Bilişim Vadisi ve Artistanbul işbirliğiyle düzenlenen bir panel, açık kaynak araçlarının eğitimde fırsat eşitliği sağlama potansiyelini mercek altına aldı. Panelde, özellikle uzaktan eğitimde artan talebi karşılamada açık kaynaklı çözümlerin verimliliği, güvenliği ve ekonomik faydaları ele alındı.
Eğitimde açık kaynak kullanımının önemi
Açık kaynak araçlar, veri güvenliği, detaylı analiz imkanı, kolay kurulum ve ölçeklenebilirlik gibi özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu da üniversitelerden kamu kuruluşlarına, özel sektörden teknoparklara kadar geniş bir yelpazede kurum için cazip bir alternatif sunuyor.
Panelde konuşan uzmanlar açık kaynak teknolojilerinin eğitim materyallerine erişimi kolaylaştırdığını ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturma imkanı sağladığını vurguladı. Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Orçun Madran açık lisanslı eğitim kaynaklarının ve açık teknolojilerin kamusal kaynaklara erişimi demokratikleştirdiğini belirtti.
Bilişim Vadisi’nden Kemal Altıparmak ise kurumların kendi verilerine sahip olmasının önemini ve açık kaynak kodlu yazılımların sürdürülebilirlik avantajlarını vurguladı. Açık kaynak kullanımının faydalarına dikkat çeken İzmir Planlama Ajansı’ndan Orkut Murat Yılmaz bu sayede geliştirilen işlerin ortak aklın ve eleştirisinin faydasından yararlanabileceğini ifade etti.
Artistanbul’dan Ali Işıngör ise açık kaynak çözümlerin Türk üniversiteleri için ciddi maliyet avantajı sağlayabileceğine dikkat çekti. Işıngör ayrıca, Microsoft gibi büyük şirketlerin kapalı sistemlerinde yaşanan güvenlik açıklarının açık kaynak kodlu sistemlerin şeffaflığının önemini bir kez daha kanıtladığını belirtti. Kapalı sistemleri “mutfağını müşterilerinden gizleyen restoranlara” benzeten Işıngör, açık kaynak kodlu sistemlerin güvenilirliğine vurgu yaptı.
Panelin sonuç bildirgesinde ise Bilişim Vadisi Genel Müdür Yardımcısı Tuba Öztepe açık kaynaklı platformlar etrafında bir eğitim çalışma grubu oluşturma ve özgür yazılım ekosistemine destek olma sözü verdi.
1 Ağustos 2024 Avrupa Birliği için önemli bir gün olarak tarihe geçti. AB’nin yapay zeka teknolojilerine dair ilk kapsamlı düzenlemelerini içeren yasası bugün yürürlüğe girdi. Bu yeni yasa AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in belirttiği gibi, “insanları ve onların haklarını merkeze alan” yenilikçi ve güvenli bir çerçeve sunmayı amaçlıyor. İşte detaylar…
Yapay Zeka Yasası nasıl olacak, neler geliyor?
Yeni düzenleme çeşitli aşamaların ardından tam olarak faaliyete geçecek. Yasaklanmış uygulamalara yönelik kısıtlamalar altı ay içinde, davranış kuralları dokuz ay içinde, yüksek riskli sistemler için yükümlülükler ise 36 ay içinde devreye girecek. Yasaya göre tüm AB üye ülkeleri2 Ağustos 2026 itibariyle bu düzenlemelere uymak zorunda olacak.
Yasa, yapay zeka uygulamalarını oluşturdukları risk seviyelerine göre dört ana kategoriye ayırıyor. Bunlar sırasıyla minimal, sınırlı, yüksek ve kabul edilemez risk. Ayrıca sınırlı risk taşıyan sistemler için hafif şeffaflık gereksinimleri mevcut.
Yüksek riskli sistemler, piyasaya sürülmeden önce temel haklara yönelik bir etki değerlendirmesi yapmak ve AB veritabanına kaydolmak zorunda. Bu sistemlerin, ürün uyumunu kanıtlamak için veri ve teknik belgeleri sunmaları gerekecek.
Kabul edilemez risk taşıyan sistemler ise tamamen yasaklandı. Bu kapsamda bilişsel davranış manipülasyon sistemleri, internetten veya CCTV görüntülerinden alınan yüz görüntülerinin izinsiz toplanması, iş yerlerinde ve eğitim kurumlarında duygu tanıma sistemleri, hükümetler tarafından sosyal puanlama ve biyometrik sınıflandırma sistemleri gibi uygulamalar yer alıyor. Ayrıca belirli suçlar için kullanılan bazı tahmin edici polislik yöntemleri de bu yasaklar arasında bulunuyor.
Bu yasa aynı zamanda yenilikçiliği desteklemek amacıyla yapay zeka düzenlemeleri için kum havuzları (test ortamları) oluşturmayı öngörüyor. Bu ortamlar da yenilikçi sistemlerin gerçek dünya koşullarında geliştirilmesi, test edilmesi ve doğrulanması için güvenli bir alan sağlayacak.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler ile start-up’lar idari yüklerin azaltılması ve baskın piyasa oyuncularının baskılarından korunması amacıyla “sınırlı ve açıkça belirtilmiş” destek tedbirlerinden yararlanacak.
Yasanın ihlali durumunda ilgili piyasa denetim otoritesine şikayette bulunulabilecek. İhlal durumunda şirketler bir önceki mali yıldaki yıllık küresel cirosunun belirli bir yüzdesi veya önceden belirlenmiş bir miktar (hangisi daha yüksekse) oranında para cezası ödeyecek.
Yasaklanmış uygulamaların ihlali için 35 milyon euro veya yüzde 7, yasa yükümlülüklerinin ihlali için 15 milyon euro veya yüzde 3, yanlış bilgi sağlama için ise 7.5 milyon euro veya yüzde 1.5 ceza uygulanacak. KOBİ ve start-up’lar için daha orantılı tavanlar geçerli olacak.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen da yeni düzenlemenin yapay zeka gelişimini güvenilir ve yenilikçi bir şekilde yönlendireceğini ve Avrupa’daki KOBİ’ler ile start-up’ların öncü yapay zeka çözümlerini piyasaya sunmalarını destekleyeceğini vurguladı.
Fintech devrimi, düşük ve orta gelirli ülkelerde (LMIC’ler) finansal erişimi yeniden tanımlıyor. Böylelikle, benzer bir devrim dijital sağlık alanında da var. Telefonları finansal araçlar haline getiren mobil teknolojiler, şimdi onları sağlık ve hayat kurtarıcı müdahalelerin kanalına dönüştürmeye hazırlanıyor.
Mobil ödeme sistemleri finansal teknolojileri değiştiriyor
Düşük ve orta gelirli ülkelerde fintech’ten, yenilikçi ve faydalı sağlık sistemlerine ulaşabilmek için dersler çıkarabiliriz. Acil sağlık sorunlarının kademeli adımlarla değil, bizi altyapı gibi geleneksel engelleri aşan inovasyon sıçramaları yapıyor. Bu vizyon çok da uçuk bir hayal değil. düşük ve orta gelirli ülkelerin (LMIC’ler) dikkat çekici fintech yeniliklerinden ilham alarak dijital sağlık devriminin eşiğinde durduğu durum yaşanıyor. Mobil ödeme sistemleri sistemleri bu yönüyle dönüşüme neden oluyor.
Fintech devriminin finansal erişimi yeniden tanımlaması gibi Küresel Güney’de sağlık teknolojisinde paralel dönüşüme tanık oluyoruz. Kenya doğumlu mobil para hizmeti M-Pesa’yı düşünün. Finansal dışlanmaya yönelik gerekli çözüm olarak başlayan şey, uluslararası finans alanında önemli bölüm haline geldi. Afrika’yı mobil işlemlerde öncü konuma getiren mobil para artışını yansıtan M-Pesa, GSMA’ya göre artık küresel mobil para akışlarının şaşırtıcı bir şekilde YÜZDE 70’ini oluşturuyor. Bu değişim, gerekliliğin önemli teknolojik ilerlemenin annesi haline geldiği daha geniş bir inovasyon eğiliminin sembolü.
