Bu elektrikli araç, diğer elektrikli araçları şarj edebiliyor!

Amerikalı elektrikli otomobil üreticisi Lucid, yepyeni RangeXchange teknolojisi ile Air modelini donatarak otomobil dünyasına enerji paylaşımında devrim yapmaya hazırlanıyor. Bu inovatif özellik, Lucid Air kullanıcılarına kendi araçlarının bataryalarındaki enerjiyi özel bir kablo aracılığıyla diğer elektrikli araçlarla paylaşma imkanı sunuyor.

RangeXchange teknolojisi, Lucid Air sedan modelini diğer elektrikli araçlara doğrudan enerji sağlama kapasitesiyle dikkat çekiyor. Lucid, bu özelliğin sayesinde Lucid Air‘ın, diğer araçlara hızlı bir şekilde enerji aktararak onlara ek menzil kazandırabilme yeteneğine vurgu yapıyor.

Özellikle önemli bir detay, Lucid Air sahiplerinin en son kablosuz (OTA) güncellemeyi aldıktan sonra, farklı markalara ait diğer araçları (9.6 kW‘a kadar hızlarda) şarj edebilecekleri. Bu, Lucid‘in teknolojik altyapısının geniş bir marka yelpazesiyle uyumlu olduğunu gösteriyor.

Lucid, bu özellikle sadece araç içi enerji paylaşımını değil, aynı zamanda ev şebekesine enerji aktarımını da mümkün kılıyor. Lucid Air‘ın çift yönlü Wunderbox şarj teknolojisi ve özel yazılımı, sürücülere araçlarının bataryasındaki enerjiyi diğer araçlara veya ev sistemine aktarma esnekliği sunuyor.

Bu yeni teknoloji, özellikle elektrikli araç şarj noktalarının yetersiz olduğu durumlarda önemli bir avantaj sağlayabilir. Lucid Air sahipleri, bu özelliği kullanarak sadece diğer araçları değil, aynı zamanda evlerindeki enerji ihtiyaçlarını da karşılayabilecekler. Lucid‘in bu yenilikçi adımı, elektrikli araç teknolojisinin gelecekteki yönüne dair heyecan verici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Tarım teknolojisi girişimi Agrotech halka açılıyor!

Yaklaşık 180 bin metrekaresi sera olmak üzere toplam 2,7 milyon metrekare tarım alanında faaliyet gösteren, uluslararası teknoloji projeleriyle kıtalara yayılan Agrotech, pay başına 5,21 TL sabit fiyatla 15-16-17 Kasım tarihlerinde talep toplayacak.

Temelleri 2013 yılında atılan, akıllı tarım ve teknoloji alanında faaliyetlerine devam eden Agrotech halka arz için talep toplamaya başlıyor. Alnus Yatırım liderliğinde toplam 39 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 5,21 TL sabit fiyatla talep toplama 15 Kasım’da başlayacak ve 17 Kasım Cuma günü sona erecek. 200 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 100 milyon TL nominal değerli paylar ortak satışı olmak üzere toplam 300 milyon TL nominal değerli payların halka arzının büyüklüğü 1 milyar 563 milyon TL olacak.

Akıllı tarım uygulamaları ve teknolojiye ortak olmaya davet ediyor

Agrotech Yönetim Kurulu Başkanı Hümeyra Keskin, “Bugün Antalya, Samsun, Uşak ve Balıkesir’de yaklaşık 180 bin metrekaresi sera olmak üzere toplam 2,7 milyon metrekare tarım alanında faaliyetlerimize devam ediyoruz. Teknoloji alanındaki tecrübemizle kıtalara yayılan projeler hayata geçiriyoruz. Halka arz sürecimizle birlikte yatırımcıları akıllı tarım uygulamalarımız ve teknolojimize ortak olmaya davet ediyoruz. Tüm şeffaflığımızla kurumsal, halka açık bir marka olarak büyümemize devam etmek istiyoruz” dedi.

“Temellerimizin atıldığı 2013 yılından beri var olduğumuz tarım ve teknoloji sektörlerinde artı değer yaratmak, ülke ekonomimize ve ihracatına katkı sağlamak, istihdamımızla kalkınmaya destek olmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz” diye belirten Agrotech Yönetim Kurulu Başkanı Hümeyra Keskin, “Bugün Antalya, Samsun, Uşak ve Balıkesir’de yaklaşık 180 bin metrekaresi sera olmak üzere toplam 2,7 milyon metrekare tarım alanında faaliyetlerimize devam ediyoruz. Antalya Serik’teki arazimizin 115 bin 600 metrekarelik alanında muz seralarımız yer alıyor. Samsun ve Uşak’ta elma başta olmak üzere, armut, ceviz, kiraz, nektarin, şeftali ve üzüm olmak üzere 210 binin üzerinde ağaçtan meyve elde ediyoruz. Balıkesir’deki seramızda ise hindistan cevizi turbası kullanarak topraksız salkım domates üretimi gerçekleştiriyoruz. Tüm arazilerimizde iyi tarım ve akıllı tarım uygulamaları doğrultusunda hareket ediyoruz. Bu sayede İyi Tarım Sertifikası bulunan tarım şirketleri arasında yer alıyoruz. Teknoloji alanında da 10 yıllık bir geçmişe sahibiz. Geliştirdiğimiz yazılımlar, sistem entegratörlüğü çözümleri, veri merkezi danışmanlığı, sistem odası ve disaster merkezi kurulumu gibi uluslararası birçok projeye imza attık. Makina öğrenme, yapay zeka, metaverse, ChatGPT gibi yeni teknolojileri de takip ederek doğrudan tüketiciye dokunacak çözümler üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor. Halka arz sürecimizle birlikte yatırımcıları akıllı tarım uygulamalarımız ve teknolojimize ortak olmaya davet ediyoruz. Tüm şeffaflığımızla kurumsal, halka açık bir marka olarak büyümemize devam etmek istiyoruz” dedi.

3 milyar TL özkaynak büyüklüğü

Bugün 3 milyar TL özkaynak büyüklüğüne sahip olduklarını belirten Hümeyra Keskin, “2021 yılında 206,6 milyon TL olan ciromuzu yüzde 125 oranında artırarak 2022 yılında 465,7 milyon TL’ye çıkardık. Bu artışta tarım ürünleri ve teknoloji ürünlerimizdeki satışın yükselmesi etkili oldu. 2023 yılının ilk yarısında ise 182,1 milyon TL ciro elde ettik. Tarım ürünlerimizin satışları ağırlıklı olarak yılın ikinci yarısında gerçekleşiyor. Bu doğrultuda 2023 yılını geçmiş yıllarda olduğu gibi başarılı bir şekilde tamamlamayı hedefliyoruz. Favök marjımız 2021 yılında yüzde 13, 2022’de yüzde 45, 2022 yılının ilk 6 ayında yüzde 27, 2023 yılının ilk 6 ayında ise yüzde 47 olarak gerçekleşti” diye konuştu.

Halka arz geliri yeni yatırımlara ayrılacak

Halka arzdan elde edecekleri geliri yatırımda değerlendireceklerini vurgulayan Hümeyra Keskin, “İşletme sermayemizi güçlendirmenin yanı sıra net gelirimizin %40-50’sini Antalya Serik’te kurulu seramızın cam sera olarak yeniden inşa edilmesinde kullanacağız. Bu sayede başta domates olmak üzere seramızda üretebileceğimiz tüm ürünlerde rekolte artışı hedefliyoruz. Aynı zamanda tüm bahçe ve seralarımızda var olan üretim sistemlerini yenilemeyi, bu süreçte ihtiyaç duyulacak yeni ekipmanlar için de yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Yatırımlarımızla Türkiye’de büyük ölçekli, öncü tarım şirketlerinden biri olarak sektördeki varlığımızı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bu sayede stratejik öneme sahip olan tarım sektörünün ülkemizde gelişimine ve büyümesine katkı sağlamayı, ülkemizin güçlü bir global oyuncu olma hedefine en büyük desteği sunmayı hedefliyoruz. Agrotech olarak tarım sektörünün ihtiyaçlarına cevap verirken, teknoloji projelerimizi de hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.

Bilgisayar dünyasını değiştiren işletim sistemi Windows, 40 yaşında!

Tam 40 yıl önce, Bill Gates tarafından tanıtılan Windows 1.0, bilgisayar kullanımını daha erişilebilir hale getiren sezgisel arayüzüyle önemli bir dönüm noktasıydı. Ancak şimdi gözler, Windows’un geleceği olan Windows 12′ye çevrildi.

