Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılına ilişkin “Kazanç Yapısı Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmacılar bu çalışmayı göre kasım ayını referans alarak yaptı. Yapılan çalışmada toplamda aylık ücretli çalışılan saat 201,3 olarak gerçekleşti. Erkeklerde aylık ücretli çalışılma saati 206,3 iken bu oran kadınlarda ise 191 saat oldu. Biz de sizin için Türkiye’nin en çok kazandıran mesleklerini ve sektörlerini derledik. İşte detaylar..
İşte Türkiye’de en çok kazandıran meslekler!
Çalışmaya göre aylık ortalama kişi başı kazanç toplamda 12 bin 450 lira. Ücretli çalışan erkeklerin aylık ortalama kişi başı kazancı 12 bin 487 lira olarak hesaplandı. Bu durum kadınlarda 12 bin 376 lira olarak kayıtlara geçti.
Çalışanların kazançları genel olarak eğitim durumuyla doğru orantılı olarak yükseldi. Yani eğitim düzeyi arttıkça kazanç da arttı. Buna çalışmaya göre, en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı yükseköğretim eğitim düzeyi elde etti. Yükseköğretim düzeyinde yıllık ortalama brüt kazanç erkeklerde 207 bin 112 lira olarak hesaplandı. Kadınlarda ise 171 bin 568 lira olarak kayıtlara geçti.
Çalışanların brüt kazançları ekonomik faaliyet kolu ayrımında incelendiğinde sürpriz sonuçlar ortaya çıktı. En yüksek yıllık ortalama geliri 293 bin 511 lirayla finans ve sigorta faaliyetleri sektörü kazanıyor. İkinci sırada 284 bin 842 lira yıllık ortalama kazançla bilgi ve iletişim sektörü yer alıyor. Bu sektörü 229 bin 108 lira ile kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor faaliyetleri izliyor.
Sıranın en altında ise sürpriz bir sektör var. Listenin son sırasında 99 bin 290 lirayla konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri sektörü yer alıyor. Ayrıca 102 bin 109 lirayla gayrimenkul sektörü bu yıl kazancı en düşük sektörlerden biri oldu. Ne yazık ki 2023 yılı inşaat sektörü için iyi geçmedi. 104 bin 768 lira ile Türkiye’de en çok kazandıran meslekler sıralamasında alt sıralardan kendine yer buldu.
En yüksek yıllık ortalama kazancı 276 bin 507 lira ile yöneticiler meslek grubu elde etti. Ardından 200 bin 195 lirayla profesyonel meslek mensupları geliyor. En düşük yıllık ortalama brüt kazanç ise 94 bin 849 olarak hesaplandı. Böylece en düşük kazanç, nitelikli tarım, ormancılık ve su ürünleri çalışanları grubunda oldu.
Sony, Artırılmış Gerçeklik (AR) ve Sanal Gerçeklik (VR) oyunları için yenilikçi bir kontrol cihazı üzerinde çalışıyor. Son patent başvurusu, daha küçük odalarda kullanıcılar için sürükleyici bir deneyim sunmayı amaçlayan ayak kumandalarını içeriyor.
Patent, iki tür ayakla çalıştırılan kontrol cihazlarını ortaya koyuyor. Birincisi bir ya da iki top kullanırken, ikincisi dokunmaya duyarlı bir yüzey kullanıyor. Her ikisi de kullanıcının ayakları tarafından kontrol edilmek üzere tasarlanmış, AR/VR oyunları ve diğer sürükleyici uygulamalar için geliştirilmiş hareket okuyan çevre birimlerini içeriyor.
Bir veya iki bilyeyle çalışan cihazlar temel hareketlere odaklanırken, dokunmaya duyarlı pedler daha karmaşık kontroller sağlayabilir. Her iki kontrol cihazının da dahili bir CPU ve bellek içerdiği ve kullanıcının hareketini oyun veya uygulamaya çevirmek için tasarlandığı belirtiliyor.
Sony’nin patentinde, büyük bir veya iki topa sahip kumanda gibi görünen kullanıcı tarafından kontrol edilebilen bir cihaz da tanımlanıyor. Bu kumandalar, daha yumuşak dönüş sağlayan üç veya daha fazla rulman içeriyor. İşlem birimi, her bir topun dönme hareketini hesaplamak için enkoderleri kullanıyor ve bu hareket daha sonra oyun içinde kullanılıyor.
Ayrıca, düz bir dokunmatik yüzey içeren yarı dairesel kase tipi ayak kumandasının tasarımına da yer veriliyor. Bu dokunmaya duyarlı yüzey, kapasitif veya dirençli olabilir ve çeşitli hareket algılama özelliklerini içerir.
Sony sanal gerçekliğe belirttiğine göre, bu kontrol cihazları, kullanıcının hareketinin sınırlı olduğu durumları ele alarak AR/VR uygulamaları ve oyunları için idealdir. Kullanıcılar, sınırlı alanlarda etkili bir şekilde hareket edebilir ve kumandaları diğer oyun içi eylemler için kullanabilirler.
Kontrol cihazları, CPU, bellek, analog-dijital dönüştürücüler, voltaj regülatörleri ve güç yönetimi gibi özellikleri içerir. Bu cihazlar, kullanıcının hareketini, yaklaşımını ve konumunu bağımsız olarak hesaplayabilir ve gerekli verileri ana bilgisayara iletebilir.
Sony’nin bu patentini ne zaman ve nasıl kullanacağı belirsiz, ancak bu tür patentler genellikle prototip süreçlerini hızlandırır. Sony’nin, AR/VR kontrol cihazlarıyla kullanıcı deneyimini iyileştirmeye odaklandığı açıkça görülüyor.
OpenAI, 100 milyar dolar veya üzerinde bir değerlemeyle yeni bir finansman turu yapmak için erken görüşmelerde bulunuyor. Raporda, finansman turunun şartları, değerlemesi ve zamanlamasının henüz kesinleşmediği ve hala değişebileceği belirtildi. Rapora göre OpenAI, Abu Dabi merkezli G42 ile yeni bir çip girişimi için finansman sağlamak amacıyla da görüşmelerde bulundu.
OpenAI fon toplamak için görüşüyor
Finansman turu planlandığı gibi gerçekleşirse, CBInsights’ın verilerine göre yapay zeka Darling , Elon Musk’un Space Exploration Technologies Corp.’un ardından ABD’deki en değerli ikinci girişim haline gelecek. şirket, çalışanların hisselerini 86 milyar dolarlık değerlemeyle satmalarına olanak sağlayacak ayrı bir ihale teklifini Ocak ayı başında tamamlayacak. Konuya aşina olan kişiler, bunun Thrive Capital tarafından yürütüldüğünü ve yatırımcılardan mevcut olandan daha fazla talep gördüğünü söyledi.
OpenAI’nin hızla artan değerlemesi, bir yıl önce basit komutlara yanıt olarak ürkütücü insan cümleleri ve hatta şiirler oluşturabilen bir sohbet robotu olan ChatGPT’yi piyasaya sürdükten sonra başlattığı yapay zeka çılgınlığını yansıtıyor. Şirket, Microsoft Corp.’tan bugüne kadar 13 milyar dolar toplayarak Silikon Vadisi’nin en popüler girişimi haline geldi ve birkaç ay içinde teknoloji endüstrisinin manzarasını değiştiren yapay zeka vaadinin yeniden takdir edilmesini teşvik etti.
Çip girişimi ile daha geniş şirket finansmanının ilişkili olup olmadığı belli olmayan raporda, OpenAI’nin G42’den 8 milyar ila 10 milyar dolar arasında bir fon sağlamayı tartıştığı da belirtildi. Rapora göre OpenAI, çalışanların 86 milyar dolar değerindeki hisseleri satmasına olanak tanıyan Thrive Capital liderliğindeki ayrı bir ihale teklifini Ocak ayı başında tamamlayacak. Microsoft, Kasım 2022’de ChatGPT’yi piyasaya sürerek üretken yapay zeka çılgınlığını başlatan OpenAI’ye 10 milyar doların üzerinde yatırım yapmayı taahhüt etti.
Kullanıcı istemlerine dayalı olarak insan benzeri yanıtlar üretebilen bir sohbet robotu olan ChatGPT, yapay zekanın popülerliğine yardımcı oldu ve San Francisco merkezli OpenAI’nin değerlemesinde çok hızlı bir artışa yol açtı. Şirket daha önce 30 milyar dolarlık değerlemeyle 300 milyon dolarlık hisse satışı yapmıştı.
Kasım ayı sonlarında OpenAI CEO’su Sam Altman, Microsoft’un şirketin yönetim kurulunda oy hakkı olmayan, gözlemci pozisyonunu alacağını söyledi.
YEO Teknoloji, yüzde 100 iştiraki olan Reap Batarya Teknolojileri’nin planlandığı gibi inşası süren giga fabrika yatırımı için uzun vadeli finansman sağladı. İstanbul Tuzla’da kurulacak fabrikanın üretimi ilk yıl 1 GWh olurken üç yıl içinde 5 GWh’a çıkacak. Reap Batarya’nın ekonomik ve gelişmiş enerji depolama çözümleri, elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji santralleri, endüstriyel, ticari tesisler ve hanelerin enerji dönüşümünü garanti altına alacak.
