YouTube Rusya’da yasaklanabilir!

Rusya’nın medya düzenleyici kurumu Roskomnadzor, YouTube’un ülkedeki bant genişliğini yüzde 70 oranında daraltma kararı aldı. Bu adım, YouTube’un Rusya ile ilgili düzenleyici kanunlara uymamasıekipmanlarını güncellememesi ve yerel veri merkezlerinden hizmet satın alan bir iştirakinin iflas etmesi nedenlerine dayandırıldı.

Devam eden Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Batılı pek çok teknoloji şirketi, Rusya’daki faaliyetlerini durdurdu veya en aza indirdi. YouTube, bugüne kadar Rusya reklam ağını ve gelir ortaklığını durdurmuş ve bazı iştiraklerini sonlandırmıştı. Ülkede erişilebilen tek Batılı sosyal medya platformu olan YouTube’un, bu hamlelerle yakında tamamen yasaklanabileceği belirtiliyor.

Roskomnadzor’un yaptırımlarının temelinde, savaşın başladığı dönemde Rus devleti ile ilişkili medya kuruluşlarının YouTube kanallarının kapatılması ve yayınlarının durdurulması bulunuyor. Yetkililer, YouTube’un bu kararı nedeniyle platformu hedef aldıklarını açıkladı. Ancak, YouTube Rusya kullanıcıların VPN kullanarak engelli içeriklere erişmeye devam ettiği ifade ediliyor.

Bu gelişmeler, Rusya’nın dijital alanda uyguladığı sansür ve kontrol önlemlerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, YouTube’un tamamen yasaklanmasının Rusya’daki bilgi akışını daha da sınırlayabileceği ve kullanıcıların alternatif platformlara yönelmelerine neden olabileceğini belirtiyor.

Dizelde iddialı olan Delphi yeniliklere de hazır!

0

Delphi, Delco Remy ve Hartridge markalarıyla özellikle dizel yakıtlı araç teknolojileri üzerine uzmanlaşan PHINIA, ağır vasıta pazarında iddialı. Firma 2030’a dek bu sektörde pazar payını %56’tan %70’lere taşımayı planlıyor. Üstelik firmanın elektrikli araçlar, hidrojen yakıt sistemleri ve motor yağları sektörlerinde de oldukça iddialı girişimleri mevcut.

Delphi Techonologies’in ABD’li otomotiv devi BorgWarner tarafından satın alındıktan sonra geçtiğimiz yıl ayrı bir şirket konumunda New York borsasına kaydı yapılan PHINIA, Delphi, Delco Remy ve Hartridge markalarıyla tanınıyor. Globalde geçtiğimiz yıl 3,5 milyar dolar ciro yapan şirketin bir üretim fabrikası da İzmir’de yer alıyor. Ege Serbest Bölgesi’ndeki tesislerinde düzenlediği fabrika gezisinde mevcut faaliyetleri ve hedefleri hakkında bilgi veren Delphi Türkiye, Kafkasya, Orta Doğu ve Afrika Bölge Direktörü Reşat Dumanoğlu şirketin hayli iddialı plan ve projelerinden bahsetti.

Dizel uzun bir süre daha hayatımızda kalmaya devam edecek

Fabrika gezisi sonrası bilgilendirme toplantısında ana iş kolları olan dizel teknolojilerinde görece olarak binek araba tarafından ağır vasıtaya doğru bir kayışın söz konusu olduğunu belirten Dumanoğlu Stellantis Grubu, Daimler Truck, Ford, Hyundai, Volkswagen, Caterpillar, BMW, General Motors, Volvo ve Dongfeng Motor gibi dünya devlerine üretim yaptıklarını vurguladı. Dumanoğlu “Dizel yakıtın geleceğine dair çok farklı söylemler var. Ama mevcut araç parkının oluşturacağı yedek parça ihtiyacı nedeniyle uzunca bir süre daha hayatımızda kalmaya devam edecek,” derken bir yandan elektrikli araç pazarı ve hidrojen yakıtlı araç pazarını da es geçmediklerine dikkat çekti.

Delphi: MG ile anlaştık BYD’de de fırsatlar olabilir

Gerek dizel gerekse benzinli sistemlerde yakıt pompası, GDI enjektör sistemleri, filtre, fren, ön takım ve termal ürünler PHINIA’nın bugüne dek yoğun olarak çalıştığı ve son derece iddialı olduğu pazarlar. Örneğin fren balatasında firma EMEA bölgesinde 100 araçtan 99,4’üne hizmet sunabiliyor. Ancak araç sektörü farklı bir noktaya giderken, firma da yatırımlarını ve odağını farklılaştırmaktan çekinmiyor.

Kısa süre önce MG ile satış sonrası destek ve servis konusunda bir anlaşmaya varan ve hizmet sağlamaya başlayan PHINIA, Türkiye’de Çinli otomotiv üreticilerinin ciddi bir pazar payına ulaşabileceklerini öngörüyor ve bu konuda çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin Türkiye’de ciddi bir yatırım kararı alan BYD ile de satış sonrası için görüşmelerin olacağına dikkat çeken Reşat Dumanoğlu “Her Phinia fabrikası özellikle Türkiye’de böylesine rekabetçi, böylesine yetişmiş insan gücünü barındıran bir fabrika, her yeni üretici için aday bir tedarikçidir,” diyor.

Hidrojen yakıt teknolojileri için İzmir aday olabilir

Hidrojen yakıt konusuna da değinen Dumanoğlu “İçten yanmalı motorların devamı söz konusu, elektrikli araçlar yadsınamaz bir gerçeklik ancak filoların yenileme taleplerini ve mevcut araç parkını düşündüğümüzde içten yanmalı motorlara yönelik hidrojen çözümlerin çok önemli bir yer tutacağını düşünüyoruz. Bu alanda da Avrupalı bir iş makinesi üreticisiyle OE anlaşması yapıldı. Bu yıl içerisinde bir üretim söz konusu. Hidrojen teknolojileri konusunda İzmir fabrikamız da bir aday olacaktır. Şu anda bununla ilgili bir karar alınmadı. Ama İzmir fabrikası hem teknik yeterlilik, hem kapasite olarak öne çıkıyor,” diyor.

PHINIA ayrıca Türkiye’de ara eleman açığı ve teknik eğitim ve bilgi eksikliğini gidermek için de önemli faaliyetler yürüttüklerini ve bunları sürdüreceklerini söylüyor. “Masters of Motion” inisiyatifiyle teknisyenlere yönelik eğitim faaliyetlerini hızlandırdıklarını duyuran firma 2023 yılında İstanbul’da iki önemli teknik lisede, 2024 yılında ise İzmir’de bir teknik lise ve bir meslek yüksek okulunda Delphi laboratuvarları açtıklarına vurgu yapıyor.

Apple, ABD’deki sendika anlaşmasında sona yaklaştı!

Uluslararası Makine ve Havacılık İşçileri Birliğinin Örgütlü Perakende Çalışanları Koalisyonu’na göre, Towson’da yer alan Apple mağazasındaki yaklaşık 85 çalışanı temsil eden üç yıllık anlaşma; programlama iyileştirmeleri, sözleşme süresince ortalama %10 zam, kıdem tazminatı maddesi, sözleşmeli çalışanlar için sınırlamalar ve şeffaf bir disiplin sürecini içeriyor.

Sendika müzakere komitesi yaptığı açıklamada, “Apple ile geçici bir anlaşmaya vararak üyelerimize geleceklerinde söz hakkı veriyor ve daha fazla kazanım için güçlü bir ilk adım atıyoruz.” dedi.

