Google hastalık teşhisi için yapay zeka kullanıyor

Google, akıllı telefon sesiyle hastalıkları tespit etmek için yapay zekayı 300 milyon seste eğitiyor. Biyoloji ve akustiği birleştiren biyoakustiği keşfetmek, yapay zekanın insan seslerinden önemli bilgiler çıkarmak için giderek daha fazla kullanıldığını gösteriyor.

Yapay zeka ilerlemesinde Google, hastalığın ilk belirtilerini tahmin etmek için ses sinyallerini kullanan yeni bir yöntem kullanarak ilerliyor. Google, tüberküloz gibi hastalıkların belirtilerini tespit etmek için AI temel modelini eğitmek amacıyla öksürük, burun akıntısı ve zor nefes alma gibi 300 milyon ses örneğini kullandı. Google, Hindistan’da solunum sağlığı alanında faaliyet gösteren bir yapay zeka girişimi olan Salcit Technologies ile iş birliği yaparak bu teknolojiyi akıllı telefonlara entegre etti.

Google hastalık teşhisi sürecini yapay zekaya bırakmak istiyor

Google daha önce insan duyularını dijitalleştirmek için çaba sarf etti. Şirketin yatırım kolu daha önce kokuya dayalı hastalıkları tanımlamak için AI kullanan girişimleri destekledi. Biyoloji ve akustiği birleştiren biyoakustiği keşfetmek, yapay zekanın insanlar ve hayvanlar tarafından yapılan seslerden önemli bilgiler çıkarmak için giderek artan kullanımını göstermektedir.

Sağlık hizmetlerinde, ChatGPT’nin 200 milyondan fazla kullanıcı tarafından yaygın olarak benimsenmesinin ardındaki teknoloji olan üretken AI, biyoakustiği yeni yeteneklerle ilerletiyor. Google, hastalığın erken belirtilerini tahmin etmek için ses sinyallerini kullanan HeAR (Sağlık Akustik Temsilleri) adlı bir AI modeli geliştirdi ve tıbbi teşhis için yenilikçi bir araç sağladı.

Akıllı telefonlarda kolayca dağıtılabilen bu teknoloji, X-ray makineleri gibi maliyetli teşhis cihazlarına sınırlı erişimi olan bölgelerdeki yüksek riskli popülasyonları izleyebilir ve tarayabilir. Bu yöntemin yararlılığı, bir telefona entegre edilmiş mikrofon ve yapay zeka yazılımını kullanarak uzak bölgelerde sağlık hizmeti seçenekleri sunma yeteneğidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün bildirdiğine göre, tüberküloz her gün yaklaşık 4.500 ölüme ve yaklaşık 30.000 yeni enfeksiyona neden oluyor.

Tüberküloz tedavi edilebilir olsa da, milyonlarca vaka teşhis edilemiyor. Sadece Hindistan’da, tüberküloz her yıl yaklaşık çeyrek milyon ölüme yol açıyor ve bu da erken teşhisin önemini vurguluyor.

Elektrikli araç patlaması bitiyor mu?

Ancak elektrikli araç pazar payına yönelik bu oran, bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 13,5’ti. Almanya gibi ülkelerdeki yüzde 36,8’lik düşüş, diğer ülkelerdeki artışları gölgede bıraktı.

Birleşik Krallık’ta ise elektrikli araç kayıtları yıllık bazda yüzde 10,5 artış gösterdi. Ancak plug-in hibrit elektrikli araçlar yüzde 28,2, hibrit elektrikli araçlar ise yüzde 17,1 oranında daha yüksek artış yaşadı. Yine de, Birleşik Krallık’ta benzinli araçlar yüzde 54,7 ile pazarın yarısından fazlasını elinde tutmaya devam ediyor.

Birleşik Krallık’ta üretilen EV sayısında da düşüş yaşandı. Temmuz ayında üretim, bir önceki yıla göre yüzde 18,6 oranında azaldı. Bununla birlikte, EV’lerın toplam üretimdeki payı yüzde 37,5 olarak gerçekleşti. Bu oran, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 39,5’e göre sadece küçük bir düşüşü işaret ediyor.

OC&C Strateji Danışmanları’ndan Nicholas Farhi, bu düşüşü menzil endişeleri, şarj noktalarına erişim zorlukları ve yüksek maliyet gibi faktörlere bağladı.

Farhi’ye göre, tüketicilerin EV alma eğilimi düşüyor; bu oran yüzde 28’den yüzde 20’ye geriledi. Ancak mevcut EV kullanıcıları, araçlarından oldukça memnun. Yüzde 80’i elektrikli araçları tavsiye ediyor, ancak en büyük şikayetleri, ev dışında şarj etmenin zorluğu ve şarj noktalarının yetersizliği.

Kanada Çin'den gelen elektrikli araçlara

ABD’de de EV satışları beklenenin altında kaldı, ancak J.D. Power’a göre 2030 yılına kadar pazarın yüzde 36’sını, 2035 yılına kadar ise yüzde 50’sini EV’lerin oluşturması bekleniyor.

Avrupa ve ABD’deki mevcut veriler, elektrikli araç almayı planlayanların çoğunun zaten kararlarını verdiğini, diğer müşterilerin ise bu geçişi ertelemeye devam ettiğini gösteriyor.

Bu durum, EV’lerin yaygınlaşması için gerekli altyapı ve maliyet engellerinin hala önemli bir sorun olduğunu gösteriyor. Geliştirilecek yeni politikalar ve teknolojiler, bu sürecin hızlanmasında kritik bir rol oynayabilir.

YouTube’da RTÜK denetimi başlıyor!

0

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, YouTube üzerinden yapılan yayınlara ilişkin bazı açıklamalarda bulundu. Şahin, denetimin daha da artacağını belirtirken sokak röportajları konusuna da değindi.

Youtube yayıncılarına lisans zorunluluğu gelecek

RTÜK başkanı, YouTube yayıncılarına lisans zorunluluğu getirileceğini duyurdu. Açıklamasında sokak röportajlarına değinen Şahin, röportajlarının amacını aştığını belirtti. Ek olarak halkın ifade özgürlüğünü kullanırken sözlerinde biraz daha dikkatli olması gerektiğini açıkladı.

Youtube lisans zorunluluğu

RTÜK başkanı, gerekçe olarak “ekonomi gibi teknik konularda uzman olmayan kişiler” röportaj verdiğinde yanıltıcı olabiliyor. dedi. Röportajlarda kullanılan üslubun yer yer basın etik değerleriyle örtüşmediğini ifade etti.

