Corning’den akıllı cihazlar için yeni nesil dayanıklı cam

0

Corning, akıllı cihazlar için geliştirdiği yeni Gorilla Glass Ceramic camını resmi olarak tanıttı. Şirketin iddiasına göre bu yeni cam, asfalt gibi pürüzlü yüzeylere bir metreden defalarca düşse bile kırılmıyorCorning’in yeni ürünü, özellikle akıllı telefon ve tabletlerde dayanıklılık konusunda çığır açacak bir gelişme olarak görülüyor.

Yeni Gorilla Glass Ceramic, düşmelere karşı daha güçlü

Corning’in laboratuvar testlerine göre Gorilla Glass Ceramicbir metre yükseklikten asfalt benzeri yüzeylere 10 kez üst üste düşmeye dayanabiliyor. Şirket, piyasadaki diğer camların ise ilk düşüşte kırıldığını belirtiyor. Yeni camın bu yüksek dayanıklılığı, içeriğindeki seramik malzemeden kaynaklanıyor.

Gorilla Glass Ceramic’in, daha önce piyasaya sürülen Gorilla Glass Victus 2 ile kıyaslandığında daha sağlam olduğu belirtiliyor. Victus 2, daha pürüzsüz yüzeylere defalarca düşmeye dayanabiliyordu, ancak Gorilla Glass Ceramicdaha pürüzlü yüzeylerde bile üstün performans sergiliyor. Yine de Corning, iki cam arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koymaktan kaçınıyor.

CorningGorilla Glass Ceramic’in önümüzdeki aylarda Motorola cihazlarında kullanılacağını duyurdu. Ancak bu cihazın bir akıllı telefon mu yoksa bir tablet mi olacağı henüz kesinleşmiş değil.

Corning‘in bu hamlesi, akıllı cihazlarda seramik cam trendine uyum sağlama çabası olarak değerlendiriliyor. Şirket daha önce Apple için Ceramic Shield geliştirmiş ve Samsung’un yaklaşmakta olan Galaxy S25 serisi için de Gorilla Armor 2 adlı seramik cam çözümü sunmuştu. Ayrıca, HONOR da Magic 7 Pro modeli için NanoCrystal Shield adlı benzer bir koruma teknolojisi geliştirmişti.

Corning’in yeni Gorilla Glass Ceramic ürünü, mobil cihazlarda dayanıklılığı bir adım öteye taşıyacak gibi görünüyor. Kullanıcıların gerçek dünya deneyimleri, bu iddiaların ne kadar başarılı olduğunu ortaya koyacak.

Windows 11’e ReFS desteği geliyor

Microsoft, Windows 11’in en yeni Insider sürümlerinde ReFS (Resilient File System – Dayanıklı Dosya Sistemi)desteğini kullanıcılara sunmaya başladı. Windows Insider dedektifi PhantomOfEarth tarafından keşfedilen Windows 11 Build 27823 sürümüyle birlikte kullanıcılar, artık NTFS dışında ReFS dosya sistemiyle de kurulum yapma seçeneğine sahip olacak.

ReFS dosya sistemi nedir?

İlk olarak Windows Server 2012 ile tanıtılan ReFSyüksek performansveri bütünlüğüne yönelik iyileştirmeler ve veri bozulmalarına karşı artırılmış koruma gibi avantajlar sunuyor. ReFSNTFS‘e kıyasla çok daha büyük ölçekli veri işleme kapasitesine sahip olup, 35 petabayta kadar bölüm desteği sağlayarak NTFS‘in 256 terabaytlık sınırını aşabiliyor.

ReFS’in avantajları ve eksiklikleri

ReFSbüyük veri kümeleriyle çalışan profesyonel kullanıcılar ve sunucu ortamları için önemli avantajlar sunuyor. Microsoft, yeni dosya sisteminin veri erişilebilirliğini en üst düzeye çıkarmayıbüyük veri kümelerinde daha verimli ölçeklenebilirlik sağlamayı ve bozulmalara karşı dayanıklılığı artırarak veri bütünlüğünü korumayıhedeflediğini belirtiyor.

Ancak ReFSNTFS‘e kıyasla bazı eksiklikler de barındırıyor. Örneğin, şu an için önyüklenebilir disklerde kullanılamıyor ve çıkarılabilir medyalarla uyumlu değil. Ayrıca, dosya sistemi sıkıştırmadisk kotaları gibi bazı NTFS özelliklerini desteklemiyor. Microsoft, bu eksikliklerin giderilmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

Windows 11 kullanıcılarına daha geniş ReFS desteği geliyor

Bu, ReFS özelliklerinin Windows 11’in tüketici sürümüne ilk gelişi değil. Geçtiğimiz Ekim ayındadosya kopyalama hızlarını artıran ReFS Blok Klonlama özelliğinin Windows 11‘e entegre edileceği açıklanmıştı. Şimdi ise MicrosoftReFS’in daha geniş bir özellik yelpazesini tüketici sürümüne taşımayı planlıyor.

Intel üst düzey ekran kartı pazarından çekilme kararı aldı

Intel, yüksek performanslı ekran kartı pazarında geri adım atarak, üst seviyeye hitap etmesi beklenen Xe2 Arc Battlemage “BMG-G31” ekran kartlarını iptal ettiğini duyurdu. Şirket, bu hamleyle ana akım ve bütçe dostu çözümler üzerine odaklanmaya karar verdi.

Sektörün güvenilir kaynaklarından gelen bilgilere göre, Intel’in 2024’ün üçüncü çeyreğinden itibaren, Arc Battlemage “BMG-G31” GPU’larının geliştirilmesine son verildiği belirtiliyor. İlk aşamada, 24 GB VRAM kapasitesine sahip, 256-bit bellek veri yolu sunan ve 32 adede kadar Xe2 çekirdeği içeren güçlü bir GPU tasarımının üzerinde çalışıldığı iddia edilmişti. Ancak, bu modellerin perakende satışa sunulma planlarının iptal edildiği bildiriliyor.

Intel’in Üst Seviyede Rekabetten Kaçınması

Intel’in, Arc serisi ile Nvidia ve AMD gibi rakiplerine karşı rekabetçi bir alternatif sunmayı hedeflediği biliniyor. Özellikle orta segmentte piyasaya sürdüğü Arc B580 ve B570 modelleri, fiyat-performans açısından dikkat çekmişti. Ancak, şirketin üst düzey oyun pazarında rekabet etmekten kaçınması, Intel’in gelecekteki stratejisinin ana akıma ve entegre çözümlere odaklanma yönünde olduğunu gösteriyor.

Intel’in, Arc Battlemage serisinin daha güçlü GPU’larının iptal edilmesi, şirketin artık bütçe dostu bağımsız ekran kartları ve entegre grafik çözümleri üzerinde yoğunlaşacağına işaret ediyor. Intel, gelecekte piyasaya sürmesi beklenen Celestial “Xe3” mimarisi hakkında ise henüz bir açıklama yapmış değil. Bu mimarinin, Intel’in 18A üretim süreci temelinde geliştirilen Panther Lake işlemcileriyle entegre grafik çözümleri sunması bekleniyor. Ancak, bu mimarinin bağımsız ekran kartı formunda piyasaya sürülüp sürülmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Gelecekteki Hedefler ve Beklentiler

Intel’in üst düzey Battlemage GPU’larının iptal edilmesi, sektörün büyük bir kısmı tarafından hayal kırıklığıyla karşılandı. Ancak, şirketin bütçe dostu çözümlerle pazara hitap etmeye devam etmesi, özellikle AMD’nin RDNA 3.5 tabanlı grafik çözümleriyle rekabet edebilecek kapasitede performans sunan Arc Battlemage serisinin geleceği adına umut verici görünüyor.

