TÜSİAD gençleri “Dönüşümü Başlat! İş Fikri Yarışması”na davet ediyor

2011 yılından beri Türkiye’nin en kapsamlı erken aşama girişimcilik programı olan Bu Gençlikte İŞ Var!’ı düzenleyen TÜSİAD, benim fikrim iş yapar! diyen 18-30 yaş arası tüm gençleri ekiplerini kurup “Dönüşümü Başlat! İş Fikri Yarışması”na katılmaya davet ediyor. 27 Nisan 2023 tarihine kadar açık olacak yarışmada, bu yıl genel kategorinin yanı sıra afet kaynaklı sorunların çözümüne yönelik iş fikirleri ayrı bir başlık altında değerlendirilecek.
 
TÜSİAD, Türkiye’nin küresel ölçekte güçlü ve rekabetçi bir girişimcilik ekosistemine kavuşması yönünde yürüttüğü kapsamlı çalışmalarla gençleri desteklemeye devam ediyor. 2011 yılından beri düzenlenen ve Türkiye’nin 81 ilinden başvuru alan TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var! Girişimcilik Programı, her sene on binlerce gencin hayatına dokunuyor. Bu yıl İş Bankası’nın ana sponsorluğunda gerçekleşen programın ilk çağrı dönemi Dönüşümü Başlat! İş Fikri Yarışması ile 14 Mart’ta başladı. Girişimciliğe adım atmak isteyen gençlere yönelik düzenlenen iş fikri yarışmasına başvurular 27 Nisan Perşembe gününe kadar devam edecek.
 
Yarışmaya 18-30 yaşları arasındaki tüm gençler 2 ila 5 kişilik ekipler kurarak, yenilikçi iş fikirleri ile başvurabilecek. Yapılacak değerlendirme sonucunda seçilen 50 ekibe TÜSİAD Dönüşümü Başlat! platformu üzerinden dijital eğitim ve mentorluk desteği sağlanacak. İş fikri yarışmasında genel başvuruların yanı sıra bu sene “afet kaynaklı sorunların çözümüne yönelik” yenilikçi fikirler ayrı bir başlık altında değerlendirilecek. Dereceye giren ekipler ise fikirlerini geliştirme sürecinde TÜSİAD’ın geniş networkü ve iş geliştirme desteklerinden yararlanacak.
 
İş Bankası’nın ana sponsor, Anadolu Efes, BASF Türk, Destek Patent ve Mazars Denge’nin gümüş sponsor, Paribu Hub’ın ise bronz sponsor olarak desteklediği program hakkında ayrıntılı bilgiye www.bugenclikteisvar.com internet sayfasından ve programın sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

https://www.linkedin.com/company/17918160/

www.instagram.com/bugenclikteisvar

www.facebook.com/BuGenclikteIsVar

www.twitter.com/genclikteisvar

https://www.youtube.com/c/tusiadbugenclikteisvar

Girişimcilik Vakfı Fellow Programı başvuruları başladı

0

Türkiye’de girişimcilik ekosistemini geliştirmek ve gençlere ilham vermek üzere kurulan Türkiye Girişimcilik Vakfı’nın Fellow Programı’na başvurular 10 Nisan’da başladı. Üniversite öğrencilerine bir yıl boyunca her ay 1.250 TL burs alma, girişimcilik alanında ilham kaynağı olan rol modellerle tanışma, girişim elçileri olarak farklı etkinlik ve projelerde yer alma ve uluslararası girişim ağına katılma şansı veren programa son başvuru tarihi ise 18 Haziran.
 
Girişimcilik Vakfı’nın, liderlik ve girişimcilik potansiyeli yüksek gençleri fiziksel ve dijital ortamda hibrit bir sistemle bir araya getirerek Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminden ve birbirlerinden beslenmelerini sağladığı burslu programı Fellow Programı’nın 2023 yılı başvuruları 10 Nisan’da başladı. Bu yıl 10’uncu dönemi olan, Türkiye’nin tüm üniversite ve bölümlerinden başvuru yapılabilen Fellow Programı, fellow ve challenger olarak iki ayrı alt program şeklinde girişimcilik potansiyeli yüksek olan gençler için özel olarak hazırlandı. Fellow Programına katılmak ve GİRVAK fellow’u veya challenger’ı olmak isteyen öğrenciler, 18 Haziran’a kadar https://girvak.bonapply.com/  adresindeki başvuru formunu doldurarak başvurularını gerçekleştirebiliyor.

Programın seçim süreci

Dünyada ve Türkiye’de eşi benzeri olmayan, bilimsel ve yenilikçi seçim süreci beş aşamadan oluşuyor. Önce online doldurulan CV’ler puanlanıyor, ikinci aşamada Girişimcilik Vakfı Fellow Programı’na dâhil olmak için “Motivasyonun ne?”, “Neden bu programda olmalısın?” sorularının cevaplarının anlatıldığı, maksimum üç dakikalık bir YouTube veya TikTok videosu hazırlanıyor. Ardından adaylar ön seçim komitesiyle online olarak mülakat yapıyor. Sonrasında bir kişilik envanteri testi dolduruyor ve ardından yönetim kurulu üyeleriyle yüz yüze mülakat gerçekleştiriyor.

Fellow Programına kimler başvurabilir?

Fellow Programına, Türkiye’de ikamet edip T.C. vatandaşı olan, bir üniversiteye girmeye hak kazanmış ve kayıt yaptırmış, üniversitelerin hazırlık, 1, 2, 3 ve 4. sınıflarında okuyan 17-24 yaşları arasındaki tüm gençler katılabiliyor. Başvuran adayların üniversitelerinde eğitim gördükleri sınıflarına göre challenger ve fellow olarak ayrı programlara yerleştirilecekleri süreç sonunda hazırlık, 1. ve 2. sınıflar Challenger Programına dahil olurken; 3. ve 4. sınıflar Fellow Programına dahil oluyor. Challenger Programı burs desteği olmadan çevrimiçi eğitimler, atölyeler ve networking etkinliklerinden oluşurken, Fellow Programı burs desteği ile yüz yüze eğitimlerin, atölyelerin, networking etkinliklerinin ve mentorluk desteklerinin yer aldığı modüllerle ilerliyor.

Gençleri neler bekliyor?

Fellow Programı’na katılma şansı bulan gençler, program kapsamında ulusal ve uluslararası bir ağın parçası oluyor. Her iki ayda bir rol model alabilecekleri başarılı girişimcilerle bir araya gelerek onların hikâyelerinden ilham alma fırsatını yakalayacak olan girişimci adayları, üniversitelerinde girişim elçileri olarak görev alıyor. Seçilen fellow ve challenger’ların en önemli misyonları arasında kendi çevrelerinde girişimcilik kültürünü yaymak, çarpan etkisi yaratmak ve Girişimcilik Vakfı’nın “giveback” felsefesi doğrultusunda toplumdan aldıkları destekle kazandıkları deneyimi yine toplumla paylaşarak başarıyı çoğaltmak bulunuyor. Seçim sürecini başarıyla tamamlayan fellow’lar aynı zamanda program kapsamında bir yıl boyunca aylık 1.250 TL burs almaya hak kazanıyor.

FellowUp ve ChallengerUp etkinliklerinde tematik içerikler üzerine alanında uzman kişiler misafir ediliyor. Uzmanların çalışma alanlarındaki başarıları ve kendi öğrendiklerini gençler birinci elden dinliyor. Programa katılan gençler, istedikleri alanlarda kendilerini geliştirebilmeleri için çeşitli uzaktan eğitim araçlarına ve programlarına katılabiliyor. Ayrıca Fellowların kendi girişimlerini hayata geçirebilmeleri için ihtiyaç duyabilecekleri çeşitli hizmetlerden ücretsiz veya indirimle yararlanabilecekleri destekleri içeren GBOX da program boyunca erişime açık oluyor. Gençlerin girişimcilik ekosistemi içerisinde farklı etkinliklere katılabilmeleri ve farkındalık yaratıp kendi dünyalarına olumlu etki edebilmeleri için fuar, kongre ve atölyelere davet ediyoruz. GİRVAK, kurumsal işbirlikleri geliştirerek Fellowlarının inovasyon takımlarına, staj programlarına ve girişimcilik yarışmalarına katılımlarını kolaylaştırıyor. Girişimi olan ya da fellow ve challenger olduktan sonra bir girişim kuran gençler; Founderone yatırım fonuyla ve dahil olacakları network ile yatırımcı bulma aşamasında destekleniyorlar.

Yapay zeka Claudia çıplak fotoğraflarıyla para topladı

0

Reddit’te ortaya çıkan bir gönderiye göre yapay zeka Claudia çıplak fotoğraflarıyla para topladı.

Reddit kullanıcıları, Claudia adlı sahte bir kadının yapay zeka tarafından oluşturulmuş fotoğrafları için para ödüyor. Çoğu, sözde 19 yaşındaki koyu saçlı kadını iltifat yağmuruna tutarken, bir kısmı ise bu kadının yapay zeka ürünü olduğuna dikkat çekti.

Reddit’teki bir kullanıcı: “Farkında olmayanlar için hayal gücünüzü öldüreceğim. Bu tam anlamıyla bir yapay zeka ürünü. Yapay zeka görüntü modelleriyle çalıştıysanız ve yeterince uzun süre kendinizinkini yaptıysanız, bunu yüzde 10000 anlayabilirsiniz.” yorumunu yaptı.

Claudia yapay zeka ürünüydü

Fotoğraftan sorumlu Reddit hesabının, çevrimiçi yabancıları etkileşime girmeye teşvik eden müstehcen fotoğraflar da dahil olmak üzere, çoğunlukla yetişkinlere uygun içerik yayınladığı görülüyor. Rolling Stone’a göre Claudia, anonim kalmak isteyen iki bilgisayar bilimi öğrencisi tarafından yaratıldı. Hesabın, gerçek kadınların fotoğraflarını kullanarak 500 dolar kazanan bir adam hakkındaki haberi okuduktan sonra şaka amaçlı açıldığı söylendi. Rolling Stone raporuna göre, Claudia’nın yapay zeka olduğu ortaya çıkmadan önce yapay zeka tarafından oluşturulan çıplak fotoğraflarını satarak yaklaşık 100 dolar kazandılar.

Geliştiriciler Rolling Stone’a: “Tüm bu hesabın, insanları yapay zeka resimleriyle kandırıp kandıramayacağınızı görmek için bir test olduğunu söyleyebiliriz. Bunu Sanal Youtuber’lar ile karşılaştırabilirsiniz, kendi karakterlerini yaratıyorlar ve tamamen farklı bir kişi olarak oynuyorlar. Dürüst olmak gerekirse, bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştik” dedi.

Yapay zeka tarafından üretilen pornoyu meşrulaştırmak için kampanya yürüten bir grup olan Unstable Diffusion, kitlesel fonlama sitesinden yasaklanmadan önce Kickstarter’da yaklaşık 60 bin dolar topladı.

Mcdodo’dan katlanabilir ve taşınabilir ilk şarj standı

Mcdodo, ürün portföyüne hayatı kolaylaştıracak inovatif ürünler eklemeye devam ediyor. Yenilikçi şarj teknolojileriyle pratik taşıma ve kullanma imkanı sunan şarj üniteleri, kullanıcıların favorisi haline geldi. Mcdodo’nun çoklu şarj imkanı sunan yeni şarj standı; boyutu, tasarımı ve kullandığı üst düzey teknolojiyle ilkleri barındırıyor. Katlanabilir akıllı tasarımıyla, sadece bir powerbank boyutundaki taşınabilir bu ürün, 3 cihazı aynı anda hızlı şarj etme imkanı sunuyor

Türkiye’nin ve dünyanın en hızlı büyüyen mobil aksesuar markası Mcdodo, her yaşa ve zevke hitap eden geniş ürün gamıyla, ihtiyaca uygun teknolojik aksesuarlar üretmeye devam ediyor. Günümüzün dijitalleşen mobil dünyasında, teknolojik aletlerin artık olmazsa olmazımız olduğunun bilinciyle hareket eden Mcdodo; USB-C hub’lar, led ışıklı hızlı şarj kabloları, hızlı GaN şarjlar, bluetooth kulaklıklar ve kablosuz şarjlı araç tutacağı gibi pek çok inovatif ürünün de içinde olduğu 350’nin üzerinde aksesuar seçeneğine her geçen gün yenilerini eklemeye devam ediyor.

