Meta şirketi, 29 Mart 2024 tarihinde gerçekleştireceği bir güncelleme ile birlikte, metaOculus hesaplarınızın silineceğini duyurdu. Bu değişiklik, sanal gerçeklik (VR) oyunları ve uygulamalarının, satın alımların ve diğer içeriklerin korunması adına önemli bir süreçtir. Kullanıcıların bu değişikliğe uyum sağlamak için alması gereken önlemler bulunmaktadır.
Meta tarafından gönderilen resmi bir e-posta bildirimi ile duyurulan bu değişiklik, Oculus hesaplarını Meta’ya taşımayan kullanıcıların 29 Mart’ta hesaplarının kalıcı olarak silineceği anlamına gelmektedir. Bu süre zarfında kullanıcılar, uygulamalara, uygulama içi satın alımlara, mağaza kredilerine ve daha pek çok içeriğe erişimlerini kaybedebilirler. Bu nedenle, 29 Mart’tan önce Meta hesabına geçiş yapmayan kullanıcıların başarımları, arkadaş listeleri ve Oculus hesaplarıyla ilişkilendirdikleri tüm içerikleri kaybetme riski bulunmaktadır.
Oculus, 2020 yılından itibaren yeni kullanıcılarına Facebook hesapları ile kayıt olma zorunluluğu getirmişti. Ancak, 2022 yılında Meta, Facebook hesabını Quest başlığa bağlamamayı tercih eden kullanıcılara bir alternatif olarak Meta hesabı oluşturma seçeneğini sunmuştu. Ancak, Ocak 2023 itibarıyla Meta, Oculus hesabına girişleri durdurdu ve kullanıcılar için tek seçenek olarak Meta hesabına geçiş yapmayı önerdi.
Kullanıcılar, Oculus için kullandıkları e-posta adresleriyle Meta hesabı açarak hesaplarını taşıyabilirler. Bu işlem sonrasında, Oculus hesaplarında kayıtlı oyunlara, verilere ve diğer satın alma işlemlerine Meta hesabı üzerinden sorunsuz bir şekilde erişebilecekler.
29 Mart tarihine kadar işlem yapmayan kullanıcılar, kayıtlı içeriklerini, başarımlarını ve diğer verilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıkları için, bu değişikliğe hızlı bir şekilde uyum sağlamaları önemlidir. Meta hesabına geçiş yapmayan kullanıcıların, 29 Mart’tan sonra bu içeriklere erişim sağlama şansı olmayabilir. Bu nedenle, bu süre zarfında gerekli adımları atmak, kullanıcıların sanal gerçeklik deneyimlerini kesintisiz bir şekilde sürdürebilmeleri adına kritik bir öneme sahiptir.
34 şirket ve dernek, Apple planlarının “yasanın gerekliliklerini karşıladığına” inanmıyor. Mektuba göre, Apple’ın değişiklikleri “yasanın hem ruhunu hem de lafzını göz ardı ediyor” ve değiştirilmeden bırakılırsa “DMA ile alay konusu olacak“. Temel Teknoloji Ücreti, Noter Tasdik süreci ve geliştiricilerin kabul etmesi gereken koşullar da dahil olmak üzere Apple’ın planının bazı belirli bileşenleri vurgulanıyor.
Apple’ın mevcut App Store şartlarına uyma veya yeni şartları kabul etme zorunluluğu, geliştiricilere karmaşıklık ve kafa karışıklığı katan “işe yaramaz bir seçenek” sunuyor. Mektup, her iki seçeneğin de DMA uyumlu olmadığını ve “Apple’ın dijital pazarlar üzerindeki kalesini pekiştireceğini” öne sürüyor.
Temel Teknoloji Ücreti ve işlem ücretleri, rekabeti engelleyecek ve geliştiricilerin “haksız şartları” kabul etmesini engelleyecektir.
Apple, kullanıcı seçimini sınırlamak için “temelsiz gizlilik ve güvenlik endişelerini” kullanıyor. Apple’ın kullanıcılara göstermeyi planladığı “korku ekranları“, “yanıltıcı olacak ve kullanıcı deneyimini kötüleştirecek.”
Apple dışarıdan yüklemeye izin vermiyor, yeni uygulama mağazalarının kurulumunu ve kullanımını “geliştiriciler için zor, riskli ve mali açıdan çekici olmayan” hale getiriyor.
Şirketler ve dernekler, Avrupa Birliği’ni “Apple’a karşı hızlı, zamanında ve kararlı eyleme” geçmeye çağırıyor. Avrupa Komisyonu’nun Apple’ın teklifine yanıt verme şekli “DMA’nın Avrupa vatandaşlarına ve ekonomisine fayda sağlayıp sağlayamayacağı konusunda bir turnusol testi görevi görecek.“
Apple’ın 7 Mart’a kadar Dijital Pazarlar Yasası‘na uyması gerekiyor ve yapılan uygulama ekosistemi değişiklikleri iOS 17.4’e de uygulanıyor. Önümüzdeki hafta başında iOS 17.4‘ün yayınlanmasını bekliyoruz ve bu, alternatif uygulama pazarlarının, alternatif ödeme yöntemlerinin ve Apple’ın geliştiriciler için tasarladığı yeni şartların yürürlüğe gireceği tarih.
Apple, uyguladığı değişiklikleri desteklemek amacıyla bugün; Noter tasdiki süreciyle azaltmaya çalıştığı riskleri, alternatif uygulama pazaryerlerinin ve bu pazaryerleri aracılığıyla yüklenen uygulamaların uyması gereken diğer gereklilikleri özetleyen bir teknik inceleme yayınladı.
2020 Ekim ayında kurulmuş ve mobil hizmet ve servis robotları alanında yenilikçi çözümler geliştiren yerli girişim Saha Robotik bu yıl dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden biri olan iF Design Award 2024’ü “Speedy Service” modeli ile kazandı.
Bilişim Vadisi’nde faaliyet gösteren Saha Robotik, Speedy Service modeli ile restoran ve otel sektörlerinde servis anlayışını kökten değiştirmeyi hedefliyor. Speedy Service, estetik tasarımı ve üstün teknolojik özellikleri ile iF Design Award jürisinden tam not aldı.
Saha Robotik CEO’su Murat AYRANCI, ödülle ilgili yaptığı açıklamada, “Speedy Service modelimizin iF Design Award 2024’ü kazanması, ekibimizin yaratıcılığını ve sıkı çalışmasını uluslararası alanda tanınan bir platformda onurlandırıyor. Bu başarı, müşterilerimize daha iyi hizmet verme misyonumuzun bir göstergesi.” dedi.
TT Ventures tarafından İstanbul AKM’de açılan girişimcilik merkezinin açılışında Saha Robotik CEO’su Murat AYRANCI Speedy Service hakkındaki sorularımızı yanıtlamıştı.
Speedy Service, kullanıcı dostu arayüzü, hızlı ve etkili servis kapasitesi ile hizmet sektöründe yeni bir dönem başlatmayı hedefliyor. Daha fazla bilgi www.saharobotik.com adresinden alınabilir.
Sigorta devi UnitedHealthcare Group, bilgisayar korsanlarının; reçete taleplerini eczanelerden, hastaların sigorta kapsamında olup olmadığını ve ne kadar ödemeleri gerektiğini belirleyen şirketlere yönlendiren Change Health iş birimini fidye yazılımlar aracılığıyla hedef aldığını söyledi.
Bilgisayar korsanları hastalarla ilgili verileri çaldı, şirket dosyalarını şifreledi ve bunların kilidini açmak için para talep etti; bu da şirketin kurtarmaya çalışırken ağının çoğunu kapatmasına yol açtı.
Change Health ve rakibi CoverMyMeds, sözde geçiş işinin en büyük iki oyuncusudur ve talepleri sigortacılara iletmek için eczanelerden küçük bir ücret talep etmektedir.
