En Yeni İçerikler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, elektrikli araç üretimine 5 milyar dolarlık teşvik!

Son dönemlerde teknoloji ve elektrikli otomobil üretim alanında büyük atılımlar yapan Türkiye; özellikle savunma sanayi, otomobil ve yüksek teknoloji üretiminde liderliğe oynamak istiyor. Bu kapsamda bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, HIT-30: Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nı duyurarak, Türkiye’nin geleceğine damga vuracak stratejik bir adım attı. İşte detaylar…

Yerli batarya üretimi için 4.5 milyar dolarlık teşvik verilecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz saatlerde Türkiye’nin gelişen teknoloji alt yapısı ve sanayisi için büyük önem arz eden HIT-30: Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nı duyurdu. Bu paket kapsamında büyük üreticilerin Türkiye’ye fabrika kurmaları ve Ar&Ge alanında önemli çalışmaları ülkemiz içerisinde yapmaları hedefleniyor.

Bu paket kapsamında şüphesiz en çok Türkiye’ye davet edilmek istenen markalar elektrikli otomobil üreticileri oldu. Geçtiğimiz günlerde Manisa’ya yapacağı 1 milyar dolarlık fabrika yatırımı ile gündeme oturan MG’nin arkasından hem Avrupalı hem Asyalı diğer elektrikli otomobil üreticilerinin de Türkiye’ye çekilmesi hedefleniyor.

cumhurbaskani-erdogandan-elektrikli-arac-uretimine-5-milyar-dolarlik-tesvik-1

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladığı paket ile birlikte elektrikli otomobil üreticilerine 5 milyar dolarlık teşvikin yanı sıra yerli batarya üretimi için de toplamda 4,5 milyar dolarlık bir teşvik paketi duyurdu. Teşviklerle birlikte yıllık en az 1 milyon dolarlık batarya üretimi ve 2030 yılına kadar 80 GWh’lik kapasite inşa edilerek bölgesel bir üretim üssü olmak isteniyor.

cumhurbaskani-erdogandan-elektrikli-arac-uretimine-5-milyar-dolarlik-tesvik-2

Bu hedef doğrultusunda Türkiye’ye gelecek olan markalar hem ülke ekonomisi için büyük bir döviz kaynağı olacak hem de büyük oranda istihdam sağlanacak. Tüm bunların yanında yerli otomobil markamız Togg ile birlikte diğer üreticiler için rekabet ortamı sağlanacak bu da kullanıcılar için sürekli daha yeni ve daha iyi otomobillere daha uygun fiyatlara ulaşma imkanı sunacak.

Buna ek olarak bir de çip üretimi için verilecek teşvikler açıklandı. Buna göre Türkiye’de çip üretimi yapacak tesisler şu imkanlardan yararlanabilecek;

  • %30’a kadar sermaye katkısı
  • %10’a kadar hibe destek
  • %80’e kadar vergi teşviği.

Bonus Kredi Kartı Nedir ve Nasıl Kullanılır?

0

Günlük alışverişlerimizi kolaylaştıran ve hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen kredi kartları arasında, sunduğu avantajlarla öne çıkan bir seçenek bonus kredi kartıdır. Peki nedir bu kart ve size ne gibi faydalar sağlar? Aslında mantık oldukça basit: Yaptığınız harcamalardan “bonus” adında puanlar kazanırsınız ve bu puanları daha sonra dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Kazandığınız bonusları Bonus Program Ortakları olan anlaşmalı üye iş yerlerinde bedava alışveriş yapmak için kullanabilirsiniz. Bu sistem, hem harcamalarınızı daha keyifli hale getirir hem de bütçenize katkıda bulunur.

Günlük alışverişlerimizi kolaylaştıran ve hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen kredi kartları arasında, sunduğu avantajlarla öne çıkan bir seçenek bonus kredi kartıdır. Peki nedir bu kart ve size ne gibi faydalar sağlar? Aslında mantık oldukça basit: Yaptığınız harcamalardan “bonus” adında puanlar kazanırsınız ve bu puanları daha sonra dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Kazandığınız bonusları Bonus Program Ortakları olan anlaşmalı üye iş yerlerinde bedava alışveriş yapmak için kullanabilirsiniz. Bu sistem, hem harcamalarınızı daha keyifli hale getirir hem de bütçenize katkıda bulunur.

Bonus Kredi Kartı Kullanmanın Avantajları

Bonus kredi kartı kullanmanın en cazip yönlerinden biri, alışverişlerden bonus puan kazanma fırsatıdır. Bu puanlar, belirli bir değere ulaştığında anlaşmalı mağazalarda bedava alışveriş yapma imkanı sunar, böylece harcamalardan geri dönüş elde edilmesini sağlar. Ayrıca, birçok harcamayı taksitlendirme olanağı da sunarak bütçeyi rahatlatır ve büyük alımları daha yönetilebilir hale getirir. Geniş bir üye iş yeri ağına sahip olan bu kartlar; gıdadan giyime, elektronikten seyahate kadar birçok farklı sektördeki işletmede puan kullanımına veya özel indirimlerden faydalanılmasına olanak tanır. Bu durum, günlük hayatın hemen her alanında kartın avantaj sağlamasına imkan verir. Karta özel kampanyalar ve ekstra bonus kazanma fırsatları da ek faydalar arasında yer alır. Kullanıcılara sunulan seyahat indirimi, ek garanti ve sigorta gibi ek hizmetlerle desteklenen bonus kredi kartı, geniş kapsamlı bir finansal araç olarak öne çıkar. Düzenli kullanımda sağladığı bu ayrıcalıklar, kullanıcıların alışveriş alışkanlıklarını daha verimli bir hale getirirken finansal süreçlerini de destekler.

Biriken Bonuslar Nasıl Harcanır?

Biriken bonus puanlarınızı kullanmak çeşitli yollarla mümkündür ve bankanızın sunduğu imkanlara göre değişiklik gösterebilir. En yaygın kullanım şekli, bonus kredi kartınızın anlaşmalı olduğu iş yerlerindeki alışverişlerinizde puanlarınızı değerlendirmektir. Ödeme sırasında bonuslarınızı kullanmak istediğinizi belirtmeniz yeterli olur; sistem otomatik olarak bonus bakiyenizden düşüş yaparak alışverişinizi bedava getirir ya da tutarın bir kısmını karşılar.

Kredi Kartı Başvurusu Öncesinde Bilinmesi Gerekenler

Kredi kartı başvurusu yapmadan önce dikkate almanız gereken birkaç önemli nokta bulunur. Öncelikle, başvuracağınız bankaların sunduğu kart seçeneklerini dikkatlice incelemeniz gerekir. Her bankanın farklı avantajları, kampanyaları ve başvuru şartları olduğunu unutmayın. Özellikle puan kazandıran kartların sunduğu ek fırsatları değerlendirmek, uzun vadede size fayda sağlayabilir. Başvuru sürecinde en kritik faktörlerden biri kredi notunuzdur. Kredi notunuz, bankaların başvurunuzu değerlendirirken kullandığı temel göstergedir ve kart limitinizi doğrudan etkiler. Yüksek bir kredi notu, başvurunuzun onaylanma olasılığını artırırken daha cazip limitler elde etmenizi sağlar. Ayrıca, seçtiğiniz kartın yıllık aidatı olup olmadığını öğrenmek de önemlidir. Farklı bankaların sunduğu seçenekleri karşılaştırmak ve size en uygun kartı bulmak için Hesapkurdu’nu ziyaret edebilirsiniz.

LiteSpeed, Nginx ve Apache 2026 Karşılaştırması: Hangi Sunucu Hangi Senaryoda Daha Hızlı?

0

Bir web sitesinin performansı yalnızca temasıyla, kod kalitesiyle ya da kullanılan eklentilerle değil; arka planda çalışan web sunucusu yazılımıyla da doğrudan ilişkilidir. Sayfa yükleme hızı, sunucu yanıt süresi (TTFB), eşzamanlı kullanıcı kapasitesi ve hatta SEO sıralamaları; tercih edilen sunucu yazılımının mimari özelliklerine göre belirgin biçimde değişir. Buna rağmen pek çok site sahibi hosting paketini seçerken yalnızca disk alanı ve bant genişliğine bakar; oysa kararın asıl belirleyici unsuru, paketle birlikte gelen web sunucusu yazılımıdır.

2026 yılına geldiğimizde web sunucusu pazarındaki üç temel oyuncu hâlâ Apache, Nginx ve LiteSpeed olarak öne çıkıyor. Apache uzun yıllar boyunca piyasayı yönetmiş klasik bir çözüm; Nginx event-driven mimarisiyle yüksek trafikli senaryolarda kendini kanıtlamış bir alternatif; LiteSpeed ise built-in cache yetenekleri ve LSAPI gibi PHP optimizasyonlarıyla özellikle WordPress dünyasında ciddi bir momentum yakalamış durumda. Üç sunucu da farklı senaryolarda farklı avantajlar sunduğu için “hangisi en hızlı?” sorusunun tek bir cevabı yoktur; doğru soru “hangi senaryoda hangisi daha hızlı?” olmalıdır.

Bu içerikte üç sunucunun mimari farklarını, 2026 itibarıyla öne çıkan benchmark verilerini ve farklı kullanım senaryolarındaki güçlü yönlerini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. WordPress’ten e-ticarete, kurumsal sitelerden API geliştirmeye kadar pek çok senaryoyu ele alarak; site sahibinin, geliştiricinin ve hosting tercihi yapan karar vericinin doğru sunucu yazılımını belirlemesine yardımcı olacak bir yol haritası sunacağız.

