ShiftDelete.Net, teknoloji tutkunlarını bir araya getirecek dev bir etkinliğe imza atıyor: SDN Summit! 27-28 Nisan 2024 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek bu ücretsiz etkinlik, teknoloji dünyasının en yeni ürünlerini, inovatif fikirlerini ve gelecek vizyonlarını sergileyecek.
İki gün boyunca sürecek bu teknoloji şöleninde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, girişimciler, sektör uzmanları ve teknoloji meraklıları bir araya gelecek. Ayrıca her iki gün de SDN Summit canlı yayını ile takip edebilirsiniz.
SDN Summit canlı yayını
SDN Summit’e katılanlar, Türkiye’nin önde gelen teknoloji firmalarının stantlarını ziyaret ederek en son teknolojik ürünleri deneyimleme ve sektördeki son gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bulacaklar. Etkinlik boyunca düzenlenecek panellerde ise alanında uzman isimler teknoloji dünyasının geleceğine ışık tutacak vizyonlarını ve fikirlerini paylaşacaklar. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın da katılacağı paneller, sektörün nabzını tutmak ve geleceğe dair öngörülerde bulunmak için eşsiz bir fırsat sunacak.
Girişimcilik ekosistemine destek olmak amacıyla oluşturulan Girişimcilik Köşesi, kendi fikirlerini hayata geçirmek isteyen girişimciler için önemli bir platform olacak. Burada girişimciler, projelerini yatırımcılara sunma ve sektördeki önemli isimlerle network kurma imkanı yakalayacaklar. SDN Summit, sadece bilgi ve deneyim paylaşımı ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda eğlenceli aktivitelere de ev sahipliği yapacak. Çekilişler, hediyeler ve sürprizlerle dolu etkinlik, katılımcılara unutulmaz bir deneyim yaşatacak.
Etkinliğe katılmak isteyenler, SDN Summit web sitesi üzerinden kolayca kayıt olabilirler. Etkinliğe dair en güncel bilgilere ve sürprizlere ulaşmak için ise SDN Summit’in sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz. Teknolojinin kalbinin atacağı bu büyük buluşmada yerinizi almak için 27-28 Nisan tarihlerini ajandanıza kaydedin. Katılamayanlar ise SDN Summit canlı yayını üzerinden etkinliği takip edebilirler.
Koreli teknoloji devinin batarya şirketi Samsung SDI, Salı günü yaptığı açıklamada, sadece dokuz dakikada yüzde 80 kapasiteye kadar şarj olabilen elektrikli araç bataryalarının yanı sıra 20 yıl boyunca bu seviyede performans gösterebilecek modeller vaat etti. Ultra hızlı şarj olan batarya 2026 yılında üretime girecek. Uzun ömürlü ürün ise 2029 yılında fabrika üretim bantlarından çıkmaya başlayacak.
Samsung SDI bu teknolojiyi bu yılın Mart ayında tanıttı. Bu hafta Seul’de düzenlenen 37. Elektrikli Araç Sempozyumu ve Fuarı’nda (EVS37) ise 2027’de seri üretime başlamayı hedeflediği, litre başına 900 watt-saat yoğunluğa sahip, anot içermeyen tamamen katı hal bataryasını (ASB) sergiliyor. Katı hal bataryaları, daha yüksek enerji yoğunlukları, daha hızlı şarj yetenekleri ve ASB’lerin alev alma olasılığı daha düşük olduğu için üst düzey güvenlikleri nedeniyle lityum-iyondan daha önemli bir adım olarak kabul ediliyor.
Samsung, bir yandan da Li-Ion ile çalışan cihazların ve e-bisikletlerin ev yangınlarına yol açması ve düzenleyicilerin düşük kaliteli ürünlerin riskleri arttırdığından endişe etmesi nedeniyle, batarya kitinin alev alma olasılığını azaltmaya çalışıyor. Koreli teknoloji devinin yaklaşımı, ısıyı ve gazı dışarı atan havalandırma delikleri kullanmak, böylece bataryalarının bir kazaya ya da yangına karışması halinde termal kaçak olasılığını azaltmak.
Samsung yayınladığı açıklamada “Şirketin 46-phi piller [pil çapının bir ölçüsü] gibi yeni ürünlerinin yanı sıra enerji yoğunluğunu artırırken maliyeti düşüren hücreden pakete (CTP) konsepti de fuarın bir parçası” dedi. Firmanın batarya birimi, batarya gelişmelerini “geleceğin küresel elektrikli araç pazarına öncülük edecek” “süper boşluk” teknolojisi olarak lanse etti.
Dünyanın elektrikli araçlara geçişini ilerletmek için batarya performansının iyileştirilmesi şart. Bu nedenle birçok sektör oyuncusu teknolojiyi geliştirmek için çalışıyor. Hatta Samsung, batarya üretimi için gerekli hammaddelere yönelik tedarik zincirini korumak amacıyla bir nikel madeninin bir kısmını da satın aldı.
Şarj süreleri kısalıyor, araç menzili uzuyor ama satış hızı hala yavaş
Japon otomobil üreticisi Toyota’nın Panasonic ile ortak girişimleri de dahil olmak üzere çeşitli batarya girişimleri son dönemde oldukça ses getirdi. Şirket, 2025 yılına kadar 1200 km menzile ve 10 dakikalık şarj süresine sahip katı hal bataryalarını piyasaya sürmeye hazır olduğunu iddia etti. Bu arada, Çin’in en büyük elektrikli araç aküsü üreticisi China’s Contemporary Amperex Technology Co. Limited (CATL) geçtiğimiz Ağustos ayında, sadece on dakikalık şarjın ardından bir araca 400 km mesafe boyunca güç sağlayabilen bir lityum demir fosfat (LFP) batarya geliştirdiğini iddia etti. Tam şarjla bataryanın 700 km menzil sunduğu söyleniyor.
Batarya inovasyonu memnuniyetle karşılanırken, elektrikli araçlara yönelik talep artışı yavaşlıyor. Bu hafta Elon Musk’ın elektrikli araç girişimi Tesla, satışların bir önceki yıla göre yüzde dokuz düştüğünü ve net kârın yüzde 55 azaldığını bildirdi. Şirketin küresel çapta personelinin yüzde 10’undan fazlasını işten çıkarmayı planladığı bildiriliyor.
Ekonomik büyümenin 1970’lerden bu yana en düşük seviyelerde seyrettiği Çin’de de elektrikli araç piyasası hızlı bir çıkış yakalasa da şimdi daha durağan seyrediyor. Şubat ayında Bloomberg, küresel ekonomik sıkıntıların, erken benimseyenler arasındaki doygunluğun ve azalan sübvansiyonların da elektrikli araçların benimsenmesini yavaşlattığını bildirdi
NASA’nın Psyche uzay aracında yer alan Derin Uzay Optik İletişim teknolojisi rekor kırmaya devam ediyor. Asteroit inceleme görevineki uzay aracı veri göndermek için optik iletişime güvenmese de, yeni teknoloji bu görevi yerine getirebileceğini kanıtladı. Psyche’nin radyo frekans vericisiyle arayüz oluşturduktan sonra, lazer iletişim demosu 140 milyon mil (226 milyon kilometre) uzaklıktan, yani Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin 1,5 katı uzaklıktan mühendislik verilerinin bir kopyasını gönderdi.
Bu başarı, uzay araçlarının gelecekte optik iletişimi nasıl kullanabileceğine dair bir fikir vererek, insanlığın bir sonraki dev adımını desteklemek üzere karmaşık bilimsel bilgilerin yanı sıra yüksek çözünürlüklü görüntü ve videoların daha yüksek veri hızında iletişimini mümkün kılıyor. Aynı teknoloji, NASA ve uzay ajanslarının son derece hırslı bir sonraki dev adımı yai Mars’a insan göndermek için önemli bir kilometre taşını temsil ediyor.
NASA’nın Güney Kaliforniya’daki Jet İtki Laboratuvarı’nda projenin operasyon sorumlusu olan Meera Srinivasan, “8 Nisan’daki bir geçiş sırasında yaklaşık 10 dakikalık çoğaltılmış uzay aracı verisini indirmeyi başardık” dedi ve ekledi: “O zamana kadar sadece Psyche’den downlink test ve teşhis verileri gönderiyorduk. Bu, optik iletişimin bir uzay aracının radyo frekansı iletişim sistemiyle nasıl arayüz oluşturabileceğini göstererek proje için önemli bir kilometre taşını temsil ediyor.”
Bu demodaki lazer iletişim teknolojisi, günümüzde derin uzay görevleri tarafından kullanılan son teknoloji radyo frekans sistemlerinden 10 ila 100 kat daha hızlı bir şekilde derin uzaydan veri iletmek üzere tasarlanmıştır. Uzay aracı 13 Ekim 2023’te fırlatıldıktan sonra, asteroid Psyche’yi ziyaret etmek üzere Mars ve Jüpiter arasındaki ana asteroid kuşağına yolculuk ederken sağlıklı ve istikrarlı kalmaya devam ediyor.
Optik iletişim sayesinde beklentileri aşmak
NASA’nın optik iletişim gösterisi, uçuş lazer alıcı-vericisinin yakın kızılötesi aşağı bağlantı lazerinden saniyede 267 megabit (Mbps) maksimum hızda test verisi iletebileceğini gösterdi. Bu pek çok operatörle kıyaslandığında geniş bant internet indirme hızlarıyla karşılaştırılabilir bir veri aktarım hızı.
Bu hıza 11 Aralık 2023’te, deney 15 saniyelik ultra yüksek çözünürlüklü bir videoyu 19 milyon mil (31 milyon kilometre ya da Dünya-Ay mesafesinin yaklaşık 80 katı) uzaklıktan Dünya’ya ışınladığında ulaşıldı. Arizona Eyalet Üniversitesi’nin Psyche’den esinlenen sanat eserlerinin dijital versiyonları da dahil olmak üzere diğer test verileriyle birlikte video, Psyche geçen yıl fırlatılmadan önce uçuş lazer alıcı-vericisine yüklenmişti.
Artık uzay aracı söz konusu mesafenin de yedi kattan fazla uzağında olduğu için, beklendiği gibi veri gönderme ve alma hızı azaldı. 8 Nisan’daki test sırasında uzay aracı test verilerini maksimum 25 Mbps hızında iletti ki bu da hem ülkemizdeki yoğun saatlerdeki geniş bant veri aktarım hızlarını hem de projenin bu mesafede en az 1 Mbps’nin mümkün olduğunu kanıtlama hedefini çok aşıyor.
