Microsoft, Chrome’u ​​pop-up’larla dolduruyor!

0

Microsoft, kötü amaçlı yazılım benzeri pop-up reklamları ilk kez geçen yıl diğer uygulamaların ve pencerelerin üzerinde görünen bir istemle tanıttı. “İstenmeyen davranışı” gidermek için bu bildirimi duraklattıktan sonra açılır pencereler Windows 10 ve 11’de tekrar geri döndü.

Windows kullanıcıları, son günlerde Google Chrome’da Bing AI ve Microsoft’un Bing arama motorunun reklamını yapan yeni açılır pencereyi gördüklerini bildirdi. Bu istemde evet seçeneğini tıklatırsanız Microsoft, Bing’i Chrome için varsayılan arama motoru olarak ayarlayacak. Bu son istemler, kötü amaçlı yazılımlara benziyor ve Windows kullanıcılarının bir kez daha bunların yasal mı yoksa kötü niyetli mi olduğunu sormalarına neden oluyor. Microsoft, pop-up’ların orijinal olduğunu ve yalnızca bir kez görünmesi gerektiğini doğruladı.

Açıklamada iletişim direktörü Caitlin Roulston, “Bu, insanlara Bing’i Chrome’da varsayılan arama motoru olarak ayarlama seçeneği sunan tek seferlik bir bildirimdir.” diyor. Roulston, bildirimi kabul etmeleri halinde Copilot’ta daha fazla sohbet sırası elde edebilecekleri için açılır pencereyi Windows kullanıcılarına avantajlar sunuyor olarak değerlendirdi. 

Müşterilerimize seçenek sunmaya değer veriyoruz, bu nedenle bildirimi reddetme seçeneği var.

Şirket Windows kullanıcılarına seçenek sunmaya gerçekten değer veriyorsa, bu açılır pencereleri tamamen devre dışı bırakmanın kolay bir yolunu sunardı. Microsoft’un Windows kullanıcılarını Bing ve Edge’e geçmeye teşvik etmek için kullandığı çeşitli yollar var, bu da ayarları değiştirerek bunlardan kaçınmayı zorlaştırıyor.

Microsoft Copilot kod yorumlayıcısı

Microsoft’un son yıllarda Chrome kullanıcılarına saldırgan bir şekilde pop-up reklamlar sunma girişiminde. Microsoft, kendi hizmetlerini tanıtmak için Chrome’un içinde, Windows görev çubuğunda ve başka yerlerde açılır pencereler kullanıyor. Hatta Microsoft, bir Windows Güncellemesinden sonra insanları Edge’e girmeye zorlamıştı ve güncellemeler uygulandıktan sonra Windows kullanıcılarının Bing ve Edge’e geçmesini sağlamak için düzenli olarak tam ekran bir mesaj sunuyordu.

Bu yılın başlarında Microsoft, Edge tarayıcısının tarama verilerini ve sekmelerini izinsiz olarak Chrome’dan otomatik olarak içe aktarmasına neden olan bir sorunu bile düzeltmek zorunda kaldı.

PlayStation 5 Pro: PSSR ve 4 kat performans artışı sızıntısı!

Sony’nin popüler oyun konsolu serisi PlayStation, yeni bir sızıntıyla heyecan verici bir gelişmeyle gündemde. PlayStation 5 Pro‘nun piyasaya sürülmesiyle birlikte, oyuncuları büyük yenilikler ve çığır açacak teknolojiler bekliyor.

Yayımlanan bilgilere göre, PlayStation 5 Pro‘nun performansı, oyun deneyimini devrim niteliğinde bir seviyeye taşıyacak. Özellikle, PSSR (PlayStation Spectral Super Resolution) adı verilen yeni bir yükseltme teknolojisi, oyunculara muhteşem bir çözünürlük ve görsel kalite sunacak. Bu teknoloji, rakip DLSS‘ye meydan okuyacak ve PlayStation deneyimini bir üst seviyeye çıkaracak.

Ayrıca, PS5 Pro‘nun ışın izleme performansındaki dört kat artış, oyunculara gerçekçi ve etkileyici görseller sunacak. Bu, oyun dünyasında önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor ve PlayStation hayranlarını heyecanlandırıyor.

Donanım tarafında da PS5 Pro oldukça etkileyici özelliklere sahip olacak. 8 çekirdekli Zen 2 işlemci, güçlü bir GPU ve yüksek hızda çalışan bellek gibi unsurlar, konsolu olağanüstü bir performansla donatacak. Bu da, oyuncuların daha akıcı ve hızlı bir oyun deneyimi yaşamalarını sağlayacak.

Tüm bu bilgilere rağmen, unutulmaması gereken bir nokta var: Bu bilgiler henüz resmi olarak doğrulanmış değil ve nihai üründe değişiklikler olabilir. Ancak, PlayStation 5 Pro‘nun potansiyeli ve beklenen özellikleri, oyun dünyasında büyük bir heyecan yaratıyor.

Sonuç olarak, PlayStation 5 Pro‘nun çıkışı, oyun dünyasında önemli bir dönüm noktası olabilir. Yüksek performansı, yenilikçi teknolojileri ve etkileyici görselleriyle, PS5 Pro, PlayStation tutkunlarını heyecanlandırmaya devam ediyor. Beklenen Eylül çıkışıyla birlikte, oyuncuların bu muhteşem deneyimi yaşaması için sabırsızlıkla bekleniyor.

Epic Games CEO’sundan Steam patronuna: “Pislikler!”

0

Oyun endüstrisi, Epic Games CEO’su Tim Sweeney’nin Valve’ın patronu Gabe Newell’a sert sözlerle tepki gösterdiği belgelerle sarsıldı. Ortaya çıkan e-postalarda Sweeney, Steam’in oyun geliştiricilerinden aldığı kesintileri eleştirirken oldukça ileri gitmiş görünüyor.

Bu gelişme, bağımsız oyun stüdyosu Wolfire Games’in Valve’a karşı açtığı davanın belgeleri arasında gün yüzüne çıktı. Wolfire Games, Valve’ın Steam’in hakimiyetini kullanarak oyun fiyatlarını kontrol ettiğini iddia ediyor ve bu durumun oyun geliştiricilerini olumsuz etkilediğini ileri sürüyor.