Benzer şekilde, diğer bölgeler kitleler için hizmetlere erişimi yeniden tanımlayan fintech harikaları üretti. Dubai’deki Optasia ve Latin Amerika’daki Nubank, bu yıkıcı potansiyele örnek teşkil ediyor. Geleneksel bankacılık ve finansın önündeki uzun süredir var olan engelleri ortadan kaldırıyor.
Bu yenilikleri farklı kılan şey, teknolojileri ve yerel bağlamlara son derece uyumlu çözümler üretme yetenekleri. Kapsayıcılık ilkesiyle çalışırlar ve coğrafya veya ekonomik statüden bağımsız olarak herkesin kaliteli sağlık hizmetine erişebilmesi için çabalıyor. Bu sağlık teknolojisi girişimlerinin başarısı, Düşük ve Orta Gelirli Ülkelerin dijital sağlık inovasyonunda sadece ilerleme kaydetmekle kalmıyor. Aynı zamanda liderlik potansiyeline sahip olduklarını gösteren etkileyici bir hikaye sunuyor.
OpenAI tarafından desteklenen tasarılardan biri olan Yapay Zeka İnovasyonu Geleceği Yasası, Birleşik Devletler Yapay Zeka Güvenliği Enstitüsü’nün federal bir kurum olarak resmen yetkilendirilmesini öngörüyor. Bu enstitü, yapay zeka modelleri için standartlar ve yönergeler belirleyecek.
Şirketin Küresel İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Anna Makanju, LinkedIn’de yaptığı bir paylaşımda, “Bu yeni teknolojinin yaratabileceği potansiyel riskleri minimize etmek için bu enstitünün misyonunu sürekli olarak destekledik.” dedi. Makanju, tasarının yeni enstitünün misyonuna Kongre desteği sağladığını belirtti.
OpenAI ayrıca NSF Yapay Zeka Eğitimi Yasası ve CREATE AI Yasası’nı da destekliyor. Bu tasarılar, yapay zeka araştırmaları için federal burslar sağlanmasını ve kolejler ile K-12 seviyesinde yapay zeka eğitimi kaynaklarının oluşturulmasını amaçlıyor.
Peki, OpenAI neden şimdi ABD yasalarını destekliyor?
Makanju’nun LinkedIn paylaşımında, OpenAI’in, yapay zekanın güvenli ve erişilebilir olmasını sağlamak için hükümetin önemli bir rol oynaması gerektiğine inandığı belirtiliyor. Ancak, OpenAI’in dünyanın en önde gelen üretken yapay zeka şirketlerinden biri olduğu ve Microsoft ile Apple gibi büyük ortaklıklarla 86 milyar dolarlık bir değere ulaştığı göz önüne alındığında, bu desteklerin gelecekteki düzenleyici incelemelere karşı bir tür iyi niyet sağlama çabası olduğu söylenebilir.
Ayrıca bu tür destekler, OpenAI’in yapay zeka düzenlemeleri üzerine gelecekteki tartışmalarda söz sahibi olmasını sağlıyor.
OpenAI, Pazartesi günü Microsoft, Meta, Palantir, Cohere, Amazon ve diğer bazı büyük ve küçük şirketlerle birlikte, yasa koyuculara yönelik AI Güvenliği Enstitüsü’nü destekleyen bir mektubu da imzaladı. Yapay Zeka İnovasyonu Geleceği Yasası uyarınca, enstitünün, yapay zeka sistemleri için standartlar geliştirmek amacıyla özel ve kamu kuruluşlarıyla birlikte çalışması öngörülüyor.
OpenAI’in bu desteği zamanlaması tesadüf değil; bu tasarıların ikisi, Çarşamba sabahı bir Yürütme Oturumu’nda değerlendirilecek. Bu destekler, OpenAI ve diğer yapay zeka şirketlerinin, gelecekte kaderlerini belirleyebilecek yasa koyucularla olumlu ilişkiler kurma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Yazılım devi, kesintinin Microsoft Entra, bazı Microsoft 365 ve Microsoft Purview hizmetlerinin (Intune, Power BI ve Power Platform dahil) yanı sıra Azure App Services, Application Insights, Azure IoT Central, Azure Log Search Alerts, Azure Policy ve Azure portalını etkilediğini söyledi. Şirket bugün yayınladığı bir hafifletme açıklamasında, dünkü kesintinin arkasındaki temel nedenin bir DDoS saldırısı olduğunu doğruladı, ancak bunu henüz belirli bir tehdit aktörüyle ilişkilendirmedi.
Microsoft, “İlk tetikleyici olay, DDoS koruma mekanizmalarımızı harekete geçiren bir Dağıtık Hizmet Reddi (DDoS) saldırısı olmakla birlikte ilk incelemeler, savunmalarımızın uygulanmasındaki bir hatanın saldırının etkisini azaltmak yerine artırdığını gösteriyor” dedi ve ekledi: “Kullanım artışının doğası anlaşıldığında, DDoS koruma çabalarımızı desteklemek için ağ yapılandırma değişiklikleri uyguladık ve rahatlama sağlamak için alternatif ağ yollarına yük devretme gerçekleştirdik.”
Bu doğrulama, şirketin kesinti olayını hafifletirken “Azure Front Door (AFD) ve Azure Content Delivery Network (CDN) bileşenlerinin kabul edilebilir eşiklerin altında performans göstermesine neden olan ve aralıklı hatalara, zaman aşımına ve gecikme artışlarına yol açan” “beklenmedik bir kullanım artışından” kaynaklandığını söylemesinin ardından geldi.
Microsoft ayrıca 72 saat içinde bir Olay Sonrası Ön İnceleme (PIR) ve önümüzdeki iki hafta içinde bu haftaki kesintiden öğrenilen ek ayrıntılar ve derslerle birlikte bir Olay Sonrası Nihai İnceleme yayınlamayı planladığını söyledi.
Microsoft DDoS saldırılarının hedefi olmaya devam ediyor
Haziran 2023’te Microsoft, Anonymous Sudan (diğer adıyla Storm-1359) olarak bilinen ve Rusya bağlantılı olduğuna inanılan bir tehdit aktörünün Katman 7 DDoS saldırılarıyla Azure, Outlook ve OneDrive web portallarını çökerttiğini de doğruladı. Ayrıca geçtiğimiz haftalarda on binlerce Microsoft 365 müşterisi, Microsoft’un Azure yapılandırma değişikliği olarak tanımladığı bir başka yaygın kesintiden etkilenmişti.
DDoS (dağıtık hizmet reddi) saldırılarının çoğu, İnternet’e yönelik siteleri ve hizmetleri bozmak amacıyla gerçekleştiriliyor. Bu yöntemde saldırgan, sunucuları trafikle doldurarak hedefi bunaltabiliyor ve her türlü soruna neden olabilir. Bir veya iki dakikalık küçük kesintiler bile çok fazla görünmese de kritik uygulamaları çalıştıran büyük şirketler için bu büyük bir baş ağrısı olabiliyor. Saldırıların süresi ve boyutu arttıkça, hizmet kesintileri çok daha ciddi boyutlara ulaşabiliyor.
Üniversite öğrencilerine özel düzenlenen 10 günlük teknoloji kampı, teknoloji dünyasına adım atmak isteyenler için eşsiz bir fırsat sunuyor. 19-30 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek kampımızda, Frontend ve Backend, Cloud Computing, Game Development ve AI gibi 101 seviyesinde eğitimlerle teknolojiye ilgi duyan tüm öğrencileri bekliyoruz.
