WhatsApp, Airdrop benzeri bir özellikte sona yaklaştı!

Bu özellik, Apple’ın Airdrop özelliğine benziyor ve şu anda WhatsApp Android uygulaması üzerinde test ediliyor; gelecekte iPhone kullanıcıları için de sunulması bekleniyor.

WABetaInfo tarafından yayınlanan raporda, TestFlight üzerinde mevcut olan iOS için en son WhatsApp beta sürümünde yeni bir “Yakındaki Paylaşım” özelliğinin bulunduğu belirtiliyor. Bu özellik, kullanıcıların fotoğrafları, videoları ve belgeleri yakınlarındaki kullanıcılarla uçtan uca şifreli bir bağlantı kullanarak kablosuz olarak paylaşmasına olanak tanıyacak. Dikkat çekici bir şekilde, bu özelliğin hem iOS hem de Android cihazlarda farklı çalışması bekleniyor.

Android kullanıcıları, yakınlarındaki kullanıcıları görebilirken iOS kullanıcılarının internet bağlantısı olmadan medya dosyalarını paylaşmak için bir QR kod taraması gerekecek. Bu özellik şu anda test aşamasında olup, Yakındaki Paylaşım özelliğinin kullanıcılar için ne zaman kullanılabilir olacağına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Buna ek olarak, WhatsApp’ın Android uygulaması için iki yeni özellik üzerinde çalıştığı bildiriliyor; cihaz üzerinde canlı mesaj çevirisi ve sesli mesajların canlı transkripsiyonu. WABetaInfo’nun başka bir raporuna göre, canlı çeviri özelliği WhatsApp’ın Android beta sürüm 2.24.15.8’de görüldü. Bu özelliğin cihaz üzerinde işlem yaparak mesaj verilerinin bir sunucuya gönderilmesi yerine kullanıcının cihazında kalmasını sağladığı söyleniyor. Bu yaklaşım, gizliliği ön planda tutarken, potansiyel olarak daha hızlı çeviri hızları sunuyor. Başlangıçta İngilizce ve Hintçe ile sınırlı olan bu özelliğin gelecekte daha fazla dili desteklemesi bekleniyor.

Meta Connect 2023 etkinliğinde tanıtılan yeni WhatsApp güncellemesi, beta sürümüyle birlikte heyecan verici bir yeniliği beraberinde getiriyor. 2.23.24.26 numaralı beta sürümünde ortaya çıkan yapay zeka destekli sohbet robotu özelliği, kullanıcıların günlük yaşamlarını ve iş süreçlerini daha kolay ve verimli bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyor. Sohbetler sekmesine eklenen yeni bir kısayol aracılığıyla erişilebilen bu özellik, kullanıcıların yapay zeka ile desteklenen sohbet robotlarına hızlı bir şekilde ulaşmalarını sağlıyor. Bu robotlar, çeşitli görevleri yerine getirme konusunda kullanıcılara yardımcı olacak, işleri daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde halletmelerine olanak tanıyacak. Beta sürümü şu an belirli bir kullanıcı kitlesine sunulmuş durumda, ancak WhatsApp'ın bu özelliği zaman içinde daha geniş bir kullanıcı kitlesine açmayı planladığı bildiriliyor. Ayrıca, yeni beta sürümüyle birlikte gelen diğer özellikler de dikkat çekici. Kullanıcılar artık kilitli sohbetlere erişim için özel gizli kodlar oluşturabilecekler. Ayrıca, iş ve kişisel iletişimi daha iyi ayırmak isteyen kullanıcılar için farklı profiller oluşturabilme imkanına da sahip olacaklar. WhatsApp'ın bu yenilikleriyle birlikte, kullanıcıların uygulama üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaları ve deneyimlerini özelleştirmeleri hedefleniyor. Güncellemenin tam sürümünün ne zaman yayınlanacağı ve tüm kullanıcılara açılacağı henüz belirsiz, ancak bu özelliklerin kullanıcıları bekleyişe geçirmiş durumda. WhatsApp'ın gelecekteki güncellemeleri merakla bekleniyor.

Ayrı bir gelişme olarak, WhatsApp sesli mesajlar için canlı transkripsiyon özelliğini de test ediyor. Bu özellik, WhatsApp’ın Android beta sürüm 2.24.15.5’te görüldü ve sesli mesajları tercih eden kullanıcılar veya erişilebilirlik ihtiyaçları olanlar için önemli bir yenilik olabilir.

WhatsApp, kısa süre önce sohbetler ve aramalar için ‘Favoriler’ filtresini kullanıma sundu. Bu favorileri arama sekmenizin üst kısmında bulabilir ve sohbetleriniz için bir filtre olarak kullanabilirsiniz.

Tüm bu yeni özellikler, WhatsApp kullanıcı deneyimini geliştirmeyi hedefliyor ve kullanıcıların gizlilik ve kullanım kolaylığına önem veren yenilikçi çözümler sunuyor.

Meta’nın Llama 3.1 açık kaynak büyük dil modeli yayınlandı!

0

Meta, yeni açık kaynak büyük dil modeli olan Llama 3.1 modelini resmen duyurdu. Bu model, 8B, 70B ve devasa 405B parametre sürümleriyle geliyor. 128K bağlam uzunluğu ile 405B sürümü, GPT-4 ve Claude 3.5 sonnet ile yarışıyor.

Meta, Llama 3.1 açık kaynak büyük dil modeli nasıl kullanılır?

Meta’nın yeni Llama 3.1 serisi, önceki modellerine göre birçok önemli gelişme içeriyor. Öncelikle, bu serideki modellerin çıkarım yetenekleri ve çoklu dil desteği önemli ölçüde geliştirilmiş. Ayrıca, bağlam uzunluğu 128K’ya çıkarılmış, yani modeller çok daha fazla bilgiyle daha etkili bir şekilde çalışabiliyor. En dikkat çekici yeniliklerden biri de, 405B parametreli bir amiral gemisi modelin ilk kez tanıtılması.

meta-llama-3-1-acik-kaynak-buyuk-dil-modeli

Meta, 4050 milyar parametreye sahip Llama 3.1-405B modelinin genel bilgi, yönlendirilebilirlik, matematik, araç kullanımı ve çoklu dil çevirisi gibi birçok görevde GPT-4, GPT-4o ve Claude 3.5 Sonnet gibi önde gelen kapalı kaynak modellerle kıyaslanabilir olduğunu belirtiyor. Bu, Llama 3.1-405B’nin piyasanın en güçlü modelleriyle bile yarışabileceği anlamına geliyor.

Diğer yandan, 8B ve 70B parametreli Llama 3.1 modelleri de benzer parametre sayısına sahip diğer kapalı ve açık kaynak modellerle rekabet edebilecek düzeyde. Peki, bu modelleri nasıl kullanabilirsiniz? Llama 3.1 şu anda Meta’nın resmi web sitesi ve Hugging Face üzerinden indirilebilir durumda.

Ayrıca, AWS, NVIDIA, Dell, Azure ve Google Cloud gibi 25’ten fazla ortak da bu modele destek vermeye hazır. Bu da demek oluyor ki, Llama 3.1’i kullanmak isteyen geliştiriciler ve araştırmacılar için birçok seçenek mevcut. Geliştirilmiş yetenekleri ve geniş parametre yelpazesiyle, Llama 3.1, birçok farklı uygulama ve araştırma alanında önemli katkılar sağlayabilir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Google ve Microsoft enerji tüketimiyle birçok ülkeyi geride bıraktı!

Michael Thomas tarafından yapılan analiz ve X platformunda paylaşılan bilgilere göre; Google da, Microsoft da Azerbaycan’ın ülke çapındaki tüketimi kadar enerji harcadı.

