Otomotiv sektörünün geleceğini sertifikasyon belirleyecek!

0

Türkiye otomotiv sektörü yıllardır belirli standartlar çerçevesinde ana sanayi firmaları tarafından titizlikle yönetilen bir sektör olarak karşımıza geliyor. Rekabetin her geçen gün arttığı bu sektörde Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından açıklanan 2023 yılı verilerine göre, Türkiye’nin toplam araç üretimi bir önceki yıla kıyasla yüzde 9 artış göstererek 1 milyon 468 bin 393 adede ulaştı. Üretimde yüzde 9, ihracatta yüzde 5, pazarda ise yüzde 55’lik artış yaşandı. Hızla büyüyen Türkiye yan sanayi pazarı ise çelik, döküm, alüminyum parçaların üretimi ve işlenmesi, kauçuk, plastik parçaların, araç içi parçaların, cam parçaların ve elektrik aksamının üretimi alanlarında başarıyla faaliyet gösteriyor. Birçok ana sanayi şirketinin ülkemizde yapmış oldukları yatırımlar ve Türkiye’nin yerli otomobil hamlesi ülkemizin güçlü bir üretim hacmi olduğunu ispatlayan gelişmeler olarak öne çıkıyor.   

Sektördeki bu olumlu gidişatın sürdürülebilirliği, oyuncularının ihracat paylarını artırabilmeleri ve uluslararası arenada pazar payına sahip olabilmeleri için ana sanayi firmalarının şart koştukları belgelere sahip olmaları büyük önem taşıyor. Bunun ötesinde sertifikasyon süreci aynı zamanda firmaların sistemlerinin gelişmesine ve kaliteli üretim yapmalarına katkı sağlıyor.

246 adet IATF belgeli kuruluşa sahip

Bu sertifika sistemleri içerisinde akla ilk gelenlerden olan IATF, otomotiv sektörünün olmazsa olmaz yapıtaşlarından biri olan ve müşterilere etkin bir yönetim sisteminin varlığını gösteren, tedarik zincirinin birçok noktasını uçtan uca inceleyen ve aynı zamanda müşteri özel gereksinimlerinin de dahil edilebildiği bir otomotiv kalite yönetim sistemi sertifikasıdır. Türkiye’de 1183 adet IATF belgeli kuruluş mevcut iken, tam 246 adet IATF belgeli kuruluşa sahip TÜV NORDTürkiye bu alanda pazarı domine eden dünya çapında bir teknik servis sağlayıcısı olarak ana sanayi kuruluşlara üretim yapan aynı zaman uluslararası arenada da faaliyet gösteren firmalara hizmet veriyor. 150 yılı aşkın deneyimi ile TÜV NORD, 70’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Başta otomotiv olmak üzere son derece yetkin bir denetçi kadrosuna sahip şirket, 30 yıl önce girdiği Türkiye pazarında birden fazla lokasyonu olan çok uluslu firmalara ve büyük kuruluşlara rahatlıkla hizmet verebiliyor.

Bağımsız bir mühendislik hizmetleri sağlayıcısı olarak TÜV NORD’un otomotiv teknolojisi ve mobilite enstitüsü, otomotiv sektöründe çok sayıda hizmet sunuyor.

TÜV NORDTürkiye, IATF ve ISO belgelendirme, siber güvenlik belgesi ve tedarikçi değerlendirmesi gibi hizmetlerle sektörde ön plana çıkıyor. Akredite bir hizmet sağlayıcı olarak tek araç onayları, numune muayeneleri ve tip onay testleri gerçekleştiriyor. Ulusal ve uluslararası alanda sanayi firmaları ve otoriteler için çalışıyor. Müşterilerine tüm tip onayı süreci boyunca destek oluyor. Çalışma grupları ve komitelerin üyeleri olarak AB direktiflerinin ve düzenlemelerinin oluşturulmasına katkıda bulunuyor.

Gücünü çalışanlarından alıyor

Tüv Nord Türkiye Genel Müdürü S. Yasin Çetin, şirket olarak güçlü yanlarını şöyle değerlendiriyor: “TÜV NORD olarak kalifikasyonu yüksek denetçi kadromuz ile gücünü çalışanlarından alan global bir kuruluşuz. Altmış yıldır ulusal, Avrupa ve küresel ölçekte sanayi kuruluşları ve hükümet yetkilileriyle çalışıyoruz. İster üretici ister tedarikçi olun, her bileşen için kapsamlı bilgi ve test çözümleri sunuyoruz. Ayrıca modern araçların mekanik, mekatronik ve elektronik sistemleri konusunda da üst düzey yetkinliğe sahibiz. Hizmet sektöründe faaliyet göstermemiz sebebiyle ulaşılabilir ve çözüm odaklı olma ilkesiyle ilgili akreditasyon yetkinliklerine sahip olmamız ve TÜV NORD Mobility GmbH & Co. KG

IFM – Araç Teknolojisi ve Hareketlilik Enstitümüz sertifikasyon, araç test, muayene hizmetlerinde sunduğumuz hizmetler rakiplerimiz karşısında bizleri güçlü kılıyor.”

TÜV NORD, sürdürülebilirlik odaklı olarak dönüşen sektörün geleceğine şimdiden hazır!

Öte yandan sürdürülebilirliğin giderek önem kazandığı otomotiv sektöründe yakın gelecekte, hafif hibrit, tam hibrit formundaki elektrikli ve şarj edilebilir elektrik motorlu araçlar bireysel ulaşımda belirleyici bir pazar payına sahip olacak. Hibrit ve elektrikli araç teknolojisi, geleceğin mobilitesini karbon nötr hale getirme ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma potansiyeline sahip. Bununla birlikte araç elektrifikasyonu ilerledikçe güvenlik önemli bir rol oynayacak ve güvenlikle ilgili konuların tasarım ve geliştirme aşamalarında araştırılıp açıklığa kavuşturulması gerekecek. TÜV NORD bu noktada, elektrikli ve hibrit araçların geliştirilmesi, üretimi ve servisiyle ilgili tüm zorlukları karşılayan tip onayı testinden güvenlik değerlendirmesine geliştirme desteğinden parametrelerin oluşturulmasına kadar kapsamlı hizmet paketiyle dikkat çekiyor.

“Çevreyi kurtarmak istiyorsak zihniyetimizi değiştirmeliyiz”

TÜV NORD Türkiye Genel Müdürü S. Yasin Çetin

TÜV NORD Türkiye Genel Müdürü S. Yasin Çetin, sektörün değişen trend ve koşullar karşısındaki tavrını ve şirket olarak bu bağlamdaki duruşlarını şöyle değerlendiriyor:

“Türkiye’de faaliyet gösteren firmalar birçok ana sanayi kuruluşuna hizmet verdiklerinden ve birçok tedarikçi denetimlerinden geçmelerinden dolayı otomotiv sektörü standartlarına uyumlular. Bizim amacımız firmaların sistemlerinin güçlenebilmesi ve tedarikçi denetimlerinde hazırlıklı olabilmeleri amacıyla dünyada kabul görmüş ve uygulanan standartlarda tarafsızlık ilkemizin izinde daha iyi bir iş yeri, daha iyi bir çevre ve daha iyi iş uygulamalarını şekillendirmek. Çevreyi kurtarmak istiyorsak zihniyetimizi değiştirmeliyiz. Üreticiler ve tedarikçilerle birlikte her türlü araçta yenilikleri teşvik ediyor, düşük emisyonlu ve çevre dostu araç ve bileşenleri test ediyoruz.”

Yazılımcılar ve teknoloji dünyasının liderleri buluştu!

Etkinlikte konuşan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, “Microsoft Türkiye olarak sadece Türkiye’nin değil; aynı zamanda Orta Doğu’nın, Afrika’nın ve Güney Doğu Avrupa’nın yönetim merkeziyiz. Bunun yanında en etkin çalışan Ar-Ge merkezlerinden biriyiz. Yazılım, dünyada katma değeri en yüksek olan ürün ve yaratıcı yapay zekanın katma değeri de yazılımdan geliyor. Biz yazılımcılar ve teknolojistler olarak her gün bunu bir adım daha ileri götürebilmek için çalışıyoruz. Microsoft özelinde konuşacak olursak; 15 yıl önce Microsoft’un yıllık küresel geliri 30 milyar dolar civarındaydı. Bugün ise sadece Ar-Ge bütçemiz yıllık 27 milyar dolar” dedi.

