Yapay zeka, ne zaman öleceğinizi tahmin edebiliyor!

Gelişen teknolojiyle birlikte yapay zeka, hayatımızın birçok alanına entegre oluyor. Sadece fırınlarımızda yemek türünü belirleyen ve pişirme süresini otomatik ayarlayan yapay zeka algoritmaları değil, aynı zamanda insan hayatını analiz ederek ölüm tarihini tahmin eden bir algoritma da hayatımıza giriş yapıyor. Bilim insanları, “Life2vec” adını verdikleri bu modeli geliştirdi. Life2vec, bir kişinin geçmişini analiz ederek ne zaman öleceği, yaşam boyu kazançları ve gelecekteki deneyimleri hakkında tahminlerde bulunabilen bir yapay zeka algoritması.

Daily Mail‘in haberine göre, bilim insanları Yapay zeka ne zaman öleceğinizi tahmin edeilecek , 2008 ile 2016 yılları arasında altı milyonun üzerinde gerçek insanın verilerini kullanarak Life2vec’i eğitti. Gelir düzeyi, meslek, ikamet yeri, yaralanma geçmişi ve gebelik durumu gibi çeşitli faktörleri içeren bu veri seti, Life2vec’in erken ölüm olasılığını ve yaşam boyu gelirini tahmin etmesine olanak tanıyor. Model, 2020 itibariyle ölen kişileri yüzde 75’ten fazla doğruluk oranıyla tahmin edebildiğini iddia ediyor.

Yapay zeka ne zaman öleceğinizi

Yapay zeka modeline göre, erken ölme riskini artıran faktörler arasında erkek olmak, zihinsel sağlık sorunları ve vasıflı bir meslek sahibi olmamak yer alırken; daha uzun yaşamla ilişkilendirilen faktörler arasında yüksek gelir ve liderlik rolü bulunuyor.

Life2vec, kullanıcının hayatının farklı dönemlerini bir cümledeki kelimeler gibi değerlendirerek, eğitildiği verilere dayanarak gelecekteki deneyimleri tahmin edebiliyor. Örneğin, “Bu kişi 10 yıl içinde ölür mü?” sorusuna cevap verebilen yapay zeka, bir tür “gelecek öngörüsü” sunma yeteneği taşıyor.

Ancak, çalışmanın başındaki araştırmacı Sune Lehmann, modelin eğitim verilerini kişisel bilgiler içerdiği için halkın veya şirketlerin kullanımına açık olmadığını belirtiyor. Bu sayede, bireylerin mahremiyeti ve gizliliği korunmuş oluyor.

iPhone 16 Pro, tetra prizma lens ve daha büyük ekranla geliyor!

0

Apple, iPhone serisinin yeni üyesi iPhone 16 Pro için önemli bir güncelleme planlıyor. Gelen bilgilere göre, şirket, iPhone 16 Pro modelinde tetra prizma telefoto kamerasını kullanacak ve ekran boyutunu artıracak.

Apple, geçtiğimiz yıl iPhone 15 Pro Max modeline 5x zum özelliğine sahip tetra prizma telefoto kamerasını eklemişti. Şimdi ise iPhone 16 Pro için benzer bir güncelleme planlanıyor. Tetra prizma kamera, dört adet prizmanın kameranın içine entegre edilmesiyle ışığın zigzag yaparak geçmesini sağlayarak lensin uzunluğunu artırıyor. Bu sayede yüksek zum yapabilme özelliği kazanılıyor.

Ming-Chi Kuo’nun ve MacRumors’un iddialarına göre, iPhone 16 Pro ve iPhone 16 Pro Max modelleri aynı tetra prizma telefoto lensiyle gelecek. Bu teknoloji, periskop kamera olarak da adlandırılıyor ve lens dışarı çıkıntı yapmadan yüksek kalitede zum yapabilme imkanı sunuyor.

Ekran boyutlarına odaklanan bir diğer gelişme ise iPhone 16 Pro’nun ekranının 6.1 inçten 6.3 inçe çıkarılacak olması. Bu, tetra prizma lens için daha fazla alan sağlayacak ve kullanıcılara daha geniş bir görüntüleme deneyimi sunacak.

Ayrıca, Apple’ın video kaydı ve fotoğraf çekimi için “Capture” adında yeni bir fiziksel tuş eklemeyi düşündüğü belirtiliyor. Bu tuş, dokunmatik ve haptik geri bildirim özelliklerine sahip olacak, böylece kullanıcılar kolayca video kaydı yapabilecek ve fotoğraf çekebilecekler.

Ancak, bu tuşun kesin olarak telefonlarda yer alıp almayacağı henüz net değil. Bu özellik, kullanıcıların çekim işlemlerini daha hızlı ve kullanıcı dostu bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak tanıyabilir.

iPhone 16 Pro’nun tetra prizma lensi ve artan ekran boyutu, Apple hayranları arasında heyecan yaratmaya devam ediyor. Şirketin bu teknolojik gelişmelerle birlikte kullanıcı deneyimini nasıl daha da ileri taşıyacağını görmek için gelecek sene heyecanla bekleniyor.

Yapay zeka eğitim veri setinde çocuk istismarı görüntüleri bulundu!

Yapay zeka eğitiminde kullanılan LAION-5B veri setinin, çocuk istismarı görüntülerine sahip olduğu tespit edildi. Stanford’un Internet Observatory programı, popüler yapay zeka eğitim veri setinin çocuk istismarı içeren materyaller içerdiğini belirledi. Araştırmacılar, Stable Diffusion tarafından kullanılan LAION-5B’nin en az 1.679 yasadışı görüntü içerdiğini keşfetti. Veri seti, sosyal medya paylaşımlarından ve yetişkin web sitelerinden kazınmış materyalleri içeriyor.

Araştırmacılar, Eylül 2023’te LAION veri setini tarayarak çocuk cinsel istismarı materyali (CSAM) bulunup bulunmadığını inceledi. Elde edilen bilgiler, CSAM tespit platformlarına gönderilerek Kanada Çocuk Koruma Merkezi tarafından doğrulandı.

LAION web sitesine göre, veri seti görüntülerin depolarını saklamıyor; bunun yerine interneti indeksleyerek elde ettiği görüntü ve alt metinlere bağlantılar içeriyor. Stability AI tarafından kullanılan LAION-5B veri seti için zararlı içeriklere “sıfır tolerans” politikası benimsendi ve veri setleri geçici olarak kaldırılacak.

Yapay zeka çocuk

Stanford raporu, Imagen adlı yapay zeka aracının 400M varyantının pornografik içerik ve zararlı sosyal stereotipler içerdiğini belirtti. Imagen’in geliştiricisi Google, yeni bir sürüm yayınladı ancak hangi veri seti üzerinde eğitildiği konusunda bilgi vermedi.

Araştırmacılar, LAION-5B üzerinde eğitilen modellerin kullanımdan kaldırılmasını ve mümkünse dağıtımının durdurulmasını tavsiye etti. Ancak sorunlu içeriğin tamamen kaldırılmasının zor olabileceğini vurguladılar.

Yapay zeka eğitimindeki etik sorunlar derinleşiyor

Bu olay, yapay zeka eğitimindeki etik sorunların ne kadar karmaşık ve hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Çocuk istismarı görüntülerinin bu tür veri setlerinde bulunması, yapay zeka modellerinin yanlış kullanımı ve zararlı içerik üretme potansiyelini arttırabilir.

Araştırmacılar, sadece bu olayın yalnızca eğitilen modelleri değil, aynı zamanda genel olarak yapay zeka eğitiminde kullanılan veri setlerini etkileyebileceği konusunda uyarıda bulunuyorlar. Etik standartların güçlendirilmesi ve düzenleyici önlemlerin alınması, bu tür durumları önlemek için kritik önem taşıyor.

Stable Diffusion ve Imagen gibi şirketlerin, bu tür olaylardan ders çıkarmak ve daha güvenli eğitim veri setleri kullanmak için daha fazla çaba sarf etmeleri bekleniyor. Ayrıca, yapay zeka topluluğunun, bu tür olayları önlemek ve teknolojiyi daha güvenli hale getirmek için birlikte çalışması gerekiyor.

Rite Aid, yüz tanıma yazılımını kullanmayı bırakmak zorunda!

FTC’nin Kararı, aynı zamanda Rite Aid’e, yüz tanıma sisteminin kullanıma sunulması kapsamında topladığı tüm görüntüleri ve tüm ürünleri silme talimatı veriyor. Şirketin ayrıca topladığı kişisel verileri korumak için sağlam bir veri güvenliği programı uygulaması gerekiyor.