2024’te seri üretime geçiyor
YEO Teknoloji, uzun vadeli kredi anlaşmasını imzalayarak, Reap’in giga fabrikası için ilk kredi dilimini sağlamış oldu. Eylül ayında çalışmalarına başlanan Reap Batarya’nın giga fabrikası şimdiye kadar öz kaynaklarla finanse edilmişti. Yeni finansmanla birlikte söz konusu fabrikanın 2024 yılının ikinci yarısında seri üretime başlaması hedefleniyor.
225 milyar dolarlık pazar
2020 yılı sonunda 10GWh’e ulaşan enerji depolama sistemlerinin dünyadaki kurulu kapasitesinin 2030’da 194GWh’ye çıkması bekleniyor. Enerji ve madencilik sektörlerinde analiz ve danışmanlık hizmeti sunan küresel araştırma grubu Wood Mackenzie’nin raporuna göre her yıl %35 büyüyeceği tahmin edilen enerji depolama pazar büyüklüğünün 2030’da 225 milyar dolara çıkması bekleniyor.
Uzun vadeli finansman başarısı
Türkiye ve dünyadaki mevcut piyasa şartlarında sağlanan uzun vadeli proje finansmanı büyük bir başarıyı temsil ediyor. Söz konusu finansman, projenin sağlam temellere dayandığını ve piyasa ihtiyaçlarını karşıladığını gösteriyor.
YEO’nun enerji üretimi, iletimi ve dağıtımındaki tecrübesi, Reap’in yüksek performanslı, verimli, inovatif, ekonomik ve gelişmiş enerji depolama çözümleri ile birleşerek elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji santralleri, endüstriyel, ticari tesisler ve hanelerin enerji dönüşümünü garanti altına alacak. Reap, enerji depolama sistemlerinde araştırma ve geliştirme, tasarım ve mühendislik, tedarik ve üretim, işletme ve bakım hizmetlerini tek noktadan sağlayacak. Gelişmiş elektronik ve mekanik tasarım teknikleri, tecrübeli batarya tasarım ekibi ile güvenilir enerji depolama sistemlerini müşteri ihtiyaca yönelik sunacak.
YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız, yatırımla ilgili şöyle konuştu: “Odağına 3D yani dijitalizasyon, desentralizasyon, dekarbonizasyonu alan YEO, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen enerjinin depolanması için de en yeni çözümleri yine Türkiye’de üreterek sunacak. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirliği iyileştirmek için makine öğrenmesi ve yapay zeka ile teknolojiden faydalanarak dijitalleşme çalışmalarını hızlandıracağız. Bu yatırımla birlikte enerji sektörünün geleceğine yön vermeye kararlıyız. ‘Bizce Mümkün’ felsefemizle hedefimiz, sürdürülebilir enerji projeleriyle doğal kaynakları korumak ve gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmak.”
YEO Teknoloji, Reap Batarya’nın çözümlerini 19 yıldan fazla uygulama tecrübesiyle yurtdışına da taşımayı hedefliyor. Enerji depolama çözümleri Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’ya da ulaştırılacak.
Türkiye’nin en önemli sistem entegrasyonu ve yerli yazılım şirketlerinden ITGroup’un bulut teknolojileri markası ITCloud, Cloud4Next ismiyle yeniden markalaşarak, bulut teknolojilerinde dünya çapında bir ihracatçı olma vizyonuyla yola çıktı. AWS, Google Cloud, Microsoft Azure ve Alibaba Cloud gibi dünya devlerinin hizmetlerini ve ürünlerini yerel çözümlerle entegre ederek sunan Cloud4Next, şirketlerin geleneksel altyapılarını, bulut teknolojilerine taşımasına yardımcı olarak, yurtdışı ile rekabet edebilecek seviyeye çıkarmayı hedefliyor.
Cloud4Next Genel Müdürü Tunca Taşçı
Değişimin sadece isimde değil hizmetler ve hedefleri de kapsadığını belirten Cloud4Next Genel Müdürü Tunca Taşçı şöyle konuşuyor: “Yeni dönemde, İstanbul, Londra, Dubai ve Riyad’da açtığımız ofislerimizle, Avrupa ve Ortadoğu bulut pazarında bir Türk şirketi olarak ne kadar yetkin olduğumuzu ispat ederek, teknoloji ihracıyla ülkemize döviz kazandırmayı hedefliyoruz. 2024 yılında gelirlerimizin en az %25’inin, 2025 yılında ise minimum %60’ının yurtdışından döviz girdisi şeklinde gerçekleşmesini planlıyoruz. Bu sayede ülkemiz ekonomisine katkı sağlamak istiyoruz.”
Yapay zekanın gücü, verimliliği arttırıyor
Cloud4Next, şirketlerin, bulut teknolojilerini sadece bir altyapı gereksinimi olarak görmesini değil, işlerinin büyümesi için teknolojiyi bir kaldıraç olarak kullanmasını istiyor. Tunca Taşçı, büyük veri ve yapay zekanın gücünü kullanarak, hemen hemen tüm sektörlerde hem verimliliği artırdığı hem de rekabetçi stratejiler geliştirmelerine olanak tanıdığını belirterek, “Türkiye’de özellikle Anadolu’ya bulut teknolojisini götürmeyi ve kurumları yurtdışı ile rekabet edebilecek seviyeye çıkarmayı hedefliyoruz” diyor.
Genç yeteneklere istihdam sağlıyor
Cloud4Next, Türkiye’deki bulunan veri merkezleri ve geliştirdiği yerel çözümleriyle, müşterilerinin verilerinin Türkiye’de kalmasını sağlıyor. Ayrıca, özellikle IT sektöründe istihdamın büyük bir sorun olduğu dönemde, bulut teknolojileri alanında kendilerini geliştirmek isteyen genç yeteneklere yol gösteriyor ve eğitiyor. İş alanlarında aranan becerilere sahip olmalarını sağlayacak eğitimlerle, sektörün geleceğini de şekillendirmeyi hedefliyor.
Yönetilen hizmetlerde sektörel uzmanlık önemli
Tunca Taşçı, Türkiye’de işletmelerin yüzde 40’ının bulut teknolojilerini kullandığını ve pazarın her yıl yaklaşık yüzde 20 büyüdüğünü söylüyor. Türkiye’de bulut pazarının büyüklüğü 200 milyon dolara ulaşıyor. Amerika’da ise şirketlerin yüzde 86’sı çoklu yapıyı kullanarak riski dağıtıyor. Cloud4Next de Türkiye’de bu alanın öncüsü olmayı planlıyor.
Cloud4Next kendi altyapısı ile sunduğu servis ve hizmetlerin yanında AWS, Google Cloud, Microsoft Azure ve Alibaba Cloud gibi 4 büyük global bulut servis sağlayıcısının da ürün ve hizmetlerini sunuyor. Bu özelliğiyle Türkiye’de tek kurum olarak faaliyet gösteren Cloud4Next, tecrübelerini yenilikçi çözümlerle birleştirerek sadece Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanındaki müşterilerine hizmet veriyor. Mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini sürdürürken yeni kurumları da bulut dünyasına taşımaya devam edecek.
Teknoloji devi Apple, 2024’ün başında açıklanacak sahiplik verileriyle bir kez daha finans dünyasını sallayacak. Ancak, geçtiğimiz Ekim ayında elde edilen verilere göre, Apple’ın kontrolündeki hisselerin yüzde 7,96’sını temsil eden 1,2 milyardan fazla hisseye sahip olan Vanguard Group Inc., şirketin en büyük paydaşı olarak öne çıkıyor.
Vanguard,Apple’ın trilyon dolarlık imparatorluğunun belirleyici bir oyuncusu olarak karşımıza çıkarken, onu takip eden isimler arasında BlackRock Inc., Apple’ın hisselerinin %6’sını elinde tutarak ikinci sıradaki güçlü konumunu koruyor. Üçüncü sıradaki ise Warren Buffett’ın liderlik ettiği Berkshire Hathaway Inc. şirketi, %5,73’lük hisse oranıyla Apple’ın sahiplik tablosunda etkileyici bir varlık sergiliyor.
Gelelim kişisel sahipliklere; Apple’ın CEO’su Tim Cook, Ekim 2023 itibariyle attığı stratejik adımlarla dikkat çekiyor. 3,3 milyon hisseyi cebine koyan Cook’un,Apple imparatorluğundaki tahmini payının 2 milyar doları aştığı belirtiliyor. Cook, Steve Jobs’un devraldığı bayrağı sadece çalışkanlığı ve stratejik vizyonuyla taşımakla kalmamış, aynı zamanda finansal başarılar elde etmiş bir lider olarak öne çıkıyor.*
Ocak 2024’te açıklanacak vekâletnamede, Apple’ın sahiplik yapısına ilişkin daha detaylı bilgilerin gün yüzüne çıkması beklenirken, bu güç dengesinin teknoloji devinin geleceğini nasıl şekillendireceği merak konusu.