Microsoft yapay zekayla geliştirmek istediği bir iş fikri olan tüm yazılımcıları bekliyor! Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ile Microsoft’un Türkiye’de ilk kez düzenlediği BuildAI: Yapay Zeka Günü etkinliğini değerlendirdik.

Microsoft’un Türkiye’de ilk kez düzenlediği BuildAI etkinliği, “Yapay Zeka Günü” temasıyla 8 Mayıs Çarşamba günü İstanbul Raffles Hotel’de gerçekleştirildi. Microsoft Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen; yazılımcılar, teknoloji liderleri ve basın mensuplarından oluşan 1200 kişiyi aşkın katılımcı kitlesinin bir araya geldiği etkinliğin sponsorluğunu ise Data Market, Este, Netaş, Logosoft, Cyberwise, SabancıDx, PWC ve TD Synexx üstlendi.

Açılış konuşmasında bu sene Microsoft Türkiye’nin 30. yılını kutladıklarını belirten ve Microsoft Türkiye’nin sadece yerel bir ofis olmadığına dikkat çeken Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, “Microsoft Türkiye olarak sadece Türkiye’nin değil; aynı zamanda Orta Doğu’nın, Afrika’nın ve Güney Doğu Avrupa’nın yönetim merkeziyiz. Bunun yanında en etkin çalışan Ar-Ge merkezlerinden biriyiz; yine bunun yanında tüm bölgedeki beş teknoloji merkezi arasındayız” dedi.

“Yapay zeka: İcat mı, keşif mi?”

Microsoft’un son 30 senedir yaklaşan yapay zeka dalgasına hazırlanmakta olduğunu belirten Özbilgin, “Tekerlekten bugüne insanlık tarihini etkileyen icat ve keşifleri düşündüğümüzde, uzun bir yolculuğun çıktısı olan yapay zekayı bugün bir keşif olarak değerlendiriyoruz. Yazılım, dünyada katma değeri en yüksek olan ürün ve yaratıcı yapay zekanın katma değeri de yazılımdan geliyor. Biz yazılımcılar ve teknolojistler olarak her gün bunu bir adım daha ileri götürebilmek için çalışıyoruz. Yazılımın ulusal rekabete kattığı değer paha biçilemez, fakat yapay zeka bunu daha da üst bir boyuta taşıyacak. Öte yandan yapay zekanın inanılmaz hızda ölçek kazandığını da vurgulamamız gerekir. Cep telefonunun 100 milyon kullanıcıya ulaşması 16 yıl sürerken, ChatGPT uygulamasının sadece 2 ay içinde 100 milyon kullanıcıya ulaşması bu ölçeklenme hızına müthiş bir örnek” dedi.

“Yıllık Ar-Ge bütçemiz 27 milyar dolar”

Levent Özbilgin sözlerine şöyle devam etti: “Microsoft özelinde konuşacak olursak; 15 yıl önce Microsoft’un yıllık küresel geliri 30 milyar dolar civarındaydı. Bugün ise sadece Ar-Ge bütçemiz yıllık 27 milyar dolar. Yapay zeka tüm bireyler ve uluslar için büyük bir sıfırlayıcı (the great reset) oldu. Yazılımcılardan beklentimiz denemekten ve keşfetmekten asla korkmamaları. Yapay zeka alanında sınırları zorlayın, yeni kullanım alanları yaratın. Bütçe engeliniz varsa bize gelin; regülatif engellere takılıyorsanız soru sorun, konuşun, öğrenin. Biz sizin sorularınızı cevaplamak ve size destek olmak için buradayız. Bu sorunların hepsinin üstesinden birlikte gelebiliriz”.

Levent Özbilgin’in ardından söz alan Microsoft Güney ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Kristina Tikhonova iseTürkiye’nin kendileri için çok önemli bir pazar olduğunu dile getirdi. Microsoft bulutu ile yapay zeka dönüşümünü güçlendirmenin mümkün olduğuna değinen Tikhonova, “Yapay zeka kullanımı çalışan deneyimini zenginleştirmenizi; müşteri etkileşimini güçlendirmenizi; iş süreçlerini yeniden şekillendirmenizi ve yeni, inovatif iş modelleri geliştirmenizi sağlıyor. Tüm Microsoft ürünlerinin içinde gömülü olan Copilot’ları kişisel yapay zeka asistanınız olarak kullanabiliyorsunuz. GitHub Copilot ile %55 daha hızlı kod yazabiliyorsunuz. Bugün yazılan kodların %46’sı bu şekilde üretiliyor ve yazılımcıların %75’i sonuçlardan çok memnun olduğunu belirtiyor” dedi.

Şirketler yapay zekaya yatırdıkları her 1 doların karşılığında 3.5 dolar kazanıyor

Şirketlerin, yapay zekaya yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın karşılığını ortalama 3.50 dolar olarak aldıklarını dile getiren Kristina Tikhonova, Microsoft 365 Copilot’un iş dünyasını dönüştürdüğünü ve bugün kullanıcıların bilgiye ulaşmak için harcadıkları sürenin %75 oranında azaldığını belirtti. Etik yapay zekanın önemine de dikkat çeken Tikhonova, Microsoft’un kullanıcı verilerini her adımda koruduğunu, yeni yapay zeka modelleri geliştirmek için kullanmadığını ve Copilot uygulaması için telif taahhüdü sunduğunu da sözlerine ekledi.

BuildAI: Yapay Zeka Günü etkinliğinde Çok sayıda Microsoft yöneticisinin birlikte yürüttüğü Yapay zeka işimizi elimizden mi alacak, yoksa?” başlıklı seansta ise, Microsoft 365 Copilot çatısı altında sunulan yapay zeka yetkinliklerinin, yazılımcıların hayatını nasıl daha verimli hale getirdiği canlı senaryo uygulamalarıyla aktarıldı. Seansta yer verilen canlı GitHub Copilot demosu yazılımcıların yapay zeka sayesinde kod yazma konusunda ne kadar hız kazandığını ortaya koyarken; pazarlamacıların Dynamics 365 Customer Insights ile nasıl sıfırdan bir kampanya sunumu yaratabileceği de katılımcılara gösterildi.

Organizasyon kapsamında Microsoft Türkiye Müşteri Deneyiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç’ın moderatörlüğünde “CEO’ların Yapay Zeka Ajandasıbaşlıklı bir de özel oturum gerçekleştirildi. Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Startup Kurucusu, Eski Turkcell CEO’su & Eski Microsoft  Genel Müdürü Süreyya Ciliv ve BEKO CEO’su Hakan Bulgurlu’nun konuk edildiği özel oturumda yapay zekayla şekillenen yeni dönemde bu teknolojilerin nasıl fark yaratacağı üzerine fikirler paylaşıldı.

Konuklardan Eski Turkcell CEO’su & Eski Microsoft  Genel Müdürü Süreyya Ciliv günümüzde şirketlerin her şeyden önce toplumsal fayda sağlamayı hedeflemesi gerektiğine işaret etti. Ciliv, “Geleceği şekillendirmek bizim elimizde. Esas işimiz teknoloji değil insan, bunu hiç unutmamalıyız. Yenilikçilik, girişimcilik, müşterimize ve topluma fayda sunmak esas odağımız olmalı. Yapay zeka önemli bir mihenk taşı ve şirketlerin bir numaralı önceliği olması gerekiyor. Sadece yapay zeka değil; tüm akıllı sistemleri kurmak çok önemli; bu da BT’nin değil iş bölümünün sorumluluğunda. Türkiye dijital dönüşümde uçamadı çünkü iş liderleri dönüşüme yeterince önem vermedi. Geleceği iyi okuyarak pozisyon almamız lazım” dedi.    

BEKO CEO’su Hakan Bulgurlu ise “Beko olarak dünyanın en büyük 2. beyaz eşya üreticisiyiz; bu kadar geniş bir organizasyonu tabii ki teknolojinin hakim olduğu süreçlerle yönetmemiz gerekiyor. Her birimimizde yapay zekadan sorumlu profesyonel arkadaşlarımız var. Bundan sonra hızı yakalayabilen ve yakalayamayan şirketler olarak ayrılacağız. İlerde olmak yetmeyecek; hep daha da hızlı olmamız gerekecek. Öte yandan sürdürülebilirlik artık şirketlerin başlıca varolma sebebi haline geldi; büyük bir ayrıştırıcı oldu. Yapay zekayla birlikte veri analizi çok hızlandı, modelleme yapmak mümkün hale geldi. Dolayısıyla geleceği öngörme konusunda yapay zekanın rolü tartışılamaz” dedi.