Proje ekibi ayrıca alıcı-vericiye Psyche tarafından üretilen verileri optik olarak iletmesi için komut verdi. Psyche radyo frekansı kanalı üzerinden NASA’nın Derin Uzay Ağı’na (DSN) veri aktarırken, optik iletişim sistemi aynı anda aynı verilerin bir kısmını Kaliforniya, San Diego’daki Caltech’in Palomar Gözlemevi’ndeki Hale Teleskobu’na iletti. JPL’de proje uçuş operasyonları lideri olan Ken Andrews, “DSN ve Palomar’dan verileri aldıktan sonra, JPL’de optik olarak downlink verileri doğruladık” diyor ve ekliyor: “Kısa bir zaman diliminde küçük miktarda veri indirildi, ancak bunu şu anda yapıyor olmamız tüm beklentilerimizi aştı.”
Kurulduğundan bu yana teknolojisini geliştirirken her zaman insanı odağına alan İsveçli otomobil üreticisi Volvo Cars’ın Türkiye operasyonunda üst düzey yeni bir atama gerçekleşti. Volvo Car Turkey’in Müşteri Deneyimi ve Pazarlama Direktörlüğü görevine Didem Magriso getirildi.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünden 2006 yılında mezun olan Didem Magriso, pazarlama alanında, hızlı tüketim ürünleri başta olmak üzere, uluslararası şirketlerde çeşitli sektörlerde kariyerini geliştirdi. 18 yıllık kariyer yolculuğuna L’Oréal’de Biotherm Ürün Müdürü olarak başlayan Magriso, 2007-2008 yılları arasında Philips, 2009-2012 yılları arasında Hasbro’da ürün ve marka yöneticilikleri yaptı. 2012-2023 yılları arasında Kellogg (yeni adıyla Kellanova) şirketinde 11 yıl boyunca Kellogg’s tahıl gevrekleri ve Pringles markalarını yönetti ve şirketin Türkiye liderlik ekibinde yer aldı.
Son olarak VavaCars’ta Pazarlama Lideri olarak görev yapan Didem Magriso, 15 Nisan 2024 tarihi itibarıyla Volvo Car Turkey’deki yeni görevine başladı.
Web3 oyun ve yapay zekâ şirketlerinin yanı sıra oyuncuların da verilerini kontrol etmelerini ve bunlardan para kazanmalarını sağlayan bir veri katmanı platformu olan Carv, Tribe Capital ve IOSG Ventures liderliğinde 10 milyon dolarlık Seri A turunu tamamladı.
Carv’ın yeni turu, HashKey Capital liderliğinde stratejik bir yatırım almasından yaklaşık beş ay sonra geldi. Firma toplam piyasa değerlemesini ve şimdiye kadar topladığı toplam fon miktarını açıklamadı. Bununla birlikte firma 2022 yılında Temasek’in VC kolu Vertex Ventures tarafından yönetilen bir tohum turunda 4 milyon dolar topladığında yaklaşık 40 milyon dolar değerindeydi.
Carv’ın ilk odak noktası, kullanıcıların verilerini kontrol etmelerine ve bunlardan para kazanmalarına yardımcı olmak için en büyük fırsat olarak gördüğü iki temel sektör olan oyun ve yapay zekâ sektörleri. Kullanıcılar, verilerini Carv’ın kurumsal müşterilerine gizliliklerini koruyacak ve yönetmeliklere uygun bir şekilde sağlamayı seçebilir, böylece şirketler bunları yapay zekâ modellerini eğitmek, pazar araştırması ve daha fazlası için kullanabilir.
Carv’ın kurucu ortağı ve COO’su Victor Yu konuyla ilgili verdiği demeçte, “Kullanıcı verileri muazzam bir ekonomik büyümeyi desteklerken, bireyler milyar dolarlık işletmeler kurmak için bilgilerinden yararlanıldığında yaratılan değeri paylaşmıyor” dedi ve ekledi: “Carv, veri sahipliğini ve para kazanma haklarını kullanıcıların eline vererek kendini farklılaştırıyor. Kullanıcıların verilerinden yararlanılarak elde edilen her türlü gelir, veri yaratıcıları ve kendileriyle geri paylaşılıyor. Ayrıca, web2 ve web3 arasında köprü kuran birleşik bir kullanıcı kimliği standardı (ERC-7231) oluşturduk ve günümüzün silo çözümlerine karşı sorunsuz veri taşınabilirliği sağladık.”
Firma üç çözüm sunuyor: Bunlardan CARV Protocol, web2 kimliklerini web3 tokenlerine bağlayan çapraz zincir bağlantısına sahip modüler bir veri katmanı; bir diğer çözüm olan CARV Play, platformlar arası bir kimlik doğrulama sistemi ve oyun dağıtım platformu; ve CARV’ın yapay zekâ ajanı CARA, web3 cüzdanlarıyla entegre olan ve oyunlar, etkinlikler ve projeler önerebilen kişiselleştirilmiş bir oyun asistanı.
Carv’ın Aralık 2023’ten bu yana kârlı olduğunu ve aylık 1 milyon dolardan fazla yinelenen gelir elde ettiğini belirten Yu, şirketin aydan aya önemli bir büyüme kaydettiğini de sözlerine ekledi.
Çip devi Intel 2024 ilk çeyrek kazanç sonuçlarını açıkladı ve analistlerin üst ve alt satırlardaki beklentilerini aştı. Ancak şirketin 2. çeyrek görünümü Wall Street’in tahminlerinin altında kaldı ve borsadaki hisse senetleri düşüşe geçti. Intel, 2. çeyrek gelirinin 12,5 milyar dolar ile 13,5 milyar dolar arasında olmasını beklediğini söyledi. Analistlerse önümüzdeki çeyrek için 13,63 milyar dolar bekliyorlardı.
Intel, yeni Gaudi 3 yapay zekâ hızlandırıcısı ile rakipleri Nvidia ve AMD’ye meydan okuyarak yapay zekâ pazar payını büyütmek isterken, yapay zekâ bilgisayar serisiyle tüketici ve kurumsal müşterileri cezbedebileceğini umuyor. Finansal rapor açıklayan şirket, 12,72 milyar dolar gelir ve 0,18 dolar hisse başına düzeltilmiş kâr (EPS) bildirdi. Wall Street 0,13 $ EPS ve 12,71 milyar $ gelir bekliyordu. Dolayısıyla firma, tüm analist beklentilerini geride bırakmayı başardı. Ayrıca çip devi geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla da önemli bir adım atmış oldu zira firma geçtiğimiz yıl 11,7 milyar dolar gelirle 0,04 dolar hisse başına zarar bildirmişti.
Intel CEO’su Pat Gelsinger yaptığı açıklamada, “Önceliklerimizle birlikte istikrarlı bir ilerleme kaydediyoruz ve sağlam bir çeyrek geçirdik” dedi ve ekledi: “Müşteri, uç ve veri merkezi portföylerimizdeki güçlü inovasyon, Intel Ürünlerinde çift haneli gelir artışı sağladı. Intel Foundry’yi büyütürken önümüzdeki yıl işlemci pazarında liderliği yeniden kazanma yolundayız. Yapay zekâ çözümlerimizi hızlandırırken ve dinamik bir pazarda uygulamaya, operasyonel disipline ve hissedar değeri yaratmaya yönelik aralıksız odağımızı sürdürürken, yıl boyunca sıralı büyümeyi sürdürme planlarımıza güveniyoruz.”
Intel, kendi çiplerinin tasarımcısı ve üreticisinden üçüncü taraf müşteriler için çip üreticisine dönüşmenin tam ortasında. Şirket şu ana kadar aralarında kendi özel çiplerini geliştiren Microsoft’un da bulunduğu altı müşterisi olduğunu açıkladı.
İlk çeyrek, Intel’in yeni kurumsal yapısı altında kazançlarını ilk kez raporladığı döneme işaret ediyor. Şirket artık Intel Products segmenti altında Client Computing Group, Data Center and AI ve Network and Edge bölümlerinden elde ettiği gelirleri raporluyor. Altera, Mobileye ve diğerleri artık Diğer Tüm Segmentler altında raporlanırken, Intel’in Foundry işi Intel Foundry altında raporlanıyor. Ancak çip devi yeniden yapılanmayı duyururken, döküm işinin geçen yıl 7 milyar dolar kaybettiğini de açıklamıştı.
Bu çeyrekte Intel, İstemci Bilgi İşlem Grubunun güçlü performansı sayesinde Intel Ürünleri gelirlerini bir önceki yıla göre %17 artırarak 11,9 milyar $’a yükseltti. Bu segment, PC pazarındaki toparlanma sayesinde %31 artışla 7,5 milyar dolar gelir elde etti.
Intel Foundry tarafı yani dökümhane gelirleri ise yıllık %10 düşüşle 4,4 milyar dolar olurken, Diğer Tüm gelirler yıllık %46 düşüşle 775 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dökümhane modeline geçiş Intel’i dünyanın en büyük çip üreticisi TSMC (TSM) ile doğrudan rekabete sokuyor.
Çip devi yeni Core Ultra işlemcileriyle PC pazarındaki yapay zekâ çılgınlığından faydalanmak istiyor. Yerleşik sinir işleme birimlerine (NPU) sahip olan çipler, yapay zekâ modellerini bulut yerine dizüstü bilgisayarınızda çalıştırmak üzere tasarlandı. Buradaki fikir, web’e bağlanmak ya da verilerinizi paylaşmak zorunda kalmadan yapay zekâ uygulamalarından yararlanabilmeniz.
Intel’in PC alanındaki baş rakibi AMD de kendi AI PC çiplerini sunarken, Nvidia çiplerini çalıştıran dizüstü bilgisayarların da AI PC olarak kabul edildiğini söylüyor. Çarşamba günü Qualcomm, daha önce duyurduğu Snapdragon X Elite ile birlikte Snapdragon X Plus çipini tanıttı. Qualcomm (QCOM), yongalarının performans ve pil ömrü açısından bazı Intel Core Ultra ve AMD yongalarını geride bırakabileceğini iddia ediyor. Şirketin yeni işlemcileri bu yıl içinde satışa sunulacak. Dolayısıyla rekabet hayli kızışacak gibi görünmekte.
2024 ilk çeyrek finansal raporunu açıklayan IBM CEO’su Arvind Krishna yatırımcılara yönelik konuşmasında işletmelerin birden fazla buluta, şirket içi ortamlara ve uygulamalara yayılan karmaşık teknoloji varlıklarıyla mücadele etmekte zorlandığını söyledi. Hashi’nin altyapı yönetimi tekliflerini IBM’in mevcut Red Hat portföyüne eklemenin müşteriler için kazanç sağlayacağı öngörülüyor.