Knuth dinleyicilerine şaka yaparak, “Benim gibi eski insanlar, kibrimiz nedeniyle, tüm önemli veri yapılarının 1970 veya 1980’de iyice anlaşıldığını düşünürdük.” diye şaka yaptı. “Yani daha fazla bir şey öğrenmenize gerek yok.“
“Ama bugün bahsettiğim şey üç yıl önce öğrendiğim bir şey…”
Bunların hepsi her zaman keşfedilecek daha eğlenceli matematiksel sürprizlerin olduğunun kanıtı. 60 yılı aşkın bir süre önce, 1962’de, 24 yaşındaki Donald Knuth ilk olarak Bilgisayar Programlama Sanatı‘nı yazmaya başladı; kapsamlı bir algoritma analizi olan bu kitabı 2023’te hâlâ tamamlamaya çalışıyor.
Ve 30 yıl önce Knuth, her Aralık ayında Stanford öğrencilerinin izleyicileri önünde nadir canlı performanslar sergilemeye başladı. Beş yıl önce New York Times, Knuth’u “algoritmik dünyanın ruh rehberi” olarak adlandırmıştı ve onu canlı görmenin, kendi kişisel düşünceli analiz markasını paylaşmanın özel bir yanı vardı.
Onlarca yılın ardından Knuth, gülümseyerek nazik meraklılığını göstermeye devam etti.
Yakın zamanda Stanford, Knuth’un geçmiş Noel derslerinden birkaç on yılı ve 1985’ten itibaren “‘Aha’ Oturumları” (matematiksel problem çözme kursları) başlıklı 22 videodan oluşan bir seriyi yükledi. Ayrıca 1981’den kalma, Knuth’un yeni yarattığı dizgi sistemi TeX’i tanıttığı beş videodan oluşan iki farklı set de var. Knuth’un “dahili ayrıntılarla ilgili yoğun bir kurs” olarak adlandırdığı şeyin 1982’den kalma 12 videosu bile var.
Ve 6 Aralık’ta geleneksel kahverengi tatil kazağını giyen Knuth, onu ünlü yapan güzel netlikteki hassasiyetin bir başka canlı gösterisini daha yaptı.
İşte Donald Knuth’un son dersi:
Dans eden bağlantıların ötesinde
Peki bu yılın konusu ne?
Yeni başlayan programcılara bağlantılı listeler öğretilir; listedeki her öğe yalnızca bir değer değil, aynı zamanda sonraki ve önceki öğelerin konumunu da içeriyor. Knuth, “Bilgisayardaki bu sayıların zarif bir şekilde koreografisi yapılmış bir dansı takip ettiği görülüyor ve bu yüzden buna dans bağlantıları diyorum.” diyor. Bunlar, 2018’de tartışıldı ve bu yılki ders bir nevi devam filmi olarak tanımlandı.
“Artık dans hücrelerini cazip bir isimle anan bir şeyle dans bağlantılarını geliştirdik.”
Ve sonra, Geçmiş Noel’in Hayaleti gibi, Knuth da neredeyse yarım yüzyıl öncesine baktı. Alfred Aho, Jeffrey Ullman ve John Hopcroft’un yazdığı Bilgisayar Algoritmalarının Tasarımı ve Analizi kitabının köşeli kopyasını koyarak izleyicilere “Bütün hikaye bilgisayar bilimi hakkındaki gerçekten harika ilk kitaplardan biriyle başlıyor.” dedi.
1974 tarihli bu kitap, okuyucuları ilk erişildiğinde bir matrisin değerlerini her zaman sıfır olarak başlatmanın bir yolunu bulmaya zorlayan bir alıştırma içeriyordu. Ve çözümün hem akıllıca hem de beklenmedik şekilde faydalı olduğu ortaya çıktı. Yalnızca bilinen değerlerin çok daha küçük bir listesinin tutulmasını içeriyor.
Yaklaşık 20 yıl sonra, 1993 tarihli bir makale bu fikri yeniden ele aldı. Makale, 1974 tarihli ders kitabına bile atıfta bulunarak çözümlerinin “unutulmaz bir ev ödevi probleminden ilham aldığını…” belirtiyor.
Knuth dinleyicilerine alaycı bir tavırla “Başka bir deyişle,” diyor, “ev ödevi sorunları aslında bir şekilde fark ediliyor.“
1993’teki araştırmacılar değerleri silmek için akıllıca bir işlem de eklemişlerdi ve Knuth, Bilgisayar Programlama Sanatı’nın son güncellemesi olan 4B cildinde (2022’de yayınlandı) bununla ilgili bir tartışmaya yer verdi. Knuth izleyicilere “Harika bir Noel hediyesi olur” diye şaka yaparak bazı takdir dolu kahkahalara yol açtı.
Ancak bu aynı zamanda Knuth için dikkat çekici derecede verimli veri işlemeyi gösterme şansıydı…
Sayı listesindeki bir değeri silmenin inanılmaz derecede kolay bir yolu olduğu ortaya çıktı. Artık listenizin uzunluğunu aşan bir konuma sahip tüm numaraların silindiği biliniyor ve bunlar, silinen tüm değerlerin kullanışlı bir kümesini oluşturuyor. Doğal olarak oluşan bir düzen nedeniyle, en son silinen numaralar ilk önce görünecek şekilde sırayla bile görünüyorlar.
“Algoritma ilerledikçe buradaki sayılar biraz dans ediyor.” Bu, çift bağlantılı bir listedeki yolları belirleyen “dans eden bağlantılar” algoritmasına benziyor, ancak şimdi “silinmiş” veya “silinmemiş” durumunu izliyor. Dolayısıyla bu fenomen için bilgisayar bilimi profesörü Christine Solnon daha iyi bir isim buldu: “Dans eden hücreler.“
Sonra Knuth zamanda atlayarak 2013’te bu fikrin önemini vurgulayan bir makaleye atladı.
Büyük final
Knuth, kısıtlama memnuniyeti problemleri kavramının bir açıklamasına başladı; çeşitli değişkenlerin değerleri için tüm gereksinimlerin karşılanıp karşılanamayacağı veya tüm Boolean değişkenlerinin doğru olup olamayacağı.
Knuth, dinleyicilerine bu modellerden bazılarının bir kez oluşturulduktan sonra sonsuz sayıda değere uygulanabileceğini söyleyerek sıcak bir kahkaha attı. “Fakat bu beni aşan bir şey. Ben sınırlı bir adamım.”
Bir haritanın renklerle kaplanmasını içeren üçüncü bir sorun alt kümesi daha var; Knuth’un espri yaptığı bu konu o kadar belirsiz ki, “Bugün itibariyle haritanın hâlâ bir Wikipedia sayfası yok… Bu çok yazık.” diye ekliyor. “İnsanların bunun ne kadar harika bir şey olduğunu anlamalarını bekliyorum.”.
Ders, bu tür sorunların, çoğu durumda eski “Dans eden bağlantılar” algoritmasından bazen 20 kat daha verimli ve daha hızlı olan “Dans eden hücreler” algoritmaları kullanılarak nasıl çözülebileceğini göstererek sona eriyor.
Knuth, gelecekte bu fikri popülerleştirmek için bir konferans verebileceğini ve dünyanın bu gelişmeyi yakalamasına yardımcı olabileceğini söylüyor. Ancak bunun da ötesinde,
“Bekleyecek zamanım yok. Daha fazla kitap yazmam gerekiyor.”
QD5’in genel başkan yardımcısı Tilo Kunz, ABD Savunma Bilgi Sistemleri Ajansı yetkililerine, muhtemelen 2025 gibi yakın bir zamanda dünyanın, kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini işe yaramaz hale getirdiği “Q-günü“nü yaşayacağını söyledi.
ABD ordusunun iletişimini korumakla görevli kuruma, günümüzün en hızlı süper bilgisayarlarından çok daha güçlü makinelerin, neredeyse tüm modern iletişimi koruyan kodları kırma kapasitesine sahip olacağını söyledi.
Bu arada Kunz, oturum kaydına göre “şimdi hasat et, sonra şifresini çöz” saldırıları olarak tanımladığı saldırılarla, ele geçirilen mesajların Q gününden sonra çözülebilmesi için verileri yağmalamaya yönelik küresel bir çabanın sürdüğünü söyledi.
Kunz, isimlerini vermeden, “Hasat yapan tek kişi biz değiliz, gelecekte bunun şifresini çözmeyi uman tek kişi de biz değiliz.” dedi. “Kamuya açık ağlar üzerinden gönderilen her şey risk altında.“
Kunz, bu alarmı veren büyüyen korodan biri. Pek çok siber uzman, tüm büyük güçlerin Q-day öncesinde toplandığına inanıyor. Dünyanın önde gelen askeri güçleri ABD ve Çin, birbirlerini büyük ölçekte veri toplamakla suçluyor.
Federal Soruşturma Bürosu direktörü Christopher Wray, Eylül ayında Çin’in “diğer tüm büyük ulusların toplamından daha büyük bir bilgisayar korsanlığı programına” sahip olduğunu söyledi. Eylül ayında yayınlanan bir raporda, Çin’in baş sivil istihbarat teşkilatı Devlet Güvenlik Bakanlığı, ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nı Çin verilerini çalmak için “sistematik” saldırılar yapmakla suçladı.
Ulusal Güvenlik Ajansı, Çin’in suçlaması hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
Kodları kırmaktan daha fazlası tehlikede. Araştırmacılar, atom altı parçacıkların gizemli özelliklerinden yararlanan kuantum bilgisayarların bilimde, silahlanmada ve endüstride çığır açıcı buluşlar sağlamayı vaat ettiğini söylüyor.
