Uzayda üç yıldızlı bir sistem keşfedildi!

Netflix’in popüler bilim kurgu dizisi “3 Cisim Problemi”ni izleyen ya da aynı adlı romanı okuyanlar için gerçek hayattan heyecan verici bir haber: NASA, tıpkı dizideki gibi kaotik bir şekilde birbirine kilitlenmiş üç yıldızdan oluşan bir sistem keşfetti. “TIC 290061484” adlı bu sistem, yıldızların karmaşık ve öngörülemez hareketleri nedeniyle dikkat çekiyor. Üstelik, bu üç yıldızlı sistemin yaklaşık 20 milyon yıl sonra birleşerek patlayacağı tahmin ediliyor, tıpkı dizide olduğu gibi…

Uzayda tam üç yıldızlı bir sistem keşfedildi

Peki bu üçlü yıldız sistemi nasıl bir yapıya sahip? Sistem, birbirine oldukça yakın iki yıldızın hızlı bir şekilde, her 1.8 günde bir, birbirinin etrafında dönmesiyle oluşuyor. Bu ikili yıldız çiftinin etrafında ise, daha uzak bir yörüngede bulunan üçüncü bir yıldız, 25 günde bir tur atıyor. Bu olağanüstü sistem, yıldızların birbirlerine olan yakınlığı nedeniyle bilim insanlarını şaşkınlığa uğrattı. Öyle ki, üç yıldız da Güneş Sistemi’nde Merkür’ün Güneş’e olan uzaklığından daha dar bir alanda sıkışmış durumda.

Uzayda tam üç yıldızlı bir sistem keşfedildi.
Uzayda tam üç yıldızlı bir sistem keşfedildi.

Bu keşif, NASA’nın TESS (Geçiş Halindeki Ötegezegen Araştırma Uydusu) tarafından toplanan verilerin, yapay zeka ve insan iş birliğiyle analiz edilmesi sonucu gerçekleşti. TESS’in topladığı devasa veriyi insan gücüyle incelemek neredeyse imkansız olduğu için, makine öğrenimi algoritmaları devreye girdi ve bu eşsiz üçlü yıldız sistemini ortaya çıkardı.

Peki bu keşif neden bu kadar önemli? Çünkü üçlü yıldız sistemleri, evrende oldukça nadir görülüyor ve karmaşık yapıları nedeniyle gökbilimciler için büyük birer gizem niteliği taşıyor. Bu sistemler, yıldız evrimi, gezegen oluşumu ve kütle çekim etkileşimleri gibi temel астроfizik olgularını anlamak için eşsiz fırsatlar sunuyor.

Ancak, bu üçlü yıldız sisteminde yaşam olasılığı oldukça düşük görünüyor. Yıldızların birbirine olan aşırı yakınlığı ve kaotik hareketleri, gezegenlerin oluşumunu ve istikrarlı bir yörüngede kalmasını engelliyor. Üstelik, yıldızların ömürlerinin sonuna yaklaşmasıyla birlikte, sistem daha da kaotik hale gelecek ve muhtemelen bir süpernova patlamasıyla sonuçlanacak.

Neyse ki, bu dramatik olayın gerçekleşmesi için önümüzde milyonlarca yıl var. Bu da, bilim insanlarına “TIC 290061484” sistemini daha detaylı incelemek ve üçlü yıldız sistemlerine dair daha fazla bilgi edinmek için yeterince zaman tanıyor. Dahası, NASA’nın 2027’de fırlatmayı planladığı Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu ile çok daha detaylı gözlemler yapılabilecek ve evrenimizdeki benzer sistemler keşfedilebilecek.

USB4 2.0 devrimi yaklaşıyor: veri aktarımı 80Gbps’ye çıkıyor!

USB teknolojisinde devrim yaratan USB4 2.0 standardı, veri aktarım hızlarını 80Gbps seviyelerine taşıyarak kullanıcıların ihtiyaçlarına güçlü bir yanıt veriyor. Japon teknoloji firması Elecom, bu yeni standartla uyumlu ilk kabloları yıl sonunda piyasaya sürmeye hazırlanıyor. USB4 2.0 ile veri transferi hızının iki katına çıkmasının yanı sıra, enerji aktarım kapasitesinde de ciddi bir artış dikkat çekiyor.

USB4 2.0: yüksek hız veg transferi

2019 yılında tanıtılan USB4 standardı, o dönemde veri aktarım hızını 40Gbps seviyelerine taşımıştı. Ancak, 2022’de duyurulan USB4 2.0 standardı, yeni bir fiziksel katman mimarisi sayesinde mevcut USB Tip-C pasif kablolarda bile veri aktarım hızını 80Gbps‘ye çıkarıyor. Bu, daha yüksek performans ve hız isteyen kullanıcılar için büyük bir avantaj. Ayrıca, USB4 2.0, 8K 60Hz çözünürlükte görüntü aktarımını da destekleyerek özellikle medya profesyonelleri ve oyun severler için önemli bir çözüm sunuyor.

Elecom, piyasaya iki farklı versiyonda 2.0 kablolar sunacak. İlk versiyon, 80Gbps veri aktarım hızına ve 60W enerji aktarımına sahip olacak. Bu versiyon, yüksek hız gerektiren uygulamalarda ideal bir seçenek sunuyor. İkinci versiyon ise 240W (48V/5A) enerji aktarım kapasitesi ile öne çıkıyor. 240W enerji aktarımı, özellikle yüksek enerji ihtiyacı duyan dizüstü bilgisayarlar ve diğer büyük cihazlar için kritik bir özellik olarak dikkat çekiyor. Bu yeni kabloların Aralık ayında satışa sunulması bekleniyor.

Donanımda geçiş süreci

Her ne kadar USB4 2.0 kabloları piyasaya çıkmaya hazır olsa da, bu standardın tüm cihazlarda yaygınlaşması zaman alacak gibi görünüyor. USB4 standardı bile, ilk tanıtımının üzerinden beş yıl geçmesine rağmen, beklenen düzeyde yaygınlık kazanamadı. Bu sebeple, USB4 2.0’ın anakartlar ve cihazlarda kullanılabilir hale gelmesi de belli bir zaman alacak. Ancak yazılım tarafında şimdiden gelişmeler kaydediliyor; Windows 11 Insider sürümlerinde bu yeni standardın desteklenmesi için testler başlamış durumda.

USB4 2.0, daha yüksek hız, daha güçlü enerji aktarımı ve daha yüksek çözünürlükte görüntü desteğiyle teknoloji dünyasında önemli bir adım olarak kabul ediliyor. Özellikle profesyonel kullanıcılar, medya ve oyun sektörü, yeni standardın sunduğu bu avantajlardan büyük ölçüde faydalanacak.