Sendika, anlaşmayı 6 Ağustos’ta oylayacak. Müzakereler sırasında çalışanlar, müzakere komitesinin “dayanışmalarını gösteren ilk adım” olarak nitelendirdiği ve Apple’a “açık bir mesaj” göndereceğini belirttiği grev yetkisi için oy kullandılar.

ABD’deki diğer Apple perakende mağazalarını da sendikalaştırmaya yönelik kampanyaları var; ancak şu ana kadar yalnızca iki tanesi başarılı oldu. Apple’ın Oklahoma City’deki mağaza sendikası ile sözleşme görüşmeleri ise devam ediyor.

Bu gelişme, Apple çalışanlarının iş koşullarını iyileştirme ve haklarını koruma yönündeki önemli bir adımı temsil ediyor. Towson mağazasındaki anlaşma, diğer Apple mağazalarındaki çalışanlara da ilham vererek sendikalaşma çabalarını teşvik edebilir.

Apple’ın perakende mağazalarındaki sendikalaşma hareketleri, teknoloji devinin çalışma koşulları ve çalışan hakları konusundaki yaklaşımını da gözler önüne seriyor. Bu anlaşma, Apple çalışanları için daha adil ve şeffaf bir çalışma ortamı sağlama yolunda önemli bir ilerleme olarak görülüyor. Yakın gelecekte, anlaşmanın son halini almasıyla; teknoloji devinin çalışanlarının haklarına yönelik yaklaşımını daha net görmüş olacağız.

BYD, Türkiye’de resmen şirket kurdu! İlk müdür atandı!

0

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye 1 milyon dolar değerinde yatırım yapacağını bildiren Çinli otomotiv devi BYD, Türkiye’de resmen şirket kurdu. İlk müdürünün de atamasını gerçekleştiren BYD, Manisa’da elektrikli otomobil üretimi yapmak için çalışmalarını tam gaz sürdürüyor.

BYD Türkiye’nin başına Avrupa araç satışından sorumlu Shu Youxing atandı!

Geçtiğimiz günlerde ülkemizde gerçekleştirilen etkinlikte Türkiye’ye yatırım planını açıklayan BYD, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikasını kuracağını açıklamıştı. Yaklaşık 36 milyon liralık yatırım ile ülkemizde elektrikli otomobil üretimini gerçekleştireceğini duyuran Çinli şirket, bugün ülkemizdeki şirketini resmi olarak kurdu. “BYD Turkey Otomotiv” ismi ile karşımıza çıkan BYD, Avrupa araç satışından sorumlu Shu Youxing’i şirketin müdürü olarak atadı.

byd-turkiye-sirket-kurdu-2

Bir kimya mühendisi olan Shu Youxing, 1999’dan beri BYD’de çalışıyor. Şimdiye kadar Avrupa araç satışından sorumlu tutulan Youxing, şimdi BYD’nin yeni üretim bölgesi olan Türkiye’de çalışmalarını sürdürecek. Ülkemizde kurulan şirketin müdürü olaran tayin edilen Youxing, ülkemizde gerçekleşecek tüm faaliyetten sorumlu olacak.

Ayrıca Ticaret Sicil Gazetesi’nde görünen BYD’nin en kıdemli yöneticilerinden olan Stella Li de Müdürler Kurulu Başkanı olarak görev alacak. BYD’nin kuruluşundan beri şirket bünyesinde yer alan Li, şimdiye kadar şirketin Amerika CEO’su olarak görülmüştü. Ancak artık BYD’nin Türkiye operasyonlarında görev alacak.

byd-turkiye-sirket-kurdu-3

Ülkemizde elektrikli otomobil üretimine ek olarak araç parçası da üretmeyi planlayan BYD, ihracat ve ar-ge gibi çalışmalarını da Manisa’da kurulacak olan tesisinden gerçekleştirecek. Bakalım BYD’nin Türkiye’de üretim yapması pazarı nasıl etkileyecek?

Siber zorbalık ile mücadele dijital çağın karanlık yüzüne karşı çözüm yolları

0

Dijital teknolojiye eşlik eden kazanımlara ve fırsatlara çok fazla vurgu yapılıyor. İnternet Bağımlılığının karanlık tarafını, gençlerin yaşamları üzerindeki kapsamlı sonuçlarını keşfetmek için acil ihtiyaç devam ediyor.

Siber zorbalık ile mücadele

Sosyal medya kullanımı, oyun oynama ve yayın akışı gibi çevrimiçi etkinlikler günümüzün dijital çağında normalleştiriyor. Bu da sağlıklı etkileşim ile bağımlılık davranışı arasında ayrım yapmayı zor hale getiriyor. Malezya İstatistik Dairesi’ne (DOSM) göre, Malezya ulusal internet kullanımında yüzde 66,60’tan (2014) yüzde 97,70’e (2023) önemli bir artış gösterdi. İnternet kullanıcılarının en yüksek yüzdesi (yüzde 99,60) 20-39 yaşlarındaki bireylerdi.

2022 Çevrimiçi İnternet Anketi (IUS), internet kullanıcılarının yüksek yüzdesinin ergenlik çağındaki bireyler (yüzde 16,10) oldu. Ayrıca 20’li yaşlardaki bireyler (yüzde 15,30) ve 30’lu yaşlardaki bireyler (yüzde 13,70) oldu. Ortalama şekilde, bu kişiler günde 18 saat veya daha fazla zamanı internette geçiriyor. Benzer şekilde, Chor ve ark. (2020) tarafından yürütülen kesitsel bir çalışma, 10-19 yaş aralığındaki 921 katılımcının yüzde 56,4’ünün internete bağımlı olduğunu buldu.

Kontrolsüz aşırı internet kullanımı bağımlılığa yol açıyor. Başlangıçta, sosyal medya gibi dijital alanlarla etkileşim kurulması, rahatlama ve keyif sağlayan zararsız bir hobi olarak hizmet ediyor. Ancak, hobiler özellikle çocuklar ve gençler arasında bağımlılığa dönüştüğünde, refahları için olumsuz etkiler ortaya çıkıyor. Gençler arasında IA’nın sosyal riskleri İnternet, günümüzde birçok genç için gerçeklikten kaçışın favori yolu haline geldi. Akademik veya iş baskısı, aile veya ilişki sorunları vb. stresinden kurtulmak için bir başa çıkma mekanizması olarak hizmet ediyor.

Wang ve ark. tarafından yapılan çalışma 12-18 yaş aralığındaki 1.044 çocukluk travması geçiren öğrenciyi kapsadı. Bu, 473’ünün (yüzde 45,6) IA’ya sahip olduğu ve bu oranın yüksek olduğunu gösteriyor.

IA’nın geçişi, sosyal medyanın rahat şekilde keyfini çıkarmanın zorlayıcı, zararlı davranışa dönüşmesi kritik önemde. Hayatın diğer yönlerini gölgede bırakması ve refahları, ilişkiler, günlük işleyişleri üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor. Siber zorbalık ile mücadelede ebeveynler ve gençlerin önlemler alması gerekiyor.

Yapay zeka tabanlı trafik radar sistemi!

İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kullanılacak olan dünyanın ilk yapay zekâ tabanlı trafik radar sistemi Trafidar, Cube Incubation’da hayata geçti.  2014 yılında Cube Incubation’da faaliyetlerine başlayan ve Teknopark İstanbul’da, uzaktan algılama teknolojileri konusunda uzmanlaşmış bir yüksek teknoloji girişimi olan Radarsan Sensör füzyonu, Radar ve Yapay Zeka(Derin Öğrenim) projelerine odaklanıyor. Şirket ayrıca “Sense.Know.Act” sloganıyla katma değerli, ihracata yönelik Ar-Ge projeleri üzerine çalışıyor.

Dünyanın ilk doğuştan yapay zeka tabanlı trafik radar sistemi: Trafidar

Radarsan’daki çalışmaları hakkında bilgi veren Radarsan Genel Müdürü Serhat Doğan, “Yerli ve milli imkanlarla tasarladığımız dünyanın ilk doğuştan yapay zeka tabanlı trafik radar sistemi olan Trafidar, odak ürünümüz. Radarsan’ın 10 yıllık Ar&Ge çalışmaları sonucunda geliştirdiği Yapay Zeka Platformu’nun en önemli ürünlerinden biri olarak öne çıkıyor. Trafidar, Savunma Sanayi Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı ortak projelendirilmesi çerçevesinde sahadaki kullanıcı ihtiyacına binaen geliştirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından kullanılacak olan bu sistem, teknik istekler dokümanı ile tanımlanan yüksek doğruluk oranlarıyla karayollarında gece-gündüz ve hava koşullarından bağımsız olarak dört şeride kadar olan araçların hızını, plakasını, markasını, modelini, tipini, konumunu ve rengini tespit ederek PolNet’e iletiyor.” dedi.

Mobil Araç / Olay Algılama Sistemi : ManPro

Serhat Doğan sözlerine şöyle devam etti: “Geliştirilen yapay zeka platformunun bir başka stratejik ürünü ise ManPro’dur. ManPro İHA’ların kırsalda yaptığı fonksiyonun bir benzerini şehir merkezlerinde yaparak terörle mücadele, istihbarat, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelede kullanılmaktadır.

Dijital Üretim Otonom Kalite Kontrol Sistemi : CoVision

Doğan, “Savunma sanayi, otomotiv ve endüstride seri üretim hatlarında dijitalleşme ve kalite kontrol yapan kendi alanının öncü sistemi sayılabilecek CoVision ise otonom ve uzaktan algılama yöntemleriyle derin öğrenim yapay zeka görüntü işleme teknikleri kullanılarak geliştiriliyor. CoVision, insan gözüyle yapılan tüm kontrolü otonom hale getirerek ölümcül kazalara neden olabilecek üretim kaynaklı hataları önleyerek kalite kontrol süreçlerini hızlandırıyor, maliyetin düşmesini sağlıyor. Dünyanın en iyi üretim sistemi olarak adlandırılan Toyota Üretim Sisteminde 2018 yılı itibarıyla araçların üretim kalitesi CoVision’a emanet. Radarsan, sivil sektörde edindiği bu tecrübeyi halihazırda başladığı Savunma Sanayii üretimlerine aktararak üretim kaynaklı hataları fabrika içerisinde yakalayarak güvenlik güçlerine sahadaki ihtiyaç durumunda en iyi koşulda çalışan sistemleri göndermeyi, Yapay Zeka tabanlı insandan bağımsız karar metodlarıyla parça özelinde kanıta dayalı izlenebilirlik sistemi kurmayı, projelerdeki en büyük maliyet kalemlerinden biri olan Entegre Lojistik Destek (ELD) maliyetini minimize etmeyi, ihracatta Made in Türkiye algısına kaliteli ürünün müşteriye gitmesini sağlayarak pozitif katkı sağlamayı hedeflemektedir.” dedi.

Google, Pixel 9 ile yepyeni bir özellik sunuyor!

0

Son günlerde Google Pixel 9 hakkında pek çok sızıntı yaşanıyor. Son olarak, cihazın yeni bir reklamı sızdırıldı. Bu reklam, yeni bir özelliği gözler önüne seriyor: ‘Beni Ekle’. Bu özellik sayesinde, çekilirken kadrajda bulunmadığınız herhangi bir grup fotoğrafında yer alabiliyorsunuz.

Android Headlines tarafından OnLeaks aracılığıyla paylaşılan ve YouTube’dan kaldırılan reklamda, Pixel 9 ile iki arkadaşının bir minibüsün önünde fotoğrafını çeken bir kişi görülüyor. Fotoğrafı çektikten sonra, fotoğrafçının yer değiştirip minibüsün önünde arkadaşlarıyla birlikte poz vermesi gösteriliyor. Ancak Pixel 9’un ekranında, arkadaşlarının hayalet gibi görüntüsü fotoğrafçının yanında beliriyor. Arkadaşı fotoğrafı çekiyor ve bir anda fotoğrafçının, arkadaşlarıyla birlikte fotoğrafta olduğu görülüyor.

Reklamdaki kullanıcı arayüzüne bakılırsa, Google Pixel 9 aynı arka plana sahip iki görüntüyü birleştirerek fotoğrafta olmayan veya fotoğrafı çekmeye gönüllü olan birini grup fotoğrafına eklemenizi sağlıyor.

Bu oldukça etkileyici bir özellik ve Google’ın Pixel 9’u 13 Ağustos’ta tanıtmasıyla birlikte bu özelliği görmek için sabırsızlanıyoruz. Diğer özellikler arasında Google’ın Gemini asistanı ve ekran görüntülerinizi aramanıza yardımcı olan ‘Pixel Screenshots’ yer alıyor. Ayrıca, başka bir sızdırılan reklam, Magic Editor’ün bir yükseltmesini gösteriyor; bu özellik, bir komutla fotoğrafın arka planını değiştirmenize olanak tanıyor.

Google Pixel 8 Pro'nun yüzle kilit açma sistemi başarısız oldu!

‘Beni Ekle’, Google’ın Pixel ve Fotoğraflar kullanıcıları için sunduğu birçok diğer araç gibi, gerçek ile sanal arasındaki çizgiyi bir kez daha bulanıklaştırıyor. Geçen yıl şirket, Magic Eraser’ı tanıttı; bu özellik, fotoğraftan birini anında çıkarmanızı sağlıyordu. Ayrıca, son zamanlarda Best Take adlı bir özellik de sunuldu; bu özellik, gözleri kapalı olan bir kişinin yüzünü, son çekimlerden biriyle değiştirebilmenizi sağlıyor.

Google’ın bu yenilikçi özellikleri, kullanıcı deneyimini daha da geliştirmeyi amaçlıyor ve Pixel 9 ile birlikte gelen ‘Beni Ekle’ özelliği, bu doğrultuda atılmış önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Katlanabilir telefonlar mobil teknolojinin yeni trendi

0

Katlanabilir telefonlar, fütüristik bir konsept olmaktan teknoloji dünyasında ana akım bir gerekliliğe hızla geçiyor. Bu cihazlar tüketicilerin hayal gücünü ve cüzdanlarını ele geçirerek güçlü bir pazar kabulü ve talebi olduğunu gösteriyor. Bu telefonlar artık akıllı telefonlar ve tabletler arasındaki boşluğu kapatıyor. Gerektiğinde daha büyük bir ekran sağlayarak üretkenliği artırıyor.

