Kadın girişimcilere finansman desteği!

 Türkiye İş Bankası ve İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) kadın girişimcilerin; ihracata yönelik üretim yolculuklarının başlangıç, büyüme ve gelişim aşamalarında ihtiyaç duydukları finansmana erişebilmelerini desteklemek amacıyla bir iş birliğine imza attı. “İhracatta Kadını Destekleme Paketi” dahilinde İş Bankası, ihracatçı veya ihracat yapma potansiyeli olan kadın girişimcilere İGE kefaletiyle 200 milyon TL tutarında kaynak ayıracak. 24 aya varan vadelerle kullandırılacak kredi paketinin başvuruları 31 Aralık 2024’e kadar İş Bankası Şubelerinden yapılabilecek.

Finansman imkanları, işletmeleri büyütmede güçlü bir araç

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz protokole ilişkin değerlendirmesinde, “Kuruluşumuzdan itibaren ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla girişimci kadınların yolunu açan, kadınların iş gücüne ve ticari hayata katılım oranını artıran finansal ya da finansal olmayan projeleri destekliyoruz. Özellikle de girişimci kadınlara sunulan finansman imkanlarının, karşılaştıkları ekonomik engelleri aşarak işletmelerini büyütmeleri için güçlü bir araç görevi gördüğüne inanıyoruz. İGE ile imzaladığımız protokol ile bu amaç doğrultusunda ilerlemeyi sürdürüyoruz. Anlaşma dahilinde “İşimiz ihracat” diyen girişimci kadınlara İGE teminatıyla 200 milyon TL tutarında finansman desteği sunacağız. Bu anlaşmanın ihracatçı kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmasını, kadın işletmelerine faydalı olmasını diliyorum” dedi.

Kadın ihracatçılara destek devam edecek

İş Bankası ile birlikte geliştirilen İhracatta Kadını Destekleme Paketi’ne ilişkin İhracatı Geliştirme A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Kasım Akdeniz yaptığı değerlendirmede: “İGE olarak geleceğimizi şekillendirecek iki önemli unsur olan ihracat ve kadınların ekonomiye katılımını önemsiyoruz. İhracatın geliştirilmesinde finansmana erişime verdiğimiz önemin doğrudan bir uzantısı olarak, kadınların ‘çalışan’, ‘yönetici’ ve ‘girişimci’ kimlikleriyle üretimin ve ihracatın güçlü bir şekilde içinde olmalarını önemli ve gerekli görüyoruz. ‘İş Bankası İhracatta Kadını Destekleme Paketi’ ile kadın ihracatçıların ekonomiye daha aktif bir şekilde katılımlarını sağlamayı hedefliyor ve finansmana erişim sürecinde sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın tüm aktörlerine destek sağlama vizyonuyla çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde hem finansmana erişimi kolaylaştıracak hem de maliyetleri azaltacak yeni ve yaratıcı çözümlerle kadın ihracatçılarımıza destek sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Grok açık kaynak oluyor!

Elon Musk’un yapay zeka girişimi xAI’nin ChatGPT’ye rakip olarak geliştirdiği chatbot’u Grok’un bu hafta açık kaynaklı olarak kullanılabileceği açıklandı. Bu duyurunun, Elon Musk’ın OpenAI’yi açık kaynaktan uzaklaştığı gerekçesi ile dava etmesinden birkaç gün sonra gelmiş olması da ilgi çekici.  

xAI, Grok’u geçen yıl piyasaya sürdü ve onu “gerçek zamanlı” bilgilere erişim ve “politik olarak doğru” yaklaşıma karşı çıkan görünümler gibi özelliklerle donattı. Bu hizmet, X’in 16 ABD doları tutarındaki aylık aboneliği için ödeme yapan müşterilere açık.

Musk, Google’ın yapay zekadaki hakimiyetine karşı bir denge unsuru olarak neredeyse on yıl önce Sam Altman’la birlikte OpenAI’nin kurulmasına yardımcı olmuştu. Musk, geçen ayın sonlarında açtığı davada OpenAI’ın kapalı kaynak olduğunu ve Microsoft’un kârını maksimuma çıkarmaya odaklandığını iddia etmişti.

Grok’un açık kaynak olma vaadi, xAI‘nin, sohbet robotlarının kodlarını halka yayınlayan Meta ve Fransız startup Mistral dahil olmak üzere bir dizi büyüyen firmanın listesine katılacağı anlamına geliyor.

Grok

Musk uzun zamandır açık kaynağın savunucusu. Liderliğini yaptığı diğer bir firma olan Tesla, patentlerinin çoğunu açık kaynak olarak sunuyor. Musk 2014 yılında, eski adıyla Twitter olarak bilinen X’te, “Tesla, iyi niyetle teknolojimizi kullanmak isteyen hiç kimseye karşı patent davası başlatmayacaktır” açıklamasını yapmıştı.

Soğuk cüzdan üreticisi Ledger Türkiye’de!

0

Küresel bir dijital varlık ve Web3 platformu olan Ledger, 2014 yılında Paris’te kuruldu. Kritik dijital varlık güvenliği ve kullanımında dünya lideri olan Ledger’in 200’den fazla ülkede, 10’dan fazla dilde tüketiciye satılan 6 milyondan fazla cihazı bulunuyor. 100’den fazla finansal kurum ve markanın güvenini kazanan Ledger, dünya kripto varlıklarının yüzde 20’sini güvende tutuyor ve işlem, alım, harcama, kazanç ve NFT’leri destekleyen hizmetler sunuyor. Ledger’in ürünleri arasında Ledger Stax, Nano S Plus, Nano X donanım cüzdanları, LEDGER Live uygulaması, dünyanın ilk güvenli madeni para basma ve ilk satış dağıtım platformu olan Ledger Market ve Ledger Enterprise bulunuyor. Kullanım kolaylığı ile Ledger, kullanıcıların dijital varlıklara yatırım yapmaya başlamasını ve nihayetinde güvenli ve stressiz bir ortamda finansal özgürlüğe ulaşmasını sağlıyor.

Kullanıcılar dijital varlıklarını güvenli bir şekilde yönetebilecekler

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Despec AŞ Genel Müdürü Emrah Küçükgirgin şunları söyledi: “Bugün tüm dünyada dijital varlıklara yatırım yapmaya olan ilgi giderek artıyor. Bu yoğun ilgi soğuk cüzdanlara olan ihtiyacı da belirgin hale getirdi. Bildiğiniz gibi Despec AŞ olarak ülkemizi dijital çağın yeni teknolojilerini sunan yaratıcı markalarla buluşturuyoruz. Ledger ile işbirliğimiz de bu amacımız doğrultusunda oldukça önemli bir adım oldu. Dünyada bir rakibi olmayan Ledger sayesinde artık kullanıcılarımız güvenli bir şekilde dijital varlıklarını yönetebilecekler. Biz de yeni teknolojileri kullanıcılarımızla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi.

