WhatsApp, durumlara müzik eklemeye imkan tanıyacak!

Yakın geçmişte Durum Güncellemeleri’ne, özel etiketler, anketler, Sen de Ekle gibi Instagram’la bilinen birçok özellik ekleyen WhatsApp, şimdi de müzik entegrasyonu özelliğini test etmeye başladı.

WhatsApp, geçen yılın Ekim ayında Durum Güncellemeleri’ne müzik ekleme özelliğini dahili olarak test etmeye başlamıştı. Son olarak, Android’in 2.25.2.5 beta sürümünde bu özellik bazı kullanıcılar için erişime açıldı. Yeni müzik entegrasyonu, durum düzenleme ekranında, kırpma/döndürme ve metin araçlarının yanında bir nota simgesi olarak görünüyor.

Kullanıcılar, bu simgeye tıkladıklarında Instagram’ın lisanslı müzik kataloğuna benzer bir koleksiyon ile karşılaşıyor. Parçalar; şarkı adı, sanatçı ya da trend olan seçenekler arasında aranabiliyor. Müzik kliplerinin süresi ise video durumlarda durumun uzunluğu ile, fotoğraf durumlarda ise 15 saniye ile sınırlı.

WhatsApp, Instagram’a yönlendirme yapacak

Paylaşılan durumlarda, şarkının adı durum sahibinin isminin hemen altında görüntüleniyor. Şarkıya tıklayan kullanıcılar, sanatçının Instagram profil sayfasına yönlendirilerek yeni müzikler keşfetme fırsatı yakalıyor.

WhatsApp’ın Durum Güncellemelerine müzik entegrasyonu, kullanıcı deneyimini daha etkileşimli ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor. Özellikle genç kullanıcılar arasında popüler olması beklenen bu özellik, hem duyguların ifade edilmesine hem de müzik zevklerinin paylaşılmasına olanak tanıyacak. Ayrıca, Instagram ile ortak müzik kataloğunun kullanılması, WhatsApp kullanıcılarının geniş bir seçenek yelpazesine erişmesini sağlayacak.

Bu özellik, durum paylaşımlarını daha çekici hale getirirken, sanatçılar için de yeni bir tanıtım alanı oluşturabilir. Kullanıcıların şarkı seçimlerinde favori kısımları düzenleyebilmesi, paylaşımları daha özgün ve anlamlı kılacak. WhatsApp’ın müzik entegrasyonuyla, sosyal medya platformları arasındaki içerik paylaşımı daha uyumlu hale gelirken, kullanıcılar için sınırların kalktığı bir dijital deneyim sunulmuş olacak.

ABD, Paris İklim Anlaşması’ndan yeniden çekildi!

0

ABD Başkanı Donald Trump, göreve başlamasının hemen ardından imzaladığı başkanlık kararnameleriyle önemli politika değişikliklerine imza attı. Bu değişikliklerin başında, ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan yeniden çekme kararı yer aldı. Trump’ın bu adımı, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede kritik öneme sahip bir anlaşmaya ciddi bir darbe niteliği taşıyor.

ABD, Paris İklim Anlaşması’ndan tekrar ayrıldı

Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutmayı amaçlayan ve 2015 yılında yaklaşık 200 ülke tarafından kabul edilmiş bir girişimdi. Ancak Trump’ın kararına göre ABD, bu anlaşmadan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini terk edecek ve gelişmekte olan ülkelere sağlanan finansal destekler ile karbon emisyonlarının azaltılması taahhütlerini de iptal edecek.

Trump, daha önceki başkanlık döneminde de ABD’yi bu anlaşmadan çekmiş ancak Joe Biden, 2021 yılında anlaşmaya yeniden katılma kararı almıştı. Şimdi ABD, İran, Yemen ve Libya gibi ülkelerle birlikte Paris Anlaşması dışında kalan az sayıda ülke arasında yer alacak. Bunun resmiyet kazanması, ABD’nin Birleşmiş Milletler’e resmi bildirim yapması durumunda, bir yıllık bir süreç gerektirecek. Bu kararın özellikle küresel çevre politikaları üzerinde yankı uyandırması ve iklim kriziyle ilgili mücadeleye yönelik uluslararası güveni sarsması bekleniyor.

Trump aynı zamanda Biden yönetiminin yapay zeka politikaları da dahil olmak üzere toplam 78 başkanlık kararnamesini iptal etti. Ancak, ABD yasaları gereği başkanlık kararnamelerinin doğrudan yasal düzenlemeleri değiştiremediği belirtiliyor. Bu durum, Trump’ın yeni politikalarının bir kısmının yasal itirazlar nedeniyle uzun süreli mahkeme süreçlerinden geçmek zorunda kalabileceğini gösteriyor. İklim politikasına ek olarak Trump, Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) ayrılma kararını yeniden uygulamaya koydu ve hükümetin yeniden yapılandırılması amacıyla “Hükümet Verimliliği Bakanlığı”nı (DOGE) kuracağını duyurdu. Ayrıca, ABD’de doğan ancak ebeveynleri vatandaş olmayan bireylere otomatik vatandaşlık hakkı tanıyan düzenlemenin iptali gibi tartışmalı kararlara da imza attı. Ancak bu kararın uygulanabilirliği konusunda hukuki engeller bulunuyor.

Polis otomobil hırsızlarına karşı AirTag dağıtıyor!

CBS Colorado tarafından paylaşılan bir habere göre, Arvada polisi ilk AirTag ve Tile takip cihazı dağıtımını gerçekleştirdi ve yakında bir başka etkinlik düzenlemeyi planlıyor.

Verilen cihazlarla birlikte bir de araçlara yapıştırılmak üzere “Tracker Equipped” (Takip Cihazı Takılı) yazılı uyarı etiketleri bulunuyor. Bu etiketlerin amacı, potansiyel suçluları caydırmak ve araç sahiplerinin hırsızlığa karşı korunmasına yardımcı olmak.

Bu program, takip cihazının sahibinin konum bilgilerini polisle paylaşmasını gerektiriyor. Ancak cihazlar polis tarafından doğrudan izlenemiyor; yalnızca araç çalındığında ve sahipleri bu bilgiyi paylaşmayı kabul ettiğinde, cihazın yardımıyla aracın konumu tespit edilebiliyor. Böylelikle, kullanıcıların kişisel verilerinin gizliliği hakkındaki endişeleri de giderilmiş oluyor.

Arvada Polis Departmanı, AirTag dağıtımının bölgedeki araç hırsızlıklarını azaltmada etkili olacağını umuyor. Eğer uygulanan program başarılı olursa, diğer şehirlerde de benzer takip cihazı dağıtımlarının yaygınlaşabileceği öngörülüyor.

AirTag dağıtımından ne tür geri dönüşler alınıyor?

AirTag dağıtımı gibi yenilikçi güvenlik önlemleri, toplulukların suçla mücadelede daha proaktif bir yaklaşım benimsemesini sağlayabilir.

