Xiaomi’den yeni elektrikli araç müjdesi: Yıl sonunda SUV geliyor!

Çin merkezli teknoloji devi Xiaomi‘nin otomobil pazarındaki etkisi, geçtiğimiz günlerde tanıtılan ilk elektrikli otomobili SU7 ile iyice hissedildi. Ancak şirket, heyecan verici bir haberle daha gündeme geldi. Xiaomi‘nin ikinci elektrikli aracı SUV tipinde olacak ve bu yılın sonunda tanıtılabilir.

SUV‘lerin gün geçtikçe popülerlik kazandığı bir dönemde, Xiaomi‘nin bu tercihi şaşırtıcı gelmemekte. Ancak asıl ilginç olan, şirketin ikinci aracını bu kadar kısa sürede tanıtabileceği iddiası. Otomotiv endüstrisine yeni adım atan bir şirket için, SU7‘nin tanıtımının ardından bu hızlı hareket bir miktar dikkat gerektiriyor gibi görünüyor. Ancak Xiaomi‘nin dinamik yapısı göz önüne alındığında, bu yılın sonunda yeni bir otomobil tanıtması pek de şaşırtıcı olmayabilir.

Elektrikli araçlar söz konusu olduğunda, özellikle Çinli markalar arasında rekabet giderek artıyor. Nio, Li Auto ve XPeng gibi markaların SUV modelleriyle tanınması, Xiaomi‘nin de benzer bir strateji izlemesine şaşırmamak gerekiyor. Ancak şirketin başlangıçta bir sedan modeliyle piyasaya giriş yapması, sektörde farklılık yaratma arzusunu da gösteriyor olabilir.

Xiaomi SU7, sunduğu özelliklerle dikkat çekiyor. Başlangıç fiyatı 29.900 dolar olan SU7, 73,6 kWh, 94,3 kWh ve 101 kWh olmak üzere üç farklı batarya seçeneği sunuyor. Bu da sırasıyla 700 km, 830 km ve 800 km gibi etkileyici menzil değerlerine işaret ediyor. Arkadan çekişli baz modelde 220 kW (295 hp) gücünde bir motor bulunurken, çift motorlu AWD modeli 495 kW (663 hp) güç ile sıfırdan 100 km/s hıza sadece 2,78 saniyede ulaşabiliyor.

Xiaomi‘nin ikinci elektrikli aracının tanıtımı heyecanla beklenirken, şirketin otomobil endüstrisindeki yerini daha da sağlamlaştıracağı kesin görünüyor.

Türk mühendisler, 1 MW kurulu güce ulaşan kompakt HES geliştirdi!

Türk mühendisler mini ölçekli hidroelektrik santrallerin (HES) potansiyelini artırarak, yerli ve milli enerji üretimine katkıda bulunacak önemli bir gelişme sağladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın desteği ile Türkiye Elektromekanik Sanayi A.Ş. veya bilinen adıyla kısaca TEMSAN mühendisleri tarafından geliştirilen HİDROTEM, 1 MW kurulu güce ulaşabilen kompakt bir mini HES.

Bu yenilikçi proje özellikle belediyeler, içme suyu arıtma tesisleri, su deposu giriş-çıkışları ve soğutma suyu kullanılan tesisler gibi alanlarda kullanılmak üzere tasarlandı. HİDROTEM’in en büyük avantajlarından biri de herhangi bir inşaat çalışması gerektirmeden kolayca kurulabilmesi.

Bu özelliği projenin maliyetini ve uygulama süresini önemli ölçüde azaltıyor. Ayrıca, taşınabilir ve kompakt yapısı sayesinde gerektiğinde kolayca başka bir yere nakledilebilir. TEMSAN Tasarım Merkezi tarafından geliştirilen bu sistem mobil cihazlarla uzaktan kontrol edilebilir bir yapıya sahip olup minimum 0,5 kW’dan başlayarak 1 MW’a kadar kurulu güç sağlayabiliyor. Bu da yaklaşık 200 evin elektrik ihtiyacını karşılayabileceği anlamına geliyor.

Bu proje Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Babasultan köyünde yapılan başarılı testlerin ardından, Trabzon Arsin Belediyesi ve Zonguldak Belediyeler Birliği tarafından beğenildi ve sipariş edildi. Arsin Belediyesi 265 kW, Zonguldak Belediyeler Birliği ise 213 kW’lık HİDROTEM sipariş etti. Trabzon’daki sistem yılın ilk çeyreğinde devreye alınacak. Zonguldak’taki sistem ise enerji üretim aşamasına geçmiş durumda.

Bu gelişme, Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki potansiyelini maksimize etmeyi amaçlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Ar-Ge çalışmalarıyla da uyumlu. TEMSAN’ın hidroelektrik santral uygulamalarına yönelik yenilikçi çözümleri, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya için önemli bir adım olarak görülüyor. Ayrıca, HİDROTEM’in geliştirilmesinde yapay zeka odaklı çalışmalar da yürütülüyor, bu sayede sistem, su rezerv kontrolü ve en verimli çalışma noktası gibi alanlarda optimizasyon sağlayacak.

Bu başarılı proje ülkemizin hidroelektrik enerji üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda yerli ve milli teknoloji kullanımını teşvik ederek enerji alanında dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Elektrik Elektronik Mühendisi Batuhan Şenlen’e göre Türkiye’de HİDROTEM’in kullanılabileceği potansiyel 1000 MW’ı aşıyor. Bu da ülkenin enerji üretim kapasitesine önemli bir katkı sağlayabilir.

Mini LED TV devrimi: 2024’te OLED’i geçiyor!

Pazar araştırma şirketi Luotu Technology‘nin son raporuna göre, 2024 yılı, Mini LED TV satışlarının ilk kez OLED TV’leri geçebileceği bir döneme işaret ediyor. Bu tahmin, televizyon endüstrisinde önemli bir değişimi işaret ediyor ve tüketicilerin tercihlerindeki evrimi yansıtıyor.

Luotu Technology‘nin verilerine göre, 2024 yılında Mini LED TV sevkiyatları 6,8 milyon adede ulaşacak. Bu rakam, Mini LED teknolojisinin hızla yaygınlaşması ve tüketicilerin daha fazla ilgi göstermesiyle gerçekleşiyor. Özellikle, 2023 yılında yaşanan %24,7’lik yıllık artış, Mini LED TV’lerin pazardaki gücünü gösteriyor. Diğer yandan, aynı dönemde OLED TV sevkiyatlarında %20,6’lık bir azalma yaşandı ve 6,4 milyon adetlik bir sevkiyat gerçekleşti. Bu azalış, OLED teknolojisinin Mini LED’in yükselişi karşısında rekabet etmekte zorlandığını gösteriyor.

Gelecek projeksiyonlarına göre, Mini LED televizyonlarının satışlarında katlanarak artış beklenirken, OLED TV satışlarında ise artışın daha sınırlı kalması öngörülüyor. 2028 yılına gelindiğinde, Mini LED TV’lerin satış rakamının OLED TV’lerin üç katına ulaşması bekleniyor. Bu durum, Mini LED teknolojisinin giderek daha fazla tercih edilmesiyle birlikte televizyon pazarındaki dengelerin değiştiğini gösteriyor.

Şu anda Mini LED TV pazarı, önde gelen markalar Samsung, TCL ve Hisense tarafından domine edilirken, OLED TV pazarında ise LG, Samsung ve Sony öne çıkıyor. Araştırma şirketi Elec‘e göre, Samsung’un hem Mini LED hem de OLED teknolojilerine katkıda bulunması, TV sevkiyatlarının gelecekteki pazar payının şekillenmesinde önemli bir rol oynayacak.

Bu veriler, TV teknolojileri arasındaki rekabetin sürekli değiştiğini ve tüketicilerin tercihlerinin evrim geçirdiğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda Mini LED TV’lerin daha fazla talep görmesi beklenirken, bu durum pazar dinamiklerini önemli ölçüde etkileyebilir. Tüketicilerin daha incelemeye ve karşılaştırmaya yönelik bir tutum sergilediği bir dönemde, TV üreticileri bu değişen taleplere cevap verebilmek için sürekli olarak yenilik yapmaya ve geliştirmeye devam edeceklerdir.

UPT teknoloji ve Ar-Ge gücünü artırıyor!

Türkiye’nin ilk yerli, global para transferi ve ödeme platformu UPT, teknolojik altyapısını güçlendirmek ve para transferi sektöründe dünya çapında sesini duyurmak için IT çalışmalarına Dijitalpark Teknokent Ataşehir yerleşkesinde devam edecek.

Dünya genelinde 176 ülkede, 400 bin işlem noktasında hizmet veren UPT, teknoloji ve Ar-Ge gücünü artırmak için IT departmanını Dijitalpark Teknokent Ataşehir yerleşkesine taşıdı. Kendi geliştirdiği UPTION Avrupa ve UPTION Global gibi uluslararası projelerde maliyet avantajı yakalamak, Ar-Ge nitelikli projelerine fonlama ve üniversite desteği sağlamak amacıyla atılan bu adım çerçevesinde UPT’nin performans geliştirmeleri ve teknolojik alt yapı iyileştirmelerinin hızlandırılması planlanıyor. 

