Mobilefest’e Agora Fintech Özel Bölümü eklendi!

0

Nisan ayında dördüncü kez düzenlenecek olan fuar öncesi ExpoHIS ile Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) arasında Agora Fintech Özel Bölümü için işbirliği protokolü imzalandı. Mobilefest Fuarı Agora Fintech Özel Bölümü sayesinde Türkiye Fintech ekosistemini bu büyük etkinlikte bir araya getiriyor. Ekosistem paydaşları ile birlikte sektörün geleceğine yön verip yurt dışında yeni bağlantılar oluşturmayı hedefleniyor.

Bu yılın nisan ayında dördüncüsü düzenlenecek olan Mobilefest İletişim Teknolojileri Fuarı ve Konferansı’nın organizatörü ExpoHIS ile eş zamanlı olarak Agora Fintech’i gerçekleştirecek olan Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) arasında yapılan iş birliği kapsamında Türkiye’nin finans sektörü liderleri bir araya gelecek. Türkiye Fintech ekosistemini tek bir büyük etkinlikte bir araya getirmek, sektörün paydaşlarıyla sektörün geleceğini tartışmak ve yön vermek, yeni yurt dışı bağlantıları kurmak ve güçlendirmek amacıyla bu yıl ilk kez düzenlenecek Agora Fintech, Mobilefest’in bir alt etkinliği olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) iş birliği ile finans dünyasının geleceğini şekillendirmek isteyenler için bir köprü görevi görecek.

ExpoHIS ve TÖDEB iş birliği, finans sektörüne yön verecek

ExpoHIS ve TÖDEB iş birliği ile bu yıl ilk defa düzenlenecek ve finansal teknolojiler ekosistemine odaklanacak olan Agora Fintech; fuar, konferans programı ve özel etkinliklerle Türkiye’nin ve bölgedeki fintek sektörünün öncü isimlerini, girişimcileri ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getirmeyi hedefliyor. Agora Fintech etkinliğinde ziyaretçiler Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri, Dijital Bankacılık, Açık Bankacılık, Açık Finans, Katılım Fintek, Dağınık Defter Teknolojisi, Merkez Bankası Dijital Parası, Düzenleme ve Denetleme Teknolojileri, Sürdürülebilir Fintek, Kredi Skorlama, Yapay Zeka Destekli Sohbet Robotları yeniliklerini görme fırsatını bulacak. Etkinliğe katılan firmalar, sektör profesyonelleri ve ziyaretçiler sadece Fintech ekosistemiyle değil, aynı zamanda uluslararası mecrada önde gelen teknoloji sağlayıcıları, 20 bini aşkın ziyaretçi ve her sektörden karar verici ve satın almacılarla da bir araya gelme şansına sahip olacaklar.

Mobilefest’in bakış açısı Agora Fintech ile daha da genişleyecek

Mobilefest’in kısa bir süre içinde iletişim teknolojileri alanında büyük bir büyümeye imza attığını ifade eden ExpoHIS Genel Müdürü Kenan Onak, “Agora fintech Türkiyedeki ilk ve tek fintech fuarı olma özelliği taşıyor. Mobilefest kapsamında TÖDEB iş birliği ilk defa düzenleyeceğimiz bu büyük buluşma, finans dünyasında yer alan ve geleceğini şekillendirmek isteyen tüm firmalar için bir fırsat yaratacak. Finansal teknolojiler ekosistemine odaklanan Agora Fintech ile Türkiye’nin ve bölgedeki finans sektörünün öncü isimlerini, girişimcileri ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Bildiğiniz gibi dünyanın en büyük 3 teknoloji fuarının ikisi dernekler ve birlikler ile düzenleniyor.  Sektördeki firmaların ve sektördeki derneklerin desteği olmadan fuarların başarıya ulaşması ve sürdürülebilir olması imkansızdır.  Fuarlar diğer etkinliklerden farklı olarak katılımcılara çok güçlü ticari değer sağlamanın yanı sıra sektöre yön verebilme ve düzenlendiği ülkeye değer katma gücüne sahiptir. Bu bağlamda Agora fintech fuarı bu yıl 50, gelecek yıl 200, bir sonraki yıl 400 firma hedefi ile sadeceTürkiye’nin değil bölgenin ve hatta dünyanın en önemli fintech fuarları arasına girme hedefi ile yola çıkmıştır.  Fuarın fikir babası Ufuk Bilgetekin ve elbette TÖDEB ‘in vizyonu ile Agora Fintech’in önümüzdeki yıllarda sektöre çok önemli faydalar sağlayacağına ve yeni açılımlara önayak olacağına inanıyoruz. ” şeklinde konuştu.

Türkiye’deki fintek sayısı her geçen gün artıyor

İş birliğine dair değerlendirmede bulunan Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği (TÖDEB) Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Bilgetekin, şunları söyledi: “Bugün TÖDEB olarak, gururla bir ilke daha imza atmanın sevincini yaşıyoruz. Bu zamana kadar ulusal ve uluslararası arenada ülkemizi temsil etmek, iş birliklerimizi güçlendirmek adına birçok fuara katıldık. Bugün ise sizlerle paylaşacağımız yeni girişimimiz “Agora Fintech” ile uluslararası fintech ekosistemine ev sahipliği yapacak olduğumuzu duyurmanın heyecanını taşıyoruz.

25-27 Nisan tarihlerinde, üç gün boyunca ulusal ve uluslararası paydaşlarımızla bir araya geleceğimiz Agora Fintech Fuarı, Türkiye’nin finans teknolojisi ekosistemi için önemli bir dönüm noktası olacak. Sektörümüze yeni bir soluk kazandıracak bu benzersiz etkinlik, dünyanın dört bir yanından gelen sektör paydaşlarımızla nitelikli bir etkileşim ortamı sunacak. Farklı ülkelerin değerli resmi kurum temsilcilerini ağırlayarak, global finans dünyasıyla güçlü bir etkileşim ve iş birliği fırsatları yaratacağız. Türk finteklerinin yeni pazarlara açılmasını sağlayacak girişimciler, yatırımcılar da bizlerle olacak. Alanında lider isimlerin yanı sıra sektörümüzü ileriye taşıyacak olan, bu alana ilgi duyan ve önümüzdeki yıllarda gücümüze güç katacak gençlerimiz de bu önemli buluşmada bizlerle olacak. Ülkemizde fintech girişimlerinin sayısı son yıllarda hızla arttı ve ekosistemimiz hızla büyümeye devam ediyor. 677 Fintech şirketinin faaliyet gösterdiği bu dönemde, Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği olarak sektörümüzün gelişimine katkı sağlamak, bizim en önemli sorumluluğumuz.  Türk finans teknolojisinin daha da ileri gitmesine olan bağlılığımız, en büyük motivasyon kaynağımız. Agora Fintech ev sahipliğinde sektördeki en yeni gelişmeleri keşfedecek ve birbirinden değerli deneyimlerle inovasyonu destekleyerek sektöre yeni bir ivme kazandıracağız.”

WhatsApp’a yeni biçimlendirme seçenekleri eklendi!

WhatsApp, kullanıcıların iletişimini daha etkili hale getirmek amacıyla dört yeni metin biçimlendirme seçeneğini kullanıma sundu. Artık Android, iOS, Web ve Mac kullanıcıları, mesajlarını madde işaretleri, numaralı listeler, blok alıntılar ve satır içi kod kullanarak düzenleyebilecekler.

Madde İşaretli Listeler: Kullanıcılar, bilgileri alışveriş listeleri gibi sıralamak için mesajlarına madde işaretleri ekleyebilirler. Bunun için metnin başına “- ” sembolü ve ardından bir boşluk eklemeleri yeterli.

Numaralı Listeler: Numaralı listeler oluşturmak isteyenler, rakamın ardından nokta ve boşluk ekleyerek sıralama yapabilirler. Örneğin, “1.

Alıntıları Engelle: Kullanıcılar, alıntı metnini engelleyerek vurgulayabilir ve daha uzun mesajlarda öne çıkmasını sağlayabilir. Bu formatı kullanmak için vurgulamak istedikleri metnin önüne “>” sembolünü eklemeleri ve ardından bir boşluk bırakmaları gerekiyor.

Satır İçi Kod: Coderlar için kullanışlı bir özellik olan satır içi kod, metindeki belirli bilgileri vurgulamaya olanak tanır. Kullanıcılar, bu formatı kullanmak için metinlerini “" simgesinin içine almalıdır. Örneğin: "bunun gibi`

Bu yeni biçimlendirme seçenekleri, WhatsApp kullanıcılarına daha fazla esneklik sunarak mesajlarını daha çeşitli ve düzenli bir şekilde iletmelerine olanak tanıyor. Bu güncelleme, WhatsApp’ın iletişim deneyimini zenginleştirmeyi amaçlayan adımlarından biridir.