Q-günü’nün beklenen gelişi konusunda elbette görüşler bölünmüş durumda. Kuantum hesaplama için henüz nispeten erken günler: Şu ana kadar yalnızca sınırlı işlem gücüne sahip ve hataya açık küçük kuantum bilgisayarlar üretildi. Bazı araştırmacılar, Q gününün yüzyılın ortalarına yaklaşabileceğini tahmin ediyor.
Kimse oraya ilk kimin ulaşacağını bilmiyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin bu alanda lider kabul ediliyor; pek çok uzman Amerika’nın hâlâ avantajlı olduğuna inanıyor.
Kuantum bilişimde uzmanlaşma yarışı devam ederken, kritik verileri koruma mücadelesi de sürüyor. Washington ve müttefikleri, kuantum sonrası kriptografi olarak bilinen yeni şifreleme standartları üzerinde çalışıyor; bu standartlar, esasen kuantum bilgisayarlarla bile kırılması çok daha zor olan kodlar.
Araştırmacılara göre Pekin, teorik olarak hacklenmesi imkansız bir teknoloji olan kuantum iletişim ağlarına öncülük etmeye çalışıyor. Pekin’in çabalarına öncülük eden bilim adamı, Çin’de küçük bir ünlü haline geldi.
Kuantum hesaplama kökten farklı. Geleneksel bilgisayarlar bilgiyi bitler (1 veya 0) ve her seferinde yalnızca bir sayı olarak işliyor. Kuantum bilgisayarları, 1, 0 veya aradaki herhangi bir sayı olabilen kuantum bitleri veya “kübitler” ile aynı anda işlem yapar; fizikçiler bunun karmaşık bir matematiksel kavramı tanımlamanın yaklaşık bir yolu olduğunu söylüyor.
Bu bilgisayarlar aynı zamanda kuantum mekaniğinin dolaşıklık olarak bilinen gizemli bir özelliğinden de yararlanıyor. Fotonlar veya elektronlar gibi parçacıklar, büyük mesafelerle ayrılmış olsalar bile, bağlı kalacak şekilde dolanık hale gelebilirler. Bir parçacıktaki değişiklik hemen diğerine yansır. Fizikçiler ve bilgisayar bilimcileri, kubitlerin ve dolaşıklığın özelliklerinin kuantum bilgisayarları için temel olduğunu ve potansiyel olarak günümüzün büyük süper bilgisayarlarında pratik olmayan hesaplamaların yapılmasına olanak sağladığını söylüyor.
İş danışmanları, bu işlem gücünün önümüzdeki on yılın ortasına kadar yüz milyarlarca dolar ekstra gelir sağlayacağını tahmin ediyor. Bazıları, bu bilgisayarlar gelmeden önce bile kuantum teknolojisindeki ilerlemelerin bazı askeri donanımların performansını keskin bir şekilde artıracağını öngörüyor.
Avustralya’da kurulan bir kuantum teknolojisi şirketi olan Q-CTRL’nin kurucusu ve CEO’su Michael Biercuk, kuantum teknolojisinin “21. yüzyılda, elektrikten yararlanmanın 19. yüzyılda olduğu kadar dönüşümsel olması muhtemel.” dedi.
Sidney Üniversitesi’nde kuantum fiziği profesörü ve ABD İleri Savunma Araştırma Projeleri’nin eski danışmanlarından biri olan Q-CTRL’den Amerikalı Biercuk, alanın son yıllardaki ilerlemesini tetikleyen şeyin kuantum hesaplamanın kod kırma olanakları olduğunu söyledi. Ajans, Pentagon’un inovasyon kuluçka merkezi. ABD hükümetinin bunu 1990’larda “büyük bir fırsat” olarak gördüğünü ve o zamandan beri araştırmaları finanse ettiğini söyledi.
Pentagon’a verdiği brifingde QD5’ten Kunz, şu ana kadarki en başarılı hasat/şifre çözme operasyonlarından biri olan Venona projesi üzerinde çalışmaların sürdüğünü bildirdi.
Güvenlik konseyi, Çin ordusuyla bağlantılı bilgisayar korsanlarının birden fazla eyaletteki su ve enerji tesisleri de dahil olmak üzere Amerikan altyapı kuruluşlarına son zamanlarda yapılan izinsiz girişlerden haberdar olduğunu söyledi. Raporlara göre ne İran bağlantılı ne de Çin bağlantılı saldırılar kritik sistemleri etkilemedi veya aksamalara neden olmadı.
Siber ve gelişen teknolojiden sorumlu ulusal güvenlik danışman yardımcısı Anne Neuberger, “Şirketlerin ve kritik hizmetlerin kötü niyetli suçlulardan ve ülkelerden kaynaklanan artan siber tehditlerle karşı karşıya olduğunu görüyoruz.” dedi.
İsrail-Hamas savaşının başlangıcından bu yana, CyberAv3ngers olarak bilinen İranlı bir bilgisayar korsanlığı grubu, İsrail tarafından üretilen Unitronics programlanabilir mantık denetleyicilerini (su sistemlerini izlemek ve düzenlemek için kullanılan yaygın çok amaçlı endüstriyel cihazlar) kullanan ABD su kuruluşlarını hedef alıyor. Siber güvenlik firması CISO Global’in baş bilgi güvenliği sorumlusu Gary Perkins, “(Böyle bir altyapı) sıklıkla unutuluyor, ihmal ediliyor veya her ikisi de ulus devletler için cazip bir hedef sunuyor.” diyor.
Saldırılar, Amerika Birleşik Devletleri’nde Unitronics cihazlarını kullanan altı yerel su tesisi, bir eczane, bir su sporları merkezi ve bir bira fabrikasının da aralarında bulunduğu en az 11 farklı kuruluşu hedef aldı.
Bilgisayar korsanları, cihazların kontrolünü ele geçirdikten sonra ekranlarını “Hacklendiniz, kahrolsun İsrail.” mesajıyla değiştirdiler. “‘İsrail’de üretilen’ her ekipman CyberAv3ngers’ın yasal hedefidir.”
Saldırıya uğrayan Pensilvanya merkezli Aliquippa Belediye Su İdaresi’nin yönetim kurulu başkanı Matthew Mottes, gazetecilere verdiği demeçte, su idaresinin saldırıdan sonra etkilenen sistemi devre dışı bıraktığını ve yerel sakinlerin su tedarikinde herhangi bir etki yaşanmadığını söyledi.
Federal yetkililer, ele geçirilen cihazlardan bazılarının açık internete varsayılan şifre olan “1111” ile bağlandığını ve bu sayede bilgisayar korsanlarının bu cihazları bulmasını ve erişim kazanmasını kolaylaştırdığını söylüyor. Neuberger, bunu düzeltmenin “hiçbir paraya mal olmadığını” söylüyor ve “Bunlar şirketlerin acilen yapması gereken türden temel şeyler.“
Ancak siber güvenlik uzmanları, bu saldırıların daha büyük bir soruna işaret ettiğini söylüyor: Fiziksel altyapıya güç veren teknolojinin genel zayıflığı. Perkins, donanımların çoğunun internetten önce geliştirilmiş olduğunu ve dijital özelliklerle donatılsalar da hâlâ “yetersiz güvenlik kontrollerine sahip olduklarını” söylüyor.
Ayrıca CyberArk’ta saldırgan siber güvenlik uzmanı Andy Thompson, birçok tedarikçinin sıklıkla aynı ekipmana erişmesi gerektiğinden, birçok altyapı tesisinin “güvenlik yerine operasyonel kullanım kolaylığına” öncelik verdiğini söylüyor.
Ancak bu, saldırganların sistemlerden yararlanmalarını da aynı derecede kolaylaştırabilir: Ücretsiz olarak kullanılabilen web araçları, herkesin; su şirketlerinin kullandığı Unitronics cihazları gibi, genel internete bağlı donanım listeleri oluşturmasına olanak tanıyor. Thompson, “Kritik altyapıyı internet üzerinden kolayca erişilebilir hale getirmemek standart bir uygulama olmalı.” diyor.
Ancak CISO Global çözüm danışmanlığından sorumlu başkan yardımcısı Chris Clements, güvenlik profesyonellerinin “hava boşluğu” dediği su donanımını yalnızca devre dışı bırakmanın yeterli olmadığını söylüyor.
Clements, bir zamanlar hassas sistemlerini internetten izole eden bir su tesisine yapılan siber saldırıya müdahale edilmesine yardım ettiğini, ancak bu nedenle sistemleri son güvenlik yamalarıyla güncellemeyi başaramadığını söylüyor.
Thompson, kritik altyapılara yönelik “saldırı sayısında artış” gördüğünü ve bunun “jeopolitik gerilimler ve küresel çatışmalarla doğrudan bağlantılı” olduğunu düşündüğünü söylüyor. Ancak son saldırılar, karmaşıklıklarından çok “görünüşte vasıfsız saldırganlar tarafından da olsa, çok sayıda saldırının gerçekleştirilmesi” ve “son saldırıların verdiği hasarın nispeten az olması” ile karakterize edildi.
Ancak bazı saldırılar çok daha fazla zarar vermeye rahatsız edici derecede yaklaştı. Temmuz ayında federal savcılar, bir kişiyi daha önce çalıştığı Kaliforniya su arıtma tesisindeki kritik korumaları sabote etmek için uzaktan yazılım kullanmakla suçladı, ancak saldırı tespit edilip engellendi.