Bu tür projeler, sadece araç hırsızlıklarını azaltmakla kalmayıp, toplumdaki güvenlik bilincini artırarak bireylerin kendi güvenliklerini sağlama konusunda daha aktif bir rol üstlenmelerini teşvik ediyor. Ayrıca, teknoloji ile kamu güvenliği arasında kurulan bu tür köprüler, modern güvenlik stratejilerinin ne kadar etkili olabileceğini de gösteriyor.

Ancak bu sistemin başarısı, kullanıcıların gönüllü olarak polisle iş birliği yapmasına bağlı. Eğer Arvada’daki bu uygulama başarılı olursa, benzer projelerin diğer şehirlerde de yaygınlaşması kaçınılmaz olacaktır.

BYD, Endonezya’da 150.000 araç kapasiteli yeni bir fabrika açıyor!

BYD, 2025 sonuna kadar Endonezya’da yıllık 150.000 araç üretim kapasitesine sahip yeni bir fabrika açmayı planladığını doğruladı. Bu hamle, BYD’nin denizaşırı üretim ağına yönelik stratejik genişlemesinin bir parçası olarak öne çıkıyor.

Şirket, geçtiğimiz yıl 4,27 milyon yeni enerji aracı (NEV) satarak rekor kırdı. 2025 yılı hedefleri doğrultusunda şirket, yurt dışındaki üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Endonezya’daki yeni fabrika için 1 milyar dolarlık bir yatırım planlayan BYD, inşaatın sorunsuz bir şekilde ilerlediğini ve 2025 sonuna kadar tamamlanacağını belirtti.

BYD’nin Endonezya’daki başkanı Eagles Zhao, fabrikanın hem iç pazar hem de ihracat odaklı çalışacağını ifade etti. Zhao, “Yerel üretim sürecimizin her aşaması planlandığı gibi ilerliyor ve taahhüdümüzü yerine getireceğiz.” dedi. Şirket, Endonezya hükümetinin yerel üretimi teşvik eden politikalarından da faydalanarak geçici vergi muafiyetiyle araçlarını bölgeye ithal ediyor.

Endonezya, 2030 yılına kadar 600.000 elektrikli araç üretme hedefiyle, bu alanda yabancı yatırımları teşvik etmek için yeni politikalar uyguluyor. BYD, halihazırda Endonezya pazarında lider konumda ve geçen yıl 15.500 araç satarak pazarın %36’sını elinde bulunduruyor.

BYD’nin küresel büyüme stratejisi

BYD, Endonezya’daki tesisin yanı sıra Türkiye, Tayland, Meksika, Brezilya, Macaristan ve Pakistan gibi ülkelerde de yeni fabrikalar açarak küresel varlığını genişletiyor. Şirket, bölgedeki popüler modelleri Seal, Atto 3 ve Dolphin ile güçlü bir konum elde etmiş durumda. Geçen yaz piyasaya sürdüğü elektrikli çok amaçlı aracı (MPV) M6, BYD’nin 2024 yılı en çok satan modeli oldu.

Şirket, bu yıl lüks markası Denza’yı Endonezya’ya getirirken, yeni modellerle satışlarını hızla artırmayı hedefliyor.

BYD’nin küresel yükselişi, özellikle Japon otomotiv devleri için zorlu bir rekabet oluşturuyor. Toyota ve Honda gibi markaların tarihi olarak hakim olduğu Güneydoğu Asya pazarında, BYD’nin yükselişiyle bu hâkimiyet son yıllarda azaldı. Örneğin, BYD geçen yıl Japonya’da Toyota’dan daha fazla elektrikli araç sattı.

BYD’nin küresel satış başarısını 2025’te de sürdürmesi bekleniyor. Endonezya’daki yeni tesis ve şirketin büyüme stratejisi, elektrikli araç pazarında BYD’nin adını daha fazla duyuracak gibi görünüyor.

SpaceX’in son Starship uçuşundan geriye kalanlar sahile vurmaya başladı!

Şimdi ise SpaceX’in son görevinden geriye kalan Starship parçalarının Turks ve Caicos Adaları kıyılarına vurduğu bildiriliyor.

SpaceX, Ship 33 ile bağlantıyı, iticinin başarılı bir kalkış ve iniş yapmasının ardından, yörüngede üst aşama yanmasını tamamlamadan önce kaybetti. Bunun ardından, uçak yolcuları ve pilotlar tarafından çekilen görüntüler ve adalarda tatil yapan turistlerin bildirimleriyle enkazın bölgeye düştüğü doğrulandı. SpaceX, bu uçuşu veri toplama açısından başarılı olarak nitelendirse de, olayın şirketin geliştirme takvimini geciktireceği açıkça görülüyor.

ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), olayın nedenini belirlemek için SpaceX öncülüğünde bir soruşturma başlattı. SpaceX’in ilk verileri, aracın içinde bir yangın çıktığını ve bunun kontrolsüz hızlı bir ayrılmaya (RUD) neden olduğunu öne sürüyor. Ayrıca, FAA bölgede oluşan enkaz alanıyla ilgili ayrı bir soruşturma yürütüyor. Turks ve Caicos Adaları Hükümeti, enkazın herhangi bir yaralanmaya neden olmadığını ancak küçük çaplı maddi hasar oluşturduğunu açıkladı.

Hafta sonu ve dün sabah, Starship’in yeniden giriş sırasında dayanıklı olması için tasarlanan altıgen ısı kalkanı karoları, Turks ve Caicos sahillerine vurdu. Adalar hükümeti, yerel halka enkaz parçalarına dokunmamaları ve yetkililere bildirimde bulunmaları çağrısı yaptı. Ancak geçmişte de olduğu üzere, uzay aracı enkazları zaman zaman çevrimiçi satış platformlarında yer alabiliyor.

FAA, Starship’in planlanan fırlatma alanı dışına enkaz düşmesi nedeniyle uçuş bölgesini güvenli hale getirmek için bazı uçuşları yönlendirdi ve durdurdu. Bazı uçaklar, yakıt eksikliği nedeniyle varış yerlerini değiştirmek zorunda kaldı.

Elon Musk, Starship testlerinin Şubat ayından sonra gecikmeyeceğini belirtse de, fırlatma takvimine FAA’nın soruşturma süreci yön verecek. Starship’in bir sonraki denemesinin ne zaman gerçekleşeceği şu an için belirsiz.

Microsoft yedi aylık UEFI Secure Boot açığını nihayet giderdi

MicrosoftWindows 11 işletim sisteminde tespit edilen kritik bir UEFI Secure Boot (Güvenli Önyükleme) güvenlik açığını, yaklaşık yedi aylık bir gecikmeyle kapattı. CVE-2024-7344 koduyla tanımlanan bu açık, kötü niyetli yazılımların sistemin en kritik seviyelerinde çalıştırılmasına olanak tanıyordu ve kullanıcıları ciddi risklerle karşı karşıya bırakıyordu.

