Veri sızıntılarının ortalama maliyeti 4,45 milyon dolar!

Her yıl düzenli olarak yayınlanan Veri İhlalleri Maliyeti raporu, işletmelerin siber güvenliğini yükseltmeye ve kayıpları en aza indirmeye yönelik pratik önerilerin yanı sıra, karşılaşılan tehditlere ilişkin değerli bilgiler sunuyor. Aynı zamanda risklerin nasıl azaltabileceğine dair ipuçları veriyor.

Raporun tamamına, buradan ulaşabilirsiniz. 

Değişen tehdit ortamı ve artan veri akışları veri güvenliğini BT liderlerinin ajandasında ilk sıralara taşırken, tahminler veri sızıntılarının ortalama maliyetinin 2023’te 4,45 milyon dolar olduğunu gösterdi. Mercedes-Benz’in Türkiye’deki ilk distribütörü olan ve 10 şehirde, 25 hizmet noktasıyla faaliyet gösteren Türk otomobil perakendecisi Mengerler, veri kaybı önleme yazılımı için SearchInform’u seçti. 

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Mengerler Bilgi İşlem Sorumlusu Uğur Öndüç, “Yeni bir veri kaybı önleme yazılımı sağlayıcısı arayışımızın temelinde mevcut çözümümüzün yönetimsel zorlukları ve yüksek donanım gereksinimleri belirleyici oldu. Bu sebeplerden, dünyanın dört bir yanında 3 bini aşkın şirkete hizmet vererek BT sektöründe küresel gücünü kanıtlayan SearchInform’u tercih ettik” dedi.

Kolay kontrol ve yalın kullanıcı deneyimi 

Veri kaybı önleme sistemleri bir yandan gelişmiş bilgi güvenliği ve koruması sağlarken bir yandan da şirketlerin Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) yükümlülüklerine uyumunu mümkün kılıyor. Birden fazla hizmet noktasında faaliyet gösteren, çok sayıda tedarikçiyle çalışan işletmeler için ise uçtan uca veri görünürlüğü kritik başlıklar arasında yer alıyor. Müşterilerine doğru ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunabilmeleri için veriye önem veren bir şirket olduklarının altını çizen Uğur Öndüç, “Finans, muhasebe, insan kaynakları ve satış gibi farklı birimlerin verisi, Mengerler’in verimli iş süreçlerinin temelinde yer alıyor. Önceki tecrübelerimizi de göz önünde bulundurarak, çözümün kolaylıkla yönetilebilir olmasını ve yalın bir kullanıcı deneyimi sunmasını bekliyorduk. SearchInform’un DLP çözümü, tüm beklentilerimizi uçtan uca karşıladı. Veri güvenliği görevleri, tek bir arayüz üzerinden verimli bir şekilde kontrol edilebiliyor” ifadelerini kullandı.

İş süreçlerinin kesintiye uğraması engellenmeli

Araştırmaların veri kaybı önleme yazılımı pazarının 2028’e kadar yaklaşık 9 milyar dolar büyüklüğe ulaşacağını gösterdiğini hatırlatan SearchInform Türkiye Bölge Müdürü Elena Varol, “Mengerler, bini aşkın çalışanıyla Türkiye’nin önde gelen otomobil perakendecileri arasında yer alıyor. Geniş bir ağ yöneten Mengerler için tüm iş süreçlerinin hiçbir zaman kesintiye uğramamasının ve iç tehditlerin oluşturabileceği risklere önleyici tedbirler uygulanmasının öneminin farkındaydık. 2004’ten bu yana bilgi güvenliği teknolojileri geliştiren, dünya çapında 3 bini aşkın şirketin veri güvenliğine katkıda bulunan, risk yönetimi ve bilgi güvenliği konusunda uzmanlaşan SearchInform olarak geliştirdiğimiz çözümler, düşük altyapı gereksinimleriyle uçtan uca kontrol sunuyor ve müşteri ihtiyaçlarına göre uyarlanabiliyor. Mengerler’in bilgi güvenliği korumasını üst seviyeye çıkaran çözümümüzü tercih etmesi, yaklaşımımızın müşterilerimiz için faydalı olduğunu doğruluyor” diye konuştu.

Derin öğrenme, Hepsiburada’nın müşteri tabanını genişletti 

Hepsiburada, yeni müşteri sayısını artırmak ve sipariş başına maliyeti düşürmek için RTB House ile potansiyel oluşturan uygulama kampanyası gerçekleştirdi. Performans hedeflerinin yanı sıra marka güvenliğini önceliklendiren yerleşimler ve görünürlük amacıyla yola çıkılan kampanyada yüksek yatırım dönüşü alındı.

Kampanya boyunca 32 kategoride milyonlarca ürüne ev sahipliği yapan Hepsiburada ile yakın çalışan RTB House ekibi, kampanya performansını farklı hedefler, alt kampanyalar, kategoriler ve cihaz optimizasyonu gibi parametrelere göre optimize etti. Ayrıca Derin Öğrenme teknolojisi ile kendi kendine öğrenen algoritmalar, kullanıcıların tercihlerine uygun modelleri göstererek optimizasyonu sürekli hale getirdi. Kullanıcıların davranışlarına göre oluşturulan ürün ve kategorilerin bulunduğu sınıfının en iyi görselleri, doğru kişilerle doğru zamanda buluştu. Kampanyada yeni müşteri kazanımı yüzde 24 artarken, toplam sipariş başına maliyette yüzde 64 düşüş, toplam dönüşümde ise yüzde 175’lik bir artış ortaya çıktı.

RTB House ekibi, kampanya performansını çeşitli parametrelerle (farklı hedefler, alt kampanyalar, kategoriler ve cihaz optimizasyonu gibi) sürekli olarak değerlendirdi ve genel kampanya başarısını ve sorunsuz bir iş birliğini sağlamak için Hepsiburada ile yakın temas halindeydi.

Derin Öğrenme fark yaratıyor

RTB House’un müşteri yönetim ekibi, farklı kampanya türlerini ve reklam öğelerini değerlendirmek ve en uygun kurulumu seçmek için Hepsiburada ile yakın iş birliği içinde çalıştı. Hepsiburada’nın hedeflerine ulaşmak için RTB House, Derin Öğrenme (Makine Öğreniminin daha verimli ve esnek bir türü) tarafından desteklenen yüksek performanslı banner şablonlarının yer aldığı Potansiyel uygulama (Prospecting App) kampanyasını hayata geçirdi. Sınıfının en iyisi olan reklam öğeleri, ürünleri ve kategorileri kullanıcı davranışına göre görüntülendi ve doğru zamanda doğru kişiye sunuldu.