MediaTek liderliğini korudu, Apple ikinci sıraya yükseldi

Counterpoint araştırma şirketi, 2024 yılının dördüncü çeyreğine ait akıllı telefon işlemci pazarı verilerini yayınladı. Rapora göre, MediaTek pazardaki liderliğini korurken, Apple ise önemli bir çıkış yakalayarak Qualcomm’u geride bıraktı.

MediaTek, yılın son çeyreğinde %34 pazar payı elde ederek zirvedeki yerini korudu. Ancak şirket, satışlarını artırmasına rağmen bir önceki çeyreğe göre pazar payında küçük bir düşüş yaşadı. Buna karşın AppleiPhone 16 serisinin etkisiyle A18 işlemcileri sayesinde güçlü bir yükseliş sergiledi. Şirket, %23 pazar payına ulaşarak ikinci sıraya yerleşti ve Qualcomm’u geride bıraktı.

Qualcomm, sevkiyatlarındaki küçük bir azalmaya rağmen %21 pazar payı ile üçüncü sıraya geriledi. Ancak premium segmentteki büyümenin etkisiyle şirketin gelirlerinde artış yaşandı. Galaxy S25 serisine güç veren Snapdragon 8 Eliteyonga setiyle Qualcomm’un2025’in ilk çeyreğinde satışlarını yeniden artırması bekleniyor.

Pazarın dördüncü sırasını, düşük fiyat segmentine hitap eden 4G yongaları ile Unisoc aldı. Şirket, %14 pazar payıyla istikrarlı bir performans sergiledi. Samsung ise Exynos işlemcileriyle %4 pazar payına ulaşarak beşinci sıradakiyerini korudu. Onun hemen arkasında ise Huawei (HiSilicon), %3 pazar payıyla altıncı sırada yer aldı.

2025’in ilk çeyreğinde, özellikle Apple ve Qualcomm arasındaki rekabetin daha da kızışması bekleniyor. Apple’ın yeni nesil A18 Pro işlemcilerinin sağladığı performans artışı, şirketin üst segmentteki konumunu güçlendirebilir. Öte yandan, Qualcomm ise Snapdragon 8 Gen 4 ile yapay zeka (AI) odaklı iyileştirmeler yapmayı ve özellikle Android cihazlarda performans avantajı sağlamayı hedefliyor.

MediaTek ise orta segmentteki liderliğini korumanın yanı sıra, Dimensity 9300 ve 9400 serisi işlemcilerle premium segmentte de daha fazla pay almayı planlıyor. Samsung cephesinde ise Exynos 2500 işlemcisiyle performans ve verimlilik artışı hedefleniyor. Ayrıca Huawei’nin, ABD yaptırımları nedeniyle sınırlı kalmasına rağmen, Kirinişlemcileriyle Çin pazarında büyümeyi sürdürmesi bekleniyor.

Bu tablo, 2025’in ilk yarısında akıllı telefon işlemci pazarında kıyasıya bir rekabetin yaşanacağını gösteriyor. Özellikle AppleQualcomm ve MediaTek arasındaki mücadele, sektörün dengelerini belirleyen temel faktörlerden biri olacak.

Japonya dünyanın ilk uranyum bazlı şarj edilebilir pilini geliştirdi

Japonya Atom Enerjisi Ajansı (JAEA), nükleer atıkları enerji kaynağına dönüştürme potansiyeline sahip dünyanın ilk uranyum bazlı şarj edilebilir pilini geliştirdi. Bu yenilik, nükleer atık yönetiminde devrim yaratabilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen fazla elektriğin depolanmasına yönelik önemli bir çözüm sunabilir.

Uranyum, aktif malzeme olarak kullanıldı

Geleneksel piller genellikle lityum veya kurşun gibi malzemeler kullanırken, JAEA araştırmacıları bu süreçte aktif malzeme olarak zayıflatılmış uranyumu tercih etti. Yapılan açıklamaya göre, geliştirilen pil prototipi 10 santimetre genişliğinde ve 5 santimetre yüksekliğinde. Negatif elektrot için uranyum içeren bir elektrolitpozitif elektrot için ise demir içeren bir elektrolit kullanıldı.

Prototip pil, standart alkalin pillerin 1.5V gerilimine yakın bir değer olan 1.3V’luk bir voltaj elde etti. Araştırmacılar, pilin on kez şarj edilip boşaltılmasına rağmen performansında kayda değer bir düşüş olmadığını belirtti. Bu stabilite, pilin uzun ömürlü ve güvenilir olabileceğine dair önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.

Nükleer atıklar değerli bir kaynağa dönüşebilir

Japonya’nın yaklaşık 16.000 ton zayıflatılmış uranyum (DU) stoğuna sahip olduğu bilinirken, dünya genelinde bu miktarın 1.6 milyon tona ulaştığı tahmin ediliyor. Normalde nükleer yakıt zenginleştirme sürecinden arta kalan ve kullanım alanı sınırlı olan bu atıklar, yeni nesil piller sayesinde değerli bir enerji kaynağına dönüşebilir.

JAEA tarafından yapılan açıklamada, “Bu araştırma sonuçlarının, zayıflatılmış uranyuma yeni bir kaynak değeri kazandırması bekleniyor,” ifadelerine yer verildi. Uranyum bazlı pillerin, özellikle büyük güneş ve rüzgar enerjisi santralleri gibi değişken üretim yapan yenilenebilir enerji santrallerinde şebeke istikrarını sağlamada kritik bir rol oynayabileceği vurgulandı.

Yeni nesil pillerin geleceği

Araştırmacılar, pilin kapasitesini ve performansını artırmak amacıyla “redoks akış bataryası” geliştirmeyi planlıyor. Bu sistem, elektrolitlerin pompalar aracılığıyla dolaşımını sağlayarak daha büyük enerji depolama kapasitesi ve daha verimli enerji transferi sunabilir. Ancak uranyumun radyoaktif doğası nedeniyle bu tür pillerin sadece nükleer tesisler gibi radyasyon kontrollü alanlarda kullanılması gerektiği belirtiliyor. Bununla birlikte, araştırmacılar ticari olarak uygulanabilir, daha yüksek kapasiteli çözümler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Hibrit uçak motoru soğutması için önemli ortaklık

Vertiia hidrojen-elektrikli dikey kalkış ve iniş aracının Avustralyalı geliştiricisi AMSL Aero, uçan aracı için Formula 1 otomobillerinin motor soğutmasını yapan şirketle ortaklık kurdu. AMSL Aero, Vertiia eVTOL’u çalıştıran hidrojen hücrelerini soğutmak için Conflux Technology ısı transfer sisteminin kullanılacağını söyledi.