RTÜK Başkanı Şahin, Youtube üzerinden düzenli yayın yapan hesaplara ilişkin yeni düzenlemeye de değindi. Geçtiğimiz hafta Youtube yetkilileriyle bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Şahin, içerik üreticilerine yönelik lisans zorunluluğu uygulamasını hayata geçireceklerini belirtti.

Youtube lisans zorunluluğu

Yapay zeka, YouTube içeriklerini denetleyecek

RTÜK başkanı, denetimi sadece insan izlemesiyle yapmayacaklarını belirtti. Şahin, denetimlerde yapay zekâ teknolojisinin de devreye gireceğini belirtti. Uygulama sırasında yapay zeka, belirli kelimeleri tespit ederek denetleme gerçekleştirecek.

Japonya füzyon reaktörüyle bir ilki gerçekleştirecek

0

Japonya dünyanın ilk sabit durum füzyon reaktörünü çalıştırmaya hazırlanıyor. Reaktörün başlangıçta 50 ila 100 MW arasında değişen bir güç üretim kapasitesine sahip olması bekleniyor. Bir girişim, sınırsız enerji sunabilecek daha temiz bir yöntemle güç üretimini dönüştürmeyi hedefliyor. Helical Fusion, dünyada türünün ilk örneği olacak sabit durumlu bir füzyon reaktörü başlatmayı planlıyor.

Japonya füzyon reaktörüyle bir ilki yapıyor

Tokyo merkezli şirket, başlangıçta manyetik hapsetme tekniği olan helisel yönteme dayalı bir pilot reaktör geliştirmeyi amaçlıyor. Reaktörün başlangıçta 50-100 megavatlık bir güç üretim kapasitesine sahip olması öngörülüyor. Reaktör, Büyük Helikal Aygıt’a benzer şekilde iki sürekli helisel bobinden oluşan heliotron adı verilen bir tür yıldızlaştırıcı olabilir ve plazma akımı olmadan çalışabilir. Şirket ayrıca reaktör başarıyla geliştirildiğinde gücü ticarileştirmeyi planlıyor.

Helical Blend CEO’su Takaya Taguchi, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Dünyanın ilk sabit durumlu kombinasyon reaktörünü önümüzdeki 10 yıl içinde çalışır hale getirip elektrik enerjisi üretmeyi amaçlıyoruz” dedi. Küçük çıkışlı füzyon reaktörünün, alüminyum veya titanyum eritme tesisleri, uzak adalar veya büyük gemiler gibi fabrikalar için yerelleştirilmiş bir güç kaynağı olarak potansiyel uygulamaları var.

Türünün ilk örneği olan (FOAK) santralin inşaat maliyetinin yaklaşık 5 milyar ABD doları olduğu tahmin ediliyor. Bir yıldan fazla kesintisiz çalışmadan sonra, yüzde 80’in üzerinde yüksek bir kullanılabilirlik oranına ulaşmak için bakım üç ay içinde tamamlanabilir.

2021 yılında kurulan Helical Fusion, topluma temel yük elektrik enerjisi sağlamak amacıyla ticari bir helisel füzyon reaktörünü başarıyla hayata geçirmeyi hedefliyor. Trityumun sıvı metal örtü sistemleri kullanılarak kendi kendine üretildiği bir döteryum-trityum füzyon reaktörü olan HESTIA’nın şirketin füzyon pilot tesisi rolünü üstlenmesi bekleniyor.

Helical Fusion’a göre, HESTIA’yı takip edecek ve 100 MWe sınıfı sabit durum helezon füzyon reaktörü olacak türünün ilk örneği füzyon santrali. Plazma ısıtması için elektron siklotron ısıtması benimsenmiştir. Plazma akımı tahriki gerekmediğinden, HESTIA ∼13’lük düşük bir füzyon kazancıyla çalıştırılabilir ve sabit durum çalışması esas olarak bir yıl mertebesinde mümkün. Birkaç yıllık bireysel geliştirme aşamalarından sonra, HESTIA’nın inşasına başlamadan önce entegre gösteri için bir prototip cihazın inşa edilmesi ve çalıştırılması planlanmaktadır.

Nesnelerin interneti canlı yaşamını takip ediyor

‘Hayvanların interneti’ yakında yaban hayatının daha önce hiç görülmemiş fenomenlerini ortaya çıkarabilir. Nesnelerin interneti canlı hayvanlara da uygulanabilir. Araştırmacılar çeşitli hayvanlara ve hatta buzullar ve okyanus kalıntıları gibi cansız nesnelere bile küçük, güneş enerjisiyle çalışan izleme cihazları takmayı planlıyor.

Nesnelerin interneti canlı yaşamında kritik rol oynayacak

Saha biyologları ve hayvan meraklıları, ICARUS (Uzay Kullanarak Hayvan Araştırmaları İçin Uluslararası İşbirliği) olarak bilinen devrim niteliğindeki uzay tabanlı bir sistemin lansmanını heyecanla bekliyorlar. Sistemin 2025’te bir zamanda lansmanı bekleniyor.

Bu girişim, gezegenin çeşitli gizli doğal fenomenlerine dair benzeri görülmemiş içgörüler sunacak sensör takan vahşi yaşamın küresel bir ağı olan bir “hayvanlar interneti” kurmayı amaçlıyor. Nesnelerin interneti canlı fenomenleri keşfetmede de yardımcı olabilir. Kambur balinaların uçsuz bucaksız okyanuslarda nasıl seyahat ettiği, yavru deniz kaplumbağalarının tehlikeli sularda karşılaştığı zorluklar ve uzak Himalaya dağlarında yaşayan kar leoparlarının şaşırtıcı davranışları gibi gizemleri çözmeyi amaçlıyor.

ICARUS web sitesi, “İlk kez, bir hayvanın yerini ve hareketlerini gerçek zamanlı ve büyük ölçekte binlerce hayvanla belirlemek mümkün olacak” iddiasında bulundu. Bu girişim kapsamında bilim insanları, çeşitli hayvanlara ve hatta buzullar ve okyanus atıkları gibi cansız nesnelere küçük, güneş enerjisiyle çalışan izleme cihazları takacak. Bazıları bir ataştan daha hafif olan bu hafif sensörler, uzaydan yaban hayatı hareketlerini ve davranışlarını izlemeyi amaçlayan küresel bir ağın parçası olacak. Bu da nesnelerin interneti canlı uyumu açısından büyük bir adım.

