Çin son altı ayda 40’tan fazla yapay zeka modelini onayladı

Çin, yapay zeka (YZ) gelişiminde ABD’yi yakalamaya yönelik çabalarını sürdürürken, yetkililerin onay sürecini başlatmasından bu yana geçen altı ay içinde 40’tan fazla yapay zeka modelini kamu kullanımı için onayladı. Securities Times’ın haberine göre, geçen hafta sadece 14 büyük dil modeline (LLM) onay verilerek, Çin’in bu alandaki çabalarının devam ettiğini gösterdi. Xiaomi Corp, yeni sekme açılır, 4Paradigm ve 01.AI gibi şirketler de onay alanlar arasında yer aldı.

Geçtiğimiz Ağustos ayında başlayan uygulama ile Pekin, teknoloji şirketlerini LLM’lerini halka açmak için düzenleyicilerden onay almaya zorluyor. Bu adım, Çin’in YZ teknolojisini kendi gözetimi ve kontrolü altında geliştirmeye odaklandığını vurguluyor. İlk onay grubu Baidu, Alibaba ve ByteDance gibi büyük şirketleri içeriyordu.

Çinli düzenleyiciler, Kasım ve Aralık aylarında iki grup daha onay verdikten sonra, bu ay başında 40’tan fazla YZ modeline onay verdi. Hükümet, onaylanan şirketlerin tam listesini açıklamamış olsa da, Securities Times Pazar günü bu sayıyı doğrulayarak Çin’in YZ teknolojisindeki hızlı ilerlemesine dikkat çekti. Şirketler, OpenAI’nin 2022’de dünyayı kasıp kavuran ChatGPT gibi başarılı YZ ürünlerini geliştirmek için rekabet halinde.

Aracı kurum CLSA’ya göre, Çin’de 2022’de 130’dan fazla LLM bulunuyordu ve bu rakam küresel toplamın %40’ını oluşturarak ABD’nin %50’lik payının hemen arkasında yer alıyordu. Çin’in önde gelen ChatGPT benzeri sohbet botlarından biri olan Baidu’nun Ernie Bot’u, CTO’nun Aralık ayında yaptığı açıklamaya göre 100 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı.

Çin, yapay zeka teknolojisindeki bu hızlı gelişmelerle birlikte küresel sahnede etkisini artırmaya devam ediyor.

Microsoft, Rus hacker grubu tarafından hacklendi: Sonuçları ne olabilir?

Microsoft, son zamanlarda Rusya Dış İstihbarat Servisi tarafından desteklenen bir hacker grubu olan Midnight tarafından gerçekleştirilen bir saldırıya maruz kaldı. Bu saldırı, Microsoft’un en üst düzey liderlik ekibi ve siber güvenlik fonksiyonları dahil olmak üzere kurumsal e-posta hesaplarına erişimi içeriyordu.

Microsoft, Rus hacker Saldırısı, temel bir bilgisayar korsanlığı yöntemi olan “şifre püskürtme” kullanılarak gerçekleştirildi. Microsoft, bir blog yazısında, hacker grubunun eski bir test hesabına sızarak daha sonra üst düzey liderlik ekibi dahil olmak üzere birçok hesaba erişim sağladığını ve e-posta ve belgeleri çaldığını belirtti.

Microsoft, saldırının kendi ürünlerindeki güvenlik açıklarından kaynaklanmadığını vurguladı, ancak bu olayın şirketin siber güvenlik protokollerini sorgulamaya açtı. Özellikle, şirketin güçlü parolaların kullanılmasını ve kullanılmayan hesapların kapatılmasını sağlamadaki eksiklikleri eleştirildi.

Microsoft Rus hacker

Bu saldırı, Microsoft’un son dönemdeki güvenlik zafiyetleri ve Çin hükümetinin diplomatik yazışmalarını ele geçirme olaylarıyla birlikte ele alındığında, federal hükümeti endişelendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Microsoft, şu ana kadar hacker grubunun müşteri ortamlarına, üretim sistemlerine, kaynak koduna veya yapay zeka sistemlerine erişimi olduğuna dair kanıt bulunmadığını iddia etse de, olayın üzerindeki soruşturmanın devam ettiğini belirtti.

Bu olay, güvenlik açıklarıyla mücadele edilmesini teşvik eden yeni bir Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi‘nin de açıklanmasıyla birlikte, teknoloji şirketlerini ve özel sektörü daha güvenli uygulamalara yönlendirmeyi amaçlayan bir çağrıyı içeriyor. Federal yetkililer, zayıf yazılım güvenliğinin Amerikan vatandaşları için sistemik risk oluşturduğunu belirterek, bu konuda sorumluluk alınması gerektiğini vurguluyor.

Microsoft’un güvenlik önlemlerine ilişkin eleştiriler ve bu tür saldırıların artması, şirketin federal sözleşmelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği endişelerini artırmaktadır. Bu durum, teknoloji şirketlerinin siber güvenlik önlemlerini artırmalarına yönelik bir baskı oluşturabilir.

Bilgisayarcı dedeler aranıyor!

0

Bir Alman demiryolu şirketi, Windows 3.11 Yöneticisi için iş ilanı verdi. Şartlar, 30 yıllık işletim sistemi Windows for Workgroups ile mücadele etme becerisine ek olarak, MS-DOS kullanmayı bilmeyi de içeriyor. Yöneticinin 166MHz işlemcilere ve 8MB RAM’e sahip sistemleri denetleyeceği iddia ediliyor. Modern demiryollarının hala bu kadar eski sistemlerde çalışıyor olması biraz endişe verici görünebilir, ancak kritik görev sistemleri genellikle “eğer bozulmadıysa, tamir etme” kuralına bağlı kalıyor.

Önemli gerçek zamanlı verileri sağlamak için bu tür eski eski işletim sistemlerine güvenildiğini görmek biraz endişe verici, ancak eski yazılım tarafından çalıştırılan eski görev açısından kritik sistemler bulmak alışılmadık bir durum değildir. Ayrıca ekran, kritik değil yalnızca bilgi amaçlı veri sağlayabilir.

Windows 3.1X, Microsoft’un GUI tabanlı işletim sisteminin entegre ağ bağlantısına sahip ilk sürümü olmasıyla dikkat çekiyordu ve 386 korumalı mod ağ yığınını tanıtmıştı. Microsoft, bu ağ dostu işletim sistemini 1992’de piyasaya sürdü ve 31 Aralık 2001’de bu işletim sistemine verilen desteği sona erdirdi.

Hacker News forumunda yapılan bazı sohbetlere göre, yukarıda bahsedilen eski sistem şu anda Almanya’nın ICE 1 ve ICE 2 trenlerinde kullanılıyor. Eğer doğruysa, yazılım MS-DOS ve Win 3.11’e dayanıyor. Bir başka ilginç iddia da Win 3.11 çalıştıran demiryolu sistemlerinden birinin 1996 yılından kalma bir BIOS’a sahip olduğu ve 166MHz işlemci artı 8MB RAM içerdiği iddiası.

Eski donanım ve yazılımlar en beklenmedik yerlerde ortaya çıkmaya devam ediyor. Bu arada meraklılar hala Intel’in eski 8088 CPU ve tabanlı bilgisayarlarını satın alıyorlar ve ISA bus grafik kartlarını hız aşırtmayla uğraşıyorlar!

Microsoft, APAC veri merkezi filosunu genişletme yolunda!

Hafta sonu Microsoft tarafından yayınlanan bir iş ilanına göre yazılım devi, “Microsoft’un bulut altyapısını inşa etmek için gayrimenkullerin teslimi ve önceden konumlandırılmasından” sorumlu bir ekip içinde çalışacak bir Veri Merkezi Arazi Edinme Yöneticisi aranıyor.

İlanda başvuru sahiplerine bu işin “çeşitli pazarlarda altyapımızı geliştirmek ve genişletmek için bir stratejinin şekillendirilmesine ve uygulanmasına yardımcı olacağı” vaat ediliyor. Başarılı bulunan ve işe alınan aday, Doğu Asya, Güney Asya, Güneydoğu Asya ve Okyanusya’nın çoğunu içine alan APAC bölgesinde birden fazla görevi yönetecek. İlanda, önemli teknik bileşenler içeren gayrimenkul işlemlerinde on yıllık deneyim ve “üst düzey elektrik, güç ve soğutma, fiber optik ve diğer teknik gereklilikler” konusunda yeterlilik isteniyor.