Hem tasarım hem teknolojide son nokta!

Mcdodo, mobil cihazların hayatımızın vazgeçilmezi olduğu bu günlerde, kullanıcıların işini kolaylaştıracak ve pratik kullanım avantajı sunan yepyeni inovatif bir ürünü daha teknoloji meraklılarıyla buluşturuyor. Marka mottosu, ‘sektördeki ihtiyaçlara kısa sürede odaklanarak çözümler geliştirmek’ olan Mcdodo; yeni çok fonksiyonlu 25W kablosuz şarj standıyla, kullanıcılarına vakitten kazandırıp hızlı ve güvenli şarj imkanı sunarken, ek fonksiyonları ve şık tasarımlarıyla da fark yaratıyor.

Taşınabilir ilk şarj standı

Mcdodo’nun bu yıla damga vuracak olan yenilikçi ürünü olan 3’ü 1 Arada 25W Kablosuz Şarj Standı; bu zamana kadar yapılmamış bir şey yaparak akıllı tasarımıyla standı powerbank boyutuna getirip taşınabilir kılıyor.  Yani güçlü MagSafe özelliğiyle telefon, akıllı saat ve kulaklığınızı aynı anda şarj edebileceğiniz stand, asıl farkı akıllı tasarımıyla yaratıyor. 3’ü 1 Arada 25W Kablosuz Şarj Standı Fiyatı ise, 1.144,90 TL Diğer şarj standlarına göre daha küçük boyutuyla az yer kaplayan ve taşınabilir olan bu model, katlanabilir özelliğiyle 60 derece açılarak aynı zamanda telefon standı olarak da kullanılabiliyor. Mcdodo ürünleri; www.mcdodo.com.tr adresinin yanı sıra Amazon, Hepsiburada, N11 ve Trendyol üzerinden de tüketicilerle buluşuyor.

AWS’den dört yeni inovasyon

Amazon Web Services, üretici yapay zekayı müşteriler için daha erişilebilir hale getirmek amacıyla makine öğrenimi portföyünde gerçekleştirdiği dört inovasyonu duyurdu

Amazon Bedrock ve Amazon Titan modelleri, kurumlara yönelik tasarlanmış özelliklerle Temel Modeller kullanılarak üretici yapay zeka uygulamaları oluşturma konusunda kolaylık, güvenilirlik, ölçeklenebilirlik, güvenlik ve özelleştirme imkanları sunuyor. AWS ayrıca, AWS Inferentia2 ve AWS Trainium üzerinde desteklenen Inf2 ve Trn1n bulut sunucularının genel kullanıma sunulduğunu, böylece üretici yapay zekayı uygun maliyetli hale getirdiğini duyurdu.

Artık her geliştirici için ücretsiz kullanıma sunulan Amazon CodeWhisperer üretici yapay zeka hizmetlerine erişimi demokratikleştiriyor.

Bir Amazon.com şirketi olan Amazon Web Services, üretici yapay zekayı müşteriler için daha erişilebilir hale getirmek amacıyla makine öğrenimi portföyünde gerçekleştirdiği dört inovasyonu duyurdu. Bir yapay zeka (AI) öncüsü olan AWS, her ölçekten ve sektörden 100.000’den fazla müşterinin sektör lideri özelliklere sahip makine öğrenimi (ML) ve yapay zeka kullanarak inovasyon yapmasına yardımcı oldu. AWS’in yeni çözümleri, üretici yapay zekayı müşteriler için kolay, pratik ve uygun maliyetli hale getirerek bir sonraki inovasyon dalgasına güç kazandıracak.

AWS’in üretici yapay zekayı desteklemek için makine öğrenimi portföyünde gerçekleştirdiği dört inovasyon arasında bulunan Amazon Bedrock önizlemesi, AWS Inferentia2 çipleri tarafından desteklenen Amazon EC2 Inf2 bulut sunucularının genel kullanılabilirliği, AWS Trainium ve Amazon CodeWhisperer, AWS müşterilerinin bugün mevcut teknolojilerden hızla yararlanmalarının yanı sıra kuruluşlarında yeni üretkenlik düzeyleri elde etmek ve müşterilerine sunduklarını dönüştürmek için Temel Modeller (FM’ler) ve üretken yapay zekayı hızla kullanmaya başlamalarına olanak sağlayacak. 

AWS Veritabanları, Analitik ve Makine Öğrenimi Başkan Yardımcısı Swami Sivasubramanian konuyla ilgili şunları söyledi: “AWS, altyapı, makine öğrenimi araçları ve amaca yönelik yapay zeka hizmetleri dahil olmak üzere ML yığınının her katmanında çözümler sağlayarak üretici yapay zekayı müşteriler için kolay, pratik ve uygun maliyetli hale getiriyor. Bedrock, müşterilerin temel modelleri kullanarak üretici yapay zeka uygulamaları oluşturup ölçeklendirmelerinin en kolay yolunu sunuyor. Amazon CodeWhisperer ise güvenli bir şekilde kodlama yapmak ve yapay zekayı sorumlu bir şekilde kullanmak konusunda en iyi yapay zeka kodlama yardımcısı olarak öne çıkıyor.”

Üretici yapay zeka uygulamalarını kolayca oluşturma

Amazon Bedrock, komut üzerine metin, görüntü, ses ve sentetik veriler oluşturabilen uygulamalar olan üretici yapay zeka uygulamalarını oluşturmaya ve ölçeklendirmeye yönelik yeni bir hizmet. Amazon Bedrock, müşterilerin AI21, Anthropic ve Stability AI dahil olmak üzere en iyi AI modeli sağlayıcısı startup’ların temek modellerine (üretici yapay zekanın dayandığı ultra büyük ML modelleri) kolay erişim ve AWS tarafından geliştirilen Titan temel modelleri ailesine özel erişim sağlıyor. Tek bir model her şeyi yapamaz. Amazon Bedrock, önde gelen sağlayıcılardan bir dizi temel model sunuyor, böylece AWS müşterileri kendi özel ihtiyaçları için en iyi modelleri kullanma esnekliğine ve seçeneğine sahip olabiliyorlar. Sonuç olarak, Amazon Bedrock, FM’lerle üretici yapay zeka uygulamaları oluşturmanın ve ölçeklendirmenin en kolay yolunu sunuyor.

Üretici yapay zeka iş yüklerini çalıştırma maliyetini düşürme

Ultra büyük ML modellerini çalıştırmak için çok yüksek bilgi işlem gerekiyor. AWS Inferentia çipleri, AWS’de zorlu yapay zeka çıkarımı iş yüklerini (modelleri çalıştırma ve üretimdeki sorgulara yanıt verme gibi) geniş ölçekte çalıştırmak için en yüksek enerji verimliliğini ve en düşük maliyeti sunuyor. Sonuç olarak daha düşük maliyet ve enerji tüketimi, üretici yapay zekayı daha geniş bir müşteri yelpazesi için erişilebilir hale getiriyor.

Modelleri daha hızlı eğitmek için özel silikon

Üretken AI modellerinin doğru yanıtı, görüntüyü, içgörüyü veya diğer odak noktaları neyse onu sunabilmeleri için eğitilmeleri gerekiyor. Yeni Trn1n bulut sunucuları (bilgi işlemin gerçekleştiği ve AWS’in özel Trainium çipleri üzerinde çalışan sunucu kaynağı) bu modellerin hızlı ve uygun maliyetli bir şekilde eğitilmeleri için önemli olan devasa ağ iletişimi özellikleri sunuyor. Sonuç olarak, geliştiriciler modelleri daha hızlı ve daha az maliyetle eğiterek nihayetinde üretici yapay zeka modelleri tarafından desteklenen daha fazla hizmetin oluşmasını sağlayacaklar. 

Gerçek zamanlı kodlama yardımı

Kod yazmanızı daha hızlı ve kolay hale getiren yapay zeka destekli bir kodlama yardımcısına sahip bir yazılım geliştiricisi olduğunuzu düşünün. Amazon CodeWhisperer tam olarak bunu yapıyor. Bir kullanıcının yorumlarına ve önceki kodlarına dayanarak gerçek zamanlı kod önerileri sağlamak için arka planda üretici yapay zeka kullanıyor. Bireysel geliştiriciler Amazon CodeWhisperer’a herhangi bir kullanım sınırı olmadan ücretsiz olarak erişebiliyor; profesyonel kullanım için ise kurumsal düzeyde güvenlik ve yönetim özellikleri gibi ek özelliklere sahip ücretli sürümler bulunuyor. 

ChatGPT hisse senedi fiyatlarını tahmin edebilir mi?

0

Florida Üniversitesi’nden Alejandro Lopez-Lira “ChatGPT hisse senedi fiyatlarını tahmin edebilir mi?” sorusuna yanıt aradı ve bu konuda bir deney yaptı.

Finans profesörü olan Alejandro Lopez-Lira, büyük dil modellerinin hisse senedi fiyatlarını tahmin edebileceğini söylüyor.

Alejandro, haber başlıklarını bir hisse senedi için iyi ya da kötü olup olmadığına göre ayrıştırmak için ChatGPT’yi kullandı. ChatGPT’nin ertesi günkü hisse senedi yönünü tahmin etme yeteneğinin rastgele olmaktan çok daha iyi olduğunu tespit etti. Yapılan deneye göre ChatGPT hisse senedi fiyatları ile ilgili tahminini, ilgili hisse senedi hakkındaki haberleri okuyarak analiz edebiliyor.

ChatGPT, finans haberlerinden manşetleri ve bunların hisse senedi fiyatlarını nasıl etkileyebileceğini anlama konusunda ortaya çıkan yeteneği gösterebilirse, finans sektöründeki yüksek maaşlı işleri riske girebilir. ChatGPT’nin bu alandaki başarısı da önemli bir örnek oldu. Goldman Sachs’ın 26 Mart tarihli notunda, finansal işlerin yaklaşık yüzde 35′inin yapay zeka tarafından otomatikleştirilme riskiyle karşı karşıya olduğu tahmin ediliyor.

Lopez-Lira: “ChatGPT’nin insanlara yönelik bilgileri anlıyor olması, piyasanın mükemmel şekilde yanıt vermemesi durumunda getiri öngörülebilirliğinin olacağını neredeyse garanti ediyor” dedi. ncak deneyin ayrıntıları, “geniş dil modellerinin” birçok finans görevini yerine getirmekten ne kadar uzak olduğunu da gösteriyor.

Lopez-Lira, “Yönetmelik tarafında, yalnızca manşetleri okuyan bilgisayarlarımız varsa, manşetler daha önemli olacak ve herkesin GPT gibi makinelere erişip erişemeyeceğini görebiliriz. kincisi, finansal analist ortamının istihdamı üzerinde kesinlikle bazı etkileri olacak” dedi.

Deney nasıl yapıldı?