Ulusal Serbest Eczacılar Birliği kıdemli başkan yardımcısı Patrick Berryman, “Bunlardan biri bozulduğunda, bunun büyük bir sorun olduğu açıktır.” dedi.
ALPHV olarak bilinen Rusça konuşan kötü şöhretli bir fidye yazılımı çetesi, 21 Şubat’taki ihlalin sorumluluğunu üstlendi ve birçok hastaneyi kapsayan bir dizi saldırıyı üstlendi.
Devam eden sorunlar, Colonial Pipeline’a yapılan bir fidye yazılımı saldırısının Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en büyük yakıt boru hattı ağının kapatılmasına yol açmasından yaklaşık üç yıl sonra kritik altyapının devam eden kırılganlığının altını çiziyor. Tüketiciler gaza hücum ederken, özellikle ülkenin doğu yarısındaki servis istasyonlarında yakıt sıkıntısı yaşandı.
O tarihten bu yana ABD’li yetkililer ve onların uluslararası ortakları; çetelerin hacklenmesi, iş ortaklarıyla yapılan sohbetlerin ele geçirilmesi ve bazı durumlarda tutuklamaların da dahil olduğu bir dizi operasyon duyurdu. ALPHV, Aralık ayında kısa ömürlü olduğu kanıtlanan bir yayından kaldırma işleminde hedef alındı.
Ajansın siber bölümüne başkanlık eden FBI Direktör Yardımcısı Yardımcısı Brett Leatherman Cuma günü yaptığı açıklamada, bir grubu ne zaman dağıtacağına karar verirken, şifre çözme anahtarları gibi mağdurlara yardımcı olacak teknik materyal sağlayıp sağlayamayacağı da dahil olmak üzere birçok faktörün dikkate alındığını söyledi.
Leatherman bir röportajda “ALPHV ile bu kadar başarılı olmamızın bir nedeni de kurbanlara yardım etme şeklimizdir.” dedi.
ABD eczaneleri çok çeşitli etkiler bildirdi; en kötü sorunlardan bazıları bağımsız mağazalarda yaşandı.
UnitedHealth, ülkedeki 70.000’den fazla eczanenin yüzde 90’ından fazlasının Change Health kesintisi sonucunda elektronik talepleri işleme biçimini değiştirmek zorunda kaldığını tahmin ediyor. Ancak sadece az sayıda hastanın reçetelerini belirli bir fiyata alamadığını söyledi.
Ülkedeki en büyük eczane ağlarından birini işleten CVS’den bir sözcü, kesinti nedeniyle “eczanelerinin sigorta taleplerini işleme koyamadığı az sayıda vaka” olduğunu söyledi. Ancak geçici çözümlerin reçeteleri doldurmasına izin verdiğini söyledi.
Talepleri hızlı bir şekilde farklı bir şirkete yönlendiremeyen eczaneler için Sağlık Değişimi kesintisi, eczacıları hastanın ortak ödemesini manuel olarak hesaplamaya veya onlara nakit fiyat teklif etmeye zorladı.
Etkiyi daha da artıran binlerce kuruluş, bilgisayar korsanlarının ağlarına da bulaşmamasını sağlamak için Change Health’i sistemlerinden kesti.
Change Health’e yapılan saldırı, pek çok eczaneyi nakit akışı sıkıntısına soktu; zira eczaneler, sigorta şirketleri tarafından kendilerine ne zaman geri ödeme yapılacaklarını bilmeden ilacı sağlayan şirketlerin faturalarıyla karşı karşıya kaldı.
Bazı eczaneler, sigorta kapsamında olup olmadıklarını bilemedikleri için müşterilerinden reçetelerinin tam bedelini ödemelerini talep ediyor. Bazı durumlarda bu, sosyal medya gönderilerine göre insanların cebinden 1.000 dolardan fazla para ödediği anlamına geliyor.
Kesinti, reçetelerini indirimli almak için ilaç üreticisi kuponlarını kullanan hastalar için de büyük sıkıntı yarattı. Bazıları kupon sisteminin aynı zamanda Sağlık Değişimine de dayandığının söylendiğini bildirdi.
ALPHV, “hizmet olarak fidye yazılımı” gerçekleştiren en büyük gruplardan biri olup, şantaj parasını gerçek korsanlığı gerçekleştiren bağlı kuruluşlarla paylaştırıyor ve ardından ALPHV’nin BlackCat fidye yazılımı şifreleme programını yüklüyor. ALPHV daha sonra tehditleri ve müzakereleri ele alıyor.
Grup bu şekilde 300 milyon dolardan fazla para topladı ve Las Vegas’taki Caesars Palace gibi yüksek profilli hedefleri hedef aldı.
Aralık ayında Adalet Bakanlığı, ALPHV’yi hacklediklerini ve ortak ülkelerle birlikte yüzlerce şifre çözme anahtarı kurtardıklarını; böylece kurbanların verilerini ödeme yapmadan geri alabileceklerini söyledi. Bazı analistler, grubun içeriden sızma sonucu kurtulamayacağını öngördü.
Ancak geçen hafta gösterdiği gibi, ALPHV neredeyse etkisiz hale getirilmemişti. ALPHV, günler içinde başka bir site üzerinde yeniden belirdi ve intikam alacağını duyurdu. Ortaklarını daha hassas Amerikan hedeflerine sızmaya davet etti.
ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı’nın eski başkanı Chris Krebs “Suçlular arasındaki güven sağlanana kadar, ortakları kabul eden gruplar özellikle dirençli.” dedi.
“Eğer kalıcı, uzun vadeli etkiler istiyorsanız; bazı adamları oyundan çıkarmayı gerektirecek.” diye ekledi Krebs.
“Ancak, kanatlarında bekleyen daha fazla adam var.”
Çin’de Nanjing Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde görev yapan mühendislerin oluşturduğu bir ekip, insanlar kadar isabetli atış yapabilen silahlı robot köpek geliştirdi. The Chinese Journal of Engineering‘de yayınlanan araştırma, şehir savaşlarında önemli bir devrimin habercisi olabilir.
Ekip, yerli üretim dört ayaklı robot köpeğe entegre edilen 7,62 mm’lik makineli tüfekle yapılan testlerde, dakikada 750 mermi ateşleme kapasitesi ve optoelektronik görüş sistemi ile dikkat çeken sonuçlar elde etti. 100 metre uzaklıktaki hedefe yapılan atışlarda elde edilen yarı dağılım yarıçapı, Amerika Birleşik Devletleri Ordusu tarafından kullanılan standart silahların doğruluğuyla karşılaştırılabilir düzeydeydi.
Araştırma ekibi, bu başarının arkasındaki etkenleri özel bir silah yuvası tasarımında ve Çin’in robot teknolojileri konusundaki uzmanlığında buldu. Özel silah yuvası, sürekli ateşleme sırasında namlu sıçramasını en aza indirirken silahın serbestçe nişan almasını sağlayacak şekilde özel olarak tasarlanmıştı.
Şehir savaşlarının karmaşık ortamlarında kullanılmak üzere geliştirilen dört ayaklı platform, ekip tarafından “kesişen labirent gibi sokaklardan ve sık binalardan oluşan kent dokusunu insansız savaş platformları için benzersiz zorluklar yarattığı” belirtilerek öne çıkarıldı. Geleneksel tekerlekli ve paletli tasarımların yetersiz kaldığı bu ortamlarda dört ayaklı robot köpeklerin daha başarılı olduğu vurgulandı.
Eğer bu teknoloji şehir savaşlarında kullanılırsa, geleneksel silah sistemlerine göre daha etkili ve adapte olabilir bir çözüm sunabilir. Ancak, bu tür teknolojilerin etik ve güvenlik konularındaki tartışmaları da beraberinde getireceği unutulmamalıdır.
Change Healthcare Perşembe günü yaptığı açıklamada, ALPHV veya Noberus adını da taşıyan Blackcat fidye yazılımı grubunun hacklemeden sorumlu taraf olarak tanımlandığını doğruladı.