Azerbaycan’ın tahmini Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYİH) 78.7 milyar dolar. Buna karşın Google’ın 2023 gelirleri 307.4 milyar dolar, Microsoft’un ise 211.9 milyar dolar olarak kaydedildi.

Bu devasa enerji tüketimi, bu şirketlerin çevresel etkilerini ortaya koyarken, aynı zamanda ölçeklerinin büyüklüğünü ve sürdürülebilirlik girişimlerinde liderlik etme potansiyellerini de hatırlatıyor. İzlanda, Gana, Dominik Cumhuriyeti ve Tunus’un her biri 19 TWh, Ürdün ise 20 TWh elektrik tüketti ve bu, iki teknoloji firmasının muazzam ölçeğini vurguluyor. Libya (25 TWh) ve Slovakya (26 TWh) ise biraz daha fazla enerji tüketti.

Ülkeler ile iki şirketin enerji tüketimini karşılaştırmak, Big Tech’in devasa enerji gereksinimlerini ve bunun çevresel etkilerini gözler önüne seriyor. Bu tüketim, bulut hizmetlerini, depolama ve hesaplama işlemlerini, ayrıca yeni nesil yapay zekayı güçlendirmek için kullanılan veri merkezlerinin çevresel etkilerine işaret ediyor.

Bu şirketlerin önemli elektrik tüketimi, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji kullanımı konusundaki tartışmaları gündeme getiriyor. Hem Google hem de Microsoft, on yılın sonuna kadar karbon nötr veya negatif olma taahhüdünde bulundular; daha temiz enerjilere yapılan yatırımlar ve enerji eşleştirmeleri önemli ölçüde arttı.

Google ve Microsoft, sırasıyla 2.294 trilyon dolar ve 3.372 trilyon dolarlık piyasa değerleriyle dünyanın en değerli dördüncü ve ikinci şirketi konumunda bulunuyor. Operasyonlarının ölçeği neredeyse bir ulus kadar büyük olan bu şirketler, dünya ekonomileri çevresel hasarları önlemek ve tersine çevirmek için çalışmaya devam ederken dikkatleri üzerlerine çekiyor.

Bu gelişmeler, teknoloji devlerinin çevresel sorumluluklarını yerine getirirken aynı zamanda operasyonlarını sürdürülebilir hale getirme konusundaki çalışmalarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu durum, gelecekteki enerji stratejileri ve sürdürülebilirlik politikalarının şekillenmesinde büyük rol oynayacak.

Crowdstrike krizi yerli yazılımın önemini yeniden hatırlattı

Crowdstrike güncellemesi tüm bilgisayar sistemlerini çökmesine neden oldu. Tüm dünyaya yayılan ve yayılmaya devam eden sorunun kaynağı Crowdstrike güncellemesi olarak görünürken, yaşanan krizi değerlendiren DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, yerli yazılım kullanmanın sadece bir tercih değil, aynı zamanda stratejik bir güvenlik önlemi olduğunu ve bu tür krizlere karşı yerli yazılımlara yatırım yapmanın önemini vurguladı.

DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, Crowdstrike’ın yeni güncellemesinin Microsoft Client’i etkilediğini ve uluslararası bir Microsoft krizi yaşandığının altını çizerek, “Ülkemizde de bazı büyük kuruluşlar bu krizden etkilendi ve hizmet veremez noktaya geldi. Bu tarz olaylar, yerli yazılımın önemini bir kez daha vurguluyor. DİA olarak, kullanıcılarımızın güvenliğini ve iş devamlılığını en üst düzeyde tutmak, global problemlerden etkilenmemelerini sağlamak amacıyla yerli ve milli bulut ERP çözümü üretiyor olmanın gururunu yaşıyoruz.” dedi.

Yerli yazılım kullanmanın sadece bir tercih değil, aynı zamanda stratejik bir güvenlik önlemi olduğunun da altını çizen Onay, “Yaşanan Crowdstrike kaynaklı Microsoft krizi, dijital dünyadaki bu tür krizlere karşı önlem almanın ve yerli yazılımlara yatırım yapmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha herkese hatırlattı diye düşünüyorum. Geliştirdiğimiz bulut ERP programı, dış kaynaklı tehditlere karşı daha dirençli olduğu gibi, aynı zamanda uluslararası şirketlerin yaşayacağı yazılım sorunlarından da etkilenmemekte. Ayrıca DİA, Türkiye’nin kendine özgü güvenlik ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak geliştirildi ve geliştirilmeye devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Crowdstrike güncellemesinin tüm dünyada bilgisayar sistemlerini çökertmesi, yerli yazılımlara yatırım yapmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. Küresel ölçekte yaşanan bu tür aksaklıklar, bağımlı olduğumuz yabancı yazılımların risklerini gözler önüne seriyor. Ülke olarak, kritik altyapılarımızı ve işletmelerimizi koruyacak yerli ve milli yazılımlara yatırım yapmanın kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu anlamalıyız. Bu durum, hem siber güvenlik hem de teknolojik bağımsızlık açısından stratejik bir adım olacaktır. Yerli yazılımların geliştirilmesi ve desteklenmesi, gelecekte benzer sorunların önüne geçilmesini sağlayacak ve ulusal güvenliği güçlendirecektir.

Pil hücreleri yapay zeka desteği ile tasarlanıyor!

0

Bu çığır açan yapay zeka modeli, mükemmel pil hücrelerini sunmak için yüzde 93 daha az zaman kullanıyor. Güney Kore merkezli lider bir şirket olan LG Energy Solution, pil hücrelerinin tasarımı için gereken süreyi önemli ölçüde azaltan yenilikçi bir yapay zeka çözümü tanıttı.

Yapay zeka pil hücresi çözümlerini kısaltıyor

Şirket yakın zamanda yeni geliştirilen AI çözümünün pil hücresi tasarım süresini neredeyse yüzde 93 oranında azalttığını ve süreci iki haftadan sadece bir güne indirdiğini duyurdu. Bu çığır açıcı gelişme, iş verimliliğini artırmayı ve işletme maliyetlerini düşürmeyi vaat ediyor. Pil hücresi tasarımı, pil üretiminde kritik bir ilk aşamadır. LG Energy Solution tarafından geliştirilen üretken yapay zeka çözümü, müşterilerin pil tasarımlarına yönelik özel gereksinimlerini hızla karşılayabilir.

Güney Kore merkezli Maeil Business Gazetesi’nin haberine göre, bu yapay zeka, kapasite, enerji yoğunluğu ve direnç gibi müşteri tarafından sağlanan özelliklere göre bir günden kısa sürede optimum hücre tasarımı üretebiliyor. Gerekli bilgiler yapay zeka öneri modeline girildikten sonra, bir gün içinde optimum tasarımı üretiyor. Ancak, bu tasarım gerçek üretimde kullanılmadan önce insan uzmanlar tarafından doğrulanmalı. Bu yeni yaklaşım, daha önce tasarım ekipleri ve performans değerlendirme temsilcileri arasında genellikle yaklaşık iki hafta süren çok sayıda ileri geri etkileşim gerektiren geleneksel olarak uzun tasarım sürecini önemli ölçüde kısaltıyor.

LG Energy Solution’ın üretken AI’sı, hücre tasarımı ve pil üretimiyle ilgili 30 yılı aşkın veri üzerinde eğitildi. AI modeli, çeşitli müşteri ihtiyaçlarını ve özelliklerini karşılamak için şirket tarafından oluşturulan 100.000’den fazla hücre tasarımından öğrenerek, hızla değişen müşteri taleplerini karşılamak için iyi bir donanıma sahip oldu.