Kampımızda Neler Var?
Günlük Eğitimler: Her gün üç farklı eğitim ile dolu dolu geçecek. Teknolojinin temel alanlarında sağlam bir bilgi birikimi edineceksiniz.
Sektörün Önde Gelenleri ile Buluşma: Kamp boyunca sektörün önde gelen firmalarıyla tanışma ve onların deneyimlerinden faydalanma şansına sahip olacaksınız.
Öğrenciler İçin Yol Haritası: Öğrenciler, birbirinden farklı alanları tanıyarak kendilerine bir yol haritası oluşturma fırsatı bulacaklar.
Ağ Kurma Fırsatları: Teknolojiye ilgi duyan diğer öğrencilerle tanışarak önemli bağlantılar kurma şansına sahip olacaksınız.
Kampın İçeriği:
19 Ağustos
Tech 101: Teknolojiye giriş dersleri ile temel kavramları öğrenin.
Fintech 101: Finansal teknolojilerin dünyasına adım atın.
Cloud Tech SQL 101: Bulut bilişim ve SQL temellerini keşfedin.
20 Ağustos
UX and UI 101: Kullanıcı deneyimi ve arayüz tasarımının temellerini öğrenin.
DevOps 101: Yazılım geliştirme ve operasyon süreçlerini birleştirin.
Frontend 101: Web geliştirmede kullanıcı arayüzlerini oluşturmayı öğrenin.
21 Ağustos
Cyber Security 101: Siber güvenlik dünyasına giriş yapın.
Agile Project Management 101: Çevik proje yönetiminin temel ilkelerini öğrenin.
Game Development 101: Oyun geliştirme dünyasında ilk adımlarınızı atın.
22 Ağustos
Backend 101: Sunucu tarafı geliştirme konularında bilgi sahibi olun.
Machine Learning and AI 101: Makine öğrenimi ve yapay zeka temellerini öğrenin.
Embedded Systems 101: Gömülü sistemler dünyasına giriş yapın.
23 Ağustos
Mobile Android 101: Android mobil uygulama geliştirme temellerini öğrenin.
Frontend 101: Web geliştirmede kullanıcı arayüzlerini oluşturmayı öğrenin.
Web Tech 101: Modern web teknolojilerini keşfedin.
26 Ağustos
Cloud Management 101: Bulut yönetimi ve ölçeklendirme konularını öğrenin.
Mobile iOS 101: iOS mobil uygulama geliştirme temellerini öğrenin.
Backend 101: Sunucu tarafı geliştirme konularında bilgi sahibi olun.
27 Ağustos
Tech Career: Teknoloji kariyerinizi planlama ve geliştirme konularını öğrenin.
Git and GitLabs 101: Versiyon kontrol sistemleri ve GitLab kullanımı hakkında bilgi edinin.
Fintech 101: Finansal teknolojilerin dünyasına adım atın.
28 Ağustos
Game Development 101: Oyun geliştirme dünyasında ilk adımlarınızı atın.
Frontend 101: Web geliştirmede kullanıcı arayüzlerini oluşturmayı öğrenin.
Backend 101: Sunucu tarafı geliştirme konularında bilgi sahibi olun.
29 Ağustos
Generative AI: Yapay zeka ve üretici modeller hakkında bilgi edinin.
Automotive Tech: Otomotiv teknolojileri dünyasına giriş yapın.
Defense Tech: Savunma teknolojilerinin temel kavramlarını öğrenin.
30 Ağustos
Tech Influencers: Teknoloji alanında etkili bir sosyal medya varlığı oluşturmanın yollarını öğrenin.
Kampın Size Katacakları:
Teknoloji Bilgisi: Temel teknolojik kavramlar hakkında derinlemesine bilgi sahibi olun.
Profesyonel Deneyim: Sektörün önde gelen firmalarının deneyimlerinden faydalanarak kariyerinizde fark yaratın.
Değerli Bağlantılar: Benzer ilgi alanlarına sahip öğrencilerle tanışarak, gelecekteki iş birlikleri için güçlü bir ağ oluşturun.
Katılım ve Kayıt: Kampımıza katılmak için hemen başvurun ve teknoloji dünyasına ilk adımınızı atın! 19-30 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek bu kamp, sizi geleceğin teknolojilerine hazırlamak için mükemmel bir fırsat sunuyor.
Sonuç: 10 günlük teknoloji kampımızda, hem temel eğitimlerle donanacak hem de sektörün liderleri ile tanışma fırsatını yakalayacaksınız. Bu benzersiz deneyimi kaçırmamak için hemen kaydolun ve teknoloji dünyasında yerinizi alın!
30 Temmuz Salı günü düzenlenen StartupCentrum Ekosistem Buluşması, Türkiye girişimcilik ekosisteminin önemli oyuncularını bir araya getirdi ve büyük ilgi gördü. Facebook İstasyon’da gerçekleşen etkinlikte, ekosistemdeki değerli paydaşlar bir araya geldi ve StartupCentrum – Yıldız Tekno GSYO 2024 Yarıyıl Türkiye Ekosistemi Yatırım Raporu’nun ilk verileri değerlendirildi.
Ekosistem buluşması, StartupCentrum Kurucu Ortağı Müge Bezgin’in konuşması ile başladı. 2024 yarıyıl verilerini değerlendiren Bezgin, “StartupCentrum olarak, ekosistem buluşmalarımızı düzenli hale getirerek, girişimcilik ekosistemine katkıda bulunmaya devam etmeyi hedefliyoruz. Her adımımızı veri odaklı ve ekosistemi geliştirmek üzere atıyoruz. Yeni yarıyıl raporumuz ile Türkiye ekosistemindeki son durumu ve gelecekteki fırsatları kapsamlı bir şekilde ele alarak, tüm oyunculara rehberlik edecek önemli bir kaynak yaratmayı amaçladık. Raporun hazırlanmasında katkıları olan ana sponsorumuz Yıldız Tekno GSYO, altın sponsorlarımız H2O Investment, Arz Portföy, destekçimiz Habitat Derneği’ne ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yıldız Tekno GSYO Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tamer Yılmaz ve Habitat Derneği’nden Hasan Rıdvan Çiftçi, etkinliğin öne çıkan konuşmacıları arasındaydı. Prof. Dr. Tamer Yılmaz, raporun faydasını “Ölçemezsen yönetemezsin” ifadeleriyle vurguladı. Etkinlik sırasında yapılan speed networking seansı ile katılımcıların birbirleriyle tanışmaları ve potansiyel iş birlikleri kurmaları sağlandı. Speed networking’in ardından StartupCentrum Veri Ekibi Lideri Mustafa Erşad Zor, 2024 yarıyılının ilk verilerini sundu.
StartupCentrum – Yıldız Tekno GSYO 2024 Yarıyıl Türkiye Ekosistemi Yatırım Raporu’ndan Öne Çıkanlar:
245 Girişime 586.5 Milyon Dolar Yatırım
2024 yılının ilk yarısında gerçekleşen 254 yatırım turunda, girişimlere toplamda 586.8 milyon dolar yatırım yapıldı. Bu miktar, 2023 yılındaki toplam yatırım miktarını geçerken, TÜBİTAK BİGG-1812 yatırımlarının toplamı 4 milyon dolara ulaştı. Getir’in aldığı 250 milyon dolarlık yatırım, 2024’ün ilk yarısında gerçekleşen tek 100 milyon dolar üstü yatırım olarak kayda geçti.
Yatırım adetleri bakımından incelendiğinde, toplamda 245 girişim yatırım aldı. Bu yatırımlardan 133’ü BİGG fonundan sağlanırken, BİGG fonu dışında kalan yatırım sayısı 112 olarak gerçekleşti. 2024 yılının ikinci çeyreği, 2021 yılından bu yana en az yatırım alınan çeyrek oldu.
