PaybyMe, kadrosunu yeni genel müdürü Eren Deyiş ile güçlendirdi. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun olan Eren Deyiş, kariyerine 2004’te Argen Mümessillik’te başladı ve finans direktörü oldu. 2013-2016 arasında seramik, turizm ve lojistik sektörlerinde üst düzey yönetici olarak görev alan Deyiş aynı zamanda sektörün lider kuruluşlarının halka arz süreçlerini yönetti. Eren Deyiş, 1 Ocak 2024’te PaybyMe’de genel müdür olarak atandı.
PaybyMe ekosistemi büyüyecek
2023 yılında gerçekleşen satın almanın ardından yeniden yapılanmaya giden PaybyMe, sanal POS ve mevcut diğer ürünlerinin yanı sıra dijital, hibrid ve fiziksel ödeme çözümleriyle müşterileri ve iş ortakları için katma değer yaratacak.
E-para hizmetlerinden dijital finans ve para transfer platformlarına, solo iş operasyonlarından güçlü bir fintek ekosistemi yaratmaya kadar üç ana başlık altında yenilikçi adımlar atacak. PaybyMe, Eren Deyiş’in liderliğinde ‘Sektörün hacim olarak en büyük oyuncusu olmak ve büyük bir finansal ekosistem yaratmak’ hedefiyle çok sayıda fintek girişimine yatırım yapmayı ve bu girişimlerin hepsini, yeni PaybyMe ekosisteminin bir parçası olarak konumlandırmayı amaçlıyor.
GoTo Meeting, toplantıları uzaktan düzenlemek için harika bir seçenek. Ancak diğer tüm video konferans uygulamaları gibi , yine de giderilmesi gereken sorunlar var. Bu kılavuzda GoTo Meeting kullanıcılarının karşılaşabileceği dört yaygın sorunu ve bunların her birinin çözümünü bulduk. Ses sorunlarından bağlantı sorunlarına kadar bu zorluklara ve bunları çözmenin en iyi yollarına bakalım.
GoTo Meeting sorunları için en iyi çözümler
İnsanlar toplantılara girerken veya toplantılardan ayrılırken rahatsız edici ses efektleri
Toplantıdayken ekranın sağ tarafındaki Ayarlar dişli simgesini seçin.
Görüntülenen Ayarlar menüsünün üst kısmında Oturum’u seçin.
Ardından Giriş ve çıkış zillerini oynat seçeneğini arayın. Bu zil seslerini açmak veya kapatmak için yanındaki düğmeyi seçin.
Sorun internet bağlantınızsa bağlantınızı sıfırlamak ve ardından toplantınıza yeniden bağlanmayı denemek isteyeceksiniz.
Bağlantıyı engelleyen şeyin bilgisayarınızın veya anti-virüs yazılımınızın güvenlik duvarı olduğunu düşünüyorsanız , GoTo Meeting’de aslında bununla nasıl başa çıkılacağı konusunda oldukça ayrıntılı talimatlar bulunmaktadır . Temel olarak ana fikir şudur: Güvenlik duvarınızın ayarlarını GoTo Meeting’in sizi toplantılarınıza bağlamasına izin verecek şekilde yapılandırmanız gerekir.
GoTo Meeting’de kesinti yaşanıyorsa GoTo Meeting’in bu sorunu çözmesini beklemeniz gerekecektir. GoTo Meeting’in resmi durum sayfasından durumunu kontrol ederek bir kesinti olup olmadığını kontrol edebilirsiniz.
Diğer katılımcılar beni duyamıyor
Ekranınızın altındaki Mikrofon düğmesini arayın.
Sesiniz kapalıysa Mikrofon düğmesi siyah renkte ve üzerinde bir çizgi olacak.
Kendinizin sesini açmak için Mikrofon düğmesini seçin; düğme beyaza dönmeli ve çizgi kaybolmalı.
Kontek Enerji’nin %100 iştirak firması Maxxen ile dünyanın ilk 7 batarya enerji depolama sistemleri üreticisi arasında yer alan Hithium, enerji depolama alanında çığır açan stratejik ortaklık anlaşmasına imza attı. Gelecekte daha güçlü ve verimli enerji çözümleri geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bu ortaklık çerçevesinde, globalde ve yerelde daha sürdürülebilir enerji sistemlerinin oluşturulması hedefleniyor.
Türkiye’de batarya enerji depolama sistemleri üretim tesisi kurarak enerji depolama sektöründe fark yaratmayı hedefleyen Maxxen ve Hithium tarafından yenilenebilir enerjiye yönelik yapılan bu stratejik yatırım, gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakma yolunda atılan önemli bir adım olma özelliği taşıyor.Bu anlaşma kapsamında sürdürülebilir enerji alanında çığır açacak inovasyonlar geliştirilmesi planlanıyor. Maxxen ve Hithium Enerji; batarya enerji depolama teknolojilerinin daha geniş kitlelere yayılmasını hızlandırarak, dünya çapında enerji dönüşümüne katkı sağlayacak.
İşbirliğine dair önemli ayrıntılar, 17 Mayıs tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek lansman ile katılımcılarla paylaşılacak. Lansmanda, işbirliğine ilişkin kapsamlı bilgilerin yanı sıra, ortaklığın yatırım hedefleri ve gelecek adımlarına ilişkin detaylar da aktarılacak.
Teknopark İstanbul’un bünyesinde faaliyet gösteren ELECTRA IC, tamamen yerli emekle geliştirdiği Sistem Üstü Modül (SoM) ürününü piyasaya sürdüğünü duyurdu. Tek bir baskılı devre kartı üzerinde işlemci, iletişim arayüzleri, bellek blokları ve güç yönetimi gibi gerekli tüm birimleri barındıran SoM, geniş kullanım alanları sunuyor.
Yerli ve milli imkanlarla üretilen BitFlex-SPB-A7 adındaki bu modül, AMD’nin 7 serisi Xilinx FPGA’lerini kullanıyor. FPGA, yüksek performans gerektiren ve karmaşık sistemlerin tasarlanmasında tercih edilen bir mikroçiptir. ELECTRA IC’nin bu yeni SoM kartı, radar, kablosuz haberleşme, füze sistemleri ve elektronik harp gibi alanlarda etkin kullanım için mühendisler tarafından özenle tasarlandı.
Yerli üretim, Dünya pazarında
ELECTRA IC’nin Yönetici Ortağı ve Mühendislik Direktörü İsmail Hakkı Topcu, ürünün geliştirilme sürecine ilişkin şunları söyledi: “Hem sayısal tasarım hem de donanım tasarımı konusunda uzun yıllara dayanan deneyimimizle, 2022 yılında başladığımız bu projeyi yaklaşık bir yıl içinde tamamladık. Müşterilerimizin laboratuvar ortamında kapsamlı testlerden geçirdiği ve kabul testlerini başarıyla tamamladığı bu ürün, artık yerli ve milli olarak temin edilebilecek.”
ELECTRA IC, AMD’nin Elite Partner’i olarak bu ürünü AMD’nin sitesi üzerinden de global pazara sunmaktadır.
Teknopark İstanbul’un başarılı projelerle büyümesi devam ediyor
Teknopark İstanbul Genel Müdürü Muhammet Fatih Özsoy ise şu açıklamada bulundu: “Türkiye’nin öncü inovasyon merkezlerinden biri olarak vizyoner girişimcilerimizi destekleyerek kritik teknolojilerin geliştirilmesine katkı sunmaktayız. ELECTRA IC’nin başarısı, Teknopark İstanbul’un hedeflerine ulaşmasını ve güçlenmesini sağlıyor. Emekleri için tüm ekibi tebrik ediyorum.”
Bu yeni yerli ürünle, Türkiye’nin teknoloji alanındaki bağımsızlığına ve global pazardaki konumuna katkıda bulunulması hedeflenmektedir.
Dünyanın en önemli küresel aktarma merkezlerinden İGA İstanbul Havalimanı İşletmesi CEO’luğuna, görevi Eylül 2023’ten bu yana vekaleten yürüten Selahattin Bilgen asaleten atandı. Konuyla ilgili basın bültenimizi ve görseli değerlendirmenize sunarız.
Dünyanın en önemli küresel aktarma merkezlerinden İGA İstanbul Havalimanı İşletmesi CEO’luğuna, görevi Eylül 2023’ten bu yana vekaleten yürüten Selahattin Bilgen asaleten atandı.
Avrupa’nın en yoğun havalimanı olarak dört yıldır en fazla uçuşa ev sahipliği yapan İGA İstanbul Havalimanı, Türkiye’nin geleceği için değer üretmeye devam ediyor. Küresel rekabetin hızla değişen dinamiklerine uyum sağlayan İGA İstanbul Havalimanı kurumsal güçlenmesini sürdürüyor. Kurulduğu günden bu yana kapsamlı tecrübesi, bilgi ve birikimiyle İGA İstanbul Havalimanı’na önemli katkılar sunan Selahattin Bilgen, asaleten İGA İstanbul Havalimanı CEO’su olarak atandı.
Telekomünikasyon sektöründe uzun yıllara dayanan bir deneyime sahip olan ve Vodafone Türkiye’de görev yaptığı süre boyunca başarılı iş sonuçlarıyla dikkat çeken Fatih Otluoğlu, bu kez BitHero’nun büyüme ve gelişme stratejilerine liderlik yapacak.
