Nvidia’nın yeni nesil yapay zeka çiplerinde gecikme olabilir

Nvidia’nın yeni nesil Blackwell tabanlı yapay zeka sunucuları ile ilgili sorunlar devam ediyor. Şirketin, Blackwell mimarisini temel alan yapay zeka ürünlerinde tedarik zincirinden kaynaklanan bileşen sıkıntıları yaşadığı bildiriliyor. Son raporlar, bu sorunların yeni ürünlerin piyasaya sürülme tarihlerinin gelecek yıla sarkabileceğine işaret ediyor.

Nvidia’nın Blackwell yapay zeka sunucularında, özellikle sıvı soğutma donanımlarıyla ilgili tedarik sıkıntıları yaşanıyor. Tayvanlı tedarikçiler Foxconn ve Wistron‘un endüstri bileşenlerinin eksikliğinin, önemli gecikmelere neden olduğu belirtiliyor. Bu sıkıntılar, piyasada sınırlı olan soğutma bileşenleri nedeniyle sipariş birikimine yol açmış durumda.

Üretim artışı ve gelecek beklentileri

Nvidia, Blackwell AI ürünlerinin yılın ikinci yarısında üretim artışı göstereceğini doğruladı. Ancak mevcut sektör bilgileri, firmanın bu yıl içinde sınırlı bir Blackwell arzına sahip olacağını öngörüyor. Nvidia’nın eksikliği Hopper mimarili H200 AI çözümleri ile karşılayabileceği belirtiliyor. Blackwell ürünlerinin firmanın finansal tablolarına anlamlı katkılarının 2025’te başlaması bekleniyor.

Tasarım sorunları ve erteleme ihtimali

Geçtiğimiz haftalarda, Blackwell çiplerinin tasarımında bazı sorunlar tespit edilmiş ve düzeltmeler yapılmıştı. Bu nedenle, Blackwell B100 ve B200 çiplerinin en iyi ihtimalle 2025’in ikinci çeyreğinde hazır olacağı bildiriliyor. Ancak, bu bilgiler şu an için iddiadan ibaret ve 

Yapay zeka dil fotoğraflarıyla hastalık teşhisi yapabilecek!

Araştırmacılar, makine öğrenimi tekniklerini kullanarak dil fotoğraflarını analiz ederek bazı hastalıkları çok yüksek doğruluk oranıyla teşhis etmeyi başardılar. Antik sağlık teşhis yöntemlerini modern teknolojilerle birleştiren bu sistem, dilin sadece görüntüsünden çeşitli sağlık sorunlarını belirleme yeteneğine sahip.

Doktorlar, Yapay zeka hastalık binlerce yıldır dilin rengi ve biçimini kullanarak hastalıkları teşhis etme yöntemini uyguluyor. Bu teknik, 17. yüzyılda batı tıbbında popülerlik kazanmış olsa da, yaklaşık 1115’ten beri geleneksel Çin tıbbında kullanılmakta. Dilden sağlık durumu hakkında önemli ipuçları elde edilebiliyor.

Binlerce Dil fotoğrafıyla eğitim

Irak’taki Orta Teknik Üniversitesi ve Güney Avustralya Üniversitesi’nden araştırmacılar, dil teşhisi için makine öğrenimi sistemini eğitmek amacıyla çeşitli ışık koşullarında çekilmiş 5.260 dil görüntüsü kullandı. Astım, diyabet ve anemi gibi bilinen sağlık sorunları olan bireylerden alınan ek görüntülerle sistemi test ettiler. Kamera, hastanın dilinden 20 cm uzaklığa yerleştirildi ve sistemden tanı oluşturması istendi. Sonuç olarak, sistem gerçek zamanlı olarak %98 doğruluk oranına ulaştı.

Dilin rengi ve şekli hastalıkları gösterebilir

Çalışmaya liderlik eden Profesör Ali Al-Naji, dilin rengi ve şeklinin hastalıkları nasıl belirleyebileceğini açıkladı: Yapay zeka hastalık “Dilin rengi, şekli ve kalınlığı, çeşitli sağlık sorunlarını gösterebilir. Örneğin, diyabetli kişilerde dil genellikle sarı renkte olur. Kanser hastalarında mor ve kalın bir kaplamaya sahip dil gözlemlenebilir. Akut felç geçirenlerde ise alışılmadık şekilde kırmızı bir dil olabilir. Beyaz bir dil kansızlığı işaret edebilirken, şiddetli COVID-19 vakalarında koyu kırmızı bir dil görülebilir. Çivit mavisi veya mor renkli bir dil ise damarsal ve gastrointestinal sorunları veya astımı işaret edebilir.”

Sağlıklı bir dilin özellikleri

Harvard Health‘e göre, sağlıklı bir dil simetrik ve açık pembe renkte olmalıdır. Üzerinde hafif bir beyaz kaplama bulunması normaldir. Akdeniz, Asya ve Afrika toplumlarında dilin hafif morumsu veya kahverengimsi bir tonu da sağlıklı kabul edilebilir. Ancak, normal dışı bir renk veya şekil gözlemlendiğinde, doktorla görüşmek önemlidir.

Yakın gelecekte, yapay zeka sayesinde akıllı telefon kameralarıyla dilinizin fotoğrafını çekerek kolayca sağlık durumu hakkında bilgi almak mümkün olacak gibi görünüyor. Bu yenilikçi sistem, sağlık teşhislerinde büyük bir kolaylık sağlayabilir ve sağlık takibinde devrim yaratabilir.

Türkiye yerli çip üretimiyle teknoloji atılımı Yapacak!

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Fatih Özsoy, Türkiye’nin çip sektöründeki yetkinliğini artıracak HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı‘nın, teknoloji ihracatını ve yerli istihdamı destekleyeceğini belirtti. Özsoy, “Ülkemizin çip sektöründe yetkinlik kazanması teknoloji ihracatımızı destekleyecektir.” dedi.

HIT-30 programı ile stratejik alanlarda yatırımlar artacak

HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamında HIT-Elektrikli AraçHIT-BataryaHIT-ÇipHIT-GüneşHIT-Rüzgar ve HIT-AR-GE olmak üzere 6 farklı çağrı yer alıyor. Program, Türkiye’nin yeni nesil enerjili araçlar, batarya teknolojileri, çip teknolojileri, güneş hücreleri ve rüzgar türbinleri alanlarında üretim merkezi haline gelmesini hedefliyor.

2030 yılına kadar 30 milyar dolarlık kaynağın yüksek teknoloji alanlarına yönlendirilmesi öngörülüyor. HIT-Çip çağrısı ile Türkiye’nin yarı iletken üretim kapasitesinin artırılması ve stratejik alanlarda teknolojik bağımsızlığın sağlanması amaçlanıyor. Bu çerçevede, toplamda 5 milyar dolarlık destek bütçesi ile 65 nanometre ve altı çip üretiminin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

Yerli çip üretimi yatırım fırsatları ve istihdam yaratacak

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Fatih Özsoy, HIT-30 Programı’nın Türkiye’nin yüksek teknoloji üretiminde küresel bir merkez olmasına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Özsoy, “Bu program, derin teknoloji çözümlerinin kritik parçalarından çiplerin ülkemizde üretilmesi için çok önemli bir adım.” dedi.

Özsoy, yerli çip üretiminde yaşanacak ivmenin, teknoloji alanında dışa bağımlılığı azaltarak Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artıracağını belirtti. Ayrıca, yeni yatırımların çip sektöründeki firmalar için birçok fırsat sunacağını ve ekonomik anlamda büyük katkı sağlayacağını vurguladı.