Windows 1.0’un basit grafik arayüzü ve fare kullanımıyla kullanıcıların bilgisayarları daha kolay yönetmelerini sağlaması, Microsoft‘un gelişmiş işletim sistemlerine geçişinde bir kilometre taşıydı. Ancak, geçtiğimiz yıllarda duyurulan Windows 12, büyük beklentileri beraberinde getiriyor.

Intel CFO’su David Zinsner‘ın açıklamalarına göre, 2024‘ün, yeni Windows sürümü nedeniyle müşteriler için oldukça iyi bir yıl olacağı düşünülüyor. Windows 12‘nin öne çıkan özellikleri arasında, CorePC tabanlı önemli planlar bulunuyor.

Windows 11’de dosya, veri ve programların aynı yerde saklandığı bilinirken, Windows 12‘nin bu konuda bir devrim yapması bekleniyor. İddialara göre, W12, iOS ve Android gibi birden fazla bölüme ayrılarak işletim sistemi güncellemelerini hızlandıracak ve kötü amaçlı yazılımların yayılmasını zorlaştıracak.

CorePC altyapısı, Microsoft‘a farklı donanımlar için özelleştirilmiş Windows sürümleri sunma imkanı tanıyacak. Ayrıca, Windows 12‘nin yapay zeka odaklı bir işletim sistemi olacağı söyleniyor. Microsoft, ekrandaki içeriği analiz edebilecek ve kullanıcılara özel ipuçları sağlamak için yapay zeka altyapısını kullanacak.

AMD‘nin dizüstü bilgisayarlar için tanıttığı Ryzen 7000 serisi işlemcilerin içinde bulunan özel yapay zeka işlem birimi de Windows 12‘nin yapay zeka odaklı özelliklerini destekleyecek. Windows’un eski yöneticisi Panos Panay‘a göre, yapay zeka, Windows’ta her şeyi değiştirecek ve birçok konuyu yeniden keşfetmeyi sağlayacak.

Microsoft‘un CES 2023‘teki sunumu, gelişmiş yapay zeka deneyimleri ile dolu bir geleceği müjdeliyor. Windows 12‘nin beklenen özellikleri, kullanıcıları merak içinde bırakarak, teknoloji dünyasında heyecan uyandırıyor.

Gmail’e anlık mesajlaşma mı geliyor?

0

Gmail anlık mesajlaşma istemcisi olma yönünde birçok iddia ile gündeme geliyor. Ekim ayında popüler web posta uygulaması, mobil uygulamada tek bir dokunuşla emoji yanıtınızı içeren yeni bir e-posta gönderebilecek bir emoji tepki çubuğu yayınladı. Şimdi, Android Police tarafından tespit edilen yeni ve çılgın bir kullanıcı arayüzü deneyi bir adım daha ileri gidiyor: tıpkı anlık mesajlaşma girişine benzeyen bir hızlı yanıt çubuğu.

Aşırı resmi metinlerden oluşan paragraflar yazarken karşılaştığınız alışılagelmiş giriş bloğu yerine, bu yeni Gmail deneyinin alt kısmında yanıtlar için tek satırlık bir giriş çubuğu bulunuyor. Hemen üstündeki açılır menü, olağan “yanıtla”, “tümünü yanıtla” veya “ilet” seçenekleri arasından seçim yapmanızı sağlar. Bunun yanı sıra bir ek ve gönder düğmesi alırsınız. Bir “genişlet” düğmesi muhtemelen olağan oluşturma arayüzünü başlatacak.

Gmail anlık mesajlaşma ile daha rahat kullanım sunacak

Şu ana kadar bu, yalnızca bir kişinin aldığı son derece nadir bir test gibi görünüyor. Bu nedenle herkese açık olması gerekmiyor. Ancak son dönemdeki emoji lansmanı göz önüne alındığında, Gmail’in anlık mesajlaşma kuzenlerini kesinlikle kıskandığı görülüyor.

Varsayılan olarak mesaj kutusu yanıt yazmaya başlayabileceğiniz yer. Ancak, Tümünü Yanıtla olarak değiştirmek veya alıcı listesini düzenlemek için mesaj kutusunun sol tarafındaki açılır menüyü kullanabilirsiniz . Sağ tarafta alışık olabileceğiniz tam ekran mesaj oluşturma penceresini açan bir genişletme düğmesi bulunuyor. Uzun bir mesaj yazıyorsanız veya çok ayrıntılı bir şekilde yanıt veriyorsanız yararlı olabilir. Sağdaki metin alanının dışına Google, emoji seçiciyi hızlı bir şekilde başlatmak için emoji düğmesini yerleştirdi.

Metin alanını genişletmezseniz, dokunduğunuzda tercih ettiğiniz klavye uygulaması açılıyor. Tıpkı bir mesajlaşma uygulamasında olduğu gibi metin alanı ekranınızın ortasına yakın bir yere taşınıyor. Yanıt ayarı açılır menüsü ve pencere genişletme düğmeleri de metniniz için mevcut alanı en üst düzeye çıkarmak üzere kenara çekiliyor. Bu yaklaşımın bir faydası olarak, yanıtladığınız içeriği gözden kaçırmazsınız, dolayısıyla kısa yanıtlar yazmak çocuk oyuncağı olacak. Mesaj kutusunda bir miktar içerik bulunduğunda, emoji anahtarının yerini sağdaki Gönder düğmesi alabilir.

Bu mesaj kutusunun Android için Gmail’de göründüğünü görebilirsiniz. Ancak bu, Google’ın yaptığı sınırlı bir sunucu tarafı testi gibi görünüyor çünkü cihazlarımızın en son beta sürümünde olmalarına rağmen bunu çoğu cihazda görmüyoruz. Bu kullanıcı arayüzü değişikliğinin arkasındaki nedene ilişkin resmi açıklamayı hâlâ bekliyoruz. Ancak kalıcı bir mesaj çubuğuna sahip olmak bize IM uygulamalarıyla aynı rahatlık ve kolaylığı sağlıyor. Ayrıca , Google’ın yaklaşık on yıl önce tanıttığı bir özellik olan makine öğrenimi kullanılarak oluşturulan üç Hızlı Yanıt isteminden birini seçmekten daha kullanışlı.

Endonezya’da deniz üzerinde yüzen yenilenebilir enerji santrali açıldı!

Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo, Endonezya’nın en yeni ve en büyük yüzen güneş enerjisi santralinin resmi açılışını yaptı. 250 hektarın üzerinde bir alanı kaplayan yeni tesis aynı zamanda Güneydoğu Asya’nın en büyük yüzen güneş enerjisi tesisi olma özelliğini de taşıyor. Batı Java Eyaletindeki Cirata Rezervuarında yer alan tesisin 50.000 eve enerji sağlamaya yetecek kadar yenilenebilir enerji üretebilmesi bekleniyor.

Yüzen yenilenebilir enerji santrali

Widodo: “Bugün tarihi bir gün çünkü büyük ölçekli bir yenilenebilir enerji tesisi inşa etme hayalimiz nihayet gerçekleşti . Güneydoğu Asya’nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük yüzen güneş santralini inşa etmeyi başardık. Cirata yüzen güneş paneli, Güneydoğu Asya’daki en büyük yüzen güneş paneli ve aynı zamanda dünyanın üçüncü büyük yüzen güneş paneli” dedi.

Çin’in PowerChina Huadong Engineering Corporation Limited şirketi, enerji santralini Endonezya’nın devlet elektrik şirketi PLN ve Birleşik Arap Emirlikleri enerji şirketi Masdar ile birlikte inşa etti. Projenin 145 milyon dolarlık yatırımı vardı. Rezervuar yüzeyini kaplayan 340.000’den fazla güneş paneli yılda 192 MW elektrik üretiyor ve sahadaki mevcut hidroelektrik enerjiyi tamamlıyor.

Proje, inşaatın nihayet Aralık 2020’de başlamasından önce önemli gecikmeler yaşadı. Projenin lansmanı, bu ayın sonlarında (Kasım 2023) Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenecek olan 28. Taraflar Konferansı (COP28) iklim toplantılarından hemen önce gerçekleşti. Widodo’nun da katılması bekleniyor. Bir enerji bakanlığı yetkilisinin temmuz ayında yaptığı açıklamaya göre, Endonezya’nın toplam 80 GW’ın üzerinde elektrik üretim kapasitesi var ve bunun yalnızca yüzde 15’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor. Ancak ülke, bu oranı 2025 yılına kadar yüzde 23’e çıkarmayı hedefledi. Şu anda Endonezya’nın elektriğinin büyük kısmı kömürden üretiliyor.