Bununla birlikte ilginç bir şekilde, iş ilanında ayrıca adayın “alternatif gayrimenkul işlem yaklaşımları hakkında güçlü bilgi” sahibi olması isteniyor. Burada “Alternatif gayrimenkul işlem yaklaşımları “nın ne anlama geldiği belirtilmemiş. Singapur merkezli iş, başarılı başvuru sahibinin zamanının yüzde 25’ini yolda geçirmesini gerektirebilir.

Microsoft Copilot kod yorumlayıcısı

Microsoft’a göre, Asya Pasifik bölgesindeki 11 pazarda 20 veri merkezi bölgesi işletiyor ve daha fazlası da gelecek. Bu pozisyonun sadece Microsoft’un Azure altyapısı için “APAC” takısını kullandığı ülkeleri mi – yani Hong Kong ve Singapur’u mu – yoksa yazılım devinin bölgesel merkezinin yönettiği diğer ülkeleri mi kapsadığı net değil. İlanda ayrıca Microsoft’un bölgede kaç tane daha veri merkezi planladığı belirtilmiyor.

Ancak kısa süre önce Amazon’un bulut bilişim kolu AWS aracılığıyla Japonya’ya 15 milyar dolar yatırım yapacağını duyurduğunu unutmamak gerekiyor. Yani özellikle Asya Pasifik bölgesinde bulut bilişim oyuncularının yatırımlarını artırma çabası içine girdiğini söylemek yanlış olmaz. Microsoft da iş ilanında “Bulut Operasyonları ve İnovasyon (CO+I), işimizi geleceğe ölçeklendirmek için sahip olunan ve geliştirilen arazi sahalarını sunmak üzere stratejiler geliştirmekte ve uygulamaktadır.  Odak noktamız, talebi karşılamak ve genel teslimatımızın maliyetini ve etkisini azaltmak için yüksek kaliteli, uygun maliyetli ve yenilikçi çözümler yoluyla stratejik ölçeklendirmeyi yönlendiren akıllı büyümedir” diyerek bu konuya dikkat çekiyor.

Apple Pencil 3’e ilginç özellikler geliyor!

0

Apple, son günlerde iOS 17.4’ü duyurarak iPadOS 17.4’ün ilk beta sürümünü geliştiricilere sundu. Bu yeni sürümde, yakında tanıtılacak olan iPad Pro’nun yanı sıra Apple Pencil 3’e ait çığır açan bir özellik keşfedildi.

Yapılan incelemelerde, yeni Apple Pencil 3’ün “Bul” özelliği ile geleceği ortaya çıktı. Bu özellik, kullanıcılara kaybolan kalemlerini Find My (Bul) uygulaması aracılığıyla bulma imkanı sağlayacak. Bu, ilk defa bir Apple kalem modelinin diğer Apple cihazları gibi “Bul” özelliğine sahip olacağı anlamına geliyor.

Apple Pencil 3’ün Bul özelliği, kullanıcılara AirPods ve AirTags gibi cihazları bulma konusunda sağladığı kolaylıkla benzerlik gösteriyor. Ancak, yeni Apple Pencil’ın UWB teknolojisine sahip olup olmadığı veya uygulamanın yalnızca haritada son konumu mu göstereceği, henüz bilinmiyor.

Apple Pencil 3'e

iPadOS 17.4 beta sürümü, geliştiricilere, uygulamalarını Apple Pencil ile uyumlu hale getirmek için kullanabilecekleri PencilKit API’nin yeni bir sürümünü sunmaktadır. Ancak, PencilKit 3 ile gelen yenilikler hakkında henüz bir bilgi bulunmamaktadır.

Öte yandan, Apple’ın yeni nesil iPad Pro için tasarladığı aksesuarlar da dikkat çekiyor. Söylentilere göre, geçen yıl ortaya çıkan bilgiler, Apple Pencil 3’ün değiştirilebilir manyetik uçlara sahip olacağını öne sürmüştü. Ayrıca, OLED ekran, M3 çip ve MagSafe teknolojisi gibi özelliklere sahip yeni iPad Pro modeli üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.

Yeni iPad Pro’nun yatay Face ID kamerasıyla birlikte geleceği ve Mart ayı etkinliğinde tanıtılması bekleniyor. Apple hayranları, bu etkinlikte yeni iPad ve aksesuarlarıyla tanışma fırsatını sabırsızlıkla bekliyor.

Popüler e-ticaret sitesine soruşturma açıldı!

0

Rekabet Kurumu, rekabete aykırı davranışlarda bulunun teknoloji şirketlerini yakından takip etmeye devam ediyor. Bu kapsamda kurum, kısa süre önce ise önde gelen e-ticaret platformlarından Çiçeksepeti’ne soruşturma başlattı. İşte ayrıntılar…

Rekabet Kurumu, Çiçeksepeti’ne soruşturma başlattı

Rekabet Kurumu, resmi web sitesi üzerinden yaptığı açıklama ile Çiçeksepeti’nin hizmetlerini üçüncü taraflara kapatması ve kendi bayileri lehine davranışlarda bulunmak suretiyle açılan önaraştırmanın karara bağlandığını duyurdu.

Rekabet Kurumu, Çiçeksepeti'ne soruşturma başlattı

Rekabet Kurumu, önaraştırmada elde edilen bilgiler, belgeler ve yapılan tespitleri müzakere ettiklerini, bunun sonucunda Çiçeksepeti İnternet Hizmetleri AŞ hakkında soruşturma açılmasına karar verdiklerini açıkladı.

Bu soruşturmanın ne zaman sonuçlanacağı ise bilinmiyor. Rekabet Kurumu’nun ilgili açıklaması şu şekilde;

Çiçeksepeti İnternet Hizmetleri AŞ’nin platform hizmetlerini üçüncü taraflara kapatmak ve kendi bayileri lehine davranışlarda bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği iddialarına yönelik yürütülen önaraştırma Rekabet Kurulunca karara bağlandı. 

Önaraştırmada elde edilen bilgileri, belgeleri ve yapılan tespitleri 11.01.2024 tarihli toplantısında müzakere eden Rekabet Kurulu, bulguları ciddi ve yeterli bularak; Çiçeksepeti İnternet Hizmetleri AŞ hakkında soruşturma açılmasına, 24-03/23-M sayı ile karar vermiştir.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Bebek bakım girişimi Cubtale 500.000 dolar yatırım aldı!

İki Türk kadın girişimci tarafından geliştirilen ve ABD’de faaliyet gösteren yerli girişim Cubtale, özellikle ilk defa anne-baba olan ebeveynlerin bebek büyütme yolculuklarında onlara yardımcı olmayı hedefleyen ürün ve çözümleri ile ön plana çıkıyor. Bugüne dek binlerce ebeveyne dokunan platform, basit ama özel ürün ve servislerinin yanı sıra veri girişini kolaylaştıran yazılım ve donanım çözümleri dikkat çekiyor.

Cubtale, özellikle yeni doğan bebekler için uyku süresi, bez değişimleri ve emzirme aralıkları takibinden daha büyük çocuklar için banyo ve diş fırçalama rutini takibine dek pek çok basit ama ebeveynler için son derece önemli süreç takiplerini sağlayan ürün ve çözümler sağlıyor. 49 dolarlık tekli ürünlerden 189 dolarlık paket ürün ve servislere dek geniş bir yelpazede ürün ve çözümler geliştiren Cubtale’in App Store uygulama mağazasında da ücretsiz bir uygulaması mevcut.