Özsoy, yerli çip üretiminin istihdam açısından büyük potansiyel taşıdığını ve genç nüfusa yeni iş imkanları sunacağını belirtti. Bu yatırımların, ülkenin teknoloji altyapısını güçlendireceğini ve inovasyon kapasitesini artıracağını ifade etti. Ayrıca, beyaz eşya sektöründen otomotiv, savunma, uydu ve uzay konularına kadar geniş bir yelpazede çip tasarım ve üretim çalışmalarının devam edeceği öngörülüyor.

Özsoy, “5 milyar dolarlık bütçenin yurt dışından gelecek yeni çip yatırımlarına öncülük etmesini dilerken, Teknopark İstanbul olarak bu yatırımlara ev sahipliği yapmayı çok isteriz.” dedi. Yüksek teknoloji yatırımlarının, hem yerli firmaların yetkinliklerini artıracağını hem de uluslararası iş birliklerini güçlendireceğini sözlerine ekledi.

Livzym Biyoteknoloji, 11 milyon dolar yatırım aldı

Afrika’dan Rusya ve Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyada bölgenin ilk ve tek yerli endüstriyel enzim üreticisi olan Livzym Biyoteknoloji, yeni yatırım turunda 11 milyon dolar yatırım aldı. Bu yatırıma biyoteknoloji alanının önemli küresel oyuncularından Lallemand liderlik ederken, Evyap Holding, Türk Telekom Ventures ve Startupİst Ventures diğer önemli yatırımcılar oldu. Enzim, alternatif protein ve hassas fermantasyon kapasitesini arttırmak üzere kullanılacak olan yatırımla birlikte, Livzym Biyoteknoloji’nin değerlemesi 60 milyon dolara ulaştı.

Bugün dünyanın sürdürülebilirliği kapsamında gıda ve tarımın geleceği kritik önem taşıyor. Buna bağlı olarak önümüzdeki yıllarda olumlu anlamda yıkıcı teknolojilerin gelişmesiyle, dünyada büyük bir dönüşüm yaşanacağı öngörülüyor. Yapay zekâ ve Mühendislikle birlikte bu dönüşümü sağlayacak kritik alanlardan birisi ise Biyoteknoloji. Ülkemize biyoteknoloji alanında global ölçekte güçlü bir platform kazandırmak amacıyla faaliyet gösteren Livzym Biyoteknoloji de sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda, stratejik adımlarına hız kesmeden devam ediyor.

Yeni Yatırımla Değerlemesini 60 Milyon Dolara Yükseltti

Biyoteknolojik yöntemlerle enzim, alternatif proteinler ve postbiyotik alanlarında, 4 farklı disiplini bünyesinde barındıran, dünyadaki nadir şirketlerden birisi olarak konumlanan Livzym Biyoteknoloji, gerçekleştirdiği yeni yatırım turuyla 11 milyon dolar yatırım aldı. Biyoteknoloji alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden birisi olan Lallemand’ın stratejik yatırım ortağı olduğu ve Evyap Holding, Türk Telekom Ventures ve Startupİst Ventures’in katıldığı yatırım, Livzym’in enzimlerin yanında alternatif protein, hassas fermantasyon ve postbiyotik üretim kapasitesinin arttırılması için kullanılacak. Ayrıca Lallemand, Livzym’in ürettiği enzimlerin dünya çapında satışını da gerçekleştirecek. Yeni yatırımla birlikte şirketin değerlemesi ise 60 milyon dolara ulaştı.

“Ülkemizi Global Ölçekte Bir Üretim Üssü Haline Getirmeyi Hedefliyoruz”

Livzym Biyoteknoloji Kurucusu ve Genel Müdürü Dr. Serdar Uysal, konuyla ilgili şunları söyledi: “Onlarca sektörde teknolojik ara girdi olarak kullanılan ve kimyasallara alternatif çevreci bir çözüm olan enzimi, yerli olarak üreten ilk ve tek biyoteknoloji şirketiyiz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve diğer ilgili kamu kurumlarımızın endüstriyel biyoteknolojiye verdikleri kıymetli desteklerin katkısıyla, biyoteknolojide ülkemizi global ölçekte bir üretim üssü haline getirmek amacıyla faaliyet gösteriyoruz. Küresel dağıtım ağıyla biyoteknoloji alanının en önemli oyuncularından olan Lallemand’ın liderliğinde, Evyap Holding, Türk Telekom Ventures ve Startupİst Ventures’in katılımıyla aldığımız yeni yatırımı enzim, alternatif protein teknolojileri ve hassas fermantasyon kapasitemizi arttırmak için önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Lallemand’ın ülkemize ve LIVZYM’e duyduğu güvenin stratejik bir işbirliğine dönüşmesinden memnuniyet duyuyoruz.”

LIVZYM Biyoteknoloji Hakkında: LIVZYM Biyoteknoloji Dr. Serdar Uysal ve yatırımcı ortakları tarafından 2014 yılında kurulmuştur. Afrika’dan Rusya ve Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyanın ilk ve tek yerli endüstriyel enzim fabrikası olan LIVZYM Biyoteknoloji güçlü AR-GE altyapısı, global ölçekteki know-how yetkinliği ve alanlarında uzman ekibiyle, Türkiye’nin ilk ve tek yerli endüstriyel enzimini üretmektedir.LIVZYM bugün endüstriyel biyoteknoloji alanında mikroorganizmaların geliştirilmesi, üretim/fermantasyon süreçlerinin oluşturulması, endüstriyel ölçekte biyoteknolojik üretim/fermantasyon yapılması ve bu üretimin gerçekleştirileceği fabrikanın kurulması gibi 4 farklı, birbirinden bağımsız disiplinin tamamını kendi bünyesinde barındıran, dünyadaki nadir şirketlerden birisi olarak konumlanmaktadır. Dünyanın sürdürülebilirliğinde kritik öneme sahip olan biyoteknoloji alanında Türkiye’nin gelişimine ve gelecekte bu alandaki global dönüşümden hakettiği payı almasına katkı sağlamak amacıyla, kapsayıcı bir teknoloji platformu olarak kurulan Livzym enzim, alternatif proteinler ve postbiyotik alanlarında faaliyet göstermektedir.

Volkswagen elektrikli araç planlarını erteledi

Volkswagen, elektrikli araç devrimi yolunda önemli bir dönüm noktasında yaşanan gecikmeler nedeniyle Trinity adlı iddialı projesini 2030’ların başına erteledi. Şirket, yeni nesil ID.4 modellerinin piyasaya girişini de aynı şekilde erteleyerek, elektrikli araç stratejisinde önemli revizyonlara gitti.

Volkswagen, Trinity projesi kapsamında yeni bir elektrikli araç platformu olan SSP’yi kullanarak otomotiv sektöründe çığır açmayı hedefliyordu. Ancak şirket içi kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, SSP platformunun tam olarak hazır hale gelmesi ve yeni bir ID.4 modelinin piyasaya sürülmesi 2030’ların başına kadar ertelendi.