Şirket yaptığı açıklamada, “Uzmanlarımız konuyu ele almak için çalışıyor; bu saldırı konusunda kolluk kuvvetleri, önde gelen üçüncü taraf danışmanlar Mandiant ve Palo Alto Network ile yakın işbirliği içinde çalışıyoruz.” dedi. “Üyeler, hastalar ve müşteriler üzerindeki etkiyi anlamak için aktif olarak çalışıyoruz.”
Change Healthcare, eczaneler için reçete işleme hizmetleri sağlıyor ve sistem kapalıyken bazı eczaneler, sigorta şirketlerine verilen reçeteleri işleme koyamıyor. Bu da onların ödeme almalarına olanak tanıyor. Şirket artık “insanların ihtiyaç duydukları ilaçlara ve bakıma erişmesini sağlamak için birden fazla geçici çözüme” sahip olduğunu söylüyor.
Blackcat kolluk kuvvetleri yetkililerine yabancı bir isim değil. Adalet Bakanlığı geçen Aralık ayında gruptan bahsetmiş ve yetkililerin gruba karşı bir aksaklık kampanyası başlattığını duyurmuştu. FBI’ın devam eden bir soruşturma kapsamında “Blackcat fidye yazılımı grubunun bilgisayar ağına görünürlük kazandırdığı” ve grubun işlettiği birçok web sitesine el koyduğu belirtildi.
Son iki yılda Blackcat, kurbanlardan yüz milyonlarca dolar alarak dünyanın en üretken ikinci hizmet olarak fidye yazılımı (RaaS) kuruluşu haline geldi. Dünyanın çeşitli ülkelerinden çok sayıda emniyet teşkilatı grup hakkında paralel soruşturmalar yürütüyor.
Adalet Bakanlığı, konuyla ilgili “Fidye yazılımı varyantının neden olduğu kesintiler, devlet tesisleri, acil durum hizmetleri, savunma sanayii bazlı şirketler, kritik üretim ve sağlık ve kamu sağlığı tesisleri dahil olmak üzere ABD’nin kritik altyapısını ve ayrıca diğer şirketleri, devlet kurumlarını ve okulları etkiledi.“ dedi.
RaaS son dört yıldır hackerlar arasında popüler hale gelen bir model. Aracılar, şirketlere yönelik istismar kitleri veya arka kapılar satar veya kiralar; bu da onların kullanıcı bilgilerine erişmesine, kötü amaçlı yazılım yüklemesine ve sistem kaynaklarının kontrolünü üstlenmesine olanak tanır. Bu komisyoncular erişimi binlerce dolara satıyor ve fidye yazılımı saldırganları kurbanlardan bunun kat kat fazlasını talep edebiliyor.
Change Healthcare başlangıçta Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) saldırının arkasında ulus devletle bağlantılı kötü bir aktörün olabileceğinden şüphelendiğini söylemişti. Ancak Blackcat’in kar amacı güden bir operasyon olduğu söyleniyor. UnitedHealth’in başka bir hükümetin müdahalesini göz ardı edip etmediği şu anda bilinmiyor. (Blackcat, şimdi silinmiş olan bir sosyal medya gönderisinde bunu yalanladı, ancak bir bilgisayar korsanlığı grubunun dürüstlüğü genel olarak sorgulanabilir.)
Birçok fidye yazılımı şirketi gibi Blackcat de saldırılarında birden fazla gasp biçimi kullanıyor. Erişim sağladıktan sonra hassas verileri alır, sistemi şifreler ve kurduğu kilitleri geri almak için fidye talep eder ve elde ettiği (genellikle hassas) bilgileri yayınlamamayı kabul eder.
Şirketin ödeme yapmaması durumunda bilgiler genellikle Dark Web’de veya sızıntı yapan bir web sitesinde yayınlanır.
Change Healthcare’in sistemleri 10 gündür çevrimdışı. Şirket, ne zaman geri dönmelerini beklediklerine dair bir sinyal vermedi.
Şirket, “Etkilenen ortamı onarmak için çeşitli yaklaşımlar üzerinde çalışıyoruz ve tüm sistemlerimizde proaktif ve agresif olmaya devam ediyoruz.” dedi. “Sistemde herhangi bir sorun olduğundan şüphelenirsek hemen harekete geçeceğiz.“
Yüksek mahkemeden, herhangi bir kişisel bilgi eklenmeden, tek başına bir IP adresinin Şart kapsamında gizlilik beklentisiyle korunup korunmadığını değerlendirmesi istendi.
Mahkeme, 5’e 4’e bölünmüş kararında; kişinin IP adresini oluşturan numaralara makul bir gizlilik beklentisinin bağlı olduğunu ve yalnızca bu numaraları almanın bir arama teşkil ettiğini söyledi.
Çoğunluk adına yazan Yargıç Andromache Karakatsanis, IP adresinin “bir internet kullanıcısı ile çevrimiçi faaliyetleri arasındaki önemli bağlantı” olduğunu yazdı.
“Dolayısıyla, bu aramanın konusu; bu IP adreslerinin belirli internet kullanıcıları hakkında, nihai olarak kimlikleri de dahil olmak üzere ortaya çıkarabileceği bilgilerdi.“
Muhalif dört yargıç adına yazan Yargıç Suzanne Côté, yalnızca bir IP adresiyle ilgili gizlilik beklentisinin olmaması gerektiğini söyleyerek bu merkezi noktaya karşı çıktı.
Mahkemenin kararı, Alberta’daki bir içki mağazasından yapılan alışverişler nedeniyle 14 çevrimiçi dolandırıcılık suçundan mahkum olan Andrei Bykovets’in davasına dayanıyor.
2017 yılında iddia edilen suçu araştıran Calgary Polis Teşkilatı, mağazanın çevrimiçi satışlarının üçüncü taraf bir ödeme işleme şirketi olan Moneris tarafından yönetildiğini keşfetti.
Polis, Moneris’le temasa geçti ve herhangi bir mahkeme emri veya tutuklama kararı olmaksızın satın alma işlemleriyle ilgili IP adresini istedi. Moneris polise iki adres verdi.
Temyiz mahkemesi gizlilik talebini reddetti
Calgary polisi daha sonra IP adresleriyle ilişkili isim ve adresleri almak için mahkeme emriyle internet servis sağlayıcısına (İSS) gitti. Adreslerden biri Bykovets’e, diğeri ise babasına aitti.
Polis, bu kişilerin evlerinde arama yapmak için tutuklama emri çıkartmak amacıyla isim ve adresleri kullandı. Bykovets tutuklandı ve üçüncü bir şahsın kredi kartı ve kimlik belgelerini bulundurmakla suçlandı.
Duruşmada Bykovets, IP adresiyle ilgili gizlilik beklentisi olduğu için Haklar ve Özgürlükler Şartı’nın 8. Maddesini ihlal eden, mantıksız bir arama ve el koymanın kurbanı olduğunu savundu.
Duruşma hakimi, adreslerle ilgili herhangi bir gizlilik beklentisinin bulunmadığını ve dolayısıyla Şartın ihlal edilmediğini söyleyerek bu görüşe karşı çıktı.
Alberta Temyiz Mahkemesi çoğunluk kararında ilk derece hakiminin yanında yer aldı, ancak temyiz mahkemesinin bir hakimi IP adresleriyle ilgili bir gizlilik beklentisi olduğunu söyleyerek buna karşı çıktı.
Dijital dünyada çevrimiçi gizliliğin korunması
Yüksek Mahkeme çoğunluk kararında Karakatsanis, IP adresinin kendisini değil, yalnızca Şart tarafından korunacak bir adresle ilişkili bilgilerin dikkate alınmasının, Şart’ın geniş amacını göz ardı eden “parça parça muhakemeyi yansıttığını” söyledi.