DeepL, ABD’de ofis açıyor!

0

Geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye’de Pro kullanımı aktifleştiren, yapay zeka destekli çeviri aracı DeepL, ABD’deki ilk ofisini açtı. Marka, bünyesindeki yapay zeka iletişim araçlarına gelen yatırımların artmasıyla birlikte en büyük üçüncü pazarı olan ABD’de ciddi bir büyüme öngörüyor.

İşletmelere küresel ölçekte büyümeleri için gelişmiş çeviri seçenekleri sunan DeepL, geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye’de Pro sürümünü piyasaya sürmüştü. Bu stratejinin bir parçası olarak; şirket, ABD’yi şirketin en büyük üçüncü pazarı olarak konumlandırmaya yönelik etki alanını genişleterek  ABD pazarındaki yatırımlarını artırdı.

Şirketten bugün yapılan açıklamaya göre DeepL, ABD’deki ilk ofisini Teksas eyaletinin Austin şehrinde açılacağını duyurdu.

DeepL, geniş kitlelerce dünyanın en isabetli yapay zeka çeviri sistemi olarak değerlendirilen DeepL Translator sayesinde makine çevirisi alanında bir öncü haline geldi. Gelişmiş bir nöral ağ teknolojisi kullanan DeepL ekibi, isabetliliği değerlendirip düzenleyerek tüm sektörlerin gönül rahatlığıyla ve kolayca dünyaya açılmasını mümkün kılıyor. DeepL Translator, aynı zamanda müşteri verilerini güvende tutmak için kurumsal düzeyde güvenlik önlemleriyle destekleniyor. Dünya genelinde yüz binden fazla işletme, marka mesajını farklı dillere ve pazarlara tutarlı biçimde aktarmak için DeepL’in premium hizmeti olan DeepL Pro’yu kullanıyor.

DeepL’in kurucusu ve CEO’su Jaroslaw Kutylowski markanın ABD’deki yeni yatırımıyla ilgili mutluluğunu: ‘’Son birkaç yılda Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pazarlarda benimsenme oranımızın böylesine hızlı bir şekilde artığını görmek bizi heyecanlandırıyor. Yeni yatirimlarlarımızla birlikte Kuzey Amerika bölgesinde açtığımız yeni ofis, ABD pazarına ve bu pazarın potansiyeline olan inancımızın bir kez daha altını çiziyor.“ sözleriyle aktardı.

İşletmelerin dil engellerini aşmasına yardımcı oluyor

Avrupa ve Asya’da büyük başarılara imza atan DeepL, ABD’de aralarında Coursera, TransPerfect ve Zendesk gibi tanınmış teknoloji şirketlerinin de bulunduğu etkileyici bir müşteri portföyü oluşturdu. ABD’li yatırım şirketleri IVP ve Bessemer Venture Partners’tan gelen finansman sayesinde DeepL’in B serisi turu daha geçen yıl 1 milyar avro değerlemeyle sonuçlandı. IVP genel ortağı Ajay Vashee, “DeepL’in sektör lideri yapay zeka destekli çeviri yazılımı, dünyanın farklı noktalarında işletmelerin dil engellerini aşmasına yardım ediyor. Şimdiden Kuzey Amerika’da ses getirmeyi başaran DeepL’in Austin’de açtığı ofis, ABD pazarındaki büyümesini hızlandıracak.” ifadelerini kullandı.

TurkNet’te üst düzey atama!

0

TurkNet, üst düzey yönetim kadrosunu iş dünyasının önemli bir ismi Gül Sağır Aydın ile güçlendirdi. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde üst düzey yönetici olarak görevler üstlenmiş, büyüme stratejileri ve müşteri odaklı yaklaşımlarıyla tanınan olan Aydın, TurkNet’te Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CGO) olarak göreve başladı.

Yenilikçi ve hızla büyüyen yeni nesil internet sağlayıcısı TurkNet’in üst düzey yönetim kadrosuna, iş dünyasının deneyimli isimlerinden Gül Sağır Aydın katıldı. Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde ürün yönetimi, e-ticaret, iş geliştirme, kullanıcı deneyimi, pazarlama iletişimi, kurumsal iletişim, yerelleşme stratejilerinin yönetimi, CRM, kampanya planlama ve kanal yönetimi alanlarında üst düzey yöneticilik pozisyonlarında önemli başarılar elde eden Aydın, TurkNet’in tüm büyüme ve pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olacak.

TurkNet Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CGO) Gül Sağır Aydın
TurkNet Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (CGO) Gül Sağır Aydın

Gül Sağır Aydın kimdir?

Gül Sağır Aydın, 2002 yılında Ege Üniversitesi İngilizce Ekonomi bölümünden mezun oldu. Eğitimine İngiltere’de Business and Industrial Administration eğitim programında devam etti. Koç Üniversitesi’nde pazarlama ve yönetim alanında Turkcell Executive MBA programını bitirdi.

Kariyer hayatına 2003 yılında British American Tobacco’da başlamasının ardından Kutas Teekanne Gıda ve Gıdasa Sabancı Gıda’da çalıştı. 2007- 2016 yılları arasında Turkcell’de farklı kademelerde yöneticilik yapan Aydın, Turkcell ve tüm grup şirketleri ekosistemini kapsayan 350 kişilik ‘Tek Turkcell’ yerelleşme inisiyatifini, proje lideri olarak yarattı ve yönetti.

Gül Sağır Aydın, 2017 – 2020 yılları arasında Seramiksan ve Kiğılı’da Pazarlama Direktörlüğü ve İcra Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendi. Aydın, 2020 Ocak -2021 Temmuz arasında ise kişisel bakım sektörü lideri Gratis’te Pazarlama ve E-Ticaretten Sorumlu Direktör ve İcra Kurulu Üyesi olarak çalıştı.

Aydın, 2021 yılında Boyner Holding’e bağlı Hopi şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olarak tüketiciye dokunan tüm pazarlama, e-ticaret, ürün yönetimi, CRM, büyük veri ve müşteri deneyimi süreçlerini yönetti. Şirketin pazarlama teknolojileri ve finansal teknolojiler dönüşümüne liderlik etti.

Gül Sağır Aydın, 2019 ve 2023 yıllarında çeşitli dergiler tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin En Başarılı Pazarlama Liderleri’ ve ‘Türkiye’nin En Etkin 50 CMO’ listelerinde yer alırken liderlik ettiği projelerle kariyer hayatına ulusal ve uluslararası onlarca ödülü sığdırmayı başardı.

Aydın, 2022 yılından bu yana Tukaş Gıda’da Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaktadır.

Tarihi anlaşma: Intel, Microsoft için yapay zeka çipleri üretecek!

Yarı iletken teknolojilerindeki büyük adımlar, Intel’in yatırımlarının meyvelerini vermeye başlamış gibi görünüyor. Intel ve Microsoft arasında gerçekleşen devasa bir anlaşma ile Intel, Microsoft için yapay zeka çipleri üretecek. Bu anlaşmanın değeri 15 milyar doları aşıyor.

Intel, Microsoft’un özel tasarım çiplerini, 18A üretim teknolojisi üzerinden üretecek. Intel‘in 18A üretim teknolojisi, 1.8nm karmaşıklığa sahip bir teknoloji olarak öne çıkıyor. İki şirket, henüz ürünün ne olduğunu açıklamamış olsa da, Microsoft‘un önceki duyurularında yer alan Azure Maia 100 ve Cobalt 100 çipleri üzerinde çalıştığı biliniyor.

Microsoft CEO’su Satya Nadella, yaptığı bir basın açıklamasında, “Her bir kuruluş ve tüm endüstri için üretkenliği temelden dönüştürecek çok heyecan verici bir platform değişiminin ortasındayız… En gelişmiş, yüksek performanslı ve yüksek kaliteli yarı iletkenlerin güvenilir bir şekilde tedarik edilmesine ihtiyacımız var. İşte bu yüzden Intel ile çalışmaktan büyük heyecan duyuyoruz.” dedi.

Intel için bu anlaşma, şirketin geçmişteki büyük yarı iletken tesislerine olan dönüşünü simgeliyor. Firma, uzun bir süre rekabetten uzak kaldı ve kendi işlemcileri için dış üretim kaynaklarını kullanmak zorunda kaldı. Ancak, bu anlaşma ile Intel, üretim gücünü sadece kendisine değil, başka firmalara da sunmayı hedefliyor.