ABD’de faaliyet gösteren girişim,  daha önce Lazika, Fit Brokoli ve Buluttan gibi farklı alanlarda ürün ve servisler geliştiren Türk girişimcilere destek olan Amazon yöneticisi Cem Sibay ve Esat Sibay tarafından 500 bin dolarlık bir yatırım aldı. Techstars ve FoundersBoost gibi girişim hızlandırma programlarını başarıyla tamamlayan Cubtale, kısa süre önce Mom’s Choice Awards ödülü de almayı başardı. ABD’de hızla büyüyen sağlık teknolojileri pazarında önemli bir yer edinmek isteyen yerli girişim Cubtale, alt yapısını yapay zekâ ile kuvvetlendirmeyi planlıyor. Firmanın kurucuları Selin Tamer ve Duygu Karaoğlan Altop Cubtale’i şu sözlerle özetliyor:

“Ebeveyn olmak, psikolojik, fiziksel ve duygusal değişimleri aynı anda içeren dönüşümsel bir deneyimdir. Bu kadar çok şey olurken, hayatımızın bu aşamasında mevcut olan bilgi miktarı şüphesiz bunaltıcıdır. Ebeveynler olarak, çocuklarımıza daha iyi bakım sağlayabilmek için ilgili bilgileri araştırmalı, filtrelemeli, benimsemeli ve uygulamalıyız. Bilgileri sağlık uzmanlarımızla iletişim kurmalı, gelecekteki olaylar için saklamalı ve tüm bakım kilometre taşlarını takip etmeliyiz ve bu kesinlikle kolay değil.

Cubtale, bakımı birbirine bağlamak için burada. Rutin bakım verilerini doğru bir şekilde yakalamalarına yardımcı olarak ve bu verileri anlamlı ve alakalı hale getirerek ebeveynlere gönül rahatlığı sağlamak için bir yolculuğa çıkıyoruz. Bakıcının yolculuğunu kişiselleştiriyoruz. Bakıcılara ilgili ve zamanında incelenmiş bilgiler sunuyoruz. Ebeveynlerin daha iyi bakım sağlamasına yardımcı olduğumuzda kendimizi iyi hissediyoruz.”

Stellantis sanal kokpit platformunu tanıttı!

Stellantis, Sanal Mühendislik Çalışma Alanı’nın temel bileşeni olarak türünün ilk örneği olan sanal kokpit platformunu tanıttı. Endüstride bir ilk olan bu inovasyon, Stellantis geliştirme döngülerini 100 kata kadar hızlandırarak bilgi-eğlence teknolojisini başka bir boyuta taşıyor. Yeni platform, QNX Accelerate bulut tabanlı araç portföyü kapsamında şu anda AWS Marketplace aracılığıyla erken erişime sunulan BlackBerry’nin buluttaki QNX® Hypervisor’ını kullanıyor. Stellantis artık araç kontrollerinin ve sistemlerinin gerçekçi sanal versiyonlarını oluşturabiliyor. Yeni teknoloji, Stellantis’in çekirdek yazılımlarını değiştirmeye gerek kalmadan gerçek performansı taklit eden araç kontrolleri ve sistemlerinin gerçekçi sanal modellerini oluşturmasına izin veriyor. Daha önce birkaç ay süren süreçler artık belirli durumlarda 24 saat gibi kısa bir zamanda tamamlanabiliyor.

Gerçeğe yakın sanal kokpit platformu

Stellantis sanal kokpit

AWS Marketplace üzerinden QNX Hypervisor’a erişim, Stellantis‘in bulut ortamına sanal kokpit yüksek performanslı bilgi işlem (HPC) simülasyonu eklemesine olanak tanıyor. Karma kritiklik sistemi ve çok işlevli işletim sistemlerinde gömülü uygulama geliştirme için sektörde bir ilk olan bu platform, VirtIO standardı Trout v1.2’de tanımlandığı gibi QNX Hypervisor Amazon Machine Images (AMI’ler) ve endüstri standardı donanım arayüzlerini içeriyor. Grafiklerin, sesin ve dokunmatik ekran/fare/klavye girişlerinin sanallaştırılması gibi araçlar sayesinde bu çözüm, QNX Hypervisor tabanlı sistemlerin bulutta çalıştırılması ile gerçek donanım üzerinde çalıştırılması arasında çok az fark oluşturuyor veya fark oluşturmuyor.

Yazılım, Dare Forward 2030 stratejik planında belirtildiği gibi Stellantis’in temiz, güvenli ve uygun fiyatlı mobilite sunmasında temel bir yapı taşı ve yapay zekâ destekli STLA Brain, STLA SmartCockpit ve STLA AutoDrive teknoloji platformlarının arkasındaki itici güç niteliğinde. Stellantis, 2022 yılında araç platformları için bulut sağlayıcısı olarak AWS’yi seçti. İki şirket Stellantis’in amaca yönelik şirket içi VEW üzerinde çalışmaya başladı.

Yazılım odaklı bir yaklaşım benimseyen ve QNX Hypervisor çözümünü bulutta kullanıma sunan Stellantis, müşteri geri bildirim oturumlarını hızlandırabiliyor ve minimum çabayla belirli bir marka ve aracın kokpit deneyimini kopyalayabiliyor ve sürücünün deneyimini optimize etmek için gerçek zamanlı değişiklikler yapabiliyor. Buluta düşük gecikmeli erişimle desteklenen bu gerçek zamanlı geri bildirim, Stellantis’in gelecekteki bilgi-eğlence özelliklerini ve uygulamalarını oluşturmak için müşteri ve geliştirici tabanından değerli geri bildirimler almasına olanak tanıyor.

Müşterilerin ihtiyaçlarına daha yakın öncü bir teknoloji

Stellantis sanal kokpit

Yazılımın, araçlarda giderek daha önemli hale geldiğini söyleyen Stellantis Baş Yazılım Sorumlusu Yves Bonnefont, “Bu durum bizi yazılımı geliştirme ve doğrulama yöntemlerimizde yenilik yapmaya yönlendiriyor. Sanal kokpitimizle sadece kendi yaklaşımımızda değil, aynı zamanda sektördeki tedarikçilerimiz ve ortaklarımızın yaklaşımında da devrim yaratıyoruz. Böylece, bu teknoloji ve daha hızlı geliştirmelerin yanı sıra geri bildirim döngüleri sayesinde müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha yakın olabiliyoruz. Bu, otomotiv dünyasında müşteri öncelikli inovasyon ve verimlilik yolunda atılmış önemli bir adım” dedi.

BlackBerry IoT Başkanı Mattias Eriksson da konu hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “QNX’in gömülü yazılım için gerçek hayattakine benzer sanal geliştirme ortamı yaratma konusundaki önemi nedeniyle uzun süredir desteklediği satıcı ve platformdan bağımsız VirtIO standardından yararlanan bulutta güvenilir QNX Hypervisor platformumuza erken erişim sunmaktan mutluluk duyuyoruz. AWS bulutunda dünyanın ilk ticari hipervizörünü başlatmak üzere Stellantis ile birlikte çalışmak, tüm ürün yaşam döngüsü boyunca karmaşıklığın azaltılmasına, inovasyonun hızlanmasına ve araç içi yazılım geliştirme maliyetlerinin azaltılmasına yardımcı oluyor.”

Standart VirtIO arayüzleri aynı zamanda otomotiv ortaklarından oluşan bir grup tarafından OEM’lerin tekliflerini ölçeklendirmek ve OEM ortamında tak ve çalıştır özelliğini etkinleştirmek için de kullanılıyor. Avantajlarının bilincinde olan AWS, kokpit HPC’lerinin bulut simülasyonuna yönelik VirtIO endüstri standardını destekliyor.

BlackBerry QNX, QNX Accelerate’i, ilk etapta QNX® Neutrino® RTOS 7.1 ve QNX® OS for Safety 2.2.3’ü içeren bir portföy ile Ocak 2023’te pazara sundu. Bunlar, QNX müşterilerinin bir QNX işletim sistemini AWS bulut donanımında çalıştırmasına olanak tanıyan Amazon Machine Images ile sağlanıyor. QNX Hypervisor’ın buluttaki erken erişim sürümü şu anda mevcut ve genel kullanım 2024 yılının sonlarında duyurulacak.

Musk’ın Cyborg şirketi Neuralink ilk insanlı deneyini yaptı

0

Elon Musk, dün X’te yayınladığı ve daha sonra Neuralink tarafından da paylaşılan mesajında “İlk insana dün @Neuralink implant ıtakıldı ve durumu iyiye gidiyor. İlk bulgular umut verici nöron artış tespitini gösteriyor” duyurusunda bulundu. Hastaya ilişkin ayrıntılar verilmedi, ancak Neuralink’in ilk insan denemesi olan Precise Robotically Implanted Brain-Computer Interface (PRIME) çalışması olarak bilinen altı yıllık programın insan deneyleri izni Mayıs ayında verilmiş ve firma Eylül ayında denek kabul programını başlatmıştı.