Krishna Hashi alımının IBM’in müşterilerin üretken yapay zekâ uygulamaları eklemesine de yardımcı olabileceği anlamına geleceğini sözlerine ekledi. Krishna ayrıca Hashi’nin güvenlik tekliflerinin yeterince takdir edilmediğini, bu nedenle satın alınan şirketin Red Hat’in bir parçası olmak yerine IBM’in yazılım işinde yer alacağını düşünüyor.
IBM CFO’su Jim Kavanaugh ise “Red Hat’in Ansible Automation Platform’unun yapılandırma yönetimi ve Terraform’un otomasyonu, hibrit bulut ortamlarında uygulamaların sağlanmasını ve yapılandırılmasını basitleştirecek” diyerek IBM’in Hashi’nin ürünlerini nasıl kullanmayı planladığına dair biraz ayrıntı verdi. Kavanaugh, Hashi gelirlerinin yüzde 70’inin ABD’den geldiğini ve Forbes Global 2000’in sadece yüzde 20’sinin kullanıcı olduğunu ve şirketin müşterilerinin yüzde 75’inin yıllık 100.000 dolardan fazla yinelenen gelir elde ettiğini belirtti. IBM’in küresel erişimi ve birçok dev işletmedeki varlığı firma için büyüme fırsatlarının açık olduğu anlamına geliyor.
IBM’in bu fırsatlara ihtiyacı var çünkü son kazanç duyurusunda “orta tek haneli modeliyle tutarlı sabit para birimi gelir büyümesi” öngördü. Ancak 2024 yılının ilk çeyreğinde gelir 14,5 milyar dolar olarak gerçekleşti ve sabit para biriminde sadece %3 arttı. Yazılım geliri sabit para biriminde %6 artarken, danışmanlık geliri sadece iki puan arttı ve altyapı geliri sabit kaldı.IBM’in 2024 ilk çeyreğindeki net geliri ise 1,6 milyar dolar ile 2023 yılının aynı dönemine kıyasla 670 milyon dolar artış gösterdi.
IBM yazılım portföyünü genişletmek istiyor
Görüşmenin soru-cevap bölümünde analistler Krishna’ya IBM’in yazılım portföyünün neden rakipleri kadar hızlı büyümediğini sordular. CEO, IBM’in dört yıldır yazılım gelirlerini artırdığını ve bunun devam etmemesi için hiçbir neden olmadığını söyledi. Yazılım devi CEO’su ayrıca bu büyümenin olası kaynaklarından birinin Red Hat’e yapılan yatırım olduğunu, çünkü Broadcom’un VMware’i satın almasının kullanıcıların dikkatini önümüzdeki 20 ya da 30 yıl boyunca uygulamaları barındırmak ve oluşturmak için kullanacakları platform seçeneklerine odakladığını söyledi. Krishna, Red Hat’in mevcut portföyü ve Hashi arasında IBM’in iyi bir konumda olduğunu düşünüyor.
Ancak Krishna, alıcıların üretken yapay zekâya yönelik ilk heveslerinin yerini daha tutarlı ve akılcı yaklaşımlara bırakmasıyla birlikte, yatırım getirisi anlamında hızla azaldığını da sözlerine ekliyor. “C-Suite’e verdiğim tavsiye, çok sayıda küçük yapay zekâ deneyi yapmamalarıdır” diyen Krishna, bunun yerine “büyük bir çalışan veya müşteri dilimini etkileyecek şekilde ölçeklendirilebilecek ve gelir veya üretkenlik etkisi yaratabilecek kullanım durumlarını seçmelerini” tavsiye etti. CEO, bu tür projelerin yatırım getirisi üretme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtti.
IBM CEO’su şirkette devam eden işten çıkarma furyası hakkında ise herhangi bir yorumda bulunmadı.
Dünyanın en büyük teknoloji şirketi olan Microsoft önemli bir güvenlik sorunuyla mücadele ediyor.
Geçtiğimiz birkaç yılda bir dizi yüksek profilli güvenlik olayı Microsoft’u sarstı ve Siber Güvenlik İnceleme Kurulu’nun yakın zamanda yayınladığı sert bir raporda “Microsoft’un güvenlik kültürünün yetersiz olduğu ve elden geçirilmesi gerektiği” sonucuna varıldı. Microsoft’ta saldırıların şirkete olan güveni ciddi şekilde zedeleyebileceği yönünde endişeler var.
Kaynaklar, Microsoft’un mühendislik ve güvenlik ekiplerinin, SolarWinds olayının arkasında yer alan aynı Rus devleti destekli bilgisayar korsanlarının yeni saldırılarına yanıt vermek için çabaladığını söylüyor. Nobelium veya Midnight Blizzard olarak bilinen bilgisayar korsanlığı grubu, geçen yıl Microsoft’un üst düzey liderlik ekibinin bazı üyelerinin e-posta hesaplarını gözetlemeyi ve hatta yakın zamanda kaynak kodunu çalmayı başardı.
Devam eden saldırılar, Microsoft içindeki birçok kişiyi korkuttu ve bilgisayar korsanları çaldıkları bilgileri inceleyip daha fazla zayıf nokta bulmaya çalışırken ekipler Microsoft’un savunmasını iyileştirmeye ve daha fazla ihlali önlemeye çalışıyor. Güvenlik her zaman bir kedi-fare oyunudur, ancak bilgisayar korsanları iletişimlerinizi gözetlediğinde bu daha da zorlaşır.
Ancak bunlar uzun bir güvenlik ihlalleri serisinin yalnızca sonuncusu. Çin hükümetinin bilgisayar korsanları, 2021’in başlarında sıfır gün saldırılarıyla Microsoft Exchange sunucularını hedef alarak e-posta hesaplarına erişmelerine ve işletmelerin barındırdığı sunuculara kötü amaçlı yazılım yüklemelerine olanak tanıdı. Geçen yıl Çinli bilgisayar korsanları, Microsoft Cloud’daki bir istismar sayesinde ABD hükümetinin e-postalarını ihlal etti. Olay, bilgisayar korsanlarının 22 kuruluşun çevrimiçi e-posta gelen kutularına erişmesine olanak tanıdı ve ulusal güvenlik üzerinde çalışan ABD hükümet çalışanları da dahil olmak üzere 500’den fazla kişiyi etkiledi.
AB Siber Güvenlik İnceleme Kurulu tarafından “güvenlik açıkları bir dizisi” olarak tanımlanan geçen yılki ABD hükümeti e-posta saldırısı, kurulun ifadesine göre “önlenemezdi”. Ayrıca, bir dizi kararın içeride Microsoft’ta “kurumsal güvenlik yatırımlarını ve sıkı risk yönetimini önceliksizleştiren bir kurumsal kültüre” katkıda bulunduğunu buldu. Microsoft hala anahtarın nasıl çalındığı konusunda yüzde 100 emin değil, bu anahtar Çinli hacker’ların belgeler oluşturmasına ve son derece hassas e-posta kutularına erişmesine olanak tanıdı.
Microsoft’un bu saldırılara verdiği ana yanıt, yazılım ve hizmetlerini tasarlama, oluşturma, test etme ve çalıştırma biçimini yeniden gözden geçiren yeni Güvenli Gelecek Girişimi (SFI) oldu. Kasım ayında, Rus e-posta casusluğunun ortaya çıkmasından önce tanıtılan SFI, Microsoft’un Güvenlik Geliştirme Yaşam Döngüsü’nü (SDL) 2004’te başlatmasından bu yana Microsoft’un güvenlik çabalarında yaptığı en büyük değişiklik olmalı. SDL’nin kendisi, çöken yıkıcı Blaster solucanına bir yanıttı.
Kamuoyunda bu yeni Güvenli Gelecek Girişimi’nden çok az şey gördük, ancak perde arkasında Microsoft, müşterilerin güvenini kaybetme konusunda büyük endişe duyuyor. Kaynaklara göre, bu ayın başlarında düzenlenen bir şirket içi liderlik konferansında hem Microsoft CEO’su Satya Nadella hem de başkan Brad Smith, güvenliğe her şeyden önce öncelik verilmesi gerektiği hakkında konuştu. Microsoft’un en üst kademelerindeki korku, bu güvenlik sorunları nedeniyle güvenin erozyona uğraması ve bunun sonucunda müşterilerinin güvenini geri kazanmak zorunda kalmasıdır.
Microsoft’taki mühendislik liderlerinin artık yeni özelliklerden veya ürünleri daha hızlı göndermektense güvenliğe öncelik verdikleri anlaşılıyor. Bu, Siber Güvenlik İnceleme Kurulu’nun Microsoft’un “önemli güvenlik iyileştirmeleri yapılana kadar şirketin bulut altyapısı ve ürün paketindeki özellik geliştirmelerine öncelik vermemesi” gerektiğini söylemesinden birkaç hafta sonra geldi.
Söylenene göre, hem yapay zeka hem de güvenlik artık Microsoft’un en büyük iki odak noktası; özellikle de şirketin yapay zeka teknolojilerini hızlı bir şekilde kullanıma sunması, daha da fazla potansiyel güvenlik sorununa yol açıyor. Microsoft’un giderek daha fazla müşterisi buluta geçip yapay zekayı benimsedikçe güvenlik ihtiyacı da artıyor. Microsoft, bu bulut geçişinin bir sonucu olarak 20 milyar dolarlık bir güvenlik işi kurdu, ancak bu büyük ölçüde mevcut aboneliklere ek olarak güvenlik satışına dayanıyor.
Uzun süredir Microsoft muhabiri olan Mary Jo Foley, bu hafta başında Microsoft’a “güvenliği birinci sınıf bir teklif olarak satmayı bırakması” çağrısında bulundu. Foley, belirli güvenlik araçlarının yalnızca Microsoft 365 aboneliklerine eklenti olarak kullanılabildiğini ve bazı müşterilerin daha önce olayları tespit etmelerine olanak tanıyan anahtar günlük bilgilerini göremediklerini vurguluyor.
Bu, Beyaz Saray’ın eski kıdemli siber politika direktörü AJ Grotto’nun da tekrarladığı bir görüş. Grotto yakın zamanda verdiği bir röportajda şunları söyledi: “Birkaç yıl önceki SolarWinds bölümüne geri dönerseniz… (Microsoft) aslında günlük tutma yeteneğini federal kurumlara daha fazla satıyordu.” dedi. “Sonuç olarak, kurumların SolarWinds ihlaline maruz kaldıklarını tespit etmeleri gerçekten zor oldu.”
Microsoft, günlük tutma bilgileriyle ilgili şikayetlere, günlüklerin kullanılabilir olduğu süreyi geçen yıl 90 günden 180 güne çıkararak yanıt verdi; ancak kuruluşların, Microsoft’un güvenlik ve uyumluluk özelliklerinin çoğunu istiyorlarsa hâlâ daha pahalı Microsoft 365 E5 aboneliklerini seçmeleri gerekiyor.