Çip üretimindeki rekabet, Intel’in TSMC ve Samsung gibi büyük isimlerle boy ölçüşme isteğini tetikliyor. Intel, bu alanda büyük yatırımlar yaparak kendi pazar payını artırmayı amaçlıyor. Şu anda pazardaki lider TSMC‘nin ardından gelmeyi hedefleyen Intel, Samsung’u geride bırakmayı planlıyor.

Bu tarihi anlaşma, Intel’in üretim gücünü genişletme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkarken, Microsoft’un da bu dönüşümde öncü bir rol oynadığı gözlemleniyor. Her iki şirketin, yapay zeka ve çip teknolojilerindeki bu iş birliği, sektördeki geleceğe yönelik heyecanı artırıyor.

Siber güvenlik alanında neler öne çıkıyor? Öneriler ne?

0

Bir yandan Google (Bard, Gemini ve Gemma), Microsoft (Copilot) ve OpenAI (ChatGPT, Sora) gibi firmalar yapay zekâ konusunda yeni atılımlar ve ürünler sergilemeye devam ederken, öte yandan ise siber güvenlik camiası artan tehditler ve saldırı vektörleri konusunda uyarılar yayınlıyor. Son dönemde kurumsal firmalara yönelik en popüler siber saldırı metodu olan fidye yazılım saldırıları 2023’te 1 milyar doların üzerinde kayba neden oldu. Peki siber güvenlik alanında hangi tehditler öne çıkıyor, uzmanlar nelere dikkat çekiyor?

Öncelikle, neredeyse önde gelen tüm siber güvenlik firmalarının yapay zekâ konusuna dikkat çekiyor olmalarına karşın bu alanda henüz net bir hazırlıkları olmadığını ve şimdilik sadece vaka bazlı analizler yapmakla yetindiklerini belirtmek gerekiyor. Siber güvenlik firmalarının temelde kullanıcıları oldukça kısıtlayan (ve sıklıkla hatalı uyarılar veren) proaktif yaklaşımdan ziyade reaktif yapıları göz önüne alındığında bu durum oldukça normal.  Buna karşın güvenlik çözümleri sağlayan firmalar, artan tehditler ve saldırı vektörlerine karşı tetikte kalmaya, farkındalık yaratmaya ve uyarılar yayınlamaya devam ediyorlar.

Örneğin Rus siber güvenlik firması Kaspersky, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesindeki mobil cihazlarda tespit edilen en yaygın mobil tehditler arasında reklam yazılımları, casus yazılımlar ve mobil bankacılık Truva atlarının yer aldığını açıkladı. Firmaya göre reklam yazılımları görünüşte zararsız bir şekilde davransa da kullanıcıyı reklamlarla spamlayabiliyor, pili tüketebiliyor ve hatta hassas verilere erişebiliyor. Casus yazılımlar, özellikle de META bölgesinde aktif bir Truva atı olan CanesSpy, virüs bulaşmış akıllı telefondan veri çalabiliyor, cihazdaki kişilerin ve kullanıcı hesap bilgilerinin bir listesini, belgeleri alabiliyor ve ayrıca alacağı bir komut üzerine cihazın mikrofonundan kayıt yapabiliyor.

Firmanın bu konudaki önerisi ise oldukça klasik: “Uygulamaları yalnızca Apple AppStore, Google Play veya Amazon Appstore gibi resmi mağazalardan indirin. Bu marketlerdeki uygulamalar %100 güvenli değildir, ancak en azından moderatörler tarafından kontrol edilirler ve bazı filtreleme sistemleri vardır”

Siber güvenlik firması ayrıca “Kullandığınız uygulamaların izinlerini kontrol edin ve özellikle Erişilebilirlik Hizmetleri gibi yüksek riskli izinler söz konusu olduğunda uygulamaya izin vermeden önce dikkatlice düşünün” ve “Güncellemeler kullanıma sunulduğunda işletim sisteminizi ve önemli uygulamaları güncelleyin. Birçok güvenlik sorunu, yazılımların güncellenmiş sürümleri yüklenerek çözülebilir” diyor.

Bu bağlamda aslında Rus güvenlik firmasının önerilerine kulak vermekte fayda var zira bu öneriler şimdiye dek çok yankı bulmamış gibi gözükmekte. Kaspersky, Türkiye’de virüs bulaşmış makinelerden çevrimiçi bankacılığa dair kimlik bilgilerini ve diğer hassas bilgileri toplamak için tasarlanan bankacılık kötü amaçlı yazılım saldırılarının %18 arttığını saptamış. Firma ayrıca kendilerini yasal bilgisayar programları kılığında gizleyen, ancak siber suçlular tarafından kötü amaçlı kodları çalıştırmak için kullanılan Truva atı saldırılarında %9’luk bir artış olduğunu; insanları hassas bilgileri ifşa etmeleri üzere dolandırmak ve kandırmak için sosyal mühendislik kullanan oltalama saldırılarında %9’luk bir artış olduğunu paylaştı.

Fidye yazılım konusunda ise bu konuda faaliyet gösteren grupların daha fazla kâr odağıyla giderek daha fazla işbirliği içinde hareket ettikleri vurgulanırken şu uyarılarda bulunuluyor:

  • Saldırganların güvenlik açıklarından yararlanmasını önlemek için tüm cihazları ve sistemleri güncel tutun.
  • Saldırganların kötüye kullanamayacağı çevrimdışı yedekler oluşturun ve acil bir durumda bunlara hızlı bir şekilde erişebileceğinizden emin olun.
  • Sistemleri fidye yazılımlarına karşı kötü amaçlı yazılım dağıtımı ve yürütme aşamalarında koruyan, çok katmanlı güvenlik yaklaşımına dayalı bir siber güvenlik çözümü kurun.
  • İnsan hatası siber güvenlik ihlalinin yaygın bir nedeni olduğundan ve fidye yazılımı saldırıları için ilk erişim noktası olarak hizmet edebileceğinden, çalışanların eğitimi ve siber güvenlik eğitimine önem vermek gerekir.

Akıllı saatlere güvenmeyin! kan şekeri ölçümünde yalan söylüyorlar!

Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), invazif olmayan yöntemlerle kan şekerini ölçtüğünü iddia eden akıllı saatler ve yüzüklerin gerçekte doğru ölçüm yapamadığını açıkladı. FDA, bu tür cihazların kan şekerini ölçme veya tahmin etme yeteneklerini onaylamadığını belirten bir bildiri yayınladı.

FDA’nın uyarısına göre, Akıllı saatlere cilt delinmeden veya bir CGM (Continuous Glucose Monitoring) cihazı olmadan glikoz seviyelerini izleyebildiğini iddia eden bazı ucuz akıllı saatler ve yüzükler bulunsa da, bu cihazlardan kaçınılması ve doktorların hastaları bu konuda bilgilendirmesi gerekiyor.

Akıllı saatlere

FDA, Apple Watch, Fitbit, Samsung Watch ve Oura Ring gibi popüler ürünlerin, kan şekeri seviyelerini okuma konusunda doğrudan yetenekleri olmadığını ancak FDA onaylı CGM cihazlarıyla entegrasyonları desteklediğini belirtti. Bu cihazlar, glikoz seviyelerini izlemek için cilde iğne batıran giyilebilir cihazlar arasında bulunuyor.

Apple ve Samsung gibi büyük teknoloji şirketleri uzun süredir kan şekeri izleme teknolojisi üzerinde çalışmakta.Akıllı saatlere Ancak, bu teknolojinin güvenilir ve kesin sonuçlar verebilmesi için birkaç yıl daha süre gerekebilir. Şirketler, kan şekeri ölçümünün kritik bir sağlık faktörü olduğunun bilincindedir ve bu alandaki araştırmalarını titizlikle sürdürmektedir.

Bu gelişmeler, tüketicilere, sağlıkla ilgili kararlar alırken bu tür cihazların güvenilirliği konusunda dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatmaktadır. FDA, hastaları bu tür iddialı cihazlardan kaçınmaları konusunda uyarırken, teknoloji şirketleri de kan şekerini doğru bir şekilde ölçebilen güvenilir çözümler üzerinde çalışmaya devam etmektedir.

Intel, yapay zeka için sistem dökümhanesini faaliyete geçiriyor!

0

Intel, yapay zekâ çağının gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanmış dünyanın ilk sistem dökümhanesini faaliyete geçiriyor. Bu girişim, Intel’in 2030 yılına kadar dünyanın 2 numaralı dökümhanesi olma hedefine ulaşmak için yol haritasını ve ekosistem ortaklarını genişletme çabasının bir parçası. İşte tüm detaylar…

Intel, Microsoft ve Arm işbirliğiyle yapay zeka çağını şekillendiriyor

Intel Foundry’nin etkinliğinde, ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, Arm CEO’su Rene Haas ve Open AI CEO’su Sam Altman gibi önemli isimlerin yanı sıra, teknoloji ve yapay zekâ alanındaki liderler bir araya geldi.