Dinamik potansiyel pazarlama, en iyi ürünü doğru zamanda, en çok ilgilenecek en uygun müşterilere göstermek için müşteri bilgilerini ve ürün bilgilerini bir araya getiriyor. Markaların yeni müşterilere ulaşmasını sağlayan dinamik potansiyel pazarlama kampanyaları ile veri segmentlerindeki farklı bir kitleye (uygulama müşterilerini içeren verilerinize göre segmentler dahil) dinamik potansiyel pazarlama yöntemi ile ulaşmak mümkün.

X AB yasalarını ihlal etti mi?

X, nefret söylemi ve sahte haberlere ilişkin AB yasalarını ihlal ettiği iddiasıyla soruşturulacak. AB, yeni Dijital Hizmetler Yasası kapsamında Elon Musk’un sosyal medya platfor.muna karşı dava başlattı. Avrupa Komisyonu, eski adıyla Twitter olan sosyal medya platformu X’in, dezenformasyon, yasa dışı içerik ve şeffaflığa ilişkin AB yasalarını ihlal ettiği iddiasıyla soruşturulduğunu duyurdu.

X AB yasaları ile gündemde

ABD’li milyarder Elon Musk’a ait olan şirkete karşı resmi ihlal davası başlatma kararı, X’ten bilgi sağlamasının istenmesinden haftalar sonra geldi. AB’deki platformlarda nefret söylemini, ırkçılığı ve sahte haberleri ortadan kaldırmak için tasarlanan yeni yasalara uyulduğuna dair kanıt. Ağustos ayında yürürlüğe giren Dijital Hizmetler Yasası uyarınca, bir şirket küresel gelirinin yüzde 6’sı kadar para cezasına çarptırılabilir veya yasaklanabilir Yasayı ihlal ettiği tespit edilirse AB genelinde faaliyet göstermeyecek.

DSA’yı uygulamaktan sorumlu AB komisyon üyesi Thierry Breton, Musk’un platformundaki bir gönderide soruşturmayı doğruladı. “Bugün @X’e karşı resmi ihlal davası açıyoruz” diye yazdı ve bu hareketin “yasa dışı içerik ve dezenformasyonla mücadele yükümlülüklerinin ihlal edildiğinden şüphelenilmesi; şeffaflık yükümlülüklerinin ihlali şüphesi ve kullanıcı arayüzünün aldatıcı tasarımından şüphelenilmesi” ifadelerine yer verildi. “Aldatıcı tasarım” soruşturması, artık yalnızca ödeme yapanların kullanımına sunulan “mavi onay” işaretlerinin kullanımıyla ilgili. Musk’tan önce, Twitter tarafından bakanlar ve ünlüler de dahil olmak üzere kamuoyunun gözü önünde olan doğrulanmış kullanıcılara mavi tikler veriliyordu.

Haziran ayında Kaliforniya’da Breton ile yaptığı toplantının ardından Musk yasalara uyacağı konusunda ısrar etti. Ancak Musk’ın platformunu eleştirenler, özellikle Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e saldırması ve ardından İsrail’in Gazze’yi bombalamasından bu yana, X hakkında sahte haber ve nefret söylemi olduğu iddiasını kınadı. 10 Ekim’de AB, Hamas’ın İsrail’e saldırısının ardından platformun “AB’de yasadışı içerik ve dezenformasyon yaymak için kullanıldığına” dair “işaretler” üzerine X’e resmi bir mektup gönderdi. Yanıt olarak X’in genel müdürü Linda Yaccarino, Breton’a bir mektup yazarak şirketin “hızla ilerleyen ve gelişen çatışmanın operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak için aktif olarak çalıştığını” söyledi.

Avrupa Komisyonu yaptığı açıklamada, “Hamas’ın İsrail’e yönelik terörist saldırıları bağlamında yasadışı içeriğin yayılması” ile ilgili olduğu iddia edilen “ön soruşturma” temelinde X aleyhine dava başlatma kararı aldığını söyledi.

Revo Capital yapay zeka girişimlerine yöneliyor

0

Getir destekçisi Revo Capital, yapay zeka startup’ları için 100 milyon dolarlık risk sermayesi fonu toplamayı istiyor. Revo Capital, teknoloji unicorn atlarını destekleyen bir Türk risk sermayesi şirketi Getir ve yapay zeka destekli bölgesel girişimlere yatırım yapmak için 100 milyon dolarlık bir fon toplamayı planlıyor. Genel Müdür Cenk Bayrakdar bir röportajda, fonun Revo’nun üçüncü yatırımı olacağını ve enerji ve oyun sektörlerindeki ilk yatırımlarını gerçekleştireceğini söyledi. Yapay zeka ve büyük veri çözümleri geliştiren şirketlere odaklanacağını ve aynı zamanda fintech, sağlık, bulut güvenliği ve B2B bulut yazılımı alanlarındaki firmaları da destekleyeceğini belirtti.

Revo Capital yapay zeka için çalışıyor

Hızlı teslimat hizmeti Getir ve Peak Games gibi başarı öyküleri, son yıllarda Türk girişimlerinin haritaya çıkmasını sağladı. Ancak Revo’nun en son fon toplama süreci, enflasyonun değerlemeleri olumsuz etkilemesi ve dünya çapında özel sermaye ve risk sermayesi yatırımlarını azaltması nedeniyle zorlu bir zamana denk geliyor. Revo, yeni toplanan paranın yüzde 80’inin Türk şirketlerine gideceğini, geri kalanının ise orta ve doğu Avrupa’ya ayrılacağını öngörüyor. Bayrakdar’a göre fon, yabancı yatırımcıların ilgisini artırmak için küresel bir varlık oluşturmak için yerel yetenekleri kullanan ve döviz gelir akışına sahip firmaları arayacak.

Bayrakdar: “Biz sadece küresel şirketlere veya küresel iş yapan şirketlere yatırım yapıyoruz. Yabancı yatırımcılar sadece Türkiye’deki işlere öncelik vermiyor” diyor. Bayrakdar, fonun mart ayında ilk kapanışını 50 ila 60 milyon dolar arasında, son kapanışta ise 100 milyon doları, üst limitinin ise 150 milyon doları hedefleyeceğini söyledi. İstanbul merkezli izleme firması startups.watch’a göre, Türk startup’lara yapılan risk sermayesi yatırımları, bu yılın ilk dokuz ayında 2022’deki 1,26 milyar dolardan 154 milyon dolara düştü.

Revo’nun önceki finansman kaynakları arasında Avrupa Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası, gibi uluslararası finans kuruluşları yer alıyor. Alman Yatırım Şirketi, Avrupa Yatırım Fonu ve Uluslararası Finans Kurumu yer alıyor. Revo, 2013’te açılış fonu için 66 milyon dolar ve 2020’de ikinci fon için 98 milyon dolar topladı. İkincisi, sonuncusunu yapmayı bekliyor Bayrakdar, gelecek yıl bir veya iki yatırım yapılacağını söyledi.

