Kitap, gazete, dergi gibi klasik yayıncılık ürünleri, tarihin gelişiminde önemli bir rol oynadılar, şüphe yok. Ancak artık kağıt baskı formatının günden güne kan kaybettiğini, onun yerine dijital yayıncılığın güç kazandığını görmeyen de kalmadı. Fakat dijital yayıncılık alanında da ibrenin mobil cihazlara dönüyor olduğunu artık net şekilde görebiliyoruz.
Mobil cihazların küçük ekranları nedeniyle dijital yayıncılık ürünlerini “tüketmeye” uygun olup olmadığını tartışanlar bir kenarda dursun, okurlar çoktan cep telefonları ile gazete, dergi okumaya alıştı. comScore’un araştırmasına göre ABD’de dijital medyadaki içeriğin üçte ikisi artık mobil cihazlar tarafından tüketiliyor. Bu yeni veri, artık gazete, dergi, TV hatta radyo gibi yayıncılık alanında faaliyet gösteren içerik üreticilerinin stratejilerini mobil cihazlara göre şekillendirmesi gereğini doğuruyor.
ABD’de mobil cihazlar üzerinde 1 ay içinde 779 milyar dakika içerik tüketilirken, PC’lerde tüketilen dijital içeriğin boyutu sadece 551 milyar dakikada kaldı.
Bu oranın kısa sürede iki katına çıkması da mümkün. Sonraki yılın raporunda mobil sistemlerde 1 milyar dakika içerik tüketilirken PC’lerin 300-400 milyar dakikaya düşmesi sürpriz olmayacak çünkü hem akıllı telefon kullanımı hızla artarken hem de mobil cihazlar için içerik üreten yayıncıların sayısı artacak. Üstelik, 4G teknolojilerinin daha da yaygınlaşması, içerik tüketimin hızlandıracak.
Mobil alanda büyümek isteyen dijital içerik üreticilerinin Facebook Instant Article, Snapchat Discover veya Twitter Moments gibi, içeriklerini doğrudan sosyal medya kullanıcılarına ulaştırabilecekleri platformlarda görünmek için birbirleriyle yarışa girdikleri de göze çarpıyor. Daha kısaca söylemek gerekirse, medya artık cepten takip ediliyor ve klasik yayın araçları etkisini kaybetmeye başlıyor. Bu gelişme de mobil cihazların ne kadar güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Gartner’ın 2015 akıllı telefon satış rakamlarına göre, 2014 yılında 1,24 milyar adet olan telefon satışları, 2015’te 1,42 milyar adede yükseldi. Bu rakama tabletler dahil değil. Dolayısıyla, her yıl 1-1,5 milyar adet mobil cihazın satıldığı bir dünyada, yayıncılık sektörünün de mobile odaklanmasının zamanı gelmişti. Ancak mobil cihazlar dünyanın en güçlü mecrası haline dönüşürken bu cihazların içeriği gösterme konusundaki farklı standartlarının da içerik üreticilerinin canını sıktığını kabul etmek gerekiyor. HTML5 teknolojisi sayesinde, içeriklerin farklı cihazlarda farklı şekilde görünmesi veya çalışmaması ya da çalışmaması gibi sorunları bir nebze geride bıraksak da, bence artık iOS, Android, Windows platformlarının da ortak bazı standartlarda anlaşması gerekiyor. Kaldı ki, çok popüler olmadıkları için isimlerini saymadığımız başka mobil işletim sistemleri de fırsat bulsalar piyasayı ele geçirmek için tüm çabalarıyla çalışıyorlar. İşletim sistemleri ve onların dayattıkları standartlar ayrışıp dallandıkça, içerik üreticileri için her platforma ayrı içerik veya arayüz geliştirme ve işletme maliyeti de artıyor.
Bakalım teknoloji devleri bir masaya oturup, daha önce HTML5 üzerinde anlaşabildikleri gibi, bugünün veya geleceğin can sıkan ayrışmaları hakkında da ortak bir noktada birleşebilecekler mi?
Intel Teknoloji Konferansı ‘Yarından Sonra’ya ışık tuttu
Intel, ‘Yarından Sonra’ temasıyla 18 Şubat 2016, Perşembe günü Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdiği Intel Teknoloji Konferansı’nda dünyayı şekillendirecek gelecek teknolojilerin örneklerini sergiledi.
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık Yeni teknolojileri ülkemize getirmek için var güçleriyle çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: “Nanoteknoloji ve biyoteknoloji strateji hazırlıklarımızı tamamladık ve en kısa sürede uygulamaya başlayacağız. Nesnelerin Interneti ve bulut bilişim alanlarında da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ar-Ge gelişmelerinde geldiğimiz seviyeyi Türkiye’nin taşıdığı potansiyel açısından yeterli bulmuyor ve artırmak istiyoruz. Intel gibi dünya devleri gelip Türkiye’de Ar-Ge merkezleri açıyorlar. Bu anlamda diğer şirketlere de Intel’in örnek olmasını umuyoruz. Biz de şirketleri desteklemek konusunda çabalarımızı artırıyoruz. AR-GE reform paketiyle 2002 yılında 2 olan teknoloji geliştirme bölge sayısını 63’e çıkardık. Şimdi AR-GE reform paketiyle teknopark dönemini büyük bir heyecanla başlatıyoruz.”
Nesnelerin İnterneti Çağında Fırsatlar Dez Avantajlardan Daha Çok
‘Yarından Sonra Teknoloji’ başlıklı konuşmasında global ve yerel ekonomik dinamikleri ve dünyayı şekillendirecek gelecek teknoloji trendlerini aktaran Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, “Dünyada üç endüstriyel devrim, iş yapış tarzımızı geri dönülemez şekilde değiştirdi. Buharlı makineler, seri üretim ve internet teknolojisi ile yaşamlarımız adım adım farklılaştı. Bugün ise Nesnelerin İnterneti teknolojileri dördüncü devrim tanımını fazlasıyla hak ediyor. Daha verimli, daha hızlı, daha eğlenceli bir yaşam bizi bekliyor. Tüm sektörler bu dijital dönüşümden etkileniyor, iş hayatımız kökten değişiyor. Çok yakın gelecekte üretim alanlarında belki de yüzde 70 makinaların yüzde 30 insanların olduğu bir ortam bizi bekliyor olacak. Ancak bu değişim, yaratıcı beyinler ve geleceğin teknolojilerine hükmetmek isteyenler için pek çok fırsatı da içinde barındırıyor. Bu dönemde veriyi iyi okuyan ve bundan değer yaratanlar yepyeni bir geleceği birlikte oluşturacaklar” dedi.
Yeni teknolojilerin kullanılmasıyla artacak verimliliğe ve oluşacak tasarruf oranına dikkat çeken Aydın “Ülke olarak enerjiye senede 17 milyar dolar harcıyoruz. Enerji yönetim sistemlerini kullansak 1,5 milyar dolar cebimizde kalacak. Örneğin insanlar sadece akıllı termostat kullandıklarında yüzde 2-3 oranında enerji tasarrufunda bulunacak. Türkiye gibi enerjiyi dışarıdan alan bir ülke için bunları yapmak çok önemli” dedi.
Kullandığımız bilgisayarların da hızla değiştiğini, daha akıllı hale geldiğini ve bizler için düşünüp, bizler için duyup göreceğini belirten Aydın “Verinin başrolde olduğu bu gelecekte güvenlik de git gide daha fazla ön plana çıkıyor. Biz Intel olarak bu trendi 10 sene önce gördük. Bugün Intel Security ile her biri alanında lider, kendi aralarında iletişim kurabilen hızlı ve akıllı çözümler sunuyor, bugünün ve yarının teknolojilerini koruyoruz.” şeklinde konuştu.
Geleceğin Teknolojileri Türkiye’de Tasarlanıyor
İstanbul’da 2014 yılında açılan Intel Ar-Ge Merkezi’nde, giyilebilir teknolojiler ve Nesnelerin İnterneti uygulamalarına yönelik çözümler geliştirdiklerini aktaran Burak Aydın, “Türkiye’nin kendi fikri mülkiyet projelerini üretmesini ve ülkemizin patent sayısını artırmayı hedefliyoruz. Ar-Ge merkezimizin açılmasından bu yana 5. Uluslararası patent başvurumuzu da geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik, 7 başvurunun da yolda olduğunu söyleyebilirim. Bu bizim ve ülkemiz açısından gurur verici. Örneğin en son geliştirdiğimiz Adaptif Öğrenme Platformu’nun başarısı Türkiye sınırlarını aştı. “Sanal Öğretmen” olarak da bilinen proje, Harvard’lı Profesörlerden oluşan, teknolojiyle eğitimi birleştiren çalışmalarıyla dünya çapında ünlü CAST organizasyonunun da dikkatini çekti. Intel ve CAST, gerçekleştirdikleri işbirliği kapsamında Intel’in gelişmiş teknolojisi ve CAST’ın eğitim alanındaki tecrübesini birleştirerek projeyi yeni bir boyuta taşıyacak.
