2024’te 10 binden fazla şirkete finansal hizmet verecek iş birliği!

0

Türkiye’nin hızla gelişen bulut tabanlı yeni nesil ön muhasebe ve finans platformu KolayBi’ ve Avrupa’nın öncü dijital finansal hizmet sağlayıcılarından wamo, şirketlere özel finansal hizmet sunmak amacıyla iş birliği yapacak.

Bu stratejik iş birliği çerçevesinde, KolayBi’nin ön muhasebe hizmetleri ile wamo’nun finansal çözümleri entegre edilecek. Finansal çözümler üzerine güç birliği yapan wamo ve KolayBi’, dijital ortamda 2024 yılında 10 binden fazla şirkete finansal servisler ile bütünleşik ön muhasebe hizmeti vermeyi planlıyor.

Türkiye’nin yeni nesil ön muhasebe ve finans platformu KolayBi’ ve Avrupa’nın öncü dijital finansal hizmet sağlayıcılarından wamo, iş birliği kararı alarak müşterilerine benzersiz bir finansal deneyim sunmaya hazırlanıyor.

Tesis edilen iş birliği ile KolayBi’nin ön muhasebe hizmetleri ile wamo’nun finansal çözümleri entegre edilecek, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına odaklanarak özel finansal çözümler sunulacak. Şirketler tek bir platform üzerinden banka hesapları ile ön muhasebelerini tek bir yerden takip edecek ve işlem yapabilecek.

KOBİ’lere etkin finans ve ön muhasebe yönetim hizmeti verilecek

Yapılan iş birliği kapsamında wamo ve KolayBi’, 2024 yılında 10 binden fazla şirkete finansal ve ön muhasebe hizmetini birlikte sunmayı planlıyor. Halihazırda kullanıcılarına bulut tabanlı ön muhasebe içinde stok ve cari yönetimi; gelir-gider takibi, e-fatura, e-ticaret ve banka entegrasyonu hizmetleri sunan KolayBi’, wamo iş birliği ile ön muhasebe içinde müşterilerine 10 dakika içinde şirket hesabı açtırarak dünyanın herhangi bir yerine güvenli EFT, SWIFT ve SEPA ile para transferi hizmeti verecek. Bu sayede işletmeler, ulusal ve uluslararası ödemelerini, tahsilatlarını kolayca gerçekleştirerek finansal işlemlerini daha etkin bir şekilde yönetebilecek.

Dijital ön muhasebe ve finansal hizmet deneyimi

2023 yılında Avrupa’da 1,5 milyar euroluk para transferine aracılık eden wamo’nun temel finansal servisleri olan para transfer işlemleri, hesap ve kart yönetimi gibi hizmetlerine KolayBi’ kullanıcıları tek bir platform üzerinden sahip olacak.

Aynı zamanda wamo da 100 bin müşteri deneyimi olan KolayBi’nin sahip olduğu ön muhasebe ve dijital dönüşüm özelliklerini kendi kullanıcılarının hizmetine sunacak. İki şirketin entegrasyonuyla ortaya çıkacak güçlü finansal ekosistem ile müşterilere modern ve etkili bir finansal deneyim sunulması hedefleniyor. KOBİ’ler işlerini tek bir platform üzerinden yöneterek zamandan ve paradan tasarruf edebilecek.

Rauf Gökhan Boyana: “Önceliğimiz Avrupa”

KolayBi’nin CEO’su Rauf Gökhan Boyana, iş birliği hakkında yaptığı açıklamada, “İki şirket arasındaki iş birliğini, müşterilerimize daha geniş bir hizmet yelpazesi sunma vizyonu doğrultusunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’de 100 bine ulaşan müşteri sayımız ve günlük 20 bin civarında aktif kullanıcımız bulunuyor.

2023 yılında Türkiye’de 13 milyar dolarlık e-faturanın kesilmesine aracılık ettik. Kuruluşumuzdan bu yana elde etiğimiz tüm bilgi birikim ve deneyimlerimizi şimdi de Avrupa’da büyümek ve fark yaratan bir oyuncu olmak için kullanmak istiyoruz.

Türkiye’nin önde gelen finans ve muhasebe platformu olarak binlerce müşteriye hizmet ediyoruz. Mevcut ürünlerimizi bütünleşik finansal servisler ile besleyerek kullanıcılarımıza bir bankanın ötesinde benzersiz bir deneyim yaşatmayı vadediyoruz. wamo ile yaptığımız iş birliği, Avrupa’daki müşterilere daha kapsamlı bir finansal hizmet sunma vizyonumuzu destekliyor” dedi.

Yankı Önen: “KOBİ’ler İçin 360 Derece Deneyim”

wamo’nun CEO’su Yankı Önen ise KolayBi’ ile iş birliğinin KOBİ’leri hedeflediğini belirterek, konu ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

KolayBi’ ile wamo, KOBİ’ler için 360 derece bir deneyim sunacak. 2024 yılında 10.000 fazla şirkete hizmet vermeyi hedeflerken aynı zamanda mevcut finansal hizmetler dışında planlanan finans ile ilgili her türlü çözümü de adım adım, uçtan uca sunmayı planlıyoruz.”

Apple, iMessage konusunda AB’yi dinlemek zorunda değil!

Karar, Apple hizmetinin diğer mesajlaşma hizmetleriyle birlikte çalışabilirlik sunma zorunluluğu da dahil olmak üzere yeni zorlu yükümlülüklerle karşı karşıya kalmayacağı anlamına geliyor. Komisyon ayrıca Microsoft’un Edge tarayıcısını, Bing arama motorunu ve reklamcılık işini temel platform hizmetleri olarak belirlememeye karar verdi.

AB’nin basın açıklamasına göre, bunlar, çekirdek platform hizmeti belirleme için niceliksel eşikleri karşılamalarına rağmen kapı bekçisi hizmetleri olarak nitelendirilmedi: “Tüm argümanların kapsamlı bir değerlendirmesinin ardından, ilgili paydaşların girişlerinin dikkate alındığı ve Dijital Pazarlar Danışma Komitesi’nin görüşlerinin dinlendiği Komisyon, iMessage, Bing, Edge ve Microsoft Advertising’in kapı bekçisi hizmetleri olarak nitelendirilmediğini buldu.

Karar, Komisyon’un geçen Eylül ayında düzenlemeye tabi 22 hizmetin listesini yayınladığında başlattığı beş aylık bir soruşturmanın sonucu. Apple’ın App Store’unu, Safari tarayıcısını ve iOS işletim sistemini temel platform hizmetleri olarak belirlemesine rağmen, soruşturma tamamlanana kadar iMessage hakkında nihai karar vermeyi erteledi. iPadOS’a yönelik de benzer bir soruşturma sürüyor.

Bu arada Meta, DMA kapsamında çekirdek platform hizmetleri olarak belirlenen mesajlaşma platformlarından ikisi olan WhatsApp ve Messenger‘ı gördü ve bunları üçüncü taraf hizmetleriyle birlikte çalışabilir hale getirmek için çalışıyor. Şirket yakın zamanda WhatsApp’ın birlikte çalışabilirliğinin nasıl çalışacağını özetledi ve kullanıcılarının harici mesajlaşma uygulamalarından iletişim almayı nasıl seçmeleri gerektiğini ve bu mesajların daha sonra ayrı bir gelen kutusunda görüneceğini açıkladı. WhatsApp ile birlikte çalışmak isteyen şirketlerin Meta ile bir anlaşma imzalaması ve şartlarına uyması gerekecek.

Her ne kadar iMessage, resmi DMA tanımıyla birlikte gelen kurallara uyma yükünden kurtulmuş olsa da düzenleyici inceleme dönemi; Apple’ın, Google’ın zorladığı, iPhone’larda platformlar arası RCS mesajlaşma standardını desteklediğini duyurmasıyla aynı zamana denk geldi. Bir tesadüf gibi görünmeyen bir şekilde Apple, RCS duyurusunu Avrupa Komisyonu’nun DMA kararına itiraz için son tarih olan 16 Kasım’da yaptı. 

Apple

Google, Komisyon’un kararından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Google sözcüsü Emily Clarke, yaptığı açıklamada “Bu popüler hizmetleri DMA kurallarından hariç tutmak; tüketicilere ve işletmelere diğer, daha açık platformlarda zaten mevcut olan geniş kapsamlı seçimlerin sunulmayacağı anlamına geliyor.” dedi.