Microsoft yakın zamanda Rus bilgisayar korsanlarının kaynak kodunu çaldığını açıklamak zorunda kalsa da, günler sonra şirket, Güvenlik için Copilot‘unu kullandıkça öde fiyatlandırmasıyla satmaya başlayacağını duyurdu. Üretken yapay zeka sohbet robotu, siber güvenlik profesyonellerinin tehditlere karşı korunmalarına yardımcı olmak amacıyla tasarlandı, ancak işletmelerin Microsoft’un güvenliğe özel yapay zeka modelini kullanmak istemeleri durumunda saatlik kullanım başına 4 dolar ödemeleri gerekecek.
Bu ek satış ve kuruluşların Microsoft yazılımına olan büyük güveni yasa koyucuların da gözünden kaçmadı. ABD hükümeti Microsoft’un yazılımına büyük ölçüde güveniyor ve e-posta ihlalleri bu ilişkiye daha da fazla odaklanılmasına neden oldu. Senatör Ron Wyden (D-OR), Wired’a yaptığı açıklamada, “ABD hükümetinin Microsoft’a bağımlılığı ABD ulusal güvenliğine ciddi bir tehdit oluşturuyor.” diyor. Wyden yıllardır Microsoft’un siber güvenlik çabalarını eleştiriyor ve geçen yıl ABD hükümetinin e-posta ihlali sonrasında federal hükümet soruşturması yapılması çağrısında bulunuyordu.
Microsoft’un güvenlik uygulamalarına yönelik artan eleştirilere önümüzdeki aylarda nasıl yanıt vereceği açıklanacak. Siber Güvenlik İnceleme Kurulu Microsoft’un güvenlik kültürünün bozulduğunu düşünse de Microsoft aynı fikirde değil. Microsoft’un federal güvenlik işinden sorumlu baş teknoloji sorumlusu Steve Faehl, yaptığı açıklamada “Bu tanımlamaya kesinlikle katılmıyoruz.” diyor. “Gerçi mükemmel olmadığımız ve yapacak işlerimiz olduğu konusunda hemfikiriz.”
Grotto, bir röportajında Microsoft’un davranışının ancak mecbur kalırsa değişeceğini savundu. “Bu inceleme, başka bir yere bakmak isteyebilecek müşterileri arasında değişen davranışlar yaratmadıkça, Microsoft’un değişime yönelik teşvikleri olması gerektiği kadar güçlü olmayacaktır.”
Dışişleri Bakanlığı yakında casus yazılım geliştirilmesine karıştığını söylediği kişilere vize kısıtlamaları uygulayacak. Pazartesi günü yayınlanan bir basın açıklamasında bakanlık, “ticari casus yazılımların geliştirilmesinde ve satışında yer alan veya bu işin içinde olanların yakın aile üyeleri olan” 13 kişinin ABD’ye girişini yasaklamak için adımlar attığını söyledi.
Bakanlığın açıklamasında “Bu kişiler, gazetecileri, akademisyenleri, insan hakları savunucularını, muhalif olan veya olmayan eleştirmenleri ve ABD Hükümeti personelini hedef alan bu teknolojinin kötüye kullanılmasını kolaylaştırdı veya bundan mali kazanç elde etti.” denildi.
Yaklaşan vize kısıtlamaları, Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından Şubat ayında uygulanan bir politikanın sonucu ve Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası‘nın 212 (a)(3)(C) Bölümü kapsamında yayınlandı. Onlara vize verilmesinin “Amerika Birleşik Devletleri açısından potansiyel olarak ciddi olumsuz dış politika sonuçları doğuracağı” belirtiliyor.
Infosecurity Magazine’ye göre, bu, ticari casus yazılım şirketlerine karşı daha geniş bir mücadelenin bir parçası olarak kabul ediliyor. Mart ayında, Hazine Bakanlığı, Predator casus yazılımın arkasındaki şirketin kurucusu Tal Dilian’a yaptırımlar uyguladı. Yaptırımlar ayrıca Dilian’ın şirketi Intellexa Consortium’u, Intellexa iş yöneticisi Sara Aleksandra Fayssal Hamou’yu ve şirketle ilişkili beş diğer varlığı hedef aldı.
Uluslararası Af Örgütü’nün Ekim 2023 tarihli bir raporuna göre Intellexa’nın Predator casus yazılımı gazetecileri, insan hakları çalışanlarını ve hatta iki Kongre üyesini hedef almak için kullanıldı. Yaptırımlar ABD vatandaşlarının ve işletmelerinin Dilian, Intellexa veya listelenen herhangi bir kuruluşla iş yapmasını yasaklıyor.
Dışişleri Bakanlığı açıklamasında vize kısıtlamasıyla karşılaşacak 13 kişinin ismi yer almıyor.
Mobil pazarlamacılar yalnızca cihaz düzeyindeki son dokunuş ilişkilendirme verilerine güvenmekten uzaklaşırken, sektör de yeni nesil ölçüm yöntemlerinin stratejik bir kombinasyonunu entegre etmeye yöneliyor. Bunların arasında muhtemelen incrementality “artımlılık” kavramını duymuşsunuzdur. Önde gelen pazarlamacılar arasında hızla tercih edilen bir metodoloji haline geliyor ve yaygınlaşıyor.
Bunun nedeni, pazarlamacılara, belirli bir pazarlama çabasının sonucu olarak kurulumlarda veya etkinliklerde tam olarak neler olduğu konusunda bilgi vermesi.
“Belirli bir eylemi yapmasaydın ne olurdu?” sorusunu yanıtlıyor
Kampanyanız yükleme sayınızı gerçekten artırıyor mu? Ne kadar? Bir platformda olayın sonucunu kaldırıyor, diğerinde ise ona zarar veriyor mu? Gerçekten belirli bir kampanyayla organik yüklemeleri yok mu ediyorsunuz? Kampanya olmasaydı aynı sonuçları görebilir miydiniz?
İşte tam da bu noktada, Incrementality “artımlılık” ölçümü size bu yanıtları ve daha fazlasını veriyor.
Pazarlama alanında başarılı olmak ve önde kalabilmek için çağdaş pazarlamacıların, geleneksel ilişkilendirme yöntemlerinin incrementality “artımlılık” ve medya karması modelleme (MMM) gibi daha yeni ölçüm yöntemleriyle birleşimini keşfetmesi gerekiyor.
Bunu yaparak hem kısa vadeli getirileri hem de uzun vadeli sürdürülebilirliği optimize edebilir, böylece yatırımlarını en üst düzeye çıkarabilirler.
Incrementality “artımlılık” anlamak
Pazarlamada incrementality “artımlılık”, yalnızca markalaşmanın etkisinin ötesinde, pazarlama çabalarına doğrudan atfedilebilen büyümeyi ifade ediyor. Daha geniş markalama ve pazarlama stratejilerinin yanı sıra belirli bir taktiğin bir kampanyayı nasıl olumlu yönde etkilediğini analiz ediyor.
Mobil pazarlama ortamı yalnızca cihaz düzeyindeki son dokunuş ilişkilendirme verilerine dayanmaktan uzaklaştıkça, yeni nesil ölçüm tekniklerinin stratejik bir karışımının entegre edilmesine doğru bir değişim yaşanıyor. Bunlar arasında, incrementality “artımlılık” çok önemli bir kavram olarak ortaya çıktı ve pazarlama eylemlerinin etkisine dair kesin bilgiler sağlama yeteneği nedeniyle önde gelen pazarlamacılar arasında önemli bir ilgi kazandı.
Bir kampanyanın yarattığı gerçek artış, organik kurulumların potansiyel olarak yok edilmesi ve pazarlama çabalarının genel etkinliği gibi soruları ele alıyor.
Performans pazarlamasında Incrementality “artımlılık”’ın önemi
Gelişen ve değişen iş dünyasında rekabet her geçen gün daha da kaygan bir zeminde yaşanıyor. Pandeminin iş dünyasındaki en önemli etkilerinden biri, pazarlama bütçelerine çok daha dikkatli bakılması gerekliliği oldu.
Aslında bunun iyi bir şey olduğunu söyleyebiliriz, şöyle ki, pazarlama çalışmalarınızın, harcanan paranın karşılığını vermesi gerekiyor her zaman için kural budur. Bu konunun detaylı olarak incelenmesi, başarının kapısını aralıyor. Özellikle şirketlerin finansal açıdan iyi performans göstermediği dönemlerde bu çaba büyük yarar sağlıyor.
Incrementality “artımlılık”, ücretli pazarlama çabalarının KPI’lar üzerindeki gerçek etkisini anlamada önemli bir belirleyici olarak hizmet ediyor ve kaynak tahsisi, bütçeleme ve kanal seçiminde yardımcı oluyor. Ve tüm bunlara odaklanmak, dönüşüme odaklanmayı ifade ediyor.
Incrementality’i ölçmek neden önemlidir?
Incrementalitynin ölçülmesi, doğru veriye dayalı karar verme süreci için hayati önem taşıyor ve pazarlamacıların şunları yapmasına olanak tanyor:
Doğru Veriler Elde Etmek: Pazarlamacılar, her bir pazarlama kanalının, taktiğinin veya kampanyanın etkisini hassas bir şekilde ölçerek bunların etkinliğine ilişkin içgörüler elde edebilir ve stratejilerini buna göre optimize edebilirler.
En Etkili Taktikleri Belirlemek: Incrementality “artımlılık” ölçümü, en yüksek etkiyi sağlayan taktiklerin belirlenmesine yardımcı olarak gelecekteki kampanyaları başarıya doğru yönlendirir.
Reklam Harcamalarını Optimize Etmek: Incrementality “artımlılık”ı anlamak, pazarlamacıların kaynakları en etkili faaliyetlere tahsis etmesine olanak tanır ve böylece yatırım getirisini ve gelir artışını en üst düzeye çıkarır.
Hedeflemeyi İyileştirmek: En yüksek artışı sağlayan segmentleri belirleyerek, kampanya verimliliğini artırarak ve israfı azaltarak hedefleme stratejilerinin hassaslaştırılmasına yardımcı olur.
Müşteri Yaşam Boyu Değerini Arttırmak : Pazarlamacılar, müşteriyi elde tutma oranında artan artış sağlayan faaliyetlere odaklanarak müşterinin yaşam boyu değerini artırabilir ve uzun vadeli gelir artışını sağlayabilir.
Veriye Dayalı Kararlar Almak: Incrementality “artımlılık” pazarlama stratejilerini bilgilendiren eyleme dönüştürülebilir bilgiler sağlar ve pazarlamacıların, faaliyetlerinin gerçek etkisine dayalı olarak bilinçli kararlar almalarına olanak tanır.