Boğaziçi Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği Lisans ve aynı üniversitede İşletme Yüksek Lisans öğrenimi sonrasında kariyerine yönetim danışmanlığı alanında başlayan Fatih Otluoğlu, bu görevi sırasında stratejik yönetim ve yeniden yapılandırma alanlarında yurt içi ve yurt dışında çok sayıda projeye liderlik etti. Sonrasında Türkiye’nin önde gelen telekomünikasyon şirketlerinde çeşitli yönetim kademelerinde rol aldı. Kariyerine bir süre Almanya’da devam ettikten sonra 2012 yılında Vodafone Türkiye’ye geçti. Burada Strateji Planlama ve İş Geliştirme Direktörlüğü, Pazarlama Direktörlüğü, Ticari Pazarlama ve Cihaz Operasyonları Direktörlüğü görevlerinde bulunan Otluoğlu; 10 yıl boyunca çeşitli ölçekteki büyüme ve pazarlama projelerine liderlik etti. Fatih Otluoğlu, Ocak 2024 itibariyle kripto para sektörünün yeni yüzü BitHero’nun CEO’su olarak göreve başladı.
Fatih Otluoğlu, “BitHero gibi yeni ve dinamik bir şirketin CEO’su olarak görev almaktan büyük mutluluk duyuyorum. Kripto para alım satım deneyimini kolaylaştırdığımız BitHero’da herkesin bu teknolojiye rahatça erişmesini ve işlem yapabilmesini istiyoruz. Sunduğumuz deneyimle de kripto paralarla yeni tanışan, ilk kez işlem yapan kullanıcılara da bir rehber niteliğinde yaklaşıyoruz. Üyelik süreçlerinden al-sat işlemlerine kadar her aşamayı daha da kolay hale getirdik. 7/24 canlı desteğimiz, güçlü finansal yapımız ve güvenilir teknolojik altyapımızla, büyüyen kripto varlık dünyasında kullanıcıların beklentilerini uçtan uca en iyi çözümlerle karşılamak üzere yola çıktık” diye konuştu.
Dijital kanallardan gelen potansiyel müşterilerin en verimli şekilde yönetilerek, şirketlerin satışlarını arttırmalarına ve büyümelerine yardımcı olan yerli girişim Leadport, ŞirketOrtağım melek yatırım ağından aldığı tohum öncesi yatırımından sadece bir yıl sonra, değerlemesini 3,6 kat artırarak Sabancı Holding’in hızlandırma kuruluşu Sabancı ARF’tan ayni ve nakdi toplam 250 bin USD yatırım aldığını duyurdu. Bu yatırım ile birlikte Leadport’un şirket değerlemesi 90 milyon TL’ye ulaştı.
Hedef Amerika pazarı
Leadport Kurucu Ortağı Alper Barut
Sabancı ARF ortaklığı ile şirket değerlemesinin 65 milyon TL arttığını belirten Leadport Kurucu Ortağı Alper Barut, “Leadport satışa çıktıktan sonra 1 yıl kadar kısa bir sürede çalıştığımız kurum sayısı 80’e ulaştı. Şimdi ‘tak-çalıştır’ iş modeliyle Amerika pazarında, teknoloji alanında ülkemizi temsil etmeyi hedefliyoruz” dedi.
Leadport‘un kısa zamanda gösterdiği gelişimi vurgulayan Sabancı ARF Lideri Yeliz Erinçkan, Leadport’un çok güvendikleri girişimlerinden biri olduğunu, yurtdışında da başarılı bir hikaye yazacaklarına olan inancını dile getirdi. Yeliz Erinçkan, Sabancı ARF yatırımı ile birlikte artık Leadport’un yönetim kurulunda yer alacak.
Sabancı Üniversitesi’nden başarı bursuyla mezun olan Kurucu Ortak Alper Barut’un ilk girişimi Eşarj’ı da Sabancı Holding iştiraklerinden Enerjisa satın almıştı. Alper Barut, ikinci girişiminin de yine Sabancı Grubu iştiraki olan Sabancı ARF’den yatırım almış olmasına değinirken, sözleşme sürecinin Sabancı Holding’in kurucularından merhum Sakıp Sabancı’nın ölüm yıl dönümüne denk geldiğini belirtti. Bu sürecin kendisi için ayrı bir önemi olduğuna vurgu yaparken, Sakıp Sabancı’nın öncülüğünde açılan bu yolda Sabancı Holding’in girişimcilerin hayatındaki yerine değinerek kendisini rahmet ve minnetle andı.
Leadport, “Altın Arama” özelliği sayesinde, müşteri adayı ihtiyacını online olarak ilettiği anda sadece 7 saniye içinde doğru şirket yetkilisinin anında müşteriyle telefonda görüşmesini sağlayan bir girişim olarak öne çıkıyor.
Leadport, telefon görüşmeleri dahil olmak üzere tüm müşteri takip süreçlerini dijitalleştirerek, hem uzaktan çalışma ekiplerine kolaylık sağlıyor, hem de telefon görüşme kayıtlarının yapay zeka analizi sayesinde, satış ekiplerine verimlilik sağlarken, satış analitiği ve veriye dayalı satışa ön ayak olarak şirketlerin satışlarını ve gelirlerini arttırarak, büyümelerine yardımcı oluyor.
Leadport’u kullanan şirketlerin lead’lerinin satışa dönüştürme oranını 8 kata kadar artırdığı belirtiliyor.
Büyümenin lokomotifi bulut teknolojileri, yapay zeka ve veri yönetimi olacak!
Türkiye’deki SAP ekosisteminde yılın en büyük etkinliği 17 Nisan’da İstanbul’da yaklaşık binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Büyümeyi hedefleyen şirketleri, bulut ve yapay zekanın gücünden yararlanmaya davet eden SAP Innovation Day etkinliğinde, iş dünyasının önde gelen liderleri bir araya geldi.
SAP yöneticilerinin açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlik kapsamında, farklı sektörlerden CEO’ların yer aldığı “İnovasyonla fark yaratan yatırımlar” ve “Bulutta dönüşüme liderlik edenler” panellerinin ardından, gün boyunca 12 farklı oturum düzenlendi. Müşteri deneyimi, dijital tedarik zinciri, finans, perakende, insan kaynakları ve harcama yönetimi odaklı deneyim alanları kurulan SAP Innovation Day etkinliğinin kapanışı, Komedyen Gökhan Ünver’in performansıyla yapıldı.
En büyük 20 şirketin 17’si SAP bulut çözümlerini kullanıyor
Yazdıkları başarı öyküleriyle Türkiye’de ve globalde ödüllere layık görülen SAP müşterilerini kutlayarak etkinliğin açılışını yapan SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan, “Bugün ileri teknolojiler ile değişim, dönüşüm ve dijitalleşmeyi konuşacağız. Sizlerin dijital dönüşüm süreçlerinizdeki başarı hikayelerini sizlerden dinleyeceğiz. İnovasyon döngüleri gitgide kısalırken akıllı teknolojileri en iyi kullanan şirketler, geleceğe damga vuracak” dedi.
Türkiye’deki SAP müşterileri hakkında bilgiler veren Candan, şunları söyledi: “Ülkemizdeki en büyük şirketlerin %90’ı SAP kullanıyor. Türkiye’deki en büyük 500 şirketin ihracat faaliyetlerinin %85’i SAP sistemlerinden tetikleniyor. SAP ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) kullanan şirketler, kullanmayanlara göre çalışan başına 2,3 kat net ciro artış hızı elde ediyor.
Buluta son 10 yıldır yapılan yatırımların bugüne hazırlık niteliğinde olduğunu söyleyen Candan, “Artık buluta dokunmayan projemiz yok. Son 2 yılda Türkiye’deki bulut ERP projeleri yaklaşık 2,5 kat arttı” dedi.
SAP müşterileri toplam küresel ticaretin %87’sini oluşturuyor
97 ülkeyi barındıran SAP EMEA Bölgesi’nin Operasyonlarından Sorumlu Bölge Başkan Yardımcısı Hans-Peter Fülle ise “İş dünyası için eskiden olağan dışı olanlar, artık olağan” diyerek başladığı sunumunda “Dünyayı daha yaşanabilir kılmaya ve insan hayatını iyileştirmeye destek olmak amacıyla, her işletmenin en iyi yanını ortaya çıkarmak için çalışıyoruz. Müşterilerimizin geniş ölçekte çevikliğe ulaşmalarına, değer zinciri genelinde performanslarını en üst seviyeye çıkarmalarına ve yeni nesil çözümlerle sürdürülebilirliği merkeze almalarına yardımcı oluyoruz” dedi.
Fülle, SAP’nin dünya çapındaki müşterileri hakkında da şu bilgileri aktardı: “SAP’nin müşterileri toplam küresel ticaretin %87’sini oluşturuyor. Dünyanın en büyük 100 şirketinden 99’u SAP kullanırken, 85’i SAP S/4HANA’yı iş süreçlerinin merkezine yerleştiriyor. Dünyanın en yeşil 100 şirketinden 97’si de SAP’yi tercih ediyor.”