Tarım teknolojileri girişimi Agrovisio TürkTraktör’den yatırım aldı

260 bin euroluk yatırım TürkTraktör’ün ürün gamını geliştirmede önemli rol oynayacak

Tarım mekanizasyonu lider firması TürkTraktör, tarımda teknoloji entegrasyonunu hızlandırmak için bu alanda faaliyet gösteren start-up’ların büyümesine destek oluyor. TürkTraktör bu doğrultudaki ilk girişimini, çiftçilere dijital karar alma hizmeti sağlayan Agrovisio’ya yaptığı yatırımla gerçekleştirdi. 

Tarımın geleceği teknolojik, sürdürülebilir ve verimli uygulamalarda

‘TürkTraktör Geleceğe Hazırlar’ amacı doğrultusunda 69 yıldır çalışmalarını sürdürdüklerini belirten TürkTraktör Şirket Lideri Aykut Özüner, Türkiye’de tarım başta olmak üzere teknolojik dönüşümde ihtiyaç duyulan yenilikçi uygulama ve fikirleri de her zaman desteklediklerini söyledi.

Etkisi her geçen gün artan iklim değişimi ve pandemi süreciyle birlikte tüm dünyada tarımın daha da önem kazandığına değinen Özüner, “TürkTraktör olarak 70. yılımıza adım adım ilerlerken, geçmişimizden aldığımız güçle geleceği şekillendirmeye devam ediyoruz. ‘Geleceğe Etki’ adını verdiğimiz sürdürülebilirlik stratejimiz doğrultusunda tarıma ve şehirlere yeni bir perspektiften yaklaşıyoruz. Tarımın geleceğini teknolojik, sürdürülebilir ve verimli uygulamalarda görüyor, bu uygulamaları hayata geçirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Kendi ekosistemimizin yanı sıra tüm etki alanlarımızdaki inovatif çözümleri desteklemek için teknolojik girişimleri takip ederek yatırım fırsatlarını değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda tarım teknolojileri alanında çözümler sunmak için gayret gösteren start-up’lara destek oluyoruz. Bunun ilk adımını Agrovisio’ya yaptığımız 260 bin euroluk yatırımla attık. Stratejik ortaklık olarak da gördüğümüz bu girişimin, ilerleyen dönemde TürkTraktör’ün ürün gamını geliştirmede de önemli rol oynayacağına inanıyoruz. Çiftçimizin ihtiyaç duyduğu teknolojik dönüşümü sağlayacak yeni ürünler sunmaya devam edeceğiz” dedi.

Adobe, 20 milyar dolarlık anlaşmayı bozdu!

Fesih sonucunda Adobe’un Figma’ya nakit olarak 1 milyar ABD doları tutarında ters fesih ücreti ödemesi gerekecek.

Adobe CEO’su Shantanu Narayen, “Adobe ve Figma, mevzuata ilişkin son bulgulara kesinlikle katılmıyor ancak bağımsız olarak ilerlemenin kendi çıkarlarımıza en uygun olduğuna inanıyoruz.” dedi.

Adobe ve Figma, yaratıcılığın ve üretkenliğin geleceğini ortaklaşa yeniden tanımlama vizyonunu paylaşırken, biz de devasa pazar fırsatımızdan ve kişiselleştirilmiş dijital deneyimler aracılığıyla dünyayı değiştirme misyonumuzdan yararlanmak için iyi bir konumda olmaya devam ediyoruz.

Düzenleyiciler Adobe’un tasarım yazılımı pazarında neredeyse tekele sahip olması riskinden söz ederek anlaşmayı geri çektiler. Düzenleyiciler, artık Adobe’un rakip XD uygulamasından daha popüler olan, hızla büyüyen bir ürün tasarım platformu olan Figma’yı satın alarak Adobe’un meydana gelebilecek yeniliklere zarar vereceğinden endişe ediyorlardı.

Tasarımcılar, birleşmenin Eylül 2022’de duyurulmasından bu yana benzer endişeleri dile getirdiler; ancak Adobe, devam eden çeşitli incelemeler sırasında bu iddiaları geri çekti.

Adobe, 14 Aralık tarihli bir mektupta Birleşik Krallık Rekabet ve Pazar Otoritesi (CMA) tarafından önerilen çözümleri reddetti. Otorite, Adobe’un “rekabet koşullarını eski haline getirmek” için varlıklardan, kaynak kodundan ve mühendislerden önemli miktarda tasarruf yapmasını istedi. Tüm tarafların, CMA’nın anlaşmayı bloke etme konusundaki geçici kararını 21 Aralık’ta görüşmesi ve satın almanın onaylanması veya engellenmesi için son tarihin 25 Şubat olarak belirlenmesi bekleniyordu.

Anlaşma benzer şekilde Avrupa Komisyonu tarafından inceleniyordu ve Bloomberg, Şubat 2023’te Adalet Bakanlığı’nın benzer soruşturmalar hazırladığını bildirdi. Adobe’un duyurusunun ardından Avrupa Komisyonu da birleşmeyle ilgili antitröst soruşturmasını bıraktı.

Artan tüm bu baskılara rağmen, Adobe’un anlaşmayı ilerletmek ve yine de elde etmeyi umduğu tüm Figma varlıklarını almak veya anti-tröst yatıştırma amacıyla kendi uygulamalarının feda edilmesi durumunda, elinde tutmak için çok az hareket alanı vardı.

 Figma CEO’su Dylan Field, yaptığı açıklamadaBu, umduğumuz bir sonuç değildi.” dedi. “Ancak dünya genelindeki düzenleyici kurumlarla, işletmelerimiz, ürünlerimiz ve hizmet verdiğimiz pazarlar arasındaki farkları ayrıntılarıyla anlatmak için harcadığımız binlerce saate rağmen, artık anlaşmanın düzenleyici kurumlar tarafından onaylanması yönünde bir yol göremiyoruz.

Ray-Ban ve Meta işbirliği ile geliştirilen ikonik gözlük neler sunuyor?

0

Meta ve Ray-Ban işbirliği ile piyasaya sürülen 300 dolarlık gözlükler, fotoğraf ve video çekmek için yerleştirilen bir kameranın yanı sıra müzik dinlemek ve telefonda konuşmak için bir dizi hoparlör ve mikrofon içeriyor.

Meta, gözlüklerin gördüklerinizi dünyayla paylaşırken “anı yaşamanıza” yardımcı olabileceğini söylüyor.

