Samsung, Galaxy AI özelliklerini daha fazla cihaza getiriyor!

0

Güney Koreli firmanın yapay zekâ özellikleri ilk olarak Galaxy S24 serisi için tanıtıldı, ancak yakında daha da fazla Samsung kullanıcısı tarafından kullanılabilecek. Bu hamle aslında bir süredir konuşulan bir konuydu ancak şimdi akıllı telefon devinin resmi açıklama yapmasıyla netlik kazandı.

Neredeyse her teknoloji şirketi yapay zekâ destekli özelliklerini tanıtıp genişletirken, Samsung’un en üst düzey amiral gemisi telefonlarında sunduğu özelliklerini daha yaygın bir şekilde erişilebilir hale getirmesi son derece doğal. Yeni yapay zekâ özellikleri artık Galaxy S23 serisi, S23 FE, Z Fold5 ve Z Flip5’in yanı sıra Tab S9 Ultra, Tab S9+ ve Tab S9’a da geliyor.

Gelecek güncellemeyle birlikte kullanıcılar örneğin Google’ın “Circle to Search” özelliğine erişebilecek ve bu sayede telefonlarının herhangi bir yerinden daire içine alma, vurgulama, karalama veya dokunma gibi hareketlerle arama yapabilecekler. Canlı Çeviri adı verilen bir başka özellik ise telefon görüşmeleri için sesli ve metin çevirileri sağlayacak. Ayrıca, kullanıcılar canlı konuşmalar için metin çevirileri oluşturan bir “Tercüman” özelliğine erişebilecekler

Kullanıcılar ayrıca, mesajlardaki tonunuzu ayarlamanıza ve Samsung Klavye aracılığıyla 13 dilde metinleri çevirmenize olanak tanıyan “Sohbet Asistanı”na da erişebilecekler. Buna ek olarak, yeni bir “Not Asistanı” özelliği kullanıcıların özetler oluşturmasına ve notları çevirmesine izin verirken, “Tarama Asistanı” özelliği ise haber makalelerinin hızlı özetlerini sunacak.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada Samsung Electronics Başkanı ve Mobil Deneyim İşi Başkanı TM Roh, “Galaxy AI ile amacımız yalnızca yeni bir mobil AI çağına öncülük etmek değil, aynı zamanda AI’yı daha erişilebilir hale getirerek kullanıcıları güçlendirmektir” dedi ve ekledi: “Bu, Galaxy AI’ın sadece başlangıcı. 2024 yılı içinde bu deneyimi 100 milyondan fazla Galaxy kullanıcısına ulaştırmayı ve mobil AI’ın sınırsız olanaklarından yararlanmanın yollarını geliştirmeye devam etmeyi planlıyoruz.”

Yeni düzenleme yeteneklerine gelince, kullanıcılar fotoğraflardaki nesneleri yeniden boyutlandırmak, yeniden konumlandırmak ve yeniden hizalamak için “Üretken Düzenleme”yi kullanabilecekler. Ayrıca, “Düzenleme Önerisi” özelliği fotoğrafları hızlı bir şekilde parlatmanıza yardımcı olurken, “Anında Ağır Çekim” özelliği anları daha iyi yakalamak için ağır çekim videolar için ek kareler oluşturacak.

Güney Koreli firma, akıllı telefon pazarındaki liderliğini kısa süre önce Apple’a kaptırmıştı. Samsung şimdi bu ve benzeri hamleler ile Eylül ayı öncesinde (Apple’ın klasik lansman tarihleri) yeniden benimseme kazanıp liderliğe oynamak istiyor.

Google’ın yeni “küçük” yapay zekâ dil modeli Gemma yayında!

0

Google tarafından dün yayınlanan Gemma iki boyutta geliyor: iki milyar parametre ve yedi milyar parametre. Büyük versiyon GPU ve TPU hızlandırmalı sistemler için tasarlanırken, küçük versiyon CPU tabanlı cihaz içi uygulamalar, hatta dizüstü bilgisayarlar için uygun olarak ölçeklendirildi. Her ikisinin de mimarisi benzer Google’ın en yeni ve en güçlü büyük dil modeli olan Gemini ile aynı “teknik ve altyapı bileşenlerini paylaşıyor”.

Akıl yürütme, matematik ve kodlama becerilerini değerlendiren kıyaslama testlerinde, daha büyük Gemma modeli, 13 milyar parametreli rakibinden daha küçük olmasına rağmen Meta’nın Llama 2’sinden daha iyi performans gösterdi. Gemma modelleri öncelikle, zehirli, uygunsuz dil veya kişisel tanımlanabilir bilgiler gibi hassas verileri en aza indirmek için filtrelenmiş internetten kazınan İngilizce metinler üzerinde eğitildi. 

Google, yanıtlarını iyileştirmek için insan geri bildirimi kullanarak talimat ayarlama ve pekiştirmeli öğrenme kullanarak modelleri değiştirdi. Ayrıca, Keras aracılığıyla JAX, PyTorch ve TensorFlow dahil olmak üzere farklı makine öğrenimi çerçevelerinde ince ayar ve çıkarımı destekleyen araç setleri de yayınladı. Gemma bulut yerine yerel bir cihazda çalışacak kadar küçük ve özel sohbet robotları oluşturmak için özetleme veya erişimle artırılmış üretim gibi belirli kullanım durumları için uyarlanabilir.

Açık kaynak olduğu iddia edilse de doğrusunu söylemek gerekirse, Gemma teknik olarak açık kaynaklı bir model değil. Google, geliştiricilerin modeli kendilerinin eğitmesine olanak tanıyacak kaynak kodunu ve verileri yayınlamadı. Yalnızca önceden eğitilmiş modellere ve bunların ağırlıklarına erişilebiliyor.

Yapay zekada açıklık konusunda görüşler bölünmüş durumda. Bir yandan, geliştiricilerin teknolojiyi kurcalamasına ve keşfetmesine olanak tanıyor. Öte yandan, her teknolojide olduğu gibi, kötü niyetli kişiler bunu siber saldırı ve dolandırıcılık yöntemlerinin yanı sıra örneğin web sitelerini hacklemek için kullanabilir. ABD Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ulusal Telekomünikasyon ve Bilgi İdaresi (NTIA) konuyla ilgili kamuoyu görüşlerini bekliyor. Ticaret Bakanı Gina Raimondo yaptığı açıklamada, “Yapay zeka bir hızlandırıcıdır – insanların mevcut yeteneklerini daha iyi, daha hızlı ve daha güçlü hale getirme potansiyeline sahiptir” diyor ve ekliyor: “Doğru ellerde inanılmaz fırsatlar taşıyor, ancak yanlış ellerde kamu güvenliği için bir tehdit oluşturabilir.”

NTIA, Gemma gibi “açık ağırlıklı” modellerin toplumu ya da ulusal güvenliği nasıl etkileyebileceğini incelemek istiyor. Uzmanlar, geliştiricilerin bu sistemleri sahte spam üretmek, dezenformasyon kampanyaları başlatmak ya da kötü amaçlı yazılım geliştirmek için kullanabileceğinden korkuyor.

Türkiye’deki en büyük bankacılık teknoloji merkezi

Garanti BBVA, bugünkü konumunun itici gücü olan teknoloji vizyonunu ve yatırımlarını aktarmak, Türk bankacılık sektörünün en büyük teknoloji merkezi olan ve “teknoloji fabrikası” olarak nitelediği Garanti BBVA Teknoloji’yi yakından tanıtmak amacıyla, Garanti BBVA Pendik Teknoloji Kampüsü’nde bir basın buluşması gerçekleştirdi. Buluşmaya Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, Mühendislik ve Veri Hizmetleri’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz ve Garanti BBVA Teknoloji Genel Müdürü Fatih Bektaşoğlu ev sahipliği yaparken, düzenlenen sunumun ardından katılımcılara Garanti BBVA Pendik Teknoloji Kampüsü ve TIER IV sertifikasına sahip Garanti BBVA Veri Merkezi tanıtıldı.

25 yılda teknolojiye 5 milyar dolar yatırım

Toplantıda Garanti BBVA’nın teknoloji vizyonu, bir kurum kültürü olarak benimseyip üzerine inşa ettiği bankacılık stratejisi ve teknolojinin bankanın büyümesindeki kilit rolünden bahseden Genel Müdür Recep Baştuğ şöyle konuştu: “Bugün bankacılık geniş kitlelere ulaştıkça, teknolojik gelişmelerle birlikte iş yapış şekillerimizde de dönüşümü zorunlu kılıyor. Biz de Garanti BBVA olarak çevikliğimiz, inovatif çalışma kültürümüz ve güçlü teknolojik alt yapımızla sektördeki dönüşüme öncülük ediyoruz. Bu yolculukla bugün ulaştığımız yetkinlik düşünülünce sektörde fark yaratarak son 25 yılda teknolojiye yaptığımız yatırım 5 milyar doları aştı. Bu yolculukta çok önemli ekonomik değişimler yaşadık… En iyi dönemde de, en zor dönemde de değişmeyen tek önceliğimiz teknolojiye yaptığımız yatırımlar oldu. En zor yıllarda bile hiç tereddüt etmeden en büyük yatırım kararları alındı, uygulandı ve banka bugünkü alt yapısını hazırladı.

Bu yatırımlarla bugün stratejik alanlarımızda güçlü büyüyebiliyoruz. Müşterimize kesintisiz, hızlı, kişiye özel bir deneyim sunabiliyoruz. Türkiye’nin en büyük bankacılık operasyonlarını merkezileştirerek yapabiliyoruz. Şubelerimiz böylece daha etkin çalışabiliyor. İştiraklerimizin tamamı, bu teknoloji ve operasyon merkezinden yararlanıyor, kendi sektörlerinde bu farkı müşterilerine yansıtıyor. Birlikte büyüttüğümüz bu yatırım bizim en stratejik aktifimiz ve Türk bankacılık sektörünün en büyük teknoloji merkezi. Garanti BBVA olarak amacımız, müşterilerimize en iyi deneyimi yaşatmak, onların en doğru finansal kararları almalarını sağlamak ve hayatlarında gerçek bir etki yaratmak. Dolayısıyla, aslında teknolojinin ve dönüşümün özünde insana değer katmak var.” dedi.

Teknolojiyi yeni iş modelleri geliştirecek bir kaldıraç olarak kullanıyor

Garanti BBVA Mühendislik ve Veri Hizmetleri’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz de, teknolojinin bankacılık hizmetlerine yansıması, müşteri beklentilerine göre değişen IT stratejileri ve bunun Garanti BBVA bünyesinde nasıl yürütüldüğü ile Garanti BBVA’nın teknoloji yolculuğundaki önemli aşamalar hakkında bilgi verdi. Kuruöz şöyle konuştu: “Bugün fintek ekosistemi ve fintek kurumları, son yıllarda sektörümüzde sıklıkla duyduğumuz, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de öne çıkmaya başlayan dinamiklerin başında geliyor. Garanti BBVA Teknoloji de, aslında finansal teknoloji üretmek üzere kurulmuş büyük bir yapı. Yaklaşık 25 yıl önce, bankacılığın geleceğinin teknolojiyle mümkün olacağını öngörerek, 1998 yılında Garanti Teknoloji’yi kurduk. Operasyonel verimliliğin rekabette büyük avantaj yarattığı o dönemde, merkezi operasyon alt yapılarına ve internet başta olmak üzere düşük maliyetli dağıtım kanalları yaratmaya dönük teknolojik yatırımlara odaklandık. Bu doğrultuda aslında o dönem henüz ‘fintek’ söylemi yokken, ‘Teknoloji’ ismini resmileştirerek, Türkiye’nin en önemli ve en büyük finteklerinden birini hayata geçirmiş olduk. Bu sistem aynı zamanda 25 yıl içinde başta Garanti BBVA olmak üzere bütün iştiraklerimizin dönüşümünün arkasındaki itici güç oldu. Dolayısıyla Garanti BBVA Teknoloji sektörde, teknolojiyi yeni iş modelleri geliştirecek bir kaldıraç olarak kullanarak önemli rol üstleniyor ve Bankamıza büyük katkı sağlıyor.