Bir şirket yetkilisi: “Bu çözümün en önemli avantajı, tasarımcının deneyiminden bağımsız olarak tutarlı bir tasarım kalitesi ve hızı seviyesini koruyabilmesidir” dedi. Bu, bireysel tasarımcıların uzmanlığından bağımsız olarak yüksek kaliteli tasarımların hızlı bir şekilde üretilmesini sağlar.

Elektrikli araçların yükselişi ve çeşitli uygulamalarda pillere olan talebin artmasıyla birlikte, bu yenilik zamanında ve etkilidir. The Korea Herald’a göre, yapay zeka modeli şu anda test aşamasındadır ve Ekim 2024’e kadar şirket içi hücre geliştirme sistemine entegre edilmesi planlanmaktadır.

AMD’nin yeni amiral gemisi Ryzen AI 9 HX 370, Benchmark testlerinde Apple M3 ve Intel i7’yi geride bıraktı!

Computex 2024 etkinliği kapsamında tanıtılan ve büyük bir merakla beklenen Ryzen AI 300 serisinden yeni bilgiler gelmeye devam ediyor. Son olarak, serinin amiral gemisi Ryzen AI 9 HX 370 Passmark platformunda test edildi ve rakiplerine fark attı.

AMDComputex 2024’te Ryzen AI 300 serisini duyurarak dikkatleri üzerine çekmişti. Bu serideki Ryzen AI 9 HX 370ve Ryzen AI 9 365 modelleri, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı. Şimdi ise Strix Point kod adlı bu serinin amiral gemisi olan Ryzen AI 9 HX 370Passmark platformunda görüntülendi ve performansıyla göz doldurdu.

Ryzen AI 9 HX 370: Apple M3 ve Intel 14700HX’ten daha hızlı

Ryzen AI  HX 370

Computex 2024’te tanıtılan Ryzen AI 300 serisi50 TOPS işlem kapasitesine sahip TPU, iki tip çekirdek içeren yeni Zen 5 CPU mikro mimarisi, yükseltilmiş RDNA 3.5 grafik motoru ve AI iş yüklerini yerel olarak çalıştırmayı sağlayan yeni XDNA 2 motoru ile dikkat çekiyor. Ryzen AI 9 HX 37015-54W aralığında çalışabilen, 5.1 GHz’e kadar boost hızlarına ulaşabilen hibrit mimarili 12 çekirdek (4 Zen 5 + 8 Zen 5C) ve 24 iş parçacığına sahip bir işlemci olarak öne çıkıyor.

Passmark’tan alınan kıyaslama sonuçlarına göre AMD Ryzen AI 9 HX 370, tek çekirdekte 4.213 puan ve çoklu çekirdekte ise 37.699 puan alarak listenin 12. sırasına yerleşti. Bu sonuçlarla HX 370, hem 14 çekirdekli Apple M3 Max hem de Intel Core i7-14700HX ve Core Ultra 9 185H işlemcilerinden daha hızlı olduğunu kanıtladı.

Performans artışı ve piyasa beklentileri

AMD’nin mobil amiral gemisi olan AI 9 HX 370, selefi 8945HS’ye göre yüzde 28’lik bir performans artışı sunuyor. Bu sonuçların sentetik kıyaslamalar olduğunu unutmamak gerekiyor; ancak doğrulandığı takdirde, AMD’nin APU hakimiyetinin devam etmesi bekleniyor.

Ryzen AI 300 serisi dizüstü bilgisayarların 28 Temmuz’da piyasaya sürülmesi planlanırken, Ryzen AI 300 PRO modellerinin ise Ekim ayında piyasaya çıkması bekleniyor. Teknoloji dünyası, AMD’nin yeni ürünleriyle ilgili gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyor.

Ulaştırma Bakanı’ndan yerli ve milli hızlı tren açıklaması!

0

Türkiye’nin demiryolu ağını daha dinamik ve canlı hale getirmek için yatırımlar hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Türkiye Raylı Sistemler A.Ş tarafından geliştirilen yerli ve milli hızlı tren seti için tarih verildi. İşte konuyla ilgili detaylar…

Ulaştırma Bakanı: Yerli ve milli hızlı tren seti 2025’te raylarda olacak!

Türkiye Raylı Sistemler A.Ş (TÜRASAŞ) şirketinin de aralarında bulunduğu “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2023” listesini değerlendiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yerli ve milli hızlı tren setine yönelik bilgiler verdi. TÜRASAŞ şirketinin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan 9 kamu şirketinden biri olduğunun altını çizen Uraloğlu açıklamasının devamında yerli hızlı trenden bahsetti.

hızlı tren

Açıklamasında tasarım hızı saatte 176 kilometre olan Milli Elektrikli Tren setinin Avrupa Birliği Demiryollarında Karşılıklı İşletilebilirlik Sertifikası‘na sahip olduğunu belirtti. Bu sayede sadece ülke içerisinde değil yurtdışına da tren satışı yapılabileceğini bildiren Uraloğlu, bu tren setinin ihtiyaca göre 3’lü, 4’lü, 5’li, 6’lı araç olarak kullanılabileceğini bildirdi. Milli Elektrikli Tren setinin şu anda aktif olarak 3’lü vagon ile yolcu taşıma testlerini yaptığını, 4’lü vagonlu versiyonun da üretim aşamasında olduğunu bildirdi.

Konu yerli ve milli hızlı tren setine geldiğinde ise saatte 225 kilometre hıza uygun, 8 araçlı olarak üretilecek olan setin tasarım aşamasında sona gelindiğini bildirdi. 2024 yılı sonuna kadar ilk prototipin üretileceğini bildiren Ulaştırma Bakanı, trenin 2025’te raylarda olacağının altını çizdi.

Bununla birlikte son olarak 5 megavat gücünde, TSI sertifikalı, yük ve yolcu taşımacılığı yapabilecek, saatte 140 kilometre hıza sahip olan TÜRASAŞ marka yeni nesil elektrikli hat lokomotifi projesi Eskişehir-5000 projesine değindi. Lokomotifin statik testlerinin tamamlandığını ve dinamik testlere geçildiğini bildirdi.

Apple iPhone 17 Slim modeli geliyor!

Apple, iPhone 16 serisini tanıtmaya hazırlanırken, gelecek yıl piyasaya sürülecek iPhone 17 serisi hakkında ilk bilgiler ortaya çıkmaya başladı. İddialara göre Apple, iPhone 17 serisi ile birlikte “iPhone 17 Slim” adını taşıyan yeni bir modeli kullanıcılarla buluşturacak.

iPhone 17 serisinin tanıtılmasına 1 yıldan uzun bir süre olsa da, teknoloji dünyasında dedikodular şimdiden yayılmaya başladı. Ünlü sızıntı kaynağı Ice Universe’e göre, iPhone 17 serisi yine dört modelden oluşacakiPhone 17, iPhone 17 Pro, iPhone 17 Pro Max ve iPhone 17 Slim. Bu yeni seri, mevcut iPhone 17 Plus modelinin yerini alacak olan Slim modelini içerecek. Adından da anlaşılacağı üzere, iPhone 17 Slim çok daha ince bir tasarıma sahip olacak.

Ekran ve teknoloji yenilikleri

Standart iPhone 17 ve 17 Pro modelleri 6,27 inç ekrana sahipkenSlim ve Pro Max modelleri sırasıyla 6,65 inç ve 6,86 inç ekranlara sahip olacakTüm iPhone 17 serisi modelleri 120Hz ProMotion yenileme hızı ve LTPO teknolojisini destekleyecek. Apple, bu teknolojiyi şu anda sadece Pro modellerinde sunuyor. Ayrıca, Dinamik Ada tasarımının da devam edeceği belirtiliyor.

