Çok silindirli hidrojen motoru çalıştırıldı!

Karbon nötr hedefine istikrarlı bir şekilde ilerleyen Ford Trucks, sürdürülebilir ulaşım teknolojileri alanında öncü bir projeye daha imza attı.  Geçen yıl tek silindirli araştırma motoru ile başladığı hidrojen yakıtlı motor çalışmalarını sürdüren Ford Trucks, çalışmaları bir ileri aşamaya taşıyarak şimdi de yine kendi tasarımı olan çok silindirli hidrojen motoru H2-Ecotorq’un ilk ateşlemesini başarıyla gerçekleştirdi.

İlk testlerde başarılı sonuçlar ortaya koyan motor ile ekipler sistem optimizasyonu ve geliştirme çalışmalarına devam edecekler. Bu kilometre taşı, Ford Trucks’ın sıfır emisyonlu araç çözümü olarak karbon-nötr ürün portföyünü genişletme yolunda önemli bir adımı temsil ediyor. Bu gelişmeyle Ford Trucks ayrıca ağır ticari araçlarda 2040’ta sıfır emisyon hedefinde önemli bir dönüm noktasına daha ulaşmış oluyor.

Ford Trucks, sıfır emisyon yatırımlarına devam ediyor

Ford Trucks, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda ağır ticari araç sektöründe geleceğin ulaşım teknolojilerine öncülük ediyor.

“Generation F hareketi” ile sıfır emisyonlu, bağlantılı ve otonom teknolojilerle büyük bir dönüşüm yolculuğu başlatan Ford Trucks, ilk tam elektrikli kamyonunu 2025 yılında yollara çıkarmak üzere çalışıyor.

Elektrifikasyonun yanı sıra alternatif yakıt teknolojilerine odaklanan Ford Trucks, geleceğin mobilite çözümlerine değer katma vizyonuyla Avrupa Birliği’nin ‘Sıfır Emisyonlu Taşımacılık Ekosistemi’ projesi çerçevesinde hidrojenle çalışacak ilk yakıt hücreli elektrikli (FCEV) F-MAX’i de geliştiriyor.

Huawei’nin ABD’deki akademik ilişkileri engellendi

Huawei’nin fon desteği sağlayarak akademik araştırma yarışmaları düzenlediği ve geniş çaplı raporlar hazırladığı ABD’deki Optica Foundation’a yönelik uyarı gecikmedi. Yapılan baskılar sonucunda ortaklık apar topar sonlandırıldı.

Geçtiğimiz aylarda Huawei’nin bir vakıf üzerinden ABD’de akademik araştırma yarışmaları düzenlediği ve bunlara hatırı sayılır fon sağladığı ortaya çıkınca büyük tartışmalara neden olmuştu. Vakıf, ilk başta bu politikayı desteklese de şimdi geri adım attı.

Optica Foundation patronu Elizabeth Rogan, yaptığı açıklamada Huawei ile olan tüm ilişkilerini sonlandırdıklarını duyurdu. Ayrıca, geriye dönük iki yıl boyunca Huawei’nin sağladığı fonlar da iade edilecek.

ABD otoritelerinin baskısı

Vakfın bu ani çıkışının sebebi olarak ABD otoriteleri tarafından yapılan baskılar gösteriliyor. Huawei’nin fon ilişkisi ortaya çıkınca, özellikle ABD hukuk çevreleri bu durumun dolaylı olarak ambargoların ihlal edildiği anlamına geldiğini dile getirmeye başlamıştı. Bu da hükümetin dikkatini çekmiş görünüyor.

Optica Foundation’un bu kararı, ABD ile Çin arasındaki teknolojik ve ticari gerilimlerin akademik alanlara da yansıdığını gösteriyor. Huawei’nin ABD’deki akademik araştırmalara sağladığı fonların kesilmesi, şirketin ABD’deki faaliyetlerinin daha da kısıtlanmasına neden olabilir.

Bu gelişmeler, ABD’nin Çinli teknoloji firmalarına yönelik uyguladığı katı politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Huawei’nin bu tür girişimleri, gelecekte de benzer tepkilerle karşılaşabilir.

Çinli otomobillerde fiyat şoku: Ek vergi yüzde 40 arttı!

Çin menşeli otomobillere getirilen ek vergi uygulamasını genişleterek içten yanmalı ve hibrit motorlu araçları da kapsayacak şekilde yeniden düzenliyor. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, geçtiğimiz yıl sadece elektrikli araçlara uygulanan ek vergi şimdi benzinli ve hibrit modelleri de içerecek şekilde genişletildi.

Yapılan açıklamada, Çinli otomobillerde vergi yerli üretimin iç pazardaki payını artırmak ve korumak amacıyla alınan bu kararın, ithalat rejimi kararı ve uluslararası anlaşmaların gereklilikleri doğrultusunda yapıldığı belirtildi. Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği üyesi ve Serbest Ticaret Anlaşması imzalanan ülkeler haricindeki ülkelerden gerçekleştirilen ithalatlarda ek gümrük vergisi uygulanabileceğini ifade etti.

8703 Gümrük Tarife Pozisyonu altında sınıflandırılan konvansiyonel (içten yanmalı) ve hibrit binek otomobillerin Çin menşeli olanlarının ithalatına yüzde 40 veya 7 bin dolar/adet (yüksek olan uygulanır) ilave gümrük vergisi uygulanacağı belirtildi. Kararın 30 gün sonra yürürlüğe gireceği açıklandı.

Benzer şekilde, ABD ve Avrupa gibi ekonomik bölgelerin elektrikli otomobiller için ek gümrük vergisi uygulamasına geçtiği hatırlatıldı. Çin otomotiv sektöründe yaşanan genişleme ve ölçek ekonomisinin katkısıyla üretilen araçların, Türkiye ve diğer bölgelerdeki rakiplerine göre daha rekabetçi fiyatlarla piyasaya sürüldüğü vurgulandı.

Çinli otomobillerde vergi bir yandan, Türkiye’nin Çinli markaların ülkede yatırım yaparak üretim yapmasını teşvik ettiği belirtildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın geçtiğimiz haftalarda BYD ve Chery ile ileri aşamada görüşmeler yürütüldüğünü açıkladığı hatırlatıldı. Türkiye’de üretim yapacak Çinli firmaların, ek vergilerden muaf olacağı ve aynı zamanda AB’ye ek gümrük vergisi olmadan satış yapabileceği ifade edildi.