IDC’nin “İşletmelerin %85’i, organizasyonları genelinde öngörüyü artırmak için çalışanların uzmanlığını yapay zeka ile birleştirecek” tahminini paylaşan Fülle, yapay zekanın amaca uygun (relevant), güvenilir (reliable) ve sorumlu (responsible) olması gerektiğine dikkat çekti. Fülle, SAP’nin yapay zeka destekli dijital asistanı Joule ve uygulama geliştirmeyi optimize eden SAP Build Code hakkında bilgi verdi ve katılımcıları 3-5 Haziran’da Orlando’da, 11-13 Haziran’da Barselona’da düzenlenecek SAP Sapphire etkinliklerine davet etti.
Doğru bulut dönüşümü önemli
“Yapay Zeka ile Günlük İş Rutinlerinizi Basitleştirin” başlıklı oturumda, SAP EMEA Bölgesi Cloud ERP COO’su Özgür Odabaşıoğlu ile birlikte Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin ve SAP Türkiye Endüstri ve İnovasyon Direktörü Çağatay Özak sahne aldı.
Dünya çapında 6 bin RISE with SAP müşterisi ile 100 bin üzerinde yönetilen ve bulut hizmeti olarak sunulan Cloud ERP sistemi olduğunu söyleyen Odabaşıoğlu, bulutun benimsenişinin çok hızlı olduğundan bahsederek, SAP CEO’su Christian Klein’ın “Vizyonumuzu gerçekleştirme stratejimiz buluttur” şeklindeki sözünü paylaşarak, bulut dönüşümünün değil, doğru bulut dönüşümünün önemli olduğunun altını çizdi. Yapay zeka konusunda dünyanın önde gelen üniversiteleriyle yaptıkları Ar-Ge çalışmalarını anlatan Odabaşıoğlu, Microsoft’un SAP’nin yakın çalıştığı büyük bir iş ortağı olduğunu söyledi.
Çağatay Özak da süreçlerin nasıl dönüştürüleceği konusunda yardımcı olan SAP Signavio ve içerisinde bulunan yapay zeka modeli LPM (Large Process Model ) ile süreç yönetimini veri ve yapay zeka destekli şekilde akıllı, sürdürebilir işletme dönüşümünün bugün daha güçlü olduğunu, dijital asistan Joule’ün Bulut ERP üzerindeki yeni gelecek yetkinleri, tedarik zincirinde oluşan sinyallerin aksiyona dönüşmesinde yapay zekanın rolü ve de büyük veriyi yapay zeka ile yönetmeyi sağlayan SAP Analytics Cloud hakkında bilgiler verdi.
Microsoft ve SAP Türkiye için çalışıyor
Yapay zeka alanında 20 yıldır çalıştıklarını söyleyen Levent Özbilgin, “Yapay zeka bulut platformları üstünde çalışıyor. Trilyonlarca üniteden oluşan bir bilişim platformu… Microsoft olarak amacımız bu teknoloji platformunu sunmak. RISE with SAP’nin ilk kullanıcısıyız. Dünyanın 70’ten fazla lokasyonunda bulut platformlarımız çalışıyor. RISE with SAP de bu platformun en önemli kullanıcılarından biri. Gelecek için önemli 2 konu var: Ölçeklenebilirlik ve güvenilirlik. Bulut ikisini de sağlıyor” diye konuştu.
Yapay zekayı co-pilot olarak adlandırdıklarına dikkat çeken Özbilgin, “Pilot koltuğunda hâlâ son kullanıcı var. Yardımcı pilot işin angaryasını üstlendiği için, kullanıcı da kalan zamanını yaratıcılık için kullanabiliyor” dedi. Microsoft ve SAP arasındaki işbirliğinin Türkiye için önemine değinen Özbilgin, “Temel amacımız son kullanıcıya değer yaratmak. SAP bunu çok iyi yapıyor çünkü pek çok farklı endüstri ile çalışıyor. Microsoft ise platform sunuyor. Bu yüzden sektörel ve müşterilere göre kırılımlarda SAP’nin yetkinliklerinden yararlanıyoruz. Microsoft ve SAP, şu anda Türkiye’de çalışan en büyük 2 çok uluslu teknoloji firması. Microsoft ve SAP’nin varlığının en büyük sebebi, Türkiye için çalışmak.”
İnovasyonla fark yaratan yatırımlar
Etkinliğin ilk panelinde, liderler inovasyon gündemlerini paylaştı. Moderatörlüğünü Gazeteci Merve Yıldırım’ın yaptığı panelde, Şölen Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Erdoğan Çoban, “Şölen olarak ülkemizde inovasyonu ve Ar-Ge’yi en iyi kullanan şirketlerin başında geliyoruz. Bugüne dek tesislerimize 300 milyon doları aşkın yatırım yaptık. Bu yatırımların büyük bir kısmı Endüstri 4.0 ve yapay zeka temelli oldu. Gaziantep tesisimiz, sahip olduğu ileri teknoloji bakımından dünyanın ilk üç tesisi arasında yer alıyor” dedi.
Bugün ulaştıkları başarının arkasında ileri teknolojiye, inovasyona ve gıda güvenliğine yaptıkları yatırımlar olduğunu söyleyen Çoban, “Bu yatırımlar bize kusursuz bir üretim imkanı sunduğu gibi, inovatif ürünler çıkarmamıza da imkan veriyor. Şu anda 200 çeşit ürünümüzü 120 ülkede tüketicilerle buluşturuyoruz. 120 bin metrekare alanda üretim yaptığımız tesisimiz, Endüstri 4.0’ın tüm gerekliliklerine sahip. Üretim aşamasında akıllı depo sitemleri, yapay zeka için hatlar ve robotlar yer alıyor. Üretim tesisimiz, dijital anlamda çağın çok ilerisinde. 62 üretim hattı ve 450’den fazla fiziksel robot bulunuyor. Robotlarımızın sayısı birçok otomobil fabrikasından daha yüksek. Çünkü bu kompleks yapıyı akıllı sistemler olmadan yönetmek neredeyse imkansız. 2007 yılından bu yana da SAP kullanıyoruz. Dünyanın her yerinde farklı sektörlerde kullanılan SAP konusuna, kendi kategorimizde ilk giriş yapan şirketlerden biriyiz. Şu anda siparişten tahsilata SAP’nin birçok modülünü bütünleşik olarak kullanıyoruz. İnovasyon ve teknoloji yatırımlarının, sektörde imza attığımız ilkler ve yeniliklerin, bizi rekabette birkaç adım öteye taşıdığına inanıyoruz. Sadece Türkiye’de değil, dünya çapında tüketicilerin sevdiği ödüllü markalarımız olan Biscolata, Milango, Ozmo, Boombastic, Luppo, Papita ve Nutymax’in başarısını bu vizyonumuza borçluyuz” açıklamasını yaptı.
Starwood Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yıldız ise “Teknoloji amaç değil araçtır, amaçlarla araçları bazen karıştırabiliyoruz” diyerek, Endüstri 1.0’dan 4.0’a giden yolculuktan bahsetti ve yetişmiş insan gücüne ihtiyacın hiç ortadan kalkmadığını söyledi. Yıldız sözlerine şöyle devam etti: “Teknoloji insanı oyunun dışına çıkarmak için uğraşmıyor. Şimdilerde Endüstri 5.0’ı konuşuyoruz. Bu da odağında insan ve sürdürülebilirlik olan bir model. Tüm araçları insan merkezli bir model üretmek için kullanırsak, amacımıza ulaşabiliriz. İnsana alternatif üretmeye değil, insanı en verimli çalıştırarak topluma değer yaratmaya odaklanmamız lazım.” Dijital dönüşümün yeni olmadığını söyleyen Yıldız, “Biz bu yolculuğun içindeyiz. Yalnızca ne zaman ve nasıl kullanacağımıza karar vermeli ve yatırımı sağlam temeller üzerine oturtmalıyız. Şirketin DNA’sına uyan yolu ve yol arkadaşlarını seçmek önemli. Biz de öyle yaptık” açıklamasını yaptı.
Sanayi nezdinde dijital dönüşüm konusunda üst düzey bir farkındalık yaratmayı misyon edindiğini söyleyen İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Türkiye Yuvarlak Masası Başkanı Perihan İnci ise “Dijital dönüşüm, insanların yaratıcılığını en üst seviyede kullanmayı sağlıyor” diyerek şu açıklamayı yaptı: “Güncel kalmaya, kaynaklarımızı iyi kullanmaya önem verdik, çünkü Türkiye’nin kaynakları kısıtlı. Diğer yandan inanılmaz bir insan kaynağımız var. Çok yaratıcı, çok sabırlı, çok yetenekliyiz. Ülkemizi rekabette öne geçirecek başarılara ulaşacağımıza inanıyorum” dedi.
23 yıldır SAP kullandıklarını belirten İnci, “Ciddi bir veri ve deneyim birikimimiz var. Yapay zeka ile daha ileri seviyeye geçiyoruz. İnci Holding olarak sektörlerimizde en büyük oyunculardan biriyiz. Bizim rekabetimiz sadece diğer rakip işletmeler ile değil, aynı zamanda ortaklarımızın globalde yer alan diğer üretim şirketleri ile de rekabet ediyoruz. Ortaklıklarımızın global üretimlerindeki pek çok performans kriterinde hep üst sıralarda yer alıyor, rekabetçiliğimizi en üst düzeyde koruyoruz. Sektörlerimizde teknoloji yatırımları konusunda öncü konumdayız. Her zaman teknolojide gelmekte olanı görüp, adapte olarak ilerlemeyi hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı.