Ekonominin Yıldızları etkinliği başlıyor!

0

Yıldız Teknik Üniversite Ekonomi Kulübü tarafından bu sene de düzenlenen Ekonominin Yıldızları etkinliğinde sen de katılmak istiyor musun?

Ekonominin Yıldızları etkinliğine nasıl katılırım?

ALB Yatırım Kurumsal İletişim Uzmanı Cansu Özen’in moderatörlüğü eşliğinde bu seneki katılımcılar Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Murat Sağman, Prof. Dr. Emre Alkin ve Vahap Taştan’a genel kariyer yolculukları ve Türkiye ekonomisi hakkında sorular yöneltilecek ve ALB Yatırım Araştırma Analisti Ahmet Deniz Yağbasan ise şirketin sektörel yeri ve organizasyon kültürü hakkında tanıtım yapacak.

Sen #yıldızgibiparla diye biz yaptık, seni de Ekonominin Yıldızları’nda görmek çok istiyoruz! 

Yer ve tarih

  • Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Elektrik Elektronik Fakültesi Konferans Salonu
  • 22 Mart Cuma 11:30-16:00
  • Etkinlik herkese açıktır
  • Katılım formu için burayı tıklayınız.
  • Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin formu doldurmasına gerek yoktur.

Oyun dünyası İstanbul’da buluştu!

0

Kurduğu iş birlikleriyle oyun ekosistemine katkı sağlayan Google, üçüncü kez İstanbul’da oyun dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Google ve Deconstructor of Fun birlikteliğiyle gerçekleşen etkinlik, oyun sektöründeki şirketlerin küresel büyümeyi hızlandırmalarına ve oyunun geleceğine öncülük etmelerine yardımcı olmak amacıyla bir günlük hibrit bir etkinlik deneyimi sunmak üzere tasarlandı. 17 oturum ve 28 konuşmacıyla gerçekleşen “Think Games Istanbul” etkinliğinde katılımcılar; üst düzey stratejileri, Google oyun dünyasındaki son yenilikleri deneyimleme fırsatı elde ettiler. Think Games İstanbul’da Michail Katkoff,  Eric Kress, Alpagut Çilingir, Tomi Huttula, Affan Butt, Andy Zhong, Elena Grigorian, Kasım Zorlu, Jamie Berger, Jen Donahoe, Rina Onur, John Wright, Javier Barnes ve Laura Taranto gibi sektörün önemli isimleri oyun dünyasındaki gelişmelerini katılımcılarla paylaştı.

Türkiye’den ve 27 farklı ülkeden 500’ün üzerinde davetlinin katıldığı, 700’ten fazla kişinin de çevrimiçi takip ettiği etkinlikte aralarında Deconstructor of Fun ve Kurucusu Michail Katkoff, Eric Kress, Alpagut Çilingir, Tomi Huttula, Affan Butt, Andy Zhong, Elena Grigorian, Kasım Zorlu, Jamie Berger, Jen Donahoe, Rina Onur, John Wright, Javier Barnes ve Laura Taranto gibi sektörün önde gelen isimleri konuşmacı olarak yer aldı.

Think Games Istanbul

 Oyun Sektörünün ve ekosistemin büyümesi hedefleniyor

Google Türkiye Uygulama, Oyun ve Perakende Lideri Alpagut Çilingir, 740 aktif oyun girişimi, 12 oyun sektörü odaklı kuluçka merkezi ve 21 oyun sektörü odaklı hızlandırma merkezi bulunduran Türkiye’nin oyun dünyasındaki konumunu sağlamlaştırdığını söyleyerek  oyun dünyasındaki son küresel gelişmelerle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Yapılan araştırmalara göre dünyada 2022’de pandemi etkisinin tamamen bitmesiyle küçülme yaşayan oyun sektörü 2023 yılı itibariyle yüzde 0.6 oranda artış 184 trilyon dolara ulaşarak tekrar büyüme eğilimine geçti. Bu artış yüzde 5.2 PC ve yüzde 1.9 oranında konsol oyunlarından kaynaklanırken tüm endüstrinin yüzde 49’luk kısmını kapsayan mobil oyunlar 1.6 oranında küçüldü.

Bugün, oyun sektörünün farklı bir biçimde büyüdüğünü görüyoruz. Oyun reklam gelirlerinin ve abonelik tabanlı oyunların artış gösterdiği, yeni hit oyunlar üretmenin ve zamanla artan rekabet içerisinde öne çıkmanın zorlaştığı bu dönemde popüler oyun türleri içerisinde farklı mekaniklerden yararlanan oyunlar başarı elde etmeye başladı. Bunun yanı sıra hem reklam hem de oyun içi satın alımlarla desteklenen, hibrit casual oyunlar 2023 boyunca yüzde 30’luk büyüme elde etti. Dolayısıyla bu dönemde yeni modelleri keşfetmenin, gelir modellerini çeşitlemenin ve oyunları hibrit düzende oynanabilir yapmanın sektörün yeni dinamiği haline geldiğini söyleyebiliriz. Özellikle bu dönemde esnek iş ve gelir modellerini hayata geçirmenin, gelişen teknolojilerin verimli kullanımının ve kullanıcı gizlilik tercihlerine saygılı olmanın önem kazanacağını öngörüyoruz. Google Türkiye olarak biz de tüm araçlarımız, iş birliklerimiz ve gerçekleştirdiğimiz projelerle Türkiye’deki oyun sektörünün büyümesine destek oluyoruz. ”

Oyun sektörü nelere dikkat etmeli?

Think Games İstanbul Etkinliği’nde;   sektöre dair içgörüler, oyun dünyasının değişen dinamikleri ve geleceğe dair öngörüler paylaşıldı. Konuşmacılar tarafından oyun dünyasının bugünkü dinamiklerine değinilirken, sürekli değişen ortamda sektör oyuncularının ne gibi önlemler alabileceği ve dikkat etmeleri gereken konular da konuşuldu. 

Etkinlikte Google Global Küresel Çözümler Ortak Lideri Katie Funk ve Google Ürün Yönetimi Direktörü Belinda Langner, yapay zeka destekli mobil oyunlarda büyüme üzerine konuştular. Google Global Uygulama Reklamları Ürün Lideri Rachel Weinberger ve Google Yazılım Mühendisi Di Wang sürekli değişen gizlilik ekosistemi hakkında konuşma yaparken, Google Kıdemli Ürün Yöneticisi Jennifer Lui de yüksek performans elde etmenin ipuçlarını paylaştı. Google Ürün Yöneticisi Amit Pande ise sürdürülebilir büyüme yolunda yaratıcı mükemmellik üzerine konuşurken, Google Ortaklık Geliştirme Yöneticisi Robbie Hopkins ve Google Stratejik Ortaklık Geliştirme Yöneticisi Romain Mardot, Google Play ile küresel büyüme konusundaki gelişmeleri aktardılar. Etkinliğin son oturumundaysa Google Uygulamalar ve Oyun Ortaklıkları Lideri Fatma Güngör Okutan geliştirilen oyunları kazançlı hale getirmek üzere neler yapılabileceğinden bahsetti.  