Katlanabilir telefonlar yeni trend

Katlanabilir telefonların geniş ekranı, eğlence sağlıyor. Onları film izlemek, oyun oynamak ve fotoğraflara göz atmak için ideal hale getiriyor. Bu telefonlar, katlandığında kompaktlık sağlıyor. Böylelikle açıldığında daha büyük bir ekran gibi pratik avantajlar sağlıyor. Bu, benzer görünümlü cihazlarla doymuş bir pazarda öne çıkıyor.

Bir zamanlar yalnızca bilim kurgu filmlerinde gördük. Ancak fütüristik bir konsept olan bu telefonlar, hızla yenilikten zorunluluğa dönüştü. Son birkaç yıldır, bu yenilikçi cihazlar tüketicilerin hayal gücünü ve cüzdanlarını ele geçiriyor. Ayrıca mobil teknolojide yeni bir çağın habercisi oldu. Böylelikle bu telefonlar popülerlik kazanmaya devam ediyor. Neden mobil cihazların geleceğini temsil ettiklerini ve geleneksel akıllı telefonlara kıyasla nasıl belirgin avantajlar sunduklarını keşfetmeye değer.

Bu telefonların yolculuğu çekingen adımlarla başladı. İlk modeller şüphecilik ve teknik zorluklarla karşı karşıyaydı. Ancak Samsung, Huawei, Oppo ve Honor gibi büyük oyuncular tasarımlarını ve teknolojilerini geliştirmeye devam etti. Günümüzde bu telefonlar yalnızca işlevsel değil. Aynı zamanda şık ve sağlamdır ve geniş bir kitleye hitap ediyor. Bu telefonlar artık çok yönlülükleri ve fütüristik çekicilikleri nedeniyle takdir ediliyor.

Bu telefonlar akıllı telefonlar ve tabletler arasındaki boşluğu dolduruyor. Böylelikle gerektiğinde daha büyük bir ekrana genişleyen kompakt bir form faktörü sağlıyor. Bu ikili işlevsellik, üretkenlik için bir oyun değiştirici. Ayrıca kullanıcılar, hızlı görevler ve aramalar için standart bir telefon modundan okuma, çoklu görev ve daha karmaşık etkileşimler için bir tablet moduna zahmetsizce geçebiliyor. Daha büyük ekran alanı, daha iyi çoklu görev olanağı sağlar ve bazı modeller aynı anda birden fazla uygulamayı bile destekliyor. Profesyoneller için bu, belgeler, e-postalar ve görüntülü görüşmeler üzerinde aynı anda çalışmak, verimliliği ve rahatlığı artırmak anlamına geliyor.

Apple, Hindistan’da iPhone 16 Pro üretecek!

0

Apple, iPhone Pro modellerini Hindistan’da üretmeye başlıyor ve bu, iPhone 16 Pro ile başlayacak.

Şimdiye kadar, yalnızca Pro olmayan modeller yerel olarak üretilmişti. Moneycontrol’a göre Apple, amiral gemisi modellerinin üretimine bu mali yıl içinde başlayacak ve üretimi Foxconn gerçekleştirecek. Apple, Pro modellerinin yerel üretimini birkaç yıldır değerlendiriyordu.

Bu yıl, şirket Hindistan’da monte edilen iPhone 16 Pro modellerinin lansman sonrası ülkede bulunabilirliğini sağlamayı hedefliyor. Ancak, fiyatların ithal modellerden daha düşük olması beklenmiyor. Geçen yıl Apple, Hindistan’da üretilen iPhone 15 birimlerini, küresel satışların ilk gününde Hintli müşterilere sundu.

Başlangıçta, temel iPhone 15 modelleri Hindistan’da üretildi, ardından iPhone 15 Plus Pegatron tarafından üretildi. Tamil Nadu, Sriperumbudur’daki Foxconn tesisi, yakında iPhone 16 Pro modelleri için ‘yeni ürün tanıtımı’ sürecine başlayacak ve telefon piyasaya sürüldüğünde seri üretime geçecek.

iPhone 16 serisinin ilk aşamasında, Pro ve Pro Max modellerinin ithal edilmesi muhtemel. Ancak, Hindistan’da üretilen Pro modelleri, bu mali yıl içinde bulunabilir olacak.

Apple, Hindistan’ın akıllı telefon pazarında şu anda yüzde 6’lık bir paya sahip ve 2023’te akıllı telefon gelir payında yüzde 23 ile Samsung’u geride bıraktı. 2023’te Hindistan’a 10 milyonun üzerinde iPhone sevk etti, bu sayı 2022’de 6 milyondu. Eylül ayında piyasaya sürülmesi beklenen iPhone 16 serisine yüksek talep bekleyen Apple, 2024 için 90 milyon iPhone 16 cihazı hazırlıyor, bu da iPhone 15 serisine göre yüzde 10’luk bir artış.

Hindistan’da, Apple, Foxconn ve Tata Electronics aracılığıyla amiral gemisi iPhone cihazlarının üretimini önemli ölçüde artırdı. Tata, Wistron operasyonlarını devraldı ve Chennai yakınlarındaki bir iPhone üretim tesisini de içeren Pegatron’un Hindistan operasyonlarını satın alıyor.

Apple, önümüzdeki 3-4 yıl içinde tüm iPhone’larının dörtte birini Hindistan’da üretmeyi hedefliyor, şu anda bu oran yüzde 14.

Son raporlar, Apple’ın, hükümetin daha fazla tedarik zinciri çekme çabalarıyla teşvik edilerek Foxconn aracılığıyla Hindistan’da iPad üretimini yeniden başlatmayı da düşündüğünü öne sürüyor. Ayrıca, Apple gelecek yılın başlarında Hindistan’da AirPods üretimine başlamayı planlıyor.

Yapay zeka ve istihdam iş dünyasının geleceğini nasıl şekillendirecek?

0

2025 yılına kadar yapay zekanın yaklaşık 85 milyon işi ortadan kaldıracağı ancak 97 milyon yeni iş yaratacağı tahmin ediliyor. Yaratıcı becerileri teknik ve yumuşak becerilerle birleştiren çalışanlara hala ihtiyaç duyulacak. Özetle, kurumsal değerler ve müşteri ihtiyaçları doğrultusunda teknolojinin gelişimine rehberlik edecek.

Yapay zeka ve istihdam etkileri

Sorumlu iş kararları muhtemelen hala insanlar tarafından alınacak. Yapay zeka analizler ve öneriler sağlayacak ancak sorumluluk hala insanlara ait olacak. Takım kurma, ilişki kurma, yaratıcılık ve empati gibi yumuşak beceriler halen insanların alanı olacak. Yapay zekanın iş piyasası üzerinde büyük bir etkisi olsa da bazı şeyler değişmeyecek.

Birçok şirket otomasyon yoluyla maliyet düşürme vaadiyle baştan çıktı. Ancak uzun vadeli bir strateji düşünmeye değer. İkisinin birleşimi daha iyi sonuç verecek. Sonuçta, işin geleceğinde yapay zeka, basit görevleri otomatikleştirmek ve bir şirketin ve çalışanlarının en büyük varlığı olan şeyi geliştirmek için yapay zekayı kullanmak anlamına geliyor.

İşletmelerde yapay zekayı uygulamak yalnızca bir teknoloji meselesi değil. Her şeyden önce insanların ve onların becerilerinin geliştirilmesi meselesi. Bu nedenle çalışanların yeni araçları etkili bir şekilde kullanabilmeleri için becerilerini geliştirmeye yatırım yapmak hayati önem taşıyor. Bu nedenle yapay zeka ve istihdam konusunda endişeler devam edecek.