Öte yandan günümüzde bankacılık sektöründeki en belirgin değişimlerden biri, teknolojinin hızlı ilerleyişi ve dijital dönüşümü. Bu dönüşümün bir sonucu olarak da müşteri beklentilerindeki değişim kritik rol oynuyor. Mobil bankacılık uygulamaları, çevrimiçi bankacılık platformları ve dijital ödeme sistemleri gibi yenilikler, müşterilerin bankacılık deneyimini kökten değiştirdi. Biz de değişen müşteri ihtiyaçlarına yönelik IT süreçlerimizi sürekli yeniliyor, geliştiriyoruz. Büyük miktarda veri ile gerçek zamanlı hizmet verme konusunda çok büyük altyapı yatırımları yapıyoruz. Teknolojiyi her zaman müşterilerimizin faydasına dokunacak şekilde kullanıyoruz. Amacımız, kişiselleştirilmiş önerilerle değer yaratmak ve müşterilerimizin hayatını kolaylaştırmak. Tüm bu işlemleri yaparken aslında büyük bir fabrika gibi çalışıyoruz. Bu fabrika, soyut bir şekilde arka planda bu gücü yönetiyor ve bunu yepyeni bir mantıkla üretiyor. Garanti BBVA Teknoloji’de agile bir çalışma şeklimiz var. Agile yapısını bir inisiyatif olarak 2017 yılında başlattık ve Türkiye’de bu metodolojiyi sistemine adapte eden ilk finansal teknoloji kurumu olduk. Agile modeli daha güçlü ve sürdürülebilir kılmak adına; süreçlerimizi, araçlarımızı, iş yapış tekniklerimizi agile yaklaşıma göre geliştirmeye ve iyileştirmeye devam ediyoruz.”

Hedef, iyi mühendisler yanında iyi teknoloji liderleri yetiştirmek

Garanti BBVA Teknoloji Genel Müdürü Fatih Bektaşoğlu da; “Garanti BBVA ve tüm iştiraklerinin ‘teknoloji fabrikası’ olan Garanti BBVA Teknoloji, 2.400 kişilik dev mühendislik kadrosuyla, bankacılığın geleceğini tasarlamak için çalışıyor. 34 yaş ortalamasındaki çalışanlarımızın %41’ini kadınlar oluşturuyor ve bu durum teknoloji sektörü özelinde bizim için ayrı bir mutluluk vesilesi. Garanti BBVA Teknoloji’de en büyük değerimiz şüphesiz ki insan, çalışanlarımız… Sektörümüzde bir ‘Okul Şirket’ olarak sürekli devam eden farklı yetenek programları ve gelişim programlarıyla çalışanlarımızın yetkinliklerini arttırmak için çalışırken, iyi mühendisler yanında iyi teknoloji liderleri yetiştirmeyi hedefliyoruz. Çalışan deneyimi yanında elbette ki odağımız müşteri deneyimi. Sektörde bu alanda öncü olarak yaklaşık 10 yıl önce kendi deneyim tasarım ekibimizi kurduk. Şu an organizasyonumuzda ekiplerimiz geliştirdiğimiz tüm ürünlerin müşteri ihtiyaçlarını sürtünmesiz bir deneyimle karşılayabilmesi için uçtan uca tüm süreci ve görselleri tasarlıyor, sürekli izleyip ölçümleyerek iyileştirme süreçlerini yürütüyor. Bu stratejinin bir sonucu olarak bugün Garanti BBVA Mobil ve BonusFlaş uygulamalarımız en yüksek müşteri memnuniyet skorlarına ulaşmış durumda.” dedi.

Garanti BBVA Teknoloji’nin gündemindeki çalışmalar hakkında da bilgi veren Bektaşoğlu, “Diğer taraftan önemli bir gündem maddemiz elbette ki Yapay Zekâ. Son bir buçuk yıldır ChatGPT başta olmak üzere, GenAI dediğimiz Üretken Yapay Zekâ tüm dünyada geniş yankı uyandırdı. Üretken yapay zekâ dokunduğu her şeye akıl katıp verimlilik sağlarken, öğrenme kapasitesi sayesinde her türlü ürün ve servisi kişiselleştirmeye de olanak sağlıyor. Bizim burada iki hedefimiz var; birincisi her müşterimizin kendi kişiselleştirilmiş mobil şubesi olmasını, ikincisi de her bir çalışanımızın kendi kişisel asistanı olmasını hedefliyoruz. Üretken yapay zekâ ayrıca yazılım sektörüne çok büyük bir verimlilik fırsatı da getiriyor. Hem uygulamaları geliştirirken bizimle beraber kod yazıyor hem de büyük ölçekli modernizasyon projeleri için bir otomasyon fırsatı sağlıyor. Garanti BBVA Teknoloji’de tüm bu özellikleri kullanmaya başladık, bu sayede hem akıllı asistanımız UGİ’yi daha akıllı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeye çalışıyoruz hem de co-pilot kullanarak yazılım geliştirmede daha verimli olmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Garanti BBVA Pendik Veri Merkezi

  • Uptime Institute Tier IV sertifikalı veri merkezi olarak, 2N yedekli, aktif-aktif çalışan sistem tasarımı (Enerji, Soğutma, IT Kapasite vb.) Türkiye’de bu çapta sertifikaya sahip 3 kurumdan biri.
  • 2N tam yedekliliğe ek olarak, Pendik Kampüsü enerji ve soğutma kapasitelerini, acil durumlarda yedek altyapı olarak kullanma imkanı.
  • Minimum iki farklı kaynak ve güzergâh kriteri gözetilerek sağlanmış dış altyapı imkanları (Fiber / Enerji)
  • Tam yük altında, 15 dakikaya kadar kesintisiz UPS kapasitesi ve soğutma suyu rezervi
  • Tam yükü karşılayan Jeneratör altyapısı ve 72 saat boyunca otomatik takviye sağlayan yakıt rezervi, sürekli yakıt takviyesi ile süresiz çalışma imkânı
  • Toplam Alan 7,500 m2 (1 futbol sahası büyüklüğünde) / Beyaz Alan 1,850 m2
  • 1,75 MW IT Gücü, 2 MW Soğutma Gücü

Londra’nın ünlü BT Kulesi otel olacak

İngiltere’nin devlete ait eski telekom devi BT Grubu (eski British Telecom), aslen Postane Kulesi olarak da bilinen BT Kulesini, ABD merkezli otel sahibi ve işletmecisi MCR Hotels‘e satmak üzere bir anlaşmaya vardıklarını açıkladı. 177 metre yüksekliğindeki yapı, 1964 yılında öncelikle Londra ile ülkenin geri kalanı arasında telekom sinyallerini göndermek için kullanılan mikrodalga antenleri destekleyen bir iletişim kulesi olarak inşa edildi.

BT yaptığı açıklamada telekom teknolojisi geliştikçe binanın kullanımının da değiştiğini söyledi. Kulede yer alan mikrodalga antenler, ülkenin telekom altyapısının bir parçası olarak artık gerekli olmadıkları için on yıldan uzun bir süre önce kaldırıldı. BT Kulesi aynı zamanda BT Group’un Medya ve Yayın işi kapsamında canlı televizyon yayınları için küresel bir değişim noktası olarak önemli bir yerdi. Şirket, Medya ve Yayın bölümünün hizmetleri bulut tabanlı platformuna taşımaya başladığını ve böylece daha modern tesislere geçişin kolaylaştığını söyledi.

BT, şirket içi uygulama ve hizmetlerin buluta taşınmasına yardımcı olmak ve şirketin dijital dönüşümünü hızlandırmak için 2022 yılında bulut devi AWS ile beş yıllık bir anlaşma imzalamıştı. BT Group’un emlak direktörü Brent Mathews yaptığı açıklamada BT Kulesini önemli bir simge olarak gördüklerini ve şirketin şimdiye dek bu kulenin sahibi olmaktan büyük gurur duyduğunu söyledi.

Mathews sözlerine şöyle devam etti: “Kule, ulusun çağrılarını, mesajlarını ve TV sinyallerini taşımada hayati bir rol oynamıştır, ancak giderek artan bir şekilde içerik iletimi ve iletişim ihtiyaçlarımızı başka yollarla sağlıyoruz. MCR ile yapılan bu anlaşma BT Tower’ın yeni bir amaç edinmesini sağlayacak ve bu ikonik binayı gelecek on yıllar boyunca koruyacak.”

Yüksek yapıdan taşınma hemen gerçekleşmeyecek ve BT Grubu ekipmanlarını binadan kademeli olarak önümüzdeki 6 yıl içinde tamamen çıkartacak. Ödeme planı da buna uygun olarak düzenlendi ve 6 yıla yayılacak. MCR Hotels’in sahibi ve CEO’su Tyler Morse yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bu sevilen binayı korumaktan gurur duyuyoruz ve ikonik bir otel olarak hikayesini anlatacak öneriler geliştirmek için çalışacağız ve kapılarını nesillerin keyif alması için açacağız.”

BT Kulesi aynı zamanda 34. katta binanın tepesine yakın bir yerde bulunan ve müşterilerine İngiltere başkentinin muhteşem panoramik manzarasını sunan döner restoranıyla da ünlü. Bu restoran 1981 yılında kapatıldı, ancak daha sonra birkaç yıl boyunca kurumsal ağırlama etkinlikleri için kullanıldı.

Girişimcilik ve inovasyon etkinliği FİKİRİNO başlıyor!

0

FİKİRİNO, İnovasyon Kulübü tarafından düzenlenen Girişimcilik ve İnovasyon Etkinliği, 23 Şubat Cuma gününden 25 Şubat Pazar gününe kadar sürecek, tüm üniversite öğrencilerinin katılımına açıktır!

Bu heyecan verici etkinlik, yaratıcı fikirlerin gerçeğe dönüşmesini sağlamak ve girişimciliği teşvik etmek amacıyla düzenleniyor. 

23, 24 ve 25 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek.

Birinci Gün: Girişimcilerden ilham veren konuşmalarla başlayacak. Bu konuşmalar, katılımcılara yeni bakış açıları kazandıracak ve yaratıcı düşünceyi destekleyecek. 

Türkiye’nin genç ve dinamik girişimcilerini ağırlayacağımız oturumda;

11.00: Dr. Öğretim Üyesi Üzeyir Pala ” A’dan Z’ye Fikirden Küresel Aktör Olma Yolunda Girişim Yolculuğu ” adlı konuşmasıyla,

12.00: Co Founder Academy Kurucu Ortağı Enes Yiğit, “ Yeniliğin ilk adımı “Aykırılık” ” adlı konuşmasıyla,

14.00: Co Print 3D Yazıcı Teknolojileri kurucu ortağı Fatih Kazım Duymaz, “Sıfırdan 70 Ülkeye Teknoloji Girişimciliği” adlı konuşmasıyla,

15.00: TÜMMİAD Başkanı Bülent Kavaklı,“Hayallerinizi Planlayın,Planlarınızı Hayalleyin” adlı konuşmasıyla

16.00: Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi Kurucu Genel Müdürü İbrahim Elbaşı “Startupsal Meseleler” adlı konuşmasıyla 

bizlere girişimcilik yollarındaki tecrübelerini aktaracak ve yolumuza ışık tutacak, ilham kaynağı olacaklar.