Yazılım sorunları ve maliyet baskısı

Bu kararın alınmasında, Volkswagen’in yazılım geliştirme birimi Cariad’da yaşanan sorunlar ve elektrikli araç pazarındaki düşük talep etkili oldu. Şirket, maliyetleri düşürmek ve mevcut kaynaklarını daha etkin kullanmak amacıyla bu stratejik değişikliğe gitti. SSP platformunun gecikmesiyle birlikte, Volkswagen mevcut MEB platformunu güncelleyerek 2026 yılında yeni bir ID.4 modeli sunacak. Bu sayede, elektrikli araç pazarındaki yerini korumayı hedefliyor.

FILE PHOTO: A Volkswagen logo is seen at the New York International Auto Show Press Preview, in Manhattan, New York City, U.S., March 27, 2024. REUTERS/David Dee Delgado/File Photo

Yönetim kurulu kararı

Volkswagen yönetim kuruluna sunulan bir iç belgede, SSP platformunda büyük bir aracın hemen piyasaya sürülmesinin gerekli olmadığı belirtildi. Bu nedenle, diğer elektrikli SUV modellerinin de 2030’ların başına kadar ertelendiği ifade edildi.

Elektrikli araç pazarındaki zorluklar

Elektrikli araç pazarının beklenenden daha yavaş büyümesi ve maliyetlerin yüksek olması, Volkswagen gibi büyük otomotiv üreticilerini zor durumda bırakıyor. Bu durum, şirketlerin yatırım planlarını gözden geçirmelerine ve yeni stratejiler geliştirmelerine neden oluyor.

Volkswagen’in bu kararı, elektrikli araç sektöründeki rekabetin şiddetlendiğini ve şirketlerin daha dikkatli adımlar attığını gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda elektrikli araç teknolojilerinde önemli gelişmeler yaşanması bekleniyor.

Çin, teknoloji ihracatını kısıtlayacak!

Pekin, devlet başkanı Xi Jinping‘in teknolojik üstünlük hedefi doğrultusunda önemli bir adım attı. Çin, ülke genelinde geliştirilen teknolojilerin Batılı ülkelere ihracatını kısıtlamaya yönelik yeni düzenlemeler getirecek. Bu adım, Çin’in elektrikli araç ve yapay zekâ alanındaki ilerlemelerini koruma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Çin teknolojiyi ABD‘nin uyguladığı ağır ambargolar ve diğer kısıtlamalara rağmen, Çin teknolojik yenilikler konusunda önemli ilerlemeler kaydediyor. Ülke, özellikle elektrikli araç ve yapay zekâ alanlarında liderlik hedefi güdüyor ve bu doğrultuda, teknoloji ihracatını daha sıkı kontrol altına almayı planlıyor. Daha önce, germanyum ve galyum gibi nadir elementlerin ihracatına kota getirilmişti. Bu elementler, özellikle elektrikli araçlar ve rüzgâr türbinleri gibi yüksek teknoloji ürünlerinde kullanılıyor. Şimdi ise, Çin’in bu tür kritik teknolojilerin ihracatına ilişkin düzenlemeleri daha da sıkılaştırması bekleniyor.

Çin teknolojiyi, TikTok platformunun gelişmiş yapay zekâ algoritması ve LiDAR teknolojisi gibi önemli yeniliklerini korumak için Batılı ülkelerden gelebilecek erişim taleplerine karşı ek önlemler alacak. Ayrıca, teknoloji ve sermaye ihracatını sıkı bir şekilde denetlemeyi planlıyor. Bu çerçevede, kara liste uygulamalarını genişleterek, belirli teknolojilerin ve sermayenin ülke dışına çıkışını daha etkin bir şekilde kontrol edecek.

Çin teknolojiyi stratejik adımlar, Çin’in sadece teknoloji geliştiren bir ülke değil, aynı zamanda teknolojiyi ihracat eden bir ülke konumuna gelme hedefine katkıda bulunacak. Xi Jinping’in liderliğinde, Çin’in teknoloji araştırma ve geliştirme alanındaki yatırımları ve politikaları, ülkenin küresel teknoloji pazarındaki rolünü güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu gelişmeler, Çin’in küresel teknoloji dinamiklerindeki etkisini artırırken, Batılı ülkelerle teknoloji alanındaki rekabeti de derinleştirecek gibi görünüyor.

Emlak sektöründe artık doğrulanmış ilanlar zorunlu olacak!

Emlak sektöründe büyük bir değişim süreci başlıyor. 15 Eylül’den itibaren emlak sitelerinde sahte ve yanıltıcı ilanların önüne geçmek amacıyla “doğrulanmış ilan” uygulaması devreye girecek. Bu yeni sistemle birlikte, konut satışı yapmak isteyen kişilerin ve emlakçıların e-Devlet üzerinden doğrulama yapmaları zorunlu hale geliyor.

Emlakçılar, ilan yayınlayabilmek için mülk sahibinden yetki almak zorunda kalacak. Bu yetkilendirme işlemi e-Devletüzerinden kolayca gerçekleştirilebilecek. Mülk sahipleri, kendilerine ait gayrimenkulleri e-Devlet üzerinde seçerek, emlakçılarını yetkilendirme imkanına sahip olacak. Yetki verilen emlakçılar, yalnızca bu yetki doğrultusunda sitelere ilan yükleyebilecek. Böylece, emlak sitelerinde yalnızca gerçek ve doğrulanmış ilanların yer alması sağlanacak.

Bu uygulamanın en önemli hedefi, emlak sektöründe tüketicilerin karşılaştığı yanıltıcı ve sahte ilanların sayısını en aza indirmek. Doğrulanmış ilan uygulaması ile birlikte, mülk sahipleri haberdar olmadıkları ilanlar veya yanıltıcı fiyatlarla karşılaşma riskinden korunmuş olacak. Bu durum hem emlakçıları hem de tüketicileri daha güvenli bir alışveriş ortamına kavuşturacak.

Zorunluluk 1 Ocak 2025’te başlıyor

Her ne kadar doğrulama işlemi 15 Eylül itibarıyla başlasa da, “doğrulanmış ilan” zorunluluğu 1 Ocak 2025’teyürürlüğe girecek. Bu tarihten itibaren, yetkilendirilmemiş ilanların yayımlanması mümkün olmayacak. Emlak siteleri, yalnızca e-Devlet üzerinden yetkilendirilmiş ilanları kabul edecek, böylece sahte ve yanıltıcı ilanlar tarihe karışacak.

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç, bu yeni düzenlemenin emlak sektöründe yaşanan büyük bir sorunu çözmeye yönelik olduğunu vurguladı. Kılıç, “Bu ilanlar, piyasaya göre çok ucuz olarak gösterilmekte ve tüketiciler satın almak veya kiralamak istediklerinde, konutun satıldığı veya kiralandığı ifade edilerek başka konutlara yönlendirilmektedir. Bazen de konut sahiplerinin haberi olmadığı halde kiralık veya satılık ilanları verilebiliyor. Emlakta doğrulanmış ilan dönemine geçilmesiyle tüketiciyi yanıltan ilanlar engellenecek,” diyerek bu uygulamanın sektörde güven ve şeffaflık sağlayacağını belirtti.

Yeni dönem, güvenli alışverişin önünü açıyor

Bu yeni uygulama, emlak sektöründe hem mülk sahipleri hem de emlakçılar için daha güvenli ve şeffaf bir dönemin başlamasını sağlayacak. Tüketiciler, artık emlak sitelerinde gördükleri ilanların doğrulanmış olduğundan emin olacak, böylece satın alma veya kiralama süreçlerinde daha az sorun yaşayacaklar.

