Instagram’ın sorununu yapay zeka çözecek! Peki nasıl?

Instagram kullanıcıları, platformun fotoğraf paylaşım formatıyla telefon kameralarının çıktıları arasındaki uyumsuzluğu çok iyi bilirler. Telefonunuzda harika görünen bir fotoğrafı Instagram Hikayeler’de paylaşmak istediğinizde, can sıkıcı bir ikilemle karşılaşırsiniz: Fotoğrafı olduğu gibi yüklerseniz, çevresinde göze batan beyaz boşluklar oluşur ve fotoğrafınız, bir çerçeveye sıkıştırılmış gibi havasız bir görünüme bürünür. Öte yandan, “Sığdır” seçeneğini kullanarak fotoğrafın tamamını göstermeyi tercih ederseniz bu sefer de fotoğrafınızın üst veya alt kısımlarından önemli detaylar kırpılır. İşte Instagram’ın üzerinde çalıştığı yapay zekâ destekli yeni özellik, tam da bu soruna çözüm getirmeyi hedefliyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Instagram’ın sorununu yapay zeka çözüyor

“Fotoğrafınızı Genişletin” adı verilen bu özellikle artık fotoğraftaki eksik kısımlar, gelişmiş yapay zekâ algoritmaları tarafından akıllıca tamamlanacak. Yapay zekâ, fotoğrafınızdaki mevcut içeriği analiz ederek beyaz boşluklarla uyumlu, gerçekçi bir devam oluşturacak. Böylece hem fotoğrafınızın tamamını, hiçbir kayıp olmadan paylaşabilecek, hem de beyaz boşlukların yarattığı estetik sorundan kurtulacaksınız.

Instagram'ın sorununu yapay zeka çözüyor.
Instagram’ın sorununu yapay zeka çözüyor.

Peki paylaştığınız bir fotoğrafın orijinali mi yoksa yapay zekâ tarafından mı düzenlendiği nasıl anlaşılacak? Oldukça basit: Yapay zekâ tarafından genişletilen fotoğraflarda, sol alt köşede göze çarpmayan bir filigran bulunacak. Bu da, paylaşımların şeffaflığını sağlayacak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

BlaBlaCar, Obilet’in tüm hisselerini satın alıyor!

Türkiye’nin önde gelen online otobüs biletleme platformu Obilet’in kaderi, beklenmedik bir şekilde tamamen değişti. Geçtiğimiz Haziran ayında, Fransız ulaşım devi BlaBlaCar ile stratejik yatırım anlaşması imzalayan ve bu anlaşma kapsamında operasyonel bağımsızlığını koruyacağını duyuran Obilet, sessiz sedasız başlayan bir satın alma sürecine girmişti. Bugün ise Rekabet Kurumu’nun resmi internet sitesinden yayınladığı karar ile bu sürecin çoktan tamamlandığı ve BlaBlaCar’ın Obilet’in hisselerinin tamamını satın alarak şirketin tam kontrolünü ele geçirdiği ortaya çıktı.

BlaBlaCar, Obilet’in tüm hisselerini satın alacak

Bu ani değişiklik, hem sektörde hem de kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yarattı. Çünkü Obilet, daha önce yaptığı açıklamalarda BlaBlaCar ile stratejik bir ortaklık kuracağını ve mevcut yapısını koruyarak faaliyetlerine devam edeceğini belirtmişti. Hatta bu ortaklıkla birlikte BlaBlaCar’ın gelişmekte olan ülkelerdeki otobüs biletleme işine de katkıda bulunacağı ifade edilmişti. Ancak Rekabet Kurumu’nun kararı, Obilet’in artık tamamen BlaBlaCar çatısı altında bağımsızlığını kaybeden bir marka haline geldiğini gözler önüne serdi.

BlaBlaCar, Obilet'in tüm hisselerini satın alacak.
BlaBlaCar, Obilet’in tüm hisselerini satın alacak.

Bu beklenmedik gelişme, Obilet’in geleceği ve şirketin kurucuları ile çalışanlarının akıbeti hakkında birçok soru işaretine neden oldu. Her ne kadar Rekabet Kurumu satın alma sürecini onaylamış olsa da, ne Obilet ne de BlaBlaCar tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Kamuoyu, her iki şirketin de satın alma süreciyle ilgili detaylı bilgileri, ödenen bedeli ve Obilet’in bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğine dair planlarını açıklayacağı bir basın açıklaması yapmasını bekliyor. Özellikle de Obilet’in mevcut yapısının korunup korunmayacağı, marka isminin devam edip etmeyeceği ve şirket çalışanlarının işlerine devam edip edemeyeceği merak konusu oldu.

Baykar yeni nesil elektro-optik sistemlerini görücüye çıkardı!

Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki öncü şirketlerinden Baykar, kendi geliştirdiği elektro-optik hedefleme sistemlerini SAHA EXPO 2024 fuarında görücüye çıkardı. Farklı İHA ve SİHA platformlarında kullanılmak üzere tasarlanan BG-160, BG-180, BG-220 ve BG-460 adlı bu sistemler, Baykar’ın dışa bağımlılığını azaltma ve kendi teknolojisini üretme hedefindeki kararlılığını ortaya koyuyor.

Baykar yeni nesil elektro-optik sistemlerini tanıttı

Baykar’ın KALKAN VTOL İHA’sı için geliştirdiği BG-160, BG-180 ve BG-220 modelleri, hafif ve kompakt yapılarıyla dikkat çekiyor. Özellikle Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan BG-160 modeli, gündüz ve termal kamera seçenekleriyle 3 kilometreye kadar lazer mesafe bulma, hedef işaretleme ve koordinat bilgisi sağlama özelliklerine sahip. BG-180 ise daha uzun menzilli hedeflere odaklanıyor ve 5 kilometreye kadar lazer işaretleme menzili sunuyor. BG-220 ise hem gündüz hem de orta dalga kızılötesi (MWIR) optikleri aynı anda taşıyabilen ileri bir model olarak öne çıkıyor. 7 kilometreye kadar lazer işaretleme kapasitesine sahip olan BG-220, KALKAN İHA için oldukça etkin bir seçenek sunuyor.

Baykar yeni nesil elektro-optik sistemlerini tanıttı.