Gelecek yıl, Pro serisinin kamera odaklı güncellemeler ve iyileştirmeler alacağı söyleniyorYeni üçlü 48MP kamera sistemi ile ToF sensörünün de iyileştirileceği belirtiliyor. iPhone 17 ve 17 Slim modellerinin ise çift kamera kurulumunu koruması bekleniyor. Performans açısından, iPhone 17 ve 17 Slim modelleri Apple’ın A19 Bionic çipinden güç alacakkenPro modelleri TSMC’nin gelişmiş 3nm süreci üzerine inşa edilmesi beklenen daha güçlü A19 Pro çipine sahip olacak. Ayrıca, cihazların hücresel bağlantı için Qualcomm Snapdragon modem kullanması bekleniyor.

Fiyat beklentileri

Fiyatlar konusunda ise iPhone 17’nin 799 dolariPhone 17 Slim’in yaklaşık 1299 dolariPhone 17 Pro’nun 1099 dolar ve iPhone 17 Pro Max’in 1199 dolar olması bekleniyorSlim modelinin Pro modellerden daha pahalı olacağı söylentisi ise şimdilik büyük soru işaretleri oluşturuyor. Ancak yeni seri için uzun bir yolculuk söz konusu olduğundan, mevcut detayların değişme olasılığı bulunuyor.

Apple’ın gelecek yıl tanıtacağı iPhone 17 serisi hakkında daha fazla detayın önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyorTeknoloji severler şimdiden büyük bir merakla bu yeni modelleri beklemeye başladı.

İcra Kurulu Başkanı nedir?

0

İcra Kurulu Başkanı, genellikle şirketin stratejik kararlarını almakla sorumludur. Bu pozisyon, organizasyonun genel yönetim ve operasyonel işleyişinde merkezi bir rol üstlenir.

İcra Kurulu Başkanı sorumlulukları

Başkanın görevleri arasında şirket politikalarını belirlemek ve uygulamak vardır. Ayrıca, şirketin finansal performansını izler ve stratejik hedeflere ulaşmak için planlar geliştirir. Kurul başkanı, yönetim kurulu ile birlikte çalışarak uzun vadeli stratejilerin oluşturulmasına katkıda bulunur.

Başkanın bir diğer önemli görevi, şirketin iç ve dış paydaşlarıyla etkili iletişim kurmaktır. Bu iletişim, şirketin itibarını ve ilişkilerini güçlendirir. Başkan, aynı zamanda şirketin kriz yönetimi ve risk değerlendirmesi süreçlerinde de aktif rol oynar. Kriz anlarında hızlı ve etkili kararlar almak, şirketin sürdürülebilirliği için hayati öneme sahiptir.

Yönetim becerileri, liderlik özellikleri ve deneyim, Başkanın başarılı olabilmesi için kritik faktörlerdir. Başkan, ekibini motive eder ve performansı artırmak için çeşitli stratejiler uygular. Ayrıca, iş dünyasında karşılaşılan değişimlere hızlı adapte olabilen bir lider olmalıdır.

Başkan, genellikle uzun yıllar süren deneyim ve yüksek düzeyde eğitimle bu pozisyona gelir. İşletme yönetimi, finans ve stratejik planlama konularında derin bilgi ve deneyime sahip olması beklenir. Ayrıca, güçlü analitik düşünme ve problem çözme becerilerine sahip olmalıdır.

Sonuç olarak Başkan, bir organizasyonun başarılı bir şekilde yönetilmesinde kritik bir rol oynar. Şirket stratejilerini belirler, operasyonları denetler ve paydaşlarla etkili iletişim kurar. Liderlik becerileri ve deneyimi, bu pozisyonun başarısı için gereklidir. Başkan, organizasyonun uzun vadeli başarısını ve sürdürülebilirliğini sağlamak için önemli bir sorumluluk taşır.

Intel, 14. Nesil “E” serisi masaüstü işlemcilerini duyurdu!

0

Intel, yeni 14. Nesil “E” serisi masaüstü işlemcilerini tanıttı. Bu serideki CPU’lar, yalnızca P-Core Gracemont çekirdekleriyle geliyor ve E-Çekirdeksiz olarak dikkat çekiyor. Intel, yeni ürün yelpazesini genişleterek Arrow Lake mimarisi öncesinde pazarda rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. 11. nesil Alder Lake işlemcilerden bu yana performans ve verimlilik çekirdeklerinden oluşan hibrit tasarım kullanılıyor. Ancak bu yeni seride, sadece P-Coreçekirdeklerinden oluşan bir yapı sunuluyor.

Yeni E-Serisi işlemciler ve özellikleri

IntelE-Çekirdeksiz Raptor Lake işlemcilerini tanıttı. Bu seride, toplamda 11 adet 14. Nesil işlemci bulunuyor. İşlemciler, Raptor Cove Gracemont P-Core’larına dayanıyor ve E-çekirdekleri devre dışı bırakılmış durumda. Seride yer alan modeller şu şekilde:

  • Intel Core i9-14901KE
  • Intel Core i9-14901E
  • Intel Core i9-14901TE
  • Intel Core i7-14701E
  • Intel Core i7-14701TE
  • Intel Core i5-14501E
  • Intel Core i5-14501TE
  • Intel Core i5-14401E
  • Intel Core i5-14401TE
  • Intel Core i5-14401EF
  • Intel Core i5-14401TE

Amiral gemisi: Intel Core i9-14901KE

Serinin Intel 14 amiral gemisi modeli Intel i9-14901KE, 8 P-Çekirdeği, 16 iş parçacığı, 3.8 GHz temel ve 5.8 GHz’e kadar yükseltme saat hızlarına sahip. Ayrıca 36 MB L3 ve 16 MB L2 önbellek boyutuyla destekleniyor ve 125W’lık bir PL1 TDP ile geliyor. Tamamen kilidi açılmış olarak hız aşırtma desteği sunuyor.

Diğer modeller ve özellikleri

  • Core i7 serisi: 8P çekirdeği
  • Core i5 serisi: 6P çekirdeği

Tüm E serisi işlemciler, “T” (düşük güçlü) ve “F” (entegre GPU’suz) sürümleri ile kullanıcılara sunulacak. İşlemcilerin çıkış tarihi şu an için belirsiz. Ancak Intel’e göre, gömülü ve ticari pazara yönelik olacak. Dolayısıyla bazı dağıtımcılar ve hazır sistemlerde sunulduğunu görebiliriz.

Detaylı özellikler

İşlemciÇekirdek SayısıTemel ve Yükseltme Saat HızıL3/L2 ÖnbellekTDP
Intel Core i9-14901KE8 S / 163.8 / 5.8 GHz36 MB / 16 MB125W
Intel Core i9-14901E8 S / 162.8 / 5.6 GHz36 MB / 16 MB65W
Intel Core i9-14901TE8 S / 162.3 / 5.5 GHz36 MB / 16 MB45W
Intel Core i7-14701E8 S / 162.6 / 5.4 GHz33 MB / 16 MB65W
Intel Core i7-14701TE8 S / 162.1 / 5.2 GHz33 MB / 16 MB45W
Intel Core i5-14501E6 S / 163.3 / 5.2 GHz24 MB / 12 MB65W
Intel Core i5-14501TE6 S / 162.2 / 5.1 GHz24 MB / 12 MB45W
Intel Core i5-14401E6 S / 162.5 / 4.7 GHz24 MB / 12 MB65W
Intel Core i5-14401TE6 S / 162.0 / 4.5 GHz24 MB / 12 MB45W
Intel Core i5-14401EF6 S / 162.5 / 4.7 GHz24 MB / 12 MB65W
Intel Core i5-14401TE6 S / 162.0 / 4.5 GHz24 MB / 12 MB45W

Intel 14. Nesil E serisi işlemcileri ile kullanıcılarına yeni ve güçlü seçenekler sunmaya devam ediyor. Gelişmeleri takip etmekte fayda var.

