iPhone belge tarama nasıl yapılıyor?

0

Tarayıcı içeren hepsi bir arada yazıcılardan birine sahip değilseniz, bir belgeyi taramanız ve göndermeniz imkansız görev gibi görünebiliyor. Ancak şu an elinizde bir tarayıcı olabilir: iPhone’unuz veya iPad’iniz.

Bir belgeyi tarama, bir fotoğraf çekip sonra onu kırpmayı kastetmiyoruz. iPhone’un Notes uygulamasında gömülü olan belge tarayıcıyı kullanmayı tercih edebilirsiniz. Bu özellik 2017’de iOS 11’e dahil oldu. Ancak Apple’ın Notes uygulamasını kullanmıyorsanız orada olduğunu bilemezsiniz. Belgeyi/belgeleri aydınlık bir alanda düz bir yüzeye yerleştirin. Notes uygulamasını açın ve yeni bir not oluşturun veya mevcut bir notu açın. Taradığınız her şeyi saklayabileceğiniz Taranan Belgeler adında bir klasör yapabilirsiniz. Bir not açıkken kamera simgesine ve ardından Belgeleri Tara’ya dokunabilirsiniz.

iPhone belge tarama

iPhone veya iPad’iniz, ekranın altına yakın bir deklanşör düğmesiyle birlikte kamerayı açacak. Henüz zorlamayın; bunun yerine ekranınızdaki talimatları izleyebilirsiniz. En iyi sonuçları elde etmek için cihazınızı doğrudan belgenin üzerinde tutun. Kamera belgeyi taramaya ve aramaya başladığında sarı bir kutu çıkacak. Cihazınız kağıdın kenarlarını ve köşelerini ararken “yaklaşın” gibi ipuçları göreceksiniz. Belgenin tamamını tanımladıktan sonra otomatik olarak bir tarama yapacak. iPhone’unuz belgeyi bulmakta zorlanıyorsa deklanşöre basabilirsiniz. Sol alt köşede her sayfanın küçük bir resmi olacak. Tarayıcı birden fazla sayfayı taramaya devam etmek için açık kalacak. İşiniz bittiğinde Kaydet’e dokunabilirsiniz. Belge tarama sonrası, tarama tam doğru değilse köşeleri düzenleyebilirsiniz. Renk düzenini değiştirme, belgeyi döndürme veya daha fazla sayfa ekleme gibi ayarlamalar yapabilirsiniz.

Bunun için belgeye dokunun; tüm düzenleme araçlarını ekranın alt kısmında bulacaksınız. Bilginin dahil edilmesini istemiyorsanız köşeleri ayarlamak veya belgenin bir bölümünü kesmek için kırpma aracını kullanın. Kırpma aracını kullanmanın en kolay yolunun, her biri büyüteç işlevi gören küçük dairelerin yakınına yerleştirmek. Bu, ayarlamalarınızı gizlemek yerine size daha iyi bir görünüm sağlayacak. Taranmış ve ayarlanmış bir belgeniz olduğuna göre birkaç seçeneğiniz var. İleride başvurmak üzere Notes uygulamasında saklayabilir veya imzalayıp paylaşabilirsiniz. Bir belgeyi görüntülerken paylaşım sayfasını açmak için ekranın sağ üst köşesindeki paylaş düğmesine dokunun. İmzanızı eklemek için uygulama kısayollarının altına gidin ve İşaretle’ye dokunun.

FPS nedir ve performanstaki etkileri neler?

0

FPS, “”saniyedeki kare sayısı” anlamına geliyor. Saniye başına kare sayısı, her saniyede çekilen veya görüntülenen ardışık görüntülerin sıklığı diyebiliriz. Sanılanın aksine ekranlarımızda animasyon görmüyoruz. Bunun yerine, hareketli bir animasyona benzeyecek kadar hızlı hareket eden birçok görüntü görüyoruz. Bu terim video oyunlarında kullanılır ancak bunu film ve animasyon gibi diğer sektörlerde de duyacaksınız. FPS nedir sorunusunu yanıtladığımıza göre performansla ilişkisinden bahsedebiliriz.

FPS nedir ve performans yorumu nasıl yapılıyor?

Saniyedeki kare sayısıyla ilgili teknik anlamda çok şey bulunuyor. Ancak temel fikir, bir filmde veya oyunda saniyede ne kadar çok resim gösterilirse, kare hızı o kadar yüksek ve genel animasyon da o kadar düzgün oluyor. Oynadığınız bir oyunun kare hızı düşükse bu, saniyede olması gerekenden daha az kare gösterdiği anlamına geliyor. Bu da oyununuzun biraz değişken görünmesine neden oluyor.

Saniyedeki karelerin yüksek veya düşük olması cihazınıza bağlı olacak. İyi bir grafik kartı ve işlemciye sahip iyi bir bilgisayarınız varsa kare hızı sorunlarıyla uğraşmazsınız. Ortalama bir bilgisayara sahip çoğu kişinin, yüksek kare hızı ile yüksek çözünürlük arasında karar vermesi gerekiyor. Çoğu kullanıcı için 30FPS, en ideali olmasa da oynamak için yeterince iyi. Daha yüksek kare hızlarına alışkın değilseniz herhangi bir sorun yaşamazsınız. Beredeyse hiç sorun görmezsiniz, ancak bir şeylerin biraz ters gittiğini söyleyebilirsiniz. Daha akıcı bir oyun istiyorsanız 60FPS fazlasıyla yeterli olacak. Akıcı bir deneyim için yüksek yenileme hızına sahip bir monitör almayı düşünebilirsiniz.

Daha yüksek kare hızları birçok oyunda fark yaratabiliyor. Çünkü düşmanları ekranda daha hızlı görerek daha hızlı tepkiler verebilirsiniz. Bu nedenle birçok e-spor oyuncusu 144Hz ve hatta 240Hz monitörleri tercih ediyor. Çünkü bu, oyunda olup bitenlere zihinsel olarak ne kadar hızlı tepki verebilecekleri arasındaki boşluğu kapatıyor. FPS’nizi iyileştirmenin en kolay yolu, grafik kartınız ve CPU’nuz üzerindeki yükü azaltmak için oyun içi grafik ayarlarınızı düşürmek. Örneğin grafik seçeneklerinizi ‘yüksek’ten ‘orta’ya çevirmek birçok durumda FPS’nizi önemli ölçüde artırabilir.

Apple’ın değeri yine 3 Trilyon Doları geçti!

Teknoloji devi Apple, 3 trilyon dolarlık piyasa değerine yeniden ulaşarak 2023 yılını beşinci kez üst üste dünyanın en değerli şirketi olarak tamamlama hedefine bir adım daha yaklaştı. Salı günü, Apple’ın hisseleri %2’lik bir artışla işlem seansını tamamlayarak piyasa değerini 3.01 trilyon dolara çıkardı.

Ocak 2022’de 3 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan ilk şirket olan Apple, bu unvanını kısa bir süre koruyabildi. Ancak, sonraki dönemde yaşanan dalgalanmalar nedeniyle piyasa değeri düşüş gösterdi. Haziran 2023’te Apple’ın değerlemesi tekrar 3 trilyon doların üzerine çıktı, ancak bu sefer de istikrarlı bir düşüş yaşandı.

apple

Haziran ayında duyurulan Apple Vision Pro ve iPhone 15 serisi, yatırımcıları ikilemde bıraktı. Özellikle Çin pazarında beklenen başarıyı elde edemeyen iPhone 15, analistleri endişelendirdi. Ancak, 5 Aralık’ta Apple hisse fiyatları %2’lik bir artışla yükselerek hisse başına 193.42 dolara ulaştı. Bu artış eğilimi, ertesi gün sabah piyasa öncesi işlemlerde devam etti.

Ancak, Apple’ın bu değerlemeyi ne kadar süre koruyacağı belirsiz. Şirket, düzenli olarak hisse geri alımı yaparken, Aralık çeyreği için gelir artışı beklemediğini açıklamıştı. iPhone 15 serisinin satışa sunulmasından sonraki üç aylık dönemde gelirler düşerken, şirketin yıllık geliri art arda dört çeyrekte düşüş göstererek 89.5 milyar dolara geriledi. Apple’ın önümüzdeki dönemdeki performansı merakla bekleniyor.

Twitch, Güney Kore’de kapatılıyor

Dünya genelinde milyonlarca kullanıcısıyla popüler olan canlı yayın platformu Twitch, Güney Kore’de yüksek işletme maliyetleri nedeniyle faaliyetlerini durdurma kararı aldığını duyurdu. Şirketin CEO’su, Kore pazarındaki işletme maliyetlerinin “engelleyici derecede pahalı” olduğunu belirterek, yapılan çeşitli maliyet azaltma çabalarına rağmen istenilen düzeye ulaşılamadığını açıkladı.