Baykar’ın daha büyük İHA platformları olan Bayraktar TB2, TB3 ve AKINCI için geliştirdiği BG-460 ise, 75 kilogramlık ağırlığıyla daha yüksek performans vaat ediyor. Yüksek çözünürlüklü dar ve geniş açılı kameralara ek olarak, orta ve kısa dalga kızılötesi kameralara da sahip olan BG-460, 20 kilometreye kadar lazer işaretleme menziliyle uzak mesafelerdeki hedefler için bile yüksek hassasiyet sağlıyor. BG-460’ın AKINCI üzerindeki entegrasyon çalışmaları ve testleri devam ediyor.

Baykar’ın kendi elektro-optik sistemlerini geliştirmesi, Türk savunma sanayii için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu sayede hem benzer sistemlerin ithalatına olan ihtiyaç azalacak hem de Türkiye, bu alanda daha fazla söz sahibi olacak.

Vodafone ve Google arasında dev anlaşma: Pixel serisi Türkiye’de satışa çıkıyor!

Google ve Vodafone 1 milyar doları aşan devasa bir anlaşmayla 10 yıllık stratejik iş birliklerini yenilediler. Bu anlaşmanın en heyecan verici sonuçlarından biri de Google Pixel serisinin sonunda Türkiye’deki kullanıcılara sunulacak olması. Vodafone, Avrupa’daki hızlı 5G şebekesi üzerinden Google’ın yapay zekâ destekli Pixel cihazlarına daha geniş bir erişim sağlayacak. Yani, Pixel serisi yakında Türkiye de dahil birçok Avrupa ülkesinde Vodafone aracılığıyla satışa sunulacak.

Google Pixel 9 serisi Türkiye’de satışa çıkıyor!

Google’ın kendi geliştirdiği akıllı telefon serisi olan Pixel, özellikle kamera özellikleri ve yapay zekâ entegrasyonuyla dikkat çekiyor. Google’ın gelişmiş görüntü işleme algoritmaları sayesinde Pixel telefonlar, düşük ışık koşullarında bile harika fotoğraflar çekebiliyor ve yazılım tabanlı özellikleriyle fotoğrafçılık deneyimini bambaşka bir seviyeye taşıyor.

Yapay zekâ, Pixel telefonların temelini oluşturuyor. Google Asistan, Pixel telefonlarda çok daha hızlı ve akıcı bir şekilde çalışıyor. Cihazlar ayrıca çeviri, metin okuma ve nesne tanıma gibi birçok yapay zekâ destekli özellik sunuyor.

Vodafone, Pixel deneyimini daha da zenginleştirmek için özel çalışmalar yapacak. Geliştirilmiş online kılavuzlar, özelleştirilmiş mağaza içi deneyimler ve eğitimli mağaza çalışanları aracılığıyla, kullanıcıların Pixel telefonların yapay zekâ özelliklerini kolayca keşfetmelerine yardımcı olacaklar.

Anlaşma kapsamında, Vodafone TV’nin de Google’ın yapay zekâ teknolojileriyle güçlendirilmesi planlanıyor. Google Cloud’un gelişmiş üretken yapay zekâ yetenekleri sayesinde Vodafone TV, kişiselleştirilmiş içerik önerileri, gelişmiş arama özellikleri ve çok daha etkileşimli bir kullanıcı deneyimi sunacak.

Vodafone aboneleri, Google One’da fotoğraf, video ve dosya depolama gibi hizmetlere erişebilecekler. Ayrıca, Google’ın en gelişmiş yapay zekâ modellerini kullanan Gemini Advanced ile Google One AI Premium gibi hizmetlerin de sunulması bekleniyor. YouTube abonelik hizmetlerinin de daha fazla Vodafone müşterisine ulaştırılması planlanıyor.

Türkiye’deki akıllı telefon pazarında önemli bir oyuncu olması beklenen Google Pixel serisi, Vodafone’un güçlü altyapısı ve geniş dağıtım ağıyla desteklenecek. Yapay zekâ odaklı özellikleri ve gelişmiş kamera yetenekleriyle Pixel, Türk kullanıcılar için oldukça cazip bir seçenek olacak gibi görünüyor.

Bu iş birliği, sadece Google Pixel serisinin Türkiye’ye gelişini değil, aynı zamanda Vodafone abonelerine sunulacak yenilikçi hizmetleri ve yapay zekâ destekli deneyimleri de beraberinde getirecek.

TSMC’nin ABD tesisleri rekor verimliliğe ulaştı!

0

Tayvan merkezli yarı iletken devi TSMC, ABD’nin Arizona eyaletinde hayata geçirdiği devasa yatırımla tüm dikkatleri üzerine çekti. Beklentileri aşan bir performans sergileyen tesis, özellikle üretim verimliliği konusunda çarpıcı sonuçlara imza attı. Öyle ki, Arizona’daki fabrikanın verimlilik oranları, şirketin ana üretim üssü olan ve uzun yıllardır sektörde lider konumda bulunan Tayvan’daki tesisleri bile geride bıraktı. Bu başarı, TSMC’nin ABD yatırımının ne kadar doğru bir karar olduğunu gözler önüne seriyor.

TSMC’nin ABD tesisleri rekor verimliliğe erişmeyi başardı

Yüksek verimlilik, bir yarı iletken üretim tesisi için hayati önem taşıyor. Çünkü verimlilik arttıkça, üretim sürecinde hasarlı çıkan yonga sayısı azalıyor ve TSMC gibi dev üreticiler için bu durum, daha fazla kar ve daha düşük maliyet anlamına geliyor. Şirketin rakipleri Intel ve Samsung ise, henüz TSMC’nin yakaladığı bu verimlilik seviyelerine ulaşabilmiş değil. Bu da TSMC’nin sektördeki liderliğini daha da perçinliyor.

TSMC’nin ABD yatırımı, şirketin üretim ağını çeşitlendirme stratejisi açısından da büyük önem taşıyor. Bilindiği üzere, son yıllarda Çin ve Tayvan arasında yaşanan siyasi gerilimler, teknoloji sektörünü de derinden etkiliyor. TSMC de tüm yumurtaları aynı sepete koymamak adına, üretimini farklı coğrafyalara yayma yoluna gidiyor. ABD’deki tesislerin başındaki isim Rick Cassidy, yaptığı açıklamada, yeni tesislerin Tayvan’dakilere kıyasla %4 daha verimli olduğunu ve bunun, ABD’deki tesisi dünyanın en gelişmiş üretim merkezlerinden biri haline getirdiğini vurguladı.