Jensen Huang çip üreticilerine meydan okudu!

Nvidia CEO’su Jensen Huang geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, “Nvidia’nın GPU’ları o kadar iyi ki, rakiplerin çipleri bedava olsa bile yeterince ucuz olmayacak” dedi. Huang ayrıca Nvidia GPU fiyatlandırmasının veri merkezinin toplam sahip olma maliyeti (TCO) açısından pek de önemli olmadığını açıkladı. Nvidia’nın gelişen yapay zeka endüstrisini güçlendirmedeki başarılarının etkileyici boyutunu inkar etmek zor; şirket yakın zamanda büyük ölçüde yapay zekayı hızlandıran GPU’ları sayesinde dünyanın üçüncü en değerli şirketi haline geldi, ancak Jensen’in yorumları kesinlikle tartışmalı olacak çünkü AMD, Intel gibi ciddi rakipleri yok sayıyor.

Jensen Huang konuşmasında ayrıca Nvidia’nın şu anda tartışmasız benzersiz satış noktalarını özetledi. Nvidia CEO’su, belirli bir algoritmada iyi olacak bir çip oluşturabileceğinizi, çünkü Nvidia’nın GPU’larının programlanabileceğini söyledi. Üstelik Nvidia platformu, her bulut sistemi için harika bir standart olduğunu iddia etti. Finansal hizmetlerden üretime kadar geniş bir müşteri yelpazesini desteklemek isteyen tipik bir veri merkezinin bu nedenle Nvidia donanımına yöneleceğini söyledi.

Bedava bile olsalar Nvidia ile rekabet edecek kadar ucuz değiller

Huang ayrıca GPU fiyatlarına odaklananlara mantık dışı olabilecek bir karşıtlık sağlamaya çalıştı: Çip satın alan ve satan kişilerin çiplerin fiyatını düşündüğünü, veri merkezlerini işleten kişilerin ise operasyonların maliyetini düşündüğünü açıkladı.

Elbette şirketler Toplam Sahip Olma Maliyetinin (TCO) farkında olacaklar; bu da Huang’a göre temel olarak Nvidia’nın dağıtım süresi, performans, kullanım ve esneklik gibi iddia ettiği avantajların “o kadar iyi ki, rakibin çipleri bedava olsa bile yeterince ucuz olmayacağı” anlamına geliyor.

TikTok satılıyor mu?

Geçen yılın sonunda görevinden ayrılan Activision Blizzard’ın eski CEO’su Bobby Kotick, ABD’de uygulamayı yasaklamak ya da satışını zorlamakla tehdit eden yeni bir yasa tasarısı nedeniyle TikTok’u satın almakla ilgileniyor gibi görünüyor. The Wall Street Journal’ın bir raporuna göre, Kotick, geçen hafta bir konferans yemeğinde yanında oturan OpenAI CEO’su Sam Altman ve diğerlerine böyle bir satın alma işbirliği fikrini sundu ve ByteDance Yönetim Kurulu Başkanı Zhang Yiming ile bu konuyu gündeme getirdi. TikTok satılırsa, muhtemelen yüz milyarlarca dolar karşılığında satılacak.

Kotick, Activision’ı 30 yıldan fazla bir süre yönetti ama tam olarak iyi bir notla ayrılmadı. Geçen yıl çözülen 2021 tarihli bir davada, şirketin liderliği altında cinsel taciz ve cinsiyet ayrımcılığını teşvik etmekle suçlandı ve “yaygın bir erkek kardeşlik iş yeri kültürü” olarak tanımlandı. Wall Street Journal kısa bir süre sonra, Kotick’in yıllar boyunca taciz ve saldırı iddialarından haberdar olduğunu ve bu olaylardan bazılarını yönetim kuruluna düzgün bir şekilde bildirmediğini rapor etti. O dönemde The Verge, Kotick’in kendisinin de tacizle suçlandığını belirtti. Activision Blizzard, raporu “yanıltıcı” olarak nitelendirdi.

Bu bilgilerin ortaya çıkmasının ardından Activision Blizzard çalışanları yürüyüş yaparak Kotick’in istifa etmesini talep etti, ancak bu gerçekleşmedi. Kotick, Microsoft’un şirketi 2023’te devralmasının tamamlanmasına kadar Activision Blizzard’ın başında kaldı.

Kotick neden TikTok’u satın almak istiyor?

Kotick’in TikTok’a olan ilgisi, “Yabancı Düşman Kontrollü Uygulamalardan Amerikalıları Koruma Yasası” adı verilen yasa tasarısının geçen hafta tanıtılmasının ardından platform için kargaşalı bir döneme denk geliyor. Başkan Biden, geçerse imzalayacağını söylediği yasa tasarısı altında, TikTok’un Çin merkezli ana şirketi ByteDance, uygulamayı altı ay içinde satmak zorunda. Aksi takdirde, ABD uygulama mağazalarından yasaklanacak.

TikTok, yasa tasarısının ani ivmesi karşısında milyonlarca ABD kullanıcısını arkasında toplamaya çalışıyor ve geçen hafta kullanıcılarına temsilcilerini aramaları için itme bildirimleri gönderdi. Enerji ve Ticaret Komitesi’nde geçen hafta oy birliğiyle onaylandıktan sonra beklenen onayın ardından Temsilciler Meclisi’nde oylanacak olan yasa tasarısı, ardından Senato’ya geçecek. WSJ’a göre, yasama üyelerinin TikTok konusundaki endişeleri veri gizliliği korkuları ve Çin ile bağlantısına odaklanırken, Altman’ın satın almasına dahil edilmesi, uygulamanın OpenAI tarafından AI modellerini eğitmek için kullanılma olasılığını da beraberinde getiriyor ki bu da kullanıcılar için pek ideal değil.

Apple uzaktan çalışanlara ne kadar maaş veriyor?

Apple için uzaktan çalışmak mümkün mü? Hangi işler uzaktan yapılabiliyor ve ne kadar maaş ödeniyor? Apple’a iş başvurusu nasıl yapılır?

Apple’da evden çalışma işi mi istiyorsunuz? Dünya’nın en çok bilinen markası, uzaktan gerçekleştirilebilen “ev ofisi” kategorisi altında bir dizi istihdam fırsatı sunuyor.