2024’in Kaybedenleri: İlk Yatırımını Arayan Girişimler
2024 yılının ilk yarısında Türkiye girişimcilik ekosisteminde gerçekleşen yatırımlar, çeşitli yatırım aralıklarına göre incelendiğinde çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. 1 milyon dolar altı yatırımlar, toplamda 191 işlemle rekor sayıya ulaşmış olsa da bu yatırımların 133’ü BİGG yatırımlarından oluştu. BİGG programı dışındaki yatırımların sayısı sadece 58 olarak görüldü. Buna karşılık, 10 milyon ile 100 milyon dolar arasında gerçekleşen 7 yatırımda toplamda 269 milyon dolar toplanarak tüm yatırımların yaklaşık %46’sını oluşturdu. Bu segmentteki yatırımlar, yüksek değerlemelere sahip potansiyel unicorn’lar, diğer bir deyişle ‘Soonicorn’lar olarak değerlendirildi.
Yapay Zekâ ve Oyun Sektörleri Öne Çıkıyor
2024’ün ilk yarısında, BİGG programının da etkisiyle beraber, en çok yatırım alan sektörler sağlık ve biyoteknoloji oldu. BİGG yatırımları hariç tutulduğunda, yapay zeka ve makine öğrenimi sektörü 31 yatırımla en aktif sektör haline geldi. Bu sektörü 14 yatırımla oyun, 11 yatırımla sürdürülebilirlik & çevre, 10 yatırımla fintech sektörleri izledi.
Yatırım miktarları incelendiğinde ise ulaşım ve lojistik sektörü, Getir’in 250 milyon dolarlık yatırımı sayesinde en çok fon toplayan sektör oldu. Fintech sektörü 130.8 milyon dolar ile ikinci sırada, yapay zeka ve makine öğrenimi ise 94.2 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı.
29 Farklı Şehirde Yatırım Turları Tamamlandı
2024’ün ilk yarısında, ilk kez 29 farklı Türk şehrindeki girişimler aynı dönemde yatırım almayı başardı. Geçtiğimiz sene 17 olan bu sayı, BİGG programının da etkisiyle arttı.
TÜBİTAK BİGG Fonu aracılığıyla 27 farklı şehirden 133 girişim yatırım aldı. İstanbul, Ankara, Kocaeli ve İzmir gibi büyük şehirler yatırımları çekmeye devam ederken, Kayseri’den 8 proje, Eskişehir ve Antalya’dan 4’er girişimin yatırım alması dikkat çekti. Ayrıca Burdur, Kastamonu, Elazığ, Van, Rize ve Niğde gibi şehirlerin ilk kez yatırım alması, ekosistemimiz açısından sevindirici oldu.
Girişimlerin Yönetim Merkezi: İstanbul
Yurtdışında resmi merkezleri bulunan, ancak ekibi ve operasyonlarının büyük bir kısmını Türkiye’de sürdüren girişimlerin faaliyet gösterdiği Türk şehirleri incelendiğinde; İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentler girişimler için öncelikli merkezler olmaya devam ediyor. Yatırım alan girişimlerin %17’sinin merkezi yurtdışında bulunuyor.
Yabancı Yatırımcı Oranı Gerilemeye Devam Ediyor
2023 yılında 10-100 milyon dolar arasındaki yatırımlarda yerli yatırımcı katılım oranı %16 iken, 2024’ün ilk yarısında bu oran %30’a yükseldi. Kuzey Amerika ve Avrupa’dan gelen yatırımcıların oranı sabit kalırken, MENA ve Asya’dan bu yatırım aralığında aktif bir yatırımcı bulunmuyor.
100 milyon doların üzerindeki yatırımlarda ise son üç yıl içinde Avrupa merkezli hiçbir yatırımcının katılım göstermemesi dikkat çekici. MENA bölgesi yatırımcıları, son üç yılda 10 milyon doların altındaki yatırımlara pek ilgi göstermemiş, katılım oranları %1-2’yi geçmemiştir.
BİGG Yatırımları Arasında Kadın Kurucu Ortağı Olan Girişimlerin Oranı %21’i Geçti
2024 yılının ilk yarısında, kurucu ortaklarından en az biri kadın olan girişimlerin oranı %30 seviyesini geçti. Özellikle TÜBİTAK BİGG programlarının etkisiyle beraber en az bir kadın kurucu ortağa sahip girişimlerin oranı %30,5 oldu. Bu girişimlerin yarısında yalnızca kadın kurucular bulunurken, diğer yarısında hem kadın hem de erkek kurucular yer alıyor. Önceki yıllarda yalnızca kadın kuruculara sahip girişimcilik oranı %5 ile %7 arasında değişirken, 2024 yılında bu oran %15’e yükseldi.
AMD, yapay zeka çiplerindeki hızlı büyümeyle dikkat çekerek, ikinci çeyrekte beklenenin üzerinde bir performans sergiledi. Şirketin gelirlerinin neredeyse yarısı artık veri merkezi ürünlerinden geliyor. Bu durum, AMD’nin Nvidiagibi yapay zeka çipleri pazarında önemli bir oyuncu haline geldiğini gösteriyor.
AMD’nin yapay zeka çipleri satışlarında %115 Artış
Şirket, yapay zeka çipleri satışlarında %115’lik bir artış yaşayarak, veri merkezi segmentinde 2,8 milyar dolarlık gelir elde etti. Bu büyümede en büyük payı, Nvidia’nın H100 AI çipine rakip olan MI300 çipleri aldı. AMD CEO’su Lisa Su, MI300 çiplerinden elde edilen gelirin çeyrek boyunca 1 milyar doları aştığını belirtti.
AMD yapay zeka, Nvidia gibi her yıl yeni yapay zeka çipleri çıkararak pazardaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Şirket, önümüzdeki yıllarda MI350 ve MI400 gibi yeni çipleri piyasaya sürerek, Nvidia’nın Blackwell çözümlerine ciddi bir rakip olmayı planlıyor.
Diğer segmentlerdeki durum
AMD’nin kişisel bilgisayar CPU ve GPU işleri de geçtiğimiz çeyrekte artış gösterdi. Ancak konsolları da kapsayan Oyun gelirleri, düşüş yaşandı. Bu durum, konsol satışlarındaki yavaşlama ve oyuncuların yeni nesil çözümleri beklemesiyle açıklanabilir.
AMD’nin yapay zeka çipleri pazarındaki hızlı büyümesi, şirketin geleceği için olumlu sinyaller veriyor. Nvidia ile olan rekabetin artması, tüketicilere daha iyi ve daha uygun fiyatlı seçenekler sunulmasını sağlayacak. Ancak, Nvidia’nın hala pazarda güçlü bir konumda olduğu unutulmamalıdır.
Utah merkezli sağlık yardımları yöneticisi HealthEquity, Mart ayında yaşanan ve kişisel ve korunan sağlık bilgilerini etkileyen bir veri ihlalinin ardından 4,3 milyon kişiyi bilgilendiriyor. Şirket, Maine başsavcılığına sunduğu veri ihlali bildiriminde, ele geçirilen verilerin kişiye göre değişmekle birlikte, büyük ölçüde hesaplar için kayıt bilgilerinden ve şirketin yönettiği yardımlarla ilgili bilgilerden oluştuğunu belirtti.
HealthEquity, verilerin müşteri adlarını, adreslerini, telefon numaralarını, Sosyal Güvenlik numaralarını, kişinin işvereni ve bakmakla yükümlü olduğu kişi (varsa) hakkındaki bilgileri ve bazı ödeme kartı bilgilerini içerebileceğini söyledi. Şirket, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki şirketlerde çalışanlara sağlık tasarruf hesapları ve toplu taşıma ve otopark için banliyö seçenekleri gibi işyeri avantajlarına erişim sağlıyor. HealthEquity, Şubat ayındaki kazançlarında 15 milyondan fazla toplam müşteri hesabına sahip olduğunu belirtti.
