tasarımının optimum kombinasyonunu bulmalarını sağladı.

Bu esnek ve dayanıklı cihaz üç ana katmandan oluşuyor: merkezde sert termoelektrik yarı iletkenler, bunların etrafında 3 boyutlu yazdırılmış kompozitler ve daha sonra yarı iletkenleri birbirine bağlayan yazdırılmış sıvı metal izleri. Termoelektrik yarı iletkenler ısıyı elektriğe dönüştürüyor. 3D yazdırılmış malzemeler ağırlığı azaltırken enerji dönüşümünü artırıyor. Son olarak, sıvı metal izleri esneklik, iletkenlik ve elektriksel kendi kendini iyileştirme sağlar. Dahası, sıvı metal, yarı iletkenlere ısı transferini iyileştirerek cihaz performansını artırır ve böylece enerji dönüşümünü iyileştiriyor.

Malakooti’nin laboratuvarı, yarı iletkenler hariç cihazın tüm bileşenlerini tasarladı ve geliştirdi. Giyilebilir cihazların yanı sıra, bu cihazlar aşırı ısı üreten elektronik cihazlarla birlikte kullanılması gibi başka alanlarda da değerli olabilir. Malakooti, ​​”Bunları sıcak elektronik cihazlara yapıştırıp, bu fazla ısıyı küçük sensörlere güç sağlamak için kullanabileceğinizi hayal edebilirsiniz.” dedi. Malakooti basın açıklamasında: “Bir gün bu teknolojiyi sanal gerçeklik sistemlerine ve diğer giyilebilir aksesuarlara ekleyerek ciltte sıcak ve soğuk hissi yaratmayı veya genel konforu artırmayı umuyoruz” dedi. Geleceğin umut vadettiğini ancak şimdilik verimli ve dayanıklı giyilebilir teknolojiyle temel atmaya odaklandıklarını vurguladı.