Intel Foundry, teknoloji, esneklik ve sürdürülebilirlik alanlarında liderlik ederek, müşterilerin yapay zekâ hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Bu çerçevede, Intel 14A işlem teknolojisi, özel düğüm evrimleri ve yeni Intel Foundry Advanced System Assembly Test (ASAT) yeteneklerini içeren bir yol haritası açıkladı.

Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın Microsoft’un Intel 18A sürecinde üretmeyi planladığı bir çip tasarımını seçtiği bilgisi de paylaşıldı, bu da Intel Foundry’nin tasarım zaferlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler, Synopsys, Cadence, Siemens ve Ansys gibi ekosistem ortakları tarafından sağlanan destekle daha da pekiştirildi.

Bu ortaklar, müşteri tasarımlarını etkinleştirmeye hazır doğrulanmış araçları, tasarım akışlarını ve fikri mülkiyet portföylerini duyurdu. Intel’in bu adımları, müşterilerin çip tasarımlarını hızlandırmaya hazır olduklarını gösteriyor.

Intel CEO’su Pat Gelsinger, yapay zekânın teknoloji ve silikon hakkındaki düşüncelerimizi derinden değiştirdiğini ve Intel Foundry’nin dünyanın en inovatif çip tasarımcıları için eşi benzeri görülmemiş bir fırsat yarattığını belirtti. Intel, yeni pazarlar yaratma ve teknolojinin kullanımında devrim yaratma potansiyeline sahip.

Intel’in genişletilmiş süreç teknolojisi yol haritası, Intel 14A’yı da içerecek şekilde, birkaç özel düğüm evrimine ilave olarak şirketin öncü düğüm planına eklenmesini içeriyor. Intel, dört yılda beş düğüm (5N4Y) süreci yol haritasına sadık kalarak, 2025 yılında Intel 18A ile işlem liderliğini yeniden kazanmayı bekliyor.

Intel Foundry, Intel 18A, Intel 16 ve Intel 3 dahil olmak üzere çeşitli dökümhane proses nesillerinde tasarım kazanımları ve gelişmiş paketleme dahil olmak üzere ASAT yeteneklerinde önemli bir müşteri hacmine sahip. Bu başarılar, Intel Foundry’nin levha ve gelişmiş paketlemede beklenen ömür boyu anlaşma değerinin 15 milyar doların üzerinde olmasını sağlıyor.

Ayrıca, Intel, Arm ile işbirliği yaparak, Arm tabanlı çipte sistemler (SoC’ler) için en ileri dökümhane hizmetlerini sağlayacak bir “Emerging Business Initiative” (Gelişmekte Olan İşletme Girişimi) ilişkisini temsil eden bilgileri de paylaştı. Bu girişim, Arm ve Intel’in teknoloji geliştirme ve inovasyonu teşvik etmek için gerekli destekleri sunma konusunda önemli bir fırsat sunuyor.

Intel’in sistem dökümhanesi yaklaşımı, fabrika ağından yazılıma kadar tam yığın optimizasyon sunuyor ve sürekli teknoloji iyileştirmeleri, referans tasarımlar ve yeni standartlar aracılığıyla müşterilerin tüm sistemde inovasyon yapmalarını sağlıyor. Intel Foundry, esnek, dirençli, daha sürdürülebilir ve güvenli bir tedarik kaynağı sunarak, müşterilere en zorlu uygulamalara yönelik çözümler tasarlama ve sunma imkanı veriyor.

Bu girişimlerle birlikte, Intel, 2023 yılında fabrikalarında %99 yenilenebilir elektrik kullanmayı, 2030 yılına kadar dünya çapında %100 yenilenebilir elektrik, net-pozitif su ve çöp sahalarında sıfır atığa ulaşmayı ve 2040 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını net sıfırlamayı hedefliyor. Intel’in bu adımları, endüstrinin en sürdürülebilir dökümhanesi olma hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak görülüyor.

Samsung Galaxy Book 4 serisi için tarih verdi!

0

Samsung Electronics bugün Galaxy Book 4 serisinin 26 Şubat’tan itibaren belirli pazarlarda satışa sunulacağını ardından da globale yayılacağını duyurdu. Samsung’un en yeni premium bilgisayar serisi, yüksek düzeyde optimize edilmiş performans, canlı bir dokunmatik ekran ve gelişmiş bağlanabilirliği bir araya getiren akıllı ve güçlü deneyimler sunuyor.

Galaxy Book4 Ultra, Galaxy Book4 Pro ve Galaxy Book4 Pro 360’ı içeren Galaxy Book4 serisi, 2 Ocak’ta Kore’de piyasaya sürüldü ve satışların ilk haftasında geçen yılın Galaxy Book3 serisini 1,5 kat geride bırakarak rekor düzeyde ilgi gördü.

Samsung Electronics Başkanı ve Mobil Deneyim İşi Başkanı TM Roh, “Kullanıcıların Galaxy Book4 serisinin mümkün kıldığı zekayı, bağlanabilirliği ve üretkenliği deneyimleyerek premium bilgisayar serimizi bir üst seviyeye taşımalarından heyecan duyuyoruz” dedi ve ekledi “Galaxy Book4 serisi, günümüz pazarında tüketicilerin yüksek performanslı bir bilgisayardan beklediği güçlü performansı ve çoklu cihaz bağlantısını sunuyor.”

Galaxy Book4 serisi, sağlam donanım performansıyla desteklenen akıllı üretkenlik sunuyor. Galaxy Book4 Ultra, CPU, GPU ve yeni eklenen NPU’yu tek bir pakette birleştiren yeni Intel® Core™ Ultra 9/7 ile donatılmış durumda. Firmadan yapılan açıklamaya göre Galaxy Book4 Ultra ve Galaxy Book4 Pro serilerinde, net kontrast ve canlı renkler sunan Dinamik AMOLED 2X dokunmatik ekran kullanılıyor. Otomatik parlaklık geliştirmeleri için Vision Booster ve dikkat dağınıklığını azaltmak için yansıma önleyici teknolojiler öne çıkıyor.

Samsung’un Galaxy Book portföyünün mirası üzerine inşa edilen Galaxy Book 4 serisi, kullanıcıların Samsung Galaxy cihazları arasında sorunsuz bir şekilde bağlantıda kalmalarını sağlayan Galaxy Connected Experience’a sahip. Cihazlarda kullanıcıların rahat etmeleri için tabletlerini monitör olarak kullanmalarına olanak tanıyan Second Screen özelliğinden, Galaxy Book 4 serisinin fare ve dokunmatik yüzeyini kullanarak dosyaların cihazlar arasında kolayca taşınmasını sağlayan Multi Control özelliğine kadar pek çok ince detay mevcut.

Galaxy Book4 serisi 26 Şubat’tan itibaren Fransa, Almanya, İngiltere ve ABD dahil olmak üzere belirli pazarlarda satışa sunulacak ardından ise kampanyalar globale yayılacak.

Yemek sırasında bekletmeyen uygulama: Pickies!

Hızlı yemek siparişi uygulaması Pickies, kullanıcıların yemek veya içecek siparişlerinde uzun süre sıra beklemesini engellemeyi hedefliyor. Buna ek olarak uygulamayı kullanan firma ve kullanıcılara ek faydalar da sağlayan uygulama, siparişlerin çevrimiçi oluşturulup ödenmesine ve daha sonra gidip teslim alma veya adrese getirtmelerine imkân tanıyor. Kullanıcılar siparişini verdikleri ürünü uygulama üzerinden seçip, ödemesini yapıp satın alabiliyor ve satış noktasına gittiklerinde hazır olan siparişlerini sıra beklemeden teslim alabiliyor.

Restoran, büfe, kafe gibi her ölçekte işletmeye tek bir uygulama üzerinden online sipariş alma ve servis verme imkânı veren Pickies nasıl çalışıyor? Pickies kurucusu Gökberk Kafalı uygulamanın kullanıcılara ve işletme sahiplerine getirdiği avantajları anlatıyor.

Her ölçekte işletme için dijital dönüşüm sürecini kolaylaştıran bu sistem hem zaman kazandırıyor hem de fiziksel etkileşimi ortadan kaldırıyor. İşletmelere alternatif bir satış kanalı sunarak siparişleri daha verimli yönetme, çalışma saatlerini optimize etme ve ödemeleri anonim olarak yönetme imkânı tanıyor.