Deneyde, Lopez-Lira ve ortağı Yuehua Tang, New York Menkul Kıymetler Borsası, Nasdaq ve küçük sermayeli bir borsadaki halka açık hisse senetleri hakkında bir veri satıcısından gelen 50 binden fazla manşete baktı. Ekim 2022′den itibaren öğrenme platformu çalıştırıldı. ChatGPT’ye aşağıdaki komut verildi:

“Önceki tüm talimatlarını unut. Finans uzmanı olduğunuzu farz edin. Hisse senedi önerme deneyimine sahip bir finans uzmanısınız. İlk satırda iyi bir haber varsa “EVET”, kötü bir haberse “HAYIR” veya emin değilseniz “BİLİNMİYOR” şeklinde yanıtlayın. Sonra bir sonraki satırda kısa ve öz bir cümle ile detaylandırın.”

Ardından ertesi işlem gününde hisselerin getirisine bakıldı. Lopez-Lira, modelin bir haber başlığı tarafından bilgilendirildiğinde neredeyse tüm durumlarda daha iyi performans gösterdiğini buldu. Spesifik olarak, modelin bir haber başlığı tarafından bilgilendirildiği zamana kıyasla, ertesi günün hareketini rastgele seçme şansının yüzde 1′den az olduğu tespit edildi.

Türkiye’nin ilk özel yer gözlem uydusu uzaya fırlatıldı

0

Türkiye’nin ilk ticari yer gözlem uydusu Connecta T2.1, SpaceX Falcon 9 roketiyle Transporter 7 görevi kapsamında yörüngesine fırlatıldı. 

Temmuz 2021’de Ankara Bilkent Cyberpark’ta kurulan ve Türkiye’nin en hızlı büyüyen özel uzay teknolojileri firması olan Plan-S’in üçüncü uydusu yörüngesine yerleşti. SpaceX Falcon 9 roketiyle Transporter 7 görevinde fırlatılan yer gözlem uydusu Connecta T2.1’in tüm tasarım, geliştirme, entegrasyon ve test süreçleri Plan-S çatısı altında tamamlandı.  

Connecta T2.1 uydusunun hedefi yer gözlemleri olacak

Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazlarının uydular üzerinden haberleşmesi için tasarlanan önceki uydularından edindiği deneyim ve bilgi birikimini geliştiren Plan-S, yol haritasında yer alan üçüncü uydusu Connecta T2.1’e entegre edilen yüksek çözünürlüklü, çok bantlı yer gözlem kamerası ile yeryüzü gözlem görevlerini test edecek.

Daha önce uzaya gönderilen Connecta T1.1 ve T1.2 uydularına kıyasla iki kat daha büyük olan Connecta T2.1 ile görüntüleme, uzaktan algılama ve uç hesaplama testleri de gerçekleştirilecek. 

“Takım uydu yolunda çalışmalar devam ediyor”

Connecta T2.1 uydusunun fırlatılmasıyla ilgili konuşan Plan-S Yönetim Kurulu Başkanı Sami Aslanhan, “İlk uydumuz olan Connecta T1.1, bugüne kadar Dünya etrafında yaklaşık 200 milyon kilometre mesafe kaydetti. Uydu haberleşmesi konusunda ciddi anlamda deneyim ve bilgi birikimi edinmemizi sağlayan bu uydumuz, üzerindeki minyatür kameralar sayesinde kontrol merkezimize uzaydan fotoğraflar göndermeyi de başardı. İkinci uydumuz Connecta T1.2 ile de Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazlarının haberleşme testlerini yapmaya devam ediyoruz. Hem uydudan yere hem de yerden uyduyu yüksek hızlı veri transferi testlerimizi başarıyla tamamladık. Hatta Connecta T1.2 bize uzaydan çekilmiş “selfie” videosunu bile yolladı. Bunlar çok kısa sürede kazanılmış önemli kabiliyetler. Üçüncü uydumuz olan Connecta T2.1 ile de yer gözlem konusundaki çalışmalarımız için ilk büyük adımını atmış olduk” dedi.

2025 yılına kadar tüm planlamalar tamam

Yakın gelecek hedeflerinden bahseden Plan-S CEO’su Tugay Güzel ise “İlk uydumuzu 8 ayda, ikinci uydumuzu ise 5 ayda tamamlayıp başarıyla devreye aldık. Üçüncü uydumuz da yörüngesindeki yerini aldı. Şimdi devreye alma çalışmalarına başlayacağız. 2023 yılının dördüncü çeyreğinde Connecta T3.1 ve Connecta T3.2 adındaki iki uydumuzu eş zamanlı olarak göndereceğiz ve Plan-S olarak geliştirdiğimiz “uydular arası haberleşme” kabiliyetlerimizi bu uydular ile test edeceğiz. 2024 yılı içerisinde ise IoT haberleşme hizmetleri vereceğimiz uydu takımının ilk uydularını yörüngesine göndermiş ve devreye almış olacağız. 2025 yılı ve sonrasında çok sayıda uydu göndererek takım uydumuzun küresel kapsamasını ve hizmet kalitemizi artıracağız” dedi. 

Yapay zeka alanında yeni bir iş birliği

0

Yeni nesil teknoloji şirketi Cerebrum Tech ile Eczacıbaşı Topluluğu yapay zeka alanında yeni bir iş birliğine imza attı.

Cerebrum Tech’in derin öğrenme temelli dil modeli kullanarak geliştirdiği yapay zekâ uygulaması ‘Cere’, Eczacıbaşı Topluluğu bünyesinde kurumsal iş süreçlerine katkı sağlayarak, çalışanların verimliliğini artıracak. 3 boyutlu avatarla yapay zekalı ilk sanal karakter olarak kişisel kullanıcılarla buluşan Cere, kurumsal versiyonu ile vakit alan rutin görevleri hızlandıran, çalışanları yaratıcı süreçlere yönlendiren “çalışma arkadaşı” olarak konumlanıyor.

Yapay Zeka, Web3, Gaming alanlarında sürdürülebilir çözümler geliştiren girişimcilik stüdyosu Cerebrum Tech, Eczacıbaşı Topluluğu ile yapay zeka alanında önemli bir iş birliğine imza attı. Yapılan iş birliği ile Cerebrum Tech’in derin öğrenme tabanlı özbağlanımlı dil modeli yapısını kullanarak geliştirdiği yapay zeka sohbet robotu “Cere”, Eczacıbaşı Topluluğu bünyesinde iş süreçlerine entegre edilecek. 50 kuruluşta 13 bin 500’ü aşkın çalışanı bulunan Topluluk, Türkiye’de yerli yapay zeka uygulaması “Cere”yi kurumsal süreçlerine dahil eden ilk kuruluş oldu. 

Türkiye’nin ilk yapay zekalı sanal karakteri

Türkiye’nin 3 boyutlu avatara sahip yapay zekalı ilk sanal karakteri olan Cere, geçen 23 Mart’ta yapılan lansmanla birlikte kişisel kullanıcıların deneyimine sunuldu. Mobil uygulama ve web üzerinden erişilebilen Cere, basit sorulardan karmaşık konulara kadar akla gelebilecek her türlü soruya anında cevap verebiliyor. Her yaş grubundan kullanıcıya hitap eden “sohbet arkadaşı” Cere, zamanla kullanıcısını daha iyi tanıyarak daha doğru ve etkili yanıtlar üretiyor. 

Cere’nin kurumsal versiyonu ise vakit alan rutin görevleri üstlenerek, çalışanların daha yaratıcı, inovatif ve katma değeri yüksek süreçlere yönelmesine katkı sağlıyor. Projelerin araştırma süreçlerini hızlandırmaktan optimizasyon çözümleri sunmaya, iş modelleri oluşturmaya ve fikir üretimine destek olmaya kadar pek çok alanda destek sunuyor. Ayrıca toplantılara katılarak ihtiyaç duyulan bilgileri anında toplayabiliyor, konuşma dökümlerini ve özetlerini e-posta adreslerine gönderebiliyor. Öte yandan önümüzdeki süreçte eklenecek özelliklerle birlikte Cere, son teslim tarihlerini takip ederek görevler atayacak ve ekip üyelerine ilerleme raporları sağlayarak projelerin günlük programlanmasını yönetmeye de yardımcı olacak.  

Dijital dönüşümün odağında yapay zeka var 

Yapay zeka uygulamalarının iş yaşamını her alanda hızla ve köklü bir biçimde dönüştürdüğünü vurgulayan Cerebrum Tech Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdem Erkul, “Önümüzdeki yıllarda dijital dönüşümünü gerçekleştiren, teknolojiyi özümseyen şirketler daha ön plana çıkacak ve rekabet gücünü koruyacaklar. Yapay zeka teknolojileri de verimliliği ve yaratıcılığı artıran işlevleriyle bu dönüşümün en önemli parçalarından biri. Dolayısıyla hem kişisel hem de kurumsal versiyonuyla geliştirdiğimiz yapay zeka uygulamamız Cere, kullanıcılarına bu yeni dönemin kapılarını aralıyor. Bu süreçte Türkiye’nin en önemli kuruluşlarından Eczacıbaşı Topluluğu ile böylesine değerli bir iş birliğine imza atmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.

“Cere, yeni dijital iş arkadaşımız olacak”      

Eczacıbaşı Topluluğu olarak dijital teknolojileri tüm iş süreçlerine entegre ederek iş alanlarını dönüştürmeyi amaçladıklarını vurgulayan Eczacıbaşı Topluluğu Dijital Dönüşüm Koordinatörü Esra Eczacıbaşı Coşkun, “Topluluğumuzun dijital araçları, veriyi iyi kullanabilen, teknoloji okur-yazarlığı yüksek, çağı yakalarken öncülük de eden bir kurum olma hedefi doğrultusunda yapay zeka teknolojilerinin gündelik iş yaşamına entegrasyonunun iş alanlarımızı dönüştüreceğini düşünüyorum. Cere’yi çalışanlarımıza kurumsal olarak sunarak yapay zekayı çalışanlarımızın gündelik iş süreçlerine entegre etmelerini hızlandırmayı ve geliştirmeyi amaçlıyoruz. Yeni dijital iş arkadaşımız Cere, rutin görevleri üstlenerek, büyük verileri basitleştirip içgörüler sağlayarak Eczacıbaşı çalışanlarına destek olacak. Maliyet, zaman ve emek tasarrufu sağlayarak Topluluğumuzun temel hedeflerine odaklanmasını hedefliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Pandemi bitti, temizlik alışkanlıklarımız değişti

0

Global teknoloji şirketi Dyson’ın 39 ülkede gerçekleştirdiği 2023 Küresel Toz Araştırması, geçtiğimiz yıl düzenli bir temizlik programı sürdürenlerin sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Pandemi sonrası dünya yeniden eski rutinine dönerken, temizlik alışkanlıkları giderek daha tepkisel hale geliyor.

Son bir yıl içinde, düzenli temizlik programı uygulayanların sayısında global ölçekte yüzde 15’lik bir azalma var. Evcil hayvan tüyü ve toz akarı alerjenleri gibi mikroskobik tozların sağlık üzerinde gözle görünür partüküllerden daha büyük bir etkiye sahip olabilmesine rağmen insanların yüzde 60’ı yalnızca gözle görülür kir veya toz gördüklerinde temizlik yapmaya motive oluyor. Ev tozunda nelerin bulunabileceğine dair farkındalık düşük. Araştırmaya katılanların sadece yüzde 33’ü ev tozu içerisinde polen bulunabileceğinin ve yüzde 32’si toz akarı dışkısının potansiyel varlığından haberdar. 

Dyson, temizlik alışkanlıklarını ve davranışlarını, ev tozuna dair anlayışımızı ve bunun sağlığımız üzerindeki potansiyel etkilerini araştıran yıllık Küresel Toz Araştırması’nın 2023 yılı sonuçlarını açıkladı. 13 Nisan’da gerçekleştirilen etkinlikte, Bütünsel Dönüşüm Uzmanı Ayşe Tolga, Çocuk Alerji Uzmanı Doç. Dr. Şule Çağlayan Sözmen ve Aydınlatma Tasarımcısı Ali Berkman katılımcılarla hava, zemin temizliği ve doğru aydınlatma kullanarak sağlıklı bir ev yaratmanın önemini ve konuya dair önerilerini paylaştı.