Nüfusu 270 milyonu aşan ülke, karbon emisyonunu 2010 yılına göre yüzde 43,2 oranında azaltmayı hedefliyor. Uluslararası yardımla 2060 veya 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı planlıyor.

Cirata tesisi, Endonezya’nın karbon emisyonlarını yılda tahmini 214.000 ton azaltmasına yardımcı olacak bu planın önemli bir parçası. PLN ve Masdar, tesisi genişletme ve elektrik üretim kapasitesini 500 MW’a çıkarma planlarını tartışıyor. Tesis, barajın rezervuar yüzeyinin yalnızca yüzde 4’ünü kaplıyor. Endonezya hükümetine göre, güneş panelleri bir göl veya barajın yüzeyinin yüzde 20’sine kadar kaplayabilir, bu da onu alanın verimli bir şekilde kullanılmasını sağlıyor.

Tesisin lansmanı, Endonezya’nın Adil Enerji Geçiş Ortaklığı (JETP) adı verilen proje kapsamında yenilenebilir enerji alımını ve kömürden elektrik üretiminin azaltılmasını hızlandırmaya yönelik kapsamlı yatırım ve politika planının ilk taslağını tamamlamasından yalnızca bir hafta sonra gerçekleşti.

Microsoft Defender elle nasıl güncellenir?

crosoft Defender, modern Windows işletim sistemlerinde bulunan yerleşik kötü amaçlı yazılımdan koruma paketi. Alternatif olarak Windows Güvenliği ( Ayarlar > Gizlilik ve güvenlik altında Windows Güvenliği olarak görünür ) veya Windows Defender (bu Microsoft Learn sayfasında olduğu gibi bazen adının sonunda Antivirüs bulunur ) olarak da biliniyor. Ancak adına ne ad vermek isterseniz isteyin, birçok Windows kullanıcısı için bu araç, bilgisayarlarının güvenliğini sağlamak için varsayılan olarak başvurulan araç.

Genel olarak Windows Update’te olduğu gibi, bazen Microsoft Defender güncellemeleri çalışmayabilir. Normalde Defender güncellemeleri, rutin Windows güncelleme davranışının bir parçası olarak gerçekleştirilir ve zamanlanmış bir görev olarak günlük olarak çalıştırılıyor. Ancak bazen Windows Update’in kendisi de sorunlarla karşılaşıyor ve pek bir şey yapmıyor. Böyle bir durumda Defender’ı güncel tutmanın, Windows Update’in kendisi ile doğrudan ilgili sorunları atlatmanın çok sayıda başka yolu vardır.

Microsoft Defender manuel güncelleme adımları

Microsoft Defender’ın güncelleme özelliğini kullanın

Ayarlar uygulamasında, şu seçim sırası ile bir Windows Güvenliği özelliğine erişebilirsiniz: Windows 10’da Başlat > Ayarlar > Güncelleştirme ve Güvenlik > Windows Güvenliği veya Windows 11’de Başlat > Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Windows Güvenliği. Burada şunları bulacaksınız: Şekil 1’de gösterildiği gibi Windows Güvenliğini Aç etiketli bir düğme. Alternatif olarak, Başlat menüsüne Windows güvenliği yazarak uygulamayı doğrudan açabilirsiniz.

PowerShell’de Defender imzalarını güncelleyin

Defender güvenlik tanımlarını (imzalar olarak da bilinir) güncellemek için özel bir PowerShell komutu var. Update-MpSignatureBu komutun basit, temel sözdizimi, PowerShell’de komut adını — — yazmak. Bu komut Windows 10 ve 11 sürümlerinde benzer şekilde çalışıyor (Windows 11 için Şekil 3’te gösterildiği gibi). PowerShell’in içinde pek bir şey yapmıyor gibi görünse de komut gerçekten de Defender imzalarını güncelliyor.

Tüm Defender bileşenlerini Microsoft.com aracılığıyla güncelleyin

Microsoft, Defender güncellemeleri için özel olarak “Windows işletim sistemi kurulum görüntüleri için Microsoft Defender güncellemesi” başlıklı bir web sayfası bulundurmak. Defender ortamını oluşturan ve tamamı periyodik güncellemelere tabi olan üç bileşeni tanımlıyor:

  • Platform sürümü: Windows 10 veya 11’in belirli bir sürümüne (Home, Pro, Education vb.) yönelik imzalıyor.
  • Motor sürümü: Windows 10 veya 11 için özel kötü amaçlı yazılımdan koruma motoru sürümü içeriyor.
  • Güvenlik istihbaratı sürümü: Defender için mevcut güvenlik istihbaratı güncellemeleri kapsıyor.

Dünya’nın ilk tam göz ve yüz nakli başarıyla gerçekleştirildi

0

New York’taki özel bir hastanede gerçekleşen tıp dünyasının çığır açan bir başarısıyla, sol gözünü ve yüzünün bir kısmını iş yerinde geçirdiği kaza sonucu kaybeden bir hastaya, dünya üzerinde ilk defa tam göz nakli ve kısmi yüz nakli gerçekleştirildi.

NYU Langone Health’teki 140’tan fazla cerrahın oluşturduğu uzman ekip, yaklaşık 21 saat süren zorlu bir operasyonla, hastanın sol gözünü tamamen ve yüzünün belirli bölgelerini tek bir donörden nakletti. Bu tıbbi başarı, sadece kısmi yüz nakli değil, aynı zamanda bir göz naklinin başarıyla gerçekleştirildiği ilk operasyon olarak tarihe geçti.

göz yüz nakli

Aaron adlı hastanın sol gözü, daha önceki bir kaza sonucu Teksas’taki sağlık ekibi tarafından çıkarılmıştı. Ancak New York ekibi, optik siniri koruma amacıyla Teksas ekibinden destek alarak, tam göz nakli olasılığını değerlendirdi. Başkanlığını Dr. Eduardo Rodriguez’in yaptığı ekip, nakledilen gözün, şu anda beyinle iletişim kurma yeteneğine sahip olmadığını belirtti.

Dr. Rodriguez, “Göz nakli, tıp literatüründe uzun süredir düşünülen ancak daha önce denenmemiş bir işlem. Bizim amacımız, teknik operasyonu gerçekleştirmekti” dedi. Nakil sırasında göz sinirlerindeki iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla kullanılan kök hücrelerle yapılan önemli bir yenilikle cerrahlar, hastanın gelecekteki görme potansiyelini artırmayı hedefledi.

göz yüz nakli

Ancak, doktorlar görme duyusunun geri kazanılmasının kesin olmadığını vurgulayarak, şu anda teknik açıdan büyük bir başarıya imza attıklarını ifade ettiler. Bu olağanüstü operasyon, gelecekte benzer durumlara umut ışığı olacak gibi görünüyor.

Brand Week Istanbul 2023 sona erdi

0

Bu yıl 11’incisi düzenlenen Brand Week Istanbul, alanında uzman birçok sektör profesyonelini üç gün boyunca Haliç Kongre Merkezi’nde katılımcılarla buluşturdu. Yekta Kopan’ın sunuculuğunda gerçekleşen etkinlikte izleyiciler, sektör profesyonellerini 9 ayrı salonda dinleme fırsatı elde etti.

Dünyanın önde gelen marka, pazarlama, reklam, iletişim, teknoloji yıldızlarının bir araya geldiği Brand Week Istanbul konuşmacıları arasında “Slumdog Millionaire” Yazarı ve Eski Diplomat Vikas Swarup, 2025 yılına kadar 10 milyon insanı dijital olarak geliştirme misyonuyla hareket eden Mark Adams, bugüne 700.000’den fazla takipçiyle LinkedIn tarafından Pazarlama alanında 1 numaralı «LindkedIn Voice» seçilen Tom Goodwin, Timewise Güç Listesi’nde yer alan ve Women in Marketing Awards tarafından Pazarlamada En İyi Lider seçilen ve Campaign’in Female Frontier Ödülü’nü kazanan Sara Tate, kişisel çalışmaları Cannes, D&AD ve Effies dahil olmak üzere 300’den fazla uluslararası ödül kazanmış ve D&AD ve Cannes Lions da dahil olmak üzere hemen hemen tüm uluslararası ve yerel jürilerde defalarca yer almış veya başkanlık yapmış Jon Williams gibi birçok değerli isim yer aldı. Etkinliğin bu yılki onur konuğu ise, senarist ve film yönetmeni ünlü oyuncu Uğur Yücel oldu.