Batılı istihbarat raporlarına göre İranlı bilgisayar korsanları 2020’de İsrail’in su kaynaklarındaki klor gibi kimyasalların seviyesini yükseltmeye çalıştı ve başarmaya oldukça yaklaştı.
Yine de Beyaz Saray, su sektörünü daha sert siber güvenlik önlemleri arkasında toparlamakta zorlanıyor. Mart ayında, Çevre Koruma Ajansı; eyaletlerin su sistemlerinde yeni siber güvenlik önlemleri uygulamasını talep eden bir bildiri yayınladı ancak kurum, bir yargıcın EPA’ya dava açan su endüstrisi grupları ve Cumhuriyetçi eyaletler lehine karar vermesinin ardından Ekim ayında notu geri çekti. Önlemlerin çok maliyetli olacağı ve kurumun bunları yayınlama yetkisinin olmadığını söylendi.
Neuberger şimdilik, şirketlerin kritik hizmet kuruluşlarının “dijital kapılarını kilitlemeyi” kendi çıkarları doğrultusunda göreceğini ve Unitronics gibi üreticilerin “teknoloji ürünlerinize güvenlik kazandıracağını” umuyor.
Su sistemlerine yapılan bu saldırılar için “Oldukça basit saldırılardı ve bazı temel siber güvenlik uygulamaları bunu önleyebilirdi.” diyor. “Bu savunulabilir bir şeydi.“
Etkinlik, yıllarca Amazon’un teşvik ettiği bulut bilişim devrimi için bilgilendirici bir reklam işlevi gördü.
AWS yöneticileri, izleyicilerinden sunucularının ve veri merkezlerinin fişini çekmelerini, Amazon’dan bilgi işlem gücü kiralamalarını istedi. Satış konuşması o kadar başarılıydı ki, AWS bu yıl 90 milyar dolar elde etme yolunda ilerliyor ve kurucu AWS şefi Andy Jassy artık Amazon’un tamamını yönetiyor.
Daha sonra üretken yapay zeka ortaya çıktı
Kasım 2022’de OpenAI, basit bir komut isteminden metin oluşturma konusunda esrarengiz bir yeteneğe sahip bir bot olan ChatGPT’yi piyasaya sürdü.
Teknoloji, kullanıcıların resim ve video oluşturmasına olanak tanıyor. Microsoft, OpenAI ile ileri görüşlü bir ortaklık sayesinde, bulut bilişim kolunun kurumsal müşterilere sattığı ürünler de dahil olmak üzere, ürünlerinde yapay zekayı kullanmaya başladı.
Google da kendi üretken yapay zekasıyla aynısını yapmaya başladı. Amazon ise ilk çabasında çuvalladı.
Netflix ve Airbnb gibi şirketlerin gelişmesine yardımcı olan AWS, birdenbire yeni nesil startup şirketlerinin Microsoft veya Google tarafından oluşturulan iskeleyi kullanarak işlerini kurabilecekleri ihtimaliyle karşı karşıya kaldı.
Riskler re:Invent’in 2023 bölümünde acı bir şekilde ortaya çıktı. Yapay zeka, görünüşte her Amazon sunumunda ve ürün lansmanında yer aldı. Amazon, diğer hizmetlerin yanı sıra yapay zekayı harekete geçiren daha fazla model ve bir işyeri sohbet robotu duyurdu.
Amazon, üretken yapay zeka çağının şafağında hazırlıksız yakalanmışsa bu, şirket çapındaki büyük bir yetişme çabasının kanıtıydı. Sanford C. Bernstein’dan analistler bir araştırma notunda “Son yer burası gibi görünüyor.” dedi.
Kısa vadede AWS iyi olacak. Satış büyümesinin yavaşlaması bir yana, Amazon’un sunucuları eski altyapıyı modernize etmek veya çevrimiçi olarak birçok şey yapmak isteyen şirketler için varsayılan başlangıç noktası olmaya devam ediyor. Üretken yapay zeka etkileyici bir demo oluştursa da teknoloji hataya açık ve pahalı. Çoğu şirket için bu bir zorunluluk değil, bir deneyim.
Şirketlerin AWS kullanmasına yardımcı olan Deloitte müdürü JB McGinnis’e göre yine de “ilgili kalabilmek için” AWS’nin üretken yapay zeka üzerinde kontrole sahip olması gerekiyor. “Eğer rekabet etmezlerse bulut oyununu da kaybedebilirler.“
Konferans haftasının sonlarına doğru Amazon, yeni kurulan şirketlerle bağlantısı olan binlerce katılımcıyı, bu etkinlik için kiraladığı Las Vegas Raiders stadyumuna davet etti ve onlara içecekler, AWS ürünleri ve bar oyunlarının dev versiyonlarını dağıttı.
Yapay zeka üzerine bir panel tartışması öncesinde, şirketin yapay zeka hizmetlerinden sorumlu Amazon yöneticisi Swami Sivasubramanian, 2023’ü üretken yapay zeka yılı ilan etti.
Bir AWS ürün lideri, küçük bir startup’ın kurucusunun yanına gitti, kendisini tanıttı ve Amazon’un neyi daha iyi yapabileceğini sordu. Bu, işi için mücadele etmesi gereken mütevazı bir personeldi.
AWS kullanmayan girişimin kurucusu, stadyumdan çıkarken etkinliğin yeterince güzel olduğunu ancak Amazon iş geliştirme yöneticileriyle kaynaşma fırsatından pek memnun olmadığını söyledi. Personel, Google bulut patronu Thomas Kurian’la bir toplantı yapacak kadar şanslıydı.
Bu hamle, Çin hükümetinin daha önce sektöre uyguladığı baskının ardından hâlâ toparlanmaya çalışan dünyanın en büyük video oyun pazarına yeni bir darbe daha vuruyor.
Çin sektör düzenleyicisi Ulusal Basın ve Yayın İdaresi (NPPA) tarafından Cuma günü yayınlanan taslak kurallara göre çevrimiçi oyunlar; günlük oturum açma ve hesaplara ek fon yükleme dahil olmak üzere, insanları aşırı oynamaya ve harcamaya teşvik eden ödüller sunmamalı.
NPPA’ya göre tüm video oyunları, oyuncuların hesaplarına ne kadar yükleme yapabileceklerine dair bir sınır koymalı ve kullanıcıları bir açılır pencere aracılığıyla “mantıksız tüketim davranışı” konusunda uyarmalı.
Önerilen düzenleme, yatırımcıların hemen Çin’in büyük video oyun hisselerindeki hisselerini kaybetmesine neden oldu.
Gelir açısından dünyanın en büyük video oyun şirketi Tencent Holdings, Cuma günü hisselerinin yüzde 12 düşüşle kapandığını görürken,NetEase ABD’deki piyasa öncesi işlemlerde yüzde 27 kaybetti. Hong Kong’da oyunla ilgili tüm hisseler Cuma günü düşüş yaşadı ve Bilibili yüzde 10,4 oranında değer kaybetti.
Video oyunu operatörlerine, içerik denetimi ve kullanıcıların gerçek ad doğrulamasını kapsayan bir dizi gereksinimi karşılamaları konusunda da talimat veren NPPA, 22 Ocak’a kadar taslak kurallar hakkında kamuoyunun yorumlarını bekliyor.
Taslak düzenleme, Pekin’in 2021’in sonlarında ülkenin Büyük Teknoloji şirketlerine yönelik daha geniş bir baskının ortasında bu sektöre yönelik daha fazla inceleme başlatmasından bu yana Çin hükümetinin video oyun pazarını ilk kez özel olarak hedeflediği anlamına geliyor.
Çin Kültür ve Turizm Bakanlığı daha önce 2010 yılında video oyun endüstrisini kapsayan kurallar yayınlamıştı ancak bu önlemler 2019’da kaldırıldı. Önerilen yeni düzenlemeye göre, NPPA anakaradaki tüm video oyunu faaliyetlerinin denetlenmesinden tek başına sorumlu olacak.
Kıdemli analist Cui Chenyu’ya göre yeni düzenleme, taslağın video oyunlarının tüm tüketicilere nasıl pazarlanacağına ilişkin kapsamlı kurallar dizisine dayanarak sektörün “yeni oyun onaylarının normalleştirilmesine rağmen katı bir düzenleyici ortam altında” kaldığını gösteriyor.
Cui, “Bakılması gereken ilk şey, bir oyun içindeki birçok yükleme fonksiyonunun yasaklanması, bu pazarlamaya büyük bir sınırlama getirir.” dedi ve bunun, oyunların gelir akışı üzerinde bir etkisi olacağını da sözlerine ekledi.
Yine de yerli video oyun şirketlerine yönelik önerilen bu yeni düzenlemenin sonucu, taslağın nasıl sonuçlandırılacağına ve yasalaşacağına bağlı olacak.
Cui, “Taslağın, kullanıcının yeniden şarj edilmesi için izin verilen para miktarı veya miktarı konusunda belirli bir kuralı yok.” dedi. “Bütün sektör bu konuyu takip edecek.“
Çin Ses-Video ve Dijital Yayıncılık Derneği Oyun Yayınlama Komitesi tarafından bu ayın başlarında yayınlanan bir rapora göre, Çin’in video oyunu geliri bu yıl yüzde 14 artışla 303 milyar yuan’a (42,7 milyar ABD Doları) ulaşarak, verilerin elde edildiği 2003 yılından bu yana en yüksek yıllık satışlara işaret etti.