Teknolojiye doğru ve yerinde yatırım yapmanın önemine dikkat çeken Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran da bu alandaki büyük dönüşümleri kaçırmamak gerektiğini belirterek, Türkiye’ye ilk internet bankacılığı, ilk mobil bankacılık hizmetlerini getiren İş Bankası’nın internet üzerinden e-ticaret, dijital dönüşüm ve yapay zeka gibi konulara da ciddi yatırımlar yaptığını söyledi. Teknolojiyi sadece şirketlerin iş süreçlerini değil aynı zamanda kültürü değiştiren bir unsur olarak değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Aran, geleneksel kurumlarda insanı değiştirmenin zor olduğunu ancak teknolojinin insanı değiştirmek için çok güzel bir araç olduğunu ifade etti. Aran, “Bankalar gibi geleneksel duruşun kuvvetli olduğu yerlerde bir kültürü değiştirmek istediğinizde, karar alıcılar ile teknolojinin, gençlerin temsil ettiği akıl ve onların hayata bakış açısı arasındaki mesafeyi çok net görebiliyorsunuz. Bu durum, ancak karar verici konuma çok daha fazla sayıda gencin ya da bu genç fikirleri temsil eden kişilerin gelmesiyle değişebilir. Bunu yapmak için de kariyer yollarının açılması gerekiyor” dedi.

Microsoft Türkiye yöneticilerinin ve müşterilerinin katılımlarıyla düzenlenen paralel seanslarda ise Microsoft 365 Copilot, Azure AI Studio, Azure OpenAI, Copilot Studio ve GitHub Copilot gibi programlar üzerinden yapay zeka uygulamalarını yapılandırma, veriyi yapay zekaya hazır hale getirme, üretken yapay zeka, prompt mühendisliği ve sohbet arayüzleri gibi birçok konu masaya yatırıldı.

Meta, Threads’de çapraz paylaşım özelliği deniyor!

Meta, son deneyinde kullanıcılara Instagram’dan Threads’e çapraz paylaşım yapmaları için kolay bir geçiş sağlıyor.

Bugün erken saatlerde kullanıcılar, Meta bünyesinde yer alan Instagram’daki hesaplarında çapraz paylaşım kontrolünü gördüklerini paylaştı. Kullanıcılar, özelliğin tümü için etkinleştirilmesi amacıyla tek bir gönderiyi çapraz olarak yayınlayabiliyor.

Meta, kullanıcıların Instagram’dan Threads’e çapraz resim göndermesine olanak tanıyan küresel bir test yürüttüğünü doğruladı. Bu, Reels’lerinizi Threads’e otomatik olarak gönderemeyeceğiniz anlamına geliyor. Ancak Instagram’ın video tanıtımına yöneldiği göz önüne alındığında; Threads, fotoğraflarınızı tanıtmak için iyi bir yer olabilir.

Şirket bunun isteğe bağlı bir deneyim olduğunu ve bunu istediğiniz zaman kapatabileceğinizi söyledi. Kullanıcılar Instagram gönderilerini çapraz paylaştığında başlık, Konu gönderisi için metin haline gelecek ve hashtag’ler düz metne dönüştürülecek.

Meta, Threads’i düzenli olarak tanıtmak için Facebook ve Instagram dahil olmak üzere diğer platformları etkin bir biçimde kullandı. Geçen yıl, hem Instagram’da hem de Facebook’ta Threads’den önerilen gönderilerden oluşan bir cümbüş gösterilmeye başlandı. Bu yılın başlarında sosyal medya şirketi, Facebook’tan Threads’e çapraz paylaşım yapmayı da test etmeye başladı.

Çapraz paylaşım testine ek olarak Meta, yüksek takipçi sayısına sahip hesapları sosyal ağlarda paylaşım yapmaya teşvik etmek için Threads üzerinde aktif bir yaratıcı bonus programı da yürütüyor. 

Mark Zuckerberg, 2024’ün ilk çeyreği kazanç çağrısında, geçen ay Threads’in 150 milyon aylık aktif kullanıcı sınırını geçtiğini belirtti.

Yenilikçi bir çalışma ortamı!

Galata Business Center Güler Plaza, çalışma ortamını modern, konforlu ve en son teknoloji ile donatılarak yeniden tasarlıyor. 2017 yılında kurulan ve bugüne kadar 9 farklı lokasyonda hizmet veren GBC Güler Plaza, sanal ofis, co-working, hazır ofis, toplantı odaları ve enterprise üyelik hizmetleriyle dikkat çekiyor.

Güler Plaza, fiber internet, catering hizmeti, 24 saat kullanılabilen hazır ofisler, gelişmiş yazılım hizmetleri, çeşitli büyüklükte toplantı odaları ve posta-kargo hizmeti gibi birçok olanak sunarak iş ortaklarının ihtiyaçlarına cevap veriyor. Ayrıca, 450 m²’lik alanı 900 m²’ye çıkartarak daha geniş ve verimli çalışma alanları sunuyor.

İstanbul’un merkezi 4. Levent’te bulunan ve metroya yalnızca 50 metre mesafede olan GBC Güler Plaza, üyelerine araçları için de park alanları sağlıyor. Bu stratejik konum, ulaşım kolaylığı ve merkezi konumu ile iş dünyasının ihtiyaçlarına cevap veriyor.

Galata Business Center aynı zamanda iş birliği olanağı, aile ortamı sıcaklığı ve destekleyici bir ağ sunuyor. Söyleşiler, sergiler, mini konserler ve stand up geceleri ile de sanat, kişisel gelişim ve eğlencenin merkezi haline gelmeyi hedefliyor.

Galata Business Center hakkında ayrıntılı bilgi buradan alınabilir.

Bakan Kacır: Sürücüsüz araç merkezi olmayı hedefliyoruz!

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin mobilite sektöründe büyük bir atılım yapmak ve sürücüsüz araç teknolojilerinde öncü rol oynamak için önemli bir adım attığını duyurdu. Açık İnovasyon Otonom Araç Geliştirme ve Test Platformu Projesi (OPINA) ile Türkiye, ulusal ve uluslararası kuruluşlara otonom ve haberleşen araç teknolojileri geliştirme alanında altyapı desteği sağlayacak. 

Proje, Avrupa Birliği destekli Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında 5 milyon avro bütçe ile hayata geçirildi. OPINA, yazılımları sanal simülasyonlarla test eden ve herkese açık bir inovasyon platformu sunarak mobilite ekosisteminin ürün ve hizmetleri için gereken test, entegrasyon ve sertifikasyon altyapısını sağlayacak. Aynı zamanda uluslararası akreditasyon alarak regülasyon testlerinin Türkiye’de yapılmasını hedefliyor. 

Bu proje, Türkiye’nin 2022’de açıkladığı “Mobilite Araç ve Teknolojileri Stratejisi Yol Haritası” kapsamında atılan önemli bir adım. Yol haritasında 2030 yılına kadar elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların pazar payının yüzde 35’e, yerlilik oranının ise yüzde 75’e çıkarılması hedefleniyor.

Ayrıca, Türkiye’nin elektrikli, bağlantılı ve otonom ticari araç üretiminde Avrupa lideri ve dünya genelinde ilk 5’te yer alması amaçlanıyor. Bu hedefe ulaşmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile mobilite sektöründe birçok projeyi destekliyor.

Akıllı şehir içi elektrikli toplu taşıma araçlarından ileri seviye sürüş destek sistemlerine, otonom araçlarda kullanılacak akıllı kamera sistemlerinden elektrikli araç şarj ekosistemlerine kadar 32 milyar lirayı aşan 38 yatırım projesine destek sağlanıyor. 

OPINA ile Türkiye, otonom ve bağlantılı araç teknolojilerinde önemli bir merkez olmayı hedefliyor. Bu merkez, sektörün dönüşümüne ve rekabetçiliğine katkı sağlayarak, Türkiye’den bu alanda başarılı girişimlerin çıkmasına da öncülük edecek. 

Üç teknoloji devi, son Apple kurallarını birlikte çiğnedi!