Intel doğruladı: sorunlu işlemciler için artık güncelleme yok

Intel, 13. ve 14. nesil işlemcilerde yaşanan kararlılık sorunlarıyla ilgili önemli bir açıklama yaptı. Yonga devi, bu işlemcilerde görülen güç ve voltaj ile ilgili sorunların “0x12B” mikro kod güncellemesi ile çözüldüğünü duyurdu. Bu güncelleme ile birlikte, kullanıcıların karşılaştığı kararsızlık sorunlarına yönelik yeni bir güncelleme planlanmadığını belirtti.

Sorunların kaynağı ve çözüm süreci

Intel, 13. ve 14. nesil işlemcilerdeki kararlılık sorunlarını çözmek için dört aşamalı bir plan yürütmüştü. Bu plan çerçevesinde, ilk olarak aşırı voltaj talebi, yüksek sıcaklıklardaki algoritma hataları ve düşük yük veya hafif aktivite dönemlerinde ortaya çıkan dengesiz voltaj problemleri ele alındı. Yapılan incelemeler sonucunda, dört ana sorun tespit edildi ve her birine yönelik spesifik düzeltmeler sunuldu.

  1. Anakartların Güç Dağıtım Ayarları: Intel’in önerdiği varsayılan ayarların uygulanmasıyla, anakartların güç dağıtımındaki dengesizlikler ortadan kaldırıldı.
  2. eTVB Mikro Kod Algoritması: Bu algoritma, i9 işlemcilerin yüksek sıcaklıklarda bile yüksek performans modunda çalışmasına neden oluyordu. Haziran 2024’te yayınlanan “0x125” mikro kodu ile bu sorun düzeltildi.
  3. SVID Algoritması ve Yüksek Voltaj İsteği: Yüksek frekans ve voltaj taleplerinin yarattığı “Vmin Shift” kaymasıAğustos 2024’teki “0x129” mikro kodu ile giderildi. Bu düzeltmeler, sistemin stabilitesini artırdı.
  4. Mikro Kod ve BIOS Hataları: Sistemlerin düşük aktivite durumlarında dahi yüksek voltaj talep etmesine neden olan bu hatalar, son olarak “0x12B” güncellemesi ile çözüme kavuşturuldu.
L

Sorunun tanımı ve kullanıcılar üzerindeki etkisi

Intel sözcüsü Thomas Hannaford, The Verge’e yaptığı açıklamada, sorunların kaynağının “Vmin Değişim Kararsızlığı” olduğunu ifade etti. Bu durum, işlemcilerin minimum çalışma voltajı seviyesinin zaman içinde kararsız hale gelmesine ve bu durumun parçalara zarar vererek onların ömrünü kısaltmasına neden oluyor. Ancak, kullanıcıların bu sorundan etkilenip etkilenmediğini kontrol edecek bir araç mevcut değil. Bu belirsizlik, kullanıcılar arasında endişe yaratıyor.

Core ultra 200 serisi işlemciler güvende

Intel, yeni işlemci ailesi olan Core Ultra 200 serisinin bu sorunlardan etkilenmediğini de duyurdu. Bu durum, kullanıcılar için bir rahatlama kaynağı oldu. Ayrıca, Intel, hâlâ kararsızlık sorunları yaşayan kullanıcıların, gerekli kontrolleri yaptırarak işlemci değişimi için müşteri hizmetleri ile iletişime geçmelerini öneriyor. Şirket, sorunlu modeller için iki yıllık ek bir garanti desteği sunarak kullanıcıların mağduriyetlerini azaltmayı hedefliyor.

Intel’in bu açıklamaları, 13. ve 14. nesil işlemcilerde yaşanan sorunların çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, artık daha kararlı bir işlemci deneyimi yaşayacakken, Intel de müşteri memnuniyetini artırmak için gerekli adımları atıyor. Gelecekte benzer sorunlarla karşılaşmamak için, kullanıcıların dikkatli olmaları ve sürekli güncellemeleri takip etmeleri önem taşıyor.

Casio’dan yeni klasik model: GMC-B2100 resmi olarak tanıtıldı

Akıllı saatlerin yükselişi sürerken, Casio, klasik saat tutkunlarını unutmadan yeni modeller sunmaya devam ediyor. Şirket, G-SHOCK serisinin en yeni üyesi olan Casio GMC-B2100 modelini resmi olarak tanıttı. Casio’nun ikonik sekizgen bezel tasarımını koruyan bu model, modern ve şık bir dokunuşla dikkat çekiyor. Paslanmaz çelik kasası ile sağlamlık sunan saat, aynı zamanda inceliğiyle de beğeni topluyor.

Şıklık ve işlevsellik Bir Arada

GMC-B2100, analog kronometre işlevi ve çoklu kollarıyla sadece estetik değil, aynı zamanda işlevsel bir tasarım sunuyor. Vidalı kurma kolu ve sekizgen bezel tasarımı, modele özgün bir görünüm kazandırırken, kullanıcıya klasik saat deneyimini modern teknolojiyle sunuyor. Casio GMC-B2100 modelinin Tough Solar teknolojisi sayesinde güneş ışığı ve iç mekan aydınlatmalarından enerji alarak şarj olabilmesi, kullanıcıların pil değiştirme derdinden kurtulmasını sağlıyor.

Casio GMC-B2100

Akıllı bağlantı ve dayanıklılık

Mobile Link teknolojisi ile donatılan Casio GMC-B2100, akıllı telefonlar ile bağlantı kurarak zaman senkronizasyonuyapabiliyor ve kişiselleştirilebiliyor. Bunun yanı sıra, saatin 200 metreye kadar suya dayanıklılığışoklara karşı dirençli yapısı ve düşük ışıkta daha iyi görünürlük sağlayan LED aydınlatması, onu zorlu koşullarda dahi rahatlıkla kullanılabilir hale getiriyor.

Casio’nun bu yeni modeli, Casio GMC-B2100, klasik saat tutkunları ve modern teknoloji meraklılarının ilgisini çekecek gibi görünüyor. GMC-B2100’ün fiyat bilgisi henüz açıklanmasa da saatin yakında satışa sunulması bekleniyor.

Türkiye’nin en çok kazandıran meslekleri

0

Son beş yılın kazanç oranlarına bakıldığında Türkiye’de en çok kazandıran meslekler açıklandı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, pandemi sonrasında değişen çalışma alışkanlıkları ve ekonomik koşullar ücret artışlarına da yansıdı. Dolar bazında ortalama ücretlerde yüzde 53,2 oranında artış görülürken, bazı sektörlerde bu oran çok daha yüksek oldu.

Havayolu taşımacılığı, bir kez daha zirvede yer aldı!