Dyson, yaklaşık 20 yıldır dünyanın dört bir yanından gelen gerçek tozlar üzerinde çalışıyor. Markanın mikrobiyologlardan oluşan ekibi; insan saçının genişliği olan 70 mikron boyutundan, bir virüsün boyutu olan 0,1 mikrona kadar partikülleri inceliyor. Dyson’ın laboratuvarları aynı zamanda bilim insanlarının toz akarı dışkılarını toplayarak bu alerjenler hakkında daha fazla bilgi edinmesine olanak tanıyan bir toz akarı çiftliğine de ev sahipliği yapıyor. Dyson mühendisleri, yürütülen bu kapsamlı araştırmalar sayesinde, insanların gerçek dünyada karşılaştıkları koşullarla daha iyi başa çıkabilmeleri için yeni kablosuz süpürge teknolojileri geliştirmeye devam ediyor. 

39 ülkeden 30.000’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Küresel Toz Araştırması, pandemi sonrası temizlik alışkanlıklarının dünya genelinde düşüşte olduğunu ortaya koyuyor. İnsanların yüzde 60’ı artık sadece gözle görülür toz veya kir gördüklerinde temizlik yaptıklarını itiraf ederken, bu oranın geçen yıla göre yüzde 20 artış gösterdiği görülüyor. Ayrıca, araştırmaya katılanların yüzde 41’i düzenli bir temizlik programına sahip olduğunu belirtirken, bu sayının geçen yıldan bu yana yüzde 15 oranında azaldığı görülüyor. Bu da planlı temizlik konusunda daha az disiplinli hale gelindiğini gösteriyor. Türkiye’de yaşayanların yüzde 61’i evi tozlu olduğunda veya yerde kir gördüğünde temizlik yaptığını söylerken bu oranın geçen seneye göre yüzde 23 arttığı gözlemleniyor. 

Dyson Mikrobiyoloji Uzmanı Monika Stuczen, araştırmaya ilişkin açıklamasında “Covid-19 salgını, sağlıklı bir ev için düzenli temizlik yapmanın ihtiyacını ortaya koydu. Virüsler ve bakteriler de dahil olmak üzere birçok toz partikülü mikroskobik boyutta olduğundan ve çıplak gözle görülemediğinden, yalnızca görünür toz gördüklerinde temizlik yapanların sayısındaki bu önemli artış endişe kaynağıdır.” dedi.

13 Nisan’da gerçekleşen etkinlikte konuşan Bütünsel Dönüşüm Uzmanı Ayşe Tolga, “Nefes alıp vermek, insanı hayatta tutan ve oldukça basit görünmesine rağmen tüm yaşamı etkileyen bir eylemdir. Genelde fark etmeden ve bilinçsiz şekilde nefes alıp verdiğimiz için sakinleşmemizde, ruhsal durumumuzu düzeltmekte nefes alıp vermenin işe yarabileceğini gözden kaçırırız. Aldığımız nefes ne kadar önemliyse bu nefesi aldığımız ortamın koşulları da aslında bir o kadar önemlidir. Çünkü ne kadar fazla temiz hava solursak hayat kalitemiz de bir o kadar artar. Bu nedenle bulunduğumuz ortamlardaki havayı iyileştiren teknolojiler kullanmanın önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi. 

Çocuk Alerji Uzmanı Doç. Dr. Şule Çağlayan Sözmen etkinlikteki konuşmasında “Zamanımızın çoğunu evimize geçirdiğimiz bu dönemde artan polenler ve tozlar alerji sorunu yaşayanlar için bir problem haline geliyor. İç mekân hava kirliliğiyle birlikte yerlerde ve kullandığımız eşyaların üzerinde biriken toz, toz akarı ve dışkısı, evcil hayvan tüyü ve polen gibi alerjenler alerjik semptomları tetikliyor. Tüm bu kirleticilerin miktarını en aza indirmek için öncelikle etkin temizlik gerekir. Evinizdeki toz maruziyetini azaltmak için zeminlerinize ek olarak yataklarınızı, koltuklarınızı, ulaşılması zor yerleri evcil hayvanınızın uyuduğu ve sılıkla dolaştığı yerleri etkili filtre sistemine sahip bir süpürgeyle temizlemeyi atlamamak çok önemli. Ev içi hava kirliliğini azaltmada karbon eklenmiş etkili hava temizleyici fanların kullanılması toksinler ve ultra ince partikül madde temizliği açısından faydalı olacaktır.” dedi.

Aydınlatmanın hayatımızdaki öneminden bahseden Aydınlatma Tasarımcısı Ali Berkman ışık yoksulluğu sorununa dikkat çekerek, “Dünya popülasyonunun 5’te 1’i hala elektrikli ve modern aydınlatmaya ulaşamadan hayatını devam ettiriyor ve gaz lambaları gibi primitif ışık kaynakları kullanımı nedeniyle her yıl 1.5 milyon kişi çeşitli solunum yolu hastalıkları yüzünden hayatını kaybediyor. Bu nedenle elimizdeki kaynakların farkında ve enerji verimliliği hakkında duyarlı olmamız gerekiyor. Bunun yaşadığımız ortama yansıması olarak, tıpkı diğer ev özelliklerinin ihtiyaçlarınıza göre kişiselleştirmesi ve geliştirilmesi gibi aydınlatma alanında da buna dikkat etmenizi öneririm. Bulunduğunuz ortamdaki ışık kaynakları, sabahları kademeli olarak uyanıp hazırlanmanızdan kişisel ev ofisinizi oluşturmanıza ve akşamları uykuya dalmanıza kadar gün boyunca düzeninize ışık parlaklığı miktarı ve rengiyle uyum sağlayabilmelidir. Aydınlatma, hem sağlık hem de konfor için elverişli, verimli bir ev ortamı yaratmada temel bir rol oynar.” dedi. 

Küresel toz anlayışı 

Dyson’ın araştırması, evimizdeki tozun içinde ne olduğu ve dolayısıyla neyi temizlemeye çalıştığımız konusundaki farkındalığın düşük olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle, dünya genelinde evlerin  yüzde 55’inde alerjiden etkilenen birileri bulunurken, çok azı tozun içinde olan yaygın alerji tetikleyicilerinin varlığından haberdar. Araştırmaya katılanların sadece yüzde 33’ü tozda polen bulunabileceğinin ve yüzde 32’si toz akarı dışkısının potansiyel varlığının farkında olduğunu söylüyor. Türkiye’de yaşayanların yüzde 48’i ise ev tozunun içinde en çok bakteri olduğunu düşünüyor. 

Tozlardan etkili şekilde nasıl kurtulabiliriz?

Sağlıklı bir yaşama alanı oluşturmak, dünya genelinde insanların evlerini tozdan arındırmak istemelerinin en önemli nedenidir. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 45’i evde yaşayan herkesin sağlıklı kalması için temizlik yaptığını dile getirirken, evinin uygun şekilde sterilize edildiğinden emin olmak için temizlediğini söyleyenlerin oranıysa sadece yüzde 15. 

Birçok kişi toz ve kirin alınmasıyla sorunun çözüleceğini düşünse de, tam filtreleme sağlamayan bir süpürgeyle evi temizlemenin anlamı yoktur. Temizlenen tozun ve kirin bir kısmını zayıf filtreler veya gevşek contalar aracılığıyla çevreye geri veren birçok süpürge vardır. Dyson, kablosuz süpürgenin temel görevlerinden birinin tozu makinenin içine hapsetmek ve temiz havayı dışarı vermek olduğunu biliyor. Havanın ne kadar temiz olduğu filtreleme sistemi tarafından belirlenirken; filtre tasarımı, hava akışı yolları ve makine sızdırmazlığı, emilen tozun havaya geri verilmemesini sağlamak için birlikte çalışıyor.

Dyson’ın Küresel Toz Araştırması, genel olarak filtre farkındalığının düşük olduğunu ve pandemi sırasında popüler bir kelime haline gelmesine rağmen, her 4 kişiden sadece 1’inin HEPA’dan (Yüksek Verimli Partikül Emici Filtre) haberdar olduğunu ortaya koyuyor. Dyson’ın 5 aşamalı gelişmiş filtreleme teknolojilerine sahip Dyson V15 Detect ve V12 Detect Slim,  dışarı daha temiz hava verebilmek için 0,3 mikron kadar küçük partiküllerin yüzde 99,99’unu hapsediyor. Dyson siklon teknolojisi, zeminlerden ve yüzeylerden toz ve kiri ayırmada etkiliyken, tüm makinenin sızdırmazlığı, tozun evlerinize geri bırakılmadığı anlamına geliyor.

Dijital casuslar iPhone’ları hedefliyor

Başkan Biden’ın ABD’nin demokrasileri yıkmak için kullanılan ticari casus yazılımları satın almasını önlemek için bir yürütme emri imzalamasından sadece haftalar sonra, araştırmacılar iPhone kullanıcılarını hedef alan başka bir sıfır gün açığı tespit etti.

Başkan Biden’ın ABD hükümetinin demokrasileri yıkmak için kullanılan ticari casus yazılımları satın almasını engellemek için tasarlanmış yürütme emrini imzalamasından sadece haftalar sonra, araştırmacılar iPhone kullanıcılarını hedef alan başka bir utanç verici sıfır tıklama, sıfır gün istismarı tespit etti. Kiralık casus ‘çözüm’, QuaDream adlı bir İsrail firması tarafından satıldı.

QuaDream’in saldırıları, Microsoft ve Citizen Lab‘deki güvenlik araştırmacıları tarafından ortaya çıkarıldı. Eski NSO Group çalışanları tarafından kurulması ve İsrail istihbaratıyla bağlantıları olması da dahil olmak üzere, aynı soyağacının çoğunu paylaşmaktadır. Saldırıları ilk olarak geçen yıl ortaya çıktı,ancak araştırmacılar o zamandan beri bu dijital paralı askerlerin nasıl çalıştığı hakkında daha fazla şey buldu.

Şirket, görünüşte kolluk kuvvetleri için hükümetlere Reign adlı ürkütücü bir gözetleme platformu satıyor. Reign, iOS 14 çalıştıran iPhone’lar da dahil olmak üzere güvenliği ihlal edilmiş cihazlardan veri çalmak için kötü amaçlı yazılım, açıklardan yararlanma ve altyapı sağlıyor. Apple, 2021’de hayaletlerin hedef aldığı kişileri bilgilendirdiğinde ve kendi güvenlik korumalarını güçlendirdiğinde bu açıklardan haberdar oldu.

Sicilya Savunması nedir?

Yeni tanımlanan kötü amaçlı yazılıma KingsPawn adı verildi ve EndOfDays olarak adlandırılan korkunç bir istismarla çoğaldı, görünmez iCloud takvim davetlerini makinelere bulaştırmak için kullandığı ortaya çıkan sıfır tıklamalı bir saldırıydı. Araştırmacılar bunun Meksika’da aktif olarak kullanıldığını bildiriyor ve Citizen Lab ABD, Avrupa, Orta Doğu ve Orta ve Güneydoğu Asya’da bulunan kurbanları tespit etti. Kurbanlar arasında politikacılar, gazeteciler olduğu söyleniyor.