CEO Clancy, maliyetleri düşürmek için gerçekleştirilen önlemler arasında eşler arası yayın denemeleri ve video kalitesinin 720p ile sınırlandırılmasını örnek gösterdi. Ancak bu çabaların yeterli olmadığını vurgulayarak, “Twitch Kore’de önemli bir zararla faaliyet gösteriyor ve ne yazık ki işimizin bu ülkede daha sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi için ileriye dönük bir yol yok” dedi.

Twitch Güney Kore'

Clancy, Twitch’in Güney Kore’den çekilme kararının, şirketin genel durumunu yansıtmadığını belirtti. Kore’nin “benzersiz bir durum” olduğunu ve işletme maliyetlerinin diğer ülkelere göre önemli ölçüde yüksek olduğunu ifade etti. Ayrıca, kapanma kararının etkilenen yayıncılara destek sağlamak adına, geçiş yapacakları rakip yayın hizmetleriyle iletişime geçerek yardımcı olacaklarını da ekledi.

Güney Kore, League of Legends ve DOTA 2 gibi rekabetçi oyunlar için en yetenekli ve popüler takımları bünyesinde barındırmasıyla bilinirken, Twitch’in bu pazardan çekilmesinin eSpor endüstrisi üzerinde büyük bir etki yaratması bekleniyor. Twitch CEO’su, kapanma kararının bölgedeki eSpor topluluğunu nasıl etkileyeceğini değerlendirirken, şirketin küresel stratejileri çerçevesinde bu adımın zorunlu olduğunu belirtti.

iOS 16’nın kilit modu güvenlik tartışmalarını alevlendiriyor

iOS 16’nın Kilit Modu, yüksek profilli bireyleri karmaşık siber saldırılardan korumak için tasarlanmış bir güvenlik özelliği olarak tanıtıldı. Ancak, son yapılan araştırmalar, bu modun beklenen düzeyde koruma sağlamadığını ortaya koydu. Jamf Tehdit Labs’ın araştırmacıları, iPhone’un kilit modunun manipüle edilebileceğini göstererek, güvenlik endişelerini artırdı.

iOS 16 Kilit modu, hedefli saldırı riski taşıyan bireyler için olağanüstü bir koruma önlemi olarak sunulmuştu iOS 16. Mesajlaşma işlevini sınırlama, kablolu bağlantıları devre dışı bırakma ve güvenli olmayan siteleri engelleme gibi çeşitli kısıtlamalar getirerek kullanıcı güvenliğini artırmayı amaçlıyor. Ancak, Jamf Tehdit Labs’ın keşfettiği gibi, bu güvenlik önleminin manipüle edilebileceği ortaya çıktı. Araştırmacılar, iPhone’un kilit moduna geçtiğinde cihazın aslında beklenen davranışı sergilemediğini ve kullanıcıyı sahte uyarılarla aldatarak güvenlik riski oluşturduğunu gösterdi.

İOS 16

Jamf Tehdit Labs tarafından geliştirilen bir teknik olan “Onaysız Değişiklik,” kullanıcının kilit moduna geçiş yapmasını ve ardından cihazın sahte uyarılar göstermesini sağlıyor. Bu teknik, kötü amaçlı yazılım bulaşmış bir cihazda çalışabiliyor ancak genel olarak karmaşık ve maliyetli bir saldırı yöntemi olarak nitelendiriliyor.

Apple iPhone, kilit modunu tanıtırken özellikle yüksek saldırı riski taşıyan bireyler için olduğunu vurgulamıştı. Bu nedenle, sıradan kullanıcıların bu tür güvenlik risklerinden endişe duymamaları gerektiği belirtiliyor. Ancak, bu tür güvenlik önlemlerine fazla güvenmemenin ve güvenlik bilincini sürdürmenin önemli olduğu vurgulanıyor.

iOS 16’nın bu güvenlik açığına yönelik Apple’ın alacağı önlemler ve güncellemeler merakla bekleniyor. Kullanıcıların, güvenlik konusunda bilinçli ve dikkatli olmaları her zaman önem taşıyor. Güvenlikle ilgili gelişmeleri takip etmek ve cihazlarını düzenli olarak güncellemek, herhangi bir potansiyel güvenlik tehdidine karşı daha iyi korunmalarını sağlayabilir.

Google, yeni yapay zeka hızlandırıcısı Cloud TPU v5p’yi duyurdu

Teknoloji devi Google, yapay zeka alanındaki liderliğini sürdürmek ve bu alandaki hızla evrilen taleplere cevap vermek adına çığır açan bir adım daha attı. Şirket, son dönemdeki yapay zeka pazarındaki hızlı gelişmelerle birlikte, Gemini adını taşıyan yeni yapay zeka modelini tanıtarak dikkatleri üzerine çekti. Ancak sadece bu da değil, Google aynı zamanda bu modeli destekleyen güçlü bir yapay zeka hızlandırıcısı olan Cloud TPU v5p’yi de duyurdu.

Google’ın yeni yapay zeka hızlandırıcısı, önceki nesil TPU v4’e göre etkileyici geliştirmeler sunuyor. Her bir TPU v5p podu, 8.960 çip içeriyor ve çipler arasındaki bağlantı, her bir çip için 4.800 Gbps gibi devasa bir hızla gerçekleştiriliyor. Bu, büyük dil modeli eğitiminde 2.8 kat daha yüksek hız demek.

Karşılaştırmalar, TPU v5p’nin TPU v4’e göre 2 kat daha fazla FLOPS (saniyedeki kayar nokta işlemi), 3 kat daha fazla bellek kapasitesi, 2.8 kat daha hızlı büyük dil modeli eğitimi, 1.9 kat daha hızlı gömülü model eğitimi ve 2.25 kat daha fazla bant genişliği sunduğunu gösteriyor. Bu, Google’ın yapay zeka uygulamalarında müthiş bir performans artışı elde ettiği anlamına geliyor.

Google, bu gelişmelerle birlikte sadece donanım değil, aynı zamanda yazılım anlamında da önemli adımlar attı. Şirket, AI hiper bilgisayarını geliştirerek, işlem yüküne göre optimize edilebilen bir performans sunma hedefine ulaştı. Bu, modern yapay zeka iş yüklerini en etkin şekilde çalıştırma yeteneği anlamına geliyor.

Yapay zeka alanındaki hızla evrilen rekabet ortamında Google’ın bu hamlesi, Microsoft’un Maia 100’ü ve Amazon’un Trainium2 gibi rakiplerine karşı güçlü bir rekabet avantajı sağlıyor. Şirket, yapay zeka alanında donanım ve yazılım konusundaki liderliğini sürdürmeye yönelik kararlılığını bir kez daha ortaya koyarak, gelecekteki teknoloji trendlerine yön vermeye devam ediyor.

Intel, AMD’nin mobil işlemci isimlendirmesini eleştirdi

Intel, son sunumunda AMD’nin Ryzen 7000 serisi mobil işlemcilerinin isimlendirme şemasını sert bir dille eleştirerek rekabeti kızıştırdı. Firma, özellikle Ryzen 5 7520U mobil işlemcisine odaklanarak, AMD’yi müşterileri kasıtlı olarak “yanıltmakla” suçladı ve bu durumu “yılan yağı” satışına benzetti.

AMD’nin geçen yıl ortaya koyduğu yeni isimlendirme şeması, model yılını, segmenti ve mimariyi belirtmek üzere üç rakamı içeriyordu. Ancak Intel, bu şemanın kullanıcılar arasında kafa karışıklığına yol açtığını iddia ederek, özellikle Ryzen 5 7520U’nun eski Zen 2 mimarisine sahip olduğunu vurguladı. Intel, sunumunda, “AMD’nin eski mimarisi göz önünde gizleniyor!” ifadesini kullanarak AMD’ye yönelik sert eleştirilerde bulundu.

Intel AMD'nin

Ancak, Intel’in bu eleştirilerine rağmen, kendi tarihinde benzer kafa karıştırıcı adlandırmalarla mücadele ettiği hatırlanmalıdır. Örneğin, 2021 yılında Core i9 11900K’nın piyasaya sürülmesiyle birlikte, Intel 10 çekirdek sayısını sekize düşürmüş ve bu da tüketiciler arasında karışıklık yaratmıştı. Ayrıca, uzun bir süre boyunca kullanılan 14nm adlandırma şemaları da tüketicileri şaşırtmıştı.,

Her iki firmanın da adlandırma stratejilerinin karmaşıklığı, tüketicilerin en yeni teknolojiye sahip olduklarından emin olmalarını zorlaştırıyor. Rekabetin kızıştığı bu dönemde, hem Intel hem de AMD’nin isimlendirme konusundaki politikalarının daha şeffaf hale getirilmesi bekleniyor. İki devin bu konudaki yarışı, teknoloji tutkunları ve endüstri analistleri tarafından yakından takip ediliyor.