Hedef, yurtdışına açılmak

Pickies kurucusu Gökberk Kafalı, uygulamanın Türkiye dışına genişlemeyi planladığını ve büyümeyi teşvik etmek için indirimler ve ödüller gibi teşvikler sunduğunu belirtiyor. İşletmeler, bu yeni kanaldan yararlanarak işlerini daha verimli bir şekilde yürütebilir ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşabilir.

Pickies uygulamasını aşağıdaki linkleri kullanarak mobil cihazınıza indirebilir ve kullanmaya başlayabilirsiniz. Ayrıca, sizin için tanımlanmış olan özel kodu kullanarak ilk deneyimizde uygulamadan indirimli alışveriş yapma imkanına da sahip olacaksınız!

iOS: https://apps.apple.com/tr/app/pickies/id1660462435

Android: https://play.google.com/store/apps/details?id=com.pickies

Pickies özel indirim kodu: Tech50

Mart ayı sonuna kadar geçerli olan bu kodu uygulamayı yüklediğinizde girin ve bir kereye mahsus 50 TL’lik indirim kuponu kazanın!

Telefonunuz ıslandığında pirinç içine yatırmak ne kadar doğru?

0

Günümüzde akıllı telefonlar giderek daha gelişmiş özelliklerle donatılırken, su ve toza karşı dayanıklılıkları da artıyor. Örneğin en tanınan firmaların amiral gemisi olarak nitelenen cihazları (iPhone 15 serisi, Samsung Galaxy S23 Ultra ve S24 Ultra serisi gibi) IP68 derecelendirmesine sahip. Bu derecelendirme, cihazların tatlı su içinde 1,5 metre derinlikte 30 dakikaya varan bir süre boyunca bekletildiği laboratuvar test koşullarına dayanmaktadır. Pek çok telefon kılıfı üreticisi de tuza ve suya ekstra dayanıklı kılıf ve koruyucular üretmekte. Ancak yine de kulaklık ve şarj girişi gibi noktalar veya cihazda düşme/çarpmaya bağlı oluşan kılcal çatlaklar akıllı telefonların sıvı almasına sebep olabiliyor. Peki ama telefonunuza su girerse ne yapmalısınız? Pirinç kullanmak doğru mu?

Bilinen en yaygın yöntemlerden birisi, cihazı pirinç dolu bir kaseye yatırmak ve 24 saat veya daha uzun bir süre bekletmek. Pirinç, içerdiği nişasta dolayısıyla nem çekici olarak kullanılabilen bir madde. Ancak pirincin sıvı almış bir telefona gerçekten fayda sağlayıp sağlamayacağı uzun süredir tartışılan bir konu. Bazı “sigorta firmaları” geçmişte bu yöntemi önermiş olsalar da, şimdi en net açıklama Apple’dan geldi. Firma, pirinç kullanmayı kesinlikle önermiyor.

Apple’ın XS ve sonraki model akıllı telefonlarında sıvı algılama sensörü mevcut ve cihazda sıvı algılandığında ekranda bir uyarı çıkmasını sağlıyor. Firma, “iPhone’unuzda sıvı algılama uyarısı görürseniz” ne yapmanız gerektiğine dair yeni bir belge yayınlayarak resmi görüşünü ortaya koydu. Buna göre, bir teknik servise veya Apple merkezine başvurmadan önce izlenmesi gereken basit adımlar şu şekilde:

  • Fazla sıvıyı çıkarmak için iPhone’unuzu konektör aşağı bakacak şekilde elinize hafifçe vurun. iPhone’unuzu biraz hava akımı olan kuru bir alanda bırakın.
  • En az 30 dakika sonra Lightning veya USB-C kablosuyla şarj etmeyi ya da bir aksesuar bağlamayı deneyin.
  • Uyarıyı tekrar görürseniz konnektörde veya kablonuzun pimlerinin altında hâlâ sıvı var demektir. iPhone’unuzu bir güne kadar hava akımı olan kuru bir yerde bırakın. Bu süre boyunca şarj etmeyi veya bir aksesuar bağlamayı tekrar deneyebilirsiniz. Tamamen kuruması 24 saate kadar sürebilir.
  • Telefonunuz kuruduysa ancak hala şarj olmuyorsa kabloyu adaptörden ve adaptörü duvardan çıkarın (mümkünse) ve ardından tekrar bağlayın

Apple ayrıca nelerin yapılmaması gerektiğini de şu şekilde vurguluyor:

  • iPhone’unuzu harici bir ısı kaynağı veya basınçlı hava kullanarak kurutmayın.
  • Konektöre pamuklu çubuk veya kağıt havlu gibi yabancı bir nesne sokmayın.
  • iPhone’unuzu bir torba pirincin içine koymayın. Bunu yapmak, küçük pirinç parçacıklarının iPhone’unuza zarar vermesine neden olabilir

Uzmanlar bir süredir bazı durumlarda ince pirinç tozlarının telefonun bağlantı noktalarına kadar ulaşabileceği ve böylece pirincin telefona daha çok hasar verebileceğini zaten söylüyordu. Şimdi Apple’ın resmi yaklaşımı da “Pirinç efsanesinin” tozlu raflara kalkması gerektiğini doğrular nitelikte.

Elektronik cihazlar kapalı kutuda gelecek!

0

EasyCep, iş ortaklarına verdiği hizmet kalitesini yukarı taşımak üzere CARGOLOCKED Akıllı Kilitli Taşıma Sistemi ile iş birliğine imza atıyor. Bu iş birliği sayesinde EasyCep, tedarik zincirindeki partnerlerine gerçekleştirdiği elektronik cihaz gönderimlerinde güvenliği artırarak, risk yönetimini ileri taşıyacak. Mobil ve internet sitesinin yanında ülke genelindeki 127 fiziki noktasıyla tüketicilere ulaşan EasyCep, cep telefonlarının yanı sıra tablet, akıllı saat ve bilgisayar gibi geniş bir yenilenmiş ürün portföyü sunuyor.

Güvenlikte sürdürülebilirlik

EasyCep, eski telefon ve elektronik cihazların müşterilerden ve iş ortaklarından alınıp, şirketin Ticaret Bakanlığı lisanslı yenileme merkezinde yenilendikten sonra mağaza ve satış noktalarına ulaştırılması da dahil olmak üzere yüksek hacimli bir lojistik operasyonu yönetiyor.

Cargolocked Akıllı Kilitli Taşıma Sistemi ile birlikte, EasyCep çok kullanımlı akıllı kutular kullanarak ve tek kullanımlık ambalaj atıklarını azaltma stratejisiyle, lojistik operasyonunda güvenliği artırmayı hedefliyor. Ambalaj atıklarının azaltılması ise, sunduğu yenileme hizmeti sayesinde yeni elektronik cihaz üretiminden doğan karbon salınımını azaltan EasyCep’in sürdürülebilirlik yaklaşımıyla paralellik taşıyor.

Yenilenmiş elektronik cihaz sektöründe bir ilk

CARGOLOCKED Akıllı Kilitli Taşıma Sistemi ile yenilenmiş elektronik cihaz pazarında bir ilke daha imza attıklarını vurgulayan EasyCep kurucu ortağı ve CEO’su Mehmet Akif Özdemir, “Ülkemizde teknoloji ürünlerinin tüketimine yönelik anlayışı dönüştürerek, tüketicilere avantajlı ürünler sunuyor, ithalat ihtiyacını azaltarak ekonomiye katkı sağlıyor ve yeni cihaz üretiminden doğan karbon salınımını engelliyoruz. CARGOLOCKED Akıllı Kilitli Taşıma Sistemleri ile sektörümüzü yeni bir uygulamayla tanıştırmaktan memnunuz” ifadelerini kullandı.

CARGOLOCKED Akıllı Kilitli Taşıma Sistemleri kurucularından ve CEO’su Semih Üstün: “Akıllı kilitli kutularımız, çift katmanlı doğrulama sistemi ile yüksek seviyede güvenlik sağlayacak. Alıcıya özel üretilen tek kullanımlık kodlar ile online ya da offline olarak açılabilen akıllı kilitli kutuların açılış ve kapanış tarih ve saatleri takip ekranlarından raporlanabilecek” dedi.

CARGOLOCKED Akıllı Kilitli Taşıma Sistemleri kurucularından Kürşat Kurt ise: ‘’Patent aşamasındaki Akıllı Kilitli Taşıma Sistemleri Teknolojisi ile Türkiye ve dünyada bir ilke imza atmaktan ve lojistik sektörüne katma değerli teknolojik yenilik getirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.

NodeShift, merkeziyetsiz bulutuyla meydan okuyacak! Türkiye detayı dikkat çekici!