Hibrit uçak motoru soğutması

Vertiia’nın bu yılın ilerleyen zamanlarında soğutma teknolojisini kullanarak hidrojen-elektrik enerjisiyle ilk uçuşlarını yapması planlanıyor.  AMSL Aero, yolcu aracının ilk serbest uçuşunu geçen yılın sonlarında gerçekleştirdi. Uzaktan kumandalı test uçuşu, Yeni Güney Galler’in Orta Batı bölgesinde pil gücüyle gerçekleştirildi.

Vertiia’nın menzili 1.100 km, seyir hızı ise 300 km/s olarak duyuruldu. Şirkete göre AMSL Aero’nun 26 adet Vertiia uçan aracı için müşteri mevduatı bulunuyor. AMSL Aero Başkanı Chris Smallhorn duyuruda: “Vertiia’da, Formula 1 hızlarında rekor kıran mesafeler uçabilen hidrojen-elektrikli bir uçak üretiyoruz. Bu sayede, motor sporları ve havacılıkta köklü bir inovasyon geçmişine sahip olan Conflux Technology bizim için mükemmel bir ortak oluyor” dedi.

Uçan araç şirketi ayrıca Filipinler Üs Dönüşüm ve Geliştirme Kurumu ile Filipinler’e hidrojen-elektrikli uçan araçlar getirmek için işbirliği yapmak üzere bir anlaşmaya da sahip. AMSL Aero ve BCDA, Filipinler adalarını yolcu ve yük hava yolculuğu ile bağlamaya yardımcı olabilecek hidrojen enerjisi ekosistemi geliştirmek için iş birliği yapmayı ve yakıt ikmali için hidrojen üretim tesisleri kurmayı planlıyor.

Dört yolcu ve bir pilot taşımak üzere tasarlanan Vertiia, hidrojen-elektrikle çalışıyor ve helikopter gibi havalandıktan sonra sabit kanatlı bir hava aracı olarak uçuyor. Avustralya’nın en büyük genel havacılık ve bölgesel havayolu gruplarından biri olan Aviation Logistics, yakın zamanda 10 adet VTOL siparişi verdi ve 10 adet daha satın alma opsiyonuna sahip.

Opera One yapay zeka ile tarayıcı kontrolü yapıyor

Opera One tarayıcısı son zamanlarda kullanışlı AI özelliklerinin akıcı bir şekilde uygulanması, temiz bir tasarım ve sağlıklı bir sohbet entegrasyonu grubu nedeniyle çok sayıda övgü aldı. Şimdi, AI’yı tarayıcı sekmelerinizin komutasına koyuyor ve bunu iyi bir şekilde yapıyor.

Opera One yapay zeka özelliği

Yeni özellik AI Tab Komutları olarak adlandırılıyor ve esasen kullanıcıların sekmelerini doğal dil komutlarını kullanarak yönetmelerine olanak sağlıyor. Tek yapmanız gereken yerleşik Aria AI asistanını çağırmak ve gerisini itaatkar bir AI gibi halledecek. Genel fikir, yapay zekanın yalnızca bir sekmeyi değil, birden fazla sekmeyi yönetmesine izin vermek. Örneğin, yapay zekadan “tüm Wikipedia sekmelerini bir araya getirmesini” “tüm Smithsonian sekmelerini kapatmasını”, “etkin olmayan sekmeleri kapatmasını” isteyebilirsiniz.

Sekmeleri yönetmek herhangi bir web tarayıcısında bir angaryadır ve eğer günlük işinizin bir parçası olarak internet araştırması yapıyorsanız, ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuzdur. İmleç ve klavye kısayollarının bir karışımını kullanarak sekmeleri manuel olarak hareket ettirmek, onlara isim vermek ve tüm sekme listesini kontrol etmek sıkıcı bir iş.

Sekmeleri kapatmanın veya gruplandırmanın yanı sıra, AI Sekme Komutları sekmeleri sabitlemek için de kullanılabilir. Ayrıca “YouTube sekmeleri hariç tüm sekmeleri kapat” gibi istisna komutlarını da kabul edebilir. Özellikle, bu özellik Opera Air ve oyun odaklı Opera GX tarayıcısına da geliyor. İlgili sekmeleri bir arada gruplandırmaktan bahsedecek olursak, Opera’nın Chrome veya Safari’de olduğu gibi üstte renk kodlu sekme grupları yerine sekme adaları adı verilen temiz bir sistemi var. Opera’nın uygulaması daha iyi görünüyor ve gerçekten iyi çalışıyor.

Özellikle, AI Tab Commands penceresi, bir sürü kapalı sekmeyi canlandırmak gibi eylemleri geri almak istediğiniz senaryolar için bir geri alma kısayoluyla birlikte gelir. Opera One artık Windows ve macOS cihazlarında indirilebilir. Opera ayrıca günlük iş akışınıza biraz zen katan bir tarayıcı olan Air’i de sunuyor.

Airbus hidrojenle çalışan motorlar satın alıyor

Havacılık sektörü küresel karbonsuzlaşmanın en zorlu zorluklarından biriyle karşı karşıya. Elektrifikasyonun mümkün olduğu diğer sektörlerin aksine, havayollarının uzun mesafeli uçuşları ve operasyonel verimliliği sürdürebilmek için yüksek enerji yoğunluklu yakıta ihtiyacı var.

Airbus hidrojenle çalışan motorlar kullanacak

Havacılığın küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %2-3’ünden sorumlu olduğu göz önüne alındığında, alternatif tahrik sistemlerinin geliştirilmesinin aciliyeti kritik öneme sahip. Airbus, ZEROe projesiyle ilerlemeye devam ederek hidrojenle çalışan havacılığa olan bağlılığını bir kez daha teyit etti. Şirket, 2030’ların sonuna doğru ticari olarak uygulanabilir bir hidrojen uçağını piyasaya sürmeyi umuyor.

Airbus, hidrojen yanmasını kullanan turbofan, turboprop ve karma kanatlı gövde tasarımları da dahil olmak üzere farklı hidrojen tahrik yöntemlerini değerlendirmek için yıllar harcadı. Şirket, kapsamlı araştırma ve testler sonucunda yakıt hücresi teknolojisinin en iyi seçenek olduğuna karar verdi.

Hidrojen yakıt hücreleri, içten yanmalı motorlardan farklı olarak, hidrojen ve oksijen arasındaki kimyasal reaksiyon yoluyla elektrik üretir ve yan ürün olarak yalnızca su üretiyor. Bu yaklaşım, Airbus’ın gerçek sıfır emisyonlu havacılık hedefine ulaşma hedefiyle örtüşüyor. Yeni uçak tasarımında, her biri özel yakıt hücresi sistemiyle çalışan dört adet 2 MW’lık elektrikli tahrik motoru yer alıyor. Bu motorlar, son derece düşük sıcaklıklarda kriyojenik olarak depolanan iki sıvı hidrojen tankından hidrojen alacak.

Airbus, bu kurulumun gelecekte hidrojenle çalışan ticari havacılık için en verimli ve ölçeklenebilir çözümü sağlayacağına inanıyor. Airbus, hidrojen tahrik teknolojisinde önemli ilerlemeler kaydetmiş olsa da şirket, zorlukların uçak geliştirmenin ötesine geçtiğini kabul ediyor. Hidrojenle çalışan havacılığı desteklemek için yakıt ikmal altyapısı, ulaşım ve düzenleyici çerçeveler de dahil olmak üzere güçlü bir hidrojen ekosistemine ihtiyaç var. Airbus’ın Havaalanlarında Hidrojen Merkezleri programı, gerekli tedarik zincirini geliştirmek için 200’den fazla havaalanı, havayolu ve enerji sağlayıcısıyla birlikte çalışıyor.