Bosch, üretimde üretken yapay zeka kullanacak!

 Almanya’daki iki Bosch tesisindeki ilk projelerde, üretken yapay zeka, optik denetim için yapay zeka çözümleri geliştirmek ve ölçeklendirmek ve mevcut yapay zeka modellerini optimize etmek amacıyla yapay görüntüler oluşturuyor. Bosch, bunun yapay zeka uygulamalarının planlanması ve devreye alınması için gereken süreyi mevcut altı ila on iki aydan sadece birkaç haftaya indirmeyi hedefliyor. Başarılı bir pilot uygulamanın ardından, sentetik veri üretmeye yönelik bu servis tüm Bosch tesislerine sunulacak. 

Bosch Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, “Tüm Bosch tesislerinin neredeyse yarısı üretim operasyonlarında halihazırda yapay zeka kullanıyor. Üretken yapay zekanın yardımıyla sadece mevcut yapay zeka çözümlerini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu geleceğin teknolojisinin küresel üretim ağımızda en iyi şekilde kullanılmasının temellerini atıyoruz.” dedi. 

Bu hamlenin sağlam ekonomik nedenleri var: tesisin büyüklüğüne ve üretim türüne bağlı olarak yapay zeka, verimlilik artışları ve yıllık ve tesis başına altı ila yedi rakamlı maliyet tasarrufları elde etmek için kullanılabilir. Hartung, “Yapay zeka inovasyon için mükemmel bir potansiyele sahip ve insan işini daha da üretken hale getirebilir. Bir üretim şirketi, köklü bir fabrika donanımcısı ve Endüstri 4.0 trend belirleyicisi olarak Bosch, endüstriyel yapay zekanın geliştirilmesi ve uygulanmasında öncü bir rol oynamayı hedefliyor.” dedi.

Yapay zeka uygulamaları projelere önemli faydalar sağlıyor  

Bosch pilot tesisleri üretim planlama, izleme ve kontrolde yapay zekayı zaten kullanıyor. Örneğin, Hildesheim’daki tesiste, yapay zeka tabanlı veri analizi, yeni hatların üretim artışı sırasında döngü sürelerinin yüzde 15 oranında azaltılmasına yardımcı oldu. Stuttgart-Feuerbach’taki tesiste, yeni algoritmalar parça test süreçlerini üç buçuk dakikadan üç dakikaya indirdi. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tanja Rueckert, “Üretken yapay zeka ile yapay zekanın evriminde bir sonraki adımı atıyor ve modern üretimi yeni bir seviyeye taşıyoruz.” dedi. Bu süreçte Bosch, kendi uzmanlığından faydalanıyor: üretken yapay zeka için yazılım modelleri Bosch araştırma tarafından geliştirildi ve şimdi Bosch tesisleri tarafından sahada uygulanıyor. Bir tesis, elektrik motoru üretiminde bakır tellerin kaynaklarını güvenilir bir şekilde incelemek için sentetik olarak oluşturulan görüntülerden oluşan bir yapay zeka yöntemi kullanırken, bir diğeri yüksek basınçlı pompaların kalite güvencesine odaklanıyor.

Üretken yapay zeka fizibilitenin sınırlarını zorlayacak 

Feuerbach tesisi, yakıt enjeksiyon bileşenlerini yıllarca manuel olarak kalite güvencesini sağladı. Ürünlerin doğası ve karmaşıklığının yanı sıra üretim hatlarının yapısındaki farklılıklar, ne kural tabanlı ne de yapay zeka destekli optik denetimin mümkün olmadığı anlamına geliyordu. Yeni yaklaşım, bir ürünün varyantlarını ve hata modellerini tanıyan ve üretim sürecindeki farklı düzenlemeleri ve sıraları dikkate alan ölçeklenebilir bir üretken yapay zekadır. Bu, Bosch araştırma merkezi tarafından geliştirilen ve Bosch üretim ağından gelen büyük veri setleriyle beslenen bir temel modele dayanmaktadır. Sentetik olarak oluşturulan veriler, modeli iyileştirmek ve sahadaki uygulamaları özelleştirmek üzere kullanılır. Bunun, yapay zekanın bileşenleri bağımsız olarak denetleyebilmesini ve yalnızca emin olmadığı durumlarda görsel denetçilere göndermesini sağlaması bekleniyor. Hildesheim tesisinde, sentetik olarak oluşturulan görüntüler, elektrik motoru üretimindeki ilk standart sistemlerde eğitim amacıyla başarıyla kullanıldı. İnsan gözü yapay olarak oluşturulan görüntüleri gerçek görüntülerden ayırt edemiyor. Tesis, yeni yaklaşımla proje süresinin geleneksel yöntemlere kıyasla altı ay daha kısa olmasını ve yıllık üretkenlik artışının altı haneli Euro aralığında olmasını bekliyor. Bosch, yapay zeka yaklaşımını diğer lokasyonlara da yaymayı planlıyor. Rueckert, “Yapay zeka çözümleri geliştirme çalışmalarımızda, Bosch üretim ağının ve yaklaşık 230 tesisinin sunduğu potansiyeli ortaya çıkarıyoruz. Ve yeni teknolojiler kullanıyoruz. Üretken yapay zeka, bireyselleştirme ve ölçeklendirmeyi uyumlu hale getirmeye yardımcı oluyor. Bu teknoloji bize her iki dünyanın da en iyisini sunuyor.” dedi.

Bosch, tesislerinde Endüstri 4.0’a odaklanıyor

Rueckert, “Bosch, on yılı aşkın süredir kendi tesislerini ve müşterilerinin tesislerini dijitalleştiriyor ve birbirine bağlıyor. Şimdi Endüstri 4.0’ı yapay zeka ile birleştiriyoruz: bağlantılı üretim veri sağlıyor ve yapay zeka bunu değerlendiriyor.” dedi. Hatalar erken bir aşamada tespit ediliyor, makine duruş süreleri minimumda tutuluyor, hurdalar azaltılıyor ve enerji odaklanmış bir şekilde uygulanıyor. Rueckert ekledi, “Yapay zeka kullanımı fabrikaları daha verimli, daha üretken ve daha çevre dostu hale getirecek.” Örneğin Bosch araştırma merkezi, üretim sürecindeki anormallikleri ve arızaları tespit eden ve ürün kalitesini artıran yapay zeka tabanlı bir sistem geliştirdi. Bu yazılım şu anda 2.000’den fazla üretim hattının bağlı olduğu yaklaşık 50 Bosch tesisinde kullanılıyor. Birçok Bosch tesisi, bileşenlerin optik denetiminde de yapay zeka kullanıyor. Örneğin, 20’den fazla tesis, Bosch’un özel amaçlı makine birimi tarafından tasarlanan ve yüzeylerdeki çizikler ve talaşlar ile kaynak dikişlerindeki kusurlar gibi tanımlanması zor özelliklerin tespit edilmesine yardımcı bir çözüm olan optik makine öğrenmesi kullanıyor.  

Yapay zeka öncüleri: Dünya Ekonomik Forumu, Bosch tesislerini ödüllendirdi

Bursa’daki Bosch Güç Aktarma Çözümleri fabrikası, yapay zekanın üretimde neler başarabileceğini gösteriyor. Zaten yüksek düzeyde teknik uzmanlığa sahip olan tesis, üretim kalitesini daha da iyileştirmek için yapay zekayı kullandı: su tüketimini yüzde 30, enerji tüketimini yüzde 6 ve hurdayı yüzde 9 azaltırken, tesis verimliliğini de neredeyse yüzde 10 artırdı. Bu yıl, bu başarılar Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Bursa’daki tesisi bir Endüstri 4.0 öncü fabrika olarak seçmesine neden oldu. Böylelikle, bir Bosch tesisi Dünya Ekonomik Forumu tarafından dördüncü kez ve özellikle yapay zeka alanındaki başarılı uygulamalarından dolayı ikinci kez ödüllendirildi. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Tanja Rueckert, tüm bunlar “Yapay zekadaki tarihsel önemi taşıyor. Zira, endüstriyel üretim, yapay zeka ile temelden değişiyor.” şeklinde yorumladı.