Kelebek Elbise’den büyük başarı
Uluslararası alanda elde ettiğimiz bir başka başarı ise yenilikçi moda tasarımcıları Ezra + Tuba tarafından Intel Türkiye Ar-Ge Merkezi işbirliği ile tasarlanan Intel Edison platformu ile akıllı hale getirilen ‘Kelebek Elbise’ oldu. Bu elbise, Intel’in tüm dünyada yürüttüğü bir reklam kampanyasının yüzü seçildi ve Türk tasarımcılarının ve mühendislerinin gücünü bir anlamda kanıtlamış ve tüm dünyaya göstermiş oldu. Mitsubishi otomasyonda yüksek kalite ve verimliliği anlattı
Elektrik, elektronik ve otomasyon alanında dünya devi olan ve Türkiye’de Türksat 4A ve 4B uydularının yanı sıra Marmaray projesinde kullanılan otomasyon teknolojisi ile dikkat çeken Mitsubishi Electric, ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme sektöründeki otomasyon çalışmalarını konu alan sektör buluşmasını Ankara’nın ardından bu kez İstanbul’da düzenledi. Mitsubishi Electric Türkiye, 10 Şubat Çarşamba günü Sheraton İstanbul Ataköy’de “Otomasyonda ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme çözümleri”temasıyla gerçekleştirdiği etkinliğinde, kamu ve özel sektör temsilcileri, yatırımcılar, taahhüt firmaları, yüklenici firmalar, danışmanlar ve üniversiteler ile bir araya geldi.
Etkinliğin açış konuşmasını yapan Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Masahiro Fujisawa, üstün teknolojisi, yenilikçi yaklaşımı ve pek çok farklı sektöre yönelik yüksek kaliteye sahip ürünleri ile tanınan Mitsubishi Electric’in, bugün 120 binden fazla çalışanı ile 43 ülkede faaliyet gösteren 95 yıllık bir dünya devi olduğunu hatırlattı. Masahiro Fujisawa, köklü inovasyon mirasını, hizmet verdiği tüm sektörlerde pazarın ve kullanıcıların ihtiyaçlarını doğru analiz etme yetisi ile birleştiren Mitsubishi Electric’in bu sayede çözüm odaklı ileri teknolojiler sunan bir marka olmayı başardığını anlattı.
Dünyadaki üreticilerin 95 yıldır yüksek kalite ve verimlilikte ileri otomasyon sistemleri için Mitsubishi Electric’e güvendiğini vurgulayan Fujisawa, “Türkiye’de ise fabrika otomasyonu ürünlerimizi, dizayn, projelendirme, yazılım ve devreye alma çalışmalarındaki mühendislik becerilerimizle birleştirerek Türkiye’ye yüksek kaliteli hizmet sunuyoruz” şeklinde konuştu.
Etkinlikte neler anlatıldı?
Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Masahiro Fujisawa’nın açış konuşmasının ardından birim yöneticilerinin sunumlar gerçekleştirdiği etkinlikte, Mitsubishi Electric’in tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iddialı bir oyuncu olduğu ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC – Heating, Ventilating and Air Conditioning)sektörünün otomasyon çalışmaları hakkında detaylı bilgi verildi. Mitsubishi Electric’in ısıtma, soğutma ve mekanik havalandırma sistem çözümlerinin uygulamalı örneklerle anlatıldığı etkinlik kapsamında; markanın yangın sistem çözümleri, elektrik dağıtım ve yönetim sistemleri de tanıtıldı.
Taisei Corporatian’dan Bülent Özince’nin Marmaray sunumu dikkat çekti
Sektör buluşmasında yoğun ilgi gören isimlerden biri de konuk konuşmacı olarak katılan Taisei Corporation’dan Elektro Mekanik Müdür Bülent Özince oldu. 1873 yılından bu yana dünya çapında dikkat çeken projelere imza atan Japon devi Taisei Corporation, İstanbul için hayati önem taşıyan Marmaray projesi ile Türkiye’de de öne çıkıyor. Bu kapsamda Bülent Özince, Taisei-Gama-Nurol konsorsiyumu ile gerçekleştirilen Marmaray tünel inşaatı ve Mitsubishi Electric’in projeye yüksek katma değer sağlayan hizmetleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Mitsubishi Electric’in Marmaray’daki hizmetleri
Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, faaliyet alanları içinde önemli bir yer tutan altyapı projeleri kapsamında, Marmaray’ın “İstasyon Bilgi ve Yönetim Sistemi Projesi”ni gerçekleştirdi. Mitsubishi Electric’in Marmaray BC1 Boğaz Geçiş Projesi kapsamındaki hizmetleri; ileri teknoloji ürünü otomasyon ekipmanları, mühendislik ve tasarım, projelendirme, yazılım programlama, donanım montajı, devreye alma, eğitim ve servis desteğinden oluşuyor. Tünel, tüm istasyonlar, havalandırma binaları ve jeneratör binalarında elektromekanik ekipmanların kontrol ve izlenme işlerini gerçekleştiren Mitsubishi Electric, Marmaray’ın enerji sistemlerinin her iki yakada bulunan iki adet TEİAŞ ve iki adet jeneratör grubu tarafından beslenmesi için gerekli olan senaryoları da hayata geçirdi.
Marmaray Boğaz Geçişi Projesi kapsamında Mitsubishi Electric’in tünellerde gerçekleştirdiği çalışmalar; havalandırma sisteminin kontrolü ve izlenmesi, duman tahliye senaryolarının başlatılması, durdurulması ve izlenmesi, sel kapaklarının açılıp kapatılması, drenaj sisteminin izlenmesi ve alarmlarının gözlenmesi, aydınlatmalarının izlenmesi ve kontrolü, çevresel ölçüm sistemlerinin izlenmesi, yangın alarm ve söndürme sistemlerinin izlenmesi şeklinde sıralanıyor. Markanın istasyon ve havalandırma binalarındaki çalışmaları ise ortak alan ve oda fanlarının kontrolü ve izlenmesi, alçak gerilim dağıtım ve UPS sistemlerinin kontrolü ve izlenmesi, yangın ve söndürme sistemlerinin izlenmesi, ortak mahal aydınlatmalarının kontrolü ve izlenmesi, temiz su, kirli ve atık su sisteminin izlenmesi, yürüyen merdivenlerin kontrolü ve izlenmesi, asansörlerin izlenmesinden oluşuyor.
Marmaray’da yüzde 100 yedekli kontrol sistemi
Yüzde 100 yedekli olarak tasarlanan Marmaray kontrol sisteminde; 37 bin donanım izleme ve kontrol noktası, 107 bin yazılım izleme ve kontrol noktası, 750 operatör ekranı kontrol sayfası ve 100 kilometre haberleşme kablosu bulunuyor. Bu sayede örneğin, tünelde oluşabilecek bir yangın durumunda operatörler, ilgili olay noktasındaki tren operatörü ile temas kurabiliyor, yolcuyu ve dumanı tahliye etmek amacıyla hava akış yönünü tespit edebiliyor. Böylelikle sistemin, operatörü yönlendirmesi ile hata olasılığını en aza düşürüp kolaylıkla tanımlı havalandırma senaryosunu başlatabiliyor.
HVAC sistemleri otomasyonunda neden iddialı?
Dünya otomasyon devi Mitsubishi Electric, Marmaray’da olduğu gibi Türkiye’deki diğer alt yapı projeleri, fabrikalar, konut ve ofis projelerinin yanı sıra oteller, AVM’ler, otoparklar, tüneller, havuzlar gibi her türlü toplu kullanım alanında bulunan HVAC sistemlerinin otomasyonunda çözüm ortağı olmayı hedefliyor. Mitsubishi Electric otomasyon çözümleri ile HVAC sisteminin her bir unsurunun birbiri ile haberleşebilmesini ve tüm sistemin tek bir merkezden kolayca yönetilebilmesini sağlıyor. HVAC sektöründeki otomasyon gücünü, üstün teknolojisini ve kalitesini, mühendislik tecrübesi ile birleştiren Mitsubishi Electric, projelere özel çözümler de sunabiliyor.
Kullanıcı dostu ve uzun ömürlü otomasyon çözümleri ile işletmelerde ve projelerde ciddi oranda enerji tasarrufu sağlayan ve maliyetleri azaltan Mitsubishi Electric, sağlıklı, konforlu ve güvenli ortamlar oluşturuyor. Ürün kullanımındaki karbondioksit salınımını ve üretimdeki total emisyonu azaltıyor. Hız kontrol ve aydınlatma kontrol sistemi uygulamalarında tasarruf sağlayabiliyor. Mitsubishi Electric, tüm bu özellikleri sayesinde çevre dostu tesisler ve projelerin HVAC sistemleri otomasyonu için uygun ve iddialı bir çözüm ortağı olarak dikkat çekiyor.