Bilim insanları, binlerce etiketli hayvanı izleyerek, dünya çapında hayvan popülasyonlarını ve ekosistemlerini etkileyen faktörler hakkında daha derin bir anlayış kazanmayı umuyor. ICARUS’un web sitesinde, “Vericiler, bilim insanlarına daha önce bulduklarının çoğunu ancak saatler süren gözlemlerden sonra söyleyebilecek” ifadesi yer alıyor. ICARUS projesi, önümüzdeki yılın bir zamanında, özel fırlatma şirketlerini kullanarak CubeSat olarak bilinen beş düşük maliyetli, minyatür uyduya alıcılar fırlatmayı planlıyor. Nesnelerin interneti canlı takip sistemlerinde kullanılabilir.

Yeni sistemde uydu tabanlı alıcıların yenilikçi kullanımı yalnızca hayvan izlemenin coğrafi kapsamını genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda incelenebilecek türlerin yelpazesini de önemli ölçüde genişletiyor. Nesnelerin interneti canlı yaşamında da bu şekilde geniş bir uygulama alanı bulacaktır.

Bu sistemdeki etiketler, bilim insanlarına hayvanların nasıl davrandığı konusunda yepyeni bir anlayış düzeyi sağlayacak. Hayvanın ne kadar enerji kullandığına dair her saat güncelleme gönderiyorlar ve etraflarındaki hava durumu gibi şeyleri takip ediyorlar.

Müzik sektörü yapay zeka gelişmelerinden endişeli

1

Grammy CEO’su müzik sektörünün de yapay zeka endişeleri olduğunu söylüyor. Recording Academy CEO’su Arvey Mason Jr. birkaç ay önce bir karışıklığa yol açtı.

Kuruluşun prestijli Grammy Ödülleri’nin sonunda yapay zeka ile yapılmış müzikleri kabul edeceğini duyurdu. İlk başta insanlar kafası karıştı ve sonra Mason, ödüllere yalnızca insanların başvurabileceğini ancak yapay zekanın yaratıcı süreçte kullanılabileceğini açıkladı.

Müzik sektörü yapay zeka gelişimine karşı temkinli

Akademi’nin müzikte yapay zekanın kullanımını nasıl değerlendirdiği hakkında “Bu biraz ince bir çizgi ama bu gelişecek. Umarım insan yaratıcılığını en üst düzeyde kutlamaya devam edebiliriz” dedi. Yapay zekanın yükselişi, tıpkı Silikon Vadisi’nde olduğu gibi sanatları da tüketti. HerBazı insanlar korkuyor ve gerginken, diğerleri heyecanlı ve iyimser. Bazı sanatçılar, kendilerine ait izinsiz deepfake’lerin kaldırılması için durdurma ve vazgeçme mektupları gönderirken, diğerleri ise ödeme aldıkları sürece yapay zeka versiyonlarını benimsiyor.

Sanatçı: “Yapay zekanın müzikte var olmaması gerektiğine yürekten inanıyorum. Yapay zeka yalnızca basit günlük işler için kullanılmalı. Bir sanatçı olarak, ‘Yapay zeka dünyayı ele geçiriyor’ fikri günümüzde çok gerçek. Müzik benim dünyam ve artık birinin benim tüm hayatım boyunca olmak zorunda kaldığım bir şeymiş gibi davranması çok kolay” diyor.

Aynı zamanda büyük bir teknoloji şirketinde çalışan bir müzisyen Techcrunch röportajında, “Bence birçok müzisyen, özellikle de ‘başaramamış’ olanlar, yapay zekaya karşı bardağın boş tarafını görüyor. Tıpkı sanayi devriminin yaygın işsizliğe yol açmaması gibi, tam tersine, daha fazla yaratıcı, özellikle müzisyenler, zihniyetlerini değiştirmeli ve eğilmeli” dedi. Ayrıca işveren durumu nedeniyle isminin açıklanmasını istemedi.

Mason, yapay zekanın halihazırda müzikte, çoğunlukla sesleri mastering ve eşitleme sürecinde kullanıldığını söyledi. Şu anda sektördeki en büyük endişeler, insanların bir sanatçının eserini kullanmak için doğru onayları aldığından emin olmak, insanlara yapay zekadan ayrı olarak kredi verildiğinden emin olmak ve insanların adil bir şekilde ücret aldığından emin olmak, ister yapay zekanın eğitildiği telif hakkı olsun ister bir sanatçının benzerliği olsun. Ayrıca, bu korumaların sektör genelinde sağlanması sorunu da var.

Mason, bu sorunlardan bazılarını ele almak ve yapay zekanın kullanımıyla ilgili daha fazla koruma sağlamak için İnsan Sanatçılığı Kampanyası’nı ortak başlattı. Sanatçılara seslerinin yetkisiz kullanımı konusunda daha fazla koruma sağlayan Tennessee’de kabul edilen ELVIS Yasası’nda yer aldı. Ayrıca, yaratıcıların benzerliklerini yapay zeka sahtelerinden koruyacak olan Yapay Zeka Sahteciliğine Son Yasası ve Sahteciliğe Son Yasası’nı da destekliyor.

Intel, çip üretim departmanını satacak mı?

Teknoloji devi Intel, 56 yıllık tarihinde köklü bir değişimin eşiğinde bulunuyor. Şirket, milyarlarca dolar zarar eden çip üretim bölümü Intel Foundry’i satmayı veya ayrı bir şirket haline getirmeyi değerlendiriyor.

Intel, çip üretim bölümünü satıyor mu?

Bloomberg’in haberine göre, Intel’in yaşadığı mali zorluklar ve rekabet baskısı, radikal stratejik seçenekleri gündeme getirdi. Son çeyreklerde ağır kayıplar açıklayan Intel, şirketin ürün ve üretim kollarını ayırmayı da içeren bir dizi senaryo üzerinde çalışıyor.

Intel Foundry, hem Intel’in kendi ürünleri hem de dış müşteriler için çip üreten bir birim olarak faaliyet gösteriyor. CEO Pat Gelsinger’in liderliğinde, Intel’i AMD, Nvidia ve TSMC gibi rakiplerine karşı yeniden konumlandırmak ve sözleşmeli çip üretimi pazarında söz sahibi olmak amacıyla hayata geçirilen Intel Foundry, henüz beklenen başarıyı yakalayamadı.

Intel, yeni Xeon ailesiyle profesyonellere güç katacak!

Bölüm, 2024’ün ikinci çeyreğinde 2,8 milyar dolarlık büyük bir zarar açıkladı. Bir önceki çeyrekteki zarar ise 1,61 milyar dolardı. Analistler, Intel Foundry’nin 2025 yılında da zarar etmeye devam edeceğini öngörüyor.