Epic Games

Epic Games’in patronu Tim Sweeney, e-postalarda Steam’in %30’luk platform ücretlerini sorgularken, Valve’ın yüksek hasılatlı oyunlardan aldığı payın azaltılması ve Apple’a karşı duyduğu öfkeyi de dile getiriyor. Sweeney, Valve yetkililerine yönelik olarak, “Şu anda siz ‘pislikler’ dünyaya güçlü olanların özel şartlara sahip olduğunu, %30’unun ise küçük insanlar için olduğunu söylüyorsunuz.” ifadelerini kullanarak tepkisini dile getiriyor.

Ancak, Valve’dan henüz bir yanıt gelmemiş gibi görünüyor. Tim Sweeney’nin eleştirilerine ise Valve COO’su Scott Lynch’in “You mad bro?” şeklindeki bir yanıt verdiği belirtiliyor.

Wolfire Games CEO’su David Rosen, Valve’a karşı açtığı davanın temel motivasyonunu, oyun geliştiricilerinin Valve’ın davranışlarından zarar görmesi olarak açıklıyor ve toplu davayı sürdürme kararlılığını vurguluyor.

Bu arada, oyun endüstrisindeki davalara ek olarak, Epic Games ve Apple arasındaki krizin de devam ettiği biliniyor.

Apple Ring geliyor! işte akıllı yüzük hakkındaki sızıntılar ve söylentiler

Samsung’un Galaxy Ring’i piyasaya sürmesiyle birlikte, gözler şimdi Apple’ın üzerinde. Çeşitli kaynaklardan gelen bilgilere göre, Apple da kendi akıllı yüzüğü üzerinde çalışıyor. Şubat ayında başlayan söylentilere göre, Apple’ın bu yeni ürünü olan “Apple Ring” hakkında bazı özellikler ve beklentiler ortaya çıktı.

Apple Ring’in özellikleri hakkında kesin bilgi olmasa da, bazı beklentiler var. Öncelikle, bu akıllı yüzük, kullanıcıların kalp atış hızını, aktivite düzeyini, uyku kalitesini ve solunum hızını takip edebilecek. Bu veriler, kullanıcılara daha iyi bir uyku analizi ve sağlık önerileri sunmak için kullanılabilir.

Apple, akıllı yüzüğü sadece bir sağlık izleme cihazı olarak değil, aynı zamanda iPhone, iPad ve Mac gibi diğer Apple cihazlarına giriş cihazı olarak da kullanmayı planlıyor. Bu, kullanıcıların cihazlar arasında daha kolay bir şekilde geçiş yapmasına ve etkileşimde bulunmasına olanak tanıyacak.

Bir diğer önemli nokta ise, Apple’ın zaten bir sağlık izleme cihazı olan Apple Watch’a alternatif olarak tasarlanan bu akıllı yüzüğün, bazı kullanıcılar için daha rahat olabileceği. Özellikle uyku takibi için, bilekte saat takmanın rahatsız edici olduğu düşünülürse, bu akıllı yüzük oldukça cazip hale gelebilir.

Ancak, Apple Ring’in bir ekranı olmadığı için, muhtemelen sürekli olarak bir iPhone veya diğer Apple cihazıyla bağlantı halinde olmayacak. Bu da pil ömrünün uzun olmasını sağlayacak ancak sağlık verilerinin gerçek zamanlı olarak senkronize edilmemesine neden olacak.

Apple, akıllı yüzük için bir dizi patent aldı ve bu da çeşitli özelliklerin gelecekteki modellerde yer alabileceğini gösteriyor. Bunlar arasında, VR gözlüklerini kontrol etmek için kullanılan bir yöntem, dokunmaya duyarlı ekranı olan bir kontrol cihazı ve NFC özelliğine sahip bir yüzük bulunuyor.

Apple Ring’in fiyatı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, piyasadaki diğer akıllı yüzüklerle rekabet edebilir bir seviyede olması bekleniyor. Tahminlere göre, Apple Ring’in fiyatının 300 doların altında olacağı düşünülüyor.

Son olarak, Apple’ın rakibi Samsung’un da bu alanda adı geçiyor. Samsung, bu yılın ikinci yarısında Galaxy Ring’i piyasaya sürmeyi planlıyor. Galaxy Ring, kalp atış hızı, aktivite takibi, uyku izleme ve kablosuz ödeme gibi özelliklere sahip olacak ve aynı zamanda Samsung cihazlarını kontrol etme yeteneğine de sahip olacak.

Her ne kadar Apple Ring hakkında henüz resmi bir duyuru yapılmamış olsa da, bu yeni ürünle ilgili heyecan ve beklentiler artmaya devam ediyor. Takipte kalın!

Afrika’da büyük internet kesintisi!

0

Afrika’nın çeşitli bölgelerinde meydana gelen deniz altı internet kablosu arızaları, kıtanın geniş bir kesimini internet erişiminden mahrum bırakarak ciddi endişelere yol açtı. Önde gelen ağ sağlayıcılarından MTN Grubu, gün boyu süren kesintilerin deniz altı hatlardaki arızalardan kaynaklandığını açıkladı ancak arızanın kökeni henüz tam olarak tespit edilemedi.

Seacom gibi denizaltı kablo operatörleri, Batı Afrika kablo sisteminde yaşanan çöküşü bildirerek, bu durumun kabloları kullanan müşterilerin Google Equiano kablosuna yönlendirilmesine neden olduğunu duyurdu. Bu ani kesinti, kıtanın internet altyapısının dayanıklılığına ve güvenliğine yönelik ciddi endişeleri de beraberinde getirdi.

NetBlocks‘un araştırma direktörü Işık Mater, kesintinin büyük çapta olduğunu ve daha büyük bir soruna işaret ettiğini belirtti. Verilere göre, Fildişi Sahili, Liberya, Benin, Gana ve Burkina Faso gibi ülkeler en çok etkilenenler arasında yer aldı. Bu kesinti, sadece bölgesel değil, aynı zamanda kıtayı küresel dijital ekonomiden de dışarıda bırakarak ekonomik etkilere yol açabilir.

Afrika'da büyük internet kesintisi

Microsoft‘un Azure durum sayfası, Batı Afrika’daki WACS, MainOne, SAT3, ACE gibi birçok fiber kablonun etkilendiğini açıkladı. Bu da Güney Afrika‘daki bölgelerin internet kapasitesini önemli ölçüde azalttı ve bu bölgelerdeki işletmeleri ve kullanıcıları ciddi şekilde etkiledi.