Apple’ın Cupertino’daki 5 milyar dolarlık merkezi, BT dünyasında herkesin çalışma için can attığı bir yer olsa da, Apple çalışanları sadece bu merkezde yer almıyor. Firma, müşteri hizmetleri, grafik tasarım, pazarlama, araştırma ve geliştirme ve teknoloji alanlarında evden çalışma pozisyonları da sunuyor.

Tahmin edilebileceği gibi, Apple‘da bir iş bulmak oldukça zor. Hatta, Apple’da hangi pozisyonlara başvuruların açıldığını keşfetmek bile çok zor. Örneğin, 2022’de LinkedIn 600.000 sahte Apple hesabını sitesinden temizledi ve kullanıcıları sahte iş ilanları ile ilgili siber güvenlik tehditleri hakkında düzenli olarak uyardı. Apple pandemiden sonra çalışanlarının büyük kısmını ofise çağırdı, bu nedenle Apple için uzaktan çalışma pozisyonlarının sayısı da oldukça azaldı.

Apple için uzaktan çalışmak mümkün mü? Açık pozisyonları nasıl arayabilirim?

Apple’da tam zamanlı, yarı zamanlı, sözleşmeli ve uzak pozisyonlar bulunuyor. Gerçek bir Apple işi bulmanın en iyi yolu, şirketin sık sık güncellenen Kariyer sayfasında arama yapmak. Üstte, Apple’ın dünya çapındaki mevcut işlerini listeleyen bir dizine yönlendirileceksiniz. Burada Apple iş başvurusu yapmak mümkün. Apple geliştiricileri seçebileceğiniz, Apple’ın tüm işlerini görüntüleyecek “Ev Ofis” adında bir Konum filtresi de oluşturmuş durumda. Bu işlerin coğrafi bölgeye göre gruplandırıldığını ve Satış ve İş Geliştirme sektöründeki Yönetilen Hizmet Sağlayıcı fırsatı gibi bazı işlerin seyahat gerektirdiğini de bilmeniz gerekli.  

Kariyer sayfası aynı zamanda Apple iş başvurusu seçeneğine ek olarak her türden mevcut çalışanın ilham verici öykülerinin yanı sıra Apple’ın yaratıcı kültürü, katılım girişimleri ve şirketin “en iyi ürünleri yapmak” şeklindeki vizyon beyanını da içeriyor.

Sizin gibi evden çalışan biri için mükemmel bir seçim gibi mi görünüyor? Başvurmak için tek yapmanız gereken bir Apple Jobs hesabı oluşturmak ve özgeçmişinizi yükleyebilirsiniz.

Apple uzaktan çalışma pozisyonlarına örnekler

Üniversite öğrencileri için evden danışmanlık: MacBook’un yapımcısı, hâlâ üniversitede olan öğrencilerin, Apple’ın sunduğu rüya gibi avantajların yanı sıra değerli iş deneyimi de kazanabilmeleri için tasarlanmış yenilikçi bir kariyer geliştirme programını başlattı. Bunlar, kişi başı 20 saate kadar yarı zamanlı pozisyonlardır. Haftalık maaş aralığı 23 ila 26 dolar arasında. Saat başına 95. Yeni işe alınanların 9 haftalık yarı zamanlı sanal eğitim programına katılmaları ve program tamamlandıktan sonra hafta sonları ve tatiller de dahil olmak üzere haftada üç veya dört saatlik vardiyalarda çalışmaları gerekiyor.

Grafik Tasarımcısı: Kullanıcı odaklı tasarım ilkeleri hakkında bilginiz varsa, Adobe Creative Suite kullanma deneyiminiz varsa ve grafik tasarım, Medya Çalışmaları veya benzer bir alanda lisans dereceniz varsa, bu sizin için bir iş olabilir. Bu pozisyon için temel ücret 110.700 ABD Doları – 166.600 ABD Doları arasında.

Yapay Zeka (AI) Mühendisi: Apple, üretken yapay zekayı tüm ürünlerine uygulamayı planlıyor. Bu çok sıcak alanda bir kariyerle ilgileniyorsanız bu büyük bir fırsat. Mühendisler, özellikle makine öğrenimi modelleri geliştiriyor ve oluşturuyor. Listelenmiş bir taban maaş yok, ancak Bilgisayar Bilimleri diploması gerekli.

Rus hacker’lar Microsoft’un kaynak kodlarını ele geçirdi!

Microsoft, Ocak ayında ortaya çıkardığı ulus-devlet saldırısıyla ilgili yeni bir güncelleme yayınladı. Kremlin tarafından desteklenen hackerlar olarak bilinen ‘Gece Yarısı Fırtınası’, önemli zararlar verdi ve Redmond, sistemlerini bozmaya çalıştıklarını teyit ediyor.

Microsoft’un güvenlik ekibi, bu yılın başlarında sistemlerine Kasım 2023’ten beri devam eden bir saldırı tespit etti. Failler, Rus siber-casus grubu olarak bilinen Gece Yarısı Fırtınası, Apt29, Nobelium veya Cozy Bear olarak tanımlandı. Microsoft başlangıçta kurumsal ağlarına verilen zararı küçümsedi.

Ancak, Microsoft tarafından yapılan daha fazla araştırma, Gece Yarısı Fırtınası hackerlarının son haftalarda ek saldırılar gerçekleştirdiğine dair kanıtlar ortaya çıkardı. Kremlin casusları, başlangıçtaki saldırıdan çalınan bilgileri kullanarak daha fazla yetkisiz erişim elde etti ve bazı başarılar sağladı.

Hackerlar, Microsoft’un bazı kaynak kodu depolarını ve belirtilmeyen “iç sistemlerini” ihlal etti. Bugüne kadar, Redmond barındırılan, müşteriye yönelik sistemlerin (Azure platformu dahil) ihlal edildiğine dair bir kanıt bulamadı. Ancak, bu durum önümüzdeki haftalarda yürütülecek soruşturma ilerledikçe değişebilir.

Microsoft başlangıçta, şirketin müşteri ortamlarına, üretim sistemlerine ve kaynak kodu arşivlerine olası bir sızmanın kanıtı olmadığını belirtmişti. Devam eden soruşturma, Gece Yarısı Fırtınası’nın orijinal saldırıda çalınan çeşitli “sırları” yeni hack girişimleri için kullanma çabalarını ortaya çıkardı.

Bu sırların bazıları, Microsoft ile müşterileri arasında yapılan e-posta alışverişlerinden kaynaklanıyordu. Şirket, tüm etkilenen taraflara uygun “önleyici tedbirler” önermek için ulaştı. Ocak ayında, Gece Yarısı Fırtınası, yaygın şifrelerin bir listesinden bilinen bir kullanıcı şifresini tahmin etmeye çalışan bir şifre püskürtme saldırısı kullanarak eski, üretim dışı bir test hesabını ele geçirdi.