İkinci Gün: Girişimcilik için eğitimler düzenlenecek. Bu eğitimler, katılımcıların iş kurma sürecinde ihtiyaç duyduğu becerileri geliştirmelerine yardımcı olacak. Online olarak gerçekleştireceğimiz sertifikalı eğitimler oturumunda;

10.00: Barış Korkmaz , “Dijital Pazarlama” konusunda,

11.00: Fatoş Kanıtemiz, “Etkili Sunum Teknikleri” konusunda,  

12.15: Kerem Gümüş, “Risk/Stres Yönetimi” konusunda

14.00: Ece Barlas, “Finansal Okuryazarlık” konusunda  

verecekleri eğitimler ile girişimcilik yolunda bakış açımızı genişletmemize fayda sağlayacaklar.

Son olarak da,
15.00: Girişimci Doktor Yavuz Selim Sılay “Bir Fikrim var nereden başlamam lazım?” başlıklı konuşmasıyla, girişimcilik serüveninde başlangıç aşamasında olanlara rehberlik edecek. Bir girişim fikrine sahip olan ancak nasıl başlayacaklarını bilmeyen katılımcılar için adım adım rehberlik sunacak. 

Üçüncü Gün: Fikir Turnuvası gününde ise;

10.00-13.30 aralığında yarışmacı takımlar girişimci mentorlar eşliğinde, fikirlerini geliştirecekler.

Fikir Turnuvası etkinliğinin heyecan dolu anları saat 14.00’te başlayacak. Bu aralıkta, yarışmacı takımlar girişimci jüri üyelerine fikirlerini sunumlarla aktaracaklar ve değerlendirilecekler. Bu önemli aşamada, katılımcılar yaratıcılıklarını, stratejilerini ve işletme potansiyellerini jüri üyelerine açıklayarak, fikirlerini en etkileyici şekilde sunmaya çalışacaklar. Her sunum, titizlikle değerlendirilip, katılımcılara geri bildirimler verilerek, fikirlerin daha da geliştirilmesine katkı sağlanacak. Jüri değerlendirmeleri sonucunda sürpriz ödüller sahiplerini bulacak.

Fikrin İnovasyonla Gerçeğe Dönüşüyor sloganıyla düzenlenen bu etkinlik, farklı bakış açıları kazandırmayı ve yaratıcı düşünceyi desteklemeyi hedefliyor. Yarışmaya katılan herkes kazanacak, ancak ilk üç takıma özel hediyeler verilecek. Ayrıca, fikir turnuvasına katılmayanlar bile ilk gün ve ikinci gün etkinliklerine katılabilirler.

Etkinlik alanında birçok yiyecek içecek sponsoru ve networking alanları bulunacak. Fuaye alanı iç bahçede yer alırken, etkinlik Tarihi Müze Salonu’nda sizlerle olacak. Bu fırsatı kaçırmayın!

Farklı Bak, Farkı Gör, Fark Yarat!

 Başvuru linki:https://linktr.ee/zaiminovasyon

Turkcell, 5.5G testinde 10 Gigabit veri hızına ulaştı!

0

Turkcell, geleceğe yönelik iletişim altyapıları için yeni nesil teknolojilerle ilgili Ar-Ge projelerini sürdürüyor. Kablosuz haberleşme teknolojilerinin standardını belirleyen uluslararası kuruluş 3GPP’nin en yeni sürümü 5.5G (5G Advanced) teknolojisini kullanarak Huawei ile birlikte 5G test laboratuvarında gerçekleştirdiği denemede saniyede 10 Gigabit veri indirme hızını aşan Turkcell, mobil internet teknolojilerinde bir başarıya imza atmış oldu.

Turkcell’den yeni 5.5G hız rekoru!

Dijitalleşmede öncü rolüyle yeni nesil iletişim teknolojilerindeki global son gelişmeleri yakından takip eden Turkcell, test laboratuvarında yürütülen bu başarılı denemeyle 5.5G teknolojisinin sınırlarını test etti. Bu deneme, Türkiye’nin mobil iletişim altyapısında önemli bir dönüm noktası olmanın yanı sıra Turkcell’in müşterilerine güvenilir, daha hızlı ve yüksek performanslı teknolojileri sunma konusundaki taahhüdünü de vurguluyor.

Konuyla ilgili değerlendirme yapan Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, şunları söyledi:

“Turkcell’in bu alandaki testleri, sadece ‘5G Advanced’ olarak da adlandırılan 5.5G teknolojisi bakımından değil, gelecek 6G çağına hazırlık açısından da önem taşıyor. Turkcell’in 5.5G teknolojisi testi, Türkiye’nin dijital dönüşümüne önemli bir katkı sağlarken, Turkcell’in teknolojik liderliği ile gelecek ve inovasyon odaklı yaklaşımını bir kez daha vurguluyor.

Turkcell, müşterilerine sadece bugünün değil aynı zamanda geleceğin teknolojilerini de sunmaya devam ederek Türkiye’nin lider telekomünikasyon operatörü olma misyonunu sürdürüyor. Türkiye’nin dijitalleşmesine ivme kazandırmak için yenilikçi teknolojilere yatırımlarımızı sürdüreceğiz”

Match Group OpenAI ile anlaştı ve bunu ChatGPT duyurdu!

Yeni anlaşma, Tinder, Match, OkCupid, Hinge ve diğerlerinin bulunduğu çöpçatanlık uygulaması devine ait 1.000’den fazla kurumsal lisansı içeriyor.

Şirketin söylediğine göre, yapay zeka teknolojisi, Match Group çalışanlarının işle ilgili görevlerinde onlara yardımcı olmak için kullanılacak ve bu, şirketin 2024’teki 20 milyon dolarlık AI bahsi’nin bir parçası olarak gelecek.

Basın bültenleri doğası gereği şirket haberlerinin coşkulu bir şekilde paylaşılması eğilimindeyken, ChatGPT’nin kaleme aldığı sürüm biraz abartılı (!) olup, ChatGPT’nin “ekoloji adamı olmayı” vaat ettiği gibi şeyler söylüyor…  Hatta ChatGPT’den bir alıntı bile sunuldu: “Match Group benimle eşleştiği için çok heyecanlıyım. Birlikte sadece buzları kırmıyoruz; onu eritiyoruz ve işin yapılma şeklini yeniden şekillendiriyoruz.

Daha önce bu şirket mektuplarının yazılmasında harcanan insan odaklı editoryal çalışmayı özleyeceğimizi kim bilebilirdi?

Haberin kendisi hakkında Match Group, AI teknolojisinin ve özellikle ChatGPT-4’ün iletişimler de dahil olmak üzere; kodlama, tasarım, analiz, şablon oluşturma ve diğer günlük görevlerde yardımcı olmak için kullanılacağını belirtiyor. Şirketin kurumsal verilerini korumak için, yalnızca eğitimli ve lisanslı şirket çalışanlarının OpenAI araçlarına erişim sağlayacağını belirtti.

Bu araçları kullanmadan önce, Match Group çalışanlarının sorumlu kullanım, teknolojinin yetenekleri ve sınırlamalarına odaklanan zorunlu bir eğitimden geçmesi gerekecek. Kullanım, şirketin mevcut gizlilik uygulamaları ve AI prensipleri tarafından da yönlendirilecek. Şirketin anlaşmanın maliyetini veya bu anlaşmanın teknoloji devinin alt satırını nasıl etkileyeceğini paylaşmayı reddettiği, ancak Match’in AI araçlarının takımları daha verimli hale getireceğine inandığı belirtildi.

Şirket yöneticileri, son dönem kazançlarını açıklarken şirketin AI için planlarını dile getirdi ve bu yıl uygulama geliştiricisinin mevcut ürünlerini geliştirmek ve yeni ürünler oluşturmak için AI teknolojisini kullanacağını belirtti.

Şirketin hissedar mektubu, AI’in flört uygulaması deneyiminin çeşitli yönlerini nasıl geliştirebileceğini açıkladı. Örneğin, Match’in AI destekli fotoğraf seçicisi gibi özellikleri test ettiği profil oluşturma sürecine yardımcı olabilir ve biyografi oluşturma için üretken AI’dan faydalanabilir. Şirket, AI’nin ayrıca eşleştirme yeteneklerini ve eşleştirmeden sonra kullanıcıya rehberlik etme yeteneklerini de geliştireceğini belirtti. Bunlar arasında, konuşma başlatıcıları, itişmeler ve buluşma fikirleri sunma gibi alanlar bulunmaktadır.

CEO Bernard Kim, Ocak ayının sonlarında yapılan kazanç telefon görüşmesinde, “AI’in uygulamaların her yönünü etkileyeceğini ve profil kalitesini, keşfedilebilirliği ve eşleştirmeyi iyileştirerek, kullanıcıların bağlantı kurduğu daha güvenli bir ortam yaratmayı öncelikli hale getireceğini” belirtti.

Kim, AI’in şirketin ve işin geleceği için varoluşsal bir öneme sahip olduğuna inandığını vurgulayarak, kullanıcı deneyimlerini önemli ölçüde geliştirerek ürünlerimizi gerçekten daha iyi hale getireceğini ifade etti.

Şirket ayrıca, 2024’te test etmeye başlayacağı bağımsız AI destekli uygulamaları oluşturmak için AI‘i kullanmayı önerdi.

Merkezi bir yenilik ekibi, AI’i Match’in uygulama portföyüne entegre etmek ve yeni fikirleri kuluçkalamakla görevli. Bu çalışmaların bir kısmı, Match’in 2021’de 1.73 milyar dolara satın aldığı Hyperconnect takımı tarafından yürütülmüyor. Ancak, bu yatırımın Tinder kadar büyük veya popüler yeni bir çığır açan uygulamayla henüz sonuçlanmadığı belirtildi.

Match’in portföyündeki daha geniş AI girişimlerinde OpenAI teknolojisinden faydalanıp faydalanmayacağı sorulduğunda, temsilci cevap vermekten kaçındı.

Ancak, şirketin 2024’te 20 milyon ila 30 milyon dolar arasında bir AI yeniliğine yatırım yapacağını söylediği belirtildi.

AWS, Türkiye’deki ilk CloudFront Edge Location’ı kullanıma sundu!

0

Amazon Web Services (AWS), İstanbul, Türkiye’deki ilk Amazon CloudFront Edge Location’ın (uç konum) kullanıma sunulduğunu duyurdu. Yeni Edge Location, AWS küresel ağına güvenli, güvenilir, yüksek performanslı bağlantının yanı sıra Amazon CloudFront, AWS Shield ve AWS Web Uygulaması Güvenlik Duvarı (WAF) gibi AWS servisleri için destek sağlıyor.

AWS CloudFront Edge Location kullanıma sunuldu

Türkiye’deki müşteriler, yeni Edge Location aracılığıyla iletilen verilerin gecikme süresindeki yüzde 30’a kadarlık iyileştirme sayesinde son kullanıcılara daha hızlı ve daha çabuk yanıt veren uygulamalar sağlayabilirler.