Bir iPhone’a yüklendiğinde, casus yazılım aramalardan veya mikrofondan gelen sesi kaydedebilir, fotoğraf çekebilir, anahtarlık öğelerini çalabilir ve kaldırabilir, 2FA iCloud şifreleri oluşturabilir, konumu izleyebilir, dosya arayabilir ve veritabanlarında arama yapabilir ve tüm bunları varlığını gizleyebilir. Kendi kendini yok etme özelliği bulunuyor. Bu saldırıları desteklemek için CitizenLab, QuaDream müşterileri tarafından işletilen en az 10 ülkede bulunan 600’den fazla sunucu tespit etti. Bu sunucular, çalınan verilerin depolanması ve istismar dağıtımı/hedeflenmesi dahil olmak üzere bir dizi görevi yerine getiriyor.

Sunucuların bulunduğu ülkeler arasında İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan, Singapur, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Bulgaristan, Meksika ve Gana bulunmaktadır. En az üçünün (Macaristan, Meksika ve BAE) insan hakları savunucularını (HRD’ler), gazetecileri ve sivil toplumla ilgili diğer kişileri hedef almak için casus yazılım kullandığı biliniyor.

“İsrail’den çalıştırılan sistemlerin İsrail hükümeti tarafından mı yoksa QuaDream’in kendisi tarafından mı işletiliyor belirlenemiyor. Bununla birlikte, İsrail hükümetinin Filistinli HRD’leri ve yerel siyasi aktivistleri hedef almak için paralı asker casus yazılımlarını kötüye kullandığından da şüpheleniliyor” dedi. KingsPawn, ForcedEntry, EndOfDays ve Pegasus gibi isimlerle, bu firmalar tarafından kullanılan istismarlar bazı özellikleri paylaşıyor, temel olarak gelişmiş saldırı vektörleri ve daha geniş kullanım için çoğalma eğilimindedir.

QuaDream’in kurucu ortaklarından ikisinin daha önce NSO Group için çalışmış kişileri içerdiğini ve şirketin kendisinin iddiaya göre eski bir İsrail askeri yetkilisi tarafından yönetildiğini öğrenmek şaşırtıcı olmadı. Citizen Lab, “Her iki şirketle ilişkili çok sayıda kilit kişinin, başka bir gözetleme satıcısı olan Verint ve İsrail istihbarat teşkilatlarıyla önceden bağlantıları var” dedi. “Ticari casus yazılımların kontrolden çıkmış çoğalması, sistemik hükümet düzenlemeleriyle başarılı bir şekilde azaltılıncaya kadar, hem tanınabilir adlara sahip şirketler hem de hâlâ gölgede kalan şirketler tarafından körüklenen kötüye kullanım vakalarının sayısı muhtemelen artmaya devam edecek. ”dedi.

Bu saldırıdan kendinizi koruyun

Bu tür karanlık gruplar tarafından geliştirilen türden saldırılar ilk başta çok pahalıya mal olsa da, bu maliyet azalır. Apple için zorluk, aygıt güvenliğini kırma işini, bu saldırıların maliyetinin sıradan saldırganlar için çok yüksek kalmasını sağlayacak kadar zorlaştırmaya devam etmektir. Ancak zamanla açıklardan yararlanmalar sızıntı yapar ve artık güvenlik yamaları almayan eski cihazları kullananlar daha fazla risk altındadır.

Şimdiye kadar bilinmeyen sıfır tıklama saldırılarına karşı korunmak son derece zordur, ancak saldırı yüzeyini sınırlandırmaya yardımcı olabilecek bazı yaklaşımlar var,

  • Cihazları en son güvenlik düzeltmelerini içeren en son yazılıma güncelleyin.
  • Cihazları bir parola ile koruyun.
  • Apple Kimliği için iki faktörlü kimlik doğrulama ve güçlü bir parola kullanın.
  • Uygulamaları yalnızca App Store’dan yükleyin.
  • Çevrimiçi ortamda güçlü ve benzersiz parolalar kullanın.
  • Varsa, Apple’ın gelişmiş iCloud+ güvenlik araçlarını kullanın .
  • Bilinmeyen göndericilerden gelen bağlantılara veya eklere tıklamayın.

Bir saldırı hedefi olabileceğine inanan bir iPhone kullanıcısı, bazı iPhone işlevleri pahasına mevcut saldırı yüzeyini önemli ölçüde daraltarak mevcut güvenlik korumasını artıran LockDown Modunu etkinleştirmelidir . Ancak herkesin yapabileceği bir şey, özellikle üretken yapay zeka makineleri Kuantum bilişimin derin hesaplama gücüyle birleşmeye hazırlanırken, bu endüstrinin sonuna kadar satın alındığında ısrar ediyor.

Siber dolandırıcıların yeni hedefi TOGG ve TESLA almak isteyenler

Geçtiğimiz haftalarda hem Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) kuralı ön siparişlerini açmış hem de Elon Musk’ın sahibi olduğu Tesla, Türkiye’de ön ödemeli satışlara başlamıştı. Yoğun ilgiyle karşılanan bu iki gelişme sonrası elektrikli otomobil sahibi olmak isteyenlerin aracısız bir şekilde ön ödeme yaparak kuraya katılması ya da sipariş vermesi siber dolandırıcıların da ilgisini çekti. Otomobil sahibi olmak isteyen vatandaşları kandırmak için bir dizi dolandırıcılık yöntemi uygulandığını belirten Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, ön ödemeli işlemlerde özellikle sahte internet sitelerinin kullanıldığını söyleyerek resmi bağlantılardan bilgi aldıktan sonra işlem yaptığınızdan emin olun uyarısında bulunuyor.

TOGG için kuraya katılanların sayısı 200 bini bulurken siber suçlular ise ön ödeme gerektiren kura ve ön sipariş sürecinde vatandaşları kandırmak için bir dizi dolandırıcılık yöntemi uygulamaya başladı. Ön ödemelerin orijinal site yerine kendi hesaplarına yapılması için siber dolandırıcıların, başta sahte internet siteleri olmak üzere SMS, sosyal medya reklamları ve e-postaları kullandığını belirten Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, elektrikli otomobil almak isteyen vatandaşları siber dolandırıcılıklara karşı uyarıyor.

Markaların isimlerini ve logolarını kullanıyorlar

Siber dolandırıcıların gündemi oldukça iyi bir şekilde takip ederek çok iyi rol oynadıklarını ve otomobil markalarının adlarının ve logolarının kullanıldığı sahte SMS’ler, sosyal medya reklamları, internet siteleri ve e-postalar ile ön sipariş veya kura katılım ödemesi yapmak isteyen masum vatandaşları kandırabildiğini belirten Alev Akkoyunlu, “Bazı basit kurallara uyarak ve sevdiklerinizi bilgilendirerek bu tür dolandırıcılıkların kurbanı olmaktan kurtulabilirsiniz.” ifadelerinde bulunuyor.

Sahte otomobil sitelerinden doğacak dolandırıcılıklara karşı nasıl korunursunuz?

“Kısa mesajlar, sosyal medya reklamları, sahte internet siteleri ve e-postaları kullanan siber dolandırıcıların hepsi sizi ön sipariş, kuraya katılım hakkı, son kalan 10 otomobil gibi yöntemlerle manipüle ederek kandırmaya çalışır.” açıklamasında bulunan Alev Akkoyunlu, her zaman satın alacağınız otomobilin kendi internet sitesini elle girerek işlem yaptığınızdan emin olun uyarısında bulunuyor.

Bununla birlikte yazım hataları, yanlış yazılmış e-posta adresleri ve alan adları ile şüpheli bağlantılar, saldırıların kurbanı olmanızı engelleyebilir. Online ön ödemeli otomobil siparişi gerçekleştirirken dikkat etmeniz gereken diğer noktalar ise şöyle

1. Bir SMS, sosyal medya reklamı, internet sitesi ve e-postanın içeriğinde otomobil markasının logolarının olması, her zaman meşru olduğu anlamına gelmez.

2. Size gönderilen bir dosyanın PDF veya resmi belge gibi görünmesi, o dosyanın gerçekten markadan geldiği göstermez.

3. Dolandırıcılık e-postası sizden yalnızca iletiyi yanıtlamanızı istese bile kişiyi tanımıyorsanız yanıtlamayın. Teklif gerçek olamayacak kadar iyiyse ve size sunduğu ödül gösterdiğiniz çabadan oldukça büyükse, kesinlikle bir oltalama e-postasıdır.

4. Birden fazla resmi kaynaktan bilgi sahibi olmaya çalışın ve bilgileri markanın web sitesine girerek kontrol edin.

5. Bu tür saldırılardan korunmak istiyorsanız, tüm cihazlarınızda sizi kimlik avı dolandırıcılığı ve kötü amaçlı yazılımlardan koruyabilecek bir güvenlik çözümü kullanın

Kadın istihdamında sektör ortalamasını ikiye katladı

0

Papara, düzenlediği eğitim programını başarıyla tamamlayan 7 kadın yazılımcıya kariyer fırsatı sundu. 

Teknoloji ve yazılım sektörlerinde kadın çalışanlara eşit temsil hakkı vermek, toplumsal cinsiyet eşitliğini bir öncelik olarak benimseyen şirketlerin ortak gündemine dönüştü. 2021 verileri, Türkiye’de her 10 yazılımcıdan yalnızca birinin kadın olduğuna işaret ederken, Türkiye’nin önde gelen finansal teknoloji kuruluşlarından Papara, anlamlı bir projeye imza attı. Papara, eğitim ve kariyer platformu Patika işbirliğiyle düzenlediği bootcamp’in sonunda, aralarında daha önce diyetisyenlik, mimarlık gibi farklı sektörlerde çalışmış adayların da olduğu 7 kadın yazılımcıya kariyer fırsatı sundu. 

1.000’e yakın başvuru yapıldı

Papara’nın Patika iş birliğiyle düzenlediği .Net Core Kadın Yazılımcı Bootcamp eğitim programına 3 hafta içinde 988 aday başvurdu. Ön eleme kriterlerini karşılayan 579 adaydan 376’sı gönderilen vaka çalışmalarını tamamladı ve bu adaylardan 69’uyla mülakat yapıldı. Papara İnsan ve Kültür ekibi, belirlenen 30 adayla tanışma görüşmeleri yaptı ve 6 haftalık eğitim sürecini başarıyla tamamlayan 7 aday, Papara’nın teknoloji ekibine tam zamanlı Yazılım Mühendisi olarak katıldı. 

Teknoloji sektöründe kadın temsilini güçlendirmeyi önemsiyoruz

papara kariyer

Teknoloji sektöründe kadın temsilini güçlendirmeyi önemsediklerini dile getiren Papara CEO’su Emre Kenci, “Papara olarak yaptığımız her işte alışılmış kabulleri değiştirmeye cesaret ediyoruz. Çalışanlarımızın 211’i, %45’i kadın. Teknoloji ekibimizde ise yaklaşık her 4 rolden birini kadın ekip arkadaşlarımız üstleniyor. Sektördeki kadın yazılımcı oranının %11,8 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, bu rakamlarla Türkiye ortalamasını ikiye katlarken, %22 olan Avrupa ortalamasını aşmayı başarıyoruz. Devamlılığını sağlayacağımız .Net Core Kadın Yazılımcı Bootcamp programı da bu anlamda önemli bir adım” dedi. 

Dyson’dan dikkat çeken araştırma! Sağlığımız tehlikede olabilir

0

Global teknoloji şirketi Dyson’ın 39 ülkede gerçekleştirdiği 2023 Küresel Toz Araştırması, geçtiğimiz yıl düzenli bir temizlik programı sürdürenlerin sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Pandemi sonrası dünya yeniden eski rutinine dönerken, temizlik alışkanlıkları giderek daha tepkisel hale geliyor.