Apple, iMessage yanında çapraz platform standartını da destekleyeceğini açıkça belirtti; bu, şirketin özel mesajlaşma servisini değiştirmeyeceği anlamına geliyor. Apple sözcüsü Jacqueline Roy, “(RCS), Apple kullanıcıları için en iyi ve en güvenli mesajlaşma deneyimi olmaya devam eden iMessage ile birlikte çalışacak.” dedi. Mavi ve yeşil baloncuklar arasındaki ayrım devam edecek, ancak artık yeşil baloncuklar SMS yerine özellik dolu RCS üzerinden gönderilen mesajları belirtecek.

DMA 7 Mart’ta tamamen yürürlüğe girdiğinde Apple’ın Safari tarayıcısı, iOS işletim sistemi ve App Store‘un hâlâ düzenlemenin en katı gerekliliklerine uyması gerekiyor. Apple yakın zamanda düzenlemeye uymak için WebKit dışında alternatif uygulama mağazalarına ve tarayıcı motorlarına izin verilmesini de içeren bir dizi değişiklik yaptığını duyurdu.

Ancak eleştirmenler, Apple’ın DMA’ya uyum sağlama şeklinden memnun değil. Özellikle, her yıl her indirme başına geliştiricilere €0.50 ücret ödenecek olan Temel Teknoloji Ücreti eleştiriliyor, hatta uygulamaları alternatif uygulama mağazalarında dağıtırken bile (ilk milyon indirme muaf tutulur).

Epic Games CEO’su Tim Sweeney, Apple’ın planlarını “sıcak çöp” ve “kötü niyetli uyumun yeni bir örneği” olarak adlandırırken, Spotify ise yeni ücretin “açık ve net bir şantaj” olduğunu ve uyum planının “tamamen bir komedi” olduğunu belirtti.

Çinli siber casus ekibi büyük bir ABD şehrinin acil durum ağına girmiş!

0

Endüstriyel siber güvenlik şirketi Dragos tarafından yayınlanan bir rapora göre, Çin destekli siber casus ekibi 2023’ün başlarından bu yana “çok sayıda” Amerikan elektrik şirketinde keşif ve numaralandırma çalışmaları yürütüyor. Yakın zamanda ise Pekinli casusların telekomünikasyon ve uydu hizmetleri de dahil olmak üzere acil durum yönetim hizmetlerini hedef aldığı anlaşılıyor.

Dragos CEO’su Robert Lee “Endişe verici olan telekomünikasyon, elektrik üretimi ve dağıtımı gibi alanlarda seçtikleri hedefler çünkü bunlar rastgele değil son derece stratejik hedefler” diyor ve ekliyor: “Bu çete özellikle ABD altyapısına zarar vermeye ya da onu sakatlamaya çalışan bir düşman için stratejik değeri olan sahalara bakıyor.”

Volt Typhoon’un enerji ve diğer kritik altyapı tesislerini gözetlemesi yeni bir şey değil. ABD’de resmi kurumlar, istihbarat servisleri ve FBI bir süredir bu konuya dikkat çekiyorlar. Ancak Dragos raporu sızma hızının arttığını gösteriyor. ABD’deki dijital hırsızlıklara ek olarak, Çin yönetimi destekli siber casus ekibinin, Pekin’in sömürmeye oldukça hevesli olduğu bir kıta olan Afrika’daki elektrik iletim ve dağıtım kuruluşlarını da hedef aldığı söyleniyor.

Dragos, Volt Typhoon casus ekibinin 2023’ün başlarında Guam’da faaliyet gösterdiğini, Haziran 2023’te ABD acil durum yönetimi organizasyonuna sızdığını, Ağustos 2023’te Afrikalı elektrik iletim ve dağıtım sağlayıcılarını hedef aldığını, Kasım 2023’te ise ABD merkezli birden fazla elektrik sektörü kuruluşuna karşı Voltize faaliyetinin analizi konusunda E-ISAC ile işbirliği yaptığını ileri sürüyor.

Dragos’tan Lee’ye göre, Volt Typhoon’un bir ABD elektrik şirketinin güvenliğini tehlikeye attığı örneklerden birinde, siber casus ekibi tespit edilmeden önce “300 günden fazla bir süredir” kuruluşun BT ağındaydı. Dragos’a göre saldırganlar “açıkça operasyonel teknoloji ağına girmeye çalışıyorlardı”. Lee, operasyonel teknoloji ya da OT ağına sızamamış olsalar da Volt Typhoon’un coğrafi bilgi sistemleri verilerini çalmayı başardığını, bunun “gelecekteki yıkıcı saldırılarda faydalı olabilecek veriler” olduğunu belirtiyor.

Dragos raporuna göre Çinli casusların ele geçirdiği cihaz ve yazılımlardan bazıları Fortinet FortiGuard, PRTG Network Monitor cihazları, ManageEngine ADSelfService Plus, FatePipe WARP, Ivanti Connect Secure VPN ve Cisco ASA.

OpenAI’dan ChatGPT sonrası yeni devrim! İşte video üreten Sora

0

OpenAI, metinden video üreten Sora aracını duyurdu. Bu aracın ChatGPT ile ilk başta entegre çalışması beklenmiyor. Buna karşın ChatGPT 5 ile böyle bir sürpriz de karşımıza çıkabilir. Peki ama yapay zeka yoluyla metinden video üretme aracı Sora, nasıl özelliklere sahip?

OpenAI’den metinden video üreten yapay zeka aracı Sora

Yapay zekanın önünü açan OpenAI, önemli bir aracını daha tanıttı. Sora adlı bu yapay zeka aracı metin yoluyla verilen komutlara göre video üretme özelliği ile geliyor. Aslında Sora’dan önce bu tür özelliklere sahip yapay zeka araçları ortaya çıktı.

Sora, verilen komutlara göre bir dakikalık videolar oluşturabilme yeteneğine sahip. Oldukça detaylı olan bu videolar, görsel açıdan da oldukça gerçekçi yapıya sahip. Metinden video üreten yapay zeka aracı, sadece kullanıcının komut ile ne istediğine odaklanmıyor. Buna göre yapay zeka aracı tarif edilen sahnenin fiziksel dünyada nasıl var olduğunu da anlama özelliğine sahip.

Sora, derin dil anlayışı sayesinde komutları daha gerçekçi yorumlayabiliyor. Bu anlamda Sora tarafından üretilen yapay zeka videoları çok daha gerçekçi bir yapıya sahip. Sora ayrıca oluşturulan tek bir video içinde karakterleri ve görsel sitili devam ettiren birden fazla değişik çekim de oluşturma özelliğine sahip.

ChatGPT görmesin! Bu yapay zeka, tıp sınavını geçti

Sora, özellikleri arasında bir diğeri ise sadece metinden video üretmekle sınırlı kalmaması. Buna göre yapay zeka aracı bir fotoğraftan da video üretme kabiliyetine sahip. Yine mevcutta var olan bir videoyu da Sora genişletme ve eksik kareleri doldurma özelliğine ile de karşımızda.

OpenAI kurucusu ve CEO’su Sam Altman’da X üzerinde kullanıcılardan gelen komutlara göre Sora videoları paylaşmaya başladı. Videolar özellikle gerçekçi detaylarıyla dikkat çekiyor.

Sora şu an için OpenAI kırmızı takım üyelerinin kullanımına açıldı. Yani şu an için Sora sayfasında, mevcut videoları izlemek dışında yapay zeka ile video üretme işlevini kullanamıyorsunuz. OpenAI, şu an için yapay zeka aracının çok karmaşık sahneleri simüle etmekte zorlanabileceğini açıkladı. Burada anlatılmak istenen ise Sora’nın bazı detay devamlılıklarını kaçırma ihtimali var.

ChatGPT, Genel Yapay Zeka’ya giden yolu açıyor!

ChatGPT bünyesindeki bu değişiklik, üretken yapay zekanın daha insansı görünmesine ve belki de Genel Yapay Zeka’nın kapısını aralamasına neden olabilir; bu da yapay zekanın beyninizdeki gri maddeye daha benzer şekilde çalışabileceği bir yer.

OpenAI, sınırlı testi Salı günü bir blog gönderisinde duyurdu ve ChatGPT’nin (hem ücretsiz sürümde hem de ChatGPT Plus’ta) tüm sohbetlerde söylediklerinizi hatırlama yeteneğini test ettiğini açıkladı.

