OpenAI, yeni uygun fiyatlı yapay zeka modeli GPT-4o mini’yi tanıttı

OpenAI, GPT-4o Mini isimli yeni yapay zeka modelini duyurdu. Bu model, GPT-3.5’in yerini alarak daha yetenekli ve uygun fiyatlı bir seçenek sunuyor. GPT-4o Mini, maliyeti düşük tutarken, performans açısından da GPT-3.5’ten üstün özellikler taşıyor.

Tam boyutlu modellere kıyasla çok daha düşük maliyetli olan GPT-4o Mini, Google’ın Gemini 1.5 Flash‘ı ve Anthropic’in Claude 3 Haiku‘su gibi rakip mini modellerle rekabet edecek. OpenAI, GPT-4o Mini’nin geliştiriciler için milyon jeton (token) girdi başına 15 sent ve milyon jeton çıktı başına 60 sent fiyatlandırmasına sahip olduğunu belirtti. Bu, GPT-3.5 Turbo’ya göre %60 daha düşük bir maliyet anlamına geliyor.

Bugünden itibaren, ücretsiz, Plus ve Team planlarına sahip ChatGPT kullanıcıları, GPT-3.5 Turbo yerine GPT-4o Mini’yi kullanabilecek. Kurumsal kullanıcılar ise önümüzdeki hafta bu yeni modele erişim sağlayabilecek. Bununla birlikte, geliştiriciler API aracılığıyla hala GPT-3.5’i kullanma seçeneğine sahip olacaklar.

Yeni model, API’de metin ve görüntü desteği sunmanın yanı sıra, yakında video ve ses gibi tüm çok modlu girdileri de işleyebilecek. Ayrıca, 128 bin jeton bağlam penceresi ve istek başına 16 bin jetona kadar çıktı destekleyecek. Bilgi güncellemeleri ise Ekim 2023‘e kadar olan bilgileri kapsayacak.

OpenAI, GPT-4o Mini’nin rakiplerinden daha iyi performans gösterdiğini vurguluyor. Model, 57 akademik konuda yaklaşık 16.000 çoktan seçmeli sorudan oluşan Measuring Massive Multitask Language Understanding (MMLU)kıyaslama sınavında 100 üzerinden 82 puan aldı. Aynı testte, GPT-3.5 70 puan alırken, GPT-4o 88,7 puan elde etti. Google’ın Gemini Ultra modeli ise 90 puanla zirvede yer aldı. Rakip modellerden Claude 3 Haiku 75,2 puan alırken, Gemini 1.5 Flash 78,9 puan aldı. OpenAI, GPT-4o Mini’nin diğer birçok karşılaştırma testinde de rakiplerinden daha iyi performans gösterdiğini iddia ediyor.

GPT-4o Mini’nin kullanıma sunulmasıyla, düşük maliyetli yapay zeka uygulamaları geliştirmek isteyenler için yeni ve yetenekli bir alternatif ortaya çıkmış oldu. Bu model, hem maliyet avantajı sunuyor hem de performansıyla dikkat çekiyor, böylece geliştiricilere daha geniş bir kullanım alanı ve esneklik sağlıyor. OpenAI’ın bu yeni hamlesi, yapay zeka teknolojisinin daha geniş kitlelere yayılmasında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Melisa Tapan ve girişimcilik ekosistemi

0

Melisa Tapan, Türk iş dünyasının genç ve başarılı girişimcilerinden biridir. İstanbul doğumlu olan Tapan, eğitim hayatını yurt dışında tamamlamıştır. Üniversite eğitimini Amerika Birleşik Devletleri’nde işletme ve finans üzerine almıştır. Eğitimi boyunca girişimcilik ruhunu geliştiren Tapan, mezuniyetinin ardından Türkiye’ye dönerek iş hayatına atılmıştır.

Melisa Tapan ve girişimcilik faaliyetleri

Tapan, kariyerine aile şirketinde başlamış ve burada önemli projelere imza atmıştır. Aile şirketinin farklı sektörlerdeki faaliyetlerine yenilikçi bakış açıları kazandırmıştır. Melisa Tapan, özellikle teknoloji ve yenilikçilik konularında öncülük yapmıştır. Şirketin dijital dönüşüm süreçlerini başarıyla yönetmiş ve rekabet gücünü artırmıştır.

Melisa Tapan’ın en dikkat çekici girişimlerinden biri, teknoloji alanındaki yatırımları olmuştur. Özellikle start-up ekosistemine olan ilgisiyle bilinir. Genç girişimcilere mentorluk yaparak onların projelerine destek vermektedir. Tapan, inovasyon ve teknolojiye yaptığı yatırımlarla tanınmaktadır. Aynı zamanda, kadın girişimcilerin iş dünyasında daha aktif rol almasına katkıda bulunmaktadır.

Melisa Tapan, sosyal sorumluluk projelerine de büyük önem vermektedir. Eğitim ve sağlık alanında birçok projeye destek vermiştir. Özellikle dezavantajlı grupların eğitimine yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu projelerle, toplumun farklı kesimlerine dokunarak fark yaratmayı amaçlamaktadır.

Tapan, iş dünyasındaki başarıları ve sosyal sorumluluk projeleriyle çeşitli ödüller almıştır. Forbes dergisinin “30 Yaş Altı 30” listesinde yer alarak genç yaşta büyük bir başarı elde etmiştir. Ayrıca, çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından da takdir edilmiştir.

Sonuç olarak, Melisa Tapan, iş dünyasında yenilikçi yaklaşımları ve sosyal sorumluluk bilinciyle öne çıkan bir girişimcidir. Genç yaşına rağmen önemli başarılara imza atmış ve ilham verici bir kariyere sahiptir. Tapan’ın hikayesi, genç girişimciler için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Onun azmi ve başarıları, iş dünyasında fark yaratmak isteyen herkes için örnek teşkil etmektedir.

Hüsnü Özyeğin kimdir?

0

Hüsnü Özyeğin, Türkiye’nin önde gelen iş insanlarından biridir. 1944 yılında İzmir’de doğmuştur. Eğitim hayatına Robert Koleji’nde başlamış, ardından Oregon Eyalet Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi almıştır. Harvard Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yaparak akademik kariyerini tamamlamıştır.

Hüsnü Özyeğin hayatı ve çalışmaları

Özyeğin, iş hayatına Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nda başlamıştır. Burada kazandığı deneyimle kendi işini kurma kararı almıştır. 1987 yılında Fiba Holding’i kurarak girişimcilik serüvenine adım atmıştır. Fiba Holding, kısa sürede Türkiye’nin en büyük holdinglerinden biri olmuştur. Bankacılık, enerji, inşaat ve perakende gibi çeşitli sektörlerde faaliyet göstermektedir.