Emlak siteleri de bu yeni düzenleme ile birlikte, kullanıcılarına daha güvenilir bir hizmet sunarak sektördeki itibarlarını artırmayı hedefliyor. Doğrulanmış ilan uygulaması, sadece Türkiye’de değil, global ölçekte de örnek teşkil edebilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. 1 Ocak 2025 itibarıyla tam anlamıyla hayata geçirilecek olan bu sistem, emlak sektöründeuzun vadeli bir güven ortamı oluşturmayı amaçlıyor.

Google’ın ChatGPT rakibi Gemini’ın yeni sesli altyapısı Gemini Live tanıtıldı

Google, Pixel etkinliğinde tanıttığı yeni yapay zeka asistanı Gemini Live ile sesli etkileşimi daha da doğal hale getiriyor. ChatGPT‘nin sesli modu gibi, Gemini Live da kullanıcılara gerçek bir insanla konuşuyormuş hissi veriyor. Ancak Gemini Live‘ın öne çıkan özelliklerinden biri, konuşmanın akıcılığı. Kullanıcılar, asistanın cümlesini keserek araya girebiliyor ve daha doğal bir diyalog kurabiliyorlar.

Gemini Live şu anda sadece İngilizce dil desteği sunuyor ve ilk etapta Gemini Advanced kullanıcılarına özel olarak sunuluyor. Sistem, arka planda çalışabilme özelliğiyle de dikkat çekiyor. Yani telefon kilitliyken bile sesli komutlarla asistana ulaşmak mümkün.

OpenAI‘nın ChatGPT‘si için geliştirdiği sesli modgörsel algılama yeteneğiyle de öne çıkıyordu. Örneğin, bir yazılım kodunu görüntüleyerek kod hakkında detaylı bilgi verebiliyor ve kullanıcılarla ilgili konuda sohbet edebiliyordu. Bu özellik, ChatGPT‘ye daha kapsamlı bir etkileşim imkanı sunuyordu.

Sesli yapay zeka asistanlarının riskleri

Her ne kadar bu yeni teknolojiler kullanıcı deneyimini büyük ölçüde iyileştiriyor olsa da, bazı endişeler de beraberinde getiriyor. Özellikle yalnız yaşayan kişilerin bu asistanlara duygusal bağ kurma olasılığı, ciddi bir sosyal risk olarak görülüyor. OpenAI de ChatGPT‘nin yeni sesli modunun “duygusal bağımlılık” yaratabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.

Google’ın Gemini Live ve OpenAI‘nın ChatGPT‘si gibi gelişmeler, yapay zeka asistanlarının geleceği hakkında önemli ipuçları veriyor. Bu teknolojiler, yakın gelecekte hayatımızın her alanında daha fazla yer edinerek iletişim şeklimizi kökten değiştirebilir. Ancak bu gelişmelerin beraberinde getirdiği etik ve sosyal sorunlar da göz ardı edilmemeli.

Yapay zeka bilgisayarlar hızla yayılıyor!

Yapay zeka (AI) özellikli bilgisayarlar, dünya genelinde önemli bir hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Canalys tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre, 2024’ün ikinci çeyreğinde sevk edilen bilgisayarların %14’ü yapay zeka yeteneklerine sahip. Bu oran, yapay zekanın yalnızca bulut ortamlarında değil, artık doğrudan kişisel bilgisayarların içerisinde de kullanılmaya başladığını gösteriyor.

Nöral İşlem Birimi (NPU) barındıran bilgisayarlar, bu büyümenin arkasındaki itici güç olarak öne çıkıyor. Raporda, AI PC olarak adlandırılan bu cihazların toplam bilgisayar sevkiyatlarının %14’üne ulaştığı belirtiliyor. AMDAppleIntel ve Qualcomm gibi büyük teknoloji firmalarının en son işlemcilerinde NPU’ların yer alması, bu büyümeyi daha da hızlandırıyor.

2024’ün ikinci çeyreğinde dünya genelinde 8,8 milyon AI özellikli bilgisayar sevk edildi. Bu, üç aylık dönemde sevk edilen tüm dizüstü ve masaüstü bilgisayarların %14’üne denk geliyor. Bu oran, bir önceki çeyrekte %7 seviyesindeydi, yani AI PC’ler ciddi bir ivme kazanmış durumda.

Rapora göre, AI PC sevkiyatlarının %60’ı Apple tarafından gerçekleştirildi. Bu büyük pay, firmanın 2020 yılından bu yana M serisi çiplerinde NPU birimi bulundurmasına bağlanıyor. Kalan pay ise Windows işletim sistemine sahip cihazlara ait ve bu segmentte %127’lik bir büyüme kaydedildi. Bu büyümenin arkasında, Qualcomm‘un Arm mimarisine dayanan Snapdragon X serisi çipleri de önemli bir rol oynuyor.

Canalys, 2024’ün ikinci yarısında AI özellikli bilgisayar sevkiyatlarının daha da artacağını öngörüyor. Yapılan tahminlere göre, 2024 yılı sonunda yaklaşık 44 milyon, 2025 yılında ise 103 milyon AI PC’nin sevk edilmesi bekleniyor. Ayrıca, bu bilgisayarların giderek daha ulaşılabilir hale geleceği de belirtiliyor.

Intel Arm hisselerini neden satıyor? 

Teknoloji devi Intel, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini geçiriyor. Şirket, yeniden yapılanma sürecinin bir parçası olarak çip tasarımcısı Arm Holdings’deki tüm hisselerini sattı. Bu satışla birlikte Intel, çip endüstrisindeki rekabette varlığını sürdürmek için büyük çaba sarf ediyor.

Binlerce Kişi İşten Çıkarıldı Çip endüstrisinde yaşanan yoğun rekabet ve yapay zeka alanındaki hızlı gelişmeler, Intel’i zor durumda bıraktı. Şirket, bu süreçte binlerce çalışanı işten çıkarmak zorunda kaldı ve maliyetlerini düşürmek için önemli adımlar attı. Intel CEO’su Pat Gelsinger, şirketin içinde bulunduğu durumun son 40 yılın en önemli olayı olduğunu ve büyük bir dönüşüm yaşadığını belirtti.

Arm Hisselerinden 146,7 Milyon Dolar Gelir Intel, ikinci çeyrekte Arm Holdings’teki 1,18 milyon hissesini satarak 146,7 milyon dolar gelir elde ettiŞirketin mali durumu zor olsa da, 11,3 milyar dolarlık nakit ve nakit benzeri varlığı bulunuyor. Ancak yaklaşık 32 milyar dolarlık yükümlülüğü de dikkate alındığında, Intel’in mali tablosu hala riskli bir görünüm sergiliyor.

Intel’in Hisseleri Büyük Düşüş Yaşadı Intel’in büyük çaplı işten çıkarmalar ve maliyet azaltma planları, yatırımcıları endişelendirmişti. Şirketin hisseleri, bu açıklamaların ardından bir günde yüzde 26 düşerek tarihinin en büyük günlük düşüşünü yaşamıştı. 2024 yılında ise şirketin hisseleri yaklaşık yüzde 60 değer kaybetti.

TSMC ve Samsung Karşısında Zorlanıyor Intel, hem kendi çiplerini tasarlayan hem de üreten bir şirket. Ancak dünyanın en büyük fason yonga üreticisi olan Tayvanlı TSMC ve Samsung’a karşı teknolojik üstünlüğünü kaybetmesi, şirketin maliyetlerini artırdı ve kar marjlarını düşürdü. Bu nedenle Intel, yeni gelişmiş üretim tesisleri kurarak çip tasarım ve üretim birimi Intel Foundry’e yatırım yapıyor ve diğer şirketlere de çip üretmeyi hedefliyor.