ChatGPT’nin hafızaya sahip olmasının avantajı, ChatGPT ile yeni konuşmaların artık sıfırdan başlamaması. Hafızalı bir ChatGPT, sabahları kahvenizi ne kadar sevdiğinizi veya asla sabah 10’dan önce toplantı planlamak istemediğinizi bilen kullanışlı bir asistana benziyor.

Pratikte OpenAI, belleğin gelecekteki istemlere uygulanacağını söylüyor. ChatGPT’ye zürafaları seven üç yaşında bir çocuğunuz olduğunu söylerseniz, sonraki doğum günü kartı fikir sohbetleri zürafa içeren kart fikirleriyle sonuçlanabilir.

ChatGPT, beğenilerinize ve ilgi alanlarınıza ilişkin anılarını tekrarlamakla kalmayacak, bunun yerine bu bilgileri sizin için daha verimli çalışmak üzere kullanacaktır.

Hatırlayabilir

Tarayıcınızdan İnternet geçmişini nasıl kaldırabildiğinize benzer şekilde, ChatGPT, anıları kaldırmak için ayarlara girmenize izin verecek veya sohbet yoluyla ChatGPT’ye bir şeyi unutmasını söyleyebilirsiniz.

Şimdilik bu, bazı ücretsiz ve ChatGPT Plus kullanıcıları arasında yapılan bir test; ancak OpenAI, ChatGPT anılarını tüm kullanıcılara ne zaman sunacağına dair herhangi bir zaman çizelgesi sunmadı. 

OpenAI aynı zamanda yeni uygulama benzeri GPT’lerine Bellek yetenekleri de ekliyor; bu da geliştiricilerin bu yeteneği özel konuşkan yapay zekalara dönüştürebileceği anlamına geliyor. Bu geliştiriciler GPT’de depolanan anılara erişemeyecek.

Çok mu insan?

Uzun süreli belleğe sahip bir yapay zeka, önceki konuşmaları en iyi ihtimalle geçici olarak hatırlayan bir yapay zekadan daha riskli bir öneri. Doğal olarak mahremiyetle ilgili çıkarımlar var. ChatGPT sizinle ilgili ilginç veya alakalı olduğunu düşündüğü şeyleri rastgele ezberliyorsa, bilgilerinizin başka birinin ChatGPT konuşmalarında görünmesi konusunda endişelenmeniz gerekiyor mu? Muhtemelen değil. OpenAI, anıların ChatGPT’nin eğitim verilerinden hariç tutulacağının sözünü veriyor.

OpenAI blogunda şunları ekliyor: “Önyargıları değerlendirmek ve azaltmak için adımlar atıyoruz ve ChatGPT’yi, siz açıkça istemediğiniz sürece, sağlık bilgileriniz gibi hassas bilgileri proaktif olarak hatırlamaktan uzaklaştırıyoruz.” Bu yardımcı olabilir ancak ChatGPT’nin yararlı ve hassas bilgiler arasındaki farkı anlaması gerekir; bu her zaman net olmayabilecek bir çizgi.

Bu güncellemenin önemli sonuçları olabilir. ChatGPT, anlık konuşmalarda zaten biraz insani görünebilir, ancak halüsinasyonları ve bulanık anıları, hatta bazen konuşmanın nasıl başladığına dair, bizi hâlâ birkaç milyardan fazla nöronun ayırdığını açıkça ortaya koyuyor.

Anılar, özellikle de ChatGPT konuşmaları sırasında size rastgele iletilen bilgiler bu algıyı değiştirebilir. Diğer insanlarla ilişkilerimiz büyük ölçüde onlarla paylaştığımız deneyimlerimiz ve anılarımız tarafından yönlendirilir.

Etkileşimlerimizi ve tartışmalarımızı şekillendirmek için bunları kullanırız. Bu şekilde bağlantı kuruyoruz. Elbette, baharatlı yiyeceklerden hoşlanmadığımızı ve Rocky Balboa’ya olan her şeye olan sevgimizi hatırlayabilen bir ChatGPT’ye daha bağlı hissedeceğiz.

NASA’nın yeni güneş yelkeni teknolojisi göreve hazır

Güneş yelkeni teknolojisi konusunda çalışmalar devam ediyor. Yeni yayınlanan bir duyuru ile NASA bu konuda önemli bir adım atıldığını açıkladı. Duyuru, yelkenin dörtte birinin açılarak, yerleştirme teknolojisinin beklendiği gibi çalıştığını göstermesinin ardından geldi. Sistem şu anda Teknoloji Hazırlık Seviyesi (TRL) 6’da, yani uzay görevlerini düşünen bilim insanları için bir seçenek olarak kullanıma hazır.

Güneş yelkenleri onlarca yıldır bilim kurgu dünyasında yer alıyordu. NASA Marshall Uzay Uçuş Merkezi’nde teknoloji uzmanı olan Les Johnson, 1974 tarihli The Mote in God’s Eye (Tanrı’nın Gözündeki Zerre) adlı romanında güneş yelkeniyle hareket eden bir uzay aracını görünce bu fikir üzerinde düşünmeye başlamış ve o zamandan bu yana kariyerinin büyük bir bölümünü (son 25 yılını Marshall’da) bu teknolojiyi geliştirmekle geçirmiş. Johnson “Sırada bilim insanlarının görevlerinde güneş yelkenlerinin kullanılmasını önermeleri var. Hedefimize ulaştık ve uçurulmaya hazır olduğumuzu gösterdik,” diyor.

İlk değil ama en büyüğü

Güneş yelkenleri daha önce de uzayda başarıyla denenmişti. JAXA IKAROS görevi, 2015 yılında sona eren beş yıllık bir görev sırasında bu teknolojinin çalıştığını gösterdi. Ancak, açıldığında 196 metre kare olan IKAROS güneş yelkeni, Johnson’ın yelkeninin tam olarak konuşlandırılmış 1.650 metre karelik boyutlarından oldukça küçüktü.

Johnson, IKAROS’un öncelikle sadece konuşlandırmaya yönelik bir gösteri olmasına karşın, “Solar Cruiser’ın çok daha fazla itiş gücü sağlamak [ve] konuşlandırmadan belirli bir konuma (bir gezegen, ay, asteroit veya derin uzaydaki bir konum olabilir) kadar uzayda hassas navigasyon sağlamak üzere tasarlandığını” söyledi. Ayrıca, teknolojinin gelecekteki potansiyel görevlerde kullanımına ilişkin yaklaşımlarda bulunulduğunu, ancak tekliflerin rekabetçi yapısı nedeniyle daha fazla bilgi paylaşamayacağını belirtti.

Güneş yelkeni teknolojisinin diğer örnekleri arasında, SpaceX Falcon 1 aracının arızalanması sonucu kaybolan NASA’nın NanoSail-D’si de yer alıyor. Yerdeki yedek NanoSail-D2 daha sonra 2010 yılında fırlatılmıştı. Daha yakın zamanda ise Planetary Society LightSail uzay aracını fırlattı ve son olarak LightSail-2 2019’da fırlatıldı.

Güneş yelkeni nasıl çalışır?

Güneş yelkenleri, güneş ışığının geniş yüzeyler üzerindeki radyasyon basıncını kullanması prensibiyle çalışıyor. Kimyasal itiş gücünün ani patlamasından yoksun olsa da, yeterince büyük bir yelken, modern mürettebatsız uzay görevlerinin tercih ettiği elektrik motorlarıyla karşılaştırılabilir itiş gücü üretebilir.

Bu teknoloji için söylenecek çok şey var. Herhangi bir yakıt gerektirmiyor ve düşük seviyedeki itiş gücünün (kimyasal güçle çalışan motorlara kıyasla) uzun bir süre boyunca kümülatif etkisi görev planlayıcıları için çok cazip. Buna karşın, örneğin güneş sisteminin ötesine geçmek planlandığında farklı bir itki gücü bulmak gerekiyor. Johnson güneş sisteminin ötesine geçmek için ışınlarını güneş yelkeni donanımlı uzay araçlarına yönlendiren uzay tabanlı lazerlerin kullanılmasından bahsediyor.