Şirketler halihazırda veri analistleri, yapay zeka uzmanları ve bilgi güvenliği profesyonellerine yönelik güçlü bir talep olduğunu bildiriyor. Bu profesyoneller için iş ilanlarının sayısı son iki yılda ortalama yüzde 17 arttı. Aynı zamanda, tüm çalışanlar için eğitim ihtiyacı daha acil hale geliyor. İş gücünün yüzde 60’ının 2027’ye kadar buna ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor.

Eğitim, hem yapay zeka araçlarının teknik kullanımına hem de yapay zeka ile etkili bir şekilde çalışmak için gereken yumuşak becerilerin geliştirilmesine odaklanmalı. İşyerinde yapay zekayı kullanmak için çalışanların şunları öğrenmesi gerekiyor:

  • İstemler ve “doğal dil programlama” dahil olmak üzere yapay zeka ile etkili bir şekilde iletişim kurmak.
  • Yapay zeka önerilerini eleştirel bir şekilde değerlendirmek.
  • Teknolojinin sınırlamalarını anlamak.
  • Yapay zeka sistemleri tarafından yapılan hatalarla başa çıkmak.

Seagate’ten yüksek kapasiteli depolama çözümü!

Verilerin egemen olduğu çağımızda Seagate Technology, Isı Destekli Manyetik Kayıt (HAMR-Heat Assisted Magnetic Recording) teknolojisiyle çığır açan bir sabit disk platformu olan Mozaic 3+’ı geliştirerek ileriye doğru dev bir atılım gerçekleştirdi. Bu yenilik, şimdiden plak başına 3TB+’ya ulaşarak yakın gelecekte 4TB+ ve 5TB+ için planlanan alansal yoğunlukları daha önce benzeri görülmemiş seviyelere taşıyor.

Mozaic 3+™ nedir?

Mozaic 3+™ nedir?

Mozaic 3+™, Seagate’in benzersiz HAMR uygulamasını içeren ve 3TB/disk ve üzeri benzeri görülmemiş alan yoğunluklarında büyük kapasiteli depolama sağlayan bir sabit disk platformu.

Seagate‘in Exos ürün ailesine güç veren Mozaic 3+ platformu, hiper ölçekli bulut depolamada devrim yaratacak Exos 30TB+ ürünleri ile sektör lideri kapasite değerleri sunuyor. Bu gelişme, şirketlerin aynı ayak izinde daha fazla veri depolamasına olanak tanıyarak, kapasiteyi geleneksel 16TB sürücülerden etkili bir şekilde iki katına çıkarıyor.

Mozaic 3+’ı sektördeki zorlukları ele alırken rakiplerinden ayıran şey, depolama verimliliğini artırma kabiliyeti. Sürdürülebilirliğe odaklanan platform, geleneksel sürücülere kıyasla terabayt başına güç tüketiminde %40’lık bir iyileşme ve terabayt başına somut karbonda %55’lik bir azalma sağlıyor.

Benzersiz Alan Yoğunlukları: Mozaic 3+, bir zamanlar düşünülemez olan yoğunluklara sahip olup veri merkezleri ve depolama mimarileri için yeni bir yetenekler çağını başlatıyor.

Sanatsal Mühendislik: Nobel ödüllü teknoloji ve bir dizi nano ölçekli atılımla tasarlanan Mozaic’in bir sanat eseri olduğunu söylediğimizde ciddiydik. Gezegendeki en gelişmiş kayıt teknolojileri ve malzeme bilimi ile geliştirilen bu teknoloji, dijital çağda insanoğlunun yaratıcılığının bir kanıtı olarak duruyor.

Mozaic 3+™’ın Seagate Müşterilerine Sunduğu Avantajlar Neler?

Seagate Mozaic 3+™

Alan yoğunluğunda elde edilen kazanımlar sayesinde, Mozaic özellikli sabit diskler aşağıdaki konularda büyük avantajlar elde etmenize yardımcı olabilir:

  • Alan ve Maliyet Verimliliği: Mozaic 3+, veri merkezi operatörlerinin aynı alanda daha fazla eksabayt depolamasına olanak tanır ve bu da satın alma ve işletme maliyeti dahil olmak üzere büyük TCO (Toplam Satın Alma Maliyeti) tasarruflarına dönüşür. Bunun yanında, her zamanki gibi son derece sağlam performans ve güvenilirliğin keyfini de çıkarabilirsiniz.
  • Çevresel Etki: Aynı güvenilir 3,5 inç form faktöründe benzersiz yoğunluklara ulaşabilen Mozaic 3+ teknolojisi Dünya’nın doğal kaynaklarını daha az tüketir ve sürdürülebilir bir depolama geleceğine katkıda bulunur.

Mozaic 3+™ Platformu Hangi Teknolojilerle Geliştirildi?

Mozaic 3+™ Platformu Hangi Teknolojilerle Geliştirildi?

Önemli bazı inovasyonlardan da bahsetmek gerekirse;

  • Superlattice Platin Alaşımlı Malzeme: Mozaic 3+, hassas veri yazma ve benzeri görülmemiş bit kararlılığı için manyetik kararlılığı artıran öncü bir demir- platinyum süper kafes yapısı kullanıyor.
  • Plazmonik Yazıcı: Nanofotonik lazer içeren devrim niteliğindeki yazıcı, medya yüzeyine güvenilir veri yazılmasını sağlayarak platformun eşsiz HAMR implementasyonuna katkıda bulunuyor.
  • Gen 7 Spintronik Okuyucu: Mozaic 3+, dünyanın en küçük ve en hassas manyetik alan okuma sensörlerinden birini içeriyor ve verimli veri okuma için kuantum teknolojisini kullanıyor.
  • 12nm Entegre Denetleyici: Platform, önceki çözümlere kıyasla 3 kata kadar daha fazla performans sağlayan, şirket içinde geliştirilmiş entegre bir denetleyiciye (SOC) sahip.

Bu Platform Hangi Pazarları Etkileyecek?

Veri merkezlerinin de ötesinde Mozaic 3+ depolama teknolojisi kurumsal, uç, NAS, video ve görüntüleme uygulamaları (VIA) dahil olmak üzere çeşitli pazarları etkileyecek.

Seagate’i Bulunduğu Sektörde Öne Çıkaran Prensipler Nelerdir?

Seagate’in Türkiye, Körfez Ülkeleri ve Kuzey Afrika Ülke Müdürü Okan Horasan firmanın güvenlik prensipleri ve kapsayıcılığı hakkında şunları söyledi:

“Seagate olarak, müşterilerimize en üstün ürünleri ve hizmeti sunmak için sürekli çaba gösteriyoruz. Kritik öneme sahip verilerin güvenliğini en üst düzeye çıkarmak, Seagate’in temel önceliğidir. Yenilikçilik, bütünlük ve kapsayıcılık ilkelerimiz, veri yönetiminde lider olmamızı sağlayan temel taşlardır. Geniş ürün yelpazemiz sayesinde veri merkezleri ve kurumsal tüketicilerden güvenlik endüstrisine, oyunculardan bulut hizmeti sağlayıcılarına kadar birçok sektöre hitap edebiliyoruz. Seagate olarak yapay zeka, bulut ağ operasyon merkezi, nesnelerin interneti, yüksek performanslı bilgi işlem, sanallaştırma, veri yedekleme ve kurtarma, veri görüntüleme, medya içeriği düzenleme ve barındırmaya dayalı kritik kullanım durumları için veri yönetimi konusunda yılların deneyimine sahibiz ve gelirimizin büyük bir bölümünü sürekli olarak araştırma ve geliştirmeye ayırıyoruz. Bu sayede, Mozaic 3+ gibi önemli bir inovasyonu ortaya koyarken, kapasite öncüsü ürünler geliştiriyor, pazar liderliğimizi perçinleyecek iş birlikleri ile Seagate müşterileri için güvenilir veri depolama ve yönetim çözümleri sunabiliyoruz.”