Güçlü büyüme, Çin’in toplam oyun endüstrisi gelirinin ekonomik olumsuzluklar, yavaşlayan kullanıcı büyümesi ve düzenleyici incelemeler nedeniyle yıllık yüzde 10,3 azaldığı 2022’deki çöküşün hemen ardından geldi.
Ülkedeki video oyunlarının lisanslanmasından sorumlu olan NPPA, 2021’in sonlarında yeni oyunları onaylamayı aylarca durdurdu. Ajans, ilk 11 ayda yeni yurt içi unvanlar için verilen toplam 873 onayla bu yıl lisans verme sürecine daha normal bir hızda devam etti.
Tencent, bu yılın ilk üç çeyreğinde reklam ve video oyunu satışlarındaki büyümenin etkisiyle satışlarda yüzde 11’lik bir artış olduğunu bildirirken, rakip NetEase’in geliri aynı dönemde yüzde 7 arttı.
Cuma günü NPPA, Tencent ve Bilibili tarafından işletilen oyunlar da dahil olmak üzere 40 ithal video oyununa lisans vererek bu yılın toplam onaylanmış ithal oyun sayısını 98’e çıkardı.
Chevrolet iletişim yöneticisi Chad Lyons, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ekibimiz bir düzeltmeyi uygulamaya koymak için hızlı bir şekilde çalışıyor ve güncellemelerini nasıl planlayacakları konusunda daha fazla bilgi için sahiplerle iletişime geçilecek.”.
Chevrolet başkan yardımcısı Scott Bell ise “Sınırlı sayıda müşterinin Blazer EV’lerinde yazılımla ilgili kalite sorunları yaşadığının farkındayız. Müşteri memnuniyeti önceliğimizdir ve bu nedenle yeni teslimatlara kısa bir ara vereceğiz.” dedi. GM, bunun “sınırlı” bir sayı olduğunu söylemek dışında kaç aracın etkilendiğini doğrulamadı.
Edmunds, uzun vadeli test filosu için 2024 Chevrolet Blazer EV RS AWD’yi satın aldıktan iki ay sonra SUV’un iki haftadır bayide olduğunu bildirdi. Teşhis testindeki 23 arıza kodu hakkında şunu yazdılar: “Bayiden aldığımız şey endişe vericiydi: Edmunds olarak yeni bir arabada gördüğümüz en uzun büyük arıza listesi.“.
Haftalık testi 28 saat sonra sona eren InsideEV yazarı Kevin Williams için işler daha da kötü gitti. Aracın CarPlay ve Android Auto içermeyen bilgi-eğlence sistemi, sürüş sırasında kapandı ve ardından aküyü şarj etme girişimi başarısız oldu; araçta “Aracı Servise Alın” hata mesajı oluştu.
InsideEV’ler, GM’nin diğer Ultium motorlu elektrikli araçlarının sahiplerinin, arabalarıyla ilgili olağandışı ve şu ana kadar düzeltilmesi zor sorunlardan şikayetçi olduklarını belirtti.
Bunun aracın geleceğini nasıl etkileyeceği, aracın satışının ne zaman tekrar başlayacağı henüz belirsizliğini koruyor. Ancak şu an için tepki toplamaya devam ediyor.
Perşembe günü yayınlanan bir dizi X paylaşımında Redmond’un tehdit istihbarat ekibi; Peach Sandstrom adını verdiği ulus devlet destekli bir siber çetenin, kötü amaçlı yazılımını savunma sektörü çalışanlarına dağıtmaya çalıştığını tespit ettiğini söyledi.
Microsoft, “FalseFont, operatörlerin virüs bulaşmış bir sisteme uzaktan erişmesine, ek dosyalar başlatmasına ve C2 sunucularına bilgi göndermesine olanak tanıyan çok çeşitli işlevlere sahip özel bir arka kapıdır.” dedi. “İlk kez Kasım 2023’ün başlarında hedeflere karşı kullanıldığı gözlemlendi.“
İran destekli mürettebatı APT33 olarak takip eden Mandiant, ABD, Suudi Arabistan ve Güney Kore’deki kuruluşları “stratejik siber casusluk” amacıyla hedef aldığını ve hem ticari hem de askeri havacılık şirketlerinin yanı sıra enerji sektöründeki şirketleri de hedef aldığını söylüyor.
Tehdit avcıları Ekim ayında güncellenen bir uyarıda, “İran hükümeti tarafından düşmanlarına karşı siber tehdit faaliyeti yürütmek üzere kullanılmış olabilecek İranlı bir şahsa bağlı APT33 kötü amaçlı yazılımını belirledik.” dedi.
Bir ay önce yayınlanan araştırmada Microsoft, mürettebatın “binlerce kuruluşa” karşı şifre püskürtme girişimlerinde bulunduğunu gördüğünü söyledi.
Bu kaba kuvvet saldırıları başarılı olduğunda, Peach Sandstorm’un ağda gezinmek, kalıcılığı korumak ve kurbanın BT sistemlerinde yanal olarak hareket etmek için halka açık ve özel araçların bir kombinasyonunu kullandığı söylendi.
Redmond, “Az sayıda izinsiz girişte,” diye ekledi, “Peach Sandstorm’un tehlikeye atılmış ortamdan veri sızdırdığı gözlemlendi.“
Yüzlerce e-ticaret sitesi kart hırsızlarının eline geçti
Europol’e göre siber dolandırıcılar, e-tüccarların müşterilerinin kredi kartı veya ödeme bilgilerini çalmak için JavaScript algılayıcıları kullanarak 443 çevrimiçi mağazanın güvenliğini ihlal etti.
Dijital tarama saldırılarıyla mücadeleye yönelik koordineli çabalar arasında 17 ülkeden polisler, Avrupa Birliği Siber Güvenlik Ajansı (ENISA) ve özel sektör güvenlik mağazaları (Group-IB ve Sansec) yer aldı.
İki ay boyunca kolluk kuvvetleri, çevrimiçi perakendecilere, dolandırıcıların çevrimiçi dolandırıcılık planının bir parçası olarak müşterilerinin ödeme bilgilerinin çalındığını bildirdi.
Bu saldırılarda hırsızlar, perakendeciler veya müşteriler risk altında olduklarını fark etmeden çevrimiçi ödeme işlemi sırasında müşterilerin kart verilerine müdahale etmek için JavaScript kod parçacıkları kullanıyor. Genellikle uzun bir süre fark edilmiyorlar ve fark edildiklerinde dolandırıcılar zaten kendi alışverişlerine başlamış veya mali bilgileri yasa dışı pazarlarda satışa sunmuş oluyorlar.
Yunanistan liderliğindeki çabaya katılan ülkeler arasında Arnavutluk, Belçika, Bosna-Hersek, Kolombiya, Hırvatistan, Finlandiya, Almanya, Gürcistan, Macaristan, Moldova, Hollanda, Polonya, Romanya, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD yer alıyor.
Operasyon sırasında Group-IB’nin tehdit istihbarat ekibinin aralarında ATMZOW, health_check, FirstKiss, FakeGA, AngryBeaver, Inter ve R3nin’in de bulunduğu 23 JS algılayıcı ailesini tespit ettiği söylendi.
Güvenlik firması, 2023 yılı sonu itibarıyla dünya çapındaki web sitelerini tehlikeye atmak için kullanılan bilinen 132 JS algılayıcı ailesinin bulunduğunu söylüyor.
Rus bilgi güvenliği çalışanı Moskova’ya iade edilecek
ABD hükümetinin Washington’a gönderilmesi yönündeki talebine rağmen Kazakistan’ın bir ağ güvenliği uzmanını Moskova’ya iade edeceği bildiriliyor.
İşvereninin yaptığı açıklamaya göre, Doğu Bloku ülkesi; Rus bilgi güvenliği mağazası FACCT’nin çalışanı Nikita Kislitsin’i, kendisini siber suç işlemekle suçlayan ABD’nin talebi üzerine 22 Haziran’da gözaltına aldı.
ABD’nin iade talebi, 2012 yılında sosyal ağ hizmeti Formspring’e izinsiz girmekle suçlanan Kislitsin’e yönelik daha önceki suçlamalarla ilgili görünüyor.
2014 yılında hazırlanan bir iddianamede, Kislitsin’in izinsiz girip girdikten sonra kullanıcı adlarını, e-posta adreslerini ve şifreleri çaldığı ve ardından çalınan veritabanını kişi başına 5.000 avroya satmaya çalıştığı iddia ediliyor.
Federallerin Kislitsin’in Amerika’ya iade edilmesini talep etmesinden kısa bir süre sonra Moskova, en azından Rusya Federasyonu Başsavcılığı’na göre savaşı kazanmış gibi görünen kendi iade talebini açıkladı.
Perşembe günü hükümet kurumu, Kislitsin’in bilgisayar korsanlığıyla ilgili cezai suçlamalarla karşı karşıya kalacağı Rusya’ya geri gönderileceğini söyledi.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, “Soruşturmaya göre Ekim 2022’de Kislitsin, suç ortaklarıyla birlikte ticari kuruluşlardan birinin sunucu verilerine hukuka aykırı bir şekilde erişim sağladı.” denildi. “Bundan sonra kopyalandılar.“
Kuruluşun verilerini çaldığı iddia edilen Kislitsin, daha sonra firmadan 550.000 dolarlık kripto para birimi karşılığında şantaj yapmaya çalıştı.