Alman pil devi Varta siber saldırıya uğradı

Siber saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Saldırganların hedefinde bu kez otomotiv, tüketici ve endüstriyel sektörler için pil ve batarya sistemleri üreten VARTA yer aldı. 136 yıllık bir Ar-Ge geçmişine sahip firma yıllık 875 milyon doların üzerinde gelir raporluyor. Firmada 2 gündür üretim kesintileri yaşanmakta.

Şirket, bilgisayar korsanlarının Pazartesi gecesi BT altyapısının bazı bölümlerini hedef aldığını ve beş üretim biriminde ciddi bir kesintiye neden olduğunu duyurdu. VARTA tarafından paylaşılan bir basın duyurusunda “12 Şubat 2024 gecesi VARTA Grubu, BT sistemlerinin bazı bölümlerine yönelik bir siber saldırının hedefi oldu. Bu saldırı beş üretim tesisini ve yönetimi etkilemiştir. BT sistemleri ve dolayısıyla üretim, güvenlik nedenleriyle proaktif olarak geçici olarak kapatıldı ve internet bağlantısı kesildi” deniliyor.

Siber saldırının etkisi ve kapsamı şu anda değerlendirme aşamasında ve neden olduğu hasar henüz belirlenmedi. Alman pil devi, şu anki önceliğinin veri bütünlüğünü sağlamak olduğunu ve BT sistemleri ihlalini kontrol altına almaya yardımcı olabilecek proaktif kapatmaları tercih ettiğini söylüyor. Varta ayrıca acil durum planındaki önlemleri uyguladığını ve sistem restorasyonuna yardımcı olacak siber güvenlik uzmanları ve veri adli tıp uzmanlarından oluşan bir görev gücü oluşturduğunu söylüyor.

Olay bir fidye yazılımı saldırısının özelliklerini taşısa da bu henüz belirlenmedi ve saldırının sorumluluğunu üstlenen büyük bir tehdit grubu bulunmuyor. Varta ayrıca olaydan etkilenen üretim tesislerinin üçünün Almanya’da, birer tanesinin de Romanya ve Endonezya’da bulunduğunu duyurdu. Siber saldırıdan yönetim biriminin de etkilendiği bildiriliyor.

Beş fabrikada üretim faaliyetlerinin durdurulması ve normal faaliyetlere geri dönülmesi için net bir zaman çizelgesinin olmaması, siber saldırının duyurulmasının ardından VARTA’nın hisse fiyatının %4,75 oranında düşmesine neden oldu. Bu durum firma için bir yandan hayati bir önem de taşıyor zira şirket son dönemde gelir kaybı yaşıyordu. Varta geçen yılın ilkbaharında yeniden yapılanmaya zorlanmış ve maliyet düşürme programının bir parçası olarak dünya çapında yaklaşık 800 kişinin işten çıkarıldığını duyurmuştu.

OpenAI iç denetim müfettişleri işe alıyor!

0

Yapay zekâ devi OpenAI benzersiz bir zorlukla karşı karşıya: şirket içindeki hızlı ilerleme sık sık içeridekiler tarafından sızdırılıyor ve bu da şirket içindeki endişeleri körüklüyor. Sızıntılarla mücadele etmek ve inovasyonlarını güvence altına almak için OpenAI, “içeriden gelebilecek potansiyel tehditleri azaltmak” amacıyla araştırmacıları işe alıyor.

İlk olarak mspoweruser’dan Rafly Gilang’ın duyurduğu habere göre OpenAI’nin kariyer sayfasında detaylandırdığı bu önemli rol, proaktif göstergeler oluşturmayı, hukuk ve İK ile gizli soruşturmalar yürütmeyi ve eğitim yoluyla güvenli bir şirket kültürünü şekillendirmeyi içeriyor. Şirket ayrıca başarılı adayların güvenlik açıklarını kapatmak ve veri kaybını önleme kontrollerini uygulamak için ekiplerle işbirliği yapması gerektiğini söylüyor.

Adayların en az 3 yıllık ilgili siber güvenlik deneyimine, SIEM ve Kullanıcı Davranış Analitiği araçlarında akıcılığa ve ilgili bir konuda lisans derecesine veya daha yüksek bir eğitime sahip olmaları gerekiyor. Archive.org’a kısa bir göz attığımızda, bu iş ilanının en azından bu yılın Ocak ayından beri açık olduğunu görüyoruz.

Open AI yaptığı açıklamada “Güvenlik ekibi OpenAI’nin teknolojisini, çalışanlarını ve ürünlerini korur. Ne inşa ettiğimiz konusunda teknik, ancak işimizi nasıl yaptığımız konusunda operasyoneliz ve OpenAI’deki tüm ürünleri ve araştırmaları desteklemeye kararlıyız” diyor. Ayrıca söz konusu işe alımın, Beyaz Saray’a verilen bir sözün (yapay zekâ devlerinde ürün güvenliği sorumluluğu üstlenmek) gereği olduğu vurgulanıyor.

Son zamanlarda OpenAI’de birkaç yüksek profilli sızıntı yaşandı. Daha geçen ay Ars Technica, ChatGPT kullanıcılarının sohbetlerinde yayınlanmamış araştırma makaleleri de dahil olmak üzere özel veriler keşfettiklerini bildirdi. OpenAI daha sonra kullanıcının açığa çıkan sohbet geçmişinin izinsiz Sri Lanka girişlerinden kaynaklandığını iddia etti.

Kasım ayında yaşanan bir başka olay da OpenAI’nin özel sohbet robotlarıyla ilgili ilk kurulum talimatları ve özelleştirme dosyaları da dahil olmak üzere bazı verilerin açığa çıkmasına neden oldu.

OpenAI geçtiğimiz birkaç hafta içinde pek çok yapay zekâ projesine dahil oldu. Kısa bir süre önce, şirketin cihazlarda görev otomasyonu için yeni bir yapay zekâ geliştirdiğ ve ayrıca robotik girişim Figure AI için 500 milyon dolarlık bir finansman turuna liderlik etmek üzere Microsoft ile güçlerini birleştirdiği bildirildi.

DarkMe Truva Atı dağıtımında Windows Defender açığı kullanıldı

0

Water Hydra ve DarkCasino olarak bilinen hacker grubunun yılbaşı günü yapılan truva atı saldırılarında Microsoft Defender’da yer alan bir sıfırıncı gün açığını (CVE-2024-21412) kullandıkları tespit edildi. Microsoft dün yayınladığı bir güvenlik bülteninde “Kimliği doğrulanmamış bir saldırgan, hedeflenen kullanıcıya görüntülenen güvenlik kontrollerini atlamak için tasarlanmış özel olarak hazırlanmış bir dosya gönderebilir” dedi ve ilgili açığı yamadıklarını açıkladı.

RAT (uzaktan erişim Truva atı), bir saldırganın hedef bilgisayarda tam yönetici ayrıcalıkları ve uzaktan kontrol elde etmek için kullandığı kötü amaçlı bir yazılımdır. RAT’ler genellikle video oyunları gibi kullanıcı tarafından talep edilen meşru görünen programlarla birlikte indirilir veya hedeflerine kimlik avı e-postası yoluyla bir e-posta eki olarak gönderilir. Ana sistem ele geçirildikten sonra, saldırganlar ana sistemi kontrol etmek için bir arka kapı kullanır veya RAT’leri diğer savunmasız bilgisayarlara dağıtabilir ve bir botnet kurabilirler. Truva atı virüsleri ailesine ait olan RAT’ler, kendilerini meşru içerik olarak gizlemek için özel olarak tasarlanmıştır.

Bu sıfırıncı gün açığını bildiren Trend Micro güvenlik araştırmacısı Peter Girnus, CVE-2024-21412 açığının başka bir Defender SmartScreen açığını (CVE-2023-36025) atladığını ortaya çıkardı. CVE-2023-36025, Kasım 2023 Salı Yaması sırasında yamalanmıştı ve Trend Micro’nun geçen ay ortaya çıkardığı gibi, Phemedrone bilgi hırsızı kötü amaçlı yazılımını dağıtmak için URL dosyalarını açarken Windows güvenlik istemlerini atlamak için de kullanıldı.

Truva atı finans piyasası yatırımcılarını hedef almak için kullanıldı

Microsoft’un bugün yamaladığı sıfırıncı gün açığı, “yüksek riskli döviz ticareti piyasasına katılan döviz tüccarlarını” hedef alan saldırılarda kullanıldı ve muhtemelen nihai hedef daha sonraki bir aşamada veri hırsızlığı veya fidye yazılımı dağıtımı oldu.