2020 tarihli bir Reuters raporu, eczane zincirinin, 2012’den başlayarak sekiz yıllık bir süre boyunca yaklaşık 200 ABD mağazasında gizlice yüz tanıma sistemlerini nasıl uygulamaya koyduğunu ve “büyük ölçüde düşük gelirli, beyaz olmayan mahallelerin” teknolojiye test ortamı olarak hizmet ettiğini ayrıntılarıyla anlattı.

FTC’nin biyometrik gözetimin kötüye kullanılmasına daha fazla odaklanmasıyla Rite Aid, devlet kurumunun ilgi odağı haline geldi. İddialar arasında Rite Aid’in iki anlaşmalı şirketle ortaklaşa, şirketin mağazalarından birinde suç faaliyetinde bulunduğunu söylediği müşterilerin resimlerini içeren bir “izleme listesi veritabanı” oluşturduğu da yer alıyor. Çoğu zaman kalitesiz olan bu görüntüler CCTV veya çalışanların cep telefonu kameralarından çekildi.

Bir müşteri, veri tabanındaki mevcut bir görselle sözde eşleşen bir mağazaya girdiğinde; çalışanlara harekete geçmeleri talimatını veren otomatik bir uyarı alıyordu ve çoğu zaman bu talimat, müşterinin kimliğini “yaklaşıp tanımlamak” içindi. FTC’ye göre bu “eşleşmeler” çoğu zaman çalışanların müşterileri hatalı bir şekilde yanlış davranışta bulunmakla suçlamasına ve “utanç, taciz ve diğer zararlara” yol açmasına yol açan hatalı pozitif sonuçlardı.

IBM yüz tanıma

Şikayette “Yanlış pozitif alarmlara göre hareket eden çalışanlar, mağazalarının çevresinde tüketicileri takip etti, onları aradı, ayrılmalarını emretti, tüketicilerin karşısına çıkması veya onları uzaklaştırması için polisi aradı ve onları, bazen arkadaşlarının veya ailelerinin önünde, hırsızlık veya diğer suçlarla kamuoyu önünde suçladı. “diye yazıyor.

Ek olarak FTC, Rite Aid’in müşterilere yüz tanıma teknolojisinin kullanıldığı konusunda bilgi vermediğini ve aynı zamanda çalışanlara bu bilgileri özellikle müşterilere açıklamamaları talimatını verdiğini söyledi.

FTC’nin Rite Aid ile ilgili son bulguları, yapay zeka sistemlerindeki doğal önyargılara da ışık tutuyor. Örneğin, FTC, Rite Aid’in belirli tüketicilerin ırklarından dolayı maruz kaldığı riskleri azaltmada başarısız olduğunu söylüyor; teknolojisinin “beyazların çoğunlukta olduğu topluluklara kıyasla, çoğulcu Siyah ve Asyalı topluluklarda bulunan mağazalarda yanlış sonuçlar üretme olasılığı daha yüksekti.”.

Ek olarak FTC, Rite Aid’in yüz tanıma sisteminin doğruluğunu konuşlandırma öncesinde veya sonrasında test etmede veya ölçmede başarısız olduğunu söyledi.

Bir basın açıklamasında Rite Aid, “FTC ile anlaşmaya varmaktan memnuniyet duyduğunu” ancak iddiaların özüne katılmadığını söyledi.

Rite Aid, açıklamasında “İddialar, Şirketin sınırlı sayıda mağazada uyguladığı yüz tanıma teknolojisi pilot programıyla ilgili” dedi. 

Rite Aid, FTC’nin şirketin teknoloji kullanımına ilişkin soruşturması başlamadan önce, üç yılı aşkın bir süre önce bu küçük mağaza grubunda teknolojiyi kullanmayı bıraktı.

WhatsApp, görüntülü görüşmelere ekran paylaşımı özelliği getirdi!

WhatsApp, kullanıcı deneyimini daha da zenginleştirmek amacıyla yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Şu anda beta sürümünde test edilen bu özellik, WhatsApp kullanıcılarına görüntülü görüşmeler sırasında ekranlarını paylaşma imkanı sunuyor. Bu özellik, iOS ve Android platformlarında deneme aşamasında olup, kullanıcıların bir arada müzik dinlemelerini veya video izlemelerini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

WhatsApp’ın 2.23.26.18 numaralı beta sürümünde ortaya çıkan bu özellik sayesinde, kullanıcılar artık görüntülü görüşmeler esnasında birlikte ses ve video paylaşabilecekler. Önceki sürümlerde sadece video paylaşımı mümkünken, yeni özellikle birlikte paylaşılan ekranın içeriğindeki tüm seslerin karşıdaki kişiler tarafından duyulması bekleniyor.

WhatsApp görüntülü görüşmelere

Geliştirilen bu özellikle, WhatsApp kullanıcıları artık arkadaşlarıyla birlikte online olarak müzik dinleyebilecekleri veya video izleyebilecekleri daha etkileşimli bir deneyim yaşayabilecekler. Mevcut sürümde video paylaşımı mümkün olsa da, sadece videonun içeriği görüntülenebiliyordu. Yeni özellikle birlikte, paylaşılan ekran üzerinden gelen tüm sesleri birlikte deneyimleme imkanı ortaya çıkacak.

Ne zaman tüm kullanıcılara sunulacağı konusunda net bir bilgi bulunmasa da, beta sürümündeki testlerin başarılı olması durumunda, WhatsApp kullanıcıları bu özelliği yakın bir gelecekte kullanmaya başlayabilirler. Gelişmeleri takip etmeye devam ederek, WhatsApp’ın kullanıcı deneyimini daha da iyileştirecek yeni özelliklere ne zaman kavuşacağını görmek mümkün olacak.

Dünyanın ilk 2 TB microSD kartı tanıtıldı!

0

Japon bellek devi Kioxia, teknoloji dünyasına yepyeni bir soluk getirerek dünyanın ilk 2 TB kapasiteli microSD kartını tanıttı. Exceria Plus G2 microSDXC adını taşıyan bu kart, özellikle aksiyon kameraları ve yüksek performanslı akıllı telefonlar için ideal bir depolama çözümü sunuyor.

2 TB microSD inovatif kart, incelik konusunda da dikkat çekiyor. Sadece 1 mm kalınlığında olan Exceria Plus G2, her biri 128 GB kapasitesinde olan 16 katman BiCS FLASH NAND belleği içeriyor. Kioxia temsilcilerine göre, bu kart mevcut bellek çözümleri arasında en yüksek veri kayıt yoğunluğuna sahip.

 2 TB microSD

Exceria Plus G2 microSDXC, kullanıcılara etkileyici okuma ve yazma hızları sunarak performans beklentilerini karşılıyor. Kartın açıklanan hızları sırasıyla 100 MB/s (okuma) ve 90 MB/s (yazma) olarak belirlenmiştir. Ayrıca, kartın bir SD adaptöre sahip olması da kullanım kolaylığı sağlıyor.

Bu özel kart 2 TB microSD , dayanıklılık açısından da öne çıkıyor. IPX7 su geçirmezlik özelliğine sahip olan Exceria Plus G2, darbelere, düşmelere ve sıcaklık dalgalanmalarına karşı dayanıklılık sunarak kullanıcılarına güvenli bir depolama deneyimi vadetmektedir.

Öte yandan, Exceria Plus G2 microSDXC‘nin fiyatı henüz açıklanmamış durumda. Ancak, Kioxia‘nın planlarına göre, bu yüksek kapasiteli microSD kartın satışının 2024‘ün başlarında gerçekleştirilmesi planlanıyor. Kullanıcılar, bu yenilikçi depolama çözümüyle daha geniş veri depolama kapasitesine erişebilecekleri için heyecanla bekleyişlerini sürdürüyor.

Mercedes-Benz, otonom araçlarını turkuaz ışıklarla işaretleyecek

Mercedes-Benz, ABD’de otonom sürüş sistemini belirtmek amacıyla araçların dışında turkuaz renkli ışıkları kullanma kararı alarak otomotiv dünyasında çığır açtı. Otonom sürüş teknolojisine sahip araçların sayısının artmasıyla birlikte, bu özel ışıklandırma sistemi, klasik sürüş sistemine sahip araçlardan kolayca ayırt edilmelerine olanak tanıyacak.