Ancak iGiant’ın Google, Meta ve Spotify’ın kurallara uymasını sağlamak için Apple tarafından istenileni karşılayacak kadar çaba sarf etmediği iddia ediliyor.

Cihaz parmak izi alma, çeşitli cihaz ayarları ve bileşenleri hakkında bilgi toplamayı, ardından bunları benzersiz olması muhtemel tek bir tanımlayıcıda birleştirmeyi ve dolayısıyla insanları bireysel ilgi alanlarına ve koşullarına göre uyarlanmış reklamlar ve diğer şeylerle hedeflemeyi içeriyor.

Tarayıcı ayarlarını, HTML Canvas öğesini, WebGL’yi, yazı tiplerini vb. içeren başka parmak izi alma biçimleri de vardır; bunlardan bazıları bot tespiti gibi meşru ticari uygulamalara sahip. Ancak dijital parmak izi aynı zamanda mahremiyeti ihlal etmek ve insanları çevrimiçi olarak takip etmek için de kullanılabilir.

Apple, izin verilmişse kullanıcı takibine izin verirken iOS’ta cihaz düzeyinde parmak izi almayı; en azından teoride, çoğunlukla yasaklıyor. Yakın tarihli bir blog yazısında bu politikayı resmileştirdi.

Bu nedenle iBiz artık uygulama geliştiricilerinin, diğer şeylerin yanı sıra cihaz parmak izi almak için kullanılabilecek belirlenmiş “gerekli neden API’lerinden” herhangi birini sağlamasını gerektiriyor.

En önemlisi, parmak izi almak için kullanılabilecek bu arayüzlerden toplanan verilerin, gizliliği en üst düzeye çıkarmak için kullanıcının cihazında kalması gerekiyor.

Bu parmak izi dostu API’lere örnek olarak şunlar verilebilir: Dosya zaman damgası API’leri, Sistem önyükleme süresi API’leri, Disk alanı API’leri, Etkin klavye API’leri ve Kullanıcı varsayılanları API’leri.

1 Mayıs 2024’ten itibaren, bu API’leri kullanma nedenlerini gizlilik bildirimi dosyasına dahil etmeyen uygulamalar iOS App Store’da kabul edilmeyecek. Daha önce Apple, uyumlu olmayan geliştiricilere bir e-posta uyarısı gönderiyordu.

Geliştiriciler Talal Haj Bakry ve Tommy Mysk’e göre, birçok büyük uygulama üreticisi Apple’ın gereksinimlerini göz ardı ediyor ve kurallara bağlı kalmadan takipçi uyumlu API’ler kullanıyor. Google, Meta ve Spotify gibi büyük teknoloji oyuncuları (ikilinin iddiası) bu API kullanımının nedenlerini sunuyor, bu verileri topluyor ve bu bilgilerin cihazda tutulması gerekliliğine de uymuyor.

Başka bir deyişle Google, Meta ve Spotify’ın bu API’lardan en azından bir miktar bilgi topladığı ve ardından bu verileri Apple’ın kurallarına aykırı olarak cihazın dışına gönderdiği söylendi.

İkili, bir danışma belgesinde şöyle açıklıyor: “Bu API’lerin kötüye kullanımını önlemek için Apple, API’lerin kullanımını gizlilik bildirim dosyasında açıklamayan uygulamaları reddedecektir.” 

“Ancak Google Chrome, Instagram, Spotify ve Threads gibi uygulamaların beyan edilen nedenlere uymadığını öğrendik.”

Apple, parmak izi alma için yararlı bilgileri ortaya çıkaran belirli API‘ları kullanmanın geçerli nedenlerinin bir listesini yayınladı. Örneğin iOS, cihazın son yeniden başlatılmasından bu yana geçen süreyi sağlamak için sorgulanabilen systemUptime adında bir API sağlıyor.

Bu API’yı kullanmak isteyen geliştiriciler, izin verilen çeşitli nedenler arasından seçim yapabilir; bunlardan birinin bildirim dosyasında bildirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle erişilen bilgiler veya türetilen bilgiler cihazın dışına gönderilemez. Uygulama içinde meydana gelen ve cihazın dışına gönderilebilecek olaylar arasında geçen süreye ilişkin bilgiler için bir istisna vardır.

Her ne kadar Apple’ın kuralı, çalışma süresi verilerinin cihaz dışına gönderilemeyeceğini açıkça belirtse de, Bakry ve Mysk’in ağ veri analizine göre Google Chrome tam da bunu yapıyor gibi görünüyor. Kural bir istisnaya izin veriyor ancak bu durum Chrome için geçerli değil.

Mysk, “Hayır, bu istisna, örneğin etkinlikleri sipariş etmek için sistem çalışma süresinin cihaz üzerinde yerel olarak kullanılmasıyla ilgili.” dedi ve Google’ın iki etkinlik arasındaki göreceli zaman aralıklarını iletme seçeneğine sahip olduğunu ancak cihazın mutlak çalışma süresi sayısını aktarma seçeneğine sahip olmadığını açıkladı.

Mysk, Apple’ın Gizlilik Beslenme Etiketleri gibi “gerekli neden API’lerinin” herhangi bir yaptırım bulunmadığı için gizlilik tiyatrosu anlamına geldiğini savunuyor.

Mysk, “Tıpkı Gizlilik Beslenme Etiketleri gibi geliştiriciler de istediklerini girmekte özgür.” dedi.

Yapay zeka meslektaş haline gelecek mi?

0

Sam Altman, yapay zekayı hayatınızla ilgili her şeyi bilen süper yetenekli bir meslektaş gibi hale getirmek istiyor. Bu yapay zeka ile Sam Altman’ın vizyonuna göre, MIT Technology Review ile yaptığı röportajda ifade ettiği gibi, yapay zeka (AI), süper yetkin bir meslektaş olmak için mevcut yeteneklerini aşıyor.

Yapay zeka meslektaş için yeni adım

Altman’ın ideal yapay zeka karşılığı, kullanıcının hayatını derinlemesine anlayan ancak alışılagelmiş “uzatma” hissine sahip olmayan akıllı bir varlık. Bu yapay zeka kendi kendine başlamalı, hızlı ve bağımsız çalışabilmeli, aynı zamanda yanıtlanması gerektiğinde soru sorabilecek kadar da akıllı olmalı. Altman, yapay zekanın basit bir sohbet robotu olmanın ötesine geçmesi ve bunun yerine gerçek dünyada gerçekleştirilen işleri önemli ölçüde etkilemeye çalışması gerektiğinin altını çiziyor.

Ancak Altman’ın yapay zekaya yönelik vizyonu, OpenAI’nin sağlaması gerekenlerin ötesine geçiyor. ChatGPT ve diğer mevcut araçlar iş tamamlama ve iş akışını hızlandırma için kullanılsa da Altman, hayalindeki yapay zeka meslektaşıyla karşılaştırıldığında bunları “inanılmaz derecede aptal” olarak nitelendirdi. Yine de Altman, bu son teknoloji yapay zeka modeli piyasaya çıktığında verimliliğin önemli ölçüde artacağına inanıyor. Her ne kadar Altman bu aracın dağıtımı veya yapay zekada gerekli ilerlemeler için bir zaman çerçevesi sunmasa da OpenAI ilerleme kaydediyor gibi görünüyor. Yaklaşan dil modeli olan GPT-5, Altman’ın hedefine doğru umut verici bir ilk adım.

Raporlara göre GPT-5, mevcut modellere göre kayda değer gelişmeler gösteriyor ve müşterilerin yapay zeka temsilcilerine bağımsız olarak iş atamasına olanak tanıyan bir hizmete yol açabilir.

LockBit fidye yazılım çetesi yöneticisinin kimliği deşifre edildi!

ABD Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni bir iddianame ve NCA tarafından yapılan basın açıklamasına göre, ‘LockBitSupp’ ve ‘putinkrab’ olarak bilinen LockBit fidye yazılımı operatörünün Rusya’nın Voronej kentinden 31 yaşındaki Dmitry Yuryevich Khoroshev adlı bir Rus vatandaşı olduğu ve çetenin faaliyetleri kapsamında 100 milyon dolar kazandığı bildirildi.