Bulutta dönüşüme liderlik edenler
SAP Türkiye Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Elif Ertan’ın moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturumda, CEO’lar bulutun nabzını tuttu. Kendilerini yabancı değil Türkiye’nin en büyük dış yatırımcısı olarak gördüklerini söyleyerek izleyicilerden alkış alan SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, “2008’de Türkiye pazarına girdik. İlk 5 yıl piyasayı ve ülkeyi tanımakla geçti. İkinci 5 yılda aktif olarak yatırım yaptık. Son beş yıldır da yatırıma devam ederken verimliliğimizi artırıyoruz” dedi.
Dijital dönüşüm yatırımlarının 105 milyon doları geçtiğini söyleyerek hayata geçirdikleri Project Earth hakkında bilgi veren Ibadov, “29 şirketimiz var. Hepsinin ekip ve sistemleri farklı. Verimlilik ekseninde dönüşmeye ihtiyaç vardı. Tüm şirketlerin aynı anda hareket edebileceği bir platform oluşturmalıydık. Biz de SAP ile aynı vizyonu üstlendik ve en iyi versiyonumuza nasıl geliriz diye yola çıktık” açıklamasını yaptı. Ibadov sözlerini şöyle sonlandırdı: “Eskiden SAP ile giderleri nasıl azaltırız diye bakılırdı, şimdi SAP ile gelirlerimizi nasıl artırırız diye düşünüyoruz. Değer zincirini baştan sona dönüştüren bir projeye imza attık.”
2030’da dünyanın en büyük 10 oyuncusu arasında yer almayı hedeflediklerini söyleyen Yılport CEO’su Erhan Çiloğlu ise “Yeni bir liman, 30 yıllık yatırım anlamına geliyor. Uzun vadeli plan yapmalısınız. İlk baştan iş ortaklarınızı seçmelisiniz” diye konuştu. Çiloğlu, “SAP BRIM faturalama sürecinde dünyada sektörümüzde ilk uygulamaya imza attık. 26 limandaki tüm faturalamayı, sayısı 30 kişide sabit kalan bir ekiple merkezden yönetiyoruz. %70 standart olalım, %30 yerelleşelim planımız vardı. Bugün o noktadayız” dedi. Entegre sistemleri tamamladıktan sonra yapay zeka ve robotik süreç otomasyonu yatırımlarına başladıklarını belirten Çiloğlu, “Süreçlerimizi 2030 hedefimizle uyumlu hale getiriyoruz. Tüm sistemlerimizin mobilde de çalışması çok önemli. Bulutu kullanıyoruz. Güvenli, gerçek zamanlı ve tam zamanında veri çok önemli. Bu alanlarda yatırımlar yapıyoruz. İlk iki otonom gemi Baltık Denizi’nde test sürüşü yaparken, bizim de liman tarafında hazır olmamız gerekiyor” dedi.
Nobel İlaç Genel Müdürü Oğuz Akandil, “Yüzde yüz yerli sermaye ile kurulmuş bir ilaç şirketi olarak, üstlendiğimiz hayati sorumluluğun bilinciyle, tüm dünyada uluslararası standarttaki ilacı, herkes için erişilebilir kılmak için çalışıyoruz. 20’den fazla ülkede yapılanmamız, 50’nin üzerinde ülkeye ihracatımız var. Kazakistan ve Özbekistan’daki üretim üslerimizle o bölgedeki farklı ülkelere de ulaşabiliyoruz. İnsan sağlığını merkezine alan, yarattığı değer ile yaşamları iyileştiren bir alanda ‘oyun kurucu’ olma vasfını 70 yıl boyunca sürdürebilmek kolay değil. Bunun için Ar-Ge’ye, üretime ve yeteneklerimize sürekli yatırım yapıyoruz. Her gün dünyanın dört bir yanından milyonlarca veriye yön veren organizasyona sahip bir şirket olarak, yapay zeka ile tetiklenen dijital dönüşümün ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için de öncü bir adım attık. Veri merkezli bir şirket olma vizyonumuz doğrultusunda, sektörümüze de referans olabilecek bir dönüşüm projesi başlattık. RubIQon adlı projemizin omurgasını RISE with SAP oluşturacak ve Microsoft AI platformuyla birlikte çalışacak. Bu teknoloji yatırımıyla elde edeceğimiz sınırsız yetkinlikleri, yapay zeka gibi yenilikçi teknolojilerin süreçlerimize entegrasyonu ile dijital dönüşümümüzü sürdürülebilir hale getireceğiz. Halihazırda RubIQon, RISE with SAP kapsamında ülkemizde ilaç sektöründe bir ilk. Uluslararası bir şirket olarak bu iddiamızı sadece Türkiye ile sınırlamak istemiyoruz. Projemizin Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’yı kapsayan EMEA bölgesinde de sektörümüze örnek gösterilecek öncü projeler arasında yer alacağına inanıyoruz” dedi.
Borusan Cat İcra Kurulu Başkanı Özgür Günaydın ise “Borusan Cat’te geleceğin iş süreçlerini oluştururken her zaman ekibimize, müşterimize, topluma ve çevreye fayda yaratmayı amaçlıyoruz. Borusan Cat olarak Türkiye’de hem bulut alanında ilk yatırım yapan hem de SAP tarafından verilen Global İnovasyon ödüllerinin en prestijli kategorisi olan Dijital Öncü ödülünü Müneccim projemizle kazanıp ülkemize getiren ilk şirketler arasında olduğumuzu ve yine bu projenin Harvard Business School’da vaka analizi olarak paylaşıldığını hatırlatmak isterim. İnovasyonun sadece işimizin geleceği için değil dünyamızın iyileşmesi için çok önemli olduğunu biliyoruz. Burada SAP’nin çözümlerinden faydalanıyor, dijitali, müşterimize farklı ve hızlı çözümler üretmek için bir kolaylaştırıcı olarak kullanıyoruz. IoT verileriyle arızayı önden tahmin etme, makine sesini 30 saniyeden kısa süre dinleyerek arıza tespiti, tüm ihtiyaçları tek yerden yönetme imkanı sunan Boom360 Süper Uygulaması gibi sektörde öncü uygulamalara imza atmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Dönüşüme liderlik edenler anlattı
SAP Innovation Day etkinliğinde, öğleden sonra 3 farklı salonda toplam 12 paralel oturum düzenlendi. “Bulut Dönüşümün Öncüleri: İlham Veren Hikayeler” başlıklı oturumun moderatörlüğünü, Detaysoft Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih İnanç üstlendi. Panele İDO Genel Müdürü Murat Orhan ve Martur Fompak International Akıllı Teknolojiler Kıdemli Direktörü, Tedarik Zinciri Metod ve Teknolojileri Kıdemli Direktörü Özlem Altınışık katıldı.
“Komagene ile Lezzet Yolculuğunun Dijital Dönüşümü” başlıklı panelde, Komagene Pazarlama Direktörü Demet Ünsal ve Nagarro + MBIS Profesyonel Hizmetler Direktörü Orhan Aksu yer aldı. SAP Türkiye Bulut ERP Çözüm Yöneticisi Dr. Serdar Kebapcı ise moderatör olduğu panelde, Komagene’nin SAP S/4HANA Public Cloud ile dijital dönüşüm yolculuğu anlatıldı.
“Oyun Değişiyor: Veri Ambarınızı Cloud’a Taşıyın ve Yapay Zekaya Hazır Olun” başlıklı oturuma; SAP Enterprise Architect Bülent Geylan, Federal Mogul Powertrain Otomotiv Aftermarket Finans Raporlama Müdürü Pelin Ekimeri ile IBSS’nin Ürün ve Çözüm Geliştirme Müdürü Arzu Bayramoğlu, Ar-Ge ve Yazılım Geliştirme Direktörü Halil ibrahim Akyüz ve Genel Müdürü Tuncay Çelebi katıldı.
Bulutta dönüşüm konuşuldu
Moderatörlüğünü BTC Bilişim Hizmetleri Satış Direktörü Mustafa Eralp Küçük’ün yaptığı “Enerjisini Bulutlara Taşıyanlar” başlıklı panelde, Zorlu Enerji Grubu Bilgi Teknolojileri ve İş Geliştirme Direktörü Fulya Bıçak Muştu ve SAP Türkiye COO’su Erdem Şekeroğlu, Zorlu Enerji’nin SAP S/4HANA’ya geçişini ele aldı.
“İki Rota, Tek Deneyim: SAP Bulut Çözümleriyle Geleceği Şekillendiren Liderlerin Hikayeleri” adını taşıyan oturumda, Arzum Bilgi Teknolojileri ve Dijital Dönüşüm Grup Müdürü Erim Yılancıoğlu ve Yiğitoglu Grup Bilgi Teknolojileri Direktörü Sertan Şahin’e, Solvia’nın İş Çözümleri Direktörü Ahmet Cömert ve Pazarlama Direktörü Gamze Olcay eşlik etti.
“Sanayi, Yatırım, Teknoloji Üçgeninde Dijital Dönüşüm” adlı panele, TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak, YASED Genel Sekreteri Serkan Valandova, Sütaş Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve SAP Türkiye Bulut ve İş Çözümlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Bülent Karal katıldı ve Türkiye’nin daha iyi bir geleceğe sahip olması için yapılması gerekenleri konuştu.