Tüm bunlara ek olarak, reklam ölçümünde son yıllarda en çok konuşulan Incrementality “artımlılık” ölçümü, pazarlamacıların modern pazarlama ekosisteminin karmaşıklıklarında yol alma konusundaki acil ihtiyacını ele alıyor.
Başak Zerman, Adjust Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Satış Direktörü
Ekonomik durgunluk tehlikesinin yaşandığı ve pazarlama bütçesindeki büyümenin durağanlaştığı bir dönemde, pazarlamacıların medya yatırımlarının etkisine ilişkin net bir resme sahip olmaları her zamankinden daha kritik hale geldi.
Modern pazarlama ekosistemi oldukça karmaşık ve her platform benzersiz. Tek bir kanal için yatırım getirisini (ROI) hesaplamak zor. Birçok pazarlamacı için birden fazla kanal ve taktik üzerinden ölçüm yapmak imkansız görünüyor.
Reklam platformları ve ilişkilendirme satıcıları tarafından kullanılan geleneksel medya ölçümü yöntemleri hiçbir zaman mükemmel çözümler olmadı, veri sınırlamaları ve kullanıcı düzeyinde izleme üzerindeki artan kısıtlamalar artık onları ciddi doğruluk sorunlarıyla karşı karşıya bırakıyor.
Modası geçmiş yöntemleri kullanmaya devam eden markalar için günümüz şartlarında rekabet zorlu hale geliyor. Bütçelerinin boşa harcanması ve fırsatların kaçırılması riski her zamankinden çok daha önemli ve düşünülmesi gereken ciddi bir konu.
404 Media tarafından bildirildiği üzere, piyasadaki birçok akıllı TV’ye önceden yüklenmiş olan Android TV işletim sistemi, fiziksel erişimi olan kişilerin Gmail’e ve sahibinin hesabıyla ilişkili diğer hizmetlere erişmesine olanak tanıyabilir.
Android TV, yalnızca Android olduğundan, sahibinin Google hesabı girişini kalıcı bir giriş olarak ele alır ve Play Store’dan izin verilen uygulamalara otomatik olarak giriş yapmasına olanak tanır. Chrome’un Google tarafından Android TV’ye yüklenmesine izin verilmiyor, ancak YouTuber Cameron Gray’in gösterdiği üzere Chrome’un yüklenmesini sağlayacak, Gmail, Drive ve diğer hizmetlere kolay erişim sağlayan bir geçici çözüm var.
Videoda Gray, Play Store’da bulunan üçüncü taraf bir Android TV web tarayıcısı olan “TV Bro”yu indiriyor. Tarayıcıyı kullanan Gray, çevrimiçi bir arşivden Chrome tarayıcısı için bir APK buluyor ve sorunsuz bir şekilde yüklüyor; ancak uygulama, TV uzaktan kumandalarını desteklemiyor, bu nedenle bu noktada bir klavye ve fare kullanılması gerekiyor. Ancak Chrome açıldıktan sonra geriye kalan tek şey gmail.com’a gitmek ve içeri girmek.
404 Media’nın bildirdiği üzere, video Senatör Ron Wyden’ın ofisi tarafından Google ile paylaşıldı ve şirket onlara bunun bir güvenlik sorunu değil, beklenen bir davranış olduğunu söyledi. Ancak baskının artmasının ardından Google şimdi bu boşluğu düzeltme sözü verdi.
Bir Google sözcüsü 404 Media’ya “Yazılımın son sürümlerini çalıştıran Google TV cihazlarının çoğu bu tasvir edilen davranışa zaten izin vermiyor.” dedi. “Diğer cihazlar için bir düzeltme yayınlama sürecindeyiz.”
Ayrıca Google, kullanıcılara yazılımı güncel tutmalarını da hatırlatıyor.
Kendi ortamlarında gizliliklerinin risk altında olabileceğini düşünen kullanıcılar, Android TV cihazlarına giriş yapmak için farklı bir Google hesabı kullanmayı düşünebilir. Ayrı hesap bir “aile” hesabı olarak belirlenebilir ve TV’nin YouTube TV’ye ve diğer hizmetlere erişmeye devam edebilmesi için Google Aile üyesi olarak eklenebilir. Ayrıca izleme geçmişinizin sevdikleriniz tarafından rahatsız edilmeyeceği konusunda içiniz rahat olsun.
Ülkeler iktisadi güçlerini üretim ve istihdam oluşturabilme kabiliyetleriyle sağlarken, küçük ve orta ölçekli işletmeler yani KOBİ’ler bu ekonomik modelin en önemli parçalarını oluşturuyorlar. Her türlü ürünü imal edebilme kapasitesine sahip bu kuruluşlar, ülkenin can damarı konumunda yer alıyorlar. Türkiye’de 2 milyonu aşkın mikro ölçekli, 208 bin küçük ölçekli ve 34 bin adet de orta ölçekli KOBİ bulunuyor ve 20 milyon kişilik istihdamla çalışma hayatının yüzde 70’ine hükmediyorlar. Bir başka deyişle, KOBİ’ler ne kadar güçlü olursa ekonomi de o oranda büyüyor ve kuvvet kazanıyor.
İnternet satışında rekabet büyük
Günümüzde dünyada 25 milyona yaklaşan internet satış sitesi bulunuyor. Çoğu KOBİ’lere ait bu siteler üzerinden imal edilen ürünler B2B ve B2C pazarlarına gönderiliyor. Aynı zamanda KOBİ’ler Amazon, e-Bay, Etsy, Joom, Walmart gibi 50’yi aşkın uluslararası pazaryerinde kendi sanal dükkanlarını açarak ürünlerini uluslararası pazarlara ihraç ediyor. Sadece 2023 yılında e-ihracat hacmi 7 trilyon dolar olarak kaydedildi, rakamın her geçen yıl katlayarak büyümesi planlanıyor.
Pazarlama dijital alana kaydı
Bunun yanında KOBİ’ler de tıpkı büyük sanayi kuruluşları gibi teknolojinin odağında olduğu üretim modelleriyle niş ürünleri üretme yoluna gidiyor. Bilgisayarlı 3D modelleme yapan yazıcılar ile birçok yedek parçayı ve aksamı üreten KOBİ’ler, IoT ile makineleri birbiriyle konuşturuyor ve bu alanda kendi aralarında önemli bir rekabeti sürdürüyor. Öte yandan yeni pazarlar için 5.2 milyar kişinin bulunduğu Facebook, X Platformu (Twitter), Instagram, YouTube’da sayfa açmaktan, dijital reklama kadar birçok alanda da artan bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyorlar.
Yapay zekâ KOBİ’lerin tezgahında
Bunun yanında üretimden istihdama, pazarlamadan inovasyona kadar her alanda yapay zekâ kullanımı KOBİ dünyasında ağırlığını artırıyor. Yapay zekalı muhasebe programlarından yapay zekanın yer aldığı tasarım faaliyetlerine kadar KOBİ’ler artan bir hızla dijitalleşme yolunda rekabetten kaynaklanan adımlar atıyor. KOBİ’lerin tüm bu dijital faaliyetleri yürütebilmesinin temelinde ise ekonomide maliyet-fayda dengesini sağlayan internet hizmeti bulunuyor. Konunun daha derininde yani görünmeyen ama en can alıcı kısmında ise bulut tabanlı ağ altyapısı teknolojileri bulunuyor. Saydığımız tüm bu faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi, artık kendi ülkesinin yanında tüm dünya ile rekabet etmesi için KOBİ’lerin bulut tabanlı ağ altyapısında önemli adımlar atması; bu alanda yatırımlarını yoğunlaştırması gerekiyor.
Yatırımı erken yapan rekabette öne geçiyor
Bulut tabanlı ağ altyapıları teknolojilerinin önemli markası Zyxel tam bu noktada KOBİ’lere hem üretim hem satış hem pazarlama faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve ürettikleri verileri saklamaları için önemli hizmetler sunuyor. Yapay zekâ, Endüstri 4.0, IoT, WiFi6E- WiFi7 ve 5G ile dünyada trilyonlarca dolarlık hacme sahip internet rekabeti yaşandığını kaydeden Zyxel Networks Türkiye Ülke Müdürü Ömer Faruk Erünsal, 2024 yılı hedeflerinin Türkiye’deki KOBİ’lerin dijital dönüşümlerinde başrolde olmak ve birlikte büyümek olduğunu söyledi. Yakın gelecekte KOBİ’lerin ürünlerinin pazarlamasını ve satışını yaparken Sanal Gerçeklik VR ve Artırılmış Gerçeklik AR teknolojilerinden çok daha fazla yararlanacağını kaydeden Erünsal, “Sanal gerçeklik gözlüğünü takan Brezilya’daki müşteri Gaziantep’teki fıstıklı baklavanın tadını 2030’da devreye girecek 6G teknolojisi sayesinde alabilecek; Avusturalya’daki bir başkası Edirne’deki üreticinin halısına dokunarak pamuksu yapıyı hissederek siparişini verecek. Gelecek tamamen internette yaşanacak ve bulut tabanlı ağ altyapısı güçlü olan markalar rekabette bir adım öne çıkabilecek” dedi.
Her zaman KOBİ’lerimizin yanındayız
Zyxel’in KOBİ’lere, turizm gruplarına, hastanelere, üniversitelere, Ar-Ge merkezlerine yüksek kaliteli internet ve siber güvenlik için bulut tabanlı ağ altyapısı hizmetleri sunduğunu kaydeden Ömer Faruk Ersünsal, “Nebula bulut platformumuz ve son teknoloji Wireless, WiFi6 ve WiFi7 uyumlu ağ altyapı teknolojileri, güvenlik ve switch ürünlerimizle tatilin, alışverişin, eğitimin, ödemenin, üretimin her anında ihtiyaç duyulan yüksek kaliteli internetin ve onun bileşenlerinin sağlanabilmesi için çalışmalarımızı ara vermeden sürdürüyoruz. Türkiye’deki KOBİ sistemini çok önemsiyoruz. Ülke ekonomisinin yüzde 42’sini tek başına sırtlanan KOBİ’lerimizin dijitalleşme yolculuklarında onların bulut tabanlı ağ altyapıları ile yanlarında olarak desteklerimizi her geçen gün daha fazla artırmak için çalışıyoruz. Bugüne kadar iş birliği yaptığımız tüm KOBİ’lerimizden de çok olumlu geri dönüşler almanın gururunu yaşıyoruz. Ekiplerimiz sadece KOBİ’lerin talep ettikleri ağ altyapılarını kurmakla kalmıyor, onların ihtiyaç olduğunu düşünmediği çözümleri de yerinde tespit ederek ortaya koyuyor. Teknik sorunlarda 7/24 KOBİ’lerin yanında olarak, vakit nakittir ilkesini benimsemiş KOBİ’lerimizin işlerini aksatmadan yürütmeleri için tüm gücümüzle yanlarında oluyoruz. Bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Ülkem İçin Yapay Zekâ Derneği (AI4TR) tarafından 19-20 Nisan tarihlerinde Ankara’da düzenlenen 1. Türkiye Yapay Zekâ Forumu, yerel ve uluslararası uzmanları bir araya getirerek Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki geleceğine ışık tuttu. Forum, sektör liderleri, akademisyenler, genç yetenekler ve politika yapıcıları bir araya getirerek yapay zekâ teknolojilerinin sorumlu bir şekilde geliştirilmesi ve uygulanması üzerine kritik diyaloglar geliştirdi. Forumun ana teması, “Ülkemizin yapay zekâ alanında uluslararası gelişmeleri yakalaması ve sürdürülebilir bir rekabet oluşturması” üzerine idi.