Microsoft’a göre, Gece Yarısı Fırtınası tarafından yapılan şifre püskürtme ve diğer kaba kuvvet saldırıları, Ocak 2024’te zaten “büyük hacimde” gerçekleşen saldırılara kıyasla Şubat ayında on katına kadar arttı. Kremlin hackerları, Microsoft sistemlerine saldırmak için kaynaklar, koordinasyon ve odaklanmada “önemli bir taahhüt” sergiliyor. Yeni çalınan bilgileri ek saldırı alanları belirlemek için kullanabilecekleri konusunda endişeler var. Bu, ulus-devletlerin siber saldırılarının sofistikelik ve benzeri görülmemiş doğasını sergiliyor.

Linux pazar payı ilk kez %4’ü geçti!

Araştırmayı yayınlayan Statcounter, Linux işletim sisteminin de yer aldığı masaüstü işletim sistemi (OS) kullanım istatistiklerini aylık 5 milyardan fazla sayfa görüntülemesi üreten 1,5 milyondan fazla küresel web sitesine yüklenen izleme kodundan aldığını söylüyor. Firmanın bu veriler üzerinde yaptığı tek ayarlama, bot etkinliğini kaldırmak ve Google Chrome ön oluşturma için ayarlama yapmakla ilgili.

Linux tabanlı ChromeOS’u bir Linux işletim sistemi olarak sayarsanız, Linux pazar payı Şubat ayında yüzde 6,34’e ulaştı. Ancak yalnızca Linux rakamlarına odaklanırsak %4,03 pazar payı rakamı ortaya çıkıyor ki bu da Linux’un Haziran 2023’ten Şubat ayına kadar kendi pazar payını yüzde 31,3 artırdığı anlamına geliyor. Haziran ayından bu yana Linux kullanımı çoğunlukla kademeli olarak tüm pazarlarda arttı. Haziran ayından bu yana, ChromeOS’un benimsenmesi biraz düşüş gösterdi ve geçen ay dünya çapındaki pazarın yüzde 2,27’sini temsil etti. Ekim ayında Google’ın Chromebook OS’i yüzde 4,01 pazar payına ulaşmıştı ancak o zamandan beri çoğunlukla düşüş gösteriyor.

Bu arada global masaüstü işletim sistemi pazarında Windows hakimiyeti devam ediyor. Haziran 2023’te %68,2 pazar payına gerileyen Microsoft işletim sistemleri yeniden yükselişe geçerek pazar payını %72,17’ye artırmayı başarmış durumda. Apple’ın işletim sistemi macOS ise masaüstü pazar payının Haziran ayında yüzde 21,32’den Şubat ayında yüzde 15,42’ye düştüğünü gördü. Bununla birlikte, Apple OS’nin mevcut pazar payı Ocak 2023 (yüzde 15,33) ve Şubat 2023’te (yüzde 16,26) gördüğümüze benzer.

Statcounter’ın yukarıdaki küresel grafiği, macOS’un benimsenmesinin Kasım’dan Aralık 2023’e kadar düşüşe geçtiğini gösteriyor. Buna tam olarak neyin neden olduğu belli değil ve elbette burada bir hata payı olması mümkün. IDC’ye göre, Apple’ın küresel bilgisayar pazar payının 2023’ün 2. çeyreğinde yüzde 8,6’dan 2023’ün 3. çeyreğinde yüzde 10,6’ya yükselmesi de dikkat çekici.

Statcounter verileri ülkesel bazda incelendiğinde ise farklı bir resim ortaya çıkıyor. Buna göre Şubat 2024 itibarıyla Türkiye’deki masaüstü işletim sistemi pazarında Windows’un %81,36’lık bir mutlak hakimiyeti söz konusu. İkinci sırayı ise Apple’ın işletim sistemi macOS sürümleri değil, %7,06 ile Linux almakta. Linux’un 1 yıl önceki pazar payının %3,6 olduğu düşünülürse, bu muazzam bir başarı.

Statcounter’ın en yeni rakamları geçtiğimiz aylarda Linux kullanımında bir artış olduğunu gösteriyor. Buna karşın günün sonunda büyük işletim sistemi oyuncuları Şubat ayında masaüstü işletim sistemlerinin yüzde 87,59’unu temsil eden Windows ve macOS olmaya devam ediyor.

Siber saldırı alan Kanada devlet kurumu çevrimdışı

Kanada Mali İşlemler ve Raporlar Analiz Merkezi FINTRAC, ülkenin mali istihbarat birimi olarak faaliyet gösteren bir devlet kurumu. Kurum, kara para aklama soruşturmalarıyla ilgilenmekte, her yıl milyonlarca şüpheli işlemi takip etmekte ve polise yasadışı para akışıyla ilgili binlerce açıklama yapmakta. Kurumun internet sitesinde Çarşamba günü yayınlanan kısa bir basın açıklamasında, bir siber saldırı yaşandığı ve sistemin çevrimdışı hale geldiği belirtiliyor.

Yapılan açıklamada merkezin istihbarat veya gizli sistemlerine erişilmediği, dolayısıyla temel misyonuyla ilgili hassas bilgilerin ve operasyonel kabiliyetlerin güvende olduğu belirtildi. Açıklamada şu ibareler yer alıyor: “Son 24 saat içerisinde FINTRAC bir siber olayı yönetmiş ve yönetmeye devam etmektedir. Söz konusu olay Merkezin istihbarat ya da gizli sistemlerini kapsamamaktadır. Önlem olarak FINTRAC, bütünlüklerini sağlamak ve Merkez’in sahip olduğu bilgileri korumak amacıyla kurumsal sistemlerini çevrimdışı duruma getirmiştir.”

FINTRAC, Kanada Siber Güvenlik Merkezi de dahil olmak üzere federal ortaklarla işbirliği yaparak operasyonları eski haline getirmekte ve gelecekteki olayları önlemek için bir dizi aksiyon aldığını da duyuruyor. Yaşanan siber saldırının hafta sonu meydana geldiği bildirilmekte.  

Yılın başından bu yana Kanada, siber güvenlik konusunda çok sayıda yüksek profilli olayla zorlu bir dönem yaşıyor. Şubat ayı sonlarında ülkenin ulusal polis gücü Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP), BT sistemlerinde bir güvenlik ihlali yaşandığını ve bunun sonucunda web sitesinin çevrimdışı olduğunu duyurdu.

Geçtiğimiz ayın başlarında, ülke genelinde günlük 221.300 varil rafine petrol taşıyan büyük bir boru hattı operatörü olan Trans-Northern Pipelines (TNPI) bir veri ihlaline uğradığını kabul etti. Siber saldırı konusunda sorumluluğu ise geçtiğimiz günlerde sırra kadem basan ALPHV/Blackcat fidye yazılımı üstlendi.