Deniz altı internet kablolarının dünya genelindeki uzunluğu 1.3 milyon kilometreyi aşarken, bu kablolar kıtalararası veri trafiğinin yaklaşık %90’ını taşıyor. Son yıllarda, bu kabloların güvenliği ve dayanıklılığı giderek artan bir endişe kaynağı haline geldi. Özellikle, deniz altı kablolarının fiziksel güvenliğinin yanı sıra siber saldırılara karşı korunması da önem arz ediyor.

Bu arızanın neden olduğu büyük kesinti, Afrika’nın internet altyapısının güvenliği ve sürdürülebilirliği konularında önemli soruları gündeme getirdi. Deniz altı kablolarının korunması ve güvenliğinin artırılması, kıtanın dijital bağlantısını sağlamlaştırmak için acil bir gereklilik olarak ön plana çıkıyor. Aksi takdirde, benzer olayların gelecekte tekrarlanması, bölgesel ve küresel ekonomik istikrarı ciddi şekilde tehdit edebilir.

Mercedes’te yeni çalışan: insansı robot Apollo!

Alman otomotiv devi Mercedes-Benz, endüstri 4.0’ın getirdiği yenilikçi teknolojilerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Son duyurusuyla, insansı robot teknolojilerinin üretim süreçlerine entegrasyonu konusunda önemli bir adım atan Mercedes-Benz, Apptronik ile yaptığı işbirliğiyle geleceğin üretim modelini şekillendiriyor.

Apptronik‘in geliştirdiği son teknoloji ürünü Apollo, Mercedes‘in tesislerinde görev alacak. Bu insansı robot, otomotiv endüstrisindeki montaj ve üretim süreçlerini daha verimli hale getirmek üzere tasarlanmıştır. Mercedes-Benz‘in üretim hattında kullanılacak olan Apollo, özellikle düşük beceri gerektiren, fiziksel olarak zorlayıcı ve otomatikleştirilebilecek işlerde büyük önem taşıyacak.

Mercedes'

Mercedes-Benz‘in Apptronik ile gerçekleştirdiği ortaklık, endüstrideki yenilikçi yaklaşımların bir yansıması olarak görülüyor. Bu işbirliği sayesinde, üretim süreçlerindeki verimlilik artacak ve rekabet avantajı elde edilecek. Ayrıca, Apptronik‘in ürünü Apollo‘nun şirket tesislerinde gerçek dünya koşullarında test edilmesi, hem teknolojiyi geliştiren şirketin perspektifini genişletecek hem de Alman şirket değerli veriler sunacak.

Mercedes-Benz‘in sürdürülebilirlik ve yenilikçilik odaklı yaklaşımı, endüstriye yön veren bir vizyonu yansıtıyor. Apptronik ile yapılan bu işbirliği, sadece bir başlangıç olarak değerlendiriliyor ve gelecekte benzeri ortaklıkların artması bekleniyor. Bu tür işbirliklerinin endüstriye getirdiği faydalar göz önüne alındığında, otomotiv sektörünün insansı robot teknolojilerine olan ilgisinin giderek artacağı öngörülüyor.

Mercedes-Benz‘in Apptronik ile yaptığı bu işbirliği, sadece bir adım değil, endüstriyel dönüşümün bir göstergesi olarak kabul ediliyor. İnsansı robot teknolojilerinin otomotiv üretim süreçlerindeki kullanımı, geleceğin fabrikalarını şekillendirecek ve rekabet avantajı sağlayacak önemli bir faktör haline gelecek. Bu ortaklık, hem Mercedes-Benz‘in lider konumunu pekiştirecek hem de Apptronik gibi yenilikçi şirketlerin büyümesine katkı sağlayacak.

Nissan ve Honda elektrikli araçlarda güçlerini birleştiriyor!

Nissan ve Honda, elektrikli otomobillerin hızla gelişen pazarında daha rekabetçi hale gelmek ve Tesla, BYD gibi öncülerle başa çıkmak için önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Bugün yapılan resmi açıklamayla duyurulan mutabakat anlaşması, otomotiv endüstrisinde heyecan uyandıran bir işbirliğinin habercisi olarak öne çıkıyor. Bu anlaşmanın sektörde nasıl bir değişim yaratacağı ve iki dev firmanın gelecekteki stratejilerini nasıl etkileyeceği ise merak konusu.

Nissan ve Honda, elektrikli otomobillerin yanı sıra yazılım alanında da işbirliği yapmak üzere mutabakat anlaşması imzaladı. Ortaklık, sadece mevcut araçların elektrifikasyonunu değil, aynı zamanda geleceğin otomobil teknolojilerini şekillendirecek inovasyonları da hedefliyor. Bu, otomobil endüstrisinde yeni bir dönemi başlatabilecek önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Nissan CEO’su Makoto Uchida, ortaklık hakkında yapılan açıklamada, “Mobilite alanında yaşanan hızlı değişimlere hazırlanmak, geleceğimizi şekillendiren en önemli faktörlerden biri haline geldi” dedi. Uchida, Honda ile yapılan bu anlaşmanın, her iki şirketin de karşı karşıya olduğu ortak zorluklara karşı çözüm odaklı bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.

Honda’nın direktörü Toshihiro Mibe ise ortaklıkla ilgili olarak, “Otomotiv endüstrisinde yaşanan bu büyük dönüşüm sürecinde, Nissan ve Honda arasındaki işbirliği potansiyelini değerlendireceğiz” dedi. Mibe, her iki şirketin de teknoloji ve bilgi birikimlerini bir araya getirerek sektöre yeni bir ivme kazandırabileceklerini belirtti.

Anlaşmanın ayrıntılarına göre, Nissan ve Honda, elektrikli araçlar için ortak bir platform geliştirme gibi stratejik adımları değerlendirecekler. Bu platform, her iki firmanın mühendislik yeteneklerini ve ürün portföylerini birleştirerek daha rekabetçi ve çevre dostu araçlar üretmeyi amaçlıyor.

Bununla birlikte, ortaklık sadece ürün geliştirme aşamasıyla sınırlı kalmayacak. İki şirketin yazılım mühendisleri, elektrikli araçlar için geliştirilecek olan yeni nesil güç aktarma organları ve otonom sürüş teknolojileri üzerinde işbirliği yapacak. Bu, geleceğin mobilite çözümlerine yönelik büyük bir adım olarak görülüyor.