Çin’den yeni elektrikli SUV: Hedmos 06 Mayıs’ta yollarda!

Çin otomobil pazarında rekabet giderek kızışırken, Dongfeng Peugeot-Citroen, yeni elektrikli SUV modeli Hedmos 06ile piyasaya iddialı bir giriş yapmaya hazırlanıyor. Yeni elektrikli araç markası Hedmos altında üretilecek olan Hedmos 06mayıs ayında teslimatlara başlanacak.

Hedmos 064670 mm uzunluğu1900 mm genişliği1617 mm yüksekliği ve 2775 mm aks mesafesi ile dikkat çekiyor. Togg T10X‘e kıyasla 7 cm daha uzun bir gövdeye sahip olsa da aks mesafesi 11 cm daha kısa. Elektrikli SUV, Dongfeng’in DSMA platformu üzerine inşa ediliyor ve ön aksa entegre edilen 160 kW’lık motor sayesinde 0-100 km/s hızlanmasını 6,9 saniyede tamamlıyor.

Modelde 62.3 kWsa kapasiteli bir batarya paketi bulunuyor ve Çin’in yerel tüketim döngüsü (CLTC) standartlarına göre 520 kilometre menzil sunuyor. Bataryanın %30’dan %80’e kadar şarj edilmesi ise yalnızca 28 dakika sürüyor.

Hedmos 06’nın iç mekanında, fonksiyon tuşlarına sahip iki kollu direksiyon dikkat çekerken, sürücünün önünde 10.2 inçlik dijital gösterge ekranı yer alıyor. Merkezde ise 14.6 inçlik multimedya ekranı bulunuyor. Orta konsolda kablosuz cep telefonu şarj ünitesiiki adet bardaklık ve geniş depolama alanı da mevcut.

Hedmos 06’nın fiyatı henüz açıklanmadı, ancak yerel medyaya göre başlangıç fiyatının yaklaşık 16.500 dolar civarında olacağı tahmin ediliyor.

Çinli Dongfeng, elektrikli araç pazarındaki büyümesini hızla sürdürerek, Hedmos 06 ile sektördeki yerini sağlamlaştırmayı hedefliyor.

AMD Ryzen 5 9600’ün performansı ortaya çıktı

MD, Haziran ayının başında Ryzen 9000 işlemcilerini duyurmuş ve ailedeki modellere açıklık getirmişti. Bu lansmanda, “X” olmayan standart modellerin de yer alması bekleniyordu. Son olarak, yakın tarihte tanıtılan AMD Ryzen 5 9600, PassMark platformunda test edildi. Peki, Ryzen 9000 serisinin giriş modeli olan Ryzen 5 9600, selefine karşı ne gibi farklar sunuyor? İşte detaylar…

Ryzen 5 9600: Ryzen 9000 serisinin en uygun fiyatlı modeli

AMD Ryzen 5 9600, Ryzen 9000 ailesinin en uygun fiyatlı modeli olarak karşımıza çıkıyor. Yeni işlemci, Ryzen 5 9600Xile benzer şekilde 6 çekirdekli bir yapılandırma sunuyor. Ancak, saat hızı 5.4 GHz olan 9600X’in aksine, Ryzen 5 9600, 5.2 GHz seviyesine düşürülmüş. Her iki model de 65W TDP (Thermal Design Power) değerini koruyor ve 38MB L3 önbellek ile destekleniyor.

PassMark test sonuçları: Ryzen 5 9600 ve 9600X arasındaki farklar

PassMark test sonuçlarına göre, Ryzen 5 9600 tek çekirdek performansında 4.433, genel skor olarak ise 29.369 puan alıyor. Bu sonuç, Ryzen 5 9600X için sırasıyla 4.481 ve 30.016 puanlık bir skora karşılık geliyor. Yani, iki işlemci arasında %3.2’lik bir fark bulunuyor. Sonuçlar, aslında pek şaşırtıcı değil. Çünkü, 9600 ile 9600X arasındaki tek gerçek fark 200 MHz’lik saat hızındaki düşüş.

Ryzen 5 9600 ile 9600X arasındaki diğer tüm özellikler ise aynıdır: aynı TDP, çekirdek sayısı, önbellek miktarı ve temel saat hızı. Her iki işlemci de hız aşırtma için kilidi açılmış ve AMD Precision Boost 2 teknolojisini destekliyor.

Ryzen 5 9600X şu anda 249 dolar fiyat etiketiyle satılmakta ve Ağustos ayında belirlenen MSRP’den 30 dolar daha düşük bir fiyatla pazara sunulmuş durumda. Bu da, Ryzen 5 9600’ün 200 dolar civarında bir fiyatla satışa çıkabileceğini düşündürüyor. Bu fiyat aralığı ile Ryzen 5 9600, giriş segmentinde oldukça güçlü bir konuma sahip olabilir.

Genel olarak, Ryzen 5 9600, fiyat-performans oranı açısından giriş seviyesindeki kullanıcılar için güçlü bir seçeneksunuyor. Özellikle, 9600X ile aralarındaki küçük fark, çoğu kullanıcı için önemli bir etki yaratmayabilir. Bu işlemci, hem oyun hem de günlük kullanım için iyi bir performans sunarken, uygun fiyatı ile dikkat çekiyor.

ABD elektrikli araç pazarında büyük değişim

ABD’de elektrikli araç (EV) pazarında Chevrolet, dikkat çekici bir büyüme kaydederek Ford’u geride bıraktı ve Tesla’nın ardından ikinci sıraya yerleşti. ABD elektrikli araç pazarında böyle bir değişim önemlidir. General Motors’un (GM) markası olan Chevrolet, özellikle Equinox EV ve Blazer EV modelleriyle yakaladığı satış başarısıyla pazarın en hızlı yükselen markası konumuna geldi.

Chevrolet’nin yükselişinde en büyük pay sahibi olan model, geçtiğimiz yıl piyasaya çıkan Equinox EV oldu. ABD elektrikli araç pazarında, bu model önemli bir yere sahiptir. 34.995 dolar başlangıç fiyatına ve 319 mil (yaklaşık 513 km) menzile sahip olan Equinox EV, ABD’de kısa sürede en çok satan sekiz elektrikli araç arasına girmeyi başardı. GM, bu modeli “Amerika’nın en uygun fiyatlı uzun menzilli EV’si” olarak tanıtıyor. Ayrıca federal vergi teşviki sayesinde fiyat 27.500 dolara kadar düşebiliyor. Bunun yanında 299 dolardan başlayan aylık kiralama seçenekleri de tüketiciler için cazip bir alternatif sunuyor.

Chevrolet, sadece Equinox EV ile değil, aynı zamanda Blazer EV ve Silverado EV gibi modellerle de büyümesini sürdürüyor. 2025 Blazer EVLTRS ve SS olmak üzere üç farklı donanım seçeneğiyle sunuluyor. 45.995 dolar başlangıç fiyatına sahip olan bu model, 312 mil (yaklaşık 502 km) menzil sunuyor ve federal vergi indirimi kapsamında alıcı buluyor. ABD’de elektrikli araçların çeşitliliği giderek artıyor.