Yenilikçi teknolojiler ele alındı
“Uçuş için hazırlıklarımız tamamlandı, kemerlerinizi bağlayın!” başlıklı panelde, bulutların üzerinde RISE with SAP yolculuğu anlatıldı. Moderatörlüğünü Felece Genel Müdürü Selahattin Güldeş’in yaptığı panelde, Doğanlar Mobilya Grubu Bilgi Teknolojileri Direktörü Hidayet Fidancı ve Özler Tarım Bilgi Teknolojileri Direktörü Sinan Güler konuştu.
NTT DATA, Türkiye ve MENA Presales Grup Lideri Yonca Yarayan’ın moderatörlüğündeki “Yenilikçi Teknolojilerle Dönüşen Gelecek” paneline; Monster Notebook Bilgi Teknolojileri ve E-Ticaret’ten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Korhan Erdem ve Martaş Otomotiv Dijital Dönüşüm Direktörü Serkan Kandemir katıldı.
“Başarının Anahtarı” oturumunda, Microsoft Üretim ve Enerji Sektöru Teknoloji Stratejisti Onur Günday ve Microsoft Türkiye Kıdemli Azure Çözüm Uzmanı Erbil Baysal katılımıyla SAP ve Microsoft’un müşteri inovasyonunu hızlandırmak ve iş süreçlerini dönüştürmek için nasıl beraber çalıştığı konuşuldu.
Gündem de süreç yönetimi ve sürdürülebilirlik vardı
Öğleden sonraki paralel oturumlarda, SAP Signavio Lideri H. Bora Taşer, “Süreç yönetimi inisiyatifinizdeki risklerden ne kadar haberdarsınız?” sorusunu gündeme getirdi.
Sahibinden.com SAP Proje Lideri Hilal Ercan Kaçar, Vektora Kıdemli Proje Lideri Ezgi Hasret Talu eşliğinde dijital dönüşüm yolculuklarını anlattı. 60.7 milyon kullanıcılı Türkiye’nin en çok indirilen emlak ve satış uygulaması olan Sahibinden.com’un Rise with SAP ile dönüşümü aktarıldı.
SAP’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Yaklaşımının konuşulduğu panelde Smart Güneş Teknolojileri’nin IT Direktörü Damla Sezgin Yoluaçık ve Proje Yöneticisi Mert Sefa Ünal ile SAP Türkiye Risk ve Sürdürülebilirlik Lideri Nazlı Savaşçı, SAP Türkiye Satış Direktörü Can Bilgin’in moderatörlüğünde, SAP’nin kurumsal sürdürülebilirlik yaklaşımını masaya yatırdı.
Intel dünyanın en büyük nöromorfik sistemini kurduğunu açıkladı. İlk olarak Sandia National Laboratories’te (Sandia Ulusal Laboratuvarları) konuşlandırılan ve Intel’in Loihi 2 işlemcisini kullanan Hala Point kod adlı bu büyük ölçekli nöromorfik sistem, geleceğin beyninden ilham alan yapay zekâ araştırmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Hala Point, Intel’in ilk nesil büyük ölçekli araştırma sistemi olan Pohoiki Springs’e göre 10 kattan fazla nöron kapasitesi ve 12 kata kadar daha yüksek performansa ulaşmak üzere tasarlandı.
Intel Nöromorfik Bilişim Laboratuvarı Direktörü Mike Davies konuyla ilgili yayınlanan açıklamada “Günümüzün yapay zekâ modellerinin bilişim maliyetleri sürdürülebilir olmayan bir hızla artıyor. Endüstrinin, ölçeklendirme kapasitesine sahip, bütünüyle yeni yaklaşımlara ihtiyacı var. Tam da bu yüzden, derin öğrenme verimliliğini beyinden ilham alan yeni öğrenme ve optimizasyon yetenekleriyle bir arada sunan Hala Point’i geliştirdik. Hala Point ile yapılan araştırmaların, büyük ölçekli yapay zekâ teknolojisinin verimliliğini ve uyarlanabilirliğini geliştireceğini umut ediyoruz” diyor.
Hala Point, ana akım yapay zekâ iş yüklerinde en ileri hesaplama verimliliklerini sergileyen ilk büyük ölçekli nöromorfik sistem olarak öne çıkıyor. Karakterizasyon, konvansiyonel derin sinir ağlarını çalıştırırken watt başına saniyede 15 trilyon 8 bit işlemi (TOPS/W) aşan bir verimliliğe sahip olan Hala Point’in, saniyede 20 katrilyona kadar işlemi yahut 20 petaops’u destekleyebileceğini gösteriyor. Dolayısıyla, Hala Point grafik işlem birimleri (GPU) ve merkezi işlem birimleri (CPU) üzerine inşa edilen mimarilerin ulaştığı seviyelerle rekabet ediyor ve bu seviyeleri aşıyor.
Bu sistem, benzersiz yetenekleri sayesinde, bilimsel problemlerin ve mühendislik problemlerinin çözümü, lojistik, akıllı şehir altyapı yönetimi, büyük dil modelleri (LLM’ler) ve akıllı ajanlar (AI agent) gibi yapay zekâ uygulamaları için gelecekte gerçek zamanlı sürekli öğrenmeyi mümkün kılabilir. Sandia National Laboratories’teki araştırmacılar Intel Hala Point’i beyin ölçeğinde ileri bilişim araştırmaları için kullanmayı planlıyor. Kuruluş; cihaz fiziği, bilgisayar mimarisi, bilgisayar bilimi ve bilişim alanlarındaki bilimsel hesaplama sorunlarını çözmeye odaklanacak.
Nöromorfik sistem nedir ve nasıl çalışır?
Nöromorfik hesaplama, insan beyninin yapısı ve işlevinden esinlenen bir hesaplama yaklaşımıdır. Nöromorfik bilgisayar/çip kullanan sistemler, hesaplama yapmak için fiziksel yapay nöronlar kullanır. Son yıllarda, nöromorfik terimi analog, dijital, karışık modlu analog/dijital VLSI ve nöral sistem modellerini (algılama, motor kontrolü veya çoklu duyusal entegrasyon için) uygulayan yazılım sistemlerini tanımlamak için kullanılmıştır. Nöromorfik hesaplamanın donanım düzeyinde uygulanması, diğerlerinin yanı sıra oksit tabanlı memristörler, spintronik bellekler, eşik anahtarları ve transistörler ile gerçekleştirilebilir.
Nöromorfik mühendisliğin önemli bir yönü, bireysel nöronların, devrelerin, uygulamaların ve genel mimarilerin morfolojisinin arzu edilen hesaplamaları nasıl oluşturduğunu, bilginin nasıl temsil edildiğini etkilediğini, hasara karşı sağlamlığı etkilediğini, öğrenme ve gelişimi içerdiğini, yerel değişime (plastisite) nasıl uyum sağladığını ve evrimsel değişimi nasıl kolaylaştırdığını anlamaktır.
Örneğin Kasım 2011’de bir grup MIT araştırmacısı, 400 transistör ve standart CMOS üretim teknikleri kullanarak iki nöron arasındaki sinapsta analog, iyon tabanlı iletişimi taklit eden bir bilgisayar çipi yarattı. Yine Haziran 2012’de Purdue Üniversitesi’ndeki spintronik araştırmacıları, yanal spin valfleri ve memristörler kullanarak nöromorfik bir çip tasarımı üzerine bir makale sundular. Bu çalışma mimarinin nöronlara benzer şekilde çalıştığını ve bu nedenle beynin işlemesini yeniden üretme yöntemlerini test etmek için kullanılabileceği ortaya kondu. Ayrıca bu çipler geleneksel çiplere kıyasla önemli ölçüde daha fazla enerji verimliliğine sahip.
Intel Hala Point neden önemli?
Bu ay gerçekleşen International Conference on Acoustics, Speech, and Signal Processing’de (Uluslararası Akustik, Konuşma ve Sinyal İşleme Konferansı – ICASSP) yayınlanan sonuçlara göre Loihi 2, ortaya çıkan küçük ölçekli uç iş yüklerinin verimliliğinde, hızında ve uyarlanabilirliğinde büyüklük sırasına göre kazanımlar olduğunu gösterdi.
Selefi Pohoiki Springs üzerinde yapılan çok sayıda iyileştirmeyle geliştiren Intel Hala Point, özellikle video, konuşma ve kablosuz iletişim gibi gerçek zamanlı iş yüklerini işleyen ana akım konvansiyonel derin öğrenme modellerine nöromorfik performans ve verimlilik kazanımları getiriyor. Sözgelimi Ericsson Research, bu yılki Mobile World Congress’te (Mobil Dünya Kongresi) vurgulandığı üzere, telekom altyapı verimliliğini optimize etmek için Loihi 2’den yararlanıyor.
Intel Hala Point’in Sandia National Labs’a verilmesi, Intel’in araştırma işbirlikçileriyle paylaşmayı planladığı yeni bir büyük ölçekli nöromorfik araştırma sistemleri ailesinin ilk dağıtımını temsil ediyor. İleride yapılacak geliştirmeler sayesinde, nöromorfik bilişim uygulamaları, yapay zekâ yeteneklerinin gerçek dünyada, gerçek zamanlı dağıtımını sınırlayan güç ve gecikme kısıtlamalarının üstesinden gelebilecek.