Üç farklı üretim hattına sahip olan Arizona tesisi, 2025 yılından itibaren 4 nanometrelik yongaların üretimine başlamayı hedefliyor. Daha sonraki aşamalarda ise 3 ve 2 nanometrelik yongaların üretimine geçilmesi planlanıyor. Her ne kadar Tayvan’daki tesisler şu an için daha ileri teknolojilerle üretim yapabiliyor olsa da, ABD’deki tesislerin yüksek verimliliği ve artan jeopolitik riskler, gelecekte daha fazla müşteri ve siparişin ABD’ye kayabileceğinin sinyallerini veriyor. Bu durum, TSMC’nin ABD yatırımının uzun vadede kendisine büyük getiri sağlayabileceğini gösteriyor.

Tosyalı Holding ve BMC, 2025’te ilk ALTAY tankını teslim etmeye hazırlanıyor

Türkiye’nin savunma sanayisinde yeni bir dönemin kapıları açılıyor. Tosyalı Holding ve BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, tank üretim tesisinin 2025 yılında tamamlanacağını ve ilk ALTAY tankının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) aynı yıl içerisinde teslim edileceğini duyurdu. Tosyalı, SAHA EXPO Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı’nda yaptığı açıklamada, tank fabrikası ile yerli motor projeleri konusundaki son gelişmeleri de paylaştı.

Kara kuvvetleri için yüzde 100 yerli motorlar

BMC POWER tarafından geliştirilen motorların, Türkiye’nin yurt dışına bağımlılığını ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirten Tosyalı, VURAN ve KİRPİ gibi araçlarda kullanılan tamamen yerli motorların, bu alandaki bağımsızlığı güçlendirdiğini vurguladı. Tosyalı, kara araçlarının yanı sıra, deniz kuvvetleri için de yerli motor üretiminebaşladıklarını belirtti.

Deniz kuvvetleri için yerli motor desteği

Başarıyla kara araçlarında kullanılmaya başlayan BMC POWER motorlarınındeniz kuvvetleri için de üretime geçtiğini açıklayan Tosyalı, BMC Marin motorları ile küçük ve orta boy marin araçlarında yerlileştirme çalışmalarınıartırmayı hedeflediklerini ifade etti.

ALTAY tankı 2025’te seri üretime geçiyor

ALTAY tankının seri üretim sürecine geçildiğini açıklayan Tosyalı, ALTAY güç grubunun dünyada yalnızca birkaç ülke tarafından üretilebilen bir sistem olduğuna dikkat çekti. İlk iki ALTAY tankının test sürecini başarıyla tamamladığını belirten Tosyalı, 2025’in sonuna kadar ilk seri üretim tanklarının TSK’ye teslim edileceğini bildirdi. Tosyalı, ilk tanklarda Kore güç gruplarının kullanılacağını ancak yerli motor grubunun test aşamasında olduğunu ekledi.

Yeni ALTAY tankının özellikleri

Yeni nesil ALTAY tankı, geliştirilen üstün elektronik kabiliyetler ve uydu bağlantı özellikleriyle geleceğin savaş sahasına hazır hale getirildi. Tankın dikkat çeken bazı özellikleri şöyle:

  • 65 km/s maksimum hız
  • 4 metreye kadar su altı geçiş yeteneği
  • 120 mm L55 smoothbore mühimmat atabilme kapasitesi
  • Lazer güdümlü top atışı yeteneği
  • 40 adet mühimmat taşıma kapasitesi
  • 7,62 mm eş eksenli silah sistemi

Gelişmiş ateş gücü ve koruma sistemleri

Tankta, VOLKAN-II Atış Kontrol SistemiSARP Uzaktan Komutalı Silah Sistemi, ve Tank Lazer Uyarı Sistemigibi en güncel silah teknolojileri bulunuyor. Ayrıca, AKKOR Aktif Koruma Sistemi ve ÖRÜMCEK Yakın Mesafe Gözetleme Sistemi gibi savunma sistemleri de eklenmiş durumda.

Türkiye’nin savunma sanayisinde yeni dönem

Tosyalı, ALTAY tankının yeni tasarımının tamamen güncellenmiş elektronik altyapıya sahip olduğunu belirterek, TSK ile yakın temas halinde olduklarını ve sahadan gelen tüm taleplere göre tankın özelliklerini geliştirdiklerini ifade etti.

General Catalyst, tam 8 milyar dolarlık bir fon oluşturdu!

Sektör devi General Catalyst, girişim ekosistemine güçlü bir destek daha sunuyor. Portföyünde Airbnb, Snapchat ve Stripe gibi devleri barındıran ABD merkezli yatırım şirketi, tohum ve büyüme aşamalarındaki girişimlere yatırım yapmak üzere tam 8 milyar dolarlık büyük bir fon oluşturdu.

General Catalyst, tam 8 milyar dolarlık dev bir fon oluşturuyor

General Catalyst, yeni fonunu farklı stratejiler etrafında şekillendiriyor. “Ignition” ile fikir aşamasındaki ve erken aşamadaki girişimlere, “Endurance” ile büyüme aşamasındaki girişimlere ve “Health Assurance” ile sağlık sektöründeki çözümlere odaklanan şirketlere destek olmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra, “Creation” stratejisiyle yeni şirketlerin kuruluşuna öncülük ederek sektöre aktif bir şekilde yön vermeyi planlıyor. Bu strateji kapsamında, General Catalyst ekibi ve uzman ortakları bir araya gelerek yeni girişimler kuracak ve kendi deneyimlerini ve kaynaklarını kullanarak bu şirketlerin başarılı olmasına katkı sağlayacaklar.

General Catalyst, tam 8 milyar dolarlık dev bir fon oluşturuyor.
General Catalyst, tam 8 milyar dolarlık dev bir fon oluşturuyor.

Yatırımcılar adına özel olarak yönetilen portföyler oluşturmak için kullanılacak olan “SMA” stratejisi ise, yatırımcılara daha fazla esneklik ve risk yönetimi imkanı sunuyor. General Catalyst, 8 milyar dolarlık bu yeni fon ile yapay zeka, savunma ve istihbarat, iklim ve enerji, endüstriyel uygulamalar, sağlık ve fintech gibi önemli dikeylerde yatırımlarını hızlandırmayı planlıyor.

Şirket, sadece finansal yatırım yapmakla kalmayıp aynı zamanda girişimlere değer katacak yeni araçlar da geliştiriyor. Bunlardan biri olan “Customer Value Strategy” ile girişimlerin seyreltici olmayan sermaye ile satış ve pazarlama kanallarını büyütmelerine imkan tanıyacak. Bu sayede girişimler, dışarıdan ek yatırım almadan veya yeni hisse ihraç etmeden büyümelerini hızlandırabilecekler.