Yedi ay geciken çözüm

Bu güvenlik zafiyeti, ilk olarak Temmuz 2024‘te ESET güvenlik firması tarafından raporlandı. Ancak Microsoft, gerekli güvenlik yamalarını ancak 14 Ocak 2025 tarihinde yayınladı. Bu süre zarfında kötü niyetli aktörler, açık sayesinde cihazlara zararlı kod yerleştirip Windows 11’in dahili güvenlik önlemlerini atlatma fırsatı bulabiliyordu.

Sorunun kaynağı, üçüncü taraf donanım yazılımlarının UEFI Güvenli Önyükleme süreçlerini yanlış yönetmesinden kaynaklandı. Özellikle reloader.efi adlı bir bileşenin yedi farklı üretici tarafından güvensiz bir şekilde kullanıldığı ortaya çıktı. Bu üreticiler arasında Howyar TechnologiesGreenwareRadixSanfongWASAYCES ve SignalComputerbulunuyor.

Microsoft ve üreticilerin önlemleri

Microsoft, bu açığı kullanabilecek saldırganların önünü kesmek amacıyla etkilenen yazılımların dijital sertifikalarını iptal etti. Ayrıca, ilgili üreticiler de kendi sistem araçları için güvenlik güncellemeleri yayımladı. Ancak, bu kadar kritik bir açığın çözümünün aylarca gecikmesi, Microsoft’un güvenlik süreçlerine dair soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi.

Güncelleme önerisi

Uzmanlar, kullanıcıların bu ve bundan sonraki güvenlik açıklarından etkilenmemek için 14 Ocak 2025 tarihinde yayımlanan güncellemeyi ve sonrasındaki yamaları vakit kaybetmeden yüklemelerini öneriyor. Donanım tabanlı bu tür saldırılar, tespit edilmesi en zor tehditler arasında yer alıyor ve sistem güvenliğinin sağlanması için düzenli güncellemelerin büyük önem taşıdığı bir kez daha vurgulanıyor.

Microsoft’un gecikmeli müdahalesi, güvenlik açıkları karşısında proaktif bir yaklaşımın ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor.

İngiltere’de ruh halini düzenleyen beyin implantı denemesi başlıyor

Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), yenilikçi bir beyin implantını test etmeye hazırlanıyor. “Forest 1” adlı cihaz, ultrason teknolojisiyle depresyon, bağımlılık, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve epilepsi gibi rahatsızlıkların tedavisinde çığır açabilir.

İngiltere İleri Araştırma ve Buluş Ajansı (Aria) tarafından desteklenen ve 6,5 milyon sterlinlik bir bütçeyle finanse edilen deneme, Forest Neurotech tarafından geliştirilen cihazın etkinliğini ve güvenliğini test etmeyi hedefliyor. Cihaz, yaklaşık 30 hasta üzerinde uygulanacak.

Hayat değiştiren bir teknoloji

Forest 1, beynin belirli bölgelerine ultrason darbeleri göndererek sinir hücrelerini hedefli bir şekilde harekete geçiriyor. Gelişmiş bir beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) olan cihaz, kafatasının altına ancak beynin dışınayerleştiriliyor. Deneme kapsamında cihaz, özellikle geleneksel tedavilere yanıt vermeyen depresyon ve epilepsi hastaları üzerinde kullanılacak.

Projenin liderlerinden beyin cerrahı Dr. Aimun Jamjoom, cihazın umut vadeden bir çözüm sunduğunu belirtti:
“Depresyon ya da epilepsi gibi rahatsızlıkların üçte birinde mevcut tedaviler yetersiz kalıyor. Bu teknoloji, bu hastalar için hayat değiştiren bir çözüm olabilir.”

Nasıl çalışıyor?

Cihaz, ultrason dalgalarıyla kan akışındaki küçük değişiklikleri algılayarak beynin 3D aktivite haritalarını çıkarabiliyor. Bu teknoloji, mevcut manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) cihazlarına göre 100 kat daha yüksek çözünürlük sunuyor. Cihaz, belirli beyin bölgelerindeki sinir hücrelerini harekete geçirerek ruh hali ve motivasyon gibi duygusal durumları değiştirebilme kabiliyetine sahip.

Güvenlik ve etik sorular

Denemelerde, beyin hasarı nedeniyle kafatasının bir kısmı çıkarılmış hastalar kullanılacak. Bu sayede cihaz, geniş çaplı ameliyatlara gerek kalmadan test edilebilecek. Katılımcılar cihazı iki saat boyunca kafatası hasarının olduğu bölgede kullanacak ve araştırmacılar cihazın ruh hali ve motivasyonu güvenli bir şekilde değiştirip değiştiremeyeceğini inceleyecek.

Proje, cihazın güvenliği konusundaki endişeleri de ele alıyor. Plymouth Üniversitesi’nden Prof. Elsa Fouragnan, cihazın potansiyel risklerini en aza indirmeye odaklandıklarını vurguladı. Ayrıca, cihazın istenmeyen şekilde kişilik veya karar verme süreçlerini değiştirmemesi gerektiğine dikkat çekti.

University College London’dan Prof. Clare Elwell ise şu açıklamada bulundu:
“Sinir yollarına erişim konusunda büyük bir ilerleme sağlıyoruz, ancak nöroetik sorunları ele almakta gerideyiz. Müdahalelerin klinik etkisini dikkatlice değerlendirmeliyiz ve her zaman hastanın çıkarlarını ön planda tutmalıyız.”

Mart ayında başlayacak ve üç buçuk yıl sürecek olan denemenin ilk sekiz ayı, düzenleyici onay süreçlerine odaklanacak. Eğer deneme başarılı olursa, Forest 1 cihazı depresyon gibi rahatsızlıklar için daha geniş kapsamlı klinik denemelere geçecek.

Bu yenilikçi cihaz, hem tıbbi hem de etik açıdan önemli sorular ortaya koyarken, sağlık alanında devrim yaratma potansiyeliyle dikkat çekiyor.

Trump, TikTok yasağını 75 gün erteledi!

Yasak kararı, Trump’ın görevdeki ilk döneminde uygulamaya çalıştığı TikTok yasağının devamı niteliğindeydi. Yürütme emri, Çin merkezli TikTok’un ABD’de faaliyet göstermeye devam etmesi için 75 günlük bir uzatma sağlıyor.

Trump, kararını açıklarken, yasanın zamanlamasının ulusal güvenlik ve dış politika etkilerini değerlendirme sürecini zorlaştırdığını belirtti. Trump, platforma yönelik eleştirilerde dile getirilen güvenlik endişelerine dair “hassas istihbarat” belgelerini gözden geçireceğini ve uygulamanın bugüne kadar aldığı önlemleri değerlendireceğini ifade etti.