AWS, tüm bulut sağlayıcıları arasında en büyük küresel altyapı ayak izine sahip. Amazon CloudFront Edge Location’ın kullanıma sunulması sayesinde Türkiye, 51 ülkedeki 100’den fazla şehirde, 600’den fazla CloudFront varlık noktası (POP) ve 13 bölgesel uç önbelleğinden oluşan ve en yüksek kalitede ağ performansıyla en güvenli, güvenilir ve ölçeklenebilir bulut bilişim ortamını sunmak üzere tasarlanmış ve oluşturulmuş AWS küresel altyapı ağına bağlanmış oldu.

Yeni AWS Edge Location’ı, veri, video, uygulama ve uygulama programlama arayüzlerinin (API’ler) dünyanın dört bir yanındaki kullanıcılara ulaştırılmasını hızlandıran son derece güvenli bir içerik teslim ağı (CDN) olan Amazon CloudFront’un sağladığı tüm avantajları beraberinde getiriyor. Yerel Amazon CloudFront müşterileri, içerikleri Türkiye Edge Location’ında önbelleğe alarak gelişmiş performans, ağ güvenliği ve uygulama düzeyinde korumadan yararlanabilirler.

Amazon CloudFront, trafik şifreleme ve erişim denetimleriyle güvenliği artırıyor. Tüm Amazon CloudFront Edge Location’ları, AWS Shield ile birlikte kullanıldığında uygulama gecikmesini ve kesinti süresini en aza indiren, her zaman açık bir ağ akışı izleme ve satır içi saldırı azaltma hizmeti sayesinde altyapı düzeyinde dağıtılmış hizmet reddi (DDoS) tehditlerine karşı korunuyor.

Müşteriler, kullanıma hazır AWS Web Uygulaması Güvenlik Duvarı (WAF) korumasıyla yaygın güvenlik açıklarına ve bot saldırılarına karşı koruma sağlamak için güvenlik kuralları oluşturup yapılandırabiliyorlar.

Amazon CloudFront, uygulama kaynağı olarak Amazon Simple Storage Service (Amazon S3), Elastic Load Balancing ve Amazon Elastic Compute Cloud (Amazon EC2) gibi AWS servisleriyle entegre oluyor. Ayrıca, Lambda@Edge ile özelleştirme için sunucusuz kodun son kullanıcılara yakın çalıştırılması desteği de sağlanıyor.

AWS Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın konuyla ilgili şunları söyledi:

“Türkiye’deki varlığımızı genişletmeye devam etmekten ve müşterilerimize daha gelişmiş bulut teknolojileri sunmaktan heyecan duyuyoruz. Amazon CloudFront ile startup’lardan ticari kuruluşlara ve kamu sektörü kuruluşlarına kadar geniş bir yelpazedeki tüm müşterilerimiz daha hızlı içerik teslimi ve gelişmiş güvenlikten faydalanıyor.

Lansmanını Ocak ayında yaptığımız AWS Outposts’un Türkiye’de kullanıma sunulmasının ardından şimdi CloudFront’un Türkiye’deki yeni Edge Location’ınını duyuruyoruz. Bu iki yenilik, müşterilerimizin artan ihtiyaçlarını karşılama ve yerel işletmelerin büyümesine ve Türkiye’deki ekonomik üretkenliğin artmasına yardımcı olma konusundaki kararlılığımızı vurguluyor. Kuruluşları, bulut benimsemelerini hızlandırırken yeni Edge Location altyapımızla daha fazla desteklemek için sabırsızlanıyoruz.”

Türkiye’de yerel AWS altyapısının kullanıma sunulması, eğitim, medya ve eğlence, sağlık, finansal hizmetler ve e-ticaret gibi çeşitli sektörlerdeki kuruluşların daha hızlı inovasyon yapmasına yardımcı olacak.

BluTV, Türkiye’de önde gelen bir abonelik tabanlı isteğe bağlı video hizmeti. BluTV’nin Headend Yöneticisi Asım Yılmaz şunları söyledi:

“Amazon CloudFront, uygulamalarımızı çalıştırmak için hızlı, güvenli ve kolay yönetilebilir bir hizmet. Amazon CloudFront’un ölçeklenebilirliği, trafik yoğunluğumuzun tutarsız olduğu durumlarda en yüksek üretkenlik düzeyine ulaşabilmemiz için avantaj sağlıyor. CloudFront’un esnekliği, CDN altyapımızın en üst düzeyde performans göstermesini sağlıyor ve BluTV kullanıcıları için kesintisiz ve yüksek kaliteli deneyimler sunmamıza olanak tanıyor”

Doping Hafıza, milyonlarca Türk ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisine video tabanlı öğrenme ortamları sağlayan bir eğitim teknolojileri şirketi. Doping Hafıza CEO’su Mert Kalkavan şunları söyledi:

“Dünyanın en büyük öğrenme platformlarından biri olan Doping Hafıza’nın aylık toplam yayını 200 yılı aşkın eğitim içeriğinden oluşuyor. Eğitici oyun uygulamamız Dopiverse, dünyanın dört bir yanından çocukları gerçek zamanlı etkileşimlerle eğitici faaliyetlere katılmak üzere bir araya getiriyor.

Öğrenme deneyimlerini yeni pazarlara taşıyabilmek için küresel ölçeklenebilirliği nedeniyle Amazon CloudFront’u tercih ettik. Türkiye’deki yeni Edge Location, bulutun hızı, maliyet uygunluğu ve ölçeklenebilirliği ile 81 ildeki müşterilerimize daha kaliteli hizmetler sunmamıza yardımcı olacak”

Yeni Amazon CloudFront Edge Location, AWS’in Türkiye’de devam eden yatırımlarının en sonuncusu. AWS, Aralık 2015’te Türkiye’de yerel ofisini açtığından bu yana ülkedeki her ölçekten işletmeyi Bulut’a geçişlerinde desteklemeye devam ediyor.

Müşteri temsilcileri, çözüm mimarları, çözüm ortağı yöneticileri ve destek personelinden oluşan bir ekiple çalışıyor. Ocak 2024’te AWS, AWS altyapısını, AWS servislerini, API’lerini ve araçlarını neredeyse tüm veri merkezlerine, ortak yerleşim alanlarına ve kurum içi tesislere genişleten ve böylece ülkedeki müşterilere ve çözüm ortaklarına gerçekten tutarlı bir hibrit deneyim sunan AWS Outposts’un Türkiye’deki veri merkezlerine ve kurum içi konumlara gönderilip kurulabildiğini duyurdu.

Modern çalışma alanlarının yeni nesil dönüştürücüsü: Nurus Calma X

0

Sektördeki 97 yıllık deneyimiyle, pek çok yenilikçi ve inovatif tasarıma imza atarak öncülüğünü koruyan Nurus; kullanıcılarının üretkenliğine katkıda bulunan yaratıcı çözümler üretmeye devam ediyor. Kalabalık ofis ortamlarında ve halka açık alanlarda, dış seslerden ve uyaranlardan arındırılmış konforlu bir ortam yaratan Calma X; modern çalışma hayatında en büyük ihtiyaç haline gelen sakin ve izole ortamı sağlıyor.

Sektörde geride bıraktığı 97 yıl boyunca öncü kimliğiyle hareket eden ve kendini sürekli yenileyen Nurus, teknoloji ve tasarımın bir araya geldiği ürünlerinde çağın ihtiyaçlarına verimli çözümler sunuyor. 

Özellikle teknolojinin sürekli gelişmesiyle değişen ofis anlayışı ve çalışma biçimleri üzerinde duran ve inovatif çözümler getiren Nurus, kalabalık ortamlarda kontrollü ve izole bir ortam yaratan Calma X’le gizlilik ve verimli çalışmaya büyük katkı sağlıyor. 

Mekanın sunduğundan fazlasını isteyenlere…

İç tasarımı, mekanın imkanlarıyla sınırlandıran anlayışı reddeden bir bakış açısının ürünü olan Calma X; hem bireysel hem de ekip çalışmaları için sessiz ve konforlu bir alan sunuyor ve yüksek sesli çalışma alanlarında, özel toplantılar için gürültüden arındırılmış bir ortam yaratıyor.

Özellikle ofis metrekare fiyatlarının yüksek olduğu bölgelerde ve daha fazla sayıda odaya sahip olmayan küçük ofislerde ayrı bir mobil bir çalışma alanı yaratarak avantaj sağlayan Calma X; sadece yenilikçi ve inovatif bir çalışma ortamı değil aynı zamanda ekonomik bir alternatif de yaratıyor.

Ses yalıtımının yanı sıra hava akışı, yüksek akustik ve aydınlatma kalitesi de sunan Calma X’in üretiminde insan sağlığına zararlı, kimyasal salınıma sebep olacak hiçbir malzeme kullanılmıyor. Ayrıca yüksek teknoloji havalandırma sistemi, Calma X’in içerisinde sürekli temiz hava sirkülasyonu olmasını ve havanın dengeli bir şekilde dağılmasını sağlayarak, podun her köşesine eşit miktarda temiz hava gönderiyor. Bu da sıcaklık ve nem dengesini optimal seviyede tutarak, içerideki kişilere konforlu bir deneyim sunuyor.

Çevreye duyarlı MDF toz boya

Nurus’un, çevreye karşı olan duyarlılığının önemli adımlarından biri olan MDF toz boya teknolojisiyle üretilen Calma X; böylelikle sadece inovatif ve dönüştürücü bir ürün değil, sürdürülebilir ve çevre dostu bir yaşam tarzını destekleyen önemli bir yenilik olarak öne çıkıyor.

Uçucu organik bileşikler (VOC) içermeyen MDF toz boya, atmosfere zararlı gazların salınımını minimize ediyor ve iç mekan hava kalitesini koruyor. ISO23351 sertifikasına göre sınıf A belgesine sahip olan Calma X ayrıca uluslararası Indoor Air Quality, DSR ve  CE sertifikalarına da sahip.

Her ihtiyaca başka bir Calma

Özellikle küçük ve kalabalık ofis ortamları için, ihtiyaca ve ortamın metrekaresine bağlı olarak, Small, For U, Medium, Large, X Large, XX Large seçenekleri bulunan Calma X; modern çalışma ve yaşam alanlarını bir daha geri dönmemek üzere, kökünden değiştiriyor.

Apple Sports, faaliyette! Skor ve bahis oranları da barındırıyor!

Apple Sports’un lansmanı sırasında, NBA, NHL, NCAA, Premier League ve Apple’ın özel yayın haklarına sahip olduğu futbol ligi MLS gibi birçok ligin yanı sıra Bundesliga, LaLiga, Liga MX, Ligue 1 ve Serie A gibi ligler de destekleniyor.

Ayrıca, ilerleyen zamanlarda MLB, NFL, NCAAF, NWSL ve WNBA gibi liglerin de uygulamaya ekleneceği belirtiliyor.

Apple Sports’un lansmanı, Apple’ın canlı spor etkinliklerine katılımını artırma stratejisinin bir parçası olarak gerçekleşti. Şirket, geçtiğimiz yıl futbol yayın hizmeti olan MLS Season Pass’i başlattı ve 2022’den beri Friday Night Baseball’u yayınlıyor. Uygulama, kullanıcıların doğrudan spor yayın hizmetlerine bağlanarak Apple TV Plus veya desteklenen diğer yayın hizmetlerine kolaylıkla erişmesine olanak tanıyor.