Sistem ölçeklenebilirliği ve süreklilik yüzde 100’e ulaşacak

UPT CTO’su Tolga Kilimci
UPT CTO’su Tolga Kilimci

UPT CTO’su Tolga Kilimci, konuyla ilgili şunları söyledi: “UPT olarak teknolojik geliştirmelerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Burada temel motivasyonumuz teknolojide takipçi değil, öncü konumda olmak. Bu anlamda Teknokent’e geçişimizle birlikte ekibin yetkinliğinin ve kalitesinin artırılması, sistem sürekliliğinin yüzde 100’e yaklaştırılması, proje üretim verimliliği ve çıktı kapasitemizi arttırmak gibi temel hedeflerimiz var. Ayrıca sistem performans iyileştirmeleri, Veri Ambarı ve İş Zekası ekibimizi büyütmek gibi planlarımız da var. Böylece ürettiğimiz verinin görselleştirilmesi ve makine öğrenmesi alanlarına daha fazla yatırım yaparak mevcut iş zekamızı daha ileriye taşıyacağız.”   

Gelişen teknolojik altyapısı ile dünyaya açılıyor

UPT özellikle mobil uygulaması UPTION özelinde yeni geliştirmeler ile müşteri memnuniyetini artırırken küresel çapta iş yapma yeteneklerini geliştirmeyi planlıyor. Tolga Kilimci, “Şu anda mevcut uygulamalarımızı modüler “microservice” mimariler ile modernize ediyor, uygulama geliştirmeyi hızlandırmak adına çalışmalar yapıyoruz. Böylece hem güncel teknoloji üzerindeki tecrübemizi artırıyor hem de global projelerimiz için hazırlık yapıyoruz.  Ayrıca UPTION tarafında Türkiye’de ürün gamımızı genişletecek projelerimize devam ederken, UPTION’ı tüm dünyaya duyurmak için globale odaklanıyoruz” dedi.

Dünya nüfusunun yüzde 95’ine, uygun maliyetlerle para transferi imkân sağlayan UPTION, uluslararası para transferinde yaygın olarak kullanılan ve yüksek maliyetlerle çalışan SWIFT sisteminin yerine kendi geliştirdiği teknoloji ile düşük maliyetli, hızlı ve güvenilir para transfer işlemlerini gerçekleştiriyor. UPT ayrıca mobil uygulaması UPTION ile kullanıcıların yurt içi ve yurt dışı hesaba, karta, isme ve dijital cüzdanlara para gönderim işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Teknolojisini her geçen gün yenileyen UPT, kendi bünyesinde geliştirdiği teknolojilerle “fintech as a service” olarak yurt dışındaki ödeme kuruluşlarının uluslararası para transferi altyapılarını da sağlıyor. 

FAST para gönderme limiti değişti

0

Türkiye’nin finansal teknoloji alanındaki önemli gelişmelerden biri olan Fonların Anlık ve Sürekli Transferi (FAST) sistemi ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kısa bir süre önce yaptığı açıklamayla FAST işlem tutar limitlerinin yükseltildiğini duyurdu. İşte yeni FAST para gönderme limiti!

FAST işlem tutar limiti 100 bin TL’ye yükseltildi

TCMB’nin yeni kararına göre, 4 Nisan’dan itibaren FAST sistemi üzerinden yapılacak ödemelerde üst limit değişecek. Buna göre tek seferde 100 bin TL’ye kadar para gönderimi yapılabilecek. Bu limit daha önceki karara göre 50 bin TL’ye kadar uygulanıyordu.

FAST işlem tutar limiti 100 bin TL'ye yükseltildi
FAST işlem tutar limiti 100 bin TL’ye yükseltildi

Ayrıca FAST-TR Karekod sistemi üzerinden gerçekleştirilecek ödemeler için limit 250 bin TL olacak. Bu şekilde istediğiniz kuruma 7/24 250 bin TL’ye varan FAST ödemeleri gönderebileceksiniz.

Bilmeyenler için FAST sistemi, ödeme talimatının onaylanmasından itibaren saniyeler içerisinde alıcı hesabına para geçmesini sağlayan anlık ödeme sistemi. Havale veya EFT’ye göre daha hızlı olmasıyla internet bankacılığının popüler ödeme yöntemlerinden biri haline geldi.

İşte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yapılan açıklama:

”2023 yılı aralık ayında planlanıp FAST katılımcılarına duyurulduğu üzere; kullanıcıların FAST sistemine gösterdikleri ilgi ve ödemeler ekosisteminin dinamik gereksinimleri göz önünde bulundurularak, 4 Nisan 2024 tarihi itibarıyla FAST işlem tutar limitleri para transferlerinde 50.000 TL’den 100.000 TL’ye, FAST-TR karekod kullanılarak gerçekleştirilecek dinamik doğrulamalı işyeri ödemelerinde ise 100.000 TL’den 250.000 TL’ye yükseltilecektir.”

Kredi çekerken dikkatli olun!

Nakit ihtiyacı olanlar, ihtiyaç kredilerine yönelmeye devam ediyor. Artan faiz oranlarıyla birlikte kredi çekerken dikkat edilmesi gerekenler de daha önemli bir hale geldi. Karşılaştırma sitesi encazip.com, kredi çekerken dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili bilgi verirken uzak durulması gereken hataları sıraladı.

Karşılaştırma yapmadan kredi çekmeyin: 

Kredi çekmeden önce bankaların kredi tekliflerini karşılaştırın. Çünkü her banka farklı faiz oranları ve vade süreleri belirliyor. Faiz oranları kişiden kişiye değişebilir, kredi notunuza göre bir başkasına önerilen kredi faiz oranı size çıkmayabilir ya da size daha uygun bir faiz oranı çıkabilir. Bu nedenle bankaları karşılaştırarak size en uygun faiz oranını araştırın.

Bankaların kampanyalarını takip edin: 

Daha önce müşterisi olunmamış bankalardan kredi alan tüketiciler, yeni müşteriler için uygulanan düşük faizli kredi ve sıfır faizli nakit avans kullanabilirler. Bu nedenle bankaların kampanyalarını takip etmekte yarar var.

Kredi notunuzu öğrenin: 

Kredi notu kredi çekerken çok önemli bir detay. Kredi notunuz iyiyse daha düşük faiz oranlarıyla kredi çekmeniz mümkün olabilir. Bu nedenle kredi notunuzu yüksek tutmak için finansal ödemelerinize, kredi kartı ekstresi ve mevcutta kullandığınız kredi varsa onların son ödeme tarihlerine dikkat edin. 

Sigorta yaptırın: 

Bankalar hayat sigortası yaptıran kredi kullanıcılarına daha düşük oranda faiz seçenekleri sunabiliyor. Kredi ödeme sürecinde bir vefat durumu halinde bankaya borcunuzun kalmaması için bankanın önerdiği kurumdan sigorta yaptırabilirsiniz. Bu durum hem vefatınız halinde borçlu kalma ihtimalinizi ortadan kaldırır hem de hayat sigortası ile verilen kredinin faiz oranı daha düşüktür. Özellikle kredi tutarı yüksekse sigortalı faiz oranı uzun vadede daha karlı olacaktır. 

İhtiyacınız kadar krediye başvurun: 

Bankalar size ihtiyacınızdan yüksek tutarlarda kredi fırsatı sunabilir. Ancak borcunuzu vaktinde ve zorlanmadan ödeyebilmek için ihtiyacınız tutarında kredi çekin. Ayrıca ödeyemediğiniz kredi borçları kredi notunun düşmesine neden olabilir ve bu bir başka kredi çekiminde sizi zorlayabilir.

Vade sayılarını kısa tutun: 

Bankalar ödeme kolaylığı için farklı vade seçeneği sunuyor. Ancak vade süresi ne kadar uzarsa geri ödemesi de o kadar artıyor. Bu nedenle gelire göre iyi bir ödeme planı oluşturup vadeyi kısa tutmakta yarar var.

İnternet adresine dikkat edin: 

Kredi başvurunuzu dijital kanallardan yaparken bankanın kendi internet sitesine doğru bilgileri girdiğinizden emin olun. Dolandırıcılar bankaların sitelerini taklit edebilirler, sitenin güvenli olduğundan emin olmadan bilgilerinizi paylaşmayın. Bankanın web adresinin yazılı olduğu yerin sol yanında kilit işaretinin olmasına dikkat edin. Bu işaret, internet sitesinin güvenli bir site olduğu anlamına gelir. 

İyi tanımadığınız kişilere kefil olmayın:

 Birine kefil olacaksanız bu, güvendiğiniz ve borcu zamanında ödeyeceğine inandığınız biri olmalı. Borçlarının geri ödemesini zamanında ve düzenli olarak yapacak güvenilir kişilere kefil olunması kredi notunu yükseltir. Aksi bir durum sizi hem zor durumda bırakabilir hem de kredi notunuzun düşmesine neden olabilir. 