Örneğin, telefonu elinizde tutmak yerine performansı izlerken Instagram’da bir konseri canlı yayınlayabiliyorsunuz. Bu mütevazi bir hedef ama Silikon Vadisi’ndeki bilişimi akıllı telefon ve bilgisayar ekranlarından yüzümüze kaydırma yönündeki daha geniş bir tutkunun parçası.

Meta, Apple ve Magic Leap, yazılımlarının gerçek dünyadaki nesnelerle etkileşime girmesine olanak sağlamak için kameraları kullanan karma gerçeklik başlıklarını öne çıkarıyor.

Salı günü Zuckerberg, Instagram‘da akıllı gözlüklerin yapay zekayı kullanarak bir gömleği tarayıp ona uygun bir pantolon seçmesine nasıl yardımcı olabileceğini gösteren bir video yayınladı. Şirketler, giyilebilir yüz bilgisayarlarının eninde sonunda yaşama ve çalışma şeklimizi değiştirebileceğini söylüyor. Gelecek yıl ilk yüksek teknolojili gözlükleri olan 3.500 dolarlık Vision Pro kulaklığını piyasaya sürmeye hazırlanan Apple için nihai hedef, güzel görünen ve ilginç görevleri yerine getiren bir çift akıllı gözlük.

Geçtiğimiz yedi yıl boyunca kulaklıklar, büyük ölçüde hacimli ve estetik açıdan itici oldukları için popülerliğini korudu. Ray-Ban Meta gözlüklerin minimalist tasarımı, başarılı olmaları durumunda akıllı gözlüklerin bir gün nasıl görünebileceğini temsil ediyor.

Meta yaptığı açıklamada, gözlükleri tasarlarken mahremiyetin ön planda olduğunu söyledi. Şirket, “Akıllı gözlükleri günlük yaşamda normalleştireceksek, mahremiyetin önce gelmesi ve yaptığımız her şeye entegre edilmesi gerektiğini biliyoruz.” dedi.

İnsanların mahremiyetini ihlal etmeyi kolaylaştırıyor

İnsanları fotoğraflarının çekildiğini bildirmek için Ray-Ban Meta gözlükleri, cihazın ne zaman kayıt yaptığını göstermek üzere sağ çerçeveye yerleştirilmiş küçük bir LED ışık içerir. Bir fotoğraf çekildiğinde anlık olarak yanıp söner. Bir video kaydedilirken sürekli olarak yanıyor.

Meta sözcüsü Albert Aydın, şirketin gizliliği ciddiye aldığını ve kullanıcıların LED ışığını bantla kapatmasını önlemek için kurcalama tespit teknolojisi de dahil olmak üzere güvenlik önlemleri tasarladığını söyledi.

Gözlüğün hayattan kesitler olarak kayda alınmasına imkan tanıdığı anlar her ne kadar değerli olsa da, mahremiyet kaybı ve dikkat dağınıklığının olası maliyetleri göz önüne alındığında, bu fayda muhtemelen tüketicilerin büyük çoğunluğunu akıllı gözlük satın almaya ve bunları düzenli olarak takmaya ikna etmek için yeterli olmayacak.

Bununla birlikte, akıllı gözlükleri eninde sonunda yaygınlaştırabilecek bazı uygulamaları hayal etmek kolay. Örneğin sunum yaparken konuşma noktalarını gözünüzün ucuna gösteren holografik bir teleprompter harika olurdu.

Bu ürün ister Meta tarafından geliştirilsin, ister Vision Pro kulaklığının ardından akıllı gözlükler üretmeyi uman Apple tarafından geliştirilsin, bu gelecek çok da uzakta görünmüyor.

İşler istenildiği gibi gitmedi: NASA aracı, merkeze haber gönderemiyor!

12 Aralık’ta paylaşılan bir NASA blog yayınına göre, Voyager 1’in yerleşik mühendislik bilgilerini ve uzay aracının bilimsel araçlarından veri toplayan uçuş veri sistemi (FDS), artık sondanın telekomünikasyon ünitesiyle beklendiği gibi iletişim kurmuyor (TMU).

Düzgün çalıştığında, FDS uzay aracının bilgilerini bir veri paketinde derliyor ve bu daha sonra kullanılarak Dünya’ya geri gönderiliyor. Son zamanlarda bu veri paketi “takılı kaldı“; blog yazısında “birler ve sıfırlardan oluşan tekrarlanan bir modelin iletilmesi” yazıyordu; Voyager’ın mühendislik ekibi sorunun izini FDS’ye kadar sürdü, ancak bir çözüm bulunması haftalar alabilir. 

Voyager 1 ve onun ikiz uzay aracı Voyager 2, 1977’de fırlatıldı ve uzun süredir faaliyet gösteriyor; tarihteki diğer uzay araçlarının hepsinden daha fazla. Her ikisi de yıldızlararası uzayda yer alıyor ve Dünya’dan 24 milyar kilometre uzakta kozmosa doğru hızla ilerliyorlar. 

Aslında o kadar uzaktalar ki, bir iletinin uzay aracına ulaşması neredeyse bir gün (22,5 saat), herhangi bir yanıtın alınması ise başka bir gün sürüyor. Voyager 1 ile tek bir ileri geri iletişim 45 saat sürüyor. Dolayısıyla, NASA mühendisleri sondanın FDS’si için bir düzeltme gönderebildikleri zaman, bunu öğrenmek için bir sonraki güne kadar beklemek zorunda kalacaklar. Eğer işe yararsa. 

Ve çözüm, sistemi tekrar açıp kapatmak kadar basit olmayacak (bunu denediler, işe yaramadı). Uzay aracının yaşı ve donanımı benzersiz zorluklar ortaya çıkarıyor. NASA teknisyenleri, 1970’lerde seleflerinin sahip olduğu çerçeve ve teknoloji çerçevesinde çalışmak zorunda kalıyor ve bazen bazı yaratıcı yazılım çözümlerini zorluyor.

Bu, Voyager 1’in son yıllarda yaşadığı ilk arıza değil. Sondanın tutum ifade etme ve kontrol sistemi (AACS) ile ilgili sorunlar Mayıs 2022’de fark edildi ve bundan birkaç ay önce anlamsız telemetri verilerini aktarmaya devam etti; ardından, bir geçici çözüm bulundu.

Ekim 2023’te, bu sorunun nihai olarak çözülmesine yardımcı olacak ve aynı zamanda sondaların iticilerinde kalıntı birikmesini önleyecek bir yazılım yaması içeren başka bir güncelleme geldi.