NodeShift, Inovo.vc liderliğindeki bir yatırım turunda 3.2 milyon dolarlık bir tohum fonu topladığını duyurdu. Bu turda Orta ve Doğu Avrupa’da faaliyet gösteren girişimlere odaklanan Inovo.vc’nin yanı sıra Notion Capital, 10X Founders ve Kestrel0x1 katılımcı oldu. Epic Games de bir melek yatırımcı olarak katıldı.

Şirketin kurucuları Andrey Surkov ve Mihai Mărcuță Cisco’da stajyerken tanıştılar. Surkov Cisco’da kaldı (bir dönem kripto para birimlerinde de yer aldı) ancak Mărcuță bir süre Microsoft Azure, Twitter ve Epic Games’te Londra’da çalıştı. İkili arkadaşlıklarını sürdürdü ve projeleri bir arkadaşları Türkiye’de saç nakli yaptırırken ortaya çıktı. Surkov fazla veri merkezi kapasitesini geliştiricilere sunacak bir şirket fikrini bu süreçte paylaştı.

Mărcuță, “Birçok veri merkezinin yedek kapasitesi var, yedek kapasitenin yaklaşık %10 ila 20’si orada duruyor ve bunun gibi yüzlerce veri merkezi var.” diye açıkladı. “Fiyatı çok ama çok uygun. Geleneksel bulut sağlayıcılarıyla karşılaştırdığınızda %70 ila %80 daha ucuz fiyatlardan bahsediyoruz.

NodeShift, büyük bulut sağlayıcılarına kıyasla kullanıcılarına bilgi işlem maliyetlerinde %70’in üzerinde tasarruf sağlayabileceğini vaat ediyor. Buna, her zaman talep gören A100 GPU’lar gibi Nvidia hızlandırıcılarına önemli bir indirimle erişim de dahil. Büyük bulut satıcıları bunu sunamasa da Web3 hizmetleri aynı zamanda RTX 4090 oyun GPU’ları gibi daha yavaş ama aynı zamanda çok daha uygun fiyatlı, üst düzey tüketici sınıfı hızlandırıcılara da erişim sunuyor.

Cisco’da ağ teknolojileri ve kripto dünyasında deneyimi olan Surkov, dağıtık hesaplama kullanımında neden bu kadar çok sürtüşme olduğunu merak etmişti. “Tamamen dağıtık bir DAP’imi nasıl barındırabileceğimi anlamak istedim ve ardından bunun büyük bir sürtüşme olduğunu anladım. Tamamen dağıtık depolama bir şeydir, hesaplama başka bir şeydir. Sonra tüm bunları bir araya getirir ve jetonların sürtüşmesini kaldırırsınız. Her kripto projesi için altyapıyı finanse etmek için sadece bir jetona ihtiyacınız var. Bu büyük bir sürtüşme.” diyor Surkov.

bulut sağlık

Gerçekten de, bir iş bağlamında bu hizmetleri kullanmanın zor olduğunu varsayabilirim. Fiyatlar ne kadar iyi olursa olsun, iş bağlamında bu hizmetleri kullanmak zorlaşır.

Kurucuların Web3 ve blok zinciri teknolojilerini kullanımı konusunda çok net olduklarını belirtmek önemlidir. Mărcuță, “Kişisel olarak Web3 ve blok zincirlerinin, genellikle onlara gerçekten ihtiyacınız olmayan projelere girdiğini düşünüyoruz.” diyor.

Bu merkezi olmayan projelere ek olarak NodeShift, bağımsız veri merkezi operatörleriyle de anlaşmalar yaptı. Ekip, geliştiricilerin projelerinin tam olarak nerede konumlanacağını (veri merkezine kadar) seçebileceklerini ve bu veri merkezlerinin Uptime Institute tarafından onaylandığını; bir kurumsal kullanıcının bekleyeceği tüm standart SOC 2 ve ISO 27000 sertifikalarına sahip olduğunu vurguladı. Şirket, bu veri merkezlerini kullanırken aynı zamanda bu müşterilere bir SLA da sunabiliyor; bu, Web3 bağlamında yapılması zor (veya daha doğrusu maliyetli) bir şey.

Geleneksel altyapı ve Web3’ün bu birleşimi, ihtiyaç duyulduğunda ve düşük maliyetle kapasiteyi bu projelere sağlamak ve onları temelde NodeShift’te spot örneğe dönüştürmek için imkan sağlar. Sadece veri merkezi tarafında şirketin 400.000 CPU ve 28 milyon terabyte depolama kapasitesine erişimi olduğunu belirtiyorlar.

Yakında, NodeShift bu hizmetlerin üzerine oturacak bir Kubernetes platformu başlatacak, böylece iş yüklerini ihtiyaç duyulduğunda kolayca taşıyabilecek.

Ek olarak, ekip fonları arzlarını ve pazarlama çabalarını geliştirmek için kullanmayı planlıyor.

Şirketin bazı rakipleri arasında, sadece depolamaya odaklanan Almanya merkezli Impossible Cloud ve AI/ML iş yüklerine yoğunlaşan tüketici sınıfı donanımlarda Salad gibi şirketler bulunuyor.

Restoran yönetimi de buluta kayıyor!

Gastronomi dünyası son yıllarda teknolojinin etkisi altında hızla değişiyor. Yiyecek-içecek işletmeleri, geleneksel yöntemlerden dijital çözümlere geçiş yaparken, bu değişimin getirdiği faydalara odaklanıyor. 34 yılı aşkın deneyimiyle yiyecek-içecek sektöründeki restoran, kafe, otel, bar, pastane, plaj ve benzeri işletmeler için teknolojik çözümler sunan sektör lideri Protel, bulut bilişimi temel alan sistemlerin yiyecek-içecek işletmelerine sağladığı faydaların altını çiziyor. Donanım, yazılım ve kaynak maliyetlerini azaltan bu çözümler sayesinde işletmeler birden fazla şubesinin operasyonlarını tek bir panelden sorunsuz bir şekilde yönetebiliyor; çoklu dil ve çoklu kur gibi imkanlara da sahip oluyor. Geniş fonksiyon seti ve entegrasyon imkanları sayesinde bulut temelli çözümler işletmelerin değişen taleplere en kısa sürede yanıt vermesini sağlıyor.

Dijital çözümler, yiyecek-içecek sektöründeki pek çok paydaş için önemli avantajlar sunuyor. Kalite kontrolü, operasyonel tutarlılık, güvenlik ve yasal düzenlemelerle uyumluluk gibi son derece hassas konularda işletmelerin yükünü gözle görülür ölçüde hafifleten dijitalleşmenin süreçlerdeki payı gün geçtikçe artıyor. Öte yandan iş dünyasının en önemli bileşeni olan veri de hızla değişen sektörde başarılı olmanın anahtarını barındırıyor. 5 binden fazla işletmeye teknoloji merkezli yönetim ve operasyon çözümleri sunarak yiyecek-içecek ve konaklama sektörlerine değer katan Protel, bulut sistemlerinin yiyecek-içecek sektörüne sağladığı faydalara dikkat çekiyor.

Sektörün küresel paydaşları kalite kontrol, maliyet avantajı ve çeviklik gibi faydalarından ötürü bulut sistemlerine yönelik daha meraklı ve ilgili hale geliyor. Kalite kontrolü ve operasyonlardaki tutarlılık özellikle gıdaların tazeliğinden emin olmak ve denetim gibi yasal süreçlerde işletmeye dair gerekli bilgileri sunabilmek yiyecek-içecek sektöründeki işletmeler için giderek önemini artırıyor.

Hızla değişen sektörlerde, veriye dayalı kararlar almak her geçen gün daha kritik bir hâl alıyor. Bulut bilişimin sunduğu büyük veri, analitik ve raporlama gibi özellikler, işletme yöneticilerinin ihtiyaç duyduğu bilgilere anında erişmelerini sağlıyor. Bu bilgiler, envanterden satış rakamlarına kadar geniş bir yelpazede işletme yöneticilerinin karar alma süreçlerine yardımcı olacak şekilde hazır bir şekilde bekliyor.

Bulut bilişim ve SaaS hizmetleri, kısa sürede dönüştürülebilir yapısı sayesinde eski ve bina içindeki çözümlere kıyasla çok büyük avantajlar sunuyor. Yani işletmeler bulut bilişim kaynaklarını ihtiyaca göre artırabiliyor ya da azaltabiliyor. Başka bir deyişle yoğun dönemlerle daha sakin geçen haftalarda karşısına çıkan maliyetler aynı olmadığı gibi kaynaklar da boşa harcanmamış oluyor.