HealthEquity, veri ihlali bildiriminde, müşterilerin kişisel ve sağlık bilgilerini içeren çekirdek ağının dışındaki “yapılandırılmamış bir veri havuzuna” yetkisiz erişim bulduktan sonra veri ihlalini keşfettiğini açıkladı. Şirket, çalınan verilerin bazılarının teşhisler ve reçetelerle ilgili bilgileri de içerdiğini belirtti. Bildirimde, ihlalin HealthEquity’nin tedarikçilerinden birinin kullanıcı hesabının ele geçirilmesi ve şifresinin çalınması nedeniyle meydana geldiği ve bu şifrenin kötü niyetli bilgisayar korsanı tarafından veri havuzuna erişmek için kullanıldığı belirtildi.
Yorum için ulaşıldığında HealthEquity, üçüncü taraf satıcının adını vermedi. Şirket daha önce TechCrunch‘a, ele geçirilen üçüncü taraf satıcı hesabının, şirketlerin kendi dahili intranetlerini oluşturmalarına olanak tanıyan Microsoft SharePoint‘e atıfta bulunarak, “HealthEquity’nin SharePoint verilerinin bir kısmına” erişimi olduğunu söyledi.
Son yıllarda aralarında Activision, Snowflake ve Worldcoin‘in de bulunduğu pek çok şirket, çalışanların bilgisayarlarında bulunan parolaları ve kimlik bilgilerini ele geçiren kötü amaçlı yazılımlar aracılığıyla çalışanların parolalarının çalınması nedeniyle güvenlik vakaları yaşamıştır. Bazı parola çalan kötü amaçlı yazılımlar, bir çalışanın sürekli olarak oturum açmasını sağlamak için bilgisayarında depolanan oturum belirteçlerini çalarak, bazı parola hırsızlığı saldırılarını engelleyebilen bir güvenlik özelliği olan çok faktörlü kimlik doğrulamayı aşabilir. Oturum belirteçleri çalındığında, bilgisayar korsanı sanki o çalışanmış gibi şirketin ağına erişim sağlamak için kullanılabilir.
HealthEquity sözcüsü Stacie Saltzgiver, veri ihlalinin “münferit bir olay” olduğunu yineledi ve bulut devi Snowflaketarafından tutulan müşteri verilerinin son ihlalleriyle ilgisi olmadığını doğruladı. HealthEquity web sitesinde bir veri ihlali bildirimi yayınladı. TechCrunch web sitesindeki bildirimi kontrol ettiğinde, HealthEquity‘nin sayfaya arama motorlarına web sayfasını görmezden gelmelerini söyleyen gizli bir “noindex” kodu eklediğini ve etkilenen kişilerin HealthEquity‘nin veri ihlali bildirimini bulmasını etkili bir şekilde engellediğini gördü.
Apple, son dönemde tanıttığı Apple Intelligence özelliklerinin arkasındaki teknolojiyi detaylandırdı ve bu süreçte NVIDIA‘nın donanım hızlandırıcıları yerine Google’ın TPU‘larını tercih ettiğini duyurdu. Şirketin resmi araştırma belgesine göre, Apple Intelligence Foundation Dil Modelleri’nin (AFM) eğitiminde Google TPU (Tensor Processing Unit) kullanılmakta.
Google TPUv4 ve TPUv5 çiplerinin paketlendiği sistemler, Apple’ın AFM-server ve AFM-on-device modellerinin geliştirilmesinde önemli rol oynadı. Haziran ayında WWDC 2024‘te tanıtılan çevrimiçi ve çevrimdışı Apple Intelligenceözellikleri, bu modellerin teknolojisiyle destekleniyor.
Apple yapay zeka AFM-server, Apple’ın en büyük LLM (Large Language Model) olup sadece çevrimiçi olarak çalışmakta. Eğitim sürecinde, Applebot web tarayıcısından toplanan veriler ve çeşitli lisanslı “yüksek kaliteli” veri kümeleri kullanılmıştır. Ayrıca, seçilmiş kod, matematik ve açık veri kümeleri de eğitim verileri arasında yer aldı.
Çevrimdışı çalışan ARM-on-device modeli ise daha küçük bir yapıya sahip, ancak Apple’ın bilgi damıtma teknikleri sayesinde bu modelin performansını ve verimliliğini optimize ettiği belirtiliyor. Bu modelin eğitimi, Google TPUv5kümeleri kullanılarak yapılmış ve modelin eğitiminde 2.048 TPUv5p çipten oluşan bir dilim kullanıldığı ifade ediliyor.
Apple’ın, Apple Intelligence’a güç veren teknikleri bu kadar ayrıntılı bir şekilde paylaşması alışılmadık bir durum; genellikle teknoloji devleri bu tür bilgileri gizli tutmayı tercih eder. Şirket içi testlerde, AFM-server ve AFM-on-devicemodellerinin Talimat Takibi, Araç Kullanımı, Yazma ve diğer alanlarda üstünlük sağladığı belirtiliyor.
Albaraka Türk Katılım Bankası tarafından hayata geçirilen fintek girişim kurucusu Insha Ventures, fintekleşmek isteyen şirketlerin ihtiyaç duyduğu tüm API’lerin ve teknolojik çözümlerin tek bir platformda toplandığı API pazaryeri FLYP’yi hayata geçirdi. FLYP’de tüm firmalar, finansal hizmetlerle müşterilerini buluşturabilecek. FLYP, ilk iş birliğini sektörün öncü markalarından Sipay ile gerçekleştirdi. Sipay’in sunduğu tüm API’lerin listelendiği platformda, önümüzdeki dönemde hem Sipay’in hem de sektör oyuncularının yüzlerce API’si yer alacak.
Finansal servisler tek platformda toplanıyor
Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Albaraka Türk’ün yurt dışındaki servis modeli bankacılığı tecrübesi ve bu tecrübeden hareketle geliştirdiği API’leri, Insha Ventures’ın teknoloji alanındaki başarılı süreciyle birleştirerek FLYP’ı Türkiye’nin ilk API pazaryeri olarak konumlamaktan dolayı heyecanlıyız. Arayüz geliştiricilerin ihtiyacı olan tüm servisleri tek bir platformda toplayarak; zaman, efor ve maliyetten tasarruf etmelerini sağlayan FLYP ile her sektöre uygun hizmet parçalarını bir araya getirerek şirketlerin finansal çözümler sunmasını sağlayacağız. Sektörde sıkça konuştuğumuz servis modeli bankacılık, arayüz sağlayıcılığı ve temsilcilik mantığıyla ihtiyaç duyulan parçaları API sunan firmalarla iş birliği yaparak bir araya getirecek ve böylece kişiselleştirilmiş bir finansal çözüm sunmak üzere faaliyetimizi sürdüreceğiz.”
FLYP’ın sektörde rekaberliği artıracak bir adım olduğuna da vurgu yapan Bayansar, sözlerine şöyle devam etti: “FLYP özelinde sektörümüzün lider kuruluşlarından Sipay ile yola çıkmaktan ötürü son derece mutluyuz. İş ortaklarımızla stratejik bir şekilde ortak hedeflere odaklanarak, deneyimlerimizi paylaşıyor, sinerji oluşturuyoruz. Bu sayede, hem girişimlerin daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor hem de sektörün gelişmesine katkıda bulunuyoruz. FLYP tarafında çok yakında açıklayacağımız yeni gelişmelerimiz de olacak.”