Bu kararın, yerli otomotiv endüstrisini desteklemek ve dış ticaret dengesini düzeltmek amacıyla alındığı belirtildi.

NASA, SpaceX’in Hubble teleskobu görevine izin vermedi: uzay teleskobu 2034’te atmosfere girecek mi?

Uzay araştırmalarında tarihi bir dönüm noktasına mı geliyoruz? NASA, girişimci Jared Isaacman’ın 34 yıllık Hubble Uzay Teleskobu’nu onarmak için SpaceX kapsülüyle bir bakım ekibi gönderme teklifini reddetti. Bu karar, 2034 civarında teleskobun atmosfere girip yanmasına yol açabilir.

Hubble, 30 yılı aşkın süredir gökbilimcilere evrenin gizemlerini keşfetme imkanı sunarak bilim dünyasında çığır açtı. Uzak galaksilerin ve yıldızların nefes kesici görüntülerini yakalayan bu dev teleskop, evrenin evrimini ve en gizemli kozmik olaylarını araştırmamıza olanak tanıdı.Ancak 2023 yılında üç jiroskopundan biri arızalanınca bilimsel görevler durduruldu. Teleskobun uzaydaki hedeflere doğru yönlendirilmesini sağlayan bu sistemdeki arıza, Hubble’ın hayati işlevlerini sekteye uğrattı. Isaacman bu sorunu çözmek ve teleskobun ömrünü uzatmak için harekete geçti.

SpaceX kapsülüyle bir bakım ekibi göndermeyi teklif eden girişimci, bu sayede NASA’nın yüz milyonlarca dolar tasarruf edebileceğini ve uzay tarihine geçecek bir başarıya imza atılacağını savundu.

Ancak NASA, bu cesur teklifi reddetmeyi tercih etti. Uzay ajansı, Hubble’a bir uzay aracıyla müdahale etmenin çok riskli olduğunu ve teleskobun hassas sistemlerine zarar verme potansiyeli taşıdığını açıkladı.Operasyonel ve teknolojik risklerin yanı sıra, Hubble’ı inşa eden mühendislerin çoğunun emekli olması da endişe kaynağı oldu. Bu durum, teleskobun karmaşık sistemlerini tamir edebilecek uzman personel eksikliğine yol açıyor.

NASA, Hubble’ı tek bir jiroskopla çalıştırmaya devam edecek ve ikincisini yedekte tutacağı. Bu sayede teleskobun önümüzdeki on yıl boyunca faaliyet gösterebilmesi umuluyor. Fakat bu çözüm de geçici bir pansuman gibi görünüyor.

Hubble’ın kaderi hala belirsizliğini koruyor. NASA’nın bu son kararı, teleskobun 2034’te atmosfere girip yanmasına yol açabilir. Bu durum, astronomi camiasında büyük üzüntüye neden olurken, uzay araştırmalarının geleceğiyle ilgili de endişeleri artırıyor.Peki ya bu gelişmeler uzay araştırmalarında yeni bir dönemin başlangıcını mı işaret ediyor? Devlet kurumlarının yanında özel sektörün de uzay araştırmalarına katkısı gittikçe artıyor. Acaba gelecekte bu tür riskli görevler özel sektör tarafından mı üstlenilecek?Hubble’ın hikayesi bize uzay araştırmalarının sadece bilimsel açıdan değil, aynı zamanda etik ve politik açıdan da karmaşık sorgulamalara yol açtığını gösteriyor. Bu dev teleskobun geleceği belirsiz olsa da, evrenin gizemlerini keşfetme yolculuğumuz devam ediyor.

Google Chrome tekrar zirvede: dünyanın en hızlı tarayıcısı oldu!

Google Chrome, web tarayıcıları arasındaki liderliğini bir kez daha kanıtladı. Son Speedometer 3.0 performans testinde elde ettiği rekor puanıyla, dünyanın en hızlı tarayıcısı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Speedometer 3.0, gerçek kullanıcı eylemlerini simüle ederek tarayıcıların modern web uygulamalarını ne kadar etkili bir şekilde işlediğini ölçen bir performans testi olarak dikkat çekiyor. Bu testte Google Chrome, tüm zamanların en yüksek puanını elde ederek ezici bir liderlik pozisyonuna ulaştı.

Google’ın mühendisleri, Chrome’un hızını artırmak için özellikle dize işleme ve gereksiz tekrarları temizleme konusuna odaklandılar. Ayrıca, aşırı bellek kullanımını önlemek için form öğelerinin oluşturulmasını iyileştirdiler. HarfBuzz metin biçimlendirme motorunda yapılan iyileştirmeler sayesinde, Apple’ın AAT yazı tipi formatlarıyla daha hızlı çalışma sağlandı. Tüm bunlara ek olarak, belleği boşaltma sistemine yapılan geliştirmelerle Speedometer puanında %3’lük bir artış elde edildi.

Tarayıcı pazarındaki liderlik yarışı devam ederken, Chrome‘un pazar payı %65’e ulaşarak ezici bir şekilde öne çıktı. Safari (%18) ve Edge (%5) gibi rakipler ise oldukça geride kaldı. Son beş yılda pazar paylarında önemli bir değişiklik olmamış ve yakın gelecekte de benzer bir değişim beklenmiyor.

Bu gelişmelerle birlikte, Google Chrome‘un hız ve performans konusundaki üstünlüğü bir kez daha kanıtlanmış oldu. Chrome kullanıcıları, en yeni ve en hızlı deneyimi yaşamaya devam edecekler.

Sony Pictures, film ve dizi yapımında yapay zeka devrimi başlatıyor!

Sony Pictures Entertainment CEO’su Tony Vinciquerra, Japonya’da yatırımcılara yaptığı bir konuşmada, şirketin yapay zekayı sinema ve televizyon endüstrisinde film üretiminde verimli bir şekilde kullanmayı planladığını doğruladı. Bu adım, şirketin geleceğe yönelik vizyonunun bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Sony Pictures, yapay zekanın potansiyelini keşfederek, sinema filmi ve dizi üretimindeki maliyetleri düşürmeyi ve üretkenliği artırmayı hedefliyor. Yapay zekanın, üretim süreçlerini optimize etmek ve daha verimli hale getirmek için kullanılacağı belirtiliyor. Bu, özellikle animasyon filmleri gibi uzun süren üretim süreçlerinde önemli bir ilerleme sağlayabilir.