1. Türkiye Yapay Zekâ Forumu’nu Ulusal Yapay Zekâ Stratejisinin Oluşturulması ve Uygulanmasında Öncü Kamu Kurumları, Araştırma Merkezleri, STK’lar ve Endüstri Destekliyor. Forum, yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji Genel Müdürlüğü üst düzey yöneticilerinin, kurumlarının yapay zekâ alanında Ulusal Yapay Zekâ Stratejine uygun etkin çalışmalarına dair özet bilgileri içeren açılış konuşmaları ile başladı. Ayrıca, bu kurumlar kurumsal desteklerinin yanı sıra foruma çeşitli uzmanlar göndererek panellere ve yapılan çalıştaya önemli katkılar sundular. Destekleyenler arasında ülkemizin en köklü sivil toplum örgütü Türkiye Bilişim Derneği ve Türkiye’nin değişik yerlerinden gelen öğretim üyeleri ve birçok özel sektör temsilcileri de yer almaktaydı.
Türkiye’de ilk kez, sadece yapay zekâ değil, ülkemizin yapay zekâ ekosisteminin nasıl gelişmesi gerektiği tartışıldı, somut çıktılara bağlandı, raporlandı ve uygulamaya yönelik öneriler ile politikalar yakın ölçüm ve izlemeye alındı.
Dernek Başkanı Doç. Dr. İbrahim Kuşçu’nun açılış konuşmasıyla başlayan forum, “Yapay Zekânın Gelişimini Karşılamak İçin Eğitim Politikaları” ve “Yapay Zekâ için Siber Güvenlik” gibi temel konuların yanı sıra yapay zekâ stratejisi değerlendirmesi, hukuki düzenlemeler ve regülasyonlar, akıllı sağlık uygulamaları, biyoloji ve yapay zekâ, sürdürülebilir tarımsal uygulamalar, endüstri ve inovatif uygulamalar, yapay zekâ ile yaratıcı performanslar, yapay zekânın Türkiye’deki geleceği gibi başlıklarda 13 farklı oturum ile devam etti. Özellikle, Santa Fe Enstitüsü’nden Prof. Melanie Mitchell’ın “The AI Divide” başlıklı oturumu, katılımcılardan büyük ilgi gördü. Mitchell, yapay zekâ teknolojilerinin etik ve adil bir şekilde geliştirilmesinin küresel önemini vurgulayarak, teknolojinin toplumsal etkileri üzerine düşündürücü içgörüler sundu.
Sektör Profesyonelleri “YZ Rekabetçiliğimiz Çalıştayı”nda Bir Araya Geldi Forumun ikinci günü, Yapay Zekâ Öneri ve Politikalar Çalıştayı ile devam etti. ‘Ülkemiz yapay zekâ alanında sürdürülebilir uluslararası rekabet üstünlüğünü nasıl sağlar?’ sorusuna çözümler üretmek için bir araya gelen sektör profesyonelleri; etik, hukuk, sağlık, tarım, altyapı, insan kaynakları ve eğitim gibi çeşitli konularda Türkiye’nin yapay zekâ stratejilerini tartıştı ve çeşitli çözüm önerileri geliştirdi. Dernek Başkanı Doç. Dr. İbrahim Kuşçu, bu çalıştayın amacının somut çıktılar yaratmak ve bunların izlenebilirliğini sağlamak olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Kuşçu, forum sonuçlarının Türkiye’nin teknoloji politikaları üzerinde etkisi olacağını belirterek, “Katılımcıların ortaya koyduğu fikirlerin sektörel yenilikleri hızlandırmasını ve uluslararası rekabette Türkiye’yi güçlendirmesini hedeflediklerini” ifade etti.
Ulusal ve Uluslararası Yapay Zekâ İzleme Komitesi Kuruldu
1.Türkiye Yapay Zekâ Forumu, Yapay Zekâ İzleme Komitesi’nin kurulduğunun duyurulmasıyla tamamlandı. Komite, 30’dan fazla genç gönüllü tarafından yönetilecek ve geliştirilen politika ve çözüm önerilerinin uygulamalarını izleyecek. Ayrıca, komite bir bilgi merkezi işlevi görerek, dünya genelindeki yapay zekâ gelişmelerini takip etmekten de sorumlu olacak. Doç. Dr. İbrahim Kuşçu, bu önemli adım hakkında şunları söyledi: “Komitemizin gençlerimiz tarafından yönetilmesi, onlara duyduğumuz güvenin bir göstergesidir. Gençlerimizin enerjisi ve yenilikçi düşünceleri, ülkemizin yapay zekâ alanında uluslararası düzeyde öne çıkmasını sağlayacak. Bu yeni yapılanma, somut sonuçlar üretme ve bu sonuçların takibini sağlama kapasitemizi önemli ölçüde artıracaktır. Bu girişim, forumun sadece fikir alışverişinde bulunulan bir platform olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki ilerlemesine somut katkılarda bulunan yapısal değişiklikleri hayata geçirdiğini göstermektedir.”
Komitenin ortaya çıkaracağı değerlendirme raporunun ise kamuoyu ile paylaşılacağı ve izlemeye alındığı belirtildi.
Forum Ülkemizin Kalkınmasına ve Geleceğine Kritik Fayda Yaratan Somut Çıktılar Üretiyor ve Yapay Zekâ Teknolojilerinin İnsanlarımızın Geleceğini Olumlu Etkilemesi İçin Çaba Harcıyor Forumun çıktıları arasında ülkemizin yapay zekâ ile kalkınması ve uluslararası rekabeti yakalaması hakkındaki 2 ayrı raporun yanı sıra oluşturulan Yapay Zekâ İzleme Komitesi ülkemizde ve dünyada yapay zekâ gelişimlerini hassas radarı altına alıyor ve etkilerini ölçümlüyor.
12 Aralık: Faydalı Yapay Zekâlar Günü ve 1. Türkiye Yapay Zekâ Ödülleri Yapay zekânın gezegenimizi ve insanlığı çok yakından etkileyeceği bilinen bir gerçek. Bu nedenle Forumda Dünya İnsan Hakları haftasında 12 Aralık gününün “Faydalı Yapay Zekâ Günü” olarak dünyaca kabul edilmesi çalışmalarına ve ülkemizde yine AI4TR – Ülkem İçin Yapay Zekâ Derneği tarafından ilk kez düzenlenecek olan 1. Türkiye Yapay Zekâ Ödülleri’nin aynı günlerde düzenlenmesine karar verildi.
Perşembe günü yayınlanan bir gönderide Instagram başkanı Adam Mosseri, yeni Gizli Kelimeler özelliğinin Threads bünyesinde hem “Takip Edilenler” hem de “Sizin İçin” yayınlarınızın yanı sıra arama sonuçları, profiller ve gönderilerinize verilen yanıtlar için de geçerli olacağını duyurdu.
Threads’in filtrelediği içerik üzerinde daha geniş bir ağ oluşturmak istiyorsanız, uygulamanın ayarlarındaki seçeneği değiştirerek gizlemek için belirli kelimeler, ifadeler veya emojiler ekleyebilirsiniz.
Meta, Gizli Kelimeler’i istediğiniz zaman açıp kapatabileceğinizi belirtiyor. Instagram, bu özelliği DM’leri kapsayacak şekilde genişletmeden önce 2016 yılında kullanıcıların yorumlarından küfürlü kelimeleri filtrelemesine izin vermeye başlamıştı.
Ayrıca Threads, gönderiniz ile olan etkileşimlerde bildirimleri sessize alma özelliğini de test ediyor. Meta tarafından paylaşılan görselde de görüldüğü gibi bildirimleri açmak veya kapatmak için bir gönderinin sağ üst köşesindeki zil butonuna basabilirsiniz. Platform ayrıca gönderilerinizden kimlerin alıntı yapabileceğini seçmenize olanak tanıyan bir özelliği de deniyor. Ayrıca birisinin gönderinizden alıntı yapmasını istemiyorsanız, kendinizden alıntıyı kaldırabilirsiniz.
X’te, benzer şekilde hassas içeriği filtrelemenin yanı sıra platformdaki belirli kelimeleri veya cümleleri sessize almayı da seçebilirsiniz. Ayrıca gönderilerinize kimlerin yanıt verebileceğini sınırlamanın yollarını da sunuyor.
Bu yeni özellikler, Threads’in bazı mevcut kontrollerinin üzerine inşa edildi; bu kontroller, bir konuya kimlerin yanıt verebileceğini ve ayrıca başlıklarında, yanıtlarında veya biyografisinde sizden kimlerin bahsedebileceğini seçmenize olanak tanıyor.
Platform ayrıca, gönderilerinizi otomatik olarak arşivlemenize ve eski içeriği profilinizden gizlemenize olanak tanıyan yeni bir özelliği de test ediyor.
Tüm dünyada artan karbon salınımına bağlı olarak küresel ısınmanın etkileri her gün daha fazla yaşanırken, yenilenebilir enerji sistemlerine ve karbon ayak izini azaltan projelere yatırım yapmak firmaların önceliği haline geliyor. Japonya merkezli Joint Crediting Mechanism (JCM); üretimde, sanayide, hastane, otel ve enerji santralleri gibi yüksek ve kesintisiz enerji ihtiyacı duyulan alanlarda karbon salınımını azaltan enerji projelerine hibe desteği vererek küresel ısınmanın etkilerini en aza indirmek için çalışıyor.
Kuruluş; bu amaçla 2013 yılından itibaren 30 ülkede Japonya merkezli firmaların üstlendiği Power EPC, kojenerasyon ve trijenerasyon ile yenilenebilir enerji sistemi projeleri için gerekli kriterlerin sağlanması durumunda, kapsamda değerlendirilemeyen inşai işler gibi kısımlar hariç toplam yatırım bedelinin yüzde 30’u ile yüzde 50’si tutarında hibe desteği sağlayabiliyor. Hibe edilen kaynak miktarı ise proje başına 14 milyon dolar’a ulaşabiliyor. Bu kapsamda JCM, Türkiye ile Japonya arasında diplomatik ilişkilerinin başlangıcının 100. yıldönümü olan 2024 yılında hibe ve krediler için Türkiye’deki olası projeleri de değerlendirebilmek adına görüşmelerine devam ediyor.