Anlık bildirim ile devletler kullanıcıları mı gözetliyor?

0

Bu açıklamalar, Senato İstihbarat Komitesi’nde görev yapan ABD’li Senatör Ron Wyden’ın Adalet Bakanlığı’na bir mektup göndererek, dünyanın dört bir yanındaki çeşitli hükümetlerin iki büyük teknoloji şirketinden anlık bildirim verilerini talep ettiği uyarısında bulunmasının ardından geldi. Senatöre göre bu taleplerin amacı muhtemelen kullanıcıları belirli hesaplar ya da cihazlarla ilişkilendirmek için gereken verilere erişim sağlamak.ABD Demokrat Parti Orgeon senatörü Wyden, 2022 yılında hükümetlerin bu verileri talep ettiğine dair bir ihbar aldığını ve ofisinin geçtiğimiz yıl boyunca konuyu araştırdığını söyledi.

Bahse konu olan anlık bildirimler (push notifications), mobil uygulamalardan gelen ve cihaz satıcısı tarafından yönetilen aracı ağ geçitlerinden (Google’ın Firebase Bulut Mesajlaşma ve Apple’ın Anlık Bildirim Hizmeti aracılığıyla) geçen akıllı telefon uyarılarıdır. Anlık bildirimler, SMS metin mesajları ve mobil uyarılar gibi görünür, ancak yalnızca bu bildirim özeliğini açan ve ilgili uygulamayı yüklemiş olan kullanıcılara ulaşır. Kullanıcı etkileşimi sağlamanın yanında, mobil pazarlama için de yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Uygulama geliştiricileri Apple ve Google’ın bildirim ağ geçitlerini kullanmak zorundadır; bu da teknoloji devlerine müşterilerinin uygulama kullanım kalıpları hakkında bilgi sağlar ve ABD veya uluslararası hükümetlerin veri talepleri yoluyla ilgili kişileri izlemesini kolaylaştırır.

Bu yöntemle veri toplanması, cihazların Apple veya Google hesaplarına bağlanmasına yardımcı olur ve alıcı akıllı telefonda görüntülenen metin de dahil olmak üzere şifrelenmemiş bildirim içeriğine erişime izin verebilir. Wyden mektubunda ayrıca Adalet Bakanlığı’ndan iki şirketin bu uygulamaya ilişkin daha fazla ayrıntıyı müşterileriyle paylaşmasına izin vermesini istedi, zira bu bilgilerin ABD hükümeti tarafından kamuya açıklanması kısıtlanmış durumda.

Wyden, “Apple ve Google’ın, özellikle yabancı hükümetlerden aldıkları yasal talepler konusunda şeffaf olmalarına izin verilmelidir, tıpkı şirketlerin diğer veri talepleri konusunda kullanıcıları düzenli olarak bilgilendirdikleri gibi” diyor ve ekliyor: “Bu şirketlerin genel olarak bu gözetim uygulamasını kolaylaştırmaya zorlanıp zorlanmadıklarını açıklamalarına, aldıkları taleplerin sayısı hakkında toplu istatistikler yayınlamalarına ve bir mahkeme tarafından geçici olarak engellenmediği sürece, belirli müşterileri verilerine yönelik talepler hakkında bilgilendirmelerine izin verilmelidir.”

Apple ve Google daha fazla bilgi paylaşma sözü verdi

Mektuba cevaben Apple, bu durumun hükümet kuruluşlarının bu tür bildirimlerle ilgili verileri gözetleme amacıyla nasıl kullandıklarına ilişkin daha fazla bilgiyi kamuoyuyla paylaşma fırsatı sunduğunu söyledi. Bir Apple sözcüsü konu hakkında “Bu konuyla ilgili federal hükümet herhangi bir bilgi paylaşmamızı yasakladı. Artık bu yöntem kamuya açık hale geldiğine göre, şeffaflık raporlamamızı bu tür talepleri detaylandıracak şekilde güncelliyoruz,” dedi.

Bir Google sözcüsü ise şirketin “Senatör’ün kullanıcıları bu talepler hakkında bilgilendirmeye olan bağlılığını” paylaştığını belirti ve ekledi: “Senatör Wyden’ın bahsettiği talepler de dahil olmak üzere, aldığımız kullanıcı verilerine yönelik hükümet taleplerinin sayısını ve türlerini paylaşan kamuya açık bir şeffaflık raporu yayınlayan ilk büyük şirket olduk.”

Apple, çentiksiz iPhone’lar için LG ile anlaştı

Apple, mobil dünyasında bir dönemeç noktasına gelerek, gelecek nesil iPhone modellerinde çentiksiz bir tasarımı benimsemeye hazırlanıyor. Bu iddialı adımın temelini ise LG Innotek ile kurulan stratejik bir işbirliği oluşturuyor. Zaten Eylül ayında tanıtılan etkileyici iPhone 15 serisi, titanyum kasası ve ince ekran çerçeveleri ile beğeni toplamıştı. Ancak Apple, sınırları zorlayarak inovasyonu bir adım daha ileriye taşımayı amaçlıyor.

Bu önemli adımın anahtarı, LG Innotek tarafından geliştirilen “Freeform Optic” adlı özel lens teknolojisinde yatıyor. Bu özel lens, serbest eğriliği sayesinde ışık geçirgenliğini önemli ölçüde artırarak, kullanıcı deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor. LG, bu teknolojinin 2023 yılına kadar yüzde 20, 2024’ten itibaren ise yüzde 40’a kadar artış sağlayacağını belirtiyor. Bu da ekran altı kamera (UDC) teknolojisindeki dezavantajları büyük ölçüde ortadan kaldırmayı vaat eden bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Apple çentiksiz iPhone

Ancak, yeni teknolojinin iPhone’larda tam anlamıyla hayata geçmesi için bir süre beklememiz gerekebilir. En erken 2026 yılında, çentiksiz iPhone 18 ailesi ve sonrasındaki modellerde bu özel lens teknolojisinin kullanılması bekleniyor. Bu süre zarfında, Apple’ın standartlarına uygun olarak ilk olarak ekran altı Face ID teknolojisinin benimsenebileceği belirtiliyor. Önceki raporlar, iPhone 16 Pro’nun delikli tasarıma sahip olacağını öne sürmüştü. Dolayısıyla çentiksiz tasarımın tam anlamıyla hayata geçmesi birkaç model sonrasına denk gelebilir.

Apple ve LG’nin bu işbirliği, teknoloji dünyasında heyecan yaratıyor. Çentiksiz iPhone’lar, sadece tasarım açısından değil, aynı zamanda teknoloji standartları konusunda da bir çığır açabilir. Bu önemli adım, kullanıcıları daha ince çerçeveler ve modern tasarım ile buluşturarak, iPhone deneyimini bir üst seviyeye taşıma potansiyeline sahip.

Siber güvenlik olgunluğunuzu geliştirmenin üç yolu

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Dell Küresel Veri Koruma Endeksi (Global Data Protection Index – GDPI) araştırmasına göre, siber saldırılar 2022 yılında tüm veri kaynaklı sorunların yüzde 48’ini oluşturarak (2021’de bu oran yüzde 37’ydi) diğer tüm veri kesintisi gerekçelerini geride bıraktı.

Bu önemli değişimlerin bir sonucu olarak kuruluşlar, etkili bir güvenlik stratejisine sahip olmanın gerekliliğini hızla farkına varıyor. IDC raporuna göre, güvenlik yazılımı 2023 yılında Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki harcamalarda en büyük paya sahip olacak ve toplam harcamaların yüzde 41,2’sini oluşturacak. Kuruluşların üç temel alanı kapsayan bir güvenlik stratejisine ihtiyacı var:

  1. Saldırı yüzeyinin azaltılması

Saldırı yüzeyi, kötü niyetli aktörlerin yararlanabileceği potansiyel güvenlik açıklarını ve giriş noktalarını temsil ediyor. Güvenliği artırmak için kuruluşların uç, merkez ve bulut dâhil olmak üzere tüm alanlardaki saldırı yüzeyini en aza indirmeleri gerekiyor. Bu da aşağıdaki gibi önleyici tedbirlerin uygulanmasını gerektiriyor:

  • Sıfır Güven yaklaşımı: Sıfır Güven, kuruluşların kendi çevreleri içinde veya dışında, erişim izni vermeden önce sistemlerine bağlanmak için yapılan her girişimi doğrulaması gerektiği inancına dayanan bir güvenlik modelidir. Bu, mikro segmentasyon, kimlik ve erişim yönetimi (IAM), çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ve güvenlik analitiği gibi çözümlerin kullanılmasıyla elde edilebilir.
  • Veri izolasyonu: Verilerin farklı ortamlara, konteynerlere veya depolama birimlerine ayrılması yetkisiz erişim, veri ihlalleri veya diğer siber saldırı tipleriyle ilgili riskleri en aza indirebilir.
  • Sıkı erişim kontrolleri: Bir bilgi işlem ortamındaki kaynakları kimin veya neyin görüntüleyebileceğini, kullanabileceğini veya değiştirebileceğini düzenleyin. Bu, yetkisiz erişime ve olası ihlallere karşı ilk savunma hattı olarak hizmet eder.
  • Sistem ve uygulamaların yamalanması: Saldırganların yararlanabileceği, bilinen güvenlik açıklarını giderin. Yamaların zamanında uygulanmaması kuruluşları potansiyel risklere maruz bırakır.
  • Kullanıcı eğitimi ve farkındalığı: Çalışanları ve kullanıcıları olası güvenlik tehditlerini, kimlik avı girişimlerini ve sosyal mühendislik taktiklerini tanımaları ve bildirmeleri için eğitmek, insan zafiyetlerinden yararlanan saldırı riskinin azaltılmasına yardımcı olur. Dönemsel olarak kullanıcıların bu gibi tehditlere nasıl tepki verdiğini ölçmek için testler/simülasyonlar uygulanmalı; gerekiyorsa eğitimler tekrarlanmalı.

Kuruluşların ayrıca, potansiyel zayıflıkları belirlemek ve ele almak için kapsamlı güvenlik açığı değerlendirmeleri ve sızma testleri yapmaları gerekiyor. Yapay zekâ (AI) ve makine öğrenimi (ML) algoritmalarını içeren gelişmiş tehdit algılama teknolojileri, gelişen tehditlere proaktif ve zamanında yanıt vermek için kritik önem taşıyor. Saldırı yüzeyinin azaltılması kuruluşlara, potansiyel siber saldırı yollarını azaltma olanağı veriyor.

  • Siber tehditlerin tespit edilmesi ve bunlara yanıt verilmesi

Güçlü bir güvenlik duruşu için kuruluşların hem bilinen hem de bilinmeyen tehditleri etkin bir şekilde tespit etmeleri ve bunlara yanıt vermek için gelişmiş tehdit algılama teknolojileri ve metodolojileri kullanmaları gerekiyor. Bunlar örneğin:

  • Saldırı tespit ve önleme sistemleri (IDS): Bir güvenlik ihlaline işaret edebilecek şüpheli faaliyetlerin gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlar. Bu, anormallikleri erken tespit ederek ve kuruluşların hızlı bir şekilde yanıt vermesini sağlayarak olası hasarı azaltır ve genel güvenliklerini güçlendirir.
  • Anomali tespiti: Potansiyel kötü niyetli faaliyetlere işaret eden, yerleşik normlardan sapan olağandışı kalıpları belirleyin. Bu anomalilerin hızlı bir şekilde tespit edilmesi veri ihlallerini, yetkisiz erişimi ve diğer güvenlik tehditlerini engelleyebilir. Yapay zekâ ve makine öğrenimi algoritmaları tehdit tespitini hızlandırabilir.
  • Gerçek zamanlı ağ trafiği izleme: Ağ faaliyetlerine anında görünürlük kazandırarak olağandışı veya kötü niyetli davranışların hızlı bir şekilde tespit edilmesini sağlar. Bu, kuruluşların tehditlere zamanında yanıt vermesini sağlayarak sistemin tehlikeye girme riskini azaltır.

Profesyonel hizmetlerle iş birliği yapılması; tehdit yönetimi ve tespiti, olaylara müdahale ve güvenlik operasyonları yoluyla tehdit istihbaratı konusunda uzmanlık sunabilir.

  • Saldırı sonrası iyileşme

Kuruluşların ayrıca dayanıklılık sağlayan yeteneklere sahip olması ve bir siber saldırıdan kurtulmak için bunları sık sık test etmesi gerekiyor. Etkili bir kurtarma için iyi tanımlanmış bir olay müdahale planı oldukça önemli. Kuruluşların yapmaları gerekenler arasında şunlar yer alıyor:

  • Olay Müdahale ve Kurtarma (IRR) programı: Bir saldırının gerçekleşmesi durumunda rolleri, sorumlulukları ve faaliyetleri ana hatlarıyla belirleyen olay müdahale protokolleri oluşturun.
  • Veri koruması: Kritik veri ve sistemlerin düzenli olarak yedeklenmesi, değişmez, izole ve/veya güvenli tesis dışı depolama çözümleri ve veri şifreleme, verilerinizin hızlı bir şekilde kurtarılmasını sağlayabilir.

Siber güvenlik olgunluğunun artırılması gelişen tehditlere karşı koymada oldukça çok önemli. Saldırı yüzeyinin azaltılması kuruluşların, güvenlik açıklarını ve saldırganlar için potansiyel giriş noktalarını en aza indirmelerine yardımcı oluyor. Proaktif tehdit tespit ve müdahale mekanizmaları, kuruluşların tehditleri hızlı bir şekilde tespit etmelerine ve azaltmalarına olanak sağlıyor. Etkili kurtarma stratejileri, kuruluşların operasyonlarını eski hâline getirmelerini ve siber saldırının etkisini en aza indirebilmelerini sağlıyor. Ayrıca kuruluşlar, deneyimli bir iş ortağıyla iş birliği yaparak gelişen tehditlere karşı koruma sağlayan kapsamlı bir güvenlik duruşu oluşturabiliyor.

Gelişen teknoloji karşısında dijital altyapımızı korumak ve dijital alanda güveni sürdürmek için siber güvenlik yaklaşımımızın gelişmesi önceliklerimizin başında gelmeli.

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı.

Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor.

Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.

Michael Jackson’ın efsanevi demosu blok zincirinde hayata döndü

Blok zinciri teknolojisi, müzik dünyasına yepyeni bir soluk getiriyor. Anotherblock adlı blok zinciri tabanlı çevrim içi müzik platformu, efsane isim Michael Jackson’ın müzik tarihine damgasını vuran ilk stüdyo demosunu özel bir versiyonuyla erişime açıyor.

Özellikle kripto paraların etkisiyle bilinirliği artan blok zinciri teknolojisi, çeşitli sanat dallarında benzersiz deneyimler sunma potansiyeli taşıyor. Anotherblock, bu potansiyeli müzik dünyasına taşıyan önemli projelerden biri olarak öne çıkıyor.

Michael Jackson'ın

Platform, merkeziyetsiz bir yapıda çevrim içi müzik hizmeti sunmayı hedefliyor, benzer platformlardan farklı olarak kendine özgü bir vizyon ortaya koyuyor.

Bugünlerde blok zinciri tabanlı müzik platformları arasında pek çok seçenek bulunmasına rağmen Anotherblock, adını duyurmak için çığır açan bir hamle yapıyor. Michael Jackson’ın müzik kariyerine damga vuran ve henüz 8 yaşındayken, 13 Temmuz 1967 tarihinde kaydedilen “Big Noy” parçasının ilk stüdyo demosunu platform üzerinde yayınlayacak.

Kayıt, “Big Boy (One-Derful Version)” adıyla günümüzde dinlenebilecek ve herkese açık olacak. Ancak, platform kullanıcıları için özel bir kampanya düzenleniyor. 4 gün sürecek olan bu kampanya sürecinde, kullanıcılar özel versiyonunu edinebilecekler. Ayrıca, kaydın master teyp görseli de NFT (Non-Fungible Token) olarak elde edilebilecek.*

Michael Jackson’ın annesi, müzikal miraslarının blok zinciri teknolojisi aracılığıyla yeni bir dijital mecrada yaşatılmasından dolayı mutluluk duyduğunu belirtti. Bu hamle, müzik dünyasında dijitalleşmenin ve blok zinciri teknolojisinin birleşiminin ne kadar güçlü bir etki yaratabileceğini gösteriyor.

Microsoft Copilot kod yorumlayıcısı alıyor!

Microsoft’un Copilot’u OpenAI’nin en son modellerini ve yeni bir kod yorumlayıcısını alıyor. Microsoft, OpenAI’nin en son modelleri de dahil olmak üzere yakında Copilot hizmetine gelecek bir dizi yeni özelliğin ayrıntılarını anlatıyor. Copilot, güncellenmiş bir DALL-E 3 modeli, yeni bir kod yorumlayıcı özelliği ve Bing’deki derin arama işlevselliğinin yanı sıra yakında GPT-4 Turbo desteğini alacak.