Programa giriş başvurularında ALS hastaları ve omurilik yaralanmaları öncelikli ancak programa giriş ALS ya da omurilik yaralanması ile sınırlı değil. Çalışmanın işe alım broşüründe “Kuadriplejiniz (kol ve bacakların his ve hareket kabiliyetini yitirmesi ile oluşan felç) varsa ve bilgisayarınızı kontrol etmenin yeni yollarını keşfetmekle ilgileniyorsanız, hak kazanabilirsiniz” ifadesi yer alıyor.

PRIME çalışmasında kullanılan ve beyne yerleştirilebilen beyin bilgisayar arayüzü (BCI), beyin aktivitesinden amaçlanan hareket sinyallerini çözmek ve ardından harekete yardımcı olan cihazları kontrol etmek için tasarlanmış durumda. BCI, her biri bir insan saçından daha ince olan 64 ipliğe dağıtılmış 1024 elektrot aracılığıyla aktiviteleri kaydediyor.

Neuralink’in bu deneylerdeki öncelikli hedefi, PRIME’ın N1 olarak bilinen BCI implantının, R1 olarak bilinen cerrahi robotun ve felçli bireylerin harici cihazları kontrol etmesini sağlamak için N1 Kullanıcı Uygulaması olarak bilinen ilgili yazılımın güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek. Musk ilk duyurusunun ardından ilk Neuralink ürününün adının “Telepati” olduğunu açıkladı ve “Telefonunuzu ya da bilgisayarınızı ve bunlar aracılığıyla neredeyse tüm cihazları sadece düşünerek kontrol etmenizi sağlıyor. İlk kullanıcılar uzuvlarını kullanamayanlar olacak” dedi. Seri girişimci daha sonra ideal bir kullanıcıyı göstermek için merhum teorik fizikçi Stephen Hawking’in imajını çizdi.

Musk, Neuralink gibi bir aracın tekerlekli sandalyeye bağlı bilim adamının “hızlı bir daktilocudan ya da müzayedeciden daha hızlı iletişim kurmasını sağlayacağını söyledi. Amaç bu.” Tüm bunlar kulağa çok asil gelse de, zihin kontrolü anlatısıyla ilgili komplo teorilerinin yanı sıra bazı çok daha gerçekçi endişeler de var.

Birincisi, araştırma ekibi klinik deneyler için ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) ancak birçok gecikmeden sonra onay alabilmiş olması.  Kurumdan gelen endişeler, çıkarıldığında beynin zarar görmesinden, çiplerin aşırı ısınmasına, beyne lityum iyon pil yerleştirmenin genel risklerine ve kabloların “göç edebileceği” korkusuna kadar uzanıyordu.

Bu arada Neuralink ürününü maymunlar üzerinde test etti ki testlerde kullanılan bazı primatların enfeksiyon kapması ya da ölmesi üzerine hayvanlara zulüm suçlamaları gündeme geldi. Neuralink sonunda canlı bir maymunun beyniyle pong oynadığı bir video yayınladı.

Ya implantlar bir şekilde hacklenirse?

Konunun güvenlik boyutu ve beyin bilgisayar arayüzü (BCI) ile ilgili sistemlerinin güvenliğinin nasıl sağlanacağı net değil. Günümüzde siber saldırıların sınır tanımadığı ve hızla yayıldığı düşünülürse, bu konuda nasıl bir yol haritası izleneceği merak konusu.

Bu arada hemen belirtmeliyiz ki Neuralink bir insana BCI yerleştirme çabasındaki ilk şirket değil. Hem kamu hem de özel klinik araştırmaların veritabanı olan ClinicalTrials.gov’da yapılan bir arama, dünya çapında BCI ile ilgili tamamlanmış ve devam eden bir dizi çalışmayı ortaya çıkarıyor. Ancak, ilginç bir şekilde Neuralink ile ilgili herhangi bir sonuç çıkmıyor – bu da Musk’ın ayrıntıları gizli tutmak istediğini göstermekte.

DeBa Ventures, 30 milyon dolarlık yeni fonunu duyurdu!

iyzico’nun başarı hikayesi ile Türkiye girişim ekosisteminin yakından tanıdığı Barbaros Özbugutu’nun kurucusu olduğu DeBa Ventures, 30 milyon dolarlık yeni fonunu duyurdu. DeBa Ventures, önümüzdeki dört yıl içinde erken aşama girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

Türkiye fintech pazarının yakından tanıdığı Barbaros Özbuğutu, 30 milyon dolar sermeyaye sahip yeni fonunu duyurusunu gerçekleştirdi. Fon, önümüzdeki dört yıl içinde erken aşama girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

Lüksemburg merkezli DeBa Ventures’ın ana odağında erken aşama fintech ve B2B teknoloji girişimleri yer alıyor. Fon, Türkiye başta olmak üzere, coğrafya kısıtlaması olmadan gerçek problemler üzerine çalışan yerli ve yabancı girişimlere yatırım yapmayı hedefliyor.

DeBa Ventures’ın General Partner pozisyonu, 1 Mart 2024 tarihi itibariyle, Startup Wise Guys’da yaklaşık beş yıldır görev yapan ve 2022’den beri 130’dan fazla yerli ve yabancı erken aşama girişime yatırım yapan Günce Önür’e emanet edilecek.

Girişimci kökenli fon sayısının artması gerekiyor

DeBa Ventures Kurucu Ortağı Barbaros Özbuğutu
DeBa Ventures Kurucu Ortağı Barbaros Özbuğutu

DeBa Ventures’ın yeni 30 milyon dolarlık fonuyla ilgili olarak şirketin kurucu ortağı olan Barbaros Özbugutu, “Girişimcilik serüvenimde en verimli çalıştığım fonların başında hep girişimcilik yapmış fon yöneticileri vardı. Dünyada girişimci geçmişli fon sayısının artması gerektiğine inanıyorum. DeBa Ventures’ı kurarken, bu sorumluluğu hissederek harekete geçtik. Girişimcileri odak noktamıza alıp, finansal destek sağlamanın ötesinde, liderlik, strateji, uygulama ve zihinsel sağlık konularında kurucuların yanında olmayı hedefliyoruz” dedi.

DeBa Ventures General Partner’i Günce Önür:“Girişimcileri merkeze koyan global bir yatırım fonuyuz“

Şirketin kuruluş aşamasında Barbaros Özbuğutu ile birlikte farklı ekosistemlerdeki örnekleri analiz ettiklerini belirten Günce Önür,  “Amacımız bir venture capital fonunun ötesinde, hem girişimcilik ve exit hem de global yatırım tecrübelerimizi harmanlayarak, girişimcilerin kendisini merkeze koyan bir global yatırım fonu olmak. Aktif olarak yatırımlara başladığımız bu dönemde erken aşama girişimlerle tanışmak için sabırsızlanıyoruz” şeklinde konuştu.

Ekip, yatırım yaptıkları erken aşama girişimlere sadece finansal destek sunmakla kalmayıp aynı zamanda mentorluk, geniş bir yatırımcı ağına erişim ve küresel genişlemeye rehberlik etme taahhüdünde bulunuyor.

Barbaros Özbugutu’nun iyzico şirketinin PayU tarafından 2019’da satın alınmasının ardından, FinTech sektöründe özellikle sahip olduğu deneyimler, DeBa Ventures’ın portföy şirketlerine sunduğu değeri gösteren önemli bir etken olarak öne çıkıyor. DeBaVentures ekibi, finansal yatırımların yanı sıra girişimcilerin zihinsel sağlığına odaklanan çeşitli destek programlarını da paylaşmaya hazırlanıyor.

Yapay zeka, televizyon teknolojisini yeniden şekillendiriyor!

Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı değişimlerle birlikte, gelecekteki televizyonlarımızın büyük olasılıkla yapay zeka ile donatılacağı bir gerçek haline geliyor. CES 2024 etkinliğindeki lansmanlar, yapay zekanın televizyon sektöründeki etkisini açıkça ortaya koydu. Yapay zeka, bir televizyonun sadece bir cihazdan beklenenleri değil, aynı zamanda özel bir deneyimi optimize etme kapasitesini artırıyor.