Vodafone’dan çarpıcı rapor: Ortak bir altyapı şirketi kurulmalı!

0

Vodafone Türkiye, dijital ekosistemin geliştirilmesine yönelik olarak fiber altyapının önemine dikkat çektiği bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Dijitalleşme Yolunda Sabit Genişbant Politikaları başlıklı bir rapor sunuldu ve Türkiye’nin fiber altyapısının genişletilmesine yönelik yapısal reformların gerekliliği vurgulandı.

Türkiye’nin ortalama internet hızı 44 Mbps!

Raporda belirtilen ana noktalardan biri, fiber altyapının yaygınlaştırılması için ayrışma gibi yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiği ve bu sürecin ortak bir altyapı şirketi kurulması ile desteklenmesi gerektiği idi. Ayrıca lisans uzatma sürecinin adil ve öngörülebilir bir şekilde yürütülmesi gerektiği belirtildi.

Türkiye’deki internet hızının ortalama 44 mbps olduğu ve bu hızın uluslararası standartlara ulaşabilmesi için altyapı yatırımlarının artırılması gerektiği ifade edildi. 5G teknolojisi için 2025’te ihaleye çıkılacağı, 2026 yılında Türkiye’de devreye gireceği ve bu gelişmenin de dijital ekosistem üzerinde önemli etkiler yaratacağı öngörüldü.

Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy ve İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel de dijital dönüşüm sürecinin mevcut ve gelecek telekomünikasyon ihtiyaçlarını karşılamak için yapısal reformları zorunlu kıldığını ve bu yöndeki adımların hem sektör rekabetini hem de hizmet kalitesini artıracağını dile getirdiler.

Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy şunları söyledi:

“Fiber altyapı meselesi, ülkemizin bir sorunu haline gelmiş durumda ve bu sorunun giderilmesi için yenilikçi ve çözüm odaklı yapısal değişikliklere ihtiyaç var. Bugün uluslararası tarafsız araştırmalar, yaklaşık 90 ülkenin değerlendirildiği fiber gelişmişlik endekslerinde Türkiye’nin ancak 50. sıralarda yer aldığını gösteriyor.

Sabitte lisans uzatmanın da yapılacağı önümüzdeki birkaç yılın ülkemiz için kritik bir dönüm noktası teşkil ettiğini düşünüyoruz. Bu sürecin adil ve sektörel rekabeti destekleyecek şekilde yürütülmesi son derece mühim.

Bizler bu süreci ülkemizin dijitalleşme misyonu açısından bir fırsat alanı olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda hazırladığımız ‘Dijitalleşme Yolunda Sabit Genişbant Politikaları’ konulu rapor, gelişen bir dijital ekosistemi etkinleştirmede fiber altyapının vazgeçilmez rolüne odaklanan 2030 vizyonumuzun hayata geçirilmesi için önemli bir referans noktası.

Dijital dünya şaşırtıcı bir hızla ilerliyor ve biz geride kalıyoruz. Türkiye’nin Güney Kore ile aynı yoğunluğa ulaşması için fiber hattını 2 milyon kilometreye çıkarması ve bunun için fiber hattını her yıl bir önceki yıla göre %17 artırması gerekiyor.

Bu durumda ortaya çıkacak etkiler, her yıl Türkiye GSYH’sine %2,2’lik bir katkı sağlayabilir. Diğer bir deyişle, mevcut düzende devam edersek, her yıl 19 milyar dolarlık bir değerden mahrum kalacağız. Veriler, uluslararası örneklerin gerisinde kalan fiber kapsama, FTTS oranı ve ortalama sabit genişbant hızında endişe verici bir fark olduğunu ortaya koyuyor.

Bu fark, sektördeki yapısal sorunlar, özellikle sabit altyapı tarafında dikey bütünleşik yapı ve altyapı paylaşım mevzuatı ile ilişkili. Bu sorunların, telekomünikasyon pazarının mevcut aksak yapısından kaynaklandığına, adil rekabeti engellediğine ve nihayetinde müşterilerimize sunduğumuz hizmet kalitesini etkilediğine inanıyoruz.

Dolayısıyla, bizim için yapısal ayrışmanın gerçekleşmesi, ayrışmayla eş zamanlı olarak ortak altyapı şirketinin kurulmasına giden yolun açılması, lisans uzatma sürecinin yapısal reformlar için fırsat olarak değerlendirilerek hakkaniyetli bir şekilde uzatmanın yapılması öncelikli konular arasında yer alıyor.”

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel ise şunları söyledi:

“Biz altyapı sahibi ve işletmecisinin ayrışmasının hem rekabeti tesis edeceğine hem de verimliliği sağlayacağına inanıyoruz. Ayrışma, uluslararası alanda yaygın olarak kabul görmüş, fiber yatırımlarını ve rekabeti artırmada uygulanan bir model.

Fiber altyapının yaygınlaşmasının, altyapı sahipliğinin yapısal ayrışmayla tamamen bağımsız bir şirket tarafından yönetilmesi ile mümkün olacağına inanıyoruz. Altyapı ve üstyapı hizmetlerinin ayrılması, telekom operatörlerinin iş modellerini sadeleştiriyor.

Ayrışma ile sadeleşmiş yönetim stratejileri; kurum içi etkin uygulamalar, yönetim motivasyonu ve nihayetinde genel verimliliğin artmasını sağlayabiliyor. Tüm operatörlere açık ve eşit hizmet veren bir altyapı firmasının varlığı, altyapının en verimli şekilde kullanımını sağlayacak, perakende piyasada artan rekabet ile yatırımın aboneliğe dönüşmesi hızlanacaktır.

Diğer ülkelerde işe yaradığı kanıtlanmış, fiber altyapının tüm potansiyelini açığa çıkaran ve vatandaşlar ve işletmeler için daha hızlı, daha uygun fiyatlı internet erişimi sağlayan bu modeli benimsememiz gerekiyor. Önerdiğimiz ayrışma modeli, aslında daha önce devlet kurumlarının da işaret ettiği ve elektrik sektöründe de uygulanan bir model. Yapısal ayrışmanın, sektördeki yapısal engelleri ortadan kaldırmanın ve ülkemizdeki fiber altyapının tüm potansiyelini açığa çıkarmanın en etkili yolu olduğuna inanıyoruz.

Lisans uzatmayla eş zamanlı olarak ayrışmanın yapılması ve altyapı politika kararlarının alınarak takvime bağlanması gerek. Kalkınma Planı’nda da yer alan genişbant stratejisinin ortaya koyulması ve hayata geçirilmesi önem arz ediyor.

Sabit hizmet lisans uzatma süreçlerinde fiyatlandırmanın denge gözeterek hakkaniyetle belirlenmesi, hem ülke hazinesi için kazanç, hem de adil rekabetin tesisi için bir adım olacak. Hakkaniyetli bir lisans sürecinin uluslararası kabul gören metotlar çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin, uzatma bedelinin belirlenmesinde EBITDA önemli bir rol oynuyor.