Şifre ve bilgilerinizi paylaşmayın: 

Dijital bankacılık ile bankaya gitmeden istediğiniz zaman istediğiniz yerde kredi başvurusunda bulunabiliyorsunuz. Ancak dijital bankacılıkta dolandırıcılara da dikkat etmek gerekiyor. Dijital bankacılıkta şifrenizi ve bilgilerinizi sizi telefonla arayarak bilgi isteyen kimseyle paylaşmamalısınız. 

Birkaç farklı bankadan kredi kullanın: 

İhtiyaç duyduğunuz krediyi tek bir bankadan çekmek yerine birkaç farklı bankadan farklı krediler kullanarak daha düşük faiz ödeyebilirsiniz. Böylece kredi tutarını düşük tutarak çok daha düşük maliyetli kredi kullanabilirsiniz. 

Tesla’da sert düşüş: Yatırımcılar endişeli!

Tesla, son çeyrekte %29’luk bir değer kaybı yaşayarak, Çinli rakiplerin artan baskısı ve üretim sorunlarıyla boğuşuyor. CNBC’nin aktardığına göre, 2024’ün ilk çeyreğinde Tesla hisseleri hızlı bir düşüş yaşadı ve bu durum, şirketin 2010’daki halka arzından bu yana en büyük düşüş olarak kayıtlara geçti.

Tesla’nın hisse değerindeki düşüşün arkasındaki nedenler oldukça karmaşık ve çeşitli faktörlerden kaynaklanıyor. Öncelikle, elektrikli araç pazarındaki liderliğinin sürdürülebilirliği konusundaki endişeler, yatırımcıların dikkatini çekiyor ve şirketin geleceği hakkında belirsizlik oluşturuyor. Ayrıca, Çinli rakiplerin hızlı büyümesi ve atakları da Tesla’yı zor durumda bırakıyor. Özellikle BYD’nin dünya elektrikli araç üretim lideri olması ve Xiaomi’nin yeni elektrikli aracının büyük ilgi görmesi, Tesla’nın önünde ciddi bir rekabetin olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, Tesla’nın son dönemde yaşadığı üretim sorunları da hisse değerindeki düşüşte etkili oldu. Özellikle Ocak ayındaki Kızıldeniz’deki saldırılar ve Mart ayındaki Berlin fabrikasındaki üretim durması, Tesla’nın üretim kapasitesini olumsuz etkiledi ve yatırımcıların endişelerini artırdı. Tüm bunlara ek olarak, Tesla’nın mevcut model yelpazesinin eskimesi ve beklenen ilgiyi görmeyen Cybertruck gibi ürünlerin performansı da hisse değerindeki düşüşte rol oynadı.

Tesla’nın hisse değerindeki son düşüş, bir dizi faktörün birleşimiyle gerçekleşti ve şirketin önünde ciddi zorluklar bulunuyor. Ancak, Tesla’nın bu zorlukları aşması ve yatırımcıların güvenini yeniden kazanması için birçok stratejik seçeneği bulunuyor. Önümüzdeki dönemde Tesla’nın nasıl bir yol izleyeceğini ve bu zorlukları nasıl aşacağını yakından takip edeceğiz.

Evolv tarayıcı yapay zeka ile metrolarda güvenliği sağlayacak!

0

New York City’nin yoğun yaşamının ortasında yenilikçi bir proje hayata geçirilecek. Belediye Başkanı Eric Adams, silahları tanımlamak için metro turnikelerinde yapay zeka destekli cihazlar kullanma planlarını kamuoyuna açıkladı. Bu duyuru, Brooklyn metro istasyonunda yakın zamanda yaşanan ve bir adamın silahıyla yaralanmasıyla sonuçlanan bir tartışmanın ardından geldi.

Evolv tarayıcı  ile yeni özellikler

Şehir, ülke genelinde çok sayıda yerde kullanılan silah tespit sistemleriyle tanınan Massachusetts merkezli bir şirket olan Evolv ile işbirliği yaparak metro güvenliğini artırmayı planlıyor. Ancak Evolv’un teknolojisi eleştirildi; iki hükümet soruşturması ve bir hissedar davası, doğruluğu konusunda endişelere yol açtı. New York Şehri Polis Departmanının yeni teknolojileri uygulamaya koymadan ve gözetleme için kullandığı teknolojiyi açıklamadan önce etki ve kullanım açıklamaları yayınlamasını zorunlu kılan POST Yasası uyarınca pilot program doksan gün içinde başlayacak. Adams’a göre şehir, 90 günlük bekleme süresi boyunca ek satıcıları inceleyecek.

Adams: “Bu şehrin teknolojiden sorumlu bir belediye başkanı var. Teknolojinizi bize getirin” dedi. Adams, planlanan tarayıcı yerleşimlerinin yerleri veya sayısı hakkında bilgi vermedi. Şu anda Lincoln Center, Citi Field ve Metropolitan Sanat Müzesi Evolv tarayıcılarını kullanıyor. Adams, 2022’de metrodaki silahlı saldırıya yanıt olarak geçici olarak Belediye Binası’nın dışına bir Evolv tarayıcı kurdu. 

Benzer şekilde, acil servisteki bir saldırının ardından Bronx’taki bir hastane Evolv teknolojisine pilotluk yaptı. Okul güvenliğini artırmak için ülke çapındaki bazı okul bölgeleri Evolv tarayıcılarını uygulamaya koydu. Ancak raporlar, tarayıcıların şemsiyeleri silah zannettikleri ancak tüfek namlularına benzeyen değiştirilmiş çelik ve alüminyum boruları gözden kaçırdıkları vakaların olduğunu gösteriyor.

Her ne kadar metal dedektörlerine benzeseler de Evolv’un tarayıcıları yapay zeka destekli. Üreticiye göre tarayıcılar “gizli silahları tespit etmek için güvenli, ultra düşük frekanslı, elektromanyetik alanlar ve gelişmiş sensörler” kullanıyor. Ancak raporlar, tekniğin pratikte o kadar etkili olmadığını gösteriyor. Raporlara göre Evolv’un tarayıcıları, şemsiyelerin ateşli silah olduğunu tespit etti ancak silah namlusuna benzeyecek şekilde dilimlenmiş çelik ve alüminyum boruları tespit edemedi. 

Raporlara göre, Evolv’un cihazları beslenme kutularını patlayıcı veya çocukların çantalarındaki eksik bıçaklarla karıştırdı ve okul bölgelerinde öfkeye yol açtı.

Drone otoyolu bu yaz faaliyete başlayacak!

Her ne kadar kulağa doğrudan bir bilim kurgu filmi ya da kitabından çıkmış gibi gelse de İngiltere bu yaz bir insansız hava aracı otoyolunu tamamlamak üzere. Altitude Angel tarafından yaratılan dünyanın ilk insansız hava yolu otoyolu, hava yoluyla lojistik lojistiğini yeni boyutlara taşıyacak ve ülke çapında hızlı teslimatı mümkün kılacak.

Drone otoyolu için geri sayım

Coventry ve Milton Keynes’i birbirine bağlayan 265 kilometrelik Skyway ağı, insan pilotlara ihtiyaç duymadan etkili ve otonom drone taşımacılığını sağlayacak. Ancak Drone Wars’tan Chris Cole gibi eleştirmenler, olası mahremiyet ihlalleri ve yakındaki kasabalara yönelik güvenlik riskleri konusundaki endişelerini dile getirdi.

Altitude Angel’ın altyapısını otuz “Ok Kulesi” oluşturuyor. Dronların görsel görüş hattının ötesinde uçmasına olanak tanıyan yer tabanlı komuta merkezleri olarak hizmet veriyor. Başlangıçta önerilen birkaç ek rota, yeterli altyapının elde edilmesindeki zorluklar nedeniyle iptal edildi. Otoyolun Sivil Havacılık Otoritesi’nden (CAA) onay aldığını varsayarsak Altitude Angel, daha hızlı tıbbi teslimatlar da dahil olmak üzere birçok avantaja sahip olacağını iddia ediyor. Cole ve diğer eleştirmenler yine de projenin kamu güvenliğine yönelik tehditler ve mahremiyetin kötüye kullanılması gibi olumsuz etkileri olabileceğini iddia ediyor.

Çarpışmalarla, gürültü kirliliğiyle ve izlemeyle ilgili belirsizlikler, drone süper otoyollarının getirdiği karmaşık sorunları vurguluyor. Altitude Angel’ı eleştirenler, şirket sabit kanatlı insansız hava araçlarının düşük gürültülü üretimini ve kısıtlı hava sahası kullanımını vurgulasa bile bunun özel haklar ve kamu güvenliği üzerindeki olası etkilerinden endişe duyuyor.