Nissan ve Honda’nın bu işbirliği, sadece kendi pazar paylarını artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Japon otomotiv endüstrisinin rekabet gücünü de artıracak. Her iki firma da Tesla ve BYD gibi öncülerin gerisinde kalmış durumda olsa da, bu ortaklık sayesinde daha etkili bir şekilde rekabet edebilecekler.

Nissan ve Honda’nın elektrikli araçlar ve otomobil teknolojileri alanındaki stratejik ortaklığı, sektörde büyük bir dönüşümün işareti olarak kabul ediliyor. Bu işbirliği, hem şirketlerin hem de Japon otomotiv endüstrisinin gelecekteki rekabet gücünü artırması bekleniyor. Bu sürecin, elektrikli araçların ve otonom sürüş teknolojilerinin yaygınlaşmasında önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Kaybolan telefonlara Son! Android 15 ile kapalıyken konum takibi!

Android 15’in sunduğu yeni özelliklerden biri daha gün yüzüne çıktı: Telefonun kapalı olmasına rağmen konumunun takip edilebilmesi. Google’ın yeni Pixel telefonlarına eklenecek bu özellik, kullanıcıların cihazlarını kaybetmeleri durumunda önemli bir avantaj sunacak.

Yapılan yeni bir rapora göre, Android 15’in Power Off Finding API’si sayesinde telefonlar kapalıyken bile konum tespiti yapabilecek. Bu özellik, önceden hesaplanmış Bluetooth işaretçilerini kullanarak Bluetooth denetleyicisinde saklanan bilgilere dayanıyor. Ancak, bu özelliğin çalışabilmesi için telefonun donanımsal olarak belirli özelliklere sahip olması gerekiyor. Bu özellik, Bluetooth denetleyicisinin cihaz kapalıyken bile açık kalmasını sağlayan özel bir donanıma ihtiyaç duyuyor. Ayrıca, cihazın bir miktar güce sahip olması gerekiyor.

Google’ın Pixel 9 Android 15 ile birlikte tanıtması beklenen bu özellik, kullanıcıların günlük yaşamlarında büyük bir kolaylık sağlayacak gibi görünüyor. Özellikle, telefonun kaybolması veya çalınması durumunda, kapalıyken dahi konumunun tespit edilebilmesi, cihazın bulunmasını ve güvenliğin sağlanmasını sağlayacak.

Pixel serisinin önceki modelleri, Pixel 8 ve Pixel 8 Pro’nun Powered Off Finding’i desteklediği göz önüne alındığında, Pixel 9 serisinin de bu özelliği taşıması muhtemel görünüyor. Google, yeni donanımlarını ve Android 15 güncellemelerini 14 Mayıs’ta düzenleyeceği Google I/O 2024 etkinliğinde tanıtacak. Bu, kullanıcıların bu yeni özelliği deneyimleme ve cihazlarını daha güvenli bir şekilde kullanma şansını artıracak.

Android 15’in getirdiği bu yenilikçi özellik, kullanıcıların günlük yaşamlarında telefonlarını kaybetmeleri durumunda büyük bir yardımcı olacak gibi görünüyor. Google’ın Pixel serisine ekleyeceği bu özellik, kullanıcıların telefonlarını daha güvenli bir şekilde kullanmalarını sağlayacak. Ayrıca, bu özellik, teknoloji dünyasında daha geniş bir kullanım alanına sahip olabilir, diğer telefon üreticileri tarafından da benimsenerek daha geniş kitlelere ulaşabilir.

Para iadesi dolandrıcılığı Amazon’u etkiliyor!

0

Uzmanlar, işletmeler gibi organize olan geri ödeme dolandırıcılık gruplarının esnek geri ödeme politikalarından yararlanarak perakendecilerden milyarlarca dolar çaldığını söyledi. Amazon, düzinelerce dolandırıcı iddiasına karşı 2023′ün sonlarında açılan bir davada tüketicilerin “gerçek müşterileri etkileyen artan maliyetler, azalan envanter ve hizmet kesintilerinin yükünü taşıması gerektiğini” söyledi. Mahkeme belgelerine göre Amazon ayrıca, geçen yıl 10 kişinin suçlandığı başka bir dolandırıcılık çetesinin elinde 700.000 dolardan fazla zarara uğradı.

Para iadesi dolandrıcılığı Amazon için sorun oluşturuyor

TikTok ve Telegram’da tanıtılan para iadesi dolandırıcılığı planları Amazon ve diğer perakendecilere milyarlarca dolara mal oluyor.

4 Mayıs 2023 gece yarısından hemen önce polis bir Amazon’a çağrıldı. Bildirilen bir hırsızlığı araştırmak için Chattanooga, Tennessee’deki depoya gönderildi.  Olayla ilgili elde edilen bir polis raporuna göre, kayıp önleme çalışanı onları şüpheli suçlu Noah Page adlı bir depo çalışanına yönlendirdi. Rapora göre Page, polisle karşılaştığında, ürünler şirkete hiçbir zaman geri gönderilmemiş olmasına rağmen Amazon’un dahili sisteminde bir müşterinin siparişini iade edildi olarak işaretlediğini itiraf etti. Raporda, Page’in programdaki payı karşılığında 3.500 dolar aldığı belirtildi.

Raporda, Page’in müşteriyi tanımadığı ancak ona “Ralph” demeyi seçtiği belirtildi. Amazon’un açtığı bir davada Ralph’ın, büyük perakendecileri hedef alan ve şirket çalışanlarını kârdan pay kesme sözü vererek işe alan geniş çaplı bir para iadesi dolandırıcılığı örgütü olan Rekk adlı bir grubun parçası olduğu ortaya çıktı. Perakendecileri, bir ürünü fiziksel olarak iade etmeden bir satın alma işlemi için müşteriye para iadesi yapmaları için kandırmayı içeren geri ödeme dolandırıcılığı o kadar yaygın hale geldi ki, gruplar artık hizmetlerini Reddit, TikTok ve Telegram’da pazarlıyor. TikTok’ta içerik moderatörlerini atlatmak için “geri ödeme yöntemi” veya “r3fund” yazabilirsiniz. Daha sonra kullanıcıların nakit yığınlarını, spor ayakkabılarını ve iPhone’larını gösteren videolar açılacak. Bir videoda, minimalist moda markasına atıfta bulunarak ‘paket hiç gelmezse’ herhangi bir Rick Owens için geri ödeme alabileceğinizi fark ettikten sonar bir başlık bulunuyor. Klipte ayakkabıları durmadan yere fırlatan bir el görülüyor.