Çin devlet medyası, güncellemenin Çin’in “ekonomik ve teknolojik hak ve çıkarlarını” korumak amacıyla Pekin’in serbestçe ihraç edilmemesi gerektiğini düşündüğü öğeleri içerdiğini bildirdi.
Çin dışından yapılan analizler, genişletilmiş listenin nadir toprak mıknatısları yapma, nadir toprak madenciliği ve maddeleri rafine etme teknolojilerini yasakladığını gösteriyor.
Nadir topraklar, birçok yüksek teknolojili ürünün üretimi için hayati öneme sahip. Çin, şu anda dünyanın en büyük madde kaynağı konumunda ve uzun süredir, ham ürünü açık denizlere göndermek yerine, maddeleri rafine ederek ve/veya faydalı bileşenlere dönüştürerek yerel katma değer yaratma politikası izliyor.
Bu politika, Pekin’e önemli tedarik zincirleri üzerinde nüfuz kazandırdı; yarı iletken üretimi için gerekli olan Galyum ve Germanyum ihracatını Temmuz 2023’te kısıtladığında sahip olduğu gücü gayet iyi gösterdi.
Dünyanın dört bir yanındaki kaynak şirketleri, nadir toprak yatakları bulmak için gezegeni tarıyor ve yeni kaynakları üretime geçirmek için çok çalışıyor. Hükümetler de yeni keşfedilen kaynakların gelişimini hızlandırmak, rafinerilerin ve diğer gerekli aktörlerin yerinde olmasını sağlamak umuduyla soruna para harcıyor.
Bunların hepsi zaman alıyor ve Çin’e, belirli endüstrilerin sınırlarının ötesindeki gelişimini yavaşlatmak için yıllarca kullanabileceği bir avantaj bırakıyor. Yenilenebilir enerji üretimi ve enerji depolama, nadir toprak elementlerine bağımlı iki sektör olduğundan; Çin, güçlü bir konuma sahip.
Çin’in yenilenen ihracat yasağı listesine ilk kez insan kullanımına yönelik hücre klonlama ve gen düzenleme teknolojisi de eklendi. Dökme malzeme elleçleme ve taşıma teknolojisi de ihracata izin verilmeden önce lisans gerektiren kalemler listesine girdi.
LiDAR da aynısını yaptı; ABD‘li yasa koyucuların kısa süre önce Çin’in Amerikan yapımı teknolojiyi otonom sistemler inşa etmek için kullanamaması için ihracatın yasaklanması yönündeki çağrılarının ardından, kısasa kısasa bir eyleme benzeyen bir hamle.
En ciddi tür olan “birinci sınıf” geri çağırma, FDA tarafından bu hafta çevrimiçi olarak yayınlandı ve Philips Panorama 1.0T HFO manyetik rezonans görüntüleme cihazları sahiplerini, bir servis teknisyeni düzeltici onarımlar yapana kadar makineleri kullanmayı bırakmaları konusunda uyardı.
2001 ile 2016 yılları arasında satılan makineler, dünya çapındaki tıbbi tesislerde hastaların vücutlarının içini görüntülemek amacıyla yaygın olarak kullanılıyor. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde 150 Philips Panorama 1.0T HFO makinesi çalışıyor ve dünya genelinde 340 tane olduğu bildiriliyor.
Geri çağırma, mıknatıs bobinlerinin artık mutlak sıfıra yakın olmadığı ve süperiletkenliklerini kaybettiği “söndürme” sırasında, bobinleri süper soğutması gereken helyum gazının buharlaştığının ve cihazın bozulmasına neden olabileceğinin belirlenmesinin ardından yapıldı.
Normalde bu gaz dışarı atılır, ancak eğer bu engellenirse ekipman patlayabilir. Bültende bunun kimyasal maruziyet, oksijen eksikliği, doku hasarı ve mekanik travma nedeniyle maddi hasara ve/veya ciddi yaralanmaya yol açabileceği belirtiliyor.
Geri çağırma, “Yaygın olmayan bir söndürme sırasında, büyük miktarda helyum buharlaşır ve bir havalandırma sistemi yoluyla binanın dışına atılır” diye açıklıyor. “Havalandırma sisteminde bilinmeyen bir tıkanıklık varsa ve basınç tasarım sınırlarını aşarsa sistemin yapısal bütünlüğü tehlikeye girebilir.“
Söndürme yaygın olmasa da ve pek arzu edilmese de, işler ters giderse normal çalışma sırasında meydana gelebilir veya aşırı durumlarda, mıknatıslı acil durdurma düğmesine basan bir operatör tarafından manuel olarak tetiklenebilir.
FDA dosyasına göre, son 22 yılda bir söndürme operasyonunda patlamaya neden olan bir olay rapor edildi. Neyse ki bu olayda kimse yaralanmadı.
Philips, etkilenen tüm müşterilerinin geri çağırma konusunda bilgilendirildiğini ve tüm ABD kullanıcılarının, sistemi incelemek ve gerekirse düzeltici değiştirme veya onarımlar yapmak üzere bir saha servis mühendisi tarafından ziyaret edileceğini söyledi. Bu değişikliklerin neleri gerektirdiğini tahmin etmek bize kaldı. ABD dışındaki müşterilerin bildirimden itibaren 30 gün içinde Philips ile iletişime geçmesi gerekiyor.
Geri çağırma, Respironics cihazlarıyla ilgili daha önceki geri çağırmanın ve ardından gelen toplu davaların sonuçlarıyla hâlâ boğuşan Philips için bir başka kara lekeyi temsil ediyor.
Haziran 2021’de yayınlanan üretici, parçalanıp kullanıcılar tarafından solunabilecek poliüretan köpüğün çözülmesiyle bağlantılı potansiyel sağlık riskleri nedeniyle birkaç ventilatörü, BiPAP makinesini ve CPAP makinesini geri çağırdı.
Ancak, Apple yöneticilerinin görüştüğü yayıncılardan gelen yanıtlar karışık görünüyor.
Bazıları, haber arşivlerinin karmaşık hukuki yapısı göz önüne alındığında, Apple’ın içeriklerini kullanmasından kaynaklanabilecek potansiyel yasal yükümlülüklere ilişkin endişelerini dile getiriyor.
Dahası, Apple’ın haber ve üretken yapay zekaya yönelik planları içerdekiler tarafından biraz “belirsiz” olarak tanımlandı. Bununla birlikte, Apple ile işbirliği olasılığını olumlu değerlendiren ve böyle bir ortaklığın potansiyel faydalarını kabul eden haber yöneticileri de var.
Apple’ın yapay zeka alanındaki son çalışmaları OpenAI, Microsoft ve Google gibi rakiplerinin gerisinde kalmış olsa da şirket, arayı kapatmak için aktif olarak çalışıyor. Raporlar, Apple’ın AI yeteneklerini geliştirmek için “günde milyonlarca dolar” tutarında önemli meblağlar yatırım yaptığını gösteriyor.
Teknoloji devi ayrıca, büyük dil modellerinin (LLM’ler) mobil cihazlara entegrasyonunu geliştirmeye adanmış ve Apple Silicon’daki performansı optimize etmek için tasarlanmış bir makine öğrenimi çerçevesini de tanıttı. Buna ek olarak Bloomberg, Apple’ın gelecek büyük iOS sürümünde yapay zeka merkezli özelliklerin yanı sıra Siri’nin geliştirilmiş bir versiyonunu da açıklama planlarının sinyalini verdi.
Apple’ın yapay zeka çalışmalarını desteklemek için haber kuruluşlarıyla ittifaklar kuran ilk teknoloji şirketi olmadığını belirtmekte fayda var.
Örneğin OpenAI, AI modellerini eğitmek için haberlerden yararlanmak amacıyla Associated Press ve Politico’nun ana şirketi Axel Springer ile anlaşmalar imzaladı. Benzer şekilde Google, gazetecilere çalışmalarında yardımcı olmayı amaçlayan yapay zeka destekli araçlar geliştirmeye yönelik devam eden çabalarını duyurdu. Her iki sektör de yapay zekanın gücünden yararlanmaya çalışırken, bu gelişmeler teknoloji ve gazetecilik arasındaki giderek artan kesişmenin altını çiziyor.
Apple’ın haber yayıncılarıyla işbirliği yapma yönündeki stratejik hamlesi, teknoloji ile gazetecilik arasında giderek artan bir yakınlaşmaya işaret ediyor. Yapay zeka eğitimine yapılan bu yatırım, yapay zeka yeteneklerini geliştirmeye yönelik devam eden çabalarla birleştiğinde, Apple’ın yapay zeka pazarında rekabetçi kalma konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Teknoloji devi, yapay zeka alanındaki konumunu güçlendirirken, sektördeki inovasyon ve işbirliğinin artmasını potansiyel olarak teşvik ederek manzarayı yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor.