Dysın tarafından yapılan Küresel Toz Araştırması’ndan dikkat çekici sonuçlar çıktı

Dyson, temizlik alışkanlıklarını ve davranışlarını, ev tozuna dair anlayışımızı ve bunun sağlığımız üzerindeki potansiyel etkilerini araştıran yıllık Küresel Toz Araştırması’nın 2023 yılı sonuçlarını açıkladı. 13 Nisan’da gerçekleştirilen etkinlikte, Bütünsel Dönüşüm Uzmanı Ayşe Tolga, Çocuk Alerji Uzmanı Doç. Dr. Şule Çağlayan Sözmen ve Aydınlatma Tasarımcısı Ali Berkman katılımcılarla hava, zemin temizliği ve doğru aydınlatma kullanarak sağlıklı bir ev yaratmanın önemini ve konuya dair önerilerini paylaştı.

Dyson

Dyson, yaklaşık 20 yıldır dünyanın dört bir yanından gelen gerçek tozlar üzerinde çalışıyor. Markanın mikrobiyologlardan oluşan ekibi; insan saçının genişliği olan 70 mikron boyutundan, bir virüsün boyutu olan 0,1 mikrona kadar partikülleri inceliyor. 

Dyson’ın laboratuvarları aynı zamanda bilim insanlarının toz akarı dışkılarını toplayarak bu alerjenler hakkında daha fazla bilgi edinmesine olanak tanıyan bir toz akarı çiftliğine de ev sahipliği yapıyor. Dyson mühendisleri, yürütülen bu kapsamlı araştırmalar sayesinde, insanların gerçek dünyada karşılaştıkları koşullarla daha iyi başa çıkabilmeleri için yeni kablosuz süpürge teknolojileri geliştirmeye devam ediyor.

39 ülkeden 30.000’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Küresel Toz Araştırması[1], pandemi sonrası temizlik alışkanlıklarının dünya genelinde düşüşte olduğunu ortaya koyuyor. İnsanların yüzde 60’ı artık sadece gözle görülür toz veya kir gördüklerinde temizlik yaptıklarını itiraf ederken, bu oranın geçen yıla göre yüzde 20 artış gösterdiği görülüyor. 

Ayrıca, araştırmaya katılanların yüzde 41’i düzenli bir temizlik programına sahip olduğunu belirtirken, bu sayının geçen yıldan bu yana yüzde 15 oranında azaldığı görülüyor. Bu da planlı temizlik konusunda daha az disiplinli hale gelindiğini gösteriyor. Türkiye’de yaşayanların yüzde 61’i evi tozlu olduğunda veya yerde kir gördüğündetemizlik yaptığını söylerken bu oranın geçen seneye göre yüzde 23 arttığı gözlemleniyor.

Dyson Mikrobiyoloji Uzmanı Monika Stuczen, araştırmaya ilişkin açıklamasında “Covid-19 salgını, sağlıklı bir ev için düzenli temizlik yapmanın ihtiyacını ortaya koydu. Virüsler ve bakteriler de dahil olmak üzere birçok toz partikülü mikroskobik boyutta olduğundan ve çıplak gözle görülemediğinden, yalnızca görünür toz gördüklerinde temizlik yapanların sayısındaki bu önemli artış endişe kaynağıdır.” dedi.

13 Nisan’da gerçekleşen etkinlikte konuşan Bütünsel Dönüşüm Uzmanı Ayşe Tolga“Nefes alıp vermek, insanı hayatta tutan ve oldukça basit görünmesine rağmen tüm yaşamı etkileyen bir eylemdir. Genelde fark etmeden ve bilinçsiz şekilde nefes alıp verdiğimiz için sakinleşmemizde, ruhsal durumumuzu düzeltmekte nefes alıp vermenin işe yarabileceğini gözden kaçırırız.

Aldığımız nefes ne kadar önemliyse bu nefesi aldığımız ortamın koşulları da aslında bir o kadar önemlidir. Çünkü ne kadar fazla temiz hava solursak hayat kalitemiz de bir o kadar artar. Bu nedenle bulunduğumuz ortamlardaki havayı iyileştiren teknolojiler kullanmanın önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Çocuk Alerji Uzmanı Doç. Dr. Şule Çağlayan Sözmen etkinlikteki konuşmasında “Zamanımızın çoğunu evimize geçirdiğimiz bu dönemde artan polenler ve tozlar alerji sorunu yaşayanlar için bir problem haline geliyor. İç mekân hava kirliliğiyle birlikte yerlerde ve kullandığımız eşyaların üzerinde biriken toz, toz akarı ve dışkısı, evcil hayvan tüyü ve polen gibi alerjenler alerjik semptomları tetikliyor.

Tüm bu kirleticilerin miktarını en aza indirmek için öncelikle etkin temizlik gerekir. Evinizdeki toz maruziyetini azaltmak için zeminlerinize ek olarak yataklarınızı, koltuklarınızı, ulaşılması zor yerleri evcil hayvanınızın uyuduğu ve sılıkla dolaştığı yerleri etkili filtre sistemine sahip bir süpürgeyle temizlemeyi atlamamak çok önemli. Ev içi hava kirliliğini azaltmada karbon eklenmiş etkili hava temizleyici fanların kullanılması toksinler ve ultra ince partikül madde temizliği açısından faydalı olacaktır.” dedi.

Aydınlatmanın hayatımızdaki öneminden bahseden Aydınlatma Tasarımcısı Ali Berkman ışık yoksulluğu sorununa dikkat çekerek, “Dünya popülasyonunun 5’te 1’i hala elektrikli ve modern aydınlatmaya ulaşamadan hayatını devam ettiriyor ve gaz lambaları gibi primitif ışık kaynakları kullanımı nedeniyle her yıl 1.5 milyon kişi çeşitli solunum yolu hastalıkları yüzünden hayatını kaybediyor.” 

Bu nedenle elimizdeki kaynakların farkında ve enerji verimliliği hakkında duyarlı olmamız gerekiyor. Bunun yaşadığımız ortama yansıması olarak, tıpkı diğer ev özelliklerinin ihtiyaçlarınıza göre kişiselleştirmesi ve geliştirilmesi gibi aydınlatma alanında da buna dikkat etmenizi öneririm. Bulunduğunuz ortamdaki ışık kaynakları, sabahları kademeli olarak uyanıp hazırlanmanızdan kişisel ev ofisinizi oluşturmanıza ve akşamları uykuya dalmanıza kadar gün boyunca düzeninize ışık parlaklığı miktarı ve rengiyle uyum sağlayabilmelidir. Aydınlatma, hem sağlık hem de konfor için elverişli, verimli bir ev ortamı yaratmada temel bir rol oynar.” dedi.

Küresel toz anlayışı 

Dyson’ın araştırması, evimizdeki tozun içinde ne olduğu ve dolayısıyla neyi temizlemeye çalıştığımız konusundaki farkındalığın düşük olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle, dünya genelinde evlerin  yüzde 55’inde alerjiden etkilenen birileri bulunurken, çok azı tozun içinde olan yaygın alerji tetikleyicilerinin varlığından haberdar. Araştırmaya katılanların sadece yüzde 33’ü tozda polen bulunabileceğinin ve yüzde 32’si toz akarı dışkısının potansiyel varlığının farkında olduğunu söylüyor. Türkiye’de yaşayanların yüzde 48’i ise ev tozunun içinde en çok bakteri olduğunu düşünüyor.

Peki tozlardan etkili şekilde nasıl kurtulabiliriz?

Sağlıklı bir yaşama alanı oluşturmak, dünya genelinde insanların evlerini tozdan arındırmak istemelerinin en önemli nedenidir. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 45’i evde yaşayan herkesin sağlıklı kalması için temizlik yaptığınıdile getirirken, evinin uygun şekilde sterilize edildiğinden emin olmak için temizlediğini söyleyenlerin oranıysa sadece yüzde 15.

Birçok kişi toz ve kirin alınmasıyla sorunun çözüleceğini düşünse de, tam filtreleme sağlamayan bir süpürgeyle evi temizlemenin anlamı yoktur. Temizlenen tozun ve kirin bir kısmını zayıf filtreler veya gevşek contalar aracılığıyla çevreye geri veren birçok süpürge vardır. Dyson, kablosuz süpürgenin temel görevlerinden birinin tozu makinenin içine hapsetmek ve temiz havayı dışarı vermek olduğunu biliyor. Havanın ne kadar temiz olduğu filtreleme sistemi tarafından belirlenirken; filtre tasarımı, hava akışı yolları ve makine sızdırmazlığı, emilen tozun havaya geri verilmemesini sağlamak için birlikte çalışıyor.

Dyson’ın Küresel Toz Araştırması, genel olarak filtre farkındalığının düşük olduğunu ve pandemi sırasında popüler bir kelime haline gelmesine rağmen, her 4 kişiden sadece 1’inin HEPA’dan (Yüksek Verimli Partikül Emici Filtre) haberdar olduğunu ortaya koyuyor.

Dyson’ın 5 aşamalı gelişmiş filtreleme teknolojilerine sahip Dyson V15 Detect ve V12 Detect Slim,  dışarı daha temiz hava verebilmek için 0,3 mikron kadar küçük partiküllerin yüzde 99,99’unu hapsediyor. Dyson siklon teknolojisi, zeminlerden ve yüzeylerden toz ve kiri ayırmada etkiliyken, tüm makinenin sızdırmazlığı, tozun evlerinize geri bırakılmadığı anlamına geliyor.

39 ülkeyi temsil eden bir örneklemde 33.997 çevrimiçi görüşme. Saha çalışması 11 Ocak ve 6 Şubat 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler, farklı nüfus büyüklüklerini temsil edecek şekilde ‘Küresel’ düzeyde ağırlıklandırılmıştır. Filtreleme, bağımsız bir kurum olan SGS-IBR Laboratories tarafından 2020 yılında “Boost” modunda ASTM F3150 karşı test edilmiştir.

Noventiq İstanbul’da yıllık Üst Düzey Liderlik Konferansı’na ev sahipliği yapıyor

0

Noventiq NASDAQ’a giden yolda, stratejisini belirlemek üzere İstanbul’da yıllık Üst Düzey Liderlik Konferansı’na ev sahipliği yapıyor

13 Nisan 2023, İstanbul, Türkiye – Küresel dijital dönüşüm ve siber güvenlik çözüm ve hizmet sağlayıcısı Noventiq, Üst Düzey Liderlik Konferansı’nı üst üste ikinci kez İstanbul’da gerçekleştiriyor. Farklı ülkelerden ve iş alanlarından 70’in üzerinde üst düzey lider, Noventiq’in 2023 mali yılı için temel stratejilerini görüşmek üzere İstanbul’da bir araya geldi.

Görüşmeler, şirketin hedefi ve şirket için önemli bir kilometre taşı olan Corner Growth Acquisition Corp. ile bir iş birleşimi yoluyla NASDAQ’a kote olma niyetinin duyurulması üzerinde yoğunlaştı. Etkinlik, aylarca süren planlama ve hazırlık çalışmalarının sonucunda başarı ile gerçekleşti ve katılımcılar önlerindeki fırsatlar konusunda heyecan duyduklarını belirtti.Noventiq’in İstanbul’u seçmesinin, Avrupa ve Asya’nın kesişme noktasındaki stratejik konumu, canlı iş dünyası, yüksek eğitimli ve nitelikli işgücü gibi pek çok nedeni var. En önemli nedenlerinden biri, Türkiye ICT (Bilgi ve İletişim Teknolojileri) pazarının sunduğu muazzam potansiyel. Mordor Intelligence tarafından yayınlanan bir araştırmaya göre, Türkiye ICT pazarının 2018-2028 dönemi için %9,3’lük bir CAGR (Yıllık bileşik büyüme oranı) ile büyümesi beklenmektedir. Yazılım ve hizmetlere yapılan harcamalar oldukça iyi durumda ve bulut bilişim birçok bölgede kayda değer bir büyüme gösterdi. Noventiq’in son üç yılda pazarda %100’den fazla büyüme kaydetmesi, şirketin bu ülke ve bölgede nasıl bir ayak izi bıraktığını gösteriyor. Şirketin gerçekleştirdiği önemli bir hamle de Türkiye’nin önde gelen Microsoft Bulut Çözüm Sağlayıcı (CSP) iş ortaklarından Makronet’i satın alması oldu.