Büyük Bir Dönüşüm Intel’in yaşadığı bu dönüşüm, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Şirketin önümüzdeki yıllarda bu zorlu süreci nasıl yöneteceği ve rekabetteki konumunu nasıl koruyacağı merakla bekleniyor.

Talen Energy, veri merkezi işini kripto madenciliğine tercih etti!

Talen, yapay zeka ve bulut bilişim veri merkezlerinin enerji ihtiyaçlarından yararlanan ABD’li elektrik şirketlerinden yalnızca biri; şirketin hisseleri yıl başından bu yana neredeyse %100 artış gösterdi.

Talen Energy’nin CEO’su Mac McFarland, ikinci çeyrek kazanç çağrısında, kripto madenciliği işinin şirket için stratejik bir varlık olmadığını ve başka alternatifler düşündüklerini belirtti. Reuters, bu ayın başında Talen’in Pennsylvania’daki bir nükleer santral sahasında yer alan bitcoin madencilik merkezindeki hissesini satmayı planladığını bildirmişti.

Talen, yıl için kazanç ve serbest nakit akışı tahminlerini artırdı. Bunun nedeni olarak daha yüksek enerji kullanımı ve fiyatları, bölgesel şebeke operatörü PJM Interconnection’dan gelen daha büyük ödemeler ve bu yılın başında Amazon.com’a satılan bir veri merkezinden elde edilen gelir gösterildi.

Talen, 2024 için düzeltilmiş FAVÖK aralığını 720 milyon ila 780 milyon dolar olarak revize etti. Daha önce bu aralık 600 milyon ila 800 milyon dolar arasındaydı. Yıl için serbest nakit akışı tahmini ise 245 milyon ila 285 milyon dolar olarak revize edildi. Daha önce bu tahmin 160 milyon ila 310 milyon dolar arasındaydı. Şirket, 30 Haziran’da sona eren üç ayda mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava koşullarından ve diğer faktörlerden yararlandı.

Talen, PJM pazarında yapılan kapasite ihalesinin ardından, 2025/2026 planlama yılı için kapasite gelirlerinden 670 milyon dolar almayı bekliyor. Bu, bir önceki yıla göre 470 milyon dolar daha fazla. Talen ayrıca, üçüncü çeyrekte Amazon veri merkezi kampüsü için serbest bırakılacak 300 milyon dolar bekliyor.

Veri merkezi, Talen ile düzenlenmiş elektrik hizmetleri sağlayıcıları American Electric Power ve Exelon arasındaki mücadelenin merkezinde bulunuyor. Bu hizmet sağlayıcılar, merkeze bağlantı için yapılacak inşaatın günlük elektrik müşterileri için maliyetleri artırabileceğini savunuyor. Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC), merkezin bağlantı hizmet anlaşmasını gözden geçiriyor ve bu sonbaharda daha geniş bir teknik konferans düzenleyecek. Bu konferans, veri merkezlerinin enerji santrali sahalarında yer aldığı yerleşik veri merkezleri olarak bilinen uygulamaları ele alacak.

McFarland, FERC’in değiştirilen anlaşmayı onaylayacağından umutlu olduğunu söyledi.

Yapay zeka odaklı tarayıcı Opera One iOS’ta kullanıma sunuldu!

Bu yeni Opera tarayıcı, masaüstü versiyonunun sade görünümünü korurken, tam ekran arayüz ve mobil kullanım için özel olarak tasarlanmış özellikler sunuyor.

Şirket, Avrupa Birliği’nde Dijital Pazarlar Yasası’nın uygulanmasının ardından yeni kullanıcı sayısında yüzde 63 oranında bir artış yaşandığını ve bu yeni düzenleyici ortamın sunduğu fırsatları benimsediğini belirtti.

Kullanıcılar, arama çubuğunu ekranın alt kısmına taşıyabiliyor; bu da özellikle tek elle kullanımda sorguları daha kolay yazmayı sağlıyor. Ayrıca, arama çubuğunu etkinleştirmek için ekranı aşağıya kaydırarak uygulamalara göz atma yöntemine benzer bir şekilde arama yapabiliyorlar.

Tarayıcının güncellenen arama işlevi, bilgi aramayı hızlandıracak özellikler sunuyor: Kullanıcılar yazmaya başladıklarında, klavyenin hemen üzerinde birkaç olası seçenekle tahmini bağlantılar gösteriliyor. Tarayıcının üst ve alt çubuklarının renkleri, kullanıcının ziyaret ettiği web sitesine uyum sağlıyor ve kullanıcı tarayıcıyı kullanmaya başladığında bu çubuklar kayboluyor.

Opera One, yapay zeka özelliklerine odaklandığı için tarayıcıya Aria adında bir tarayıcı asistanı eklenmiş durumda. Aria artık sesli girişe de sahip, bu sayede kullanıcılar sorgularını sesli olarak dile getirebiliyor.

Ayrıca, kullanıcılar Google’ın Imagen2 görüntü oluşturma modelini kullanarak Aria’dan görüntüler oluşturmasını isteyebiliyorlar. Opera, güvenlik konusuna da önem verdiği için One iOS tarayıcısı yerleşik bir reklam engelleyici ve ücretsiz VPN ile birlikte geliyor.

Opera One, kullanıcı deneyimini geliştirmek için mobil cihazlarda önemli bir yenilik sunuyor. Şirketin bu adımı, tarayıcıyı daha erişilebilir ve etkileşimli hale getirmeyi hedefliyor. Özellikle Aria’nın sesli giriş ve görüntü oluşturma özellikleri, kullanıcıların ihtiyaçlarına anında yanıt verebilmesini sağlıyor.

Oyun bilgisayarı toplama rehberi: 2024

0

Son yıllarda, oyun bilgisayarları inanılmaz derecede popüler hale geldi. Bununla birlikte giderek daha fazla oyuncu mümkün olan en iyi oyun deneyimini istiyor. 2024’te yüksek performanslı bir oyun bilgisayarı oluşturmak, en son oyunları en yüksek ayarlarda oynamayı hedefleyenler için önemlidir. Bu ayrıntılı kılavuz, doğru parçaları seçmenize, bilgisayarınızı birleştirmenize ve en iyi performans için ayarlamanıza yardımcı olacaktır. İster yapım konusunda profesyonel olun ister yeni başlayan, bu kılavuzda hayalinizdeki oyun donanımını oluşturmak için ihtiyacınız olan her şey var.

Oyun bilgisayarı toplama için öneriler

CPU, oyun bilgisayarınızın beynidir, talimatları ve görevleri yönetir. 2024’te en iyi oyun CPU’ları şunlardır:

Intel Core i9-13900K: Bu işlemci, mükemmel tek iş parçacıklı performansıyla oyun oynamak için harikadır. Temel saati 3,5 GHz ve yükseltme saati 5,2 GHz’dir ve en zorlu oyunları bile kolayca idare eder.

AMD Ryzen 9 7950X: 16 çekirdek ve 32 iş parçacığı ve 5.0 GHz’e kadar çıkabilen boost saat hızı sayesinde bu işlemci, aynı zamanda içerik üreten veya yayın yapan oyuncular için mükemmel.