Sabit altyapıda lisans uzatmanın nasıl yapılacağı önümüzdeki diğer lisans süreçleri için de bir örnek oluşturacak. Burada mobil ve sabitte farklılaşan değerleme yöntemleri ve bedelleri pazarda yapısal sorunlara sebep olabilir. Dolayısıyla sabitte seçilecek uzatma yöntemi 5G ve 2029 yılında yapılacak ihaleler için emsal oluşturacaktır. Burada hakkaniyet esasını savunuyoruz. Bu esas, sektörde rekabeti ve kamu menfaatini sağlayacak.”

Hasan Süel, şirketin politika önerilerini şöyle sıraladı:

  • Türkiye’nin önündeki 15-20 yılda fiili bir tekel oluşmamasının yolu yapısal ayrışma ve ortak altyapı şirketidir.
  • Sabit altyapıda lisans uzatma süreci, uluslararası kabul görmüş standartlarda yapılmalı ve eş zamanlı ayrışma süreci başlatılmalı.
  • Türkiye sabit genişbant pazarında toptan ve perakende seviyede rekabetin güçlendirilmesi için ortak fiber altyapı şirketleri/girişimleri eş zamanlı olarak hayata geçirilmeli.
  • Sabit lisans uzatma ile mobil uzatma ve 5G ihalesi eşit şartlarda yapılmalı. Sabit uzatma ile mobil uzatma ve 5G ihalesi arasında orantısız farklar olmaması gerekiyor. Hem sabit hem mobil lisans uzatmaları adil ve eşit şartlar gözetilerek yapılmalı. 5G ihalesi için makul şartlarda yatırımları teşvik eden bir ihale yapısı hedeflenmeli.

CrowdStrike CEO’su hakim karşısına çıkıyor

CrowdStrike CEO’su George Kurtz, geçtiğimiz Cuma günü meydana gelen ve uçuşlardan hastane işlemlerine kadar birçok hizmeti durma noktasına getiren büyük kesinti hakkında ifade vermek üzere Kongre’ye çağrıldı. “CrowdStrike” güvenlik yazılımı nedeniyle yaşanan bu kesinti, birçok işletmeyi olumsuz etkiledi ve şimdi detaylar ortaya çıkıyor.

CrowdStrike CEO’su, büyük kesinti için ifade verecek

George Kurtz, House Homeland Security Komitesi’ne, CrowdStrike’ın Windows PC’lerde büyük bir kesintiye neden olan hatalı güncellemesi hakkında ifade vermek üzere çağrıldı. Washington Post’un haberine göre, bu kesinti uçuşları, hastane işlemlerini ve yayıncıları durma noktasına getirdi.

crowdstrike

Homeland Security Başkanı Mark Green ve Siber Güvenlik ve Altyapı Koruma Alt Komitesi Başkanı Andrew Garbarino, paylaştıkları bir mektupta, “Amerikalıların bu olayın nasıl meydana geldiğini ve CrowdStrike’ın aldığı önlemleri detaylı bir şekilde bilmeyi hak ettiğini” belirtti.

CrowdStrike CEO’su George Kurtz, sosyal medyada yaptığı açıklamada, büyük kesintinin bir güvenlik veya siber olay olmadığını belirtti. Bunun yerine, şirketin güvenlik yazılımı olan Falcon için Windows Hosts’a yapılan bir içerik güncellemesi ile ilgili bir sorun olduğunu ifade etti. Kurtz, bu kesintinin ardından halkı bilgilendirmek ve endişeleri gidermek adına çeşitli açıklamalarda bulundu.

CrowdStrike sözcüsü Kevin Benacci, şirketin ilgili Kongre Komiteleri ile aktif olarak iletişim halinde olduğunu belirtti. Komite Üyeleri, bilgilendirme ve diğer etkileşim takvimlerinin açıklanabileceğini ifade etti. Bu süreç, CrowdStrike’ın teknik arızanın temizliği ile ilgili çalışmalarının henüz tamamlanmadığını göstermektedir. Kesintinin üzerinden üç gün geçmesine rağmen, Delta gibi bazı havayolu şirketleri hala uçuş iptalleri ve mavi ekran hatalarıyla uğraşıyor.

Spectral Compute’tan büyük atılım: SCALE ile CUDA uygulamaları artık AMD GPU’larda çalışacak

İngiliz girişim Spectral ComputeNVIDIA CUDA uygulamalarının AMD ekran kartlarında yerel olarak çalışmasını sağlayan yeni bir GPGPU araç zinciri seti olan SCALE’i tanıttı. SCALE, ek bir çalışma gerektirmeden CUDA programlarının AMD’nin ekran kartlarıyla sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlıyor. Bu yenilik, NVIDIA’nın yapay zeka dünyasındaki hakimiyetini sarsabilir.

CUDA, özellikle gelişmiş simülasyonlar, fizik hesaplamaları, bilimsel modelleme, kripto madenciliği ve makine öğrenimi gibi alanlarda GPU’ların sunduğu gücü kullanmak için tercih ediliyor. Makine öğrenimindeki güçlü pozisyonu nedeniyle yapay zeka patlamasının ortasında firmalar, NVIDIA’nın GPU’larını tercih ediyordu. Bu durum, endüstri standardı olarak kabul edilmesine yol açtı ve AMD gibi rakiplerin GPU’larının yazılım için başka çözümler aramasına neden oldu.

Ancak SCALE’in tanıtımı ile bu durum değişiyor. Spectral Compute CEO’su Michael SondergaardSCALE’in CUDA programlarının veya yapı sistemlerinin değiştirilmesini gerektirmediğini belirterek, “Kodu bir kez yazmanın ve herhangi bir donanım platformunda oluşturmanın/çalıştırmanın mümkün olması gerektiğine inanıyoruz. Bu, CPU koduiçin uzun yıllardır bir gerçeklikti, öyleyse neden GPU’lar için de olmasın?” ifadelerini kullandı.

SCALE, yedi yıllık bir geliştirme sürecinin ürünü olup, NVIDIA’nın koduna güvenmeden CUDA uyumlu bir araç zinciri oluşturuyor. Bu, SCALE‘in AMD’nin RDNA GPU’ları gibi birden fazla platform arasında son derece uyarlanabilir olmasını sağlıyor. Araç seti, CUDA Toolkit‘e benzer şekilde çalışıyor ve basitçe taklit ediyor, böylece araçlar ve komut dosyaları doğrudan çalıştırılabiliyor.

Spectral ComputeSCALE‘i Blender, Llama-cpp, XGboost, FAISS, GOMC ve daha fazlası gibi uygulamalarla başarıyla test ettiklerini belirtti. Bu uygulamaların tümü AMD GPU’larda sorunsuz çalıştı. SCALE’in bu başarısı, NVIDIA’nın yazılım yığını hakimiyetini kırmak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bu gelişme, endüstride GPU’ların esnekliği ve uyumluluğu konusunda yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. CUDA‘nın AMD GPU’larla çalışabilmesi, gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimi alanlarında daha fazla rekabet ve inovasyonun önünü açabilir.

Meta, Ray-Ban’in ana şirketinin hissesini satın almayı planlıyor!

Meta, teknoloji ve moda entegrasyonunu daha da ileriye taşıyacak önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Şirket, ünlü gözlük markası Ray-Ban‘in ana şirketi olan EssilorLuxottica‘nın yaklaşık yüzde 5 hissesini satın almak için görüşmeler yürütüyor. The Wall Street Journal’ın haberine göre, Meta Ray-Ban hisse yaklaşık 4.5 milyar euro (4.9 milyar dolar) değerinde. Görüşmelerin hâlâ sürdüğü ve anlaşmanın kesinleşip kesinleşmeyeceği konusunda kesin bir bilgi bulunmadığı belirtiliyor.