Uzmanlar açıklamada, dolandırıcılık gruplarının perakendecilerin esnek iade politikalarından yararlandığını, bunun çoğunlukla sınırsız ücretsiz iade ve hatta bazen müşterilerin ürünleri elinde tutması tercihini de içerdiğini söyledi. Ulusal Perakende Federasyonu ve Appriss Retail tarafından yapılan bir ankete göre bu durum perakendeciler için büyük bir sorun haline geldi ve geçen yıl onlara 101 milyar dolardan fazlaya mal oldu. Ankete göre bu rakam, “gardırop” olarak bilinen kıyafetlerin giyildikten sonra geri gönderilmesi ve çalınan malların iade edilmesi gibi çeşitli dolandırıcılık biçimlerini içeriyor.

YouTube Premium 10 yeni ülkede kullanıma başlanıyor!

YouTube Premium, hizmetini 10 yeni ülkede daha kullanıma sunarak yükseliş trendini sürdürüyor. Premium hesabın en büyük avantajı olan reklam izlememe özelliği, arka planda video oynatma ve çevrimdışı izleme gibi fonksiyonlarla birlikte kullanıcıların beğenisini kazanıyor.

Geçtiğimiz ay Premium ve Music platformlarında 100 milyon aboneye ulaşarak rekor kıran YouTube, bu olumlu ivmeyi devam ettirmek istiyor. YouTube Premium, her ay düzenli abonelik ödemeleriyle şirket için kritik bir gelir kaynağı oluşturuyor.

Reklam izlememe özelliği sayesinde kullanıcılar zaman kazanırken, arka planda video oynatma özelliği de yoğun şekilde tercih ediliyor. Ayrıca çevrimdışı izleme özelliğiyle önceden kaydedilen videolar her zaman erişilebilir durumda bulunuyor.

YouTube Premium’un Google ekosistemiyle entegrasyonu ve popüler uygulamalarla uyumu da dikkat çekiyor. Ancak hizmetin dünya genelinde bazı ülkelerde bulunmaması eleştirilere neden oluyordu. Bu doğrultuda şirket, Premium üyeliğini Azerbaycan, Kazakistan, Libya, Fas, Réunion, Tanzanya, Uganda, Jamaika, Yemen ve Zimbabve gibi 10 yeni ülkede daha sunacak.

Bu ülkelerde öğrencilere özel indirimler de sağlanacak. Ancak bu indirimlerden yararlanmak için öğrencilerin bir yüksek öğretim kurumuna kayıtlı olmaları gerekecek.

Kripto madencileri AMD Ryzen CPU satın alıyor!

Kripto madencileri tüm AMD Ryzen CPU’larını satın alıyor. Çin’de talebin artmasıyla birlikte AMD Radeon grafik kartlarının arzı zaten kısıtlıydı. Yine de Bitcoin ve Ethereum hızla yükselirken, kripto madencileri aşırı hızlanarak tüm hisse senetlerini satın aldı. Zen 5 piyasaya çıktığında talep daha da kötüleşecek çünkü Zen 4’ün AVX512 performansının iki katını sunduğu söyleniyor.

Madenciler AMD Ryzen CPU kullanmaya yöneldi

Kripto para madenciliği her zaman özellikle elektrik, su ve toprakta kaynak tüketimine yol açmıştı. Kripto madencileri artık AMD Ryzen CPU’larını toplu olarak satın alıyor ve bu da kıtlığa neden oluyor. Oyun veya üretkenlik için en güçlü masaüstü CPU’lardan biri olan Ryzen 9 7950X, genel özelliklerinin yanı sıra birçok madencilik platformunun anahtarı olan AVX2 veya AVX512 komut setlerini desteklemesi nedeniyle Qubic gibi belirli bölgelerde oldukça rağbet görüyor.

Bir madenci, amiral gemisi Nvidia GeForce RTX 4090 GPU’ya kıyasla 7950X CPU’ları kullanarak neredeyse iki kat daha fazla kar elde edebiliyor. Bunun nedeni kısmen ikincisinin daha yüksek fiyatı. Söylentiler, Zen 5 CPU’ların bu yılın sonlarında seri üretime geçmesiyle işlerin daha da kötüleşeceğini öne sürüyor.

Çinli teknoloji kuruluşu UDN, Zen 5 yongalarının Nisan ve Haziran ayları arasında TSMC fabrikalarına girmesini ve seri üretimin bir sonraki çeyrek için planlanmasını bekliyor. Yayın, genel Zen 5 CPU’larının “Nirvana” çekirdeklerine sahip olacağını, istemci ve sunucu uygulamalarına yönelik yoğun bilgi işlem segmenti için tasarlanan çiplerin ise Zen 5c “Prometheus” çekirdekleriyle birlikte gönderileceğini söyledi.

Kepler_LS’e göre kripto madencileri için daha büyük önem taşıyan şey, yeni nesil AMD çip mimarisinin Zen 4’ün AVX512 performansının iki katını sunacak olması. Ayrıca ABD’nin bölgeye RTX 4090 ihracatını yasaklaması nedeniyle AMD Radeon grafik kartlarının Çin’de zaten yetersiz olduğu da görülüyor. Son haftalarda AMD Ryzen CPU’ları elde etmek çok daha zor hale geldi; Bitcoin ve Ethereum’un değerlerinin fırlayarak kripto para madenciliğine olan ilgiyi yeniden canlandırmasıyla aynı dönemde olması pek de tesadüf değil. Ryzen 9 7950X Amazon, Newegg ve diğer perakendecilerde stokta yok. Ancak bazılarına Best Buy ve AMD’nin çevrimiçi mağazasından ulaşılabiliyor.

Sandbox güvenli PC için en önemli anahtar

Sandbox beş yıldır ortalıkta (!) ve hala Windows’un en az takdir edilen özelliklerinden biri diyebiliriz. Sandbox, minimum kurulumla sanallaştırılmış bir ortam oluşturur; esasen, PC’nizin içindeki, onu PC’nizden izole eden bir “hendek” ile korunan bir Windows PC’dir. Sandbox’ı kapattığınızda, “PC”nin tamamı ve içindeki her şey kalıcı olarak silinir. Bu, içeri sızmış olabilecek tüm kötü amaçlı yazılımları da içeriyor.

