Google Çeviri, yüzlerce yeni dili destekleyecek!

Google Çeviri şimdiye kadar 133 dili destekliyordu, dolayısıyla şirketin şimdiye kadarki en büyük genişleme olduğunu söylediği bu genişleme önemli bir sıçramaya işaret ediyor.

Google’ın PaLM 2 AI dil modeli, Translate’in bu yeni dilleri öğrenmesine yardımcı oldu. Google’dan Isaac Caswell’in bir blog yazısında söylediğine göre; Hintçe’ye yakın olan Awadhi ve Marwadi gibi dilleri veya Seyşel Creole ve Mauritius Creole gibi Fransız kreol dillerini öğrenmede özellikle iyiydi.

Caswell, Çeviri’de yeni desteklenen dillerin listesinin “uzun süredir Google Çeviri için en çok talep edilen dillerden biri olan” Kantonca’yı da içerdiğini söylüyor. Castwell, “Kantonca yazılı olarak Mandarin Çincesi ile sıklıkla örtüştüğü için veri bulmak ve modelleri eğitmek zor oluyor.” dedi. Ayrıca, “yeni dillerin yaklaşık dörtte birinin Afrika’dan geldiğini.” de söylüyor.

Caswell, verdiği bir röportajda yeni dillerin çoğunun en az bir milyon kişi tarafından konuşulduğunu, “birkaç”ının ise yüz milyonlarca insan tarafından konuşulduğunu söylüyor.

Google çeviri

Google, yapay zeka hamlelerini her geçen gün genişletiyor!

Şirket, geçtiğimiz günlerde Gmail’de e-posta yazmanıza ve e-posta dizilerini özetlemenize yardımcı olabilecek yeni bir Gemini AI yan panelini kullanıma sundu.

Şirket ayrıca Gemini yan panelini Dokümanlar, E-Tablolar, Slaytlar ve Drive’a da ekledi. Yeni özelliklerin lansmanı, Google’ın geçen ay I/O geliştirici konferansında bu yeni AI hizmetlerini duyurmasının hemen ardından geliyor. Konferans, teknoloji devinin yeni AI tekliflerine odaklanmıştı.

Küçük işletmeleri bekleyen büyük tehlike!

Kaspersky‘nin analizine göre, bu yılın ilk çeyreğinde KOBİ’lerin yaşadığı enfeksiyon sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %5 arttı. 2.400’den fazla firma, yazılım ürünlerinde gizlenen veya bu ürünleri taklit eden kötü amaçlı yazılım ve istenmeyen yazılımlarla karşılaştı. KOBİ ile ilgili yazılımların kılığına giren 4.110 benzersiz dosya dağıtıldı. Bu, yıldan yıla %8’lik bir artışı temsil ediyor ve bu aktivitenin artmaya devam edeceği anlamına geliyor.

Kaspersky siber güvenlik uzmanı Vasily Kolesnikov, “KOBİ’ler hedef olmadıkları yanılgısına kapılabilirler, ancak birbirine bağlı büyük bir ekosistemin parçasıdırlar ve siber suçlular herhangi bir zayıflığı istismar edecektir” dedi.

En yaygın saldırı türü, meşru yazılımları taklit ederek gelen Truva Atları olmaya devam ediyor. Truva Atı saldırıları, Ocak-Nisan ayları arasında 100.465’e ulaştı – 2023’ün aynı dönemine göre %7 artış gösterdi.

En sık kullanılan saldırı kanalı Microsoft Excel

Microsoft Excel, yeniden en sık saldırıya uğrayan kanal olarak birinci sıraya yerleşti. Microsoft Word ikinci, Microsoft PowerPoint ve Salesforce ise üçüncü sırada yer aldı. Kolesnikov, tehdit aktörlerinin Excel’i siber saldırılarda kullanma girişimlerini artırdığını belirtti.

Microsoft Excel‘in ofis ortamlarında yaygın olarak kullanılması, siber suçlulara büyük veri setlerinde kötü amaçlı verileri gizleme ve manipüle etme olanağı sağlar” dedi.

Diğer büyük tehditler arasında, 17.320 saldırı kaydedilen DangerousObjects kötü amaçlı yazılımı yer alıyor – bu, 2023’e göre yaklaşık yedi bin daha fazla ve yıl bazında en hızlı yükselen tehdit olarak dikkat çekiyor.

Son yıllarda, Kaspersky‘nin gözlemlediği bir trend, Microsoft hizmetlerini taklit eden web sayfalarının yayılması oldu. Bu teknik, işletmelerin tek bir yazılım paketine bağımlılığını istismar ediyor.

Aynı zamanda, saldırganlar meşru Facebook altyapısını kullanarak kurumsal sosyal medya hesaplarını ele geçiriyor. Kaspersky, birçok durumda sahte sosyal medya giriş sayfaları tespit etti.

Kolesnikov, “Tüm KOBİ’ler için, herhangi bir kurumsal varlığa erişim politikalarının net olması ve personelin temel siber güvenlik kurallarına uyması gerektiğini sürekli olarak hatırlatmak kritik öneme sahiptir” dedi.

Audi, ChatGPT’yi seçti!

0

Audi, müşterilerine daha iyi bir deneyim sunmak için yapay zekanın potansiyelinden yararlanmaya devam ediyor ve üçüncü nesil modüler bilgi-eğlence sistemi (MIB 3) ile E3 1.2 elektronik mimarisine sahip mevcut ve gelecek modellerine ChatGPT entegrasyonunu duyurdu.

Yeni Q6 e-tron gibi araçlar ve E3 1.2 elektronik mimarisine sahip gelecek yeni modeller, Audi asistanının bir uzantısı olarak Cerence Chat Pro aracılığıyla ChatGPT’ye sahip olacak. Bu sayede sürücüler, gelişmiş sesli kontrol özelliğiyle bilgi-eğlence, navigasyon ve klima sistemlerini yönetebilecek ve genel konularda sorular sorabilecek.

Doğal dil kullanarak bilgi talep etme olanağı, sürücülerin gözlerini yoldan ayırma ihtiyacını azaltarak sürüş güvenliğini artırıyor. ChatGPT, Microsoft Azure OpenAI Hizmeti üzerinden sunuluyor ve otomotiv sınıfı bir ChatGPT entegrasyonu sağlayan Cerence Inc. tarafından geliştirilen Chat Pro çözümünü temel alıyor.

Audi İç Mekan, Bilgi-Eğlence ve Bağlantı Geliştirme Başkan Yardımcısı Marcus Keith, ChatGPT’yi sesli kontrole sorunsuz bir şekilde entegre ederek her iki uygulamanın da güçlü yönlerini bir araya getirdiklerini belirtiyor.

Keith, “Sesle kontrol edilen bir dizi işleve ek olarak, müşterilerimiz artık yapay zekâ tabanlı bilgiye basit ve güvenli bir şekilde erişebilecekler. Bu, Audi araçlarında sınıfının en iyisi kabin içi deneyimine doğru atılan bir sonraki adımdır.” dedi.

Audi, yeni E3 1.2 elektronik mimarisine sahip modellerde bulunan ve yeni Audi Q6 e-tron modeliyle ilk kez tanıtılan kendi kendine öğrenen sesli asistanını geliştirdi. Sürücüler, asistanı her zamanki gibi “Hey Audi” diyerek veya direksiyon simidindeki bas-konuş düğmesini kullanarak etkinleştirebiliyor.

Audi asistanı, bir araç işlevini yerine getirip getiremeyeceğini, bir varış noktası arayıp aramayacağını veya hava durumu tahmini verip veremeyeceğini otomatik olarak algılıyor. Yalnızca genel bilgi gerektiren sorular ChatGPT’ye yönlendiriliyor.

Tüm işlevler Audi asistanına entegre edildiği için sürücüler sorunsuz bir deneyim yaşıyor. Veri güvenliği en üst düzeyde tutuluyor ve optimum gizlilik sağlamak için tüm sorular ve cevaplar işlemden sonra siliniyor. Ayrıca, ChatGPT hiçbir zaman araç verilerine erişemiyor.

Gelecekte, sürücülerin doğru lastik basıncı gibi araçla ilgili sorular sorabilmesi de mümkün olacak. Cerence gibi büyük dil modellerinin kullanımı, bu ve diğer birçok kullanım senaryosunun önünü açıyor. Audi, müşteri deneyimini iyileştirecek hizmetler ve ürünler sunmanın yanı sıra iş süreçlerini optimize etmek için yapay zekanın potansiyelinden tam olarak yararlanmayı hedefliyor.