Ancak, Apple Sports uygulaması bahisleri desteklemiyor. Apple, kullanıcıların istedikleri takdirde bahis oranlarını devre dışı bırakabileceklerini belirtiyor. Bu sayede, uygulamayı sadece spor içeriğini takip etmek isteyen kullanıcılar da rahatlıkla kullanabilirler.

Genel olarak, Apple Sports uygulaması, spor tutkunlarının favori liglerini ve takımlarını takip etmeleri için kapsamlı bir platform sunuyor. Bahis seçenekleri sunmamasına rağmen, skorlar, istatistikler ve diğer spor bilgileriyle donatılmış bir kullanıcı deneyimi sunarak sporseverlerin ilgisini çekiyor.

Uygulama, Apple’ın canlı spor yayınlarına olan ilgisini ve spor deneyimini artırmaya yönelik çabalarını yansıtıyor. Ayrıca buradan elde edilen tecrübe ve başarılar gelecekte bu yönde yapılacak yeni yatırımlara zemin hazırlayabilir. Yakın gelecekte neler olacağı hakkındaki bilgiler şimdilik sınırlı.

Reddit içeriklerini yapay zekâ firmasına satacak!

Henüz doğrulanmamış olmakla birlikte söz konusu anlaşma, Reddit’in yaklaşan halka arzına olan ilgiyi artırmaya çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Reddit’in bu yılın başlarında muhtemel yatırımcılara 60 milyon dolarlık anlaşmadan bahsettiği ve yöneticilerinin gelecekte yapay zekâ model eğitimi için bu tür bir içerik paylaşımı anlaşmasını tekrarlayabileceği belirtiliyor. Redditt henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmasa da sitenin kullanıcıları 60 milyon dolarlık anlaşma söylentisi hakkında pek çok yorum yazıyorlar. Yorumlar Redditt’in anlaşma için düşük bir ücret talep etmesinden, “karanlık korku sanat eserleri” için on milyonlarca dolar ödemenin çok fazla olduğuna dek geniş bir skalada dağılıyor.

Daha alaycı bazı kullanıcılar ise Reddit’in API erişimi için ücret alma planını hatırlattı. Bu girişim sınırlı bir kullanıcı isyanına ve bazı forumların özelleşmesine veya kapanmasına yol açmıştı. Reddit gönderilerinin ve/veya gönderilen bağlantıların geçmişte OpenAI’nin GPT-2’si de dahil olmak üzere sinir ağlarını eğitmek için kullanıldığı biliniyor. Ancak şimdi çok daha geniş kapsamlı bir anlaşma yapıldığı ileri sürülmekte.

Öte yandan Reddit, kullanıcı tarafından oluşturulan içerikleri eğitim verisi olarak yapay zekâ oyuncularına sunan ilk kuruluş olmayacak.  OpenAI, bir yandan süper modeller ailesini eğitirken kitapların ve yayınlanmış gazeteciliğin kullanılmasına ilişkin telif hakkı ihlali iddialarıyla mücadele ederken, bir yandan da Associated Press ve Axel Springer ile lisans anlaşmaları imzaladı ve CNN, Fox ve Time ile bu medya kuruluşlarının makalelerini eğitim için kullanmak üzere görüşmelerde bulunduğu bildiriliyor.

Bu durum, üretken yapay zekâ araçları için bir yandan daha çok veri ve daha çok bilgi anlamına gelse de çokça eleştiri almaya devam ediyor. Analistler, Wikipedia gibi kaynak ve referans belirtilen mecraların bile güvenilirliğinin tartışmalı olduğu bir ortamda, sadece kullanıcı bilgileri ile oluşturulan ve kaynakça veya referans belirtilmeyen forumların yapay zekâ araçlarını kısa sürede çöplüğe dönüştürebileceği uyarısını yapıyorlar.

Bununla birlikte, üretken yapay zekâ araçlarının daha insansı bir yanıt mekanizması ve dil oluşturabilmesi için forum ve sözlük sitelerinden yararlanmasını olumlu karşılayanlar da mevcut. Bu tip verilerin, cevap oluşturmada değilse de cevap dili ve üslubu oluşturmada yardımcı olabileceği söyleniyor.

Samsung ilk gerçek 2nm çip siparişi alan şirket oldu!

0

Yarı iletken endüstrisinin iki büyük oyuncusu olan Samsung ve TSMC, 2nm yonga geliştirme yarışında üstünlük için mücadele ediyor. Qualcomm, Snapdragon 8 Gen 5 için Samsung ve TSMC’den 2nm örnekleri talep ederken, Samsung Japon bir girişim olan Preferred Networks’ten (PFN) prototip değil gerçek siparişler aldı. PFN’nin 2nm teknolojisi için TSMC yerine Samsung ile ortaklık kurma kararı, her iki kuruluş için de yeni olasılıkların önünü açıyor.

2014 yılında bir startup olarak kurulan ve Toyota’dan yatırım aldıktan sonra hızla gelişen PFN, IoT uygulamaları için derin öğrenme alanındaki uzmanlığı ile öne çıkıyor. 2015 yılında Nvidia ile, 2017 yılında Intel ve Microsoft ile stratejik ortaklıklar geliştiren PFN, süper bilgisayar alanının yanı sıra robotik ve bilgisayarlı kimya uygulamaları sahasında dikkat çeken yeniliklere imza atıyor. Firmanın dinamik yapısının yanı sıra derin öğrenme alanında kısa süre içinde edindiği uzmanlık onu Samsung için değerli bir ortak olarak konumlandırıyor. Özel yazılım geliştirme ve süper bilgisayar tedarik etme konusundaki kaynakları ve bilgisiyle PFN, Japonya’nın en gelişmiş firmalarından biri olarak öne çıkıyor.

Samsung TSMC’nin hakimiyet kurmasını engellemeye çalışıyor

PFN ile ortaklık, Güney Koreli çip devinin 2nm çip siparişleri için daha büyük teknoloji şirketleriyle işbirliği yapması için bir köprü görevi görebilir. PFN ile ittifak sadece 2nm süreç düğümlerinin daha da geliştirilmesi için finansman vaat etmekle kalmıyor, aynı zamanda PFN’nin Intel ve NVIDIA gibi mevcut ortaklarıyla gelecekte işbirliği için kapılar açıyor. Samsung’un bu stratejik hamlesi, rekabetçi yarı iletken pazarında kendine yer edinme ve TSMC ile arasındaki farkı kapatma çabalarını yansıtıyor.

Samsung’un PFN’ye 2nm wafer tedariğinde cazip indirimler sunma kararı, yeni nesil düğüm için ilk müşterisini güvence altına alma konusundaki kararlılığını vurguluyor. Samsung, fiyatlandırma stratejilerinden yararlanarak ve stratejik ortaklıklar kurarak TSMC’nin gelişmiş çip üretimindeki hakimiyetine meydan okumayı hedefliyor. Bununla birlikte, Samsung’un 3nm GAA sürecindeki verim sorunlarını çözme kabiliyetine ilişkin belirsizlikler devam ediyor ve bu da uzun vadede rekabet gücünü etkileyebilir.

TSMC en son teknolojisini yüksek fiyatlandırmasıyla bilinirken, Samsung’un potansiyel avantajı 2nm çipleri için rekabetçi fiyatlandırma sunmasında yatıyor. TSMC’nin 2nm çip üretimine 2025’in ikinci yarısında başlaması planlanıyor ve bu çipleri ilk olarak entegre edecek firma olarak Apple öne çıkıyor. Yarı iletken dünyası gelişmeye devam ederken, Samsung’un PFN ile yaptığı işbirliği, rekabetin yoğun olduğu yarı iletken endüstrisinde yenilik yapma ve pazar payı elde etme konusundaki kararlılığının altını çiziyor. Güney Koreli firmanın teknoloji devleriyle ortaklığı ve genel olarak 2nm sürecinin gelişimi hakkında daha fazla ayrıntı zaman geçtikçe ortaya çıkacaktır.

Google DeepMind, üretken yapay zeka güvenliğine odaklanan yeni bir ekip kurdu!

Bunun Google için kötü bir görünüm olduğunu söylemeye gerek bile yok. Bu durum, GenAI araçlarının dezenformasyon ve genel olarak yanıltma amacıyla kullanılmasının kolaylığından duydukları hoşnutsuzluğun sinyalini veren politika yapıcıların da öfkesini kışkırtıyor.

Buna yanıt olarak, geçen mali çeyreğe göre binlerce iş hafifleyen Google, yatırımlarını yapay zeka güvenliğine yönlendiriyor. En azından resmi hikaye bu.

Bu sabah Google DeepMind, genişletilmiş bir AI Güvenliği ve Hizalaması organizasyonunun oluşturulduğunu duyurdu.

DeepMind’ın sitesindeki iş listelerinin ötesinde Google, yeni organizasyonun kurulması sonucunda kaç kişinin işe alınacağını söylemedi. Ancak AI Güvenlik ve Hizalamanın, yapay genel zeka (AGI) veya bir insanın yapabileceği herhangi bir görevi yerine getirebilecek varsayımsal sistemler etrafında güvenliğe odaklanan yeni bir ekibi içereceğini ortaya çıkardı.

OpenAI’in geçen Temmuz ayında kurduğu Superalignment bölümüyle benzer bir misyona sahip olan, AI Safety and Alignment içindeki yeni ekip; aynı zamanda, henüz gerçekleştirilmemiş süper zeki AI’in kontrolüne yönelik teknik zorlukların çözümlerini araştıran ve DeepMind’ın mevcut AI güvenliği odaklı araştırma ekibi olan Scalable Alignment ile birlikte çalışacak.

Neden iki grup aynı problem üzerinde çalışıyor? Geçerli bir soru ve Google’ın bu noktada çok fazla ayrıntı açıklama konusundaki isteksizliği göz önüne alındığında spekülasyon gerektiren bir soru. Ancak şirketin AI rakiplerine ayak uydurmak için agresif bir şekilde hareket ettiği ve bir yandan sorumlu bir proje oluşturmaya çalıştığı bir zamanda, yeni ekibin – Yapay Zeka Güvenliği ve Hizalama ekibinin – göletin karşısı yerine eyalet tarafında, Google Genel Merkezi’nin yakınında olması dikkate değer görünüyor. Yapay zekaya ölçülü bir yaklaşım.

AI Güvenlik ve Hizalama kuruluşunun diğer ekipleri, somut koruma önlemlerinin geliştirilmesinden ve Google’ın mevcut ve geliştirilmekte olan Gemini modellerine dahil edilmesinden sorumlu. Güvenlik geniş bir kapsama alanı. Ancak örgütün yakın vadedeki odak noktalarından bazıları kötü tıbbi tavsiyelerin önlenmesi, çocukların güvenliğinin sağlanması ve “önyargıların ve diğer adaletsizliklerin artmasının önlenmesi” olacak.

Eskiden Waymo kadrolu araştırma bilimcisi ve UC Berkeley bilgisayar bilimi profesörü olan Anca Dragan ekibe liderlik edecek.

Dragan, konu üzerine şunları söyledi: “(Yapay Zeka Güvenliği ve Hizalama organizasyonundaki) çalışmalarımız, modellerin insan tercihlerini ve değerlerini daha iyi ve daha sağlam bir şekilde anlamalarını sağlamayı amaçlıyor.