Hüsnü Özyeğin, 1987 yılında Finansbank’ı kurarak bankacılık sektörüne girmiştir. Finansbank, kısa sürede büyük bir başarı elde etmiş ve Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri olmuştur. Ayrıca 2006 yılında Finansbank’ı Yunanistan’ın en büyük bankalarından biri olan National Bank of Greece’e satmıştır. Böylelikle bu satış, Türkiye’de o döneme kadar yapılan en büyük banka satışı olmuştur.

Özyeğin, iş dünyasındaki başarılarının yanı sıra sosyal sorumluluk projeleriyle de tanınır. 1990 yılında Hüsnü M. Özyeğin Vakfı’nı kurarak eğitim ve sağlık alanında birçok projeye imza atmıştır. Özyeğin Üniversitesi’nin kuruluşuna öncülük ederek gençlerin kaliteli eğitim almasına katkı sağlamıştır. Üniversite, kısa sürede Türkiye’nin önde gelen eğitim kurumlarından biri olmuştur.

Hüsnü Özyeğin, iş dünyasındaki başarıları ve topluma olan katkılarıyla birçok ödül almıştır. Forbes dergisinin “Dünyanın En Zengin İnsanları” listesinde yer almıştır. Ayrıca, çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından yılın iş insanı seçilmiştir. Özyeğin, iş dünyasındaki başarısını topluma olan katkılarıyla taçlandıran örnek bir iş insanıdır.

Sonuç olarak, Hüsnü Özyeğin, girişimcilik ruhu, iş dünyasındaki başarıları ve topluma olan katkılarıyla öne çıkan bir isimdir. Onun hikayesi, genç girişimciler için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Instagram mavi tik satın al işlemi nasıl yapılıyor?

Instagram rozeti, profil adınızın yanındaki mavi bir onay işareti. Onay, bir hesabın gerçek bir kişi veya işletmeye ait olduğunu kanıtlıyor. Instagram rozetleri “kayda değer bir hesabın o kişi veya marka için gerçek bir varlık olduğunun” teyidi olarak tanımlıyor. Diğer sosyal medya platformları gibi Instagram da doğrulama rozetinin anlamını geliştirdi. Önceleri bu sembol, bir hesabın çok aranan bir kişi ya da şirkete ait olduğunu gösteriyordu. Bu anlam devam etmekle birlikte, Instagram onay işaretleri artık bir hesabın gerçekliğini teyit etmek gibi daha genel bir amaca hizmet ediyor.

Instagram mavi tik satın al işlemi

Instagram’ın hesapları nasıl doğruladığı bir sır değil. Yönergeleri, hesabınızın karşılaması gereken uygunluk gereksinimlerini belirtiyor:

Gerçek bir kişi, kamuya mal olmuş bir kişi veya kayıtlı bir ticari kuruluş olmalısınız. Bunu kanıtlamak için resmi iş belgelerine ve kimliğe ihtiyacınız olacak.

Aynı kişi veya işletme için birden fazla hesabınız olamaz (dile özgü hesaplar olmadıkça). Instagram ayrıca genel ilgi alanlarını (memler gibi) veya hayran hesaplarını doğrulamaz.

En azından Instagram profilinizin herkese açık olması, bir Instagram biyografisine ve profil resmine sahip olması ve başvurduğunuzda aktif olması gerekir. “Aktif” tanımlanmamıştır, ancak düzenli olarak içerik yayınladığınız, paylaştığınız veya yorum yaptığınız anlamına gelebilir.

Bu, çoğu kişinin zorlandığı kısım. Kayda değer olmak, hesap adınızın “iyi bilinen, çok aranan” bir kişi veya markayı temsil ettiği anlamına geliyor. Instagram, birden fazla haber kaynağında yer alan hesapları inceliyor. Ancak ücretli veya tanıtım amaçlı içerikleri incelemeye almaz.

Instagram mavi tik satın al işlemi için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

  • Uygunluk koşullarını karşıladığınızdan emin olun
  • Mobil uygulamanızda Meta Verified’a gidin
  • Doğrulamak için bir profil seçin
  • Ödeme sayfasına gidin
  • Profil bilgilerinizi onaylayın
  • Hesabınızı doğrulayın

Instagram’da doğrulama rozeti almanın ikinci bir yolu daha var: uygun kullanıcılar Instagram profilleri için Meta Verified’a abone olmak için ödeme yapabilirsiniz. Aboneliğinizin bir parçası olarak, bazı ek özelliklerle birlikte mavi bir onay işareti alacaksınız.

Neslihan Canpolat kimdir?

0

Neslihan Canpolat, edebiyat dünyasında adını duyuran yetenekli bir yazardır. İstanbul doğumlu olan Canpolat, genç yaşlarından itibaren yazmaya ilgi duymuştur. Eğitim hayatını İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde tamamladıktan sonra edebi kariyerine odaklanmıştır. İlk kitabı “Gölgelerin Ardında” ile büyük beğeni toplamış ve geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır.

Neslihan Canpolat kitapları ve yaşamı

Canpolat’ın yazım tarzı, derin karakter analizleri ve sürükleyici hikaye kurgusuyla dikkat çeker. Okuyucularını adeta esir alan anlatımı, duygusal ve düşündürücü bir etki yaratır. “Gölgelerin Ardında” adlı kitabı, karanlık ve gizemli bir atmosferde geçer. Ana karakterlerin içsel yolculukları ve karşılaştıkları zorluklar, okuyucuyu derinden etkiler.

Neslihan Canpolat’ın ikinci kitabı “Rüzgarın Fısıldadığı” da büyük bir başarı yakalamıştır. Bu kitapta, doğa ve insan ilişkisi üzerinde duran yazar, çevre bilinci temasını işler. Canpolat, sade ve akıcı diliyle okuyucularına çevreye duyarlılığı aşılar. Ayrıca, karakterlerinin doğayla olan bağını ustalıkla betimler.

Canpolat’ın eserleri, sadece hikaye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal meselelere de ışık tutar. Kadın hakları, çevre sorunları ve insan psikolojisi gibi konuları işler. Bu nedenle eserleri, edebi değerin ötesinde toplumsal bir sorumluluk taşır. Okuyucularına yeni perspektifler sunar ve farkındalık kazandırır.

Neslihan Canpolat, yazarlık kariyerinin yanı sıra çeşitli edebiyat atölyelerinde dersler vermektedir. Genç yazarlara rehberlik ederek onların gelişimine katkıda bulunur. Bu yönüyle de edebiyat dünyasında saygı ve takdir toplar.