Intel Foundry’nin karşılaştığı temel sorunlardan biri, dış müşterilerden yeterli sipariş alamaması. Bu durum, bölümün büyük ölçüde Intel’in kendi çip taleplerine bağımlı kalmasına yol açıyor ve sürdürülebilirlik konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Yaşadığı mali ve operasyonel zorluklar nedeniyle Intel, Morgan Stanley ve Goldman Sachs gibi dev yatırım bankalarından danışmanlık hizmeti almaya başladı. Şirketin hisseleri, son kazanç raporunun ardından on yılın en düşük seviyesine geriledi ve bu yıl %60’lık bir değer kaybı yaşadı.

Intel, maliyetleri düşürmek ve verimliliği artırmak amacıyla 15.000 çalışanı işten çıkarmayı planladığını duyurdu. Ayrıca, yeni üretim tesislerine yapılan yatırımları da içeren sermaye harcamalarında önemli kesintiler yapılması bekleniyor.

Intel’in çip üretim bölümünü satma veya ayrı bir şirket haline getirme kararı, şirketin geleceği açısından büyük önem taşıyor. Bu hamle, Intel’in küresel çip pazarındaki konumunu derinden etkileyebilir ve yeni bir güç dengesi yaratabilir.

Ancak şu an için her şey belirsizliğini koruyor. Intel’in önümüzdeki dönemde atacağı adımlar, şirketin kaderini ve tüm teknoloji sektörünün geleceğini şekillendirecek.

Ünlü oyuncu Tom Hanks, yapay zeka ile ilgili uyardı!

68 yaşındaki Hanks, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda, yüzünün ve sesinin sahte reklamlar için izinsiz olarak kullanıldığını belirtti.

Hanks, Perşembe günü yaptığı açıklamada, “İnternet üzerinde adımı, görüntümü ve sesimi kullanarak mucizevi tedaviler ve ilaçlar tanıtan birçok sahte reklam dolaşıyor.” dedi.

Bu reklamların, izni olmadan ve dolandırıcılık amaçlı olarak yapay zeka ile oluşturulduğunu ifade eden Hanks, bu tür reklamlarla ve ürünlerle hiçbir ilgisi olmadığını vurguladı. Hanks, tip 2 diyabet hastası olduğunu ve tedavisiyle ilgili olarak yalnızca sertifikalı doktoruyla çalıştığını belirterek, takipçilerini uyardı: “ALDANMAYIN. DOLANDIRILMAYIN. ZAHMETLE KAZANDIĞINIZ PARANIZI KAYBETMEYİN.”

Yapay zeka ile ünlülerin ses ve görüntülerinin manipüle edilerek sahte reklamlar veya siyasi desteklerle ilişkilendirildiği durumlar son zamanlarda artış göstermekte. Bu tür reklamlarda Elon Musk, Warren Buffett, Youtuber MrBeast, CBS sunucusu Gayle King ve Taylor Swift gibi pek çok popüler isim hedef alındı. Geçtiğimiz günlerde Donald Trump, Taylor Swift hayranlarının “Swifties for Trump” tişörtleri giydiğini gösteren bir dizi görseli Truth Social’da paylaştı. NBC News’e göre, Trump’ın paylaştığı bu görsellerin çoğu yapay zeka tarafından oluşturulmuştu.

Mayıs ayında, ünlü oyuncu Scarlett Johansson da OpenAI’i, izni olmadan sesini taklit ederek GPT-4o modelinde kullanmakla suçlamıştı. Johansson’ın bu duruma gösterdiği tepki, Hollywood aktörlerini temsil eden SAG-AFTRA sendikası tarafından da desteklendi.

Sendika sözcüsü, ünlülerin ses ve görüntülerinin izinsiz dijital olarak çoğaltılmasına karşı federal yasal düzenlemeler için mücadele ettiklerini belirtti.

Elon Musk’ın Twitter yatırımcıları milyarlarca dolar kaybetti!

0

Elon Musk’ın Twitter’ı devralması, yatırımcılar için büyük bir finansal kabusa dönüştü. Musk’ın liderliğinde yapılan stratejik değişiklikler ve şirket politikaları, Twitter’ın piyasa değerinde büyük bir düşüşe neden oldu. Yatırımcılar, sadece birkaç ay içinde milyarlarca dolarlık değer kaybı yaşadı.

Musk’ın Twitter’ı 44 milyar dolar karşılığında satın alması, başlangıçta büyük umutlarla karşılanmıştı. Ancak, satın alma işleminin tamamlanmasının ardından sosyal medya devinde yaşanan hızlı değişiklikler, yatırımcıların endişelerini artırdı. Özellikle, Musk’ın agresif yönetim tarzı ve bazı radikal kararları, şirketin değerini olumsuz etkiledi.

Twitter’ın hisse senedi fiyatları, devralma sonrasında keskin bir şekilde düştü. Şirketin piyasa değeri, devralmadan önceki seviyesinin çok altında kaldı. Bu durum, hem büyük kurumsal yatırımcılar hem de bireysel hissedarlar için ciddi kayıplara yol açtı. Elon Musk’ın, platformdaki kullanıcı deneyimini iyileştirmek amacıyla yaptığı bazı yenilikler de beklenen etkiyi yaratmadı. Özellikle, reklam gelirlerinde yaşanan düşüş, şirketin mali durumunu daha da zora soktu.

Yatırımcılar, Twitter’ın geleceği konusunda giderek daha fazla endişe duyuyor. Şirketin finansal durumu, Musk’ın daha önceki başarılarına rağmen, büyük bir belirsizlik içinde. Birçok analist, Twitter’ın mevcut durumunun sürdürülebilir olmadığını düşünüyor ve şirketin geleceği hakkında karamsar tahminlerde bulunuyor.

Sonuç olarak, Elon Musk’ın Twitter macerası, şu ana kadar yatırımcılar için hayal kırıklığına yol açtı. Milyarlarca dolarlık değer kaybı, sosyal medya devinin geleceğini ciddi bir şekilde tehdit ediyor.

Huawei, ABD yaptırımlarından rekor karla çıktı!

Şirket, ABD’nin Çin ordusuyla bağlantılı olduğu iddiaları nedeniyle uzun süredir yaptırımlara maruz kalıyor. Ancak Çin İş Dünyası Ağı’ndan (CBN) gelen verilere göre, Huawei bu yaptırımlara uyum sağladı ve tüketici işleri yılın ilk yarısında yeniden canlandı.

Huawei’in 2024’ün ilk yarısındaki geliri, geçen yıla kıyasla %34,3 artışla 417,5 milyar CNY’ye (yaklaşık 59 milyar dolar) ulaştı. Şirket, 55,1 milyar CNY (yaklaşık 8 milyar dolar) net kâr elde ederek yıllık bazda %18,2’lik bir artış kaydetti ve bu dönem için tarihinin en iyi performansını sergiledi.