TCL‘nin pazarlama ve geliştirmeden sorumlu başkan yardımcısı Scott Ramirez, şirketin yapay zeka destekli işlemcileri hakkında, “Daha iyi işleme daha iyi bir görüntü sağlar” diyerek, bu teknolojinin görüntü kalitesini önemli ölçüde iyileştirdiğini belirtti. Yapay zeka destekli yükseltmeler, özellikle TCL‘nin S5, Q6, QM7, QM8, ve devasa QM89 televizyon modellerinde kullanılarak tüketici deneyimini zirveye taşıyor.

Hisense, CES basın toplantısında Hi-View Engine yonga setlerini tanıtarak, “Taahhüdümüz üstün görüntü kalitesi ve performansın ötesine uzanıyor. Bu, tüm aile için özel deneyimler yaratmakla ilgili” dedi. Hisense, yapay zeka işleme yetenekleriyle, görüntü optimizasyonundan yüz tanıma özelliklerine kadar geniş bir yelpazede yenilikçi özellikler sunmayı hedefliyor.

LG, yapay zekayı sadece bir özellik değil, tüm varoluş biçiminin merkezine yerleştirerek, “Düzenlenmiş zeka” kavramını benimsiyor. Şirketin CEO’su William (Joowan) Cho, “Yapay zeka beyni, müşterilerin ihtiyaçlarına odaklanmakla başlıyor ve nihayetinde somut eylemleri harekete geçirmek için en uygun çözümleri üretiyor” diyor. LG‘nin Alpha 11 işlemcisi, kullanıcıları seslerinden tanıyarak kişiselleştirilmiş deneyimler sunmayı amaçlıyor.

Samsung ise yapay zekayı tüm ürün portföyüne entegre ederek, normal tüketicilerin yapay zeka birimlerinin etkisini fark etmelerini sağlamayı hedefliyor. Samsung Visual Display Business başkan yardımcısı Jay Kim, “NPU’ların gücünü fark etmelerine yardımcı olacak deneyimleriyle birleşen olağanüstü yeni bir deneyim yaşayacaklarını düşünüyorum” diyor. Samsung‘un yapay zeka destekli cihazları, kullanıcıların sağlık uygulamalarından egzersiz değerlendirmelerine kadar geniş bir yelpazede kullanım sunuyor.

Yapay zeka, televizyon teknolojisinde sadece görüntü kalitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcı deneyimini kişiselleştirmeye ve optimize etmeye odaklanarak, gelecekteki televizyonlarımızı daha akıllı ve etkileşimli hale getiriyor. CES 2024‘te yapılan tanıtımlar, yapay zekanın televizyon sektöründeki önemini bir kez daha vurguluyor.

Oracle Java’ya yeni özellikler ekliyor!

Oracle, dünyanın en popüler programlama dillerinden biri olan Java’nın 2024 geliştirme planlarını duyurdu. Nicolai Parlog tarafından 18 Ocak’ta yayınlanan bir video üzerinden paylaşılan bilgilere göre, Oracle’ın projeleri, daha küçük, üretkenlik odaklı özelliklerden GPU’lar gibi yabancı programlama modellerine kadar geniş bir yelpazede iyileştirmeleri içeriyor.

Projelerin başında “Babylon” geliyor

Project Babylon kapsamında, Oracle, kod yansıtma, yansıma API’sini genişletme ve Java kodunun bir yöntem içinde dönüştürülmesine izin verme planları üzerinde çalışıyor. Bu sayede geliştiriciler, yazdıkları Java kodunu daha sonra matematiksel bir işlev olarak değerlendirebilecekleri bir yapıya kavuşacak.

Leyden ve Amber projeleriyle başlangıç süreleri ve dil iyileştirmeleri hedefleniyor

Project Leyden, başlangıç sürelerini geliştirmeyi amaçlıyor ve 2024 planları, prototip kondansatörlerin üretim aşamasına geçişine odaklanıyor. Aynı zamanda Project Amber, önizlemede bulunan bazı özellikleri içeriyor. Bu özellikler arasında string şablonları, basitleştirilmiş ana yöntem ve this() ve super() öncesi ifadeler yer alıyor.

Valhalla ve Lilliput projeleriyle performans ve bellek ayak izinde iyileştirmeler

Project Valhalla, Java nesne modelini uzun süredir devam eden performans darboğazlarını ortadan kaldırmak için değer nesneleriyle büyütmek üzerinde çalışıyor. Ayrıca, Project Lilliput, HotSpot JVM’deki Java nesne başlıklarını küçültmeyi ve bellek ayak izini azaltmayı amaçlıyor.

Project Loom, Java VM ve API özelliklerini geliştirmeye odaklanıyor. Gelişmelerin ikinci önizleme aşamasına ulaşması beklenen Loom Projesi, yapılandırılmış eşzamanlılık ve kapsamlı değerler API’leri ile dikkat çekiyor.

Oracle, bu projelerin birçoğunun 2024 içinde tamamlanabileceğini ancak bazı iyileştirmelerin 2025 veya daha sonrasında kullanıma sunulacağını belirtiyor. Geliştiriciler, Java’nın geleceğine dair bu planlar doğrultusunda ilerlemeleri bekliyor.

Generali Sigorta’nın CTO’su değişti!

0

Yaklaşık 19 yıldır Türkiye sigorta sektöründe şirket ve danışmanlık tarafında farklı pozisyonlarda çalışan, 4 yıldan fazladır da Generali Sigorta’da Aktüeryal Fiyatlandırma ve Tarife Yönetimi Kıdemli Müdürü olarak görev yapan Cenk Yalçın, yeni dönemde şirketin teknik süreçlerinden sorumlu olacak.

1979 yılında Ankara’da dünyaya gelen Yalçın, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Endüstri Mühendisliği üzerine yüksek lisans derecesi de bulunan Yalçın, uzun yıllardır sigorta sektöründe farklı görevlerde bulundu. Hazine Sicili’ne kayıtlı aktüer olan Yalçın aynı zamanda halen Aktüerler Derneği Başkan Yardımcılığı görevi de yürütüyor.

Generali Sigorta’nın yeni CTO’su Cenk Yalçın yaptığı açıklamada önümüzdeki dönemde teknolojik altyapılarını daha da güçlendireceklerini belirterek şunları söyledi: “Generali Sigorta olarak 2024 yılında da şimdiye kadar olduğu gibi müşterilerimize en yüksek kalitede hizmet verme ve yüksek teknik performans ile çalışma ve büyüme arzusundayız.”

Enerji verimliliği girişimi Apollo IoT 810.000 dolar yatırım aldı

Enerji sektörüne yönelik fatura kontrol, optimizasyon ve tahmin modelleriyle enerji verimliliğini artıran bulut tabanlı bir platform olan Türk girişimi Apollo IoT, girişimci ve melek yatırımcı Nevzat Aydın’ın da dahil olduğu bir yatırım turunda 13,5 milyon dolar değerleme üzerinden 810 bin dolar yatırım aldı.

Enerji izleme ve sürdürülebilirlik alanında yapay zekâ tabanlı çözümler sunan Apollo IoT, sektördeki diğer oyunculardan farklı olarak enerji ve sürdürülebilirliği bütünsel bir bakış açısıyla ele alıyor. Kendi alanında öncü olma iddiasındaki firma Türkiye’nin ilk dijital enerji platformu olduğunu söylüyor. Yapı Kredi, Arçelik, Hitachi, Henkel, Memorial, Medicana, Koç Üniversitesi Hastanesi gibi referanslara sahip firma yeni işbirliklerine de imza atmaya devam ediyor.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümü mezunu Ezgi Eylül Hasvatan Gavas ve Koç Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümü mezunu Burak Gavas tarafından 2020 yılında İzmir’de kurulan Apollo IoT daha sonra merkezini İstanbul’a taşıdı. Herhangi bir yatırım maliyeti olmadan enerji kullanımını sadece tüketim bazında değil maliyet bazında da izleyebilen tek platform olma iddiasındaki şirket hızla yatırım almayı başardı. Geçtiğimiz yıl Yapı Kredi Fast FRWRD Hızlandırma Programına katılmaya hak kazanan firma, işletmelerin enerji giderlerinin teknik ve finansal analizini, optimizasyonunu ve gelecekteki tüketim ve maliyet tahminini yapabilen yapay zekâ tabanlı bir çözüm sunuyor.