General Catalyst, girişim dünyasına yaptığı bu önemli katkı ve geliştirdiği yeni stratejilerle, geleceğin teknoloji devlerini ortaya çıkarmayı hedefliyor.

NVIDIA Dünyanın En Değerli Şirketi Oldu!

Yapay zeka ve grafik kartı teknolojileri ile tanınan NVIDIA, dev teknoloji şirketi Apple’ı geride bıraktı. Yatırımcıların gözdesi olan NVIDIA, borsada tarihi bir başarıya imza atarak dünyanın en değerli şirketi unvanını ele geçirdi. Bu gelişme, hem teknoloji dünyasında hem de küresel ekonomide büyük bir yankı uyandırdı.

Borsada NIVIDA hisselerinde yaşanan bu sıçrama, NVIDIA’nın yapay zeka ve veri işleme çözümlerindeki üstünlüğünün bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Şirketin işlemci ve grafik teknolojilerinde attığı yenilikçi adımlar, özellikle yapay zeka odaklı projeler için vazgeçilmez hale geldi. Yapay zeka modellerinin hızla artan kullanımı, bu alandaki teknoloji sağlayıcılarına olan talebi de katladı. Bu süreçte NVIDIA, geliştirdiği donanım ve yazılımlarla sektördeki liderliğini sağlamlaştırdı.

Yapay Zeka Lideri NVIDIA, Teknoloji Devleri Arasında Zirveye Çıktı

NVIDIA’nın borsadaki yükselişi, şirketin hisselerinin değer kazanmasıyla daha da hızlandı. Son birkaç ay içinde hisse değerleri ciddi bir artış gösterdi. Bu artış, şirketin piyasa değerini Apple’ın önüne taşıdı. Uzmanlar, bu gelişmenin NVIDIA’nın yapay zeka ve veri işleme alanındaki hakimiyetinin sağlam bir kanıtı olduğuna dikkat çekiyor. NVIDIA, grafik kartlarından yapay zeka donanımlarına kadar geniş bir ürün yelpazesi sunarak farklı sektörlerden büyük ilgi görüyor. Şirketin özellikle yapay zeka tabanlı işlemcileri, sağlık, otomotiv ve finans sektörlerinde çığır açan yeniliklere öncülük ediyor.

Apple’ın zirvedeki yerini kaybetmesi, teknoloji dünyasında adeta bir dönemin sona erdiğine işaret ediyor. iPhone ve diğer cihazlarıyla yıllardır sektörde liderliği elinde tutan Apple, NVIDIA’nın hızına yetişmekte zorlanıyor. Apple’ın yıllık iPhone satışları, tüketici elektroniğindeki rekabet ve piyasanın değişen dinamikleri nedeniyle bir süredir yavaşlamış durumda. NVIDIA’nın yükselişi ise, Apple’ın bu yarışta artık daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.

Sonuç olarak, bu tarihi olay teknoloji sektöründe taşları yerinden oynatıyor. NVIDIA’nın yapay zeka liderliğiyle kazandığı bu ivme, diğer teknoloji devlerinin stratejilerini yeniden gözden geçirmelerine neden olabilir. Gelecek, yapay zeka odaklı çözümler sunan şirketler için çok daha parlak görünüyor.

Togg’dan Cumhuriyetimizin 101. yılına özel şarj hediyesi

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na özel olarak elektrikli araç sahiplerine farklı hediye kampanyaları sunan Tesla ve Togg, Türkiye’deki elektrikli araç kullanıcılarına cazip teklifler sundu. Tesla, Cumhuriyetimizin 101. yılını kutlamak adına, 29 Ekim’de tüm elektrikli araç sahiplerinin Supercharger istasyonlarında ücretsiz şarj imkanı bulacağını duyurdu. Bu duyurunun ardından Togg da kendi kullanıcıları için bir şarj kampanyası düzenleyeceğini açıkladı.

TOGGTogg T10X elektrikli araç sahipleri, 29 Ekim günü Trugo istasyonlarında 101 kWs değerinde şarj hakkına sahip olacak. TOGGTogg’un bu hediyesi, yalnızca Türkiye’deki T10X model araç sahipleri için geçerli olup, şarj hediyesi 29 Ekim günü sabah 00:00‘da hesaplara tanımlanacak ve 23:59’a kadar kullanılabilir olacak. Türkiye genelinde 81 ildeki 719 DC ve 268 AC şarj istasyonunda geçerli olan bu hediye ile TOGGTogg, kullanıcılarına Cumhuriyet Bayramı’na özel bir avantaj sunuyor.

Ancak, Tesla’nın aksine TOGGTogg’un sunduğu kampanya sadece belirli bir araç modeli için geçerli olup,  ’dan sunulan kampanya sadece belirli bir araç modeli için geçerli olup, süre ve kapasite sınırlaması bulunuyor. Tesla, tüm elektrikli araç sahiplerine sınırsız şarj imkanı sunarken, TOGGTogg yalnızca T10X modeline özel 101 kWs ile sınırlı bir hediye sunuyor.

Trugo, resmi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, bu kampanyanın Türkiye genelinde yaygın bir hizmet sunduğunu belirterek TOGGTogg kullanıcılarının Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Ayrıca, Togg’dan daha fazla kampanya bekleniyor.

Boeing uzay bölümünden vazgeçebilir!

Zor günlerden geçen Boeing, son yıllarda yaşadığı krizlerin ardından uzay bölümünü satmayı değerlendiriyor. Ağustos ayında CEO’luk görevini devralan Kelly Ortberg, bu alandaki projelerin elden çıkarılmasının şirketin sürdürülebilirliği için gerekli olduğunu belirtiyor. Ortberg, Starliner uzay aracı ve diğer Uluslararası Uzay İstasyonu’nu (ISS)destekleyen projeleri kapsayan bu planın henüz erken aşamada olduğunu ifade etti. Boeing’in bu kararı, şirketin toparlanma arayışındaki en son hamlesi olarak dikkat çekiyor.

Boeing uzay işinden çıkma yolunda

Boeing, son dönemde 737 Max uçak kazalarıStarliner’ın ISS’e başarılı bir şekilde ulaşamaması gibi çeşitli sorunlarla karşılaştı. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Intelsat için üretilen bir Boeing uydusunun bozulması ve parçalanması da krizi derinleştirdi. Bu olayların ardından milyarlarca dolar zarar açıklayan şirket, mali durumunu düzeltmek için çözüm arayışına girdi.