Dragan’ın AI güvenlik sistemleri konusunda Waymo ile yaptığı danışmanlık çalışması, Google otonom otomobil girişiminin son dönemdeki zorlu sürüş sicili göz önüne alındığında, şüphe uyandırabilir.

İnsan-yapay zeka ve insan-robot etkileşimi algoritmalarına odaklanan bir laboratuvarın başkanlığını yaptığı DeepMind ve UC Berkeley arasında zaman ayırma kararı da aynı şekilde olabilir. Yapay Zeka güvenliği gibi ciddi sorunların ve Yapay Zekanın “terörizme yardım etme” ve “toplumu istikrarsızlaştırma” konusunda önlenmesi de dahil olmak üzere Yapay Zeka Güvenliği ve Hizalama kuruluşunun incelemeyi planladığı uzun vadeli risklerin bir yöneticinin tam zamanlı dikkatini gerektirdiği varsayılabilir.

Ancak Dragan, UC Berkeley laboratuvarının ve DeepMind’ın araştırmalarının birbiriyle ilişkili ve tamamlayıcı olduğu konusunda ısrar ediyor.

Dragan’ın işinin biçilmiş kaftan olduğunu söylemek yetersiz kalır.

GenAI araçlarına yönelik şüphecilik tüm zamanların en yüksek seviyesinde; özellikle de deepfake ve yanlış bilgilendirme söz konusu olduğunda. YouGov tarafından yapılan bir ankette Amerikalıların %85’i, yanıltıcı video ve ses sahtelerinin yayılmasından çok veya biraz endişe duyduklarını söyledi. Associated Press-NORC Halkla İlişkiler Araştırma Merkezi tarafından yapılan ayrı bir anket, yetişkinlerin yaklaşık %60’ının yapay zeka araçlarının 2024 ABD seçim döngüsü sırasında yanlış ve yanıltıcı bilgi hacmini artıracağını düşündüğünü ortaya çıkardı.

Google ve rakiplerinin GenAI yenilikleriyle cezbetmeyi umduğu büyük balık olan şirketler de teknolojinin eksiklikleri ve bunların sonuçları konusunda temkinli davranıyor.

Intel’in yan kuruluşu Cnvrg.io yakın zamanda GenAI uygulamalarını pilot uygulama veya dağıtma sürecinde olan şirketler arasında bir anket gerçekleştirdi. Ankete katılanların yaklaşık dörtte birinin GenAI uyumluluğu ve gizliliği, güvenilirliği, yüksek uygulama maliyeti ve araçları sonuna kadar kullanmak için gereken teknik becerilerin eksikliği konusunda çekinceleri olduğu ortaya çıktı.

Risk yönetimi yazılımı sağlayıcısı Riskonnect’in yaptığı ayrı bir ankette yöneticilerin yarısından fazlası, çalışanların GenAI uygulamalarından gelen yanlış bilgilere dayanarak kararlar vermesinden endişe duyduklarını söyledi.

30 dakikada oyun yaptı, 11 milyon TL kazandı!

0

Oyun geliştirme pahalı ve zaman alan bir iştir. Şu anda Ubisoft’un gişe rekorları kıran Assassin’s Creed serisinin bir sonraki oyunu üzerinde dünya çapında 18 stüdyoda 2.000 kişi çalışıyor ve bu proje 2 ila 3 yıl sürecek. Bu insanlardan herhangi birinin geçen yıl, kendi kendini yetiştirmiş bir programcının iki yatak odalı bir dairede pijamalarıyla otururken yaptığı bir dizi oyundan yaklaşık 280.000 sterlin (yaklaşık 11 milyon TL) para kazandığını öğrendiğinde neler hissedebileceğini bir düşünün. Üstelik bir de her oyun sadece 30 dakikada geliştirildiyse…

TJ Gardner, PlayStation Store’dan tanesi 75 TL’ye indirilebilen (hatta indirimli olarak 45 TL) “Stroke” video oyunlarının yaratıcısı. Her biri farklı bir hayvanı (kediler, köpekler ve hamsterların yanı sıra yılanlar ve balıklar gibi daha az sevimli yaratıklar) içeriyor ve hepsi aynı planı takip ediyor. Gardner, “Dürüst olacağım, ilk oyunu geliştirmek muhtemelen yedi ya da sekiz saat sürdü,” diyor. “Ama sonrakiler – örneğin Stroke the Beaver – yaklaşık yarım saat sürdü.”

Oyuna başladığınızda, düz mavi bir arka plan üzerinde hayvanın bir görüntüsü beliriyor. Ekranın sol üst köşesinde “Okşayış 0” yazısı yer alıyor. Seçtiğiniz hayvanı nazikçe okşamak için X tuşuna basarsınız. Hayvan kısa bir süre yanıp söner. Köşedeki sayı 1 artar. 25 okşama işleminden sonra bronz bir kupa ile ödüllendirilirsiniz. İki bin okşama sayısına ulaşana kadar devam ederseniz platin ödül alırsınız. Oyun bu kadar. Animasyon yok; ses efekti yok. Sadece Wikipedia’dan Creative Commons lisansı altında bir hayvan resmi ve arka planda durmadan dönen bazı lo-fi akustik ritimler mevcut. Koşmak yok, zıplamak yok, silah yok, kötü adamlar yok, özel hareketler, güçlendirmeler ya da bulmacalar yok.

Bu tip oyunlar aslında birer video oyunu bile sayılabilir mi?

Okşama merkezli bu oyunları geliştiren TJ Gardner bu tip oyunların bir video oyun sayılıp sayılmayacağı konusunda oldukça net konuşuyor. Gardner, “Bu ‘oyun’u nasıl tanımladığınıza bağlı” diyor ve ekliyor: “Etkileşim var – kabul ediyorum, bu etkileşim çok sınırlı, ama var ve bir amaç var… Zor olmadığını, karmaşık olmadığını memnuniyetle kabul edeceğim, ama yine de bu bir video oyunu.”

Gardner’ın verdiği rakamlara bakılırsa, belki de bunun bir önemi yoktur. Eylül 2022’de piyasaya sürüldüğünden bu yana Stroke oyunları 120.000’den fazla kez indirildi ve 275.000 sterlinden (yaklaşık 11 milyon TL) fazla satış geliri elde etti. Sony, oyunu PlayStation Store’da barındırdığı için %30 pay alıyor ve Gardner’a vergi öncesi 190.000 sterlinden (yaklaşık 7,5 milyon TL) fazla kâr bırakıyor.

Kimse bu oyunları bağımlılık yaratan oynanışı, sürükleyici hikayesi veya müthiş görselleri için satın almıyor. Peki ama öyleyse bu oyunların cazibesi ne?

Her şey kolay yoldan kupa, kolay yoldan statü elde etmek için

Her şey 2000’li yılların ortalarında, konsol üreticilerinin oyunlardaki ekstra hedefleri tamamlayan oyuncuları sanal ödüllerle ödüllendirmeye başlamasıyla başladı. Bunlara Xbox’ta Achievements, PlayStation’da ise Trophies adı verildi. Zevkten ziyade ödüller için oynayan bir oyuncu topluluğu tarafından kurulan yeni bir alt kültür ortaya çıktı. Bunlar kupa avcıları olarak biliniyor. Özellikle genç nesil oyuncularda “kaç kupanız olduğu” bir statü göstergesine dönüşmüş durumda. Bazıları zafer peşinde koşmak için her yola başvuruyor, en basit oyunları bile hırsla oynamak gibi.

PlayStation Store, bu oyunculara yönelik düzinelerce oyunla doldu: birkaç dolar karşılığında kolay kupalar sunan, düşük maliyetli, gülünecek kadar basit oyunlar. Bakması gereken bir eşi ve yürümeye başlayan bir çocuğu olan Gardner, kısa süre önce çoğunlukla YouTube videolarından ve çevrimiçi eğitimlerden kendi kendine kod yazmayı öğrenmiş ve bu alanda bir fırsat görmüş.

Gardner, o dönemde herkesin PlayStation Store’da bir oyun satmak için başvurabileceğini ve nasıl çalışacağını özetleyen bir tasarım belgesi edinmiş. “Sony’nin arka ucuna bir göz attım ve kalite güvencesinden geçmenin aslında oldukça kolay olduğunu gördüm” diyor. 2022’de ilk oyunu Stroke the Dog, hiçbir sorun yaşamadan Store’a girdi. “Sonra birkaç tane daha denedim, tabii ki biraz farklı hayvanlarla.”

Sony bu gidişe bir son verecek mi?

Stroke the Hamster bu kategoride Gardner için 11.000’den fazla indirmeyle en çok satan oyun oldu. Kediler okşamak için en popüler ikinci hayvan olurken, onu – belki de şaşırtıcı bir şekilde – kaplumbağalar takip ediyor. Peki Gardner’ın büyük eseri Stroke the Beaver’ın arkasındaki ilham kaynağı neydi?

Herkes bu oyunları komik bulmadı. İnternet forumları ganimet avcısı oyunları, bu oyunları yapanları ve PlayStation Store’a girmelerine izin verdiği için Sony’yi kınayan mesajlarla dolu. Gardner eleştirilere cevap vermeye çalışsa da tepkiler devam ediyor ve görünüşe göre Sony bu tepkileri kısmen dinliyor. Kasım 2022’de platform sahibinin, geliştiricilere gönderdiği e-postalarda kupa avcısı oyunları listeden çıkarmak ve yaratıcılarının yayıncı hesaplarını sonlandırmakla tehdit ederek shovelware’e karşı bir baskı başlattığı bildirildi.

Yine de bu tür oyunlarla dolu olan PlayStation Store’da bu politikanın uygulandığına dair bir kanıt görmek zor. Geçtiğimiz Aralık ayında Gardner, 10 yaratık içeren Stroke the Animals’ı yayınladığında Sony buna aldırmamış gibi görünüyordu

Savunma sektörü tedarik zinciri saldırısında Kuzey Kore izleri!

Almanya Federal İstihbarat Teşkilatı (BfV) ve Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi (NIS) yayınladıkları bir duyuruda, Kuzey Kore hükümeti adına küresel savunma sektörünün tedarik zinciri ayağını hedef alan bir siber casusluk operasyonunun devam ettiği uyarısında bulundular.

Saldırılar, ileri askeri teknoloji bilgilerini çalmayı ve Kuzey Kore’nin konvansiyonel silahları modernize etmesine ve yeni askeri yetenekler geliştirmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. Yapılan ortak açıklama  saldırganlar tarafından kullanılan taktik, teknik ve prosedürleri (TTP’ler) sağlamak için biri Lazarus grubu olmak üzere Kuzey Koreli aktörlere atfedilen iki vakayı vurguluyor.

Tedarik zinciri saldırısı örneği

Ortak açıklamada örneklenen ilk vaka 2022 yılının sonunda meydana gelen ve “Kuzey Koreli bir siber aktörün denizcilik ve gemicilik teknolojileri araştırma merkezinin sistemlerine izinsiz girdiği” ve hedef kuruluşun web sunucusu bakım operasyonlarını yöneten firmayı tehlikeye atarak “bir tedarik zinciri saldırısı gerçekleştirdiği” bir olaya atıfta bulunuyor.