Karar, gizlilik çıkarlarının, IP adresinin “özellikle üçüncü taraf web sitelerinden elde edilen diğer mevcut bilgilerle birlikte neler ortaya çıkarabileceği dikkate alınmaksızın” kendi başına ortaya çıkarabilecekleri ile sınırlı olamayacağını söyledi.
Bir IP adresinin kullanıcının kimliğinin kilidini açması nedeniyle makul bir gizlilik beklentisiyle birlikte geldiği ve bu nedenle Şart tarafından korunduğu ifade edildi.
Kararda, “Eğer günümüzün dijital ağırlıklı dünyasında Kanadalıların çevrimiçi mahremiyetini anlamlı bir şekilde koruyacaksa, onların IP adreslerini de korumalıdır.” denildi.
FBI Direktörü Christopher Wray’in açıklamalarına göre, Çin, ABD’nin kritik altyapısını hedef alarak bilgisayar ağlarına zarar verebilecek kötü amaçlı yazılım kodlarını yerleştirmek için “lazer odaklı” bir çaba içerisinde. Wray, kötü amaçlı yazılımların önceden konumlandırılması konusunda ciddi endişelerin olduğunu belirtti.
Son günlerde ABD, Çin’in Volt Typhoon olarak bilinen hack ağı aracılığıyla Amerikan altyapısını, elektrik şebekesi ve su temini dahil olmak üzere dünya çapındaki diğer hedefleri hedef aldığı bir olayla karşı karşıya kaldı. Wray, Münih Güvenlik Konferansı’na katıldıktan sonra yaptığı açıklamada, “Buna gerçek bir tehdit olarak odaklandık ve bunu tanımlamak, öngörmek ve bozmak için birçok ortakla birlikte çalışıyoruz.” dedi.
FBI Wray, Volt Typhoon’un sadece görünen kısmı olduğunu ve Çin hükümetinin bu tür faaliyetlerden sadece birinin olduğunu ifade etti. ABD, Çin’in ön konumlandırma operasyonlarını on yılı aşkın bir süredir izliyor, ancak Wray, güvenlik konferansında operasyonların “ateş eşiğine” ulaştığını belirtti. Çin’in, “Pekin doğru zamanın geldiğine karar verdiğinde saldırmaya hazır kritik altyapımıza saldırı silahlarını” daha fazla yerleştirdiğini söyledi.
Wray’in yorumları, geleneksel casusluk ve fikri mülkiyet hırsızlığından gelecekteki olası çatışmalara hazırlanmak için tasarlanmış bilgisayar korsanlığına kadar uzanan Çin casusluğu konusundaki farkındalığı artırmaya yönelik FBI’ın son çabalarını yansıtmaktadır. Geçen Ekim ayında Wray ve Five Eyes istihbarat paylaşım ağına üye ülkelerin yetkilileri, Çin casusluğuna odaklanmak amacıyla ilk halka açık toplantılarını düzenledi. Wray, ABD’nin kampanyasının etkili olduğunu ve insanların, özellikle birkaç yıl önce şüphecilikle karşılaştığına kıyasla giderek daha fazla tehdide uyum sağladığını belirtti.
Spotify, müzik ve podcast dünyasında liderliğini sürdürürken, şirket şimdi de Amerika’da sesli kitap tutkunları için yeni bir kapı aralıyor. Müzikle alakalı olmayan, tamamen sesli kitaplara odaklanan bu özel abonelik, kullanıcılara geniş bir okuma deneyimi sunma hedefi taşıyor. Şu an için sadece Amerika’da mevcut olan bu hizmet, aylık 10 dolar karşılığında kullanıcılara 15 saatin üzerinde sesli kitap dinleme imkanı sağlıyor.
Spotify’ın sesli kitap aboneliği, sadece öne çıkan kitapları değil, aynı zamanda 200.000’den fazla sesli kitap içeren kapsamlı bir kütüphaneye de erişim imkanı tanıyor. Bu sayede kullanıcılar, favori yazarlarını keşfetmenin yanı sıra yeni ve çeşitli konularda zenginleşen bir içerik dünyasına adım atıyorlar.
Spotify sesli kitap özelliği Premium müzik dinleme keyfinin yanı sıra, kullanıcılar 10 dolar karşılığında aylık abonelikle 15 saatlik sesli kitap dinleyebilme imkanına sahipler. Ancak, dikkat çeken bir nokta, Spotify Premium’un sadece 1 dolar daha fazla karşılığında sınırsız müzik ve sesli kitap birleşimini sunması. Bu durum, fiyatlandırmanın biraz dengesiz olduğu izlenimini uyandırıyor.
Rakip platform Audible, aylık 15 dolara bir sesli kitap dinleme imkanı sunarken, aynı zamanda aboneliğe dahil ücretsiz kitap ve podcastleri de sunuyor. Spotify’ın bu rekabet ortamında nasıl bir konumda olacağı ise merak konusu. Sesli kitap dünyasındaki bu yeni adım, müzik dinleme deneyimiyle birleşerek kullanıcılara daha kapsamlı bir eğlence sunma hedefini yansıtıyor.
Dünya genelinde milyonlarca kullanıcısı bulunan sosyal medya devi Meta, Threads API’sini Haziran ayına kadar üçüncü taraf geliştiricilerin geniş çapta kullanımına sunmaya hazırlanıyor. Jesse Chen’in, Meta mühendisi olarak yaptığı paylaşıma göre, şirket uzun bir süredir üzerinde çalıştığı yeni geliştirici araçlarını test etmeye başladı.
Chen, API’nin geliştirilmesi için son birkaç aydır yoğun bir çaba sarf edildiğini ve nihayet API’nin test aşamasına geçtiğini duyurdu. Threads API, uygulamaların birbirleriyle etkileşim kurmasına ve veri alışverişi yapmasına olanak tanıyacak, bu da kullanıcı deneyimini daha zengin hale getirecek önemli bir adım olarak öne çıkıyor.
Haziran ayı sonuna kadar daha geniş bir kullanıcı kitlesine sunulması hedeflenen API, şu an itibariyle kullanıcılara kimlik doğrulama, içerik yayınlama ve bu araçlar üzerinden yayınlanan içerikleri alma gibi temel özellikleri sunuyor. Henüz beta sürümünde olan API’yi test eden ilk şirketler arasında ise sosyal medya yönetim platformları Sprinklr, Hootsuite, Social News Desk ve Sprout Social bulunuyor.
Meta’nın Threads API’sini üçüncü taraf geliştiricilere açması, şirketin platformunu daha geniş bir ekosistemle entegre etme ve kullanıcı deneyimini geliştirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu hamle, sosyal medya dünyasında önemli bir dönemeç olarak nitelendirilirken, Haziran ayında resmi olarak kullanıma sunulmasıyla birlikte sosyal medya alanında yeni bir heyecan dalgası oluşturması bekleniyor. Geliştiriciler ve işletmeler, Threads API’sinin sunduğu potansiyel olanaklardan yararlanarak kendilerini daha geniş bir kitleye tanıtma ve etkileşimi artırma fırsatını değerlendirebilecekler.
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
COVID-19 salgını, kuruluşlardaki dijital dönüşümün hızını artırarak nasıl, nerede, ne zaman ve neden çalıştığımızı temelden değiştirdi. Ancak pandemiden önce çalışma hayatının geleceğinin nasıl olacağına dair sinyaller zaten geliyordu. O da geleneksel çalışma ve iş birliğini dengeleyen hibrit iş yeri ve daha üretken olmak için yapay zekâdan yararlanmaya başlayan, sayısı giderek artan bir uzaktan iş gücüne işaret ediyordu.