En yüksek kazancı sağlayan sektörler arasında başı çeken havayolu taşımacılığı için ortalama aylık brüt ücret 3.378 dolar olarak belirlenmiş durumda. Son beş yılda bu sektörde ücret artışı yüzde 58 oranında gerçekleşti. Hem maaşların yüksekliği hem de bu artış oranı, sektörü en çok kazandıran meslekler arasında zirveye taşıyor.

Bunun yanı sıra, petrol ve gaz çıkarma sektörü, çalışanlarına aylık ortalama 3.146 dolar kazandırıyor. Ücret artışı yüzde 48,3’te kalsa da, sektörün kazanç potansiyeli oldukça halen çok yüksek. Benzer şekilde, kömür çıkarma ve petrol ürünleri imalatı sektöründe çalışanlar 2.888 dolar kazanıyor ve bu alandaki ücret artışı yüzde 61,8 seviyesine ulaşmış durumda.

Finansal hizmetler sektörü de en çok kazandıranlar arasında yer alıyor. 88 binin üzerinde çalışanı bulunan bu sektörde, ortalama aylık brüt ücret 2.496 dolar. Ücret artış oranı ise yüzde 65,3 ile ortalamanın üstünde. Teknoloji alanında ise bilgisayar programlama ve danışmanlık sektörü dikkat çekiyor.

Çalışan sayısı fazla olmasına rağmen, 2.313 dolar ortalama maaşla en yüksek ücret artışı yaşayan sektörlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu alandaki artış yüzde 69,6 ile oldukça yüksek.

Bu sektörlerin yanı sıra, yaratıcı sanatlar, içecek imalatı ve madencilik gibi alanlarda da dikkate değer gelişimler göze çarpıyor. Önümüzdeki süreçte en gözde sektörler arasında yer almaları beklenen bu sektörler de kazançlı meslek grupları olarak dikkat çekti.

iPhone 17 Slim: Apple’ın yeni ince modeli hakkında önemli iddialar

0

Apple, akıllı telefon dünyasında çığır açan yenilikleri ile biliniyor ve en son sızıntılara göre, apple iPhone 17 serisinde de önemli değişiklikler yapmaya hazırlanıyor. Bu serinin dikkat çeken modeli ise “iPhone 17 Slim” ya da diğer adıyla “iPhone 17 Air” olabilir. Özellikle cihazın ince tasarımı ve gelişmiş donanım özellikleri, teknoloji meraklılarının ilgisini çekiyor.

Novatek’in TDDI teknolojisi ile daha ince ekranlar

Yeni iPhone 17 Slim modelinin, Tayvan merkezli ekran üreticisi Novatek tarafından geliştirilen “Touch and Display Driver Integration (TDDI)” teknolojisini kullanması bekleniyor. Bu teknoloji, OLED ekranlardaki ekran sürücüsü ile dokunmatik sensör katmanını tek bir yapı altında birleştirerek daha ince ekran tasarımlarına olanak tanıyor. Böylelikle, cihazın hem ince hem de yüksek kaliteli bir ekran deneyimi sunacağı belirtiliyor.

120Hz ProMotion ve dinamik ada destekli gelişmiş özellikler

DigiTimes kaynaklı iddialara göre, Apple’ın TDDI teknolojisini iPhone 17 Air modelinde kullanmayı planladığı konuşuluyor. Bu modelin, mevcut iPhone “Plus” modellerinin yerini alması ve 120Hz ProMotion desteği ile Dinamik Ada özelliklerini bir arada sunması bekleniyor. Bu gelişmiş özellikler, kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşımayı hedefliyor.

3nm teknolojili A19 işlemci ile yüksek performans

Apple’ın yeni nesil işlemcisi A19, iPhone 17 Air’in ince tasarımına güç katacak en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. 3nm üretim teknolojisi ile geliştirilen bu işlemci, hem yüksek performans hem de enerji verimliliği sunarak cihazın pil ömrünü uzatmayı hedefliyor. iPhone 17 serisinin tüm modellerinde, 24MP çözünürlüğe sahip geliştirilmiş bir selfie kamerasının kullanılacağı da belirtiliyor.

iPhone 17 Slim fiyatı

Yeni özellikleriyle dikkat çeken iPhone 17 Slim modelinin, serinin en pahalı modeli olacağı öngörülüyor. Başlangıç fiyatının 1.299 dolar civarında olması beklenirken, Pro ve Pro Max modellerinin fiyatlarının sırasıyla 1.099 ve 1.199 dolar seviyelerinde olacağı tahmin ediliyor.

Tüm bu özellikler, iPhone 17 Air modelinin yalnızca tasarım açısından değil, donanım açısından da önemli yeniliklergetireceğine işaret ediyor. Apple’ın bu yeni modelle, kullanıcıların beklentilerini karşılamakla kalmayıp, sektörde yeni bir standart oluşturması bekleniyor.

Facebook keşfet ve video sekmelerini yeniliyor

Facebook, kullanıcı deneyimini geliştirmek adına yeni Keşfet ve yenilenen Video sekmeleri ile platforma önemli güncellemeler getiriyor. Bu yeni özellikler, kullanıcılara arkadaş çevrelerinin ötesinde, ilgi alanlarına yönelik yeni içerikleri keşfetme fırsatı sunmayı hedefliyor.

Yeni keşfet sekmesi

Facebook’un yeni Keşfet sekmesi, tıpkı Instagram‘da olduğu gibi, kullanıcıların ilgilerini çeken içeriklere kolayca ulaşmalarını sağlamak amacıyla tasarlandı. Meta, bu sekmenin sadece eğlenceli içerikler sunmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcıların ilgi alanlarına daha derinlemesine dalmalarına olanak tanıyacak bir algoritma ile desteklendiğini belirtiyor. Halen test aşamasında olan bu yeni sekmenin, platforma geniş çapta sunulması bir süre alabilir.

Video sekmesi yeniden tasarlandı

Meta, Facebook’un Video sekmesini de yenileyerek, kullanıcıların video içeriklerini daha kolay erişebilir hale getirdi. Yeni Video sekmesikısa videolaruzun formatlı videolar ve canlı yayınları tek bir alanda topluyor. Ayrıca, Reels gibi tam ekran video deneyimi sunacak şekilde yeniden tasarlandı. Meta’ya göre, genç kullanıcılar zamanlarının %60’ını video izleyerek geçiriyor ve bu güncellemeyle izlenme sürelerini artırmayı amaçlıyor. Güncellenen Video sekmesiönümüzdeki haftalarda kullanıma sunulacak.