Tek merkezden yönetimin gücü
Teknoloji öncüsü Mitsubishi Electric, e-F@ctory konseptine uyumlu kontrol sistemleri ile alışveriş merkezleri, oteller, iş merkezleri gibi kompleks yapıların yanı sıra karayolları, tüneller, barajlar, enerji santralleri ve fabrikalar gibi endüstriyel tesislerde ısıtma, soğutma, havalandırma, aydınlatma, jeneratör, hidrofor, su arıtma, otoparklarda karbondioksit gazı izleme ve egzoz kontrol sistemi gibi pek çok farklı mekanizmayı tek bir merkezden yönetebiliyor. Bu sistemler ayrıca CCTV (kapalı devre televizyon), kartlı geçiş, yangın algılama gibi diğer güvenlik sistemleri ile de entegre edilerek tüm yapının minimum personel ve maksimum verimlilikle tek merkezden kontrolünü sağlıyor.
Daha yeşil bir gelecek için değişim hedefi
Yeşil bir şirket olarak daha iyi bir gelecek ve sürdürülebilir bir dünya için çalışan Mitsubishi Electric, çevre konusu dünyada henüz öne çıkan bir tema olmadan önce de bu konuda hassas bir firmaydı. 1960’lı yıllarda Japonya’da en yenilikçi elektronik cihaz üreticisi olarak dikkat çekmeye başladığında, aynı zamanda çevreye karşı sorumlu üretim teknolojilerini de çoktan keşfetmeye başlamıştı. Mitsubishi Electric, 100. yıldönümü olan 2021 yılına denk gelen uzun dönemli çevresel yönetim vizyonu “Çevre Vizyonu 2021” kapsamında ve “Eco Changes” felsefesi doğrultusunda; düşük karbon salınımı ve geri dönüşüm konularında bilinç artışına katkı sağlamayı ve çevresel duyarlılığı teşvik etmeyi hedefliyor. “İstanbul TALKS” Inspired 2016 Konferansı ile başlıyor
İstanbul bu yıl yepyeni konferanslar zincirine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İstanbul’dan dünyaya uzanacak konferans serisi “İstanbul TALKS”, Inspired 2016 Konferansı ile 16 Mart’ta başlıyor. Dünyanın önde gelen girişimcilerinin yer alacağı konferans, Sipahiler Events tarafından Girişimcilik Vakfı iş ortaklığında düzenleniyor. İstanbul TALKS Inspired 2016 Konferansının katılımcıları, Richard Branson, Devita Saraf, Yasmine Shihata, Allen Taylor ve Wendy Kopp’un yanı sıra çok sayıda dünyaca ünlü girişimci ve yatırımcının ufuk açan başarı öykülerini sahiplerinden dinleme imkânına sahip olacaklar.
İlham odaklı küresel bir girişimcilik konferansı olarak ilk kez düzenlenecek olan İstanbul TALKS Inspired 2016, girişimci olma yolunda ilerleyen gençleri, girişimcileri, melek yatırımcıları, risk ve özel sermaye şirketlerini, bankaları, girişimcilik ekosistemindeki kuruluşları, inkubasyon ve girişim merkezlerini ve büyük medya şirketlerini etkileşimli bir platformda buluşturmayı hedefliyor. Çırağan Palace Kempinski’de gerçekleştirilecek olan konferans, İstanbul’a ve tüm gündem konularına değer katan, coğrafi olarak EMEA bölgesini sahiplenen “İstanbul TALKS” konferanslar serisinin bir parçası olarak 2016 yılının tamamına yayılacak. İstanbul TALKS Inspired 2016 Konferansı’nı, aynı günün akşamında yapılacak Giveback Gala etkinliği takip edecek.
Young & Restless, Nesnelerin İnterneti, Girişimcilikte Trend Sektörler (Sağlık, Ev, Ulaşım, Enerji), Kadın Girişimciliği ve Ekosistem Nasıl Oluşuyor? başlıklı panellerin düzenleneceği etkinlikte mevcut ve potansiyel girişimciler, girişimciliğin zorluklarını aşmanın başarılı olmuş yöntemlerini girişimcilik yıldızlarından öğrenecekler.
Girişimcilik onun için yaşam tarzı: Richard Branson
İstanbul TALKS Inspired İstanbul’da konuşmacı olarak yer alacak dünyaca ünlü isimlerden biri Richard Branson. Sıra dışı fikirleriyle iletişimden eğlenceye, ulaşımdan teknolojiye hatta uzay turizmine kadar pek çok alanda lider girişimlere imza atan Virgin Group’un kurucusu Richard Branson, girişimcilik öykülerini İstanbul TALKS Inspired 2016 Konferansında anlatacak.
Hindistan’ın lider girişimcilerinden Devita Saraf
Vu Technologies’in Kurucusu, Başkanı, CEO’su ve Tasarım Müdürü Hindistanlı iş kadını Devita Saraf da Inspired İstanbul’da konuşma yapacak isimler arasında. LED TV, Ultra HD TV, Super TV, kurumsal görüntüleyiciler, video duvarları, dijital levha gibi teknolojilere odaklanan şirketiyle Hindistan piyasasının önemli oyuncularından biri haline gelen Vu’nun hikâyesi, Devita Saraf’ın ağzından dinleyicilerine ulaşacak.
Girişimde iletişimin önemi: Yasmine Shihata
Enigma Dergisi’nin Yayıncısı ve Venus Media & PR şirketinin kurucu başkanı Yasmine Shihata, Inspired İstanbul’un katılımcılarına girişimcilikte iletişimin önemini anlatacak. Başarılı iletişim uzmanı Enigma Star ve EnigmaShopping.com’un da kurucusu.
Hızlı büyüyen 600 şirketi birbirine bağlıyor: Allen Taylor
Kendisini küresel zihinli değişim mimarı olarak tanımlayan Allen Taylor, girişimciliğin dünyayı değiştireceği felsefesine bağlı başarılı bir danışman. Endeavor’un San Francisco ofisini yöneten Taylor, hızlı büyüyen 600’ün üzerinde şirketten oluşan bir portföy arasında bağlantılar kuruyor. Allen Taylor, yatırım ve girişim arasındaki tutkulu ilişkiyi İstanbul TALKS Inspired 2016 Konferans katılımcılarına aktaracak.
Eğitimden girişimciliğe giden yol: Wendy Kopp
Daha yirmili yaşlarındayken eğitimdeki eşitsizlik sorununu çözme adına, başarılı üniversite mezunlarının düşük gelirli bölgelerde eğitim vermeleri için köprü görevi gören Teach for America (Öğret Amerika)’yı kuran Wendy Kopp, eğitimden girişimciliğe giden yolun adımlarını katılımcılarla paylaşacak. Teknoloji devleri Apple’a destek için birleşti
Aralık ayında ABD’nin San Bernardino ilçesinde yaşanan ve 14 kişinin ölümüyle sonuçlanan terörist saldırı sonrasında FBI’ın saldırganın üzerinde bulduğu iPhone için yaşanan “şifre kırma” kavgası, ülkeyi tam anlamıyla ikiye böldü.
Saldırganın üzerinden çıkan iPhone’un 10 haneli bir şifre ile kilitlenmiş olması nedeniyle FBI telefondaki verilere ulaşamamıştı. Telefonda, saldırganın ABD’deki diğer IŞID üyeleri ile görüşme bilgilerinin olduğunu vurgulayan FBI telefonun şifresini kırmak için her yolu denemiş ancak başarılı olamamıştı. Apple’dan da destek isteyeun FBI red cevabı alınca, mahkemeye başvurmuştu.
FBI şimdi, Apple’ın şifreyi kırması için mahkemeden emir çıkarmasına rağmen Apple böyle bir girişimin ülkenin güvenliği için daha büyük tehdit oluşturacağını vurgulayarak emri uygulamayacağını belirtirken, Google, Facebook ve Twitter da Apple’ın kararının doğru olduğunu vurguladılar.
Apple’ın CEO’su Tim Cook’un halka açık olarak yayınladığı mektupta, FBI için yaratılacak arka kapının kötü niyetli kişilerin eline geçmesi halinde, ülkenin nükleer sırları da dahil olmak üzere çok kritik bilgilerinin yabancı casusların eline geçebileceği, kritik görevlerdeki kamu çalışanlarının yine yabancı casusların veya kötü niyetli organizasyonların hedefi olabileceğini vurgulayarak, Apple olarak iPhone’lara arka kapı açmaya yönelik bir arka kapı açma girişiminde bulunmayacaklarının altını çizmişti.