Ancak bu tür güncellemeler hızlı bir şekilde gelmiyor. NASA’nın blogu şöyle açıklıyor: “Probların karşılaştığı zorluklara çözüm bulmak, çoğu zaman bugün ortaya çıkan sorunları tahmin edemeyen mühendisler tarafından yazılan orijinal, onlarca yıllık belgelere başvurmayı gerektirir. Sonuç olarak, ekibin bu sorunun nasıl çözüldüğünü anlaması zaman alır. Yeni komut, istenmeyen sonuçlardan kaçınmak için uzay aracının operasyonlarını etkileyecektir.

Microsoft sonunda o Windows hatasını düzeltti!

Microsoft, uzun süren bekleyişin ardından Windows 11 işletim sistemindeki Dosya Gezgini’nde ortaya çıkan can sıkıcı bir hatayı düzeltti. Yazılım devi, Dosya Gezgini’nin sebepsiz yere kendi kendine açılması veya Explorer penceresine odaklanarak kullanıcıların iş akışını engelleyen sorunu içeren bu hatayı düzeltmek için yeni bir güncelleme yayınladı.

Kullanıcıların dikkatini dağıtan ve bir yıl boyunca süregelen bu sorun, Microsoft’un KB5033375 numaralı Aralık güncellemesiyle birlikte çözüldü. Bu güncelleme, 2023 yılının son kümülatif güncellemesi olarak dağıtılmıştır. Dosya Gezgini hatasının düzeltilmesi, kullanıcıların sunum düzenleme veya Microsoft Word’de yazı yazma gibi işlerini sürdürmelerini kolaylaştıracak ve kullanıcı deneyimini olumlu yönde etkileyecektir.

Hataya denk gelen kullanıcılar, artık Dosya Gezgini’nin rastgele aralıklarla veya her saat başında açılma sorunuyla karşılaşmayacaklar. Microsoft’un hızlı bir şekilde bu hatayı gidermesi, kullanıcıların Windows 11 işletim sistemi üzerinde daha istikrarlı bir deneyim yaşamalarına katkı sağlayacaktır.

Bennu asteroidi yaşam kökeni araştırmalarına yardımcı olacak!

Amerikan Jeofizik Birliği’nin sonbahar toplantısında, NASA’nın OSIRIS-REx uzay aracının Bennu adlı asteroidden topladığı numunelerle ilgili önemli bilgiler paylaşıldı. Arizona Üniversitesi’nde gezegen bilimci olan Dante Lauretta, Bennu’dan elde edilen numunelerin güneş sisteminin moleküler yapısını anlamada ve yaşamın kökenine dair içgörüler kazanmada önemli bir rol oynayabileceğini belirtti.

Lauretta’nın sunumunda, özellikle dikkat çeken bir üçgen şeklindeki açık renkli taşın incelendiği ve bu malzemenin bilim camiasında henüz anlaşılamayan bir yapıya sahip olduğu vurgulandı. Malzemenin yaklaşık yüzde 5 oranında karbon içerdiği ve güneş sisteminin diğer materyallerinden farklı olduğu belirtildi.

Bennu’dan elde edilen bu numunelerin, karmaşık organik kimyanın anlaşılmasına ve yaşamın kökenine dair yeni içgörüler sağlayabileceği düşünülüyor. Şu ana kadar elde edilen verilerin heyecan verici olduğunu ifade eden Lauretta, detaylı analizlerin devam ettiğini ve bilimsel bir makalenin önümüzdeki aylarda yayınlanacağını söyledi.

NASA’nın OSIRIS-REx misyonu, sadece bilimsel keşifler yapmakla kalmayıp aynı zamanda potansiyel olarak tehlikeli asteroidleri takip etmek amacıyla Bennu’yu hedef almıştı. Bennu’nun, Eylül 2182’de Dünya’ya çarpma olasılığının hesaplamalarına göre 2.700’de 1 olduğu biliniyor.

Uzay aracı, 2016’da fırlatıldıktan sonra 2018’de Bennu’ya ulaşarak numuneleri toplamış ve 2020’de Dünya’ya geri dönmüştü. Ancak numune alma cihazının çalışmaması nedeniyle yeni bir alet tasarlanıyor. Ekip, alternatif bir yöntem kullanarak 70 gram numune elde etmeyi başardı.

Bennu’dan elde edilen bu örnek, bilim camiasında uzun süre üzerinde çalışılacak önemli bir malzeme olarak değerlendiriliyor. Astrobiyologlar, Bennu’nun prebiyotik kimyanın izlerini taşıyabileceğini ve güneş sistemi dışındaki diğer potansiyel yaşam alanları hakkında bilgi sağlayabileceğini ifade ediyorlar.

NASA, elde edilen verileri detaylı bir şekilde değerlendirecek ve önümüzdeki aylarda bilim dünyasıyla paylaşacak.

Huawei’nin 7nm çipi, ABD’yi hayal kırıklığına uğrattı

0

ABD Ticaret Bakanlığı’ndan gelen son açıklamalar, Huawei Technologies Co’nun yeni akıllı telefonundaki gelişmiş çipin performansı konusunda ciddi endişeleri gündeme getiriyor. İhracat yönetiminden sorumlu sekreter yardımcısı Thea Kendler, Salı günü Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi gözetim paneli önünde yaptığı açıklamada, “Ne performans ne de verim cihazın pazarıyla eşleşebilir” ifadelerini kullanarak Huawei’nin çip konusundaki iddialarını sorguladı.

Huawei’nin Ağustos ayında piyasaya sürdüğü 7 nanometrelik çipi, ABD’nin Çin’e yönelik kısıtlamalarına rağmen dikkat çekti. Ticaret Bakanı Gina Raimondo’nun Çin ziyaretinde Huawei’nin teknolojik gücüne yönelik endişelerini dile getirdiği bu açıklamalar, teknoloji alanındaki rekabetin giderek arttığı bir dönemde önemli bir gelişmeyi işaret ediyor.

Huawei'nin çip

Thea Kendler, çipi eleştirerek, “Dahası, bu telefonun içindeki yarı iletken çip, yıllar öncesine göre daha düşük bir performansa sahip” değerlendirmesini yaptı. Bu eleştiri, ABD’nin Çin’in ileri teknoloji edinimine karşı aldığı önlemleri sorgulama ihtiyacını ortaya koyuyor.

ABD yönetimi, Çin’e karşı çip ve ekipman sevkiyatlarına kapsamlı kısıtlamalar getirirken, Huawei ve iş ortağı Semiconductor Manufacturing International Corp’un (SMIC) yeni çipi, teknolojik rekabetin geldiği noktayı gösteriyor. Ancak, bu çabalara rağmen Huawei’nin teknolojik atılımlarını sürdürmesi, ABD’nin Çin karşısındaki mücadelesini daha da karmaşık hale getiriyor.