TikTok, geçmişte ABD kullanıcı verilerini Oracle tarafından yönetilen sunuculara taşıyan “Project Texas” adında bir girişim başlatmıştı. Ancak bu plan, ABD Yabancı Yatırım Komitesi (CFIUS) ile yürütülen müzakerelerin geçen yıl durmasıyla askıya alındı.

Kararın ardından Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, platformun ABD’de faaliyet göstermeye devam edebilmesi için müzakerelere açık olduklarını belirtti. Ning, “Şirketlerin operasyon ve satın alma kararları piyasa ilkelerine uygun olarak bağımsız bir şekilde alınmalı.” ifadelerini kullandı.

TikTok istismar

Trump ayrıca platformun ABD’deki faaliyetlerini güvence altına almak için, ABD’li yatırımcıların şirkette %50 hisseye sahip olacağı bir ortak girişim önerisinde bulundu. Bu teklif, platformun ABD pazarında faaliyetlerini sürdürmesi için bir çözüm yolu olarak değerlendiriliyor.

ABD’deki TikTok yasağı tartışmaları

Trump, ilk başkanlık döneminde TikTok’u ABD’de yasaklama girişiminde bulunmuş ve ByteDance’in ABD operasyonlarını satmasını talep etmişti. Ancak bu girişim sonuçsuz kalmıştı. TikTok’a yönelik baskılar, Biden yönetimi sırasında da devam etti ve ByteDance’in TikTok’u satmaması durumunda yasağın devreye gireceği bir yasa geçtiğimiz yıl imzalandı.

Trump’ın yeni kararı, platformun geleceğini şekillendirecek müzakerelere zemin hazırlarken, uygulamanın ABD’deki varlığına dair belirsizlikler sürüyor.

Yapay zeka destekli çevrimiçi kurslarla kariyerinizi geliştirin!

Günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında, yapay zeka (YZ) teknolojileri iş dünyasında devrim yaratıyor. Bu dönüşüm, profesyonellerin YZ alanında bilgi sahibi olmasını neredeyse zorunlu hale getiriyor. Neyse ki, birçok saygın kurum ve platform, çevrimiçi YZ kursları sunarak bu ihtiyaca yanıt veriyor.

Coursera ve DeepLearning.AI İş Birliği:

Coursera ve DeepLearning.AI, “Herkes İçin Üretken Yapay Zeka” başlıklı bir kurs sunuyor. Bu program, üretken YZ’nin temellerini öğretmeyi hedefliyor ve katılımcılara pratik uygulamalar sunuyor. Kurs, YZ’nin yaratıcı süreçlerde nasıl kullanılabileceğine dair derinlemesine bilgi sağlıyor.

Google Cloud Skills Boost:

Google, “Üretken Yapay Zeka Öğrenmeye Giriş” adlı bir kursla temel YZ kavramlarını öğretmeyi amaçlıyor. Bu eğitim, katılımcıların YZ modellerini anlamalarına ve kendi projelerinde uygulamalarına yardımcı oluyor. Ayrıca, Google Cloud platformunu kullanarak YZ çözümleri geliştirme konusunda rehberlik ediyor.

Microsoft’un Yeni Başlayanlar İçin Teklifi:

Microsoft, “Yeni Başlayanlar İçin Üretken Yapay Zeka” kursuyla YZ’ye giriş yapmak isteyenlere kapsamlı bir rehber sunuyor. Bu kurs, YZ’nin temel prensiplerini ve uygulamalarını basit ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Katılımcılar, Microsoft’un YZ araçlarını kullanarak pratik deneyim kazanma fırsatı buluyor.

IBM’in Uzmanlaşma Programı:

IBM, Coursera platformu üzerinden “Üretken Yapay Zeka Temellerinde Uzmanlaşma” programını sunuyor. Bu program, YZ’nin derinlemesine incelenmesini ve gerçek dünya uygulamalarını içeriyor. Katılımcılar, IBM’in YZ çözümlerini kullanarak projeler geliştirme şansı elde ediyor.

Yapay Zeka Eğitimlerinin Kariyere Etkisi:

YZ alanında alınan bu tür eğitimler, profesyonellerin kariyerlerinde önemli avantajlar sağlıyor. YZ becerilerine sahip olmak, iş piyasasında rekabet gücünü artırıyor ve yeni iş fırsatlarının kapılarını aralıyor. Ayrıca, mevcut iş rollerinde verimliliği ve yenilikçiliği teşvik ediyor.

Kurslara linkleri kullanarak ulaşabilirsiniz:

  1. Google AI Essentials (Google)
  2. Generative AI for Everyone (DeepLearning.AI) 
  3. Introduction to Generative AI (Google Cloud) 
  4. Generative AI with Large Language Models (Amazon Web Services; DeepLearning.AI) 
  5. Generative AI: Introduction and Applications (IBM)
  6. Generative AI for Executives and Business Leaders – Part 1 (IBM)
  7. Introduction to Generative AI for Software Development (DeepLearning.AI)
  8. Microsoft 365 Copilot: Personal Productivity for All (Vanderbilt University)
  9. Accelerate Your Learning with ChatGPT (Deep Teaching Solutions) 

Yapay zeka, iş dünyasında ve günlük yaşamda giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu alanda bilgi sahibi olmak, bireylerin kariyer gelişiminde kritik bir rol oynuyor. Çevrimiçi YZ kursları, esneklikleri ve erişilebilirlikleri sayesinde bu bilgiye ulaşmayı kolaylaştırıyor. Profesyonellerin bu fırsatları değerlendirerek kendilerini geliştirmeleri, gelecekteki başarıları için önemli bir adım olacaktır.

Elektrikli Scooter yönetmeliği’ne yeni düzenlemeler geliyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Elektrikli Scooter Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapılacağını açıkladı.
Yeni düzenlemelerle sektörde yerlilik şartı ve hız limitlerine yönelik yeni uygulamalar devreye alınacak.

2021 yılında yürürlüğe giren Elektrikli Scooter Yönetmeliği’ne, sektör ihtiyaçlarına yanıt verecek yeni düzenlemeler geliyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğluscooter işletmecileri için %30 yerlilik şartı getirilerek ürünlerin belirli bir standartta olmasının sağlanacağını belirtti. Ayrıca yasaklı bölgelerde hız düşümü gibi yeniliklerin de yönetmelikte yer alacağını duyurdu.

Yerlilik şartı ve veri paylaşımı zorunluluğu

Yeni düzenleme kapsamında, işletmeciler, elektrikli scooter’ların faaliyetlerinden elde edilen kullanım verilerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına ait taşımacılık veri tabanına kaydedecek.
Bu veriler, belediyeler ve kolluk kuvvetleriyle paylaşılacak. Bakan Uraloğlu, bu adımın denetimlerin sıkılaştırılması ve sürüş güvenliğinin artırılması için önemli olduğunu vurguladı.