Yapay zeka, tasarımda yaratıcı bir itici güç olarak, İK bilgi aktarımında bir sohbet botu olarak ve üretimde kalite kontrolünü desteklemek gibi çeşitli alanlarda kullanılıyor. Gövde yapımında nokta kaynaklarının kontrolü ve pres atölyesinde yapay zekâ tabanlı çatlak tespiti, markanın yapay zeka alanındaki en son uygulamaları arasında yer alıyor.

Audi aynı zamanda, davranış ilkelerinde ve bir ilkeler bildirgesinde yapay zekânın sorumlu bir şekilde kullanılmasını da taahhüt ediyor. Uyumluluk, yönetmelik (AB Veri Yasası ve AI Yasası) ve etik kurallar doğrultusunda, çalışanlar yapay zekâyı geleceğe yönelik bir şekilde kullanmak üzere eğitiliyor.

Bounce Watch 2,5 Milyon Euro değerleme üzerinden yatırım aldı!

0

Kasım 2023’te Cem Ötkün ve Sedat Yusuf Ergüneş tarafından Amsterdam’da kurulan girişim, ilk 6 ay içinde dikkat çekici bir başarıya imza atarak hızlı bir büyüme kaydetti. Bounce Watch Yatırım turuna katılan melek yatırımcılar arasında Aylin Kosova Bilgin, Can Üzel, Deniz Güven, Dora Güçsav, Gülin Yücel ve Süha Güçsav yer aldı. Bounce Watch, girişim sermayesi dünyasına gerçek zamanlı veri ve içgörüler sunarak hem girişim keşfetme sürecini iyileştiriyor hem de girişim performansını izliyor. Ayrıca, platformun anlaşma akışı yönetimini kolaylaştırdığı ve gerçek zamanlı şirket izleme, kişiselleştirilmiş sektör haberleri ve otomatik keşif gibi özellikler sunduğu belirtildi.

Platform, bugüne kadar 250 binden fazla girişim, 40 binden fazla yatırımcı ve 300 binden fazla gerçekleşmiş yatırım verisine erişti. Bounce Watch’un sunduğu veriler arasında alınan yatırımlar, ekip büyüklükleri ve değişiklikleri, teknolojik kapasiteler, web sitesi detayları ve trafik değişimleri, haberlerde yer alma, sosyal medya aktiviteleri gibi kişiselleştirilebilir metrikler bulunuyor.

Bounce Watch‘un ağırlıklı olarak Avrupa, ABD ve Kanada’daki girişimlerin verilerine odaklandığını belirten Kurucu Ortak & CEO Cem Ötkün, yatırım ile ilgili yaptığı açıklamada, önümüzdeki yıl içinde bu pazarlara açılmayı ve yatırımcılara kişiselleştirilmiş raporlama ve analiz hizmetleri sunmayı hedeflediklerini vurguladı.

Apple’ın 1 Milyar dolarlık yatırımı gecikecek!

0

Apple, Kuzey Carolina’da planlanan büyük yeni kampüs projesini ertelediğini açıkladı. Firma, 2021 yılında Kuzey Carolina’ya 1 milyar dolardan fazla yatırım yapacağını ve bu yatırımın Raleigh ve Durham’daki Araştırma Üçgeni bölgesinde yeni bir mühendislik ve araştırma merkezini içereceğini duyurmuştu.

Ancak bu duyurudan bu yana kampüs üzerinde sınırlı bir ilerleme kaydedildi ve Apple, bugüne kadar inşaat hakkında herhangi bir güncelleme yapmadı. Apple, kampüs üzerindeki çalışmaları durdurduğunu ve projenin zaman çizelgesini dört yıl uzatmak için çalıştığını söyledi.

Apple, Kuzey Carolina'daki Kampüs projesini dört yıl erteledi

Gecikme için herhangi bir neden belirtilmedi, ancak Apple Kuzey Carolina’da inşaat yapma taahhüdünü yineledi. Açıklamada, “Apple, Kuzey Carolina’da yirmi yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteriyor ve burada ekiplerini büyütmeye derinden bağlı. Son üç yılda Raleigh’deki ekibimize 600’den fazla kişi ekledik ve önümüzdeki yıllarda yeni kampüsümüzü geliştirmeyi dört gözle bekliyoruz” denildi.

Apple, geçen yıl inşaatın ilk aşaması için geliştirme planları sunmuştu, ancak projenin kesin zaman çizelgesi hiçbir zaman net değildi. Apple’ın Research Triangle Park olarak adlandırdığı kampüsün planları, toplam 700.000 metrekare ofis alanı, 190.000 metrekare ek alan ve 41 dönümlük alanda yaklaşık 3.000 park yeri içeren altı bina ve bir otopark garajı içeriyor.

Meta’nın ‘AI ile Üretildi’ etiketi hatalı çalışıyor!

Şubat ayının başlarında Meta, sosyal ağlarında ilk kez yapay zekâ araçlarıyla oluşturulan fotoğrafları etiketlemeye başlayacağını duyurmuştu. Meta, Mayıs ayından bu yana Facebook, Instagram ve Threads uygulamalarında bazı fotoğrafları düzenli olarak “Made with AI” etiketiyle etiketliyor. Ancak zaman zaman etiketlerin yanlış konulması dikkat çekiyor.

Mark Zuckerberg’in sahibi olduğu sosyal medya devinin fotoğrafları etiketleme yaklaşımı, özellikle de AI araçları kullanılarak oluşturulmamış fotoğraflara “Made with AI” etiketini eklemesi üzerine kullanıcıların ve fotoğrafçıların tepkisini çekti. Meta’nın bu etiketi yapay zekâ ile oluşturulmamış fotoğraflara otomatik olarak eklediğine dair pek çok örnek var. Kolkata Knight Riders’ın Hindistan Premier Ligi Kriket turnuvasını kazandığı aşağıdaki fotoğraf bu örneklerden birisi.

Yine dikkat çekici bir şekilde, etiket yalnızca mobil uygulamalarda görülebiliyor, web’de görülemiyor. Diğer pek çok fotoğrafçı da fotoğraflarının yanlışlıkla “Yapay Zekâ ile Üretildi” etiketiyle etiketlenmesinden duydukları endişeyi dile getirdi. Onlara göre bir fotoğrafı bir araçla düzenlemek bu etikete tabi olmamalı.

Her türlü efekt ve düzeltme otomatik olarak AI damgası mı yiyor?

Eski Beyaz Saray fotoğrafçısı Pete Souza bir Instagram paylaşımında fotoğraflarından birinin yeni etiketle etiketlendiğini söyledi. Souza, Adobe’nin kırpma aracının çalışma şeklini değiştirdiğini ve JPEG görüntüsü olarak kaydetmeden önce “görüntüyü düzleştirmeniz” gerektiğini söyledi. Bu eylemin Meta’nın algoritmasını bu etiketi eklemesi için tetiklediğinden şüpheleniyor. Souza, “Asıl can sıkıcı olan, işaretini kaldırmış olmama rağmen gönderinin beni ‘Yapay Zekâ ile Üretilmiştir’ ibaresini eklemeye zorlaması” diyor.

Meta ise şirketin etiketlerin bir görüntüde kullanılan yapay zekâ miktarını yansıttığını gösterme yaklaşımını tekrar değerlendirdiklerini söylüyor. Meta sözcüleri “Amacımız her zaman insanların yapay zekâ ile üretilmiş bir içerik gördüklerinde bunu anlamalarına yardımcı olmak olmuştur. Elbette her konuda olduğu gibi bu konuda da son geri bildirimleri dikkate alıyoruz ve etiketlerimizin bir görüntüde kullanılan yapay zekâ miktarını yansıtması için yaklaşımımızı değerlendirmeye devam ediyoruz” diyor.

Şubat ayındaki bir blog yazısında Meta, etiketi tespit etmek için görüntülerin meta verilerini kullandığını açıklamıştı.  Şirket o dönemde “Görünmez işaretleri – özellikle de C2PA ve IPTC teknik standartlarındaki “AI tarafından oluşturulan” bilgileri – tanımlayabilen endüstri lideri araçlar geliştiriyoruz, böylece Google, OpenAI, Microsoft, Adobe, Midjourney ve Shutterstock’tan gelen görüntüleri, araçları tarafından oluşturulan görüntülere meta veri ekleme planlarını uygularken etiketleyebiliyoruz” diyordu. Ancak  sözümona “endüstri lideri” araçlar belli ki saptama konusunda önemli bir yanılgı payıyla çalışıyor.

Şimdilik Meta, bir fotoğrafçının fotoğrafını temizlemek için bir araç mı kullandığını yoksa oluşturmak için yapay zekâ mı kullandığını belirtmek için ayrı bir etiket sağlamıyor. Kullanıcılar için bir fotoğrafta ne kadar yapay zekâ kullanıldığını anlamak zor olabilir. Meta’nın etiketinde “Bu gönderideki içeriği oluşturmak veya düzenlemek için Üretken Yapay Zekâ kullanılmış olabilir” ibaresi yer alıyor.