PC Vergi Hesaplama

Amaç 2.0, Medyanın Değişen Yüzü ve Türkiye Gündemi

Küresel ısınma ve iklim değişikliği derken hayat gün geçtikçe daha da zor hale gelmeye başladı. Etkinliğin ilk gününde Inspiration Hall’de “Markalar Gerçek Sosyal Etki İçin Neye, Nasıl Odaklanmalı?” oturumu gerçekleşti. Prophet’in Vice Chairman’i Prof. Emeritus David Aaker, sosyal etki kavramının önemi üzerine düşüncelerini paylaştı. Aaker, toplumların iş dünyasıyla birlikte katma değer odaklı çalışmalar yapması gerektiğini belirtti. Ayrıca markaların da bu ihtiyacı karşılayacak yönde deneyimlerini sosyal fayda yaratmak için yönlendirdiklerini söyledi.

US Networks Group CCO’su Kathleen Finch’in sorularını yanıtlayan Hammond’un konuk olduğu “Medyanın Değişen Yüzü: Yeni Mecralar Çağında Nasıl Güncel Kalınır?” oturumuyla devam eden etkinlikte, eğlencenin küresel dili üzerine konuşmalar yapılırken aynı zamanda dijital dönüşümün bir sonucu olarak izleyicilerden hızlı geri bildirimler alınmasının yarattığı pozitif etkiler kadar, dezavantajları üzerine de bazı değerlendirmeler yapıldı.

Inspiration Hall sahnesinde gerçekleşen bir diğer oturumda Cumhuriyetin Yeni Yüzyılında Devlet, Demokrasi ve Gelecek oldu. Oturumda Ankara Enstitüsü Araştırma Direktörü Akademisyen Doç. Dr. Hatem Ete ve Siyaset Bilimci Burak Bilgehan Özpek bir araya geldi. Türkiye Gündemi’nin ele alındığı panel, Öykü Dialogue International Ajans Başkanı Necati Özkan moderatörlüğünde gerçekleşti.

Yeniden Düşün, Yeniden Yarat, Yeniden İnşa Et

Her ne kadar pandeminin somut etkileri azalsa da, beraberinde gelen dijital dönüşüm hızla devam ediyor. Gerek çalışma modellerinde, gerekse de finansmana erişim noktasında iktisadi dalgalanmalarla dertler bitmiyor. Markalar ve girişimler de oldukça zorlanmakla birlikte konjonktürel bazda bu sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Bu belirsizlik ve her şeyin çok çabuk tüketildiği günümüz dünyasında geleneksel formülleri uygulamanın anlamı kalmadı. Yeniliğe kapalı olmak ve mevcut yapıları koruma altına almak, gelişimin önünde bir duvar olarak kaldı. Bu dehlize düşmemek için yıkıcı inovasyonlara ve yaratıcı endüstrilere çok daha fazla ihtiyacımız var. Bununla birlikte problem çözmeye odaklanmamız ve ilham verici yaratıcı fikirler de geliştirmemiz gerekiyor. Selefini “Reset” temasıyla kutladığımız Brand Week Istanbul etkinliği de bu yıl yeniden düşünmek, yeniden yaratmak ve yeniden inşa etmek temasıyla 2024 öncesinde çok önemli bir konuya parmak basıyor.

Yılın en ilham verici haftasında geleceğe yön verecek trendler, iş dünyasının önde gelen isimleriyle buluştu. Brand Week Istanbul, Inspiration Hall, Brands & Trends, Healing Hall, Insight Hall sahnelerindeki oturumlara ev sahipliği yaparken, aynı zamanda üç gün boyunca P&G Brand Academy, Strateji Akademisi, Next Akademi, Influencer Academy, KİD CommsCamp#, Creators Academy, Portfolyo Buluşmaları gibi sınırlı kontenjanlarla katılımların sağlandığı birçok eğitime de olanak sağladı. Etkinlik, vefatının 85’inci yıldönümünde Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve özlemle anarak sona erdi.

Pasifik’te küçük bir ada, siber suçların küresel başkenti oldu!

Pasifik Okyanusu’nda üç tarafında Tokelau adasında , sadece 1.400 kişilik bir nüfusa sahip. Ancak, bu küçük ada devleti, yakın zamana kadar siber suçların küresel başkenti olarak biliniyordu.

Tokelau’nun .tk alan adı, ücretsiz olarak sunulması nedeniyle siber suçlular için çekici bir hedef haline geldi. Dolandırıcılar, .tk alan adlarını kullanarak şifreleri, ödeme bilgilerini ve kişisel verileri çalmak için sahte web siteleri oluşturdu. Ayrıca, bu alan adları, pop-up reklamlar göstermek veya kötü amaçlı yazılım dağıtmak için de kullanıldı.

Tokelau’nun .tk alan adı, 1997 yılında Hollandalı bir internet girişimcisi olan Joost Zuurbier tarafından yönetilmeye başladı. Zuurbier, kullanıcıların web sitelerinde reklam barındırmaları karşılığında bir yıllığına ücretsiz bir alan adı kaydedebildikleri bir model başlattı. Bu model, Tokelau için bir kazan-kazan gibi görünüyordu. Tokelau, alan adını işletecek kaynaklardan yoksundu ve Zuurbier, ücretsiz alan adları sunarak yeni bir pazar yarattı.

Ancak, bu model, siber suçlular için de bir fırsat yarattı. .tk alan adları, herhangi bir kimlik doğrulaması veya denetimi olmadan ücretsiz olarak alınabiliyordu. Bu da, siber suçluların bu alan adlarını yasa dışı faaliyetler için kullanmalarını kolaylaştırdı.

Tokelau hükümeti, .tk alan adının siber suçların merkezi haline gelmesini önlemek için adımlar atmaya başladı. 2014 yılında, alan adının yetkisini Freenom’dan geri aldı. Ancak, bu adımların siber suçları tamamen ortadan kaldırması pek mümkün görünmüyor.

Küçük bir Pasifik adası olan Tokelau, .tk alan adı sayesinde siber suçların küresel başkenti haline geldi. Ücretsiz olarak sunulan bu alan adları, siber suçlular için çekici bir hedef haline geldi. Tokelau hükümeti, siber suçları önlemek için adımlar atmaya başladı, ancak bu adımların sorunu tamamen ortadan kaldırması pek mümkün görünmüyor.

Apple uzamsal video ile heyecan yarattı!

0

iPhone 15 Pro, beta sürümü yayınlandıktan sonra devasa Uzamsal Video yükseltmesine ulaşmaya daha da yaklaştı.

Vision Pro’nun tanıtılması sırasında Apple, kulaklığındaki ‘uzamsal’ video ve fotoğraflardan bahsederek heyecan yarattı. Uzamsal video ve sabit görüntüler, 3D’nin ötesinde, farklı perspektiflerden, örneğin belirli bir açıdan bakmanıza olanak tanıyan ek bir derinliğe sahip. Ancak şimdiye kadar bir Apple Vision Pro’nuz olmadığı sürece kendiniz için hiçbir şey yakalayamazsınız.

Apple uzamsal video ile fark yaratacak

iOS 17.2 Beta 2 ile iPhone 15 Pro ve Pro Max artık her zamanki kamera uygulaması aracılığıyla uzamsal video çekebiliyor. 1920 x 1080 çözünürlüğe ve 30FPS kare hızına (ve yalnızca yatay modda) kilitlenmiştir ancak artık kendi fütüristik videolarınızı kaydedebilirsiniz.

Tek şey, oynat tuşuna bastığınızda videonun tıpkı diğerleri gibi görünmesi. Düşündüğünüzde mantıklı geliyor. Bu, Apple Vision Pro için tasarlanmış bir özelliktir, dolayısıyla onu kullanmak için bir özelliğe ihtiyacınız olacak. iPhone 15 Pro Max’in kamerası ne kadar iyi olsa da mekansal görüntüleri izlemek ciddi bir teknoloji gerektirecek. Elbette kulaklık da uzaysal video çekebilecek kapasitede olacak ancak telefonunuzla değerli bir anın videosunu çekmek, gittiğiniz her yere kulaklığı (kısa pil ömrüyle) yanınıza almaktan çok daha kolay. Kulaklığın çıkış tarihi henüz çok uzakta olsa bile, Apple bu güncellemeyi erken yayınlayarak bize anıları benzersiz ve yeni bir şekilde yakalama fırsatını kaçırmama şansını verdi. Umarız zamanla Vision Pro’nun fiyatı da düşecek.