Web Sunucusu Nedir ve Sayfa Hızı Üzerindeki Belirleyici Rolü

Web sunucusu, ziyaretçinin tarayıcısından gelen istekleri (HTTP request) karşılayan, bu isteklere karşılık dosyaları, sayfaları veya verileri ileten yazılımdır. Bir kullanıcı sitenizin adresini tarayıcısına yazdığında ya da bir bağlantıya tıkladığında; tarayıcı sunucuya bir istek gönderir, sunucu da bu isteğe yanıt olarak HTML, CSS, JavaScript, görsel ve veritabanı çıktısını derleyerek geri gönderir. Bu sürecin hızı ve verimliliği; ziyaretçinin algıladığı sayfa açılış süresinin temel belirleyicisidir.

Modern web sitelerinin hızını ölçmek için kullanılan en kritik metriklerden biri Time to First Byte (TTFB) yani ilk byte’a kadar geçen süredir. Tarayıcının sunucuyla bağlantı kurup ilk veriyi almaya başladığı an arasındaki bu süre, doğrudan sunucu yazılımının verimliliğine bağlıdır. Aynı şekilde Largest Contentful Paint (LCP), First Input Delay (FID) ve Interaction to Next Paint (INP) gibi Google Core Web Vitals metrikleri de sunucunun yanıt hızından doğrudan etkilenir. Bu metrikler artık yalnızca kullanıcı deneyimini değil; arama motoru sıralamalarını da belirleyen kritik faktörler hâline gelmiştir.

Web sunucusu yazılımının etkisi; sayfa hızının ötesine geçer. Eşzamanlı kullanıcı kapasitesi, CPU ve bellek kullanımı verimliliği, SSL/TLS işleme hızı, HTTP/3 ve QUIC gibi modern protokollere uyum, statik ve dinamik içerik servis etme yeteneği; hepsi sunucu yazılımının mimarisine bağlıdır. Doğru sunucu yazılımıyla birleştirilmiş bir altyapı, aynı donanımla iki kat daha fazla kullanıcıya hizmet verebilir; yanlış tercih edilen bir sunucuysa pahalı donanımı bile kapasitesinin altında çalıştırabilir.

Apache, Nginx ve LiteSpeed: Üç Sunucunun Mimari Farkları

Üç sunucu da aynı temel görevi yapar; ancak bu görevi nasıl yaptıkları birbirinden ciddi biçimde ayrılır. Mimari farkları anlamak; hangi senaryoda hangisinin neden daha hızlı olduğunu kavramanın anahtarıdır.

Apache: Process Tabanlı Klasik Mimari ve Esneklik Avantajı

Apache, 1995’ten bu yana web dünyasının üzerine inşa edildiği klasik web sunucusu yazılımıdır. Mimarisinin temelinde process veya thread tabanlı bir yapı yatar; her gelen bağlantı için ayrı bir süreç ya da iş parçacığı oluşturulur. Bu yaklaşım; düşük ve orta trafikli sitelerde mükemmel çalışır, ancak eşzamanlı kullanıcı sayısı arttıkça bellek kullanımı hızla yükselir. Yüksek trafikli senaryolarda CPU ve RAM darboğazlarına neden olabileceği için; günümüzde yoğun trafikli sitelerde Apache yerine alternatifler tercih edilmeye başlanmıştır.

Apache’nin en güçlü yönü esnekliğidir. .htaccess dosyaları sayesinde her dizin için özel kurallar tanımlanabilir; URL yönlendirmeleri, kimlik doğrulama, özel hata sayfaları ve indeksleme gibi pek çok ayar tek bir dosyayla yönetilir. Yüzlerce olgun modülü, geniş topluluk desteği ve neredeyse tüm CMS yazılımlarıyla uyumluluğu; Apache’yi paylaşımlı hosting ortamlarında hâlâ vazgeçilmez kılar. WordPress, Joomla, Drupal gibi popüler CMS’ler ve binlerce eklenti, Apache’nin .htaccess kurallarına göre tasarlanmıştır.

Modern Apache sürümleri (özellikle event MPM modülüyle) eskiye kıyasla çok daha verimli çalışır; PHP-FPM ile birleştirildiğinde orta-yüksek trafikleri başarıyla absorbe edebilir. Ancak benchmark sonuçları tutarlı biçimde Apache’nin event-driven rakiplerine kıyasla yüksek eşzamanlılıkta geride kaldığını gösteriyor. Çeşitli bağımsız testlerde Apache, sürekli yüksek yük altında diğer sunuculara göre yüzde 30’a varan oranda daha az istek işleyebilmektedir.

Nginx: Event Driven Yapısı ile Yüksek Eşzamanlılık Yeteneği

Nginx, 2004 yılında Apache’nin yüksek trafiklerde yaşadığı sorunlara çözüm üretmek amacıyla geliştirilen bir web sunucusudur. Mimarisinin temelinde event-driven (olay tabanlı) ve asenkron bir yapı bulunur; az sayıda worker süreciyle binlerce eşzamanlı bağlantıyı verimli biçimde yönetir. Bu yaklaşım, Nginx’i özellikle yüksek trafikli sitelerde, reverse proxy senaryolarında ve API gateway uygulamalarında öne çıkarır. CDN’ler, büyük ölçekli SaaS platformları ve yüksek trafikli haber siteleri çoğunlukla Nginx temelli yapılarla çalışır.

Nginx’in en güçlü yanı; statik içerik servis etmedeki olağanüstü verimi ve düşük bellek tüketimidir. Görseller, CSS dosyaları, JavaScript kütüphaneleri gibi statik varlıkları milisaniyeler içinde sunabilir. PHP gibi dinamik içerik için ise PHP-FPM ile birlikte çalışır; bu ikili yüksek performans sunar ancak doğru ayarlanması teknik bilgi gerektirir. FastCGI cache ile manuel önbellekleme yapılandırması mümkündür; ancak bu yapı, LiteSpeed’in hazır cache mimarisine kıyasla daha fazla DevOps emeği ister.

Nginx’in dikkat edilmesi gereken sınırlamalarından biri .htaccess dosyalarını okuyamamasıdır. Apache’den Nginx’e geçişte tüm rewrite kuralları, kimlik doğrulama ayarları ve dizin bazlı yapılandırmaların Nginx syntax’ına çevrilmesi gerekir. Bu durum, paylaşımlı hosting ortamlarında Nginx’i daha az tercih edilen bir seçenek hâline getirir. Ancak VPS, dedicated sunucu ve kurumsal cloud kurulumlarında Nginx hâlâ en güçlü tercihlerden biridir.

LiteSpeed: Event Driven + Built-in Cache ile Hız Odaklı Yaklaşım

LiteSpeed, 2002 yılında geliştirilmeye başlanan ve 2007’den itibaren cPanel/Plesk gibi kontrol panelleriyle entegre edilerek yaygınlaşan modern bir web sunucusudur. Mimari olarak Nginx gibi event-driven bir yapı kullanır; ancak Apache’nin .htaccess dosyalarını ve mod_rewrite kurallarını doğrudan okuyabilmesi sayesinde, Apache’nin yerine sıfır konfigürasyon değişikliğiyle geçirilebilen bir alternatif sunar. Bu özellik, LiteSpeed’i paylaşımlı hosting sağlayıcıları için son derece çekici bir tercih hâline getirir.

LiteSpeed’in en belirgin avantajı, built-in cache mimarisi olan LSCache’tir. Sunucu seviyesinde çalışan bu önbellekleme sistemi; WordPress, Magento, Joomla, Drupal, OpenCart, PrestaShop gibi popüler CMS’lerle entegre çalışan resmi eklentilere sahiptir. LSCache, dinamik PHP sayfalarını sunucu seviyesinde önbelleğe alarak; üçüncü taraf cache eklentilerine olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Buna ek olarak LiteSpeed’in özel PHP işleyicisi olan LSAPI, mod_php ve PHP-FPM’e kıyasla çok daha verimli çalışarak dinamik içeriklerde TTFB değerini düşürür.

LiteSpeed’in 2026 itibarıyla öne çıkan bir başka özelliği, HTTP/3 ve QUIC protokollerine sağladığı tam destektir. Bu modern protokoller; özellikle mobil cihazlardan gelen tekrar ziyaretçiler için TLS handshake gecikmesini büyük ölçüde azaltır. Apache’nin HTTP/3 desteği hâlâ deneysel düzeyde kalırken; LiteSpeed bu konuda olgun ve kararlı bir altyapı sunar. Ücretli LiteSpeed Enterprise sürümünün yanında ücretsiz OpenLiteSpeed alternatifi de mevcuttur; ancak Enterprise sürümü, panel entegrasyonu ve kurumsal destek açısından üstün avantajlar sağlar.

2026 Karşılaştırması: Hangi Sunucu Hangi Senaryoda Öne Çıkıyor?

Üç sunucunun mimari farkları teorik olarak ilginç olsa da, asıl önemli olan farklı kullanım senaryolarında bu farkların pratikte nasıl yansıdığıdır. Aşağıda 2026 yılının en yaygın altı senaryosunu tek tek inceleyerek; hangi sunucunun neden daha avantajlı olduğunu analiz ediyoruz.

WordPress siteleri için en hızlı seçim hangisi?