CEO Kelly Ortberg’den açıklama

Boeing’in bu hafta gerçekleşen finansal sonuç toplantısında Ortberg, şu ifadelerde bulundu: “Daha az şey yapıp daha iyi yapmak, daha çok şey yapıp iyi yapmamaktan daha iyidir.” Ortberg ayrıca şirketin ticari uçaklar ve savunma sistemleri gibi çekirdek iş alanlarına odaklanacağını belirtti. Ancak uzay bölümü gibi ana hedeflerden sapmaya yol açan alanlarda küçülmeye gitmeyi düşündüklerini vurguladı.

Bazı projeler devam edecek

Şirket içi kaynaklara göre, NASA astronotlarını Ay’a taşıyacak olan Space Launch System (SLS) projesinin Boeingbünyesinde kalması bekleniyor. Ayrıca ticari ve askeri uydu işlerinin de elden çıkarılması şu an için gündemde değil. Ancak şirketin nakit kaybetmeye devam etmesi durumunda önemli değişikliklerin yolda olabileceği ifade ediliyor.

Büyük zararla mücadele

Boeing, geçtiğimiz gün açıklanan finansal sonuçlara göre yalnızca Starliner projesi için 250 milyon dolar harcarken, son çeyrekte toplam 6,17 milyar dolar zarar etti. Bu zararın gelecek yıl boyunca devam etmesi öngörülüyor. Boeing, bu zorlu süreçte stratejik adımlarla mali kayıplarını azaltmayı hedefliyor.

Teknoloji devleri Intel’e talip oldu

Teknoloji dünyasıApple ve Samsung‘un Intel’in çip üretim bölümünü satın almak için rekabete girmesiyle çalkalanıyor. İki dev şirketin amacı, Intel’in çip üretim teknolojisini kullanarak rakiplerine karşı stratejik bir üstünlük sağlamak.

Çip üretiminde güçlü teknoloji yarışı

Apple ve Samsungakıllı telefon çiplerini daha da güçlü hale getirmek için alışılmışın dışında hamleler yapmaya hazırlanıyor. Apple’ın bu hamlesi, TSMC gibi büyük çip üreticilerine olan bağımlılığını azaltma çabasıyla dikkat çekiyor. TSMC’nin 2nm çip üretimi için Apple’ın taleplerine yetişememe ihtimali, Apple’ı Intel’i satın alma fikrineyönlendiriyor. Intel’in sahip olduğu çip üretim teknolojisi, Apple’a ihtiyaç duyduğu gelişmiş üretim kapasitesinisağlayabilir.

Samsung ve Exynos zorlukları

Samsung da yeni nesil Exynos çiplerini geliştirirken çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Özellikle 1.4nm mimarisi için gereken verimlilik oranlarının düşük olması, Samsung’un Qualcomm Snapdragon gibi üçüncü parti çiplere olan bağımlılığını sürdürmesine neden oluyor. Intel mühendislerinin Samsung bünyesine katılması, şirketin bu bağımlılığı azaltarak Exynos platformunu güçlendirmesine yardımcı olabilir.

Çip pazarında yeni bir dönem

Apple ve Samsung’un Intel’in çip bölümünü satın alması, çip dünyasında yeni bir dönem başlatabilir. Eğer bu iki şirket, Intel’in çip teknolojisine sahip olursa, maliyetleri belirleme konusunda daha fazla esnekliğe sahip olabilirler. Bu durum, akıllı telefon pazarında maliyetleri düşürerek rekabeti yeniden şekillendirebilir.

Apple ve Samsung‘un Intel ile olası anlaşmaları, yarı iletken dünyasında köklü değişimlerin habercisi olabilir.

Apple yeni iPhone modellerine LTPO3 OLED panel teknolojisini entegre etmeyi planlıyor

Apple, iPhone 16 Pro modellerinde sunduğu yüksek kaliteli OLED ekranları daha da geliştirme amacında. Şirket, yakın gelecekte piyasaya süreceği iPhone modellerindeApple Watch Series 10’da kullanılan LTPO3 OLED panellerini kullanmayı hedefliyor. Bu yeni ekran teknolojisi, hem çok daha yüksek parlaklık sunacak hem de güç tüketimini önemli ölçüde azaltacak.

LTPO3 ile daha parlak ve daha az güç tüketen ekranlar

Güney Koreli medya kuruluşu The Elec’in haberine göre, Apple geçtiğimiz ay tanıttığı Apple Watch Series 10’da LTPO3 teknolojili OLED panel kullandı. Bu yeni ekran, önceki Series 9 modelindeki LTPO2 paneline göre %40 daha yüksek parlaklık sağlarken, aynı zamanda çok daha az güç tüketiyor. Böylece iPhone’un pil ömründe gözle görülür bir iyileşme bekleniyor. Yeni LTPO3 ekran, iPhone’a entegre edildiğinde “her zaman açık ekran” modunda daha yüksek yenileme hızlarıyla çalışabilecek. Bu sayede ekran yenileme hızı dakikada bir yerine saniyede bir olacak ve daha iyi görüş açıları sunacak.

LTPO teknolojisinin avantajları

Düşük sıcaklıklı polikristalin silikon TFT (LTPO), özellikle düşük yenileme hızlarında güç tüketimini düşürmek için oksit ekleyen bir OLED ekran türü olarak öne çıkıyor. Bu tür ekranlar, son yıllarda birçok amiral gemisi modeldetercih ediliyor.

Apple’ın LTPO3 ekranları iPhone modellerine ne zaman entegre edeceği kesin değil; ancak geçmiş trendler, Apple’ın önce Apple Watch’ta kullanmaya başladığı ekran teknolojilerini zamanla iPhone’lara da taşıdığını gösteriyor. Tahminlere göre, iPhone 17 serisinin tamamında LTPO2 panellerinin kullanılacağı belirtiliyor. Bu da, standart iPhone modellerine yüksek yenileme hızı ve her zaman açık ekran özelliği kazandıracak. LTPO3 teknolojisi içinse muhtemelen iPhone 18 serisini beklememiz gerekecek.

Dünyanın en büyük insansız kargo Dronu W5000 tanıtıldı!

Çin merkezli havacılık girişimi Air White Whale, sektörün ilgisini çeken bir gelişme ile dünyanın en büyük insansız kargo dronu W5000‘i tanıttı. Etkinlikte tanıtımı yapılan W5000, gerek taşıma kapasitesi gerekse teknolojik donanımlarıyla sektörde devrim yaratmaya hazırlanıyor. Şirket, dünyanın en büyük dronu olan W5000’in 5 ton taşıma kapasitesiyle türünün en büyük insansız hava aracı olduğunu ve geleneksel hava taşımacılığında yeni bir dönemin kapılarını araladığını duyurdu.