Öte yandan Apple’ı haklı bulan bir diğer isim de ünlü güvenlik uzmanı John McAfee oldu. McAfee yayınladığı blog yazısında, Apple’ın iPhone’lara arka kapı açmasının büyük bir tehlike yaratacağını, bunun yerine telefondaki şifreyi kendisinin “ücretsiz” olarak kıracağını vurguladı.
VMware’dan vRealize Suite 7
VMware, VMware vRealize Operations ve VMware vRealize Log Insight ile birlikte VMware vRealize Automation 7 ve Bulut için VMware vRealize Business 7 ve VMware vRealize Suite 7 ile bulut yönetim platformuna yönelik gelişmeleri duyuruyor. Suit, yeni ürün güncellemeleriyle birlikte, paket içeriği ve fiyatlandırmasıyla, VMware’in belirlediği, müşterilerinin buluta olan yolculukları çerçevesinde en yaygın kullanım gerekliliklerini adresleyecek.
Dijitalleşme, her endüstriyi geleneksel iş ve operasyon modellerinde büyük değişiklikler yaparak kesintiye uğratıyor. Organizasyonlar, bu duruma inovasyonlar yaparak ve yeni online ve bağlı müşterilerinin büyük veriyle güçlendirilmiş deneyimleriyle, bulut bilişim ve mobiliteyle karşılık veriyor. Bu şirketler, yeni fırsatlar ile gelir akışlarının teknolojinin etkin kullanımı ve işe modern bir yaklaşımla gerçekleştirilebileceğinin farkına vardılar.
Management Suites Business Unit (Yönetim Suit İş Birimi), VMware Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Ajay Singh, “VMware, kurumsal kullanıma hazır hibrit bulut yönetim platformu, müşterilerimize dijital iş bağlamında önemli bir rekabet avantajı kazandırmaya odaklanıyor.” “VMware vRealize Suite 7, birinci gün hizmet sağlanması ve ikinci gün uygulama ve altyapı operasyonlarının sağlanması gibi sıkı gerekliliklerini özel ve genel bulut ortamlarında karşılayacak bir şekilde tasarlandı.”
Altyapı Modernizasyonu ve Geliştirme Operasyon Girişimleri ile Akıllı Operasyonları Adreslemek
VMware vRealize Suiti, müşterilere ölçek mimarisinde-bilgi işlem, depolama, ağ ve uygulama hizmetleri genelinde, hibrit bulut ortamlarına hazırlık yapma ve yönetme yetkinliklerini sağlar. Platformun, yazılım tanımlı veri merkezi için geliştirilen kapsamlı yönetim yetkinlikleri, binlerce müşteri etkileşimleri sonucunda müşterilerin ortak kullanım senaryolarının adreslemesini amaçlar:
- Akıllı Operasyon Yönetimi: IT ekiplerine, IT servislerinin hizmet performansı ile kullanılabilirliğini, sağlıklı, performans ve kapasiteye uygun bir şekilde, heterojen ve hibrit bulut ortamlarında proaktif olarak yönetebilme olanağı sağlar.
- Hizmet Olarak Altyapı (IaaS) IT otomasyonu: IT ekiplerine, IT ve iş kullanıcılarının kaynaklara self-servis erişimlerini sağlayarak IT’nin gerekli taleplere daha kısa süreler içerisinde cevap verebilmesini ve bunların dağıtımları ile devam eden IT yönetim altyapısının otomasyonunu etkinleştirir.
- Geliştirme ve IT Operasyonları (DevOps) Hazır IT: IT ekiplerine, geliştirme tarafında görev alanlar için bir uygulama küme bütününü dağıtabilecek bir bulut yapısını etkinleştirme; geliştiricilerin tercihleri çerçevesinde API(Uygulama Programlama Ara yüzü) ve GUI(Grafiksel Kullanıcı Ara yüzüne) kaynaklara erişim desteğini sağlamak ve hibrit bulut genelinde kaynak sağlanmasını etkinleştirmek. IT, bunlardan başka, sağladığı çözüm ölçeğini daha da genişleterek ve VMware vRealize Code Stream™ dağıtımıyla sürekli adresleyerek uygulama sunumunu daha hızlandırır.
- (Yeni) VMware vRealize Operations 6.2 – VMware vRealize Operations 6.2’nin, üzerine kurulduğu ve ilk olarak 2015 yılının 3’ncü çeyreğinde tanıtılan akıllı iş yükü sıralama kapasitesi, müşterilere geliştirilmiş uygulama ve altyapı performansı kazandırırken aynı anda zaman tasarrufu sağlıyor. VMware vRealize Operations 6.2, VMware vSphere® Distributed Resource Scheduler™ (DRS) ile sıkı entegrasyon özelliklerini de kapsayan yeni akıllı iş yükü sıralama yetkinliklerini tanıtacak. Bkz. https://www.vmware.com/products/vrealize-operations/
- (Yeni) VMware vRealize Log Insight 3.3 – VMware vRealize Log Insight 3.3, bir dizi operasyonel iyileştirmeler ve arka uç sunacak. Bu sürüm, mevcut süreçlere kolay entegrasyon yapılabilmesini ve üçüncü parti uygulamalara http geri çağrı desteğini Simple Query API’yı sunuyor. Bkz.https://www.vmware.com/products/vrealize-log-insight/
- VMware vRealize Automation 7 – VMware vRealize Automation 7 (Otomasyon), uygulama merkezli ağ ve bulut genelinde güvenlik ile tasarım planını basitleştirecek ve çok katmanlı uygulamaların dağıtımını hızlandıracak tümleşik hizmetler sunuyor.
- VMware vRealize Business for Cloud 7 – VMware vRealize Business for Cloud 7 (Bulut için), (önceki vRealize Business Standard Edition) işletmedeki ya da genel buluttaki IT hizmetlerinin kalite şeffaflığını ve maliyetler üzerindeki kontrolü artırıyor. Bkz. https://www.vmware.com/products/vrealize-business/
Autodesk, 3D baskı ortopedik implantlarda sınırları zorluyor
Within Medical, biyomedikal mühendislerin implantları canlı kemiğe (osseointegrasyon) rahatça bağlanabilmelerini sağlayan gözenekli mikro-kafesler ile üretebilmelerini sağlıyor, iyileşmenin kolaylaşması için çevreleyici dokunun etrafında damarların geliştirilmesini teşvik ediyor.
Üretimin geleceğinde çok önemli bir yere sahip olan “Generative Design” (Üretimsel Tasarım); tasarımın kalite, verimlilik ve performansını artıran, bulutun sınırsız bilgi işlem gücü sayesinde özel hedeflere yönelik çok büyük tasarım setlerinin yaratıldığı bir süreç. Autodesk Within ile tasarlanan bileşenler, geleneksel tasarımlara göre daha hafif olmaları ile dikkat çekiyorlar. İhtiyaca göre sertlik veya esneklik verilebilen bu bileşenler hatasız 3B baskı için rafine ediliyorlar.
Within Medical sayesinde kafatası biçim bozukluklarının veya özürlerinin cerrahi onarımı, kalça eklemi değiştirme, bel omurlarının değişimi ve yüz rekonstrüksiyonu gibi tıbbi uygulamalar gerçekleştirilebiliyor. Within Medical ile tasarlanan implantlar günümüzde dünyada 600’ü aşkın hasta tarafından kullanılıyor.
Kemik iç büyümesinin birçok ortopedi ameliyatı için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Autodesk Tasarım Araştırmaları Kıdemli Direktörü Mark Davis, Within Medical’in bu yüzden gözenekli implantların kemik ile daha iyi bütünleşebilmeleri için çeşitli gözenek büyüklük yapılandırmaları ve kaba kafes yüzeyleri kullandığını söylüyor. Davis, Within Medical tasarımlarının direkt metal sinterleme ve elektron huzme eritmesi gibi hatasız üretime izin veren özel 3B baskı süreçleri için optimizasyonunun sağlandığına dikkat çekiyor. FBI bastırıyor, Apple arka kapı açmıyor
Aralık ayında ABD, San Bernardino’da 14 kişinin ölümü, 22 kişinin yaralanması ile sonuçlanan terörist saldırının ardından ele geçirilen şüphelinin iPhone telefonu ABD’nin gündemine oturdu.
FBI, telefonda şüphelinin suçunu kanıtlayacak bilgiler olduğunu öne sürerken, telefon şifreli olduğu için FBI içindeki verilere ulaşamıyor. Öte yandan, saldırgan eylemi IŞID adına gerçekleştirdiğini itiraf etmiş bile olsa, telefonun mülkiyeti saldırganın çalıştığı şirkete ait olduğu için, mahkemede yaşanan tartışmalar, telefonun şifresinin kırılması emrinin çıkmasını geciktirdi.