Birkaç ay içinde yapılacak ABD seçimleriyle birlikte, sosyal medya şirketleri yapay zekâ tarafından üretilen içeriği doğru bir şekilde ele alma konusunda her zamankinden daha fazla baskı altında olacaklar. Üstelik yapay zekâ ile oluşturulmuş görseller ile gerçek fotoğraflar arasındaki fark giderek küçülüyor. Örneğin geçtiğimiz haftalarda Miles Astray adlı bir fotoğrafçı, Flamingone isimli gerçek fotoğrafıyla yapay zeka kategorisinde bir fotoğraf yarışmasını kazandı!

Salesforce’un rakibi Creatio 200 milyon dolar fon topladı!

Teknoloji devi Salesforce ile rekabet eden ve müşteri ilişkileri yönetimi için düşük kodlu bir yazılım platformu olan Creatio, yaptığı bir açıklama ile yeni bir finansman turunda 200 milyon dolar toplamaya başardıklarını duyurdu. Böylece firmanın değeri 1,2 milyar dolara çıkarak yeni bir unicorn firmanın doğmasını sağlamış oldu.

Sapphire Ventures liderliğindeki fonlama, Creatio’nun gelirinin birkaç yıl boyunca yıllık %50 oranında artmasının ardından geldi. StepStone Group ve mevcut yatırımcılar Volition Capital ve Horizon Capital de finansman turuna katıldı. Daha önce Creatio, birkaç yıl süren “bootstrapping” sürecinin ardından 2021 yılında 68 milyon dolar toplamıştı; bu da şirketin dış finansman sağlamadan ayakta kalması anlamına geliyor. Tüm bu pozitif haberlere karşın şirketin hala kâr etmiyor oluşu ise dikkat çekici.

Creatio’nun kurucusu ve CEO’su Katherine Kostereva konuyla ilgili olarak, “Creatio’nun temelini oluşturan düşük kodlu otomasyon platformu, iş akışlarınızı anında otomatikleştirme özgürlüğü sağlıyor” diyor ve ekliyor: “Ortak yatırımcılarımızın aramıza katılmasından dolayı çok mutluyuz, ancak strateji üzerindeki kontrol de kurucu ekipte kalmaya devam edecek.”

2014 yılında kurulan Creatio, Polonya ve Ukrayna da dahil olmak üzere yedi küresel ofiste 700 kişiyi istihdam ediyor. Müşteri ilişkileri yönetimi alanında Salesforce ile rekabet eden firma AMD, Coca Cola ve MetLife gibi orta ve büyük ölçekli şirketlere hizmet veriyor. Şirket, pazarlama ve satışla ilgili görevlerde otomasyonu hızlandırmak için üretken yapay zekayı (AI) kullanarak ürün geliştirmesini daha da hızlandırmak için yeni finansmanı kullanmayı planlıyor.

Yatırıma öncülük eden Sapphire Ventures’ın genel müdürü Rajeev Dham’a göre, düşük kodlu ve kodsuz girişimler 2021’deki fonlama çılgınlığından sonra bir durgunluk yaşarken, Creatio belirli iş süreçlerine odaklanmasıyla öne çıkıyor. Dham, Creatio’yu benzerlerinden ayıran özelliği ise şu şekilde tanımlıyor: “Sadece genel amaçlı, kodsuz bir platform değiller. Oldukça büyük bir pazara odaklanırken, mimari açıdan esnek bir arka uca sahip kodsuz bir platformlar”.

Düşük kodlu ve kodsuz platformlar, genellikle arka ofis işlevleri olarak adlandırılan perde arkasındaki tüm işleri yönetir. Bu platformları tercih eden kullanıcılar, istenen her bir işlev ve yetenek için satır satır kod yazmak yerine bir akış şeması hazırlar gibi uygulamalar oluşturabilirler. Bu platformlar ayrıca genellikle deneme, prototip oluşturma, test etme ve dağıtmaya olanak tanıyan özelliklere sahiptir. Güvenlik özellikleri ise yeni uygulamaları potansiyel siber saldırılardan korumak için özellikle önemlidir.

Falcon Heavy fırlatma ve inişte göz kamaştırdı!

SpaceX’in Falcon Heavy roketi ABD Kennedy Uzay Merkezi’nin Fırlatma Kompleksi’nden, fırlatma yöneticilerinin bir gün önce sadece %30 kabul edilebilir hava şansı öngören tahminlere rağmen uygun hava koşullarını bulmasıyla fırlatıldı. Roketin görev yükü olan GOES-U hava durumu uydusu, Falcon Heavy’nin ikinci kademesinden kalkıştan dört buçuk saat sonra, kademenin uyduyu sabit bir transfer yörüngesine yerleştirmek için üç yanma dizisini tamamlamasının ardından başarıyla konuşlandırıldı.

Falcon Heavy’nin fırlatılma anının yanı sıra, dünya yüzeyine iniş anı da etkileyici görüntülere sahne oldu. SpaceX’in sahibi Elon Musk, iki Falcon Heavy yan çekirdeğinin iniş anını sosyal medya platformu x’te (eski adıyla Twitter) paylaştı.  Bu fırlatma Falcon Heavy’nin toplamda 10’uncu, Ekim 2023’te fırlatılacak Psyche asteroid görevinden sonra NASA’nın sözleşme imzaladığı ikinci fırlatma oldu. Bir başka Falcon Heavy de bu Ekim ayında NASA için Europa Clipper görevini fırlatacak.

Fırlatma aynı zamanda NOAA’nın bir SpaceX roketiyle ilk kez bir GOES hava durumu uydusu fırlatması oldu. Önceki üç GOES-R uydusu United Launch Alliance’ın Atlas 5 roketleriyle fırlatılmıştı, ancak NASA SpaceX’e Eylül 2021’de GOES-U’nun Falcon Heavy ile fırlatılması için 152,5 milyon dolarlık bir sözleşme verdi. ULA, elinde Atlas roketi kalmadığı için teklifini geri çekti.

GOES-U, Lockheed Martin tarafından Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi için inşa edilen Geostationary Operational Environmental Satellite (GOES) R uydu serisinin dördüncü ve son uydusu. Yörüngeye girdikten sonra GOES-19 olarak yeniden adlandırılacak olan uzay aracı yörüngede devreye alınacak ve ardından GEO’da 75 derece doğuya taşınarak operasyonel GOES-Doğu uydusu olarak GOES-16’dan görevi devralacak.

Uydu, önceki üç GOES-R uydusuna benzer bir yeryüzü ve uzay bilimleri aletleri paketi taşımakla birlikte, güneşi gözlemlemek için Kompakt Koronagraf (CCOR) aletini de içermekte. CCOR, yaklaşık 30 yıllık Solar and Heliospheric Observatory uzay aracının yerini alarak, uzay havasını etkileyen patlamalar ve koronal kütle atımları için güneş koronasını izleyecek.

Meteoroloji uzmanları, ilk üç GOES-R hava durumu uydusu tarafından sağlanan gözlemlerin hava durumu tahminlerini önemli ölçüde geliştirdiğini söylüyor. Ulusal Hava Servisi Direktörü Ken Graham 24 Haziran’daki fırlatma öncesi brifinginde “GOES-R serisi uydular bizim için oyun değiştirici oldu” dedi ve ekledi “Serinin 2016’daki ilk fırlatılışından bu yana, en son GOES serisi, hayat kurtarmaya ve mülkleri korumaya yardımcı olmak için yeni ve geliştirilmiş tahminler, uyarılar ve hizmetler sağladı.”

GOES-R serisindeki yeni özellikler arasında bir yıldırım haritacısı da yer alıyor.

Kripto varlık yasası TBMM’den geçti!

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), uzun zamandır beklenen ve kripto varlık piyasasını düzenlemeyi amaçlayan kanun teklifini onayladı. Yeni yasa, Sermaye Piyasası Kanunu’nda (SPK) değişiklikler yaparak, kripto varlık hizmet sağlayıcıları için yeni kurallar, yükümlülükler ve cezalar getiriyor.

TBMM, kripto varlık yasa tasarısını kabul etti

Kripto varlık yasasının temel amaçlarından biri, yatırımcıları korumak ve piyasada güvenli ve şeffaf bir ortam oluşturmak olacak. Bu kapsamda, tüm kripto varlık hizmet sağlayıcılarının SPK’dan faaliyet izni alması zorunlu hale getirildi.