W5000, çift turboprop motora sahip bir kargo dronu olarak tasarlanırken, maksimum kalkış ağırlığı ise 10,8 ton olarak bildirildi. Kanat açıklığı 22,7 metre olan bu devasa dron, 22,9 metre uzunluğa ve 7,5 metre yüksekliğe sahip. 65 metreküplük geniş iç hacmi, çeşitli sektörlerde büyük ölçekli lojistik taşımalarda W5000’i öne çıkarıyor. Şirketin CEO’su Hu Zhendong, “Dünyanın en büyük kargo dronları, hava taşımacılığı sektöründe maliyetleri azaltmak ve operasyonel verimliliği artırmak için kritik bir öneme sahip” diyerek bu insansız kargo dronlarının yeni bir dönemi başlatabileceğini belirtti.

W5000’in güçlü teknik özellikleri ve yüksek güvenlik standartları

Hava taşımacılığı alanında devrim yaratması beklenen W5000, azami 526 km seyir hızı ve 2.600 kilometreye kadar menzil sunuyor. Ayrıca, 6.000 metreye kadar yükselebilme kapasitesi ile ticari yolcu uçaklarıyla aynı güvenlik standartlarına sahip olan bu insansız hava aracı, genel ve sivil havacılık havaalanlarından iniş-kalkış yapabiliyor. Standart kargo paletleriyle uyumlu olması sayesinde birçok lojistik faaliyette kullanılabilecek esneklik sunuyor.

W5000’in en dikkat çeken özelliklerinden biri de, otonom uçuş ve gelişmiş yerden izleme sistemi. Bu sistemle, bir uçuş ekibi aynı anda 6 ila 7 dronu takip edebiliyor. Şirket, dünyanın en büyük dronları arasında yer alan W5000’in operasyon maliyetlerinde büyük tasarruf sağladıklarını ifade ederek, W5000’in uçuş ekibi maliyetinin benzer sınıftaki diğer hava araçlarının maliyetlerinin yalnızca %10’u olduğunu belirtiyor. Bu da ton-kilometre başına maliyetin yaklaşık %40 oranında azalmasını sağlıyor. Böylece daha az enerji tüketerek daha fazla yük taşıma imkanı sunarak lojistik alanında çevre dostu bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Uluslararası pazara açılma ve teslimat planları

W5000 için Çin Sivil Havacılık İdaresi’ne uçuşa elverişlilik sertifikası başvurusunda bulunan Air White Whale, ilk teslimatları 2026 yılında gerçekleştirmeyi planlıyor. Şirketin hedef pazarları arasında Orta Asya, Rusya ve Japonya yer alıyor. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi ülkelerle ön niyet anlaşmaları yapılmış durumda. Geliştirilen bu ileri teknoloji insansız kargo dronu, özellikle Asya, Orta Doğu ve komşu bölgelerde lojistik operasyonlarının hızlandırılmasında kilit rol oynayacak gibi görünüyor.

W5000, sadece operasyonel verimliliğiyle değil, aynı zamanda taşımacılık maliyetlerini düşüren özellikleri ile de dikkat çekiyor. Hava taşımacılığının insansız hale getirilmesi yönünde atılan bu adım, dünyanın en büyük yüklerinin taşınmasında yeni bir alternatif olarak sektöre yön verebilir. Air White Whale’in CEO’su Hu Zhendong, bu insansız kargo dronlarının hava taşımacılığında yüksek güvenlik ve verimlilik sağlayarak işletmelerin lojistik maliyetlerini azaltabileceğini ve çevresel etkileri en aza indiren sürdürülebilir bir çözüm sunduğunu vurguladı.

Apple, sistemlerini hacklemeyi başaranlara 1 milyon dolar ödül verecek!

Apple tarafından güvenlik blogunda yayımlanan bilgilere göre, bu özel bulut sisteminin güvenliğini tehlikeye atabilecek güvenlik açıklarını bulan araştırmacılara 1 milyon dolara kadar ödül verilecek.,

Apple, Private Cloud Compute sunucularında uzaktan kötü amaçlı kod çalıştırabilecek açıkları bildirenlere en yüksek ödülleri vermeyi planlarken, kullanıcıların hassas bilgilerine veya özel bulut sistemine gönderilen komutlara erişebilecek açıklara yönelik bildirimlerde ise araştırmacılara 250,000 dolara kadar ödül verileceğini belirtti.

Şirket ayrıca, belirli kategorilerin dışında kalan, ancak kullanıcı verilerini tehlikeye atan güvenlik sorunlarına yönelik olarak da 150,000 dolara kadar ödüller vereceğini duyurdu.

Şirket, kullanıcı verileri ve yapay zeka komut verileri gibi hassas bilgilerin dış tehditlerden korunması konusuna özel önem verdiklerini vurguladı. Bu ödül programı, Apple’ın bugüne kadar sürdürdüğü hata ödül programının bir uzantısı olarak, cihazlarını veya hesaplarını tehlikeye sokabilecek açıklara karşı geliştirildi.

Son yıllarda Apple, cihazlarının güvenliğini artırmak amacıyla araştırmacılar için özel olarak üretilen iPhone cihazlar kullanıma sunmuştu. Bu cihazlar, güvenlik açıklarını ortaya çıkarmada araştırmacılara yardımcı olurken, Apple’ın özellikle casus yazılımlara karşı güvenlik önlemlerini geliştirmesine katkı sağladı.

Apple’ın Private Cloud Compute hizmeti, şirketin müşterilere ait cihaz üzerindeki Apple Intelligence yapay zeka modelinin bir uzantısı olarak tanıtılıyor. Bu sistem, kullanıcı gizliliğini korurken daha karmaşık yapay zeka işlemlerinin gerçekleştirilmesine imkan tanıyor. Yakın gelecekte, şirketin rakiplerine örnek teşkil edecek yeni atılımlarına şahit olabiliriz.

Android güncelleme süresi uzuyor

Android kullanıcılarının uzun zamandır yaşadığı yazılım güncellemeleri sorununa nihayet çözüm geliyor. Google ve Samsung, Android güncelleme desteğini 7 yıla kadar uzatma kararını duyurarak sektörde yeni bir dönemin kapısını araladı. Artık daha fazla Android telefon üreticisinin bu iki büyük teknoloji devinin izinden gitmesi bekleniyor.