Ancak, yapay zekanın aktif kullanımının bir sonucu olarak bazı iş kollarının risk altında olduğu belirtiliyor. Özellikle konsept sanatçıları ve görsel efekt uzmanlarının işleri, yapay zeka tarafından yerine getirilebilecek görevlerle değişebilir. Bu durum, endüstride bazı değişikliklere ve adaptasyon süreçlerine neden olabilir.

Sony Pictures’un yapay zeka kullanımıyla ilgili bu hamlesi, endüstride geniş çapta dikkat çekiyor. Bu teknolojinin sinema ve televizyon üretimine entegrasyonu, gelecekte endüstride önemli değişikliklere yol açabilir. Ancak, bu değişimlerin beraberinde getirdiği potansiyel fırsatlar ve zorluklar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Yapay zeka kullanımının artmasıyla birlikte, teknolojinin etkileri sadece film endüstrisiyle sınırlı kalmayabilir. Önceden tahmin edilemeyen yeni iş modelleri ve endüstri dönüşümleri de ortaya çıkabilir. Bu nedenle, Sony Pictures’un bu teknolojiyi nasıl kullanacağı ve bu değişimin endüstri üzerindeki etkileri yakından takip edilmelidir.

3.5

Samsung Unpacked 2024 sızıntısı: yeni katlanabilir telefonlar, akıllı saatler ve yüzükler görüntülendi!

0

Samsung Unpacked 2024 etkinliği öncesi yeni sızıntılar ortaya çıktı ve beklenen cihazların görselleri gün yüzüne çıktı. Önümüzdeki Temmuz ayında düzenlenecek etkinlikte duyurulması beklenen cihazların görselleri, Samsung’un planlarını önceden ortaya çıkarmış olabilir.

Sızdırılan görseller, Galaxy Z Fold 6 ve Galaxy Z Flip 6’nın pazarlama materyallerini içeriyor gibi görünüyor. Bu yeni telefonların köşeli ve düz kenarlı bir tasarıma sahip olacağı belirtiliyor, ayrıca daha sağlam bir gövdeye sahip olacakları da ifade ediliyor.

Bir sonraki fotoğraf serisi, üç farklı renkte Galaxy Ring’i ve Galaxy Watch 7’yi içeriyor gibi görünüyor. Zaten bilinen bir durum olan Galaxy Ring’in Ağustos ayında ABD’de satışa sunulmasıyla ilgili detaylar da sızdırılan bilgiler arasında yer alıyor. Ayrıca, Samsung’un Galaxy Watch 7 ve Galaxy Watch 7 Ultra’nın 40mm ve 44mm modellerini piyasaya sürmeyi planladığı konuşuluyor, ancak hangi cihazın hangisi olduğunu belirlemek zor görünüyor.

Ancak, sızdırılan görsellerde Galaxy Watch FE, Galaxy Buds 3 ve Galaxy Buds 3 Pro gibi diğer cihazların yer almadığı dikkat çekiyor. Bu durum, Samsung’un Unpacked etkinliğinde bu cihazları tanıtmayabileceğine işaret ediyor olabilir.

Samsung’un Temmuz ayındaki Unpacked etkinliğinde hangi cihazları tanıtacağı ve bu sızıntıların ne kadarının doğru olduğu merakla bekleniyor.

Huawei, Nvidia’yı geride bıraktı!

Olumsuz koşullara rağmen yonga teknolojileri geliştirmeye devam eden Huawei, Nvidia’nın dört yıl önce piyasaya sürdüğü yapay zekâ hızlandırıcısını geride bırakmayı başardı. Ambargolar nedeniyle kısıtlı imkânlarla yonga teknolojileri geliştiren Çinli firmalar, buna rağmen iç pazarı domine etmeyi başardı. Öyle ki Nvidia bile rekabetle başa çıkmakta zorlanarak H20 yongasında indirim yapmak zorunda kaldı.

Huawei Ascend 910B’nin başarısı

Huawei dönem yonga pazarından silinmek üzere iken Çin hükümetinin çabaları ile yeniden oyuna dönen Huawei, yapay zekâ pazarında farklı çözümlerle önemli bir alternatif haline geldi. Firma artık Nvidia’yı yakaladığını düşünüyor. Firmanın Ascend ve Kunpeng departmanı şefi Wang Tao, eğitim performansında Ascend 910B yongasının Nvidia A100 yongasına göre yüzde 20 daha iyi olduğunu iddia ediyor. Geçtiğimiz haftalarda da Nvidia H20 hızlandırıcısının satış performansını geride bıraktığı gündeme gelmişti.

Yerel destek ve benimsenme

Huawei’nin başarısında ülkedeki milliyetçilik anlayışı ve devlet desteği önemli bir rol oynuyor. Tencent, Baidu gibi internet devleri Huawei’den önemli alımlar yaptı. Bu da geniş bir benimsenme alanı ortaya çıkardı. Sadece Huawei değil, farklı yerel yonga tasarımcıları da bu süreçte büyüme sağladı.

Huawei’nin Ascend 910B yongası, Çin’in teknoloji alanında ne kadar ileriye gidebileceğinin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Bu gelişmelerle birlikte, Çin’in teknoloji firmalarının küresel pazar liderleri ile rekabet edebilecek düzeye gelmesi, önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir ilgiyle takip edilecek gibi görünüyor.

Atmosferdeki karbondioksit miktarı korkutucu hızla artıyor: rekorlar kırılıyor!

Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ve Scripps Oşinografi Enstitüsü’nden bilim insanları, dünya atmosferindeki karbondioksit (CO2) seviyelerinin hiç olmadığı kadar hızlı arttığını duyurdu. Atmosferdeki CO2 miktarının insanlık tarihi boyunca tecrübe edilen seviyelerin çok üstüne çıktığı belirtiliyor.

Scripps Oşinografi’deki bilim insanları, 1958’den bu yana atmosferdeki CO2 seviyelerini izleyen Keeling Eğrisi adlı program kapsamında bağımsız ölçümler gerçekleştiriyor. Son yapılan ölçümlerde atmosferdeki CO2 miktarının 426,7 ppm (milyonda parça) olduğu tespit edildi. Bu, geçen yılın aynı dönemine göre 2,92 ppm’lik bir artışı temsil ediyor. Mayıs ayı, Kuzey Yarımküre’deki CO2 seviyelerinin en yüksek olduğu ay olarak biliniyor.