Sonuç olarak, Neslihan Canpolat, derinlikli karakterleri, sürükleyici hikayeleri ve toplumsal mesajlarıyla edebiyat dünyasında önemli bir yere sahiptir. Her yeni kitabıyla okuyucularını etkilemeye devam eden Canpolat, günümüzün en yetenekli yazarlarından biridir. Eserlerini okurken hem duygusal bir yolculuğa çıkar hem de düşünsel bir zenginlik kazanırsınız. Bu nedenle, onun kitapları her edebiyatseverin kitaplığında yer almalıdır.

Crucial, kompakt boyutlu NVMe SSD’sini tanıttı

0

Micron’un bağlı markası Crucial, yeni M.2 NVMe SSD’si P310‘u piyasaya sürdü. Kompakt 2230 form faktörüyledikkat çeken bu SSD, taşınabilirliği ve performansı bir arada sunarak kullanıcılarına üstün bir deneyim vaat ediyor.

Crucial P3101 TB ve 2 TB kapasite seçenekleriyle geliyor. PCIe Gen 4 x4 arayüzünü kullanan ve DRAM’siz bir kontrolcüye sahip olan bu SSD, yüksek hızlı veri transferleri ve düşük gecikme süreleri sunuyor. Özellikle taşınabilir oyun konsollarımini konsollar ve ultra hafif dizüstü bilgisayarlar için ideal bir seçenek olan P310, Valve Steam Deck, ASUS ROG Ally, belirli Microsoft Surface modelleri ve Gigabyte Aorus Mini gibi popüler cihazlarla uyumlu olarak tasarlandı.

Performans ve teknoloji

Crucial P3107.100 MB/s’ye kadar okuma ve 6.000 MB/s’ye kadar yazma hızı sunarak, kullanıcılarına üst düzey performans sağlıyor. Rastgele okuma ve yazma IOPS değerleri ise sırasıyla 1 milyon ve 1.2 milyon olarak belirtilmiş. Bu performans değerleri, SSD’nin özellikle yüksek hız ve performans gerektiren oyun ve uygulamalarda üstün bir deneyim sunmasını sağlıyor.

Micron’un kendi geliştirdiği 232 katmanlı 3D QLC NAND flash bellek teknolojisini kullanan SSD, veri güvenliği ve uzun ömürlülük açısından da dikkat çekiyor. 440 TB yazma ve 220 TB yazma ömrüne sahip olan P310, uzun süreli kullanım için dayanıklılık sunuyor. Ayrıca 5 yıl garanti süresiyle kullanıcıların güvenini kazanmayı hedefliyor.

Crucial P310, özellikle taşınabilir oyun konsolları ve mini PC’ler için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor. Kompakt 2230 form faktörü sayesinde, bu cihazların içine kolayca entegre edilebiliyor. Valve Steam Deck ve ASUS ROG Allygibi popüler oyun konsollarıyla uyumluluğu, oyunseverler için önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca belirli Microsoft Surface modelleri ve Gigabyte Aorus Mini gibi ultra taşınabilir dizüstü bilgisayarlarla da uyumlu olması, P310’u çok yönlü bir seçenek haline getiriyor.

Fiyatlandırma ve satış

Crucial P3101 TB modeli 115 dolar2 TB modeli ise 215 dolar fiyat etiketiyle satışa sunulmuş durumda. Kompakt boyutu, güçlü performansı ve geniş uyumluluk seçenekleriyle dikkat çeken bu SSD, taşınabilir cihaz kullanıcıları için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yüksek hız, güvenilirlik ve uzun ömürlülük gibi özellikleriyle Crucial P310, kullanıcıların veri depolama ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılamayı hedefliyor.

Crucial’ın yeni P310 M.2 NVMe SSD’si, taşınabilir cihazlar için güçlü bir performans ve taşınabilirlik sunarken, kullanıcılarına güvenilir bir depolama çözümü sağlıyor. Bu yeni SSD’nin, özellikle taşınabilir oyun konsolları ve ultra hafif dizüstü bilgisayar kullanıcıları arasında büyük ilgi görmesi bekleniyor. Crucial P310, ileri teknoloji ve uygun fiyatıyla, depolama çözümleri arasında önemli bir yer edineceğe benziyor.

Caroline Koç kimdir?

0

Caroline Koç, Türkiye’nin önde gelen iş insanlarından ve sanat destekçilerinden biridir. 1966 yılında doğan Caroline, Koç ailesinin üyesi olarak iş dünyasında ve sosyal sorumluluk alanında aktif bir rol oynamaktadır. Eğitimini İsviçre’de tamamladıktan sonra İngiltere’de sanat tarihi üzerine yüksek lisans yapmıştır.

Caroline Koç vizyonu ve hayatı

Caroline, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç’un eşi olarak, holdingin kültür ve sanat alanındaki projelerini yönetmektedir. Sanatın toplumsal gelişime katkısına olan inancıyla biliniyor. Ayrıca Vehbi Koç Vakfı’nın başkanlığını da yürütmektedir. Vakıf, eğitim, sağlık, kültür gibi alanlarda birçok projeye destek vermektedir.

Sanat dünyasındaki etkinliğiyle tanınıyor. Caroline, Pera Müzesi’nin kurucu yönetim kurulu başkanı olarak müzenin uluslararası alanda tanınmasına büyük katkı sağlamıştır. Ayrıca, sanatseverler için düzenlenen çeşitli sergi ve etkinliklere de destek vermektedir. Koç ailesinin sanata ve kültüre verdiği önem, Caroline’nin liderlik tarzını yansıtıyor. Ayrıca toplumsal sorumluluğa olan bağlılığını yansıtmaktadır.

Caroline’nin yönetimindeki Koç Holding, Türkiye’nin önde gelen sanat destekçisi olarak biliniyor. Bununla birlikte kültürel mirasın koruyucusu olarak kabul edilmektedir. Şirketin sosyal sorumluluk projelerine ve sürdürülebilirlik çabalarında yer alıyor. Katkıları, Caroline’nin liderlik vasıfları ve vizyoner yaklaşımının bir göstergesidir.

Sonuç olarak, CarolineTürkiye’nin sanat ve kültür hayatına büyük katkı sağlayan önemli bir figür diyebiliriz. Sanatın ve kültürün toplumsal dönüşüme olan etkisine olan inancıyla biliniyor. Caroline , liderlik ve sosyal sorumluluk alanında önemli bir rol modeldir.

Hacı Sabancı kimdir?

0

Hacı Sabancı, Türkiye’nin köklü iş dünyası ailesi Sabancılar’ın bir üyesi olarak tanınıyor. Ayrıca iş hayatına yön veren önemli isimlerden biri. İş dünyasına olan ilgisi ve liderlik vasıflarıyla tanınan Sabancı, Türkiye ekonomisinin gelişimine büyük katkı sağladı.