Hava tahmini modelleri aynı zamanda uydu yer değiştirmelerini de tahmin edebilecek. Yeni araştırmalar, modern hava durumu modellerinin, Dünya tarafından yayılan ve yansıtılan enerji nedeniyle uydu hareketlerini doğru bir şekilde tahmin edebildiğini ortaya koyuyor. Helsinki Üniversitesi Atmosfer ve Dünya Sistemi Araştırma Enstitüsü’ndeki (INAR) araştırmacılar, modern hava durumu modellerinin, Dünya’nın yaydığı ve uzaya yansıttığı enerjiyi doğru bir şekilde tahmin edebildiğini ve bunun da alçak Dünya yörüngesindeki (LEO) hareketlerini doğrudan etkilediğini buldu. Bu modellerden yararlanarak araştırmacılar, LEO uydularının uzun ve yansıtıcı bulutlara sahip tropik siklonlar gibi aşağıdaki hava olaylarına nasıl tepki verdiğine dair fikir edindiler.
Hava tahmini uydu hareketleri analizine katkı sağlayacak
Araştırmada araştırmacılar sayısal hava durumu modellerinden yararlandı. Mevcut gözlemlere ve fizik yasalarına dayanarak gelecekteki atmosferik koşulları tahmin eden gelişmiş bilgisayar simülatörleri.
Nessling Vakfı tarafından finanse edilen INAR’daki çalışmanın baş yazarı ve doktora araştırmacısı Sanam Motlaghzadeh: “Sayısal hava durumu modelleri yalnızca hava durumunu simüle etmekle kalmıyor, aynı zamanda Dünya’nın enerji emisyonları ve çeşitli hava koşulları altındaki yansımaları da dahil olmak üzere çeşitli parametreleri de hesaplıyor. Bu simülasyonları analiz ederek, bulut örtüsü ve fırtınalar gibi hava koşullarındaki değişikliklerin Dünya’yı nasıl etkilediğini anlamaya çalıştık. Uyduların hareketi, amaçlanan görevleri yerine getirme yeteneklerini etkiliyor” diyor. Bulguların önemi, uydu izleme ve kontrolünü geliştirme, uydu operasyonlarının verimliliğini ve güvenilirliğini artırma potansiyellerinde yatmakta.
Motlaghzadeh, “Hava durumunun uyduları nasıl etkilediğini anlamak, iklim araştırmalarında kullanılan uydu tabanlı ölçümlerin doğruluğunu da artırıyor. Bu bulgular, uydu verilerinin güvenilirliğindeki kritik bir zorluğu, yani hava olaylarının etkilediği uyduların kesin yörüngelerinin belirlenmesini ele alıyor.” açıklıyor. Uydular bitki örtüsünün izlenmesinde, su kaynaklarının izlenmesinde ve çeşitli ölçüm teknikleriyle buzul gelişiminin gözlemlenmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Görüntü yakalama ve yükseklik ve yerçekimi alanı ölçümlerini de içeren bu ölçümler, iklim değişikliği ve etkilerini incelemek için gerekli. Uydu hareketlerinin daha iyi anlaşılması iklim izleme ve afet yönetimine de yardımcı olabilir. Gelişmiş hava durumu modellerinden yararlanmak, uydu tabanlı ölçümleri daha da geliştirebilir, daha etkili bir çalışma ve çevresel sorunların azaltılmasını kolaylaştırabiliyor.
Geçtiğimiz yıl ilk e-notunun lansmanını yapan PocketBook, şimdi de renkli E Ink modelini ekledi. 10.3 inç Eo, Kaleido 3 teknolojisi üzerine inşa edilmiştir ve yerleşik bir kameraya, sekiz çekirdekli işlemciye ve çift hoparlöre sahipt.
PocketBook Eo kitap deneyiminizi dijitalleştiriyor
Çoğu e-okuyucudan farklı olarak e-notlar, gözleri yormayan tablet boyutunda bir ekrana sahiptir ve üretkenlik uygulamaları için bir kalem kalemi girişiyle birlikte geliyor. Eo gibi bazıları aynı zamanda bir kamerayla birlikte geliyor. Böylelikle kullanıcıların zahmetsizce fotoğraf çekmesine ve bunlara el yazısıyla yazılmış yorumlar veya çizimler eklemesine olanak tanıyor. PocketBook ayrıca e-notun kullanıcıların benzersiz memler oluşturmasına veya iç mekan/peyzaj tasarımına yardımcı olabileceğini söylüyor.
Kaleido 3 dokunmatik ekranı, 4.096 renk derinliğine ve 150 ppi’de 930 x 1.240 piksel çözünürlüğe sahiptir; bu, normal tabletlerin keskinliğine ve canlı renklerine meydan okumaz ancak uzun süreli kullanımlarda gözleri daha az yormalıdır. ve 300 ppi’de 1.860 x 2.480 gri tonlamalı. Parlak güneş ışığında tamamen okunabilir ve parlaklık ve renk sıcaklığı için ayarlanabilen LED ön aydınlatmayla birlikte geliyor. İçinde hızlı performans vaadi için 4 GB RAM ve 64 GB depolama (artı microSD genişletme) tarafından desteklenen 2,3 GHz sekiz çekirdekli bir işlemci yer alıyor. E-not, hiçbir şekilde Google’ın mobil işletim sisteminin en son sürümü olmayan ancak amaç için yeterli olması gereken Android 11’i çalıştırıyor ve kutudan çıktığı haliyle 17 kitap, belge ve grafik formatı desteği var.
Bluetooth 5.0 ve çift bantlı Wi-Fi yerleşik. İkincisi PocketBook Bulut depolama alanına, e-postayla gönderme hizmetine ve Wi-Fi dosya paylaşım özelliğine erişim sağlıyor. Temel özellikleri tamamlayanlar arasında dörtlü mikrofon dizisi, fikir kaydetmek, sesli kitap ve müzik çalmak için çift hoparlör ve USB-C bağlantı noktası aracılığıyla doldurulan 4.000 mAh pil yer alıyor. PocketBook, şarjlar arasındaki çalışma süresini belirtmez, ancak E Ink ekran teknolojisinin düşük güç tüketimi, duvar prizinden uzun süre uzakta kalmanızı sağlıyor.
PocketBook Eo, şirketin web sitesinde “çok yakında” olarak listeleniyor, ancak halihazırda Almanya’da 569 € karşılığında satılıyor.
Sürdürülebilirlik konusunda uzun süredir çeşitli eleştiriler alan Apple, son derece önemli bir patent başvurusunda bulundu. Yeni patent tek tip pil muhafazaları için bir teknoloji üzerine ve bu sayede örneğin iPhone’unuz, kablosuz klavyeniz ve kablosuz farenizle eşleşebilecek bir batarya geliştirilmesine olanak tanıyor. Böylece Apple cihazları arasında pilleri rutin olarak değiştirmemizi sağlayabilir.
Apple’ın fikri piyasaya çıkarsa, bu teknoloji daha modüler, sürdürülebilir, gezegen dostu bir geleceğe doğru atılmış sağlam bir adım olacaktır; ancak bunun verilmiş bir patentten ziyade bir başvuru olduğunu belirtmek önemli. Apple’ın her yıl binin üzerinde patent başvurusu yaptığı göz önüne alınırsa bu teknoloji hiçbir zaman kullanıcıya sunulmayabilir. Ama en azından Apple’ın en zayıf olduğu noktalardan birisini adresliyor gibi gözükmekte.
“Pil şarj sistemi ve mobil ve aksesuar cihazları” başlıklı patent başvurusu standartlaştırılmış yuvaları ve nispeten geleneksel görünümlü bir pil paketini tasvir eden görüntüler içeriyor: Bir cep telefonuna, bir monitöre, bir kablosuz klavyeye ve bir kablosuz fareye takılmaya hazır kübik bir çekirdek, bir dış kabuk, iki sensör terminali, uçta pozitif ve negatif çekirdek terminalleri.
Ancak ne yazık ki ilgili patent başvuru dosyasında Apple’ın en az pil ömrüne sahip cihazlarından birisi olan kulaklık veya kulakiçi kulaklıklardan bahsedilmiyor
Değiştirilebilir bataryalar pek de çığır açan bir fikir değil. Örneğin eski Nokia 3310 telefonu fenomen yapan şeylerden birisi de cihazın dayanıklılığına ek olarak 1.450mAh değiştirilebilir batarya ile gelmesiydi. Arka plastik kapağı basit bir el hareketiyle söküp pili çıkartmak mümkündü. Apple ise mobil cihazlarda bu teknolojiyi neredeyse hiç kullanmadı. Apple bize herhangi bir ürününde kullanıcı tarafından değiştirilebilir bir pil seçeneğini en son 15 yıl önce 2009 Apple MacBook’ta sunmuştu.
Analistler, Apple’ın her yıl milyonlarca ürün sattığına dikkat çekerken değiştirilebilir batarya kullanılmasının bu satışları düşürebileceği görüşündeler. Bununla birlikte, firmanın batarya satışlarından elde edeceği kâr ve pek çok cihazı için birbiriyle uyumlu batarya teknoloji kullanması satışlarda yaşanacak düşüş neticesinde gelecek olan gelir azalmasını bir ölçüde kompanse edebilir. Buna ek olarak sürdürülebilirlik konusunda çokça eleştirilen Apple sonunda bu konudan gerçekten bir adım atarak marka algısını iyileştirebilir.