Bilim insanları, son ölçümün 50 yıllık veri kaydında beşinci en büyük yıllık büyüme olduğunu vurguluyor. 2023’teki ölçümde de bir önceki yıla göre 3,0 ppm daha fazla CO2 tespit edilmişti. Bu veriler, son iki yılda Kuzey Yarımküre’deki CO2 seviyelerinin Mayıs zirvesinde en büyük artışın yaşandığını gösteriyor.

NOAA karbon döngüsü bilimcisi John Miller, bu artışın büyük olasılıkla fosil yakıtların sürekli olarak yakılması ve El Nino koşullarının gezegenin CO2’yi absorbe etme kapasitesini zorlaştırmasından kaynaklandığını belirtiyor.

Scripps’in CO2 programı direktörü Ralph Keeling, “CO2 seviyeleri şu anda sadece milyonlarca yılın en yükseğinde değil, aynı zamanda her zamankinden daha hızlı artıyor. Fosil yakıt kirliliği, her yıl atmosfere daha fazla CO2 salınımına neden oluyor ve bu durum sürekli birikmeye devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Atmosferdeki CO2 seviyelerindeki artışın, geçen yıl küresel ortalamada rekor seviyeye ulaşan 419,3 ppm’yi aştığınadikkat çekiliyor. Bu, Sanayi Devrimi öncesine göre CO2 seviyelerinde yüzde 50’lik bir artışı temsil ediyor.

Bilim insanları, CO2 gibi sera gazlarının atmosferde bir battaniye gibi davranarak ısının uzaya yayılmasını engellediğini ve bu durumun aşırı hava olaylarını körüklediğini belirtiyor. Geçtiğimiz yılın tarihin en sıcak yılı olarak kaydedilmesi, bu trendin etkilerinin somut bir kanıtı olarak gösteriliyor.

Avrupa Birliği’nin iklim değişikliği servisi Copernicus, Dünya’nın son 12 aydır rekor düzeyde yüksek sıcaklıklara ulaştığını ve bu trendin değişeceğine dair hiçbir işaret olmadığını belirtti.

Bu veriler, atmosferdeki CO2 seviyelerinin hızla artışının, iklim değişikliği ve çevresel etkileri üzerindeki endişeleri artırıyor.

Qualcomm Snapdragon 6s Gen 3 yonga setini tanıttı: İşte özellikleri

0

Qualcomm, bütçe dostu telefonlara güç verecek yeni yonga seti Snapdragon 6s Gen 3‘ü duyurdu. Bu yeni platform, selefi Snapdragon 695’e kıyasla önemli performans ve güç verimliliği iyileştirmeleri sunuyor. Snapdragon serisi ile mobil işlemci pazarında önemli bir başarı yakalayan Qualcomm, ürün yelpazesini genişletmeye devam ediyor.

Snapdragon 6s Gen 3: teknik özellikler

Resmi duyuruya göre, Snapdragon 6s Gen 3, Snapdragon 695’in yeniden markalanmış bir sürümü olarak 6 nm işlem teknolojisi ile üretiliyor. Yonga seti, 2+6 konfigürasyonunda, 2,3 GHz’e kadar saat hızına sahip iki Cortex A78 çekirdeği ve 2,0 GHz hızında altı Cortex-A55 çekirdeğinden oluşuyor. Grafik işlemci birimi olarak ise Adreno 619 GPU kullanılıyor.

Snapdragon 6s Gen 32133 MHz’e kadar LPDDR4x bellek desteğiUFS 2.2 depolama çözümleri ve hızlı şarj için Quick Charge 4+ teknolojisi ile donatılmış. Yonga seti, 120Hz’de FHD+ (1080 x 2520) ekran çıkışını destekleyerek, H.264 (AVC), H.265 (HEVC), VP8 ve VP9 kodekleriyle uyumlu çalışıyor.

Kamera ve video yetenekleri

Kamera yetenekleri açısından Snapdragon 6s Gen 3108MP fotoğraf çekimi32MP tek kamera25MP + 13MP ikili kamera veya 13MP üçlü kamera sistemlerine kadar destek sunuyor. Ayrıca 1080p 60 fps ve 720p 120 fps ağır çekim video kayıt yeteneklerine sahip.

Bağlantı özellikleri

Snapdragon 6s Gen 32,5 Gbps maksimum indirme hızı sunan Snapdragon X51 5G modemle geliyor. Bağlantı özellikleri arasında Qualcomm FastConnect 6200 sistemi ile WiFi 4WiFi 5 ve Bluetooth 5.2 desteği bulunuyor.

İlk kullanılacak cihazlar

Snapdragon 6s Gen 3’ün ilk olarak hangi cihazlarda kullanılacağı henüz açıklanmadı. Ancak son raporlar, Motorola G85’in bu yeni yonga seti ile geleceğini gösteriyor.

Qualcomm’un yeni yonga seti Snapdragon 6s Gen 3, bütçe dostu telefonlar için sunduğu performans ve verimlilik iyileştirmeleri ile dikkat çekiyor. Yakında piyasaya çıkacak cihazlarda bu yonga setinin yeteneklerini görmek için sabırsızlanıyoruz.

Çin, ABD ambargosuna rağmen Nvidia’nın en yeni çiplerine erişmeyi başardı

0

ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı yeni bir boyuta ulaştı. Nvidia’nın en son hızlandırıcılarının satışının kesinlikle yasak olduğu Çin’in en önemli şirketlerinden ByteDance, bir şekilde bu yongalara ulaşarak yapay zekâ algoritmalarını eğitiyor. Bu durum, Çinli firmaların ambargo genelgelerini analiz ederek açık bulma konusundaki becerisini bir kez daha ortaya koydu.

TikTok uygulamasındaki yapay zekâ öneri algoritmaları ile sosyal medya sektöründe öne çıkan Çin çip ByteDance’in, bu algoritmaları nasıl eğittiği uzun süredir merak ediliyordu. The Information tarafından ortaya çıkarılan bilgilere göre ByteDance, yapay zekâ algoritmalarını eğitmek için Nvidia H100 hızlandırıcılarını kullanıyor. Ancak, bu hızlandırıcıların Çin’e ihraç edilmesi yasak. Peki bu nasıl mümkün oldu?

Oracle’ın rolü

Çin çip ilişkide kritik rolü Oracle şirketi oynuyor. Oracle, H100 sunucularını ByteDance’e kiralıyor. Kiralama işlemi ABD toprakları içerisinde gerçekleştiği için ambargo şartları geçerli olmuyor. Bu sayede ByteDance, ABD topraklarında bulunan sunucuları kullanarak algoritmalarını geliştirme fırsatı buluyor. ABD hükümeti, sunucu kiralayan şirketlerin müşterilerinin kimlik bilgilerini kontrol etmesini ve Çin lehine casusluk için yapay zekâ algoritmalarını eğitip eğitmediğini takip etmesini talep etmişti. Ancak bulut şirketleri, bu talebin gelirlerine darbe vuracağı endişesiyle itiraz etmişti.