Hacı Sabancı eğitimini Türkiye’de tamamlamış ve ardından iş dünyasına adım atmıştır. Sabancı Holding’in çeşitli sektörlerdeki yatırımlarını yöneten Sabancı, holdingin büyümesine ve uluslararası alanda tanınmasına önemli katkılar yapmıştır. Holdingin tekstil, enerji, finans, perakende gibi alanlarda faaliyet gösteren birçok şirketi bulunmaktadır.

Hacı Sabancı hayatı ve kariyeri

Sabancı’nın liderlik tarzı, şeffaflık, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik üzerine odaklanmıştır. Şirketler arası işbirliği ve stratejik ortaklıkların geliştirilmesi konularında öncü rol oynamıştır. Aynı zamanda, sosyal sorumluluk projelerine de önem veriyor. Sabancı, eğitim, sağlık ve kültür alanlarında yapılan birçok projeye destek olmuştur.

Sabancı’nın yönetimindeki Sabancı Holding, Türkiye’nin en büyük sanayi ve finans kuruluşlarından biri. Halen hızlı bir şekilde büyümesini de sürdürüyor. Şirketin büyüklüğü ve başarıları, Hacı Sabancı’nın iş dünyasındaki etkinliğini ve liderlik vasıflarını gözler önüne sermektedir.

Sonuç olarak, Sabancı Türkiye’nin köklü iş ailelerinden birinin temsilcisi olarak biliniyor. Ayrıca iş dünyasındaki başarıları ve toplumsal katkılarıyla önemli bir isim olarak tanınmaktadır. Sabancı Holding’in büyümesine ve gelişimine yaptığı katkılar, Sabancı’nın liderlik ve vizyoner yaklaşımının bir yansımasıdır. Sabancı şirketler grubu hızlı bir şekilde büyümesine sürdürürken, aile üyeleri bunda önemli bir rol oynuyor. Aile üyelerinin farklı şirket gruplarında rol alması, vizyonun tüm şirketlere doğru bir şekilde yansımasını sağlıyor.

Samsung’dan devrim yaratacak katlanabilir telefon patenti!

Samsungkatlanabilir akıllı telefon sektöründe yenilikçi adımlar atmaya devam ediyor. Yakın zamanda ortaya çıkan yeni bir rapora göre, teknoloji devi Samsung, katlanabilir telefonlar için devrim niteliğinde bir menteşe tasarımının patentini aldı. Bu yeni tasarım, LG Wing modeline olan benzerliğiyle dikkat çekiyor.

Yeni menteşe tasarımı detayları

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün (WIPO) internet sitesinde yayınlanan patent çizimlerine göre, Samsung’un yeni menteşe tasarımı, cihazın 180 derece dönebilen ikincil bir ekrana sahip olmasını sağlıyor. Bu tasarım sayesinde, ekran bir menteşe yardımıyla bükülebiliyor ve cihaz dönüş noktasına kadar LG Wing modeline benzer şekilde çalışabiliyor. Ancak, Samsung’un yeni tasarımı bunun ötesine geçerek, menteşe mekanizması sayesinde daha esnek bir kullanımsunuyor.

Samsung'dan katlanabilir telefon

Patent görsellerine bakıldığında, cihazın sağ üst köşesinde bir kamera adası, alt tarafta ise şarj portumikrofon ve hoparlörler yer alıyor. Yeni menteşe tasarımı ile birlikte, kullanıcılar altta daha küçük bir alan ile kontrol sağlayarak, üstte tam boyutlu bir ekranla çalışabilecekler. Bu da kullanıcılara hem pratiklik hem de geniş bir kullanım alanı sunuyor.

Katlanabilir telefonlarda yeni bir dönem

Samsung’un bu yenilikçi menteşe tasarımı, katlanabilir telefon teknolojisinde yeni bir dönemin habercisi olabilir. Kullanıcıların cihazlarını daha esnek ve fonksiyonel bir şekilde kullanmalarını sağlayacak bu tasarım, Samsung’un sektördeki liderliğini pekiştirecek gibi görünüyor.

Bu yeni patentle birlikte, Samsung’un katlanabilir cihazlar konusundaki kararlılığı ve yenilikçi yaklaşımı bir kez daha gözler önüne seriliyor. Katlanabilir telefon teknolojisinin geleceği, Samsung’un bu tür yenilikçi tasarımları ile şekillenmeye devam edecek.

FBI, Trump’a saldırı düzenleyen kişinin telefonuna erişmek için hangi teknolojiyi kullandı?

Geçtiğimiz hafta eski ABD Başkanı ve 2024 Başkanlık seçimleri için aday olan Donald Trump‘a bir miting sırasında saldırı düzenlenmişti. FBI’ın Trump’ı vuran kişinin telefonuna erişebilmek için henüz yayınlanmamış bir teknolojiyi kullandığı ortaya çıktı. Bu yeni yazılım Cellebrite tarafından üretildi.

Soruşturmaya dair bilgilere sahip olan kaynaklara göre, FBI, 14 Temmuz Pazar günü Trump’ı kulağından yaralayan saldırgan Thomas Matthew Crooks‘un telefonuna erişebilmek için İsrail merkezli dijital istihbarat şirketi Cellebrite’tan destek aldı. FBI, hâlihazırda Cellebrite’ın lisanslı bir yazılımını kullanıyor olmasına rağmen, saldırganın yeni bir Samsung marka Android cihazına sahip olduğu ve mevcut yazılımın cihazın şifresini kıramadığı belirtildi. Bunun üzerine Cellebrite, FBI’a teknik destek verdi ve halen geliştirilmekte olan yeni bir yazılımı aktardı.

FBI Trump'a saldırı düzenleyen kişinin telefonuna erişmek için yeni bir teknoloji kullandı

Yeni Cellebrite yazılımı sayesinde telefonun kilidinin açılmasının yaklaşık 40 dakika sürdüğü bildiriliyor. Cellebrite yazılımı, bir telefonun tekrarlanan şifre denemelerini engelleyen yerleşik mekanizmalarını devre dışı bırakıp, aynı zamanda giriş denemesi için milyonlarca kod üretmeyi içeren çeşitli yöntemlerle telefona erişim sağlıyor. Cihazın kilidinin açılması için hangi yöntemin kullanıldığına dair ise bir detay bulunmuyor.

Cellebrite, daha önce yazılımının aktivistlere karşı kullanıldığını savunan gizlilik savunucularının eleştirileriyle karşı karşıya kalmıştı. Firma, 2021 yılında bu endişeler nedeniyle Çin ve Hong Kong da dahil olmak üzere belirli bölgelerde faaliyet göstermeyi durdurduğunu açıklamıştı. Cellebrite, yazılımının yalnızca yasal olarak onaylanmış durumlarda el konulan telefonların kilidini açmak için kullanıldığını ve asla gözetleme amacıyla kullanılmadığının da altını çiziyor.