Altitude Angel, navigasyon için yer kulelerinin kullanılmasının mahremiyet sorunlarını en aza indirdiğini iddia ediyor. Ancak diğerleri bu gözetleme kapasitelerinin olası kötüye kullanılmasına karşı uyarıda bulunuyor. Ayrıca karayollarında kameraların yasaklanmayacağı ifade edilmiyor. Otoyolun iddia edilen kullanım durumlarından biri, ekolojik ve inşaat projeleri için uzaktan araştırma niteliğinde. CAA gibi düzenleyici kuruluşlar, halkın gelişen drone teknolojisine olan güvenini korumak ve emniyet ve emniyeti sağlamak için hayati öneme sahip. Altitude Angel, uzun vadede, uçuş yolundaki herkesin yasal mahremiyet hakkına sahip olmasına rağmen, karşılaşabilecekleri her türlü sorunla mücadele edeceklerini vurguluyor.

Adaptif gözlükler geliyor!

0

Yeni adaptif gözlükler bir kaydırmayla güneş gözlüğünden okuma gözlüğüne geçebiliyor. Günümüz dünyasında moda ve teknolojinin birleşimi, çeşitli ihtiyaçları karşılayan yaratıcı çözümler ortaya çıkardı. Bunun bir örneği, yaşa bağlı görme sorunlarıyla mücadele eden müşterilere benzersiz rahatlık ve tarz sunan 32°N Muir Adaptif Güneş Gözlükleri.

Adaptif gözlükler ile okuma ve güneşe karşı koruma bir arada

Deep Optics, okuma gözlüklerini ve güneş gözlüklerini tek bir cihazda birleştiren bir cihaz icat etti: 32°N model Muir güneş gözlükleri. Perakende satış fiyatı 849 dolar olan bu güneş gözlükleri, çerçevedeki tek bir kaydırma hareketiyle öğeleri kolayca büyütecek şekilde değişen sıvı kristal merceklere sahip. Bu da sizi farklı gözlük taşıma zahmetinden kurtarıyor.

Muir güneş gözlükleri çizilmeye karşı dayanıklı kaplama, polarize lensler ve UV koruması gibi özelliklere sahiptir. Kullanım ve kurulumla ilgili ayrıntılı talimatlar içeren bir uygulama sayesinde bunların kurulumu kolay. En önemli yenilik, tüm mercek boyunca uzak görüşlü görüş için netliği korurken küçük bir okuma büyütme bandı üreten sıvı kristal merceklerdir. Kullanıcılar, başlangıçta bazı ayarlamalar gerektirse de basit hareketlerle okuma modu ile güneş gözlüğü modu arasında geçiş yapabiliyor.

Okuma ve güneş gözlüğü modları arasında geçiş yaparken hafif bir gecikme oluyor ancak genel olarak bu, hiç yapmamaktan daha kullanışlı. Ayrıca odak mesafesini ayarlamak kullanıcının deneyimini genişletiyor ve çeşitli okuma ayarlarına uyum sağlıyor. Fiyat bazı tüketicileri rahatsız etse de yaşlı insanlar için günlük yaşamın ne kadar daha iyi olduğu yatırımın haklılığını gösteriyor. Potansiyel müşterilerin, bu güneş gözlüklerinin 30 günlük para iade garantisiyle gelmesi nedeniyle yaşamı değiştiren etkilerine kişisel olarak tanık olmaları isteniyor.

ChatGPT 4 ücretsiz oluyor!

0

Hayatta hiçbir şey bedava değildir derler. Evet, tahmin ettiğiniz gibi, OpenAI ChatGPT’yi ücretsiz kullanıma açıyor, ancak bunun karşılığında sizden bir şey alacak. En değerli varlığınızı, yani verilerinizi. Bedava ChatGPT kullanıcıların girdiği tüm bilgiler sohbet robotunun eğitiminde kullanılacak. Bir de elbette, biraz kırpılmış bir ChatGPT deneyimi yaşatacak. Resim oluşturma, sohbetleri kaydetme, tekrar kullanma gibi kolaylıklar olmayacak. 

OpenAI, bugünden itibaren https://chat.openai.com/ adresinden sohbet robotuna giren “bazı kullanıcılardan” bir kullanıcı hesabı oluşturmalarını istememeye başlayacak. Elbette eğer bir ChatGPT hesabınız varsa, isterseniz hala giriş yapabilirsiniz. Ancak giriş yapmasanız bile, ChatGPT tarafından seçilmiş şanslı bölgelerden birindeyseniz, giriş yapan kullanıcılarla aynı modeli kullanarak ChatGPT ile doğrudan sohbete başlayacaksınız.

Giriş yapmadan kullananlar isterlerse sohbetlerinin eğitim için kullanılmasını devre dışı bırakma seçeneğine sahip. Ama bu sağ alt köşedeki küçük soru işaretinin altına saklanmış durumda, haberiniz olsun. 

Bedava ChatGPT daha kısıtlayıcı

Daha da önemlisi, ChatGPT’nin bu ekstra ücretsiz versiyonu “biraz daha kısıtlayıcı içerik politikalarına” sahip olacak. Bu ne anlama geliyor? Açıklama şöyle, ama çok da anlamlı değil:

Giriş yapmadan yapılan deneyim, zararlı içerik üretmeyi reddetmek gibi modelin zaten içine yerleştirilmiş olan mevcut güvenlik azaltma önlemlerinden faydalanacak. Bu mevcut önlemlere ek olarak, çıkış yapılmış deneyim için uygun olmayabilecek diğer içerik türlerini ele almak üzere özel olarak tasarlanmış ek güvenlik önlemleri de uyguluyoruz.

GPT-3.5’in yeteneklerinin ve tamamladığımız risk değerlendirmelerinin bilgimiz doğrultusunda, çıkış yapılmış bir hizmetin uygunsuz şekillerde kullanılabileceği potansiyel yollarını değerlendirdik.

Bu açıklamada, somut bilgiye benzeyen herhangi bir şey bulunmuyor. Ayrıca, ultra ücretsiz ChatGPT’ye ilk erişim hakkı kazanacak alanlar veya gruplar net değil, ancak bugün başlıyor. Bu yüzden şanslı olanlardan biri olup olmadığınızı öğrenmek için düzenli olarak kontrol etmenizi öneriyoruz.

Güneş ışığı ile yeşil yakıt olan metanol elde edilebilecek!

Araştırmacılar, CO2’yi verimli bir şekilde metanole dönüştürmek için bakır ve nanokristal karbon nitrür kullanarak güneş ışığıyla çalışan bir süreç geliştirerek sürdürülebilir yakıt üretimi ve CO2 azaltımı yolunda önemli bir adım attılar. Yeni yeşil yakıtlar yaratmanın yolunu açan bu keşifle, ışıkla aktive olan bir malzeme üzerinde biriken tek bakır atomlarına güneş ışığı tutarak CO2’i metanole dönüşüyor.

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi, Birmingham Üniversitesi, Queensland Üniversitesi ve Ulm Üniversitesi’nden araştırmacılardan oluşan uluslararası bir ekip, nanokristal karbon nitrür üzerine tutturulmuş bakırdan oluşan bir malzeme tasarladı. Bakır atomları, güneş ışınlarının etkisi altında CO2’den metanol üretiminde önemli bir adım olan elektronların karbon nitrürden CO2’ye geçmesini sağlayan nanokristal yapı içinde konumlandırılıyor. Araştırma, Royal Society of Chemistry’nin Sustainable Energy & Fuels dergisinde yayımlandı.

Fotokataliz işleminde ışık, elektronları uyaran yarı iletken bir malzemenin üzerine tutularak elektronların malzeme boyunca ilerleyerek CO2 ve su ile tepkimeye girmesi ve böylece yeşil bir yakıt olan metanol de dahil olmak üzere çeşitli faydalı ürünlerin elde edilmesi sağlanıyor. Son zamanlarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, bu süreç verimlilik ve seçicilik eksikliğinden muzdarip.

Karbondioksit küresel ısınmaya en büyük katkıyı yapan maddedir. CO2’yi faydalı ürünlere dönüştürmek mümkün olsa da, geleneksel termal yöntemler fosil yakıtlardan elde edilen hidrojene dayanmaktadır. Sürdürülebilir güneş enerjisinden ve her yerde bulunan suyun bolluğundan yararlanarak foto- ve elektro-katalize dayalı alternatif yöntemler geliştirmek bu yüzden oldukça önemli.

Geliştirilmiş Kataliz için Nano Ölçekli Kontrol

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan ve araştırma ekibine liderlik eden Dr. Madasamy Thangamuthu, geliştirdikleri teknikle ilgili şunları söyledi: “Fotokatalizde kullanılan çok çeşitli farklı malzemeler var. Fotokatalizörün ışığı emmesi ve yük taşıyıcılarını yüksek verimlilikle ayırması önemlidir. Bizim yaklaşımımızda malzemeyi nano ölçekte kontrol ediyoruz. Işıkla etkin etkileşimin yanı sıra yeterli yük ayrımına olanak tanıyan kristal nano ölçekli alanlara sahip yeni bir karbon nitrür formu geliştirdik.”