Trend Micro, “Aralık 2023’ün sonlarında, Water Hydra grubu tarafından internet kısayollarını (.URL) ve Web Tabanlı Dağıtılmış Yazma ve Sürüm Oluşturma (WebDAV) bileşenlerini kötüye kullanmayı içeren benzer araçlar, taktikler ve prosedürler (TTP’ler) içeren bir kampanyayı izlemeye başladık” diyor ve ekliyor: “Bir kısayolu başka bir kısayol içinde çağırmanın, güvenilmeyen bir kaynaktan dosya açarken veya çalıştırırken kullanıcıları uyaran kritik bir Windows bileşeni olan Web İşaretini (MotW) düzgün bir şekilde uygulayamayan SmartScreen’i atlatmak için yeterli olduğu sonucuna vardık.”

Water Hydra, CVE-2024-21412’den yararlanarak forex ticaret forumlarını ve hisse senedi ticareti Telegram kanallarını hedef alan kimlik avı saldırılarında, Rusya’dan yasal bir forex broker platformunu taklit eden güvenliği ihlal edilmiş bir ticaret bilgileri sitesine bağlantı veren kötü amaçlı bir hisse senedi grafiği göndermişti. Saldırganların amacı, hedeflenen yatırımcıları sosyal mühendislik yoluyla DarkMe kötü amaçlı yazılımını yüklemeleri için kandırmaktı.

Kullandıkları taktikler arasında İngilizce ve Rusça olarak ticaret rehberliği isteyen veya sunan mesajlar yayınlamak ve grafik teknik analiz ve grafik gösterge araçlarıyla ilgili sahte hisse senedi ve finansal araçlar yaymak yer alıyor. Bu yeni gözlemlenen DarkMe kötü amaçlı yazılım kampanyası için risk belirteçlerinin (IoC’ler) tam bir listesine buradan ulaşabilirsiniz.

Sıfırıncı gün açıkları yaygın olarak kullanılıyor

Water Hydra hackerları geçmişte başka sıfırıncı gün güvenlik açıklarından da yararlanmıştı. Örneğin, 500 milyondan fazla kullanıcı tarafından kullanılan WinRAR yazılımındaki yüksek önem taşıyan bir güvenlik açığını (CVE-2023-38831), bir yama mevcut olmadan birkaç ay önce ticaret hesaplarını tehlikeye atmak için kullandılar. Diğer satıcılar daha sonra CVE-2023-38831 istismarını Rusya, Çin ve Kuzey Kore’den Sandworm, APT28, APT40, DarkPink (NSFOCUS) ve Konni (Knownsec) tehdit grupları da dahil olmak üzere hükümet destekli çok sayıda bilgisayar korsanlığı grubuyla ilişkilendirdi.

Microsoft bugün, saldırganların SmartScreen’e kod enjekte etmesine ve kod yürütme elde etmesine izin verebilecek ikinci bir Windows SmartScreen sıfırıncı gün açığını (CVE-2024-21351) daha yamadı.

Microsoft, Windows 11 24H2’de bir desteği sonlandırmış olabilir!

Microsoft’un Windows cihazlara yönelik talimatı POPCNT, ilk olarak 2008’in sonlarına doğru Intel Core işlemcilerinde SSE4.2 talimat seti uzantısı olarak ve 2007’de AMD’nin Barcelona mimarisi içinde ortaya çıktı.

POPCNT, bir makine kelimesinde ayarlanmış (veya sıfırdan farklı) bit sayısını sayar. Bu talimatı şifrelemede görebilirsiniz ve Intel ve AMD‘nin uygulanmasından önce yıllarca CPU mimarilerinde var olmuştur.

Buradaki kullanımı, CPU’nuzun 15 yıl veya daha eski olduğunda; Windows 11’in bir sonraki büyük sürümünün (24H2 olarak beklenen) açılmayacağı anlamına geliyor. Ancak, bunu bağlamında değerlendirmek gerekirse bu talimat, Nehalem mikro-mimarisini kullanan Core i5 ve i7 işlemcilerin ilk neslinde ortaya çıktı.

Ünlü Windows 11 donanım uyumluluk listesi, sekizinci nesil Intel çiplerinden önce neredeyse her şeyi dışarıda bırakıyor, bu yüzden bu keşfin ana akım etkisi olası değil. Ancak, Windows 11 donanım kontrolünden kaçınmak için çeşitli çözümler kullanan müşteriler, kurulum denemeden önce donanımlarının çok eski olmadığından emin olmalı.

Öte yandan, Microsoft’un son işletim sistemini on yıldan daha eski donanımlarda çalıştırmak muhtemelen sıradan kullanıcılar yerine meraklılar tarafından yapılıyor.

X kullanıcısı @TheBobPony tarafından son Windows 11 24H2 yapılarında keşfedilen gereksinimin raporu, bazı Windows 10 kullanıcılarının bir güncelleme sonrasında bazı Windows uygulamalarını açamamasından bir ay sonra geldi.

Bazı kullanıcılar, bir Microsoft mühendisinin derleme sırasında bazı yeni CPU talimatlarını yanlışlıkla etkinleştirdiğini speküle ettiler, bu da etkili bir şekilde birçok eski işlemciyi desteklemeden kaldırıyor.

Aynı şey bu sefer de olmuş olabilir, ancak Microsoft’un Windows 11 donanım gereksinimleri listesinde olmayan CPU’larla uğraşmaya değer görmemesi mantıklı görünüyor. Ancak, donanım gereksinimleri listesi ne kadar mantıklı, bu tamamen farklı bir tartışma konusu.

Google Gemini 1.5 yayınlandı

0

Google geçtiğimiz günlerde Bard sohbet botunun yerini alacak Gemini isimli yapay zeka modelini tanıttı. Çalışmalarına ara vermeyen şirket şimdi de Google Gemini 1.5 sürümünü yayınladı. Yapay zeka asistanı Gemini’de önemli bir yükseltme yaşanacağını dile getirdi.

Google Gemini 1.5 sürümü neler vadediyor?

Google’ın açıklamasına göre yeni yapay zeka güncellemesi; kullanıcılara gelişmiş performans, verimlilik ve “büyük ölçüde gelişmiş” bir deneyim sunuyor. Gemini 1.5 Pro olarak adlandırılan ve asistana güç veren model, kısa süre önce piyasaya sürülen Gemini Ultra ile aynı seviyeye gelmiş durumda.

Google’a göre Gemini 1.5 Pro, benchmark testlerinin yüzde 87’sinde Gemini 1.0 Pro’yu geride bıraktı. Yeni sürüm, belirli bir sorgu için yalnızca ilgili bölümleri etkinleştiren bir teknik (Mixture of Experts) kullanıyor. Bu da modelin daha hızlı çalışmasına ve daha az kaynak kullanmasına yardımcı oluyor.

Gemini 1.5’in en heyecan verici yeni özelliği, mevcut sürümden 30 kat daha büyük olan bir içerik ağına sahip olması. Bu, yapay zekanın yaklaşık 10 saatlik video içeriğini aynı anda anlamasına ve yanıtlamasına olanak tanıyor.

Google CEO’su Sundar Pichai, bazı test kullanıcılarının, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin tüm hikayesi hakkında sorular sorarak yeni modeli denediklerini belirtti. Üçlemenin belirli bölümleriyle ilgili sorulan kısımları anlayıp cevap verebildiği dile getirildi.

SpaceX yörüngedeki 100 Starlink uydusunu kontrollü düşürecek!

Elon Musk’ın Space X aracılığıyla 2015 yılında başlattığı uydu interneti erişim kümesi Starlink, hali hazırda yörüngede bulunan 100 adet ilk nesil uydusunda bir problem keşfetti. Söz konusu uydular her ne kadar tamamıyla operasyonel olsa da firma bu problemin ileride bazı sorunlara yol açabileceğini düşünüyor. Bu yüzden de sorun tespit edilen 100 kadar uydunun yörüngeden çıkartılması ve kontrollü bir biçimde yeryüzüne inişi planlandı.