Şu an “Yeni normal” hayatlarımızı sürdürürken Chat GPT, Midjourney veya DALL-E gibi üretken yapay zekâ araçlarının ortaya çıkışı, iş yerindeki çok sayıda rutin görevin otomatik sistemler tarafından yürütülebileceğini gösteriyor. Artık hepimiz bundan böyle çalışma şeklimizin asla aynı olmayacağını biliyoruz. Çünkü işimiz belirli bir an veya konumla sınırlı değil, sonuçlara ulaşmakla ilgili. Dell Technologies’de de çalışanların nerede olduklarından veya hangi cihazı kullandıklarından bağımsız olarak, işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları uygulamalara ve kaynaklara kolayca ve güvenli bir şekilde erişmelerini sağlayan, “gelişmiş bir dijital alan” olarak ortaya çıkan çalışma kavramına önem veriyoruz.
Gelecekteki iş hakkında düşünmeliyiz
Tüm bu otomatik sistemler çalışanların hayatlarını dönüştürürken kuruluşların da göz önünde bulundurmaları gerekenler var. Yakın bir gelecekte kuruluşların BT ortamlarını bugün ihtiyaç duydukları verimlilik, esneklik ve dayanıklılıkla modernize ederek hibrit çalışma tarzlarını geliştirmeleri gerekecek.
İşte bu noktada yapay zekâ, işin geleceğini şekillendirmede çok önemli bir rol oynayabilir. Ancak, her teknoloji gibi yapay zekânın da belli sorumluluklarla değerlendirilmesi, sınırlarının ve potansiyel risklerinin iyi anlaşılması gerekiyor.
Dell Technologies olarak yapay zekânın ve diğer ileri teknolojilerin, insanların ve işletmelerin dünyayı daha iyi bir hâle getirmek için katkıda bulunma gücüne inanıyoruz. Ancak bu teknolojilerin etik ve sorumlu bir şekilde ve eşitlik, güven ve karşılıklı korunma ilkelerine bağlı kalınarak geliştirilmesi ve uygulanması gerekiyor. Bu noktada yapay zekânın etkili olabileceği bazı alanları hatırlatmakta fayda var:
Gelişmiş iş birliği: Yapay zekâ; iletişimi, proje yönetimini ve bilgi paylaşımını geliştiren araçlarla çevrimiçi iş birliğini artırabilir.
Görev otomasyonu: Yapay zekâ, tekrarlayan ve sıkıcı görevlerin otomatikleştirilmesini sağlayarak çalışanların daha stratejik ve daha yüksek değerli görevlere odaklanmasına olanak tanır.
Veri analizi: Makine öğrenmesi araçlarının analitik yeteneklerinden yararlanan BT ekipleri, işletmedeki her alanda tüm karar verme süreçlerine değerli bilgiler sağlayabilir.
BT ortamını modernize etmek öncelik olmalı
Hibrit çalışma modellerine yöneldiklerinde şirketlerin yenilikçi iş deneyimlerine kapı açtıklarını görüyoruz. Şirket içi hibrit çalışma yönteminin tasarlanması için de şirketlerin üç temel hususu benimsemesi gerekiyor:
BT ortamının modernize edilmesi
Hibrit ve kapsayıcı bir çalışma kültürü oluşturulması
Ofis rolünün ve işlevinin yeniden tanımlanması
BT ortamını modernize etmenin amacı, çalışanların dijital iş deneyimini daha akıcı ve basit hâle getirmek. Sorunları proaktif olarak çözmekse kullanıcı deneyimlerine göre hareket etmek, sorunları en başında tespit etmek ve önlemek için bilgi ve verileri kullanmakla ilgili. Buna örnek olarak kişisel bilgisayarlarımızdaki Dell Optimizer yazılımını verebiliriz. Bu yazılım, her bir Dell bilgisayar kullanıcısının üretkenlik deneyimini iyileştirmek üzere özel olarak tasarlandı. Dell Optimizer, yapay zekâ kullanarak kullanıcıların kullanım alışkanlıklarını öğrenebiliyor ve bilgisayar ayarlarını buna göre düzenleyebiliyor. Bu da bilgisayarı daha hızlı ve daha verimli hâle getiriyor.
Kilit nokta ev ve ofisteki iki ayrı dünyayı bir araya getirmek!
İş yerlerinin önemli bir dönüşüm içinde olduğu aşikar. Dolayısıyla kuruluşların, çalışanların evden nasıl çalıştıklarını, ofisteki çalışma şekillerini ve bu iki dünyanın anlamlı ve tatmin edici bir şekilde nasıl bir araya geldiğini göz önünde bulundurmaları gerekiyor.
Öncelikli olarak her şeyin sezgisel ve akıllı olmasını sağlamak çok önemli. Nitekim Dell Breakthrough araştırması da katılımcıların yaklaşık yarısının karmaşık teknolojiler ve/veya çok fazla seçenek karşısında bunaldıklarını ortaya koyuyor.
Bu karmaşıklığı ele almanın yanı sıra, kuruluşların bu yeni sanal dünyada kültürel deneyimleri yeniden tasarlamaya da odaklanması gerekiyor. Yani burada yanıtlanması gereken esas soru şu: “Hibrit bir dünyada çalışanlar nasıl bağlı ve bağlantılı tutulur?” İşin özü ise tüm ekip üyelerine konumlarından bağımsız olarak, kendilerine en uygun şekilde gelişmelerine ve çalışmalarına olanak tanıyan fırsatlar yaratmaya dayanıyor.
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı.
Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor.
Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.
Android tabanlı akıllı telefon üreticileri, geliştirdikleri cihazlardaki yüksek RAM ve bellek miktarlarını azaltmaya başladı. 2023 RedMagic 8S Pro, 24GB RAM‘e sahip ilk telefon olurken, OnePlus, Realme ve Redmi gibi şirketler de benzer miktarlarda depolama alanına sahip uygun fiyatlı modeller tanıttı.
Ancak, bu yılın amiral gemileri arasında yer alan Xiaomi 14 Ultra‘nın en üst düzey versiyonu sadece 16GB RAM‘e sahip. Digital Chat Station, akıllı telefon pazarındaki mevcut durumu analiz eden ilginç bir rapor yayınladı.
Bileşen maliyetleri artış gösteriyor
Bu stratejik değişikliğin öncelikle artan bileşen maliyetleri ile ilişkilendirildiği belirtiliyor. Micron ve Samsung gibi bileşen üreticileri, bu yılın ilk çeyreğinde DRAM modüllerinin fiyatlarını %15-20 oranında artırdı. Bu durum, akıllı telefon üreticilerini RAM miktarlarını azaltmaya yönlendiren temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Diğer bir etken ise tüketici tercihlerindeki değişim. Çoğu kullanıcı, çevrimdışı dosya indirmenin teknik olarak mümkün olmasına rağmen canlı içerik akışını tercih ediyor. Aynı zamanda, kişisel medya dosyalarını bulut hizmetlerinde saklamak ve verileri kolayca transfer etmek isteyen kullanıcı sayısı artıyor.
Bu değişen eğilimler, Android üreticilerini daha düşük RAM ve bellek miktarlarına yönlendiriyor. Bu strateji, kullanıcı ihtiyaçlarına daha uygun ve maliyet etkin çözümler sunma amacını taşıyor. Bu gelişmelerle birlikte, akıllı telefon sektöründe dengeli bir performans ve maliyet denklemi arayışı daha da belirgin hale geliyor.
‘Gelecek Şimdi’ vizyonu doğrultusunda belirlediği uzun dönem sürdürülebilirlik hedeflerini kararlılıkla hayata geçiren Ford Otosan, toplumsal fayda yaratmayı tüm faaliyetlerinde önceliklendiriyor. Koç Holding’in Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Nesiller Boyu Eşitlik Forumu’ndaki küresel liderliği doğrultusunda açıkladığı toplumsal cinsiyet eşitliği taahhütleri kapsamında en öncelikli odak konusunu ‘Teknoloji ve İnovasyon Alanında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ olarak belirleyen Ford Otosan, bu alanlarda kadınların güçlenmesine destek olmak üzere Vehbi Koç Vakfı’nın katkılarıyla ‘Gelecek Hayalim’ projesini başlattı.