Yasaklı bölgelerde hız düşürme ve para cezası

Elektrikli scooter’ların yasaklı bölgelere girişini önlemek amacıyla, bu alanlarda scooter’ların hızlarının otomatik olarak düşürüleceğini belirten Bakan Uraloğlu, bu kurala uymayan işletmelere 6 bin 923 lira idari para cezasıuygulanacağını söyledi.

Kullanıcı deneyimi ve güvenliği artırılacak

Yeni yönetmelikle işletmelerin çağrı merkezleri ve mobil uygulamalarına gelen şikayetlerin hızlı bir şekilde çözülmesi sağlanacak. Ayrıca kullanıcılar, güvenlik yükümlülükleri, anlık ücret bilgisi ve gidilebilecek tahmini mesafeler gibi bilgilere kolayca erişebilecek.

Ek olarak, hizmette bulunan scooter’ların en az %20 şarj seviyesine sahip olması zorunlu hale getirilecek.Kullanıcılara yönlendirme amacıyla harita hizmeti sunulacak ve şarj seviyesi durumları anlık olarak paylaşılacak.

Sosyal medya devleri TikTok boşluğunu doldurmaya çalışıyor: X ve Meta’dan hamleler

ABD’nin TikTok’u geçici olarak uygulama mağazalarından kaldırmasının ardından sosyal medya platformları, kullanıcıları cezbetmek için yeni özelliklerini duyurmaya başladı. Elon Musk’ın sahibi olduğu X (eski adıyla Twitter), bu süreçte öne çıkmak adına kullanıcılarına daha sürükleyici bir video deneyimi sunmak için yeni bir video akışı özelliğini devreye soktu.

X’in yeni video deneyimi

X’in tanıttığı yeni özellik, platformdaki videoların keşfedilmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Kullanıcılar, artık uygulamanın alt kısmında bulunan “Videolar” sekmesi aracılığıyla X’te paylaşılan videolara doğrudan erişebilecek. Ayrıca, akışlarındaki bir videoya dokunarak ve yukarı kaydırarak dikey kısa videolar arasında gezinebilecek. Bu özellik, kullanıcıların TikTok benzeri bir deneyim yaşamasını sağlıyor.
X, yeni özelliğini tanıtırken yaptığı açıklamada, “Videolar için yeni ve sürükleyici bir ana sayfa, ABD’deki kullanıcılara sunulmaya başlandı” ifadelerini kullandı. Özelliğin ilk etapta ABD’de kullanıma açılması, TikTok’un yarattığı boşluğu doldurma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Meta ve Bluesky da boş durmadı

TikTok’un ABD’de yasaklanmasının ardından harekete geçen tek platform X olmadı. Sosyal medya devi Meta, ByteDance’in popüler video düzenleme uygulaması CapCut’a rakip olarak Edits adını verdiği yeni bir video düzenleme uygulamasını duyurdu. Edits, kullanıcıların kısa videolarını düzenleyip paylaşmalarını daha da kolaylaştıracak yenilikçi araçlar sunuyor.

Bunun yanı sıra, X’in rakiplerinden biri olan Bluesky, platformunda dikey videolar için özel bir akış özelliğini tanıttı. Kullanıcıların, kısa videoları keşfetmesini kolaylaştıran bu özellik, TikTok’un alışkanlıklarını taklit eden bir deneyimsunmayı hedefliyor.

TikTok’un yasağı rekabeti ateşledi

Sosyal medya platformları, TikTok’un yarattığı boşluktan yararlanarak kendi kullanıcı deneyimlerini geliştirmek ve kullanıcı sayılarını artırmak için birbirleriyle kıyasıya bir yarışa girdi. Özellikle ABD pazarında, TikTok’un eksikliğiyle oluşan fırsatın hangi platforma daha fazla avantaj sağlayacağı merak konusu.

TikTok’un yasağının uzun sürüp sürmeyeceği belirsizliğini korurken, bu süreçte yeni özelliklerini devreye sokan sosyal medya platformları arasındaki rekabet, dijital dünyanın dinamiklerini yeniden şekillendirecek gibi görünüyor.

Trump ve Sarıgül’ün Coin yarışı: Erzincan Coin yolda

ABD Başkanı Donald Trump, kendi adına çıkardığı TRUMP coin ile kripto para dünyasında büyük yankı uyandırırken, Türkiye’den de dikkat çekici bir yanıt geldi. Cumhuriyet Halk Partisi Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklamada, “Erzincan Coin” çıkışında bulundu.

TRUMP Coin Zirveye Ulaştı 

Donald Trump’ın “meme coin” olarak piyasaya sürdüğü TRUMP coin, kısa sürede büyük bir başarı elde etti. Güncel verilere göre 58.56 dolarlık birim fiyatıyla 11.7 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşan TRUMP coin, günlük milyarlarca dolarlık işlemlere sahne oldu. Trump, bu başarısını eşi Melania Trump’ın adına çıkardığı MELANIA coin ile taçlandırdı.

Hong Kong merkezli bağımsız kripto analisti Justin D’Anethan, TRUMP coin hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Bu adımı basit bir şov olarak görmezden gelmek cazip olsa da, resmi bir Trump tokeninin piyasaya sürülmesi, etik ve düzenleyici açıdan karmaşık soruları gündeme getiriyor.”

Trump’ın başkanlığı döneminde kripto paralara yönelik düzenleyici engelleri azaltmayı ve dijital varlıkları yaygınlaştırmayı hedefleyen politikalar izleyebileceği ifade ediliyor.

Bitcoin’den Rekor 

Trump’ın kripto para atılımları, Bitcoin piyasasında da etkisini gösterdi. Haber yayına hazırlandığı sırada Bitcoin, 108 bin doları geçerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Bu ay içerisinde yüzde 10’dan fazla değer kazanan Bitcoin, piyasanın odağında yer alıyor.

Sıcak Bir Çıkış

Erzincan Coin Trump’ın TRUMP coin atılımı, Türkiye’de de yankı buldu. Cumhuriyet Halk Partisi Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, sosyal medya hesabından paylaştığı bir videoyla Trump’a seslendi. Sarıgül, şu ifadeleri kullandı:

“Daha göreve başlamadan Trump coin’i çıkardın. Binlerce insanı bakalım nereye sürüklüyorsun? Erzincan Coin yakında geliyor!”

Sarıgül, Erzincan Coin hakkında detay vermese de bu çıkış, yerli kripto para projelerine olan ilgiyi yeniden gündeme getirdi.

Samsung S25 Slim gecikiyor ve kısıtlamalarla geliyor

0

Samsung’un uzun süredir üzerinde çalıştığı Galaxy S25 Slim modeliyle ilgili yeni iddialar teknoloji dünyasını karıştırdı. Merakla beklenen Galaxy S25 serisinin bu özel modeli, belirli pazarlarda satışa sunulmayabilir. Ülünlü teknoloji analisti Evan Blass, Galaxy S25 Slim’in ABD’de piyasaya sürülmeyeceğine dair önemli açıklamalarda bulundu.