Firmadan yapılan açıklamada, hata tespit edilen uyduların doğrudan imha edilmek yerine kontrollü ve güvenli bir biçimde yeryüzüne indirileceği söyleniyor. Ayrıca söz konusu işlem sırasında Starlink hizmetlerinde herhangi bir kesinti yaşanmayacağı da özellikle vurgulanıyor. Açıklamada şu ifadelere yer verilmekte:

“SpaceX önümüzdeki haftalarda ve aylarda yaklaşık 100 adet ilk nesil Starlink uydusunun kontrollü inişini gerçekleştirecek. Bu uydular şu anda manevra kabiliyetine sahip ve kullanıcılara etkin bir şekilde hizmet veriyor, ancak Starlink ekibi bu küçük uydu popülasyonunda gelecekte arıza olasılığını artırabilecek ortak bir sorun tespit etti. Uydular, araçların çoğu için yaklaşık altı ay sürecek güvenli, dairesel ve kontrollü bir alçaltma operasyonu izleyecektir.

Kontrollü, itici yörüngeden çıkarma, eşdeğer bir irtifadan karşılaştırılabilir bir balistik yörüngeden çıkarma işleminden çok daha kısa ve güvenlidir. Tüm uydular iniş sırasında manevra kabiliyetlerini ve çarpışmadan kaçınma yeteneklerini koruyacaktır. Ayrıca, bu yörüngeden çıkan uydular, uzay güvenliği ve sürdürülebilirlikle ilgili en iyi uygulamalarla tutarlı olarak yüksek riskli birleşmeler için manevra sorumluluğu alacaktır.”

Starlink gazze

2015 yılında başlayan Starlink projesinde bugüne dek 6.000 civarında mini iletişim uydusu fırlatıldı. Özellikle son dönemde SpaceX’in aldığı yeni yatırımlar ve fırlatma teknolojisinde kat ettiği yol sayesinde firma haftada 55 uydu inşa etme ve ayda 200’den fazla uydu fırlatma kapasitesine sahip. Bugüne dek toplam 406 mini iletişim uydusunda sorun tespit ettiklerini bildiren Starlink, bu uydulardan yalnızca 17’sinin operasyonel kabiliyetini yitirdiği ve kendi haline bırakıldığı (kaza ihtimaline karşı sürekli takip ediliyor), geri kalanların ise kontrollü iniş ile servis dışı bırakıldığını söylüyor.

Apple Vision Pro’da yeni güncelleme: ne değişti?

Teknoloji devi Apple, karma gerçeklik gözlüğü Vision Pro için yeni bir güncelleme olan VisionOS 1.0.3’ü kullanıcılarla buluşturuyor. Bu güncelleme, Vision Pro’nun satışa sunulmasının hemen ardından gelerek, kullanıcı deneyimini daha da iyileştirmeyi amaçlıyor. Önceki güncellemelerde olduğu gibi, VisionOS 1.0.3, güvenlik ve performans artırıcı özelliklerin yanı sıra bir dizi yeni özellik içeriyor.

Belki de en dikkat çekici yenilik, kullanıcıların ayarlanan şifreyi unutmaları durumunda Vision Pro’yu sıfırlama seçeneğidir. Artık, bu işlem için Apple mağazasına gitmeye gerek kalmayacak; kullanıcılar, Vision Pro’nun ayarlarından şifrelerini sıfırlayabilecekler. Ayrıca, belirtilmemiş hataların giderilmesi ile güncelleme, sistemdeki potansiyel sorunları azaltarak cihazın daha güvenilir olmasını sağlıyor.

Apple Vision Pro’da yeni güncellemede VisionOS 1.0.3 güncellemesi aynı zamanda, Vision Pro’nun şifresinin belirli bir sayıda yanlış girilmesi durumunda tüm verileri otomatik olarak silme özelliği sunuyor. Bu, cihazın güvenliğini artırmanın yanı sıra, kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sağlıyor.

Apple Vision Pro kullanıcıları, güncellemeyi kolayca Ayarlar uygulamasındaki yazılım güncelleme bölümünden gerçekleştirebilirler. Otomatik güncellemeler altında “visionOS Güncellemeleri” ve “Güvenlik Yanıtları ve Sistem Dosyaları” seçeneklerini kontrol ederek, Vision Pro için yayınlanan güncellemeleri kaçırmamış olacaklar.

VisionOS 1.0.3 güncellemesi, Apple’ın karma gerçeklik gözlüğü Vision Pro‘nun kullanıcılarına daha güvenli, kullanıcı dostu ve işlevsel bir deneyim sunma konusundaki kararlılığını gösteriyor. Bu güncelleme ile birlikte, Apple, karma gerçeklik teknolojisindeki liderliğini sürdürmeye devam ediyor.

PİLOT girişimleri eğitim için ABD’de!  

Türk Telekom, yeni nesil teknolojileri besleyen girişimlere desteğini sürdürüyor. Türk Telekom Ventures‘ın Girişim Hızlandırma Programı PİLOT’un girişimleri, girişimcilik eğitim programına katılmak üzere ABD’ye gitti. Stanford Mesleki Gelişim Merkezi ile iş birliği içinde tasarlanıp sunulan kurumsal eğitim programı Stanford Üniversitesi kampüsünde başladı.

PİLOT girişimlerinin, bir dizi konferans, uygulamalı çalışma oturumları ve network sağlama amacıyla Stanford Üniversitesi’nin öğretim üyeleri ve sektör uzmanlarından bilgi aldığı programın açılış konuşmasını yapan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, şunları söyledi: “Dijitalleşmeyi, ülkemizi dünyaya ve geleceğe bağlamak olarak görüyoruz. Bu kapsamda; yenilikçi ve inovasyon odaklı yaklaşımımızla yepyeni rotalar çiziyoruz. Teknolojiyi üretmenin yanında ihraç etme misyonumuz ile Türkiye’yi geleceğe taşıyacak her hamlede varız. Bu alanların başında da girişimcilik ekosistemini konumluyoruz.” dedi.

Girişimlere yapılan her yatırımı Türkiye’nin geleceğine yönelik bir yatırım olarak gördüklerini belirten Önal şöyle devam etti: “Desteklerimizi sürdürerek, global başarılara imza atacak çok daha fazla girişime destek olarak ülkemizden yeni unicorn’lar çıkarmayı hedefliyoruz. Küresel çapta girişimlerin doğum yeri olan Stanford Üniversitesi’nin programıyla girişimlerimiz, dünya arenasındaki yerlerini daha da sağlamlaştıracak. Yerli teknoloji girişimlerinin dünya arenasında yükselişini ve ekosistemi küreselleştirecek yatırımlarımızı desteklemeye devam edeceğiz.”

Girişimcilik ekosistemini daha da güçlendirerek, büyütmeyi amaçlayan Türk Telekom, gelişmiş bir girişimcilik kültürünün Türkiye’yi geleceğe taşımasına öncülük edecek ve girişimcilik ekosistemini dünyaya açacak çalışmalarını sürdürüyor. Türk Telekom Ventures’ın Girişim Hızlandırma Programı PİLOT’un girişimleri, girişimcilik eğitim programına katılmak üzere ABD’ye gitti. Stanford Mesleki Gelişim Merkezi ile iş birliği içinde tasarlanıp sunulan kurumsal eğitim programı Stanford Üniversitesi kampüsünde başladı.

Gelişmiş girişimcilik kültürü Türkiye’yi geleceğe taşıyacak

Türk Telekom CEO’su Ümit Önal
Türk Telekom CEO’su Ümit Önal

PİLOT girişimlerinin yer aldığı, aynı zamanda Stanford Üniversitesi’nden girişimcilik alanında uzman isimlerin katıldığı programda açılış konuşmasını yapan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, “Türkiye’nin dijitalleşme sürecine devam ederken, bu süreci hayatın tüm alanlarını kapsayan bir yol haritasıyla sahipleniyoruz. Ülkemizin teknolojiye en yüksek yatırım yapan markalarından biriyiz. Teknolojiyi üreten ve ihraç eden bir konumdayız. Bu misyonumuz kapsamında; yeni nesil teknolojileri ve bu teknolojileri besleyen girişimleri desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Nitekim, girişimcilik ekosistemini daha da güçlendirmeyi ve büyütmeyi amaçlıyor, gelişmiş bir girişimcilik kültürünün Türkiye’yi geleceğe taşımasına liderlik ediyoruz” dedi.