Kadınların teknoloji ve inovasyon alanında aktif rol alması destekleniyor
‘Gelecek Hayalim’; STEM alanında eğitim gören veya bu alanda kariyer yapmak isteyen üniversite öğrencilerini, yeni mezunları, eğitim gördükleri ya da çalıştıkları alanlardan bağımsız olarak bu alana katılmak isteyen kadınları, çeşitli nedenlerle istihdama ara vermiş ve iş hayatına tekrar bu alanda girmek isteyen kadınları odak alıyor. Eğitim, mentorluk ve istihdama destek gibi çalışmalarla kadınları teknoloji ve inovasyon alanlarına dahil etmeyi ve bu alanlarda farkındalık yaratmayı hedefliyor.
Eğitim ve mentorluk desteği verilecek; staj imkânı sağlanacak
Ford Otosan, ‘Gelecek Hayalim’ projesini kurgulamadan önce stratejik ve odaklı araştırmalar gerçekleştirdi. Hedef kitlenin ihtiyaçlarını doğru tespit edip onların ihtiyaçlarına yönelik programlar geliştirmek için odak grupları, 1-1 görüşmeler gibi yöntemler hayata geçirildi. Bu kapsamlı araştırmaların sonuçlarına dayanarak belirlenen gelişim alanlarını desteklemek amacıyla, projede Vehbi Koç Vakfı, Sürdürülebilir Kalkınma için Yenilikçi Çözümler Derneği, Gelecek Daha Net Gençlik Platformu, KAGİDER, Kodluyoruz Derneği, Microfon, Sisterslab, Upschool ve Wtech gibi bu alanda önemli paydaşlarla iş birliği yapıldı.
Mesleki teknik eğitim programlarından kişisel gelişime kadar geniş bir yelpazede alınacak aksiyonlar, bu stratejik iş birlikleri sayesinde hayata geçirilecek. Bu doğrultuda; teknik eğitimler, çevrim içi mentorluk desteği ve İngilizce destek programı hayata geçirilmesi planlanıyor.
‘Gelecek Hayalim’ projesi, STEM alanında çalışan ve gönüllü katkı sunan yaklaşık 1000 kadın mentorun desteğini alacak ve her kadını ilgilendiği STEM alanından bir mentorla eşleştirecek. Mentorlar, mentileriyle buluşmalarına başlamadan önce kapsamlı bir eğitime katılacaklar ve süreç boyunca düzenli süpervizyonlarla desteklenecekler.
“Gelecek Hayalim” projesi, mentorluk faaliyetlerinin ardından kişisel ve mesleki gelişim eğitimleri ile devam edecek. Düzenli mentorluk desteği alacak kadınlar; kişisel güçlenme, liderlik, mesleğe hazırlık gibi konularda kapsamlı programlara katılacaklar ve kariyer hedefleriyle ilişkili teknoloji eğitimlerine devam edecekler. Ardından eğitim ve istihdam durumlarına bağlı olarak özelleştirilmiş faaliyetlere katılacaklar. Ford Otosan, buna paralel olarak toplumdaki her kadını hedefleyen farkındalık aktivitelerini de yıl boyunca eş zamanlı olarak sürdürecek.
Nasıl başvurulacak?
STEM alanında okuyan veya bu alanda kariyer yapmak isteyen üniversite öğrencileri, eğitim gördükleri ya da çalıştıkları alanlardan bağımsız olarak yeni mezunlar ve çeşitli nedenlerle istihdama ara vermiş ve iş hayatına tekrar bu alanda girmek isteyen kadınlar, ‘Gelecek Hayalim’ projesine başvurmak için www.gelecekhayalim.com.tr adresinden kayıt yapılabilecek.
Çin, uzay araştırmalarındaki üstünlüğünü kanıtlamak amacıyla dünyanın en büyük yer uzay istasyonu olan SESRI’yi açtı. SESRI, 50 futbol sahası büyüklüğünde bir araştırma tesisi olarak, uzay koşullarını mükemmel bir şekilde taklit eden dört ana laboratuvar ile donatılmış durumda.
2015 yılında onaylanan ve şimdi kullanıma alınan SESRI, astronotların güvenliğini sağlamak ve uzayda kurulacak istasyonlarda yaşanacak zorlu ortamları anlamak amacıyla kapsamlı bir şekilde tasarlandı. Bu dev tesis, uzayın mikro yerçekimi, aşırı düşük sıcaklıklar, uzay tozu ve güneş radyasyonu gibi değişkenlerini başarıyla simüle edebilen bir dizi laboratuvar içeriyor.
SESRI‘nin sadece Çin için değil, aynı zamanda uluslararası bir işbirliği platformu olarak da hizmet vereceğini belirtmek önemli. Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya göre, 30’dan fazla ülkeden 110 üniversite ve enstitü, tesisin kullanımı için Çin ile anlaşmalar imzaladı.
Bu devasa projenin, Çin’in sadece uzay keşfinde değil aynı zamanda uluslararası alanda da bir güç olarak yükselme hedefiyle uyumlu olduğu görülüyor. SESRI‘nin başarılı açılışı, Çin’in uzay araştırmalarında dünya genelinde lider bir konumda olduğunu gösteriyor ve gelecekteki büyük projelere olanak sağlıyor. Bu adım, uzay keşfi ve araştırmaları konusunda heyecan verici bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.
İki kurum arasında gerçekleşen iş birliği, elektrikli araç ve şarj istasyonları ekosistemi konusunda teknik kapasite geliştirilmesi, yeni teknolojilerin takibi, karşılıklı eğitimler ve karma ekiplerle proje çalışmaları gibi çeşitli alanları kapsıyor. Bu stratejik ortaklık kapsamında, elektrikli araç filoları için ortak iş geliştirme faaliyetleri ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrikli araç filolarına enerji tedariği gibi önemli konular da ele alınacak.
Borusan EnBW Enerji, Türkiye’nin şarj altyapısında müşteri deneyimini önceliklendiren örnek uygulamalar kurmak için iş birlikleri kurma stratejisini sürdürüyor. Bu yeni iş birliği kapsamında, Borusan EnBW Enerji’nin sahip olduğu %100 yenilenebilir enerji portföyü, sürdürülebilirlik ve temiz enerji şarj uygulamalarında önemli bir rol oynayacak.
Yeşil enerji dönüşümü odak noktasında
Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, iş birliği ile ilgili olarak şunları söyledi: “Borusan EnBW Enerji olarak yenilenebilir enerji alanında öncü çalışmalar gerçekleştirirken sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birliklerimize de devam ediyoruz. Bu kapsamda Siemens ile imzaladığımız niyet mektubu, elektrikli araç şarj istasyonları özelinde sektöre ivme kazandıracak bir adım oldu. Sektörünün önemli bir oyuncusu olan Siemens Türkiye ile elektrikli araç kullanıcılarına güvenilir şarj deneyimi sunarken, teknolojinin gücünden faydalanıyor, şarj altyapısını sağlamlaştırıyoruz. Borusan EnBW Enerji olarak yeşil enerji dönüşümünün odak noktası olduğu iş birliklerine imza atmayı sürdüreceğiz.”
Konuyla ilgili görüşlerini bildiren İş Geliştirme Satış ve Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Levent Özcan Caner “Sürdürülebilirlik Borusan EnBW Enerji’nin öncelikli başlıklarından biri. Bu doğrultuda, şirket stratejimiz kapsamında ana iş alanımız olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi ve satışı çalışmalarımızı tamamlayacak, iklim kriziyle mücadele sürecine ülkemizin e-mobilite yolculuğuna destek verecek yeni bir alan olan elektrikli araç şarj istasyonları ağı çalışmalarımızı güçlü iş birlikleri kurarak genişletiyoruz. Siemens Türkiye ile yaptığımız iş birliği kapsamında elektrikli araç şarj istasyonları odağında önemli bir adım atarken bu ortaklığın sektörümüze ilham vermesini diliyorum” dedi.