İngiltere Ulusal Suç Ajansı, “LockBit fidye yazılım grubunun yöneticisi ve geliştiricisi olan Rus vatandaşı Dmitry Khoroshev’e (altta resimde görülen) yönelik yaptırımlar, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) ve Avustralya Dışişleri Bakanlığı ile birlikte FCDO tarafından bugün açıklanıyor” dedi ve ekledi “Anonimlik konusunda başarılı olan ve kimliğini açıklayana 10 milyon dolar ödül teklif eden Khoroshev, nam-ı diğer LockBitSupp, artık bir dizi mal varlığı dondurma ve seyahat yasağına tabi olacak.”

Bugünkü duyurular arasında Khoroshev’e karşı mal varlığının dondurulması ve seyahat yasağı gibi yaptırımlar da yer alıyor.  Europol’den yapılan duyuruda “LockBit’in yöneticisi ve geliştiricisi olan Rus vatandaşı, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) ve Avustralya Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı’nın yanı sıra Birleşik Krallık Dışişleri, Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi tarafından yayınlanan bir dizi varlık dondurma ve seyahat yasağına tabidir” denildi.

Bu yaptırımlar fidye yazılım operasyonlarında büyük aksamalara neden olabilir zira fidye ödemek potansiyel olarak yaptırımları ihlal edebilir ve şirketlere devlet cezaları getirebilir. Geçmişte, benzer fidye ödemelerinin kısmen de olsa azalmasına neden olmuştu.

ABD yönetimi Adalet için Ödüller programının bir parçası olarak LockBitSupp’ın tutuklanmasına ve/veya mahkum edilmesine yol açan bilgiler için 10 milyon dolarlık bir ödül de sunuyor.

Kolluk kuvvetleri ayrıca LockBit altyapısının hacklenmesi ve ele geçirilmesinin, daha önce açıklanandan daha fazla şifre çözme anahtarı elde etmelerini sağladığını duyurdu. Artur Sungatov, Ivan Kondratyev (Bassterlord), Ruslan Magomedovich Astamirov, Mikhail Matveev (Wazawaka) ve Mikhail Vasiliev de dahil olmak üzere beş LockBit üyesi daha ABD hükümeti tarafından suçlandı. Mikhail Vasiliev daha önce tutuklanmış ve dört yıl hapis cezasına çarptırılmıştı, Ruslan Astamirov ise gözaltında yargılanmayı bekliyor.

LockBit’in yükselişi ve düşüşü

LockBit hizmet olarak fidye yazılımı (Raas) operasyonu Eylül 2019’da başlatıldı, önce kendisini ‘ABCD’ olarak adlandırdı ve daha sonra LockBit olarak yeniden markalaştı. Siber suç operasyonu, şifreleyici ve Tor müzakere ve veri sızıntısı sitelerini geliştirdi ve kurumsal ağları hacklemek, veri çalmak ve cihazları şifrelemek için bazı alt saldırı vektörlerini, bağlı kuruluşları veya “reklamcıları” işe aldı.

Bu anlaşmanın bir parçası olarak, LockBit operatörleri herhangi bir fidye ödemesinin yaklaşık %20’sini kazanıyor, geri kalanı ise bağlı kuruluşta kalıyordu. Tüm bu çete şeması ise, online dünyada LockBitSupp olarak bilinen ve şu anda Khoroshev olduğu bilinen, Rusça konuşulan bilgisayar korsanlığı forumlarını sık sık ziyaret eden ve gazeteciler ve araştırmacılarla suç girişimi hakkında konuşmaktan zevk alan, halka açık bir operatör tarafından yürütülmekte.

LockBit kısa sürede en büyük ve en aktif fidye yazılımı operasyonu haline geldi ve Şubat 2024’e kadar çetenin veri sızıntısı sitesi ve 194 bağlı kuruluşu tarafından sürekli yeni kurban akışı duyuruldu. Ancak Şubat ayında fidye yazılımı çetesi, ‘Cronos Operasyonu’ olarak bilinen bir kolluk kuvvetinin LockBit’in veri sızıntısı web sitesine ev sahipliği yapan 34 sunucu, ayna siteler ve ortaklık paneli de dahil olmak üzere altyapısını çökertmesinin ardından büyük bir kesintiye uğradı. Bu eylem aynı zamanda kolluk kuvvetlerinin kurbanlardan çalınan verileri, kripto para adreslerini, şifre çözme anahtarlarını ve çeteyle ilgili bir dizi başka bilgiyi kurtarmasına olanak sağladı.

Verdiği zarar milyar doların üzerinde

Kolluk kuvvetleri başlangıçta Cronos Operasyonu kapsamında 1.000 şifre çözme anahtarı elde edebildiklerini belirtirken, bugünkü duyuru 1.500 şifre çözme anahtarı daha elde edebildiklerini ve LockBit kurbanlarına dosyalarını ücretsiz olarak kurtarmalarında yardımcı olmaya devam ettiklerini ortaya koyuyor.

Ele geçirilen verileri analiz eden İngiltere Ulusal Suç Ajansı, LockBit’in dünya çapında binlerce şirketten 1 milyar dolar gasp etmekten sorumlu olduğunu, Adalet Bakanlığı’nın ise Khoroshev ve bağlı kuruluşlarının 500 milyon doların üzerinde fidye ödemesi gasp ettiğini söylediğini belirtti.

Kolluk kuvvetleri, Haziran 2022 ile Şubat 2024 arasında fidye yazılımı operasyonunun 7.000’den fazla saldırı gerçekleştirdiğini ve en çok etkilenen ilk beş ülkenin ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Çin olduğunu iddia ediyor.

LockBit bugün yeni kurbanları hedef alarak ve yakın zamanda büyük miktarda eski ve yeni veri yayınlayarak faaliyet göstermeye devam ediyor. Ancak NCA, Cronos Operasyonu’nun bağlı kuruluşların kitlesel göçüne yol açtığını ve tehdit aktörlerinin liderliğe olan güvenini kaybetmesi nedeniyle aktif üye sayısının 194’ten 69’a düştüğünü bildirdi.

Meta reklam için yapay zeka kullanacak

Meta’nın yeni üretken yapay zeka özellikleri, reklam oluşturmayı kolaylaştırmayı amaçlıyor. Şirketin yeni reklamveren aracı, tek bir ürün görselinden daha fazlasını elde etmenize yardımcı olabilir. Sosyal medya akışları reklam vermek için ideal bir yerdir ve iyi yürütülen bir kampanya,  işletmelerin önemli ölçüde büyümesine yardımcı olabilir. Ancak bunları oluşturmak çok fazla iş gerektiriyor. Meta’nın yeni üretken yapay zeka (AI)  araçları, mükemmel reklamın seçilmesini kolaylaştırmaya yardımcı olmayı amaçlıyor.

Meta reklam için yenilikçi teknolojilerden faydalanacak

Meta, süreci daha hızlı ve daha verimli hale getirmeyi amaçlayan, işletmelerin yeni reklam içeriği oluşturmasına ve düzenlemesine yardımcı olmak için mevcut tekliflerini temel alan yeni üretken yapay zeka özelliklerini ve yükseltmelerini açıkladı.

Meta, reklamverenler için ilk kez Ekim ayında, kullanıcıların ürün görselleri için arka planları değiştirmesine olanak tanıyan arka plan oluşturma da dahil olmak üzere üretken yapay zeka özelliklerini tanıttı. Yaratıcı varlıkları otomatik olarak farklı en boy oranlarına sığdıran resim genişletme; ve bir reklamverenin orijinal kopyasından birden fazla reklam metni seçeneği oluşturan metin varyasyonları bulunuyor.

Artık şirket yeni resim ve metin oluşturma yetenekleri ekliyor. Öne çıkan özellik, orijinal kreatife dayalı olarak içeriğinizin alternatif yinelemelerini oluşturabilen yeni bir resim varyasyonu diyebiliriz. Özellik şu anda kullanıcılara sunuluyor. Önümüzdeki aylarda, modelin ürettiğini kullanıcının özel vizyonuna daha iyi uyacak şekilde özelleştirebilecek kullanıcı metni istemlerini içerecek şekilde yükseltilecek. Ek olarak kullanıcılar, aşağıda görüldüğü gibi reklamı tamamlamak için düzinelerce yazı tipi yazı tipi arasından seçim yaparak bu görsellerin üzerine metin yerleştirebiliyor. Bu özellikler, halihazırda zor durumda olan pazarlamacıların ve işletme sahiplerinin yeni bir ürünün çekiminde ve tamamen yeni bir kampanyanın yürütülmesinde zamandan ve paradan tasarruf etmesine yardımcı olarak işletmelere büyük değer katma potansiyeline sahip.