Yine de bugün gün içinde, mahkeme Apple’a, şifrenin kırılması için FBI’a yardım etmesi “emrini” gönderdi. Ancak Apple’ın CEO’su Tim Cook basının karşısına geçerek bu mahkeme emri hakkında çok önemi bir açıklama yaptı.
Tim Cook, devletin kendilerinden “sahip olmadıkları ve yaratmak da istemedikleri” bir yöntem kullanmalarını istediğini vurguladı. Tim Cook’a göre Apple, iOS işletim sistemi içinde herhangi bir kişinin telefonuna gizlice ulaşmayı sağlayacak bir arka kapı bulunmuyor. FBI ise, bu arka kapıyı yaratmaları için Apple’a baskıda bulunuyor. Ancak Tim Cook bugün açıklamasında, iOS içine böyle bir aka kapı yaratmalarının çok tehlikeli olduğunu ve bunu yapmak istemediklerinin altını çizdi.
Apple iOS 8’den beri, kilitlenmiş iPhone’lara her türlü erişimi kaldırmış bulunuyor. ABD’deki Prism skandalından en fazla etkilenen şirketlerden biri olan Apple, bir daha devletin gizlice Apple müşterilerine ulaşmayacağını garantilemek için iOS 8’de güvenlik önlemlerini, kendisinin bile kıramayacağı şekilde dizayn etmişti. Dolayısıyla, bir kullanıcı iPhone’nunu şifreleyerek kilitlediğinde artık içindeki verilere erişmek imkansız oluyor.
360 TB veri depolayabilen cam disk
Günümüzde dosyalarımızı depolamak için DVD ve HDD gibi çözümler kullanıyoruz. Ancak haberimize konu olan “cam disk” bizim bildiğimiz depolama birimlerine göre çok farklı özellikler taşıyor. Çünkü 360 TB‘lık dosya depolayabilen bu disk, tam 13.8 milyar yıl dayanabiliyor. Bir başka deyişle madeni para büyüklüğündeki bu diske tatil fotoğraflarınızı attığınızda ölene kada fotoğraflarınıza bir şey olmayacağı konusunda içiniz rahat olabilir.
13 Milyar Yıl Dayanıyor
Southampton Üniversitesi‘ndeki araştırmacıların geliştirdiği bu disk, lazer yazdırma tekniği ile oluşturuldu. 5 katmanlı oluşturulan dijital data, 360TB depolama kapasitesi sunmasının yanı sıra 1,000°C dereceye kadar ısıya dayanıklı ve oda sıcaklığında tutulduğunda toplamda 13.8 milyar yıl dayanabiliyor. Sonsuz veri arşivciliği için yepyeni bir çağ başladığını söyleyen araştırmacılar bu buluşun müzeler, ulusal arşivler ve kütüphaneler için önemli olacağının altını çiziyor. Kaynak: ShiftDelete.NetÇipli kimlik kartları geliyor
Gelecek ay pilot il Kırıkkale’de dağıtılmaya başlanacak olan çipli kimliklerin yıl sonuna kadar tüm illere yaygınlaştırılması ve üç sene içerisinde tüm vatandaşlara dağıtılması bekleniyor.
Çipli kimliklerin arka plan görsellerinde, ülke tarihinin ulusal ve tarihi değerlerine de göz ardı edilmedi. Selçuklu ve Osmanlı’dan izler taşıyan kimliklerde Cumhuriyetin modern çizgilerine de yer verildi. Türkiye’nin dünyadaki temsil rengi olan turkuazın ağır bastığı kimlikler, kadın erkek ayrımı olmaksızın tek renk ve tasarımda olacak; ayrıca vize istenmeyen ülkelerde pasaport yerine de kullanılabilecek.
Yüksek güvenlik Özellikleri;
Çipli kimlikler, yalnızca kimlik kartına özel tasarım ve üretimle, şifreli grafik tasarımlar, DNA’ya sahip mürekkepler, mikro ve nano yazılar gibi onlarca güvenlik özelliği taşıyor. Vatandaştan alınan biyometrik veriler karta yazılmak üzere TÜBİTAK’ın geliştirdiği Kartlı Yönetim Sistemi Yazılımı’na gönderilecek ve tüm bilgiler gizli kalacak. Ukrayna’ya yeni bir saldırı: Black Energy
BlackEnergy, oldukça dinamik bir tehdit oyuncusu ve Ukrayna’daki en son saldırılar, siber casusluk faaliyetlerinin yanı sıra gündemlerinde yok edici faaliyetlerin de olduğuna işaret ediyor. Önceleri bir DDoS zararlı yazılım kullanıcısı olan BlackEnergy, kullandığı araçları çok daha geniş bir hale getirdi. Pek çok kez ortaya çıkarılmış olmasına rağmen, BlackEnergy faaliyetlerine devam ediyor ve ciddi bir tehlike oluşturuyor.
2015 yılının ortasından beri, BlackEnergy APT (gelişmiş tehdit) grubu, hedef alınan bir ağdaki bilgisayarlara virüs bulaştırmak için zararlı Excel belgeleri taşıyarak kimlik avcılığı e-postalarını kullanmaya aktif olarak devam ediyordu. Ancak bu yılın Ocak ayında, Kaspersky Lab araştırmacıları, bir BlackEnergy Truva Atıyla sisteme virüs bulaştıran yeni bir zararlı belge keşfetti. Önceki saldırılarda kullanılan Excel belgelerinin aksine, bu bir Microsoft Word belgesiydi.
Belgenin açılmasından sonra, kullanıcıya içeriğin görüntülenebilmesi için makroların etkinleştirilmesini tavsiye eden bir iletişim kutusu sunuluyor. Makroların etkinleştirilmesi, BlackEnergy zararlı yazılımının bulaşmasını tetikliyor.
Bir kurbanın bilgisayarında etkinleştirildikten sonra, bu zararlı yazılım, virüs bulaştırılan makinenin temel bilgilerini komut ve kontrol (C&C) sunucusuna gönderiyor. Bu zararlı program tarafından gönderilen C&C bağlantısı içerisindeki alanlardan biri, kurbanın kimliğine işaret ettiği görülen bir dize içeriyor. Kaspersky Lab araştırmacıları tarafından analiz edilen belge, “301018stb” kimlik tanımlayıcısını içeriyordu ve burada “stb”, Ukraynalı TV istasyonu “STB”ye işaret ediyordu. Bu TV istasyonu, Ekim 2015 tarihinde BlackEnergy Wiper saldırılarının kurbanlarından biri olmuştu.
Virüsün bulaştırılmasından sonra, ek zararlı modüller de yüklenebiliyor. Kullanılan Truva Atı’nın sürümüne bağlı olarak, bu ek yüklemenin işlevleri, siber casusluktan veri hırsızlığına kadar değişebiliyor.
Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi Yöneticisi Costin Raiu, “Geçmişte BlackEnergy grubunun Ukrayna’da Excel ve PowerPoint belgelerini kullanarak işletmeleri hedef aldığını gördük. Word belgelerinin de kullanılabileceği bekleniyordu, yani bu durum bizim şüphelerimizi doğruluyor. Genel olarak, APT saldırılarında makroların bulunduğu Word belgelerinin kullanımının daha popüler hale geldiğini görüyoruz. Örneğin, yakın zamanda Turla APT grubunun benzeri bir saldırı gerçekleştirmek için makroların bulunduğu belgeleri kullandığını gözlemledik. Bu da bize bu saldırıların pek çoğunun başarılı olduğunu ve bu nedenle popülerliklerinin arttığını düşündürüyor,” şeklinde konuştu.
BlackEnergy APT grubu; 2014 yılında dünyanın dört bir yanında ICS ve enerji sektöründe bulunan kurbanlara karşı SCADA bağlantılı eklentileri devreye sokmaya başladıkları zaman Kaspersky Lab’ın dikkatini çekmişti. Bu da bu grubun Ukrayna’da ICS, enerji, hükümet ve medya sektörlerini hedef aldığını gösteriyor. Türkiye’de hizmete başlayan Strato ile sohbet ettik
Strato, Türkiye’de hizmet verebilmek için hizmet altyapısını Türkçe’ye genişletti ve müşteri hizmetlerine de Türkçe desteği ekledi. Türkiye’de faaliyete başlayan dünyanın önemli hosting sağlayacılarından Strato’nun CEO’su Christian Böing’e, Türkiye’deki planlarına dair sorular yönelttik.