Saldırgan, tedarik zincirine yönelik saldırıda SSH kimlik bilgilerini çalmayı, meşru araçları kötüye kullanmayı, ağ üzerinde yanlara doğru hareket etmeyi ve altyapıda gizli kalmaya çalışmayı içeren bir saldırı zincirini takip etti. Kuzey Koreli tehdit aktörü, önce BT hizmetleri sağlayıcısını tehlikeye atarak, iyi bir güvenlik duruşu sergileyen bir kuruluşa sızmayı başardı ve ikisi arasındaki ilişkiden yararlanarak küçük, dikkatli adımlarla gizli saldırılar gerçekleştirdi.

Bülten, bu saldırılara karşı BT hizmet sağlayıcılarının uzaktan bakım için gerekli sistemlere erişimini sınırlamak, yetkisiz erişim olaylarını tespit etmek için erişim günlüklerini yakından izlemek, tüm hesaplarda çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanmak ve yama yönetim sistemi (PMS) için sıkı kullanıcı kimlik doğrulama politikaları benimsemek gibi çeşitli güvenlik önlemleri önermektedir.

Saldırının sosyal mühendislik ayağı

İkinci örnek, Kuzey Koreli aktörlerin kripto para firmaları ve yazılım geliştiricilerinin çalışanlarına karşı kullandığı bilinen bir taktik olan Lazarus grubunun “Operation Dream Job” taktiğinin savunma sektöründe tedarik zinciri ağına karşı da kullanıldığını gösteriyor.

ESET, Eylül 2023’te Lazarus’un İspanya’daki bir havacılık şirketinin çalışanını hedef alarak sistemlere ‘LightlessCan’ arka kapısını bulaştırdığı benzer bir olayın altını çizdi. Güvenlik bülteninde, Lazarus’un mevcut bir kişinin sahte veya çalıntı kişisel verilerini kullanarak çevrimiçi bir iş portalında bir hesap oluşturduğu ve kampanyadaki sosyal mühendislik hedefleri için doğru kişilerle ağ kurması için zaman içinde küratörlüğünü yaptığı bir vakaya dikkat çekiliyor.

Ardından, tehdit aktörü bu hesabı kullanarak savunma kuruluşlarında çalışan kişilere yaklaşır ve İngilizce bir sohbet başlatmak için onlarla bağlantı kurar, birkaç gün, hafta veya hatta ay boyunca yavaş yavaş bir bağlantı kurar. Kurbanın güvenini kazandıktan sonra, tehdit aktörü onlara bir iş teklif eder ve teklifle ilgili ayrıntıları içeren bir belge olarak tanımlanan kötü amaçlı bir PDF dosyasını paylaşabileceği harici bir iletişim kanalı önerir.

Bu dosya genellikle hedefin bilgisayarına kötü amaçlı yazılım bırakan ve Lazarus’un daha sonra şirket ağı içinde hareket etmek için ilk dayanak noktası olarak kullandığı bir ilk aşama başlatıcısıdır. Bazı durumlarda Lazarus, kurbanın işveren ağına erişmek için kullandıkları kötü amaçlı bir VPN istemcisi içeren bir ZIP dosyası gönderir.

Bunlar bilinen taktikler olsa da, kuruluşlar çalışanlarını siber saldırılardaki son trendler hakkında eğitmedikleri sürece başarılı olabilirler. En az ayrıcalık ilkesini benimsemek ve çalışanların erişimini yalnızca ihtiyaç duydukları sistemlerle sınırlandırmak iyi bir güvenlik duruşu için başlangıç olmalıdır.

Yama yönetim sistemi için güçlü kimlik doğrulama mekanizmaları ve prosedürleri eklenmesi ve kullanıcı erişimini içeren denetim günlüklerinin tutulması güvenlik duruşunu iyileştirmelidir. Sosyal mühendislik saldırıları için iki kurum, çalışanların yaygın taktikler konusunda eğitilmesini önermektedir.

Meta Quest 3 mü Vision Pro mu? Hangisini tercih etmeli?

VR gözlüklerin üstünlüğü konusundaki tartışma, sosyal medyada tartışmalara yol açtı; birkaç kullanıcı, Meta gözlüklerin Vision Pro’ya göre daha avantajlı olduğunu ve fiyatının çok altında benzer bir performans sunduğunu savundu.

QUEST 3’ün Vision Pro’yu geride bırakmasının 3 yolu

Apple’ın Vision Pro gözlüklerin piyasadaki en iyilerden biri olduğu inkar edilemez. Apple ürünlerinin hayranı olmasanız bile sizi Apple’a çekebilecek pek çok özelliğe sahip birçok VR gözlükten üstündür. Ancak kararınızı yeniden gözden geçirmenize neden olabilecek bazı eksiklikleri de var. Neyse ki Meta Quest 3, Apple Vision Pro’nun yetersiz kaldığı durumlarda devreye giriyor gibi görünüyor.

Oyuncular için Meta Quest 3 vs Vsion ProGörev 3 Vizyon Pro

VR oyunlarına gelince, net bir ayrım var. Meta, birkaç yıldır sürekli olarak en çok satan VR başlıklarını üretiyor ve öncelikli olarak oyunlara odaklanıyor. Şirket, VR endüstrisine önemli yatırımlar yaparak geliştiricileri başlangıçta daha küçük bir kullanıcı tabanına rağmen Quest platformu için oyunlar oluşturmaya teşvik etti.

Quest gözlüklerin dikkate değer bir avantajı geriye dönük uyumluluk. Bu, Quest 3’ün, Quest 2 ve orijinal Quest için tasarlanan oyunları çalıştırabileceği ve 2019’a kadar uzanan büyüyen bir oyun kitaplığına erişim sağlayabileceği anlamına geliyor. Yüzlerce VR’a özgü oyun mevcut olduğundan, kullanıcılar sürükleyici bir deneyim yelpazesinde çok çeşitli deneyimlerin keyfini çıkarabilirler.

Buna karşılık, Vision Pro sınırlı sayıda VR oyununa sahip. Vision Pro sahipleri iPad oyunlarını geniş düz pencerelerde oynayabilir ve Apple Arcade kapsamlı bir etkileşimli içerik kitaplığı sunarken, Meta’s Quest serisinin sunduğu VR oyun deneyiminin çeşitliliği ve derinliğiyle eşleşmeyebilir. Bu, belirli eylem ve hareketlerdeki sınırlamalar nedeniyle oynanışı etkiler.

Vision Pro’nun uzamsal oyunları, mevcut birçok VR oyununun Apple’ın gözlüğüne taşınmasında zorluk yaratabilecek sınırlamalarla karşı karşıya. Özellikle, kontrol çubuklarına sahip özel bir VR denetleyicisi olmadan nişan alma, tetiği çekme ve fiziksel duvarların ötesinde gezinme gibi görevlerle ilgili sorunlar ortaya çıkıyor.

Büyük bir oyun stüdyosunun, Vision Pro için ilgi çekici bir uzaysal oyunu tamamlayacak ve bu sınırlamalara hitap edecek bir VR kontrol cihazı geliştirebileceği bekleniyor. Ancak bu çözümün gerçekleşmesi birkaç ayı bulabilir.

Vision Pro, etkileyici işlem gücü ve grafik kalitesiyle övünse de, yukarıda belirtilen çözülmemiş zorluklar nedeniyle işlevsellik açısından şu anda Quest 3’ün gerisinde kalıyor.

Meta Quest 3 ile Vision Pro ekran ve optik karşılaştırmasıGörev 3 Vizyon Pro

Apple, iPhone’un pil kapasitesini sağlamak yerine beklenen çalışma süresini sunmak gibi, açıkladığı özellikler konusunda seçici olma eğilimindedir. Her ne kadar memnun oldukları sürece bu durum pek çok kullanıcıyı ilgilendirmiyor olsa da bu tür detaylara ulaşmak karşılaştırma açısından faydalı olacaktır.

Vision Pro ile ilgili olarak bazı kullanıcılar, beklenenden küçük Görüş Alanı (FoV) ile ilgili endişelerini dile getirdi. FoV, görüşünüzün ne kadarının VR gözlüğünün ekranı tarafından doldurulduğunu ve içeriden herhangi bir karanlık kenarın görünüp görünmediğini ölçer. İnsanların yatay olarak ortalama 200 derecenin üzerinde geniş bir görme aralığı vardır; merkezi 100 ila 120 derece derinlik algısı için çok önemlidir. Geniş görüş alanına sahip bir VR gözlük, sanal dünyaya kapılma hissini artırır.

Quest 3, Vision Pro’dan daha iyi bir görüş alanına sahip

Quest 3, ekran kenarlarının görünürlüğünü en aza indiren 110 derecelik yatay görüş açısına sahiptir. Buna karşılık, YouTube’daki Marques Brownlee gibi bazı incelemeciler Vision Pro’daki ekranın çevresinde siyah bir çerçeveye dikkat çekti. Bu herkes için bir sorun olmasa da Meta’nın Quest 3’ünün daha iyi bir FoV sunduğu konusunda genel bir fikir birliği var.

Vision Pro, Quest 3’ün iki katından fazla çözünürlüğüyle merkezi netlikte öne çıkıyor. Bu daha yüksek çözünürlük, küçük yazıları okumak veya hareketsiz görüntüleri ayrıntılı olarak incelemek gibi görevler için faydalı olduğunu kanıtlıyor. Geliştirilmiş çözünürlük, Vision Pro’nun öne çıkan bir özelliğidir ve daha yüksek fiyat noktasına katkıda bulunur.

Vision Pro, Quest 3’teki LCD panellere kıyasla daha geniş bir dinamik aralık sunan mikro OLED ekranları kullanıyor. Ancak OLED teknolojisiyle ilgili bazı ödünler var. Hareket olduğunda, bazı deneyimli VR kullanıcıları Vision Pro’nun ekranında gözle görülür bir kalıcılık gözlemledi ve bu da bir miktar hareket bulanıklığına neden oldu.

Vision Pro olağanüstü görüntü kalitesi sunarken, Meta’s Quest 3’ün kazanan olarak ortaya çıktığı belirli alanlar da var.

Meta Quest 3 ve Vision Pro fiyatlandırmasıGörev 3 Vizyon Pro

Değer aslında özneldir, ancak çoğu kişi Meta Quest 3’ün bu kategoride önemli bir avantaja sahip olduğu konusunda hemfikirdir. Pek çok kişi tarafından, özellikle uygun fiyatı ve dünyanın önde gelen VR üreticisi tarafından üretilmesinin itibarı göz önüne alındığında, şimdiye kadar yapılmış en iyi VR gözlüğü olarak kabul ediliyor.

Vision Pro, bütçeniz üzerinde önemli bir etki yaratan 3.500 $’lık yüksek bir fiyat etiketiyle birlikte geliyor. Buna karşılık Quest 3, 500 dolarlık fiyat noktasıyla daha geniş erişilebilirlik için tasarlandı. Quest 3’ün uygun fiyatlılığı, Meta’nın bu cihazda çok az kar marjına sahip olabileceğini veya hiç kar marjı olmayacağını gösteriyor.

Maliyet faktörünün ötesinde Quest 3, Vision Pro’ya atananlara benzer birçok görevi yerine getirme konusunda çok yönlü olduğunu kanıtlıyor. İster birden fazla tarayıcı penceresini görüntülemek ister yemek pişirirken video izlemek isteyin, her iki VR gözlük da bu tür yetenekler sunuyor.

Tarama veya yazdırma gibi görevler için Mac’inize bağlanmak söz konusu olduğunda hem Vision Pro hem de Quest 3 çözümler sunar. Apple, Vision Pro ile Mac’inize bir pencere sağlarken Meta, Quest 3’e macOS uygulamasını yüklediğinizde Horizon Workrooms aracılığıyla üç adede kadar pencere sunuyor.