Copilot yakında OpenAI’nin en son GPT-4 Turbo modelini kullanarak yanıt verebilecek. Bu da aslında 128K bağlam penceresi sayesinde daha fazla veri “göreceği” anlamına geliyor. Bu daha geniş bağlam penceresi, Copilot’un sorguları daha iyi anlamasına ve daha iyi yanıtlar sunmasına olanak tanıyacak. Microsoft’un EVP’si ve tüketici baş pazarlama sorumlusu Yusuf Medhi: “Bu model şu anda seçilmiş kullanıcılarla test ediliyor ve önümüzdeki haftalarda Copilot’a geniş çapta entegre edilecek” diyor. Siz GPT-4 Turbo modelinin Copilot’ta görünmesini beklerken, Microsoft artık Bing Image Creator ve Copilot’ta geliştirilmiş bir DALL-E 3 modelini kullanıyor. Medhi, “Güncellenmiş DALL-E 3 modeliyle artık daha yüksek kalitede ve daha doğru görüntüler oluşturmak için Copilot’u kullanabilirsiniz” diyor.

Microsoft Copilot kod yorumlayıcısı

Copilot kenar çubuğu içeren Microsoft Edge, aynı zamanda cümleleri satır içi olarak yeniden yazmak için web sitelerinin metin girişinde metin oluşturma becerisine de kavuşuyor. Artık YouTube’da izlediğiniz videoları özetlemek için Microsoft Edge’deki Copilot’u da kullanabilirsiniz.

Kodlayıcılar ve geliştiriciler yakında Copilot’a gelecek yeni kod yorumlama özelliğiyle ilgilenebilir. Bu yeni özellik, Copilot kullanıcılarının yapay zeka sohbet robotundan daha doğru hesaplamalar, veri analizi ve hatta kod almasına olanak tanıyacak. Microsoft: “Copilot, karmaşık, doğal dildeki isteklerinize yanıt vermek için kodu yazacak, bu kodu korumalı bir ortamda çalıştıracak ve sonuçları size daha yüksek kalitede yanıtlar vermek için kullanacak. Ayrıca Copilot’a dosya yükleyebilir ve indirebilirsiniz, böylece kendi verileriniz ve kodunuzla ve Bing arama sonuçlarıyla çalışabilirsiniz” diyor.

Bing tarafında ise Microsoft, sonuçlarına “Derin Arama”yı ekliyor. Medhi, “Derin Arama, karmaşık konular için optimize edilmiş arama sonuçları sunmak üzere GPT-4’ün gücünden yararlanıyor. Derin Aramayı etkinleştirmek, daha alakalı sonuçlar sunmak için arama sorgularını daha kapsamlı açıklamalara genişletiyor” diyor.

D’Poir Beaute 3,5 milyon TL fon talebiyle yatırım turuna çıktı

0

Paraben sabun, phthalate, hayvansal madde, renklendirici, parfüm gibi zararlı bileşenlerden arındırılmış ürünleriyle kısa sürede rekabet gücü kazanan girişim, fonbulucu platformundaki yatırım turunda şirket paylarının yüzde 18’inin yatırımcılara arzıyla  3,5 milyon TL fon toplamayı amaçlıyor. Eczaneler aracılığıyla tüketicilerle buluşturduğu yüzde 100 bitkisel ürünlerini Türkiye’nin ardından KKTC’de piyasaya süren D’Poir Beaute’nin sıradaki hedefi, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere dünya pazarlarına ulaşmak.

2021’de 16 milyar doları geçtiği tahmin edilen küresel vegan kozmetik pazarının, 2025’e kadar yıllık yüzde 6,3 büyümeyle 20 milyar doları aşması bekleniyor. Dünyaca ünlü kozmetik markaları vegan üretim yönünde adımlarını hızlandırırken, Ar-Ge’ye odaklanan yerli girişimler de rekabet gücü kazanıyor. Bu girişimlerden biri de D’Poir Beaute.

2021 yılında kurularak 2022 yılında Türkiye’nin yanı sıra KKTC dermokozmetik pazarında aktif hale gelen girişim, temiz güzellik anlayışını benimsiyor ve bitkisel içeriklerle formüle ettiği vegan ürünleri ile kullanıcılarına güvenli olduğu kadar etkili bir güzellik deneyimi sunuyor. Vegan ve bitkisel içerikli ürünleriyle çevresel sürdürülebilirliği de destekleyen D’Poir Beaute, ayrıca ürünlerinin hayvanlar üzerinde test edilmemesine özel bir vurgu yapıyor. Yeni inovatif ürünlerin pazara sunmak, Ar-Ge faaliyetlerini artırmak, Amazon gibi büyük e-ticaret platformlarında yer almak ve uluslararası genişleme adımları için ihtiyaç duyduğu finansal kaynağa ulaşmak üzere yatırım turunu başlatan girişim, şirket paylarının yüzde 18’inin yatırımcılara arzıyla 3,5 milyon TL fon talep ediyor. 

Yatırımcılara bedelsiz pay ve D’Poir Beaute ürünlerinde indirim kampanyası

Yatırım turunun başlama tarihi olan 5 Aralık Salı günü saat 10.00 itibari ile ilk 10 iş günü içerisinde EFT veya kredi kartı ile yapılan yatırımlarda yatırımcılara yüzde 30 fazladan pay taahhüdü veren  D’Poir Beaute,  belirli tutarlarda yatırım yapan yatırımcılara özel hediyeler de sunacak. 5   bin – 19 bin 999 TL arasında yatırım yapan yatırımcılar web sitesi üzerinden yapılacak alışverişlerde yüzde 25 indirim çeki, 20 bin – 49 bin 999 TL arasında yatırım yapan yatırımcılar yüzde 25 indirim çeki ve deneme boyu ürünler, 50 bin TL ve üzeri yatırım yapan yatırımcılara yüzde 25 indirim çeki ile Miracle Repair Cream, Caffeine Eye Serum, Collagen Serum, The Neck and Decollete Concentrade ürünlerinin sahibi olacak.

“Misyonumuz her segmentte kalite standartlarını yükseltmek”

D’Poir Beaute Kurucusu ve Genel Müdürü Didem Kutluk, “2021 yılında kurulduktan sonra. 2022 Haziran itibariyle İstanbul, Ankara, ve KKTC’deki 60 eczanede satışa başlayan D’Poir olarak 2023 Şubat’ta 3 yeni ürünle portföyümüzü genişlettik. Bu süreçte Beymen Online’da satışlarımız sürdürdük ve Amazon Amerika, Avustralya, İngiltere pazarlarında yer almak üzere hazırlıklarımıza başladık. Kasım 2023 başına kadar 6 binden  fazla ürünümüzün satışını online ve eczane kanallarından tamamladık. Şirketimizin temel misyonu, kadınların cilt bakımında en iyi sonuçları elde etmelerine destek olmak, doğal ve güçlü formüllerden üretim kalitesine, detaylara gösterilen özene kadar her aşamada kalite standartlarını yükseltmek” dedi.

Sekiz ülke ile anlaşma sürecinde

Hedefleri hakkında da bilgi veren Didem Kutluk, “Yatırım turunda başarılı olduğumuz taktirde Amazon Amerika, Avustralya, İngiltere pazarlarında satışlarımızı başlatacağız. Ayrıca Rusya, Özbekistan ve İran’ı da içeren sekiz ülke ile anlaşma sürecindeyiz. İlgili ülkelere demo ürünlerimiz göndermiş durumdayız. 2024 yılı itibariyle Türkiye pazarına yoğunlaşarak öncelikli olarak İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya bölgelerine bayilikler vereceğiz. Orta vadede Amerika, Avustralya, İngiltere gibi anahtar pazarlarda etkinliğimiz artırmak. Uzun vadedeki hedeflerimiz ise üretim süreçlerini daha çevre dostu hale getirmek, sürdürülebilirlik alanında öncü olmak; sosyal sorumluluk projeleri ve etik uygulamalarla toplumları pozitif yönde etkilemek; dünya genelinde güzellik ve cilt bakımı sektöründe lider bir marka haline gelmek” ifadelerini kullandı.

Kampanya adresi: https://fnb.lc/dpoir

Kampanya videosu: https://fnb.lc/dpoir-video

X bir düzine ABD eyaletinde ödeme işlemleri için lisans aldı

Elon Musk, eskiden Twitter olarak bilinen ve şimdi X olarak adlandırılan şirketi, kendi ödeme sistemini de içeren bir “her şey uygulaması” haline getirme planlarında ilerliyor. Kasım ayı sonunda şirkete ABD’nin Güney Dakota, Kansas ve Wyoming eyaletlerinde üç yeni para aktarma lisansı daha verildi ve böylece şirketin para transferi yapmasına izin verilen eyalet sayısı 12’ye yükseldi.