Son verilere göre, General Motors’un ABD’deki elektrikli araç pazar payı %12,5’e yükselmiş durumda. JD Power’ın son raporuna göre Chevrolet, şu anda ülkedeki elektrikli araç segmentinin en hızlı büyüyen markası konumunda. ABD elektrikli araç pazarında böylesine bir değişim, sektörü farklı şekillerde etkiliyor. Tesla’nın pazar payı %50’ye gerilese de hâlâ liderliğini koruyor. Ancak Chevrolet’nin agresif fiyat politikası ve genişleyen model yelpazesi, sektörde dengeleri hızla değiştirmeye aday görünüyor.

Waze, iOS’taki Google Asistan desteğini sonlandırıyor!

2020 yılında iPhone cihazlara eklenen bu özellik, son bir yıldır teknik sorunlar nedeniyle düzgün çalışmıyordu. Waze, kullanıcıların uzun süredir yaşadığı sorunları çözemediğini belirterek, Asistan desteğini kaldırma kararı aldığını duyurdu.

Google Asistan’ı kullanarak sesli komut vermeye çalışan birçok iOS kullanıcısı, mikrofon düğmesine bastıklarında seslerinin algılandığını ancak hiçbir yanıt alamadıklarını bildiriyordu. Waze, kullanıcıların devam eden şikayetleri sonucunda gelişmiş bir sesli etkileşim çözümü üzerinde çalıştığını duyurdu. Ancak, bu yeni sistemin ne zaman kullanıma sunulacağı konusunda net bir tarih verilmedi.

Bununla birlikte, Waze ekibi 2024 yılının Ekim ayından itibaren Yapay Zeka Destekli Konuşmalı Raporlama özelliğini test ediyor. Bu özellik, sürücülerin ellerini direksiyondan çekmeden, yalnızca sesli komutlarla trafik durumu hakkında bildirim alabilmesini sağlayacak. Sesli komut teknolojisinin geliştirilmesi, sürücülerin dikkatlerini yoldan ayırmadan daha güvenli bir süreç ilerletmelerine yardımcı olabilir.

Google, mart ayı başında yaptığı açıklamada, Google Asistan’ı aşamalı olarak devre dışı bırakacağını ve kullanıcıları Gemini adlı yeni yapay zeka sistemine yönlendireceğini duyurmuştu. Bu değişiklikle birlikte, Waze’nin iOS’ta Google Asistan desteğini kaldırması, Google’ın genel stratejisiyle de uyumlu görünüyor.

Google Asistan telefuz özelliği

Şimdilik bu değişiklik yalnızca iOS kullanıcılarını etkiliyor. Android kullanıcıları, Waze üzerinde Google Asistan’ı kullanmaya devam edebilecek. Ancak ilerleyen süreçte Android sürümünde de benzer bir değişiklik olup olmayacağı merak konusu.

Bu değişiklik, Apple kullanıcıları için bazı zorluklar yaratabilir, ancak Waze’nin yeni sesli etkileşim çözümünün daha gelişmiş özellikler sunması bekleniyor. Kullanıcılar, gelecek güncellemeleri merakla bekliyor.

15 şehirde 9,3 milyar dolarlık yatırım: 20 bin yeni iş kapısı

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 15 farklı şehirde hayata geçirilecek büyük ölçekli sanayi yatırımlarının detaylarını açıkladı. Toplam 9,3 milyar dolar tutarındaki bu yatırımlar 20 binden fazla istihdam sağlayacak ve Türkiye’nin cari dengesine yıllık 12 milyar dolarlık katkı sunacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde duyurduğu yatırımların ayrıntılarını sosyal medya hesabından paylaşan Bakan Kacır, “Edirne’den Samsun’a, Bilecik’ten Sivas’a 15 şehrimizde hayata geçecek büyük ölçekli sanayi yatırımları Türkiye’ye güç katacak.

Güneş enerjisi teknolojilerinden yeni nesil araçlara, savunma sanayiinden sağlık teknolojilerine, ana metalden petrokimyaya Türkiye, yenilikçi teknolojilerde ve hammadde arz güvenliğinde yükselişini sürdürecek” açıklamasını yaptı.

Yatırımlar arasında Chery markasının Samsun’da gerçekleştireceği 1 milyar dolarlık yeni nesil araç üretimi ve tedarik sanayi kampüsü öne çıkıyor. Bu dev yatırım Türkiye’nin otomotiv sektöründeki gücünü daha da artıracak.

Bakan Kacır’ın alfabetik olarak paylaştığı listeye göre Karesi Polyester ve Petrokimya Sanayi 1,4 milyar dolar ile en büyük yatırımı Balıkesir’de PTA (saf tereftalik asit) üretimi için yapacak. Chery’nin 1 milyar dolarlık yatırımını, Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş.’nin (MKE) Ankara ve Kırıkkale’de yapacağı 818 milyon dolarlık silindirik barut ve muhtelif mühimmat üretimi yatırımı izliyor.

Listede savunma sanayi yatırımları dikkat çekiyor. Aselsan’ın Ankara’da 616 milyon dolarlık foton dedektör ve nanoteknoloji üretimi, hava savunma ve füze savunma sistemi ile radar üretimi; Roketsan’ın Ankara-Kırıkkale’de 407 milyon dolarlık savunma sistemleri üretimi ve Havelsan’ın Ankara-İstanbul’da 143 milyon dolarlık komuta kontrol ile simülasyon, otonom ve platform sistemleri üretimi savunma alanındaki önemli yatırımlar arasında yer alıyor.

Yenilenebilir enerji alanında ise güneş enerjisine yönelik büyük yatırımlar göze çarpıyor. Alfa Solar Enerji Kırklareli’de 390 milyon dolar, Astronergy Yüksek Teknoloji Adana’da 584 milyon dolar, CW Solar Cell Enerji Antalya’da 520 milyon dolar, Elin Yarı İletken Teknolojileri Sivas’ta 387 milyon dolar ve Schmid Pekintaş Güneş Enerji Sistemleri Düzce’de 683 milyon dolarlık entegre güneş hücresi üretim tesisleri kuracak.

Otomotiv sektöründe Chery’nin yanı sıra Tofaş da Bursa’da 468 milyon dolarlık yeni nesil ticari araç üretimi için yatırım yapacak. Havacılık sektöründe ise Tomtaş Havacılık ve Teknoloji Kayseri’de 292 milyon dolarlık eğitim ve hafif kara taarruz uçağı ile montaja hazır uçak parçası üretimi gerçekleştirecek.

Metal sektöründeki yatırımlar arasında CCE Metal ve Kimya Ticaret’in Bilecik’te 168 milyon dolarlık özel alaşımlı alüminyum formları üretimi, Eti Bakır’ın Samsun-Mardin’de 498 milyon dolarlık katot bakır, kobalt metal, çinko metal ve pelet demir üretimi ve Teknik Alüminyum Sanayi’nin Edirne’de 480 milyon dolarlık direkt soğutmalı slab döküm ve sıcak haddeleme yöntemi ile alüminyum yassı mamul üretimi bulunuyor.

Sağlık teknolojileri alanında ise Proturk İlaç Ankara’da 448 milyon dolarlık plazma fraksiyonasyon tesisi kuracak. Bu yatırım, Türkiye’nin ilaç üretiminde dışa bağımlılığını azaltacak önemli bir adım olarak görülüyor.