Eğlence açısından Vision Pro, bir oyun kumandasıyla 3D filmleri ve 2D Apple Arcade oyunlarını oynatabiliyor. Benzer şekilde Quest 3, 3D filmleri destekliyor ve 2D oyunlar için bir oyun kumandasıyla Xbox Cloud’a bağlanabiliyor.

Ancak önemli fark VR oyunları alanında yatıyor. Quest 3, kapsamlı VR oyunları kütüphanesi ve VR’ye hazır bir oyun bilgisayarına bağlandığında SteamVR ile uyumluluğuyla Vision Pro’yu gölgede bırakıyor. Apple’ın mekansal oyun yelpazesi şu anda sınırlı ve bu alanda Meta’ya yetişmek yıllar alabilir.

Maliyet ne olursa olsun en iyi özelliklere öncelik veriyorsanız Apple Vision Pro tercih edilebilir bir seçim olabilir. Eşsiz göz takibi, el hareketleri, navigasyon ve görüntü kalitesi, VR alanında benzersiz ve yenilikçi bir deneyim sağlar.

Bununla birlikte, halihazırda bir VR gözlüğe sahip olmayanlar ve Vision Pro’nun 3.500 dolarlık başlangıç ​​fiyatını engel olarak görenler için Quest 3 harika bir seçenek. Yalnızca 500 dolarlık fiyat etiketiyle, karma gerçeklik gözlüklerin olanaklarına harika bir giriş sunuyor.

Mevcut Quest 3 sahipleri için Vision Pro’ya yükseltmenin önemli masraflarını haklı çıkarmak zor olabilir. Üstelik Quest 3, fiyatı yalnızca 500$ olup bazı açılardan Vision Pro’dan daha iyi performans göstererek diğer harcamalar için size önemli bir bütçe bırakıyor.

Bununla birlikte, seçim hâlâ son kullanıcıya ve tam olarak aradıkları özelliklere bağlı.

LockBit fidye yazılımı küresel polis operasyonuyla çökertildi!

LockBit’in veri sızıntısı yapan web sitesinde yer alan bir afişe göre, site artık Birleşik Krallık Ulusal Suç Ajansı’nın kontrolü altında. Yayınlanan mesajda şu ifadeler yer alıyor: “Site şu anda kolluk kuvvetlerinin kontrolü altında. Bu site şu anda FBI ve uluslararası kolluk kuvveti Cronos Operasyonu ile yakın işbirliği içinde çalışan Birleşik Krallık Ulusal Suç Ajansı’nın kontrolü altındadır. Lockbit’in hizmetlerinin Uluslararası Kolluk Kuvvetlerinin eylemi sonucunda kesintiye uğradığını teyit edebiliriz – bu devam eden ve gelişen bir operasyondur.”

Lockbit’in sızıntı sitesine artık erişilemezken, çetenin diğer karanlık web sitelerinden bazıları (veri barındırmak ve çeteye özel mesajlar göndermek için kullanılan diğer siteler de dahil olmak üzere) hala açık. Europol haberi doğrularken, Chronos Operasyonunun arkasındaki kolluk kuvvetlerinin yarın ortak bir basın açıklaması yayınlaması bekleniyor. Ünlü fidye yazılım operasyonu, Tox mesajlaşma servisi üzerinden iletişim kuran LockBitSupp olarak bilinen bir tehdit aktörü tarafından yürütülmektedir. Hizmetteki hesap durumu şu anda FBI’ın bir PHP istismarı kullanarak fidye yazılımı operasyonunun sunucularını ihlal ettiğini belirten bir mesaj gösteriyor.

LockBit hizmet olarak fidye yazılımı (RaaS) operasyonu Eylül 2019’da ortaya çıktı ve o zamandan beri dünya çapında çok çeşitli yüksek profilli kuruluşları hedef aldı. Polis ayrıca LockBit’in ortaklık panelini de kapattı ve LockBit kaynak kodu, sohbetler ve kurban bilgilerinin de ele geçirildiğini belirten bir mesaj ekledi. LockBit panelinde görüntülenen mesajda şöyle deniyor:

“Kolluk Kuvvetleri Lockbit platformunun kontrolünü ele geçirdi ve burada tutulan tüm bilgileri elde etti. Bu bilgiler Lockbit grubu ve onların iştirakçisi olan sizinle ilgilidir. Elimizde kaynak kodu, saldırdığınız kurbanların ayrıntıları, gasp edilen para miktarı, çalınan veriler, sohbetler ve çok daha fazlası var. Bu durum için Lockbitsupp’a ve onların kusurlu altyapısına teşekkür edebilirsiniz… çok yakında sizinle temasa geçebiliriz. İyi günler dileriz. Saygılarımla, Birleşik Krallık Ulusal Suç Ajansı, FBI, Europol ve Cronos Operasyonu Kanun Uygulama Görev Gücü.”

LockBit’in kurban listesinde Kanada Hükümeti, İngiltere Kraliyet Postası, Oakland Şehri, Continental otomotiv devi ve İtalyan İç Gelir Servisi de yer alıyor. Son olarak Bank of America, hizmet sağlayıcılarından biri olan Infosys McCamish Systems’ın (IMS) LockBit fidye yazılımı çetesi tarafından üstlenilen bir saldırıya uğramış ve hacklenmesinin ardından müşterilerini kişisel bilgilerinin bir veri ihlalinde açığa çıktığı konusunda uyarmıştı.

Bilkom son 5 yılda 10 kat büyüdü!

0

Şirketten yapılan açıklamada, Bilkom’un sürdürülebilir ve karlı bir büyüme performansı gösterdiği vurgulanarak, son 5 yılda TL bazında 10 kat, USD bazında ise 2 katlık bir büyüme elde edildiği belirtildi. Öte yandan şirketin 2023 yılında, 2022’ye göre TL bazında %97 oranında büyüdüğü açıklandı.

Bilkom Genel Müdürü Fikret Ballıkaya, şirketin 2024 yılında da istikrarlı büyümesini sürdüreceğini vurgulayarak, “Yeni marka, kategori ve iş birlikleriyle büyümeye devam edeceğiz. Değer, kalite ve hız odaklı yaklaşımımızla tüketici deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz. B2B ve B2C alanında hayata geçirdiğimiz dağıtım, servis ve hizmet paketleriyle, ürün portföyümüzü geliştireceğiz” dedi.

Türkiye’de PlayStation distribütörlüğünü alan Bilkom’un Genel Müdürü Fikret Ballıkaya ile Bilkom’un faaliyetlerini ve hedeflerini konuştuk, Türkiye’de PlayStation’u gelecekte neler beklediğini mercek altına aldık. Tedarik sorunları çözülecek mi? Garanti ve güvence konusunda geliştirmeler olacak mı? PlayStation Maliyeti düşecek mi? Tüm bu soruların yanıtları bu videomuzda.

Bilkom Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Can Irmak Sağıroğlu ise yaptığı değerlendirmede, “Lisanslı yerli üretim, saha operasyonu, tüketici deneyimi yönetimi ve 360 derece pazarlama yönetimi gibi hizmetlerimizin tümü, Bilkomplus çatısı altında birleşiyor ve bizi ayıran en temel unsur olarak öne çıkıyor. Üreticilere, satış kanallarımıza ve son kullanıcıya, Bilkom güvencesiyle bağlanıyoruz” diyerek şirketin ortaya koyduğu katma-değer üretme misyonunu özetledi.

Tablet ve taşınabilir bilgisayar pazarında lider

Bilkom, Bilişim 500 araştırma sonuçlarına göre son 3 yıldır Türkiye’nin bir numaralı tablet ve taşınabilir bilgisayar dağıtıcısı konumunda. Bunun yanı sıra şirket akıllı saat ve akıllı çocuk saati kategorilerinde liderliğini de sürdürüyor. Bilkom, 2023 yılında TV, akıllı ev ve ekosistem ürünlerinden oluşan ev kategorisinde %100’ün üzerinde büyüme performansına imza atarken, oyun ve eğlence kategorisinde ise 5 kat büyüdü. Haziran 2023’te başlayan mikro mobilite yolculuğunda ise aralık ayında %25’lik bir pazar payına ulaşan şirket, 2024 yılında mikromobilite kategorisinde lider dağıtıcı olmayı hedefliyor.

Bilkom; 40 yıllık köklü geçmişi, yetkin kadrosu ve değer üretme vizyonuyla teknolojinin gelişim yolculuğuna eşlik ederek, dijital dönüşüme katkı sağlama hedefiyle çalışıyor.

OKX yönetim kurulu başkanı belli oldu!

0

Teknoloji şirketi ve kripto para borsası OKX, Mehmet Çamır’ın OKX Türkiye (OKX TR) Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandığını duyurdu.

OKX TR Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çamır
OKX TR Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çamır

Türkiye’nin önde gelen kamu ve özel bankaları ile Türkiye Varlık Fonu’nda görev almış olan Çamır; düzenleme, finansal piyasalar, halkla ilişkiler ve denetim alanlarının yanı sıra kripto ve blok zinciri sektöründe de uzmanlığını kanıtlamış bir isim.

OKX bugün ayrıca Küresel Hukuk ve Uyum Departmanı Başkanı Mauricio Beugelmans’ın da OKX TR Yönetim Kurulu üyeliğine atandığını duyurdu. Geçmişte Morgan Stanley’de ve ABD’nin önde gelen hukuk firmalarında yöneticilik pozisyonlarında bulunan Beugelmans, kurumsal alanda ve finans sektörlerinde 25 yılı aşkın bir hukuk deneyimine sahip.

Çamır, resmî lansman için gün sayan OKX TR’nin iş geliştirme, büyüme, uyum ve operasyon alanlarındaki çalışmalarına başkanlık edecek.

OKX Başkanı Hong Fang bu önemli gelişmeyi şöyle değerlendirdi: “Mehmet Çamır’ın OKX TR Yönetim Kurulu Başkanı olarak aramıza katılmasından dolayı büyük heyecan duyuyoruz. Türkiye’de geleneksel finans sektöründe önemli bir deneyime sahip olan ve 2016’dan bu yana dijital varlık alanında yenilikleri destekleyen Çamır’ın lider kadromuza dâhil olması, OKX için çok büyük önem taşıyor. Çamır, küresel vizyonumuzu büyüme stratejimiz bakımından çok önemli bir pazar olarak gördüğümüz Türkiye’ye yansıtmamızı sağlayacak.”

OKX TR’nin yaklaşan resmî lansmanını değerlendiren Mehmet Çamır ise; Türkiye pazarına üst düzey hizmet sunma amaçları doğrultusunda en önemli önceliklerinden birinin yerel toplulukla yakın temas kurarken OKX’in küresel deneyimini kullanarak kullanıcılara güvenlik, şeffaflık ve üst düzey müşteri hizmetleri sunmak olduğunu ifade etti ve şunları ekledi: “Türkiye, blockchain ve kripto para sektöründe bölgede çok önemli bir paya sahip olmanın ötesinde, muazzam bir yenilik ve büyüme potansiyeline sahip. OKX TR olarak, yerel kripto para ekosisteminin gelişimine ve merkeziyetsiz finansın geleceğine yön vermeyi, böylece ülkemizi bölgenin kripto ve Web3 merkezi hâline getirmeyi hedefliyoruz.”