GPU (Grafik İşlem Birimi)

Yüksek kaliteli grafikler ve akıcı oyun için güçlü bir GPU olmazsa olmazdır. 2024 için en iyi GPU’lar şunlardır:

NVIDIA GeForce RTX 4090: 24 GB GDDR6X bellek ve ışın izleme yetenekleriyle ön planda. Ayrıca 4K oyun deneyimi için mükemmel.

AMD Radeon RX 7900 XT: 20 GB GDDR6 bellek ve ışın izleme desteğiyle rekabetçi hale geliyor. Ayrıca rekabetçi bir fiyata da sahip. Bununla birlikte mükemmel performans sağlıyor.

Anakart

Anakartınız CPU ve GPU’nuzu desteklemeli. Birden fazla PCIe yuvası, gelişmiş soğutma seçenekleri ve geleceğe yönelik özellikler sunmalı. Bununla birlikte 2024 için en iyi seçenekler şunlardır:

ASUS ROG Strix Z690-E: PCIe 5.0 yuvaları ve güçlü VRM soğutmasıyla Intel’in 12. ve 13. nesil işlemcilerini destekliyor.

MSI MPG B650: AMD’nin Ryzen 7000 serisi için ideal. Ayrıca mükemmel bağlantı ve performans sağlıyor.

RAM (Rastgele Erişimli Bellek)

Oyun oynamak için yeterli hızlı RAM’e sahip olmak çok önemlidir. 2024’te DDR5 RAM standarttır ve daha yüksek hızlar ve daha iyi performans sağlar. Şunu düşünün:

Corsair Vengeance DDR5: Bu bellek, akıcı oyun deneyimi ve hızlı yükleme süreleri için 5200 MHz’e kadar hızlarda 16 GB ve 32 GB kitler halinde mevcuttur.

G.Skill Trident Z5: Güvenilir ve yüksek performanslı. Ayrıca çeşitli kapasite ve hızlarda mevcuttur.

Depolama (SSD ve HDD)

SSD’ler, HDD’lerden daha hızlı yükleme süreleri ve daha iyi performans sunar. Bununla birlikte 2024’te NVMe SSD’ler oyuncular için en iyi seçimdir:

Samsung 980 Pro: Oyun oynamak ve içerik oluşturmak için ideal bir model. Ayrıca 7000 MB/sn’ye kadar okuma ve 5000 MB/sn’ye kadar yazma hızları sunuyor.

Western Digital Black SN850: Hızlı yükleme süreleri ve sorunsuz performans sağlıyor. Bunun için benzer hızlara ve güvenilirliğe sahip bir diğer üst düzey performans gösteren cihaz.

Yeni nesil ekran kartları: Performans ve fiyat karşılaştırması

0

Yeni nesil Nvidia Blackwell GPU mimarisi ve RTX 50 serisi GPU’lar tam zamanında geliyor. Ekran kartı pazarında Nvidia tüketici parçalarının ne zaman duyurulacağına dair resmi bir zaman çerçevesi sunmuyor. Ancak çok sayıda söylenti ve sözde veri sızıntısı oldu. Bu yıl beklentimiz, Ekim veya Kasım’da tatil sezonu başladığında RTX 5090 ve RTX 5080’i göreceğimiz. Ancak daha yakın tarihli söylentiler ve Blackwell B200’ün gecikmesi işleri geriye itmiş olabilir. Ne zaman piyasaya sürülürse sürülsün, Blackwell GPU’ların en iyi grafik kartları saflarına katılmasını bekliyoruz.

Ekran kartı pazarındaki rekabet

Yapay zeka ve veri merkezi çeşitleri tüketici ihtiyaçlarından farklı. Buna rağmen geçmiş tüketici ve veri merkezi Nvidia GPU’ları arasında bazı ortak yönler var. Bunun devam etmesini bekliyoruz. Ekran kartı sektöründe bu bazen sıkça görülüyor. Bu, en azından gelecekteki RTX 50 serisi GPU’ların belirli yönleri hakkında iyi göstergelere sağlıyor. Hala çok fazla bilinmeyen var. Sızıntılar gerçek içeriden bilgi yerine daha çok insanların duvara dart atmasına benziyor. Çıkış tarihi, olası özellikler ve diğer teknolojiler gibi diğer ayrıntılarla birlikte ana söylentileri ele alacağız. Önümüzdeki aylarda ek ayrıntıların ortaya çıkmasını bekleyebiliriz ve bilgiler mevcut oldukça bu makaleyi güncelleyeceğiz. İşte Nvidia Blackwell ve RTX 50 serisi GPU’lar hakkında bildiğimiz her şey.

Tüm bilinmeyenler arasında, çıkış tarihi belirlenmesi en kolay olanı olabilir. Kişisel olarak duyduklarımıza göre, RTX 50 serisi yıl sonuna doğru, yani 2024 sonbaharında piyasaya sürülebilir. Nvidia yeni GPU sürümlerini zamanlama konusunda iyi olma eğilimindedir ve en iyi RTX 5090 ve 5080’i Kasım ve Aralık tatil alışveriş döneminden önce çıkarmak en mantıklısıdır. Özellikle yeni bir ekran kartı almak isteyenler için bu heyecan verici olacak.

Burada ayrıca bol miktarda tarihsel emsal var. Ekran kartı mimarilerinin tarihine bakarsak, Ada Lovelace RTX 40 serisi GPU’lar ilk olarak Ekim 2022’de ortaya çıktı. Ampere RTX 30 serisi GPU’lar ilk olarak Eylül 2020’de ortaya çıktı. Ondan önce, RTX 20 serisi iki yıl önce Eylül 2018’de, GTX 10 serisi ise Mayıs/Haziran 2016’da piyasaya çıktı. GTX 900 serisi Eylül 2014’te geldi. Bu, yaklaşık olarak her iki yılda bir gelen tam on yıllık yeni Nvidia GPU mimarisi anlamına geliyor ve Nvidia’nın şimdi taktik değiştirmesi için bir neden görmüyoruz.

Sosyal medyada siber zorbalık ve korunma yolları

0

Siber zorbalık, dijital teknolojilerin kullanımıyla yapılan zorbalıktır. Sosyal medyada, mesajlaşma platformlarında, oyun platformlarında ve cep telefonlarında gerçekleşebiliyor. Hedef alınan kişileri korkutmayı, kızdırmayı veya utandırmayı amaçlayan tekrarlanan bir davranıştır. Siber zorbalıkla mücadele önemlidir. Örnekler şunlardır:

  • Sosyal medyada birisi hakkında yalanlar yaymak veya utanç verici fotoğraflar veya videolar yayınlamak
  • Mesajlaşma platformları aracılığıyla incitici, taciz edici veya tehdit edici mesajlar, resimler veya videolar göndermek
  • Başkalarını taklit etmek ve onların adına veya sahte hesaplar aracılığıyla başkalarına kötü mesajlar göndermek.

Yüz yüze zorbalık ve siber zorbalık sıklıkla birlikte gerçekleşebiliyor. Ancak siber zorbalık dijital bir iz bırakıyor. Faydalı olabilecek ve istismarı durdurmaya yardımcı olacak kanıt sağlayabilecek bir kayıt. Bu kayıt, siber zorbalıkla mücadele konusunda önemli bir araçtır.