Araştırmacılar, karbon nitrürü gerekli kristallik derecesine kadar ısıtarak bu malzemenin fotokataliz için işlevsel özelliklerini en üst düzeye çıkaran bir süreç tasarladılar. Magnetron püskürtme kullanarak, çözücüsüz bir işlemle atomik bakır biriktirdiler ve yarı iletken ile metal atomları arasında yakın temas sağladılar.

Şaşırtıcı Verimlilik Artışları

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde deneysel çalışmaları yürüten doktora öğrencisi Tara LeMercier şunları söyledi: “Işık tarafından üretilen akımı ölçtük ve bunu katalizörün kalitesini değerlendirmek için bir kriter olarak kullandık. Bakır olmadan bile, yeni karbon nitrür formu geleneksel karbon nitrürden 44 kat daha aktif. Ancak, bizi şaşırtan bir şekilde, 1 g karbon nitrür başına sadece 1 mg bakır ilavesi bu etkinliği dört katına çıkardı. En önemlisi de seçicilik, bir başka sera gazı olan metandan değerli bir yeşil yakıt olan metanole dönüşüm.”

Nottingham Üniversitesi Kimya Fakültesi’nden Profesör Andrei Khlobystov “Karbondioksit valorizasyonu, Birleşik Krallık’ın net sıfır hedefine ulaşmasında anahtar rol oynamaktadır. Bu önemli reaksiyon için katalizör malzemelerimizin sürdürülebilirliğini sağlamak hayati önem taşımaktadır. Yeni katalizörün en büyük avantajı, gezegenimizde bol miktarda bulunan karbon, nitrojen ve bakır gibi sürdürülebilir elementlerden oluşmasıdır” diyor.

Ozempic kimlik avı saldırıları hızla artıyor!

Ozempic çılgınlığı artarak devam ederken, siber güvenlik uzmanları kullanıcıları sahte olabilecekleri, mali kayıplara ve veri çalınmasına yol açabilecekleri gibi riskler nedeniyle ucuz çevrimiçi fırsatlara karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.  Kaspersky uzmanları da, kilo vermeyle ilgilenen tüketicilere ünlü zayıflama ilacını sunan meşru görünümlü kimlik avı sayfalarıyla ilgili endişe verici bir eğilim keşfettiler.

Diyabet ilacı Ozempic’in kilo verdirici ve iştah kesici özelliklerinin bulunması, ünlülerin ve dolayısıyla halkın ilacın peşine düşmesine yol açarak yeni bir çılgınlık yarattı. Ünlülerin, kilo vermek isteyenleri ilacı satın almaya teşvik ederek satışların bir önceki yıla göre %58 oranında artmasına ve buna bağlı olarak fiyat artışına yol açtı.

Ancak Ozempic’in popülaritesinden yararlananlar yalnızca ilaç şirketleri değil. Kaspersky uzmanları, tıpkı sevdikleri ünlüler gibi hızla kilo vermeyi uman ancak giderek artan yüksek fiyatı ödeyemeyen kişileri hedef alan bir dizi kimlik avı dolandırıcılığı keşfetti. Dolandırıcılar, Ozempic’i daha ucuza sunan sahte web siteleri oluşturarak, durumdan şüphelenmeyen kurbanların isim, adres ve banka bilgileri gibi kişisel verilerini girdikleri bir form doldurmalarını istiyor. Web sayfalarını çoğu alışveriş sitesinden ayırt etmek zor olduğu için avlarını kolayca tuzağa düşürebiliyorlar.

Ozempic satışlarına ek olarak, bu tür kaynaklardan bazıları ilerlemenin izlenmesine yardımcı olacak bir telefon uygulaması yüklemeyi teklif ediyor.

Dolandırıcılığa kanan masum müşterilerin para kaybetmesi, sahte bir ürün için ödeme yapması ya da hiçbir şey alamaması söz konusu. Daha da endişe verici olanı, yanlışlıkla isimlerini, adreslerini, banka bilgilerini ve diğer hassas verilerini bir suçlunun eline teslim etme riski olarak karşımıza çıkıyor.

Dolandırıcılar, Barbenheimer biletleri, Mortal Kombat oyunları veya ucuz tatiller gibi son modaya katılmak için alternatif yollar arayan çaresiz kurbanları tuzağa düşürmek için sosyal ve kültürel trendlere hızla uyum sağlıyor. Kaspersky’nin kimlik avı önleme sistemi, 2023 yılında 709 milyondan fazla kimlik avı ve dolandırıcılık web sitesine erişim girişimini engelledi. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 40 artış gösterdi.

Uzmanlar bu gibi kimlik avı dolandırıcılıklarının kurbanı olmamak için şunları öneriyor:

  • Sadece doktor veya eczacının tavsiyesiyle ilaçlarınızı alın ve sadece tavsiye edilen ve onaylanan ilaçları kullanın.
  • İyi bir teklife tıklamadan önce iki kez düşünün. Bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, muhtemelen gerçek değildir.
  • Gönderene güvenebileceğinizden emin olmadığınız sürece e-postaları açmayın veya içindeki bağlantılara tıklamayın.
  • Bir gönderici meşru olsa da mesajın içeriği tuhaf görünüyorsa, alternatif iletişim araçlarını kullanarak göndericiyle iletişime geçip mesaj içeriğini doğrulayın.
  • Bir web sitesiyle etkileşime geçmeden önce adını Google üzerinde aratın, yorumları inceleyin ve WHOIS hizmetleri aracılığıyla oluşturulma tarihini doğrulayın. Alan adı yakın zamanda kaydedilmiş gibi görünüyorsa dikkatli olun.
  • İnternette gezinirken Kaspersky Premium gibi kanıtlanmış bir güvenlik çözümü kullanın. Bu çözümler uluslararası tehdit istihbarat ağlarına erişimleri sayesinde spam ve kimlik avı kampanyalarını tespit edip engelleme yeteneğine sahiptir.

Veri analitiği konferansında gündem yapay zekâ oldu!

Veri, analitik ve yapay zekâ odaklı içerikleriyle önemli konuşmacıları ağırlayan Data Science Days, 27 ve 29 Mart tarihlerinde düzenlendi. Bu yıl dördüncü kez yapılan etkinliğin ilk gününde, çalışanların veri ve analitik yetkinliklerini geliştirecek veri okuryazarlığı eğitimi gerçekleşti.

Etkinliğin Kolektif House Maslak’ta düzenlenen konferans gününde ise global arenada tanınan veri bilimi uzmanları, yapay zekâ teması çerçevesinde sektördeki en güncel konu başlıklarını mercek altına aldı.

Türkiye’nin ilk ve tek veri ve analitik konferansı Data Science Days, veri ve analitik konularına odaklanarak Türkiye’nin en büyük veri bilimi topluluğunu bir araya getirdi. Yenilikçi fikirlerin paylaşımına ve gelişimine olanak sağlamayı hedefleyen etkinliğin ilk gününde online platformda yapılan veri okuryazarlığı eğitimi düzenlendi. Bu kapsamda “Veri ile Kritik Düşünme”, “Analitik Temeller”, “Tablolarla Tanışma”, “Veri Görselleştirme Temelleri”, “Veri Güvenliği ve Gizliliği”, “Veri Etiği” konularında doyurucu içerikler sunuldu. Katılımcılar, tam gün süren program sonucunda katılım sertifikası aldı.

Yapay zekanın tamamlayıcı rolü alternatif rolüne dönüşebilir!

29 Mart’ta Kolektif House Maslak’ta gerçekleşen konferans gününe toplam 180 kişi ilgi gösterdi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Analytics Center & İstanbul Tech Week Yönetim Kurulu Üyesi Başak Tulga Önen, şunları söyledi: “Teknoloji, insanların yaptığı işin alternatifi veya tamamlayıcısı konumunda. Örneğin RPA bir alternatif. Yani birtakım görevleri insanların yerine robotlar yapıyor. Yapay zeka ise şu anda tamamlayıcı konumunda. Yani işlerimizi daha iyi yapmamızı sağlıyor, müşterilerimize (iç ve dış) daha fazla değer sunmamızı sağlıyor. Ancak yapay zeka için bu ‘tamamlayıcı’ rolü ‘alternatif’ rolüne dönüşebilir. Yapay zeka teknolojisini bir ‘tamamlayıcı’ olarak kullanırken aynı zamanda eğitiyorum, kendi bilgimi onunla paylaşıyorum ve en az benim kadar akıllı hale getiriyorum. Bir nevi kendi topuğuma sıkıyorum. Sorum şu: İnsanların, makinelere karşı bir rekabet avantajı kalacak mı? Yaptıkları işler için daha yüksek fiyat isteyebilecekler mi? Hangi işler için insanlar daha avantajlı durumda olacak? Bununla birlikte şu an ülkeler adeta yarış halinde, herkes kendi altyapısını geliştirerek, verisini tamamen içeride tutarak yapay zekalar geliştirmek istiyor. Buna İngilizcede ‘sovereign AI’ deniliyor, yani yapay zekada egemenlik sahibi olmak. ABD-Çin arasındaki yarışa son dönemde Hindistan, Suudi Arabistan, Japonya, İtalya gibi ülkeler girdi. Yapay zeka savaşının kazananları hangi ülkeler olacak? Hangi ülkeler yapay zekada egemenlik sahibi olabilecek?”