BIS (İhracat Kontrol Ofisi), Eylül ayında Huawei’nin “sözde” 7 nanometrelik çipini incelediğini belirtmişti. Ancak, Cumhuriyetçi üyelerin baskısı altında olan BIS’in, Huawei ve SMIC’e karşı daha sert önlemler alması bekleniyor.

Gina Raimondo, ulusal güvenliği koruma taahhüdünde bulunurken, resmi bir soruşturmanın varlığını doğrulamaktan kaçındı. Bu belirsizlik, ABD’nin Çin’in teknolojik atılımlarına karşı nasıl bir strateji izleyeceği konusundaki spekülasyonları artırıyor. Gelecekte, bu gelişmelerin teknoloji ve güvenlik alanlarındaki dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu olarak öne çıkıyor.

Asus, fansız ve toza dayanıklı yeni Mini PC’sini tanıttı

0

Asus, dayanıklı ve fansız tasarımıyla öne çıkan yeni mini PC modeli NUC 13 Rugged’u duyurdu. Bu mini bilgisayar, Intel Alder Lake-N işlemci ve 16GB DDR5 RAM ile güçlendirilmiş olarak geliyor.

Intel’in NUC bölümünü kapatma kararının ardından, Asus, NUC marka bilgisayarların geliştirme ve dağıtımını münhasır olmayan bir lisans kapsamında devraldı. Bu gelişme, gelecekte diğer şirketlerin potansiyel olarak NUC sistemleri sunma ihtimaline işaret ediyor. Daha önce Intel NUC 13 Rugged olarak bilinen Asus NUC 13 Rugged, resmî olarak bir Asus ürünü olarak piyasaya sürüldü.

Asus

Asus NUC 13 Rugged, adından da tahmin edileceği üzere zorlu ortamlara dayanacak şekilde tasarlanmış kompakt, fansız ve toz geçirmez bir mini bilgisayar. Dış ortamda 0-50°C sıcaklıklarda çalışabilen mini PC, Intel Processor N50, Atom x7211E ve Atom x7425E gibi seçenekler de dahil olmak üzere Intel Alder Lake-N işlemcilerle güçlendirilmiş.

NUC 13 Rugged, iki boyut seçeneğiyle geliyor; 6 watt Intel N50 işlemciye sahip bir model ve 12 watt’a kadar işlemciler için tasarlanmış daha kalın bir model. Uzun versiyonda pasif soğutma kanatçıkları bulunurken, ufak modelde bu kanatçıklar yer almıyor. Bilgisayar, 16 GB’a kadar DDR5 belleği destekliyor ve çok yönlü depolama seçenekleri sunuyor. PCIe x2 NVMe SSD için bir M.2 2280 yuvası ve ek SSD veya başka kullanımlar için bir M.2 3042 yuvası bulunuyor. Sistem ayrıca isteğe bağlı 64 GB eMMC depolama alanı da sunuyor.

Bağlantılar açısından, çift 2,5 GbE Ethernet portu, WiFi 6E ve Bluetooth 5.2 bağlantısını destekleyen Intel AX210 kablosuz kartın yanı sıra iki adede kadar 4K ekran ve isteğe bağlı harici anten desteği bulunuyor. Portlara baktığımızda, 2 adet USB 3.2 Gen 1 Type-A, 2 adet USB 2.0 Type-A, 2 adet HDMI 2.1, 2 adet RJ45 ve bir DC güç girişi görüyoruz.

Asus NUC 13 Rugged mini PC’nin fiyatı ve çıkış tarihi hakkında henüz bilgi paylaşılmadı. Ancak, dayanıklı tasarımı ve güçlü özellikleriyle dikkat çeken bu yeni modelin, kullanıcılar arasında büyük ilgi görmesi bekleniyor.

Startup Talks’da girişimciler ve yatırımcılar buluşuyor! 

Co-Founder Academy ve Workinton Lotus Ulus iş birliğiyle büyük bir heyecanla, iki haftada bir düzenlenecek olan “Startup Talks” etkinlik serisini duyurdu. Bir moderatör eşliğinde girişimci ve yatırımcı şapkasına sahip konuklarla gerçekleşecek olan etkinlik, ilk olarak 23 Aralık 2023 Cumartesi günü gerçekleşecek.

Startup Talks buluşmalarında ilk hafta, İTÜ Çekirdek Ön Kuluçka Programı Uzmanı Şevval Koçak moderatörlüğünde Postuby Kurucu Ortağı ve CEO’su Şafak Tozar ve Startup Wise Guys General Partner’i Günce Önür ile girişimcilik dünyasının parlak zihinleri ve yenilikçi fikirleri ile bir araya gelecek.

Girişimcilik ekosisteminin bugünü, geleceği, yatırımcıların rolü ve startupların büyüme yolculukları hakkında derinlemesine bilgi sahibi olunacak. Startup Talks buluşmalarında, katılımcıların yeni iş birlikleri kurmalarına ve mevcut ağlarını genişletmelerine olanak tanınacak.

Etkinlik Programı
10:00 – 11:00 | Kayıt
11:00 – 12:00 | Lotus – Startup Talks #1
12:00 – 12:30 | Soru & Cevap Oturumu
12:30 – 13:30 | Networking Etkinliği

Tarih: 23 Aralık 2023 Cumartesi

Yer: Ortaköy Mah. Ambarlıdere Yolu Sok. Lotusworld No:6/16 Kat:5 Beşiktaş – İstanbul

Not: Etkinliğin sınırlı kontenjanı bulunmaktadır.

Kayıt olmak için tıklayın: https://forms.gle/xYUxR7jM7HTTBigj6

Samsung Galaxy A55, Exynos 1480 ile performansını artıracak!

0

Samsung, orta seviye telefonlarıyla dikkat çeken Galaxy A serisinin 2024 modellerini tanıtmaya devam ediyor. Son olarak duyurulan Galaxy A55, Geekbench test sonuçlarıyla göz kamaştırıyor. İşte, Galaxy A55’in öne çıkan özellikleri ve Exynos 1480 işlemcisinin performansı.

Galaxy A55, Exynos 1480 işlemcisi ile performansta zirveye çıkıyor!

Geekbench veri tabanına sızan bilgilere göre, Galaxy A55 modeli, gücünü Exynos 1480 işlemcisinden alıyor. Bu güçlü işlemci, tek çekirdek testinde 1180 puan elde ederken çok çekirdek testinde 3536 puan alarak dikkat çekiyor. Önceki model Galaxy A54’te kullanılan Exynos 1380 ise benzer testlerde 1108 ve 2797 puan elde etmişti. Exynos 1480, 2.75GHz frekansında çalışan 4 performans çekirdeğine ve 2.05GHz frekansında çalışan 4 verimlilik çekirdeğine sahip.