Gelecek senaryoları

Uzmanlar, ByteDance özelinde Çinli şirketlerin bu tarz kiralamalar yaparak algoritmalarını eğitebileceğini ve sonrasında bu teknolojiyi Çin’e aktarabileceğini düşünüyor. Alibaba ve Tencent gibi diğer büyük Çinli şirketlerin de ABD sunucularını kiralamak için yollar aradığı belirtiliyor. Ayrıca, ABD bu açığı kapatsa bile, Çinli firmaların ülkelerinde kurulu olan veri merkezlerine Nvidia yongalarını entegre etmesinin önünde bir engel bulunmadığıifade ediliyor.

Bu durum, ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetinin ve ambargo açıklarının daha da dikkatli izlenmesigerektiğini gösteriyor. Çinli firmaların bu açıkları nasıl kullanacağı ve ABD’nin bu duruma nasıl tepki vereceği merak konusu olmaya devam ediyor.

Meta çalışanı Filistin desteği nedeniyle işten atıldı, şirketi dava etti: Ayrımcılık iddiaları gündemde

Meta şirketinde çalışan bir mühendis, Filistin’e verdiği destek nedeniyle işten çıkarıldığını iddia ederek şirketi dava etti. Ferras Hamad isimli mühendis, Meta‘nın Instagram platformunda Filistin ile ilgili ayrımcılığı ortaya çıkardığı için işten çıkarıldığını öne sürdü.

Hamad, şirketi ayrımcılık, haksız fesih ve Filistinlilere karşı önyargılı davranmakla suçladı. İddiasına göre, şirket Filistinli Instagram hesaplarının içeriğini kısıtladı ve bu hesapları akışlarda ve aramalarda göstermedi. Hamad‘ın Şubat ayında görevden alınmasına yol açan olay, Gazze’de yıkılmış bir binayı gösteren bir videoyu içeriyordu. Ancak Hamad, videonun yanlışlıkla pornografik olarak sınıflandırıldığını keşfetti ve bu konuda yardımcı olma yetkisi olduğunu belirtmesine rağmen çelişkili yönlendirmeler aldığını iddia etti.

Meta çalışanı Bir ay sonra ise işine son verildiği bildirildi. Hamad, daha önce yaptığı açıklamalarda, Filistinli foto muhabiri Motaz Azaiza tarafından çekilen videonun pornografik olarak yanlışlıkla sınıflandırıldığını ve bu konuda şirket içindeki iletişimde tutarsızlık olduğunu ifade etti. Ayrıca, şirketin iç iletişimi silmekle suçladı ve Filistin bayrağı emojisini kullanan çalışanların soruşturulduğunu, ancak benzer bağlamlarda İsrail veya Ukrayna bayrağı kullananların aynı muameleyi görmediğini belirtti.

Meta, daha önce de Filistin’e destek veren paylaşımları engellemekle suçlanmıştı. Geçen yılın sonlarında, Senatör Elizabeth WarrenInstagram‘da Gazze’deki koşullarla ilgili paylaşımlar yapan kullanıcıların “gölge yasaklamayla” suçladığı bir mektup yazmıştı. Meta‘nın Gözetim Kurulu da geçen yıl Instagram‘da yayınlanan İsrail’in Gazze’deki El Şifa Hastanesi‘ne düzenlediği saldırının sonrasını gösteren bir videoyu yanlışlıkla kaldırdığını açıklamıştı.

Hamad‘ın davası, sosyal medya platformlarının içerik moderasyon politikaları ve çalışanların ifade özgürlüğü üzerindeki etkileri konusunda daha geniş bir tartışmayı tekrar gündeme getirebilir.

Tohumdan ilham alan drone çeviklik sağlıyor!

0

Tohumdan ilham alan tek kanatlı drone, çevikliği artırmak için kanat açıklığını kısaltıyor. Çok rotorlu dronlar tüm ihtişamı kazanabilir, ancak tamamen dönen “monokopterler” aslında enerji açısından çok daha verimli. Yenisi ise dar alanlardan geçebilmesi veya uçuş sırasında kanat açıklığını azaltarak şahin gibi düşebilmesiyle daha da öne çıkıyor.

Tohumdan ilham alan drone tasarımı

Sabit kanatlı drone’ların, çok rotorlu muadillerine göre daha az pil gücü kullandığı bilinen bir gerçektir. Bunun temel nedeni, birincinin kanatlarının, ikincinin daha küçük rotorlarına göre çok daha geniş bir kaldırma yüzeyi sağlamasıdır. Multirotorların hala büyük bir avantajı var; dikey olarak kalkış ve iniş yapabilmeleri ve oldukları yerde asılı kalabilmeleri. Bazı bilim insanları, tüm vücutlarını yatay olarak döndürerek uçan VTOL (dikey kalkış ve iniş) drone’lar yaratarak her iki tasarımın en iyi özelliklerini birleştirmeye karar verdi.

Bu deneysel uçakların tümü , ağaçtan bırakıldığında zarafetle yere doğru dönen akçaağaç ağacının tek kanatlı “samara” tipi tohumundan ilham aldı. Bu bizi Singapur Teknoloji ve Tasarım Üniversitesi’nden Hitesh Bhardwaj, Xinyu Cai, Luke Soe Thura Win ve Shaohui Foong tarafından oluşturulan FROW (Katlanabilir Döner Origami Kanat) drone’una getiriyor.

FROW-A tüm vücudunu döndürerek uçsa da aslında elektronik donanımlı bir göbekle ortada birleştirilen, samaradan ilham alan iki kanadı var. Her kanat, ince bir polimer membranla kaplanmış balsa ahşap panellerden ve kanat boyunca uzanan teleskopik karbon fiber çubuktan oluşuyor. Her kanadın sonunda bir motor/pervane bulunuyor.