Bu şüphesiz iOS 17.2 Beta 2’nin ana özelliğidir ancak tek özelliği değil. Hassas içerik uyarı özelliğinin çıkartmalar ve iletişim posterlerini içerecek şekilde daha da genişletilmesini içerir ve Siri’ye birkaç yeni numara öğretiyor. Kişisel asistan artık size o anda bulunduğunuz yüksekliği söyleyebilir ve Apple Haritalar’ı kullanırken size tahmini varış zamanını (ETA) sağlayabilir.

Apple Vision Pro’nun fiyatı 3499 dolar. Birleşik Krallık’ta bu fiyat muhtemelen 4000 sterlin’e yakın olacak. Vision Pro’nun hızla milyonlarca adet satmasının beklendiği konuşuluyordu, ancak görünüşe göre Apple şimdi yarım milyon adet satabilecek. Çıkış tarihine gelince, WWDC ABD’de 2024’ün başlarında bir lansmandan bahsetti. Apple, Vision Pro’nun henüz Federal İletişim Komisyonu (FCC) kurallarının gerektirdiği şekilde yetkilendirilmediğini açıkladı.

Pazar payını artıran AMD, Intel’e meydan okuyor!

Donanım devi AMD, bu yılın son çeyreğinde masaüstü, laptop ve sunucu pazarlarında elde ettiği önemli başarılarla dikkat çekiyor. Yapılan değerlendirmelere göre, AMDnin pazar payı masaüstü PC’lerde %5.8, mobil cihazlarda %3.8 ve sunucu segmentinde %5.8 oranında arttı. Aynı dönemde gelirlerde yaşanan artışlar da dikkat çekici seviyede oldu.

Masaüstü PC pazarında AMD, 2023’ün üçüncü çeyreğinde elde ettiği %19.2 pazar payıyla geçen seneye göre %5.3‘lük bir artış yakalayarak önemli bir başarıya imza attı. Genel işlemci pazarında ise AMD’nin pazar payı, geçen senenin aynı dönemine kıyasla %4.4‘lük bir artışla %19.4‘e yükseldi.

amd pazar artış

Mobil segmentte de AMD, pazar payını %3.8 artırarak %19.5‘e çıkardı. Ancak, bu rakam geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki %24.2‘ye kıyasla bir düşüşü temsil ediyor. Bununla birlikte, AMD’nin gelirdeki payındaki artış, özellikle Ryzen 7000 serisinin yüksek ortalama satış fiyatına dayanıyor.

En dikkat çeken başarılarından biri ise AMD’nin sunucu CPU pazarındaki performansı. 2017 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde artan pazar payı, 2023’ün üçüncü çeyreğinde %23.3‘e yükselerek bir önceki senenin %17.5‘lik oranını geride bıraktı. Bu artışta, veri merkezlerinde bulunan bulut sağlayıcılarının, AMD’nin dördüncü nesil EPYC işlemcilerine olan yoğun ilgisi etkili oldu.

Genel olarak, AMD’nin tüm segmentlerde gösterdiği bu güçlü performans, şirketin 2021 yılındaki seviyelere hızla yaklaşmasını sağlıyor. Bu başarılar, AMD’nin sektördeki etkinliğini ve rekabet gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

Meta ve Ceyda Düvenci çevrimiçi güvenlik için bir araya geldi!

0

Gençlerin olumlu bir çevrimiçi deneyim yaşamasına yardımcı olmak için çalışmalarına devam eden Meta, ebeveynleri ve gençleri mevcut güvenlik araçlarından yararlanmaya ve Instagram’daki deneyimleri üzerinde kontrollerini artırmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Meta, Instagram’da gençlerin güvenliğini sağlamak için çalışmalarına devam ediyor

#SenKararVer adlı projesi ile gençler için sosyal medya güvenliği ve bunun için mevcut araçlar hakkında farkındalık yaratmayı planlayan Meta, 9 Kasım 2023’te Meta İstasyon Türkiye’de bu projenin bir parçası olarak bu konudaki bağlılığını gösteren bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Meta, bu özel etkinlikte genç neslin dijital deneyimlerini geliştirmeye kendini adamış bir dizi ebeveyn, genç, içerik üreticisi, medya uzmanı ve politika yapıcıyı bir araya getirdi.

Çevrimiçi dünyayı gençler için daha güvenli ve daha zengin kılma yolunda önemli bir adım atmayı amaçlayan etkinlik, öncesinde gençler ve genç içerik üreticileriyle güvenlik konularını kapsayan bir atölye çalışmasının ardından bugün öğleden sonra gerçekleştirildi.

Etkinlikte panel moderatörlüğünü yapan Meta Türkiye ve Azerbaycan Kamu Politikaları Direktörü Sezen Yeşil açılış konuşmasında, “Meta olarak gençlerin sosyal medyada güvenliği bizim için çok önemli. Uzun zamandır bu konuda birçok çalışma yürütüyoruz. Bu projeyle de Instagram’da gençler ve ebeveynler için son dönemde geliştirdiğimiz araçlar hakkında farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz” dedi.

Ceyda Düvenci Instagram deneyimiyle ilgili, “Instagram benim için kendi sınırlarım içinde sevdiklerim ve beni sevenlerle paylaştığım bir yer. Sosyal medyanın siz nasıl kullanırsanız öyle şekillendiğine inanan biriyim” dedi ve ekledi, “Çocuklarınıza her şeyi olduğu gibi anlattığınızda, nelerden sakınmaları gerektiğini daha iyi anlıyorlar. Bu açıdan Aile Merkezi çok kıymetli bir araç. Özellikle Günlük Sınır Süresi ve Ara Verme benim için çok önemli özellikler.”

Prof. Dr. Betül Ulukol ise konuyla ilgili, “Sosyal medya gençler için birçok fırsat sağlamakla birlikte bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Ancak bu noktada çocuklarımızı sosyal medyadan uzak tutmak yerine onları bilinçlendirmemiz, doğru ve yanlışı onlara iyi bir rehber olarak, kendi davranışlarımızla örnek olarak öğretmeliyiz. Çocuklarımıza yaklaşımımızda fikir alışverişi yapmak ve onları dinlemek de çok önemli, bu açıdan Instagram Aile Merkezi’ni takdir ediyorum” dedi.

Kullanıcıların birçoğu gençlerden ve genç yetişkinlerden oluşan Instagram, birçok kişi tarafından kendilerini ifade etmek, çevresini genişletmek, iletişimde kalmak ve önemli canlı güncellemeleri paylaşmak için kullanılıyor.

Meta, Instagram’daki güvenlik araçlarını tanıttı

Bu bağlamda gençlerin güvenliği, Meta için önemli bir odak noktası. Meta da bunu göz önünde bulundurarak tüm platformlarını güvenli bir alana dönüştürme çabasıyla son üç yılda gençlerin güvenliğini hedefleyen 30’dan fazla aracı kullanıma sundu.

Bu çalışmaların bir parçası olarak yakın zamanda Instagram’da kullanıma sunulan özellikler arasında, kullanıcıların odaklanmasına ve uygulamadaki arkadaşları ve takipçileriyle arasına sınırlar koymasına yardımcı olan ve genç kullanıcılara uygulamada geçirdikleri zaman ve görüntüledikleri içerik üzerinde daha fazla kontrol sağlayan ‘Sakin Mod’ yer alıyor.

Bunun yanı sıra Meta, Instagram’ın Ebeveyn Gözetimi özelliği için ek araçları duyurdu. Bu araçlarla ebeveynler, çocuklarının takip ettiği hesapları ve onları takip eden hesapları görüntüleyebiliyor. Instagram’ın ‘Aile Merkezi’ ebeveynlere ‘gençlerinin çevrimiçi deneyimlerini desteklemeye yardımcı olmak’ için ihtiyaç duydukları tüm kaynakları ve araçları sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ebeveynleri ve gençleri platformlarda nasıl güvenli bir şekilde gezinebilecekleri konusunda bilgilendiriyor.

Bir diğer özellik ise, Instagram’da belirli bir süre geçirdiklerinde kullanıcının o gün için limitine ulaştığını bildiren ‘Günlük Süre Sınırı’ seçeneği.Bunlara ek olarak, ‘Ara Verme’ özelliği, zamanlanmış bir hatırlatma ile gençlerin (ve ebeveynlerin) uygulamada geçirdikleri zaman üzerinde kontrol sahibi olmalarına yardımcı oluyor.

Daha fazla bilgi için Instagram ‘Aile Merkezi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Türkiye uzay havasını araştırmaya başlıyor!

Türkiye, 2025 yılında uzay havasının insan hayatına etkilerini araştırmak üzere önemli bir adım atıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı politikalar doğrultusunda uygulamaya konulan Milli Uzay Programı kapsamında, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) tarafından “Uzay Havası Uygulama Merkezi” (UHUM) kuruluyor. Bu merkezin 2025 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor.