WordPress dünyasında 2026 itibarıyla LiteSpeed açık ara öne çıkan tercih hâline gelmiştir. LSCache eklentisinin sunucu seviyesinde çalışması, LSAPI’nin PHP işleme verimliliği ve QUIC desteği bir araya geldiğinde; LiteSpeed üzerinde çalışan bir WordPress sitesi standart bir Apache kurulumuna kıyasla yüzde 40 ila 70 oranında daha hızlı sayfa yükleme süreleri sunabilir. Bağımsız benchmark testlerinde LiteSpeed’in WordPress için saniyede onbinlerce isteği işleyebildiği; aynı koşulda Apache’nin binli rakamlarda kaldığı belgelenmiştir. Nginx + PHP-FPM kombinasyonu da yüksek performans verir; ancak cache yönetiminin manuel kurulumu, çoğu site sahibi için bir engel oluşturur.

E-ticaret ve WooCommerce siteleri için ideal sunucu nedir?

E-ticaret platformlarında dönüşüm oranını doğrudan etkileyen TTFB ve sayfa yükleme süresi kritik öneme sahiptir. WooCommerce, Magento ve OpenCart gibi PHP tabanlı e-ticaret çözümleri; LiteSpeed’in sunduğu LSAPI + LSCache kombinasyonundan ciddi anlamda fayda sağlar. Sepet sayfası, ödeme adımları ve dinamik fiyatlandırma gibi cache’lenmesi zor sayfalarda bile LSCache’in akıllı invalidasyon mekanizması, performansı koruyarak güncel veriler sunabilir. Yüksek trafikli e-ticaret siteleri için LiteSpeed Enterprise; orta ölçekli mağazalar içinse OpenLiteSpeed makul bir başlangıç seçeneği sunar.

Yüksek trafikli haber siteleri ve içerik portalları için ne tercih edilmeli?

Anlık trafik patlamalarına maruz kalan haber siteleri için Nginx ve LiteSpeed, Apache’ye kıyasla çok daha güvenilir bir seçimdir. Nginx; reverse proxy olarak konumlanıp arka tarafta çalışan uygulamalardan gelen yükü etkili biçimde dağıtabilir. LiteSpeed ise built-in cache mekanizmasıyla, manşete giren bir haberin yarattığı ani trafik yüklerini sunucu seviyesinde absorbe edebilir. İki sunucu da yüksek RPS (saniye başına istek) değerlerini düşük kaynak tüketimiyle yönetebilir; tercih, ekibin teknik altyapısına ve cache stratejisine göre şekillenir.

Statik web siteleri ve landing page’ler için en verimli seçim nedir?

Yalnızca HTML, CSS ve JavaScript dosyalarından oluşan statik sitelerde Nginx’in event-driven mimarisi, neredeyse tartışmasız bir performans avantajı sunar. Çok düşük bellek tüketimiyle binlerce eşzamanlı bağlantıyı yönetebilir. LiteSpeed de statik içerik servisinde Nginx’le başa baş bir performans gösterir; hatta bazı testlerde küçük farklarla öne geçer. Apache ise statik içerikte event MPM ile makul performans sunsa da, kaynak verimliliği açısından diğer ikisinin gerisinde kalır.

Kurumsal ve B2B web siteleri için hangi sunucu uygundur?

Düşük-orta trafikli ancak güvenilirlik ve yapılandırma esnekliği gereken kurumsal sitelerde Apache hâlâ pratik bir tercih olabilir. .htaccess esnekliği, geniş modül kütüphanesi ve panel desteği; içerik ekiplerinin teknik destek almadan yönetim yapabilmesini sağlar. Ancak güvenlik, hız ve modern protokol desteği açısından LiteSpeed bu senaryoda da güçlü bir alternatif sunar. LiteSpeed’in Apache .htaccess uyumluluğu sayesinde mevcut Apache kurulumlarından sıfır konfigürasyon değişikliğiyle LiteSpeed’e geçiş yapmak mümkündür.

API geliştirme, microservice ve reverse proxy senaryolarında ne tercih edilmeli?

Bu tür senaryolar için Nginx’in pazarda en yaygın tercih olduğunu söylemek yanlış olmaz. Asenkron mimarisi, gelişmiş load balancing yetenekleri, gRPC ve WebSocket desteği; Nginx’i mikroservis tabanlı modern uygulamalar için ideal kılar. Düşük per-connection overhead’i sayesinde binlerce eşzamanlı API çağrısını minimum kaynakla yönetebilir. Apache ise bu senaryoda nadiren tercih edilir; LiteSpeed ise daha çok PHP tabanlı uygulamalarda kendi alanında öne çıkar.

SEO, Core Web Vitals ve Sunucu Seçiminin Sıralamaya Etkisi

Google’ın 2021’den itibaren resmi sıralama faktörleri arasına dahil ettiği Core Web Vitals; sunucu yazılımı seçiminin SEO üzerindeki etkisini son derece somut hâle getirdi. LCP (Largest Contentful Paint), INP (Interaction to Next Paint) ve CLS (Cumulative Layout Shift) metriklerinin tamamı, sunucunun yanıt hızından dolaylı ya da doğrudan etkilenir. TTFB değerinin düşük olması, LCP’yi iyileştirerek arama motoru sıralamasında somut kazanç sağlar.

LiteSpeed’in WordPress kullanıcıları için sunduğu LSCache; özellikle Core Web Vitals optimizasyonu açısından önemli bir avantaj yaratır. CSS/JS minifikasyonu, lazy load, görsel optimizasyonu ve veritabanı temizliği gibi özelliklerin tek bir eklentide bütünleşik biçimde sunulması; üçüncü taraf eklentilerin yarattığı uyumluluk sorunlarını ortadan kaldırır. Quic.cloud CDN entegrasyonuyla birlikte LSCache, hem statik hem de dinamik WordPress içeriğini global olarak cache’leyebilir; bu özellik diğer CDN çözümlerinde nadiren bulunur.

HTTP/3 ve QUIC desteği de SEO açısından giderek önem kazanan bir konudur. Bu modern protokoller; özellikle mobil cihazlardan gelen ziyaretçiler için TLS handshake süresini sıfıra yakın indirir, bağlantı geri yüklemeyi hızlandırır ve genel sayfa açılış süresini iyileştirir. LiteSpeed bu protokollere baştan beri tam destek sunmuş bir sunucudur; Nginx de güncel sürümlerde HTTP/3 desteğini olgunlaştırmıştır. Apache’nin HTTP/3 desteğiyse hâlâ deneysel aşamadadır, bu yüzden 2026’da yeni başlatılan projeler için pratik bir tercih sayılmaz.

Brotli sıkıştırma desteği, gzip’e kıyasla yüzde 20-30 daha küçük dosya boyutları üreterek sayfa yükleme süresini azaltır. Üç sunucu da Brotli’yi destekler; ancak LiteSpeed varsayılan yapılandırmasıyla Brotli’yi otomatik etkinleştirir. Nginx ve Apache’de bu desteğin manuel olarak devreye alınması gerekir. Bu da LiteSpeed’in “kutudan çıktığı haliyle hızlı” yaklaşımını destekleyen bir başka özelliktir.

Sunucu Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken 6 Kritik Kriter

Web sunucusu seçimi yaparken sadece “en hızlı hangisi” sorusunun ötesinde, projenizin uzun vadeli gereksinimlerini karşılayacak kriterleri değerlendirmek gerekir. Aşağıdaki 6 kritik kriter; hosting tercihi yaparken belirleyici olmalıdır.

  • Lisans modeli ve maliyet yapısı. Apache ve Nginx tamamen ücretsiz açık kaynak çözümlerdir. LiteSpeed Enterprise lisanslı bir üründür; ancak çoğu hosting sağlayıcısı bu lisansı kendi paketlerine dahil eder. Ücretsiz alternatif OpenLiteSpeed da mevcuttur, fakat panel entegrasyonu Enterprise’a göre sınırlıdır.
  • Cache mimarisi ve hazır kullanım. LiteSpeed built-in cache mimarisi (LSCache) ile öne çıkar; Nginx FastCGI cache ile manuel yapılandırma gerektirir; Apache ise modüler cache çözümleri sunar ancak yapılandırma karmaşıktır.
  • Kontrol paneli uyumluluğu. cPanel, Plesk, DirectAdmin, CyberPanel gibi popüler kontrol paneller; üç sunucuyla da entegre çalışabilir. Ancak LiteSpeed’in Apache’nin yerini sıfır kesintiyle alabilen plugin yapısı; geçiş süreçlerini son derece pratik kılar.
  • HTTP/3 ve QUIC desteği. Modern protokollere ne kadar olgun destek sunulduğu; mobil performans ve SEO açısından kritik bir farktır. LiteSpeed bu konuda öncüdür; Nginx olgun bir desteğe ulaşmıştır; Apache’nin desteği hâlâ deneysel aşamadadır.
  • Güvenlik özellikleri ve DDoS koruması. LiteSpeed Anti-DDoS, WordPress brute-force koruması, reCAPTCHA entegrasyonu gibi hazır güvenlik araçları sunar. Nginx ve Apache de güçlü güvenlik altyapıları sunar; ancak bu özelliklerin çoğu manuel yapılandırma gerektirir.
  • .htaccess uyumluluğu ve esneklik. Paylaşımlı hosting ortamları için .htaccess uyumluluğu kritik bir faktördür. Apache ve LiteSpeed bu konuda doğal destek sunarken, Nginx .htaccess okumaz ve tüm kuralların kendi syntax’ına çevrilmesini gerektirir.

Bu kriterlerin her biri, projenizin teknik gereksinimleri ve ekibinizin uzmanlığı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yüksek trafikli, PHP tabanlı, kullanıcı dostu yönetim isteyen projeler için LiteSpeed; mikroservis tabanlı, özelleştirilmiş cloud ortamları için Nginx; düşük-orta trafikli, .htaccess esnekliği isteyen klasik kurulumlar için ise Apache makul tercihler oluşturur.