Tanıtım tarihi ertelendi mi?

Galaxy S25 Slim, ilk olarak 22 Ocak’ta gerçekleşecek Unpacked etkinliğinde diğer modellerle birlikte tanıtılacakı. Ancak, cihazın tanıtımının Mayıs ayına ertelendiği iddiaları gündemde. Evan Blass’ın son iddiaları ise daha dikkat çekici: ABD’deki operatörlerin bu modeli listelerine dahil etmeyeceği öne sürülüyor. Bu durum, Galaxy S25 Slim’in sadece belirli bölgelerde satılacak özel bir model olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Model adı değişecek mi?

Samsung’un Galaxy S25 Slim’in adını değiştirmeyi düşünnüp düşünmediği henüz kesinlik kazanmadı. Bu cihazın fiyat ve konumlandırma açısından Galaxy S25 Plus ve Galaxy S25 Ultra’nın arasında bir yerde konumlandırılması bekleniyor. Ancak bu strateji, yalnızca cihazın satışa sunulacağı bölgelerde geçerli olacak gibi görünüyor.

Tasarım ve teknik kısıtlamalar

Galaxy S25 Slim5-6 mm kalınlığındaki inceliğiyle dikkat çeken bir tasarıma sahip olacak. Ancak bu tasarımın getirdiği teknik kısıtlamalar da bulunuyor. Söylentilere göre cihazda, Samsung’un yeni modellerinde kullanılması beklenen silikon-karbon anot teknolojisi yerine geleneksel lityum-iyon batarya tercih edilecek. Bu durum, cihazın batarya kapasitesinin düşük olabileceği ve pil performansının zayıf kalabileceği anlamına geliyor.

Rekabet durumu

Galaxy S25 Slim’in piyasaya sürülmesindeki gecikme ve satışa sunulacağı bölgelerin sınırlı olması, cihazın Apple’ın yakında tanıtılacak iPhone 17 Air modeliyle rekabetini zorlaştırabilir. Samsung’un yaklaşan Unpacked etkinliğinde bu konuya dair net bir açıklama yapması bekleniyor. Ancak şu an için Galaxy S25 Slim’in sahneye çıkıp çıkmayacağı belirsizliğini koruyor.

Samsung’un resmi açıklaması, tüm bu tartışmalara son noktayı koyacak.

Elon Musk’tan şok Hamle: Intel’i mi alıyor?

Yapay zekâ yarışında rakiplerinin gerisinde kalan Intel, uzun süredir zor bir dönemden geçiyor. Son dönemde, teknoloji devinin satılabileceğine dair çeşitli iddialar gündeme gelmişti. Ancak bugün, Intel’in geleceğine dair çok daha şaşırtıcı bir iddia ortaya atıldı.

Ünlü analist Dylan Patel’in ortaya attığı iddiaya göre, Intel’i satın almak için birden fazla büyük isim harekete geçti. Patel, bu isimler arasında Tesla ve SpaceX’in kurucusu Elon MuskQualcomm ve Global Foundries gibi dev şirketlerin olduğunu öne sürdü. İddialara göre bu devler, Intel’i satın alarak şirketin kötü gidişatını tersine çevirmeyihedefliyor.

Musk’ın ismi sürpriz oldu

Qualcomm’un Intel’i satın almak istediği söylentileri daha önce de gündeme gelmiş, ancak bu iddialar bir süre sonra sönmüştü. Şimdi ise bu fikrin yeniden canlandığı ve Qualcomm’un Global Foundries ile iş birliği yaparak planlarını hayata geçirebileceği konuşuluyor. Ancak bu sefer dikkat çeken farklı bir isim var: Elon Musk.

Elon Musk’ın adının bu süreçte geçmesi, teknoloji dünyasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Musk’ın Intel gibi köklü bir çip üreticisine ilgi duyması, yapay zekâ ve yarı iletkenler alanında daha büyük bir atılım yapma planlarının işareti olabilir. Bunun yanı sıra, Musk’ın eski ABD Başkanı Donald Trump ile yakın ilişkisi de bu olası satın alımın politik destekle gerçekleşme ihtimalini güçlendiriyor.

Gelecek belirsiz

Intel’in potansiyel alıcılarıyla ilgili bu iddialar henüz doğrulanmadı. Elon Musk’ın gerçekten bu sürecin bir parçası olup olmadığı ise şimdilik büyük bir soru işareti. İddialar tamamen spekülatif olabileceği gibi, ilerleyen günlerde bu konuda somut adımlar atıldığını da görebiliriz.

Intel’in kaderiyle ilgili bu sürpriz gelişmeler, teknoloji dünyasında yakından takip ediliyor. Gerçekler zamanla gün yüzüne çıkacak gibi görünüyor.

Amazon, membransız akışkan batarya girişimine yatırım yaptı!

Amazon, veri merkezlerini yenilenebilir enerjiyle destekleme hedefinin bir parçası olarak, membransız akışkan batarya teknolojisi üzerinde çalışan İsviçre merkezli Unbound Potential girişimine yatırım yaptı. Amazon Web Services (AWS) aracılığıyla bulut hizmetleri sunan ve dünya çapında yüzlerce veri merkezi işleten şirket, bu tesislerin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için fosil yakıtlardan uzaklaşıp daha sürdürülebilir bir yapı kurmayı amaçlıyor. Güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar, yalnızca sınırlı saatlerde üretim yapabildiğinden, gece ve bulutlu havalarda enerji ihtiyacını karşılamak için fazla üretilen elektriğin depolanması kritik öneme sahip. Ancak geleneksel lityum bataryalar hem yüksek maliyetli hem de güvenlik açısından veri merkezleri için ideal değil.

Amazon, membransız akışkan batarya teknolojisine yatırım yapıyor

Bu noktada devreye giren Unbound Potential, enerji depolamada devrim niteliğinde bir teknoloji geliştirdi. Akışkan bataryalar, enerjiyi sıvılar içinde gerilim farkı olarak saklayan özel bir batarya türü. Sistemde kullanılan sıvılar, pozitif ve negatif yüklendikten sonra farklı tanklarda depolanıyor ve enerji kapasitesi tankların büyüklüğüne göre ayarlanabiliyor. Bu teknoloji, esnek yapısıyla veri merkezlerinin kesintisiz çalışmasını destekleyecek bir çözüm sunuyor. Geleneksel akışkan bataryalarda, sıvılar arasında enerji alışverişi sağlarken karışmalarını önleyen membran, en pahalı ve çabuk yıpranan parça olarak sistemin zayıf noktasını oluşturuyor. Ancak Unbound Potential, bu kritik parçayı tamamen ortadan kaldırarak yağ ve su gibi birbirine karışmayan sıvılarla çalışan yeni bir teknoloji geliştirdi. Bu sıvılar yanıcı değil, 20 bin şarj-deşarj döngüsüne dayanıklı ve saklanan enerjinin %85’ini geri kazanabiliyor.