Seagate’in Müşterilerine Sunduğu Diğer Avantajlar Neler?

Seagate veri güvenliği konusunda müşterilerinin yanında olmayı sürdürüyor. Türkiye’de distribütör garantili Seagate ürünlerini satın alan müşteriler beş yıllık sınırlı ürün garantisi ve üç yıllık dahili Rescue Data Recovery Services* (Rescue Veri Kurtarma Hizmetleri)’den yararlanabiliyor. Üstelik Health Management* özelliği de önleme, müdahale, kurtarma seçeneklerine odaklanarak veri depolamanızı korumanıza aktif olarak yardımcı oluyor. Distribütör garantili ürünler, yasal kanallardan ithal edilen orijinal ürünler olduğundan, garanti başta olmak üzere diğer avantajlar (*ürüne göre değişiklik gösterebilir, lütfen seagate.com.tr’den inceleyiniz.) da geçerlidir. Bu bağlamda, ürünlerde herhangi bir sorun yaşandığında doğrudan firmanın kendisiyle iletişime geçilebiliyor. Seagate’in Türkiye’deki yetkili distribütörleri ise Koyuncu, Arena ve TD Synnex.

Seagate müşterilerine sunulan hizmetler

Bilindiği gibi grey-paralel ithalatla gelmiş, distribütör garantisi dışındaki ürünlerde markanın herhangi bir garanti yükümlülüğü bulunmuyor ve olası bir arıza durumunda müşterinin yasal garanti hakkı da olmuyor. Ayrıca, Seagate veri kaybetme riski sebebiyle bu ürünlerin tercih edilmemesini de önemle vurguluyor.

Seagate hakkında daha fazla bilgiyi Seagate Türkiye websitesi ile resmi sosyal medya kanallarında bulabilirsiniz: YouTube, X, Instagram, Facebook ve LinkedIn.

Mozaic Teknolojisi hakkında daha fazla bilgi için videoyu izleyebilir ya da Mozaic 3+ Platformu | Seagate Türkiye web sayfasını inceleyebilirsiniz.

NASA astronotundan, Olimpiyat sporcularına jest!

Halihazırda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) bulunan Williams ve diğer NASA astronotları, olimpiyat ruhunu mikro yerçekimi ortamında jimnastik hareketleri ve taklalar atarak yaşattı.

Paris’in 400 kilometre yukarısında gerçekleşen bu etkinlikte, disk atma, gülle atma ve ağırlık kaldırma gibi olimpiyat temalı faaliyetler gerçekleştirildi.

NASA, bu aktivitelerin videosunu paylaşarak, “Oyunlar başlasın! Bugün dünyanın dört bir yanından sporcular, 2024 Olimpiyatları’nı başlatmak için bir araya geliyor; sınırları zorluyor ve nesillere ilham veriyor. Eğer bir olimpiyat sporcusu olsaydınız, hangi sporu yapardınız?” şeklinde bir tweet attı. Astronotlar, Dünya’nın yerçekimine meydan okuyarak yarışan sporculara iyi dileklerini ilettiler.

Williams’ın, uzayda jimnastik yaparken yüksek moralde olduğu görüldü. Astronotlar, dönüş araçları Boeing Starliner’daki sorunlara rağmen bilimsel çalışmalarına devam ediyor ve güvende olduklarını belirtiyorlar. NASA, ISS’deki dokuz astronotun iyi durumda olduğunu ve morallerinin yüksek olduğunu açıkladı.

NASA yetkilileri, ISS’de bağlı olan ve arızalı olan Boeing Starliner üzerinde bir “sıcak test” gerçekleştirdi. Test sonuçları, iticilerin maksimum itme değerlerinde çalıştığını ve helyum sisteminin stabil olduğunu gösterdi. NASA, Starliner’ın güvenli bir şekilde Dünya’ya dönebileceği konusunda umutlu.

Görev Güncellemesi

Sunita Williams ve ekip arkadaşı Butch Wilmore, 6 Haziran’da 10 günlük bir görev için ISS’ye ulaştı. Ancak, Starliner’ın arızası nedeniyle geri dönemiyorlar. Boeing, Starliner’ın maksimum doksan gün bağlı kalabileceğini bildiriyor, bu da sorunun çözülmesi veya alternatif bir dönüş planının yapılması için altı haftadan az bir süre kaldığı anlamına geliyor. SpaceX’in Crew Dragon’u veya Rusya’nın Soyuz’u gibi beklemede olan uzay araçları, ISS’de yedek seçenekler olarak bulunuyor.

Başarılı “sıcak test” sonrasında, NASA ve Boeing sonuçları değerlendiriyor. Sunita Williams ve Butch Wilmore’un, yeni bir astronot ekibi gelmeden önce Dünya’ya dönebileceği umudu var.

Bu yeni ekip, 18 Ağustos’tan sonra SpaceX’in Falcon-9 roketi ve Crew Dragon ile fırlatılacak.

İGA İstanbul Havalimanı’nda yeni atama!

0

İGA İstanbul Havalimanı tarafından yapılan açıklamada, Mehmet Yasir Koca’nın 18 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CFO) olarak göreve başladığı duyuruldu. Koca’nın İGA ve iştiraklerinin mali işlerinin yönetiminden sorumlu olacağı belirtildi.

Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nden Yüksek Şeref öğrencisi olarak mezun olan Mehmet Yasir Koca, master derecesini London Business School’da tamamladı. Çalışma hayatına 2013 yılında Garanti Bankası’nda Yatırım Bankacılığı alanında başlayan Koca, PwC, UniCredit, YDA Group firmalarında finans alanında yönetim görevleri üstlendi. 2017-2022 yılları arasında Kalyon Holding Kurumsal Finans Başkanlığı görevini yürüten Mehmet Yasir Koca, 2022 yılından bu yana Kalyon Enerji’de CFO (Finans ve Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı) olarak görev yaptı.

Lenovo’nun yeni CTO’su Dr. Tolga Kurtoğlu oldu

Dünyanın en büyük bilgisayar üreticilerinden Lenovo, bugün yaptığı resmi açıklama ile Dr. Tolga Kurtoğlu’nun şirketin yeni CTO’su olarak göreve başladığını açıkladı. Kurtoğlu, bu önemli görevi Dr. Yong Rui‘dan devraldı ve teknoloji dünyasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Lenovo’nun yeni CTO’su Kurtoğlu, daha önce HP’de CTO’lukHP Labs Global başkanlığıXerox Palo Alto Araştırma Merkezi CEO’luğuve Dell’de ürün geliştirme grubu liderliği gibi üst düzey pozisyonlarda görev almış bir isim. Özellikle otomasyon, makine zekası, sistem mühendisliği ve 3D/dijital üretim alanlarında geniş bir bilgi birikimine sahip olan Kurtoğlu, bu alanlarda çok sayıda patente sahip olup, birçok akademik makale yayımlamıştır. Bu birikim ve deneyimiyle, Lenovo‘nun teknoloji alanındaki yenilikçi çalışmalarına önemli katkılar sunması bekleniyor.