Turhost ile LiteSpeed Destekli Web Hosting Avantajını Yaşayın

Üç sunucunun avantajlarını teorik olarak analiz etmek bir yana; doğru sunucu altyapısını sunan bir hosting sağlayıcısıyla çalışmak; bu avantajları pratiğe dönüştürmenin tek yoludur. Turhost’un Linux tabanlı paylaşımlı hosting paketleri; CloudLinux, NVMe SSD ve LiteSpeed Web Server kombinasyonuyla yüksek performanslı bir altyapı sunar. cPanel kontrol paneli üzerinden yönetilen bu altyapı, hem teknik geçmişi olmayan kullanıcılara hem de geliştiricilere kolay bir deneyim yaşatır.

Turhost’un sunduğu LiteSpeed destekli web hosting paketleri; özellikle WordPress kullanıcıları için ek bir avantaj sunar. WordPress kurulumuyla birlikte ücretsiz olarak kullanılabilen LiteSpeed Cache eklentisi; sayfa hızını 10 kata kadar artırabilir. CSS/JS minifikasyonu, lazy load, görsel optimizasyonu ve veritabanı temizliği gibi özelliklerin tek panelden yönetilebilmesi; site sahibinin ek eklentilerle uğraşmasına gerek bırakmaz. PHP’nin LSAPI üzerinden çalışması, dinamik sayfaların TTFB değerini düşürerek Core Web Vitals metriklerini doğrudan iyileştirir.

Performans avantajının yanı sıra Turhost; yüzde 99,9 uptime garantisi, 7/24 Türkçe teknik destek, ücretsiz site taşıma ve esnek yedekleme seçenekleriyle altyapı tarafında tam bir bütünleşmiş çözüm sunar. Kurumsal hosting paketleri yüksek kaynak kotaları, e-ticaret hosting paketleri ise sanal POS uyumluluğuyla ön plana çıkar. SSL sertifikalarının kontrol panelinden tek tıkla kurulabilmesi, kurumsal e-posta hizmetinin entegre çalışması ve ücretsiz CloudLinux kaynak optimizasyonu; Turhost’u sadece bir hosting sağlayıcısı değil, dijital altyapınızın bütüncül bir iş ortağı hâline getirir.

Web sitenizin hızını ciddi anlamda artırmak, SEO performansınızı yükseltmek ve sayfa yüklenme sürelerini saniyenin altına çekmek için doğru sunucu yazılımıyla çalışmak gerekir. Turhost’un LiteSpeed altyapılı hosting paketleriyle, web sitenizin performansını üst seviyeye taşıyabilir; ziyaretçilerinize hızlı, güvenli ve sorunsuz bir deneyim sunabilirsiniz. Doğru sunucu tercihi, bugün atılan küçük bir karar gibi görünse de; ileriki aylarda dönüşüm oranlarınıza, organik trafiğinize ve kullanıcı memnuniyetinize doğrudan yansıyan stratejik bir yatırımdır.

Virgosol, The AI Awards 2026’dan Üç Büyük Ödülle Döndü!

0

Dijital ürün kalitesi ve yazılım test otomasyonu alanında küresel standartlarda çözümler üreten yerli teknoloji şirketi Virgosol, yapay zeka dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan The AI Awards 2026‘da gövde gösterisi yaptı. Uluslararası arenada inovasyon gücünü kanıtlayan şirket, farklı sektörlere yönelik geliştirdiği yapay zeka projeleriyle üç ayrı kategoride birincilik ödülünün sahibi oldu. Özellikle amiral gemisi ürünü RabbitQA ile dikkatleri üzerine çeken Virgosol, perakende ve sigortacılık gibi kritik sektörlerdeki başarısını da bu ödüllerle taçlandırdı.

Küresel Yapay Zeka Sahnesinde Bir Türk İmzası

The AI Awards, dünya genelinde teknoloji devlerinin ve inovatif girişimlerin yapay zeka projelerinin yarıştığı, sektörün nabzını tutan platformların başında geliyor. 2026 yılındaki organizasyonda Virgosol’ün elde ettiği başarı, sadece şirketin değil, Türkiye’nin teknoloji ihraç etme potansiyelinin de önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Şirket, amiral gemisi ürünü olan ve dijital ürünlerin test süreçlerini yapay zeka ile otonom hale getiren RabbitQA platformuyla “En İyi Yapay Zeka Ürünü” ödülünü müzesine götürüyor.

RabbitQA, yazılım geliştirme döngüsünde hataları minimize eden, çok ajanlı yapısı sayesinde karmaşık test senaryolarını saniyeler içinde çözen bir ekosistem sunuyor. Bu teknoloji, şirketlerin dijital ürünlerini pazara sunma süresini kısaltırken, maliyetleri de ciddi oranda düşürüyor.

Perakende ve Sigorta Sektörlerinde Yapay Zeka Devrimi

Virgosol’ün başarısı sadece kendi ürünleriyle sınırlı kalmıyor; iş ortaklarına sunduğu terzi usulü yapay zeka çözümleri de ödül kürsüsünde yer buluyor. Türkiye’nin en büyük müşteri teknolojileri şirketi Hopi ile gerçekleştirilen iş birliği, “Perakendede En İyi Yapay Zeka Kullanımı” ödülünü getirdi. Büyük veri analitiği ile müşteri davranışlarını öngören bu model, perakende sektöründe kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Diğer yandan, yapay zekanın en çok tartışılan konularından biri olan etik ve risk yönetimi alanında da Virgosol fark yaratıyor. Quick Sigorta için geliştirilen model, “Yapay Zeka Çıktılarında En İyi Etik Risk Yönetimi” ödülüne layık görüldü. Bu ödül, yapay zekanın sadece performans odaklı değil, aynı zamanda güvenilir ve şeffaf bir şekilde kurgulanmasının önemini bir kez daha vurguluyor.

Global Büyüme Stratejisi Hız Kesmiyor

Ödül töreni sonrası açıklamalarda bulunan Virgosol Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Özgür Arzu Barbaros, şirketin küresel bir oyuncu haline geldiğinin altını çiziyor. Barbaros, elde edilen başarıların yapay zeka yatırımlarının farklı sektörlerdeki ölçülebilir etkisini kanıtladığını ve uluslararası pazarlarda etki alanlarını genişletmeye devam edeceklerini belirtiyor.

Şirketin diğer Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Miraç Emektar ise RabbitQA’nın teknolojik gücüne odaklanıyor. Emektar, bu ödüllerin RabbitQA’nın dünya standartlarındaki yetkinliğini tescillediğini ve sürdürülebilir inovasyon anlayışıyla global pazarda karşılık bulan projeler üretmeye odaklandıklarını ifade ediyor.

Virgosol, 2026 yılı itibarıyla teknoloji odaklı büyüme stratejisini sadece Türkiye ile sınırlı tutmayıp, Avrupa ve Amerika pazarlarındaki varlığını da bu tür başarılarla güçlendirmeyi hedefliyor. Yazılım test otomasyonundan yapay zeka tabanlı iş analitiğine kadar geniş bir yelpazede hizmet veren şirket, önümüzdeki dönemde de inovasyon odaklı projeleriyle adından söz ettireceğe benziyor.

Vodafone Türkiye 2025-26 Mali Yıl Sonuçlarını Açıkladı

0

Vodafone Türkiye, Nisan 2025 – Mart 2026 dönemini kapsayan mali yıl sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Şirket, geride bıraktığımız bir yıllık süreçte Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla 28,8 milyar TL tutarında devasa bir yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımların karşılığını büyüme rakamlarında da gören operatör, servis gelirlerini bir önceki yıla göre organik olarak yüzde 45,2 artırarak 144,8 milyar TL seviyesine taşıdı. Özellikle 5G teknolojisinin 81 ilde eş zamanlı olarak devreye alınması ve yapay zeka destekli müşteri hizmetlerinin yaygınlaşması, bu dönemin en stratejik hamleleri olarak öne çıkıyor.

Şebeke Yatırımlarında 5G Devrimi

Vodafone Türkiye için 2025-26 mali yılı, sadece finansal bir büyüme dönemi değil, aynı zamanda teknolojik bir sıçrama yılı oldu. Şirket, son 5 yıl içerisinde spektrum bedelleri hariç şebekesine 100 milyar TL’nin üzerinde yatırım yaparak Türkiye’nin en geniş kapsama alanlarından birini oluşturdu. Bu hazırlık sürecinin en somut meyvesi ise 5G oldu.

Nisan ayı itibarıyla 81 ilin tamamında ve toplam 922 ilçede 5G sinyalini aynı anda aktif hale getiren Vodafone, bu süreç için 3,4 milyon saat mesai harcadı. 15 bin kişilik doğrudan ve dolaylı çalışandan oluşan dev bir ekosistemle hayata geçen bu teknolojik dönüşüm, sadece hız değil; aynı zamanda düşük gecikme süresi ve yüksek veri kapasitesi sunuyor. Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy’un belirttiği üzere, 5G lansmanı için müşterilere 4 milyar TL’ye yakın ek fayda sunularak teknolojinin tabana yayılması hedefleniyor.

Vodafone 5G Tarife Fiyatları

Müşteri Deneyiminde Yapay Zeka ve Dijitalleşme

Operatörün dijital kanallardaki yükselişi de dikkat çekici boyutlara ulaştı. Vodafone Yanımda ve Online Self Servis gibi platformları kullanan aylık aktif müşteri sayısı 18,1 milyona yükselirken, bu kanallar üzerindeki aylık etkileşim sayısı 345 milyonu buldu. Veri kullanım miktarında da ciddi bir artış gözleniyor; toplam mobil data kullanımı yüzde 11,7 artarak 5.540 petabyte seviyesine ulaştı.