Ocak 2024’teki bir başka fidye yazılımı olayı Kanada’nın en büyük hayvanat bahçesi olan Toronto Hayvanat Bahçesi’ni etkilemişti. Ayrıca Kanada’daki en büyük devlet üniversitesi olan Memorial University of Newfoundland (MUN) da Ocak ayında sınıfları, ödeme olanaklarını ve öğrenci portalı erişimini etkileyen bir siber saldırıya maruz kalmıştı. Kasım ayında ise Kanada hükümeti, iki taşeronunun fidye yazılım ile hacklendiğini ve hükümet çalışanlarına ait hassas bilgilerin açığa çıktığını açıklamıştı.

Arçelik ve Whirlpool’un birleşmesi onay aldı!

İngiltere Rekabet Kurumu (CMA), Arçelik’in ABD merkezli beyaz eşya devi Whirlpool’u satın almasının ardından yapılan incelemeyi tamamlayarak, ortak şirketin faaliyete geçmesine onay verdi. Bu anlaşma, Avrupa’daki beyaz eşya sektöründe önemli bir birleşmeyi temsil ediyor.

Arçelik, Whirlpool’un Avrupa’daki iştiraklerini bünyesine katma kararıyla, İngiltere’nin Rekabet ve Piyasalar Kurumu’nun (CMA) dikkatini çekti. Yapılan rekabet incelemesi sonucunda, Arçelik ile Whirlpool EMEA‘nın oluşturduğu ortak şirketin, çamaşır makinesi, kurutma makinesi, bulaşık makinesi ve pişirme aletleri gibi ev aletleri alanında rekabet sorunlarına yol açmayacağı belirlendi.

İngiltere Rekabet Kurumu tarafından yapılan açıklamada, Arçelik ve Whirlpool’un güçlü pazar konumlarına rağmen diğer tedarikçilerle ciddi rekabetle karşı karşıya kalacakları vurgulandı. Bağımsız bilirkişi heyetinin başkanı Martin Coleman ise, “Müşteriler, rakipler ve diğer taraflarla kapsamlı görüşmelerin yapıldığı kapsamlı bir soruşturma sonucunda, bu anlaşmanın rekabete zarar vermesinin beklenemeyeceğini tespit ettik. Bu nedenle, bu anlaşmanın devam etmesine izin verilmesi gerektiğine inanıyoruz.” şeklinde konuştu.*

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu da daha önce, Whirlpool Corporation’ın Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki ev aletleri işlemlerinin Arçelik AŞ tarafından devralınmasını, Birlik şirket birleşme kuralları çerçevesinde onaylamıştı.

Bu birleşme, Arçelik ve Whirlpool’un Avrupa’daki varlığını güçlendirerek, tüketicilere geniş bir ürün yelpazesi sunma potansiyeli taşıyor.

Geleceğe Giriş programı genç yetenekleri bekliyor

0

2024 yılı itibariyle 100 gence daha istihdam sağlamayı planlayan Doğuş Teknoloji, 15 Mart’a kadar www.gelecegegiris.com  üzerinden başvuruları almaya devam edecek.

Doğuş Teknoloji, Türkiye’nin dört bir yanındaki gençleri teknoloji sektörüne hazırlamak için bu sene de harekete geçiyor. Geçtiğimiz yıl 10 binin üzerinde başvuru alan, gençlere kısa-uzun dönem staj ve istihdam imkânı sunan “Geleceğe Giriş” genç yetenek programının 2024 başvuru dönemi başladı. Şehir ve bölge sınırlaması olmadan üniversitelerin ilgili bölümlerinden ikinci, üçüncü, dördüncü sınıf, yüksek lisans öğrencileri ve yeni mezunlar, programa başvurularını gerçekleştirebiliyor.

Doğuş Teknoloji’nin 2017 yılında başlattığı ve bugüne kadar 400’den fazla öğrenciye uzun ve kısa dönem staj imkânı ve yetkinlikleri ile öne çıkan pek çok gence istihdam sağlayan “Geleceğe Giriş” genç yetenek programı hakkında görüşlerini paylaşan Doğuş Teknoloji CEO’su Semih İncedayı, en önemli hedeflerinin, sektörün ve ülkenin ihtiyaç duyduğu uzmanları yetiştirmek olduğunu belirtti.

Doğuş Teknoloji olarak kariyer yolculuklarında gençlerin yanında olduğunu vurgulayan İncedayı, “Geleceğe Giriş programımıza dahil olan genç yetenekler, gerçek projelerde çalışma ve farklı teknolojileri deneyimleme şansına sahip oluyor. Bu, iş süreçlerinde pek çok sorumluluğu üstlenecekleri anlamında da geliyor elbette. Öte yandan, gençlerimizi, onlara özel tasarlanmış eğitimlerle destekliyor; dahil olabilecekleri sosyal kulüp ve aktivitelerle staj deneyimlerini daha da keyifli hale getirmeye gayret gösteriyoruz. Genç yetenekler olarak aramıza katılan ve devamında kadroya dahil ettiğimiz, başarılı projelerle bizi gururlandıran pek çok pırıl pırıl genç çalışma arkadaşımız var. Bu yıl yine 100’den fazla gencimize daha staj imkanı tanıyarak sektöre kazandırmayı hedefliyoruz. Çünkü umudumuz da geleceğimiz de gençler…” dedi.

Başvurular 15 Mart’a Kadar Sürecek

Gelecegegiris.com üzerinden başvuru kabul eden ve son başvuru tarihi 15 Mart olan programının ilk aşaması olan test sürecinde, gençler teknik ve genel yeteneklerini yansıtma fırsatı bulacak. Başarılı olan adaylar, online grup mülakatlarına davet edilecek ve bir vaka çalışmasıyla yeteneklerini gösterme şansı elde edecek. Süreci başarılı bir şekilde tamamlayanlar ise Doğuş Teknoloji’de kariyer yolculuğuna başlayacak.

Samsung’da 50 yıl sonra bir ilk: Grev tehlikesi!

Güney Kore’nin endüstri devi Samsung ve Ulusal Samsung Sendikası arasındaki maaş zammı krizi, uzun süredir devam eden müzakerelerde tıkanmaya neden oldu. Özellikle pandemi döneminde yaşanan mali sıkıntılar, şirket içindeki çalışanlar arasında memnuniyetsizliği artırdı ve sendika ile şirket arasındaki görüşmelerde anlaşmazlıklar gün yüzüne çıktı.