Türkiye hükümeti ile JCM yönetimi; Türkiye’de ve yurt dışında yerli firmaların gerçekleştireceği enerji projelerine hibe sağlanması adına görüşmelerini tamamlamasının ardından, anlaşma gerçekleştiği takdirde Türk şirketleri, daha karbon salınımı yapan enerji sistemi yatırımlarında önemli bir maddi desteğe ulaşabilecek.
Proje sunmak için Türkiye’nin üyeliğini bekliyor
1912 yılında kurulan Japon üretim devi Yanmar’ın ülkemizde 2016 yılından beri faaliyette bulunan tam iştiraki Yanmar Turkey, karbon salınımını azaltan enerji sistemleri projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Yanmar Turkey, bugüne kadar İstanbul Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Kütahya Şehir Hastanesi başta olmak üzere birçok projede çevreci ve karbon ayak izinin azaltılmasına yardımcı olan power EPC enerji sistemlerini hayata geçirdi. Yanmar Turkey, JCM’in hibe olanağı sağladığı ülkeler listesine Türkiye’nin de eklenmesi durumunda Türk şirketleriyle birlikte daha büyük enerji projelere imza atmaya hazırlanıyor.
Ortalamada 5 MW ve üzeri güce sahip sistemler tercih ediliyor
JCM’in faaliyetleri hakkında bilgi veren Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin, “JCM’in karbon ayak izini azaltan enerji projelerini desteklemesi sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor” dedi. Orta Asya ve Kuzey Afrika’da Yanmar Turkey’nin üstlendiği bazı enerji projeleri için JCM’e hibe ve kredi başvurusu yapıldığı ve bazıları için de başvuru hazırlık sürecinin sürdüğünü kaydeden Keskin, “Japon kuruluş JCM şu ana kadar 233 projeye gerekli şartları yerine getirdiği için çeşitli miktarlarda hibe desteği sağladı. Böylece daha az karbon salınımı yapan enerji sistemleri devreye alınmış oldu. JCM, Yanmar Turkey’in başarıyla devreye aldığı kojenerasyon, trijenerasyon gibi yüksek verimliliğe sahip olan ve göreceli olarak yatırım miktarı muadil enerji yatırımlarına göre düşük olan maliyet verimli projeleri daha yüksek oranla destekleyebiliyor. Özellikle daha az yatırımla karbon ayak izini azaltan, genel olarak bakıldığında 5MW ve üzeri güce sahip projelerin başvuru oranı daha yüksek seyrediyor” dedi.
Yanmar Turkey rekabetçi tekliflerle öne çıkıyor
JCM hibe başvurusunun odak noktalarına da değinen Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin “JCM’e başvuru süreçleri yılın belli dönemlerinde birkaç kez yapılabiliyor ve sonrasında yaklaşık 2-3 ay süren değerlendirme sonunda tamamlanıyor. Yanmar Turkey olarak, bu tür karbon salınımını azaltan enerji projelerinde, öncelikle talebi teknik açıdan çok iyi anlayıp sonrasında rekabetçi bir şekilde teklifimizi sunuyoruz. Ardından yatırım kararı alan müşterilerimizle görüşmelerimize devam ediyor, sonrasında ise JCM kapsamında en iyi çözümleri ortaya koyarak enerji projelerimizi hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Spotify, Avrupa Birliği’ndeki kullanıcılar için Apple’ın ödeme sistemi dışında yapılan abonelikler için ne kadar ödeyeceklerine ilişkin uygulama içi fiyatlandırma bilgilerinin yer aldığı iOS uygulamasının yeni bir sürümünü sundu ancak Apple bunu bir kez daha engelledi.
Spotify, Apple’ın bir yetki talep etmeyeceği ve harici bağlantılardan yapılan satın alımlardan aldığı komisyonu Apple’a ödemeyeceği için talebi reddettiğini söyledi. Bu yılın başında alınan AB kararının bir parçası olarak, Apple’ın müzik akışı uygulamalarının harici satın alma bağlantıları içermesine izin vermesi gerekiyor. Ancak Apple’ın güncellenen kuralları, uygulama geliştiricilerin Müzik Yayını Hizmetleri Yetkisini kullanması gerekeceğini ve bu satın alımlardan hâlâ komisyon alacağını söylüyor.
Apple sözcüsü Hannah Smith, Apple’dan Spotify’a gönderilen mesajı şöyle aktardı: “Bu yetki, uygulamanız harici bir bağlantı içermese bile gereklidir (veya harici bir bağlantı sunmanızı da gerektirmez). Ancak siz Müzik Akışı Hizmetleri Yetkisi’nin (EEA) şartlarını kabul edip incelemeye yeniden gönderdikten sonra 8.9.33 sürümünü onaylayacağız.”
Uygulamanın en son sürümü Spotify’ın web sitesindeki abonelik planlarına doğrudan bir bağlantı içermiyor; bunun, şirketin Apple’ın App Store aracılığıyla yapılan aboneliklerde aldığı yüzde 30’luk kesintiyi aşmasına olanak sağlayacağı umuluyordu. Bunun yerine AB kullanıcıları, daha ucuz abonelik planları satın almak için Spotify’ın web sitesini bir web tarayıcısı aracılığıyla manuel olarak ziyaret etmeye yönlendirilecek.
Uygulamanın web sitesi bağlantıları içeren önceki bir sürümü geçen ay Spotify tarafından sunuldu. Spotify’a göre Apple güncellemeyi onaylamadı ve başvuruyu “ne kabul etti ne de yanıt verdi”. Şirket, onay almaya çalıştığı en son sürümün, Apple’a 1,84 milyar Euro ceza veren Avrupa Komisyonu kararında belirtildiği gibi “minimum” fiyatlandırma ve web sitesi bilgilerini içerdiğini söyledi.
Spotify sözcüsü Jeanne Moran bir ropörtajda şunları söyledi: “Apple, Apple’a yeni bir vergi ödemediğimiz sürece müşterilerimizle fiyatlarımız hakkında iletişim kurmaya çalıştığımız için güncellememizi reddederek Avrupa Komisyonu’nun kararına bir kez daha karşı çıktı.”
“Tüketicilere ve geliştiricilere olan saygısızlıkları, yalnızca yasayı küçümsemeleriyle eşleşiyor.”
Apple, konumunu kötüye kullanıyor!
AB’nin kararı, müzik hizmetlerinin iOS platformu dışında daha ucuz abonelik fırsatları sunmasını engelleyen App Store kurallarına ilişkin dört yıllık bir soruşturmanın ardından geldi. Spotify’ın 2019’da yüzde 30 oranındaki “Apple Vergisi”ne ilişkin olarak gündeme getirdiği antitröst şikayetinin teşvik ettiği bu soruşturma, Apple’ın geliştiricilerin müşterilerine daha ucuz alternatif hizmetler hakkında bilgi vermesini engelleyerek “piyasadaki hakim konumunu kötüye kullandığını” ortaya çıkardı.
Karar, Apple’ın müzik akışı geliştiricilerinin kendi kullanıcılarıyla özgürce iletişim kurmasına izin vermesi gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca Apple’ın, AB’deki müşterilerin güncel fiyat bilgilerini görebilmesi için Spotify’ın en son uygulama gönderimini onaylaması gerekecek. Spotify’ın halkla ilişkilerden sorumlu başkanı Dustee Jenkins, “Tüketicilerin gerçek, olumlu faydaları görebilmesi için Komisyon’un kararını uygulama zamanı geçti.” dedi.
Bu arada, AB’nin Dijital Pazarlar Yasası (DMA), Apple’ı App Store’da üçüncü taraf uygulama pazarları ve geliştiriciler için alternatif ücretler getiren değişiklikler yapmaya zorladı. Apple’ın uyumluluğu “kötü niyetli” olarak tanımlandı. Spotify, Apple’ın isteğe bağlı DMA değişikliklerini benimsemeyeceğini söylüyor.
AB’nin antitröst davası yukarıda belirtilen DMA düzenlemelerinden ayrı ancak Apple, 2 milyar dolarlık para cezasına itiraz edeceğini söyleyerek her iki karara da sert tepki gösterdi.
Avrupa Komisyonu, Epic CEO’su ve uzun süredir Apple eleştirmeni Tim Sweeney’nin şirketin DMA uyumluluk planlarını “saçma sapan” olarak adlandırmasının ardından Apple’ın Epic Games’in geliştirici lisansını iptal etme kararını geri almasına müdahale etmek zorunda kaldı.
Kuveyt Türk’ün teknoloji odaklı ve inovatif girişimleri desteklemek amacıyla kurduğu Lonca Girişimcilik Merkezi, son dönemle birlikte desteklediği startup sayısını 90’ın üzerine çıkardı. Girişimciler, yüzlerce başvuru arasından seçilerek kapsamlı bir programa katıldılar ve iş fikirlerini ticarileştirme konusunda önemli adımlar attılar.
Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü ve Lonca Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Okan Acar ile Lonca Girişimcilik Merkezi’ni ve girişimlerin destek bulmak için neler yapabileceğini değerlendirdik:
Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü ve Lonca Girişimcilik Merkezi Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Okan Acar ile Lonca Girişimcilik Merkezi’ni, son dönemde desteklenen girişimleri ve girişimlerin yatırım ve destek bulmak için neler yapabileceğini değerlendirdik. @LoncaGirisim… pic.twitter.com/wpqu01ceV2
Yenilikçi ve teknoloji odaklı girişimlerin büyüme potansiyellerini gerçekleştirmeleri ve ticari başarılarını daha da ileriye taşımaları için gerekli kaynaklara ve mentorlüğe erişim sağlayan Lonca Girişimcilik Merkezi’nin dokuzuncu dönemi 25 Nisan 2024 Perşembe günü gerçekleşen demoday etkinliğiyle tamamlandı. Etkinlikte, Kuveyt Türk ve Lonca yönetimi, iştirak şirketlerinin yöneticileri, yatırım grupları, mentorlar ve melek yatırım ağlarının temsilcileri, girişimcilerle bir araya geldi. Katılımcılar, mezun girişimcilerin başarı hikâyelerini dinleyip iş birliği ve yatırım fırsatlarını değerlendirme şansı buldular.