Destekledikleri girişimlerin küresel arenada ses getirmelerine katkı sağlayacak çalışmalara imza attıklarını belirten Önal şöyle devam etti: “Kurumsal Girişim Sermayesi şirketimiz Türk Telekom Ventures ile dünya genelinde önde gelen girişimcilik merkezleri ve ekosistemleriyle stratejik iş birlikleri kurarak, küresel ağımızı genişletiyoruz. Bu kapsamda; Stanford Üniversitesi’nde özel olarak tasarlanan girişimcilik programı, Türkiye’nin küresel inovasyon haritasına önemli bir katkı sağlayacak. Girişimcilik ekosistemini büyüterek, bu alanda Türkiye’yi geleceğe taşımayı sürdürüyoruz. Türk Telekom Ventures’ın San Francisco’da bulunan ofisi girişimlerimizin dünyaya açılması için önemli bir durak. Bu ofis ile Türkiye’den çıkan değerli fikirleri Silikon Vadisi üzerinden dünyaya açıp, dünyadaki yenilikçi fikirleri ise ülkemize taşıyarak Türkiye ve global pazarlar arasında köprü oluyoruz. Bu kapsamda; sağlıktan enerjiye, eğitimden, yapay zekâ destekli iş çözümlerine kadar pek çok alanda, teknolojiye odaklanan yerli girişimlere rehberlik ederek yatırım yapıyoruz. Emeklerimizin karşılığını, desteklediğimiz girişimlerin dünyaya açılıp küresel başarılara imza atmalarına şahitlik ederek alıyoruz. Türk Telekom Ventures yatırımlarımızdan dijital pataloji alanında tanı desteği sağlayan Virasoft, dünyanın her yerinden yatırım almaya devam ederken, bir diğer girişimimiz eğitim platformu MentalUP, bugün 120’den fazla ülkede 15 milyon kullanıcıya sahip. “Sentetik Veri Anonimleştirme” teknolojisi çözümü sunan Syntonym, ABD, Avrupa ve İngiltere pazarında büyümeyi amaçlıyor. Girişimlerimizin, dünyanın pek çok noktasında, her alanda insanların yaşamlarına dokunarak hayatlarını kolaylaştıran çözümler sunmaları bizim için en değerli çıktı diyebilirim. Hepsiyle gurur duyuyoruz.”

Global vizyona hâkim olacakları bir programa katılacaklar

 Stanford Üniversitesi ile yapılan iş birliği ile; TV reklamları için ölçümleme platformu Medialyzer, garanti belgelerini dijitalleştiren ve tüketicilerin garanti süreçlerini tek panelden kontrol edebilmeleri için, firmalara bulut tabanlı çözümler sunan bir web uygulaması egaranti, güvenilirlik odaklı varlık ve bakım yönetimi platformu Sensemore, algoritmik finansal analiz platformu F-Ray/JetScoring, web3 finansman platformu Finceptor, tüketici kredisiyle alışveriş yaptıran finans uygulaması FINSO, yapay zeka tabanlı navigasyon ve lokalizasyon çözümleri Link Robotics, şirketlere yönelik yapay zeka tabanlı aktif öğrenen platform B2Metric AI ve müşterinin sesi yönetimi platformu Cloud4Feed’ten oluşan 9 ekip tamamlayıcı ABD programına katılacak.

Waymo, robotaksi yazılımını güncelliyor!

Waymo güvenlik şefi Mauricio Peña, bir blog yazısında kazaları “küçük” olarak nitelendirdi ve o sırada her iki aracın da yolcu taşımadığını söyledi. Yaralanma olmadı. Ayrıca Waymo’nun Phoenix, San Francisco, Los Angeles ve Austin’de canlı olarak sunulan araç çağırma hizmetinin bu güncelleme nedeniyle kesintiye uğramadığı söylendi.

Waymo, 20 Aralık’ta filosuna dağıtmaya başladığı yazılıma yönelik bir düzeltme geliştirdiğini, test ettiğini ve doğruladığını söyledi. Robotaksilerinin tamamı bu yazılım güncellemesini 12 Ocak’a kadar aldı.

Peña, “Bu gönüllü geri çağırma, teknolojimizi güvenli bir şekilde dağıtma ve halkla şeffaf bir şekilde iletişim kurma sorumluluğumuzu ne kadar ciddiye aldığımızı yansıtıyor.” diye yazdı.

Geri çağırma, sürücüsüz arabaların, geçen hafta Waymo robotaksinin bir bisikletçiye çarpması da dahil olmak üzere bir dizi yüksek profilli kaza ve tartışmanın ardından yoğun bir incelemeyle karşı karşıya kaldığı bir zamanda geldi. Geçtiğimiz hafta sonu, Waymo otonom aracı San Francisco’da bir kalabalık tarafından tahrip edildi ve yakıldı. Bu arada rakip operatör Cruise, geçen Ekim ayında meydana gelen kazanın etkileriyle uğraşırken faaliyetlerini askıya aldı ve bu hafta ilk güvenlik şefini işe aldı.

Geri çağrıyı tetikleyen çarpışmaların her ikisi de 11 Aralık’ta meydana geldi. Peña, Waymo’nun araçlarından birinin “yanlış şekilde çekilen” geriye dönük bir kamyonetle karşılaştığını yazdı. Kamyonet, sürekli olarak bir merkez dönüş şeridi ve bir trafik şeridi üzerine açılı bir şekilde yerleştirilmişti. Peña, robotaksi’nin çekilen aracın yönelimi ile çekme kamyonetinin uyumsuzluğundan dolayı çekilen aracın gelecekteki hareketini yanlış tahmin ettiğini ve temas kurduğunu belirtti.

Ancak Peña‘ya göre çekici kamyon durmadı ve sadece birkaç dakika sonra başka bir Waymo robotaksi, çekilen aynı kamyonetle temas etti. 

Waymo, kazaların olduğu gün Phoenix Polis Departmanı ve Arizona Kamu Güvenliği Departmanı ile temasa geçtiğini ve 15 Aralık’ta Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi’ne durumu bildirdiğini söyledi. Şirket ve NHTSA personeli, kazayla ilgili “ard arda dört görüşme” yaptı. Waymo o sırada kullanımda olan yazılımı gönüllü olarak geri çağırmaya karar vermeden önce çökmeler yaşandı.

Şehirler, vatandaşlar ve devlet kurumları otonom araç filolarının vaatlerini incelerken, geri çağırma Waymo üzerindeki kamuoyu baskısını artırabilir. Robotaksiler, Teamsters sendikası da dahil olmak üzere Los Angeles’ta halihazırda tepkiyle karşı karşıya.

Kaliforniya Motorlu Taşıtlar Departmanı halihazırda Waymo’nun yukarıda bahsedilen bir bisikletçiyle yaptığı kazayı araştırıyor. Adalet Bakanlığı ve ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu da diğerlerinin yanı sıra Cruise’un Ekim ayındaki çöküşü nasıl ele aldığını araştırıyor.

İş dünyası yapay zekâyı tartıştı!

Argüden Yönetişim Akademisi’nin 10. yılında, iyi yönetişim kültürünün yaygınlaşmasında önemli rol üstlenen küresel liderler, Türkiye’den katılımcılarla bir araya geliyor. “Yönetişim Mükemmelliği Yolculuğunda 10. Yıl Buluşmaları”nın ilki 14 Şubat’ta TÜSİAD ev sahipliğinde “Yönetim Kurulları ve Yapay Zekâ” teması ile gerçekleştirildi. Argüden Yönetişim Akademisi Danışma Kurulu Üyesi Prof. David R. Beatty’nin onur konuğu olarak katıldığı seminerde, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri yer aldı. Yönetişim Mükemmelliği Yolculuğunda 10. Yıl Buluşmaları 2024 yılı boyunca Mervyn E. King, Sir Mark Moody-Stuart ve Paul Polman gibi iyi yönetişimin küresel liderlerinin katılımıyla devam edecek. Harvard Business Review Türkiye iş birliğinde düzenlenecek buluşmalar, çevrimiçi seminerler şeklinde yayınlanacak.

Etkinliğin açılış konuşmalarını TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Argüden Yönetişim Akademisi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Argüden gerçekleştirdi.

Güven tazeleyerek TÜSİAD’ın 2024-2025 dönemi başkanlığına yeniden seçilen Orhan Turan konuşmasında Yönetim kurullarının yapay zekâyı dönüştürücü güç olarak kullanabilmeleri için Türk İş dünyasının gündemine getiren Argüden Yönetişim Akademisi’ne öncülüğü için teşekkür etti.