Hindistan, geçtiğimiz yıl aşırı yağmurların neden olduğu felaketlerde 3000’den fazla vatandaşını kaybetmiş ve ülkenin temel tarım ürünlerini etkilemişti. Bu olaylar, iklim değişikliği ve küresel ısınma ile mücadelede daha etkili bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koydu. Ülkede artan hava olaylarının daha önceden tahmin edilebilmesi için Hindistan, yapay zekâ teknolojisine başvuruyor.
Meteoroloji Departmanı, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı durumları ele almak ve daha hızlı, doğru tahminler yapabilmek amacıyla özel bir yapay zekâ merkezi kurma kararı aldı. Bu merkez, özellikle seller, aşırı yağışlar ve diğer hava olayları için nokta atışı tahminlerle ülkenin daha iyi hazırlıklı olmasını sağlayacak.
Ülkenin 1.4 milyarlık nüfusunu beslemek adına kritik olan tarım üretiminde, özellikle pirinç, buğday ve şeker gibi ürünlerde, hassas hava tahminleri büyük önem taşıyor. Geleneksel meteoroloji yöntemleri, hava olaylarının giderek karmaşık hale gelmesi karşısında yetersiz kaldığı için yapay zekâ, bu alanda önemli bir yardımcı olacak.
Meteoroloji Departmanı, şu anda ısı dalgaları ve sıtma gibi sağlık riskleri konusunda yapay zekâ kullanarak halka uyarılar gönderiyor. Ancak yeni kurulacak tahmin merkezi, daha detaylı raporlar oluşturarak, hava olaylarının etkilerini önceden tahmin etme konusunda daha etkili bir rol üstlenecek.
Hindistan’ın bu yapay zekâ tabanlı hava tahmini projesi, ülkenin iklim değişikliği ile mücadelesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu teknolojik ilerleme, sadece Hindistan’ın değil, benzer iklim zorlukları ile karşılaşan diğer ülkelerin de dikkatini çekiyor.
Teknoloji devi Samsung, geçtiğimiz yıllarda akıllı saatlerinde Tizen işletim sisteminden vazgeçip Wear OS‘e geçiş yapmıştı. Ancak, Samsung, hala Tizen işletim sistemine sahip eski akıllı saat modellerine olan bağlılığını sürdürüyor ve Galaxy Watch 3 için beklenmedik bir güncellemeyle karşımıza çıkıyor.
Galaxy Watch 3 ve Galaxy Watch Active 2, Wear OS’e geçmese de, Samsung’un yazılım desteği devam ediyor. Son güncelleme ile birlikte, Galaxy Watch 3 kullanıcılarına sunulan iki yeni saat yüzü olan “Stretched Time” ve “Perpetual,” şık ve modern tasarımlarıyla dikkat çekiyor.
Bu yeni güncelleme, R840XXU1DWK2 ve R850XXU1DWK2 kod adlarına sahip Tizen OS sürümü aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu saat yüzleri, One UI Watch 5‘te gördüğümüz özellikleri içeriyor ve kullanıcılara daha önce yaşamadıkları bir deneyim sunuyor.*
Samsung‘un bu hamlesi, Tizen işletim sistemine sahip akıllı saat modellerine yönelik güncellemelerle ilgili taahhüdünü gösteriyor. Galaxy Watch Active 2 kullanıcıları da benzer bir güncellemenin kısa süre içinde kendilerine ulaşmasını bekleyebilirler.*
Sonuç olarak, Samsung‘un Galaxy Watch 3‘e eklediği bu yeni özellikler, kullanıcılarına daha kişiselleştirilmiş ve güncel bir deneyim sunuyor. Teknoloji dünyasında yaşanan bu gelişmelerle birlikte, Samsung kullanıcıları gelecekte daha fazla yenilik ve güncelleme bekleyebilirler.
Ana destekçisi olduğu Workup Girişimcilik Programı ile 2017 yılından bu yana farklı dikeylerde faaliyet gösteren startupları destekleyen Türkiye İş Bankası’nın, Haziran ayında başlattığı, eğitim amaçlı oyun üreten girişimlere ve oyun stüdyolarına yönelik programı Workup Gaming’in ilk dönem girişimleri Demo Day etkinliğiyle mezun oldu.
Etkinlikte, oyununu büyüten, yatırım alan ve oyun geliştiren girişimler ile oyun stüdyoları, programdaki deneyimlerini anlattı. Networking etkinliğinde Workup Gaming programından mezun 10 girişim, iş modellerini ve yol haritalarını yatırımcılar, ekosistem paydaşları, İş Bankası ve iştiraklerinden yöneticilerle paylaşırken oyunlarını davetlilere denetme fırsatı da buldu.
Amaç, okul çağındaki çocukların bilişsel gelişimine katkı sağlamak
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, Demo Day’de yaptığı konuşmada, geleceğin yetkinliklerini yakalamak ve ülkemizde hem okul öncesi hem de okul çağındaki çocukların bilişsel gelişimine katkı sağlamak amacıyla oyun geliştiren ve geliştirmek isteyen startuplarla başladıkları yolculukta çok güzel sonuçlar elde ettiklerini vurguladı.
Oyun dikeyindeki girişimcilerin ekosistemde önemli bir lokomotif haline geldiğine ve Türkiye’nin Avrupa pazarında İngiltere’den sonra oyun stüdyosu sayısında ikinci sırada yer aldığına dikkat çeken Lüle, “Genç, dinamik, mobil penetrasyonu yüksek ve oyunu seven bir pazar olarak globalde yakaladığımız başarı memnuniyet verici. Eğitim odaklı teknolojileri de ihraç ederek yeni hikâyeler yazacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
4 girişim 1,2 milyon dolar yatırım aldı
Workup Gaming Girişimcilik Programı, Türkiye İş Bankası’nın ana desteğiyle, Türkiye Bilişim Vakfı, Boğaziçi Ventures, Joy Game ve Dojo Talent partnerliğinde oluşturuldu. Oyun alanında faaliyet gösteren startuplar ve oyun stüdyoları, 6 ay süren program boyunca eğitim odaklı oyunlar üretti veya daha önce geliştirdikleri oyunları geliştirdi ve ölçeklendirdi. Program süresince 4 girişim 1,2 milyon ABD Doları tutarında yatırım aldı.
Program kapsamında sunulan imkânlar sayesinde girişimciler; alanında uzman 15 mentor ile 60 saatin üzerinde görüşme yaptı, 11 eğitim ve 4 teknik çalıştay ile becerilerini geliştirdi. Oluşturulan topluluk sayesinde 3 girişim yeni çalışanlar kazandı.
Workup Gaming 1. dönem mezunları
Kidlab: 2-8 yaş arası çocukların teknolojiyi verimli kullanması amacıyla geliştirilmiş, içerisinde zekâ geliştirici aktiviteler bulunan ve ebeveynlere çocuk gelişimi/eğitimi hakkında bilgilendirici içerikler sunan oyunlar üreten oyun stüdyosu. https://www.kidlab.app/
Compactive: Yenilikçi mekaniklere sahip casual oyunlar ve oyun geliştiricilerinin kullanabileceği teknolojiler geliştiren oyun stüdyosu. https://compactive.tech/
Hyperactive: Hareketli aktivitelerle desteklenen, interaktif ve yapay zekâ temelli eğitici oyunlar geliştirmeyi hedefleyen oyun stüdyosu. https://hyperactive.games/
Yuyuto: Strateji ve simülasyon oyunlarına odaklanan, Ticarium adlı oyunuyla beraber online mobil oyunlar geliştiren ve yayınlayan oyun stüdyosu. https://yuyutogames.com/
Funrika: Hybrid casual oyunları piyasaya süren ve eğitim alanında dijital oyun geliştirme tecrübesine uzun süredir sahip deneyimli oyun stüdyosu. https://www.funrika.com/
Tunga Games: Dijital oyun sektöründe, düşünmeyi tetikleyen, anlayarak öğrenmeyi sağlayan, daha ileri öğrenmeler için temel oluşturan becerileri hedefleyen öğrenme araçlarının yer aldığı eğitici oyunlar ve sosyal oyunlar üreten oyun stüdyosu. https://tungasoft.com/
Pangea VR: 12 yaş altı çocuklar için eğitici konsol oyunları geliştirmeyi, ilgi çekici oyun, renkli karakterler ve basitleştirilmiş kontroller sayesinde çocuklar eğlenirken onlara önemli beceriler edindirmeyi; küresel ısınmayı, sürdürülebilirliği ve çevre dostu olmayı öğretmeyi amaçlayan oyun stüdyosu. https://pangeavr.com/
Funly: Hem eğitici hem de eğlenceli oyunlar üreterek çocukların ve gençlerin hayal güçlerini, yaratıcılıklarını ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi ve ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte kaliteli vakit geçirmelerini hedefleyen oyun stüdyosu. https://funlygames.com/
OYEDU: Ortaokul ve lise müfredatını mobil uygulamada oyunlaştırma ile sunarak, öğrencilerin sanal dünyaya ilgisini eğitime odaklayan ve bu sayede sosyal etki yaratmayı planlayan eğitim teknolojileri girişimi. http://www.mindmazegame.com/
Gamester: Sosyal etkileşim, rekabet ve eğlence odaklı oyunlar geliştirmek üzere kurulan ve global oyun sektörünün trendleri doğrultusunda çalışmalarına devam eden tecrübeli oyun stüdyosu. https://kids.gamester.com.tr/