ABD’nin 2020 ortasında Huawei’e yönelik yaptırımları uygulamaya başlamasından sonra, şirketin işleri önemli ölçüde darbe aldı. Bu nedenle, 2024 öncesinde şirketin rekor finansal sonuçları, 2020’nin ilk yarısında elde edilen sonuçlardı. Huawei’in bu yılın ilk yarısındaki geliri, 2019’un ilk yarısında bildirilen 401,3 milyar CNY’yi (yaklaşık 57 milyar dolar) aşarak, 2020’nin ilk yarısında elde edilen 454 milyar CNY’den (yaklaşık 64 milyar dolar) sonra en yüksek ikinci seviye oldu.

Ayrıca, bu yılın ilk yarısında Huawei’in net kârı ilk kez 50 milyar CNY’yi (yaklaşık 7 milyar dolar) aşarak (geçen yılki 46,6 milyar CNY’den artış göstererek) %13,2’lik bir kâr marjına ulaştı.

Huawei, yeni işlemci tasarımıyla Apple'a rakip oluyor

Şirket, beş ana segmentten oluşuyor: Bilgi ve İletişim Teknolojileri (ICT) Altyapısı, Tüketici İşleri, Bulut Bilişim, Dijital Güç ve Akıllı Otomotiv Çözümleri. Şirket, her bir segmentin gelir detaylarını açıklamasa da; geçen yılki rapor, tüketici işlerinin ana gelir kaynağı olmaya devam ettiğini, ancak Huawei Cloud’un en hızlı büyümeyi gösterdiğini belirtti.

Huawei’in tüketici ürünleri denilince akla ilk olarak SMIC’in Kirin 9000 serisi uygulama işlemcileriyle donatılmış en son premium Mate ve P serisi akıllı telefonlar geliyor. Bu işlemciler, SMIC’in ikinci nesil süreç teknolojisine dayanıyor ve Ascend 900 serisi işlemciler ise yapay zeka için kullanılıyor. Bu teknoloji büyük ölçüde SMIC için bir kayıp olarak değerlendirilse de, Huawei’in bu maliyetleri yüklenmesi için bir anlaşma sağladığı görülüyor.

Trugo ve EVbee mobil şarj istasyonları Türkiye yollarında!

0

Türkiye’nin önde gelen şarj ağı sağlayıcılarından Trugo, elektrikli araç kullanıcılarına daha kapsamlı bir hizmet sunmak amacıyla EVbee ile iş birliğine gitti. Bu iş birliği kapsamında EVbee’nin geliştirdiği mobil şarj istasyonları Trugo markası altında hizmet verecek.

Trugo, EVbee’nin geliştirdiği mobil şarj istasyonları ile faaliyete başladı!

İlk etapta İstanbul, İzmir ve Ankara’da kullanıma sunulacak olan mobil şarj istasyonları 120 kW’lık çıkış gücüyle dikkat çekiyor. Bu sayede, ihtiyaç duyan elektrikli araç sahiplerine 45 dakika içinde ulaşarak yaklaşık 100 km menzil sağlayacak 18 kWh’lık enerji aktarımı mümkün olacak.

Başlangıçta 6 mobil şarj istasyonu ile hizmet verecek olan Trugo, yıl içerisinde bu sayıyı en az 20’ye çıkarmayı hedefliyor. Uzun vadeli planlar arasında ise mobil şarj istasyonu hizmetini 81 ilin tamamına yaygınlaştırmak bulunuyor.

Trugo halihazırda 81 ilde 180 kW’ın üzerinde hızlı şarj cihazlarıyla hizmet veriyor. EVbee ile yapılan iş birliği, Trugo’nun şarj ağı kapsamını genişleterek elektrikli araç kullanıcılarına daha fazla esneklik ve rahatlık sunacak.

Amazon, Covariant kurucularını işe alarak antitröst düzenleyicilerini atlatıyor!

Şirket, aynı zamanda Covariant çalışanlarının yaklaşık dörtte birini de bünyesine kattı ve Covariant’ın robotik temelli modellerini kullanmak için münhasır olmayan bir lisans imzaladı.

Covariant’ın kurucularından Chen, bu yılın başlarında verdiği bir röportajda, şirketinin “robot dili için büyük bir dil modeli” geliştirdiğini söylemişti. Yani, robotlar için yapay zeka modelleri oluşturuyorlar ve bu modellerin ilk odağı, depo görevlerini gerçekleştiren robotik kollar üzerinde.

Amazon Fulfillment Technologies & Robotics Başkan Yardımcısı Joseph Quinlivan, yaptığı açıklamada, “En zeki beyinlerden bazılarıyla temel araştırmaları ilerleteceğiz ve yapay zeka ile robotların operasyon çalışanlarımıza nasıl yardımcı olabileceğini keşfedeceğiz. Covariant’ın yapay zeka teknolojisini mevcut robot filomuza entegre ederek bu robotları daha verimli hale getireceğiz ve müşterilerimize gerçek dünya değeri sunacağız.” dedi.

Bu anlaşma, Amazon’un Haziran ayında yapay zeka girişimi Adept’in kurucularını işe almasına benziyor. Her iki durumda da Amazon, mevcut bir girişimi tamamen satın almak zorunda kalmadan yeni yetenek ve teknolojiye erişim sağladı.

Bu yöntemle, teknoloji devleri, antitröst incelemeleriyle karşı karşıya kaldıklarında, satın almalarını gizlemek için işe alım ve lisanslama anlaşmalarını kullanabiliyor.

Covariant, Ted Stinson ve Tianhao Zhang liderliğinde faaliyet göstermeye devam edeceğini açıkladı. Şirketin COO’su olan Stinson, CEO rolüne geçerken şirket, “Covariant Brain” adlı yapay zeka sistemini moda, sağlık, güzellik, gıda ve ilaç gibi çeşitli küresel sektörlerdeki üretim ortamlarına entegre etme taahhüdünü sürdüreceğini belirtti.

Motovale yeni mobil platformu ile yatırım turuna çıktı

0

Türkiye’yi anlık özel şoför hizmeti ile tanıştıran Motovale, 2023’ten bu yana geliştirdiği uygulama platformu ile yeni yatırımcılarını arıyor. Önceki iş modelinde, kullanıcılarına kendi bünyesindeki şoför sayısı ile sınırlı bir ulaşım hizmeti sağlayan Motovale, inovasyon odaklı vizyonu ve yatırımlarıyla, araç sahiplerini Motovale onaylı profesyonel şoförlerle buluşturan, ölçeklenebilir bir teknoloji platformuna dönüştü. Bu sayede etki alanını hızla genişletmeyi hedefleyen şirket, Eylül ayında yatırım turuna çıkıyor.