Ayrıca bu firmaların belirli bir sermaye şartını karşılamaları ve TÜBİTAK tarafından belirlenen bilgi sistemleri ve teknolojik altyapı kriterlerine uyması gerekecek.

Yeni yasa ile kripto varlıkların ihracı, satışı ve dağıtımı da SPK’nın yetki alanına giriyor. Bu işlemlerin tamamı kayıt altına alınacak ve manipülatif eylemlere karşı 6 milyon liraya kadar para cezası uygulanacak. Piyasa dolandırıcılığı, piyasa bozucu eylemler ve bilgi suistimali gibi suçlara karşı da cezalar getirildi.

Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının mali denetimleri SPK tarafından yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşları yapılacak. Yasa, müşterilere ait nakit ve kripto varlıklara ilişkin tedbir, haciz ve benzeri taleplerin doğrudan hizmet sağlayıcılar tarafından karşılanmasını da öngörüyor.

İzinsiz faaliyet gösterenler ise ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Bu firmaların yetkililerine 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ve yüksek miktarda adli para cezası verilebilecek.

Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, yurt dışında yerleşik kripto varlık hizmet sağlayıcılarının da Türkiye’deki faaliyetlerini sonlandırmaları gerekiyor. Bu firmaların, Türkiye’de ikamet eden kullanıcılara yönelik hizmetlerine son vermeleri için 3 aylık bir süre tanındı.

OpenAI, ChatGPT için geliştirilen seslendirme modelini erteledi!

0

OpenAI, resmi sosyal medya hesapları aracılığıyla yaptığı açıklamayla, dünya çapında büyük bir infial yaratan yeni nesil ChatGPT seslendirme modelinin ertelendiğini duyurdu. Bu ay içerisinde Alfa testlerine başlanması beklenen seslendirme modelinin testleri bir ay ertelendi.

openai-chatgpt-icin-gelistirilen-seslendirme-modelini-erteledi

Geçtiğimiz ay içerisinde OpenAI’ın YouTube kanalında yayınlanan bir video, teknoloji gündemini uzun süre meşgul etti. ‘GPT-4o ile Röportaj’ adıyla yayınlanan ve yapay zekanın söylenenlere hem anında yanıt verebildiği hem de bir insanın sesini ayırt edilemeyecek kadar iyi taklit edebildiği video sonrası beklentiler arşa çıkmıştı.

Videoda, ‘birkaç hafta içerisinde’ kullanıma sunulacağı söylenen yeni nesil seslendirme modeli, OpenAI tarafından ertelendi. ChatGPT hayranları tarafından, metin tabanlı etkileşimlerin ötesine geçerek daha doğal ve etkileşimli bir deneyim sunması beklenen önemli bir gelişme olarak görülen yeni özellik bir süre daha bizlerle olmayacak.

İşte OpenAI cephesinden gelen açıklama:

“Gelişmiş seslendirme modunu, Haziran sonu itibarıyla küçük bir ChatGPT Plus kullanıcı grubuna alfa sürümü olarak sunmayı planlamıştık. Ancak standartları karşıladığından emin olmak için bir aya daha ihtiyacımız var.

OpenAI cephesi, sözlerini şöyle sürdürdü:

Örneğin, modelin belirli içerikleri algılama ve reddetme yeteneğini geliştiriyoruz. Ayrıca, kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve gerçek zamanlı yanıtları korurken milyonlara ölçeklenebilecek bir altyapı hazırlamak için çalışıyoruz.

ChatGPT’nin gelişmiş Ses Modu, duyguları ve sözsüz ipuçlarını anlayabilir ve bunlara yanıt verebilir, böylece bizi gerçek zamanlı, doğal yapay zeka konuşmalarına daha da yaklaştırır. Misyonumuz, bu yeni deneyimleri size düşünceli bir şekilde sunmaktır.

Silikon Vadisi, Çinli teknoloji patronlarına kötü örnek oldu!

Mark Zuckerberg, Andy Jassy ve diğer CEO’lar teknoloji şirketlerinin aşırı büyümesinden endişe duyan yatırımcılar arasındaki satış dalgasıyla mücadele etmek için son iki yılda işten çıkarmalara, ofise dönüş talimatlarına ve “verimliliğe” öncelik veren diğer politikalara başvurdular. 

Pandemi sırasında “sahte işlerle” şişirilmiş ve dikkatleri dağılmıştı. Daha yalın operasyonlarla şirketlerinin hâlâ çok büyük getiriler sağlayabileceğini ve ekonominin merkezi bir parçasını oluşturabileceğini piyasaya göstermeyi planladılar.

Ocak 2023’ten bu yana yaklaşık 363.000 işçinin işten çıkarılmasıyla birlikte, pek çok personel daha fazla iş üstlendiklerinden tükenmiş hissediyordu. Ancak patronlar ödüllendirildi.

Meta’dan Mark Zuckerberg, işten çıkarmaların “verimlilik” çağının bir parçası olduğunu söyledi. Şirketin piyasa değeri, Kasım 2022’de iş gücünün %13’ünü işten çıkaracağını duyurmasından bu yana yaklaşık 300 milyar dolardan 1,26 trilyon dolara çıktı. Diğer Silikon Vadisi şirketleri de benzer bir dönüşüme tanık oldu.

Çin teknoloji çalışanlarını daha da zorluyor

Çinli teknoloji şirketleri Silikon Vadisi’nin verimlilik mantrasını daha da ileri götürmeye istekli görünüyor.

Bu, Financial Times’ın yeni bir raporuna göre Çin’deki patronların; ülkenin en büyük beş teknoloji şirketinin 2021’den bu yana yaklaşık 1,3 trilyon dolar piyasa değeri kaybetmesinin ardından işçiler üzerindeki baskıyı artırdığını belirtiyor.

Örneğin, Çinli e-ticaret devi JD.com’un deneyimli iş lideri Richard Liu, Financial Times’ın Pazartesi günü bildirdiğine göre, yakın zamanda bir video görüşmesinde çalışanlarına “hayatın tadını çıkarmayı tercih eden” kişilerin “kardeşleri olmadığını” ve “birlikte çalışmamaları gerektiğini” söyledi.

Şirketin hisse fiyatı 2023’te neredeyse yarı yarıya düşen Liu’nun, çalışanlara şirketin gidişatı hakkında ilk kez sert konuşması değil. Bloomberg’in bildirdiğine göre, Aralık ayında şirket içi bir notta teknoloji patronu çalışanlara “değişmeleri gerektiğini, aksi takdirde şirket için bir çıkış yolu olmadığını” söyledi.

Bu üslubun ortaya çıkmasının temel nedeni rekabet.

JD.com ve Alibaba gibi Çin’in teknoloji sahnesindeki büyük isimler, çevrimiçi pazar yeri Temu’nun kardeş şirketi Pinduoduo gibi hızla büyüyen yeni gelenlerin tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Pinduoduo ayrıca, Çin’deki işçi haklarına odaklanan kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan China Labor Watch gibi kuruluşlar tarafından “aşırı fazla mesai” kültürüne çağrıldı.

FT raporunun da belirttiği gibi, işçiler giderek daha küçük ekiplerle birlikte çalışarak rakipleri geride bırakma yönündeki aşırı baskıyı tanımlamak için kabaca “involüsyon” anlamına gelen “neijuan” terimini giderek daha fazla kullanıyorlar. Örneğin Ma’s Alibaba geçen yıl yaklaşık 20.000 işçiyi işten çıkardı.

Çinli teknoloji çalışanları yıllardır agresif çalışma politikalarına yabancı değiller.

2010’lu yıllardaki büyümeleri sırasında, Çin’deki birçok teknoloji şirketi, haftanın altı günü sabah 9’dan itibaren 12 saat çalışmayı gerektiren “996” çalışma sistemini benimsedi.

Bu politika bir zamanlar Ma gibi Çinli iş devleri tarafından savunuluyordu. Bu acımasız çalışma düzeni Pekin’in düzenleyici baskılarıyla karşı karşıya kalsa da, iş dünyası liderleri yeni bir kriz döneminde işçilere baskı yapmanın yeni yollarını bulma girişimlerinden vazgeçmiyorlar.

Geçtiğimiz ay, Çin sosyal medyasında yayınlanan videolarda internet devi Baidu’nun halkla ilişkiler sorumlusu Qu Jing’in, çalışanların iş için aralıksız 50 gün boyunca seyahat etmeye hazırlıklı olma gibi beklentilerini ortaya koyduğu görülüyordu.

Bir videoda “Ben sadece sonuçları önemsiyorum.” dedi.

Qu, yorumları kamuoyuna açıklandıktan sonra Baidu’dan ayrıldı, ancak Çin’in teknoloji çalışanlarının duydukları vahşet azalmıyor.