Müşteri hizmetleri tarafında ise yapay zeka asistanı TOBi artık bir yardımcıdan ziyade ana hizmet kanalı haline gelmiş durumda. 1.000’den fazla farklı işlemi yapabilen TOBi, gelen taleplerin yüzde 92’sini ilk temas anında çözerek operasyonel verimliliği artırıyor. Sesli yanıt sistemini kullanan müşterilerin oranı ise yüzde 58’e çıkmış durumda. Finansal teknolojiler tarafında ise Vodafone Pay, 10 milyon tekil kullanıcıya ulaşarak telekomünikasyonun ötesinde bir ekosistem kurma vizyonunu destekliyor.

Abone Sayısında Faturalı Hat Hakimiyeti

Vodafone Türkiye’nin mobil müşteri tabanı incelendiğinde, kalite ve sadakat odaklı bir büyüme stratejisinin izlendiği görülüyor. Toplam mobil abone sayısı makineler arası iletişim (M2M) dahil 31,9 milyona ulaşırken, doğrudan mobil müşteri sayısı 25,2 milyon olarak kayıtlara geçti. Şirket için en kritik veri ise faturalı abone sayısındaki artış oldu. Son bir yılda 926 bin yeni faturalı abone kazanan Vodafone’un toplam müşteri bazının yüzde 86,1’ini faturalı aboneler oluşturuyor. Sabit genişbant tarafında ise şirket 1,3 milyon müşteriye hizmet vermeye devam ediyor.

Sosyal Sorumluluk ve Toplumsal Katkı

Vodafone Türkiye, ekonomik verilerin yanı sıra sosyal yatırımlarıyla da öne çıkıyor. Vodafone Vakfı aracılığıyla 2007’den bu yana 4,5 milyon kişinin hayatına dokunan şirket, toplamda 4 milyar TL’lik sosyal katkı sağladı. Özellikle “Dijital Benim İşim” projesiyle 61 binden fazla kadına dijital okuryazarlık ve pazarlama eğitimi verilirken, projeye yapılan her 1 TL’lik yatırımın topluma 15,73 TL olarak geri döndüğü hesaplandı. Ayrıca “Yapay Zeka Yıldızları” projesi kapsamında 118 bin öğrenciye ulaşılması, geleceğin teknolojilerine verilen önemi bir kez daha kanıtlıyor.

Nintendo oyun piyasasındaki daralmadan etkilendi

0

Nintendo’nun hisseleri, şirketin Switch 2 fiyatlarını artırmasının ve piyasanın ivme kazandıracak yüksek profilli oyunların eksikliğinden endişe duymasının ardından Tokyo’da %7 düştü.

Nintendo, Mart ayında sona eren mali yılda güçlü donanım satışları kaydetti, ancak şirket muhafazakar tahminleriyle bilinmesine rağmen, bu yılki görünümü piyasayı hayal kırıklığına uğrattı.

Nintendo oyun piyasasındaki daralmadan kurtulmaya çalışıyor

Kyoto merkezli şirket, “The Legend of Zelda” gibi serilerden oyunlarla orijinal Switch’in ömrünü uzattı. “Pokemon Pokopia” gibi hit oyunlar elde etmesine rağmen, potansiyel gişe rekorları kıran oyunlardan yoksun olduğu düşünülüyor. Morningstar analisti Kazunori Ito bir notunda: “Oyun sevkiyatı tahminlerindeki yıllık düşüş, Nintendo’nun oyun geliştirme hattına olan güveninin eksik olduğunun bir işareti olabilir. Ancak, kullanıcı etkileşimi genellikle bir konsol döngüsünün ikinci yılında hızlandığı için, bunu çok karamsar buluyoruz” dedi.

Nintendo ayrıca Switch 2’nin fiyatlarını artıracağını da açıkladı; Japonca Switch 2 Japonya modeli 25 Mayıs’tan itibaren 10.000 yen (63,73 dolar) zamlanarak 59.980 yene çıkacak ve ABD gibi pazarlardaki fiyatlar da 1 Eylül’den itibaren artacak.

Şirketin, özellikle fiyat artışlarına karşı hassas olduğu düşünülen sıradan oyuncular arasında bir kitlesi var. Bu artışlar, elektronik üreticilerinin bellek çipi fiyatlarındaki artışla boğuştuğu bir dönemde geliyor. Jefferies analisti Atul Goyal bir notunda, “İkinci yıl çok önemli ve bizim görüşümüze göre bu yıl bir Mario AAA oyunu çıkaracak” diye yazdı.

Daha çeşitlendirilmiş rakibi Sony’nin aksine, Nintendo, karakterleri ve fikri mülkiyeti filmlerde ve tema parklarında popüler olsa bile, temel oyun işine büyük ölçüde bağımlı kalmaya devam ediyor. Asymmetric Advisors’tan Amir Anvarzadeh, PlayStation 5’in piyasada daha uzun süre kalmasıyla birlikte: “Sony, bellek çiplerinin daha yüksek maliyetlerini tüketicilere yansıtmak için çok daha iyi bir konumda,” diye yazdı.

Dua Lipa, Samsung ile davalık oldu

İngiliz pop yıldızı Dua Lipa, Güney Koreli teknoloji devi Samsung Electronics’e karşı, televizyonlarını pazarlamak için izinsiz olarak görüntüsünü kullandığı gerekçesiyle en az 15 milyon dolarlık tazminat davası açtı.

Dua Lipa, Samsung ile mahkemede karşı karşıya geliyor

Dava dilekçesinde, Samsung’un perakende satış için televizyon içeren karton kutuların ön yüzünde pop yıldızının telif hakkıyla korunan bir görüntüsünü kullandığı ve bu sayede şirketin, ürünün Lipa tarafından onaylanmış gibi görünmesinden fayda sağladığı iddia ediliyor. Dava dilekçesine göre, televizyon kutularında kullanıldığı iddia edilen görüntünün başlığı “Dua Lipa – Austin City Limits Sahne Arkası, 2024” ve Lipa, görüntünün tüm haklarına, mülkiyetine ve menfaatine sahip.

Dua Lipa, telif hakkı ve marka ihlalinin yanı sıra Samsung Electronics’i tanıtım haklarını ihlal etmekle suçladı. Lipa’nın avukatları, dava dosyasında pop yıldızının kutunun ön yüzündeki görüntüsünün potansiyel müşterileri ürünü satın almaya yönlendirdiğini iddia eden sosyal medya paylaşımlarının ve yorumlarının ekran görüntülerini ekledi. Bu ekran görüntülerinden birinde, bir hayranın “sadece Dua’nın görüntüsü olduğu için televizyonu alırım” şeklinde yorum yaptığı görülüyor.

“Levitating” şarkıcısı, Samsung’un iddia edilen ihlalinden geçen yıl Haziran ayında haberdar oldu ve Samsung’tan görüntüsünü kullanmayı bırakmasını talep etti, ancak elektronik üreticisi bunu defalarca reddetti. Avukatlar, Samsung’un Dua Lipa’nın görüntüsünü izinsiz kullanmasının, pop yıldızının “marka kimliğini ve ticari itibarını, tüketiciye yanlış bir şekilde onayladığı ve desteklediği izlenimini vererek” “sulandırdığını ve sulandırmaya devam ettiğini” ekledi.

Microsoft Afrika merkezi aksaklık yaşadı

0

Microsoft’un Doğu Afrika’daki bir veri merkezi tesisi, şirketin garanti ödemeleri talebi konusunda Kenya hükümetiyle yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle gecikti. Mayıs 2024’te Microsoft, Doğu Afrika’da bulut bilişim hizmetlerini genişletme çabalarının bir parçası olarak Kenya’da bir veri merkezine 1 milyar dolarlık yatırım yapmak üzere BAE merkezli yapay zeka şirketi G42 ile ortaklık kurmuştu. Proje, Biden yönetimi döneminde Kenya Cumhurbaşkanı William Ruto’nun Washington’a yaptığı devlet ziyareti sırasında duyurulmuştu. Tesisin tamamen jeotermal enerjiyle çalışması ve Doğu Afrika için bir bulut bölgesi aracılığıyla Microsoft’un Azure’una erişim sağlaması planlanmıştı.

Microsoft Afrika merkezi için sürecin netleşmesi bekleniyor

Microsoft ve G42, Kenya hükümetinden yıllık olarak belirli bir miktarda kapasite için ödeme yapmayı taahhüt etmesini istedi, ancak Bloomberg haberine göre, hükümet Microsoft’un talep ettiği düzeyde garanti sağlayamadığı için görüşmeler çıkmaza girdi.

Bloomberg’in Kenya Enformasyon Bakanlığı Baş Sekreteri John Tanui’den aktardığına göre, Kenya görüşmelere devam ediyor. Tanui “görüşmeler başarısız olmadı veya geri çekilmedi” ifadelerini kullandı. Tanui: “Kurmak istedikleri veri merkezinin ölçeği hala bazı yapılandırmalar gerektiriyor” dedi. Ayrıca güç gereksinimlerinin de hala görüşüldüğünü sözlerine ekledi.

Yapay zeka laboratuvarları güvenlik incelemesini geçmek zorunda

0

Beyaz Saray, karmaşık siber saldırıları daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmeyi sağlayabilecek ve ulusal güvenlik riskleri oluşturabilecek Anthropic’in Mythos’unun sonuçlarıyla boğuşuyor.