Ardından İTÜ Öğretim Üyesi & İTÜ Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Müdürü Dr. Nazım Kemal Üre, “Pekiştirmeli Öğrenme: Yapay Zeka Devrimindeki Gelecek Adım” konulu bir konuşma gerçekleştirdi.

Yapay zeka müşteriyi daha iyi tanıma imkânı veriyor

Etkinliğin devamında “Yapay Zeka Uygulamalarını Ne Ölçüde Hayata Geçirebildik?” panelinde Velox Partners Ortağı Mustafa Fuat Vardar, TFI Tab Gıda Yatırımları CTO’su Erman Karaca, FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula ve Eczacıbaşı Topluluğu CIO’su Hilmi Koçak konuşmalarını yaptı.

Erman Karaca, panelde yaptığı konuşmada “Sektörde öncü olmak ve farklılaşmak için gelişmiş dijital teknolojilerden yararlanıyoruz. Yapayı zekayı ve makine öğrenmesini de işimizde sürdürülebilir büyüme sağlayabilmek için kullanıyoruz. Bu noktada amacımız, operasyonel verimliliği sağlamak. Yapay zeka sayesinde artık müşterimizi tanımaya başladık, onların davranışlarını da analiz ediyoruz” dedi.

Her noktada yapay zeka ve veri bilimi modülleriyle yürütülen süreçler var

aiXplain Baş Bilim İnsanı Kareem Darwish’in “Dakikalar İçinde Yapay Zeka Çözümleri Oluşturma ve Dağıtma” konulu konuşmasının ardından, “Bilmeniz Gereken Yapay Zeka Teknolojileri” panelinde Cerebrum Tech Kurucusu & Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdem Erkul, Mindberg.ai Kurucusu & Yönetici Ortağı Hakan Yılmaz ve Trendyol Veri Bilimi Başkanı Umut Beşikçi ve Odeabank Veri Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, katılımcılar ile buluştu. Umut Beşikçi, şunları söyledi: “Her noktada yapay zeka ve veri bilimi modülleriyle yürüttüğümüz süreçler var. Örneğin bir kullanıcı ekosistemimize girdiğinde ana sayfa ile karşılaşıyor. Buradaki içeriklerin tümü veri bilimiyle ilerletilen süreçler. Özellikle Trendyol’un yurt dışı açılım vizyonuyla birlikte veri bilimi bölümüne çok iş düşüyor. İhtiyaçları belirliyor ve ihtiyaçlar doğrultusunda çözümler üretiyoruz. Hedefimiz, çığır açmaktan ziyade uygun çözümleri üretmek.”

Etkinliğin öğleden sonraki bölümünde ise bir sonraki konuşmacı Kaggle Ürün Müdürü Nate Keating oldu. Akabindeki “Veri ve Analitik Altyapısı-En İyi Uygulamalar” temalı panelde ise Demirören Teknoloji CDO’su Koray Kocabaş, Google Cloud Türkiye Müşteri Mühendisliği Yöneticisi Alev Aydın, Microsoft Azure Güney Doğu Avrupa Müşteri Başarısı Birimi Bölge Lideri Cüneyt Batmaz ve IBM Yazılım Ürünleri Teknik Satış Ekibi Yöneticisi Murat Yeşil, önemli bilgiler verdi.

Etkinlikte bir sonraki konuşmacı olan Ally AI Kurucu Ortağı Gökhan Çapan, “Önceden Eğitilmiş Yapay Zeka Modelleri ve Uygulamaları” konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulunurken, günün son konuşmasında ise DataCebo İş Geliştirme Müdürü Elisa Castañer, “Sentetik Veri-Neden Önemli ve Nereye Gidiyor?” teması altında görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

Microsoft Teams sonunda Office paketinden ayrılıyor!

Microsoft, Microsoft 365 ve Office 365 abonelik hizmetinin Microsoft Teams hariç tutan yeni bir sürümünü piyasaya sürecek. Bu kararın, Avrupa Birliği’nin incelemesi ve rakip Slack’ten gelen şikayetler sonrasında alınmış olması ilgi çekici.

Bu hamle, Microsoft’un geçen yıl AB ve İsviçre’de Microsoft Teams teklifi olmadan Office 365 paketini satmayı kabul etmesinden sonra geldi. Şirket, Teams’i 2017 yılında Office 365 paketine ücretsiz bir teklif olarak tanıtmıştı.

Birçok işletme, Microsoft’un iki teklifi birleştirerek haksız bir avantaj elde ettiğini ileri sürdü. Salesforce’un sahibi olduğu Slack, Microsoft’un pazarda baskın olan üretkenlik paketi aracılığıyla Teams’i müşterilere zorla yüklettiğini ve Microsoft Teams sohbet ve video hizmetinin gerçek maliyetini sakladığını iddia ederek bu hareketi “yasa dışı” olarak nitelendirdi.

Microsoft yaptığı açıklamada, ayrıştırmanın aynı zamanda çokuluslu şirketlere farklı coğrafyalarda satın alma işlemlerini standartlaştırmak istediklerinde daha fazla esneklik sağlayarak Avrupa Komisyonu’ndan gelen tepkilere de yanıt vermekte olduğunu söyledi. Henüz bu değişiklik yürürlüğe girmiş değil.

KVKK’da Çığır Açacak Değişiklikler!

0

Av. Sinan Görkem Gökçe

12 Mart 2024’te 8. Yargı Paketi olarak da anılan kanun değişikliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (KVKK) uzun süredir beklenen değişiklikler anılan kanun değişikliği ile gerçekleşti.

KVKK, kişisel verilerin işlenmesine dair veri sorumlularının uyması gereken yükümlülükleri düzenliyor. Bu kapsamda, KVKK’da uzun süredir tartışmalı olan temelde iki konuda kritik değişiklikler oldu. Yeni değişikliklerle yurt dışına kişisel veri aktarımı ve özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarına dair önemli değişiklikler getirildi.  

Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenme Şartları Değişti

Sağlık, cinsel hayat, sendika ve vakıf üyeliği bilgileri ile biyometrik veriler özel nitelikli kişisel veriler olarak düzenleniyor. Yeni değişikliklerde de özel nitelikli kişisel verilerin neler olduğu değişmedi. Ancak değişiklik öncesinde KVKK, bu verileri halihazırda sağlık ve cinsel hayat verileri ve diğer özel nitelikli kişisel veriler olarak ayırıyordu. KVKK’daki yeni değişiklikler birlikte, bu ayrımı büyük ölçüde ortadan kalktı.

Bu alandaki en önemli yenilik, pratik dünyada sıkça karşılaşılan istihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki veri işleme faaliyetleri için getirilen düzenleme. Bu kapsamda, ilgili kişinin açık rızası olmasa dahi, gerekli şartlar sağlanırsa, bu sayılan alanlardaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için verilerin işlenmesi mümkün olabilecek.

Kişisel Verilerin Yurt Dışına Aktarılması Sil Baştan Düzenlendi

Kanun, kişisel verilerin yurt dışına aktarılması için tamamen yeni ve önceki düzenlemelerle farklı bir sistematik benimsiyor. Buna göre; artık üç kademeli ve alternatifli bir aktarım rejim var.

Yeni düzenlemelere göre artık ilgili kişinin açık rızasının olması, verinin yurt dışına aktarılmasına doğrudan imkan vermeyecek. Bu kapsamda, veri sorumlusu ve veri işleyen;

  • Kişisel verinin aktarılacağı ülke veya spesifik sektörler için Kurul tarafından verilmiş bir yeterlilik kararı sorgulayacak. Henüz Kurul tarafından bu yönde verilmiş bir karar yok.
  • Yeterlilik kararı yoksa; taraflar ancak belirlenen güvencelerden birini sağlaması halinde verileri yurt dışına aktarabilecek.
  • Taraflar güvenceleri de sağlayamıyorsa; sadece “arızi durumlar” için yurt dışına kişisel veri aktarımı yapabilecek. Sürekli kişisel veri aktarımları için kişilerin açık rızasının alınması, artık yurt dışına aktarıma imkan vermeyecek.

Bu noktada, uygun güvenceler arasında yer alan standart sözleşmelerden bahsetmek gerekir. GDPR uygulamasına örneklerine rastladığımız standart sözleşmeler, henüz Kurul tarafından ilan edilmedi. Bununla birlikte, standart sözleşmelerin Kurul’a bildirilmesi için de elektronik bir sistem kurulmasını bekliyoruz. Bu konu ikincil düzenlemelerin de yayımlanmasıyla netleşecek.

Bununla birlikte, arızi olmak kaydıyla kişisel verilerin yurt dışına aktarılabileceği ilk hal ilgili kişinin muhtemel riskler hakkında bilgilendirilmesi kaydıyla, aktarıma açık rıza vermesi. Bu kapsamda, yeni düzenlemeyle birlikte, açık rızaya dayalı yurt dışına veri aktarımı kısıtlanmış oldu.