Tüm bunların dışında bulut bilişim çözümleri yiyecek-içecek sektörüne maliyet avantajı da sunuyor. Bu faydayı gerçekleştiren ilk başlıklardan birisi bakım yapılması gereken donanım, yazılım ve kaynağının azalması oluyor. Normalde bu alana harcanacak paralar işletme için daha katma değerli bir bölümde kullanılabiliyor.

Yeni nesil restoran yönetim sistemi

Protel Satış Direktörü Fatih Tenel, bulut sistemleri kapsamında sektöre sundukları imkanlarla ilgili şunları söylüyor: “Bulut sistemleri her sektör gibi yiyecek-içecek sektörü için de gün geçtikçe daha kritik hale geliyor. 34 yıldan uzun süredir çözüm sunduğumuz sektörlerdeki trendleri yakından inceleme imkanına sahibiz. İhtiyaçlara en iyi şekilde yanıt veren bulut tabanlı POS sistemi Simphony Cloud, bir veya birden çok restoranın tek merkezden yönetilmesine izin veren çok yönlü ve esnek, yeni nesil bir restoran yönetim sistemi olarak öne çıkıyor. Windows ve Android işletim sistemleri üzerinde çalışabilen bu yazılım, belirli hız gereksinimlerini karşılayabilen tabletlerde de marka ve model ayrımı olmadan kullanılabiliyor. Tek bir mekânda birden fazla servis tarzına (fast food, kafe, paket) olanak tanıyan Simphony Cloud ile zincirdeki tüm şubeler aynı veritabanından aynı müşteri bilgilerine ulaşabiliyor. Ayrıca müşterilerinin tüm menü kalemlerini inceleyebileceği, istediği ürünleri sepetine ekleyebileceği ve sipariş oluşturup kredi kartıyla ödeme yapabileceği kiosk entegrasyonu müşterilere yeni bir sipariş deneyimi sunuyor. Yiyecek-içecek sektörüne yeni nesil işletmelerin kapısını aralayan, işletmelere daha fazla esneklik, güvenlik ve verimlilik sunan Simphony gibi gelişmiş ve yeni nesil çözümler sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Gastronomi dünyası, dijitalleşme yolculuğunda bulut tabanlı çözümlerle ilerliyor. Simphony gibi yenilikçi çözümler bu değişime öncülük ediyor ve daha iyi hizmet sunulmasını sağlayarak başarıyı getiriyor.

Google Gemini artık insan görüntüleri oluşturmayacak! Neden?

Teknoloji devi Google, yapay zeka aracı Gemini’nin tarihsel figürleri hatalı bir şekilde yeniden oluşturduğu tespit edilince, aracın insan görüntüleri oluşturma özelliğini geçici olarak askıya aldığını duyurdu. Özellikle ABD’nin kurucu liderleri veya Nazi dönemi Alman askerleri gibi tarihi figürlerin resimlerini isteyen kullanıcıların taleplerine cevap olarak, Gemini’nin farklı ırklardan insanları içeren yanlış görseller ürettiği ortaya çıktı.

Google Gemini’, konuyla ilgili olarak X platformunda yaptığı açıklamada, “Gemini’nin görsel oluşturma özelliğiyle ilgili son sorunları çözmek için çalışıyoruz. Bu süreçte, insan görsellerinin oluşturulmasını duraklatacağız ve geliştirilmiş bir sürümü yakında yeniden yayınlayacağız” ifadelerini kullandı. Google’ın bu kararı, yapay zeka modelinin tarihi görsellerdeki hatalar nedeniyle özür dilemesinden kısa bir süre sonra geldi.

Bazı kullanıcılar,Google Gemini’ aslen beyaz olan tarihi figürlerin görsellerini talep ettiklerinde, yapay zeka tarafından üretilen görsellerde beyaz olmayan kişilerle karşılaştı. Bu durum, Google’ın kasıtlı olarak beyaz insanları tasvir etmekten kaçındığı yönünde ortaya atılan komplo teorilerine neden oldu. Şirket, bu tür yanıltıcı sonuçları düzeltmek ve kullanıcı güvenini yeniden tesis etmek amacıyla çözüm odaklı bir çalışma başlattığını belirtti.

Google Gemini’deki insanlara ait görsel oluşturmayı duraklatma kararı, teknolojinin etik ve kültürel hassasiyetlerle nasıl başa çıkması gerektiği konusundaki geniş tartışmaları da tekrar gündeme getirdi. Şirket, kullanıcılarına daha güvenilir ve doğru sonuçlar sunabilmek için yapay zeka modellerini sürekli olarak güncelleme ve iyileştirme taahhüdünü yineledi. Güncellenmiş bir sürümün kullanıcılara sunulmasıyla birlikte, Google’ın bu olaydan aldığı derslerin ve yapılan geliştirmelerin yankıları da merakla bekleniyor.

Index Grup İnsan Kaynakları Direktörü değişti

0

Berivan Haligür, uzun yıllar görev aldığı Pepsico Türkiye’nin yanı sıra farklı şirketlerde pek çok insan kaynakları projesini ve uygulamasını başarıyla hayata geçirdi.

Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu olan Berivan Haligür, yüksek lisansını Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Kaynakları programında yaptı. 

Kariyerine 2002 yılında TüvRheinland Bursa ofisinde İK Uzmanı olarak başlayan Haligür, 2004-2006 yılları arasında SOYKAN Marketler İnsan Kaynakları Uzmanı olarak devam etti. 2006 yılında Pepsi Şişeleme Grubu’nda Bölge İnsan Kaynakları Sorumlusu olan Haligür, 2015 yılında ise Pepsico Türkiye Satış İnsan Kaynakları Müdürü pozisyonunda göreve atandı. Pepsico Türkiye atıştırmalık ve içecek firmalarının kurumsallaşmasıyla birlikte sorumlu olduğu bölgesi genişleyen Haligür Orta Anadolu, Karadeniz ve Doğu Türkiye bölgesinde İK süreçlerini yönetti. 2015-2019 yıllarında Lazzoni Mobilya İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışan Haligür, 2020 yılında Türkiye Petrolleri Açık Deniz Teknoloji Merkezi’nde Organizasyon Geliştirme Yöneticisi olarak çalışmaya başladı. Berivan Haligür, 12 Şubat 2024 tarihinden itibaren Index Grup‘ta İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev alıyor.  

Huawei Türkiye’de veri merkezi kuracak!

0

Bu iş birliği ile Logosoft, Huawei Cloud’un Türkiye ve Avrupa Bölgesi’ndeki ilk ve tek distribütörü olarak konumlanıyor. Türkiye’ye yatırım yapan ilk Hyperscaler olan Huawei Cloud’un bölgede son teknoloji bir veri merkezi kurması, dijitalleşme devrimini hızlandırma konusundaki kararlılığının da altını çiziyor. Logosoft, değer odaklı dijital dönüşüme olan bağlılığıyla, Huawei Cloud hizmetlerinin birincil distribütörü olarak konumlandı ve iki şirket, Türkiye’de bulut teknolojisini ilerletme konusundaki ortak kararlılıklarını bu imza ile pekiştirmiş oldu.

Huawei Cloud

Huawei Cloud bu iş birliği ile kapsamlı bulut çözümleri sunma taahhüdünün altını çizdi. Logosoft’un dijital dönüşüme değer katma ve iş ortakları ile son kullanıcıları yeni teknolojilerle buluşturma vizyonu da bu ortaklığın önemini artıran bir etken olarak öne çıktı.

Bulut yatırımları artacak

Bu ortaklık, Türkiye’de bulut yatırımlarının artması anlamına da geliyor ve her ölçekten işletmenin bulut teknolojisinin çevikliği, ölçeklenebilirliği ve maliyet verimliliğinden yararlanmasını hedefliyor. Türkiye’de bir Huawei Cloud veri merkezinin bulunması, yerel kullanıcılar için daha hızlı veri erişimi ve daha düşük gecikme süresi sağlayarak, günümüzün veri odaklı dünyasında kritik bir ihtiyacı karşılıyor.

Logosoft, Türkiye ve Avrupa’daki tek Huawei Cloud distribütörü olarak, Huawei Cloud hizmetlerinin erişimini genişletmede ve iş ortaklarının bu imkanları müşterilerine sunmaları sürecinde önemli bir rol üstleniyor.

Huawei Cloud Türkiye Genel Müdürü Frank Ma yaptığı açıklamada, “Logosoft ile ortaklık kurmaktan ve Türkiye’nin dijital geleceğine olan bağlılığımızı gösteren yerel bir veri merkezine yatırım yapmaktan heyecan duyuyoruz. Bu iş birliği, işletmeleri son teknoloji bulut çözümleriyle güçlendirecek ve dijital dönüşüm yolculuklarını hızlandıracaktır” dedi.