Siber zorbalıkla mücadele gereksinimi

Zorbalık çevrimiçi gerçekleştiğinde, sanki her yerde, hatta kendi evinizin içinde bile saldırıya uğruyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz. Kaçış yokmuş gibi görünüyor. Siber zorbalıkla mücadele etmek önemlidir. Etkileri uzun sürebilir ve bir kişiyi birçok şekilde etkileyebiliyor:

  • Zihinsel yönden- üzgün, aptal, hatta korkmuş veya öfkeli hissetmek
  • Duygusal olarak – utanma hissi veya sevdiğiniz şeylere karşı ilgi kaybı
  • Fiziksel olarak – yorgunluk (uyku kaybı) veya mide ağrısı ve baş ağrısı gibi semptomlar yaşamak

Başkaları tarafından alay konusu olma veya taciz edilme hissi, insanların konuşmasını veya sorunla başa çıkmaya çalışmasını engelleyebiliyor. Aşırı durumlarda, siber zorbalık insanların kendi canlarına kıymalarına bile yol açabiliyor.  Siber zorbalık bizi birçok şekilde etkileyebiliyor. Ancak bunların üstesinden gelinebiliyor ve insanlar özgüvenlerini ve sağlıklarını geri kazanabiliyorlar.

Siber zorbalığa maruz kaldığınızda, insanların sizin hakkınızda söyledikleri veya düşündükleri konusunda utanmaya, gerginliğe, kaygıya ve güvensizliğe kapılmaya başlayabilirsiniz. Siber zorbalıkla mücadele için çevrenizden destek almanız önemlidir. Bu, arkadaşlarınızdan ve ailenizden uzaklaşmaya, olumsuz düşüncelere ve kendi kendinize konuşmaya, yaptığınız veya yapmadığınız şeyler hakkında suçluluk duymaya veya olumsuz bir şekilde yargılandığınızı hissetmeye yol açabilir. Yalnızlık, bunalmışlık hissi, sık sık baş ağrısı, mide bulantısı veya mide ağrısı da yaygındır.

Sosyal medyanın zihin sağlığına etkileri

0

Çoğumuz için Instagram, Facebook, TikTok ve diğer sosyal medyayı kontrol etmek normal rutinimizin bir parçasıdır. 2023’te dünya çapında tahmini 4,9 milyar sosyal medya kullanıcısı vardı . Ortalama bir kişi her gün sosyal medyada 145 dakika geçiriyor.

Dünyanın dört bir yanındaki arkadaşlarınızın ve ailenizin gönderilerini görüntüleyebiliyorsunuz. Bu durum, kendinizi daha bağlantılı hissetmenizi sağlamanın bir yolu oluyor. Ancak sosyal medya kullanımının karanlık bir tarafı vardır.

Sosyal medya bağımlılığı ve günümüzdeki ektileri

Sosyal medya, kaygı, depresyon, yalnızlık ve FOMO’yu (korku veya bir şeyleri kaçırma) körüklüyor. Bu durum genel refahımızı olumsuz etkileyebiliyor. Bu sorunlar özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde yaygındır.

Sosyal medya burada kalmaya devam edecek ve evrimleşmeye ve daha istilacı olmaya devam edecek. Sosyal medyada çok fazla zaman geçiriyorsanız ve üzüntü, tatminsizlik, hayal kırıklığı veya yalnızlık hissedebilirsniz. Bu, çevrimiçi varlığınızla ilişkinizi yeniden incelemenin zamanı anlamına geliyor.

Platformların ruh sağlığımızı ve genel refahımızı nasıl etkilediğini anlamak, kendiniz ve sevdikleriniz için önemlidir.

Sosyal medya kullanımı, özellikle ergenlerde ve genç yetişkinlerde kaygı ve depresyon duygularını artırıyor. Sosyal medyanın bağımlılık yaratan yapısı, dopamin salgılayarak beynin ödül merkezini harekete geçirir. Bu, zevkli aktivitelerle bağlantılı bir “iyi hissetme kimyasalı”dır. Bir şey paylaştığımızda, arkadaşlarımız ve ailemizden gelen “beğeni”bize bir dopamin artışı sağlıyor. Ancak, bu artışı veya onayı almadığımızda, bu durum duygumuzu olumsuz etkiliyor.

Filtreler: Sosyal medya fiziksel görünüme yoğun bir şekilde odaklanır. Snapchat, Instagram ve TikTok gibi birçok sosyal medya platformu, kullanıcılara bir görüntüde filtre kullanma seçeneği sunar. Filtreler gülmek için harika olabilir, ancak fiziksel görünümü kolayca değiştirme ve kusurları gizleme yeteneği yanlış illüzyonlar yaratabilir. Değiştirilmiş görüntülere sürekli maruz kalmak ayrıca kendinizi bilinçli hissetmenize ve görünüşünüzden hoşlanmamanıza yol açabilir.

FOMO (Bir Şeyi Kaçırma Korkusu): Sosyal medyanın kullanımı birçok kişide FOMO hissini artırır . Sosyal medya aracılığıyla arkadaşlarınızı ve ailenizi kontrol edebiliyorsunuz. Başkalarının sizden daha iyi hayatlar yaşadığını hissetmenize neden oluyor.

Sosyal medyada Influencer marketing’in gücü

0

Influencer marketing, influencer pazarlaması önemli takipçi kitlesi ve etkileşimli kitlesi olan bireylerin etkisinden yararlanma etrafında dönüyor. Genellikle Instagram, YouTube, TikTok ve X gibi sosyal medya platformlarında aktif olan influencer’lar liderlik ediyor. Otantik sesleri ve içerikleri aracılığıyla tüketici algılarını etkiliyor. Satın alma kararlarını şekillendirme ve marka yakınlığını artırma yeteneğine sahip oluyor.

Influencer marketing dönemi

Influencer marketing için temel avantajlardan biri, markalar ve tüketiciler arasında gerçek bağlantılar kurma becerisinde yatar. Müdahaleci veya aşırı tanıtımcı hissettirebilen geleneksel reklamların aksine, etkileyici pazarlama güven ve özgünlük alanında çalışır. Takipçiler, etkileyicileri önerileri ve onayları ağırlık ve güvenilirlik taşıyan ilişkilendirilebiliyor ve figürler olarak görüyor.

Markalar, değerleri kendi değerleriyle uyumlu olan etkileyicilerle ortaklık kuruyor. Topluluklara ulaşabiliyor ve hedef kitleleriyle anlamlı ilişkiler kurabiliyor. İster ürün incelemeleri, ister sponsorlu içerik veya perde arkası bakışlar olsun, etkileyiciler markaları insanlaştırma ve pazarlama kampanyalarına kişilik katma kapasitesine sahiptir ve böylece tüketicilerle daha derin bir düzeyde yankı bulurlar.

Influencer pazarlama, işletmelerin son derece hedef kitlelere hassasiyet ve verimlilikle ulaşmaları için eşsiz fırsatlar sunar. Hedef pazarlarıyla uyumlu takipçi demografisine sahip etkileyicilerle seçim ve iş birliği yoluyla markalar mesajlarını güçlendiriyor. Geleneksel kanallar aracılığıyla erişilmesi zor olabilecek niş segmentlere erişimlerini genişletebilirler.

Dahası, etkileyiciler kitlelerinin tercihleri, ilgi alanları ve tüketim alışkanlıkları hakkında doğuştan gelen bir anlayışa sahip. Bu da takipçilerinin akışlarıyla sorunsuz şekilde bütünleşen ve ilgi alanlarıyla uyumlu içerikler oluşturmalarına olanak tanıyor. Sonuç olarak, sponsorlu gönderiler ve onaylar daha az müdahaleci ve daha organik hissedilir ve geleneksel reklam formatlarına kıyasla daha yüksek düzeyde etkileşim ve etkileşim teşvik eder.