Christian Böing’le röportajımızı aşağıda izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=waOe5JKY274
2016’nın dijital suç trendleri ne olacak
Rapor, ESET’in farklı ülkelerdeki 9 araştırma laboratuarı tarafından toplanan bilgilere dayanılarak hazırlandı. Derinlikli analizler içeren 71 sayfalık raporun tamamı internetten indirilebilir durumda. Ancak rapordaki ana başlıklar ve bu yıl siber suç ile ilgili karşılaşabileceğimiz önemli konular şöyle sıralanıyor:
- Nesnelerin interneti gelişecek: İnternet sayesinde birbiriyle bağlantılı cihaz ve uygulamaların artması, iş operasyonlarının devamlılığına geniş ölçüde kolaylaştırıcı etki yapacak. Ancak bunlar olurken, güvenlik konusu ve kaygısı firmaların başlıca gündem konularından biri olacak.
- Fidye yazılımları artacak: Şifre-fidye yazılımları, siber suçluların ana akım işlerinden biri haline geldi. Tüm dünyayı etkisi altına alan Cryptolocker tarzı fidye yazılımları, yeni versiyon ve çeşitleriyle hem kurumsal hem de bireysel kullanıcılar için artarak tehdit olmayı sürdürecek.
- Hedefli saldırılar gündemden düşmeyecek: Belirlenmiş sistem ya da kişileri hedef alan siber casusluk uygulamaları ve APT’ler (Advanced Persistent Threats – Gelişmiş Kalıcı Tehditler) gündemden düşmeyecek. Ukrayna’daki enerji, medya ve kamu kuruluşlarını hedef alan Blackenergy, Buhtrap, Windigo gibi siber saldırılar buna örnek gösterilebilir. ‘APT’ler geleceğin silahları olabilir mi?’ tartışması devam edecek.
- Yeni suç yazılımları ortaya çıkacak: Botnetler, küresel suç etkinlikleri ya da kişisel bilgileri ele geçirmeye yönelik yeni kötü amaçlı yazılım aileleri ve teknikleriyle karşılaşacağız. ESET uzmanları ve Avrupa Polisi Europol’a göre bunlarla mücadele etmenin yolu uluslararası işbirliğinden geçiyor.
- Büyük veri ihlalleri beklenebilir: Buna yeni bir tanım getiren ESET Kıdemli Güvenlik Uzmanı Stephen Cobb, şirketlerin saygınlığını etkileyecek şekilde gizli bilgilerinin ortaya dökülmesini, Haxposure yani hack ve exposure (ifşa etme) kelimelerinin birleşimiyle anlatıyor. Büyük veri ihlalleri ve bu ihlallerin müşteri konumundaki masum kullanıcıları nasıl etkileyeceği, yıl boyunca gündeme gelecektir.
- Mobil saldırılar artarak sürecek: Siber suç yazılımı hazırlayanların önemli bir bölümünün mobile yöneldiği düşünülüyor. Bilgisayarlara yönelik geleneksel saldırıların tamamı mobile uyarlanmaya başladı, ayrıca yeni saldırı türleri de yaratılıyor. İnternet bağlantılı olmasına karşın akıllı telefonların bilgisayar gibi algılanmaması ve bu nedenle korunma önlemi alınmaması, saldırıları ve etkisini arttırıyor.
- Windows 10: Microsoft, yeni işletim sisteminde güvenlik konusuna güçlü yatırım yaptı. Ancak her halükarda yeni sistem ile birlikte güvenlik, gizlilik ve şeffaflık konuları tartışılacaktır.
- Kritik altyapıların korunması çok konuşulacak: Endüstriyel tesisler, enerji sistemleri, sağlık sistemi altyapısı, kamu verileri her ülkede kritik ve korunması gereken konular olarak öne çıkmakla birlikte, siber saldırıların da sık sık gündem konusu haline geliyor. Endüstriyel kontrol sistemlerini hedef alan Struxnet ve Duqu saldırılarını hatırlayalım. Yeni saldırılar ve oluşan krizlerin nasıl engelleneceği küresel düzeyde sık sık gündem konusu olmaya devam edecek.
- Kanunlar ve yönetmelikler tartışılacak: Gelişen bilişim sistemleri ışğında hükümetler, şirketler ve vatandaşlar arasındaki ilişki ve konumları belirleyecek kanun ve yönetmelikler global ve yerel düzeyde gündem konusu olacak.
- Siber Zorbalık ve çocuklara yönelik tehditleri konuşacağız: İnternet ve sosyal medya kullanım yaşının düşmesi ile birlikte çocuk ve gençlerin uygunsuz içeriklere karşı korunması ve cyberbullying olarak tanımlanan siber zorbalıkla mücadele, tüm ülkelerde öncelikli tartışma maddesi olacak.
Hackerlar hastaneyi rehin aldı!
Hollywood filmlerinde hepimizin gördüğü ve hayranlıkla izlediği büyükhack olaylarına bir yenisi daha eklendi. Fakat bu seferki tamamen gerçek!
Los Angeles‘ta bulunan Hollywood Presbyterian Medical Center isimli hastanenin yaklaşık 1 haftadır bütün ağ erişimi bozuk durumdaydı. Hastanedeki hastaların başka bir hastaneye taşınmasının ardından ağın çökme nedeni de ortaya çıktı.
Hastane ağının taraflarınca çökertildiğini ve bütün hastane verilenin şifrelendiğini açıklayan bir hacker grubu, şifrelemeyi çözmek için fidye talep etti. İstedikleri fidye ise yaklaşık 12 Milyon Türk Lirası‘na denk geliyor!
Hastane çalışanları tarafından sistemlerin bazısına erişim sağlanmış olsa da şu anlık sadece faks makineleri ve telefon hatları çalışıyor.
Hastane yetkilileri tarafından resmi bir açıklama gelmese de içerden sızan bilgilere göre, yetkililerin de olayın nasıl olduğunu, virüsün nereden bulaştığını, kim tarafından yapıldığını bilmediği belirtiliyor.
Şimdilik sadece acil işlemler için hizmet verebilen hastane hiçbir online sisteme erişemiyor. Durumu kritik olmayan hastaların işlemleri ise eski usul olan kağıtlara yazılarak tamamlanıyor.
Olay sadece hastanedeki görevli çalışanların araştırmasıyla bitecek gibi gözükmüyor.
Los Angeles Polis Departmanı ve FBI konuyla ilgili olarak ortak bir çalışma yürüttüklerini, hackerların kimliklerinin en kısa sürede tespit edileceğini açıkladılar.
Kaynak: ShiftDelete.Net Deutsche Telekom marka değerinde lüks otomobilleri solladı
Dünyanın en değerli markalarının belirlendiği Brand Finance 500 2016 listesinde Deutsche Telekom, 33.19 milyar ABD Doları ile tarihinin en yüksek marka değerine ulaşarak 19’uncu oldu.
Listede Alman otomotiv devleri Mercedes ile Volkswagen’i geride bırakan Deutsche Telekom, geçen yıla göre değerini yüzde 7 artırarak, BMW’nin ardından ikinci en değerli Alman markası olmayı da başardı. Bu şirketleri üçüncü sırada Mercedes-Benz izledi.
Brand Finance uzmanlarına göre; Almanya gibi güçlü bir motor mirası olan bir ülkede, bir telekomünikasyon markasının otomotiv üreticileriyle rekabet ediyor olması da telekomünikasyon sektörünün giderek daha önemli hale geldiğinin ve küresel trendlerle etkileşim halinde olduğunun bir başka kanıtı. Nitekim Deutsche Telekom, marka değeriyle sadece Alman otomotiv devlerini sollamakla kalmadı, Mitsubishi, Hyundai, Ford, Honda, Nissan, Audi, Chevrolet, Land Rover, Renault, Fiat, Lexus, Kia, Mazda, Porsche, Ferrari, Mini gibi markaları da geride bıraktı.
AVRUPA’NIN EN DEĞERLİ TELEKOMİNİKASYON ŞİRKETİ
Deutsche Telekom’u takip eden şirketler arasında sadece otomotiv devleri bulunmuyor. 33.19 milyar dolarlık marka değeriyle bir kez daha Avrupa’nın en değerli telekomünikasyon şirketi olmayı başaran Alman Deutsche Telekom’u, Vodafone ile Orange da geriden takip ediyor.
Deutsche Telekom’un Marka Müdürü Hans-Christian Schwingen’e göre bu sonuç, şirketin “marka stratejisinin doğru yolda olduğu ve şirket başarısına katkıda bulunmaya devam ettiği” gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor. Nitekim İngiliz danışmanlık şirketine göre, Deutsche Telekom’un sıralamada üste oturmasının en önemli sebebi de grubun Avrupa telekomünikasyon sektörlerindeki başarılı marka değişim stratejisi oldu. Uzmanlara göre, ağ kalitesi, yenilik ve müşteri hizmetleri gibi konularda da uzun vadeli yatırımlarda bulunmasının Deutsche Telekom’un değerini artırmasına önemli etkisi oldu.