Yapay zeka laboratuvarları güvenlik için şeffaf hale gelmek zorunda kalıyor

Americans for Responsible Innovation isimli bir grup, Trump yönetimini büyük geliştiricilerden gelen yeni nesil modelleri siber saldırı ve silah geliştirme yetenekleri açısından incelemek için yöntemler geliştirmeye çağırdı. Grup, yönetim yetkililerine yazdığı bir mektupta, şirketlerin devlet sözleşmelerine hak kazanmak için incelemeden geçmek zorunda kalması gerektiğini söyledi.

ABD Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi, OpenAI, Anthropic ve daha yakın zamanda Google, Microsoft ve xAI ile gönüllü anlaşmalar yoluyla bazı yapay zeka modellerini zaten inceliyor. CAISI, zorunlu gerekliliklerin geliştirilmesinde öncülük etmeli ve Kongre, bu gereklilikleri uygulamak için ABD Ticaret Bakanlığı bünyesinde kalıcı bir uygulama ofisi oluşturmalıdır, diye belirtti.

Önerilen gereklilikler, öncü modelleri eğitmek için yılda 100 milyon dolar veya daha fazla bilgi işlem harcaması yapan veya yapay zeka ürün ve hizmetlerinden yılda en az 500 milyon dolar gelir elde eden şirketler için geçerli olacaktır. Kaliforniya’da da geçen yıl yürürlüğe giren benzer bir güvenlik raporlama gerekliliği eşiği bulunmaktadır.

Alibaba, Qwen AI entegrasyonu için harekete geçti

Alibaba, yapay zeka platformu Qwen ile çevrimiçi pazar yeri Taobao’nun entegrasyonunu duyurmaya hazırlanıyor. Bu hamle, alışverişi anahtar kelime aramaları yerine konuşmalarla yönlendirmeyi amaçlıyor. Bu hamle, tüketicilerin ürün listelerinde manuel olarak gezinmek yerine, yapay zeka ajanıyla sohbet ederek Qwen uygulaması üzerinden ürünlere göz atmalarını, karşılaştırmalarını ve satın almalarını sağlayacak.

Alibaba, Qwen AI ile Taobao’yu entegre etmek istiyor

Qwen uygulaması, lojistik ve satış sonrası hizmetleri yönetebilen bir “beceri kütüphanesi” ile desteklenen, 4 milyardan fazla üründen oluşan Taobao ve Tmall kataloğunun tamamına erişebilecek. Ayrıca, kullanıcıların sipariş geçmişine ve alışveriş tercihlerine göre alışveriş önerileri sunacak. Taobao içinde Alibaba, sanal deneme ve 30 günlük fiyat takibi araçlarını içeren Qwen destekli bir yapay zeka alışveriş asistanı başlatacak.

Alibaba’nın yapay zeka destekli alışverişe yönelik hamlesi, Çin ve Batı e-ticaret platformları arasındaki bir boşluğu vurguluyor. Çin’in modeli, yapay zekanın doğrudan canlı işlemlere entegre edilmesine olanak tanıyor. ABD’de ise platformlar daha parçalı: Amazon, pazar yerinde alışverişi iyileştirmek için yapay zekayı kullandı ancak tam özerklik konusunda temkinli davranıyor. Kanada’nın Shopify’ı ise entegre bir tüketici yapay zeka platformu çalıştırmak yerine harici yapay zeka aracılarını kullanmaya izin veriyor.

Avrupa elektrikli araç yatırımında 200 milyer euro’yu geçti

0

New Automotive’in günü açıkladığı verilere göre, Avrupa Ekonomik Alanı ülkeleri ve İsviçre, elektrikli araç ekosistemlerine yaklaşık 200 milyar euro (235 milyar dolar) yatırım yapmayı taahhüt etti. Yatırımlar ağırlıklı olarak batarya tedarik zincirine odaklandı ve kıta, Çin’in batarya üretimindeki tekelini kırmaya çalışırken, şu ana kadar 60 milyar euro bu alana ayrıldı.

Avrupa elektrikli araç yatırımını hızlandırıyor

Uluslararası Enerji Ajansı’nın bu yılın başlarında belirttiğine göre, Çin, 2025 yılında üretilen tüm bataryaların %80’inden fazlasını üretti; bu, elektrikli araç sektörü dışında kullanılan bataryaları da kapsıyor. New Automotive: “Avrupa şu anda yurt içinde satılan her üç elektrikli araçtan birinin bataryasını üretiyor ve açıklanan kapasite, tam olarak kullanılması durumunda gelecekteki talebi karşılayabilir” dedi.

Elektrikli araçlara geçişi hızlandırmayı misyon edinen araştırma kuruluşu, eski otomotiv fabrikalarının dönüştürülmesinin yanı sıra seçici yeni sadece elektrikli araç üreten tesislerin kurulmasına odaklanan yaklaşık 60 milyar euro’luk bir yatırımın da elektrikli araç üretimine yapıldığını belirtti.

Şarj altyapısına yapılan yatırımlar, 23 milyar ile 46 milyar euro arasında kamuya açık yayılımı kapsarken, Avrupa genelinde 1 milyondan fazla kamu şarj noktası kuruldu. Bu altyapının imalatına 3,5 milyar eurodan fazla yatırım yapıldı. E-Mobility Europe kampanya grubunun genel sekreteri Chris Heron: “Bu yatırımlar 150.000’den fazla işi destekliyor ve açıklanan tüm projeler tam olarak gerçekleştirilirse 300.000 iş daha bekleniyor” diye belirtti. Ancak New Automotive’in raporu, ulusal düzeyde bir eşitsizlik gösterdi; büyük otomobil üreticisi Almanya, bölgedeki yatırımların neredeyse dörtte birini oluşturuyor.

New Automotive: “Ülke, hem yerli üretimi hem de daha geniş Avrupa değer zincirlerini destekliyor; önde gelen OEM’ler, büyük uluslararası batarya üreticileriyle birlikte büyük ölçekte geçiş yapıyor” dedi. Avrupa Komisyonu, bölgedeki otomotiv endüstrisinden gelen baskı üzerine, Aralık ayında Avrupa Birliği’nin 2035’ten itibaren yeni içten yanmalı motorlu araçlara yönelik fiili yasağını kaldırma planını açıkladı; bu, bloğun son yıllardaki yeşil politikalarından en büyük geri çekilmesi oldu.

Heron, Almanya, İtalya ve Orta ve Doğu Avrupa’nın AB’nin 2035 otomobil ve ticari araç çerçevesine resmen karşı çıktığını, takip edilen yatırımların yarısından fazlasının ise bu bölgelerde yoğunlaştığını söyledi.

Alphabet yapay zeka hedefleri için tahvil satışını değerlendiriyor

0

Alphabet yaptığı açıklamada, teknoloji devlerinin yapay zeka altyapı yatırımlarını finanse etmek için borç piyasalarına yönelmesiyle birlikte, ilk kez Japon yen cinsinden tahvil satmayı planladığını duyurdu.

Google’ın ana şirketi, ihraç miktarını açıklamadı. Anlaşma hakkında doğrudan bilgi sahibi bir kaynağa göre, ihraç miktarının birkaç yüz milyar yen olması bekleniyor ve şartların bu ay içinde kararlaştırılması öngörülüyor. Alphabet, işlemi yürütmek üzere Mizuho, ​​Bank of America ve Morgan Stanley’i görevlendirdi.

Alphabet yapay zeka yatırımında finansman arayışında

Dünyanın en büyük teknoloji şirketleri, Silikon Vadisi’nin geleneksel olarak yatırımlar için nakde bağımlılığından uzaklaşarak, maliyetli yapay zeka hedeflerini finanse etmek için borç piyasalarına yöneliyor.

Büyük teknoloji şirketlerinin bu yıl yapay zeka altyapısına 700 milyar dolardan fazla harcama yapması bekleniyor; bu, 2025’teki 410 milyar dolara kıyasla önemli bir artış anlamına geliyor. Bu arada, Bloomberg News’in konuyla ilgili bilgi sahibi bir kişiye atıfta bulunarak bildirdiğine göre, Amazon ilk kez İsviçre frangı cinsinden tahvil ihraç etmeye hazırlanıyor. Habere göre, e-ticaret devi, vadesi üç ila 25 yıl arasında değişen altı bölümden oluşan bir borçlanma için BNP Paribas, Deutsche Bank ve JPMorgan Chase dahil olmak üzere bankaları görevlendirdi.

LSEG verilerine göre, Alphabet’in yen cinsinden tahvil satışı, Japon para birimi cinsinden ilk ihraç işlemi olacak. Şirketin kayıtlarına göre, geçen hafta iki tahvil satışı yoluyla yaklaşık 17 milyar dolar topladı. Bunlardan biri 9 milyar euro (10,6 milyar dolar), diğeri ise 8,5 milyar Kanada doları (6,2 milyar dolar) tutarındaydı.

OpenAI siber model izni için açıklama yaptı

OpenAI yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’ne yeni siber modeline erişim izni vereceğini belirtti. Ancak Anthropic halen Mythos’u birliğe sunmakta tereddüt ediyor. Şirket, işletmeler, hükümetler, siber yetkililer ve AB Yapay Zeka Ofisi gibi AB kurumları da dahil olmak üzere Avrupalı ​​ortaklara, OpenAI’nin en son yapay zeka modelinin bir varyasyonu olan GPT-5.5-Cyber’a erişim izni verileceğini söyledi.