OptoGPT optik katman tasarımı yapıyor

Michigan Üniversitesi mühendisleri OptoGPT’yi geliştirdi. OptoGPT, malzemeleri ve kalınlıkları “kelimeler” olarak, optik özelliklerini ise girdi olarak kodluyor. Daha sonra korelasyonlara dayalı bir tasarım “cümlesi” oluşturarak bir sonraki kelimeyi tahmin ediyor. Optik çok katmanlı film yapılarını hızlı bir şekilde tasarlamak için ChatGPT’nin arkasındaki mimariden yararlanan bir yapay zeka algoritmasıdır.

OptoGPT optik katman tasarımı

Farklı malzemelerden oluşan ince katmanlardan oluşan bu yapıların güneş pilleri, teleskoplar, yarı iletken imalatı ve akıllı pencerelerde uygulamaları var. Çalışma, mevcut ters tasarım yöntemlerinin farklı tasarım hedeflerine veya çeşitli yapı türlerine uyum sağlamada zorluk çektiğini belirtiyor.

OptoGPT optik katman, tasarımları yalnızca 0,1 saniyede üreterek tasarım sürecini önemli ölçüde kolaylaştırır ve geleneksel yöntemlere göre önemli ölçüde daha hızlı hale getiriyor. OptoGPT’nin en önemli avantajlarından biri, önceki modellere göre daha az katmana sahip tasarımlar üretme yeteneğinde yatmakta. Bu basitleştirme yalnızca üretim karmaşıklığını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda üretim maliyetlerini de düşürerek gelişmiş optik teknolojileri daha erişilebilir hale getiriyor.

U-M elektrik ve bilgisayar mühendisliği profesörü L. Jay Guo: “Bu yapıların tasarlanması genellikle kapsamlı eğitim ve uzmanlık gerektirir, çünkü en iyi malzeme kombinasyonunu ve her katmanın kalınlığını belirlemek kolay bir iş değildir” dedi. OptoGPT, tasarımı otomatikleştiren kullanıcı dostu bir araç sağlayarak bu süreci demokratikleştiriyor. araştırmacıların ve mühendislerin yeni olasılıkları keşfetmesini kolaylaştırıyor.

OptoGPT’nin özü, doğal dil işlemedeki etkinliğiyle tanınan bir makine öğrenimi çerçevesi olan bir transformatör mimarisi. Açıklamada:  “Büyük dil modellerinin herhangi bir metin tabanlı soruya nasıl yanıt verebildiğine benzer şekilde, OptoGPT de büyük miktarda veri üzerinde eğitilmiştir ve sahadaki genel optik tasarım görevlerine iyi yanıt verebilmektedir” diyor. OptoGPT, malzemeleri ve kalınlıklarını kelime olarak ele alarak ve optik özelliklerini girdi olarak kodlayarak bu “kelimeler” arasındaki kalıpları ve ilişkileri tanımlıyor.

OptoGPT’nin doğruluğunu değerlendirmek için araştırmacılar onu bilinen 1.000 tasarım yapısından oluşan bir veri kümesiyle test etti. Sonuçlar etkileyiciydi; OptoGPT’nin tasarımları doğrulama setinden yalnızca yüzde 2,58 saparak olağanüstü hassasiyetini vurguladı. Yerel optimizasyon yoluyla daha fazla iyileştirme, doğruluğu yüzde 24 oranında artırdı.

Araştırmacılar ayrıca OptoGPT’nin işleyişini haritalandırmak için istatistiksel teknikler kullandılar. Metaller ve dielektrikler gibi malzemelerin doğal olarak türlerine göre kümelendiğini ve kalınlıkları 10 nanometreye yaklaştıkça tüm dielektriklerin birleştiğini keşfettiler.

Bethesda, Microsoft’un ilk tam sendikalaşmış oyun stüdyosu oldu!

Bethesda Game Studios, Microsoft’un ilk tam sendikalaşmış oyun stüdyosu olarak sektörde yeni bir standart belirledi. Fallout, Starfield ve Elder Scrolls gibi popüler oyunların arkasındaki geliştirici Bethesda, Communication Workers of America (CWA) altında birleşen 241 geliştirici ile sendika haline geldi.

Bethesda’nın sendikalaşma süreci

Bethesda Game Studios’un sendikalaşma süreci, Montreal ofisinin Haziran ayı sonunda sendikalaşmasının ardındanDallas, Rockville ve Austin stüdyolarındaki 241 geliştirici ile tamamlandı. Bu adım, Zenimax içindeki yaklaşık 300 kalite kontrol çalışanının sendikalaşmasının ardından gerçekleşti. Microsoft, Bethesda çalışanlarının sendika kurma isteğini kabul etti ve şimdi bu yeni sendika, Microsoft ile bir sözleşme müzakere etmeye hazırlanıyor.

Geliştiricilerden birlik mesajı

Şirketin geliştiriciler, sanatçılar, mühendisler, programcılar ve tasarımcıları içeren bu sendikalaşma hareketi, oyun endüstrisinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. “OneBGSUSA” adı altında birleşen grup, Twitter’da yaptığı açıklamada, “Birlikte, her BGS çalışanının iyileştirilmesi için mücadele ediyoruz ve endüstrimizde yeni bir standart belirliyoruz,” dedi.

Şirketin kıdemli sistem tasarımcısı Mandi Parker, yaptığı basın açıklamasında, “İşyerine demokrasi getirmek ve işte korunan bir ses sağlamak her çalışanın faydasına olacaktır. Çalışma koşullarımızı, hayatlarımızı ve şirketimizi olumlu yönde şekillendirmek için bir güç kaynağı olduğumuzu kanıtlamak için adil bir sözleşme kazanmak adına çok heyecanlıyız,” ifadelerini kullandı.

Artan sendikalaşma eğilimleri

Bethesda’nın sendikalaşma süreci, Sega of America’nın bu yılın başlarında bir sözleşme onaylaması ve Activision’un kalite kontrol çalışanlarının kendi sendikalarını ilan etmesi gibi sektörde artan sendikalaşma eğilimlerinin bir parçası. Microsoft, daha önce Activision Blizzard’ın sendikalaşma ihtimalini engellemeyeceğini belirtmişti ve bu tutum Bethesda Game Studios için de geçerli.

Bu gelişme, oyun endüstrisinde sendikalaşma hareketlerinin gücünü ve önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Bethesda’nın bu adımı, diğer oyun stüdyoları ve teknoloji şirketleri için de bir örnek teşkil edebilir.