Şirkete daha önce para transferi lisansı verilen diğer eyaletler arasında Arizona, Georgia, Iowa, Maryland, Michigan, Mississippi, Missouri, New Hampshire ve Rhode Island yer alıyor. Böylece Haziran ayı sonunda başlayan lisanslama süreci sadece 5 ay içinde 12 eyalete yayılmış oldu. Kayıtlar, X’te para transferi işlemlerini yürütecek olan “X Payments LLC”, eski adıyla “Twitter Payments LLC” adlı bir işletme üzerinden sağlandı.

Elon Musk X’te yayınladığı bir iletide son lisans onaylarken tek yorumu “İlerleme” şeklinde oldu. Musk daha önce X’i bir ödeme platformuna dönüştürme planlarından bahsetmiş ve satın almadan kısa bir süre sonra şirketin geleceğine ilişkin vizyonunu detaylandırmıştı. Musk Twitter’ı ilk satın aldığında kullanıcıların platformdaki diğer kişilere para gönderebilecekleri ve fonlarını kimliği doğrulanmış banka hesaplarına aktarabilecekleri bir yapıya kavuşturmak istediğini söylüyordu. Her ne kadar bu plan kısa vadede X’i Musk’ın kurucu ortağı olduğu bir diğer şirket olan PayPal ile rekabete sokacak gibi gözükse de nihayetinde kazananın her iki firmanın da sahibi/ortağı konumundaki Elon Musk olacağı aşikâr.

Bu hamlenin kriptoyu da içerip içermeyeceği henüz belirlenmedi, ancak X’in kripto para birimlerini desteklemesi durumunda ayrı bir para aktarıcı lisansının gerekli olacağını belirtmek gerekiyor. Ödemeler aynı zamanda X’in yaratıcı ekonomisine yönelik daha geniş kapsamlı hamlesiyle de bağlantılı; en az 500 takipçisi olan ve son üç ay içinde gönderilerinde 5 milyon organik gösterim elde eden X kullanıcıları reklam geliri paylaşımına hak kazanabiliyor.

Şirket yakın vadede küçük işletme reklam verenlerine odaklanacağını ve Musk’ın yeni yapay zekâsı Grok’u başka bir gelir kaynağı olarak X’in ücretli abonelerine sunmayı planladığını açıklamıştı. İlk olarak 4 Kasım’da belirli test kullanıcıları için piyasaya sürülen Grok’un X’in Premium aboneliğine kayıtların artmasına yardımcı olabileceği değerlendiriliyor.

Karbondioksit hapseden çevreci tuğla yapıldı!

Londra merkezli Seratech isimli girişim, inovasyon ve çevrecilikle ön plana çıkarak fabrikalarda üretilen Karbondioksit hapseden çevreci tuğla geliştirdi. Geleneksel tuğlaların yerini almayı hedefleyen bu çevreci ürün, Mühendislik ve Fizik Bilimleri Araştırma Konseyi (EPSRC) ve Yüksek Öğrenim İnovasyon Fonu (HEIF) tarafından desteklenen 18 aylık bir araştırma sonucu ortaya çıktı.

Seratech’in yeni Karbondioksit hapseden çevreci tuğla , magnezyum karbonatı kullanarak karbon yakalama, mineralizasyon ve kullanma (CCMU) süreci ile üretiliyor. Bu malzeme, dünya genelinde bolca bulunan olivin mineralinden elde ediliyor. Ayrıca, tuğlada kullanılan agrega inşaat atıklarından geri dönüştürülerek elde ediliyor.

Geleneksel tuğlalardan farklı olarak, Seratech’in tuğlaları çok daha düşük sıcaklıkta, 60 derecede pişirilip, daha uzun bir süre bekletilerek üretiliyor. Bu yöntem, geleneksel tuğlalara göre daha çevreci bir üretim süreci sağlarken, endüstriyel karbondioksitin atmosfere salınmadan tuğla içinde hapsedilmesini mümkün kılıyor.

Seratech, Baş Teknik Sorumlusu Barney Shanks, “Çimento emisyonları geniş bir bilinmezlik oluşturuyor. Ancak, kil ateşlemeli tuğlaların emisyonlarına odaklanmak, inşaat sektöründeki karbon ayak izini azaltmak adına önemlidir” ifadelerini kullanıyor. Şirket, ürettikleri çevreci tuğlaları ticarileştirmek için Londra merkezli bir mimari ekip ile işbirliği yapıyor ve Sanat ve Beşeri Bilimler Araştırma Konseyi’nden (AHRC) hibe desteği alarak pazarda geniş bir yer edinmeyi amaçlıyor.

Seratech’in Teknik Yöneticisi Caitlin Howe, “Bu ürünün sektörü kökten değiştirebilecek bir potansiyele sahip olduğunu görmek heyecan verici. Tuğlalarımız, geleneksel tuğlalara benzer bir görünüm ve his sunarken çevre dostu bir alternatif sunuyor” diyor.

Albaraka Türk’ten Mikro Girişimcilere büyük destek

0

Albaraka Türk, iş modelinin entegre bir öğesi olarak tanımladığı kurumsal sorumluluk kapsamında hayata geçirdiği projeleriyle ürettiği toplam değeri büyüterek, toplumsal sorunların farkında bir yol izliyor. Topluma karşı sorumluluklarını yerine getirme konusunda son derece titiz davranan Albaraka Türk, kurumsal sorumluluk faaliyetlerini her yıl kurumsal değerleri doğrultusunda eğitim, çevre, sağlık ve hassas gruplar olarak dört kategoride planlıyor.  Bu kapsamda, Türkiye Grameen Mikrofinans Programı (TGMP) ile gerçekleştirdiği iş birliği doğrultusunda Banka, 2022 ve 2023 yıllarında 521 mikro girişimciye mikro kredi kullandırımı gerçekleştirerek hassas gruplar alanındaki çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Grameen Mikrofinans Programı (TGMP), Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) tarafından kurulmuş olup, kâr amacı gütmeden faaliyetlerini sürdüren bir mikrofinans kuruluşudur. 

2021 yılında Social Value UK tarafından hazırlanan Sosyal Etki Analizinde Türkiye Grameen Mikrofinans Programı tarafından gerçekleştirilen her 1 TL’lik desteğin 4,05 TL’lik sosyal etki oluşturduğu hesaplanmış olup; Ege, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve 2023 yılında deprem felaketinden etkilenen bölgelerdeki mikro girişimcileri destekleyen Albaraka Türk yeniden kullandırımlarla birlikte 14.725.800 TL’lik sosyal etki ortaya koymuştur. 

“Mikro Girişimcilerin İş Hayatındaki Yeri Hepimizin Sorumluluğunda”

Mikro Girişimcilerin iş hayatındaki yerinin önemine değinen Strateji ve Dönüşümden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ömer Emeç, ‘’6 Şubat’ta yaşadığımız deprem felaketinin yaralarını sarmaya var gücümüzle devam ediyoruz. Depremzede mikro girişimcilerin desteklenmesi, bankamızın vizyon, misyon ve değerleri kapsamındaki önemli görevlerindendir. Mikro girişimcilerin iş hayatındaki yeri hepimizin sorumluluğunda. Yaşadığımız deprem felaketinden sonra bölgedeki iş imkanlarının çoğalması geleceğe yönelik atılan en büyük adımlardan biridir.’’ dedi.

Albaraka Türk’ün 2022 yılında ve 2023 yılında yaptığı destek sonrası, Grameen’den alınan bilgiye göre 521 mikro girişimciye fayda sağladı.

Boğaziçi Ventures yeni oyun yatırımını duyurdu!

BV Growth fonu aracılığıyla gerçekleştirilen bu yatırım, Frozen Pawn’ın global pazarda genişleme potansiyelini ve sağlam iş modelini destekleyerek, yetenekli ekibinin uluslararası başarısını hızlandırmayı hedefliyor. 

Boğaziçi Ventures, BV Growth fonu ile erken evre gelişim gösteren, uluslararası pazarlarda geniş kullanıcı kitlesine ulaşma kapasitesine sahip ve yetkin takımlar tarafından yönetilen teknoloji odaklı girişimlere yatırım yapma stratejisine devam ediyor. Boğaziçi Ventures, portföyünü oyun, Web 3.0, finansal teknolojiler, perakende inovasyonları, sağlık ve eğitim teknolojileri gibi alanlarda yenilikçi çözümler sunan girişimlere yönlendiriyor. Şirketin en son yatırım hamlesi ise İstanbul merkezli oyun endüstrisinde yetişmiş genç ve dinamik bir ekip tarafından yönetilen ve hızla büyüyen bir oyun geliştirme şirketi olan Frozen Pawn!