California’da yapılan bir duyuru ile Mercedes-Benz, önümüzdeki iki yıl boyunca test araçlarında turkuaz ışıklarını kullanma izni aldı. Nevada eyaletinde ise bu özelliğin 2026 yılında seri üretim araçlara eklenebileceği belirtiliyor.

Mercedes-Benz otonom

Mercedes-Benz’in Drive Pilot adlı otonom sürüş sistemine sahip araçlarda devreye girecek olan turkuaz ışıklar, özellikle belirli otoyollardaki yoğun trafik gibi sınırlı durumlar için tasarlanmış olan Seviye 3 gelişmiş sürüş destek sistemi (ADAS) olan Drive Pilot’un aktif olduğunu gösterecek. Ancak, bu özellik gündüz ve açık havalarda sınırlı olacak ve inşaat bölgelerinde kullanılmayacak. Sürücünün uykuya dalmasına veya koltuğunu terk etmesine izin verilmeyecek.

Seviye 3’te, sürücünün ellerini direksiyondan çekmesine ve dikkatini başka yönlere çevirmesine izin verilecek. Bu özellik, sürücülere Drive Pilot devredeyken internet üzerinde gezinme veya aracın merkezi ekranında video izleme özgürlüğü tanıyacak.

Mercedes-Benz, Drive Pilot donanımlı EQS Sedan ve S-Serisi modellerini 2024 yılının başlarında Kaliforniya ve Nevada’daki bayiler aracılığıyla satışa sunmayı planlıyor. Bu adım, şirketin otonom sürüş teknolojisindeki liderliğini bir kez daha gösteriyor.

Yatırımcılar yatırım yaparken neye dikkat ediyor? 

Türkiye girişimcilik ekosisteminde erken aşama yatırımcıların neye öncelik verdiğini merak ediyor musunuz? Bu videomuzda, bu sorunun yanıtını H2O Investment kurucusu ve MÜSİAD Başkan Yardımcısı Osman Çalışkan’dan alıyoruz. Çalışkan, girişimcinin karakterini, fikirlerine olan sarsılmaz bağlılığını ve büyümeye uygun destekleyici bir ortamın varlığını dikkatle incelemenin gerekliliğini vurguluyor. Uzun vadeli ilişkilerin özünü vurgulayarak, yatırımcı ve girişimci arasındaki simbiyotik ortaklığın, yalnızca finansal işlemlerin ötesine geçen ve hem iş hem de kişisel gelişimi teşvik eden bir ilişki olması gerektiğini savunuyor.

Teknoloji yatırımlarında artış

Çalışkan, fintech, insurtech ve yapay zeka gibi alanlardaki yükselen trendlere işaret ediyor. Bu alanlarda artan ilgi ve potansiyeli belirterek, yatırım odaklarının geleceği yeniden tanımlayacak teknolojilere doğru kaydığını öne sürüyor.

Yatırımcılar, sadece fon sağlayıcıları değil; aynı zamanda mentorlar, bağlantı kurucular ve stratejistler. Girişimleriyle aktif olarak ilgilenmeleri, rehberlik sağlamaları, bağlantılar kurmaları ve ağlar oluşturmaları gerekiyor. Tüm tarafların, başlangıçta umut verici görünmeyen projeleri bile tanımlayıp beslemeleri, sağlıklı ve gelişen bir iş ortamını sürdürmek için hassas bir denge kurulmalı.

GTA 6 fragmanını sızdıran 18 yaşındaki hackerın cezası belli oldu!

0

Grand Theft Auto VI’nın Eylül 2022’deki sızıntılarından sorumlu ve aynı zamanda GTA 6 fragmanını da sızdıran Rockstar Games hacker’ı Arion Kurtaj’ın cezası belli oldu. Rockstar Games, Uber ve Nvidia hacklerinin ardındaki 18 yaşındaki Lapsus$ üyesi Arion Kurtaj, hangi cezayı aldı? İşte detaylar…

GTA 6 hackerının cezası ne oldu?

Lapsus$ üyesi Arion Kurtaj, kısa süre önce İngiltere’de ömür boyu hastane hapsi cezasına çarptırıldı. Kurtaj’ın cezası birçok faktöre dayanıyor. Otizm hastası olan genç hacker, siber suç işlemeye devam etmek istediğini ve gözaltındayken kendine şiddet uyguladığını söyledi. Mahkeme sonuçta onun “doktorlar onu artık bir tehlike olarak görmediği sürece ömür boyu güvenli bir hastanede kalmasına” karar verdi.

Arion Kurtaj

Eylül 2022’de Kurtaj, Rockstar Games’i hackledi. O zamanlar duyurulmamış GTA 6’dan 90 oynanış klibi ve kaynak kodunu elde etti ve ardından internette yayınladı. O zamanlar internette GTA 6 ile ilgili bilgilerin bulunmaması nedeniyle, oynanış klipleri açıkça viral hale geldi ve sızıntı dostu oyun topluluklarında kontrol edilemeyen bir ateş gibi yayıldı.

Rockstar Games yakın zamanda GTA 6’yı resmi olarak duyurdu. Oynanıştan ziyade sinematiğe odaklanan ilk fragmanı izlenme rekorları kırdı ve şu anda YouTube’da 155 milyondan fazla izlenme sayısına ulaştı. Ancak bu olay planlanan tarihten erken gerçekleşti çünkü bahsi geçen hacker, bu fragmanı da sızdırmayı başardı. Ardından Rockstar Games, fragmanı resmi hesabından yayınlama kararı aldı.

Arion Kurtaj isimli hacker hakkında hakim, siber suç işleme konusundaki becerilerinin ve arzusunun onun halk için yüksek risk oluşturmaya devam ettiğini açıkladı. Dizüstü bilgisayarına el konulmasına rağmen bir cep telefonu, otel televizyonu ve Amazon Firestick sayesinde dev şirket Rockstar Games’e sızmayı başardı.

Ceza duruşmalarında ise hacker’ın savunma ekibi GTA 6 fragman olayının Rockstar Games’e büyütüldüğü kadar zarar vermediğini belirtti. Ancak bunun üzerine şirket, hack olayının onlara 5 milyon dolar ve binlerce saatlik personel zamanına mal olduğunu açıkladı.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.

Çin’den NVIDIA’ya rakip yapay zeka çipi!

0

Çinli bilim insanları, yapay zeka görevlerini NVIDIA’nın A100 GPU’sundan tam 3 bin kat daha hızlı gerçekleştirebilen çip üretmeyi başardı. Bu başarının temelinde ise ışığa dayalı bir teknoloji kullanılması yatıyor. İşte detaylar…

Çin, bu sefer başardı! NVIDIA’ya fark atan yapay zeka çipi: ACCEL

Çin tarafından üretilen bu yapay zeka çipi, şu anda sadece görüntü tanıma gibi belirli görevleri yerine getirebiliyor. Ancak mevcutta gördüğümüz ürünlerden çok daha hızlı çalışabiliyor. Zira foton adı verilen ışık parçacıklarını kullanarak hesaplama işlemlerini gerçekleştirmek, geleneksel elektrik akımı tabanlı çiplerden daha hızlı hesaplama yapmasını ve enerji verimliliği sunmasını sağlıyor.

Bu çiple ilgili genel raporlara baktığımızda ise görüntü tanıma ve otonom sürüş gibi bazı belirli görevleri yerine getirirken NVIDIA A100 gibi mevcut yüksek performanslı yapay zeka çiplerinden önemli ölçüde daha yük hız sunduğu ve enerji verimliliğini yüksek olduğunu görüyoruz.

ABD, Çin’e karşı gelişmiş çipler de dahil olmak üzere teknolojiye erişimini kısıtlayan bazı ambargoları uyguladığı için, yakın zamanda bu başarı beklenmiyordu. Fakat Çin’in yapay zeka yarışında ABD’yi yakalamak için büyük çaba sarf ettiğini net şekilde anlıyoruz.

Bu yeni ürün, Elektronik ve Işık Kullanan Tamamen Analog Çip veya kısaca ACCEL olarak adlandırılıyor. Tabii biraz önce bahsettiğimiz ışığa dayalı çip teknolojisi aslında yeni bir şey değil. Fakat günümüzde kullanılan çiplerin teknolojisi fotonları kontrol etmek bir hayli zor olduğu için elektrik akımına dayanıyor.