Meta, Facebook’un mesajlaşma uygulaması Messenger için de önemli bir yenilik sunuyor: Messenger Toplulukları. Bu yeni özellik, kullanıcıların daha geniş bir konu çerçevesinde sohbet odaları oluşturmalarını sağlayarak Slack veya Discord benzeri bir deneyim sunuyor. Artık kullanıcılar, Facebook gruplarına dahil olmadan farklı konulara dayalı birden fazla sohbet odası oluşturabilecekler.

Meta’nın bu yeni özellikleri, platformda daha fazla etkileşim yaratmayı ve kullanıcıları yeni içerikler keşfetmeye teşvik etmeyi amaçlıyor.

Apple iPhone üretimini Hindistan’a kaydırıyor

Apple, büyüyen bir pazar olarak gördüğü Hindistan’da yatırımlarını hızla artırıyor ve bu kapsamda iPhone 16 Promodellerini de kapsayan tüm iPhone 16 serisini Hindistan’da üretmeye başladı. Teknoloji devi, 2017 yılında Hindistan’da iPhone üretimine adım atmıştı; ancak bu yıl ilk defa Pro modellerini de ülkede üretmeyi tercih etti.

Apple, daha önce Hindistan’da iPhone 15iPhone 14, ve iPhone 13 serileri dahil olmak üzere eski nesil modellerin üretimini gerçekleştiriyordu. Şirket, Çin’e olan bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda iPhone 16 Pro modellerini Hindistan’da üretmeye başlayarak önemli bir stratejik adım attı. Apple’ın Hindistan’daki üretim sürecinde FoxconnPegatron, ve Tata Electronics gibi tedarikçiler görev alıyor. FoxconniPhone 1616 Plus ve Pro Max modellerini üretirken, Pegatron iPhone 16, 16 Plus ve 16 Pro modellerini üretiyor. Tata Electronics ise temel iPhone 16 modelini üretiyor.

Hindistan’da artan iPhone satışları ve yeni mağazalar

IDC‘ye göre, Apple’ın Hindistan’daki iPhone satışlarının 2024 yılında 12 ila 12,5 milyon birime ulaşması bekleniyor ki bu, 2023 yılına kıyasla yaklaşık %25’lik bir büyümeyi ifade ediyor. Bu talep artışı, Apple’ın ülkedeki yatırımlarını daha da genişletmesine neden olurken, şirket Hindistan’da dört yeni Apple Store açmayı planlıyor.

Apple’ın Hindistan’da artan üretim kapasitesi, Çin dışında üretimi çeşitlendirme stratejisiyle örtüşüyor. Geçtiğimiz yıl şirket, iPad üretiminin bir kısmını Vietnam’a kaydırmıştı; ancak Hindistan hükümeti, Apple’ı ülkede iPad montajıyapmaya ve önümüzdeki yıllarda MacBook ve iMac gibi ürünlerin üretimini de yerel olarak gerçekleştirmeye teşvik ediyor.

Apple, Hindistan’daki üretim üssünü genişletmeyi ve önümüzdeki 3-4 yıl içinde tüm iPhone üretiminin dörtte biriniHindistan’da gerçekleştirmeyi hedefliyor. Şirket, şu anda küresel iPhone üretiminin %14‘ünü Hindistan’da sağlıyor.

Discord yasağı için ilk açıklama geldi!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, gençlere yönelik cinsel istismar ve şantaj gibi iddialarla gündeme gelen Discord uygulaması hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Bosna Hersek’in Tuzla kentine yapılan ilk uçuşta, AA muhabirine yaptığı açıklamalarda, hükümetin bu konudaki tutumunu netleştirdi.

Uraloğlu: “Henüz Discord ile ilgili karar vermedik!”

Uraloğlu, son günlerde artan endişeler üzerine İçişleri, Adalet ve Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlıklarıyla birlikte bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirtti.

Bu toplantının, Discord gibi platformlara yönelik erişim engeli konusundaki tartışmaları değerlendirmek amacıyla yapıldığını ifade eden Uraloğlu, “Yasakçı olmak istemiyoruz ancak gençleri korumak için her türlü yetkiyi kullanmaktan çekinmeyiz. Yasakçı zihniyetle değil de gereklerini yerine getirerek erişim engeli getirme noktasını istişare ediyoruz, henüz verilmiş bir karar yok.” şeklinde konuştu.

Bakan Uraloğlu, ailelere de önemli bir çağrıda bulundu. Ailelerin çocuklarının internet kullanımını daha dikkatli bir şekilde takip etmeleri gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, “Çocuklarımızın girdiği internet siteleri ve sosyal medya platformlarını yakından takip etsinler. Çocuklarımızı istismar etmek isteyen, zihinlerini karıştırmak isteyen kötü niyetli kişiler olacaktır. Ailelerimiz, çocuklarıyla daha fazla zaman geçirsinler.” dedi.

Elon Musk 5 milyon dolar cezayı yanlış bankaya ödemiş!

Elon Musk’un sahibi olduğu sosyal medya platformu X, Brezilya’daki faaliyetlerini yeniden başlatmakta büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı. Şirket, Brezilya’daki bankacılık işlemleri sırasında 5 milyon doları yanlış bankaya transfer ederek geri dönüş sürecini ciddi şekilde aksattı. Bu hata, ülkedeki hizmetlerin yeniden başlatılmasını önemli ölçüde geciktirdi.

Gecikmenin nedeni belli oldu

Olay, Musk’un dev sosyal medya platformunun Brezilya’daki geniş çaplı kullanıcı kitlesini ciddi şekilde etkiledi. Brezilya’daki kullanıcılar, uzun zamandır bekledikleri geri dönüşün neden geciktiğini merak ederken, olayın perde arkası sonunda ortaya çıktı. Yanlış bankaya yapılan bu devasa ödeme, şirketin hizmetlerini yeniden aktif hale getirebilmesi için gereken finansal adımları aksattı.

Musk’un liderliğindeki X, Brezilya’da önemli bir kullanıcı tabanına sahip ve bu gecikme birçok kişi tarafından büyük bir hayal kırıklığıyla karşılandı. Şirketin bu hatası nedeniyle ülkedeki milyonlarca kullanıcı platforma erişim sağlayamıyor. Olayın duyulmasının ardından X yönetimi hızlı bir çözüm bulmaya çalışsa da, bu ödeme hatası süreci oldukça karmaşık bir hale getirdi.

Şirketin mali ve hukuki departmanları, yanlış yapılan transferi düzeltmek için hızlı bir şekilde harekete geçti. Ancak yerel bankacılık düzenlemeleri ve uluslararası transferlerin karmaşıklığı, sürecin uzamasına neden oldu. Elon Musk ve şirketin Brezilya operasyonlarını yöneten ekip, bu hatayı telafi etmek için yoğun bir çaba sarf ediyor.