10 günlük ücretsiz demo sunumu olan Apollo IoT, Apple ve Google’ın uygulama mağazalarında da mobil uygulaması ile yer alıyor. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), GES kullanan bir gıda işletmecisi ve Medicana sağlık grubu ile yaptıkları projeleri de vaka analizi olarak yayınlamış durumda. Firma, ismindeki IoT kısmını Nesnelerin İnterneti (IoT) kavramından alıyor ve çevresel değişkenleri algılama, veri toplama ve analiz etme, bilgi işleme ve cihazları kontrol etme bağlamında IoT projelerine büyük önem veriyor. “IoT cihazları dünyaya ve işletmelere muazzam bir potansiyel sunuyor. Ama aynı zamanda zorlukları ve dikkate alınması gereken konuları da beraberinde getiriyor,” diyen firma çevik metodolojiler ve Nesnelerin İnterneti dağıtımlarında Şelale Metodolojisi ile başarılı IoT projeleri yönetilebileceğinin altını çiziyor.

Bağlantılı araçlarda veri güvenliğine dikkat!

100 yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip otomobiller, nitelikli verileri işleyecek yüksek teknolojiye sahip işletim sistemleri ve yazılımlarla “akıllı cihaza” dönüşürken, yeni tehditleri ve fırsatları da beraberinde getirmeye başladı.

Parmak izi veya yüz tanımadan trafik levhası-şerit veya asfalt yapısını tanımaya, sürüş güzergahlarını öğrenerek daha tutarlı sürüş sunmaya değin birçok yeniliğe sahne olan yeni nesil otomobillerle ilgili olarak konuşan Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı “Sürücünün ve otomobilin verileri artık yeni otomobillerde teknolojilerin gelişimi için çok kıymetli hale geldi. Ancak acil durum için paylaşılan konum bilgisinden parmak izine kadar birçok verinin paylaşımı, halen Avrupa dahil birçok bölgede hukuki bir zemine oturmuş değil ve bunun haklı sebepleri var. Örneğin büyük afetler veya savaş durumlarında araç üreticilerinin uzaktan erişimle araçları tamamen kullanım dışı bırakması imkânsız görünmesin. Koltuk ısıtma gibi basit donanımların abonelik yöntemiyle uzaktan erişimle açılıp kapatılması bile bu riskler hakkında ipucu veriyor. En küçük veri ihlali otomotivde tüm dengeleri alt üst edebilir. Ne var ki E-mobility’nin temel unsurları olan Connectivity, Otonom Sürüş, Electric (Elektrikle Çalışma) ve Share (Paylaşım) dijitalleşme ile önem kazanmıştır. Bu unsurların başarıyla uygulanabilmesi ve kullanıcı deneyimini artırabilmesi için özel verilerin toplanması kaçınılmaz.” yorumunu yaptı.

Ülkemiz otomotiv endüstrisinde 50 yılı aşkın süredir var olan Motor Aşin, yeni nesil otomobillerin getirdiği avantajları ve tehditleri gözler önüne serdi. Güvenlik ve kullanım konforu anlamında çok gelişmiş özelliklere sahip olan yeni otomobiller, hayatı kolaylaştırsa da bazı riskleri beraberinde getiriyor.

Hukuki süreçlerdeki belirsizlik e-mobiliteye engel oluyor

Dev üreticilerin önemli yatırımlarını ertelemesindeki temel unsurun hukuki süreçler olduğunu aktaran Aşçı, “Birçok üretici tam otonom sürüşten veri işleyen gelişmiş farklı teknolojilere değin yatırımlarını belirsizlikler nedeniyle erteliyor. Bu bir anlamda sürücülerin yeni teknolojilerden mahrum kalması anlamına gelirken, diğer taraftan karmaşık bir sürecin yönetimi hakkında soru işaretleri bulunuyor. Örneğin tam otonom bir araç bir kazaya karıştığında suçlu sürücü mü, otomobil mi, yazılım şirketi mi, yerel yönetim mi olacak? Büyük bir belirsizlik. Yine paylaştığınız parmak izleri, sürüş verileri ne amaçla kullanılacak? Bir savaş veya afet halinde uzaktan erişimle araçların kullanım dışı bırakılması imkânsız değil. Öyle ki abonelik sistemiyle uzaktan koltuk ısıtmayı kapatıp açacak bir network, yine uzaktan erişimle otomobilleri istediği gibi yönetebilme riskini beraberinde getiriyor. En ufak veri ihlali otomotivde dengeleri alt üst edebilir.” dedi.

Türkiye’deki bazı araçlarda E-Call / SOS veya gelişmiş uygulamalar kullanım dışı

Otomobillerde veri güvenliği konusunda Türkiye’nin de birkaç yıl evvel belirli adımlar attığına dikkat çeken Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, “Bazı marka ve modeller ülkemize E-Call problemleri nedeniyle ithal edilmedi. Konum bilgisi gibi kritik seviyede önem arz eden verilerin, üreticinin ülkemizde kuracağı bir merkezde depolanması isteniyor. Veri toplama ve kullanma konusunda küresel standart eksikliği ve hukuki belirsizlik ise önemli sorunlara yol açıyor. Farklı ülkelerdeki düzenlemeler nedeniyle bazı markalar, veri merkezlerini ülke dışında konumlandırıyor. Türkiye’de ise bu durum, premium markaların bazı özelliklerinin kullanılamamasına neden oluyor. Veri merkezlerinin ülke sınırlarında olması talebi, güvenlik ve kontrol açısından gerekli olabilir. Ancak bu düzenlemelerin desteklenmesi ve uluslararası uyum, küresel oyuncuların pazarda etkin olabilmesi için önemli bir faktör. Burada hem hükümetlere hem de araç markalarına önemli görevler düşüyor.” ifadelerine yer verdi.

Oyun sektörüne hukuki düzenleme şart!

İstanbul merkezli web3 oyun oyun geliştiricisi ve yayıncısı Unipoly Games, oyuncu dünyasının büyük ilgi gösterdiği Raidfield 2 oyununun web3 entregrasyonun tamamlanarak yeni versiyonunun canlıya alındığı düzenlediği lansman etkinliğinde duyurdu. Unipoly’nin yeni yapısıyla ilgili detayların ve geliştirdiği yapay zeka merkezli teknolojilerin de paylaşıldığı etkinlik, oyun ve web3 sektörünün önde gelen isimlerini ve şirketin iş birliği yaptığı firmaların temsilcilerin ağırladı. Unipoly’nin hukuki taraftaki çözüm ortaklarından Gökçe Avukatlık Ortaklığı Kurucu ve Yönetici Ortağı Av. Görkem Gökçe yerinde takip ettiği etkinlikle ilgili yaptığı değerlendirmede Unipoly’nin sunduğu çözümlerin web3’ün oyun deneyimini dönüştürme potansiyeline çok iyi bir örnek olduğunun altını çizdi ve oyun sektörünün web3 entegrasyonunda hukukun kritik rolüne dikkat çekti.

Oyun tutkunlarını blok zinciri destekli oyunlarla buluşturmak için yola çıkan İstanbul merkezli Uniploy, oyun geliştiricisi ve yayıncı kimliğinin yanı sıra bir teknoloji şirketi olarak oyun sektörünün dinamiklerini şekillendirecek ve stüdyolara birçok avantaj sağlayacak servisler geliştiriyor.

Yenilikçi oyun girişimi, web3 entregrasyonu tamamlanan Raidfield 2’nin yeni versiyonunu canlıya alarak 2 milyon üzerinde kullanıcının deneyimine sunduğunu düzenlediği lansman etkinliğinde duyurdu. Oyun deneyiminin web2’den web3’e taşınması konusunda sunduğu yenilikçi çözümlerle dikkat çeken girişim, Raidfield2’nin yanı sıra geliştirilmesi devam eden Raidfield3, Six Cube Mystery ve Xdriver Pro isimli 3 farklı oyununu da 2024 yılı içerisinde yayınlayacağının bilgisini paylaştı. Unipoly, aynı zamanda Six Cube Mystery isimli korku oyununun film çekimlerine de 2024 yılında başlayarak tarihte ilk defa bir oyunu filmi ile eş zamanlı kullanıcılarının deneyimine sunmaya hazırlanıyor.