25 girişim toplam 5 milyon doları aşkın yatırım aldı
Demoday etkinliğinde konuşan Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü ve Lonca Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Okan Acar, mezun olan girişimlerin elde ettiği başarıları özetledi. Acar, 25 mezun girişimin toplamda 5 milyon doları aşkın yatırım aldığını paylaştı. Ayrıca 10. Dönem Lonca Programı’nda hibe miktarını 300 bin TL’ye yükselteceklerini ve girişimcilere daha fazla yatırım fırsatı sunarak desteklerini genişleteceklerini belirtti. Acar, konuşmasında Lonca Girişimcilik Merkezi’nin girişimcilere sunduğu desteği artırmaya yönelik planlarını da açıkladı. “Önümüzdeki dönemde bu rakamları ve sunduğumuz destekleri daha da artırmayı hedefliyoruz. Lonca olarak, girişimlerin büyümesine katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi.
Lonca Girişimcilik Merkezi, teknolojik ve yenilikçi girişimlerin büyüme potansiyelini artırmak ve ticari başarıya ulaşmalarını sağlamak için mentorluk, finansal destek ve kaynak erişimi gibi çeşitli destekler sunuyor. Programa katılan girişimler, ileri seviyedeki projeleri ve ticari potansiyelleri ile dikkat çekiyor. Lonca, fikir aşamasının ötesine geçmiş ve iş modeli olgunlaşmış girişimlere odaklanarak, sektördeki yenilikçiliği ve sürdürülebilir büyümeyi teşvik ediyor.
Girişimcilere 125 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği
Lonca Girişimcilik Merkezi, 9. dönem programında girişimcileri desteklemek için çeşitli kaynaklar ve fırsatlar sundu. Girişimciler, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılma, bulut hizmetlerinden faydalanma, deneyimli mentorlarla çalışma, danışmanlık alma ve pazarlama desteği gibi birçok avantajdan yararlandılar. Ayrıca, açık ofis imkânı ve geniş tanıtım desteği de programa dahil edildi.
Lonca, program süresince her bir girişimciye 125 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği sağlayarak, startup’ların büyüme ve gelişme süreçlerine önemli bir destek verdi. Bu hibe desteği, girişimcilerin projelerini daha hızlı bir şekilde hayata geçirmelerine yardımcı oldu.
Mezun olan girişimler, Kuveyt Türk Portföy’ün yönettiği Lonca Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na başvuru önceliği de kazandı. Bu ayrıcalık, mezun startup’ların yatırım alma şansını artırarak, işlerini büyütmeleri için ek bir fırsat sundu.
Lonca Girişimcilik Merkezi‘nin 9. dönem kuluçka programını başarıyla tamamlayan 8 startup ve faaliyet alanları:
Fenxify: İhracat yapan veya ihracata başlamak isteyen KOBİ’lere operasyonel ve finansal analiz sağlayan ve yapay zekâ destekli SaaS platformuyla firma için özel tedarik zinciri model önerileri sunarak sürdürülebilir ticaret yapmayı kolaylaştıran bir girişimdir.
Preptest: Sınavlara hazırlanan öğrencilere yapay zekâ desteğiyle kişiselleştirilmiş çalışma planları, deneme sınavları ve akıllı asistan hizmetleri sunan bir sınav hazırlık platformudur. TOLC, Bocconi, TIL, IMAT ve SAT gibi uluslararası sınavlara odaklanan bir edutech girişimidir.
Jobtogo: Freelancer’lara iş imkânı ve dijital iş yönetimi araçları sunan bir platformdur. Şirketlere de freelancer bulma, işgücü yönetimi, sözleşme ve fatura gibi çözümler sağlayarak, modern iş teknolojileri ve insan kaynakları ihtiyaçlarına yönelik hizmetler sunar.
Econtech: Karşı taraf risklerini minimum maliyet ve çaba ile değerlendirmek için kapsamlı bir üçüncü taraf skorlama ve analiz yazılımı geliştiren bir girişimdir. Bu yazılım, kullanıcıların ticari riskleri daha iyi yönetmelerine yardımcı olur.
GGlease: Makine ve teçhizat yatırımı yapmak isteyen işletmeleri, makine satıcılarını ve finansal kiralama tekliflerini bir araya getiren B2B pazaryeri platformudur. İşletmelere uygun maliyetli finansal kiralama çözümleri sağlar.
Visight: Yapay zekâ tabanlı ve KVKK uyumlu biyometrik kimlik doğrulama sistemi sunarak kimlik doğrulama işlemlerini otomatik ve güvenilir hale getiren bir girişimdir.
Linqiapp: Oyunlaştırılmış görevlerle sosyalleşerek İngilizce becerilerini geliştiren ve 7/24 konuşma pratiği ile dil öğrenmeyi teşvik eden bir mobil uygulamadır. Uygulama, kullanıcıların belirlediği hedeflerle dil becerilerini geliştirir.Tech2Bio: Arıcılıkta ciddi kayıplara neden olan arı hastalıklarını ve zararlıları erken tespit etmek için teknoloji çözümleri sunan ve arıcılık operasyonlarının optimizasyonunu hedefleyen bir girişimdir.
Gravitics sözleşmesi, Kuvvet’in fırlatma, uydu yük entegrasyonu ve hatta uydu operasyonları gibi uzay yeteneklerini daha önce duyulmamış zaman çizelgelerinde özel sektörden tedarik etmeye yönelik daha büyük bir hamlesinin bir parçası.
Girişime taktiksel olarak duyarlı alan veya TacRS adı veriliyor ve şimdiden rekor kıran görevlerle sonuçlandı: Firefly Aerospace’in Alpha roketi, geçen yıl TacRS sözleşmesi kapsamında Uzay Kuvvetleri’nden fırlatma bildirimini aldıktan sadece 27 saat sonra pad’den ayrıldı.
Gravitics, operasyonların tam konsepti hakkında daha fazla ayrıntı sağlayamazken, startup kurucu ortağı ve CMO Mike DeRosa, bir e-postada şirketin taktiksel olarak duyarlı bir fırlatma için rokete bir modül koymadığını açıkladı. Bunun yerine, görevin “yeni bir tür taktiksel olarak duyarlı uzay görevini mümkün kılacak platformlar” geliştirmekle ilgili olduğunu söyledi.
1,7 milyon dolarlık sözleşme, SpaceWERX tarafından Uzay Sistemleri Komutanlığı’nın Uzay Safari Program Ofisi ortaklığıyla verildi. Space Safari’nin operasyon direktörü Yarbay Jason Altenhofen yaptığı açıklamada, Gravitics modülünün “TacRS için alışılmadık ve potansiyel olarak oyunun kurallarını değiştiren bir çözüm sunduğunu.” söyledi.
“Geleceğe baktığımızda, ticari teknolojilerin yenilikçi kullanımı, en zorlu sorunlarımızdan bazılarını çözmemizde önemli bir unsur olacaktır”. diye de ekledi.
Gravitics, sözleşme kapsamında Rocket Lab, True Anomaly, Space Exploration Engineering ve Eta Space dahil olmak üzere birkaç şirketle daha çalışacak. Firmaların birlikte nasıl çalışacaklarına ilişkin somut ayrıntılar yetersiz olsa da şirket, ortakların “görev mimarisinin iyileştirilmesine, kullanım durumuna özel donanımın geliştirilmesine ve uçuş donanımının geliştirilmesine yardımcı olacağını” söyledi.
Rocket Lab ve True Anomaly, bu ayın başlarında Victus Haze adlı bir görev için ayrı duyarlı uzay sözleşmeleri aldı. Bu sözleşme kapsamında her şirket, daha sonra hızla devreye alınacak ve yörüngedeki randevu operasyonları için hazırlanacak bir uzay aracı inşa edecek.
Kaspersky araştırmacıları, başlangıçta Orta Doğu’daki bir kamu kurumunu hedef alan ve halen devam eden yeni bir kötü amaçlı kampanya keşfetti. Daha fazla araştırma, bu kampanyada aktif olarak kullanılan ve mağduriyet alanını APAC, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya genişlettiği iddia edilen 30’dan fazla kötü amaçlı yazılım örneğini ortaya çıkardı. DuneQuixote olarak adlandırılan kötü amaçlı yazılım dizisi, siber casusluk nihai hedefiyle, kalıcılığı artırmak ve tespit edilmekten kaçınmak için İspanyol şiirlerinden alınmış dizeler içeriyor.
Kaspersky uzmanları, devam eden kötü amaçlı etkinlik takibinin bir parçası olarak, Şubat 2024’te Orta Doğu’daki bir devlet kurumunu hedef alan, daha önce bilinmeyen bir siber casusluk kampanyasını ortaya çıkardı. Saldırgan, gizlilik ve kalıcılık için tasarlanmış, sofistike bir şekilde hazırlanmış bir dizi araç kullanarak hedefini gizlice gözetliyor ve hassas verileri topluyor.
Kötü amaçlı yazılımın ilk taşıyıcıları kendilerini Total Commander adlı yasal bir araç için tahrif edilmiş yükleyici dosyaları şeklinde gizliyor. Bu taşıyıcıların içinde bir örnekten diğerine değişen, İspanyol şiirlerinden alınma dizeler gömülüyor. Bu teknik, her bir örneğin farklı bir imzaya sahip olmasını sağlayarak geleneksel metodolojiler tarafından tespit edilmesini zorlaştırmayı amaçlıyor.
Taşıyıcı içinde CR4T adlı bir arka kapı şeklinde ek yükler indirmek için tasarlanmış kötü amaçlı kod bulunuyor. C/C++ ve GoLang dillerinde geliştirilen bu arka kapılar, saldırganlara kurbanın makinesine erişim izni vermeyi amaçlıyor. Özellikle, GoLang varyantı, komuta ve kontrol iletişimi için Telegram API’sini kullanıyor ve genel Golang telegram API bağlantılarını devreye alıyor.
Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi Baş Güvenlik Araştırmacısı Sergey Lozhkin, “Kötü amaçlı yazılımın varyasyonları, bu kampanyanın arkasındaki tehdit aktörlerinin yeni koşullara uyum sağlama becerisini gösteriyor. Şu anda bu tür iki implant keşfettik, ancak başka implantların varlığından da şüpheleniyoruz” diyor.
Kaspersky telemetrisi, Şubat 2024’te Orta Doğu’da kampanyanın bir kurbanını tespit etti. Ayrıca aynı kötü amaçlı yazılımın yarı halka açık bir kötü amaçlı yazılım tarama hizmetine yüklenmesi, 2023’ün sonunda 30’dan fazla gönderimin yolunu açtı. VPN çıkış düğümleri olduğundan şüphelenilen diğer kaynaklar Güney Kore, Lüksemburg, Japonya, Kanada, Hollanda ve ABD’de bulunuyor.
Yeni DuneQuixote kampanyası hakkında daha fazla bilgi edinmek için Securelist.com adresini ziyaret edebilirsiniz.