Normal uçuş modundayken, maksimum kaldırma kuvveti için her iki kanat da tamamen açık bırakılır. Sıkışık alanlarda uçarken kanat açıklığının azaltılması gerekiyorsa, göbekte bulunan iki servo, her kanadın çubuğuna bağlı kabloları sarıyor. Bu, her bir çubuğun içe doğru çekilmesine ve kanadın geri kalanını da beraberinde almasına neden olur. Kanadın balsa/membran kısmı içeri çekilirken akordeon tarzında katlanır ve sonuçta FROW-A’nın toplam kanat açıklığında yüzde 39’luk bir azalma sağlanır. Kanatları yeniden uzatma zamanı geldiğinde, servolar kabloları serbest bırakarak merkezkaç kuvvetinin kanatları geri çekmesini sağlıyor.

Sanatçılar yapay zekaya karşı çıkıyor!

0

Yapay zeka tarafından üretilen sanat eserlerini yasaklayan bir politika uygulayan Cara sanatçılar ağı, kullanıcı sayısının yalnızca bir hafta içinde 40.000’den 650.000’e fırladığını gördü. İnternette dolaşan yapay zeka tarafından üretilen tüm sanat eserlerine bir mola vermek isteyen meşru sanatçılar, sadece kendileri için tasarlanmış yeni bir sosyal ağa göz atmak isteyebilir.

Cara sanatçılar ağı yapay zekaya izin vermiyor

Cara, sanatçıların çalışmalarını sergileyebileceği ve tartışabileceği bir sosyal medya ve portföy platformudur. Ancak internetteki diğer pek çok resim galerisinden farklı olarak bu galeri, yapay zeka tarafından üretilen sanatı özellikle yasaklıyor. Bu, burayı gerçek insanlar tarafından yaratılan orijinal sanatın tadını çıkarmak isteyen sanatçılar ve diğer kişiler için daha güvenli bir sığınak haline getiriyor.

Cara, web sitesinde amacını ve misyonuna yönelik: Üretken yapay zekanın yaygın kullanımıyla birlikte, özgün yaratıcı öğeler ve sanat eserleri bulmak isteyen kişilerin bunu kolayca yapabilmesi için üretken yapay zeka görüntülerini filtreleyen bir yer oluşturmaya karar verdik. Yaratıcı endüstrilerin geleceği, sanatçıların ve şirketlerin bağlantı kurmasına ve birlikte çalışmasına yardımcı olacak incelikli anlayış ve destek gerektirir. Aradaki boşluğu kapatmak ve yaratıcı kişiler olarak kullanmaktan keyif alacağımız bir platform oluşturmak istiyoruz” diyor.

Yapay zeka konusundaki heyecanla birlikte , daha fazla şirket kendi üretken yapay zeka ürünlerini ve hizmetlerini geliştiriyor ve onları eğitmek için kullanıcı verilerini boşaltıyor. Bu girişimin en büyük suçlularından biri, yapay zeka sohbet robotunu eğitmek için artık Facebook ve Instagram ağlarındaki herkese açık gönderileri ve görselleri kullanan Meta’dır. Bu durum, geleneksel olarak çalışmalarını Instagram’da sergileyen ve tanıtan sanatçılar arasında endişeleri tetikledi. Diğer platformlar da işin yapay zeka için izinsiz kullanılmasına karıştı.

Fotoğrafçı ve Cara’nın kurucusu Jingna Zhang, Instagram gönderisinde “Sanatım benim kim olduğumdur” diye yazdı . Zhang, çalışmasının AI görüntü sitesi MidJourney tarafından nasıl kullanıldığına (veya kötüye kullanıldığına) atıfta bulunarak, “Geçmişimin, geçmişimin ve yaratma nedenlerimin tüm anlamını yitirdiği bir makineye beslenmesi insanlıktan çıkarıcı bir şey” diye ekledi.

Uygun fiyatlı 3D baskılı ev kullanıma hazır

0

Uygun fiyatlı ev yalnızca beş günde 3D baskıyla üretiliyor. Yakın zamanda tamamlanan bu etkileyici proje, 3D baskılı evlerin aşırı hava koşulları ve hatta sismik alanlar için uygun olabileceğini kanıtlıyor. Yalnızca beş günde basılan bu kitap, aynı zamanda tipik bir tuğla ve harç evden önemli ölçüde daha ucuza üretildi.

Uygun fiyatlı 3D baskılı ev

Ev Kazakistan’ın Almatı kentinde bulunuyor ve Orta Asya’nın ilk 3D baskılı evi olarak selamlanıyor. BM Partners tarafından tasarlandı ve aynı zamanda Avrupa’nın en büyük veri merkezinden de sorumlu olan COBOD’un BOD2 modellerinden biri kullanılarak basıldı. Evin gerçek duvarlarının basılması, COBOD 3D yazıcının, rapor ettiğimiz diğer tüm 3D baskılı mimari projelerde olduğu gibi, çimento benzeri bir karışımı bir nozülden katmanlar halinde çıkarmasını içeriyordu. Ancak Almatı’da sismik düzenlemeler sıkı olduğundan ekip, yerel koşullara ve Richter ölçeğine göre 7.0’a kadar depreme dayanabilmesini sağlayan çok güçlü çimento benzeri bir karışım kullandı.

COBOD: “Binanın yapısal bütünlüğünü geliştirmek için BM Partners, neredeyse 60 MPa (8.500 PSI) basınç dayanımına sahip, geleneksel tuğla ve taşta kullanılan tipik 7-10 MPa (1.015-1.450 PSI) değerini önemli ölçüde aşan özel, güçlü bir beton karışımı kullandı. COBOD International ve Cemex’in ortak geliştirmesi olan D.fab katkısıyla geliştirilmiş yerel kaynaklı çimento, kum ve çakıldan oluşan bu karışım, bölgesel ihtiyaçlara göre özelleştirilmiş beton formülasyonlarına olanak tanıyor. Kazakistan’ın eksi 57 ile 57 derece arasında değişen aşırı iklim koşulları göz önüne alındığında, artı 49 santigrat dereceye (eksi 70,6 ila artı 120 Fahrenheit derece) kadar olan bina, duvarların yalıtımı olarak genişletilmiş polistiren betonu kullanıyor ve duvarın hem termal hem de akustik performansını artırıyor” diyor.

Duvarlar tamamlandıktan sonra inşaatçılar pencereleri, kapıları ve mobilyalar da dahil olmak üzere ihtiyaç duyulan her şeyi eklemek için geldi. Toplamda, ilk yazıcı kurulumundan mobilyaların montajının tamamlanmasına kadar proje iki ay sürdü. İç kısmı, tamamı tek katta olmak üzere 100 m2’lik  bir taban alanına sahiptir ve cömert camlar ve geniş bir oturma odası ile basit bir yerleşim planına sahiptir. Artık 3D baskılı inşaatın yeteneklerini sergilemek için bir sergi salonu işlevi görüyor.