2021 yılında İsviçre’de kurulan girişim, bu yeni teknolojiyi test etmek amacıyla Amazon ile bir pilot proje için anlaşmaya vardı. Toplam 6 MWs kapasiteli batarya sistemini içeren proje için Amazon, 2 milyon Euro yatırım yapacak ve sistemi veri merkezi sahasında devreye alacak. Sistemin düşük enerji yoğunluğu dezavantaj olarak görülse de sabit enerji depolama için tasarlandığından Amazon’un ihtiyaçları açısından bu durum büyük bir sorun teşkil etmiyor. Örneğin, 40 konteyner büyüklüğündeki bir alan sadece 10 MWs enerji depolayabiliyor. Yine de sistem, 4 ila 10 saat arasında enerji depolama kapasitesi sunmayı planlıyor ve gerektiğinde bu süreyi 20 saate kadar uzatabilecek esneklikte tasarlandı.

Bu yeni teknolojinin uzun vadede lityum bazlı bataryalara kıyasla hem maliyet avantajı sağlaması hem de veri merkezleri gibi yüksek güvenlik gerektiren yerlerde enerji depolamada yeni bir standart oluşturması bekleniyor. Amazon’un bu yatırımı, hem şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine hem de enerji depolama teknolojilerindeki yenilikçi çözümlere verdiği önemi bir kez daha gözler önüne seriyor. Sisteme dair detaylar tam olarak açıklanmasa da proje, yenilenebilir enerjiyle çalışan veri merkezleri alanında çığır açabilecek potansiyele sahip.

Huawei, Çin’de katlanabilir telefon pazarını domine ediyor!

0

Pazar araştırma şirketi IDC tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, Huawei, 2024 yılı itibarıyla Çin’in katlanabilir telefon pazarında açık ara bir liderliğe ulaşmış durumda. Huawei, Mate X6 ve Mate XT Ultimate gibi katlanabilir akıllı telefonlarıyla, pazar payını yaklaşık %50’ye çıkararak lider konumunu pekiştirdi. Şirket, bu segmentteki en büyük oyuncu olarak, önemli bir avantaj elde ederken, ikinci sıradaki Honor %20,6’lık pazar payına sahip. Vivo ise %11,1’lik pazar payıyla üçüncü sırada yer alıyor. Vivo’nun özellikle X Fold 3 serisi, bu başarının elde edilmesinde büyük rol oynadı. Xiaomi, %7,4’lük pazar payı ile dördüncü sırada bulunuyor.

Huawei, Çin’de katlanabilir telefon pazarını domine etmeyi sürdürüyor

Çin’deki katlanabilir telefon pazarındaki büyüme, 2024’te %30,8 oranında bir artışla 9,17 milyon birime ulaştı. Ancak, yılın son çeyreğinde, sevkiyatlarda %9,6’lık bir düşüş yaşandı ve toplamda 2,5 milyon birim sevk edildi. Bu düşüş, dokuz çeyrektir süregelen hızlı büyümenin ardından gelen ilk gerileme olarak kayda geçti.

Huawei, Çin’de katlanabilir telefon pazarını domine etmeyi sürdürüyor.

Huawei’nin başarısı, katlanabilir telefonlar için yapılan iyileştirmelerle, bu cihazların dayanıklılık, pil ömrü ve tasarım açısından daha cazip hale gelmesine bağlanabilir. Ancak, hala yüksek fiyatlar ve sınırlı dayanıklılık gibi sorunlar, geniş bir kitleye hitap etme noktasında engel teşkil ediyor. Ayrıca, Oppo 2024 yılında yeni bir katlanabilir telefon çıkarmamış olsa da, pazar payında %5,3’lük bir artışla, Samsung’u geride bırakmayı başardı. Samsung’un Çin pazarında zorluklar yaşaması, şirketin globaldeki liderliğini etkilememekle birlikte, bölgesel bazda rekabetin arttığının bir göstergesi.

Katlanabilir telefonların popülaritesinin artmaya devam etmesiyle birlikte, Çin akıllı telefon pazarının 2024 yılında yıllık %5,6’lık bir artışla 286 milyon birime ulaşması, pazarın toparlandığının bir işareti olarak öne çıkıyor. Bu büyüme, sektörün geleceği açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Volkswagen ID.7, tek şarjla menzil rekoru kırdı!

Volkswagen’in elektrikli sedan modeli ID.7, tek bir şarjla 941 kilometrelik etkileyici bir menzil elde ederek dikkatleri üzerine çekti. Bu performansla, ID.7, Avrupa’da en uzun menzile sahip elektrikli otomobillerden biri olarak öne çıkıyor. Alman otomotiv devi Volkswagen, WLTP standartlarına göre 709 kilometre menzil sunan ID.7 Pro S modeliyle gerçekleştirilen bu test sonucunda, menzil rekorunu %32.7 oranında aşarak ulaşmayı başardı. Söz konusu test, geçtiğimiz Aralık ayında İtalya’daki ünlü Nardo pistinde Volkswagen’in uzman sürücüleri tarafından gerçekleştirildi. 86 kWh net batarya kapasitesine sahip modelin enerji verimliliği ve aerodinamik tasarımı, bu olağanüstü performansa büyük katkı sağladı.

Volkswagen ID.7, tek şarjla menzil rekoru kırmayı başardı

Aracın elde ettiği bu üstün menzil performansı, tamamen şehir içi kullanımına benzer bir ortamda, ortalama 29 km/s hızla gerçekleştirildi. Büyük şehirlerin yoğun trafiğine uygun bu simülasyonla, ID.7, etkileyici bir enerji tüketim değerine ulaştı. Test sırasında 9.2 kWh/100 km’lik bir enerji tüketim kaydedilirken, bu değer fosil yakıta çevrildiğinde yalnızca 1 litre/100 km seviyesine denk geliyor. Testler sırasında 5 ila 15 derece arasında değişen sıcaklık koşulları dikkate alındığında, daha sıcak hava şartlarında bu menzilin daha da artırılabileceği belirtiliyor.

ID.7’nin rekor performansının arkasında, 0.23’lük sürtünme katsayısına sahip aerodinamik tasarımı ve 286 beygir (210 kW) güç üreten yüksek verimli APP550 motoru bulunuyor. Uzun menzili kadar hızlı şarj yetenekleriyle de iddialı olan bu model, 200 kW DC hızlı şarj desteği sayesinde bataryasını %10’dan %80 doluluk seviyesine sadece 26 dakikada ulaştırabiliyor. Tüm bu özellikler, ID.7’nin hem uzun yolculuklar için ideal bir seçenek hem de kurumsal araç tercihinde cazip bir alternatif olmasını sağlıyor.