UHUM’un temel amacı, uzay havasındaki değişimleri izlemek, modellemek ve bu değişikliklerin insan yaşamına olan etkilerini anlamak. UHUM, dağınık akademik çalışmaları destekleyerek, uzay havası, yakın uzay nesnelerinin izlenmesi, uzay ortamı simülasyonları gibi hizmetleri bir araya getirerek Türkiye’yi uluslararası alanda temsil edecek.

Uzay havasındaki değişimler, özellikle uyduların ömrünü etkileyerek haberleşme ve seyrüsefer hizmetlerinde bozulmalara neden olabiliyor. Ayrıca, güneş fırtınalarının yeryüzündeki elektrik iletim sistemlerini etkilemesi, uzun süreli elektrik kesintilerine yol açabiliyor. Bu nedenle uzay havasının sürekli izlenmesi ve anlaşılması önem taşıyor.

UHUM’un faaliyete geçmesiyle birlikte, Türkiye uzay havası konusunda üniversitelerin ve araştırma kuruluşlarının çalışmalarını destekleyecek, uzaya yönelik projelerin geliştirilmesine olanak sağlayacak. Ayrıca, “Bir Türk vatandaşının uzaya gönderilmesi” hedefi doğrultusunda bu yıl içinde Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever, Türkiye’nin ilk uzay yolcuları olarak belirlenmiş durumda. Alper Gezeravcı’nın 2024’ün başında uzaya gitmesi planlanıyor.

Programın diğer hedefleri arasında “Ay’a ilk teması gerçekleştirme”, yeni nesil uydu geliştirme, Türkiye’ye ait bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi oluşturma, uzaya erişimi sağlama ve bir uzay limanı işletmesi kurma gibi stratejik adımlar da bulunuyor. Türkiye, bu hedefler doğrultusunda uzay sanayi ekonomisini geliştirmeyi ve bir uzay teknolojisi geliştirme bölgesi kurmayı amaçlıyor.

iPhone 15 Pro Max fotoğraf sergisinde kullanıldı!

Apple’ın iPhone 15 Pro Max’i, nostaljiyi ve teknolojiyi keşfeden beş sanatçının eserlerinin yer aldığı ve cihazın hayatın geçici anlarını yakalama yeteneğini sergileyen “Seni Hatırlıyorum” sergisinde yer alıyor.

Apple, ünlü sanatçılar Malin Fezehai, Karl Hab, Vivien Liu, Mika Ninagawa ve Stefan’ın orijinal eserlerinin yer aldığı “Seni Hatırlıyorum” başlıklı iki günlük bir fotoğraf sergisi aracılığıyla iPhone 15 Pro Max kamera sisteminin sanatsal gücünü sergilemeye hazırlanıyor. 10 Kasım Cuma günü Paris’te açılacak olan sergi, fotoğraf ve nostaljinin kesişimini inceleyerek görüntülerin değerli anıları yakalama ve koruma yeteneğini kutluyor.

iPhone 15 Pro Max fotoğraf sergisinde

Bu sergide, kişisel anıların geçiciliğini araştıran ve fotoğrafın gelip geçici anları korumadaki rolünü vurgulayan değerli sanatçıların çalışmaları yer alıyor. Sanatçılar, iPhone 15 Pro Max’teki profesyonel düzeyde kamera sisteminin yardımıyla, lensleriyle elde edilen kullanım kolaylığını, kullanışlılığı ve etkileyici görüntü kalitesini göstermeyi amaçlıyor. “Seni Hatırlıyorum” küratörlüğünü Ph.D. Isolde Brielmaier üstleniyor ve sergiyi “zaman içinde korunmuş hayata dair etkileyici bir bakış” olarak tanımlıyor. Her biri benzersiz bakış açılarına sahip fotoğrafçılar, kendi hafıza, bağlantı ve nostalji anlayışlarını paylaşıyor.

New York City’de yaşayan Malin Fezehai, iPhone’un fotoğrafçılık iş akışına nasıl entegre edildiğini ve etrafındaki dünyayı yakalamada önemli bir değişime işaret ettiğini ifade etti. Fezehai, cihazın kullanım kolaylığını ve zahmetsizce yüksek kaliteli görüntüler yakalama yeteneğini vurgulayarak sıradan anları olağanüstü şekillerde belgelemesine olanak sağladı.

Paris merkezli fotoğrafçı ve sertifikalı havacılık mühendisi Karl Hab, iPhone’un anları tam olarak öngörüldüğü gibi yakalayan üçüncü el rolünü vurguladı. Hab, iPhone 15 Pro Max’teki yeni 5x Telefoto kamerayla cihazın sınırlarını zorlama ve çalışmalarında farklı bir bakış açısı sergileme yeteneğini keşfetti. Mimarlık geçmişi olan Hong Konglu fotoğrafçı Vivien Liu ise iPhone 15 Pro Max’teki 5x lensin şehir sahnelerindeki ayrıntıları ve dokuları yakalamasını övdü. Liu’nun çalışmaları, yaratıcı sürecini geliştirmek için iPhone’u kullanarak insanlar ve mekan arasındaki sinerjiyi tasvir ediyor.

Tokyo’da yaşayan multidisipliner bir sanatçı olan Mika Ninagawa, iPhone 15 Pro Max’in gösterişli ve rüya gibi görseller yakalamadaki etkileyici yeteneklerini sergileyen bir dizi canlı ve renkli görüntü sunuyor. Çalışmalarını canlı renklerle süsleyen kendine özgü yaklaşımıyla tanınan Ninagawa’nın sanatı, izleyicilere resmi portreyi takdir etmeyi amaçlıyor. Brooklyn, New York’ta yaşayan Stefan Ruiz, iPhone’un çekimleri daha az resmi ve nesneler için daha ilgi çekici hale getirme yeteneğini vurguluyor. Etkileşimli yapısıyla iPhone, deneklerin telefonu elden ele geçirerek ve çekime katkıda bulunarak yaratıcı sürece aktif olarak katılmalarına olanak tanıyor. Ruiz, bunun işbirliğini teşvik ettiğine ve sonuçta daha iyi sonuçlara yol açtığına inanıyor.

Telefonlara uydu bağlantısı için anlaşma sağlanamadı!

Qualcomm ve Iridium arasında Android telefonlara uydu bağlantısı getirmeye yönelik ortaklık, anlaşmanın duyurulmasından neredeyse bir yıl sonra sona erdi.

Ocak ayında iki şirket, uydu tabanlı SMS ve acil durum mesajlaşmasını üst düzey akıllı telefonlara getirmenin bir yolu olan Snapdragon Satellite platformunu piyasaya sürdü. Kasım ayı ikinci haftasında Iridium, Qualcomm’un 3 Aralık’tan itibaren ortaklığı iptal edeceğini söyledi.

Açıklamada: “Şirketler teknolojiyi başarıyla geliştirdi ve gösterdi; ancak bu teknik başarıya rağmen akıllı telefon üreticileri bu teknolojiyi cihazlarına dahil etmediler. Bundan dolayı Qualcomm, 3 Kasım 2023’te Iridium’a anlaşmaları feshetmeyi seçtiğini bildirdi” dedi.

Telefonlara uydu bağlantısı için beklenmeyen ayrılık

Ortaklığın çöküşü, Android telefonlara uydu bağlantısının getirilmesine bir darbe gibi görünebilir. Ancak görünen o ki akıllı telefon satıcıları kendilerini yalnızca Iridium’un uydu ağıyla sınırlamak istemiyor. Qualcomm, CNBC’ye, akıllı telefon satıcılarının “standartlara dayalı çözümleri tercih ettiklerini belirtmeleri” nedeniyle ortaklığın başarısız olduğunu söyledi. Şirket, “Bu yılın başında tanıtılan özel çözüme ilişkin çabaları durdururken standartlara dayalı çözümler konusunda Iridium ile işbirliğine devam etmeyi umuyoruz” diye ekledi.

Qualcomm ve Iridium, anlaşmayı ilk olarak Apple’ın en yeni iPhone’larda  uydu tabanlı acil durum mesajları sunduğu sırada duyurmuştu. Ortaklığın çökmesine rağmen Iridium, uydu bağlantılı telefon pazarında hala büyük bir potansiyel görüyor. Şirket şu anda kendi hizmetleri ve cihazları üzerinden uzaktan bağlantı sağlamak için 66 alçak Dünya yörüngesindeki uyduyu işletiyor. Iridium artık “şirketin daha önce işbirliği yaptığı akıllı telefon OEM’leri, diğer çip üreticileri ve akıllı telefon işletim sistemi geliştiricileriyle doğrudan yeniden bağlantı kurmanın” ücretsiz olduğunu söylüyor. Yani bir alternatif yolda olabilir.