X’in yeniden hizmet vermesi için yapılması gereken adımlar şu an netleşmeye çalışıyor. Ancak bu hatanın düzeltilebilmesi için ek süreye ihtiyaç duyulabileceği belirtiliyor. Brezilya’daki kullanıcılar ise hizmetlerin ne zaman normale döneceği konusunda şirketten resmi bir açıklama bekliyor.

Füzyon enerjisinde plazma rekoru kırıldı!

0

Füzyon enerjisi alanında önemli bir kilometre taşı daha aşıldı! Japonya ve Avrupa Birliği’nin ortak çalışması olan JT-60SA tokamak cihazı, 160 metreküplük rekor bir plazma hacmine ulaşarak, Guinness Dünya Rekorları’na adını yazdırdı. Bu başarı, sadece bir rekoru kırmakla kalmayıp, aynı zamanda füzyon enerjisinin ticari olarak kullanılabilir hale gelmesi yolunda atılan önemli bir adımı temsil ediyor.

Füzyon enerjisinde rekor plazmaya ulaşıldı

Peki, JT-60SA neden bu kadar önemli? Öncelikle, füzyon enerjisinin nasıl çalıştığına değinelim. Füzyon, Güneş ve diğer yıldızların enerji kaynağı olan bir süreçtir. Atom çekirdeklerinin yüksek sıcaklık ve basınç altında birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturmasıyla gerçekleşir ve bu süreçte muazzam miktarda enerji açığa çıkar. JT-60SA gibi tokamak cihazları, bu süreci Dünya üzerinde kontrol altında gerçekleştirmek için tasarlanmıştır.

JT-60SA, süper iletken mıknatıslar kullanarak plazmayı hapseder ve 100 milyon santigrat derece gibi inanılmaz sıcaklıklara ulaşmasını sağlar. Bu sıcaklık, Güneş’in çekirdeğinden bile daha sıcaktır! 160 metreküplük rekor plazma hacmi, JT-60SA’nın plazmayı daha uzun süre ve daha yüksek sıcaklıklarda hapsetme kapasitesinin bir göstergesidir. Bu da, füzyon reaksiyonunu sürdürmek ve daha fazla enerji üretmek için hayati önem taşır.

JT-60SA’nın başarısı, sadece kendi başına heyecan verici olmakla kalmayıp, aynı zamanda ITER gibi diğer önemli füzyon enerjisi projeleri için de büyük önem taşıyor. JT-60SA’da elde edilen bilgiler ve deneyim, ITER’in tasarımını ve işletmesini optimize etmek için kullanılabilecek. ITER, Fransa’da inşa edilen ve dünyanın en büyük tokamak cihazı olacak. JT-60SA ve ITER gibi projeler, füzyon enerjisinin temiz, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak potansiyelini ortaya koyuyor.

Unutmayalım, füzyon enerjisi, iklim değişikliği ve enerji krizi gibi küresel sorunlara çözüm olma potansiyeline sahip. JT-60SA’nın başarısı, bu hedefe bir adım daha yaklaştığımızı gösteriyor. Gelecekte, füzyon enerjisi sayesinde dünyamıza temiz ve sınırsız bir enerji kaynağı sağlayabiliriz.

Bill Gates, yapay zeka konusunda endişeli! Peki neden?

0

Teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinden biri olan Microsoft’un kurucusu Bill Gates, yapay zekanın potansiyel faydalarını sık sık dile getirmesine rağmen, bu teknolojinin geleceğiyle ilgili endişelerini de açıkça paylaşıyor. Amerikalı gazeteci Kara Swisher’ın podcast programına konuk olan Gates, yapay zeka konusundaki üç temel korkusunu dile getirdi.

Bill Gates, yapay zeka konusunda oldukça endişeli görünüyor

Gates’in en büyük korkusu, yapay zekanın kötü niyetli kişilerin eline geçmesi ve siber saldırılar, biyoterörizm ve hatta savaş gibi yıkıcı amaçlar için kullanılması. Bu konudaki endişelerini dile getirirken, yapay zeka tabanlı tehditlere karşı koyabilecek daha gelişmiş sistemlere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Bill Gates, yapay zeka konusunda oldukça endişeli görünüyor.

İkinci korkusu ise, yapay zekanın hızla gelişmesiyle birlikte pek çok meslek dalında insanların işsiz kalması. Özellikle tıbbi teşhis, satış ve eğitim gibi alanlarda yapay zekanın insanlardan daha etkin olabileceğine dikkat çeken Gates, bu durumun kitlesel işsizliğe yol açabileceğinden endişe ediyor. Ancak, çalışma saatlerinin kısalabileceğini ve insanların farklı alanlarda yeni iş imkanları bulabileceğini de ekliyor.

Gates’i en çok endişelendiren konu ise, yapay zekanın kontrolsüz bir şekilde gelişmesi ve insanların kontrolünden çıkması. Bu konuda daha önce birçok uzmanın uyarıda bulunduğunu belirten Gates, yapay zekanın etik ve güvenlik boyutlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Sonuç olarak, Bill Gates yapay zeka konusunda hem heyecan verici hem de ürkütücü bir geleceğe işaret ediyor. Teknolojinin potansiyel faydalarından yararlanırken, olası riskleri de göz önünde bulundurmak ve gerekli önlemleri almak büyük önem taşıyor.

RHYM girişimi yenilenebilir enstrüman pazarı için yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyor

Hızla büyüyen yenilenebilir ürünler ekonomisinin en önemli kategorisi olan müzik enstrümanları, tüm dünyada hızla yayılmaya devam ediyor. Toplamda yıllık 500 milyon dolardan fazla enstrümanın yenilenerek kullanılmaya devam ettiği bu sektör, özellikle enflasyon baskısı çeken birçok ekonomide kullanıcılar için çok daha öncelikli hale gelmeye başlıyor. Müzik tutkunları, kaliteli ürünleri daha erişilebilir ve çevre dostu yollarla edinmenin yollarını ararken, aynı zamanda güvenebilecekleri platformu bulmaya çalışıyorlar.

Yenilenmiş enstrümanlara ilgi büyüyor


Global ölçekte son verilere göre yenileme ekonomisinin hacmi yaklaşık 3,5 – 4 milyar dolar seviyesine ulaşırken, küresel enflasyon baskısı ve artan çevresel kaygılar, sürdürülebilir ve yenileme ekonomisine olan ilgiyi her geçen gün büyütüyor. Bu farkındalık, ikinci el ürünlere olan talebi hızla artırıyor. Küresel verilere göre yenilenmiş enstrümanlar, küresel müzik enstrümanı pazarının ortalama yüzde 10-15′ ini oluşturuyor.