Sandbox, Windows 10 veya 11 Pro’da isteğe bağlı bir özelliktir ve ona erişmek için onu açmanız gerekiyor. Bunu etkinleştirmek için Windows Arama’da Windows özelliklerini aç ve kapat ifadesini arayarak bulabileceğiniz Windows Özellikleri kontrol paneline gitmeniz gerekiyor. Sandbox’ı etkinleştirdiğinizde Windows kendisini uygun özelliklerle güncelleyecek, yeniden başlatacak ve Windows’u yeniden açacak. Windows Sandbox’ı Başlat menüsü veya Arama kutusu aracılığıyla başlatmalısınız. Sandbox aslında bir pencere içinde bir PC ortamı oluşturuyor ancak bu genel bir PC. Sandbox’ı ekranınızın boyutlarına kadar genişletebilir veya pencereli bırakabilirsiniz. Her ne kadar Microsoft Edge gizlilik konusunda hiç de beceriksiz olmasa da, ek düzeyde gizlilik ve güvenlik sağlamak için Brave’in tarayıcısını kullanacağız. Sandbox güvenli PC için izleyebileceğiniz yöntemleri bu şekilde listeledik.

Sandbox güvenli PC kullanımında kritik önemde

Brave, gizlilik odaklı bir tarayıcı olarak başladı ve hala da öyle. Kripto para birimleriyle olan bağları nedeniyle itibarı biraz azaldı. Ancak yine de web’in daha derinlerinde gezinmek için indirmek için iyi bir seçim. Yine de başka bir tarayıcı kullanmak istiyorsanız kullanabilirsiniz.

Elbette başka yazılım yüklemekten çekinmeyin. Ek güvenlik için ücretsiz veya premium bir antivirüs paketi indirmek istiyorsanız bunu yapabilirsiniz. Bunu düşündüğünüzde, kötü bir şeyin Brave tarayıcının sanal alanından çıkması, ardından antivirüs programını aşması ve ardından Windows Sandbox’ı kırması gerekecek. Bu imkansız değil ama oldukça düşük bir ihtimal.

Brave ayrıca, web’in belirli alanlarında kötü amaçlı yazılımlara yol açabilecek reklamları ve pop-up’ları da engelliyor. Yine de güvenli bir şekilde gezinmenizi ve gördüğünüz hiçbir şeye ister istemez tıklamamanızı öneririz. Ancak kötü niyetli bir şey indirirseniz Sandbox tarafından kesilmeli. Brave ayrıca, web’in belirli alanlarında kötü amaçlı yazılımlara yol açabilecek reklamları ve pop-up’ları da engeller. Yine de güvenli bir şekilde gezinmenizi ve gördüğünüz hiçbir şeye ister istemez tıklamamanızı öneririz . Ancak kötü niyetli bir şey indirirseniz Sandbox tarafından kesilmelidir.

OpenAI ve Figure ortaklığı devrim yarattı: robotlar konuşmaya başladı!

OpenAI ve insansı robot girişimi Figure AI, kısa bir süre önce kurdukları ortaklıkla ilk büyük adımlarını attı. Bu ortaklığın ilk ürünü ise oldukça etkileyici: Şirketin insansı robotu Figure 01, artık “insan gibi” konuşabiliyor!

Geçmişte Honda’nın geliştirdiği insansı robot ASIMO gibi öncü robotlarla karşılaştırıldığında, insansı robot teknolojisinin gelişimi oldukça yavaş ilerliyordu. Ancak son yıllarda bu durum hızla değişmekte ve bu alandaki gelişimler hız kazanmaktadır. OpenAI ve Figure AI‘nın ortaklığı da bu hızlı gelişimlerin bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Figure 01

Figure‘deki gelişim olağanüstü bir hızla ilerliyor. Şirketin kurucu ortağı Brett Adcock‘un ifadesine göre, Figure AI, ticari olarak uygulanabilir ilk genel amaçlı insansı robotu yaratmayı hedefliyor ve bu hedefe hızla yaklaşıyor. Figure 01, geçtiğimiz ekim ayında ayağa kalkarak otonom görevleri başarıyla yerine getirmeye başlamıştı. Ardından, ocak ayında BMW ile kurulan ortaklık sayesinde otomobil endüstrisinde de iş başı yapmıştı.

Son olarak, OpenAI ile yapılan yeni bir ortaklık sayesinde insansı robotlar için yenilikçi yapay zeka modelleri geliştirilmeye başlandı ve bu işbirliğinin ilk meyveleri paylaşıldı. Bu yeni gelişmelerin en dikkat çekici örneği ise Figure 01‘in “insan gibi” konuşabilme yeteneği.

Videoda, Figure 01‘in gerçek zamanlı olarak görsel anlamlandırma ve dil bilinci yetenekleri kullanılarak gösterilen etkileyici performansı görülebilir. Robot, doğal bir konuşma tonuyla çevresindeki nesneleri tanımlayabiliyor ve insanlarla etkileşime geçebiliyor. Ayrıca, verilen talimatları anlayarak çözümler üretebiliyor ve bu çözümleri uygulamaya koyabiliyor.

Figure 01‘in insan benzeri davranışları ve etkileyici yetenekleri, insansı robot teknolojisinin geleceğine dair heyecan verici bir bakış sunuyor. Bu gelişmeler, yapay zeka ve robotik alanında önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilebilir.

Figure 01

Bu ortaklık ve Figure 01‘in gösterdiği başarılar, yapay zeka ve robot teknolojilerinin geleceği hakkında umut verici bir vizyon sunmaktadır. OpenAI ve Figure AI gibi öncü şirketlerin işbirlikleri, bu alandaki ilerlemelerin hızlanmasına ve insanlık için faydalı çözümlerin geliştirilmesine önemli katkılarda bulunmaktadır.

Google güvenlik açığı bulanlara 10 Milyon Dolar ödül dağıttı!

Teknoloji devi Google, ürünlerindeki güvenlik açıklarını keşfeden etik hackerlar için cömert davranıyor. Geçtiğimiz yıl, Google’ın Güvenlik Açığı Ödül Programı kapsamında 630’dan fazla araştırmacıya toplam 10 milyon dolar ödül dağıtıldı.

Google, ürünlerinin güvenliğini artırmak ve siber saldırılara karşı daha korumalı hale getirmek için etik hackerlar ile iş birliğine büyük önem veriyor. Bu amaçla 2010 yılında başlatılan Güvenlik Açığı Ödül Programı kapsamında, araştırmacılar Google’ın Android, Wear OS ve Chrome gibi çeşitli ürünlerindeki güvenlik açıklarını tespit etmeye çalışıyor.