Samsung, bu sürece Galaxy S21 serisi ile 4 büyük Android güncellemesi sözü vererek öncülük etmişti. Google ise diğer üreticilerin 7 büyük Android güncellemesi sağlamalarını teşvik eden bir program üzerinde çalışıyor. Google’ın 2020 yılında başlattığı Google Requirements Freeze (GRF) programı, MediaTek ve Qualcomm gibi yonga seti üreticilerinin telefon firmalarına 3 büyük Android güncellemesine kadar destek vermesine olanak tanıyordu.

Bu gelişmenin temelinde, Google’ın 2017 yılında devreye aldığı Project Treble adlı mimari değişiklik yatıyor. Project Treble ile Android işletim sistemi daha modüler hale getirilerek, alt düzey satıcı ve Linux çekirdek yazılımlarından ayrıştırıldı. Ancak bu durum yonga seti üreticileri için karmaşık bir süreç yarattı. GRF ile Google, her yeni Android sürümü için yonga seti üreticilerinin yeniden yazılım geliştirmesinin önüne geçerek, yazılımların çipsetlerin orijinal sürümleriyle güncellenebilmesini sağladı.

Longevity GRF ile güncelleme süresi 7 yıla uzuyor

Google, daha uzun güncelleme desteği sağlayacak Longevity GRF programını duyurdu. Bu program, yonga setlerinin üretici yazılımının 7 Android güncellemesine kadar desteklenmesini sağlıyor. İlk olarak Qualcomm’un Snapdragon 8 Elite yonga seti, Longevity GRF programına dahil edildi. Bu sayede bu yonga setini kullanan cihazların, 7 Android sürümüne kadar güncellenebilmesi mümkün hale geldi.

Üreticiler için yeni güncelleme zorlukları

Ancak, Longevity GRF programı da bazı zorlukları beraberinde getiriyor. Akıllı telefon üreticileri, cihazlarının güncel Linux çekirdek sürümleri ile uyumlu kalmasını sağlamak adına her üç yılda bir çekirdek güncellemesi yapmak zorunda. Bu zorunluluk, üreticileri yeni donanım özelliklerini desteklemek konusunda zorlayabilir.

Google ve Samsung’un öncülük ettiği bu uzun vadeli güncelleme politikası, Android kullanıcıları için büyük bir avantaj sağlarken, diğer telefon üreticilerinin de bu sürece dahil olup olmayacağı merak konusu.

İzlanda’ya uzaydan enerji ışınlanacak!

İngiltere merkezli girişim Space Solar, uzay tabanlı güneş enerjisi projesiyle 2030 yılına kadar İzlanda’ya enerji ulaştırmayı hedefliyor. İzlanda’nın enerji ihtiyacını karşılayacak bu proje, dünyada bir ilk olma niteliği taşıyor ve yenilenebilir enerji kaynaklarına önemli bir alternatif olarak görülüyor.

İlk hedef: 2030’da izlanda’ya enerji sağlamak

Space Solar’ın açıklamasına göre, 2030 yılına kadar yörüngeye yerleştirilecek bir test uydusu ile İzlanda’daki yaklaşık 3.000 haneye yetecek kadar, yani 30 megawatt temiz enerji sağlanacak. Bu enerji, uydunun güneş panelleri aracılığıyla toplanıp yüksek frekanslı radyo dalgaları yoluyla dünyaya iletilecek. Bu yöntemle enerji, günün her saati ve hava koşullarından bağımsız olarak sürekli sağlanabilecek.

Starship ve büyük uydu filo hedefi

Projenin hayata geçebilmesi için Space Solar, SpaceX’in yüksek taşıma kapasitesine sahip Starship megaroketlerinikullanarak, devasa uyduyu orta Dünya yörüngesine yerleştirmeyi planlıyor. Yaklaşık 64 metrik ton ağırlığında ve 400 metre genişliğindeki uydu, uzay tabanlı güneş enerjisi sisteminin temel yapı taşını oluşturacak. 2036 yılına kadar 6 uydu daha yörüngeye fırlatılarak bu kapasitenin artırılması hedefleniyor.

Maliyet avantajı ve yeni pazarlar

Space Solar, uzay tabanlı güneş enerjisi sisteminin maliyetinin, nükleer santrallerin dörtte biri oranında olduğunu belirtiyor. Her gigawatt başına yaklaşık 2.25 milyar dolara mal olacak bu sistemin, 2040’ların ortalarına kadar 15 GW kapasiteye ulaşması hedefleniyor. İzlanda’nın yanı sıra farklı ülkeler de bu sistemden enerji alabilecek.

Daha önce yüksek maliyetler nedeniyle bilim kurgu olarak görülen uzay tabanlı güneş enerjisi, artık gerçeğe dönüşüyor. Proje ortakları, enerjinin dünyaya ışınlanması için yüksek frekanslı radyo dalgaları kullanarak elektrik şebekesine aktaracak yer tabanlı antenler kurmayı planlıyor. Bu teknoloji, Japonya, Çin ve ABD gibi ülkelerde de ilgi görüyorve çeşitli projeler üzerinde çalışmalar devam ediyor.

Uzay tabanlı güneş enerjisinin, kesintisiz ve sınırsız enerji kaynağı sunma potansiyeli, geleceğin yenilenebilir enerji projelerinde devrim yaratabilir.

Apple M4 işlemcili yeni Mac modellerini duyurmaya hazırlanıyor

Apple, yeni nesil M4 işlemcili Mac modellerini gelecek hafta tanıtmaya hazırlanıyor. Şirketin üst düzey pazarlama yöneticisi Greg Joswiak, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ekim ayının son haftasında birden fazla önemli duyuru yapılacağını duyurdu. Cupertinolu teknoloji devinin, 28 Ekim Pazartesi gününden itibaren M4 işlemcili MacBook Pro modellerini ve ardından diğer M4 destekli Mac ürünlerini tanıtması bekleniyor.

Yeni duyurulacak cihazlar arasında, M4 işlemcili MacBook Pro’nun yanı sıra iMac ve Mac mini modelleri de yer alıyor. M4 işlemcisi, Apple’ın ilk olarak yeni iPad Pro modelinde tanıttığı ve TSMC’nin geliştirilmiş 3 nm üretim süreciyle üretilen bir işlemci olarak dikkat çekiyor. Bu işlemci, önceki nesil M3’e göre belirgin bir performans artışısunuyor ve saniyede 38 trilyon yapay zeka işlemi yapabilen gelişmiş bir sinir motoruna (neural engine) sahip.