Motovale APP ile mobil uygulama platformuna dönüşüyor

Motovale App

Müşterilerinin değişen alışkanlık ve ihtiyaçlarına yenilikçi çözümlerle cevap veren Motovale; 2023 yılında yaptığı teknoloji yatırımı Motovale App ile, bir özel şoför hizmeti sağlayıcısından, bir mobil uygulama platformuna dönüştürerek, iş modelini çok daha ölçeklenebilir bir hale getirdi. Saat fark etmeksizin, hemen veya tercih edilen ileri bir zamanda, belirlenen rotaya yönlendirilen özel şoför ile hızlı ve konforlu bir seyahat deneyimi sağlayan uygulama, ödeme sürecini de iyzico’nun güçlü alt yapısı ile yöneterek kullanıcılarına güvenli ve pratik bir deneyim sunuyor.

Hedef yurtdışına açılmak

Motovale; kurulduğu günden bu yana ulaştığı 7 bin kullanıcısıyla, 50 bin adet yolculuk ile 1 milyon kilometrenin üzerinde seyahate imza attı. Yeni mobil uygulaması ile kullanıcılarının yolculuk deneyimini daha da pratik hale getiren Motovale; ayrıcalık sağlayan yeni hizmetleri ile de kullanıcı sayısını artırmayı hedefliyor.

Her geçen gün artan üye sayısı ile yatırım hedeflerini de büyüten Motovale, İstanbul’dan sonra Bodrum’da da hizmet vermeye başladı. Motovale; fonlama sonrası Türkiye’deki diğer büyük illerde de hizmet sunmaya hazırlanıyor. Orta vadede ise Hollanda’da şirket açarak bu alandaki öncü hizmetini yurt dışına taşıyacak.

TÜİK, Ankara Üniversitesi’nin yapmış olduğu bir araştırmaya göre; 2023 yılında Türkiye’de gerçekleşen 1 milyonun üzerinde trafik kazasında, 235.071 kişi hayatını kaybetmiş; kazaların başlıca nedenlerinin hız, alkol, madde kullanımı ve uyku eksikliği olduğu belirlenmiştir. Bu sayıları azaltma misyonu ile Motovale; araç sahiplerini tedbirli olmaya çağırıyor ve kullanıcılarına güvenli bir yolculuk vadediyor.

Uber, Güney Kore’deki varlığını ikiye katlayacak!

Uber CEO’su Dara Khosrowshahi, planları Seul’deki bir basın toplantısında açıkladı ve aynı zamanda ülkedeki sürücü havuzunu büyütmek için bir kampanya başlattı.

Bu büyük bir çaba gerektiriyor. Şu anda Kore’nin yolculuk çağırma endüstrisi, Kakao Mobility’nin tüketici hizmeti olan Kakao Taxi tarafından domine ediliyor; Statista‘ya göre 23 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısı ve %98 pazar payı var.

Khosrowshahi ayrıca, Uber’in diğer pazarlarda olduğu gibi Kore’de de otomobil teknolojisi şirketleriyle ortaklıklarını genişletmeyi planladığını ekledi.

Şirket, bu konuda son zamanlarda oldukça aktif. Geçen hafta, General Motors’un alt şirketi Cruise, robotaksi hizmetini 2025 yılında yolculuk çağırma platformuna getirmek için Uber ile çok yıllı bir ortaklık imzaladı. Uber bu hafta, İngiltere merkezli otonom sürüş yazılımları geliştiren bir startup olan Wayve’e stratejik bir yatırım yaptığını duyurdu. Uber zaten Avrupa gibi diğer pazarlarda Koreli Hyundai ile çalışıyor.

Uber’in Kore’deki yükselişi yerel pazar devinin en kötü zamanına denk geldi

Uber’in Güney Kore’de hızlanması, ülkenin yolculuk çağırma pazarındaki dramanın son bölümü.

Ülkenin rekabet otoritesi Fair Trade Commission, Şubat 2023’te kendi taksi franchise’ını desteklemek için algoritmalarını manipüle ettiği gerekçesiyle Kakao Mobility’e 20 milyon dolar para cezası verdi. Ancak o zaman savcılığa şikayette bulunmadı.

Ancak geçen yılın Aralık ayında, Güney Koreli yetkililer, antitröst düzenleyiciden Şubat 2023’teki sorunun bir tekrarı olan, kendi taksilerini tercih eden algoritma manipülasyonu nedeniyle Kakao Mobility hakkında şikayette bulunmasını istedi. (Kakao uygulaması hem franchise hem de franchise dışı taksilerin yolculuk taleplerini almasına izin veriyor. Franchise dışı taksiler daha yakın olsa bile, franchise taksileri yine de müşterilerden talep alabilir.)

Global teknoloji platformu Uber, kullanıcılarına önceden taksi yolculuğu rezerve etmelerini sağlayan Uber Rezervasyon ile daha kolay bir taksi deneyimi sunuyor.

Uber ülkede tartışmaların hedefi olmaktan kaçamadı

Uber, Güney Kore’deki faaliyetlerini on yıl önce başlattı ve kısa bir süre sonra taksi şoförleri, geçim kaynakları için bir tehdit olarak gördükleri şeye karşı protestolar düzenlemeye başladı. Seul şehir yetkilileri sonunda 2013’ün sonunda hizmeti yasaklayacağını açıkladı.

Ancak Uber pazardan tamamen çıkmadı. 2020 yılında, ülkeye geri dönmek için yerel taşıyıcı SK Telecom’un yolculuk çağırma birimi TMAP Mobility ile bir ortak girişim kurdu. Ertesi yıl, UT adlı ortak girişim şirketi, taksi çağırma hizmetini başlattı.

Daha sonra, hala bir ortak girişim olarak kalırken, bu Mart ayında Uber Taxi olarak yeniden markalaştı.

Pazarın %10’undan daha azına sahip küçük bir oyuncu olan Uber, kendini ülkede underdog olarak buldu, ancak şu anda büyüme hızlı bir şekilde gerçekleşiyor.

Uber bu hafta, 2024 yılının ilk yarısındaki yolcu sayısının geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse %80 arttığını söyledi. Yeniden markalaşmadan bu yana, uluslararası gezginlerden gelen kullanımda da iki kat artış oldu.

Yapay zeka destekli tarayıcı girişimi, çocuklar için güvenli ve faydalı bir internet deneyimi sunuyor!