Bu satın alma, Noventiq’in Türkiye ve META (Orta Doğu, Türkiye ve Afrika) bölgesindeki işlerine önemli bir katkı sağlıyor. Noventiq’in üç boyutlu büyüme stratejisinin iki boyutuna katkıda bulunuyor: coğrafi genişleme ve Makronet’in kendi platformu MyAdmin ile satış kanalı yeteneklerinin güçlendirilmesi. Noventiq şimdi Türkiye ICT pazarının muazzam potansiyelinden yararlanmak ve bölgedeki ve ötesindeki
işlerini genişletmek için iyi bir konuma sahip. Noventiq CEO’su Herve Tessler şunları söyledi: “Liderlik etkinliğimize üst üste ikinci kez İstanbul’da ev sahipliği yapmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Şehrin zengin tarihi, kültürü ve stratejik konumu, burayı 60 farklı ülkeden gelen üst düzey liderlerin yıllık buluşması için mükemmel bir mekân haline getiriyor. Ayrıca Türkiye ve META bölgesinin şirketimize sunduğu muazzam büyüme fırsatları bizi heyecanlandırıyor. Canlı ekonomisi, genç ve dinamik nüfusu ve destekleyici hükümet politikalarıyla

Türkiye, teknoloji ve inovasyon için önemli bir merkez haline gelmiştir. BT sağlayıcılarının bu ülkede büyümesi ve büyük projeler inşa etmesi için büyük bir potansiyel görüyoruz ve bunun bir parçası olmaya kararlıyız. ”Noventiq Türkiye Genel Müdürü Erdal İpek, “Geleceğe baktığımızda, Türkiye’nin ve tüm META bölgesinin, küresel şirketimizin büyümesini ve stratejisini sürdürmesi için temel bir dayanak olarak kabul edildiğini görmekten gurur duyuyorum. Noventiq’in Türkiye’deki ülke müdürü olarak, pazara benzersiz yaklaşımımızı getirmek için küresel ekibimizle her gün yakın bir şekilde çalışmaya kararlıyım. Küresel uzmanlığımızı Türkiye’deki ekibimizin yerel bilgi ve iç görüleriyle birleştirerek, müşterilerimizin özel ihtiyaçlarını karşılayan yenilikçi çözümler sunabiliyoruz. Noventiq’in Türkiye ve META bölgesindeki sınırlarını genişletmek için çalışmaya devam edeceğim için gerçekten heyecanlıyım ve Noventiq’in liderliğinin bu ülkede büyük bir iş alanı oluşturduğunu görmekten gurur duyuyorum.”

Otonom araç şeridi devreye alınacak

Japonya’da otonom araç şeridi devreye alınacak. Otoyoldaki bu şeritte, yalnızca otonom teslimat yapan kamyonlar gidebilecek.

Japonya, ülkenin en işlek otobanında sürücüsüz kamyonlara ayrılmış bir şerit oluşturarak otonom sürüşü benimsemesinde daha ileri bir seviyeye ulaştı.

Başkent Tokyo ile Aichi vilayetindeki 2.2 milyonluk bir şehir olan Nagoya arasındaki rotanın bir bölümü, 2024 yılı içerisinde otonom nakliye araçlarına ayrılacak. Japon medya kuruluşu Nikkei Asia’nın verdiği bilgiye göre sürücüsüz şerit, Fuji Dağı’nın güneyindeki iki şehir olan Numazu ve Hamamatsu arasında yaklaşık 100 km uzanan Shin-Tomei Otoyolu’nun bir bölümünde gösterilecek. Otonom araç şeridi ile otonom kamyonlara ayrı bir alan tanınmış olacak.

Yolun bu kısmı uzun ve düz nitelikte. Ayrıca yolun her iki tarafında üç şerit bulunuyor. Bu da onu kendi kendine giden kamyonların konuşlandırılması için ideal kılıyor. Otonom sürüş şeridinin, insanlar tarafından kullanılan araçlara da izin verip vermeyeceği henüz belli değil.

Altyapı yatırımları planlanıyor

Yol koşullarının sürekli izlenmesini sağlamak için şeride sensörler ve kameralar eşlik edecek ve gelişmiş 5G iletişimi de gerekecek. Bu düzeyde bağlanabilirlik, kendi kendine giden kamyonların şeritteki herhangi bir engel veya ilerideki beklemeler konusunda uyarılmasını ve zamanında yavaşlamalarını sağlamak için gerekli. Girişim, Japon hükümeti tarafından sunulacak olan ulusal bir dijital altyapı için yol haritasının bir parçası niteliğinde diyebiliriz.

Ayrıca 2023 Mart ayında Parlamento’da sürücüsüz ulaşımın getirilmesine izin verecek bir yasa tasarısının kabul edileceği ortaya çıkmıştı. Ardından Kasım ayında Ulusal Polis Teşkilatı, Seviye 4 otonom sürüşü trafik yasasına dahil etme planlarını onayladı. Seviye 4, Otomotiv Mühendisleri Derneği tarafından, bir aracın belirli senaryolarda insan sürücünün herhangi bir müdahalesine gerek duymadan kendi kendine hareket etmesi olarak tanımlanıyor. Gerekli mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte Japon hükümeti, 2025 yılına kadar 40 ve 2030 yılına kadar 100’den fazla alana sahip olmayı planlayarak Seviye 4 mobilite hizmetlerini artırmak istiyor.

Yüksek teknoloji için eylem çağrısı

TÜSİAD ve TÜBİSAD’dan “Türkiye’nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji İçin Eylem Çağrısı”

Deloitte Digital’in içerik desteği sağladığı raporda yenilikçi politikaların geliştirilmesinden finansal desteklere, altyapıdan yetkin insan kaynağına kadar, Türkiye’ye yüksek teknoloji atılımı sağlayacak tüm kaldıraçlar için, mevcutta atılan adımlara ilave olarak ele alınması önemli değerlendirilen eylemlere yönelik 18 Eylem Çağrısı’na yer verildi.

Ülkemizin rekabetçilik gücünün ve gelişmişlik düzeyinin artırılmasına yönelik gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında ortaya konan raporun tanıtım toplantısı TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve Dijital Türkiye Yuvarlak Masası Eş Başkanları Perihan İnci ve H. Çağatay Özdoğru’nun Neden Dijitalleşme, Neden Yüksek Teknoloji? başlıklı sohbeti ile başladı. Etkinlik Deloitte Danışmanlık Lideri Hakan Göl ve Deloitte Danışmanlık Müdürü Büşra Karakaya’nın “Global Trendler ve Rapor Bulguları” başlıklı sunumuyla devam etti.  

Toplantıda ayrıca TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve TÜSİAD Dijital Ekonomi Stratejileri Çalışma Grubu Başkanı Burak Aydın ile TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Urçar’ın konuşmacı olduğu Türkiye’nin Dijital Dönüşümü için Neler Yapılmalı? konulu bir oturum yer aldı.

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kızıltan ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ise Yüksek Teknoloji Eylem Çağrısı başlıklı kapanış oturumuyla etkinliği sonlandırdı.

“Türkiye’yi her bölgesi ile bütüncül bir teknoloji üretim merkezi haline getirmeliyiz.”

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını kutladığımız bu sene, ülkemiz için önemli bir eşiği temsil ediyor. Geleceğin ekonomisi teknoloji ve dijitalleşme ile şekilleniyor. Rekabet kuralları yeniden yazılırken yarının ekonomisine hazırlıklı olmalıyız. TÜSİAD olarak biz bu çerçevede teknolojiyi ve dijitalleşmeyi çalışmalarımızın önemli taşıyıcı kolonlarından birisi yaptık. Çağın dinamiğini kaçırmamak, ileri ülkelerin gerisinde kalmamak için tüm kaynaklarımızla ve acilen, bilim ve teknolojik ilerlemeyi temel alacak adımları atacak bir seferberlik içine girmemiz gerektiğine inanıyoruz.

Bugün TÜSİAD-TÜBİSAD işbirliğiyle paylaştığımız raporumuzda da Türkiye’nin yüksek teknoloji ile hayata geçirebileceği potansiyeli ve bu hedef için kritik gördüğümüz eylem çağrımızı sizlerle paylaşıyoruz. Türkiye’yi her bölgesi ile bütüncül bir teknoloji üretim merkezi haline getirmeliyiz. Dijital dönüşümü hızlandırmak için mevcut durumda özel sektör ve kamu önemli adımlar atıyor. Bu alanda başarılı olabilmek için üst seviyede sahipliğe ve koordineli bir yaklaşımla hareket etmeye ihtiyaç var. Kamu, özel sektör ve akademi iş birliğinde gerekli çalışmaların yapılması çok önemli. Özel sektörü yönlendirebilecek kamu politikalarını ve destekleri ortak akılla bütüncül bir şekilde yeniden kurgulamalıyız.”

Yüksek teknoloji için eylem çağrısı
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kızıltan

“Sürdürülebilir büyümenin anahtarı teknoloji atılımını gerçekleştirebilen ülkelerin ellerinde bulunuyor.”

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kızıltan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Dijitalleşmenin merkezde olduğu yeni dünya düzeninde, sürdürülebilir büyümenin anahtarı teknoloji atılımını gerçekleştirebilen ülkelerin ellerinde bulunuyor. Dolayısıyla dijitalleşme ve dijital ekonomiye geçiş, ülkemiz için uluslararası sahada akılla koşmamız gereken bir yarış ve birçok paydaşla birlikte yürüyeceğimiz stratejik bir yolculuk olmak zorunda. Cumhuriyetin 2. yüzyılında temel hedefimiz, teknoloji atılımını gerçekleştirmiş ve dijitalleşmeyi güçlü bir ekonomik değere dönüştürmüş bir Türkiye var etmek olmalı.”

“Türkiye’nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji İçin Eylem Çağrısı” raporuna www.yuksekteknolojiraporu.org adresinden erişebilirsiniz. 

“Türkiye’nin orta teknoloji tuzağından kurtulması gerekiyor!”

TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Urçar ile TÜSİAD ve TÜBİSAD iş birliği ve Deloitte Digital’in içerik desteği ile  hazırlanan “Türkiye’nin 2. Yüzyılında Yüksek Teknoloji İçin Eylem Çağrısı” raporunu değerlendirdik.

Perakende maliyetleri otomasyon ile düşecek

Incisiv öncülüğünde hazırlanan bir rapora göre, perakende maliyetleri otomasyon ile düşecek. Görevlerin yüzde 70’i otomasyona emanet olacak.

Yeni bir rapora göre, işletmelerin operasyonel verimliliği artırmak, maliyetleri azaltmak ve karlılığı artırmak için dijital teknolojiler perakende sektörünü dönüştürmeye hazırlanıyor.

Incisiv tarafından Verizon Business ile işbirliği içinde yürütülen rapor, perakendecilerin otomasyonda önemli bir artış beklediğini ve katılımcıların 2025 yılına kadar görevlerin yüzde 70’e varan oranda kısmen veya tamamen otomatik hale getirileceğini tahmin ettiğini ortaya koydu.

Operasyonel verimlilik için otomasyon şart

Incisiv‘in Baş Sorumlusu Gaurav Pant: “Operasyonel verimliliği artırmak, günümüzün rekabetçi ortamında perakendeciler için çok önemli. Otomasyon çok yakın ve perakendeciler süreçleri kolaylaştırmak ve maliyetleri azaltmak için bunu benimsemeli” dedi. Gerçek zamanlı envanter yönetimi, pandeminin ardından devam eden tedarik zinciri belirsizliğine yanıt veren işletmeler tarafından belirlenen birincil yatırımdı.