Sıfır ya da ikinci el enstrüman arayanların yeni adresi RHYM

RHYM
RHYM

Tüketiciler, kaliteli ürünleri daha erişilebilir ve çevre dostu yollarla edinmenin yollarını ararken, müzik dünyası da bu değişimin bir parçası haline geliyor. İşte tam da bu noktada RHYM karşımıza çıkıyor. Doremusic imzalı, müzik enstrümanları sektöründe çıtayı yükselten bu yenilikçi girişim, enstrüman severler için sürdürülebilir, ulaşılabilir ve kullanıcı dostu bir çözüm sunuyor.

RHYM, kullanıcılarına dünyaca ünlü markaların sıfır ya da yenilenmiş ikinci el enstrümanlarını uygun ödeme seçenekleriyle sunarken, müzikseverlerin ihtiyaçlarını çevreyi koruyan, ekonomik bir yaklaşımla buluşturuyor. Yenilenmiş enstrümanlarda sunduğu bir yıl garanti ile kullanıcılarına güven verirken, Doremusic güvencesiyle sektörde lider konumda yer alıyor.

İkinci el satışta 24 saat içinde hızlı değerlendirme

RHYM sadece alışverişle sınırlı kalmıyor. Kullanıcılar, ellerindeki enstrümanları 24 saat içinde hızlı bir değerlendirme süreci ile RHYM’a satabiliyor. Benzer platformların aksine, RHYM kullanıcılarına zaman kazandıran bir çözüm sunarak, lojistik, fiyatlama, paketleme ve bakım onarım süreçlerini uzman ekibiyle üstleniyor. Böylece hem satıcılar hem alıcılar, enstrümanlarının en iyi şekilde değerlendirilmesiyle birlikte yalnızca yaratıcılıklarına ve müziklerine odaklanabiliyorlar.

Bakım onarımdan online derslere birçok hizmet tek platformda

RHYM, kullanıcılara müzik aletlerinin bakımını yaptırma hizmeti sunarak, enstrümanların yaşam süresini uzatıyor ve gereksiz atık oluşumunu engelleyerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor. RHYM’ın bu yaklaşımı, sadece müzisyenleri değil, aynı zamanda gezegenimizi de koruyan bir ekonomik döngüyü destekliyor. RHYM ayrıca Doremusic Akademi aracılığıyla kullanıcılara yeteneklerini geliştirebilecekleri online dersler de sunuyor ve müzisyenlerin sürekli gelişimini destekliyor.

Doremusic Yönetim Direktörü ve RHYM CEO’su Ozan Bozkurt
Doremusic Yönetim Direktörü ve RHYM CEO’su Ozan Bozkurt

Doremusic Yönetim Direktörü ve RHYM şirketi CEO’su Ozan Bozkurt yeni girişimlerini şöyle değerlendirdi: “RHYM ile müzik tutkusunu ve bilinçli tüketimi birleştirerek yenilenebilir ekonomi hareketinin önemli bir parçası olmayı hedefliyoruz. Platformumuz, enstrüman alım satımından kiralamaya, bakım onarımdan online derslere kadar geniş bir hizmet yelpazesine sahip. Bu sayede, kullanıcılarımıza tek bir çatı altında tüm ihtiyaçlarını karşılama imkanı sunuyoruz. Türkiye’deki başarımızı, yakın gelecekte yurtdışı pazarına taşımak için hazırlanıyoruz. Tohum öncesi yatırım turumuzu PlatformXIT’nin liderliğinde tamamladık ve bu adım bizim küresel pazara açılma vizyonumuzu güçlendirdi. Bu yatırımla birlikte, platformun operasyonel kapasitesinin artırılmasını ve kullanıcı deneyiminin iyileştirilmesini amaçlıyoruz. 2026 yılında 500 milyon doları aşacak yenilenebilir enstrüman pazarında sürdürülebilir bir geleceği inşa etmek adına, çevre dostu çözümlerimizle müzik endüstrisinin geleceğini şekillendirmeye kararlıyız.”

Yerli girişim BabyStar, çocuk sağlığına odaklanıyor

Ebeveyn olmak, beraberinde tarifsiz bir mutluluk getirirken aynı zamanda büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Çocuğunun sağlığı her anne babanın önceliği haline geliyor ve bu yolda onlara destek olmak amacıyla Dr. Görkem Astarcıoğlu tarafından BabyStar hayata geçirildi. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Yerli girişim BabyStar, çocuk sağlığına odaklanacak

BabyStar, çocuğunuzun doğum anından itibaren tüm sağlık verilerini özenle arşivleyen kapsamlı bir platform olarak öne çıkıyor. Aşı takibinden büyüme ve gelişme grafiklerine kadar pek çok konuda ebeveynlerin hayatını kolaylaştırıyor.

Yerli girişim BabyStar, çocuk sağlığına odaklanacak.

Artık karmaşık tablolara veya notlara gerek kalmadan aşı takvimini BabyStar ile kolayca takip edebilir, çocuğunuzun gelişimini net bir şekilde görebilirsiniz. Platformun sunduğu en önemli avantajlardan biri de ebeveynlerin uzmanlarla doğrudan iletişim kurabilme imkanı sunması.

Çocuğunuzun sağlık verilerini doktorlarıyla kolayca paylaşabilir, aklınıza takılan sorulara hızlıca cevap bulabilirsiniz. BabyStar, ebeveynlere çocuklarının sağlık yolculuğunda güven ve kolaylık sunan bir yol arkadaşı olmayı hedefliyor. Birçok ebeveyn, yeni platform için şimdiden oldukça heyecanlı görünüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Babystar önümüzdeki dönemde başarılı girişimlerden bir tanesi olabilecek mi? Siz Babystar ve benzeri platformlar kullanıyor musunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Tüpraş Ventures, sürdürülebilir enerji yatırımlarını artırıyor!

Tüpraş, enerji dünyasının geleceğini şekillendirecek önemli bir adım daha attı. 2050 yılına kadar karbon nötr bir enerji şirketi olma hedefine ulaşmak için başlattığı Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında, yeşil hidrojen alanında faaliyet gösteren iki önemli şirkete yatırım yaptı. Tüpraş’ın girişim sermayesi şirketi Tüpraş Ventures aracılığıyla gerçekleşen bu yatırımlar, geleceğin enerji kaynaklarına odaklanma vizyonunun bir yansıması. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Tüpraş Ventures, sürdürülebilir enerji yatırımlarını artırmaya devam ediyor

Yeşil hidrojenin öneminin giderek arttığı bir dönemde Tüpraş Ventures, ABD ve Kanada merkezli Verdagy ve Ionomr şirketlerine yatırım yaparak dikkatleri üzerine çekti. Verdagy, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektriği kullanarak suyu hidrojen ve oksijen olarak ayrıştıran elektrolizör teknolojisinde öne çıkan bir şirket. Yüksek akım yoğunluğu ve patentli tasarımlarıyla öne çıkan Verdagy, hızlı bir şekilde üretim kapasitesini artırma hedefiyle ilerliyor. Ionomr ise elektrolizörlerde kullanılan ve verimliliği artıran yenilikçi, uzun ömürlü ve geri dönüştürülebilir membranlar geliştiriyor.