“Unipoly, oyun sektörünün dönüşümüne öncülük ediyor”

Av. Görkem Gökçe
Av. Görkem Gökçe

Unipoly’in partnerlerinden Gökçe Avukatlık Ortaklığı Kurucu ve Yönetici Ortağı Görkem Gökçe hukuki tarafta danışmanlık verdikleri Unipoly ve sunduğu çözümlerle ilgili değerlendirmeleri yaptı: Unipoly, AI ve web3 teknolojilerini entegre ederek oyun deneyimlerini geliştiren kapsamlı bir geliştirme platformu sunuyor. Entegrasyonu kolaylaştıran güçlü bir arka plan dağıtım sistemi ve güvenlik SDK’ları ile de dikkat çeken bu teknoloji platformu, oyun stüdyolarının bütün temel ihtiyaçlarına kapsamlı çözümler sunarak ciddi maliyet ve zamandan tasarruf etmelerine imkân sunuyor. Biz de Gökçe olarak bir oyun yayıncısından çok daha fazlasını vadeden bu girişimin hukuk danışmanlığını üstleniyoruz ve aynı zamanda başlıca yatırım süreçleri ile yakından ilgileniyoruz. Oyunlarının kullanıcı bazındaki hukuki zemininin oturtulmasında, sözleşmelerinin hazırlığı, iyileştirilmesi ve oyunlardaki yeni özelliklere göre sözleşmelerinin güncellenmesi noktasında devamlı destek sağlıyoruz.”

Unipoly Games, dünya çapında çok sayıda oyun stüdyosuyla anlaşmalar başlatarak oyun endüstrisinin geleceğini aktif olarak şekillendiriyor. Şirket, çeşitli ülkelerden gelen başvurularla büyük ilgi görüyor. Bu ortaklıklar, yerel yetenekleri dünya çapındaki oyuncu kitlesine tanıtarak küresel bir oyun topluluğu yaratmaya hazırlanıyor. Unipoly ayrıca web2 oyun dünyasının web3 entegrasyonunu sağlayan öncülerinden biri olmak için Kanada merkezli oluşturduğu akademik ve teknik ARGE ekibi ile 2024 yılında kendi blockchain altyapısını oyun stüdyolarına sunmaya hazırlanıyor.

“Sektör, blockchain tabanlı varlıkların kullanımı için uygun yasal çerçeveleri oluşturmalı”

Unipoly’nin temsil ettiği yeni nesil küresel oyun ekosisteminde sektörün geleceğinin hızla web3’e doğru evrildiğini söylemek mümkün. Bu hızla değişimin arkasında web3 teknolojilerinin, oyun deneyimini daha önce görülmemiş bir şekilde dönüştürme potansiyelinin olduğunu belirten Av. Görkem Gökçe, web2 oyun dünyasının web3 entegrasyonu sürecinde hukukçulara önemli bir rol düştüğünün altını da çiziyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Oyun içeriği, karakter tasarımları ve diğer varlıklar genellikle oyun şirketlerinin tasarruf alanına dahildir. Web3 entegrasyonuyla birlikte, bu varlıklar blockchain üzerine taşınabilir, ancak bu durumun fikri mülkiyet haklarına olan etkisi net değildir. Oyun şirketleri ve içerik üreticileri, blockchain tabanlı varlıkların sahipliğini ve kullanımını belirlemek için uygun yasal çerçeveleri oluşturmalıdır. Diğer bir sorun ise veri gizliliği ve güvenliği konusundaki endişelerdir. web3, merkezi olmayan yapısıyla öne çıksa da, kişisel verilerin blockchain üzerinde taşınması ve depolanmasıyla ilgili hukuki standartlar belirlenmelidir. Oyuncuların kişisel verilerin güvenliği ve gizliliği konusundaki endişeler göz önünde bulundurularak, bu entegrasyon süreci hukuki düzenlemelerle korunmalıdır.”

Cep telefonlarında büyük güvenlik açığı: Reklamları kullanarak bilgi çalıyorlar!

Bu hafta akıllı telefon kullanıcılarının gizliliği ve güvenliği açısından oldukça çarpıcı bir hafta oldu. Özellikle iki araştırma, akıllı telefon reklamcılığı ve iOS’un bildirim sistemiyle ilgili rahatsız edici gizlilik endişelerini ortaya çıkardı. Bunlardan ilkinde yapılan bir araştırma, Patternz adlı bir şirketin akıllı telefonlardaki reklam dağıtım sistemini silah olarak kullanarak uygulamalar aracılığıyla bilgi topladığını ve daha sonra bunları teklif verenlere gönderdiğini ortaya çıkardı.

Rapor Patternz’i “reklam endüstrisi aracılığıyla milyarlarca telefon profilini takip edebilen gizli bir casus aracı” olarak tanımlıyor. Patternz, kötü niyetli veri toplama işlemleri için 9Gag ve bir dizi popüler arayan kimliği uygulaması gibi popüler uygulamalardaki bir boru hattını kullanıyor. Patternz’in müşterilerine, reklam yayınlayabilen hemen her uygulamayı izleyebileceğini söylediği bildirildi.

Şirketin CEO’su, yarım milyondan fazla uygulamayı kapsayan araç bir kez kullanıldığında, telefonun “fiili bir izleme bileziğine” dönüştüğünü söylüyor. Çarpıcı bir araştırmaya göre, 5 milyardan fazla kullanıcının profilini çıkarıyor ve bu bilgileri gerçek zamanlı teklif (RTB) pazarını kullanan müşterilere satıyor. İster iPhone ister Android telefonunuz olsun, bu sizi etkileyebilecek bir şey.

Patternz’in arkasındaki gözetim şirketi ISA, bu verileri Google ve eski adıyla Twitter olarak bilinen X gibi RTB oyuncularından topluyor. Sattığı veri kümesi, kullanıcı konum bilgisinden hareket modelinin geçmişine ve hatta kimlerle buluştuğuna kadar her şeyi içerebiliyor.

Devasa bir gözetleme ağı

Bu tür araçların varlığı, Apple’ın yoğun bir şekilde pazarladığı ve bu tür reklam destekli takibi engellemeyi amaçlayan Uygulama Takip Şeffaflığı özelliğinin etkinliğini de sorgulatıyor. Siber güvenlik uzmanları, bu tür araçların devlet gözetimine de olanak sağladığını ve ISA gibilerinin zaten ulusal güvenlik kurumlarına hizmetlerinin reklamını yaptığını söylüyor. Dolayısıyla veri toplama işi bir tesadüf değil. Ulusal Güvenlik Ajansı Başkanı bile NSA’nın kişilere ait internette gezinme verilerini arama izni gerekmeksizin veri simsarlarından satın aldığını kabul etmişti.

Bomba gibi doğrulama, Senatör Ron Wyden’ın (D-OR) NSA’in yeni direktörü Timothy Haugh’un adaylığını beklemeye alması ve kurumun Amerikalıların konum ve internet verilerini toplama uygulamaları hakkında yanıtlar talep etmesinin ardından gelmişti.

Üç yıldır NSA’in Amerikalıların internet kayıtlarını satın aldığını ortaya çıkarmaya çalışan Wyden, 11 Aralık’ta mevcut NSA Direktörü Paul Nakasone’den bu satın alımları doğrulayan bir mektup almıştı.

Bildirimler kötü niyetli olabilir

Ancak reklamlar gizlilik ve mahremiyet sorununun sadece yarısı. Mysk tarafından yapılan bir başka araştırma, kötü niyetli kişilerin iPhone’lardaki anlık bildirimlerden yararlanarak tanılama ve özelleştirilmiş veri dağıtımı için önemli veriler topladıklarını da ortaya çıkardı.

Bir uygulama anlık bildirim aldığında, iOS kısa bir süreliğine telefonu uyandırıyor ve kullanıcıya göstermeden önce bildirimi kişiselleştirmesi için kısa bir süre veriyor. İstilacı veri toplama alışkanlıklarıyla ünlü çeşitli sosyal uygulamaların anlık bildirimlerin sağladığı bu arka plan çalışma zamanından faydalanması şaşırtıcı değil.