Meta Ray-Ban bu stratejik yatırım planı, teknoloji ve moda dünyasında daha derin bir entegrasyon hedefini yansıtıyor. Şirket, giyilebilir teknolojiler ve akıllı gözlükler alanındaki varlığını güçlendirmeyi ve bu sektördeki rekabet gücünü artırmayı planlıyor. 2023 Eylül ayında tanıtılan ve çok modlu (multimodal) yapay zeka modeli ile donatılan Meta Smart Glasses‘ın başarılı satışları, Meta’nın EssilorLuxottica’nın hissesini satın alma kararını pekiştirmiş olabilir.

Meta Ray-Ban yatırımın gerçekleşmesi durumunda, Meta’nın teknoloji ve moda dünyasında daha geniş bir etki yaratması ve stratejik hedeflerini desteklemesi bekleniyor. Meta’nın moda sektöründeki etkisini artırmak ve teknoloji ile moda arasındaki sınırları bulanıklaştırmak amacıyla bu tür bir anlaşma yapması, geniş bir tüketici kitlesine hitap etme stratejisinin bir göstergesi olabilir. Şirket, bu hamleyle hem teknoloji hem de moda sektörlerinde daha güçlü bir pozisyon elde etmeyi hedefliyor.

EssilorLuxottica, global gözlük pazarında önemli bir oyuncu olarak tanınıyor ve Ray-Ban markasının yanı sıra birçok diğer gözlük markasının da sahibidir. Meta’nın bu hisseleri satın alması, hem teknoloji hem de moda sektörlerinde büyük bir stratejik adım olarak değerlendiriliyor. Anlaşmanın kesinleşmesi durumunda, bu yatırımın sektöre nasıl bir etki yaratacağı ve Meta’nın uzun vadeli stratejilerini nasıl şekillendireceği merakla bekleniyor.

Starlink uzak bölgelerde bile 8 Gbps’e varan internet hızı verecek!

SpaceX’in uydu internet hizmeti Starlink, mobil ağ geçidi teknolojisiyle müthiş hızlara ulaştı. Uzak bölgelerde bile 8 Gbps’lik indirme hızı ve 2794,7 Mbps’lik yükleme hızı sunan bu teknoloji, internet erişimini kökten değiştirmeyi vadediyor.

Starlink Mühendislik Başkan Yardımcısı Michael Nicolls, sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, Florida’da yapılan bir hız testinin sonuçlarını gösterdi. Testte 8102,6 Mbps indirme hızı ve 2794,7 Mbps yükleme hızı yakalandı.Bu değerler, Starlink’in şu anda konut kullanıcılarına sunduğu 25-220 Mbps arasındaki hızlardan çok daha yüksek.

Starlink' hız

Peki, bu yeni teknoloji ne zaman ve ne fiyata sunulacak?

SpaceX, bu teknolojiyi şu anda topluluk ağ geçidi ticari hizmeti kapsamında sunuyor. Bu hizmet ile şirket, büyük alıcılar kurarak uzaktaki birçok eve fiber benzeri internet sağlayabiliyor. Şirket, bu ağ üzerinde eşzamanlı olarak 10 Gbps’ye kadar yükleme ve indirme hızları sunabiliyor.Ancak bu hizmetin bedeli de oldukça yüksek. SpaceX, topluluk ağ geçidi hizmeti için 1,25 milyon dolar başlangıç ücreti ve aylık 75.000 dolardan başlayan ücretler talep ediyor.

Starlink’in CEO’su Elon Musk, “Büyük ticari şirketler veya topluluk kullanıcıları için Starlink Ağ Geçidi terminali 8 Gbps’in üzerinde indirme ve yakında 8 Gbps’in üzerinde yükleme sağlayacak” dedi.Teknolojinin nasıl görüneceği ve mobil versiyonunun fiyatlandırması hakkında ise şu an için bir bilgi bulunmuyor.SpaceX, uzaydan internet sağlamak için şu ana kadar 6.000’den fazla uydu kurdu ve yakın zamanda yayınlanan bir rapora göre bu yıl kârlı hale gelmesi bekleniyor. Şirket, uydular ile akıllı telefonlar arasında doğrudan iletişim gibi yöntemler keşfederek daha fazla kişiye uzaydan internet sağlamaya çalışıyor.

Google’dan Gemini yapay zeka tabanlı akıllı gözlük gelebilir!

İnternet devi Google, yapay zeka projelerini genişletmeye yönelik yeni adımlar atıyor. Çıkan haberlere göre, firma Gemini” adlı yapay zekayı merkezine alan akıllı gözlükler geliştirmek için Ray-Ban gözlüklerin çatı firması olan EssilorLuxottica ile aktif görüşmeler yapıyor.

Yapay zeka tabanlı akıllı gözlükler Google’ın akıllı gözlük geliştirme planları, gözlük pazarını genel olarak kontrol eden ve Meta ile de işbirliği yapmış olan EssilorLuxottica ile görüşmelerine odaklanıyor. Meta’nın da azınlık hissesini almak için görüştüğü belirtilen EssilorLuxottica, Google için mantıklı bir partner olarak öne çıkıyor. Google, Samsung ile Vision Pro’ya rakip olacak bir “XR” başlığı üzerinde çalışırken, Gemini yapay zekasını daha geniş alanlara taşımak için de stratejik planlar yapıyor.

Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlükleri

EssilorLuxottica ile uzun süredir işbirliği yapan Meta, Ray-Ban markası altında akıllı gözlükler geliştirmişti. Bu gözlükler, son dönemde yapay zeka asistanı ile donatılmasıyla dikkat çekti. Kameralarla donatılmış olan bu gözlükler, kullanıcının gördüklerini görebilen, duyduklarını duyabilen ve sorulara etkili cevaplar verebilen bir yapay zeka asistanına sahip.

Yapay zeka asistanının yetenekleri

Yapay zeka tabanlı akıllı gözlükler Yeni altyapısı sayesinde gelişmiş bir yapay zeka asistanı kazanan Ray-Ban akıllı gözlükler, kullanıcının gördüğü metinleri çevirebiliyor, bakılan objenin, bitkinin, hayvanın ya da binanın ne olduğunu söyleyebiliyor. Ayrıca video kaydı başlatma, fotoğraf çekme, müzik açma veya WhatsApp üzerinden belirlenen kişiye sesli mesaj gönderme gibi yeteneklere sahip. Gözlük ile WhatsApp üzerinden video görüşme yapma veya Instagram’da canlı yayın yapma gibi özellikler de mevcut. Yeni çerçeve renkleriyle de kullanıcıların beğenisine sunuluyor.

Google ve EssilorLuxottica arasında yapılacak olan bu olası ortaklık, teknoloji dünyasında büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Google’ın, Gemini yapay zekasını daha geniş kitlelere ulaştırma hedefi, bu tür yenilikçi projelerle gerçekleşebilir.

Kolay İK platformu nedir?

0

Kolay İK küçük ile orta ölçekli işletmelere yönelik çözümler sunuyor. Platform, iş süreçlerini dijitalleştirmek ve yönetim süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla tasarlanmıştır.

Kolay İK platformu

Kolay İK, kullanıcı dostu arayüzü ile dikkat çeker. Platform, personel yönetimi, bordro işlemleri ve izin takibi gibi işlevler sunar. Şirketler, bu araçları kullanarak insan kaynakları yönetimini daha verimli bir şekilde gerçekleştirebilirler. Ayrıca, Kolay İK’nın bulut tabanlı yapısı, kullanıcıların verilerine her yerden erişmelerini sağlar.