OpenAI siber model için AB’ye ılımlı yaklaşım gösterdi

OpenAI, modeli sınırlı bir önizleme kapasitesinde, onaylanmış siber güvenlik ekiplerine sunacağını duyurdu. Bu, Anthropic’in kendi modeli Mythos’u piyasaya sürmesinden bir ay sonra geldi ve bu da kritik yazılımlara yönelik siber saldırılar konusunda bir korku dalgasına yol açmıştı. Komisyon Sözcüsü Thomas Regnier düzenlediği basın toplantısında: “OpenAI’ın şeffaflığını ve komisyona yeni modele erişim izni verme niyetini memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

OpenAI ve AB arasında bir görüşme yapıldığını ve bu hafta modele erişim konusunda daha fazla görüşme planlandığını doğruladı. Regnier: “Bu, modelin dağıtımını çok yakından takip etmemize ve güvenlik endişelerini gidermemize olanak tanıyacak” diye ekledi.

Mythos bir ay önce piyasaya sürülmüş olmasına rağmen, Anthropic henüz AB’ye inceleme için ön izleme erişimi vermedi. Regnier, AB’nin Anthropic ile erişim konusunda görüşmeler yaptığını, ancak görüşmelerin OpenAI ile olan görüşmelerden “farklı bir aşamada” olduğunu söyledi. Komisyonun Anthropic ile “dört veya beş” toplantı yaptığını belirten Regnier, şirketle yapılan görüşmelerin “OpenAI’den masada olan çözümle aynı aşamada olmadığını” söyledi.

OpenAI’ın Ülkelerden Sorumlu Başkanı George Osborne, yaptığı açıklamada: “Bizimki gibi yapay zeka laboratuvarları siber güvenliğin tek hakimi olmamalı, çünkü dayanıklılık birlikte çalışan güvenilir ortaklara bağlıdır. En yeni siber yapay zeka yetenekleri, yalnızca birkaç kişi için değil, Avrupa’nın birçok savunucusu için de kullanılabilir olmalı ve biz bunun gerçekleşmesine yardımcı olmak istiyoruz” dedi. Osborne: “OpenAI AB Siber Eylem Planı aracılığıyla, güvenilir aktörlerin ortak güvenliği güçlendirmek, kamu güvenliğini desteklemek ve Avrupa önceliklerini yansıtmak için kullanabileceği savunma araçlarına erişimi demokratikleştirerek Avrupalı ​​politika yapıcılar, kurumlar ve işletmelerle birlikte çalışacağız” dedi.

Yapay zeka eğitimi nedeniyle Meta davalık oldu

0

Yayıncılar Elsevier, Cengage, Hachette, Macmillan ve McGraw Hill Manhattan federal mahkemesinde Meta Platforms’a dava açarak, teknoloji devinin kitaplarını ve dergi makalelerini yapay zekaa modeli Llama’yı eğitmek için izinsiz kullandığını iddia etti. Yayıncılar ve yazar Scott Turow, önerilen toplu dava dilekçesinde, Meta’nın milyonlarca eserlerini izinsiz olarak kopyaladığını ve insan komutlarına yanıt verecek büyük dil modellerini eğitmek için kullandığını iddia etti.

Yapay zeka eğitimi süreci mahkemeye taşındı

Meta sözcüsü yaptığı açıklamada: “Yapay zeka, bireyler ve şirketler için dönüştürücü yeniliklere, üretkenliğe ve yaratıcılığa güç veriyor ve mahkemeler, telif hakkıyla korunan materyaller üzerinde yapay zeka eğitiminin adil kullanım olarak nitelendirilebileceğini haklı olarak tespit etti. Bu davaya karşı agresif bir şekilde mücadele edeceğiz” dedi.

Yayıncılar, Meta’nın yapay zekâ eğitimi için ders kitaplarından bilimsel makalelere ve N.K. Jemisin’in “Beşinci Sezon” ve Peter Brown’ın “Vahşi Robot” gibi romanlarına kadar çeşitli eserleri kopyaladığını iddia ediyor. Mahkemeden daha geniş bir telif hakkı sahipleri sınıfını temsil etme izni ve belirtilmemiş miktarda parasal tazminat talep ettiler. Amerikan Yayıncılar Birliği Başkanı Maria Pallante yaptığı açıklamada: “Meta’nın kitlesel ihlali kamuya yönelik bir ilerleme değil ve teknoloji şirketleri korsan siteleri bilimsel çalışmalara ve hayal gücüne tercih ederse yapay zeka asla düzgün bir şekilde gerçekleştirilemeyecektir” dedi.

Bu dava, düzinelerce yazar, haber kuruluşu, görsel sanatçı ve diğer davacının Meta, OpenAI ve Anthropic gibi şirketlere karşı telif hakkı ihlali nedeniyle dava açtığı, yaratıcılar ve teknoloji şirketleri arasında yapay zeka eğitimi konusunda devam eden telif hakkı savaşında yeni bir cephe açıyor. Bekleyen tüm davalar muhtemelen yapay zeka sistemlerinin telif hakkıyla korunan materyali yeni, dönüştürücü içerik oluşturmak için kullanarak adil kullanım yapıp yapmadığı etrafında dönecektir. Konuyu ele alan ilk iki hakim geçen yıl farklı kararlar vermişti.

Amazon ve Google destekli Anthropic, geçen yıl bir grup yazara 1.5 milyar dolar ödeyerek, telif hakkı ihlali iddiasıyla açılan ve şirkete milyarlarca dolar daha fazla tazminata mal olabilecek toplu davayı çözüme kavuşturan ilk büyük yapay zeka şirketi oldu.

İrlanda düzenleyici kurumu, Shein için soruşturma başlattı

0

İrlanda’nın güçlü Veri Koruma Komisyonu (DPC), Çinli çevrimiçi perakendeci Shein hakkında, Avrupalı ​​kullanıcıların verilerinin Çin’e aktarılmasıyla ilgili olarak soruşturma başlattığını açıkladı. DPC, şirketin Dublin’deki Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) genel merkezinin, bu aktarımlarla ilgili olarak AB gizlilik kuralları, Genel Veri Koruma Yönetmeliği olarak bilinen, kapsamındaki ilgili yükümlülüklerine ne ölçüde uyduğunu inceleyecek ve değerlendirecektir.

İrlanda düzenleyici kurumu Shein için soruşturma kararı geldi

DPC, geçen yıl Çinli TikTok’a kullanıcı bilgilerini nasıl koruduğu konusundaki endişeler nedeniyle 530 milyon euro (619 milyon dolar) para cezası vermiş ve kısa video platformuna, işlemeyi uyumlu hale getirmediği takdirde Çin’e veri aktarımlarını askıya almasını emretmişti.

DPC Başkan Yardımcısı Graham Doyle, yaptığı açıklamada: “DPC’nin son düzenleyici eylemleri, diğer Avrupa denetim makamlarına yapılan şikayetlerle birlikte, özellikle Çin’e veri aktarımlarını gündeme getirdi. Soruşturma, Veri Koruma Komisyonu (DPC) için önemli bir stratejik önceliktir” dedi.

Bu soruşturma, çevrimiçi perakendecinin 2023’te Dublin’de EMEA genel merkezini açmasından bu yana başlatılan ilk gizlilik soruşturmasıdır. DPC, bölgesel genel merkezlerinin İrlanda’da bulunması nedeniyle dünyanın önde gelen teknoloji firmalarının birçoğu için önde gelen AB düzenleyicisidir ve 2020’den bu yana GDPR ihlalleri için 4 milyar eurodan fazla para cezası kesmiştir.

İrlanda mahkemesinin, TikTok’un Çin’e veri aktarımlarıyla ilgili DPC kararına karşı yaptığı itiraz hakkında kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor. Aktarımları askıya alma emri, sonuç beklenene kadar askıya alındı.

GlobalFoundries veri merkezi talebiyle gelir tahminini geçti

0

Özel çip üreticisi GlobalFoundries, küresel veri merkezi kurulumlarındaki ivmelenmenin etkisiyle ikinci çeyrek gelir tahminini Wall Street beklentilerinin üzerinde açıkladı. Şirketin hisseleri piyasa öncesi işlemlerde %6 yükseldi.

GlobalFoundries veri merkezi talebiyle iyi bir görünüm yakaladı

Şirket, radyo frekanslı çipler ve silikon fotonik gibi niş alanlara odaklanmasından fayda sağladı; bu alan, yapay zeka veri merkezlerinde ve kuantum bilgisayarlarda kullanım alanı bulan hızla genişleyen bir alan.

LSEG tarafından derlenen verilere göre, GlobalFoundries, Haziran ayında sona eren çeyrek için gelir tahmininin 1,74 milyar dolar olduğu tahminine kıyasla, yaklaşık 1,76 milyar dolar artı veya eksi 25 milyon dolar olmasını bekliyor. Malta, New York merkezli yarı iletken üreticisi, ilk çeyrekte beklentilerle uyumlu olarak 1,63 milyar dolar gelir bildirdi.

CEO Tim Breen:”GF, farklılaştırılmış teknolojimizin pazar payı büyümesini ve olağanüstü değer yaratımını sağladığı, uzun vadeli büyüme gösteren son pazarlarda önemli bir ivme kazandı” dedi. Şirket daha önce, veri merkezlerine bağlı talebin şu anda yarı iletken pazarındaki en dar segmentler arasında olduğunu ve tipik döngülerin çok ötesine uzanan güçlü bir öngörüye sahip olduğunu belirtmişti. Düzeltilmiş bazda, GlobalFoundries hisse başına kazancın 43 sent (artı veya eksi 5 sent) olmasını beklerken, analistler 40 sent bekliyor.