Sızdırılan bilgilere göre, Galaxy A55, metal gövdesi, ince çerçeveleri ve su geçirmez yapısıyla öne çıkıyor. Bu özellikleriyle Galaxy A55, orta segmente üst seviye bir deneyim sunacak. Ayrıca, Exynos 1480 işlemcisi, RDNA2 tabanlı Xclipse 530 grafik birimine sahip olacak, bu da oyun ve grafik performansında önemli bir artış vaat ediyor.

Galaxy A55, Son Yılların En Dikkat Çekici Orta Seviye Telefonlarından Biri Olacak!

Söylentilere göre, Galaxy A55, son yılların en dikkat çekici orta seviye Samsung telefonlarından biri olacak. Kullanıcılar, performans, tasarım ve özelliklerin mükemmel bir kombinasyonunu sunan Galaxy A55’i sabırsızlıkla bekliyor. Samsung’un bu yeni modeli, orta seviye telefon segmentinde çıtayı yükseltecek gibi görünüyor.

Haberin SEO Uyumlu Hali İçin Anahtar Kelimeler: Samsung Galaxy A55, Exynos 1480, Geekbench testi, orta seviye telefon, su geçirmez tasarım, Xclipse 530 grafik birimi.

Cancan Meyve Presleri, Ahtapot Sosyal Medya’yla aynı sularda!

0

ARGE ve inovasyon ödülleri bulunan, 2018’de ihracat hacmiyle İDDMİB sıralamasında ilk 1000 firma arasında yer alan Cancan Meyve Presleri, dijital iletişim çalışmalarını artık Ahtapot Sosyal Medya ile el ele yürütecek.

1958’de portakal sıkma makinalarının üretimini yaparak sektöre giren Cancan Meyve Presleri, 65 yıldan beri ürettiği çeşitli mutfak ekipmanlarıyla işimizi hayatımızı kolaylaştırmakla kalmıyor; 6500m2 tesislerinde Meyve Suyu, Hazırlık ve Yıkama Ekipmanları üretimini yaparak 65 ülkede ihracat yapıyor.

Cancan Meyve Presleri’nin tercihi olan Ahtapot Sosyal Medya, Abdi İbrahim Tüketici Sağlığı bünyesindeki 12 farklı markanın yanı sıra; Aydın Doğan Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Darüşşafaka Cemiyeti, DB Schenker Arkas, DeFacto Europe, Ducray, Eau Thermale Avène, Endeksa, MADO, Mapfre Sigorta, Mitsubishi Heavy Klima, Selfit, NAKO ve WWF-Türkiye gibi pek çok değerli markanın ve kurumun dijital & kreatif çözüm ortağı olarak hizmet vermektedir.

Markanızı başarıya ulaştıracak sosyal medya yönetimi, kreatif tasarım, dijital reklam yönetimi, video prodüksiyon, fotoğraf çekimi ve monitoring gibi ihtiyaçlarınızın çözümü için Ahtapot Sosyal Medya’nın deneyimli ve kreatif ekibi ile iletişime geçebilirsiniz. Ahtapot’un, Cancan Meyve Presleri iş birliğine özel Instagram’da yayınladığı dikkat çekici “Hoş geldin!” paylaşımını ise linkten izleyebilirsiniz.

Basın Bülteni

Halkbank’ın Jet Luck yarışmasında, büyük ödül sahibini buldu

0

Girişimcilik kültürünün ülkemizde kökleşmesi için kadın ve genç girişimciler başta olmak üzere, girişimciliğin her alanına özel finansal ürünler sunan Halkbank’ın ilk kez düzenlediği Jet Luck yarışmasının finali, 16 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirildi. Girişimcilerin kıyasıya rekabet ettiği yarışmanın kazananı ise; Soilbiom adlı projesiyle Atakan Yıldız oldu.

Türkiye’nin genç girişimcilerinin hayallerini gerçeğe dönüştürmek üzere Jet Luck girişimcilik yarışmasını düzenleyen Halkbank, birbirinden parlak iş fikirlerine sahip girişimcileri, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleşen organizasyonda bir araya getirdi. Girişimcilerin projelerini iş dünyasına tanıtabilmeleri ve girişimcilik dünyasında öne çıkabilmeleri için önemli bir adım olan Jet Luck yarışmasında; finalistler arasından Atakan Yıldız, Soilbiom projesiyle büyük ödülün sahibi oldu.

Girişimcilik literatüründe “Asansör Konuşması” olarak bilinen teknikten esinlenerek tasarlanan yarışmada girişimciler, kiminle karşılaşacaklarını bilmedikleri bir asansöre bindiler. Girişimciler, yenilikçi iş fikirlerini en yaratıcı ve en etkili biçimde, 50 saniyelik bir asansör yolculuğunda anlatarak; jüri üyelerini ikna etmek için zamanla yarıştılar.

15 finalist kıyasıya yarıştı

1-30 Kasım 2023 tarihleri arasında Türkiye’nin birçok kentinden, farklı iş fikrine sahip girişimcinin başvurduğu ve son etabında 15 finalistin yer aldığı Jet Luck yarışmasının jürisinde ise; Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’la birlikte iş dünyasının önde gelen isimlerinden IBM Türkiye Genel Müdürü Işıl Kılınç Gürtuna, Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, Gülaylar Group İcra Kurulu Üyesi Mehmet Gülay, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz ve Kalyon Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murathan Kalyoncu yer aldı.

SoilBiom kazandı

Gün boyu heyecanın azalmadığı yarışmada asansör konuşması başarılı bulunan 8 girişimci, iş fikirlerini detaylı olarak jüriye bir kez daha sunma fırsatı elde etti. Yarışma jürisinin nihai değerlendirmesi sonucunda ise; Büyük Ödül olarak belirlenen Nakdi Ödül’ün sahibi, SoilBiom adını verdiği, bitkiye ve toprağa özel mikrobiyal gübre üretimi projesiyle Atakan Yıldız adlı yarışmacı oldu.

Onarıcı Tarım İçin Yeni Bir Dönem

Tarım sektöründe sürdürülebilirliği artırmak ve çevresel etkileri azaltmak için bitkiye ve toprağa özgü mikrobiyal gübreler üreten SoilBiom, toprak erozyonunu, tuzlanma, asitleşme gibi olumsuz etkileri minimize ederek, doğal kaynakların korunmasını hedefliyor. Bitki ve toprak analizlerini temel alarak ürettiği formüllerle çiftçilerin ihtiyaçlarına uygun mikrobiyal gübreler geliştiren SoilBiom böylece toprak sağlığını koruyup, biyoçeşitliliği artırırken aynı zamanda onarıcı tarım prensiplerine uygun biçimde çevresel fayda odaklı yaklaşımıyla Pazar potansiyelini de artırıyor.