Gerçek dünya ile dijital dünya arasında bağlantı
İş birliğine ilişkin değerlendirmede bulunan Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, Siemens Türkiye olarak dijital dönüşüm odaklı katma değer oluşturduklarını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Siemens Türkiye olarak sürdürülebilirlik, yeni teknolojiler ve enerji verimliliği projelerimiz ile ülkemizde ve dünyada örnek konumda bulunan şirketler arasında yer alıyoruz. Dünyanın geleceği için gerçek dünya ile dijital dünya arasında bağlantı kuruyor; yenilikçi, verimli, enerji tasarruflu çözümler sunuyoruz. Elektromobilite, dünyamızda bir standart halini alıyor ve hem Türkiye’de hem de dünyada odak konulardan biri konumunda bulunuyor. Bu alanda ciddi yatırımlar var ve bu yatırımlar gelecekte daha da artacak. Biz de globalde ve Türkiye’de e-mobiliteye sadece ürünlerimizle değil, uzun yıllara dayanan bilgi birikimimizi, yenilikçi yazılımlarımızı ve yüksek performanslı ürünlerimizi birleştiren çözümlerimizle katkıda bulunuyoruz. Yatırım ve iş birliklerimizle başta ülkemiz olmak üzere global alanda elektrikli araçların geleceğine enerji katıyoruz.”
Sahaya inmeden servis hizmeti verilebiliyor
Siemens Türkiye E-mobility Birimi Ülke Yöneticisi Rıfkı Çolak ise iş birliğine ilişkin, “Siemens Türkiye olarak ihtiyaç duyan her bir kurum ve kuruluşa özel olarak hazırladığımız uçtan uca ürün ve hizmetlerimiz ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu noktada Borusan EnBW Enerji ile iş birliğimiz ayrı bir öneme sahip. Şarj istasyonlarımız IOT tabanlı olduğu için cihazı kurduktan sonra sahaya inmeden servis hizmeti sağlayabiliyoruz, data analitiği ile sürekli müdahalelerde bulunabiliyoruz. Bu sayede Borenco gibi Türkiye’de geniş ağ kuran iş ortaklarımızın operasyonlarını sürekli hale getirebiliyoruz. Öte yandan uzaktan servis stratejimiz ile karbon ayak izimizi düşürüyoruz. İş ortaklarımız da kendi süreçlerini mükemmelleştirerek, Türkiye’de elektrikli araç kullanmanın önündeki engelleri yıkmış oluyor” dedi.
Kanal D’nin yeni dizisi “Taş Kağıt Makas”, ilk bölümün ardından izleyicilerin merakını katlayarak artıran bir ikinci bölüm tanıtımıyla geri dönüyor. Büşra Korkmaz cinayetinin gizemi, Harun Yakar’ın sıradaki hamlesi, karakterlerin derinleşen hikayeleri ve dahası ikinci bölümde izleyiciyle buluşuyor. Usta oyuncuların yer aldığı bu yapım, şimdiden adından söz ettirmeye başladı. İşte detaylar…
Taş Kağıt Makas 2. bölüm fragmanı yayınlandı!
Büşra Korkmaz cinayetiyle başlayan ve her bölümde yeni bir katmanı ortaya çıkan hikaye, izleyicileri kendine çeken bir gizem örgüsü yaratıyor. Ozan Güven’in canlandırdığı Harun Yakar karakteri, zengin avukat portresiyle dikkat çekiyor.
Lüks yaşamı, tatlı dili ve flörtöz tavırlarıyla tanınan Harun, cinayetin faili olarak tutuklanan Rıza Tanrıkulu’nun avukatlığını üstleniyor. Bu durum, izleyicilerde Harun’un gerçek niyetleri ve karakterin derinlikleri hakkında sorular uyandırıyor.
Dizinin kalbi olan Umut karakteri, Ekin Koç tarafından hayat buluyor. Babasının başına gelen trajik olaylardan sonra tek başına kalan Umut’un hikayesi, duygusal anlar ve sürükleyici sahnelerle zenginleştiriliyor.
Umut’un olağanüstü hafızası, kumar masasındaki sahnelerde ön plana çıkıyor ve izleyicilere “soğuk duş etkisi” yaratıyor. Bu benzersiz yeteneği, Umut’un hikayesini daha da merak uyandırıcı kılıyor. Harun Yakar’ın Umut’la ilgili planları ve Kadri Palaz ile olan ilişkisi, dizinin ilerleyen bölümlerinde cevaplanması beklenen önemli sorular arasında.
İzleyiciler, Harun ve Kadri’nin Umut üzerinde ne gibi planlar yapabileceğini ve bu planların nasıl sonuçlanacağını merak ediyor. Ayrıca, Fecir karakteri ve onun sosyopat kişiliği, babasıyla olan ilişkisi ve Umut’un kumar masasındaki varlığının nedeni gibi konular da hikayenin ilgi çekici yönlerinden.
Ekin Koç, Serra Arıtürk, Ozan Güven, Hande Ataizi, Burak Yörük, Hüseyin Avni Danyal, Aytaç Uşun ve Bülent Seyran gibi yetenekli oyuncuları bir araya getiren “Taş Kağıt Makas”, izleyicileri büyük bir serüvene dahil etti. 2. bölüm ise 6 Mart Çarşamba akşamı yayınlanacak.
Realme, mobil teknoloji alanındaki iddialı adımlarına devam ediyor. 6 Mart’ta kullanıcılarla buluşacak olan Realme 12 5G ve Realme 12+ 5G, beklenenin üzerinde özelliklerle donatılarak dikkat çekiyor. Özellikle Realme 12 5G, sunduğu yenilikçi özelliklerle Android telefon dünyasında bir ilki gerçekleştirecek.
Dinamik Düğme özelliği, Realme 12 5G‘nin kullanıcı dostu tasarımında öne çıkan önemli bir ayrıcalık olarak karşımıza çıkıyor. Firma, bu özelliği kullanıcıların günlük kullanımını daha da kolaylaştırmak ve kişiselleştirmek adına entegre ettiğini duyurdu. Reklam afişi, bu Dinamik Düğme‘nin büyük olasılıkla telefonun güç düğmesi olarak kullanılacağını gösteriyor. Benzeri olmayan bu düğme, Apple’ın Eylem Düğmesi’ne benzer bir işlevsellik sunarak, kamera kontrolünden fener kullanımına, sessiz moda geçişten uçak moduna kadar geniş bir yelpazede özel eylemler gerçekleştirmek için kullanılabilecek.
Geekbench’te ortaya çıkan bilgilere göre, Realme 12 5G, 8 GB RAM ile güçlendirilmiş MediaTek Dimensity 6100+ SOC işlemcisini bünyesinde barındıracak. Bu donanım kombinasyonu, akıcı ve hızlı bir kullanım deneyimi sunmayı vaat ederken, telefonun performansını üst seviyeye taşıyacak. Ayrıca, 5.000 mAh kapasiteli batarya, uzun ömürlü bir pil performansı sunarak günlük ihtiyaçları karşılamak için ideal bir çözüm sunacak.
Realme 12 5G‘nin kamerası da öne çıkan özelliklerinden biri olacak. Üçlü arka kamera kurulumu, 108 MP birincil sensör ile desteklenerek kullanıcılara yüksek çözünürlükte fotoğraf ve video çekme imkanı sağlayacak. Gelişmiş kamera teknolojisi, anıların daha net ve canlı bir şekilde yakalanmasına olanak tanıyacak.
Tüm bu özelliklerle birlikte, Realme 12 5G‘nin 6 Mart lansmanı merakla bekleniyor. Fiyatı ve diğer detaylarıyla birlikte, kullanıcılar bu yeni nesil telefonun performans ve özellik avantajlarını daha yakından keşfedecekler.