Tüpraş Ventures, sürdürülebilir enerji yatırımlarını artırmaya devam ediyor.
Tüpraş Ventures, sürdürülebilir enerji yatırımlarını artırmaya devam ediyor.

Tüpraş, bu stratejik yatırımlarla yeşil hidrojen üretimi alanında önemli bir adım atmış oldu. Geleceğin enerji kaynağı olarak görülen yeşil hidrojenin üretimi ve kullanımına yönelik teknolojilere yapılan bu yatırımlar, Tüpraş’ın enerji dönüşümündeki lider rolünü pekiştiriyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Google android cihazlar için yeni hırsızlık koruması özelliklerini duyurdu

Google, Android kullanıcılarının cihaz güvenliğini artıracak yeni hırsızlık koruma özelliklerini kullanıma sunmaya başladı. Özellikle Android 10 ve üzeri işletim sistemine sahip cihazlar için tasarlanan bu yeni güvenlik çözümleri, cihazın çalınması durumunda kişisel bilgilerin korunmasını amaçlıyor. Google Play Hizmetleri 24.40.33 beta sürümünde yer alan bu yeni özellikler, önümüzdeki günlerde daha geniş bir güncellemeyle tüm kullanıcılara sunulacak.

Anti Theft (Hırsızlığa karşı koruma) nedir?

Yeni Anti Theft özellikleri, hırsızlık durumunda cihazı izlemek, kilitlemek ve kişisel bilgilerin güvenliğini sağlamak için bir dizi gelişmiş güvenlik teknolojisini içeriyor. Kullanıcılar, bu özelliklere cihazlarının Ayarlar menüsünden “Hırsızlık Koruması” araması yaparak veya yeniden düzenlenen Google hizmetleri sayfasındaki “Kişisel ve Cihaz Güvenliği” bölümünden ulaşabilecekler. Özellikle üç ana özellik öne çıkıyor:

  1. Hırsızlık Algılama Kilidi: Bu teknoloji, cihazın sensörlerini, Wi-Fi bağlantısını ve bağlı akıllı cihazları kullanarak cihazın sahibinden izinsiz alınıp alınmadığını algılayabiliyor. Örneğin, telefonun bir kafe veya toplu taşıma gibi ortamlarda aniden alınması durumunda, bu özellik devreye girerek ekranı otomatik olarak kilitliyor ve kişisel verilere yetkisiz erişimi engelliyor.
  2. Çevrimdışı Cihaz Kilidi: Eğer hırsızlar cihazın internet bağlantısını keserek takibini engellemeye çalışırsa, çevrimdışı kilit devreye giriyor. Google, bu özelliğin çalışabilmesi için cihazın kilidinin açık olması ve ekranın günde en fazla iki kez kilitlenebileceğini belirtiyor. Böylece cihaz, çevrimdışı olsa bile yetkisiz kullanıma karşı korunmuş oluyor.
  3. Uzaktan Kilitleme: Eğer cihaz çalınırsa, kullanıcılar android.com/lock adresine giderek telefonlarını uzaktan kilitleyebilecek. Bu işlemi gerçekleştirmek için kullanıcıların telefon numaralarıyla kimlik doğrulaması yapmasıve güvenlik sorusunu yanıtlaması gerekecek. Google, bu yöntemin Cihazımı Bul uygulamasına kıyasla daha hızlı ve etkin bir çözüm sunduğunu vurguluyor.

Cihaz güvenliği bir üst seviyeye taşınıyor

Google’ın bu yeni güvenlik özellikleri, cihaz güvenliğini bir üst seviyeye taşıyarak kullanıcıların cihazları çalındığında bile verilerinin güvende kalmasını hedefliyor. Özellikle Hırsızlık Algılama Kilidi ve Çevrimdışı Cihaz Kilidi gibi teknolojiler, hırsızların cihazın erişimini engelleme veya izlenmesini durdurma çabalarına karşı önemli bir savunma mekanizması oluşturuyor. Bunun yanı sıra, cihazın uzaktan kilitlenebilmesi, kullanıcıların çalınan telefonlarına hızlı bir şekilde müdahale edebilmelerini sağlıyor.

Kararlı güncelleme yakında geliyor

Google, hırsızlığa karşı bu yeni koruma özelliklerini yakın bir zamanda kararlı bir güncellemeyle Android 10 ve üzeri sürümleri kullanan tüm cihazlara sunmayı planlıyor. Bu güncelleme sayesinde, kullanıcılar cihazlarının güvenliğini artıran yeni özelliklerden faydalanabilecek ve telefonlarının çalınma riskine karşı daha donanımlı hale gelecekler.

Yeni Anti Theft özelliklerinin kullanıcılar tarafından nasıl karşılanacağı ve gerçek hayat senaryolarında ne kadar etkili olacağı merakla bekleniyor. Ancak Google’ın bu hamlesi, Android ekosisteminde cihaz güvenliği konusuna verdiği önemin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

LEGO’nun web sitesi siber saldırıya uğradı!

0

Çocukların ve yetişkinlerin dünyasında özel bir yeri olan oyuncak devi LEGO, ne yazık ki dijital dünyanın karanlık yüzüyle karşı karşıya geldi. 4 Ekim tarihinde şirketin resmi web sitesine yapılan siber saldırı, herkesi şaşkına çevirdi. Saldırganlar, LEGO’nun güvenilir imajını kullanarak ziyaretçileri tuzağa düşürmeyi amaçlayan sinsi bir plan hazırlamıştı.

LEGO’nun web sitesi siber saldırıya maruz kaldı

LEGO’nun web sitesini ziyaret edenler, hiç beklemedikleri bir manzarayla karşılaştılar: Şirketin logosu ve tasarım öğeleri kullanılarak hazırlanmış, son derece profesyonel görünen bir reklam, “LEGO Token” adında yeni bir kripto para birimini tanıtıyordu. Ethereum karşılığında satın alınabilen bu sahte kripto para biriminin, sahiplerine gizli ödüller kazandıracağı iddia ediliyordu.

LEGO’nun web sitesi siber saldırıya maruz kaldı.