İsterseniz biraz daha detaylarına bakalım. Çin’in ACCEL çipi, yapılan laboratuvar testlerinde NVIDIA A100 ile kıyaslandığında tam 3 bin kat daha yüksek hıza, 4.6 PFLOPS’a ulaşmayı başarıyor. Bunun yanı sıra, 4 milyon kat daha az enerji tüketiyor.

ABD ambargosu nedeniyle Çin, A100’ün üretiminde kullanılan gelişmiş litografi makinelerine erişemiyor. Dolayısıyla şuan için istese de elektrik akımına dayalı bu kadar başarılı bir çip üretemez. Ancak ışık tabanlı olsa da A100’e 3 bin kat fark atan çipin Semiconductor Manufacturing International Corporation şirketinin sahip olduğu 20 yıllık transistör üretim sürecinden çıktığını göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Tsinghua Üniversitesi’nin otomasyon ve elektronik mühendislik departmanı araştırma ekibinin geçen hafta yayımlanan makalesinde, önümüzdeki dönemde çipin performansının yapı sürecindeki iyileştirmeler ve 100 nanometre altındaki biraz daha pahalı üretim süreçlerine geçiş ile çok daha üst seviyelere çıkabileceği söylendi.

Mürettebatsız kargo uçağı Hollister’da uçtu!

Havacılık endüstrisinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen bir olay gerçekleşti. Textron Aviation’ın Cessna 208B Caravan modeli, Reliable Robotics’in otonom uçuş sistemiyle donatılarak müratabatsız bir kargo uçuşu gerçekleştirdi. Bu olay, uçağın taksiden kalkışından inişine kadar olan tüm aşamaların otomatikleştirildiği ilk otonom kargo uçuşu olarak kayıtlara geçti.

Mürettebatsız kargo uçağı Cessna Caravan, Reliable Robotics’in 50 mil uzaklıktaki kontrol merkezinden uzaktan bir pilot tarafından denetlendi. Şirket, otonom uçuş sisteminin uçaktan bağımsız çalıştığını ve mürettebatsız uçuş için gereken güvenilirlik seviyelerine ulaşmak için gelişmiş navigasyon teknolojilerini bir araya getirdiğini belirtti.

Mürettebatsız kargo uçağı

Reliable Robotics’in açıklamasına göre, buMürettebatsız kargo uçağı uçuş sistemi, araziye kontrollü uçuşu ve uçuş sırasında kontrol kaybını önleyerek ölümcül havacılık kazalarını büyük ölçüde azaltabilecek bir teknoloji sunuyor.

Textron Aviation’ın mühendislik ve programlardan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Chris Hearne, “Reliable Robotics ile olan ilişkimiz, havacılıkta sürekli iyileştirmeler sağlama hedefimize büyük bir adım attı. Mürettebatsız Cessna Caravan’ın başarılı uçuşu, sektöre yeni teknolojilerin kazandırılması açısından önemli bir dönüm noktasıdır” dedi.

Bu gelişme, sadece kargo taşımacılığı alanında daha verimli ve geniş kapsamlı teslimat seçeneklerini mümkün kılmanın ötesinde, Reliable Robotics ve ABD Hava Kuvvetleri’nin askeri sınıf otonom uçaklar yaratma konusundaki ortaklıklarını ilerletme potansiyelini de taşıyor.

Federal Havacılık İdaresi (FAA), Haziran ayında Reliable Robotics’in otonom uçuş sistemi için sertifikasyon planını resmen kabul ederek, uçak otomasyon sistemlerinin ticari kullanımına yeşil ışık yaktı. Bu gelişme, havacılık endüstrisinin gelecekteki teknolojik evriminde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Hayat Finans’ın operasyon hizmetleri PayCore tarafından verilecek

PayCore, Hayat Holding’in bankacılık yatırımı olan Türkiye’nin lisanslı ilk dijital bankası Hayat Finans ile iş birliğine imza attı. İş birliği kapsamında Hayat Finans’ın müşterilerine sunacağı kredi kartı ile üye işyerlerine sağlayacağı POS uygulamaları için PayCore Veri Merkezi üzerinden sistem işletimi ve operasyon hizmetleri verilecek.

Kart kullanımı sahtekarlık işlemlerini izlemek amaçlı parametrik senaryo tanımlarıyla yönetilen bir uygulama olan Fraud Senaryo Yönetim Hizmeti sayesinde Hayat Finans, Fraud uyarı sistemi üzerinde çalışacak senaryoları oluşturacak ve raporlanan işlemlere yönelik alınacak aksiyonun kararını verecek.

 PayCore Genel Müdürü Mustafa Bezeklioğlu
PayCore Genel Müdürü Mustafa Bezeklioğlu

Gerçekleştirdikleri iş birliğiyle ilgili açıklama yapan PayCore Genel Müdürü Mustafa Bezeklioğlu, “PayCore olarak ödeme sistemleri alanında uzman 500’den fazla çalışanımızla 250’den fazla banka, finansal kuruluşu, telekom operatörü ve uluslararası şirkete teknoloji altyapımızı ve finansal yazılım çözümlerimizi sunuyoruz.  Anlaşma kapsamında Ocean 2.0 Kart Yönetim Sistemi, Acquiring, Fraud Senaryo Yönetim gibi hizmetlerimiz aracılığıyla sektördeki know-how’ımızı Hayat Finans ile paylaşacağız. Bizim gibi yeniliklere ve ilklere açık olan Türkiye’nin lisanslı ilk dijital bankası Hayat Finans’ın da aramıza katılmasından memnuniyet duyuyoruz. Kapsamlı teknoloji çözümlerimizle sektörün büyümesini desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Hayat Finans Teknoloji ve Bankacılık Servisleri Genel Müdür Yardımcısı Çetin Yalçın Güleç ise PayCore ile gerçekleştirdikleri iş birliğinden dolayı mutluluğunu dile getirdi ve şunları ekledi: “PayCore ile yaptığımız iş birliği, Hayat Finans olarak dijital bankacılık alanındaki hizmetlerimizi güçlendirmemiz ve müşterilerimize daha yenilikçi çözümler sunmamız adına önemli bir adım. PayCore’un ödeme sistemleri alanındaki uzmanlığı ve teknolojik altyapısı, kartlı ödeme sistemleri ürün ve hizmetlerimizi daha etkili bir şekilde sunmamıza olanak tanıyacak. Kartlı Ödeme Sistemleri Projesi’nde Paycore’un kurulu donanım ve yazılımlarına SaaS modeli üzerinden erişebilmemiz sayesinde entegrasyon süresi ve maliyetlerde ciddi tasarruf sağlarken, müşterilerimize daha hızlı, güvenilir ve pürüzsüz bankacılık hizmeti sunmaya devam edeceğiz.”

Microsoft Copilot, Suno ile yapay zeka şarkıları üretmeye başladı!

Cambridge merkezli yapay zeka müzik girişimi Suno, Discord’da metin komutlarına yanıt olarak orijinal şarkılar besteleme yeteneği sunan bir araç geliştirdi. Microsoft’un yapay zeka sohbet robotu Copilot ile yapılan yeni bir iş birliği sayesinde, kullanıcılar artık Copilot üzerinden Suno’ya erişerek talep üzerine yapay zeka şarkıları üretebilecekler.

Nasıl Kullanılıyor?

Copilot kullanıcıları, uygulamayı kullanabilmek için hesaplarına giriş yapmalı ve Suno eklentisini etkinleştirmeli veya “Suno ile müzik yapın” yazan logoya tıklamalıdır. Ardından, istenilen komutları yazarak şarkı oluşturmak mümkün olacaktır. Suno, bir veya iki dakika uzunluğunda orijinal bir şarkı üretecek ve şarkı sözlerinin transkriptini ekleyecektir.

Lisanslama ve Kullanım Koşulları Suno, ücretsiz kullanıcılara üretilen yapay zeka şarkılarını YouTube veya Spotify gibi platformlarda ticari amaçla kullanmalarını yasaklamaktadır. Ancak ücretli kullanıcılara şarkıları için ticari haklar tanınmaktadır. Ücretsiz kullanıcılar, Suno’nun tüm üretilen şarkıların haklarına sahip olduğunu, ancak sosyal platformlarda paylaşma veya ticari olmayan kullanımlarına izin verildiğini bilmelidir.

Bu yeni özellik, yapay zeka teknolojisinin müzik yaratma sürecine getirdiği yenilikleri gösteriyor ve kullanıcılarına özgün şarkılar oluşturma ve paylaşma imkanı sunuyor. Microsoft Copilot ve Suno iş birliğiyle, yazı, görsel ve ses alanlarında gelişmiş bir yapay zeka deneyimi sunulmaktadır.