Meta’nın yeni özellikleri, işletmelerin hedef kitlelerine ulaşmasını da kolaylaştırabilir; çünkü yeni bir fikri hayata geçirmek için kapsamlı bir proje planlamasına gerek kalmadan bir çekim birçok farklı ilgi alanına uyacak şekilde ayarlanabilir.

Savunma Bakanlığı maaş bordro verileri çalındı!

İngiliz hükümeti siber saldırı olayını doğrularken saldırıya uğrayan sistemin, aktif ve yedek silahlı kuvvetler personelinin yanı sıra yakın zamanda emekli olmuş bazı gazilere ait kişisel verileri içerdiği söyleniyor. İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, Avam Kamarasında yaptığı açıklamada, Savunma Bakanlığının izinsiz girişi “son günlerde” tespit ettiğini söyledi ve bakanlığa ait çekirdek sistem sunucularının siber saldırıdan etkilenmediğini açıkladı.

Yapılan duyurulara göre saldırının öğrenilmesinin hemen ardından İngiltere Savunma Bakanlığı, saldırının yayılmasını önlemek için sistemi izole etti ve tüm ödemelerin işlenmesini durdurdu. Siber saldırı olayının maaşlar, gider ödemeleri ve gazilerin emekli maaşları üzerinde önemli bir etkisi olmadığı bildiriliyor. Shapps, “Tüm Nisan maaşlarının ödendiğini teyit edebilirim” dedi.

İngiltere Savunma Bakanı, bilgisayar korsanlarının Savunma Bakanlığı’nın çekirdek ağından “tamamen ayrı” olan ve “ana askeri İK sistemi” ile hiçbir bağlantısı olmayan bir yüklenici tarafından yönetilen harici bir sistemi hedef aldığını açıkladı. Ele geçirilen sunucularda ağırlıklı olarak isimler ve banka bilgileri yer alıyordu ancak birkaç durumda adresler de mevcuttu. 270,000 maaş bordrosu kaydının açığa çıktığı tahmin ediliyor.

Olayla ilgili olarak yürütülen soruşturma henüz izinsiz girişin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymadı. Ancak Shapps, yüklenici tarafında yetkisiz erişimi kolaylaştırmış olabilecek “potansiyel başarısızlıklara” dair kanıtlar olduğunu belirtti.

Yetkililer, siber saldırı olayını doğrularken bilgisayar korsanının herhangi bir veri çaldığına dair bir belirti olmadığını ileri sürüyorlar. Etkilenen hizmet personeli emir komuta zinciri yoluyla risk hakkında bilgilendirildi. İhlalden etkilenmiş olabilecek gazilere olay ve maruz kalınan veriler hakkında mektupla bildirimde bulunulacak.

Shapps, saldırının arkasında kötü niyetli bir aktörün olduğunun altını çizdi ve bu aşamada “yabancı devlet müdahalesinin” de bir olasılık olduğunu söyledi. Birleşik Krallık net bilgiler vermekten kaçınırken soruşturmanın devam ettiğini vurguluyorlar. Çok sayıda medya kuruluşu siber saldırıdan Çin’in sorumlu olduğuna inanıldığını bildiriyor.

Siber saldırılar son dönemde artış gösterirken özellikle Rusya – Ukrayna savaşıyla birlikte kamu kurumları ve savunma sanayiine yönelik sızma girişimlerinde ciddi bir yükseliş söz konusu. Örneğin 2022’den itibaren Almanya’da iktidardaki Sosyal Demokratlar ile lojistik, savunma, havacılık ve bilişim sektörlerindeki şirketler Rus bilgisayar korsanları tarafından hedef alınıyor. Konu hakkında Almanya hükümeti oldukça sert bir açıklama yayınladı.  

OpenAI, Google’a rakip arama motoru mu geliştiriyor?

OpenAI, teknoloji dünyasında eşi benzeri görülmemiş bir atılım gerçekleştirmek üzere: yapay zekâya (AI) dayalı kendi arama motoru. Sam Altman liderliğindeki şirket, çevrimiçi arama alanında Google gibi devlere kafa tutmaya çalışırken, bu stratejik hamle teknolojik rekabette önemli bir kilometre taşına işaret ediyor.

Güvenilir sızıntılarıyla tanınan Android Authority tarafından sızdırılan bilgilere göre, OpenAI çevrimiçi arama motoru 9 Mayıs’ta piyasaya sürülecek. Hizmetin ‘search.chatgpt.com’ alan adında barındırılması bekleniyor, ancak adres şu anda “bulunamadı” mesajı gösteriyor. Yine de alan adının Secure Sockets Layer (SSL) protokolüne sahip olması, sunucular ve web tarayıcıları arasında güvenli bir bağlantı sunmaya hazırlandığını gösteriyor.

Söz konusu çaba aslında bir süredir devam ediyor. OpenAI arama motorunun kısmen Microsoft ile bir işbirliğini temsil eden Bing tarafından destekleneceği belirtilmekte. Bu stratejik ittifak, OpenAI’nin bir önceki yılın Eylül ayında tanıtılan ve ChatGPT’nin gerçek zamanlı yanıtlar sağlamak için Microsoft arama motoru API’si aracılığıyla web’e erişmesine olanak tanıyan “Bing ile Gözat” uzantısını bir adım öteye taşıyacak.

OpenAI arama motoru ile normal ChatGPT sorguları arasındaki temel fark, sonuçların oluşturulma biçiminde yatıyor. Chatbot’un yanıtları algoritma eğitim verilerine ve web’de bulunan bilgilere dayanırken, arama motoru üçüncü taraf materyallerini daha fazla doğruluk ve bağlamsal alaka ile aramak, analiz etmek ve görüntülemek için AI sistemlerini kullanacak.

OpenAI bu çevrimiçi arama motorunun geliştirildiğini henüz resmi olarak teyit etmemiş olsa da işaretler giderek netleşiyor. Resmi web sitesinin kısa süre önce yeniden tasarlanması ve üst kısmında “Ask ChatGPT anything” (ChatGPT’ye her şeyi sorun) ibaresinin yer aldığı bir arama çubuğunun bulunması, bu olası yeni ürünle ilgili spekülasyonları ve beklentileri artırdı.

Google’a doğrudan bir meydan okuma

OpenAI duyurusu sadece teknolojik bir meydan okumayı değil, aynı zamanda Statista’nın istatistiklerine göre şu anda küresel web arama pazarına %83’lük bir payla hakim olan Google için ticari bir meydan okumayı da temsil ediyor. Zaten OpenAI yönetimi ile çılgın milyarder Elon Musk arasında iplerin gerilmesine de temelde Google sebep olmuştu. Musk, üretken yapay zekâ aracı ile Google’a doğrudan rakip olunması gerektiğini şiddetle savunurken, OpenAI yönetimi ise farklı bir rota çizerek Microsft’un kanatları altına girmeyi tercih etmişti.

Analistler, yapay zekâ alanındaki gelişmelerin Google’ın web arama pazarındaki hakimiyetini önemli ölçüde etkileyebileceğini öngörüyor. Bu durum, son yıllarda Google’a kıyasla Bard, Bing ve ChatGPT gibi motorlara giden trafikte artış olduğunu gösteren verilere de yansıyor. Bu manzara, kullanıcı deneyimini ve teknolojik yeniliği geliştirme konusundaki kararlılığını ortaya koyan OpenAI için umut verici fırsatlar sunuyor.

Yapay Zeka uçağı, ABD hava kuvvetleri bakanını it dalaşına çıkardı!

ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Frank Kendall, yapay zeka (AI) kontrollü bir F-16 savaş uçağıyla nefes kesici bir it dalaşına girerek havacılık tarihinin önemli bir dönüm noktasına imza attı. Bu olay, yapay zekanın modern savaştaki artan rolünü ve hava muharebelerinin geleceğini nasıl etkileyebileceğini gözler önüne seriyor.

Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’nde gerçekleşen bu tarihi it dalaşı, yapay zekanın savaş uçaklarında kullanımıyla ilgili tartışmaları da beraberinde getiriyor. Silah kontrol uzmanları ve insani yardım grupları, otonom silahların insan müdahalesi olmadan bomba atma potansiyelinden endişe duyuyor ve bu nedenle yapay zekanın kullanımına daha fazla kısıtlama getirilmesini talep ediyorlar.Ancak ABD Hava Kuvvetleri, her zaman insan gözetiminin olacağını ve bu sayede etik endişelerin giderileceğini savunuyor.