Tüm Sipay servisleri bu platforma taşınıyor
Sipay Türkiye CEO’su Semih Muşabak ise iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Günümüzde işletmeler, geleneksel POS cihazlarının ötesinde; iş modellerine, bayilerine, müşterilerine sunabilecekleri ve kendileri için yeni gelir kaynağı sağlayacak yenilikçi ödeme çözümleri bekliyor. Bireyler ise açık bankacılık ve yapay zekâ uygulamalarıyla birlikte tüm finansal ihtiyaçlarını kişiselleştirilmiş olarak tek noktadan yönetebilmeyi istiyor. Bu gelişim hızında her ölçekten şirketin bir fintek şirketi gibi hareket etmesi kaçınılmaz. Sipay’in vizyonu ile de çok örtüşen FLYP ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, bu dönüşümün öncüsüdür. Gelecekte iş birliğimizi genişleterek tüm servislerimizi bu platformda sunacağız.”
FLYP Nedir?
Fintek’lerin ihtiyaç duyduğu pek çok finansal teknoloji API’si ve altyapısını tek bir platformda sunan ‘fintech as a service’ platformu FLYP, fintek girişimlerini hız, verimlilik ve maliyet avantajı sağlıyor. Girişimcilerin ürün geliştirme ve ticarileşme aşamasında kaybettikleri süreyi minimuma indiren FLYP, girişimlere bir yandan servis sağlarken diğer yandan ihtiyaç duydukları teknoloji, altyapı ve yatırım süreçlerine destek oluyor. FLYP ayrıca girişimlerin ihtiyaç duyabilecekleri tüm danışmanlık hizmetlerini de tek bir çatı altında sunmayı hedefliyor.
2023’te eğlence ve medya (E&M) sektörü dengesini sağladı. Ekonomik karşı rüzgarlar ve teknolojik kesintiler karşısında, toplam küresel gelir 2023’te yüzde 5 arttı. Bu artışla 2.8 trilyon ABD dolarına çıktı ve genel ekonomik büyümeyi kolayca geride bıraktı. Böylelikle önümüzdeki beş yıl içinde, E&M kompleksi daha düşük bir yüzde 3,9 bileşik yıllık büyüme oranıyla büyüyecek. 2028’de toplam gelirler 3.4 trilyon ABD dolarını aşacak. Mobil oyunların yükselişi bu artışta önemli bir paya sahip.
Böylelikle, sektörün gemisi sakin denizlerde dengeli bir şekilde seyrediyor. Ancak yüzey sürekli olarak yükselen dalgalarla boğuşuyor. Her yerde tehlikeli sığlıklar ve resifler var. Fırsatlar ve riskler sunan bozulma, sektörü altüst etmeye devam ediyor. Dijital ekosistemlerin egemen olduğu bir dünyaya doğru ilerlerken doğrusal değer zincirleri parçalanıyor. Artık hızlı akış büyümesinin yönlendirdiği içerik patlaması durdu. Üretken yapay zeka, birden fazla sektör arasında ve genelinde yeni iş yapma yollarını destekliyor. Bu da verimlilik ve üretkenlik kazanımları sağlamayı vaat ediyor. Tüm bunlar yaygın bir belirsizliğe yol açıyor. PwC’nin 27. Yıllık CEO Anketi’nde, tüm CEO’ların yüzde 45’ine kıyasla E&M CEO’larının yüzde 57’si mevcut iş yollarının on yıl içinde artık olmayacağını söyledi.
Ayrıca 2028’de, 2023’e kıyasla E&M sektörü katılımcılarına ek 597 milyar ABD doları gelir sağlanacak. Bu büyüyen gelir havuzlarından pay almanın anahtarı, stratejik bir seçenekten varoluşsal bir zorunluluğa dönüşen iş modeli yeniden icat etme (BMR) üzerinde olacak. BMR, marjları birkaç baz puan artırmak veya kademeli büyüme aramak için kenarları kurcalamanın ötesine geçiyor. Bunun yerine, şirketinizin değeri nasıl yarattığını, sunduğunu ve yakaladığını yeniden düşünmeniz gerekiyor. Ayrıca bu, işletmelerin para kazanma, müşterilere hizmet etme ve en hızlı büyüyen coğrafi ve iş sektörlerine hitap etme biçimlerinde temel değişiklikler içeriyor.
Reuters’in haberine göre, bu yeni kurallar İsrail, Tayvan, Singapur ve Malezya gibi ülkeleri de etkileyecek. Ancak, Reuters’in kaynaklarına göre, Japonya, Güney Kore ve Hollanda gibi ABD müttefiklerinden yapılan sevkiyatlar bu kuraldan muaf tutulacak.
Bu haberi takiben, yarı iletken endüstrisinin önde gelen tedarikçilerinden biri olan Hollandalı ASML firmasının hisseleri Çarşamba günü %10’a kadar yükseldi.
Japon yarı iletken ekipman üreticisi Tokyo Electron’un da hisseleri bu gelişme sonrasında yükseliş gösterdi. Bu tablo, ABD’nin Çin’e karşı teknoloji rekabetini artırdığı bir dönemde ortaya çıktı ve küresel çip endüstrisindeki güç dengesini etkileme potansiyeline sahip.
ABD, Çin’in yapay zeka alanındaki gelişmelerini bir süredir engellemeye çalışıyor ve Çin’in güçlü AI çiplerine erişimini kısıtlıyor. Bu çabalar, Çin’in yapay zeka teknolojisinde dünya liderliği hedefleyen politikalarına karşı bir önlem olarak değerlendiriliyor.
Yapay zeka, Çin lideri Xi Jinping‘in ülke ekonomisini canlandırma amacıyla üzerine yoğunlaştığı teknolojiler arasında yer alıyor. Ancak, Pekin hükümeti, büyük dil modelleri gibi teknolojilere sıkı sansür yasaları getirerek ChatGPT gibi araçları engellemiş durumda.
Çin’de bilgiye erişimi sınırlayan Büyük Güvenlik Duvarı’na benzer şekilde, Çinli chatbotlar da 1989 Tiananmen Meydanı katliamı ve Xi Jinping’in Winnie the Pooh ile karşılaştırılmaları gibi konulardan kaçınıyor.
Bu tür sansür uygulamaları, Çin hükümetinin teknoloji üzerindeki sıkı kontrolünü sürdürme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Bu bağlamda, ABD’nin Çin’e yönelik bu yeni ihracat kısıtlamaları, küresel teknoloji rekabetinin daha da kızışmasına yol açabilir.
Microsoft ve LinkedIn tarafından yayımlanan bir rapora göre, dünya çapında 4 beyaz yakalı çalışandan üçü, ChatGPT’yi aktif olarak kullanıyor. Verimlilik ve üretkenlik açısından katkıları yadsınamasa da ChatGPT gibi araçlar, siber güvenlik ekiplerinin yeni korkulu rüyası oldu.
BT ekiplerinin bilgisi olmadan kullanılan ChatGPT güvenlik riski oluşturuyor
Nisan 2024’te yayımlanan bir araştırmaya göre ChatGPT, şirket içinde bilgi güvenliği ve BT ekiplerinin bilgisi olmadan kullanılan hizmet olarak yazılım çözümlerinin başında geldi. Bu duruma literatürde “gölge BT” adı verildiğini söyleyen Privia Security Kıdemli Siber Güvenlik Uzmanı Onur Oktay, “Bir kurumsal şirkette kullanılan her türlü bulut tabanlı ya da lokal yazılımın BT ekipleri veya siber güvenlik ekipleri tarafından denetlenmesi gerekir. Söz konusu yazılımların nasıl, hangi koşullarda kullanılacağına, hangi olağandışı durumlarda ekiplerin bilgilendirilmeleri gerektiğine dair yönetişim ilkelerini benimseme görevi BT ve siber güvenlik ekiplerinindir. Başka bir deyişle şirket içinde bu ekiplerin bilgisi olmadan kullanılan herhangi bir yazılım, riskleri de beraberinde getirir.