TEKNOFEST 2024 başvuruları başladı!

0

TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında düzenlenen dünyanın en büyük teknoloji yarışmaları için başvurular başladı. “TEKNOFEST ile Gelecek Sensin” mottosuyla prestijli yarışmalarda yüksek performans sergileyecek teknoloji tutkunlarına 25 milyon TL ödül ve 50 milyon TL’nin üzerinde malzeme desteği sağlanacak.

Her yıl bir önceki yıla göre daha fazla yarışma kategorisinin açıldığı ve Türkiye tarihinin en büyük ödüllü teknoloji yarışmaları olan TEKNOFEST teknoloji yarışmaları bu yıl 46 ana kategori, 117 alt kategoride düzenlenecek. TEKNOFEST 2024 teknoloji yarışmalarına başvurular 20 Şubat 2024 tarihine kadar yapılabilecek.

TEKNOFEST’e milyonlar başvuruyor! Bu heyecana sen de ortak ol

Millî teknoloji üretme ve geliştirme konusunda gençlerin ilgisinin artırılması hedeflenerek bu alanlarda çalışan binlerce gencin projesine destek olmak için hız kesmeden devam eden TEKNOFEST’e 2018 yılından bu yana 2 Milyonun üzerinde başvuru yapıldı.

TEKNOFEST 2024

TEKNOFEST 2024 için yine ilkokul seviyesinden ortaokul, lise, üniversite, lisansüstü ve mezun seviyesine kadar nitelikli binlerce gencimiz hayallerini gerçekleştirmek için birbirinden farklı kategorilerde düzenlenen teknoloji yarışmalarına başvuruda bulunabilecek. Son başvuru tarihinin 20 Şubat olduğu yarışmalara katıl TEKNOFEST 2024’te sen de yerini al.

TEKNOFEST 2024’te Roket, Model Uydu, Sağlıkta Yapay Zekâ, Biyoteknoloji İnovasyon, Sanayide Dijital Teknolojiler, Uçan Araba Simülasyon, Eğitim Teknolojileri, Robotaksi Binek Otonom Araç, Tarım Teknolojileri, Savaşan İHA, Çip Tasarım Yarışması gibi gençlerin ilgiyle takip ettiği 46 farklı teknoloji yarışması düzenlenecek.

2023 teknoloji yarışmalarından farklı olarak TEKNOFEST 2024 kapsamında Kablosuz Haberleşme, BlokZincir, Hava Savunma Sistemleri, Finansal Teknolojiler, İnsansız Deniz Aracı, Akıllı Wi-Fi Kapsama ve TEKNOFEST Robolig Yarışmaları ise ilk defa başvuruya açılacak.

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerin destekleriyle düzenlenen TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali 2024’te Adana’da gerçekleşecek. Festival coşkusunu Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan, ayakları yere basmayan tek festival TEKNOFEST’te yarışmalara katılmak için başvurular www.teknofest.org web sitesi üzerinden yapılacak.

2024’te Türkiye’den birkaç unicorn çıkabilir!

Tüm dünyada yaşanan belirsizliklerin bir startup yatırımcısı için yüksek kazanç anlamına geldiğinin altını çizen Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Duygu Eren, “Belirsizliklerden bizim ortamımız çok etkilenir ama bunu pozitif değerlendirmek gerekir. Çünkü bir startup yatırımcısı, o an yatırım yaptığı girişimin ilerleyen zamanlarda eğer doğru bir sektördeyse büyüyeceğinin farkında olan kişidir. Avrupa’da, Ortadoğu’da savaşlar var, bankacılık krizleri var, depremler, ekonomik sıkıntılar, seçimler derken 6 ay geçti. Globalde ve Türkiye’de ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Türkiye’de 200’den fazla GSYF kuruldu. Bunların işlevsel olması gerekiyor. Bu çok sevindirici bir durum ve 2023’ün artılarından bir tanesi. Ancak Türkiye’de exit sayısı az. Arzu edilen rakamlara gelemedik.” şeklinde konuştu.

Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Duygu Eren
Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Duygu Eren

Yıl sonunu 12 yatırımla kapatacağız

2023 yılının 2019 yılı metriklerine geri dönülen bir yıl olduğunu da sözlerine ekleyen Eren, “2023 yılında bazı küçülmeler yaşadık ama 2024’ten umutluyuz. 2023 yılında Keiretsu Forum Türkiye olarak 10 yatırım gerçekleştirdik, sene sonuna kadar da tahmini 12 yatırımla 2023’ü tamamlayacağız. En çok yatırımı da Keiretsu Forum Türkiye olarak biz yapmış oluyoruz. 1 milyar dolarlık bir çözümü çözebilmeniz için, 1 milyar dolarlık bir çözümle gelmeniz gerekiyor. Bu bakımdan 2024 bizim için çok çok daha iyi bir yıl olacak.

Dikey tarım, lojistik ve siber güvenlik ön planda olacak

Türkiye ve dünyada en çok ilgi çeken sektörler savunma sanayi, siber güvenlik, dikey tarım ve lojistik oldu. Yani etki yatırımcılığı çok önemli bir hale geldi. Bu da temiz enerji, rüzgar enerjisi ve dikey tarım demek.

2024’te Türkiye’den unicorn çıkabilir

Exit’ların artıp yatırımların çoğalacağı bir 2024 yılı olacak. 2024 ilk çeyreğinde bunları hep birlikte göreceğiz, hatta Türkiye’den bir kaç unicorn çıkacağını da öngörüyorum. Çünkü Türkiye bir fintech cenneti. 2024’te de çok başarılı girişimciler çıkaracağımıza inancımız tam.

Girişimleri incelediğimizde Keiretsu Forum Türkiye’ye yapılan başvuruların %25’i yapay zeka startupları oldu. Bu yıl yüzde 25 olan bu oran 2024’te yüzde 40-50 olacak. Yapay zekanın çok farklı çeşitleri var. Yapay zeka artık günümüzde olmazsa olmazlardan. Yapay zeka tüm dünyada konuşuluyor ama Türkiye oyun girişimlerinde dünyada süper ligde. En az İngiltere veya Amerika kadar oyun girişimlerinde başarılıyız.  

Yüzde 20’lik pay lojistik sektöründe

Keiretsu Forum Türkiye olarak trendleri takip ederken, tek bir kriterimiz var; gelir üreten girişimlere yatırım yapıyoruz. Dikey tarım, yapay zeka, siber güvenlik dikkat ettiğimiz girişimler. Öte yandan lojistik ve sağlık girişimlerini seviyoruz. Bu sektörler dikkat ettiğimiz sektörler. En ağırlıkta dikkat çeken girişimlerde ise yüzde 20’lik pay lojistikte. Diğer payın içinde ise sağlık, perakende, görüntü işleme sektörü, siber güvenlik girişimleri var. Yatırımcılar paralarının geri dönüşlerini bekliyorlar. Bu geri dönüş esnasında da bizim fark yarattığımız konu, o girişimi ilk etapta yakalamamız ve yakaladıktan sonra da o girişimin tekrar ve tekrar fonlanması oluyor.

Xfinity’den 36 Milyon müşterinin gizli bilgisi çalındı!

Amerikan telekomünikasyon ve medya devi Comcast‘e ait kablolu televizyon ve internet şirketi Xfinity, bilgisayar korsanlarının hedefi oldu. Şirketin 36 milyon müşterisinin kritik dereceli bilgileri, CitrixBleed güvenlik açığından yararlanan bilgisayar korsanlarının eline geçti. Comcast, müşterilerinin hassas bilgilerinin çalındığını doğruladı.

CitrixBleed olarak adlandırılan bu güvenlik açığı, büyük şirketlerin sıklıkla kullandığı Citrix ağ cihazlarında bulunuyor ve Ağustos ayından bu yana bilgisayar korsanları tarafından saldırıya uğruyor. Boeing, Çin Sanayi ve Ticaret Bankası gibi önemli şirketlere sızmak için kullanılan bu açık, şimdi de Comcast‘in Xfinity hizmetini etkiledi.

Xfinity

Xfinity‘nin CitrixBleed‘in son kurbanı olduğunu doğrulayan Comcast, Pazartesi günü müşterilere yaptığı bir bildirimde, bilgisayar korsanlarının 16 Ekim ile 19 Ekim tarihleri arasında iç sistemlere erişim sağladığını, ancak “kötü amaçlı saldırıyı” 25 Ekim’e kadar tespit edemediklerini belirtti.