Bu çabalar genellikle gençlere yönelik olsa da, küçük çocuklar da cihazları kullanarak içerik tüketiyor. Google ve Amazon gibi şirketlerde çalışmış üç kurucu, bu ihtiyaca yanıt olarak çocukların güvenli bir ortamda öğrenip keşfetmelerine olanak tanıyan yapay zeka destekli bir tarayıcı olan Hello Wonder’ı geliştirdi.

Şirketin şu anda ebeveynlerin tam kontrolünde olan bir iPad uygulaması var. Bu uygulama, çocukların bir yapay zeka sohbet botuna sorular sormalarına ve onlar için güvenli olan yanıtlar, videolar ve etkileşimli deneyimler almalarına olanak tanıyor. Şirket, mevcut içerik araçlarının (örneğin YouTube Kids) daha çok etkileşim odaklı olduğunu ve ebeveynlere çocuklarının ne tür içerik tükettiği konusunda yeterince bilgi sunmadığını düşünüyor.

Şirket, 2,1 milyon dolar toplamayı başardı

Hello Wonder, Designer Fund, a16z Scout Fund, Ground Up Ventures ve Chasing Rainbows gibi yatırımcılardan 2,1 milyon dolar topladı. Ayrıca, PocketWatch CEO’su Chris Williams, Things, Inc. kurucusu Jason Toff ve MESH CEO’su Tony Fai gibi bireysel yatırımcılar da projeye destek verdi.

Şirketin kurucuları arasında Google’da yapay zeka prototip ekiplerini yöneten ve Google Photos’un ilk sürümünü geliştiren Seth Raphael; Amazon, Disney, DreamWorks ve NBCUniversal’da oyun yapımcısı olarak çalışan Brian Backus ve Google’ın Material Design kılavuzları üzerinde çalışan ürün tasarımcısı Daniel Shiplacoff yer alıyor.

Şirket ürün fikrini nasıl buldu?

Raphael, bu uygulamayı COVID-19 pandemisi sırasında 12 yaş altı beş çocuğunu yetiştirirken duyduğu ihtiyaçtan dolayı geliştirdi. Raphael, üniversitede çocuklara yapay zeka ile nasıl yardımcı olunabileceğini araştırdığını, ancak o dönemde teknolojinin yeterince gelişmiş olmadığını belirtti.

Raphael, internetin yetişkinler için büyük bir değer sunduğunu ancak çocuklar için gerçek tehlikeler barındırdığını ifade etti. Bu nedenle, çocuklara en iyi içeriği bulmaya çalışarak işe başladığını, ancak çocukların belirli bir konuya daha fazla ilgi duyduğunda bunun sınırlayıcı olduğunu fark ettiğini söyledi. Montessori eğitim metodundan ilham alarak, çocukların ilgilerine göre içerik getiren yapay zeka destekli bir ortam oluşturdu.

Uygulama, ebeveynlerin çocuklarının hangi tür içerikleri (videolar, oyunlar ve web sitelerinden materyaller) tükettiklerini kontrol etmelerine olanak tanıyor. Ayrıca ebeveynler, çocuklarının tükettiği içerik hakkında günlük veya haftalık özetler alabiliyor. Ebeveynler, doğal dilde yapay zekaya hangi tür içeriklerin çocuklarına sunulmasını isteyip istemediklerini de belirtebiliyor.

Hello Wonder, 5-10 yaş arası çocukları hedefliyor ve onların güvenilir aile üyeleriyle uygulama içinde mesajlaşmalarına ve görüntülü aramalar yapmalarına izin veriyor. Ground Up Ventures ortağı Jordan Odinsky, Hello Wonder’ın çocukların güvensiz içerikleri görmelerini engelleyerek sorunu çözdüğünü belirtti.

Uygulama, şu anda ücretsiz olarak sunuluyor, ancak gelecekte abonelik tabanlı bir modelin tanıtılması planlanıyor. Ayrıca, Android tabletler ve Chromebook’lar için genişletilmesi test ediliyor.

Dünyayı nükleer silahlar mı kurtaracak?

Çin’de yapılan bir araştırmaya göre, Dünya’yı olası bir asteroit çarpmasından korumanın en etkili yolu nükleer silahlar olabilir. Araştırmacılar, diğer alternatif savunma yöntemlerinin etkisinin sınırlı olduğunu belirterek, bazı durumlarda yalnızca nükleer başlıkların bir asteroidin Dünya’ya çarpmasını önleyebileceğini öne sürüyorlar.

Nükleer silahlar hakkında büyük iddia!

Çinli bilim insanları, uluslararası yasalara rağmen nükleer savunma sistemleri için daha fazla araştırma ve geliştirme yapılması gerektiğini savunuyor. Özellikle dev asteroitlerin hâlâ tam olarak tespit edilemediğini vurgulayan araştırmacılar, acil bir durum halinde Dünya’dan fırlatılacak nükleer başlıkların, hedefe doğru zamanda ulaşabilecek bir sistemle desteklenmesinin önemine dikkat çekiyor.

Nükleer silahlar hakkında büyük iddia!

Alternatif savunma yöntemleri arasında kinetik çarpma, roket veya plazma motorları, güneş ışığı veya yüksek güçlü lazer silahları gibi seçenekler yer alıyor. Ancak araştırmaya göre, çarpışmaya bir hafta gibi kısa bir süre kalmışsa, nükleer başlıklar tek çözüm olabilir. Bu bağlamda, 1 milyon tonluk bir nükleer savaş başlığının, belirli büyüklükteki bir asteroide karşı koyabileceği öne sürülüyor.

Finlandiya nükleer yakıt atıklarını gömecek

2022’de NASA’nın DART misyonuyla test edilen kinetik çarpma yöntemi de başarılı olmuştu, ancak bu yöntemin yalnızca belirli büyüklükteki asteroitlere karşı etkili olabileceği belirtiliyor. Çinli araştırmacılar, nükleer silahların yanı sıra diğer teknolojik yolların da araştırılmasının önemini vurgularken, bu tür bir savunma stratejisinin uluslararası anlaşmalarla çeliştiğini de kabul ediyorlar.

Samsung, Nokia’nın mobil ağ departmanını satın alabilir!

Samsung’un, Nokia’nın mobil ağ altyapısı bölümünü satın alma ihtimali gündeme geldi. Bloomberg’in haberine göre, Finlandiyalı teknoloji şirketi Nokia, Huawei ve Ericsson gibi rakipleriyle rekabet etmekte zorlandığı için, bu bölümün geleceğine yönelik çeşitli seçenekler üzerinde düşünmeye başladı. Bu seçenekler arasında, mobil ağ altyapı biriminin bir kısmının veya tamamının satılması, ayrı bir şirket haline getirilmesi veya başka bir firmayla birleştirilmesi gibi olasılıklar yer alıyor.