Tamamen esnek lityum iyon pil için geri sayım

0

Bir pil düşündüğünüzde, muhtemelen esnek olduğunu düşünmezsiniz. Ancak pillerin, giyilebilir sağlık monitörleri için ivme kazanan esnek elektroniklere dahil edilmesi için bu şekil değiştirme özelliğine ihtiyacı olacak. ACS Energy Letters’daki araştırmacılar yüzde 5000 oranında genişleyebilen bir elektrolit tabakası da dahil olmak üzere tamamen esnek bileşenlere sahip bir lityum iyon pil bildiriyor ve yaklaşık 70 şarj/deşarj döngüsünden sonra şarj depolama kapasitesini koruyor.

Tamamen esnek lityum iyon pil

Bükülüp esneyebilen elektronik cihazların benzer özelliklere sahip pillere ihtiyacı var. Bu tür pilleri üretmeye çalışan araştırmacıların çoğu, bunları dokunmuş iletken kumaşlardan veya origamiye benzer şekilde genişletilebilir şekillere katlanmış sert bileşenlerden oluşturdu. Ancak gerçek anlamda esnek bir pil için, yükü toplayan elektrotlar ve yük dengeleyici orta elektrolit tabakası dahil her parçanın elastik olması gerekiyor.

Gerçekten esnek pil prototipleri şu ana kadar orta düzeyde esnekliğe, karmaşık montaj süreçlerine veya özellikle tekrarlanan şarj ve deşarjlarla zamanla sınırlı enerji depolama kapasitesine sahipti. İkincisi, elektrolit tabakası ile elektrotlar arasındaki bağlantının zayıf olmasından veya pilin şekli değiştiğinde hareket edebilen sıvı elektrolitin kararsızlığından kaynaklanabilir.

Bu nedenle Wen-Yong Lai ve iş arkadaşları sıvı kullanmak yerine, elektroliti iki esnek elektrot filmi arasına kaynaştırılmış bir polimer tabakasına dahil ederek tamamen katı ve esnek bir pil oluşturmak istediler. Ekip, tam elastik pil için elektrotları yapmak amacıyla, gümüş nanoteller, karbon siyahı ve lityum bazlı katot veya anot malzemeleri içeren ince bir iletken macun tabakasını bir plaka üzerine yaydı.

Daha sonra macunun üstüne, kontakt lenslerde yaygın olarak kullanılan esnek bir madde olan polidimetilsiloksan tabakası uygulandı. Araştırmacılar, doğrudan bu filmin üzerine, yüksek iletkenliğe sahip bir sıvı olan lityum tuzu ve esnek bir polimer oluşturmak için gereken malzemeleri eklediler. Işıkla aktive edildiğinde bu bileşenler birleşerek orijinal uzunluğunun yüzde 5000’ine kadar uzayabilen ve lityum iyonlarını taşıyabilen katı, kauçuksu bir tabaka oluşturuyor. Son olarak, yığının üstü başka bir elektrot filmiyle kapatıldı ve tüm cihaz koruyucu bir kaplamayla kapatıldı.

Tesla’nın en büyük anlaşması: Intersect Power’a 15,3 GWh Megapack batarya sistemi

Tesla, Kaliforniya merkezli Intersect Power şirketine 15,3 GWh büyüklüğünde Megapack batarya sistemi sağlamak üzere devasa bir sözleşme imzaladı. Bu anlaşma, Tesla’nın bugüne kadar imzaladığı en büyük anlaşma olma özelliği taşıyor.

Tesla’nın enerji kolunun hızla büyüdüğünü ve geçtiğimiz çeyrekte 9,4 GWh kapasite ekleyerek çeyrek rekoru kırdığınısizlere aktarmıştık. Yeni imzalanan bu sözleşme ile Tesla, gelecekte yeni rekorlar kırmaya hazırlanıyor.

Teslimatlar 5 yıla yayılacak

Intersect Power, Tesla ile önümüzdeki 5 yıl boyunca güneş + depolama projeleri için 15,3 GWh büyüklüğünde Megapack sağlamak üzere bir sözleşme imzaladığını duyurdu. Bu anlaşma, önceki taahhütlerle birleştirildiğinde, Intersect Power’ı en büyük alıcılardan ve operatörlerden biri haline getiriyor.

Intersect Power’ın 2027 yılı sonuna kadar 10 GW kapasiteli büyük ölçekli depolama sistemine ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla Tesla’nın yıllık 40 GWh üretim kapasitesinin önemli bir kısmı Intersect Power’a ayrılacak. Intersect Power’ın şu anda yalnızca 2,2 GW güneş enerjisi ve 2,4 GW depolama projesi işletmede veya inşa halinde. Bu yeni anlaşma, şirketin kısa sürede büyük bir atılım yapmasını sağlayacak.

Tesla’nın yıllık üretim kapasitesi düşünüldüğünde, bu anlaşmanın şirket için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Tesla’nın enerji sektöründeki büyümesi ve Megapack batarya sistemlerinin popülaritesi, şirketin gelecekteki projelerinde büyük rol oynayacak.

Teslimatlar başlıyor

Teslimatların önümüzdeki yıl yapılmaya başlanacağı açıklandı. Bu süreçte, Tesla’nın enerji depolama çözümleri ile Intersect Power’ın yenilenebilir enerji projeleri bir araya gelerek sektörde önemli bir sinerji yaratacak. Tesla’nın, enerji sektöründe yeni rekorlara imza atmaya devam edeceği öngörülüyor.

Bu anlaşma, Tesla’nın enerji sektöründeki konumunu daha da güçlendirirken, Intersect Power için de büyük bir fırsat yaratıyor. Tesla ve Intersect Power arasındaki bu dev işbirliği, gelecekteki enerji projelerinde önemli bir rol oynayacak ve yenilenebilir enerji alanında yeni standartlar belirleyecek.

Netflix ucuz reklamsız abonelik seçeneğini kaldırıyor!

Netflix, bir süredir yeni abonelere yönelik olarak belirli ülkelerde uyguladığı en ucuz reklamsız abonelik seçeneğinin kaldırılması kararını artık mevcut aboneler için de hayata geçiriyor. Kullanıcı yorumları ve spekülasyonların ardından, firma mali dönem toplantısında bu gelişmeyi resmi olarak duyurdu.

NetflixABD ve Fransa‘da en ucuz reklamsız abonelik seçeneğinin sona erdiğini açıkladı. Firma, daha önce Kanadave İngiltere‘de test sürecine başlamıştı. Böylece, toplamda dört ülkede mevcut kullanıcılar ya reklamlı seçeneği ya da Standart seçeneği tercih etmek zorunda kalacaklar. Bu durum, önceden sadece yeni aboneler için geçerliydi.

Netflix, abone sayısını arttırmasına rağmen gelirleri beklentileri karşılamıyor. Firma, 40 milyondan fazla reklamlı aboneye sahip ve reklamlardan önemli bir gelir kalemi oluşturmak amacında. Ayrıca, daha pahalı seçeneklere geçen aboneler sayesinde gelirlerini artırmayı hedefliyor.