Yapay zeka, artırılmış gerçeklik (AR), metaverse ve Web3 gibi yeni teknolojiler, geçtiğimiz yıllarda sektörleri dönüştürme potansiyelini de ortaya koydu. Yükseliş ve olgunlaşma döngüleri izleyen bu teknolojiler arasında, perakende ve alışverişin geleceğini etkilemesi en muhtemel kavram, artırılmış gerçeklik oldu. ConsumerX tarafından 12 ülkede yürütülen bir araştırma, müşterilerin gelecekte alışveriş deneyimlerini geliştirmesi beklenen teknoloji olarak en üst sırada artırılmış gerçekliği gösterdi. Bu potansiyel, AR teknolojilerine odaklanan girişimleri de beraberinde getirdi.
Bu bağlamda, Türkiye’de e-ticaretin geleceğini inşa etmek için çalışan ve İ. Eser Memişoğlu ile Kuzey Çağdaş Eroğlu tarafından kurulan Ovesis‘in AR teknolojisini hizmet olarak yazılım (SaaS) modeliyle sunan platformu Ovesar, güvenilir kitlesel fonlama platformu Fongogo üzerinden yatırım turuna çıktı.
Hedef: 5 milyon TL fon toplamak
İşletmelere ürünlerini AR teknolojisiyle interaktif bir şekilde tanıtma, etkileyici deneyimler sunma ve dijital varlıklarını güçlendirme olanağı veren SaaS platformu Ovesar’ın yatırım öncesi değerlemesi, 69 milyon TL olarak belirlendi. %100 yerli sermayeyle kurulan ve geliştirilen Ovesis Yazılım Teknolojileri A.Ş.’nin öncü projesi Ovesar’ın birkaç adımda ürünleri üç boyutlu ortama gerçeğe uygun bir biçimde taşıdığını dile getiren Ovesis Kurucu Ortağı ve CTO’su Kuzey Çağdaş Eroğlu, “Perakendenin Geleceği araştırması, Z ve Y kuşaklarına mensup 5 kişiden dördünün, AR teknolojisinin alışveriş deneyimlerini güçlendireceğini söylediğini gösteriyor. Ovesis, artırılmış gerçeklik dikeyinde güçlü ürünler geliştiren Ovesar’ın kitle fonlama kampanyasıyla her ölçekten yatırımcıya Web 3.0 teknolojilerine erken yatırım fırsatı sunuyor. 1.000 TL’si olan herhangi bir küçük yatırımcının da Ovesis ortağı olmasını sağladığımız kitle fonlama yatırım turumuzla, bir ay içinde 5 milyon TL yatırıma ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Kuzey Çağdaş Eroğlu
Türkiye’nin AR teknolojisi talebini karşılayacak
Artırılmış gerçeklik teknolojisinin, e-ticarette özellikle hacimli ve yüksek fiyatlı ürünlerin satışını kolaylaştırma potansiyeline dikkat çeken Kuzey Çağdaş Eroğlu, “Mobilya, yat, makine, endüstriyel üretim cihazları gibi ürünlerin internetten satın alınması, alıcılar için önemli bir yatırım süreci. AR, bu ürünlerin gerçeğe uygun üç boyutlu modellemelerini en ince ayrıntılarıyla dijital ortama taşıma olanağı sunuyor. Ovesar, sektörün zorluklarına hızlı, kolay ve uygun maliyetli bir çözüm sunuyor” dedi.
En güçlü yanlarından birinin üç adımda entegrasyon olduğuna dikkat çeken CTO, “Ovesar’ın Türkiye’de bir ilk olan; renk, doku ve diğer ayrıntıları değiştirerek yeni ürünleri kolayca oluşturma olanağı sunan editörüyle üretilen üç boyutlu modellemeler, üç adımda, tek satır kod ekleyerek tüm e-ticaret platformlarına entegre edilebiliyor. Ovesar’ın servis modeli, tüm bu süreçleri uygun maliyetli hale getiriyor. Ayrıca sitelere entegre edilen AR ürünlerinin kullanım verileri, analitik özellikler aracılığıyla incelenebiliyor. Ovesar, kitle fonlamadan aldığı güçle, Türkiye’nin AR teknolojisi talebini karşılayacak” ifadelerini kullandı.
Maliyet etkin ve kolay kullanımlı bir çözümle her ölçekten işletme ve kullanıcıya erişilebilirlik getirdiklerini dile getiren Ovesis Kurucu Ortağı ve CTO’su Kuzey Çağdaş Eroğlu, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Geçmişte VR Fuar, Savunma Sanayi Fuar Alanı ve ArvEdu gibi teknolojileriyle AR’ı gerçek dünya örneklerinde uygulamaya alan Ovesis, Ovesar ile bu başarılarına yenilerini ekleyecek. Üç boyutlu model sayımızı 2030’a kadar her yıl %80 ila %100 oranında büyütmeyi, ciromuzu yıllık %40 artırmayı hedefliyoruz. Fongogo üzerinden toplayacağımız fonu 3D Sanal Showroom projemizi hayata geçirmek, yapay zeka odaklı görüntü işleme ve modelleme çalışmalarının adımlarını atmak ve büyüme potansiyelimizi artırmak için kullanacağız. Ülkemizde kazandığımız deneyimler ve yeni atılımlarla, düşük maliyetlerle yüksek nitelikte hizmet sunarak küresel pazarda hızla yer edinmeyi hedefliyoruz. Ovesis’e ve Ovesar’a ilişkin tüm ayrıntıları, Fongogo kampanya sayfamızda paylaşıyoruz. E-ticaretin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen tüm küçük ve nitelikli yatırımcıları kampanyamıza davet ediyoruz.”
Kullanıcılara gönderilen bir e-postada şirket, 29 Mart 2024’te Oculus hesaplarını sileceğini; uygulamalarınızı, uygulama içi satın alma işlemlerinizi, mağaza kredilerinizi ve daha fazlasını yeniden etkinleştirmenizi veya almanızı önleyeceğini söylüyor. Bu tarihten önce Meta hesabına geçiş yapmazsanız başarılarınızı, arkadaş listenizi ve hesabınızla oluşturduğunuz tüm içerikleri kaybedeceksiniz.
Oculus hesapları, o zamanlar Facebook olarak bilinen şirketin yeni kullanıcıların bunun yerine Facebook hesaplarına kaydolmalarını zorunlu kılmaya başladığı 2020’den beri kullanımdan kaldırılıyor.
Ancak 2022 yılında Meta hesabı oluşturma özelliğini de ekleyerek, Facebook hesabını Quest kulaklığına bağlamak istemeyen kullanıcılara bir alternatif sundu. Meta, Ocak 2023’ten itibaren kullanıcıların Oculus hesaplarına giriş yapmasına izin vermeyi bıraktı. Çekmecenizin bir yerinde toz toplayan bir Quest’iniz varsa, Oculus hesabınızı bir Meta hesabına taşımak için şimdi son şansınız.
Bu sayfaya giderek ve kullandığınız e-posta adresiyle bir Meta hesabına kaydolarak hesabınızı taşıyabilirsiniz. Buradan, hesabınızda kayıtlı tüm oyunlara, verilere ve diğer satın alma işlemlerine erişebileceksiniz.
Oculus hesaplarını zaten Meta’ya dönüştürmüş olan pek çok kişi bu e-postayı aldı. Meta’nın bu e-postaları yanlışlıkla mı gönderdiği ya da Meta hesap sahiplerinin yapması gereken herhangi bir işlem olup olmadığı belli değil.
Ancak yaklaşan son kendini iyiden iyiye göstermeye başladı. Her geçen gün artan bir hızla gelişim gösteren teknolojiler, şirketleri daha farklı stratejiler izleme zorluyor. Meta’nın adımını da bu temelde ele almak mümkün.