ChatGPT gibi, büyük veri setlerini kullanarak gelişen ve daha iyi sonuçlar veren üretken yapay zeka çözümleri, şirketler için bu açıdan büyük bir risk teşkil ediyor. Çalışanların gerçek verileri, iş verilerini, ticari sırları verimli çıktılara dönüştürmek için ChatGPT gibi ürünleri güvenlik kriterlerine dikkat etmeden kullanması, bu sırların açığa çıkması veya şirkete yönelik organize siber saldırılar gerçekleştirilmesi risklerini artırıyor. Öte yandan kişisel bilgilerin şirket dışına çıkarılması, şirketler için KVKK ve GDPR gibi kişisel veri odaklı kanunları da delmeye ve regülatif yaptırımlarla karşılaşmaya sebep olabiliyor” diye konuştu.
ChatGPT’nin bireysel geliştiricilere de yeni ve özel amaçlara hizmet eden GPT’ler geliştirme olanağı sunduğunu hatırlatan Onur Oktay, “ChatGPT, farklı amaçlar için geliştirilmiş eklentiler ve üçüncü taraf yazılımlara da erişme olanağı sunuyor. Üçüncü taraf geliştiricilerin devreye aldığı eklentileri kullanmanın riskleri daha da artırma olasılığı, bilimsel nitelikteki çalışmalarla kanıtlanıyor. Üçüncü taraflar, işletmelerin veya kullanıcıların hassas verilerini bir biçimde ele geçirebiliyor. Herhangi bir siber saldırgan için yalnızca bir kişisel ve hassas bilgiye sahip olması dahi tüm saldırı planını değiştiriyor ve başarı şansını artırıyor. Öte yandan bu eklentiler kişiden onay isteyerek yüklenebiliyor ve bu onayın kötü amaçlı kullanılma olasılığı var. Bir bilgisayara zararlı yazılım yüklendiği anda saldırgan, kurumsal ağa sızmış demektir. Bu durumda risklerin gerçek zarara dönüşmesi neredeyse kaçınılmaz hale gelebilir” ifadelerini kullandı.
Kimlik avı dolandırıcılığı da riskler arasında
ChatGPT gibi araçları, bilgi güvenliği konusunda farkındalık olmadan kullanmaya dair risklerin, üçüncü taraf uygulamalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Oktay; “ChatGPT’nin siber saldırganlara çok sofistike saldırı vektörleri kodlama veya kimlik avı dolandırıcılığı / sosyal mühendislik odaklı materyaller sağlama yeteneklerinin olduğunu da akılda tutmak gerekiyor. Platform her ne kadar bu konuda politika geliştirse de ChatGPT’nin kötüye kullanımı hâlâ mümkün. Herhangi bir kişisel bilgi kullanılarak oluşturulacak bir oltalama e-postası, şirket için kritik verilerin paylaşılmasına, şirket ağlarının kilitlenmesine ve fidye talebine kadar uzanabilen ciddi riskler doğuruyor. 2022’nin son çeyreğinden 2024’ün ilk çeyreğine kadar kimlik avı saldırısı e-postalarının %1.265 artmasında ChatGPT’nin hızının etkisi yadsınamaz” dedi.
Geliştiriciler ChatGPT tarafından yazılan kodlara güvenmiyor
Yazılımcıların da kodlarını düzeltmek veya kontrol etmek için ChatGPT’den veya yazılımcılar için geliştirilmiş üretken yapay zeka araçlarından yararlanabildiğini dile getiren Onur Oktay, “Öte yandan yılın başında yayımlanan bir araştırmada, 10 geliştiriciden neredeyse 9’u, yapay zeka kodlama araçlarını kullanmanın, güvenlik açısından yaratabileceği sonuçlardan endişe duyacağını dile getiriyor. Bu doğru bir yaklaşım, zira kod parçası satır satır okunmadan gizlenen zararlı bölümün keşfedilmesi mümkün olmayabiliyor. İnternete bağlı bir bilgisayarla etkileşime geçen herhangi bir ticari veya kişisel bilgi ise siber saldırganların hedeflerine ulaşması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
İlim şehri Konya’mızda yayıncılık ve matbuat alanına olan ilgi, genç yeteneklerin bu alanda yetişmesine olanak sağlıyor. Bu kapsamda, Konya’da düzenlenen ve yayıncılık alanında önemli bir yere sahip olan “Yayıncılık Yaz Okulu” etkinliği, bu yıl üçüncü kez kapılarını açıyor. “Nitelikli Bilimsel Yayıncılık” temasıyla gerçekleşecek olan bu program, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle, Sosyal İnovasyon Ajansı yürütücülüğünde düzenleniyor.
Yayıncılık Yaz Okulu, genç yayıncı adaylarına ilham verici bir öğrenme yolculuğu sunuyor. Yayıncılık alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilecek eğitimlerde, katılımcılar sektöre dair derinlemesine bilgi edinme fırsatı bulacaklar. Yayıncılık, kültür endüstrilerinin önemli bir kolu olup, kitap ve dergi basımından editörlüğe, dijital yayınlardan yayınevi işletmeciliğine kadar geniş bir yelpazede meslekleri bir arada tutan önemli bir sektördür.
Konya’da düzenlenen bu etkinlik, gençlerin bu alanda kendilerini geliştirmeleri ve profesyonel bir kariyer yolunda ilk adımlarını atmaları için eşsiz bir fırsat sunuyor. Yayıncılık Yaz Okulu, sadece teorik bilgiyle sınırlı kalmayıp, katılımcılara pratik deneyimler de kazandıracak.
Başvurular 26 Temmuz – 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında kabul edilecek. Bu önemli etkinliğe katılmak ve yayıncılık alanında uzmanlaşmak isteyen gençler, www.yayincilikyazokulu.com adresinden başvurularını gerçekleştirebilirler.
Yayıncılık Yaz Okulu’na katılarak, geleceğin yayıncıları arasında yerinizi alın. Yayıncılık dünyasında kariyer yapma hayali kuran tüm gençleri bu eşsiz eğitim programına başvurmaya davet ediyoruz. Konya’nın tarihi ve kültürel atmosferinde, uzman eğitmenler eşliğinde nitelikli bilimsel yayıncılık eğitimi alarak, geleceğin başarılı yayıncıları arasında yer almak için bu fırsatı kaçırmayın!
Konya Büyükşehir Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Sosyal İnovasyon Ajansı’nın iş birliğiyle gerçekleşecek bu programda siz de yerinizi alın. Geleceğin yayıncıları arasında yer almak için hemen başvurun!
Bakanın paylaşımlı yolculuk ile ilgili düşünceleri, 29 Temmuz’da sektörü tartışmak üzere düzenlenen bir çalışma grubu toplantısında vekili tarafından okunan bir konuşmada dile getirildi.
Kono, bu yorumları düzenleyici reform teşvik konseyine sunulmak üzere önceden hazırlamıştı ancak toplantıya katılamadı.
Kono’nun vekili, “Araç boş olmasına rağmen doluymuş gibi göstererek, şoförler geleneksel taksi taleplerini daha kolay geri çevirip, paylaşımlı yolculuk uygulamalarından gelen talepleri kabul edebiliyor ve böylece daha yüksek bir eşleşme oranı elde ediyor.” dedi.
Japonya, yıllardır paylaşımlı yolculuk hizmetlerinin yaygınlaşmasına karşı direndi ancak Uber gibi uygulamalar aracılığıyla taksilerin çağrılmasına izin verdi. Bu yılın başında ise ülke, yalnızca geleneksel taksi şirketlerinin uygulamaları aracılığıyla erişilebilen ve sadece belirli bölgelerde, sınırlı saatlerde hizmet veren paylaşımlı yolculuk hizmetlerine kapılarını açtı.