Daha rekabetçi bir pazarda, marka bilinirliği ve marka yakınlığını; büyüme için kritik hedefler. Etkileyici pazarlama, markaların kendi nişlerindeki bireylerin mevcut güvenilirliğini ve etkisini kullanarak ürünleri, hizmetleri veya marka değerlerini desteklemelerini sağlayarak bu zorluğa karşı ikna edici bir çözüm sunar. Influencer marketing bu yönleriyle sosyal medyada daha fazla etki bırakmaya devam edecek.

Oyun bağımlılığı ve çözüm yolları

0

Ergenlik çağındaki video oyunu oynama oranları ve video oyunu bağımlılığı giderek artıyor. Çocukların ve gençlerin yaklaşık dörtte üçü video oyunu oynuyor. Common Sense Media araştırmasına göre, gençler günde ortalama iki saat oyun oynuyor. Erkekler oyuncuların büyük çoğunluğunu oluşturuyor ve günde ortalama 2 saat 19 dakika video oyunu oynuyorlar.

Oyun bağımlılığı ve çözüm yöntemleri

Sonuç olarak, daha fazla genç, resmen  internet oyun bozukluğu olarak bilinen video oyunu bağımlılığı yaşıyor.  Ve erkeklerin oyun bağımlılığı yaşama olasılığı neredeyse iki kat daha fazla. Ebeveynler, “Oğlum video oyunlarına bağımlı” diye şikayet ettiğinde, gerçek bir ruh sağlığı bozukluğuyla karşı karşıya olabilirler.

Ergenlik dönemi video oyunu bağımlılığı, diğer sözde süreç bağımlılıkları veya  davranışsal bağımlılıklarla aynı şekilde işler. Oyun bağımlılığı, süreç bağımlılıkları olarak da bilinen yaygın davranışsal bağımlılıklardan biridir . Bu tür bağımlılık, alışveriş, sosyal medya kullanımı veya egzersiz yapma gibi davranışları da içerir . Özetle, süreç bağımlılığı olan kişilerde davranışın beyin üzerinde alkol veya uyuşturucuyla aynı etkisi vardır.

Oyun bağımlılığı ve diğer işlem bağımlılıkları beynin ödül merkezini harekete geçirir. Bu, “iyi hissettiren” kimyasal dopaminin salınımını tetikler. Karşılığında, bu davranışa karşı bir istek ve onu sürdürme zorunluluğu yaratır. Bu nedenle, video oyunlarına bağımlı çocuklar oynamaya devam etmek için kontrol edilemez bir dürtü hissederler.

2018 yılında Dünya Sağlık Örgütü, oyun bozukluğunu teşhis edilebilecek bir ruh sağlığı durumu şeklinde sınıflandırdı. Ayrıca ergenlik dönemi video oyunu bağımlılığının ciddiyetini kabul etti.

Gencinize çok fazla video oyunu oynama sorunlarıyla nasıl yardımcı olabilirsiniz? Video oyunu süresini sınırlamak, bir çocuğun video oyunu bağımlılığıyla başa çıkmak ve ergenlik çağındaki oyun oynama bozukluğunu önlemek için bariz bir yaklaşım gibi görünüyor. Ancak, gençler ve video oyunları üzerine yapılan araştırmalar, oyun hakkında kurallar koymanın,   sınırlamalar çok kısıtlayıcı olduğunda ve çocuklara karar alma süreçlerinde özerklik tanımadığında ters tepme eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle, ailelerin ergenlerin uymaya istekli olduğu bir sözleşmeyi birlikte oluşturmaları daha üretkendir. Ayrıca, erkeklerin ödül arayan beyin aktivitesinin stratejik ve aktif oyunlar tarafından daha fazla tetiklendiği görüldüğünden, onları keşifsel, sosyal ve problem çözme oyunlarına yönlendirmek oyun bozukluğu riskini azaltabilir.

Google Chrome kullanıcıları risk altında

0

Siber güvenlik araştırmacıları, hassas verileri çalmak için web tarayıcılarını ele geçiren yeni bir kötü amaçlı saldırı tespit etti. ReasonLabs’ın hazırladığı raporda, Roblox FPS Unlocker, YouTube, VLC medya oynatıcısı, Steam veya KeePass gibi sahte yazılımları ücretsiz olarak sunan web siteleri oluşturularak şimdiye kadar yaklaşık 300 bin Google Chrome ve Microsoft Edge kullanıcısına yönelik bir kampanya yürütüldüğü belirtildi. Bu web sitelerine gidip sahte yazılımları indiren kurbanlar, 2021’den beri var olan bir trojan kötü amaçlı yazılımı alıyor. Google Chrome kullanıcıları risk altında olduğu için dikkatli olmalı. Kötü amaçlı yazılım, arama motorlarını ele geçiren eklentiler ve uzantılar yüklüyor ve daha fazlası.

Google Chrome kullanıcıları risk nedeniyle dikkatli olmalı

Araştırmacılar: “Truva atı kötü amaçlı yazılımı, aramaları ele geçiren basit reklam yazılımı uzantılarından, özel verileri çalmak ve çeşitli komutları yürütmek için yerel uzantılar sağlayan daha karmaşık kötü amaçlı komut dosyalarına kadar farklı teslimatlar içeriyor. 2021’den beri var olan bu trojan kötü amaçlı yazılımı, çevrimiçi oyunlara ve videolara eklentiler içeren indirme web sitelerinin taklitlerinden kaynaklanıyor” dedi.

Bazı durumlarda, uzantılar tarayıcının varsayılan arama motorunu farklı bir arama motoruna değiştirir, muhtemelen tehdit aktörleri reklam yayınlamaktan faydalanabilir veya daha zararlı kötü amaçlı yazılımlar dağıtabilirler. Google Chrome kullanıcıları, risk altında olduklarını bilmelidir. Araştırmacılar ayrıca eklentileri kaldırmanın biraz zor olduğunu da eklediler.

ReasonLabs, “Geliştirici Modu ‘AÇIK’ olsa bile, uzantı kullanıcı tarafından devre dışı bırakılamaz,” dedi. “Komut dosyasının daha yeni sürümleri tarayıcı güncellemelerini kaldırır.”

The Hacker News’in haberine göre, kullanıcıların kötü amaçlı yazılımı kaldırmak için kötü amaçlı yazılımı yeniden etkinleştiren zamanlanmış görevleri silmeleri, Kayıt Defteri girdilerini kaldırmaları ve bu dosya ve klasörleri silmeleri gerekiyor:

C:\Windows\system32\Gizlilik engelleyiciwindows.ps1

C:\Windows\system32\Windowsgüncelleyici1.ps1

C:\Windows\system32\WindowsGüncelleyici1Script.ps1

C:\Windows\system32\Optimizerwindows.ps1

C:\Windows\system32\Printworkflowservice.ps1

C:\Windows\system32\NvWinSearchOptimizer.ps1 – 2024 version

C:\Windows\system32\kondserp_optimizer.ps1 – May 2024 version

C:\Windows\InternalKernelGrid

C:\Windows\InternalKernelGrid3

C:\Windows\InternalKernelGrid4

C:\Windows\ShellServiceLog

C:\windows\privacyprotectorlog

C:\Windows\NvOptimizerLog