Frozen Pawn ekibi, mobil ve PC platformlarında oyun geliştirme konusunda yetkin, hem tek oyunculu hem de çok oyunculu oyunlar geliştirmekte ve çeşitli teknolojileri kullanarak yenilikçi projelere imza atmaktadır. Frozen Pawn yatırımı ile ilgili olarak Boğaziçi Ventures Yönetici Ortağı Burak Balık “Frozen Pawn’a yaptığımız yatırım hem şirketimiz hem de Türkiye oyun sektörü için stratejik bir adımdır. Teknoloji ve yenilikçi çözümlere odaklanarak yatırım yapma stratejisi ile Boğaziçi Ventures, Frozen Pawn’ın Türkiye’nin oyun sektörünü uluslararası arenada daha parlak bir geleceğe taşıma hedefine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.Yenilikçi yaklaşımları ile kısa zamanda önemli başarılara imza atacak şirketin ekibine inancımız yüksek. Kendilerini hem maddi hem de stratejik büyüme odaklı sahip olduğumuz deneyim ile desteklemek için heyecanlıyız. Boğaziçi Ventures olarak, Frozen Pawn’ın sektördeki büyümesini ve başarısını desteklemekten büyük bir heyecan duyuyoruz” dedi.

Midcore oyun türündeki Heist Guyz adlı oyunları ile Frozen Pawn, oyunculara benzersiz bir strateji ve hızlı düşünme becerilerini birleştiren dinamik bir oyun yapısı deneyimi sunuyor. Orta düzey zorluk seviyesine sahip Heist Guyz oyunu, çok oyunculu taktiksel nişancı oyunudur ve heyecan verici bir soygun temasına sahiptir. Frozen Pawn BV Growth Portföy şirketlerinden bir diğeri olan UGC90 ile yaptıkları işbirliği ile, Fortnite, Minecraft ve Roblox gibi platformlarda kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler üzerine odaklanıyor. Frozen Pawn Kurucu Ortağı Aykut Şahin yatırım ile ilgili olarak “Boğaziçi Ventures tarafından aldığımız yatırım ile birlikte, büyük fırsatlar barındıran UGC gaming alanında faaliyetlerimizi hızlandırarak şirket olarak globaldeki payımızı artırmayı hedefliyoruz. Dünya genelinde özellikle Fortnite Creative tarafında faaliyet gösteren stüdyoların yeni oluşmaya başladığı bu dönemde, Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren ilk stüdyolardan biri olmanın avantajlarına sahibiz. Bu nedenle, özellikle Fortnite Creative tarafındaki rekabetin henüz çok yüksek olmadığı bu dönemde, Boğaziçi Ventures’ın desteğiyle birlikte UGC gaming alanında öncü şirketlerden biri olmak için çaba sarf ediyoruz.” sözleriyle belirtti. Frozen Pawn’ın bir diğer Kurucu Ortağı Mustafa Enes Bilgiç ise şunları ekledi; “Yapılan yatırım, sadece BV ve Frozen Pawn için faydalı olmakla kalmayacak; Frozen Pawn olarak gerçekleştirdiğimiz ilkleri ve mevcut oyun türlerine getirdiğimiz yenilikçi yaklaşımlarımızla sektöre de büyük katkı sağlayacaktır.”

Hackerlar Adobe ColdFusion açığıyla ABD devlet kurumlarına sızdı

0

ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), Adobe ColdFusion’da CVE-2023-26360 olarak tanımlanan kritik bir güvenlik açığından aktif olarak yararlanan bilgisayar korsanlarının devlet sunucularına erişim sağladıkları konusunda uyarıda bulundu.

İlgili güvenlik sorunu, Adobe ColdFusion 2018 Güncelleme 15 ve daha eski sürümleri ile 2021 Güncelleme 5 ve daha önceki sürümleri çalıştıran sunucularda rastgele kod yürütülmesine izin veriyor. Adobe, Mart ayı ortasında ColdFusion 2018 Update 16 ve 2021 Update 6’yı yayınlayarak sıfırıncı gün açığı sorununu çözse de bu güncellemeyi yüklemeyen kurumlar hala risk altında

O dönemde CISA, açıktan yararlanan tehdit aktörleri hakkında bir bildirim yayınlamış ve federal kuruluşları ve devlet hizmetlerini mevcut güvenlik güncellemelerini uygulamaya çağırmıştı. CISA dün yayınladığı bir uyarıda ise CVE-2023-26360’ın hala saldırılarda kullanıldığı konusunda uyarıyor ve Haziran ayında iki federal kurum sistemini etkileyen olayları örnek gösteriyor. CISA’dan yapılan açıklamada “Her iki olayda da Uç Nokta için Microsoft Defender (MDE), ajansın üretim öncesi ortamındaki halka açık web sunucularında bir Adobe ColdFusion güvenlik açığının potansiyel istismarı konusunda uyarıda bulundu. Her iki sunucu da çeşitli CVE’lere karşı savunmasız olan eski yazılım sürümlerini çalıştırıyordu” deniliyor.

Adobe ColdFusion açığı kullanılan iki farklı vaka örneği

CISA, tehdit aktörlerinin HTTP POST komutlarını kullanarak ColdFusion ile ilişkili dizin yoluna kötü amaçlı yazılım bırakmak için güvenlik açığından yararlandığını söylüyor. İlk olay 26 Haziran’da kaydedildi ve Adobe ColdFusion v2016.0.0.3 çalıştıran bir sunucuyu ihlal etmek için kritik güvenlik açığına dayanıyordu. Saldırganlar ağ kontrolleri ile birlikte süreç numaralandırması yapmış ve ColdFusion yapılandırma dosyasına kod eklemelerine ve kimlik bilgilerini çıkarmalarına olanak tanıyan bir web kabuğu (config.jsp) yüklemişlerdi. Saldırı faaliyetleri arasında, varlıklarını gizlemek için saldırıda kullanılan dosyaları silmek ve tespit edilmeden kötü amaçlı işlemleri kolaylaştırmak için C:\IBM dizininde dosyalar oluşturmak da vardı.

İkinci olay 2 Haziran’da, bilgisayar korsanlarının Adobe ColdFusion v2021.0.0.2 çalıştıran bir sunucuda CVE-2023-26360’ı istismar etmesiyle meydana geldi. Bu vakada saldırganlar, uzaktan erişim truva atı (d.jsp) olarak deşifre edilen bir metin dosyasını bırakmadan önce kullanıcı hesabı bilgilerini toplamıştı. Ardından hackerlar Kayıt Defteri dosyalarını ve güvenlik hesabı yöneticisi (SAM) bilgilerini dışarı sızdırmaya çalıştılar. Saldırganlar, her etki alanı denetleyicisinde bulunan özel bir dizin olan SYSVOL’a erişmek için mevcut güvenlik araçlarını kötüye kullandılar.

Her iki vakada da saldırılar, saldırganlar veri sızdıramadan önce tespit edilip engellenmişti. CISA’nın analizi ilgili saldırıları gerçek birer istismardan ziyade keşif çabaları olarak kategorize ediyor. Ancak her iki saldırının arkasında da aynı tehdit aktörünün olup olmadığı bilinmiyor. Riski azaltmak için CISA, ColdFusion’ın mevcut en son sürüme yükseltilmesini, ağ segmentasyonu uygulanmasını, bir güvenlik duvarı veya WAF kurulmasını ve imzalı yazılım yürütme politikalarının uygulanmasını öneriyor.

Siber saldırı ve veri ihlalleri artmaya devam ediyor

Son dönemde sıfırıncı gün açıkları ve saldırı vektörlerinin çeşitlenmesi, veri ihlali rakamlarının hızla artmasına neden oluyor. ABD’de bu yıl veri ihlal rekoru kırılırken, Türkiye’de ise 2023’ün ilk 6 ayında siber saldırı sayısı yarım milyonu geride bırakmıştı.

Siber güvenlik araştırmacıları, veri ihlallerindeki önemli artışın bir nedeni olarak başarılı Sıfırıncı Gün saldırılarının sayısındaki artışa işaret ediyor. ITRC, 2023’ün ilk üç çeyreğinde rapor edilen Zero-Day saldırılarının 2022’nin tamamına kıyasla 15 kattan fazla bir artış kaydettiğini belirtiyorlar. Ayrıca veri ihlali yaşayan kuruluşların şeffaflık eksikliği de artan bir endişe kaynağı.