Çin ekonomisi kekelemeye devam ettiği ve rakipler tüketicileri pençelediği sürece teknoloji sektöründe çalışmak isteyenler patronlarının diktalarına boyun eğmeye devam etmek zorunda kalabilir.

Lityum pil fabrikasında çıkan yangında onlarca kişi hayatını kaybetti!

0

Batarya üreticisi Aricell tarafından işletilen tesisin en üst katının bazı kısımları çöktü ve beton parçaları yola döküldü. İtfaiye yetkililerine göre depoda yaklaşık 35.000 lityum pil ünitesi depolanıyor.

Kore Ulusal İtfaiye Teşkilatı tarafından yayınlanan bilgiye göre, videosu sosyal medyada yayınlanan yangının bir dizi patlamayla tetiklendiği ve söndürülene kadar 22 saat boyunca yandığı anlaşılıyor. Diğer raporlar, yangının altı saat içinde büyük ölçüde kontrol altına alındığını öne sürüyor.

Kurbanların çoğunluğu yabancıydı; en az 18’inin Çinli olduğu gelen bilgiler arasında. Ölenler, yangının çıktığı binanın ikinci katında bulundu; muhtemelen pilleri inceleme ve paketleme sürecindeydiler.

Çalışanların büyük ölçüde geçici işçiler olması nedeniyle binanın yapısını tanımadıkları düşünülüyor. Bu durum muhtemelen, yanan lityum pillerin oluşturduğu zehirli dumanı solumaları sonucu ölümlerine katkıda bulundu. İtfaiye yetkilileri, bazı kurbanları yalnızca cep telefonu sinyallerini coğrafi olarak konumlandırarak bulabildi.

Aricell CEO’su Park Soon-kwan kazadan dolayı özür diledi ve “merhum ve yaslı ailelere mümkün olan her şekilde samimi destek sağlayacağına” söz verdi. CEO ayrıca “kazanın nedenini araştırmak ve tekrarını önlemek için takip tedbirleri almak için her türlü çabayı göstereceğinin” sözünü verdi.

Lityum pillerden çıkan tehlikeli kimyasalların çevredeki alanları kirletebileceğine dair endişeler olduğundan Hwaseong belediye başkanı, bölgenin özel afet bölgesi ilan edilmesini önerdi.

İçişleri ve Güvenlik Bakanlığı da hasar onarımı ve enkaz imhası için Hwaseong’a acilen 1 milyar₩ (720.000 $) hibe sağlayacağını duyurdu.

Yakın gelecekte neler bekleniyor?

Merkezi Afet ve Güvenlik Karşı Tedbirleri Karargahı, yangın mağdurlarına destek verilmesi ve gelecekte meydana gelebilecek olayların önlenmesi konusunu görüşmek üzere toplandı.

Kore Ulusal İtfaiye Teşkilatı Salı günü yaptığı açıklamada, önemli miktarda pil ürünü depolayan 213 işyerinin güvenlik yönetimi durumunu araştıracağını, depolama ve taşıma uyumluluğunun yanı sıra acil durum prosedürlerini ve çalışanlara yönelik yangın güvenliği eğitimini kontrol edeceğini duyurdu.

2020 yılında kurulan ve merkezi Hwaseong’da bulunan Aricell, özellikle sensörler ve radyo iletişim cihazları için lityum – tiyonil klorür (Li-SOCl 2 ) pillerin üretimi ve ihracatında uzmanlaşmıştır.

Şarj edilebilir piller

Piller, yüksek enerji yoğunlukları, uzun raf ömürleri ve geniş çalışma sıcaklığı aralıklarıyla tanınır; ancak aynı zamanda özellikle reaktif olmalarıyla da bilinir.

Dünyanın en saygın pil teknolojisi bilim adamlarından biri olan Dr. Rachid Yazami, pillerin sıvı katot kullandığı bilindiğini, diğer tüm kimyagerlerin ise katı hal katot kullandığını söyledi.

Yazami, “Tionil klorür (SOCl2 ) oldukça reaktif bir sıvıdır. Su ile birleştiğinde hidrojen klorür (HCl) ve kükürt dioksit (SO2) gibi zehirli gazlar oluşturur.” dedi.

Yangının nedeni bilinmemekle birlikte Yazami, zincirleme bir reaksiyonun meydana gelebileceğini, eğer bir batarya termal bir olaya maruz kalırsa, yakındaki diğerlerine kolaylıkla yayılabileceğini öne sürdü.

Oracle, ByteDance yaptırımlarından olumsuz etkilenebilir!

ABD Senatosu, Nisan ayında TikTok’u bünyesinde barındıran Çinli ByteDance yönetimini, ABD operasyonlarını bir Amerikan alıcısına devretmeye zorlamayı veya yasakla karşı karşıya bırakmayı hedefleyen bir tasarıyı kabul etti.

Bu, uygulamanın Pekin tarafından ABD vatandaşlarını gözetlemek ve yanlış bilgi yayarak onları manipüle etmek için kullanılabileceği korkusuna dayanıyordu.

ByteDance’in 25 Ocak 2025’e kadar yeni mevzuata uyması gerekiyor ancak şirket, bunun anayasaya aykırı olduğu ve platformu kullanan içerik oluşturucuların İlk Değişiklik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle yasaya karşı yasal itirazda bulundu.

Bu arada Oracle, Washington’un eylemlerinden kaynaklanan ikincil zararın kurbanı olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bulut ve veritabanı şirketi, 2020 yılında ByteDance tarafından TikTok’un güvenli bulut teknolojisi sağlayıcısı olarak seçildi ve aynı zamanda TikTok Global’de azınlık yatırımcısı oldu.

Şimdi Big Red, 31 Mayıs’ta sona eren mali yıla ilişkin yıllık raporunda TikTok’un kapanma tehdidinin kârlılık açısından risk oluşturduğunu açıkladı.

Şirket, “Nisan 2024’te ABD başkanı, TikTok’un sahipleri tarafından belirli bir süre içinde belirli adımlar atılmadığı takdirde, TikTok’un ABD’deki kullanıcılar için dağıtımını, bakımını veya güncellenmesini sağlamak amacıyla internet barındırma hizmetleri sağlamayı yasa dışı hale getirecek bir yasayı imzaladı.” diye belirtiyor

Oracle, “Bu hizmetleri TikTok’a sağlayamazsak ve bu kapasiteyi zamanında yeniden konuşlandıramazsak, gelirlerimiz ve karlarımız olumsuz etkilenecektir.” diyor.

Oracle işten çıkarma

Bloomberg’e göre birçok Wall Street analisti, TikTok’u Big Red’in en büyük bulut müşterilerinden biri olarak görüyor ve anlaşmadan elde edeceği gelirin yılda 480 milyon ila 800 milyon dolar aralığında olabileceğini düşünüyor.

Geçtiğimiz ayın sonlarında ByteDance’ın, geçen yılın sonlarından bu yana ABD’de kullanılmak üzere içerik algoritmasının bir klonunu geliştirmek için çalıştığı bildirilmişti. Bu klon, Amerikalı kullanıcılara yönelik içeriği TikTok’un Çin versiyonundan tamamen ayrı tutacaktı.

Daha yakın zamanda FT, TikTok’un en büyük reklamverenlerini temsil eden ajansların, potansiyel bir yasağın uygulanması için son tarih yaklaştıkça, pazarlama sözleşmelerinde fesih maddeleri aramak da dahil olmak üzere acil durum planları hazırlamaya başladığını bildirdi.

TikTok’un ABD’de büyük oranda reklamlardan olmak üzere yıllık 16 milyar dolarlık satış elde ettiğine inanılıyor. 

ABD kimya tesisleri veri hırsızlığına maruz kalmış olabilir!

0

ABD siber güvenlik ajansı CISA, kimya tesislerindeki envanteri kayıt altına alan Kimyasal Güvenlik Değerlendirme Aracı (CSAT) ortamının, bilgisayar korsanlarının Ivanti cihazına bir webshell yerleştirmesinin ardından Ocak ayında ihlal edildiği ve hassas güvenlik değerlendirmeleri ve planlarının potansiyel olarak açığa çıktığı konusunda uyarıda bulundu.

CSAT, tesislerin yüksek riskli bir tesis olarak kabul edilip edilmediklerini belirlemek için kullanılan bir platform. Bu özellikle terörizm için kullanılabilecek kimyasalların kısıtlanması ve takip edilmesi açısından oldukça önemli. Eğer herhangi bir kurum veya kimya şirketinin elindeki kimyasal malzeme envanteri yüksek riskli olarak değerlendirilirlerse, CSAT platformu onlardan tesis hakkında hassas bilgiler içeren bir güvenlik açığı değerlendirmesi (SVA) ve saha güvenlik planı (SSP) anketi yüklemelerini istiyor.