Yurt Dışına Aktarımda Kullanılacak Standart Sözleşmeler 5 İş Günü İçinde KVK Kurumu’na Bildirilecek

Yurt dışına veri aktarımı için uygun güvence yöntemlerinden biri olan “standart sözleşmeler” veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından 5 iş günü içinde KVK Kurumu’na bildirilecek. Aksi halde, 50.000 Türk Lirası’ndan 1.000.000 Türk Lirası’na kadar idari para cezası düzenlenebileceği öngörülüyor. Bu konu, standart sözleşmeler konusunda GDPR’dan farklılaşa bir nokta olduğunu söyleyebiliriz.

Geçiş Düzenlemeleri: 1 Eylül 2024’e Kadar Tüm Uyum Çalışmaları Gözden Geçirilmeli

Kanun, iki aşamalı bir geçiş öngördü. Buna göre; açık rızaya dayalı yurt dışına veri aktarımı düzenlemeleri 1 Eylül 2024’e kadar uygulanacak, bu tarihten sonra açık rızaya dayalı yurt dışına sürekli kişisel veri aktarımı gerçekleştirilmemeli. Kalan düzenlemeler, 1 Haziran 2024’te yürürlüğe girecek. 

Uyumluluk İçin Ne Yapmalı?

Bu durumda veriyle temas eden herkes (veri işleyenler de dahil) tüm veri aktarım süreçlerini tekrar kurgulamak zorunda olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü artık açık rızaya dayalı aktarım (eğer arızi bir durum yoksa) mümkün değil.

Veri sorumluları ve veri işleyenlerin bu esaslı değişiklikleri içselleştirmesi, yeni düzenlemelere uygun aydınlatma süreçleri tasarlaması, veri aktarım taahhütlerinin ve veri aktarımlarının yeni düzenlemelere göre tekrar kurgulanması önemli. Nitekim, ilgili kişilerin açık rızasına başvurulabilecek haller tekrar tespit edilmeli ve buna uygun yöntemler belirlenmeli.

Bu değişiklikler ve ikincil düzenlemelerin de yayımlanmasıyla kapsamlı bir KVKK uyum çalışması yürütülmesi, var olan projelerin ise bu değişiklikler kapsamında güncellenmesi gerekeceğini düşünüyorum.

Son olarak gündemde kendine sıkça yer “Paypal ve Applepay” gibi uygulamalar için de bu değişiklikleri değerlendirmek isterim. Paypal ve Applepay gibi kuruluşlara yönelik ödeme mevzuatından kaynaklı birçok yükümlülük ve kısıtlama var. Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşlarının Bilgi Sistemleri ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcılarının Ödeme Hizmetleri Alanındaki Veri Paylaşım Servislerine ilişkin Tebliğ m. 21 uyarınca ödeme ve elektronik para kuruluşlarının “birincil ve ikincil sistemleri ile veri yedekleme merkezlerini yurt içinde bulundurmaları” zorunludur. Bu sebeple, Paypal ve Applepay gibi ödeme ve elektronik para kuruluşlarının birincil ve ikincil sistemler ile veri yedekleme merkezleri burada olması gerekli. Bunun temel sebebi de veri lokalizasyonunu sağlayabilmek. Başka deyişle, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının verilerini Türkiye’de tutma zorunluluğu asıl olarak KVKK’dan kaynaklanmıyor, ödeme ve para kuruluşları ile ilgili mevzuattan kaynaklanıyor. Bu sebeple de yasakların kalktığını söylemek doğru bir değerlendirme değil.

Bununla birlikte, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) 2024 yılı Eylem Planı kapsamında bu konuya ilişkin de özel hedef var. Söz konusu Eylem Planı’nda;Sınır Aşan Veri Transferleri Mevzuatı Risk Değerlendirme Komisyonu kurularak KVKK dışındaki sektörel düzenlemelerde parçalı bir şekilde yer alan veri lokalizasyonuna yönelik hükümlerin, verilerin korunması ile veriye dayalı ticari hayatın etkin şekilde sürdürülebilmesi arasında “makul denge” kurulması ilkesi doğrultusunda gözden geçirilmesinin hedeflendiğini de belirtmek isterim.

Özetle KVKK’daki ilgili değişiklikler, her ne kadar birkaç maddede değişiklik getiriyor olsa da; kişisel veri işleme süreçlerinin esasında büyük değişiklikler gerektirecek.

KVKK’daki değişikliklerle başlayacak uyum döneminin herkes için verimli olmasını umuyoruz.

görkem gökçe

Av. Görkem Gökçe

1981 Kırklareli doğumludur. Öğrenim hayatını Kadıköy Anadolu Lisesi, Üsküdar Amerikan Lisesi, İstanbul Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nde sürdürmüştür. Halen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisansüstü çalışmalarını sürdürmektedir. Yaklaşık yirmi yıllık hukuk kariyerine sahip olan Görkem Gökçe; Gökçe Avukatlık Ortaklığı’nın kurucusudur. Kendisi bilişim ve teknoloji hukuku ile teknoloji yatırımları alanında uzman kabul edilmektedir. Kadir Gökçe Vakfı ve Trakya Güneşi Platformu’nun kurucu başkanıdır.

Türkiye’de kaç fiber internet abonesi var?

0

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Başkanı Halil Nadir Teberci, Avrupa FTTH (Eve Kadar Fiber)  Konseyi’nin yayımladığı raporları ve ülkemizin fiber altyapıda son dönemdeki durumunu değerlendirdi. Teberci, Konsey’in yayınladığı FTTH/B raporu yaygınlık verilerine bakıldığında Türkiye EU39 ortalamasının altında kaldığına dikkat çekerek, ülkemizin %69 ile 39 ülkeyi kapsayan ortalama fiber yaygınlık oranının altında olduğunu belirtiyor. Dünya ile karşılaştırmanın yapıldığı bir diğer rapora göre, ülkemizde toplam hanelerin sadece %25,3’ünde fiber abonelik gerçekleştiği ve bu oranla ülkemizin küresel sıralamada 83 ülke arasında 50. Sırada olduğu görülüyor.

Konuya ilişkin detaylı değerlendirmede bulunan TELKODER Başkanı Halil Nadir Teberci şunları söyledi: “TELKODER olarak uzun yıllardır ülkemizin haberleşme altyapısının hızla fiber altyapıya dönüştürülmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bu konuda temsil ettiğimiz sektör oyuncularıyla önemli adımlar da attık. Ancak maalesef bu alandaki gelişim çağın gerektirdiği hızda olmadı. Bunun sonuçlarını global bağımsız STK’ların raporlarında da net biçimde görüyoruz. FTTH/B raporu yaygınlık verilerine bakıldığında Türkiye 39 ülkeyi kapsayan ortalama fiber yaygınlık oranının altında ve hanelerin sadece %25,3’ünde fiber abonelik bulunuyor. Bu da küresel sıralamada bizi maalesef alt sıralara mahkûm ediyor. İlgili raporda Eylül 2019 ile Eylül 2023 yılları arasındaki verilere dayanarak, ülkemizde 18 milyon hanenin yer aldığı binalara fiber altyapısının götürülmüş olduğu belirtiliyor. Dört yılın karşılaştırması alınarak yapılan hesaplamalarda Türkiye’nin ikinci sırada olması aslında şaşırtıcı değil ve temelde de iki sebebe dayanıyor. Bunlardan ilki, ülkemizin özellikle fiber konusunda Avrupa’daki gelişmeleri geriden takip etmesi. Dört yıllık süreçte bina ve hane erişimi konusunda diğer ülkelerdeki gelişmelerin yavaşlamış olduğu görülüyor zira bu ülkelerde hane erişim konusundaki gelişmeler 2019 yılına gelindiğinde neredeyse tamamlanmış ve doygunluğa ulaşmış durumda. Bir diğer sebep de tabii ki ülkelerdeki nüfus ve hane sayısı ile doğru orantılı. Diğer ülkeler ile kıyaslandığında ülkemiz nüfusunun daha kalabalık olması ve hane sayısının fazla olması da bu verileri etkilemekte”.