Lenovo Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yuanqing Yang, bu atamayla ilgili olarak, “Donanım, yazılım ve yapay zeka teknolojilerindeki deneyimi, inovasyon liderliğimizi ve ‘Herkes için Daha Akıllı Yapay Zeka’ odağımızı daha da güçlendirecek,” diyerek, Kurtoğlu’nun şirkete katılımından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Dr. Tolga Kurtoğlu ise bu önemli görevle ilgili yaptığı açıklamada, “Lenovo’yu inovasyona olan cesur bağlılığı nedeniyle uzun zamandır takdir ediyorum. Tüm tüketicilerin ve şirketlerin yapay zekanın potansiyelini yakaladığı bir dönemde, Lenovo’nun portföyünün gelişimini hızlandırmak ve sektörleri dönüştüren, bireyleri güçlendiren güçlü, esnek ve aynı zamanda sorumlu yapay zeka çözümleri sunmak için dünyanın dört bir yanındaki araştırma ekipleriyle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum,” ifadelerini kullandı.

Makine öğrenmesi geleceğin teknolojisini şekillendiriyor işte bilmeniz gerekenler

0

Makine Öğrenmesi (ML) ve Yapay Zeka (AI) artık sadece bilimkurgu filmleriyle sınırlı değil. Gerçek dünyada, zaten buradalar ve geleceğimizi farkına bile varamayacağınız şekillerde şekillendiriyor. Özellikle Makine Öğrenimi, en acil sorunlarından bazılarına çözümler sunarak birçok sektörde devrim yarattı.

Makine öğrenmesi ve geleceğin teknolojileri

Rutin görevlerin otomatikleştirildiği ve çalışanların daha karmaşık ve değerli görevlere odaklanabildiği bir işyeri hayal edin. Envanter ihtiyaçlarını tahmin edebilen, müşteri sorularını doğru bir şekilde öngörebilen işletme artık hayal değil. İşletmeler, Makine Öğreniminin gücünden yararlanarak operasyonlarını dönüştürüyor ve verimliliklerini hızla artırıyor.

Makine Öğreniminin deneyimlerden öğrenme konusundaki yeteneği sayesinde verimliliği artırıyor. İşletmeler, bir zamanlar zaman alan çeşitli görevleri otomatikleştiriyor. İster e-postaları sıralamak, ister faturaları işlemek ya da spam tespit etmek olsun, Makine Öğrenimi çözümleri devreye giriyor ve insan çalışanların yükünü alıyor. Böylece yüksek vasıflı işgücü, yaratıcılıklarını, problem çözme becerilerini ve insani dokunuşlarını gerektiren faaliyetlere katılmakta özgür kalıyor.

Ancak Makine Öğreniminin büyüsü otomasyonla bitmiyor. Bu teknolojinin parlaklığı tahmin yeteneklerinde yatıyor. Makine Öğrenimi algoritmaları, geçmiş satış verilerini inceleyerek gelecekteki envanter ihtiyaçlarını şaşırtıcı bir doğrulukla tahmin edebiliyor. Bu, artık maliyetli fazla stoklama veya zarar verici eksik stoklama olmadığı anlamına geliyor. Her ürün doğru şekilde stoklanıyor ve bu da operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırıyor.

Her başarılı işletmenin önemli bir ayağı olan müşteri hizmetleri, Makine Öğreniminin büyük bir sıçrama yaptığı bir başka alan.

Makine Öğrenimi iş dünyasını yeniden şekillendiren güçlü bir araç. Daha hızlı, daha verimli süreçlerin, gelişmiş müşteri hizmetlerinin ve daha akıllıca karar vermenin önünü açıyor. Dolayısıyla, geleceğe baktığımızda, Makine Öğreniminin iş verimliliğini yeni zirvelere taşımada çok önemli bir rol oynayacağı açık.

OpenAI iflas tehlikesiyle karşı karşıya!

OpenAI, yapay zeka alanındaki çığır açan çalışmalarıyla bilinen bir şirket, devasa işletme maliyetleri nedeniyle iflasın eşiğine geldiği iddia edildi. Şirketin, 2024 yılında 5 milyar dolarlık bir zararla karşı karşıya kalacağı ve mevcut durumda 12 ay içinde likiditesini tüketeceği belirtiliyor.

OpenAI İflas tehlikesi

OpenAI, özellikle Microsoft tarafından yapılan 13 milyar dolarlık yatırımla destekleniyor. Ancak ChatGPT gibi büyük dil modellerini çalıştırmanın maliyeti oldukça yüksek. Sadece ChatGPT’yi aktif tutmak günde 700.000 dolara mal oluyor. Bu maliyet, daha gelişmiş modellerle birlikte artış gösteriyor.Rapora göre, OpenAI yapay zeka modellerini eğitmek için 7 milyar dolar, personeli için ise 1,5 milyar dolar harcamayı planlıyor. Bu rakamlar, sektördeki diğer oyuncuların 2024 yılı için tahmin ettiği harcamaları oldukça aşıyor.

Gelir tarafında ise şirket, ChatGPT’den yılda 2 milyar dolar, dil modellerinden erişim ücretlerinden ise 1 milyar dolar gelir elde ediyor. Ancak bu gelirler, artan maliyetleri karşılamaya yetmiyor.

Yapay Zeka sektöründe denge değişiyor mu?

OpenAI İflas tehlikesi OpenAI’ın bu durumu, yapay zeka sektöründeki hızlı büyüme ve rekabetin gölgesinde dikkat çekiyor. Microsoft, Apple ve Nvidia gibi dev şirketlerin yapay zekaya yaptığı yatırımlar sonucu büyük kazançlar elde ettiği bir dönemde, bu haber sektördeki dengelerin değişebileceğine işaret ediyor.

Sektör uzmanları, OpenAI’ın durumu hakkında farklı görüşlere sahip. Bazıları, bu durumun yapay zeka sektörünün henüz emekleme aşamasında olduğunu ve bu tür iniş çıkışların yaşanabileceğini belirtiyor. Diğerleri ise, OpenAI’ın başarısız olması durumunda yapay zeka alanındaki inovasyonun yavaşlayabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

Gelecek ne getirecek?

OpenAI’ın geleceği, önümüzdeki aylarda yapacağı yeni yatırım arayışlarına ve sektördeki gelişmelere bağlı olacak. Şirketin bu zorlu süreci atlatıp atlatamayacağı, yapay zeka sektörünün geleceği için önemli bir soru olarak karşımızda duruyor.

Yapay zeka sanatı teknoloji ve yaratıcılığın benzersiz buluşması

Teknoloji, Stable Diffusion gibi yapay zeka modellerinden yararlanarak sanatı yeni bir aşamaya taşıyor. Yeni teknolojiler ile önemli çalışmalar, doğayla ilgili görüntüler, sesler, kokular, metinler ve iklim ölçümleri yapılıyor. En büyük veri setini içeren dünyanın ilk büyük doğa modeli de bunlar arasında yer alıyor.

Yapay zeka sanat eserleri ve sahiplik kavramı

Dünya Ekonomik Forumu tarafından görevlendirilen, yeni sanat ve teknoloji füzyonunu içeren iki önemli sanat eseri, Londra’daki Serpentine North Galerisi’nde sergilendi. Teknoloji, sanat dünyasını derinden etkiliyor ve sanatın nasıl olduğunu gösteriyor. Dijital araçlarla birlikte, sanatçılar olanaklarını ve sanatın ne olabileceğini genişleten bir dizi yeni teknik ve ortama sahip.