En büyük ödeme 113.337 Dolar

2023 yılında program kapsamında en büyük ödeme, 113.337 dolar ile Android’de kritik bir güvenlik açığı bulan bir araştırmacıya yapıldı. Google, programın başlangıcından bu yana araştırmacılara toplam 59 milyon dolar ödeme gerçekleştirmiş durumda.

Yapay zeka hizmetleri de programa dahil edildi

Geçtiğimiz yıl Google, Gemini gibi yapay zeka tabanlı hizmetleri de programa dahil ederek güvenlik açığı arama programını genişletti. Bu kategoride yıl genelinde 35 hata tespit edildi ve toplamda 87 bin dolar ödeme yapıldı.

Diğer ödemeler:

  • Android ve Google’ın donanım ürünlerinde bulunan güvenlik açıkları için: 3.4 milyon dolar
  • Wear OS ve Android Automotive’de bulunan açıklar için: 70 bin dolar
  • Chrome tarayıcısında tespit edilen 359 güvenlik açığı için: 2.1 milyon dolar

Daha fazla bilgi:

Konuyla ilgili daha detaylı bilgilere Google’ın blog sayfasında yer alan rapor: Google Güvenlik Açığı Ödül Programı Raporu aracılığı ile ulaşabilirsiniz.

Apple Vision Pro yakında daha fazla ülkede satışa çıkabilir! Türkiye’ye geliyor mu?

Apple’ın en son yeniliği olan Karma Gerçeklik Başlığı Vision Pro, şu anda sadece ABD pazarında mevcut. Ancak, yeni bilgilere göre bu durum değişebilir. Vision Pro’nun 3.499 dolarlık fiyat etiketiyle yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde satıldığı açıklanmıştı. Ancak şimdi, bu ürünün 9 yeni ülkede piyasaya sürülebileceği söyleniyor.

Vision Pro, mevcut olarak yalnızca ABD’de satıldığı için İngilizce (ABD) dil desteğiyle geliyor. Ancak, Apple’ın daha fazla dil seçeneği eklemek için çalıştığına dair kanıtlar bulunuyor. visionOS kodu, yakında Vision Pro’nun aşağıdaki dillerle uyumlu olacağını gösteriyor: Kantonca, Geleneksel Çince, Basitleştirilmiş Çince, İngilizce (Avustralya), İngilizce (Kanada), İngilizce (Japonya), İngilizce (Singapur), İngilizce (UK), Fransızca (Kanada), Fransızca (Fransa), Almanca (Almanya), Japonca ve Korece.

Bu dil desteği, Vision Pro’nun yakında daha geniş bir pazarda satışa sunulabileceğini işaret ediyor. Analiste göre, Apple’ın WWDC 2024’ten önce Vision Pro’yu daha fazla pazarda satışa sunması bekleniyor. Ancak, henüz küresel bir çıkış tarihi netleşmemiş durumda. Bununla birlikte, Avustralya, Kanada, Çin, Almanya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin öncelikli hedefler olduğu belirtiliyor.

Dünyanın en büyük girişimcilik merkezi: Terminal İstanbul için geri sayım başladı!

İstanbul, dünya teknoloji haritasında önemli bir yere sahip olmaya hazırlanıyor. Terminal İstanbul adıyla hayata geçirilecek olan ve Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülük ettiği bu proje, Atatürk Havalimanı terminal binalarını dünyanın en büyük girişimcilik merkezine dönüştürecek.

Terminal İstanbul geliyor!

16 Mart’ta gerçekleştirilecek olan Terminal İstanbul’un tanıtım etkinliği, ülkenin teknoloji ve girişimcilik yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olacak. Bu etkinliğe endüstri liderlerinin, yatırımcıların ve teknoloji sektörünün önemli figürlerinin katılacak.

Girişimcilere ve yenilikçi işletmelere geniş destek mekanizmalarının sunulacağı merkezde, en modern araştırma ve geliştirme laboratuvarları, ofis alanları, hızlandırıcı merkezler ve eğitim ve konferans salonları yer alacak.

Terminal İstanbul, yalnızca yerel bir teknoloji kalesi olmakla kalmayıp, Avrupa ve Orta Doğu’da da merkezi bir teknoloji hub’ı olmayı hedefliyor. Böyle bir merkezin getireceği sonuçlar da geniş kapsamlı olacak. Ülkeye önemli yatırımlar çekilmesi ve yeni iş fırsatları yaratılması bekleniyor. Böylece ekonomi de güçlendirilecek.

Türkiye, teknoloji ve yenilikçilik alanında kendi yerini sağlamlaştırmak için ilerlerken, bir zamanlar insanları seyahat yoluyla birbirine bağlayan bir mekanın şimdi zihinleri ve fikirleri bir araya getirmek için yeniden amaçlandırılması, ülkeyi daha parlak ve teknoloji odaklı bir geleceğe doğru hazırlıyor.

Siz Atatürk Havalimanı’nın Terminal İstanbul dönüşümü hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!

Büyük şirketler zararda, ama yöneticileri çok zengin!

ABD’de devasa gelir elde eden pek çok firmanın vergi ödemeden hükümetten destek aldığı ve yöneticilerinin adeta maaş zengini olduğu ortaya çıktı. Son yıllarda yapılan bir analiz, 35 farklı firmanın federal vergi yerine yöneticilere milyarlarca dolar maaş ödediğini gösterdi. Bu durum özellikle teknoloji devleri arasında büyük tepki çekiyor.

Bir Analiz raporu, 2018-2022 yılları arasında 35 firmanın incelendiğini ve bu firmaların toplamda 9.49 milyar doları aşkın maaş ödediğini ancak federal vergi olarak -1.72 milyar dolar ödeme yaptığını ortaya koydu. Bazı firmalar ise hiç vergi vermemiş, hatta hükümetten destek almış. Listenin başında Tesla gibi kronik zarar eden şirketler yer alıyor. Tesla, 4.4 milyar dolar kâr elde ederken yöneticilerine 2.5 milyar dolar maaş ödemiş, ancak federal vergi olarak -1 milyon dolar ödeme yapmış. Benzer şekilde, T-Mobile US operatörü 17.9 milyar dolar kâr elde ederken -80 milyon dolar vergi ödemiş ve yöneticilerine 675 milyon dolar maaş ödemiş. Netflix ise 15.1 milyar dolar kâr elde ederken yöneticilerine 652 milyon dolar ödemiş ve vergi olarak 236 milyon dolar ödemiş.

büyük şirketler

Özellikle ABD’de büyük şirketler ekonomisinde resesyonun tartışıldığı bir dönemde, teknoloji devlerinin vergi kaçırma eğilimi, bazı kesimlerce Kongrenin gelir vergisini artırması gerektiği şeklinde eleştiriliyor.