Logosoft CEO’su Nejat Saldanlı yaptığı değerlendirmede, “Huawei Cloud’un Türkiye ve Avrupa’daki ilk distribütörü olmaktan gurur duyuyoruz. Bu ortaklık, işletmelere yenilikçi teknolojiler sunma misyonumuzla önemli ölçüde örtüşüyor. Birlikte bölgedeki bulut ekosistemini şekillendireceğimize ve Türkiye’nin dijital devrimini güçlendireceğimize inanıyoruz” dedi.

Huawei Cloud ve Logosoft ortaklığı, 2024 yılı için önemli hedefleri de beraberinde getiriyor. Logosoft, Türkiye ve Avrupa’daki bulut ekosistemini genişleterek, Huawei Cloud hizmetlerini sunmak üzere en az 500 iş ortağını bünyesine katacak. İş ortaklarıyla düzenli olarak gerçekleştirilecek çalıştaylar, Huawei bulut hizmetlerini etkili bir şekilde konumlandırmak için şirketlerin daha donanımlı olmalarını sağlayacak. İş ortaklarının profesyonel ekiplerine satış ve teknik eğitim desteği sağlanarak, Huawei Cloud çözümleri konusundaki uzmanlıkları artırılacak. Teknisyenleri eğitmek ve bilgi paylaşımını daha da derinleştirmek için ‘Huawei Bulut Akademisi’ ağı kurulacak. Mevcut genel bulut iş ortakları için satış eğitimleri ve teknik eğitim çalıştayları düzenlenecek.  

Samsung, Galaxy AI özelliklerini daha fazla cihaza getiriyor!

0

Güney Koreli firmanın yapay zekâ özellikleri ilk olarak Galaxy S24 serisi için tanıtıldı, ancak yakında daha da fazla Samsung kullanıcısı tarafından kullanılabilecek. Bu hamle aslında bir süredir konuşulan bir konuydu ancak şimdi akıllı telefon devinin resmi açıklama yapmasıyla netlik kazandı.

Neredeyse her teknoloji şirketi yapay zekâ destekli özelliklerini tanıtıp genişletirken, Samsung’un en üst düzey amiral gemisi telefonlarında sunduğu özelliklerini daha yaygın bir şekilde erişilebilir hale getirmesi son derece doğal. Yeni yapay zekâ özellikleri artık Galaxy S23 serisi, S23 FE, Z Fold5 ve Z Flip5’in yanı sıra Tab S9 Ultra, Tab S9+ ve Tab S9’a da geliyor.

Gelecek güncellemeyle birlikte kullanıcılar örneğin Google’ın “Circle to Search” özelliğine erişebilecek ve bu sayede telefonlarının herhangi bir yerinden daire içine alma, vurgulama, karalama veya dokunma gibi hareketlerle arama yapabilecekler. Canlı Çeviri adı verilen bir başka özellik ise telefon görüşmeleri için sesli ve metin çevirileri sağlayacak. Ayrıca, kullanıcılar canlı konuşmalar için metin çevirileri oluşturan bir “Tercüman” özelliğine erişebilecekler

Kullanıcılar ayrıca, mesajlardaki tonunuzu ayarlamanıza ve Samsung Klavye aracılığıyla 13 dilde metinleri çevirmenize olanak tanıyan “Sohbet Asistanı”na da erişebilecekler. Buna ek olarak, yeni bir “Not Asistanı” özelliği kullanıcıların özetler oluşturmasına ve notları çevirmesine izin verirken, “Tarama Asistanı” özelliği ise haber makalelerinin hızlı özetlerini sunacak.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada Samsung Electronics Başkanı ve Mobil Deneyim İşi Başkanı TM Roh, “Galaxy AI ile amacımız yalnızca yeni bir mobil AI çağına öncülük etmek değil, aynı zamanda AI’yı daha erişilebilir hale getirerek kullanıcıları güçlendirmektir” dedi ve ekledi: “Bu, Galaxy AI’ın sadece başlangıcı. 2024 yılı içinde bu deneyimi 100 milyondan fazla Galaxy kullanıcısına ulaştırmayı ve mobil AI’ın sınırsız olanaklarından yararlanmanın yollarını geliştirmeye devam etmeyi planlıyoruz.”

Yeni düzenleme yeteneklerine gelince, kullanıcılar fotoğraflardaki nesneleri yeniden boyutlandırmak, yeniden konumlandırmak ve yeniden hizalamak için “Üretken Düzenleme”yi kullanabilecekler. Ayrıca, “Düzenleme Önerisi” özelliği fotoğrafları hızlı bir şekilde parlatmanıza yardımcı olurken, “Anında Ağır Çekim” özelliği anları daha iyi yakalamak için ağır çekim videolar için ek kareler oluşturacak.

Güney Koreli firma, akıllı telefon pazarındaki liderliğini kısa süre önce Apple’a kaptırmıştı. Samsung şimdi bu ve benzeri hamleler ile Eylül ayı öncesinde (Apple’ın klasik lansman tarihleri) yeniden benimseme kazanıp liderliğe oynamak istiyor.

Google’ın yeni “küçük” yapay zekâ dil modeli Gemma yayında!

0

Google tarafından dün yayınlanan Gemma iki boyutta geliyor: iki milyar parametre ve yedi milyar parametre. Büyük versiyon GPU ve TPU hızlandırmalı sistemler için tasarlanırken, küçük versiyon CPU tabanlı cihaz içi uygulamalar, hatta dizüstü bilgisayarlar için uygun olarak ölçeklendirildi. Her ikisinin de mimarisi benzer Google’ın en yeni ve en güçlü büyük dil modeli olan Gemini ile aynı “teknik ve altyapı bileşenlerini paylaşıyor”.

Akıl yürütme, matematik ve kodlama becerilerini değerlendiren kıyaslama testlerinde, daha büyük Gemma modeli, 13 milyar parametreli rakibinden daha küçük olmasına rağmen Meta’nın Llama 2’sinden daha iyi performans gösterdi. Gemma modelleri öncelikle, zehirli, uygunsuz dil veya kişisel tanımlanabilir bilgiler gibi hassas verileri en aza indirmek için filtrelenmiş internetten kazınan İngilizce metinler üzerinde eğitildi. 

Google, yanıtlarını iyileştirmek için insan geri bildirimi kullanarak talimat ayarlama ve pekiştirmeli öğrenme kullanarak modelleri değiştirdi. Ayrıca, Keras aracılığıyla JAX, PyTorch ve TensorFlow dahil olmak üzere farklı makine öğrenimi çerçevelerinde ince ayar ve çıkarımı destekleyen araç setleri de yayınladı. Gemma bulut yerine yerel bir cihazda çalışacak kadar küçük ve özel sohbet robotları oluşturmak için özetleme veya erişimle artırılmış üretim gibi belirli kullanım durumları için uyarlanabilir.

Açık kaynak olduğu iddia edilse de doğrusunu söylemek gerekirse, Gemma teknik olarak açık kaynaklı bir model değil. Google, geliştiricilerin modeli kendilerinin eğitmesine olanak tanıyacak kaynak kodunu ve verileri yayınlamadı. Yalnızca önceden eğitilmiş modellere ve bunların ağırlıklarına erişilebiliyor.

Yapay zekada açıklık konusunda görüşler bölünmüş durumda. Bir yandan, geliştiricilerin teknolojiyi kurcalamasına ve keşfetmesine olanak tanıyor. Öte yandan, her teknolojide olduğu gibi, kötü niyetli kişiler bunu siber saldırı ve dolandırıcılık yöntemlerinin yanı sıra örneğin web sitelerini hacklemek için kullanabilir. ABD Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ulusal Telekomünikasyon ve Bilgi İdaresi (NTIA) konuyla ilgili kamuoyu görüşlerini bekliyor. Ticaret Bakanı Gina Raimondo yaptığı açıklamada, “Yapay zeka bir hızlandırıcıdır – insanların mevcut yeteneklerini daha iyi, daha hızlı ve daha güçlü hale getirme potansiyeline sahiptir” diyor ve ekliyor: “Doğru ellerde inanılmaz fırsatlar taşıyor, ancak yanlış ellerde kamu güvenliği için bir tehdit oluşturabilir.”

NTIA, Gemma gibi “açık ağırlıklı” modellerin toplumu ya da ulusal güvenliği nasıl etkileyebileceğini incelemek istiyor. Uzmanlar, geliştiricilerin bu sistemleri sahte spam üretmek, dezenformasyon kampanyaları başlatmak ya da kötü amaçlı yazılım geliştirmek için kullanabileceğinden korkuyor.