Rapora göre robot teknolojisinin kullanımı halen nispeten düşük olsa da özellikle bakkaliye ve genel mal perakendecileri arasında bunun önümüzdeki birkaç yıl içinde artacağı tespit edildi. Mağaza içi teknolojilerin artan kullanımıyla birlikte, mağazaların da daha yüksek hacimli trafiği yönetmek için ağ özelliklerini geliştirmesi gerekecek.

Verizon’un Küresel Çözümlerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Scott Lawrence: “Mağazalardaki mobil ve bağlı cihazların sayısı artmaya devam ettikçe, daha yüksek hızlara, daha az ağ arıza süresine ve yoğun trafiği yönetmek için daha iyi bir yeteneğe olan ihtiyaç daha kritik hale gelecek. Önemli olan, mağaza içi uygulamaların doğru zamanda doğru bant genişliğine erişmesini sağlayacak ve bunların gerektiği gibi ölçeklendirilip küçültülebilmesini sağlayacak bir ağ mimarisi oluşturmak” dedi.

Akıllı lojistik platformu Diginak 2. Tohum yatırımını aldı

0

Taşımacılık hizmetini uçtan uca dijitalleştiren akıllı lojistik platformu Diginak.com, yılın ilk üç ayında büyümesini iki kat artırarak, 5,25 milyon dolar değerleme ile 2. tohum yatırımını aldı.

Diginak.com, çok kısa zamanda önemli büyüme oranları yakalayarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Firma, bu yılın ilk 3 ayında bir önceki yıla oranla cirosunu 2 kat artırdı. Türkiye’de yüksek bir büyüme oranı yakalayan Diginak.com, aldığı yeni yatırım ile iç pazarda hedeflerini daha da büyüttü.

Diginak’ın pazardaki yeni hedefleri, aldığı yatırımlar ve lojistik sektöründe dijitalleşmeyi Diginak CEO’su Oğuzhan Karaca ile konuştuk.

Techinside: Diginak.com ilk çeyreği nasıl geçirdi.  2023 yılı için hedefleriniz nelerdir?

Oğuzhan Karaca: Diginak.com yakın zamanda idacapital tarafından yürütülen innovate21st hızlandırma yatırım programı kapsamında 2.5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım almıştı. Geçtiğimiz hafta yatırımcımız ile yılın ilk üç ayını değerlendirdik. Yılın ilk çeyreğinde büyümemizi 2 kat artırmamız neticesinde 5,25 Milyon dolar yeni değerleme ile ikinci kez yatırım aldık. Hedefimiz iç pazarda KOBİ lerin en çok tercih ettiği dijital taşımacılık platformu olmak, ardından global pazarlara açılmak.

Diginak | Dijital Nakliye Platformu olarak, idacapital ile güzel bir sentez yakaladığımıza ve sinerji oluşturduğumuza inanıyorum. Amacımız, ülkemize bu alanda ayakları yere basan, çevik ve sürdürülebilir bir dijital nakliye platformu kazandırmak ve ardından küresel pazarlara açılmak. 2022 yılında ciro bazında ortalama 6 kat büyüme ile sektörde tüm dikkatleri üzerimize çektik. 5,25 milyon dolar derleme üzerinden aldığımız yeni yatırım ile iç pazardaki pozisyonumuzu güçlendirmek için emin adımlarla ilerliyoruz. Art arda birbirinden önemli yatırımlar almamız ve çalışmalarımızın takdir edilmesinden ötürü mutluyuz. Bu sürdürülebilir başarıda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.

2. TOHUM YATIRIMINI, SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME, YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİ VE İNSAN KAYNAĞIMIZI GÜÇLENDİRMEK İÇİN KULLANACAĞIZ

Yatırımcılarımızın firmamıza ve iş modelimizin potansiyeline olan inancı ve bizi ekosistemde yukarılara taşıma iddiası, bizleri çok gururlandırdı. Kısa-orta vadede iç pazarda KOBİ lerin en çok tercih ettiği 1 numaralı dijital nakliye platformu olmak hedefimize ulaşmak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.

Techinside: Aldığınız 2. Tohum yatırımı ile hangi alana yatırım yapacaksınız?

Oğuzhan Karaca
Diginak CEO

Oğuzhan Karaca: Yeni yatırım ile ajandamız daha da yoğun bir hale geldi. Sürdürülebilir büyüme trendimizi korumak, yapay zeka altyapımızı güçlendirmek ve insan kaynaklarımızı geliştirmek ana hedeflerimiz arasında. Özellikle Amerika pazarında faaliyete başlama konusunda istekliyiz ve en doğru zamanı belirlemeye çalışıyoruz. Elde ettiğimiz yatırımlarla kısa vadede Türkiye’nin her noktasındaki KOBİ müşterilerimize verimli ve sürdürülebilir operasyon sunma, orta vadede ise Amerika pazarındaki yerimizi almak istiyoruz. 

Yatırımımızı ağırlıklı olarak üç alanda değerlendirmeyi planlıyoruz. Öncelikle büyüme hızımızı korumak istiyoruz. Biz kurulduğundan beri kar eden bir şirketiz, hiçbir zaman büyümek için zarar etmeyi tercih etmedik, bu özelliğimizden ödün vermek istemiyoruz. Hem büyüyen hem de kar eden ender dijital lojistik platformlarından birisiyiz. Tabi ki teknolojik altyapımızı daha da iyileştireceğiz, yeni teknolojileri bünyemize entegre edeceğiz. Özellikle yapay zekaya odaklanmış durumdayız. Yatırımı değerlendireceğimiz üçüncü alan ise insan kaynağı olacak. Lojistik alanında katma değer üreterek fark yaratmak ve sektör lideri olmayı hedefliyoruz. Dijital nakliye sektöründe teknoloji kadar insan kaynağı da önemli. Bunun farkındayız.

Yatırımı hizmet verdiğimiz ülke sayısını artırmaya hazırlanmak için kullanmayı tercih ediyoruz. Diginak.com bugün sadece Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösteriyoruz. Ancak hizmet sunduğumuz ülke sayısını artırmak istiyoruz. Özelikle Amerika kıtasını yakın markaja aldık. Özetle yeni yatırımı global hedeflerimize ulaşmak için de değerlendireceğiz.

Techinside: Diginak.com’un hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projeleri var mı?

Oğuzhan Karaca: Diginak.com olarak kurumsal sosyal sorumluluk projelerimiz ile sektörde fark yaratmayı ve ülke ekonomine katkı sağlamak istiyoruz. “Sıfırdan Başlayalım Projesi” ile yaraları saracağız. Taşımacılık hizmetini uçtan uca dijitalleştiren akıllı lojistik platformu Diginak.com olarak  “Sıfırdan Başlayalım Projesi” ile depremden etkilenen lojistik sektörü profesyonellerinin yaralarını sarmayı hedefliyoruz. Şimdi dayanışma zamanı mottosuyla hayata geçirilen proje sayesinde; depremden dolayı işsiz kalan lojistik sektörü çalışanlarının hayatlarını iademe etmeleri için yeni iş kurmasına imkân tanıyoruz.

Sürdürebilirlik anlayışı çerçevesinde depremzedelerin yaralarını sarmayı hedefliyoruz. İşini kaybeden lojistik sektörü profesyonellerine “Pro-Forwarder Eğitim Programı ile Kendi lojistik işinin sahibi ol” çağrısında bulunduk. Hayatta kalmayı başaran ancak evlerinden ve işlerinden olan depremzedelerin en kısa sürede normal yaşamlarına dönebilmeleri için destek olmalıyız. Yardımlar dışında iş dünyası olarak üzerimize bir görev daha düşüyor; sürdürülebilir politikalar ve projeler geliştirmek.

DIGINAK | Dijital Nakliye olarak; eğitim programını başarılı derece ile tamamlayan katılımcılara; Ulaştırma bakanlığından alınacak “H1 Yetki belgesi bedelinin karşılayarak güçlü bir destek sunacağız. Ardından işlerini yönetmek için taşımacılık yönetim yazılımını ücretsiz kullanımlarına sunacağız ve işlerine başlayabilmeleri için gerekli olan bireysel nakliyeci navlunlarını ödeyeceğiz. Bunun yanı sıra bu yolculukta sürekli yanlarında kendilerine koçluk ve mentorluk yapacağız. İlerleme kaydeden katılımcılar için DIGINAK platformuna yeni üye olan müşterileri kendilerine atayarak cirolarına ve gelirlerine destek olacağız.

Rakamlarla Diginak.com

  • 2020’de Oğuzhan Karaca tarafından kuruldu
  • Ocak 2021’de operasyona başladı, ilk yılında 10 bin sefer FTL/LTL ve Parsiyel taşıma yapmayı başardı.
  • Diginak.com 2022 yılında bir önceki yıla oranla ciro bazında 6 kat büyüdü. 250 KOBİ Müşterisine taşıma yaptı.
  • Ocak 2023’de Innovate21st hızlandırma yatırım programı kapsamında idacapital’den 2,5 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı.
  • Nisan 2023’de yılın ilk çeyreğinde 2 kat büyümeyi başaran Diginak.com,  5,25 Milyon Dolar değerleme ile idacapital den ikinci yatırımını aldı.
  • Firma, 2023 yılında 500 KOBİ müşterisi ve 7 Milyon USD Ciro hedefliyor  

Twitter finansal özellikler eklemeye devam ediyor

Twitter finansal özellikler ekleyerek gerçek zamanlı fiyatları gösteren $Cashtag hizmetini genişletiyor. Bunun için eToro ile ortaklık kuruldu.

Twitter,  çevrimiçi yatırım platformu eToro ile bir ortaklık anlaşması imzaladı. Ortaklık, sosyal ağın yakın zamanda başlatılan ve belirli finansal varlıklar için gerçek zamanlı fiyatları gösteren $Cashtag özelliğini genişletiyor.

Duyurulan yeni ortaklık, Twitter’ın Cashtags özelliğini genişletiyor ve kullanıcıların hisse senetleri, kripto para ve diğer finansal varlıklar için daha fazla gerçek zamanlı fiyat aramasına olanak tanıyor. Ayrıca, kullanıcılar artık doğrudan Twitter’dan eToro sitesine gitme ve aradıkları varlığa yatırım yapabilecekler. eToro’ya göre, Twitter ile yeni ortaklık, “gelişmiş finansal eğitime” izin verecek. 

Finansal varlıklar için hareketlilik artabilir

eToro CEO’su Yoni Assia yaptığı açıklamada, sosyal medyadaki finansal içeriğin, daha geleneksel kanallar tarafından dışlanmış hisseden birçok kişiye eğitim sağladığını söyledi.

Assia: “Twitter, perakende yatırım topluluğunun önemli bir parçası haline geldi. Her gün milyonlarca sıradan yatırımcının finansal haberlere erişmek, bilgi paylaşmak ve sohbet etmek için gittiği yer burası. Paylaşılan bilgide güç var ve yatırımı bir grup çabasına dönüştürerek birlikte daha iyi sonuçlar verebilir ve daha başarılı olabiliriz” dedi.

Bireysel yatırımcıların sosyal medyadaki etkinliği göz önüne alındığında, ortaklık eToro için potansiyel bir patlama olabilir. Basın bülteninde verilen bilgilere göre Twitter şu anda günde ortalama 4.7 milyon ve yılın başından bu yana ise 420 milyon $Cashtag araması gerçekleştirdi. Twitter, Aralık ayında $ Cashtag özelliğini başlattı ve daha önce perakende yatırımcıların şüphesiyle karşılanan bir hareket olan Robinhood’daki canlı fiyat çizelgeleriyle bağlantı kurdu.