Mart ayında The Record, CISA’nın ajansın Ivanti cihazının istismar edilmesinin ardından bir ihlal yaşadığını ve olayı araştırırken iki sistemi çevrimdışı hale getirdiğini bildirdi. CISA olayla ilgili ayrıntıları paylaşmazken, The Record’un kaynakları olayın Altyapı Koruma (IP) Ağ Geçidi ve Kimyasal Güvenlik Değerlendirme Aracı (CSAT) olduğunu söyledi. Şimdi ise CISA ihlali doğruladı.

CISA, CSAT Ivanti Connect Secure cihazının 23 Ocak 2024 tarihinde ihlal edildiğini ve bir tehdit aktörünün cihaza bir web kabuğu yüklemesine izin verdiğini doğruladı. Tehdit aktörü daha sonra bu web kabuğuna iki gün boyunca birkaç kez erişti. CISA ihlali keşfettikten sonra, tehdit aktörü tarafından gerçekleştirilen eylemleri ve potansiyel olarak hangi verilerin açığa çıktığını araştırmak için cihazı çevrimdışı duruma getirdi.

CISA, hangi güvenlik açıklarından yararlanıldığını paylaşmamış, bunun yerine tehdit aktörlerinin Ivanti Connect Secure ve Policy Secure Gateway cihazlarındaki birden fazla güvenlik açığından yararlandığına ilişkin bir CISA belgesine atıfta bulunmuş durumda.

CISA ayrıca kimya tesislerinin envanterini tarayan CSAT uygulamasındaki tüm verilerin AES 256 şifreleme ile şifrelendiğini ve CSAT verilerinin çalındığına dair herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtirken, ihtiyatlı davranarak şirketleri ve bireyleri bilgilendirmeye karar verdiklerini açıkladı.  CISA veri ihlali bildiriminde, “CISA, CFATS programından etkilenen tüm katılımcıları, bu bilgilere uygunsuz bir şekilde erişilmiş olabileceği konusunda ihtiyatlı davranarak tarafları bilgilendirmektedir” deniliyor.

Potansiyel olarak açığa çıkmış olabilecek veriler arasında ise Top-Screen anketleri, Güvenlik Zafiyeti Değerlendirmeleri, Site Güvenlik Planları, Personel Kefalet Programı gönderimleri ve CSAT kullanıcı hesapları yer alıyor. CISA herhangi bir kimya tesisine ait kimlik bilgilerinin çalındığına dair herhangi bir kanıt olmadığını belirtirken, tüm CSAT hesap sahiplerinin aynı şifreyi kullanan tüm hesaplarının şifrelerini sıfırlamalarını tavsiye ediyor.

Google, Gemini yapay zeka aracını Gmail’de kullanıma sunuyor!

Şirket ayrıca Gemini yan panelini Dokümanlar, E-Tablolar, Slaytlar ve Drive’a da ekliyor. Yeni özelliklerin lansmanı, Google’ın geçen ay I/O geliştirici konferansında bu yeni AI hizmetlerini duyurmasının hemen ardından geliyor. Konferans, teknoloji devinin yeni AI tekliflerine odaklanmıştı.

Yeni entegrasyonla, bir e-posta taslağı hazırlama konusunda yardım almak veya bir e-postaya önerilen yanıtları almak için Gemini’yi Gmail’de kullanabilirsiniz. Ayrıca, gelen kutunuzdaki e-postalardan veya Google Drive dosyalarınızdan sorular sorabilir ve belirli bilgileri bulabilirsiniz.

Google, Gmail’deki Gemini’nin sorgularınıza başlamanıza yardımcı olacak istemler sunacağını ancak kendi sorularınızı da sorabileceğinizi belirtiyor.

Bu özellikler yalnızca Gemini Business veya Enterprise eklentisine, Gemini Education veya Education Premium eklentisine ya da Google One AI Premium aboneliğine sahip Google Workspace müşterileri tarafından kullanılabilir.

Dokümanlar’daki Gemini yan paneli, içeriğinizi yazmanıza ve hassaslaştırmanıza, bilgileri özetlemenize ve fikirler üzerinde beyin fırtınası yapmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca diğer dosyalara dayalı olarak içerik oluşturabilirsiniz. Gemini, yeni slaytlar ve özel görseller oluşturmanın yanı sıra sunumları özetlemenize de yardımcı olabilir.

Gemini paneli ayrıca E-Tablolar’daki verilerinizi izlemenize ve düzenlemenize de yardımcı olabilir. Ayrıca tablolar oluşturabilir, formüller oluşturabilir ve belirli görevleri gerçekleştirme konusunda yardım alabilirsiniz. Drive’da Gemini paneli belgeleri özetleyebilir ve bir projeyle ilgili hızlı bilgilere ulaşabilir.

Gmail’deki Gemini panelinde olduğu gibi Dokümanlar, Slaytlar, E-Tablolar ve Drive’daki özelliklere erişmek için ücretli bir Gemini kullanıcısı olmanız gerekecek.

Google, popüler günlük uygulamalarına ve hizmetlerine üretken yapay zeka özellikleri ekleyen en son teknoloji devi oldu. Bu yılın başlarında, Meta yapay zeka sohbet botunu Instagram ve WhatsApp’a getirdi. Apple ise yakın zamanda Siri, Mesajlar, Mail ve Notlar dahil olmak üzere uygulamalarına ve hizmetlerine üretken yapay zeka özellikleri getireceğini duyurdu.

Yapay zekayı gündelik ürünlere iten son trend herkes tarafından hoş karşılanmayabilir. Apple’ın yakında sunacağı yapay zeka özellikleri heyecan yaratsa da Meta’nın Instagram’da arama yapmak için yapay zeka sohbet robotunu eklemesi tepkiyle karşılandı. Şimdiye kadar OpenAI’in ChatGPT‘si gibi üretken yapay zeka araçlarıyla ilgilenmeyen kullanıcılar çoğunlukla bunlardan kaçınmayı başardı. Ancak teknoloji devleri günlük uygulamalarına ve hizmetlerine yapay zeka eklemeye devam ettikçe üretken yapay zekadan kaçınmak daha da zorlaşacak.

Ülke genelinde yaşanan protestoların ardından internet kesildi!

İnternet kesintisiyle sonuçlanan Kenya genelindeki gösteriler, ekonomik zorluklar ve yaygın yolsuzluklara rağmen vergileri artırmayı öngören hükümet tasarısına karşı düzenlendi ve polis göstericilere şiddetle müdahale etti.

Kesinti, ülkenin ICT düzenleyicisi olan İletişim Otoritesi’nin bugün erken saatlerde interneti kapatmayı veya trafiğine müdahale etmeyi planlamadığına dair açıklamasının ardından geldi.

Otorite, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İnternet trafiğini kapatma veya bağlantı kalitesine müdahale etmeye niyetimiz yok. Böyle bir eylem, anayasamızın genel olarak ihlali, özellikle ifade özgürlüğünün ihlali ve kendi ilkelerimize ihanet olacaktır.”

Kullanıcılar kesintili veya yavaş internet bağlantıları bildirdi ve NetBlocks, kesintinin Uganda ve Burundi gibi komşu ülkeleri de etkilediğini doğruladı.

NetBlocks, “Canlı ağ verileri, Kenya’da internet bağlantısında büyük bir kesinti olduğunu gösteriyor; olay, yetkililerin internetin kapatılmayacağını iddia etmelerinin ardından #RejectFinanceBill2024 protestocularına polis tarafından ölümcül müdahale yapılması sırasında gerçekleşti. Devam eden internet kesintisi Kenya’yı ve Uganda ile Burundi gibi komşu ülkeleri etkiledi; bu olayın yerdeki protestoların kapsamını sınırlama olasılığı yüksek.” dedi.

Geniş bant hız

Ayrıca, X gibi sosyal medya platformlarına erişimde de kesintiler yaşandı ve bu platformlar protestocuların bir araya gelmesinde önemli rol oynuyordu.

Protestocular, yüksek yaşam maliyeti, vergilendirme, gereksiz borç birikimi ve siyasi sınıf tarafından kamu kaynaklarının kötüye kullanılması gibi konularda endişelerini duyurmak için X ve TikTok gibi platformları kullanıyordu. Protestocular, kamu kaynaklarının akıllıca kullanılmasını ve siyasi liderlerin dikkatini çekmeyi talep ediyordu. Ancak liderlerin dinlemesini sağlayamayan protestocular, dikkat çekmek için sokaklara çıktı.