Evin maliyetinin yaklaşık 20.500 Euro (yaklaşık 21.800 ABD Doları) eşdeğerinde olduğu ve bunun yerel ortalamadan önemli ölçüde daha ucuz olduğu belirtiliyor.

Yapay zeka video modeli rekabeti kızışıyor!

0

Kling adlı yeni bir yapay zeka video modeli, OpenAI’nin Sora’sını bu yılın başlarında duyurulduğunda öne çıkaran özelliklerin çoğunu sunuyor gibi görünüyor. Çinli video platformu şirketi Kuaishou tarafından geliştirilen özellikleri arasında daha uzun video nesilleri, geliştirilmiş hareket, daha iyi istem takibi ve çoklu çekim sekansları yer alıyor. Sora’nın aksine Kling’in halihazırda bir bekleme listesi aracılığıyla kullanıcılara sunulduğu görülüyor.

Kling yapay zeka video modeli

OpenAI, Sora’yı Şubat ayında tanıttı. Giderek artan sayıda yaratıcının onu kullandığını görmeye başladık. Bunlara gelecek hafta Tribeca Film Festivali’nde Sora yapımı kısa filmlerin prömiyerini yapacak beş ödüllü film yapımcısı da dahil diyebiliriz. Buna rağmen hala geniş çapta halka açık değil.

Kling’in paylaştığı klipler arasında bisikletli bir çocuğu, çölde bir atı, erişte yiyen birini gösteren uzun bir klip ve hamburger yiyen genç bir çocuğun fotogerçekçi bir videosunu gördük.

Kuaishou’ya göre Kling, tek bir komuttan saniyede 30 kare hızında 1080p’de iki dakikaya kadar video üretebiliyor. Aynı zamanda çoğu yapay zeka modelinin uğraştığı bir şey olan gerçek dünya fiziğini doğru bir şekilde simüle ediyor. Sora ile aynı olan bir difüzyon transformatör modeli ve çeşitli en boy oranlarını ve çekim türlerini destekleyebilen özel bir model kullanıyor.

Şirketin web sitesinde, Kling’in üretken özelliklere ek olarak, videoda tam ifadeyi ve uzuv hareketini iyileştirmek için gelişmiş 3 boyutlu yüz ve vücut yeniden yapılandırma yeteneğine sahip olduğu belirtildi. Henüz bilmediğimiz şey ise Kling’in ve hatta diğer büyük Çin yapay zeka video modeli Vidu’nun Çin dışında yayınlanıp yayınlanmayacağı. Bu, OpenAI’nin batıdaki kurtarıcı lütfu olabilir.

Videoların en etkileyici kısmı fotogerçekçilik. Bazı kliplerde, diğer AI videolarında gördüğümüze benzer bulanıklık sorunu yaşanıyor ancak aynı ölçekte değil. Gerçek olmadığını anlamakta zorlanacağınız bir papağan klibi var ve ben hâlâ burger videosunun sahtesi olmadığından emin değiliz. Genel olarak bakıldığında Kling’in doğru hareket yaratma, gerçek dünyadaki hareketi ve fiziği daha iyi modelleme ve dünyanın fotogerçekçi bir tasvirini yaratma becerisine sahip olduğu görülüyor.

Robot Era Çin Seddi’ne çıktı!

0

İnsansı robotlar son aylarda çamaşırları katlamak ve çalışma alanlarını düzenlemek gibi görevleri yerine getirerek olağanüstü bir yetenek gösterdi. Çin merkezli Robot Era’nın yeni videosunda da görüldüğü gibi, bu başarılar listesine “bir dünya anıtını fethetmeyi” ekleyebiliriz.

Robot Era Çin Seddi macerası

Şirkete göre videoda gösterilen insansı robot XBot-L, Çin Seddi’ne başarıyla tırmanan ilk robot olma özelliği taşıyor. XBot-L, Unitree’nin H1 insansı robotu kadar hızlı veya Boston Dynamics’in Atlas robotu kadar kolay hareket edemese de yine de duvar boyunca ilerleyebilir. Basamaklara kolayca tırmanabiliyor ve duvardaki nöbetçi kulesine ulaştığında birkaç tai chi tekniği bile yapıyor. Robot Era, XBot-L’nin benzersiz takviyeli öğrenme (RL) teknolojisinin, hem engebeli Çin Seddi’nde hem de zayıf ışıklandırılmış koruma kulelerinde kolayca gezinmesine olanak sağladığını iddia ediyor.

Robot Era’nın kurucu ortağı Yue Xi yaptığı açıklamada: “Algısal RL algoritmaları, robotun alışılmadık araziler karşısında algılama ve karar verme kapasitesini güçlendirmeye yardımcı oluyor. Robot böylece karmaşık yol koşullarını tanıyabiliyor ve yürüme duruşunu zamanında ayarlayabiliyor” dedi.

Robotun inanılmaz navigasyon ve dengeleme sistemlerine rağmen videoda orta bölümünün etrafındaki koli bandı da görülüyor. Bu, pek çok turistin giydiği bel çantalarına esprili bir gönderme ya da teknik bir soruna pratik bir çözüm olabilir. Ne olursa olsun, en karmaşık robotların bile bazen kontrollü ortamların dışında etkili bir şekilde çalışabilmesi için basit Kendin Yap çözümlerine ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor. Bu başarı insansı robot biliminde devrim yaratmasa da, Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi Disiplinler Arası Bilgi Bilimleri Enstitüsü tarafından geliştirilen Robot Çağı, bu akıllı tanıtım çabasıyla övgüyü hak ediyor. Dünyanın en ikonik anıtlarından birini fetheden insansı bir robotu sergileyerek, yeni bir gösteri yaratıyor ve robotların günlük ortamlardaki varlığını normalleştirmeye yardımcı oluyor.

İnsansı robotların günlük hayata entegrasyonunun artmasıyla birlikte, turistik destinasyonların giriş politikalarını değiştirip değiştirmeyeceği merak konusu olabilir. Gelecekte geleceği neyin şekillendireceğini bilmiyoruz ancak bu düşünceler, gelecekte insanlarla robotların nasıl etkileşime gireceği konusunda bizi daha derinlemesine düşünmeye sevk ediyor.