Vista programı adı verilen bu yapay zeka projesi, daha küçük ve daha ucuz insansız jetlerin hava muharebelerinin geleceğini temsil ettiğine inanılıyor. Bu program, yapay zekanın simülasyonlarda eğitilmesini ve ardından gerçek uçuşlarda test edilmesini içeriyor. Bu sayede yapay zeka sürekli öğreniyor ve yeteneklerini geliştiriyor.

Vista programı şu ana kadar sadece iki düzine uçuş gerçekleştirmiş olsa da, yapay zeka sistemleri inanılmaz bir hızla öğreniyor ve bazı testlerde insan pilotları geride bırakmaya bile başlıyor.

Yapay zekanın hava muharebelerinde giderek daha önemli bir rol oynadığı ve belki de yerlerini alabileceği bir ihtimal var. Bu durum, hem heyecan verici hem de endişe verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Peki yapay zeka savaş uçakları hava muharebelerinde devrim mi yaratacak? Bu sorunun cevabı henüz net değil. Ancak ABD ve Çin gibi ülkelerin bu alandaki yoğun çalışmaları, yapay zekanın gelecekteki savaşlarda önemli bir rol oynayacağına işaret ediyor.

Google, iki faktörlü kimlik doğrulama sürecini kolaylaştırıyor!

Google, iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) kurma sürecini kolaylaştırıyor. 2FA’yı etkinleştirmek için önce telefon numaranızı girmek yerine artık, ayarları yapmak için hesabınıza kimlik doğrulama uygulaması veya donanım güvenlik anahtarı gibi bir “ikinci adım yöntemi” ekleyebilirsiniz.

Bu, daha az güvenli SMS doğrulaması kullanmaktan kaçınmanıza olanak tanıdığından 2FA’yı açmayı daha güvenli hale getirecek. Google Authenticator gibi uygulamalar aracılığıyla zamana dayalı tek kullanımlık şifre kodu girmeyi seçebilir veya donanım güvenlik anahtarı bağlama adımlarını takip edebilirsiniz.

Google, bir güvenlik anahtarını bağlamak için, donanım anahtarına bir FIDO1 kimlik bilgisi kaydetmek veya bir anahtara bir geçiş anahtarı atamak da dahil olmak üzere iki seçenek sunuyor. Bir kuruluşa bağlı bir Workspace hesabınız varsa ve şifre anahtarı kullanmak istiyorsanız kuruluşunuzun ayarlarına bağlı olarak yine de şifreyle oturum açmanız gerekebilir.

Google, değişikliği tüm Workspace kullanıcılarına ve kişisel hesaplara sahip kişilere sunuyor. Google geçen yıl kullanıcıların geçiş anahtarları oluşturmasına izin vermeye başladığından bu yana, şirket 400 milyondan fazla hesabın bunları kullanmaya başladığını gördü.

Yapay zeka gücünü artırılmış MediaTek Dimensity 9300+ tanıtıldı!

Dimensity 9300+, performans ve yapay zeka yeteneklerinde önemli geliştirmeler sunuyor.Özellikle yapay zeka işlemeye ve büyük dil modellerine daha geniş bir destek sunuyor. Google’ın Gemini Nano ve Meta’nın Llama 2 ve 3 gibi önemli dil modellerini destekleyen bu işlemci, MediaTek’in üretken yapay zeka uygulamaları alanında güçlü bir konuma gelmesini sağlıyor.

Yeni çip, üçüncü nesil TSMC 4nm sürecini kullanıyor ve All-Big-Core tasarımına sahip. Arm Cortex-X4 çekirdekleriyle birlikte gelen Dimensity 9300+, yüksek performans ve enerji verimliliği sunuyor.Ayrıca, Arm Immortalis-G720 GPU ile 60 FPS’de ışın izleme deneyimi ve HDR 90FPS gibi yüksek kaliteli oyun deneyimleri sunuyor.

Mediatek‘in Imagiq 990 ISP ve MiraVision 990 gibi gelişmiş görüntü işleme teknolojilerini barındıran Dimensity 9300+, aynı zamanda 5G bağlantısı için de gelişmiş bir çözüm sunuyor.Sub-6GHz ağları ve 7Gbps’ye kadar downlink hızlarını destekleyen 5G R16 modem, hızlı ve güvenilir bir bağlantı sağlıyor.

Vivo X100S, Dimensity 9300+’ı kullanan ilk cihaz olacak. Ayrıca, iQOO Neo9S Pro‘nun da bu işlemciyle donatılması bekleniyor.MediaTek‘in yeni amiral gemisi işlemcisi Dimensity 9300+, mobil teknoloji alanında yeni bir standart belirlemeye aday görünüyor.

Apple’dan yapay zeka sunucu çipine dev adım

Apple, veri merkezlerinde yapay zeka işlemlerini desteklemek üzere kendi özel çipini geliştiriyor. Şirket, bu hamlesiyle Google, Meta, Microsoft ve OpenAI gibi rakiplerine katılabilir. Google, Meta, Microsoft ve OpenAI gibi büyük yapay zeka oyuncuları, veri merkezlerinde kullanılmak üzere kendi özel çipler üzerinde çalışıyor veya bunları zaten kullanıyorlar. Ancak yeni bir rapor, Apple’ın da bu arenada rekabete katılabileceğini öne sürüyor.

Apple’ın içsel olarak “Project ACDC” (Apple Chips in Data Center) adını verdiği veri merkezi projesi kapsamında, yapay zeka için özel çipler geliştiriyor. Şirketin bu projede birkaç yıldır çalıştığı ve resmi duyurusunun Haziran ayındaki WWDC etkinliğinde yapılacağı belirtiliyor. Ayrıca, Apple’ın çip üretimi konusunda TSMC ile çalışacağı ifade ediliyor.

Apple'dan yapay zeka

Güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere göre, Apple’ın iOS 18’in yeni yapay zeka özelliklerine adanmış sunuculara güç sağlamak için M2 Ultra ve M4 çiplerini kullanacağı bildirilmişti. Bu çiplerle donatılmış sunucular, karmaşık veya zorlu hesaplamalar gerektiren yapay zeka işlemlerini destekleyecek.

Apple’ın iOS 18’e entegre edeceği yapay zeka özellikleri, sadece iPhone ve iOS’a değil, diğer Apple işletim sistemlerine de entegre edilecek. Bu özelliklerin bir kısmı cihaz üzerinde yerel olarak çalışırken, bazı karmaşık işlemler için bulut tabanlı sunuculara başvurulacak.

Ancak, Apple analisti Mark Gurman’a göre, Apple bu projeyi iptal etmiş durumda. Gurman’a göre, iptal kararının arkasında maliyet, farklılaşmadan yoksunluk ve cihaz üzeri yapay zeka tercihi gibi nedenler bulunuyor.

TSMC’nin CoWoS teknolojisi: AMD ve Nvidia’ya özel!

apay zeka yarışının kızışmasıyla birlikte, en büyük yarı iletken üreticilerinden biri olan TSMC, gelişmiş paketleme teknolojisi olan CoWoS ve SoIC‘nin tüm kapasitesini 2025 yılına kadar AMD ve Nvidia‘ya tahsis ettiğini duyurdu. Bu karar, yapay zeka alanındaki gelişmeleri hızlandıracak ve her iki şirkete de önemli bir avantaj sağlayacak.

Son yıllarda yapay zekanın artan talepleri, Nvidia ve AMD’nin TSMC’den gelen üretim taleplerini karşılamayı zorlaştırdı. Bu durum, TSMC’nin kapasitesini artırmasına ve gelişmiş paketleme teknolojilerine yatırım yapmasına yol açtı.

CoWoS ve SoIC teknolojileri, geleneksel paketleme yöntemlerine kıyasla önemli avantajlar sunar. Bu teknolojiler, daha yüksek performansdaha iyi güç verimliliği ve daha küçük paket boyutları sağlayarak yapay zeka uygulamaları için idealdir.

Nvidia ve AMD’nin planları:

Nvidia, CoWoS teknolojisini halihazırda Hopper ve Blackwell GPU’larında kullanıyor ve önümüzdeki nesil ürünlerinde de kullanmayı planlıyor. AMD ise CoWoS’u kendi hızlandırıcılarında ve SoIC’i Instinct MI300 yapay zeka hızlandırıcılarında kullanıyor.