Bu sınırlı hizmetin sunulmasının bir nedeni, Japonya’nın hızla yaşlanan nüfusunun yarattığı işgücü sıkıntısı nedeniyle yollara daha fazla araç çıkarmak istemesiydi. Bu nedenle, taksi şoförlerinin daha yüksek gelir arayışıyla paylaşımlı yolculuk platformlarını manipüle etmeleri hoş karşılanmıyor çünkü bu durum, arzı artırma stratejisini baltalıyor.
Japonya’nın yeni yolculuk deneyimi, şimdiden bazı düzenlemeler gerektirdi. Temmuz ayında, yoğun yağış sırasında daha fazla aracın hizmet verebilmesi için değişiklikler yapıldı. Dünyanın her yerinden düzenleyiciler, bu yeni sahanın sınırlarını belirlemeye yönelik adımlar atıyor.
Ülkemizde de, yakın zamanda Martı ile başlayan akımın düzenleyicilerin adımları doğrultusunda nasıl bir boyuta ulaşacağını zaman içerisinde göreceğiz.
Nvidia, mütevazı bir grafik kartı üreticisinden, teknoloji endüstrisinin yapay zeka çılgınlığına binerek inanılmaz yeni zirvelere ulaştı. Şirket, Wall Street’te rekor bir günün ardından piyasa değerine 329 milyar dolar ekledi. Nvidia’nın bu olağanüstü yükselişi, yapay zeka ve makine öğrenimi konusundaki heyecanı yeniden alevlendirdi.
Nvidia’nın devasa değer artışı: Bir günde 329 milyar dolar!
Nvidia, birçok kişi tarafından Android telefonları, Nintendo Switch’leri ve üst düzey PC oyun makinelerini güçlendiren çiplerin üreticisi olarak biliniyor. İlk büyük çıkışını Microsoft’un orijinal Xbox’ı için ekran kartı tasarlayarak yaptı ve Sony’nin de PlayStation 3 için grafik işlemcisini tasarlamasına yardımcı oldu. Yıllarca oyuncuları etkileyen ancak çoğu kişinin parasının yetmediği güçlü ekran kartlarıyla bilindi. Şimdi ise şirket, hızla bambaşka bir şey haline geliyor.
BREAKING: Nvidia, $NVDA, officially hits a record market cap of $1.5 trillion and is now up 27% in 2024.
Over the last 3 weeks, Nvidia has added $320 billion in market cap.
Since the October 2023 low, Nvidia's market cap is up nearly $600 billion.
2023 yılının başında Nvidia hisseleri 15 doların altında işlem görüyordu. İki yıl geçmeden 100 doların üzerine çıktı. Bu değişimin ardındaki neden neydi? Microsoft ve diğerleri, yapay zeka hedeflerini gerçekleştirmek için hızla ekran kartları satın alıyor.
Üretken yapay zeka ve makine öğrenimi konusundaki şüphecilik dalgasına rağmen, Microsoft’un yapay zeka hesaplama için sunucu çiftliklerine milyarlarca dolar yatırmaya devam edeceğini açıklamasıyla Nvidia hisseleri, sekiz saatten kısa bir sürede birçok şirketin toplam değerinden daha fazla arttı.
Şirketin bu değer artışı, Netflix, Coca-Cola ve Bank of America’nın toplam değerinden daha fazla. Sekiz Electronic Arts ve 12 Take-Two’nun değerine eşdeğer olan bu artış, Nvidia’nın sadece bir günde ne kadar büyük bir değişim geçirdiğini göstermektedir.
Şirket, geçen ay 3 trilyon doları aşarak en yüksek değerine ulaştı ancak bu tek günlük dalgalanma, Nvidia’nın yakın geçmişinden veya mevcut pazar gerçekliğinden ne kadar kopmuş olduğunu gösteriyor. Meta’nın VR’dan yapay zeka çip yarışına geçiş yapması ve diğerlerinin yakalamaya çalışmasıyla birlikte şirket, hızla teknoloji ve finans dünyasının merkezi haline geldi.
Qualcomm, yılın üçüncü çeyreğine ilişkin finansal raporunu açıkladı. Bu kapsamda şirket, akıllı telefon satışlarındaki toparlanmanın etkisiyle yatırımcı beklentilerini aştı ve üçüncü çeyrek mali sonuçlarında sevindirmeyi başardı.
Qualcomm son çeyrek kazancı 9,3 milyar dolar oldu
Haziran ayında sona eren çeyrek için Qualcomm; 9,39 milyar dolar gelir elde ettiğini duyurdu. Bu da hisse başına 2,33 dolar kazanç açıkladığı anlamına geliyor. Analistler 9,22 milyar dolar gelirle hisse başına 2,25 dolar kazanç yaşanmasını bekliyorlardı.
Qualcomm için en önemli yatırımların başında akıllı telefon çipi bulunuyor. Buna göre çip satışları geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 12 artarak 5,9 milyar dolara ulaştı. Şirket, akıllı telefonlara yönelik talebin birkaç yıllık düşüşün ardından toparlanmaya başladığını dile getirdi.
Qualcomm en yeni Snapdragon çiplerinin yapay zeka özelliklerine dikkat çekiyor. Bu kapsamda AI telefon için Snapdragon’un varlığına işaret ediyor. Qualcomm, IoT gelirinin yıllık bazda yüzde 8 düşüşle 1,4 milyar dolara gerilediğini söyledi.
Qualcomm’un otomotiv segmentinden elde ettiği gelir yüzde 87 artışla 811 milyon dolara yükseldi ve 641,7 milyon dolarlık tahminleri aştı. Şirket, akıllı telefonların ötesine geçmeye çalışırken otomotivi önemli bir büyüme faktörü olarak görüyor.
Şirket ayrıca geçtiğimiz aylarda Snapdragon X işlemcisiyle dizüstü bilgisayar pazarına girdi. Qualcomm açısından dönüm noktası olan bu ürün, ilk aşamada beklentileri karşıladı.
Qualcomm, içinde bulunduğumuz çeyrek için 9,5-10,3 milyar dolar gelir ve hisse başına 2,38-2,58 dolar kazanç öngörüyor. Yatırımcılar ise 9,71 milyar dolar gelir ve 2,45 dolar kazanç bekliyor. Raporların iki ay sonra açıklanacağını belirtelim.
İtalyan uygulama geliştiricisi Bending Spoons, dosya paylaşım platformu WeTransfer’i satın aldığını duyurdu. Milano merkezli teknoloji şirketi, yazılım şirketleri için bir dizi anlaşmaya imza atmaya devam ediyor.
Mali detayları açıklanmayan anlaşma, Şubat ayında sermaye artırımıyla 155 milyon dolar toplayan ve şirketin değerlemesini 2,55 milyar dolara çıkaran Bending Spoons’un bu yılki beşinci satın alması oldu.
2009 yılında Hollanda’da kurulan WeTransfer’in sahibi, 2022 yılında 716 milyon avro değerleme ile halka arz talebinde bulunmuştu ancak sonrasında piyasa oynaklığı nedeniyle bu plandan vazgeçilmişti.
WeTransfer hizmeti, kullanıcılarına büyük dosyaları çevrimiçi olarak aktarma olanağı sağlıyor. Açıklamada yer alan verilere göre, 600 bin abonesi ve aylık 80 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor.
Temmuz ayının başlarında Bending Spoons, basılı dergiler ve kitaplar gibi belgeleri çevrimiçi olarak okunabilen dijital yayınlara dönüştüren dijital yayın platformu Issuu’yu satın almıştı. Firma öncesinde, canlı yayın uygulaması StreamYard’ı ve 60 milyon üyesi olan, yüz yüze ve sanal etkinlikler ve toplantılar düzenlemek için kullanılan bir sosyal ağ olan Mosaic Group ve Meetup’ın dijital varlıklarını bünyesine katmıştı.