Türkiye’nin fiber internet altyapısının en az 2-3 katına çıkması gerekiyor

Yaygınlık rakamlarında dikkat edilmesi gereken bir nokta da sokağa ve apartmana kadar gelen fiber altyapının fiber kablolarla evlere taşınıp taşınmadığı konusu oluyor. Teberci, bu konuda dikkat edilmesi gereken noktaları da şöyle özetliyor: “Fiber yaygınlık rakamlarını sağlıklı değerlendirmek gerekir. Çoğu zaman sokağa ve apartman önlerine kadar giden bir fiber altyapıdan bahsediyor olabiliriz. Evlerin içine kadar çekilmemiş bir fiber, gerçek fiber teknolojisinin hızlarını da kalitesini de tüketicilere tam yansıtamıyor maalesef… Yüksek hızda internet çağımızın en önemli gerekliliği, hem iş dünyası hem de vatandaşlar hem de güçlü ekonomiler için büyük önem taşıyor. Türkiye’nin fiber internet altyapısının en az 2-3 katına çıkması gerekiyor ve iyi planlamalarla evlerin içine kadar fiber bağlantıların yapılmasını da düşünüyor olmamız gerekiyor. Unutulmaması gereken bir nokta ise mobil iletişimde bir çok dünya ülkesinin uzun süredir kullandığı ve bizim henüz geçemediğimiz 5G  için de yaygın ve güçlü bir fiber altyapı gerekiyor. Çünkü baz istasyonlarının iletişimini de bu istasyonların bağlı olması gereken fiber hatlar sağlıyor”

Karar vericiler süreci hızlandırabilir

Uzun süredir, fiber şebeke üzerinden sunulan internet hizmetlerin kalitesi ve hızını olumlu yönde etkileyecek düzenlemeler konusundaki oldukça yavaş ilerlemeler, Türk Telekom tarafından mevcut bakır kablo altyapısının fibere dönüştürülmesi konusunda yaşanan belirsizlikler, fiber altyapı kurmak ve altyapısını genişletmek isteyen alternatif işletmecilerin karşılaştığı engeller ile bunların son kullanıcıya etkileri gibi konular 2024 yılında da haberleşme hizmetlerinde, vatandaşı doğrudan etkileyecek konular olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye için çözümün zor olmadığını ve karar vericilerin süreçleri hızlandırabileceğini belirten Teberci, “BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) tarafından 2 Ocak 2024 tarihinde onaylanan Türk Telekom (TT) fiber dönüşüm teklifinin daha yararlı olabilmesi için yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fiber konusunda atılan her türlü adım desteklenmeli ancak, fiber dönüşüm sürecinin AB örneklerinde olduğu gibi doğru şekilde yapılabilmesi için BTK hem dönüşüm takvimini netleştirmeli hem de fiber altyapı paylaşımı (SAYE-Sanal Ayrıştırılmış Yerel Erişim) düzenlemesini hayata geçirmelidir. Ayrıca, Türk Telekom’un sunduğu fiber dönüşüm teklifi üzerindeki belirsizliklerin giderilmesi ve daha şeffaf bir sürecin işletilmesi adına gerekli adımların atılması gerekmektedir. Bunula birlikte, Mevzuata göre, herhangi bir güzergâhta altyapı işletmecilerine kazı izni verilebilmesi için talep edilen güzergâhlarda paylaşılabilir bir altyapı olmadığının ispatlanması zorunluluğu getirilmiştir. İşletmeciler, fiber altyapı kurmak istedikleri noktalarda mevcut altyapı var ise geçiş hakkı yönetmeliği gereği, altyapıyı paylaşmak zorunda olduklarından, birçok noktada yerleşik işletmeciye bağlı kalmaktadır. Avrupa ülkelerindeyse tesis paylaşımı yalnızca yerleşik işletmeciye getirilen bir yükümlülüktür. Bu durum bu ülkelerde pazarı kapatıcı bir etken yaratmamakta ve hâkim durumun kötüye kullanılmasına engel olmaktadır” dedi.

Ayrıca, geçiş hakkı sağlayıcılarına yapılan izin başvurularına ya geç cevap alındığını ya da hiç cevap alınamadığını da hatırlatan Teberci, “Şehirlerarası güzergâhlarda tesis edilecek projeler birden fazla geçiş hakkı sağlayıcısının tasarruf sahipliğine konu olabildiğinden, geçiş hakkı sağlayıcısı her bir kurumun izin başvuru değerlendirme sistemi farklılık arz etmektedir. Bu nedenle de söz konusu geçiş hakkı izinlerinin ne zaman verileceği öngörülememektedir. Geçiş hakkı izin başvurularının, geçiş hakkı sağlayıcıları tarafından daha kısa sürelerde değerlendirilerek işletmecilere bilgi verilmesinin sağlanması, geçiş hakkı izinlerinin elektronik ortamda yapılabilmesi için gerekli altyapının oluşturulmasını da içerecek şekilde geçiş hakkı sürelerinin ve süreçlerinin belirlendiği mevzuat düzenlemesi yapılması gerekmektedir” dedi.

Polisler için GPS Takip Dartları geliyor!

0

Tüm dünyada polis departmanları, riskli araba kovalamacalarına daha güvenli alternatifler arayışı içinde. Hedeflerine ulaşmak için genellikle casus filmlerinde gösterilen teknolojiden ilham alıyorlar gibi görünüyor.

New York’ta bulunan Old Westbury Polis Departmanı, araba kovalamacaları sırasında kaçan araçlarla başa çıkmak için yenilikçi bir yöntem uygulamaya koydu. Bazı devriyeler, StarChase adlı bir şirketten gelen, ısı ile aktive olan yapışkanlı köpükten yapılmış projektilleri fırlatan araç monteli fırlatıcılarla donatıldı.

Bu zararsız dartlar, kablosuz bir GPS takip cihazı ile donatılmış olup, yasal kuvvetlerin tehlikeli bir takip yapmadan kaçan aracın konumunu gerçek zamanlı olarak izlemesini sağlıyor. Dartlar sıkıştırılmış hava kullanılarak ateşleniyor ve yaklaşık olarak saatte 30 mil hızla seyahat ediyor. Köpükten yapıldıkları için, araçlara veya halka kalıcı bir zarar vermemeleri bekleniyor.

Washington, Teksas, Michigan ve Tennessee’deki departmanlar da sistemi benimsemiş durumda, ancak herkes bu sistemin yasallığına ikna olmuş değil.

Yasal sorunlar var

Bazıları takip sisteminin Dördüncü Değişiklik haklarını ihlal edip etmediğini açıkça sorguluyor. Eğer kullanım, herkesin muhtemelen hayal ettiği gibi, şüpheliyi olabildiğince hızlı bir şekilde yakalamak (onlar hakkında bilgi öğrenmek için polisin onları sürüşte bırakmasını beklemek değil) ve şüpheli yakalandıktan hemen sonra dartı çıkarmak şeklinde olursa, bu bir sorun teşkil etmiyor.

Açıkçası, takip sistemi tüm kovalamacaları sona erdiremeyecek. Bir kovalamacanın sonlandırılıp sonlandırılmayacağına dair karar, şüphelenilen suçun ciddiyeti gibi faktörlere bağlı olacak. Dahası, polis, bir takip dartını başarıyla yerleştirebilmek için şüpheli bir aracın peşinden yeterince uzun süre gitmek zorunda kalacak. Ve eğer bu anti-takip önlemi yaygın bir ilgi görürse, suçluların polis onları takip etmeyi bıraktıktan sonra araçlarını durdurup GPS dartı olup olmadığını kontrol etmeye başlayacağından emin olabilirsiniz.

Samsung yarı iletken üretiminde atık su kullanacak!

0

Yarı iletken endüstrisi, üretim süreçlerinde kullanılan büyük miktarlarda su ile tanınıyor; her bir çipin üretimi için binlerce litre ultra saf su gerekiyor. Ultra saf su (UPW), suyun içindeki ince partiküller ve mikroorganizmalar dahil olmak üzere safsızlıklardan arındırıldığı, geriye yalnızca H2O’yu oluşturan temel hidrojen ve oksijen molekülleri bırakıldığı bir su türünü ifade ediyor.

Küresel çip kıtlığı tarafından tetiklenen yarı iletkenlere olan talebin artmasıyla birlikte, Samsung Semiconductor üretim hatlarını genişletme planları yapıyor. Bunun bir sonucu olarak, 2030 yılına kadar şirketin tesisleri için gerekli olan endüstriyel suyun mevcut miktardan iki kat fazlasına çıkması bekleniyor.

Samsung, çip üretimi için günde 400 milyon litre atık suyu arıtıp kullanmayı planlıyor. Atık su, şirketin Hwaseong tesisinde endüstriyel kullanım için güvenli bir standarta ulaşacak şekilde işlenecek ve arıtılacak.

Yarı iletken üretiminde ve kalitesinde en ufak safsızlıklar bile etkili olabileceği için, su, potansiyel olarak hassas yarı iletken üretim sürecine zarar verebilecek herhangi bir kirlilikten tamamen arındırılması için birden fazla filtrasyon ve arıtma aşamasından geçecek.

Sürdürülebilir üretim yönünde önemli bir adım

Samsung, bu girişimi sürdürülebilir üretim yönünde önemli bir adım olarak görüyor. Atık su kullanarak, şirket tatlı su kaynaklarına olan bağımlılığını büyük ölçüde azaltıyor ve böylece su koruma çabalarına katkıda bulunuyor.

Bu hamlenin, diğer şirketlerin de benzer yöntemleri benimsemesiyle, çip üretim endüstrisinde büyük bir etki yaratması bekleniyor. Bu, uzun süredir çevresel etkileri nedeniyle eleştiri altında olan bir endüstride sürdürülebilir uygulamalar için yeni bir standart belirleyebilir.