ABD’deki büyük teknoloji firmalarının vergi konusundaki cimriliği ve yöneticilerine yüksek maaşlar ödemesi kamuoyunda büyük tartışmalara neden oluyor. Bazı gruplar, Kongrenin gelir vergisini artırarak bu tür kaçakçılığı önlemeye yönelik adımlar atması gerektiğini savunuyor. Ancak bu durumun çözümü için daha geniş kapsamlı reformlar ve denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi gerektiği de dile getiriliyor.

Robotlar insan gibi muhakeme yeteneği kazandı!

Robotik şirketi Covariant, robotlara insan benzeri muhakeme yetenekleri kazandıran yeni bir büyük dil modeli platformunu duyurdu. RFM-1 (Robotics Foundation Model 1) adını taşıyan bu platform, robotlara anında otonom kararlar alma ve davranışlarını iyileştirme yeteneği sağlıyor.

Covariant’ın CEO’su Peter Chen, platformun başarılı uygulamalarından biri olan GenAI‘nin, robotlara dil ve fiziksel dünya hakkında derin bir anlayış kazandırdığını belirtti. RFM-1, gerçek dünya testlerinden ve çevrimiçi verilerden elde edilen geniş bir veri kümesi üzerinde eğitilerek robotların eylemlerini tanımlamasına ve taklit etmesine olanak tanır.

Chen, “Robotik Temel Modelleri, çok modlu verilere erişim gerektirir. Metin, görüntü, video, fiziksel ölçümler ve robot eylemleri gibi farklı veri türlerini içeren bu modeller, robotların karar vermek için ihtiyaç duyduğu geniş bilgi yelpazesini sağlar” dedi.

Platform, yapay zeka tarafından üretilen videoları kullanarak nesnelerin robotik eylemlere nasıl tepki vereceğini tahmin edebilir ve en uygun eylemi seçebilir. Ayrıca robotlara İngilizce dilini anlama yeteneği kazandırarak insan-robot işbirliğini artırır.

Covariant’ın baş bilim insanı Pieter Abbeel, “RFM-1 modelinin, fiziksel dünyayı doğru bir şekilde simüle edebilen genelleştirilmiş yapay zeka modelleri oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu” belirtti.

Platformun, ev, sağlık hizmetleri, perakende ve endüstriyel ortamlar gibi farklı endüstri uygulamalarında robotların kullanımını genişlettiği vurgulandı.

Covariant, platformun manuel tabanlı robotik programlamadaki esneklik ve çok yönlülük eksikliğini ele aldığını ve robotların anında otonom kararlar almasını ve davranışlarını iyileştirmek için eylemler üzerinde kendi kendine düşünmesini sağladığını açıkladı.

Bu yenilikçi platform, yapay zeka ve robot teknolojilerinin entegrasyonunda önemli bir adım olarak dikkat çekiyor ve endüstriyel uygulamalarda büyük potansiyel sunuyor.

Türk Bilim Kadınına “Japonya Devlet Nişanı”

0

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Jeofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurcan Meral Özel,  Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması  Anlaşması Örgütü’nün (CTBTO) Uluslararası İzleme Sistemi’nde (IMS) yürüttüğü başarılı görevinden dolayı Japonya Devlet Nişanına layık görüldü

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Jeofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, 2014 – 2022 yılları arasında nükleer silahlardan arınmış bir dünyanın tesis edilmesine ve örgütün Japonya ile olan iş birliğinin geliştirilmesine sağlamış olduğu önemli katkılarından dolayı, Türkiye-Japonya diplomatik ilişkilerinin 100. yılında Japonya’nın prestijli devlet nişanı “Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı ve Boyun Bağı”na layık görüldü.

Teknolojiye damgasını vuran altı kadın liderden biri

2014’te, 183 ülkenin dünya çapındaki nükleer testleri tespit etmek için kullandığı Uluslararası İzleme Sistemi’nin (IMS) direktörü olarak seçilen Prof. Dr. Özel, çok taraflı diplomasi alanında en yüksek uluslararası sivil memur olarak diplomat pozisyonunda görev yaptı. Olası nükleer patlatmaların tespiti ve küresel tesis ağının sürdürülmesinden sorumlu olarak, imzacı devletlerin diplomatik ve bilimsel temsilcileriyle IMS’in inşa edilmesi için başarılı girişimlere imza attı. 2017 yılında ABD’de düzenlenen “Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik ve Kadın Liderler” konulu sempozyumda “Uluslararası Platformda Teknolojiye Damgasını Vuran Altı Kadın Lider”den biri seçildi. Dünyanın çeşitli yerlerinde birçok yeni izleme istasyonunun kurulumunu gerçekleştirdi.

Japonya Hokkaido Üniversitesi’nde sismoloji alanında doktorasını tamamlayan Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, araştırma altyapılarının Türkiye’deki gelişimi, teknoloji transferi, özellikle yer bilimleri alanında Japonya ile Türkiye arasındaki ortak bilimsel ve operasyonel çalışmalarla ilgili platformlar yaratılması için çok önemli görevler üstlendi. Ayrıca UNESCO Hükümetler Arası Oşinografi Komisyonu çatısı altında Türkiye’de bölgesel nitelikli Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’e tsunami uyarı hizmeti veren KRDAE Ulusal Tsunami Uyarı Merkezinin kurulmasına da öncülük etti.

Japonya Ulusal Nişanı 1875’ten beri veriliyor

1875’te İmparator Meiji döneminde Japon hükümeti tarafından verilen ilk ulusal nişan olan “Yükselen Güneş Nişanı”, enerjiyi ve yükselen güneşin ülkesi olarak Japonya’yı simgelemektedir. Prof. Dr. Nurcan Meral Özel’e bu önemli nişan ve berat metni, Japonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin tesisinin 100. yılı olan 2024 yılı içerisinde takdim edilecek.