Tipik olarak, bir kişi işinde kötü olduğunda, performansı incelemeye alınıyor ve yneticisi veya insan kaynakları tarafından bu durum açıklanıyor. Üst düzey bir yönetici değilseniz, hemen hemen her şirkette durum bu şekilde ilerliyor. Anca Warner Bros. Discovery’nin CEO’su çok ilginç bir şekilde yüzde 25’lik bir zam aldı.
Discovery CEO’su Zaslav için yüzde 25 zam
Şu anda etkili medya ve yayın şirketinin üst düzey yöneticisi olan David Zaslav, yakın zamanda yaklaşık 50 milyon dolarlık bir maaş avansı elde etti. Bu, bir önceki yıla göre önemli bir artışı temsil ediyor. Zaslav’ın maaşının ayrıntıları, şirketin SEC’e yapması gereken federal olarak zorunlu bir açıklama olan bu yılın vekaletname dosyasında yer aldı. Açıklama, Zaslav’ın maaş, hisse senedi ödülleri ve çeşitli diğer tazminat paketlerinin birleşimi yoluyla 2023’te 49.7 milyon dolar kazandığını gösteriyor.
Wrap, 2023’teki maaşın bir önceki yıla göre yüzde 26,5’lik bir artışı temsil ettiğini belirtiyor. Geçen yılki vekalet başvurusuna göre Zaslav, 2022’de toplam 39.2 milyon dolar kazandı. Ancak son ödemeler, Zaslav’ın şirketle yeni, çok yıllı bir iş sözleşmesine eklenen hisse senedi opsiyonlarından teknik olarak 246 milyon dolar kazandığı 2021’e kıyasla sönük kaldı.
50 milyon dolar tek bir insana verilecek çok fazla bir para, özellikle de kendisini Hollywood’un son yıllardaki en büyük saldırısında en büyük kötü adam haline getiren bir adama verilecek çok fazla bir para. Dahası, Warner Bros. Discovery’nin durumu son zamanlarda pek iyi değil, bu da Zaslav’ın para kaybeden bir şirkete liderlik ettiği için ödüllendirildiği anlamına geliyor.
2023’te Warner Bros. Discovery’nin doğrusal TV ve reklamcılık işleri küçüldü ve stüdyo geliri yüzde 12 düşerken, doğrudan tüketiciye yayın bölümü 2023 için nominal bir kar elde etti. Şirket, 2023 yılının tamamında 41.3 dolar gelir bildirdi pro-forma bazda yüzde 4 düşüşle 3.13 milyar dolar net zarar oldu. Warner Bros. Discovery’nin hisseleri Nisan 2022’deki birleşmeden bu yana zayıfladı ve 2024’ten bugüne yüzde 29 oranında düşüş yaşadı. Hollywood’daki yaratıcılar, çalışanlar ve izleyiciler, onun şirketi devraldığı 2022’den bu yana aldığı çeşitli kararları eleştirdi. Zaslav, iki şirket arasındaki birleşmenin hemen ardından iktidara geldi ve çok sayıda işten çıkarmayı yöneterek harcamaları ve projeleri kesmeye başladı
Volvo ile Çinli otomobil devi Geely arasındaki bağdan doğan elektrikli otomobil markası Polestar, artık telefon da sunuyor. Otomobil üreticisi, mikroblog platformu Weibo’daki resmi sayfası aracılığıyla, Polestar amblemini taşıyan yakında çıkacak telefonuna ilk bakışı paylaştı.
Polestar telefon özellikleri
Bir elektrikli araç markası neden telefon üretiyor? Tam tersi şekilde Huawei ve Xiaomi de araba üretiyor. Ancak burada önemli olan Polestar Phone’un oldukça etkileyici görünmesi. Polestar CEO’su Thomas Ingenlath’ın kendisi de deneyimli bir tasarımcı olduğu ve markanın arabalarına da yansıdığı için bu pek de şaşırtıcı değil. Polestar Synergy konseptine bir göz attığınızda bu markanın estetik anlayışına sahip olduğunu anlayacaksınız. Polestar’ın, Tesla’nın EV öğle yemeğini yemeye çalışırken sedandan kompakt SUV’a kadar her şeyi sunarak otomobil portföyünü yavaş yavaş çeşitlendirdiği başka bir gün için tartışma konusu olabilir mi?
Polestar Phone’un göze hoş görünmesinin bir başka nedeni de ana şirket Geely’nin, sürekli olarak güzel akıllı telefonların öncüsü olmayı sürdüren Çinli akıllı telefon markası Meizu’da hisseye sahip olması. 2019’da gelen dünyanın ilk portsuz, deliksiz ve düğmesiz telefonu Meizu Zero’yu hatırlıyor musunuz? Akıllı telefon markası, yıllar içinde harika telefonlar üretmesine rağmen artık kendisini Çin pazarıyla sınırladı. Evet, Apple’dan ilham alan bazı şeyler vardı ama Meizu’nun MX serisi ve M serisi telefonları paranın karşılığını müthiş bir şekilde veriyordu. Aynı zamanda MediaTek’in Helio X serisi işlemcilerini deneyen ilk marka ve telefonlarına Samsung’un Exynos işlemcilerinden birini yerleştiren az sayıda şirketten biriydi.
Şimdi, Polestar Phone’un tanıdık görünmesinin asıl nedeni, Çin’de hala satışta olan amiral gemisi Meizu 21 Pro’nun yeniden tasarlanmış hali gibi görünmesi. Polestar Telefon, Sony’nin Xperia telefonlarının izinden giden, simetrik olarak ince çerçevelere ve 21:9 en boy oranına sahip, uzun 6,79 inç 120Hz OLED ekrana sahip. Cam kabuğun altında , sağlıklı 16 GB RAM ve 1 TB maksimum depolama alanıyla eşleştirilmiş Qualcomm’un Snapdragon 8 Gen 3 yongası yer alıyor. Arkada optik olarak stabilize edilmiş 50 megapiksel kamera, 13 MP geniş açılı kamera ve 3x optik yakınlaştırma çıkışına sahip 10 MP telefoto kameranın yanında yer alıyor.
IP68 sertifikalı telefon, 50 watt kablosuz şarjı da destekleyen 5.050 mAh pil sunuyor. Kimlik doğrulamayı ultrasonik parmak izi tarayıcı yönetir. Burada göze çarpan tek fark, cam kabuk ve metalik kenarlardaki yeni Polestar markası gibi görünüyor.
ABD Meclisi, TikTok’u yasaklamak veya satışı zorlamak için revize edilmiş yasa tasarısını kabul etti. ABD Temsilciler Meclisi bu öğleden sonra, TikTok’un sahibi ByteDance’in popüler sosyal medya uygulamasını satmasını veya ABD’de yasaklanmasını gerektiren bir yasa tasarısını kabul etti.
TikTok yasağı için ABD aksiyon alıyor
TikTok’un yasaklanması çabaları, Trump Yönetimi’ne kadar uzanıyor. Ancak konu son aylarda yeniden gündeme geldi. Meclis zaten Mart ayında benzer bir yasa tasarısını kabul etmişti; Senato’nun kabul etmeye pek ilgi göstermediği bir yasa tasarısı. Bu yeni sürüm, ByteDance’in TikTok’u satma penceresini dokuz aya kadar genişletiyor (önceki tasarıdaki altı aya kıyasla) ve başkana tek bir ek 90 günlük uzatma verme olanağı veriyor.
Değişiklik bazı Senato şüphecilerini tatmin etmiş gibi görünüyor. Senato Ticaret Başkanı Maria Cantwell (D-Washington) Perşembe günü gazetecilere verdiği demeçte, “elden çıkarmanın daha muhtemel olacağını garanti ettiği” için uzatmayı önerdiğini söyledi.
Yeni tasarı, hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların çoğunluğunun güçlü desteğiyle 360-58 kabul edildi. Bu, Ukrayna, İsrail ve Tayvan’a yapılan dış yardımı içeren daha büyük bir paketin parçası ve muhtemelen Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın daha muhafazakar destek çekmesinin bir yolu olarak dahil edilmişti. Senato paketi önümüzdeki hafta ele alabilir. Başkan Joe Biden tasarıyı desteklediğini ve imzalayacağını söyledi. Böyle bir durumda TikTok’un tasarıya mahkemede itiraz etmesi bekleniyor.
Biden yönetimi, hem Çin hükümeti için Amerikalı kullanıcılar hakkında bir veri kaynağı olarak, hem de aynı hükümetin Amerikalılara propaganda yapması için bir kanal olarak, uygulamanın oluşturduğu ulusal güvenlik tehditleri hakkında milletvekillerine brifing veriyor. Koridorun diğer tarafında, Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi başkanı Michael McCaul (R-Texas) bugün uygulamayı “Amerikalıların telefonlarındaki casus balonu” olarak tanımladı ve “Amerika’nın kişisel bilgilerini gözetlemek ve kullanmak” için kullanıldı.
TikTok yasa tasarısının yeniden masaya yatırıldığı netleştiğinde şirket, Temsilciler Meclisi’nin “ifade özgürlüğünü ayaklar altına alacak bir yasak yasasını bir kez daha aşmak için önemli dış ve insani yardım maskesini kullandığını” savunan bir bildiri yayınladı.