Bu geniş yelpazedeki yatırımlar, Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne ve ekonomik kalkınmasına güç katarken, hammadde arz güvenliğini artıracak ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlayacak. Bakan Kacır’ın açıkladığı bu dev yatırımlar, Türkiye’nin üretim gücünü artırmasının yanı sıra istihdama da önemli bir katkı sağlayacak.

YouTube, Shorts izlenmelerindeki hesaplama sistemini değiştiriyor!

31 Mart itibarıyla yürürlüğe girecek yeni sistemde, bir Shorts videosu her oynatıldığında veya tekrar izlendiğinde izlenme olarak sayılacak.

Önceden, bir Shorts videosunun izlenme olarak kaydedilmesi için belirli bir süre boyunca izlenmesi gerekiyordu. Bu değişiklikle birlikte Shorts videolarının izlenme sayıları önemli ölçüde artacak.

YouTube, bu güncellemeyi içerik üreticilerinden gelen geri bildirimler doğrultusunda yaptığını belirtiyor. Yeni sistem sayesinde yaratıcılar, içeriklerinin gerçekte ne kadar izlendiğini daha iyi anlayabilecek ve kitle erişimlerini daha doğru analiz edebilecek.

Bu değişiklik ayrıca YouTube Shorts’un, TikTok ve Instagram Reels gibi diğer kısa video platformlarıyla aynı metrik sistemine geçmesini sağlıyor. Böylece içerik üreticileri, videolarının farklı platformlardaki performanslarını daha sağlıklı bir şekilde karşılaştırabilecek.

Shorts değişikleri, geliri ve YouTube Partner Programı’nı etkileyecek mi?

YouTube, izlenme sayım yönteminin değişmesinin içerik üreticilerinin kazançlarını veya YouTube Partner Programı’na katılım koşullarını etkilemeyeceğini açıkladı. Monetizasyon ve program uygunluğu, eskiden olduğu gibi “etkileşimli izlenmeler” üzerinden hesaplanmaya devam edecek.

Kullanıcılar, eski izlenme metriklerini görmek istediklerinde YouTube Analytics içindeki “Gelişmiş Mod” sekmesine girerek “etkileşimli izlenmeler” istatistiklerine erişebilecekler.

Bu güncellemeyle YouTube Shorts içerik üreticileri, içerik stratejilerini daha iyi yönetme ve markalarla iş birliklerinde daha güçlü veriler sunma imkanına sahip olacak. Bu değişiklik, içerik üreticileri için daha şeffaf bir analiz sunarken, YouTube’un kısa video pazarındaki rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Daha yüksek izlenme sayıları, markalarla iş birliklerini güçlendirebilir ve içerik üreticilerinin erişimlerini daha iyi kanıtlamalarına yardımcı olabilir. Ancak, kullanıcıların gerçek etkileşim düzeyini anlamak için “etkileşimli izlenmeler” metriğini takip etmeye devam etmesi öneriliyor.

Türk hukuk sistemine özel yapay zeka modeli!

Yapay zekanın etkilediği alanlardan biri de hukuk oldu. Güncel veriler, hukuk bürolarının %65’inin yapay zekanın iş süreçlerini kolaylaştırdığını gösterirken, yapay zeka destekli hukuk teknolojilerinden yararlanmanın maliyetleri yarı yarıya azaltabildiği görüldü. Hukuki süreçlerin karmaşık, uzun soluklu ve uzman görüşü gerektiren yapısını yapay zekayla daha verimli hale getirmeyi amaçlayan yerli girişim Leagle, Türk hukuk sistemine özel olarak geliştirdiği yapay zeka modelleriyle, kısa sürede hukuk teknolojileri alanında öne çıkan girişimlerden biri oldu. 2024’te Koç Üniversitesi mezunu girişimciler Hazal Halıgür, Oğuz Kağan Hitit, Emre Can Açıkgöz ve Mehmet Kantar tarafından kurulan Leagle, Londra’da kabul edildiği hızlandırma programıyla küresel pazara yönelik ilk adımını da attı.

Yerli girişim Leagle Türk hukuk sistemine özel yapay zeka modeli geliştirdi
Yerli girişim Leagle Türk hukuk sistemine özel yapay zeka modeli geliştirdi

Hem bürolar, hem bireysel avukatlar kullanabiliyor

Hukuk departmanlarının ve hukuk bürolarının doküman analizi, sözleşme taslağı oluşturma, mevzuat ve içtihat araştırması yapma süreçlerini hızlı ve verimli bir biçimde yürütebilmesine olanak tanıyan platformuyla Leagle, doğal dil işleme (NLP) ve yapay zeka algoritmalarıyla tüm bu süreçleri otomatikleştirerek zaman alan ve tekrarlayan iş süreçlerinin otomatikleştirilmesini sağlıyor.

KWORKS’24 ön hızlandırma programının ardından Londra merkezli saygın hızlandırma programı Hive Founders Accelerator programına da kabul edildiklerini hatırlatan Leagle Kurucu Ortağı Hazal Halıgür, “Uzmanlık gerektiren hukuki görevlerde yapay zekanın potansiyelini en verimli şekilde kullanmak için geliştirdiğimiz Leagle platformu, karmaşık hukuki görevlerde yönlendirme yapıyor ve uzman seviyesinde çıktılar üretiyor. Yaklaşık 2 yıl süren Ar-Ge süreci sonucunda geliştirdiğimiz yapay zeka modeli, özellikle Türk hukuk sistemi için optimize edilmiş bulunuyor. Hukuk metinleri üzerine eğitilmiş derin öğrenme modelleri kullanan, Türkçeye özel olarak geliştirilmiş algoritmalarımız sayesinde yüksek doğruluk oranı vaat ediyoruz. B2B ve B2C modellerimiz sayesinde bireysel çalışan avukatlardan hukuk bürolarına ve kurumsal şirketlere uzanan çözümler sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

KWORKS’24 Demo Day’de sunum yaptı

Koç Üniversitesi Girişimcilik Araştırma Merkezi KWORKS’ün 2024 döneminde yürüttüğü ön hızlandırma programına seçilen 13 girişimden biri olan Leagle; Basic, Pro ve Enterprise olmak üzere üç farklı planda sunduğu hizmetlerini KWORKS’24 Demo Day’de katılımcılarla paylaşma fırsatı buldu.

Etkinlikteki sunumunda, avukatların uçtan uca tüm süreçlerini iyileştiren yapay zeka destekli hukuk asistanı Leagle’ın hukuki süreçlerdeki verimlilik krizini nasıl çözdüğünü anlatma olanağı yakaladıklarını ifade eden Hazal Halıgür, “500’e kadar dokümanı aynı anda analiz eden, akıllı özetleme ve anlam bazlı aramayla doküman aramakla kaybedilen vakti ortadan kaldıran Leagle, düzenleyici kurum kararlarının yanı sıra mevzuat ve içtihatlarda da hızlı ve referanslı araştırmalar yapma fırsatı sunuyor. Doküman analizi ve kontrol özelliği, sözleşme süreçlerini büyük ölçüde kısaltıyor. Öte yandan Leagle, büyük ölçekli hukuk büroları ve kurumsal şirketler için sunduğu özel entegrasyonlarla, hukuk departmanlarının mevcut doküman yönetim sistemleriyle entegre çalışabiliyor” diye konuştu.