MacBook Pro, iMac ve Mac mini modelleri geliyor

Bloomberg muhabiri Mark Gurman’ın daha önceki haberlerine göre, Apple’ın M4 işlemcili ilk bilgisayarı MacBook Pro olacak ve 14 inç ile 16 inçlik M4 Pro ve M4 Max işlemciye sahip varyantları tanıtılacak. Ayrıca, Apple’ın Apple M4 işlemcili yeni cihazlarıyla ilgili heyecan verici açıklamalarda bulunması da bekleniyor. Ayrıca, uzun süredir beklenen M4 işlemcili Mac mini modeli de gün yüzüne çıkacak. Yeni Mac mini’nin beş adet USB-C bağlantı noktası, bir HDMI girişi ve Apple TV’yi andıran daha kompakt bir tasarıma sahip olması bekleniyor.

Bununla birlikte, Apple’ın M4 işlemcili bir iMac modeli duyurması da oldukça olası. Ancak MacBook Air, Mac Studio ve Mac Pro’nun M4 işlemcili versiyonlarının 2025 yılından önce piyasaya sürülmesi beklenmiyor.

Apple, kısa süre önce Apple Intelligence uyumlu A17 Pro işlemciye sahip yeni iPad mini modelini piyasaya sürmüştü. Şirketin standart iPad modelini de gelecek yıl benzer bir güncellemeyle sunması planlanıyor. Apple M4 işlemcisi ile ilgili detaylar gelecekte daha da netleşecektir.

ABD’de milyonlarca kişinin sağlık verileri çalındı!

0

ABD’de sağlık sektörünü sarsan devasa bir veri ihlali yaşandı. Ülkenin en büyük sağlık sigortası şirketlerinden Change Healthcare’e yapılan siber saldırıda, tam 100 milyon kişinin sağlık verileri çalındı. Saldırının yankıları sürerken, olayın arka planında Rus fidye yazılım çetesi ALPHV/BlackCat’in olduğu ortaya çıktı.

ABD’de milyonlarca kişinin sağlık verileri ele geçirildi

Change Healthcare’in ana şirketi UHG, Şubat ayında gerçekleşen saldırıyı takiben yaptığı ilk açıklamalarda, veri ihlalinin boyutları hakkında net bir bilgi vermemişti. Ancak ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’nın dün yaptığı açıklama, korkunç gerçeği gözler önüne serdi: 100 milyon kişinin sağlık bilgileri artık siber suçluların elinde.

ABD’de milyonlarca kişinin sağlık verileri ele geçirildi.
ABD’de milyonlarca kişinin sağlık verileri ele geçirildi.

Saldırı sonucunda ele geçirilen verilerin boyutu ise endişe verici. Kişilerin kimlik bilgilerinden sağlık geçmişlerine, hatta banka bilgilerine kadar birçok hassas bilgi çalındı. İsimler, adresler, telefon numaraları, sosyal güvenlik numaraları, ehliyet ve pasaport bilgileri, kullanılan ilaçlar, test sonuçları, tedavi planları, sağlık sigortası bilgileri ve hatta banka hesap bilgileri gibi kritik veriler, ALPHV/BlackCat’in eline geçti.

Saldırıyı üstlenen ALPHV/BlackCat, UHG’den 22 milyon dolar fidye almayı başardı. Ancak fidyenin ödenmesine rağmen, çete dosyaların bir kısmını internette yayınlamaktan çekinmedi. Bu da çetenin tehditlerinin boyutunu ve eldeki bilgileri kullanmaktan çekinmeyeceğini gözler önüne seriyor.

ABD yetkilileri ise ALPHV/BlackCat’i uzun süredir takip ediyor ve çetenin arkasındaki suçluları yakalamak için yoğun çaba sarf ediyor. Change Healthcare saldırısının ardından, çeteyle ilgili bilgi paylaşacak kişilere verilecek ödül 10 milyon dolara yükseltildi.

Waymo, hizmetlerini genişletmek üzere 5,6 milyar dolar yatırım topladı!

Hâlihazırda Los Angeles, San Francisco ve Phoenix’te hizmet veren Waymo, bu sermaye ile hizmet alanını genişletmeyi planlıyor.

Bu yatırım turu, şirketin toplam fonunu 11 milyar doların üzerine çıkarırken; ana yatırımcı Alphabet’in yanı sıra Andreessen Horowitz (a16z), Fidelity, Perry Creek, Silver Lake, Tiger Global ve T. Rowe Price gibi önemli destekçiler de şirkete katkıda bulundu.

Waymo’nun eş CEO’ları Tekedra Mawakana ve Dmitri Dolgov, yaptıkları açıklamada bu yatırımın, robotaksi hizmetlerini genişletmek için kullanılacağını belirtti.

Şirketin Waymo One uygulaması üzerinden kullanıcılar haftalık 100.000’den fazla yolculuk gerçekleştiriyor. Özellikle kadınlar ve gençlerin güvenlik endişelerine yanıt veren bu hizmet, insan sürücüsüz güvenli bir yolculuk imkanı sunduğundan tercih edilen bir ulaşım aracı haline gelmiş durumda.

Waymo, ABD genelinde birçok ilke imza attı

Waymo, ABD genelinde otonom araç testleri yapan birçok şirketin arasından sıyrılarak bu teknolojiyi ticari olarak kullanan ilk ve en yaygın şirket olma özelliğine sahip. Ancak teknolojinin güvenliği hâlâ tartışma konusu.

Pew Araştırma Merkezi’nin anketine göre ABD’deki katılımcıların yaklaşık üçte ikisi, otonom bir araçla yolculuk yapma şansları olsa bile bunu tercih etmeyeceklerini belirtiyor. Yine de Waymo’nun verilerine göre araçlarının insan sürücülerden daha az kazaya karıştığı görülüyor. Ancak yazılımsal geri çağırmalarla sistemdeki güvenlik açıklarını iyileştirmeye devam eden şirket, trafik engellemeleri, ters yöne gitme ve çarpışma gibi nadir sorunlarla karşılaşıyor.

Waymo taksiler

Yeni nesil robotaksisi Geely Zeekr modeli olan Waymo, araçlarını kendi özel sensörleri ve yapay zeka “Driver” sistemi ile donattı. Ayrıca şirket, filosuna Hyundai Ioniq 5 elektrikli araçları eklemek için Hyundai ile çok yıllı bir stratejik iş birliği yaptı.

Gelecek yıl ABD’nin farklı eyaletlerinde robotaksi hizmetini daha geniş alanlarda sunmayı planlayan Waymo, Michigan, New York ve Kuzey Kaliforniya gibi kış şartlarının zorlu olduğu bölgelerde de test sürüşlerine başlamayı hedefliyor.