Protestocular, milletvekillerinin tasarıyı kabul etmesinin hemen ardından Salı günü parlamentoyu bastı, bu da birkaç kişinin ölümüne ve çok sayıda yaralanmaya neden oldu. Bu olayın hemen ardından internet kesilmeye başladı.

Airbnb Barselona’da da yasaklanıyor!

İspanya’nın Barselona kentindeki turistler 2028’den itibaren daha az konaklama seçeneğine sahip olacak, zira kent kısa dönemli daire kiralama işletmecilerini tahliye etme kararı aldı. Barselona Belediye Başkanı Jaume Collboni geçen hafta yaptığı açıklamada, şehrin yerel ev sahiplerine verdiği toplam 10.000 kadar turist kiralama lisansının tamamının dört yıl içinde zaman aşımına uğramasına izin vermeyi planladığını söyledi. Şehir bu hamlenin, Collboni’nin son on yılda kiraları yüzde 68 oranında artırdığını söylediği Airbnb ve Vrbo gibi kuruluşların girişiyle şiddetlenen ve yıllardır süren konut kriziyle başa çıkmasına yardımcı olacağını umuyor.

Barselona’nın konut ofisi, turist kiralama yasağının yeni bir yasanın parçası olarak yürürlüğe girmediğini, bunun yerine 2022 yılında Katalonya Parlamentosu tarafından kabul edilen ve bölgedeki yetkililerin ev sahiplerini uygun fiyatlı konut sunmaya teşvik eden bir kanun hükmünde kararnameden kaynaklandığını açıkladı.

İlk olarak 2019 yılında kabul edilen kanun hükmünde kararname, yetkililere iki yıldan uzun süredir “haklı bir neden olmaksızın boş” olan veya “mutat ve daimi ikametgah olarak kullanılmayan” korumalı konut olarak nitelendirilen (yani Airbnb ile kısa süreli turistik kiralamada kullanılan) konut mülklerini “zorunlu kamulaştırma” hakkı veriyor.

Collboni’nin geçen hafta bir hükümet oturumunda “Barselona’nın en büyük sorunu olduğuna inandığımız şeyle yüzleşiyoruz” dediği bildirildi. Kira fiyatlarının hızla yükselmesi ve mevcut mülklerin azlığı Barselona’da yıllardır sorun teşkil ediyor. Şehir uzun zamandır kendisini teknoloji şirketleri için bir merkez olarak pazarlıyor ve bu da kiralardaki artıştan sorumlu tutuluyor. 

Barselona’nın bu daireleri geri alma hamlesine kanun hükmünde kararname ile izin verildiğini açıklayan şehir yönetimi, “mümkün olduğunca çok sayıda dairenin konut ve turistik olmayan amaçlarla kullanılmasını sağlamak ve böylece şehrin konut stokunu artırmak” için harekete geçtiğini duyurdu. Airbnb’nin bu karar neticesinde önemli bir darbe alacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Şehir yetkilileri, “Kasım 2028’e kadar Barselona’da turistik amaçlı apartman dairesi kalmayacak” dedi. En büyük kısa dönemli kiralama sağlayıcılarından ikisi olan Airbnb ve Vrbo, Barselona’daki varlıklarını yoğun bir şekilde pazarlıyor. Her ikisinin de şehrin bu hamlesinden önemli ölçüde gelir kaybedecekleri göz önüne alındığında – kanun hükmünde kararnamenin bölgedeki şehir dışındaki kiralamaları üzerindeki etkisinden bahsetmeye bile gerek yok – bu ikilinin itirazları olacağı ve lobi çalışmaları yürüteceği kesin.

Airbnb kiralamayı yasaklamak kalıcı çözüm sağlar mı?

Bununla birlikte, İspanya’daki bazı politikacılar ve yerel bir turist kiralama savunucu grubu bu hamlenin kötü bir hamle olduğunu savundu. Politikacılar bu hamlenin özel mülkiyet haklarını ihlal edeceğini iddia ederken, ev sahibi savunucuları ise bunun sadece yasadışı daire kiralamalarında bir patlamaya yol açacağını söylüyor.

2008 yılında kurulan ve 2020’de ilk halka arzını gerçekleştiren Airbnb bir yandan yeni yatırımlar yaparak büyümeye çalışırken bir yandan da regülasyon kurumlarının ve yerel yönetimlerin kıskacı altında hizmet vermeye çalışıyor. Örneğin New York Belediyesi, Eylül 2023’te insanların evlerini 30 günden daha az süreyle kiralamalarını ev sahibi evde misafirlerle birlikte kalmadığı sürece yasaklayan 2022 tarihli bir yasayı uygulamaya başlamıştı. Firma ayrıca İtalya’da vergi kaçakçılığına aracılık etme suçlamasıyla karşı karşıya kalmış ve şirketin 779,5 milyon euroluk varlığı dondurulmuştu.

Güneş paneli geri dönüşümünde çevreci yeni yöntem!

Ticari tipteki bir güneş paneli ortama 20 ila 30 yıl dayanacak şekilde üretilmiştir ve otuz yıl boyunca güneşte kaldıktan sonra bile donanımın sökülmesi zordur. Aslında çoğu geri dönüşüm tesisi, eski güneş panellerindeki en değerli ancak en az erişilebilir malzemeler olan silikon, gümüş ve bakırı çöpe atmakta ve yalnızca alüminyum çerçeveleri ve cam bölmeleri geri kazanmaktadır.

Şimdi ise Venedik’in endüstriyel bir bölgesindeki bir gemi konteynerinin içinde, bir İtalyan startup firması olan 9-Tech yaklaşmakta olan küresel bir soruna el atıyor: 2050 yılına kadar üretim ömürlerinin sonuna ulaşması beklenen 54 milyon ila 160 milyon ton güneş modülünün sorumlu bir şekilde nasıl geri dönüştürüleceği. Malzemelerin geri kazanılması kolay olmayacak. Dünya güneş enerjisini giderek daha fazla kullandıkça geri dönüşüm ihtiyacı da artacaktır. Halihazırda küresel çapta 1,2 terawatt’tan fazla güneş enerjisi kullanılmakta.

Güneş paneli geri dönüşümü oldukça pahalı ve zehirli bir süreç!

Fotovoltaik çöp dağının birikmesini engellemek amacıyla araştırmacılar daha iyi geri dönüşüm yöntemlerinin peşine düşüyor. Şimdiye kadar önerilen en gelişmiş yöntemler, bir kristal silikon PV modülündeki bakır, gümüş, silikon, cam ve alüminyumun en az yüzde 90’ını geri kazanabiliyor. Ancak bu işlemler pahalıdır ve genellikle zehirli kimyasallar içerir. Uluslararası Enerji Ajansı tarafından PV sürdürülebilirliğini analiz etmek üzere görevlendirilen bir grup uluslararası uzmanı yöneten NREL’de baş çevre mühendisi olan Garvin Heath, hiçbir geri dönüşüm yönteminin düzenli depolama kadar ucuz olmadığını ve çok azının endüstriyel ölçekte çalıştığını söylüyor.

9-Tech’in kurucuları ise şimdi daha iyi bir yolları olduğunu söylüyorlar. Uyguladıkları süreç, bir yanma fırını, bir ultrason banyosu ve mekanik ayıklamayı içeren 3 adımlı zorlu bir uğraş. 9-Tech’in baş teknoloji sorumlusu Francesco Miserocchi, şirketin zehirli kimyasallar kullanmadığını, çevreye hiçbir kirletici salmadığını ve bir güneş panelindeki malzemelerin yüzde 90’ına kadarını geri kazandığını söylüyor.

Geri dönüşüm neden zahmetli?

Şirket, sürecini küresel PV pazarının yüzde 97’sini oluşturan kristal silikon güneş panellerine uyarlıyor. Paneller tipik olarak bor ve fosfor katkılı bir dizi silikon tabakadan oluşmakta ve üzerleri yansıma önleyici silikon nitrür kaplama ile kaplanmakta. Gümüş iletkenler tabaka yüzeyine serigrafi ile basılır ve bakır iletkenler ızgara şeklinde diziye lehimlenir. Malzemeleri nemden ve hasardan korumak için üreticiler tüm diziyi yapışkan polimerlerle (genellikle etilen-vinil asetat) lamine ederler. Daha sonra lamine diziyi temperli cam levhalarla kaplarlar, her şeyi alüminyumla çerçevelerler, kenarları kapatırlar ve arkaya bir bağlantı kutusu eklerler.