Leagle Kurucu Ortağı Hazal Halıgür, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Birçok baro ile anlaşma sağladık. Büyük hukuk büroları ve kurumsal şirketlerle PoC (kavram kanıtı) süreçleri yürütüyor, Türkiye’nin önde gelen avukatlarıyla bireysel çalışmalar gerçekleştiriyoruz. 17 Mart’ta Londra’da yatırımcılarla bir araya gelerek Birleşik Krallık’ta da yatırım sürecimizi başlattık. Ayrıca ülkedeki hukuk bürolarıyla test süreçleri yürüterek küresel pazara açılma adımlarımızı hızlandırmayı planlıyoruz. Hedefimiz Leagle’ı, yapay zeka destekli çözümlerle hukukun sınırlarını yeniden tanımlayan, küresel ölçekte faaliyet gösteren bir Türk teknoloji şirketi haline getirmek.”

Avrupa Uzay Ajansı, yatakta kalanlara para veriyor!

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), insan fizyolojisini anlamak ve uzay araştırmalarında ilerleme kaydetmek amacıyla dikkat çeken bir bilimsel deney başlattı. Deney kapsamında, gönüllü katılımcılara 10 gün boyunca yatakta kalmaları karşılığında 5 bin euro ödeme yapılacak. Deney, ağırlıksız ortamın insan vücudu üzerindeki etkilerini simüle ederek uzun süreli uzay görevleri için kritik veriler toplamayı hedefliyor.

Avrupa Uzay Ajansı, yatakta kalanlara para verecek

Katılımcılar, deney süresince yataktan kalkmadan tamamen yatay pozisyonda kalacak. Tüm günlük aktiviteler, yeme, içme ve hijyen dahil olmak üzere yatakta gerçekleştirilecek. Katılımcıların başlarını bile kaldırmalarına izin verilmeyecek. Bu eşsiz deney, Almanya’nın Köln kentindeki Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nde (DLR) gerçekleştirilecek. Bu merkez, uzay benzeri koşulları simüle etmek ve katılımcıların fizyolojik tepkilerini gerçek zamanlı olarak takip etmek için özel olarak tasarlandı.

Bu deney, uzun süreli uzay görevlerine hazırlık amacıyla yürütülüyor. Astronotlar sıfır yerçekiminde aylar geçirdiğinde, kas kütlesi kaybı, kemik yoğunluğunda azalma ve kardiyovasküler sorunlar gibi ciddi etkilerle karşılaşıyor. ESA’nın bu çalışması, bu etkileri Dünya ortamında inceleyerek daha iyi egzersiz programları ve tıbbi destek yöntemleri geliştirilmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. Ayrıca, yatalak hastalar için yeni tıbbi çözümler geliştirilmesi konusunda da umut vadediyor.

Deney öncesinde ve sonrasında katılımcılara kapsamlı tıbbi testler uygulanacak. Bilim insanları, kas kütlesi, kemik yoğunluğu, sıvı kaymaları ve kardiyovasküler sağlık gibi çeşitli faktörlerde meydana gelen değişiklikleri ayrıntılı şekilde inceleyecek. Katılımcılar, sırt ağrısı, sıvı kaymaları ve dezoryantasyon gibi belirtiler yaşayacak. Bu belirtiler, astronotların uzayda karşılaştığı fiziksel koşullara benziyor.

Deneye katılmak isteyenlerin, 20-45 yaşları arasında, sağlıklı ve akıcı bir şekilde Almanca konuşabiliyor olmaları gerekiyor. Başvurular şu anda açık ve tüm detaylar DLR’nin resmi internet sitesinde yer alıyor. ESA, katılımcıların sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel olarak da bu sürece hazır olmaları gerektiğini vurguluyor. Deney süresince kurallara tam uyum göstermek ve hareketsiz kalma zorunluluğunu benimsemek önemli şartlar arasında.

ESA’nın bu bilimsel deneyi, sadece uzay görevlerine hazırlık için değil, aynı zamanda Dünya’daki tıbbi araştırmalar için de çığır açıcı bir çalışma olarak görülüyor. 10 gün boyunca hareketsiz kalarak kazanılan veriler, bilim dünyasında önemli bir etki yaratma potansiyeline sahip.

Karbon negatif beton, geleceğin inşaat malzemesi olabilir!

0

Chicago’daki Northwestern Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde yürütülen araştırmalar sonucunda, atmosferdeki mevcut karbon dioksiti (CO2) yakalayarak kalıcı olarak hapseden yeni bir inşaat malzemesi geliştirildi. Üstelik bu teknoloji sadece beton için değil; çimento, boya ve sıvalara da uygulanabiliyor.

Bu yenilikçi yöntemde, bilim insanları deniz suyuna elektrotlar yerleştirerek düşük seviyede elektrik akımı uyguluyor. Bu işlem, su moleküllerini hidrojen gazı ve hidroksit iyonlarına ayırıyor. Aynı anda, deniz suyuna CO2 gazı enjekte edilerek suyun kimyasal yapısı değiştiriliyor ve bikarbonat iyonlarının yoğunluğu artırılıyor.

Bu iyonlar, deniz suyundaki minerallerle reaksiyona girerek katı maddeler oluşturuyor. Özellikle kalsiyum karbonat, karbon emisyonlarını yakalayıp depolarken, magnezyum hidroksit de atmosferdeki zararlı karbonu hapsediyor. Northwestern ekibi, bu sürecin istiridyelerin kabuklarını veya mercan resiflerini oluşturma mekanizmasına benzediğini ancak burada metabolik enerji yerine elektrik enerjisi kullanıldığını belirtiyor.

Northwestern Üniversitesi’nden Dr. Alessandro Rotta Loria, geliştirdikleri yöntemin inşaat malzemeleri üretiminde geleneksel kum madenciliğine alternatif sunduğunu vurguluyor. Şu an beton için gereken kum, dağlardan, nehir yataklarından ve deniz tabanından madencilik yoluyla elde ediliyor. Ancak bu yeni teknoloji, elektrik ve CO2 kullanarak deniz suyunda kum benzeri malzemeler oluşturuyor.

Çimento ve beton üretiminde yeni dönem

Küresel ölçekte faaliyet gösteren hazır beton üreticisi Cemex ile iş birliği içinde geliştirilen bu yöntem, sürdürülebilir inşaat malzemeleri üretiminde devrim niteliğinde olabilir. Cemex’in Ar-Ge başkan yardımcısı Davide Zampini, bu sürecin ekosistem odaklı bir yaklaşım sunduğunu ve bilimsel gelişmelerin doğal kaynakları koruyarak çeşitli endüstrilere fayda sağlayabileceğini belirtiyor.

Bu çalışma, Northwestern Üniversitesi’nde daha önce yapılan ve beton içinde uzun vadeli karbon depolama üzerine gerçekleştirilen araştırmaların devamı niteliğinde. Karbon emisyonlarını azaltmanın yeterli olmadığı günümüzde, atmosferdeki fazla karbonu geri kazanmak büyük önem taşıyor. Northwestern ekibinin geliştirdiği karbon negatif beton, bu hedefe ulaşmada önemli bir adım olabilir.

Turizmde yapay zeka etkisi!