Sendika, çalışanlara en az yüzde 8.1 zam talep ederken, Samsung‘un bu talebe yüzde 2.8’e çıkarak yanıt vermesi, taraflar arasındaki gerilimi artırdı. 55 yıl süresince sendikanın greve gitmeme geleneği, ancak bu kez ciddi bir sarsıntı yaşanabileceğini gösteriyor. Geçmişte yaşanan benzer krizler genellikle son anda çözüme kavuşturulmuştu, ancak şu anki durumun daha farklı ve ciddi olduğu belirtiliyor.

Muhtemel bir grevin, hem Samsung‘un hem de Güney Kore ekonomisinin olumsuz etkilenmesi riski bulunuyor. Şirket, ülkenin ekonomik kalkınmasına önemli katkılarda bulunurken, çalışanlarının memnuniyeti de bu başarının temel unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.

Yarın gerçekleşecek olan görüşme, taraflar arasında ortak bir noktanın bulunması için kritik bir öneme sahip. Ülkenin ve firmanın menfaatleri gözetilerek yapılacak anlaşma, krizin çözümü noktasında önemli bir adım olabilir. Ancak taraflar arasındaki uzlaşma sağlanamazsa, bu durum Samsung‘un itibarına ve Güney Kore ekonomisine zarar verebilecek bir grev dalgasını tetikleyebilir.

Gelişmeleri yakından takip edeceğiz ve krizin çözümü için atılacak adımları duyurmaya devam edeceğiz. İki taraf arasında güven tesis edilerek uzlaşma sağlanması, hem çalışanların hem de şirketin uzun vadeli başarısı açısından kritik bir öneme sahip.

Rusya Ay’a nükleer reaktör yerleştirmeyi planlıyor

Rusya Uzay Ajansı Roscosmos’un patronu Yury Borisov, nükleer reaktör yerleştirme görevi için gerekli teknolojinin neredeyse hazır olduğunu iddia etti ve Rusya’da düzenlenen Dünya Gençlik Festivali’nde konuştu: “Bugün, Çinli ortaklarımızla birlikte Ay’a bir güç reaktörü gönderme ve monte etme projesini ciddi bir şekilde değerlendiriyoruz.”

NASA da Ay’da nükleer enerji için tasarım sözleşmeleri imzalamıştı ancak bu kadar net bir açıklama ve görev planlaması yapılmamıştı. Roscosmos Ay’da bir nükleer reaktör kurma planlarından bahsederken, Çin ise yeniden kullanılabilir roketlere doğru ilerlemeye devam etti. China News tarafından yayınlanan bir röportajda, China Aerospace Science and Technology Corporation’dan Wang Wei, 4 metre sınıfı ve 5 metre sınıfı yeniden kullanılabilir roketlerin sırasıyla 2025 ve 2026 yıllarında ilk kez uçmasının planlandığını söyledi.

Yeniden kullanılabilir roket teknolojisi büyük önem taşıyor

SpaceX yeniden kullanılabilir roketlerin etkinliğini kanıtladı ve rakipleri o zamandan bu yana onları yakalamak için çabalıyor. Blue Origin’in New Glenn ilk kademesi yeniden kullanılabilir olarak tasarlandı ve United Launch Alliance’ın önerdiği SMART sistemi şirketin Vulcan roketinin ilk kademe motorlarını kurtarılabilir hale getirecek. Bu yeniden kullanılabilir roket tasarımları, nükleer enerji reaktörleri için gereken parçalar dahil pek çok ekipmanı daha efektif bir biçimde taşıyabilmek için oldukça kritik.

Rusya’nın Ay’a yönelik görevler konusunda modern zamanlarda şansı pek yaver gitmedi. 2023’te Luna 25 iniş aracı, yörüngede başarısız bir yanışın ardından Ay yüzeyine çakıldı. Hindistan’ın Chandrayaan-3 görevinin sadece birkaç gün sonra başarıyla iniş yapmasıyla Rusya’nın başarısız görev girişimi daha çok eleştiri almıştı. O zamandan bu yana hükümet ve ticari kuruluşlar farklı başarı çeşitli denemeler gerçekleştirdi. Bununla birlikte, Çin’in Chang’e sondaları, en sonuncusu olan Chang’e 5’in Ay’a başarılı bir şekilde inmesi ve Dünya’ya bir ay toprağı örneği göndermesiyle oldukça iyi çalıştı.

Bir başka numune geri dönüş görevi olan Chang’e 6’nın 2024’ün ilk yarısında fırlatılması bekleniyor. Bunu 2026’da bir kaynak araştırmacısı ve 2028’de Chang’e 8 izleyecek. Chang’e 8’in bir Ay üssü inşasının öncüsü olması bekleniyor.

Yani Borisov’un Ay’da nükleer reaktör kurma konusunda zamanlaması işe yarayabilir. Ruslar daha önce Ay’a radyoaktif güç kaynakları da koymuştu. Lunokhod gezgini Ay gecesi boyunca elektronikleri sıcak tutmak için Polonyum-210 izotopik bir ısı kaynağına sahipti. Ancak Rusya’nın tek başına Ay’a iniş konusundaki başarısız girişimleri göz önüne alınırsa, Rusya – Çin işbirliği kaçınılmaz görünüyor.

Daha büyük bir soru ise Çin’in Ay programına Rusya’nın katılımına gerçekten ihtiyacı olup olmadığı, hatta bunu isteyip istemediği sorusu. İki ülke 2021’de Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu (ILRS) planlarını imzaladı ancak Luna 25 kazası Rusya’nın ortaklarını bir kez daha düşünmeye sevk etmiş olabilir. Üstelik Çin’in aslında Rusya desteği olmadan da Ay’da kendi nükleer enerji sistemlerini kurabileceği düşünülüyor.

Huawei depolamada devrim yaratıyor: Manyeto-Elektrik disk teknolojisi!

Huawei, manyeto-elektrik disk teknolojisinin kullanıldığı yeni depolama cihazı OceanStor Arctic’i tanıttı. Bu yenilikçi teknoloji, geleneksel depolama çözümlerine kıyasla maliyeti ve güç tüketimini önemli ölçüde azaltmayı vaat ediyor.

Henüz detayları tam olarak açıklanmamış olan manyeto-elektrik disk (MED) teknolojisi, Huawei’nin iddiasına göre sabit disk ve manyetik teyp gibi geleneksel depolama teknolojilerine göre çok daha verimli çalışacak. Şirket, MED teknolojisinin kullanıldığı OceanStor Arctic’in, sabit disklere göre %90 daha az güç tükettiğini belirtiyor.

Huawei‘nin sunduğu bilgilere göre, 2kW’tan daha az güç tüketimiyle OceanStor Arctic, 10 petabayta kadar veri depolama kapasitesine sahip olacak. Ürünün 2025’in ilk yarısında piyasaya sürülmesi planlanıyor.