Bir paneli geri dönüştürme zamanı geldiğinde, en zorlu adımlardan biri her şeye yapışan polimerleri çıkarmaktır. “Bu sadece kenarlar ya da birkaç tutkal noktası değil. Bütün bir yüzey -birkaç metre kare- polimerden oluşuyor” diyor Heath. Polimer yakılabilir, ancak bu işlem karbon monoksit, hidroflorik asit ve diğer zararlı kirleticileri açığa çıkarır. Gümüş iletkenleri ayırmak da zorlayıcıdır çünkü bunlar çok ince bir tabaka halinde (yaklaşık 10 ila 20 mikrometre) uygulanır ve silikona güçlü bir şekilde bağlanır. Bunların çıkarılması tipik olarak hidroflorik asit, nitrik asit veya sodyum hidroksit gibi toksik reaktifleri içerir.

Yeni geri dönüşüm yönteminin farkı ne?

9-Tech’teki ekip bu zorlukları iki şekilde ele alıyor. Gümüşü toksik kimyasallar yerine ultrason kullanarak geri kazanıyorlar ve polimerleri yakmalarına rağmen yayılan kirleticileri yakalıyorlar.

Şirketin pilot tesisindeki süreç, işçilerin güneş paneli alüminyum çerçevesini, bağlantı kutusunu ve temperli camı manuel olarak çıkarmasıyla başlıyor. Böylece geriye polimer, silikon tabaka ve metal iletkenlerden oluşan bir sandviç kalıyor. Çerçeve veya cam olmadan, sandviç katmanları bükülerek kırılgan silikonu küçük parçalara ayırır. İşçiler temperli camı kırıyor ve ardından polimerler nedeniyle çoğunlukla hala yerinde duran tüm malzemeleri sürekli yanan bir fırına gönderiyor. 400 °C’nin üzerinde ısıtılan polimerler buharlaşıyor ve bir filtre kirleticileri yakalıyor. Sistem aynı zamanda fırından gelen ısıyı da yakalıyor ve enerji verimliliği için yeniden kullanıyor.

Kalan malzeme fırından çıkarken, bir silindir mekanik olarak bakırı sıyırır. Bir dizi elek, kırılan cam ve silikon parçalarını kalınlıklarına göre ayırır. Hala gümüşle kaplı olan silikon parçaları bir organik asit banyosuna daldırılır ve elementler arasındaki bağları gevşetmek için ultrason ile muamele edilir. Ultrason, ses dalgalarını asit banyosuna yayarak çalışır, bu da dönüşümlü olarak yüksek ve düşük basınç döngülerine neden olur.

Son olarak, işçiler silikon parçalarını bir ağ ile ultrason banyosundan çıkarıyor. Bu işlem, çözeltide filtrasyon veya santrifüj yoluyla geri kazanılabilen ince bir gümüş tozu bırakıyor. Cerchier, 9-Tech’in pilot tesisinin bir PV modülündeki gümüşün yüzde 90’ını, silikonun yüzde 95’ini ve bakır, alüminyum ve camın yüzde 99 veya daha fazlasını geri kazanabildiğini söylüyor. Dahası, malzeme son derece saf olarak kabul ediliyor, bu da yeniden kullanılabileceği uygulama türlerini artırıyor.

Yeni çevreci yöntem daha pahalı olsa da umut vadediyor

Startup’ın geri dönüşüm süreci, sadece alüminyum ve camı geri kazanan mevcut yöntemlerden daha pahalı. Ancak Miserocchi, yüksek saflıkta silikon, gümüş ve bakırın çıkarılmasının yöntemden kaynaklı ekstra maliyeti dengeleyeceğini söylüyor. Ayrıca tüm süreç aslında işlenmemiş elementler için madencilik yapmaktan daha verimli. Bir ton güneş panelinden yaklaşık 500 gram gümüş elde edilebilirken, bir ton cevherden sadece 165 gram gümüş elde edilebildiğini söylüyor. Miserocchi, “Ömrünü tamamlamış bir fotovoltaik panelin hala verecek çok şeyi var” diyor. “Küçük bir değerli element madeni olarak düşünülebilir.”

9-Tech ekibi, önümüzdeki 18 ay içinde daha büyük bir demonstrasyon tesisi kurduktan sonra güneş paneli geri dönüşüm yöntemlerinin karlılığı hakkında daha fazla bilgi sahibi olacak. Venedik’te nakliye konteyneri ile aynı sanayi bölgesinde yer alacak bu tesis günde 800 güneş modülü işleyebilecek. Pilot tesislerinde günde sadece yedi modül işleniyor.

Heath ise “Geri dönüşüm tek strateji olmamalı” diyor ve ekliyor: “İnsanlar geri dönüşüme başvurmadan önce güneş panellerini onarmanın ya da ömürlerini uzatmak için yeniden kullanmanın alternatif yollarını düşünmeli” diyor.

TD SYNNEX ve Microsoft, Türkiye için anlaştı!

TD SYNNEX, Türkiye’de faaliyet gösteren müşterilerine daha geniş bir ürün yelpazesi sunmak amacıyla Microsoft’un tüm ürünlerinin Türkiye distribütörlüğünü de üstleneceğini duyurdu. Microsoft ile yapılan anlaşma kapsamında Microsoft’un başta Copilot, Azure, Microsoft 365, Dynamics 365, Microsoft AI ve Modern Çalışma & Güvenlik çözümlerinin dağıtımı yapılacak.

Copilot, görevleri otomatikleştirerek ve çeşitli platformlarda içerik oluşturarak üretkenliği artıran akıllı bir asistan olarak hizmet veriyor. Microsoft AI, uygulamaları makine öğrenimi özellikleriyle donatarak daha akıllı kararlar alınmasını sağlıyor. Microsoft 365, sorunsuz uzaktan çalışmayı kolaylaştıran kapsamlı ofis uygulamaları, iş birliği araçları ve güvenlik çözümleri paketi sunuyor. Microsoft Azure, basit web sitelerinden karmaşık makine öğrenimi uygulamalarına kadar her şeyi destekleyen sağlam, ölçeklenebilir altyapı ve platform hizmetleri sağlarken Dynamics 365; ERP ve CRM çözümlerini entegre ederek iş süreçlerini kolaylaştırıyor ve müşteri etkileşimini geliştiriyor. Son olarak Microsoft Modern Çalışma & Güvenlik çözümleri ile müşteriler çalışan üretkenliğini ve memnuniyetini artırabiliyor, sistemlerin ve verilerin güvenliğini ve bütünlüğünü korurken konumlar ve platformlar arasında daha sorunsuz iletişim ve iş birliği oluşturabiliyor.

TD SYNNEX Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı

İş birliği hakkında açıklamada bulunan TD SYNNEX Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı, “Dünyanın en büyük teknoloji markalarından Microsoft ile küresel çapta uzun yıllara dayalı güçlü bir ortaklığımız var. TD SYNNEX, 2023 yılında Microsoft’ta yılın partneri seçilmiş bir marka. Şimdi bu yeni anlaşma ile küresel çaptaki bu güçlü ilişkimizi ülkemize de taşıyor ve bunun mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye’deki müşterilerimize daha kapsamlı bulut tabanlı çözümler sunma stratejimizin bir parçası olan bu iş birliği ile Microsoft’un öncü teknolojilerini Türkiye pazarına sunarak müşterilerimize daha geniş bir ürün yelpazesi ve daha kapsamlı çözümler sunacağız. Microsoft’un bulut ekosistemi KOBİ’ler de dâhil olmak üzere tüm işletmeleri güçlendiren dönüştürücü bir dizi hizmet sunuyor. Bu hizmetler, inovasyon ve büyüme için uyumlu ve güçlü bir ortam sağlayacak, BT endüstrisinin yenilikçi teknolojilerin gücünden faydalanarak büyümesine katkı sağlayacak ve ülkemizdeki dijital dönüşüm sürecine de önemli bir ivme kazandıracak. Bu hizmetlerin dağıtımını sağlayarak Türkiye’deki lider konumumuzu sağlamlaştırırken aynı zamanda müşterilerimize daha iyi hizmet sunma imkânını da bulacağız.” dedi.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ise, “Türkiye’nin son dönemde dijital ekonomiye odaklanması, Microsoft’un dünya çapında yapay zekâ tabanlı teknolojilerden yararlanma konusundaki liderliğiyle uyumludur. Teknoloji ekosistemindeki bu büyük değişim, ülkemizdeki KOBİ segmenti için tüm ürün portföylerinde yeni ihtiyaçların karşılanmasını gerektiriyor. Dünyanın en büyük Microsoft distribütörlerinden biri olan TD SYNNEX’in Türk KOBİ’lerinin yeni ihtiyaçlarını karşılayacak olmasından memnuniyet duyuyoruz. Birlikte Türkiye’nin dijital dönüşümünü yapay zekâ ve bulut ile güçlendireceğiz.” şeklinde konuştu.