Bu değişiklik, Netflix’in mali performansını iyileştirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, daha yüksek maliyetli seçeneklere yönlendirilirken, Netflix’in gelir yapısını güçlendirmesi bekleniyor.

NASA’nın Europa Clipper görevi tehlikede

NASA’nın 5 milyar dolarlık Europa Clipper görevi, Jüpiter’in zorlu ortamına dayanıklılık konusunda yaşanan transistör şüphesi nedeniyle tehlikede. Ekim ayında bir SpaceX Falcon Heavy roketiyle fırlatılması planlanan Europa Clipper, Jüpiter’in buzla kaplı okyanus uydusu Europa’nın yaşamı destekleme potansiyelini değerlendirmek üzere tasarlandı. Ancak, uzay aracındaki transistörlerin Jüpiter’in yoğun radyasyonuna dayanıp dayanamayacağıkonusunda ciddi endişeler ortaya çıktı.

Europa Clipper görev ekibi, sonda üzerindeki elektrik akışını kontrol eden transistörlerde bir sorun keşfetti. NASA yetkilileri, transistörlerin beklenenden daha düşük radyasyon seviyelerinde arızalanmasının bildirilmesiyle sorunun fark edildiğini belirtti. Bu durum, Jüpiter’in manyetik alanının Dünya’nın manyetik alanından 20.000 kat daha güçlüolması ve yüklü parçacıkları hızlandırarak Europa gibi iç uyduları yoğun radyasyonla bombardımana tutmasınedeniyle kritik bir endişe kaynağı oluşturuyor.

Testler devam ediyor, sonuçlar umut vermiyor

Europa Clipper’ın 2030 yılında Jüpiter sistemine ulaşması ve Europa’nın yörüngesinde döneceği 3,5 yıllık görev süresince yaklaşık 50 uçuş gerçekleştirmesi planlanıyorNASA, halihazırda transistör testlerine devam ediyor, ancak sonuçlar pek de umut verici değil. Test verilerine göre bazı transistörlerin Jüpiter ve Europa yakınlarındaki yüksek radyasyonlu ortamda arızalanabileceği belirtiliyor. Ajans, bu ayın sonuna kadar ön analizin tamamlanmasınıbekliyor.

Clipper aracında kullanılan metal oksit yarı iletken alan etkili transistörler (MOSFET’ler), Infineon Technologies tarafından üretilmiş durumda. Eğer testler sonucunda transistörlerin görev üzerinde yıkıcı bir etkisi olmayacağı tespit edilirse, fırlatma planlarında bir erteleme olmadan mevcut planlarla devam edilecek. Ancak, etkilenen transistörlerin ciddi bir sorun oluşturması halinde görevin ertelenmesi de ihtimaller arasında.

Geleceği belirsiz görev

NASA’nın Europa Clipper görevi, uzay araştırmaları açısından büyük bir öneme sahip. Jüpiter’in buzlu uydusu Europa’nın yaşamı destekleme potansiyelini değerlendirmek, bilim dünyası için devrim niteliğinde olabilir. Ancak, transistörlerde yaşanan bu sorun, 5 milyar dolarlık misyonun geleceğini belirsiz hale getiriyor. NASA, önümüzdeki haftalarda yapılacak testler sonucunda daha net bir tablo çizebilecek.

Europa Clipper’ın Jüpiter’in zorlu radyasyon ortamına dayanıklılığı, görev ekibi tarafından büyük bir titizlikle inceleniyor. NASA, transistörlerde yaşanan bu kritik sorunun görev üzerindeki etkisini minimize etmek ve planlanan fırlatma tarihini korumak için yoğun çaba sarf ediyor. Görevin başarıya ulaşması, hem NASA hem de bilim dünyası için büyük bir zafer olacak.

Küresel elektrik talebinde rekor artış: Güneş enerjisi kilit rol oynayacak

Küresel elektrik talebi, son yirmi yılın en hızlı artışını yaşıyor ve bu artışı karşılamak için güneş enerjisi kilit bir rol oynayacak. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yeni yayımlanan raporuna göre, 2024 ve 2025 yıllarında küresel elektrik talep artışının yarısını güneş enerjisi karşılayacak.

Rapora göre, küresel elektrik talebi 2023’teki yüzde 2.5’lik artıştan sonra 2024’te yaklaşık yüzde 4 oranında artacak. Bu, 2007’den bu yana en yüksek yıllık büyüme oranını temsil edecek. elektrik tüketimindeki bu artışın 2025’te de yaklaşık yüzde 4 oranında devam etmesi bekleniyor.

Yenilenebilir enerji kaynakları yükselişte

Yenilenebilir enerji kaynaklarının bu yıl ve gelecek yıl hızla büyümesi ve küresel elektrik arzındaki paylarını 2023’te yüzde 30’dan 2025’te yüzde 35’e yükseltmesi bekleniyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin, 2025 yılında dünya genelinde kömürden üretilen elektriği geçeceğine dikkat çekiliyor. Güneş enerjisinin 2024 ve 2025 yıllarında küresel elektrik talep artışının yaklaşık yarısını tek başına karşılaması bekleniyor. Güneş ve rüzgar enerjisi birlikte ise bu artışın yüzde 75’ini karşılayabilir.

Kömürün rolü devam ediyor

Yenilenebilir enerjilerin hızlı artışına rağmen, küresel elektrik üretiminde kömürün rolü hemen azalmayacak. Özellikle Çin ve Hindistan‘daki yüksek talep artışı, kömür kullanımını sabit tutuyor. Bu nedenle, küresel elektrik sektöründen kaynaklanan CO2 emisyonları sabit kalıyor. 2024’te hafif bir artış ve 2025’te ise bir düşüş bekleniyor. Ek olarak, Çin’deki hidroelektrik üretiminin güçlü bir toparlanma göstermesi, kömürle çalışan elektrik üretimini sınırlayıp bu yıl küresel elektrik sektörü emisyonlarında hafif bir düşüşe yol açabilir.

Bölgesel elektrik talebi artışları

Hindistan‘da, güçlü ekonomik faaliyetler ve yoğun sıcak hava dalgaları nedeniyle bu yıl elektrik talebinin yüzde 8 oranında artması bekleniyor. Çin‘de ise çeşitli sanayi sektörlerindeki güçlü faaliyetler nedeniyle talep artışı yüzde 6’yı geçecek. İklim değişikliği kaynaklı hava sıcaklığındaki artış elektrik tüketimini de doğal olarak artırıyor.