Volkswagen, bu başarılı modelin Avrupa’da Passat’tan daha fazla satıldığını açıklayarak bir başka önemli başarıya imza attı. Volkswagen’in satışlardan sorumlu yöneticisi Martin Sander, ID.7’nin elektrikli araç segmentindeki başarısının, uzun mesafe sürücülerinden şirket aracı kullanıcılarına kadar geniş bir kitleye hitap ettiğini vurguladı. Bu gelişmelerle birlikte ID.7, elektrikli otomobil dünyasında standartları yeniden tanımlamaya aday bir model olarak öne çıkıyor.

Elon Musk, Vine’ı resmen geri getirebilir!

0

Elon Musk, bir zamanlar sosyal medya dünyasında çığır açan Vine platformunu yeniden hayata döndürmek için adımlar atmaya başladı. İlk olarak 2012 yılında kısa, dikey formatlı videolar konseptiyle sosyal medya sahnesine çıkan Vine, özellikle 2012-2015 yılları arasında büyük bir kullanıcı kitlesi yakalamış ve global çapta fenomen haline gelmişti. Twitter tarafından satın alınmasının ardından popülerliğini bir süre daha sürdüren platform, 2017 yılında alınan stratejik bir kararla kapatılmıştı. Ancak kısa video trendinin TikTok gibi platformlar aracılığıyla zirveye ulaşması, Vine’ın geri dönüş potansiyelini yeniden gündeme taşıdı.

Elon Musk, Vine’ı resmen geri getirmeye hazırlanıyor

Elon Musk’ın bu alana olan ilgisi, son haftalarda TikTok’un ABD’de yasaklanma ihtimaline yönelik tartışmalarla paralel olarak gündeme geldi. Musk, sahibi olduğu X (eski adıyla Twitter) platformunda bir anket düzenleyerek takipçilerine, “Vine geri gelsin mi?” diye sormuş ve bu paylaşımı sosyal medyada büyük yankı uyandırmıştı. Kullanıcılardan gelen olumlu tepkilerin ardından Musk, Vine’ı geri getirme çalışmalarıyla ilgili görüşmelere başladıklarını duyurdu. Kısa video formatına olan yoğun ilgiyi ve TikTok’un başarısını dikkate alan Musk, ABD pazarındaki olası boşluğu doldurabilecek ve TikTok ile rekabet edebilecek bir platform yaratmaya istekli görünüyor.

Elon Musk, Vine’ı resmen geri getirmeye hazırlanıyor.

Vine, kapanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen kısa video trendini başlatan öncü bir platform olarak Instagram, YouTube Shorts ve TikTok gibi devlerin gelişimine zemin hazırladı. Platformun geri dönüşü, Musk’ın liderliğinde gerçekleşirse sosyal medya dünyasında önemli bir yeniliğe işaret edebilir. Vine’ın bu kez nasıl bir formatla karşımıza çıkacağı henüz bilinmiyor ancak Musk’ın hedefinde, TikTok’un geniş kullanıcı kitlesine hitap edebilecek ve hem içerik üreticilerine hem de izleyicilere çekici gelecek bir ekosistem oluşturmak var.

Önümüzdeki haftalarda bu proje ile ilgili daha detaylı bilgilerin paylaşılması bekleniyor. Vine’ın olası geri dönüşü, dijital içerik dünyasına hem nostaljik hem de inovatif bir dokunuş kazandırabilir.

Samsung, Gemini’yi uygulamalarına entegre edecek!

Samsung, One UI 7 güncellemesiyle yapay zekâ deneyimini tamamen yeni bir boyuta taşıyor ve Google’ın gelişmiş yapay zekâ platformu Gemini AI’yi stok uygulamalarına entegre ederek bu alanda öncü bir adım atıyor. Bu yenilik, özellikle Samsung Takvim, Samsung Notlar ve Samsung Hatırlatıcı uygulamaları üzerinde yoğunlaşıyor ve kullanıcıların günlük yaşamlarını daha kolay ve verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyor. Gemini AI sayesinde, bu uygulamalar hem yazılı hem de sesli komutlarla daha akıllı bir hale gelecek.

Samsung, Gemini’yi uygulamalarına entegre edecek

Samsung Takvim uygulamasında kullanıcılar, sadece sesli komutlar kullanarak etkinlik oluşturabilecek, düzenleyebilecek ve gerekirse silebilecek. Örneğin, bir fotoğraf içerisindeki metin bilgilerini tanıyabilen Gemini AI, bu verilerle doğrudan bir etkinlik oluşturulmasını sağlayacak. Samsung Notlar’da ise kullanıcılar, yazılı veya sesli talimatlarla notlar alabilecek, notlarını daha kolay özetleyebilecek ve içeriklerini düzenleyebilecek. Hatırlatıcılar uygulamasında, belirli bir tarih veya saat için hatırlatıcı oluşturmak, var olan hatırlatıcıları aramak ya da düzenlemek gibi işlemler yine sesli komutlarla mümkün hale gelecek. Böylece, kullanıcıların sadece birkaç basit talimatla kompleks işlemleri hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmeleri sağlanacak.

Ancak bu gelişmiş yapay zekâ entegrasyonunun bazı sınırlamaları da bulunuyor. Örneğin, Samsung Takvim’de Gemini AI aracılığıyla etkinliklerin başkalarıyla paylaşılması veya çakışan etkinliklerin algılanması mümkün değil. Benzer şekilde, Samsung Notlar’da klasör oluşturma ya da notları etiketleme özellikleri Gemini AI ile desteklenmiyor. Hatırlatıcılar uygulamasında ise konum ya da fotoğraf ekleme, kategori oluşturma veya düzenleme gibi daha spesifik işlemler yapılamayacak. Bu sınırlamalar, ilerleyen güncellemelerle aşılabilir bir altyapıya sahip olabilir ve böylece yapay zekânın uygulamalardaki kapsamı genişleyebilir.

Samsung, One UI 7 güncellemesinin kararlı sürümünü, 2025 yılında piyasaya sürülmesi beklenen Galaxy S24 serisi ile eş zamanlı olarak sunmayı planlıyor. Bu hamle, Samsung’un yalnızca yazılım tarafındaki gücünü değil, aynı zamanda yapay zekâ entegrasyonundaki yenilikçi vizyonunu da sergiliyor. Gemini AI ile entegre edilen uygulamalar, kullanıcıların cihazlarını daha kişiselleştirilmiş ve etkili bir şekilde kullanmalarını sağlamayı hedefliyor. Samsung’un bu adımı, özellikle günlük hayatını organize etmek isteyen kullanıcılar için önemli bir teknoloji atılımı olarak öne çıkıyor. One UI 7’nin bu gelişmiş özellikleriyle birlikte, Samsung’un kullanıcı deneyimini iyileştirme konusundaki kararlılığı bir kez daha vurgulanmış oluyor.