Araştırmanın sonuçlarını yorumlayan Deutsche Telekom’un kurumsal müşterilere çözümler sunan şirketi T-Systems’ın Türkiye Genel Müdürü Sinan Kılıçoğlu da, elde edilen başarının önemli olduğuna değiniyor. Bir telekom ve teknoloji şirketi olarak bu listede öne çıkmanın, aynı zamanda pazar dinamiklerindeki değişimi de okumak için bir fırsat olduğuna değinen Kılıçoğlu; “Ülkemizde de benzer bir dönüşümün yaşandığını söylemek mümkün. En beğenilen ve çalışılmak istenen şirketler listesinde üst sıralarda artık teknoloji şirketlerine daha sık rastlıyoruz. Bu sektörden olmayan şirketlerin de, teknolojideki hızı yakalayamadıkları durumda, rekabette ve marka değerinde sınıfta kaldıklarını artık rahatlıkla söyleyebiliriz” diye ekliyor.
BRNAD FİNANCE 500’DE EN DEĞERLİ İLK 25
Apple 145.918 milyar dolar
Google 94.184 milyar dolar
Samsung 83.185 milyar dolar
Amazon.com 69.642 milyar dolar
Microsoft 67.258 milyar dolar
Verizone 63.116 milyar dolar
AT&T 59.904 milyar dolar
Walmart 53.657 milyar dolar
China Mobile 49.810 milyar dolar
Wells Fargo 44.170 milyar dolar
Toyota 43.064 milyar dolar
McDonald’s 42.937 milyar dolar
General Electric 37.216 milyar dolar
ICBC 36.334 milyar dolar
China Construction Bank 35.394 milyar dolar
BMW 34.968 milyar dolar
Coca-Cola 34.180 milyar dolar
Facebook 34.002 milyar dolar
T Systems (Deutsche Telekom) 33.194 milyar dolar
Agriculturel Bank of China 32.264 milyar dolar
Mercedes-Benz 32.049 milyar dolar
IBM 31.786 milyar dolar
NTT 31.678 milyar dolar
Walt Disney 31.674 milyar dolar
Shell 31.665 milyar dolar 2016’da internette 2,5 trilyon fotoğraf paylaşılacak
Deloitte, 15’inci “Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon (TMT) Öngörüleri” raporunu yayımladı. Rapor; sanal gerçeklik, bilişsel teknolojiler, grafen kullanımı, reklam bloklama, medya gelirlerindeki değişim ve akıllı telefon pazarının bilinmeyen yüzlerine ilişkin çarpıcı detaylar sunuyor.
Deloitte Türkiye Teknoloji, Medya, Telekomünikasyon Endüstrisi Lideri Tolga Yaveroğlu raporla ilgili olarak; “2016 yılına ilişkin TMT öngörülerimiz inovatif teknolojilerin hayatın her alanında gittikçe benimsendiği, birçok alanda veri paylaşımının ön planda olduğu, hızın ve deneyimin her şey anlamına geldiği bir teknoloji dünyasına işaret ediyor. 2016 yılında sanal gerçeklik başlıklarının satışlarının düzenli teknoloji kullanıcıları tarafından 2,5 milyon adet seviyesine ve sanal gerçeklik pazarının ise bir milyar dolara ulaşmasını öngörüyoruz. Bununla birlikte, uzun vadede bakıldığında sanal gerçeklik, akıllı telefon, PC ya da televizyon gibi cihazların ölçeğine ya da yaygınlığına ulaşmakta zorlanacak. Ancak, sürükleyici, duyulara hitap eden teknoloji geliştikçe, bu teknolojinin daha geniş bir kapsamda benimsenmesi belki mümkün olabilir” dedi.
Bilişsel teknolojiler alanında ciddi bir büyüme potansiyeli gördüklerini ifade eden Yaveroğlu; “Bu yıl, ilk yüz yazılım şirketinin sekseninin bilişsel teknoloji şirketi olacağını tahmin ediyoruz. Bu durum, Nesnelerin İnterneti’nin sunduğu potansiyeli açığa çıkararak, bilişim sektörünü zaman içinde bugün bildiğimiz halinin çok ötesine taşıyabilir. Bilişsel teknolojilere, kısa dönemde yeni sanal gerçeklik başlıklarına nazaran tüketiciler tarafından daha az ilgi gösterilse de, bilişsel teknolojiler muhtemelen uzun vadede hem işletmeler hem de tüketiciler için çok daha büyük önem arz edecek” şeklinde konuştu.
Raporda öne çıkan trendler ise şu şekilde:
Teknoloji
- Bilgi teknolojileri (BT) pozisyonlarında kadınlar- eğitim önemli ancak konu eğitimden çok daha öte: 2016 sonu itibariyle gelişmiş ülkelerde kadınların, BT profesyonellerinin sadece %25’ini oluşturması bekleniyor. Bu rakam, 2015 yılındaki orana çok yakın, hatta altında bulunuyor.
- Bilişsel teknolojiler kurumsal yazılımları zenginleştirebilir: 2016’da, cirosal açıdan ilk 100 kurumsal yazılım şirketinin 80’inden fazlasının makine öğrenimi, doğal dil işleme ya da konuşma tanıma gibi bilişsel teknolojileri ürünlerine entegre etmesi bekleniyor. Bu, ilk 100 yazılım şirketinin 64’ünün bir ya da daha fazla bilişsel teknolojiyi içeren ürün ve hizmetler sunduğu 2015’e kıyasla %25’lik bir artışa karşılık geliyor.
- Dokunmatik Ticaret- mobil çevrimiçi ödeme işlemleri hız kazanıyor: Akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlar üzerinden yaptıkları satın almalarda, üçüncü parti dokunmatik ödeme sistemi kullanan kişi sayısının 2016 yılında %150’lik bir artışla 50 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Dokunmatik ticaret, perakendecilerin, perakende web sitelerini gezen ancak bunu ödeme süreçlerini zahmetli bulduğu için alışverişe çevirmeyen ve sayısı hızla artan mobil ziyaretçilerden daha fazla faydalanmasına imkân sağlıyor.
- Grafen- şimdi araştır, önümüzdeki on yılda faydasını gör: 2016 yılında, grafen materyal pazar büyüklüğü muhtemelen 10-15 milyon dolar seviyesinde kalacak olsa da, bu alandaki Ar-Ge faaliyetleri yüz milyonlarca dolar büyüklüğünde olacak. Orta vadede, grafen, yıllık değeri milyarlarca dolara ulaşan ürünlere eklenebilir; ancak bu materyalin sunduğu potansiyelin tam olarak değerlendirilmesi onlarca yıl alabilir.
- Mobil reklam bloklama: 2016 yılı sonunda, mobil reklam bloklamayı tercih eden kullanıcı sayısı, toplamın sadece %0,3’ü olacak. Yani, toplam 70 milyar dolarlık mobil (akıllı telefon ve tablet) reklam pazarının sadece 100 milyon dolarlık kısmı olası bir tehlikede.
- Mobil oyunlar lider ama daha az kârlı: 2016’da akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazların yazılım gelirleri itibariyle lider oyun platformu haline gelmesi ve 2015’dekine kıyasla %20’lik artışla 35 milyar dolar gelir getirmesi bekleniyor. PC oyunları ve oyun konsollarından elde edilecek gelirin ise bir önceki yıla göre %5 ve %6’lık artışlarla, sırasıyla 32 milyar ve 28 milyar dolar olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Ancak, oyun başına ortalama gelire bakıldığında, platformlar arasında ciddi farklar olması muhtemel.
- eSpor- düşündüğünüzden hem daha büyük hem daha küçük: eSpor, 400 milyon dolar gelir yarattığı 2015’e göre %25’lik bir artışla 2016’da 500 milyon dolarlık bir küresel gelir yaratacak. eSpor yaklaşık 150 milyonluk düzenli veya aralıklı takip eden izleyici kitlesine ulaşacak. Öte yandan bu rakam aslında; futbol, Amerikan futbolu, basketbol, beyzbol ya da buz hokeyi gibi sporlardan elde edilen ve 4 ila 30 milyar dolar arasında seyreden lig gelirlerinin sadece çok küçük bir bölümüne tekabül ediyor.
- Avrupa futbol gelirleri 30 milyar dolara ulaştı: Avrupa futbol pazarı, 2011-2012 dönemine kıyasla 8 milyar dolarlık bir artış ve yıllık %7’lik bileşik büyüme ile 2016-2017 döneminde ilk kez 30 milyar dolar seviyesine ulaşacak.