Şirket ayrıca, belirtilmeyen sayıda müşteri için bilgisayar korsanlarının isimlere, iletişim bilgilerine, doğum tarihlerine, sosyal güvenlik numaralarının son dört hanesine ve gizli soru ve cevaplarına erişmiş olabileceğini açıkladı. Comcast, “Veri analizimiz devam ediyor ve uygun olduğunda ek bildirimler sağlayacağız” diyerek ek veri türlerine de erişilmiş olabileceğini öne sürdü.

Comcast, Maine başsavcılığına sunduğu bir dosyada yaklaşık 35,8 milyon müşterinin ihlalden etkilendiğini doğruladı. Şirketin son kazanç raporu, 32 milyondan fazla geniş bant müşterisine sahip olduğunu gösteriyor ve bu ihlalin tüm Xfinity müşterilerini olmasa da çoğunu etkilediğini gösteriyor.

Olayla ilgili detaylar ve güvenlik önlemleri hakkında güncel bilgileri takip etmek için Comcast‘in resmi iletişim kanallarını takip etmek önemlidir.

Telekomünikasyon sektöründe yatırım reformu gerekli!

0

Vodafone Türkiye, ülkemizin dijitalleşme vizyonu ve elektronik haberleşme sektörü stratejisine yönelik önerilerden oluşan yeni bir rapor yayınladı. Yatırımların devamlılığı için telekomünikasyon sektörünün stratejik sektör olarak kabul edilmesine ve bir yatırım reformu gerçekleştirilmesine ihtiyaç olduğuna dikkat çekilen rapora göre; kaynakların etkin kullanılması, yatırımların teşvik ve adil katkı payı gibi uygulamalarla desteklenmesi, gelir akışının sürdürülebilir hale getirilmesi ve rekabet ortamının iyileştirilerek öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturulması gerekiyor.

Vodafone, Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunu mercek altına alan raporlar yayınlamaya devam ediyor. Şirket şimdi de kendi iç kaynaklarıyla hazırladığı ve Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu ve elektronik haberleşme sektörü stratejisine yönelik önerilerden oluşan bir rapor yayınladı. Raporda, telekomünikasyon sektöründe yatırımların devamlılığı için sektörün stratejik sektör olarak kabul edilmesi ve bir yatırım reformu gerçekleştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu reformla kaynakların etkin kullanımı ve yatırımların sağlanacak teşvikler ve adil katkı payı gibi uygulamalar ile desteklenmesine, gelir akışının sürdürülebilir hale getirilmesine ve rekabet ortamının iyileştirilerek öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturulmasına ihtiyaç duyuluyor.

Yatırımların reel değeri 157,6 milyar TL’yi aştı

Düzenlenen basın toplantısında konuşan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şirketin Türkiye’de faaliyet gösterdiği 17 yılda sergilediği performans hakkında bilgiler paylaştı:

“Ülkemizin ve sektörümüzün geleceğine duyduğumuz güvenle yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Son 17 yılda yaptığımız yatırımın reel değeri 157,6 milyar TL’yi aştı. Bu süreçte Vodafone’un gerçekleştirdiği toplam yatırım, Türkiye’nin çektiği yabancı yatırımın %4,6’sına denk geliyor. Vodafone ekosistemi olarak, sadece 2022-2023 mali yılında Türkiye GSYH’sine 68 milyar TL’lik katkı sağladık. Vodafone’da yaratılan her 1 TL’lik katma değer, Türkiye ekonomisinde yaklaşık 2,3 TL’lik katma değer yaratıyor. Vodafone ekosisteminin GSYH katkısı, Türkiye’deki 45 ilin GSYH’sinin üzerinde. Operasyonlarımız, Türkiye’de 112 bin kişilik istihdam yaratılmasına imkân sağlıyor. Vodafone Holding bünyesindeki her 1 kişilik istihdam, Türkiye ekonomisinde 38 kişilik istihdam yaratıyor. Vodafone sayesinde oluşan istihdam, Türkiye’deki 32 ilin toplam sigortalı çalışan sayısından fazla. Yatırımlarımızla ülkemizin dijitalleşmesine ve uluslararası rekabet gücünün artmasına katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz.”

Uzun vadeli bir stratejik plana ihtiyaç var

Kamu politikası için önemli veriler sağlayan analizlerin üretilmesine liderlik ettiklerini belirten Aksoy, şunları söyledi:

“Son yayınladığımız raporda, mobil ve sabit olarak ayırmaksızın, bir bütün olarak, sektörün hak ettiği stratejik öneme ve itibara kavuşması, sektörde yatırımların sürdürülebilirliğini tehdit eden yatırım maliyeti ve gelirleri arasındaki dengesizliğin giderilmesi ve sektörün ihtiyaç duyulan dijital dönüşüm ve değişime gerçekçi ve sağlıklı bir zeminde katkı sağlaması için önerilerimize yer veriyoruz. Ülkemizin kalkınması bakımından kritik role sahip elektronik haberleşme altyapılarının yaygınlaştırılarak dijital dönüşümün hızlandırılması için uzun vadeli hedefleri de kapsayan bir stratejik plan dahilinde hareket edilmesi önem arz ediyor. Bu doğrultuda, dünyadaki gelişmelere ve belirlenen hedeflere paralel olarak ülkemizde de 2030 dijitalleşme vizyonuyla hedef belirleme ve bu hedeflere ilişkin eylem adımlarını somutlaştırma çalışmaları yapılması yüksek politika önceliğine sahip bir adım olacak. Toplumun, devletin ve şirketlerin dijitalleşme hedeflerine ulaşılmasını sağlayacak en önemli bileşen yüksek kapasiteye ve kapsama sahip genişbant internet altyapısı. Dolayısıyla internet altyapısının yaygınlığı, dijitalleşme politikasında öncelikli olarak ele alınması gereken bir mesele.”

Sektörü 2030 hedefine taşıyacak kilometre taşları

Engin Aksoy, 2030 yılına gelindiğinde elektronik haberleşme sektörünün ulaşması gereken kilometre taşlarını ise şu şekilde sıraladı:

  • 5G teknolojisinin hayata geçmiş olması
  • 6G teknolojisi için hazırlıkların yapılmış olması, teknoloji ekosisteminin oluşması
  • Ülke çapında 2 milyon km fiber ağına ulaşılması
  • Spektrum politikasının sektör ile istişare yoluyla yatırımları teşvik edecek şekilde belirlenmesi, hem abonelerin kapasite ihtiyacını karşılayacak şekilde hem de gelecek teknolojileri destekleyecek bir plan dahilinde sunulması
  • Düzenleyici çerçevenin yeni teknolojilere yatırımı kolaylaştırması ve 2G, 3G gibi zamanla abone talebini karşılamakta yetersiz kalan teknolojilere yatırım ile ilgili yükümlülüklerin kaldırılması ve/veya gözden geçirilmiş olması
  • Uydu teknolojilerinin tamamlayıcı olarak hem yedeklilik hem de kırsal ve kapsama boşluğu olan alanlarda abonelere hizmet sunulması için kullanıma geçmiş olması
  • Bulut teknolojisi ve çözümlerinin küreselleşmenin getirdiği fırsatları da gözetecek şekilde özel sektör ve kamuda yaygınlaşmış olması
  • Veri merkezi yatırımlarınn veri ihtiyacını karşılayacak kapasiteye ulaşması ve ülkemizin bir bölgesel merkez haline gelmiş olması
  • Denizaltı fiber kablolar ile uluslararası bağlantıların yapılmış olması
  • Abonelerin akıllı cihaz penetrasyonunun %100 olması ve akıllı cihazların lüks ürün olmaktan çıkarılması

Sektörün sürdürülebilirliği sağlanmalı

Sektörün ayakta kalması ve yatırımların devamlılığı için sektörün stratejik sektör olarak kabul edilmesi ve bir yatırım reformunun gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şöyle devam etti:

“Öncelikle öngörülebilir bir yatırım ortamı oluşturarak sektör gelirlerinin sürdürülebilir olması sağlanmalı. Bunun için atılması gereken adımların başında etkin bir spektrum yönetiminin hazırlanması geliyor. Sektörümüzün yeni nesil teknolojilere dönüşümü sağlayacak yatırım planlarını oluşturabilmesi ve yatırımların verimliliğini artırabilmesi için bazı adımlar atılması gerekiyor. Örneğin 3G gibi artık ihtiyaca yetmeyen teknolojilerin 4.5G gibi daha yeni ve verimli teknolojilerle güncellenmesi gerekiyor. 5G frekans tahsislerinin yapılması, teknoloji dönüşümüne ilişkin yatırımlarımız açısından çok kritik. 5G’ye geçiş sürecinde, ülkemizde atıl durumda olan 700 MHz bandının 5G geçişi beklenmeden kullanıma sunulmasıyla hem 5G’ye hazırlık sürecine katkı vermesi hem de kullanıcılara daha yüksek kapasite ve kalitede hizmet sunulması sağlanabilir. Frekans tahsislerinin doğru zamanda, doğru miktarda ve uygun koşullarda yapılması, yatırımların sürekliliği ve teknolojinin yaygınlaşması bakımından kritik önem taşıyor. Temelde lisans ve yetkilendirme olarak ifade edilebilecek düzenleyici çerçevenin telekomünikasyon sektörünün dinamizmini ve teknolojik gelişmeleri de dikkate alarak esnek olması, bunun yanında özellikle kıt kaynakların kullanım haklarının uzaması/uzamaması durumuna dair süreç ve kuralların net olması gerekiyor. Lisans süreçleri, bedelleri ve uzatma ile ilgili koşulların, sabit ve mobil hizmetler için sektördeki tüm oyuncular açısından eşit ve adil şekilde belirlenip uygulanması, rekabetin korunması bakımından önemli.

Sektörün finansal sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için yeni politikaların benimsenmesine, mevcut sektörel ve genel düzenleyici yapının gözden geçirilmesine ve gerekli adımların atılmasına ihtiyaç bulunuyor. Düzenleme süreçlerinde ihtiyaç odaklı yaklaşımın benimsenmesi ve sektörel yükümlülüklerin neden olduğu baskı ve maliyetlerin azaltılması gerekiyor. Bu amaçla operatörler üzerine sorumluluk yükleyen yatırım yükümlülükleri ile sektörün karşılaması mümkün olmayan kapsama koşulları ile tüketici hakları yaklaşımında bütüncül bir bakış açısıyla değişime ihtiyaç var. Lisans rejiminin daha esnek hale gelmesi ve teknolojik gelişmelere uyum sağlayacak hızda olması için sadeleştirilmesine ihtiyaç var. 2G, 3G, 4.5G gibi farklı farklı lisans ve yetkilendirmelerde her birinin kapsama ve yatırım yükümlülükleri üst üste toplanarak devam ediyor. Oysa, değişen teknoloji ve tüketici ihtiyaçlarına göre uyumlanmalı ve güncellenebilmeli.”

Ortak altyapı ve yapısal ayrışma modelleri değerlendirilmeli

“Bu vizyonla oluşturulacak stratejide altyapı kurulumlarının kolaylaştırılmasının önü açılarak dijitalleşmenin getireceği ekonomik büyüme ve katma değerin ortaya çıkarılması ülkemizin menfaatine olacak. Bu kapsamda önemli konulardan biri de fiberin yaygınlaştırılmasının önceliklendirilmesi. Fiber yatırımı tek şirkete bırakılacak bir iş değil, tüm hanelere fiber götürülmesi mevcut yatırım hızıyla 2050’yi bulacak. Bunun için altyapı kurulum mevzuatının iyileştirilmesi, fiber altyapı kurulumunun hızlandırılması ve fibere erişim konusunda rekabetin sağlanması amacıyla ortak altyapı şirketi dahil farklı modellerin değerlendirilmesi, fibere erişim koşullarının sektördeki tüm oyuncuların adil fiyat ve hizmet kalitesi seviyesinde hizmet sunmasını sağlayacak düzeye getirilmesi gerekiyor. Dünyada fiber konusunda rekabetin sağlanması için yerleşik işletmecinin yapısal ayrışması ve ortak altyapı şirketi gibi modeller uygulanıyor. Örneğin İngiltere’de British Telekom yapısal ayrışma ile altyapı ve hizmet sunumu için iki ayrı şirket haline getirildi. Openreach adlı altyapı şirketi tüm operatörlere fiber altyapı kurup kiralıyor. Aynı zamanda sektörde özel girişim olarak Cityfibre adında farklı bir altyapı şirketi kurulmuş olup Openreach ile rekabet halinde fiber altyapı kuruyor. Ülkemizde de bu gibi rekabetin önünü açacak uygulamalara ihtiyaç olduğunun altını çizmek isterim. 2026’da süresi bitecek olan ve gündeme gelen sabit altyapı uzatma süreci, bu modellerin uygulamaya alınması için önemli bir fırsat sunmaktadır.”

Sektörde öngörülebilir ve adil bir yatırım ortamı tesis edilmeli

“Ülkemizde dijitalleşmenin arzu edilen seviyede yaygınlık kazanması, elektronik haberleşme sektörünün varlık ve sürdürülebilirliğine bağlı. Mevcut politikalar ve yapı ile devam edilirse, ülkemizin dijitalleşmesi ile ilgili ortaya koyduğumuz 2030 hedeflerine ulaşılması mümkün olmayacak, dünyanın gerisinde kalma riski ile karşı karşıyayız. Gelinen noktada, hem rekabet koşullarının hem de yatırım ikliminin doğru politika tercihleri ve düzenleyici müdahalelerle zaman kaybedilmeksizin geliştirilmesi elzem. Bu noktada sektörü etkileyen politikalara ilişkin karar mekanizmasının adil ve tüm oyunculara eşit mesafede olması yüksek önem taşıyor. Ülkemizin dijitalleşme yolculuğunda uluslararası rekabeti yakalaması için yatırımların hızlanması şart. Yatırımların hızlanabilmesi için de sektörde öngörülebilir ve adil bir yatırım ortamı tesis edilmesi gerekiyor. Bunun için sektörde aksak rekabetin ortadan kaldırılması ve yatırımların artması için yapısal değişikliklerin hayata geçirilmesi gerekiyor.”

Ortak bir vizyonla hareket edilmeli

Sektörün dijitalleşmeyi sağlayan stratejik konumuyla amaçlanan faydanın elde edilebilmesi için ortak ve sağlam temellere dayanan bir vizyonla hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Aksoy, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu ortak vizyonun tesis edilebilmesi için toplumun, şirketlerin ve devletin yeni teknolojilerden ve dijitalleşmeden sağlayabilecekleri fayda ile ekonomik kalkınmaya katkı verilmesi sağlanmalı. Sektörün sürdürülebilirliğini gözeterek gelir ve yatırım dengesinin kurulmasını destekleyecek düzenleyici adımlar atılmalı. Altyapıya yatırımın teşvik edilmesi ve kolaylaştırılması ile kapasite ve kapsamanın artırılması amaçlanmalı. Yeşil dijital dönüşüm odağında sektör pratiklerinin sürdürülebilir olması için kaynakların etkin kullanılması esas olmalı. Sektör için rekabetçi bir ortam tesis edilerek inovasyonun teşvik edilmesi, böylece sektörün sağladığı servislerin ve ürünlerin geliştirilmesi hedeflenmeli. Bu vizyonla sektör öncülüğünde dijital dönüşüm gerçekleştirilerek toplumsal kalkınma sağlanabilir. Vodafone olarak, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da ülkemize olan inancımızın gereği olarak sektörümüzün geleceğini teminat altına almak üzere her türlü katkıyı vermeye ve işbirliğinde bulunmaya hazırız.”

Perakende sektörüne bulut desteği!

Huawei Cloud Türkiye Perakende İnovasyon Günü, 20 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. ‘Bulut Teknolojileriyle Türkiye’de Perakendenin Dijitalleşmesine Yön Vermek’ temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, en güncel teknolojilerin perakende sektöründe yaratacağı değişimi keşfetmek üzere, Huawei Cloud yöneticileri, müşterileri ve ekosistem iş ortaklarını bir araya getirdi. 

Huawei Cloud Türkiye Başkan Yardımcısı Onur Karahayıt, Huawei tarafından Türkiye için özel olarak tasarlanan; ‘bulut tabanlı altyapı’, ‘akıllı operasyon’, ‘kullanıcı deneyimini geliştirme’, ‘küresel güçlendirme’ ve ‘ortak ekosistem’ olmak üzere beş yeteneği kapsayan perakende sektörü çözümünü tanıttı.