Iridium CEO’su Matt Desch: “Bu ortaklığın hemen meyve vermemesi beni hayal kırıklığına uğratsa da, sektörün yönünün tüketici cihazlarında uydu bağlantısının arttırılması yönünde açık olduğuna inanıyoruz” diye ekledi. SpaceX, Iridium’un yanı sıra FCC’nin onayını bekleyen bir hücresel uydu hizmeti de başlatmaya çalışıyor. Sistem, şirketin Starlink takımyıldızı üzerinden çalışacak ve değiştirilmemiş T-Mobile telefonlarının uydu bağlantısı almasına izin verecek. Bu arada AT&T de benzer bir seçeneği etkinleştirmeye çalışıyor. Tüm bunlara ek olarak Samsung, yakın zamanda gelecek yıl Galaxy S24 telefonlarına uydu bağlantısı getirme planlarını açıkladı .

NATO siber saldırılara toplu yanıt verecek!

NATO delegeleri Perşembe günü ittifakın ilk yıllık Siber Savunma Konferansı için bir araya geldi. Toplantıda yapılan konuşmalara göre siber saldırılara karşı dayanıklılığın ötesinde yeni yöntemlere ihtiyaç duyulduğu müttefikler arasında giderek daha fazla kabul gören bir konu haline gelmiş durumda. Konferansın kamuya açık tek unsuru olan açılış konuşmaları ve panel tartışmaları sırasında, bu yılın ev sahibi Almanya ve gelecek yılın ev sahibi Birleşik Krallık’ın da aralarında bulunduğu bir dizi müttefik ülke, ortak bir “NATO Siber Merkezi” kurulmasını desteklediklerini açıkladılar.

Böyle bir yapının tam olarak ne amaçla kurulacağı belirsiz. Ortak yapının müttefikler arasında siber yetkinliklerin geliştirilmesi mi, yoksa güvenlik kolektifi için siber alanda neler olup bittiğine dair ortak bir durumsal farkındalık mı yaratacağı, hatta birleşik operasyonlar için taktik düzeyde bir komuta olup olmayacağı bilinmiyor. Ancak gerek Almanya Dış İşleri Bakanı Annalena Baerbock’un açılış konuşmasında söyledikleri gerekse de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada söyledikleri daha önce de açıklanan NATO’nun “saldırılara karşı ortak siber yanıt” konusunda kararlı olduğunu gösteriyor.

Almanya Dış İşleri Bakanı Annalena Baerbock’un ülkenin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi‘ne atıfta bulunurken, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Rusya ve Çin’i hedef gösteren açıklamalar yaptı. Stoltenberg konuşmasında “siber uzayda artan stratejik rekabet, çalışanlarımızı ve ağlarımızı daha iyi korumak ve özel sektörle daha yakın çalışmak” şeklinde üç ana başlığa ayırdığı konuşmasında şu ifadelere de yer verdi:

“Çin ve Rusya da dahil olmak üzere otoriter rejimler çıkarlarımıza, değerlerimize ve güvenliğimize meydan okuyor ve buna siber uzay da dahil. Çin bizim düşmanımız olmasa da değerlerimizi paylaşmıyor ve siber uzayın geleceğini kendi imajına göre şekillendirmeye kararlı: Çok az şeffaflıkla ve insan haklarına saygı göstermeden. Pekin yeni teknolojileri kendi ülkesinde baskı aracı olarak kullanıyor. Ve yüz tanıma da dahil olmak üzere teknolojilerini dünyanın dört bir yanındaki ülkelere devlet kontrolü araçları olarak ihraç ediyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler’de yeni internet protokolleri önererek özgür ve açık bir siber dünya kavramına meydan okuyor.

Rusya ise geçen yıl Ukrayna’yı geniş çaplı işgal ettiğinde, tankları ve birlikleri büyük siber saldırılarla desteklendi. Bu saldırılardan biri Ukrayna’nın polis, ordu ve istihbarat servislerinin iletişimini devre dışı bıraktı. Ukrayna bu saldırıların birçoğunu bertaraf edebilmiştir, bunun en önemli nedeni siber savunmasını güçlendirmek için NATO Müttefikleri ile uzun yıllar boyunca yakın işbirliği içinde çalışmış olmasıdır.

Siber saldırıları daha iyi caydırmamız ve gerekirse bunlara karşı savunma yapmamız gerekiyor. Vilnius’taki NATO Zirvesi’nde Müttefikler siber savunmamızı güçlendirmek için yeni bir konsept üzerinde anlaştılar. Siyasi açıdan bu, potansiyel düşmanlara bize saldırdıkları takdirde bunun sonuçları olacağına dair güçlü bir mesaj göndermek anlamına gelmektedir. Ve SACEUR’e ihtiyaç duyduğunda karşılık verme yetkisi vermek.  Askeri açıdan ise savunma ve saldırı amaçlı siber operasyonlar için gerekli kabiliyetlere sahip olmak anlamına gelmektedir.

Enerji için Rusya’ya bel bağlayan NATO aynı hatayı 5G’de Çin ile yapmak istemiyor

Özellikle 5G ağları da dahil olmak üzere güvenilir ve güvenli iletişim sistemlerine ihtiyacımız var. Bu da gelecek için dijital omurgamızı oluştururken otoriter rejimler tarafından tedarik edilen ekipmanlara güvenmekten kaçınmamız gerektiği anlamına geliyor. Enerji tedarikimiz için Rusya’ya bel bağlamanın sonuçlarını gördük. Kritik ağlarımızın teknolojisini sağlamak için Çin’e güvenerek bu hatayı tekrarlamamalıyız.

Gerçekten de sistemlerimizin zarar görmesini zorlaştırmak, daha dayanıklı hale getirmek ve daha hızlı toparlanmasını sağlamak için özel sektörün her kademesiyle birlikte çalışmamız gerekiyor. Ukrayna’da gördüğümüz üzere Microsoft, Amazon ve Starlink gibi özel şirketler kendi başlarına kritik aktörler haline gelmiştir. Kiev’den gelen doğrudan yardım taleplerine yanıt verdiler, tüm devlet dairelerini buluta yüklediler ve güvenli iletişim için uydu ağlarını kullandılar. Özel sektör olmadan uluslarımızı güvende tutmak mümkün değildir. Dolayısıyla birlikte daha fazla konuşmamız, planlamamız ve tatbikat yapmamız gerekiyor.

Özel sektörde ve özel şirketlerde ordu ile işbirliği yapmanın etik olmadığını düşünenler olduğunu biliyorum. Ancak Ukrayna’nın ülkesini savunmasına yardımcı olmanın, kendi uluslarımızı savunmanın ve özgürlüğümüzü savunmanın etik olmayan hiçbir yanı yoktur. Sanayi olmadan savunma olmaz, caydırıcılık olmaz ve güvenlik olmaz. Dolayısıyla birlikte çalışma konusunda daha iyi olmamız gerekiyor.”

Omuz baş omuz formasyonu

0

Teknik analizde baş ve omuz formasyonu kullanılıyor. Bu, yükseliş eğiliminin düşüş eğilimine dönüşünü öngören özel bir grafik oluşum. Desen, dıştaki ikisinin yüksekliğinin birbirine yakın olduğu ve ortadakinin en yüksek olduğu üç tepe noktasına sahip bir taban çizgisi olarak görünüyor.

Baş ve omuz modeli, bir hisse senedinin fiyatı zirveye çıktığında ve ardından önceki yükseliş hareketinin tabanına geri döndüğünde oluşuyor. Daha sonra fiyat önceki zirvenin üzerine çıkarak “baş” noktasını oluşturur ve ardından orijinal tabana geri dönüyor. Son olarak hisse senedi fiyatı, tekrar düşmeden önce oluşumun ilk zirvesi seviyesinde tekrar zirveye ulaşıyor.

Omuz baş omuz formasyonu için bileşenler

Baş ve omuz formasyonu en güvenilir trend dönüş formasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu, değişen doğruluk dereceleriyle yükseliş eğiliminin sona yaklaştığının sinyalini veren birkaç tepe formasyonundan biri.