TSMC, CoWoS üretimini 2025 yılına kadar üç kat artırmayı ve SoIC üretimini ikiye katlamayı hedefliyor. Bu yatırımlar, yapay zeka teknolojisinin gelişmesine ve daha güçlü ve verimli yapay zeka uygulamalarının geliştirilmesine katkıda bulunacak.

TSMC’nin CoWoS ve SoIC’i AMD ve Nvidia’ya özel hale getirmesi, yapay zeka pazarında önemli bir dönüm noktasıdır. Bu karar, her iki şirkete de önemli bir rekabet avantajı sağlayacak ve yapay zeka teknolojisinin daha hızlı gelişmesine yol açacaktır.

Apple, büyük tedarikçilerini sömürerek mi zengin oluyor?

Teknoloji devi Apple, son raporlara göre büyük tedarikçileri iflasa sürükleyen uygulamalarıyla gündemde. İddialara göre, şirket, büyük tedarikçilerden daha küçük olanlara teknoloji çalıyor ve bu durum yasal bir zeminde gerçekleşiyor.

Yeni bir rapora göre, Apple, büyük tedarikçiler tarafından özel olarak geliştirilen yeni teknoloji veya süreçleri küçük tedarikçilerle paylaşarak onlara destek oluyor. Ancak bu uygulama, büyük tedarikçileri zor duruma sokuyor ve hatta iflas etmelerine neden olabiliyor. Örneğin, GT Advanced Technologies‘in Apple’ın talepleri nedeniyle iflasla karşı karşıya kalması, bu duruma örnek olarak gösteriliyor.

Rapora göre, Apple‘ın sözleşmeleri tedarikçileri hareketsiz bırakıyor ve onlara herhangi bir rücu hakkı tanımıyor. Özellikle, Apple‘ın tipik sözleşmeleri, tedarikçinin üretim sürecinin her adımı üzerinde tam kontrol veya en azından ortak mülkiyet hakkı veriyor. Bu da Apple‘ın bir tedarikçinin geliştirdiği üretim tekniğini başka bir firmaya taşıma hakkını elde etmesine olanak tanıyor.

Raporda ayrıca, Apple‘ın Amerika’daki şirketlerden Çin’deki tedarikçilere bilgi verdiği iddia ediliyor. Örneğin, GT Advanced Technologies adlı bir tedarikçinin Apple ile çalışarak çizilmeye karşı dayanıklı bir ekran malzemesi geliştirdiği ancak Apple‘ın talepleri nedeniyle iflas ettiği belirtiliyor.

Apple‘ın ayrıca, Samsung tarafından üretilen ekranların kalitesini yakalamak için yıllarını harcadığı Çinli ekran üreticisi BOE‘ye yönelik çabaları da iddialar arasında yer alıyor.

Bu iddialar, Apple‘ın tedarik zinciri yönetimi ve iş ilişkileri konularında tartışmalara neden olurken, şirketten henüz resmi bir açıklama gelmedi. Konuyla ilgili gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.

Yapay zeka güçlü bir silaha dönüşüyor!

Google, siber güvenlik alanında devrim niteliğinde bir adım atarak yeni bir hizmetini duyurdu: Google Threat Intelligence. Bu yeni çözüm, Google’ın güçlü yapay zeka teknolojisiyle, tehdit raporlarının daha hızlı, daha derinlemesine ve daha etkili bir şekilde işlenmesini sağlayacak.

Google Threat Intelligence, Google’ın geniş veri havuzundan elde ettiği tehdit içgörülerini, Mandiant’ın uzmanlığını ve VirusTotal’ın küresel topluluğunun içgörülerini bir araya getiriyor. Bu birleşim, kuruluşların mevcut tehdit ortamlarını anlamalarına ve karşılaştıkları güvenlik risklerini daha iyi yönetmelerine yardımcı olacak.

Çözümün temelini oluşturan yapay zeka teknolojisi, büyük veri kümelerini saniyeler içinde analiz edebilme yeteneğiyle dikkat çekiyor. Google’ın Gemini yapay zeka ailesinin en son modeli olan Gemini 1.5 Pro, geniş bir dil modeliyle 1 milyona kadar token desteği sağlayarak analiz süreçlerini hızlandırıyor. Bu sayede, potansiyel saldırıları önceden tespit etmek ve gerekli önlemleri almak mümkün hale geliyor.

Geçmişteki örnekler, Google Threat Intelligence‘ın etkinliğini kanıtlıyor. Örneğin, 2017’de dünya çapında birçok kuruluşu etkileyen WannaCry fidye yazılımı saldırısını analiz etmek için sadece 34 saniye gerektirdiği belirtiliyor. Ayrıca, çözüm potansiyel saldırıları önceden tespit ederek doğal dilde tehdit raporları hazırlıyor ve saldırıların etkileri konusunda uyarılarda bulunuyor.

Ancak, Yapay zeka güçlü tabanlı güvenlik çözümlerinin güvenlik açıklarını da beraberinde getirebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, Google, Mandiant’ın uzmanlarıyla iş birliği yaparak çözümün güvenliğini artırmayı hedefliyor. Bu iş birliği, çözümün siber tehditlere karşı daha sağlam bir savunma mekanizması sunmasını sağlayacak.

Google Threat Intelligence, siber güvenlikte yeni bir dönemi başlatarak kuruluşlara daha etkili ve hızlı bir güvenlik çözümü sunmayı amaçlıyor. Bu çözüm, yapay zeka ve büyük veri analitiği gibi ileri teknolojilerin gücünü kullanarak, kuruluşların dijital varlıklarını daha güvenli bir şekilde korumalarına yardımcı olacak.

Digital Turbine’de yeni atamalar!

0

Kariyerine 2001 yılında Koç Holding’in IT departmanında başlayan Akın Biter, 2003 yılında Milliyet Gazetesi’nde satış müdürü olarak medya sektörüne adım attı. Boğaziçi Üniversitesi’nde ekonomi alanında yüksek lisansını tamamladıktan sonra, 2007 yılında şimdiki adıyla NOW TV’nin (eski adıyla Fox TV) kurucu ekibinde yer aldı. Fox TV’deki 12 yıllık kariyeri boyunca, kanalda yöneticilik yaptı ve Disney’in Fox TV’yi küresel olarak devralmasının ardından 2019 yılında Fox ve Disney için “Ortaklıklar Başkan Yardımcısı” olarak atandı. Biter, Digital Turbine’ın EMEA ve LATAM Kanal Partnerlikleri Direktörü olarak atanmış olup, 36 ülkede satış operasyonlarını yönetecek.

Nur Cephanecigil, kariyerine Citibank’ta Satış Yöneticisi olarak başladıktan sonra Philip Morris’te Ticaret Pazarlama departmanında çeşitli pozisyonlarda görev aldı ve sonunda satıştan sorumlu yöneticilik pozisyonuna yükseldi. 2010 yılında dijital dünyaya adım atan Nur, 5 yılı aşkın bir süre Akbank’ta Dijital Kanallar Pazarlama Müdürü olarak görev yaptı ve Akbank Direkt’in mobil bankacılık uygulamasının başarılı bir şekilde lansmanını yönetti. 2016 yılında Google’da Finans sektöründen sorumlu yönetici olarak çalışmaya başladı ve 2020 yılından itibaren de hızlı tüketimden medya/eğlence sektörlerine kadar çeşitli sektörlerin üst düzey yöneticiliğini üstlendi. Cephanecigil, Digital Turbine’ın Türkiye Satış Direktörü olarak atanmış olup, şirketin başta Türkiye olmak üzere Yunanistan, Gürcistan ve Azerbaycan’daki satış operasyonlarını yönetecek.

Digital Turbine Türkiye Ülke Direktörü Yeşim Öztekin, “Yeni Kanal Partnerlikleri Direktörümüz Akın Biter ve yeni Satış Direktörümüz Nur Cephanecigil’i Türkiye’deki ekibimizde görmekten heyecan duyuyoruz,” dedi. “Bölgesel, operasyonel ve liderlik deneyimleri, şirketimizin büyümesini hızlandırırken partnerlerimizle ve müşterilerimizle olan işbirliklerimizi bir üst noktaya taşımaya yardımcı olacaktır.”