App Store hacklendi! Terabaytlarca veri sızdırıldı…

0

Apple’ın App Store’daki oyunların test edildiği TestFlight hizmeti ile ilgili olarak 2012-2015 yıllarını kapsayan büyük bir veri ihlali yaşandı. “Teraleak” olarak bilinen bu ihlal, on binlerce iOS uygulaması ve oyununa yetkisiz erişim sağlayarak büyük miktarda verinin açığa çıkmasına neden oldu.

Hiç çıkmamış Angry Birds oyunları ve birçok App Store uygulaması sızdırıldı

“Teraleak” terimi yalnızca sızdırılan verilerin devasa boyutundan dolayı değil, aynı zamanda Star Fox 2 ve Yoshi’s Island gibi ikonik oyunların prototiplerinin yanı sıra The Legend of Zelda: Ocarina of Time ve Majora’s Mask gibi klasiklerin oyundan çıkarılmış içeriğini gün ışığına çıkaran 2020’deki Nintendo “gigaleak”ine bir atıfta bulunmak adına kullanıldı.

App Store veri sızıntısının merkezindeki hizmet olan TestFlight, geliştiricilerin iOS uygulamalarını resmi çıkışlarından önce test etmeleri için yayınladıkları bir platform olarak hizmet veriyor. Apple’ın 2012-2015 zaman aralığındaki sunucularından ele geçirilmiş veriler ayıklanarak kamuya açık hale getirildi. Bu veriler, anonim olarak Wayback Machine aracılığıyla arşivlendikten sonra sosyal medya platformu X’te paylaşıldı.

Sızdırılan dosyalar, TestFlight aracılığıyla yayınlanan çeşitli uygulama ve oyunların prototiplerini ve beta sürümlerini kapsıyor. Sızıntıda yayınlanmamış birkaç Angry Birds oyunu yer alıyor. İnsanlar verileri eşeledikçe daha fazla çıkmamış oyun prototipinin ortaya çıkacağı düşünülüyor.

Yayınlanmamış oyunların potansiyel keşfinin ötesinde, kullanıcıların App Store ‘dan kaldırılmış ve artık Apple’ın dağıtım platformu üzerinden indirilemeyen uygulamaları bulabilmeleri de söz konusu. Bu sızıntı, mobil oyun tarihini koruma ve arşivleme konusunda yararlı olabilir.

Siz App Store verilerinin sızdırılmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.

Yatırımın demokratik hali: Kitle fonlama sistemi

Girişimcilik dünyasının değerli ismi ve Fongogo’nun Genel Müdürü Serkan Bağçe, kısa süre önce gerçekleştirdiğimiz “Yatırımcılık Dünyası” serimizin ilki olan soru-cevap oturumunda kitle fonlama ekosistemine dair önemli görüşlerini paylaştı.

Bağçe, Facebook’un WhatsApp’ı satın almasıyla başlayan süreçte, 50 kişilik bir ekibin 20 milyarlık iş hacmi ürettiğini gözlemleyerek startup dünyasına adım atmış. Bu deneyim, onu yeni ekonomik modelleri keşfetmeye ve StartupMarket fikrini hayata geçirmeye itmiş.

StartupMarket fikrinin doğuşunu ve 2018 yılında yayın hayatına başlamasını anlatan Bağçe, Fongogo’nun teknik olarak StartupMarket’i satın alarak bu alanda önemli bir adım attığını vurguladı. Bağçe, kitle fonlamanın özellikle Türkiye’de hızlı bir şekilde ivme kazandığını ve bu alandaki gelişmelerin yatırımın demokratikleşmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Girişimcilerin kitle fonlama sisteminde nasıl yer alabileceğine dair ipuçları veren Bağçe, tanıdıkları ve güvendikleri girişimlerle ilerlemeyi tercih ettiklerini söyledi. Ayrıca, yatırımcıların startup yatırımcılığını iyi öğrenmeleri gerektiğini ve Fongogo’nun bu süreçte aracı olarak önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Bağçe, kitle fonlamanın girişimler için nasıl bir avantaj sağladığına, özellikle müşteri bağlılığı ve pazarlama açısından değerlendirdi. Aynı zamanda, bu alandaki yasal boşluklar ve mevcut zorluklara dikkat çekerek, VC yatırımcılarının bakış açısını ve bu alandaki çekincelerini dile getirdi.

Fongogo ve StartupMarket’in birleşimiyle ortaya çıkan sinerjiye de değinen Bağçe, bu birleşimin girişimcilik ekosistemine nasıl katkı sağladığını ve StartupMarket’in 3 bin startupı nasıl incelediğini anlatıyor. Ayrıca, girişimcilik ekosistemindeki eleştirilere nasıl yaklaştığını ve bu eleştirilerin kendilerini nasıl geliştirdiğini vurguluyor.

Oturumda, Bağçe’nin girişimcilik ekosistemi hakkındaki derin bilgisi ve tecrübeleri, Türkiye’nin startup dünyasına ilgi duyan herkes için değerli içgörüler sunuyor.

OpenAI, ByteDance’ın GPT tabanlı model eğitimini askıya aldı

San Francisco merkezli yapay zeka şirketi OpenAI, Çinli teknoloji devi ByteDance’ın GPT (Generative Pre-trained Transformer) tarafından üretilen verilerle kendi yapay zeka modelini eğitirken, hem Microsoft hem de OpenAI’nin geliştirici lisansını ihlal ettiğini belirtti. Command Line dergisinin bugünkü sayısında yayınlanan bir rapora göre, OpenAI, ByteDance’ın hesabını askıya aldı.

OpenAI  ByteDance'ın

OpenAI sözcüsü Niko Felix, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Tüm API müşterileri, teknolojimizin iyi amaçlarla kullanılmasını sağlamak için kullanım politikalarımıza uymak zorundadır. ByteDance’in API’mizi kullanımı asgari düzeyde olsa da, daha fazla araştırma yaparken hesaplarını askıya aldık. Kullanımlarının bu politikalara uymadığını tespit edersek, gerekli değişiklikleri yapmalarını isteyeceğiz veya hesaplarını feshedeceğiz” dedi.

Raporun yayınlanmasının ardından ByteDance’in GPT kullanımının çoğunun doğrudan OpenAI üzerinden değil, Microsoft’un Azure platformu üzerinden gerçekleştiği ortaya çıktı. OpenAI‘nin ardından Microsoft’a da aynı konuda sorular yöneltildi. Henüz bir açıklama yapılmazken, GPT tabanlı model eğitimindeki bu lisans ihlali konusu, yapay zeka dünyasında dikkatle takip edilmeye devam ediyor.