Geliştiriciler bu boşluğu akıllıca kullanarak, sadece anlık bildirimler göndererek istedikleri zaman arka planda kod çalıştırabiliyor. Çok sayıda uygulama, arka planda çalışırken kapsamlı cihaz verilerini gizlice göndermek için bu işlevi kullanıyor ve cihazların parmak izini almak için etkili bir sistem çalıştırıyor.

Uzmanlar ne diyor?

Uzmanlara göre bu gizlilik sorununun şimdilik tek ve en etkili çözümü tüm anlık bildirimleri (push notifications) devre dışı bırakmak.

Küresel siber güvenlik firması Trend Micro’nun CEO’su Jon Clay, Digital Trends’e verdiği demeçte, “Son zamanlarda düşmanlar, kurbanı cihazlarına casus yazılım yüklemeye teşvik edebilecek bildirim pencerelerini ve reklamları kullanıyor gibi görünüyor” dedi.

Peki, ortalama bir insan, konum ve yerel veriler gibi tanımlayıcı ayrıntıları iletebilen bu tür yasadışı gözetimden kaçınmak için ne yapabilir?  Appdome’da güvenlik ürünleri başkan yardımcısı olan Alan Bavosa, “Bu tür saldırılar oldukça sinsi ve son derece endişe verici” diyor. Kullanıcıların bu tür saldırılar karşısında genellikle savunmasız bir konumda olduklarını, çünkü ilk etapta cihazlarında neler olup bittiğinin farkında olmadıklarını belirtiyor.

Bavosa, “Kullanıcıların işleri daha da kötüleştirmemek için yapabilecekleri bazı tedbirler mevcut. Örneğin sadece standart uygulama mağazalarından uygulama indirmek ve cihazlarını değiştirmemek (jailbreak veya root) gibi küçük şeyler. Ancak bu önlemler iyileştirici değil, katkı sağlayıcıdır” diyor.

Ne yazık ki, sonuçta sorumluluk kullanıcıya düşüyor gibi görünüyor. Siber güvenlik uzmanlarının ortak önerisi, ayarlar uygulamasına manuel olarak girip belirli uygulamalar ve belki de cihaz sensörleri için bildirim uygulamalarını devre dışı bırakmak.

Hugging Face ve Google Cloud, açık kaynaklı AI’yı güçlendiriyor!

Google Cloud, açık kaynaklı yapay zeka modelleri ve uygulamalarına odaklanan Hugging Face platformu ile stratejik bir ortaklık kurarak yapay zeka alanında demokratik erişimi teşvik etmeyi hedefliyor. Bu işbirliği, yapay zeka ekosistemine katkıda bulunan birçok paydaşa avantaj sağlamayı amaçlamaktadır.

Hugging Face nedir?

Hugging Face, açık kaynaklı yapay zeka modelleri ve uygulamalarına odaklanan bir platformdur. Bu platform, yaratıcıların çalışmalarını paylaşabileceği ve herkesin erişip üzerinde geliştirmeler yapabileceği bir kütüphane gibi düşünülebilir. Hugging Face tamamen açık kaynaklıdır, yani çoğu model ve araç ücretsiz olarak herkesin kullanımına açıktır.

Hugging Face ve Google Cloud

İşbirliği detayları

Google Cloud ve Hugging Face işbirliği, Google’ın transformatörler üzerine araştırmalarına ve Hugging Face’in geniş model ve veri kümeleri kitaplığına erişimi artırmayı hedeflemektedir. Bu ortaklık, araştırma iş birliğini kolaylaştırarak yeni yapay zeka uygulamalarının daha hızlı geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Google Cloud müşterileri, Hugging Face modellerini Google Kubernetes Engine (GKE) ve Vertex AI aracılığıyla eğitmek ve dağıtmak için yeni seçeneklere sahip olacak. Ayrıca, Google’ın yüksek performanslı donanımları olan TPU’lar, A3 VM’ler ve C3 VM’ler gibi kaynaklara erişebilecekler, bu da eğitim ve çıkarım sürelerini potansiyel olarak kısaltabilecek bir avantaj sağlayacaktır.

Kullanıcı faydaları

Hugging Face kullanıcıları, işbirliğinin sonucunda ortaya çıkan yeni özelliklerden faydalanacaklar. Örnek olarak, Google Cloud Inference Endpoints aracılığıyla dağıtım seçenekleri ve TPU’lar tarafından desteklenen Hugging Face Spaces ile geliştirilmiş uygulama hızlandırma gibi avantajlar bulunmaktadır. Ayrıca, Enterprise Hub aboneliklerini Google Cloud hesapları üzerinden yönetmek, daha büyük kuruluşlar için iş akışını kolaylaştırabilir.

Bu ortaklığın temel odak noktası, şirketlere ve bireylere, önde gelen açık kaynak teknolojilerini ve hazır kaynakları kullanarak yapay zeka çözümleri geliştirme olanağı tanımaktır. Potansiyel faydalar umut verici olsa da, işbirliğinin tam etkisinin zaman içinde ortaya çıkacağını ve belirli ilerlemelerin ve özelliklerin 2024 boyunca duyurulacağını belirtmek önemlidir.

Çin’e 53.000 ABD çipi gönderen kaçakçılık operasyonu çökertildi!

0

Güney Kore gümrük idaresi, 11,6 milyon dolar değerinde 53.000 çipi kapsayan bir çip kaçakçılığı operasyonunda şimdiye kadarki en büyük çip kaçakçılığı baskınını gerçekleştirdi. ABD teknolojisini kullanan stratejik çiplerin Kore üzerinden Çin’e yönlendirildiği tespit edildi. Bu kaçakçılık operasyonu o kadar büyüktü ki, arkasında tek bir kişi yerine sadece ‘Şirket A’ olarak bilinen bütün bir şirket vardı. Şirketteki tüm yöneticiler, üç yıl boyunca işlenen suç nedeniyle savcılar tarafından suçlanıyor.

Ağustos 2020’den Ağustos 2023’e kadar ‘A Şirketi’ ABD yapımı çipleri yasal olarak satın aldı ve yine yasal olarak Güney Kore’ye ithal etti. Bu çiplerin bir kısmı daha sonra 144 ayrı seferde gümrüğe beyan edilmeyerek hava yoluyla Çin’e kaçırıldı. Geçmişte birçok küçük ölçekli kaçakçı Çin’e tüketici CPU’ları ve GPU’ları sokmaya çalışmış olsa da, bu operasyon analog sinyalleri dijitale dönüştürmek için üretilen çipleri içeriyordu. Bu çipler kitle imha silahları için kullanılabileceğinden, 2020 yılından bu yana ihracat ve ithalat kısıtlamaları altında bulunuyor.

Elbette, ‘A Şirketi’ bu çipleri satın alırken bir evrak izi bırakacaktı, ancak şirket yasal bir işin kaymağını yiyerek planını gizli tutmayı başardı. ‘A Şirketi’ iletişim işlemcisinin resmi distribütörlerinden gerçekte ihtiyaç duyduğundan daha fazla çip sipariş etti. Bu çiplerin her biri Çin’e kaçırılıyor olsaydı, şüpheler çok daha erken uyanırdı

Bu kaçakçılık operasyonu hem değer hem de miktar açısından Güney Kore’de şimdiye kadar yakalanan en büyük çip kaçakçılığı. Bir önceki rekor, Hong Kong’dan Çin’e 4 milyon dolar değerinde CPU, SSD ve diğer elektronik eşyaları kaçırma girişimiydi. Kaçakçı, mallarını gümrük yetkililerine benzer şekilde yanlış beyan etmiş, gümrük yetkilileri de buna kanmayarak planı bozmuşlardı. Güney Kore’deki bu kaçakçılık operasyonunun diğerlerine kıyasla en önemli farkı, malların tamamının başarılı bir şekilde kaçırılmış olması ve suçun aylar sonra ortaya çıkarılmış olması. ‘A Şirketi’nin CEO’su ve yöneticileri muhtemelen ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacak olsa da, çipler muhtemelen şimdiye kadar bilinmeyen amaçlar için kullanılmaya başlandı bile.