Ayrıca teknoloji, sanatçılara tarih boyunca özgün ifade biçimleri sağladı. Analogdan dijital yaratıma geçiş veya Empresyonizmin doğuşu gibi sanatsal hareketlerdeki büyük değişimleri örnek gösterebiliriz. Teknoloji ve bilimdeki gelişmeler sayesinde mümkün oldu. Bu gelişmeler, yaratıcı üretimin sınırlarını zorladı ve sanatçıların keşfetmesi için yeni ufuklar açtı. Teknoloji ile sanatçılar sanatsal ifadeye katkıda sağlıyor.

Sanatta teknoloji, geleneksel yaratıcılık biçimlerinin ötesine geçti. Yeni estetikler, sanal deneyimler, bilimsel kavramlar ve mantıksal akıl yürütmeler sunduğu için algıları zorlamada önemli bir rol oynadı. Böylelikle sanat ve teknolojinin birleşimi, yeni olasılıkları keşfetmeyi sağladı. İçinde yaşadığımız değişen dünyayı ve sanatçıların gelişimini ifade ettikleri yenilikçi yolları yansıtan sürükleyici deneyimler yaratmaya olanak tanıyor.

Çok az teknoloji, yapay zeka kadar geleceğimizi şekillendirme potansiyeli gösterdi. Tıptan mikrofinansa ve orduya uzanan alanlardaki uzmanlar, yapay zeka araçlarını değerlendiriyor. Bunların işlerini ve dünyalarını nasıl dönüştürebileceğini araştırıyorlar. Profesyoneller için yapay zeka, benzersiz bir dizi zorluk ve fırsat sağlıyor. Özellikle de algoritmaların büyük miktarda veriyi yeni içeriğe dönüştürmesi soruna neden oluyor.

Bu konu MIT Sanat Konseyi’nin (CAMIT) yıllık toplantısının bir parçası oldu. Bu toplantıda da yapay zeka ve sanatın birlikteliği gündeme geldi. Özellikle bu ikilinin bir arada yer aldığı çalışmalarda sahiplik kavramı karşımızda soru işareti olarak duruyor.

Samsung’un yeni orta seviye işlemcisi Exynos 1580 ortaya çıktı

0

Samsung, amiral gemisi Exynos 2500 çipsetine odaklanırken, orta seviye cihazlar için de güncellemeler yapmaya devam ediyor. Bu doğrultuda, Galaxy A56 modelinde kullanılacak olan Exynos 1580 işlemcisi, Geekbench‘te yapılan performans testleriyle gündeme geldi. Bu testler, yeni çipsetin ne kadar güçlü olacağını ve rakiplerine karşı nasıl bir konumda duracağını göstermesi açısından büyük önem taşıyor.

Exynos 1580, performans açısından oldukça dengeli bir yapı sunuyor. 1 adet 2.91GHz hızında performans çekirdeği3 adet 2.60GHz hızında orta çekirdek ve 4 adet 1.95GHz hızında verimlilik çekirdeği olmak üzere toplam 8 çekirdeklibir yapılandırmaya sahip. Bu yapı, özellikle çoklu görevler ve enerji verimliliği açısından kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor. Benzer çekirdek konfigürasyonu, Exynos 1480 modelinde de görülmüştü, bu nedenle Exynos 1580‘nin selefiyle benzer bir segmentte yer alması bekleniyor.

Geekbench testlerinde Exynos 1580tek çekirdek performansında 1.046 puançoklu çekirdek performansında ise 3.678 puan aldı. Exynos 1580 Bu skorlar, Snapdragon 888 ve Exynos 2100 gibi daha önce piyasaya sürülmüş çipsetlerle karşılaştırılabilir düzeyde. Ancak, yeni yonga seti, 2021’de tanıtılan Snapdragon 8 Gen 1‘in benzer testlerde aldığı 13xxve 4.3xx puanlarının gerisinde kalıyor. Bu durum, Exynos 1580‘nin halen en son amiral gemisi yonga setleriyle baş edebilecek güçte olmadığını gösteriyor. Ancak, Exynos 1480‘e kıyasla %17’lik bir tek çekirdek performansı ve %9’luk bir çoklu çekirdek performansı artışı sağladığı da göz ardı edilmemeli.

Exynos 1580‘nin resmi çıkış tarihi henüz açıklanmadı. Ancak Samsung’un Galaxy A5x serisi için geçmişteki lansman tarihleri göz önüne alındığında, Galaxy A56‘nın 2025’in ilkbaharında piyasaya sürülmesi bekleniyor. Samsung’un bu yeni işlemciyle kullanıcılarına nasıl bir deneyim sunacağı merakla bekleniyor. Şirketin, özellikle orta seviye segmentte rekabet gücünü artırmak için bu çipsette neler sunduğu, pazardaki konumunu etkileyecek önemli bir faktör olacak.

Çin yapay zeka yarışında ABD’ye rakip oluyor

Son haftalarda, Çinli teknoloji şirketleri Amerikan sistemleriyle rekabet edebilecek düzeyde gelişmiş yapay zeka teknolojilerini tanıttı. Bu yenilikler, hızla piyasaya sunularak tüketiciler ve yazılım geliştiriciler için erişilebilir hale geldi.Şanghay’da düzenlenen Dünya Yapay Zeka Konferansı‘nda, Kuaishou’nun kurucusu Qu Dongqi, Kling adını verdikleri yapay zeka teknolojisiyle oluşturulmuş bir video sundu. Kling, Amerikan startup’ı OpenAI’nin video üreten yapay zekası Sora‘ya benzer bir teknolojiye sahip. Ancak, Kling’in Sora’dan farkı, duyurulmasından kısa bir süre sonra geniş bir kitleye açılması oldu.

Bir diğer Çin yapay zeka girişimi olan 01.AI, sohbet botları geliştirmek için kullanılan Yi-Large Global SOTA LLM adlı büyük bir dil modelini tanıttı. Bu model, performans testlerinde Amerikan rakipleri GPT-4 ve Llama-3 ile aynı düzeyde puan almayı başardı.

Çin, yapay zeka alanında iddialı

2022’nin sonunda ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle ABD’de başlayan yapay zeka patlamasının ardından, Çinli şirketler de bu alanda hızlı bir ilerleme kaydediyor. Çinli geliştiriciler, açık kaynak kodu kullanarak mevcut yapay zeka teknolojilerini geliştirmek ve iyileştirmek için yoğun çaba harcıyor. Bu durum, Çin’in bu alanda lider bir konum elde etme amacını yansıtıyor.

ABD’nin ihracat kısıtlamaları, Çinli şirketlerin Nvidia’nın gelişmiş yapay zeka hızlandırıcılarına erişimini zorlaştırsa da, Çinli şirketlerin yazılım alanında Amerikan rakiplerini yakalaması mümkün görünüyor. ABD’de bazı kongre üyeleri, yapay zeka yazılımlarının ihracatını kontrol altına alacak bir yasa tasarısı hazırlarken, diğerleri ise açık kaynak teknolojilerinin kullanımını sınırlamaya çalışıyor. Ancak, bu tür kısıtlamaların, ABD’ye beklenen faydadan çok zarar verebileceği ifade ediliyor.

Çin’in bu alandaki ilerleyişi, ülkenin küresel yapay zeka pazarında önemli bir oyuncu olma yolunda kararlı adımlar attığını gösteriyor.