Gizemini koruyan bu yeni teknolojinin, teyp depolamayla karşılaştırıldığında toplam maliyeti %20 oranında düşürdüğü ve geleneksel sabit disklerle karşılaştırıldığında güç tüketimini %90 oranında azalttığı ifade ediliyor. Ancak, detaylar hala net değil ve Huawei’nin nasıl bu kadar etkileyici bir enerji verimliliği sağladığı belirsizliğini koruyor.

OceanStor Arctic‘in bu iddialı özellikleri, depolama pazarında çığır açabilecek bir potansiyeli beraberinde getiriyor. Ancak, teknolojinin manyeto-elektrik disk prensibine dayandığı ve bu prensibin nasıl işlediği konusunda daha fazla ayrıntı bekleniyor. Huawei‘nin bu yeni depolama çözümü, endüstri standardını değiştirebilecek bir inovasyon vaat ediyor.

Katı hal pil teknolojisi ticari uygulamaya hazır!

ABD merkezli katı hal batarya üreticisi ION Storage Systems, anodsuz ve sıkıştırmasız katı hal pillerinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Firma, performansta sadece %5’ten az bir düşüşle 125 döngü (şarj-deşarj) sayısına erişerek, gelecekteki dağıtımlarda potansiyel olarak 1.000 döngü ve üzerini hedefliyor.

ION’un patentli katı hal anodsuz teknolojisi, geleneksel grafit ve diğer sürdürülebilir olmayan malzemeler yerine 3 boyutlu seramik yapı kullanarak pil kapasitesini maksimum seviyeye çıkarıyor. Bu yenilikçi bataryalar, sadece daha güvenli değil, aynı zamanda daha güçlü bir alternatif olarak da öne çıkıyor, geleneksel Li-Ion bataryalara göre.

Firma, ABD ordusuna yönelik ilk pazar dağıtımını gerçekleştirerek, hem önemli bir müşteri portföyü kazandığını hem de sektörde çığır açan bir gelişme yaşandığını açıkladı. ION Storage Systems CEO’su Ricky Hanna, yaptığı açıklamada, “Sadece beklentileri karşılamakla kalmadık, aynı zamanda bu alanda standartları belirledik” ifadelerini kullandı.

ION, katı hal bataryasını Savunma Bakanlığı ile birlikte titizlikle test ettiğini ve ARPA-E ile ABD Enerji Bakanlığı VTO Fast-Charge hedeflerine ulaşan tek sıkıştırmasız katı hal batarya teknolojisi sunduğunu vurguladı. Firma, geçtiğimiz aylarda seramik tozu için çok yıllı bir tedarik anlaşması yaparak, Saint-Gobain Ceramics’in yatırımı ile patentli katı hal pillerini geniş ölçekte üretmeye hazırlanıyor.

Bu başarı, ION Storage Systems’ı katı hal bataryalarda standart belirleyen bir öncü olarak konumlandırıyor ve gelecekte elektrikli araçlar, enerji depolama, tüketici elektroniği ve havacılık gibi geniş bir pazarda daha etkili bir rol oynamasını bekliyoruz. Firmanın bu teknolojik ilerleme, enerji depolama ve taşınabilir cihazlar gibi alanlarda önemli çevresel ve ekonomik avantajlar sunabilir.

Skoda’dan heyecan verici ipucu: Yeni elektrikli SUV geliyor!

Skoda, 2024 yılında tanıtılması planlanan yeni elektrikli kompakt SUV modelinin heyecan verici bir ön gösterimine hazırlanıyor. 15 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yıllık basın konferansında ön gösterimi yapılacak aracın, Karoq’un tam elektrikli versiyonu olması bekleniyor. Modelin ismi henüz resmi olarak açıklanmamış olsa da, Skoda Elroq olarak adlandırılacağı söyleniyor.

Yayınlanan ipucu görseli, aracın önden karanlık siluetini sergiliyor. SUV tasarımına uygun yükseklik, çatı rayları, güçlü çizgilerle şekillendirilmiş ön kaput ve geniş çamurluklar, aracın dikkat çekici özellikleri arasında bulunuyor. Ön bölümde ise boydan boya uzanan dikey çizgilerden oluşan LED ışık imzası ve aydınlatılmış Skoda logosu, markanın gelecekteki modellerinde de benimsenmesi planlanan özellikler arasında yer alıyor.

2024 yılında piyasaya sürülmesi planlanan bu yeni model, Türkiye pazarına yaz aylarında giriş yapacak olan Peugeot E-3008’in yanı sıra C5 Aircross ve Grandland’in bu yıl tanıtılacak olan %100 elektrikli modelleriyle rekabet edecek. Elektrikli otomobil pazarındaki hızlı gelişmelerle birlikte, Skoda’nın Elroq modeli, sürücülerin beklentilerini karşılamak için iddialı bir alternatif olmayı hedefliyor.

Samsung giyilebilir teknolojide 25 yıllık yolculuk!

Giyilebilir teknoloji pazarında öncü firmalardan biri olan Samsung, 25 yıllık mazisini paylaşarak teknoloji tutkunlarını nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Bugünün lüks sayılabilecek özellikleri kullanarak geçmişteki giyilebilir cihaz modellerini hatırlatıyor.

Giyilebilir cihazlar, son yıllarda büyük bir popülerlik kazanmış olsa da, aslında ilk akıllı kol saati konseptinin ortaya çıkışı 1990’lı yıllara dayanıyor. Samsung, 25 yıllık giyilebilir cihaz yolculuğunu özel bir posterle kutluyor ve bu yolculuğun ilk dikkat çeken modellerinden biri olan “saat telefon” konseptini hatırlatıyor.

İlk telefon saat olarak adlandırılan bu model, 90 dakika kullanım süresi ve sesli komutlarla arama gerçekleştirme özelliği sunuyordu. Samsung, bu ilk modelin ardından sürekli olarak yenilikler yaparak, 4 yıl sonra OLED ekranlı saat telefonunu piyasaya sürdü. Akıllı saat konsepti ise 2013 yılında Galaxy Gear ile hayat buldu. Samsung, Gear isimlendirmesiyle yoluna devam ederken, 2018 yılından sonra Galaxy Watch ve Galaxy Fit olmak üzere iki farklı kategori oluşturdu.

Gelişen teknolojiye ayak uyduran Samsung, akıllı saatlerinde kendi işletim sistemini tercih etmiş olsa da, bir süre önce Google Wear OS geçişini gerçekleştirdi. Bu dönemde, portföye Galaxy Buds tam kablosuz kulaklık ailesini de ekleyen Samsung, giyilebilir teknolojideki lider konumunu pekiştirmeye devam ediyor.

Bu 25 yıllık giyilebilir teknoloji yolculuğu, Samsung’un inovasyon ve teknolojik ilerleme konusundaki kararlılığını vurgulayarak, kullanıcılarına gelecekte nelerin beklediğine dair heyecan verici bir bakış sunuyor.