SEMI jeopolitik risklere rağmen talep artışı bekliyor

0

Küresel çip endüstrisi grubu SEMI yaptığı açıklamada, Orta Doğu krizi ve diğer ticaret belirsizliklerinden kaynaklanan tedarik zinciri aksamalarına rağmen, yarı iletkenlere olan talebin son dönemdeki artışının sürdürüleceğini beklediğini söyledi.

Yapay zeka teknolojilerini desteklemek için kullanılan veri merkezlerindeki hızlı büyüme sayesinde, dünya çapındaki yarı iletken satışlarının bu yıl 1 trilyon dolara ulaşması ve 2035 yılına kadar 2 trilyon dolara çıkması öngörülüyor.

SEMI jeopolitik rikslere rağmen çip talebinde yükseliş bekliyor

SEMI CEO’su Ajit Manocha verdiği demeçte, jeopolitik gerilimlerden kaynaklanan risklerin bu yılki patlamayı kısıtlamasının olası olmadığını, ancak hammadde kıtlığının uzun vadeli görünümü etkileyebileceğini söyledi. Bölgesel bir endüstri forumunun kulislerinde verdiği röportajda: “Bence bu yıl muhtemelen garanti altında. Eğer daha fazla malzeme kıtlığıyla karşılaşırsak, bu sorunlar çözülmezse, evet, bunun üzerinde bir etkisi olabilir” dedi.

Manocha, hangi alt sektörlerin etkilenebileceği konusunda yorum yapmaktan kaçındı, ancak hükümetlerin kritik minerallerin yanı sıra çip üretiminde kullanılan temel gazlar olan brom ve helyumun kıtlığını gidermek için çalıştığını söyledi.

Doğal gaz işlemenin bir yan ürünü olan helyumun fiyatları, ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı Katar’daki (dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikçisi) bu tür operasyonları aksattıktan sonra Mart ayında keskin bir şekilde yükseldi.

Güney Koreli çip üreticileri de büyük ölçüde Orta Doğu’da üretilen bromda potansiyel kıtlık konusunda uyarıda bulundu. Manocha daha önce forumda, Güneydoğu Asya ülkelerinin sektörün çeşitlenmesine ve tedarik risklerinin azaltılmasına yardımcı olmak için önümüzdeki on yılda daha fazla yarı iletken üretim tesisi kurmayı hedeflemesi gerektiğini söylemişti.

2029 yılına kadar Asya’da faaliyete geçmesi beklenen 64 yeni fabrikanın sadece altısının kıtanın güneydoğusunda olduğunu, geri kalanının ise çoğunlukla Çin ve Tayvan’da yoğunlaştığını belirtti. Manocha: “Benzer düşüncelere sahip ülkelerde daha fazla merkez kurulmasını, daha fazla merkezin yerleşmesini ve böylece kırılganlıkları azaltmayı istiyoruz,” dedi ve “Güneydoğu Asya’nın bu konuda adım atması gerçekten çok önemli” diye ekledi.

Alphabet dünyanın en değerli şirketi olmaya çok yakın

Alphabet, yapay zeka çalışmaları ve hızla büyüyen bulut bilişim işiyle desteklenen rekor bir hisse senedi yükselişi sayesinde, dünyanın en değerli şirketi olarak Nvidia’yı geride bırakmanın eşiğinde. Bu olası yeniden yapılanma, Google’ın ana şirketini on yıldan uzun bir süredir ilk kez 1 numaralı sıraya taşıyacak. En son Şubat 2016’da bu pozisyonu kısa bir süre elinde tutmuş, ardından Apple bu sırayı geri almıştı.

Alphabet dünyanın en değerli şirketi olabilecek mi?

Bu hamle, Alphabet’in hem bulut platformuyla büyük bir yapay zeka hizmet sağlayıcısı hem de Anthropic gibi müşteriler kazanan özel işlemciler aracılığıyla Nvidia’ya önemli bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla birlikte, duyarlılıkta yaşanan dramatik bir değişimi yansıtıyor.

Arama devi, son aylarda beklentileri ve daha büyük rakipleri Amazon ve Microsoft’u çok aşan bulut büyümesiyle Wall Street’i şaşırttı ve yatırımcılara yüz milyarlarca dolarlık yapay zeka harcamasının karşılığını vereceğine dair güven verdi. Hightower Advisors’ın baş yatırım stratejisti Stephanie Link: “Aslında mesele, özellikle Alphabet’ten gelen daha iyi para kazanma işaretleri ve büyük ölçekli sermaye harcamalarıyla ilgili. Bu durum, veri merkezleri, şebeke ve enerji gibi daha geniş yapay zeka ‘besin zinciri’ ile karşılaştırıldığında daha belirgin” dedi.

Nvidia’nın piyasa değeri yaklaşık 4.79 trilyon dolardı ve tüm zamanların en yüksek seviyesi olan yaklaşık 5.2 trilyon dolardan oldukça uzaktaydı. Alphabet ise 4. 67 trilyon dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın seyrediyordu. LSEG verilerine göre, Google Cloud segmentinin geliri ilk çeyrekte %63 oranında büyüdü; bu oran analistlerin tahminlerinin çok üzerindeydi ve şirket 2020’de segmentin gelirini ayrıntılı olarak açıklamaya başladığından beri en yüksek büyüme oranı oldu.

LPL Financial’ın baş hisse senedi stratejisti Jeff Buchbinder: “Bulut ve yapay zeka ürünlerine yönelik yüksek talep, büyümede ‘anlamlı bir ivme’ yarattı ve yatırımcılara önemli yapay zeka yatırımlarının karşılığını verdiğini gösterdi” dedi.

Gartner yapay zeka talebiyle kar tahminini yükseltti

0

Gartner, araştırma ve danışmanlık hizmetlerine yönelik istikrarlı talebin etkisiyle, şirketlerin teknoloji yükseltmeleri ve yapay zeka benimseme planlarını değerlendirmeye devam etmesi nedeniyle yıllık kar tahminini yükseltti. Gartner’ın araştırmaları, geniş veri kümeleri ve alan uzmanlığıyla desteklenerek, çok çeşitli sektörlerde teknoloji planlaması ve tedarikçi değerlendirme süreçlerinde kritik bir önem kazanmıştır.

Gartner yapay zeka trendiyle yükselişine devam ediyor

LSEG tarafından derlenen verilere göre, Gartner şimdi 2026 yılı için hisse başına 13,25 dolar düzeltilmiş kar bekliyor. Bu, analistlerin ortalama tahmini olan hisse başına 13,16 dolardan daha yüksek. Gartner daha önce hisse başına 12,30 dolar kar bekliyordu. Bununla birlikte, yıllık gelir tahminini 6,46 milyar dolardan 6,41 milyar dolara düşürdü. Bu da 6,52 milyar dolarlık beklentilerin altında kaldı. Gartner ayrıca, en büyük birimi olan içgörü segmenti için yıllık geliri 5,2 milyar dolar olarak öngördü; bu da önceki 5,19 milyar dolarlık tahminin biraz üzerinde.

31 Mart’ta sona eren çeyrek için şirket, 1,52 milyar dolarlık tahminlerin altında kalan 1,51 milyar dolarlık gelir bildirdi. İlk çeyrek için düzeltilmiş kazançlar, 2,91 dolarlık tahminlere kıyasla hisse başına 3,32 dolar olarak gerçekleşti. Şirketlerin stratejilerini uygulamalarına ve hayata geçirmelerine yardımcı olan danışmanlık hizmeti sunan Gartner’ın danışmanlık segmentinin ilk çeyrek geliri yaklaşık %15 düşüşle 119 milyon dolara geriledi.

Alphabet yapay zeka harcamalarının ardından tahvil ihracına gidiyor

0

Alphabet, dolar, sterlin ve İsviçre frangı piyasalarından yaklaşık 32 milyar dolar borç aldıktan aylar sonra, altı dilim halinde euro cinsinden tahvil sattığını açıkladı. Bloomberg News’in konuyla ilgili bilgi sahibi bir kişiye atıfta bulunarak bildirdiğine göre, Google’ın ana şirketi en az 3 milyar euro (3,5 milyar dolar) tutarında tahvil satıyor.

Alphabet yapay zeka harcamaları için tahvil ihracı yapıyor

Dünyanın en büyük teknoloji şirketleri, maliyetli yapay zeka hedeflerini finanse etmek için giderek daha fazla borç piyasalarına yöneliyor; bu da Silikon Vadisi’nin yatırımlar için geleneksel olarak nakde bağımlılığından bir değişimi işaret ediyor.

Büyük teknoloji şirketlerinin bu yıl yapay zeka altyapısına 700 milyar dolardan fazla harcama yapması bekleniyor. Bu, 2025’teki 410 milyar dolarlık rakama göre keskin bir artış anlamına geliyor. Geçtiğimiz hafta Alphabet, yıllık sermaye harcaması tahminini 5 milyar dolar artırarak 180 milyar ile 190 milyar dolar arasına çıkardı ve 2027’de de önemli bir artış daha planladığını söyledi.Analistler, Google’ın işletmeler için yapay zeka araçları ve Anthropic gibi müşterileri cezbeden özel çipler sayesinde yeni bilgi işlem talebinin büyük bir bölümünü ele geçirdiğini belirtti.

Alphabet’in son tahvil satışı, Meta’nın geçen hafta yatırım dereceli tahviller yoluyla 25 milyar dolarlık fon toplamasının hemen ardından geldi.

LSEG verilerine göre, Alphabet’in Şubat ayındaki yaklaşık 32 milyar dolarlık fon toplaması, teknoloji sektöründe 1997’den beri Motorola’nın benzer bir ihraçından bu yana ilk kez görülen nadir bir 100 yıllık tahvili içeriyordu.