2022 yılında ortaya çıkan yapay zeka teknolojileri tüm endüstrileri hızla etkisine aldı. E-ticaretten, hizmet sektörüne, kamu hizmetlerinden turizme tüm endüstriler hızla yapay zeka çözümlerini işlerine entegre etmeye başladı. Turizm sektörü de yapay zeka teknolojilerinin sunduğu yeniliklerle dönüşüm geçirmeye devam ediyor. İş dünyasının her alanında olduğu gibi, bu teknolojiyi doğru şekilde kullanan şirketler, daha yüksek verimlilik ve kârlılık elde ederek rakiplerinin önüne geçiyor.

Tüm sektörlerden farklı olarak günümüzde, otel grupları sadece daha fazla kazanç elde etmeyi değil, aynı zamanda misafir deneyimlerini daha özel hale getirmeyi amaçlıyor. Yapay zekâ çözümlerinin otelcilik sektöründeki en önemli katkılarından biri hiç şüphesiz misafir deneyimi alanında gerçekleşiyor.

Misafirlere özelleştirilmiş hizmetler

Özel hizmet anlayışını bir üst seviyeye taşımak isteyen oteller, yapay zeka destekli chatbot çözümlerine yöneliyor. Yapay zeka destekli chatbotlar sayesinde konukların ihtiyaçlarına anında yanıt verilirken, onların beklentileri daha hızlı ve etkin şekilde karşılanabiliyor. Otelcilik sektöründe hiper kişiselleştirme hizmetleri ile misafir memnuniyetini artıran chatbotlar, turizmin geleceğini şekillendiriyor.

Palamar Teknoloji Kurucu CEO’su Onur Candan
Palamar Teknoloji Kurucu CEO’su Onur Candan

Turizm sektöründeki bu değişim ve dönüşüme dikkat çeken Palamar Teknoloji Kurucu CEO’su Onur Candan, hiper kişiselleştirmenin tüm sektörlerde olduğu gibi turizmde de yeni bir çağ başlattığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Otelcilik sektöründe yapay zekâ destekli chatbot çözümleri, özellikle rezervasyon süreçlerini hızlandırmak ve müşteri taleplerine anında yanıt vermek amacıyla tercih ediliyor. Otel web siteleri ve mobil uygulamalarda kullanılan chatbotlar sayesinde konuklar, rezervasyon işlemlerini hızlıca gerçekleştirip, oda seçenekleri, tesis özellikleri ve fiyatlandırma gibi konularda anlık bilgi alabiliyor. Böylece kullanıcı deneyimi önemli ölçüde gelişiyor ve müşteri memnuniyeti artıyor.”

Otelcilik sektöründe çok yönlü kullanım

“İlk aşamada chatbotlar, otellerin sıkça karşılaştığı rutin soruları yanıtlayarak resepsiyon çalışanlarının yükünü hafifletiyor. Bu durum, kurumun misafirlerle yüz yüze iletişim kalitesini artırmasına imkân sağlıyor. Chatbotların ekisinin hissedildiği daha spesifik kullanım alanları arasında ise oda servisi talepleri, restoran, spa ve özel etkinlik rezervasyonları bulunuyor. Chatbotlar, bu hizmetlerle ilgili talepleri anında alıp işleyerek personelin üzerindeki yükü azaltırken misafirlerin bekleme sürelerini de önemli ölçüde düşürüyor.”

“Günümüzün otel misafirleri, hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmetlere büyük önem veriyor. Yapay zekâ destekli chatbotlar, bu taleplere etkin ve hızlı çözümler sunarak beklentileri karşılıyor. Misafirler, chatbotlar aracılığıyla istedikleri anda taleplerini iletip saniyeler içinde cevap alabiliyor. Bu da müşteri memnuniyetini önemli ölçüde artırarak otellere sadık müşteri kitlesi oluşturma fırsatı sunuyor.”

“Chatbot teknolojilerinin ilerleyen yıllarda daha da gelişmesi ve dil anlama yeteneklerinin artması bekleniyor. Bu gelişmeler, chatbotların otellerin müşteri ilişkileri yönetiminde temel bir araç haline gelmesini sağlayacak. Ayrıca chatbotların rezervasyon süreçlerini tam anlamıyla otomatik hale getirmesiyle, oteller operasyonlarını daha verimli ve müşteri odaklı hale getirebilecek.”

Yapay zekâ destekli chatbot çözümleri, turizm sektöründe rezervasyon süreçlerini kolaylaştırması sayesinde, müşteri memnuniyetini artırmasının yanı sıra genel misafir deneyimini zenginleştirerek rekabet koşullarını yeniden şekillendiriyor.

Etanol santrali şeker kamışından elektrik üretecek

0

Brezilya, şeker kamışından elektriğe dönüştürmek için dünyanın ilk etanol santralini kurdu. Etanol santrali, Brezilya’nın enerji manzarasının merkezi bir unsuru olarak kabul ediliyor. Öncü bir girişimde bulunan Finlandiyalı teknoloji grubu Wartsila, Grupo Econômico 4M’nin çoğunluk hissesine sahip olduğu Brezilyalı enerji şirketi Energetica Suape II SA ile güçlerini birleştirerek yenilikçi bir temiz enerji çözümünü denemek üzere güçlerini birleştirdi.

Etanol santrali biyoyakıt kullanımını sağlayacak

Bu iş birliğinin amacı, öncelikli olarak şeker kamışından üretilen etanolün büyük ölçekli elektrik üretimi için kullanılabilirliğini göstermek. Deneme, Brezilya’nın Recife kentindeki Suape II enerji santralinde gerçekleştirilecek ve biyoyakıtların sürdürülebilir enerji kaynağı olarak keşfedilmesinde önemli bir adım olacak.

Grupo Economico 4M hissedarlarından Carlos Alberto Mansur Filho, daha temiz ve daha güvenilir enerji çözümleri sunmak amacıyla ortaklığı başlattı. Wartsila’nın bu girişim için uygun bir işbirlikçi olmasını sağlayan, inovasyon ve sürdürülebilirliğe olan ortak bağlılıktan bahsetti.

Projenin, büyük ölçekli güç üretimi için tasarlanmış dünyanın ilk etanol yakıtlı motorunu içermesi bekleniyor. Etanol santrali testlerinin 2026 Nisan ayında başlaması ve iki yıl boyunca 4.000 saate kadar çalışması planlanıyor. Etanol uzun zamandır Brezilya’nın enerji manzarasının temel unsuru olarak kabul ediliyor; ülke, şeker kamışından elde edilen etanolün küresel olarak en büyük üreticisi ve tüketicisi konumunda.

Wartsila ile Energetica Suape II arasındaki ortaklık, etanolün Brezilya’nın enerji sistemine nasıl entegre edilebileceğini değerlendirmek için kapsamlı testler sağlayarak bunu değiştirmeyi amaçlıyor. Bu etanol santrali, Uluslararası Enerji Ajansı’nın biyoyakıtların küresel enerji karışımındaki giderek artan önemine dikkat çekmesine katkıda bulunacak.

Ajansın 2050’ye Kadar Net Sıfır Emisyon Senaryosu, iklim hedeflerine ulaşmak için küresel elektrik üretimi biyoyakıt kullanımının 2030 yılına kadar neredeyse iki katına çıkması gerektiğini gösteriyor.