Xiaomi 14 kullanıcıları, yaz aylarına yaklaşırken heyecan verici bir güncellemeyle karşı karşıya. Yapay Zeka Hazine Sandığı adı verilen bu paket, kullanıcıları şaşırtacak pek çok yeni özellik içeriyor.
Samsung’un Galaxy S24 serisi ile başlattığı ve sonrasında diğer amiral gemilerine de sunduğu Galaxy AI paketine benzer bir şekilde Xiaomi de Yapay Zeka Hazine Sandığı ile öne çıkıyor. Xiaomi 14 serisi, bu sayede yapay zeka alanında önemli bir adım atıyor.
Yapay Zeka Hazine Sandığı‘nda yüzlerce yeni özellik yer alıyor. 2 Ağustos tarihine kadar devam edecek olan testlerde 40 bin kullanıcı bu özellikleri deneyimleme imkanı bulacak. Xiaomi, tüm paketin toplu olarak sunulması yerine, testleri tamamlanan özelliklerin kademeli olarak kullanıma sunulacağını açıkladı.
Paket içeriğinden ilk sızan bilgi ise sürpriz duvar kağıdı özelliği. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, alışkanlıklarına göre otomatik olarak değişen duvar kağıtları ile keyifli bir deneyim yaşayabilecekler. Xiaomi’nin bu özelliği ilk olarak sunması bekleniyor. Diğer özelliklerin neler olduğu ise şu an için bilinmiyor.
Yapay Zeka Hazine Sandığı ile Xiaomi 14, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde geliştirmeyi hedefliyor. Bu güncelleme, Xiaomi 14’ü rakiplerinden öne çıkaran önemli bir unsur olacak gibi görünüyor.
Yapay Zeka Hazine Sandığı ile ilgili gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.
Manish Lachwani, kurucusu olduğu HeadSpin adlı mobil uygulama performans analizi şirketinde, şirketin gelirleri ve müşteri tabanıyla ilgili yalan söyleyerek milyonlarca dolarlık yatırım aldığı iddia edildi.
ABD Bölge Yargıcı Edward Davila, Lachwani’nin “açgözlülük ve kibir” ile hareket ettiğini ve yatırımcıları aldatarak 80 milyon doların üzerinde haksız kazanç elde ettiğini söyledi. Yargıç ayrıca, Lachwani’nin gösterdiği pişmanlığın “yüzeysel” olduğunu ve eylemlerinin Silikon Vadisi’nin itibarına zarar verdiğini belirtti.
HeadSpin, bir zamanlar Silikon Vadisi‘nin en umut vadeden girişimlerinden biri olarak görülüyordu ve aralarında Google Ventures, Tiger Global Management ve Insight Partners gibi devlerin de bulunduğu yatırımcılardan büyük miktarda fon toplamıştı. Şirket, mobil uygulamaların performansını ölçmek ve iyileştirmek için yapay zeka tabanlı bir platform sunuyordu.
Manish Lachwani
Ancak 2020 yılında, şirket içi bir ihbar sonrasında başlatılan soruşturma, HeadSpin’in gelirlerini ve müşteri sayılarını şişirerek yatırımcıları yanılttığını ortaya çıkardı. Soruşturma sonucunda Manish Lachwani CEO’luk görevinden istifa etmek zorunda kalmış ve şirketin değeri büyük ölçüde düşmüştü.
Lachwani’nin davası, Silikon Vadisi’ndeki girişim kültürü ve yatırımcıların dolandırıcılığa karşı ne kadar savunmasız olabileceği konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, yatırımcıların girişimlere yatırım yapmadan önce daha dikkatli olmaları ve şirketlerin finansal raporlarının doğruluğunu daha sıkı bir şekilde denetlemeleri gerektiğini vurguluyor.
MediaTek, bütçe dostu akıllı telefonlar için yeni işlemcisi MediaTek Dimensity 6300’ü duyurdu. Yeni işlemci, özellikle GPU tarafında önemli bir iyileştirme sunarak uygun fiyatlı telefon segmentine güçlü bir seçenek getiriyor.
MediaTek Dimensity 6300, TSMC’nin 6nm üretim sürecinden geçen orta sınıf bir işlemci olarak karşımıza çıkıyor. Bu yeni işlemci, geçen yıl tanıtılan Dimensity 6100+’a göre %10’a varan bir CPU performansı ve %50’nin üzerinde bir GPU performansı artışı sunuyor.
Yeni işlemci, 3GPP Release 16 standardını destekleyen gelişmiş 5G modem içeriyor. Bu modem, MediaTek UltraSave 3.0+ teknolojisi sayesinde güç tasarrufu sağlarken 140 MHz’e kadar 2CC 5G Taşıyıcı Toplama özelliği ile daha stabil bir 5G deneyimi sunuyor.
Dimensity 6300, 2,4 GHz hızında çalışan iki adet ARM Cortex-A76 çekirdek ile 2 GHz hızında çalışan altı adet ARM Cortex-A55 çekirdekten oluşuyor. Yonga seti ayrıca 2.133 MHz’e kadar LPDDR4X RAM ve UFS 2.2 flash depolamayı destekliyor. Ayrıca, 108 megapiksel kamera desteği ve 120Hz yenileme hızıyla FHD+ çözünürlük sunuyor. Mali-G57 MC2 GPU, çift bant Wi-Fi ve Bluetooth 5.2 gibi özellikleri de bünyesinde barındırıyor.
MediaTek Dimensity 6300’ü taşıyacak ilk telefon ise Realme C65 5G olacak. Realme’nin uygun fiyatlı akıllı telefon serisi olan C serisinin yeni üyesi, bu güçlü işlemciyle birlikte kullanıcılara yüksek performansı uygun fiyatlarla sunacak.
Bu yeni işlemciyle donatılmış Realme C65 5G modeli, MediaTek Dimensity 6300’ün sunduğu yüksek performansı, 5G bağlantısını ve gelişmiş özellikleri uygun fiyatla sunarak dikkatleri üzerine çekecek.
Microsoft Research Asia, tek bir hareketsiz görüntüden ve bir ses parçasından korkutucu derecede gerçekçi deepfake videolar üretebilen bir yapay zeka modelini ortaya çıkardı. Bundan sonra internette gördüklerimize ve duyduklarımıza nasıl güveneceğiz?
Microsoft AI fotoğraftan video üretiyor
Daha önce de belirttiğimiz gibi , yapay zeka sistemleri geçtiğimiz birkaç yılda önemli kriterlerde bizi geride bıraktı ve şimdiden birçok insan vaktinden önce bir kenara atılıp yerini algoritmalara bırakma konusunda oldukça endişeli. Son zamanlarda oldukça sınırlı sayıda akıllı cihazın güçlü günlük asistanlara ve hayati üretkenlik araçlarına dönüştüğüne tanık olduk. Ayrıca , sessiz video kliplere gerçekçi ses efektleri oluşturabilen ve hatta metin istemlerinden çarpıcı görüntüler oluşturabilen modeller de var. Microsoft’un VASA-1 çerçevesi bir başka büyük adım gibi görünüyor.
Modeli, VoxCeleb2 veri kümesindeki yaklaşık 6.000 gerçek hayattaki konuşan yüzün görüntüleri üzerinde eğittikten sonra teknoloji, yeni canlandırılan kişinin yalnızca sağlanan ses kaydıyla doğru bir şekilde dudak senkronizasyonu yapamadığı, aynı zamanda korkutucu gerçek videolar üretebiliyor. ayrıca tek bir statik vesikalık fotoğraftan alınan çeşitli yüz ifadeleri ve doğal kafa hareketleri de bulunuyor.
Birkaç ay önce ortaya çıkan Alibaba Akıllı Bilgisayar Enstitüsü’nün Audio2Video Yayılım Modeline oldukça benzer ancak daha fotogerçekçi ve doğru. VASA-1’in, “ihmal edilebilir başlangıç gecikmesiyle” saniyede 40 kare hızında 512×512 pikselde senkronize videolar oluşturabildiği bildiriliyor.
Proje demoları için kullanılan referans fotoğrafların tümü StyleGAN2 veya DALL-E tarafından yapay zeka tarafından oluşturulmuş olsa da, çerçevenin eğitim setinin dışına çıkma becerisini göstermek için kullanılan göze çarpan gerçek dünyadan bir örnek var: rap Mona Lisa. Proje sayfası, hareketsiz bir görüntüden oluşturulan ve bir ses parçasıyla eşleştirilen konuşma ve şarkı söyleme videolarının birçok örneğini içerir; ancak araç aynı zamanda duygular, ifadeler, sanal video kameraya olan mesafe gibi ” yüz dinamikleri ve kafa pozlarını ” ayarlamak için isteğe bağlı kontrollere de sahip.
Başarıyı detaylandıran bir makalenin girişinde, “Yapay zeka tarafından üretilen konuşan yüzlerin ortaya çıkışı, teknolojinin insan-insan ve insan-yapay zeka etkileşimlerinin zenginliğini artırdığı bir geleceğe açılan bir pencere sunuyor. Böyle bir teknoloji, dijital iletişimi zenginleştirme, iletişim bozukluğu olan kişiler için erişilebilirliği artırma, etkileşimli yapay zeka eğitimiyle eğitim yöntemlerini dönüştürme ve sağlık hizmetlerinde terapötik destek ve sosyal etkileşim sağlama vaadini taşıyor” ifadelerine yer verildi.