- Dijital medya istikrarlı gişe hasılatında düşüşe yol açıyor: 2016’da ABD ve Kanada’da, toplam 1,3 milyar bilet satışı ile gişe hasılatlarının %3’lük bir düşüş kaydetmesi ve 10,6 milyar dolara gerilemesi bekleniyor.
- ABD’de TV alanında erozyon var: 170 milyar dolarlık 2016 beklentisi ile dünyanın en büyüğü olan ABD geleneksel TV pazarının 2016’da en az beş cephede erozyona uğraması bekleniyor: öde izle aboneleri, öde izle penetrasyonunun toplam nüfusa oranı, öde izle aboneliği için ödenen aylık ortalama bedel, antenli TV’ye geçiş yapan tüketiciler, genel nüfusun (özellikle 18-24 yaş grubunun) yayınları canlı ve banttan izlenmesi…
- Gigabit internet çağının doğuşu- her bit değerlidir: Saniye başı gigabit (Gbit/s) internet bağlantılarının 10 misli artışla ve %70’i ev kullanımı olmak üzere, yıl sonunda 10 milyon aboneye çıkması bekleniyor. Talepteki artış, büyük olasılıkla daha geniş erişilebilirlik ve düşen fiyatların etkisiyle tetiklenecek… 2020 yılı itibariyle gigabit tarifeli internet bağlantısı sunan şebeke abonelerinin sayısının 600 milyona ulaşması bekleniyor ki bu rakam dünyada internete bağlı evlerin büyük kısmına tekabül etmekte.
- Kullanılmış akıllı telefonlar- 17 milyar dolarlık hiç duyulmamış bir pazar: 2015 yılında ikinci el pazarının büyüklüğü 80 milyon adet telefon karşılığında 11 milyar dolara ulaşmıştı. 2016 yılında ise 120 milyon kullanılmış akıllı telefonun takas ya da ikinci el satışlar yoluyla el değiştirmesi ve 17 milyar dolarlık bir satış hacmi yaratması bekleniyor. Ayrıca, 2016’da birinci el pazarında 500 dolar ya da üstü fiyatla satılan, diğer bir deyişle ‘premium segment’ akıllı telefonların %10’luk kısmının, ömrünü tamamlayana kadar 3 ya da daha fazla kez el değiştireceği tahmin ediliyor.
- Fotoğraf paylaşımında trilyon ve ötesi: 2016’da, bir önceki yıla oranla %15 artışla, 2,5 trilyon fotoğrafın paylaşılacağı ya da çevrimiçi depolanacağı öngörülüyor. Bu fotoğrafların %90’ı akıllı telefonlarla çekilirken; dijital SLR, kompakt kamera ya da tabletlerle dizüstü bilgisayarlar kalan %10’luk kısmı oluşturacak. Cihaz hafızasında kalan ve paylaşılmayan trilyonlarca fotoğraf ise bu tahmin rakamlarına dâhil edilmemiştir.
- “Veri amaçlı kullanım” kavramının yükselişi: 2016 yılında, gelişmiş ülkelerdeki akıllı telefon kullanıcılarının %26’sının, herhangi bir haftada, cihazlarını geleneksel arama maksatlı hiç kullanmayabileceği öngörülüyor. Bu bireyler, “veri amaçlı kullanıcılar” olarak değerlendiriliyor; yani iletişimlerini geleneksel sesli aramadan kısa mesaj, sesli mesaj ve OTT video hizmetlerine kaydırmayı tercih ediyorlar.
- VoLTE / VoWiFi- kapasite, erişim ve sunulanlar: En az bir paket bazlı ses hizmeti sunan mobil operatör sayısının 2016 sonunda; 2015 başına oranla 6 misli, bir önceki yılın aynı dönemine oranla iki misli artışla 100’e ulaşması bekleniyor. Raporda, yaklaşık 300 milyon kişinin, Voice over WiFi (VoWiFi) ve/veya Voice over LTE (VoLTE) kullanıcısı olmasının beklendiğinden bahsedilirken, bunun da 2015 başına kıyasla 5 misli bir artışa işaret ettiğine dikkat çekiliyor.
Online anketler mobil cihazlar üzerinden yapılıyor
MindStation, markalar ile kullanıcı deneyimi odaklı ve tasarıma duyarlı mobil araştırmaları kullanarak nasıl daha sağlıklı sonuçlar alabileceklerini paylaştı. MindStation Kurucu Ortaklarından Cüneyt Değer mobil anketleri tasarlarken dikkat edilmesi gereken noktaları sıralarken kullanım oranları ile ilgili şu bilgileri verdi;“GRIT (Greenbook Research Industry Trends) 2015 raporuna göre, bugün araştırma datalarının %88’i online anket platformlarında yapılmakta ve verilerin %44’ü mobil araçlar üzerinden cevaplanmaktadır. Ancak şu anda araştırma anketlerinin sadece %50’si mobil cihazlara uyumlu oluşturuluyor. Diğer yandan, mobil anketlerde teknolojik yeniliklerin kullanım oranlarının son 2,5 yılda %42’lerden %68’lere yükselmesi de sevindirici bir haber.”
Geleneksel anketleri mobil tarayıcılar üzerinde kullanmayın
Geleneksel anketleri mobil tarayıcılar üzerinden kullanmaya çalışmak, bu anketi katılımcının doldurmasını beklemek tam bir hayal kırıklığı olacaktır. Mobil kullanıcı deneyimini yok sayan bu yöntem proje sürelerini uzatmakta ve veri kalitesini düşürmektedir.
Sosyal ağ kullanıcılarının %74,4’ü mobil cihaz üzerinden bağlanıyor
Özellikle yeni nesil sosyal ağ kullanıcılarının yaşadığı mobil deneyimler ve teknolojiler araştırma projelerinde de zorunluluk haline geldi. Artık kullanıcılar masaüstü ve dizüstü bilgisayarla doldurduğu geleneksel web anketlerini mobil cihazlar üzerinden sayfayı yakınlaştırıp soruya cevap vermek için küçük cevap seçenekleri işaretlemek istemiyor.
Mobil anketlerde soru tipine dikkat
Bununla beraber mobil anketlerde hangi soru tipinin daha rahat cevaplanacağını da bilmeniz gerekiyor. Çok satır ve kolonlu soru tiplerinin olduğu durumlarda mobil cihaz üzerinden doldurulmasını beklemek geri dönüş oranını oldukça düşürecektir.
Hedef kitleniz online anketinize her cihazdan ve her yerden bağlanıyor olabilir
Kullanıcıların hangi işletim sistemine sahip olduğunu, hangi ekran boyutunda bir cihaz kullandığını bilemezsiniz. Bu sebeple anket tasarımınızın tüm mobil cihazlara uyumlu olarak sunulması veri kalitesini ve anket doldurma oranını artıracaktır. Mobil cihazın ekran boyutuna göre soru tipinin dinamik olarak değişmesi kullanıcının soruya çok daha rahat cevap vermesini sağlayacaktır. Anket uzunluğunun 15 dakikayı geçmesi halinde verilen cevaplar özensiz ve düşünülmeden verilmektedir. Girişimciliğin nabzı Antalya’da atacak
Girişimciliği ve liderliği desteklemek, öğrenciler arasında sosyal sorumluluk bilincini artırmak, gençler arasında liderlik algısının oluşturulmasına katkı sağlamak amacıyla birçok projeyi hayata geçiren Uluslarasası Antalya Üniversitesi bölgenin en kapsamlı zirvesine imza atmaya hazırlanıyor. TÜSİAD’ın desteği ile 26 Şubat 2016 tarihinde Uluslararası Antalya Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek “Girişimcilik Zirvesi” kapsamlı bir içerikle ziyaretçilerini ağırlayacak.
Kurumsal girişimcilikten sosyal girişimciliğe; üniversitede girişimcilikten kadınların girişimcilikteki payına kadar geniş yelpazede konuların ele alınacağı zirvede Markafoni CEO’su İlker Baydar, Silk&Cashmere CEO’su Ayşen Zamanpur, Bera Medya Grubu CEO’su Alper Afşin Özdemir, Habitat Derneği ve Uluslararası Girişimcilik Merkezi Başkanı Sezai Hazır, DBI Kurucusu ve Galata Business Angels Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Şeker, Vodafone İş Marka Ortakları ve Girişimcilik Programları Müdürü Rüçhan Ziya gibi alanında uzman isimler konuşmacı olarak yer alacak.
Girişimciliğin tüm boyutlarıyla ele alınacağı zirveye katılım için ön kayıtlarhttps://www.eventbrite.com/e/


Onları takiben, Eylül ayında Kuzey Amerika’da Ultra HD yayın yapmaya başlayan High TV ve Avrupa’da Ekim’de yayına giren Ultra HD kanalı TERN dikkat