ABD‘deki elektrik talebi ise 2023’teki düşüşün ardından 2024’te yüzde 3 oranında toparlanacak. Bu toparlanma, sürekli ekonomik büyüme, artan soğutma talebi ve genişleyen veri merkezi sektörü ile desteklenecek. AB‘de ise enerji krizinin ardından elektrik talebinin yüzde 1.7 oranında büyümesi bekleniyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporu, elektrik talebinin hızla artarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının bu talebi karşılamak için önemli bir rol oynayacağını gösteriyor. Ancak kömür kullanımının devam etmesi, sürdürülebilir enerji hedeflerine ulaşmada zorluklar yaratabilir.

Vakumlu robot köpek temizlik yapıyor

0

Araştırmacılar, atık parçacıklarını ortadan kaldırmak ve çevresel dengeyi yeniden sağlamaya yardımcı olmak için özel bir otonom robot geliştirdiler. Cenova’daki İtalyan Teknoloji Enstitüsü’ndeki (IIT) bir ekip, bu asil girişimin daha da geliştirilmesine yardımcı olmak için VERO (Elektrikli süpürgeyle donatılmış RObot) adında yeni bir platform yarattı.

Vakumlu robot köpek

Robot insanların parkları, plajları temizlemesine yardımcı oluyor ve tekerlekli ve paletli robotların erişmesinin zor olduğu alanlardaki dar sokaklarda görev yapabiliyor. (özellikle sigara izmaritlerinden kurtulma söz konusu olduğunda) Dört bacak, hortumlar kullanılarak yerleşik elektrikli süpürgeye bağlanır. Her ayakta, robotun hareket halindeyken sadece algıladığı şeye doğru yürüyüp süpürgeyi açarak etkili bir şekilde sigara toplamasını sağlayan bir elektrikli süpürge başlığı takılıdır.

Çöp, özellikle deniz ortamlarında birçok ekosistemin dengesi için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Kıyılardaki ve kentsel çöpler oluklardan, sokaklardan ve su yollarından geçerek en sonunda denize ulaşıyor. Bu çöp ayrıştıkça toksik kimyasallar ve mikroplastikler açığa çıkararak çevreyi daha da kirletir. Geleneksel olarak çöpün kaldırılması, etkili bir şekilde toplanabilecek atık miktarını sınırlayan manuel emeğe dayanıyor.

Ekip, dünya çapında ikinci en yaygın çöp maddesi olan sigara izmaritlerini (CB’ler) otonom olarak toplamak için tasarlanmış yenilikçi dört ayaklı robot prototipini tanıttı. 4 olduğu tahmin ediliyor. Her yıl 5 trilyon sigara çevreye atılıyor. Araştırmacılar, robotun doğal hareket kabiliyeti sayesinde tekerlekli ve paletli robotların erişemeyeceği arazilerde gezinebileceğini ve temizleyebileceğini iddia ediyor.

Prototip, arkasına takılı ticari bir vakumla donatılmış, Unitree’nin AlienGo platformu üzerine inşa edildi. Özel 3D, IEEE Spectrum’un raporuna göre, vakumdan her bacaktan ayaklara kadar uzanan hortumların ucuna baskılı püskürtme uçları takılıyor ve robotun hareketini engellemeden yer seviyesindeki emiş maksimuma çıkıyor. Gerçekten yeni olan şey, sistemin çöpleri tespit etmek için evrişimli bir sinir ağı kullanması ve ardından tespit edilen tüm nesneleri toplamanın en iyi yolunu hızlı bir şekilde bulmak için bir planlayıcı kullanması. Hassas temizlik için görsel servis sistemi, robotun bacaklarından birine takılı vakum nozulunu doğrudan belirlenen sigara izmaritinin üzerine yönlendiriyor.

Nükleer enerjide ölçeklendirme neden önemli?

0

Nükleer enerji endüstrisindeki sessiz devrim, odağı küçük modüler reaktörlere (SMR’ler) kaydırıyor. Bu reaktörler, geleneksel nükleer santral maliyetlerinin çok altında bir maliyetle daha ucuz ve esnek enerji vaat ediyor. 300 megawatt’a kadar üretim yaparak fabrikalara veya mahallelere enerji sağlayabilirler ve entegre edilmeleri daha kolay. Fosil yakıt bağımlılığını azaltma ve güvenliği artırma potansiyelleri, onları gelecekteki enerji karışımının hayati bir parçası haline getirebilir.

Nükleer enerjide ölçeklendirme

Arevolution, odağı devasa, maliyetli tesislerden daha küçük, daha uygun fiyatlı çözümlere kaydırarak nükleer enerji endüstrisini sessizce dönüştürüyor. Genellikle milyarlarca dolar ve uzun yıllar gerektiren geleneksel nükleer enerji projeleri, tarihsel olarak yalnızca en zengin ulusların erişebileceği düzeyde olmuştur. Fakat, fosil yakıtlara olan küresel bağımlılığın azaltılmasına yönelik acil ihtiyaç nedeniyle nükleer enerji, sürdürülebilir enerji geleceğinin kritik bir bileşeni olarak yeniden değerlendiriliyor.

Küçük modüler reaktörlere (SMR’ler) girin. Bu yenilikçi reaktörler, geleneksel nükleer santrallerin maliyetinin çok altında bir maliyetle daha ucuz ve daha esnek enerji üretimi sağlamayı vaat ediyor.

300 megawatt’a kadar üretim yapabilen SMR’ler, bir fabrikaya veya yerleşim alanına güç sağlayacak kadar küçük olabilir ve aşamalı inşaata ve mevcut altyapıya daha kolay entegrasyona olanak tanıyan modülerlik sunuyor. Dünya çapında altmıştan fazla şirket şu anda SMR’ler geliştiriyor.

Rolls Royce ve Westinghouse gibi endüstri devlerinden Last Energy gibi startuplara kadar çeşitlilik gösteriyor. Bu şirketler, SMR’lerin üretimini ve dağıtımını kolaylaştırmak için otomotiv ve gemi inşası gibi sektörlerdeki modüler inşaat tekniklerinden yararlanıyor.

Kamu güvenliğiyle ilgili kaygılar ve düzenleyici engeller hâlâ önemli engellerdir. Fakat, onlarca yıllık operasyon boyunca yalnızca üç büyük nükleer kaza ve geliştirilmiş güvenlik tasarımları nedeniyle, savunucular modern reaktörlerin öncekilerden çok daha güvenli olduğunu savunuyorlar. Atık yönetimini ele almak ve halkın güvenini sağlamak, SMR’lerin yaygın şekilde benimsenmesi için çok önemli olacaktır.

İklim değişikliği hızlandıkça nükleer enerji, özellikle SMR’lerin devreye alınması yoluyla, fosil yakıtlara güvenilir ve düşük karbonlu bir alternatif sunarak küresel enerji karışımının vazgeçilmez bir parçası haline gelebilir.