Sahte reklam, kullanıcıları harici bir kripto para sitesine yönlendiriyordu. LEGO hayranlarının dikkatini çekmek için özenle hazırlanmış bu tuzak, neyse ki şirketin güvenlik ekipleri tarafından kısa sürede fark edildi. Sahte reklam hızla siteden kaldırıldı ve kullanıcı hesaplarının güvenliği kontrol altına alındı.

LEGO tarafından yapılan resmi açıklamada, saldırı sırasında herhangi bir kullanıcının kişisel veya finansal bilgilerinin çalınmadığı bilgisi paylaşıldı. Şirket, yaşananlardan ders çıkardıklarını ve benzer olayların önüne geçmek için sistemlerini güçlendirdiklerini açıkladı. Ancak olayın arkasındaki kişilerin kimliği ve saldırı yöntemine dair detaylar henüz paylaşılmadı.

Bu olay, dijital dünyanın ne kadar tehlikeli olabileceğinin ve en güvenilir görünen platformların bile siber saldırılara karşı savunmasız olduğunun bir kanıtı niteliğinde. LEGO gibi köklü bir markanın bile hedef alınabilmesi, hem şirketlerin hem de internet kullanıcılarının siber güvenlik konusunda daha dikkatli ve bilinçli olması gerektiğinin altını çiziyor.

Güneş panellerinin verimliliği perovskit hücrelerle artıyor!

Güney Koreli araştırmacılar tarafından formamidinyum kurşun iyodür (FAPbI3) perovskit filmleri için geliştirilen yeni bir pasifleştirme işlemi, güneş hücrelerinde sertifikalı yüzde 24,13 güç dönüşüm verimliliği sağlıyor.

Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (GIST) Profesör Hobeom Kim liderliğindeki araştırma ekibi yeni kusur pasifleştirme stratejisini geliştirdi. İşlem kusurları önemli ölçüde azalttı ve perovskit güneş hücrelerinin güç dönüşüm verimliliğini ve kararlılığını iyileştirdi. Araştırmacılar, kübik politip (3C) FAPbI3’e altıgen politip (6H) [aynı bileşime sahip farklı yapısal formlar] perovskit eklediklerini bildirdiler ve bu da muadilleriyle karşılaştırıldığında PCE’lerinde dikkate değer bir artışa yol açtı.

Perovskit hücreler ile güç dönüşümünde yeni başarı

Üstün optoelektronik özellikleri nedeniyle perovskit bazlı güneş hücreleri yapımında yaygın olarak kullanılan polikristalin formamidinyum kurşun iyodür (FAPbI3), kristal yapısında kusurlar barındırmaktadır. Gwangju Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden (GIST) araştırmacılar, bu kusurları azaltmak için kübik politip (3C) FAPbI3’e altıgen politip perovskit (6H) eklediler ve bu da mevcut muadilleriyle karşılaştırıldığında perovskit güneş hücrelerinin güç dönüşüm verimliliğini ve operasyonel kararlılığını artırdı.

Prof. Kim: “Şimdiye kadar tipik bir yaklaşım, kusur sorunuyla başa çıkmak için harici bir kimyasal reaktif tanıtmaktı. Ancak, harici reaktifler getirmek, kristal büyümesi sırasında perovskitin kristal kalitesini doğrudan etkileyebilir, bu nedenle çalışmamız bu tür dengeleyicilere dayanmıyor. Bunun yerine, perovskitin kimyasal olarak özdeş bir politipi olan 6H politipini kullanıyoruz; bu politip, perovskitteki kusurların oluşumunu etkili bir şekilde bastıran bir köşe paylaşım bileşeni içeriyor” dedi.

Nature dergisinde yayınlanan çalışma, fazla miktarda kurşun iyodür ve metilamonyum klorür kullanarak 6H perovskiti FAPbI3’e dahil etti ve böylece α-faz kübik politipinin (3C) FAPbI3’ünün baskın kusur bölgesine (halojenür boşlukları, VI+) müdahale eden bir bileşen yarattı. Prof. Kim, perovskit güneş hücrelerinin karbon nötrlüğüne ulaşmak ve küresel ısınmayı ele almak için dönüştürücü bir çözüm sunduğunu belirtti

TSMC’nin 2nm üretim süreci maliyetli olacak!

0

Yarı iletken devi TSMC, 2nm (N2) üretim süreciyle teknoloji dünyasında yeni bir çığır açmaya hazırlanıyor. Nanosheet gate-all-around transistörler ve NanoFlex teknolojilerini bünyesinde barındıracak olan bu yeni süreç, mevcut 3nm (N3) üretim sürecine kıyasla önemli performans ve enerji verimliliği avantajları sunacak. Ancak bu üstün teknolojinin, beklentilerin de üzerinde bir fiyat etiketiyle geleceği ortaya çıktı.

TSMC’nin 2nm üretim süreci oldukça pahalı olacak

Çin merkezli China Times gazetesinin haberine göre, TSMC’nin 2nm teknolojisini kullanan 300 mm’lik bir silikon plakanın (wafer) fiyatı 30.000 doları aşkın olacak. Ön görüler, plaka başına yaklaşık 25.000 dolarlık bir fiyat öngörürken, yeni bilgiler maliyetin beklenenden daha yüksek olacağını gösteriyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, TSMC’nin 3nm süreci için plaka başına yaklaşık 18.500 dolar talep ettiği biliniyor.

Eğer iddialar gerçekleşirse, 2nm süreciyle üretilen bir plaka, günümüzde yaklaşık 15.000 dolar olan 4nm/5nm (N4/N5) plakalardan iki kat daha pahalı hale gelecek. Bu durum, gelişmiş üretim sürecinden yararlanarak ürünlerini daha yüksek performans ve verimlilikle sunmak isteyen şirketler için önemli bir maliyet artışı anlamına geliyor.

Tabii ki, bu bilgiler henüz resmi kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. TSMC’nin fiyat politikasının müşteriye ve sipariş hacmine göre değişebileceğini de unutmamak gerek. Yine de, 2nm üretim sürecinin, yarı iletken sektöründe fiyatların yeniden şekillenmesine yol açacağı aşikar.

Öte yandan TSMC, 2nm süreci için milyarlarca dolarlık yatırımla iki yeni fabrika inşa ediyor ve plaka başına yaklaşık 200 milyon dolar değerindeki EUV ekipmanlarını bu fabrikalarda kullanmaya hazırlanıyor. Tüm bu yatırımlar, üretim maliyetlerinin artmasında önemli bir etken olarak görülüyor.

TSMC’nin 2nm sürecindeki ilk müşterisi ise büyük olasılıkla Apple olacak. 2025’in ikinci yarısında seri üretime geçmesi beklenen 2nm çiplerin, 2026 yılında piyasaya sürülecek olan iPhone modellerinde kullanılması bekleniyor.