Baş ve omuz formasyonu, dıştaki ikisinin yüksekliğinin birbirine yakın olduğu ve ortadakinin en yüksek olduğu üç zirveden oluşan bir grafik modeline sahip teknik bir gösterge. En güvenilir trend dönüş formasyonlarından baş ve omuz formasyonu. Yani yükseliş eğiliminin düşüş eğilimine dönüşünü öngören bir grafik oluşumu. Ters baş ve omuz formasyonu, düşüş eğiliminin yükseliş eğilimini öngörüyor. Boyun çizgisi, desen yönüne bağlı olarak destek veya direnç çizgilerinde duruyor.

Bir baş ve omuz modelinin dört bileşeni var.

  • Uzun yükseliş trendlerinin ardından fiyat zirveye çıkar ve ardından düşüş göstererek bir dip noktası oluşturuyor.
  • Fiyat tekrar yükselerek ilk zirvenin oldukça üzerinde ikinci bir zirve oluşturuyor ve tekrar düşüyor.
  • Fiyat üçüncü kez yükseliyor, ancak yalnızca ilk zirve seviyesine ulaşır ve ardından yeniden düşüyor.
  • İki oluk veya tepe noktasından (ters) çizilen boyun çizgisi yer alıyor.

Baş ve omuzlar grafiğinin tersi , baş ve omuzlar tabanı olarak da adlandırılan ters baş ve omuzlar diyebiliriz. Düşüş trendlerindeki geri dönüşleri tahmin etmek için kullanılan baş ve omuz dipleri ters çevrilmiş durumda. Bu model, bir menkul kıymetin fiyat hareketi aşağıdaki özellikleri karşıladığında tanımlanıyor.

  • Fiyat bir çukura düşüyor, sonra yükseliyor.
  • Fiyat önceki dip seviyesinin altına düşer, sonra tekrar yükseliyor
  • Fiyat tekrar düşüyor ama ikinci dip noktasına kadar değil.
  • Son çukur oluştuktan sonra fiyat, önceki çukurların tepesine yakın bir yerde bulunan dirence doğru yukarı doğru yöneliyor.

İkili dip formasyonu nasıl yorumlanabilir?

0

İkili dip formasyonu, trendde büyük bir değişikliği ve piyasa ticaretindeki önceki aşağı yönlü hareketten momentumun tersine dönmesini temsil ediyor. Klasik bir teknik analiz grafik formasyonu diyebiliriz. Bir menkul kıymetin veya endeksin düşüşünü, bir toparlanmayı, orijinal düşüşle aynı veya benzer seviyeye başka düşüşü ve son olarak başka toparlanmayı tanımlıyor. İkili dip “W” harfine benziyor. İki kez dokunulan en düşük seviye artık önemli bir destek seviyesi diyebiliriz. Bu iki düşük seviye devam ederken, yükselişin yeni bir potansiyeli var.

İkili dip formasyonu ne anlama geliyor?

Kar hedefleri açısından, modelin ihtiyatlı bir okuması, minimum hareket fiyatı hedefinin iki düşük ve orta yüksek seviyenin mesafesine eşit olduğunu gösteriyor. Daha agresif hedefler, iki düşük ve orta seviye arasındaki mesafenin iki katı diyebiliriz.

İkili dip formasyonu her zaman belirli bir menkul kıymette majör veya minör bir düşüş trendini takip ediyor. Potansiyel bir yükseliş trendinin tersine dönüşünü ve başlangıcını işaret ediyor. İkili dip formasyonları nispeten sık ve birçok farklı zaman diliminde ortaya çıkıyor. Günlük ikili dip, trendde uzun vadeli bir tersine dönüş veya değişime işaret edebiliyor. Saatlik ikili dip, düşüş trendinde yalnızca kısa bir duraklamayı gösteriyor.

Mali piyasaların teknik analizinde ikili dip bir hayli önemli. Çünkü aşağı yönlü bir hareketin ardından önemli bir düşük veya güçlü destek seviyesine ulaşıldığını gösteriyor. İkili dip seviyesi yerinde kalırken, fiyat hareketi muhtemelen daha yüksek bir geri çekilme sergileyecek. Muhtemelen yeni bir yükseliş trendinin başlangıcına işaret edecektir.

İkili dip, yukarıya doğru bir yön değişiminin ve muhtemelen yeni bir yükseliş trendinin başlangıcının işareti. Alıcılar/satıcılar açısından, satıcılar düşük noktaya (destek) gelen bir düşüş trendi anlamına geliyor. Bu da toparlanmaya veya kısa kapanmaya yol açıyor. Bunu takip eden toparlanmanın genel düşüş trendi içinde düzeltici olduğu düşünülüyor. Bu da satıcıların hala yerinde olduğu ve sonunda aşağı yönlü bir girişim daha yapacakları anlamına geliyor. Ancak önceki düşük/destek seviyesi yeniden korunmayı başarıyor. Bu da temellerin değişmiş olabileceği ve satış baskısının tükenmiş olabileceğini gösteriyor. Satıcıların aniden aşağı yönlü hareketin yanlış tarafında bırakılabileceği anlamına geliyor.

Fibonacci indikatörü nasıl kullanılır?

Fibonacci lakaplı Leonardo Pisano, 1170 yılında Pisa’da doğan İtalyan bir matematikçi. Babası Guglielmo Bonaccio, kuzeydoğu Cezayir’de bir Akdeniz limanı olan ve şimdi Bejaia isimli Bugia’da bir ticaret karakolunda çalışıyordu. Genç bir adam olan Fibonacci, Bugia’da matematik eğitimi aldı. Kapsamlı seyahatler sırasında Hindu-Arap rakam sisteminin avantajlarını öğrendi.

Fibonacci, Fibonacci sayı dizisinin yaratıcısı. Fibonacci sayı dizisinde 0 ve 1’den sonraki her sayı kendinden önceki iki sayının toplamıdır. Ticaret bağlamında, Fibonacci geri çekilmelerinde kullanılan sayılar Fibonacci dizisindeki sayılar değil. Bunun yerine dizideki sayılar arasındaki matematiksel ilişkilerden türetiliyor. Fibonacci geri çekilme seviyeleri için bir grafikteki yüksek ve düşük noktalar temel alınıyor. Bununla birlikte bir ızgara oluşturularak gösteriliyor. Bu yatay çizgiler olası fiyat dönüş noktalarını belirlemek için kullanılıyor.

Adım adım Fibonacci indikatörü nasıl kullanılır?

Ticarete ise Fibonacci geri çekilmelerinde kullanılan sayılar Fibonacci dizisindeki sayılar değil. Bunun yerine dizideki sayılar arasındaki matematiksel ilişkilerden türüyor. Yüzde 61,8’lik “altın” Fibonacci oranının temeli, Fibonacci serisindeki bir sayının onu takip eden sayıya bölünmesinden geliyor.

Fibonacci geri çekilme  seviyeleri, bir grafikteki yüksek ve düşük noktalar alınarak ve bir ızgara oluşturmak için kullanılıyor. Yüzde 23,6, 38,2 ve 61,8’lik temel Fibonacci oranlarının yatay olarak işaretlenmesiyle gösteriliyor. Böylelikle bu yatay çizgiler olası fiyat dönüş noktalarını belirlemek için kullanılıyor.

Yüzde 50 geri çekilme seviyesi normalde grafik yazılımı kullanılarak çizilebilen Fibonacci seviyeleri tablosuna dahil ediliyor. Yüzde 50’lik geri çekilme bir Fibonacci sayısına dayanmasa da, yaygın olarak önemli bir potansiyel geri dönüş seviyesi diyebiliriz. Özellikle Dow Teorisinde  ve ayrıca WD Gann’ın çalışmalarında da kabul ediliyor.

Fibonacci geri çekilmeleri genellikle trend ticaret stratejisinin bir parçası gibi kullanılıyor. Bu senaryoda yatırımcılar bir trend içerisinde bir geri çekilme gözlemliyor. Fibonacci seviyeleri ile başlangıç ​​trendi yönünde düşük riskli girişler bulunuyor. Böylelikle yatırımcılar, fiyatın Fibonacci seviyelerinden eski ​​trend yönüne eğilimini görebilir. Böylelikle fiyat Fibonacci seviyesine ulaştığında teknik sinyallerin kesişmesi durumunda geri dönüş olasılığı artıyor. Fibonacci seviyeleriyle birlikte diğer popüler teknik göstergeler arasında mum çubuğu formasyonları yer alıyor. Ayrıca trend çizgileri, hacim, momentum osilatörleri ve hareketli ortalamalar yer alıyor. Oyunda daha fazla sayıda onaylayıcı gösterge, daha güçlü bir geri dönüş sinyaline eşit.