Huawei Cloud Türkiye Başkan Yardımcısı Onur Karahayıt ile Huawei Cloud’un Türkiye’de perakende sektörüne getirdiği yenilikleri ve buluta taşınmanın getirdiği avantajları değerlendirdik.

Karahayıt, bu yeteneklerin, Huawei Cloud’un yapay zeka kabiliyetleri ve şirketin 30 yılı aşkın dijital dönüşüm deneyiminin bir ürünü olduğunu ifade ederken, Türkiye için yeni bir perakende potansiyelini ortaya çıkarmayı amaçladıklarını belirtti.

Bulut tabanlı altyapı: Huawei Cloud’un bulut tabanlı altyapısı, geniş bir kullanıcı tabanı için sorunsuz bir alışveriş deneyimi sağlayarak, Türkiye’deki perakende sektörü yöneticilerinin buradaki trafik dalgalanmalarını kolayca yönetmesine olanak tanıyor. Sadece 30 saniye içinde bilgi işlem gücünü 8.000 çekirdeğe kadar hızla artırabilen ‘CCE Turbo’, bunun önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. GaussDB sistemi ise saniyede milyonlarca sorguyu işleyerek, yüksek eşzamanlılık sağlayabiliyor. Huawei Cloud ayrıca, dünya çapında 1.000’den fazla SAP müşterisi için SAP IaaS sertifikalı ‘SAP on Cloud’ çözümüne de imza attı.

Akıllı operasyon: Akıllı öneri ve veri işleme teknolojilerinden yararlanan Huawei Cloud, perakendecilerin mağaza konumları hakkında veriye dayalı kararlar almalarını, mağaza açılışlarını hızlandırmalarını ve gerçek zamanlı mağaza durumu ve envanterine dayalı, dağıtım ve satış stratejilerini optimize etmelerini sağlıyor. Huawei’in dünya çapında 400.000 perakende mağazasından oluşan bir ağı yönetme konusundaki uzmanlığı, çeşitli senaryolara hitap eden, kapsamlı ve akıllı perakende hizmetleri sunmasını da sağlıyor. Bu hizmetler, yapay zeka, ısı haritası analizi, düzen optimizasyonu, gerçek zamanlı PSI veri toplama, IoT cihaz yönetimi ve dijital tabela içerik yönetiminden yararlanarak, perakendeciler için alışveriş deneyimini geliştirmeyi ve satış performansını artırmayı hedefliyor.

Kullanıcı deneyimini geliştirme: Huawei Cloud, sanal destek canlı yayınlarıyla, kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye çıkararak, ultra düşük gecikme süresiyle, gerçek zamanlı etkileşimi kolaylaştırıyor. Sanal desteğin bir hafta içinde hızlı bir şekilde oluşturulmasıyla, perakendeciler kullanıcı deneyinin gelişmesini sağlarken, satış gelirini de hızla artırabiliyor.

Küresel güçlenme: Perakendeciler, Huawei Cloud’un güvenli ve uyumlu sistemi, küresel altyapısı ve yerelleştirilmiş hizmetleri ile küresel erişimlerini sorunsuz bir şekilde genişletebiliyor.

Ortak ekosistem: GoCloud ve GrowCloud iş ortaklığı çerçeveleri kapsamında Huawei Cloud, dijital platformlar ve araçlar geliştirmek için Türk iş ortaklarıyla iş birliği yaparak yenilikçi ürünler ve deneyimler sunan bir dijital perakende ekosistemini teşvik ediyor.

Huawei Cloud, 120 sertifika, 7 katmanlı savunma sistemi ve 300 tehdit algılama modeli ile sağlam güvenlik ve uyumluluk önlemleri sunarak, güvenlik risklerinin %99’unun dakikalar içinde çözülmesini sağlıyor. Huawei Cloud, deterministik operasyonlarla %99,99 kullanılabilirlik, %80 daha düşük hizmet kesintisi riski, 7/24 katılım, dakikalar içinde yanıt ve sektör ortalamasından dört kat daha hızlı hizmet kurtarma desteği sunuyor.

Huawei Cloud Türkiye Perakende İş Ortağı Geliştirme Programı

Huawei Cloud etkinlik kapsamında, yerel stratejik ortaklarla işbirliğine dayalı bir girişim olan ‘Türkiye Perakende İş Ortağı Geliştirme Programı’nı tanıttı. Bu program, açık ve yenilikçi bir perakende dijital ekosistemi kurarak, yeni büyüme fırsatlarının ve ortak başarının kilidini açmayı amaçlıyor.

Senaryo inovasyonundan süreç yükseltmeye kadar kapsamlı dijital hizmetler sunacak olan program, perakendecilerin veri odaklı kararlar almasını, müşteri deneyimini geliştirmesini, iş sınırlarını genişletmesini ve temel rekabet güçlerini artırmasını sağlayacak.

Huawei Cloud, Türkiye’deki kuruluşundan bu yana, farklı sektörlerdeki müşterilerine 110’dan fazla yenilikçi bulut hizmeti aracılığıyla, en güncel bulut tabanlı dijital teknolojileri sunmayı amaçlıyor. Veri güvenliği ve gizliliğin öneminin farkında olan Huawei Cloud, Türkiye’nin regülasyon kurallarına tam uyumla yerel bulut altyapısı sağlamaya devam ediyor. Huawei Cloud, Türkiye için yeni nesil perakendenin büyümesini teşvik etmek amacıyla, yapay zeka ve dijital dönüşümün gücünden yararlanarak, Türkiye’deki perakende müşterileri ve iş ortaklarıyla işbirliği yapmaya devam ediyor.

Bill Gates, yapay zeka ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu!

Bill Gates’e göre bu yıl, insanlığa yapay zekanın geleceği nasıl şekillendireceğine dair bir fikir verdi. Sonuçta, artık “Yapay zekanın ne tür işleri kendi başına gerçekleştirebileceği ve ne tür işlerde yardımcı pilot olarak hareket edeceği konusunda daha iyi bir fikrimiz var.“.

Bill Gates, “Artık yapay zekanın üretkenliği artırmak ve eğitime, zihinsel sağlığa vb. erişimi genişletmek için kullanılabileceği her zamankinden daha açık.” ifadesini kullandı.

Aynı zamanda insanlığın bu yolculuğun henüz başında olduğunu söylüyor.

Gelecek yıl tanıtılacak olan yeni yapay zeka tabanlı çözümler ve icatlar, “bu on yılın sonunda büyük ölçekli bir teknolojik patlamanın zeminini” hazırlıyor.

Girişimci, “Yapay zekayı en iyi şekilde nasıl kullanacağınızı henüz anlamadıysanız, yalnız değilsiniz.” diyor ve geçen yüzyılda yaşamda önemli bir iyileşmenin inovasyondan sorumlu olduğunu ekliyor.

Gates yapay zekayı iş için ilk kez kullandığında

Milyardere göre çalışmaları her zaman inovasyonun ilerlemenin anahtarı olduğu temel fikrine dayanıyordu. Bu nedenle Microsoft’u yarattı ve daha sonra Gates Vakfı’nı kurdu.

Yapay zekayı ilk kez 2023’te iş ve “diğer ciddi görevler” için kullandı.

Halüsinasyonlara karşı en iyi yapay zeka modelleri açıklandı

Gates, bundan önce yapay zeka üzerinde “tamir” yaptığını ve “arkadaşları için parodi şarkı sözleri yarattığını” itiraf ediyor.

Ayrıca, “Aynı şeyin birçok insan için de geçerli olduğundan şüpheleniyorum. Büyük bir teknolojik geçişin başlangıcındayız. Heyecan verici ve kafa karıştırıcı bir zaman.” diyor.

İnovasyonla ilgili favori hikaye

Microsoft kurucusu, inovasyonla ilgili en sevdiği hikayenin “2000 yılından bu yana, dünyada beş yaşından önce ölen çocukların sayısı yarı yarıya azalmış olmasına” dayandığını da itiraf etti.

Ona göre bu buluş, araştırmacıların kullandığı yenilikler sayesinde sağlandı.

İşadamı, konuyu “Bilim insanları aşıları daha hızlı, daha ucuz ama bir o kadar da güvenli üretmenin yeni yollarını keşfettiler. Dünyanın en uzak yerlerinde işe yarayan ve daha fazla çocuğa ulaşılmasını sağlayan yeni dağıtım mekanizmaları geliştirdiler. Ve çocukları koruyan yeni aşılar yarattılar. Rotavirüs gibi ölümcül hastalıklardan korunuyor.” şeklinde açıklıyor.