Açılış konuşmasında 10 yıl önce “yaşam kalitesi ve sürdürülebilir gelecek için kurumlara duyulan güvenin artırılması” amacıyla Argüden Yönetişim Akademisi’ni kurduklarını ifade eden Dr. Argüden ise şöyle konuştu: “10 yıl boyunca kamu, özel sektör ve sivil toplumda iyi yönetişimi geliştirmek üzere geliştirdiğimiz araştırma projeleri dünyada örnek gösteriliyor. Birleşmiş Milletler, OECD, Avrupa Konseyi, IFRS gibi kurumlarla iş birlikleri kurarak sadece Türkiye’de değil, dünyada da kurumlara duyulan güveni artırmak için çalışıyoruz. Çocuklardan, gençlere, şirketlerden, kamu ve sivil toplum liderlerine kadar geniş bir kesimi kapsayan eğitim programları gerçekleştiriyoruz.”

Yönetim Kurulları ve Yapay Zekâ Sunumu

Açılış konuşmalarının ardından Prof.David R. Beatty, Yapay zekâyı gelmekte olan bir tsunamiye benzetti. Bu tsunamiyle baş edebilmek için yönetim kurullarının ve tepe yönetimlerin stratejik önceliği haline gelmesi gerektiğine dikkat çekti. Beatty yapay zekâyı iş yapış şekillerine uyarlayarak endüstrilerini hızla yeniden şekillendiren şirketlerden örnekler de paylaştı.

2018 yılında Argüden Yönetişim Akademisi ve IFC iş birliğinde üst düzey yöneticilere yönelik gerçekleştirilen “Özel Sektörde İyi Yönetişim” Sertifika Programı’na da katkı sağlayan Prof. Beatty, 2018 yılında gerçekleşen bu eğitimden mezun olan pek çok yöneticiyi bu seminerde yeniden görmekten duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

Pfizer Türkiye Ticari Lideri Yalım Can Arslan oldu

0

2012 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Yalım Can Arslan, kariyerine tüketici elektroniği ve beyaz eşya sektöründe Yurt Dışı Satış ve Pazarlama Müdürü olarak başladı, Kasım 2014’te Pfizer Türkiye’ye Yönetici Adayı (MT) olarak katıldı. Ardından sırasıyla Nadir Hastalıklar Ülke Ürün Lideri, Pazara Erişim Müdürü, Upjohn Pazara Erişim ve Fiyatlandırma Lideri görevlerini üstlenen Arslan, Upjohn iş biriminin Pfizer’den ayrılması ve Viatris firmasının kurulması süreçlerinde rol aldıktan sonra Mart 2021 itibariyle Viatris’ten ayrılarak bir giyilebilir teknoloji girişimi kurdu.

Yalım Can Arslan, 1 Eylül 2021 tarihinde tekrar Pfizer Türkiye ailesine katıldı. Hastane İş Birimi’nde Türkiye ve Polonya’dan sorumlu Lansman ve Ticari Mükemmeliyet Lideri olarak çalıştıktan sonra Pazara Erişim ve Fiyatlandırma Direktörü olarak görev aldı.

Pfizer Türkiye Ticari Lideri Yalım Can Arslan yeni görevi ile ilgili şunları söyledi: “Lider okulu niteliğindeki biyoteknoloji şirketi Pfizer’in rotasyon kültürü sayesinde çok sayıda önemli görev üstlendim. Bilim kazanacak anlayışıyla hastaların hayatını değiştiren çığır açan yenilikler için çalışan Pfizer’in bir parçası olmaktan gurur, yeni görevimle birlikte Pfizer Türkiye Liderlik Takımı’nda yer almaktan ise mutluluk duyuyorum.”   

Aksa Grubu’nda yönetici değişimi!

0

Elektrik dağıtım bölgelerinde yaklaşık 4 milyon nüfusa kesintisiz elektrik dağıtım hizmeti sunan Aksa Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin Genel Müdürlük pozisyonuna sektörün tecrübeli isimlerinden Alper Erbaş atandı.

Çoruh ve Fırat bölgelerinde 9 şehirde yaklaşık 4 milyon nüfusa elektrik dağıtım hizmeti sunan Aksa Grubu çatısı altındaki Çoruh ve Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin Genel Müdürlük pozisyonuna Alper Erbaş getirildi. Erbaş, 2023 yıl sonu itibarıyla cari rakamlarla 4.4 milyar TL yatırım gerçekleştiren ve 112.815 km hat uzunluğuna ulaşan Çoruh ve Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş.’deki görevine başladı. 

Kocaeli Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’nde lisans derecesini tamamlayan Alper Erbaş, 20 yılı aşkın süredir elektrik sektöründe yöneticilik yapıyor.

Kariyerine, 2004 yılında Uludağ Elektrik Üretim A.Ş.’de elektrik mühendisi olarak başlayan Erbaş, 2010 yılına dek bu görevi üstlendi. 2010 yılında ise aynı şirkette genel koordinatör olarak çalışmaya başlayan Erbaş, 2013 senesinde ise Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.’de operasyon direktörü pozisyonuna geçiş yaptı ve 2014 yılına kadar görevini sürdürdü.

Alper Erbaş, 2014 yılından 2021 yılına kadar kariyerine Limak ve Çalık Enerji – Kosova Elektrik Dağıtım Şirketi’nde devam ederken bu şirkette genel müdür yardımcısı ve CEO görevini üstlendi.

2023 yılında Türkerler Holding Van Gölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’de Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini icra eden Erbaş, kariyerine Aksa Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürü olarak devam edecek.

E-para ve ödeme şirketi “TAMİ” faaliyet izni aldı!

Garanti BBVA, ödeme sistemleri altyapısı ve dijital ödeme çözümleri sunacak yeni iştiraki Garanti Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. için Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ndan 15.02.2024 tarihi itibarıyla lisans aldı.

Tüm ürün ve hizmet altyapısıyla hazır olan ve TAMİ markasıyla faaliyet gösterecek yeni şirket Mart ayı itibarıyla beta versiyonuyla belirli bir grup müşterinin hizmetine sunulacak.

TAMİ’nin sunacağı hizmetlerle Türkiye’de arzu eden her işletmenin kolay ödeme alması, rahatlıkla ödemelerini takip edebilmesi, tüm bankalarla çalışırken aynı zamanda tüm banka kartlarına taksit imkânı ve özel kampanyalardan da yararlanması sağlanacak. Büyük işletmelerin de ihtiyaçlarına yönelik özel olarak tasarlanacak çözümleriyle  TAMİ, yepyeni ve tamamen dijital bir ödeme deneyimi sunacak. TAMİ, KOBİ’ler, ev kadınları, öğrenciler ve ailelere kadar uzanan  ve her bir kitlenin ihtiyaçlarına özel ürün ve hizmetler geliştirmek üzere de  altyapı çalışmalarını tamamladı. Müşteriler TAMİ ön ödemeli karta da POS sürecinde olduğu gibi çok hızlıca sahip olurken, ister kartlarıyla isterse de elektronik cüzdanlarıyla kolaylıkla nakit çekebilecek, para gönderip alışveriş yapabilecekler ve katıldıkları kampanyalardan nakit iade kazanabilecekler.

Dijital ödeme süreçleri kolaylaşacak

Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı ve Garanti Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çağrı Süzer
Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı ve Garanti Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çağrı Süzer

 Bankanın yeni iştiraki ile ilgili görüş bildiren Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı ve Garanti Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çağrı Süzer, “Ödeme sistemleri dünyası teknoloji ve dijitalleşmenin gücüyle çok hızlı bir değişim içinde. Gerek müşteriler gerekse üye işyerlerinin ihtiyaç ve beklentileri de aynı şekilde sürekli değişiyor, dönüşüyor. 2 yıllık geniş bir müşteri araştırmasının sonucunda müşterilerimizin ‘tam istediği’ ödeme teknolojilerini hız, yalınlık, kolaylık odağıyla karşılarına çıkaracağımız ve dijital ödeme süreçlerini daha da kolaylaştırıp ek faydalarla birlikte müşterilerimize katma değer yaratacağımız bir altyapı geliştirdik. Bu araştırmalar sonucu müşterilerimizin tariflerinden doğan TAMİ markamızla müşterilerimize  ‘tam istediği teknoloji’ ‘tam istediği kart’ ‘tam istediği POS’ çözümünü sunmaya her gün büyüyen ekibimizle ve teknolojik altyapımızla hazır durumdayız.” dedi.