AR dizüstü bilgisayar sanal ekran deneyimi sunuyor

0

Geçen yılın bu zamanlarında, teknoloji girişimi Sightful, ekran için AR gözlük kullanan bir dizüstü bilgisayar olan Spacetop sistemini ilk deneyimleyenler olmaya davet etti. Şimdi güncellenmiş ve rafine edilmiş Gen 1 ürünü satışa çıktı.

AR dizüstü bilgisayar ile yeni nesil çalışma

Buradaki genel fikir, kullanıcının bir dizüstü bilgisayarda uzaktan çalışırken nispeten küçük bir ekranın üzerine eğilmek yerine, 13 inçlik bir dizüstü bilgisayarla yaklaşık aynı boyuttaki bir klavye tabanına kabloyla bağlanmış bir çift artırılmış gerçeklik gözlüğü kullanmasıdır. ve gözlerinin önünde 100 inçlik bir sanal ekranla karşılaşacaksınız.

Üretkenlik pencereleri, video kutuları, oyunlar veya öne yansıtılan her şeyle etkileşim, klavye ve dokunmatik yüzey aracılığıyla standart bir dizüstü bilgisayarla hemen hemen aynıdır. Orijinal sistem, izleme kamerası sayesinde kullanıcı ileri geri hareket ettikçe yakınlaştırılıp uzaklaştırılabilen sanal ekranı yerine sabitledi, ancak şirket bize bu özelliğin şu anda G1 sürümünde desteklenmediğini doğruladı. Demo videosu (bu genel bakışın sonunda), bu tür şeylerin artık izleme dörtgeni tarafından kontrol edildiğini öne sürüyor.

Kullanımlar arası AR gözlükleri için bağlantı noktası artık klavye bölümünün hemen üstünden açılı üst folyo benzeri kapağa taşındı, ancak harika artırılmış özellikler hala tabana sabitlenmiş durumda. Yonga seti artık KRYO CPU ve Adreno 740 grafik artı AI işleme özelliğine sahip bir Snapdragon QCS8550 çeşididir ve bunun Erken Erişim modelinde bulunan Qualcomm beyinlerinden yüzde 70 daha hızlı olduğu bildirilmekte. Yerleşik sistem belleği, 128 GB UFS 3.1 depolama alanıyla eşleştirilmiş 16 GB LPDDR5 RAM olarak şekilleniyor. Kablosuz özellikler Wi-Fi 7 ve Bluetooth 5.3’e yükseltildi, ayrıca 5G/LTE de mevcut. Tabanda, şarj başına 8 saate kadar kullanım sağlayan 60 Wh’lik bir pil bulunur ve çevre birimleri için iki adet USB-C bağlantı noktası var.

Bütün bu paket, uzaysal bilgi işlem için optimize edilmiş Space OS adlı bir işletim sistemini çalıştırıyor ve 5 megapiksellik bir web kamerası da dahil, ancak kullanıcılar, kafadan vuruşlu spor aptal AR gözlüklerini paylaşmak yerine görüntülü sohbetler için bir avatar kullanmayı tercih edebilir. Denklemin giyilebilir kısmının ağırlığı 3 oz (85 g) olup, 90 Hz yenileme hızında ve 50 derecelik görüş alanında, göz başına 1.920 x 1.080 piksellik iki OLED ekran paneline sahiptir. Otomatik karartma, parlak ışıklı ortamlarda “odaklamayı geliştirir ve kayıpsız metin okunabilirliği sağlar”. Kurulumun halihazırda gözlük takan kişiler için özel reçete eklerini destekleyebilmesi yararlı bir özellik.

G1 sistem gözlüklerinde ayrıca başın her iki yanında birer açık kulak hoparlörü artı sesli iletişim için bir mikrofon bulunur ve ayrıca 6 watt’lık bir taban hoparlörü de bulunuyor.

Askeri sınıf e-bisiklet tanıtıldı

Revolution W, şimdiye kadar yapılmış en hızlı fabrika askeri sınıf e-bisikleti kullanıyor. Kaliforniyalı e-bisiklet üreticisi Hi-Power Cycles, saatte 100 km hıza ulaşan yeni bir canavarı piyasaya sürmekle kalmadı, aynı zamanda Revolution W’yi ordunun, kolluk kuvvetlerinin ve yerel hükümet personelinin eline geçirmek için yepyeni bir Savunma Bölümü kurdu.

Askeri sınıf e-bisiklet modelleri

Aslında askerler veya polisler tarafından kullanılan e-bisikletleri ilk veya tek kez görmüyoruz. Ancak ABD’de sokaklarda yasal pedal desteğinin saatte 45 km/s ile bittiği yerde (her ne kadar off-road’cular daha fazlasını sunsa da), Revolution W’nin devasa 10.500 watt’lık göbek motoru, bu askeri sınıf modele 128,75 km/saat hıza kadar güç veriyor.

HPC’nin en son modeli ve yeni HPC Savunma Bölümü altında piyasaya sürülen ilk model, aynı zamanda yeni başlatılan kanadı da yönetecek olan eski Lockheed Martin, Northrop Grumman/TASC ve Jacobs Engineering yöneticisi Bryan Maizlish ile birlikte tasarlandı. Revolution W, “ulaşılması zor, dik ve engebeli arazilerle ve zamanın, hızın, doğruluğun, güvenilirliğin, güvenliğin ve performansın kritik olduğu zorlu ortamlarla” başa çıkmak için geliştirildi. İlk kademe kadar pedal desteği için Schlumpf Yüksek Hızlı Sürüş özelliğine sahip ancak “yüksek hızlarda verimliliğinizi en üst düzeye çıkarmak” için yerleşik 2,5x aşırı hız özelliği var.

Açıklanan teknik özellikler yetersiz ancak e-bisikletin, yalnızca gaz kelebeği menzili için 100 mil (160 km) kadar iyi olduğu düşünülen uzun menzilli özel bir bataryaya sahip olduğu bildiriliyor. Merkezinde havacılık sınıfı alüminyum ve karbon fiberden yapılmış el yapımı bir çerçeve yer alıyor ve W standart olarak kamuflaj ve siyah kaplamayla geliyor. HPC’nin yeni Savunma Bölümünde aslında üç modeli mevcut: 2025 kalın lastikli Titan, Trailblazer’ın bir versiyonu ve Revolution W. Askeri modellerin fiyatları açıklanmadı ancak tüketici düzeyindeki Titan 4.995 ABD dolarından başlıyor. Trailblazer 6.400 dolar ve Revolution ise 10.000 dolar fiyat etiketine sahip.