Samsung, Nokia’nın mobil ağ bölümünü satın mı alacak?

Nokia’nın mobil ağ bölümünün değeri yaklaşık 10 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Samsung’un, bu bölümü satın alarak telekom altyapısı işini büyütmek istediği belirtiliyor. Nokia’nın mobil ağ birimi, dünya genelinde operatörlere baz istasyonları, radyo teknolojisi ve sunucular sağlıyor ve geçen yıl şirketin toplam gelirinin yaklaşık %44’ünü oluşturdu.

Nokia, bir zamanlar cep telefonu pazarının en büyük oyuncusuyken, pazar payını Apple ve Samsung’a kaptırdıktan sonra telefon birimini satmış ve ağırlıklı olarak ağ ekipmanları ile telekomünikasyon donanımları üretimine odaklanmıştı. Ancak son yıllarda, özellikle Avrupa’daki operatörlerin pahalı ağ yükseltmelerini ertelemesi nedeniyle bu alanda da zorluklarla karşılaşmaya başladı.

Samsung’un AR gözlüğü Snapdragon ile güçlenecek

Samsung’un, Nokia’nın mobil ağlar işini satın alması veya işbirliği yapması, şirketin özellikle Radyo Erişim Ağı (RAN) segmentinde daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayabilir. Bu da Samsung’u, telekomünikasyon ekipmanları pazarında Nokia, Huawei ve Ericsson gibi rakiplerine karşı daha rekabetçi hale getirebilir.

Chrome açığı, Kuzey Koreli hackerların kripto para soygununa zemin hazırladı!

Microsoft’un yayınladığı bir rapora göre, bu saldırı 19 Ağustos’ta tespit edildi ve hackerlar, kripto para endüstrisini hedef aldığı bilinen “Citrine Sleet” adlı bir grupla ilişkilendirildi.

Hackerlar, Chrome ve Microsoft Edge gibi popüler tarayıcıların temelini oluşturan Chromium motorundaki bir hatayı kullandı. Bu açık, keşfedildiği anda henüz Google tarafından bilinmediği için bir “sıfır gün” açığı olarak değerlendirildi. Bu da, yazılım üreticisinin açığı düzeltmek için hiçbir zamanının olmadığı anlamına geliyor. Google, 21 Ağustos’ta bu açığı kapattığını doğruladı.

Microsoft, hedef alınan ve ele geçirilen müşterilere bilgi verdiğini ancak hangi organizasyonların ya da kaç kurbanın hedef alındığı konusunda bilgi vermedi.

Kripto para saldırılar nasıl gerçekleşiyor?

Araştırmacılara göre, Citrine Sleet, finansal kazanç elde etmek amacıyla kripto birimlerini yöneten organizasyonları ve bireyleri hedef alıyor. Bu grup, kripto para endüstrisiyle bağlantılı bireyleri kandırmak için sahte kripto para ticaret platformları oluşturarak, kurbanlarını sahte iş başvuruları yapmaya veya silahlandırılmış kripto para cüzdanı ya da ticaret uygulaması indirmeye yönlendiriyor.

Bu saldırı, kurbanların, hackerların kontrolündeki bir web sitesini ziyaret etmeleriyle başladı. Ardından, Windows işletim sistemindeki başka bir açık kullanılarak hedef bilgisayara, işletim sistemine derinlemesine erişim sağlayan bir rootkit (kötü amaçlı yazılım) yüklendi. Bu noktada, kurbanın verileri tamamen hackerların kontrolüne geçmiş oldu.

Kripto birimleri, uzun süredir Kuzey Koreli hükümet destekli hackerlar için cazip bir hedef. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne göre, Kuzey Kore rejimi 2017 ve 2023 yılları arasında 3 milyar dolar değerinde kripto para çaldı. Uluslararası yaptırımlar altında olan Kim Jong Un yönetimi, nükleer silah programını finanse etmek için kripto hırsızlığına yöneldi.

Çinli batarya üreticisi CATL, ABD ambargosuna mı uğrayacak?

ABD, Çinli şirketlerle ilgili güvenlik endişelerini artırırken, Çin’in önde gelen batarya üreticisi CATL’nin de bu endişelerin hedefi haline gelmesi muhtemel. İki önde gelen Cumhuriyetçi milletvekili, CATL’nin ABD Savunma Bakanlığı tarafından kara listeye alınmasını talep etti. Bu talep, CATL’nin Çin Komünist Partisi ve Pekin’in askeri yapılarıyla bağlantılı olduğu iddialarına dayanıyor.

Çinli batarya üreticisi CATL, ABD ambargosuna uğrayabilir!

Senatör Marco Rubio ve Temsilci John Moolenaar, CATL’nin ABD’nin enerji altyapısına olan bağımlılığını artırarak ulusal güvenliği tehlikeye attığını savunuyor. Bu taleple birlikte, CATL ile iş birliği yapmayı planlayan ABD’li şirketlere güçlü bir mesaj verilmesi amaçlanıyor.

Çinli batarya üreticisi CATL, ABD ambargosuna uğrayabilir!

CATL, bu iddiaları reddederek ürünlerinin ABD’deki elektrik kesintileri sırasında milyonlarca insana yardımcı olduğunu ve ulusal güvenliğe tehdit oluşturmadığını belirtti. Şirket, Çin hükümeti tarafından kontrol edilmediğini vurgulayarak, milletvekillerinin iddialarını “temelsiz ve gerçek dışı” olarak nitelendirdi.

CATL enerji depolama sistemleri 5 yıl boyunca hata vermeyerek rekor kırdı!

Bu gelişmeler, ABD’nin Çinli şirketlere karşı uyguladığı ticari kısıtlamaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. CATL’nin, BMW, Daimler, Hyundai, Honda, Tesla, Toyota ve Volkswagen gibi büyük otomobil üreticilerine batarya sağladığı biliniyor. Ancak ABD’de Duke Energy gibi bazı şirketler, CATL ürünlerini kullanımdan kaldırma planları yaparken, Ford, ABD’de inşa ettiği batarya fabrikasında CATL teknolojisini kullanmayı planlıyor.

ABD Savunma Bakanlığı henüz resmi bir yanıt vermemiş olsa da, bu yılın başlarında bakanlık, Amerikan teknolojisinin Çin’e fayda sağlamasını engellemek amacıyla birçok Çinli şirketi kara listeye almıştı. Bu listeye eklenen şirketler arasında bellek çipi üreticisi YMTC, yapay zeka şirketi Megvii, lidar üreticisi Hesai Technology ve teknoloji şirketi NetPosa bulunuyor.