Kolay İK’nın sunduğu bir diğer önemli özellik, raporlama ve analiz araçlarıdır. Bu araçlar, şirketlerin çalışan performansını ve işe alım süreçlerini analiz etmelerine yardımcı olur. Detaylı raporlar ve analizler, yöneticilere stratejik kararlar alma konusunda önemli veriler sunar.

Platform, ayrıca, e-devlet entegrasyonu ve otomatik bordro hesaplamaları gibi işlevler de sunar. Bu entegrasyonlar, yasal düzenlemelere uyum sağlamayı kolaylaştırır. Kolay İK platformu, verimliliği artıran otomasyon süreçleri ile dikkat çeker. Bordro ve izin işlemlerini otomatik hale getirerek, zaman ve maliyet tasarrufu sağlar.

Kolay İK’nın müşteri destek hizmetleri de oldukça etkilidir. Kullanıcılar, platform ile ilgili her türlü destek ve yardımı kolaylıkla alabilirler. Şirket, kullanıcı memnuniyetini ön planda tutar ve her türlü teknik desteği sağlar.

Sonuç olarak, Kolay İK, insan kaynakları yönetimini kolaylaştıran etkili bir platformdur. Personel yönetimi, bordro işlemleri ve raporlama gibi birçok işlev sunar. Bulut tabanlı yapısı ve otomasyon özellikleri ile kullanıcıların iş süreçlerini daha verimli hale getirir. Kolay İK, küçük ve orta ölçekli işletmeler için ideal bir çözüm sunar.

Aydın Doğan kimdir?

0

Doğan Medya Grubu’nun kurucusu ve sahibi olarak, Türkiye’nin medya sektöründe önemli bir rol oynamıştır.

Aydın Doğan ve medya sektörü

Aydın Doğan, iş dünyasına gazetecilikle adım atmıştır. İlk olarak 1979 yılında Doğan Yayın Grubu’nu kurmuştur. Bu grup, kısa sürede Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarından biri haline gelmiştir. Doğan Medya Grubu, Hürriyet, Milliyet, Radikal gibi önemli gazeteleri ve CNN Türk gibi televizyon kanallarını bünyesinde barındırır.

Doğan, medya sektöründeki başarısının yanı sıra, iş dünyasında da etkili bir isimdir. Çok sayıda sektörde yatırımları bulunmaktadır. İnşaat, enerji ve otomotiv gibi farklı alanlarda da faaliyet gösterir. Bu yatırımlar, Aydın Doğan’ın iş dünyasındaki çeşitliliğini ve stratejik vizyonunu yansıtır.

Aydın Doğan, iş dünyasının yanı sıra sosyal sorumluluk projelerine de önem verir. Eğitim, sağlık ve kültür alanlarında çeşitli projelere destek olmuştur. Bu projeler, toplumsal gelişimi desteklemeyi ve sosyal fayda sağlamayı hedefler. Bununla birlikte Doğan, topluma katkıda bulunmayı her zaman öncelikli hedeflerinden biri olarak görür.

Medya sektöründeki etkili rolü ve iş dünyasındaki başarıları, Aydın Doğan’ın geniş bir etki alanına sahip olmasını sağlar. Kendisinin vizyoner liderliği, hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda tanınmasını sağlar. Yatırımları ve sosyal sorumluluk projeleri ile toplumsal gelişime katkıda bulunur.

Sonuç olarak Doğan, Türkiye’nin en etkili iş insanlarından biridir. Medya sektörü ve diğer iş alanlarındaki başarıları, onun iş dünyasındaki önemli rolünü gösterir. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerine verdiği önem ile de topluma katkıda bulunur. Doğan, iş dünyasında ve toplumsal gelişimde önemli bir figürdür.

Doping hafıza nedir?

0

Dünyada birçok sektör değişim ve dönüşüm yaşarken, öğrenme alışkanlıkları da değişiyor. Öğrenme teknolojilerinin de bu değişime adapte olması gerekiyor. Bu noktada yapay zeka desteği ile etkileşimli öğrenme içerikleri oluşturmak ve kullanıcılara kişiselleştirilmiş bir deneyim sunmak büyük önem taşıyor. Türkiye’nin en büyük dijital öğrenme platformu Doping Hafıza da yapay zekayı kullanarak herkes için nitelikli, çağdaş ve inovatif bir öğrenme deneyimi sunuyor. Platform geniş içerik havuzu, eğlenceli ve pratik öğrenme konseptleri ile öğrenme kalitesini en yüksek seviyeye çıkararak her yaştan kullanıcısına başarının anahtarını veriyor. 

Zaman ve mekandan bağımsız herkes için erişilebilir öğrenme deneyimi

Yapay zeka destekli altyapısıyla kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimini zaman ve mekandan bağımsız hem coğrafi hem de maddi olarak erişilebilir kılan platform; 100 bini aşkın video, tamamı çözüm videolu 150 bini aşkın soru, 5 bini aşkın konsept, 20 bini aşkın görsel ve animasyon, 350 bin dakikayı aşkın içeriği kullanıcılarla buluşturuyor.

Türkiye’nin her yerinden erişilebilir  

Doping Hafıza gerek akademik gerekse teknolojik alanda gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmaları sayesinde dijital öğrenme konusunda birçok yeniliği kullanıcıları ile buluşturuyor. Geliştirdiği yeni nesil konseptler, video içerikleri, çözümlü videolar, rehberlik hizmetleri ve birebir koçluk desteği ile her yıl yüz binlerce kullanıcıya ulaşan platform, her biri alanında uzman 200 kişiden oluşan uzman ekibi ile Türkiye’nin dört bir yanından yüz bini aşkın kullanıcıyı yeni nesil dijital öğrenme deneyimi ile tanıştırıyor. Eski öğrenme yöntemleri kullanarak dijital içerikler geliştirmek yerine, yapay zeka gibi yeni nesil teknolojilerden destek alarak hazırladığı ufuk açan içeriklerle kullanıcıları hedeflerine hızla ulaştırıyor.

Kullanıcıların başarı haritasını çıkarıyor

Doping hafıza

Doping Hafıza’yı diğer platformlardan farklılaştıran bir diğer önemli özellik ise sunduğu kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi. Microsoft OpenAI, Amazon Cloud Services, Oxford University Press gibi uluslararası iş ortakları ile Ar-Ge geliştirmeleri yapıyor. Yapay zeka sayesinde kullanıcıların başarı haritasını çıkarıyor.  Bu kapsamda geliştirdiği yapay zeka ders koçu ile kullanıcıların yaşını baz alarak gelişimini gerçek zamanlı takip ediyor. Akıllı değerlendirme paneli ile hızlı ve verimli çalışmayı sağlıyor. Aynı zamanda da kullanıcıların başarılı oldukları noktaları ve geliştirmeleri gereken alanları sürekli takip ediyor.

Kullanıcılara özel içerikler

Yapay zeka destekli altyapısı ile kullanıcılar adım adım takip ediliyor. Zayıf oldukları alanları içeren özel içerikler oluşturuluyor. Bu da öğrenme deneyimini daha da verimli hale getiriyor.  Bu konu Doping Hafıza’nın üzerinde yoğun Ar-Ge çalışmaları gerçekleştirdiği alanlardan biri. Öğrenciler bir yandan dönem derslerine diğer yandan sınav konularına çalışmak için büyük bir enerji harcıyor. Bunu yaparken de yanlış noktalara odaklanarak ders çalışma aktivitesini verimsiz hale getirebiliyor. Zayıf olduğu alanlar yerine bildiği konulara odaklanarak asıl üzerinde durulması gereken noktaları gözden kaçırabiliyor. Platform, yapay zeka araçları ile bu durumun önüne geçerek kullanıcıların doğru noktalara odaklanmasını sağlıyor.